ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2020/79
Karar Sayısı : 2023/113
Karar Tarihi : 22/6/2023
R.G.Tarih-Sayı :11/10/2023-32336
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1. Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesi (E.2020/79)
2. Gaziantep 23. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2020/85)
3. Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2020/99)
4. Kula Asliye Ceza Mahkemesi (E.2021/10)
5. Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2022/30)
6. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2022/44)
7. Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2022/131)
8. Kadirli Ağır Ceza Mahkemesi (E.2022/151)
9. Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2023/11)
10. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi(E.2023/26)
11. Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2023/85)
12. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi(E.2023/89)
13. Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2023/91)
İTİRAZLARIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
1. 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen251. maddesinin;
a. (1), (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarının,
b. (7) numaralı fıkrasında yer alan “…yaş küçüklüğü,…”ibaresinin,
2. 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin,
Anayasa’nın Başlangıç Kısmı ile 2., 6., 7.,8., 9., 10., 13., 36., 38., 87., 90., 138. ve 141. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talepleridir.
OLAY: Kastenyaralama,hakaret, tehdit, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, hükümlü veya tutuklununkaçması suçlarından açılan davalarda itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
1. 251. maddesişöyledir:
“Basit yargılama usulü
Madde 251 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)(Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)
(1) Asliye ceza mahkemesince,iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yılveya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulününuygulanmasına karar verilebilir. (Ekcümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarıncaduruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.
(2) Basit yargılama usulününuygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur veşikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılıolarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hükümverilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler,ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.
(3) Beyan ve savunma için verilen süredolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşüalınmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle,223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyetkararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunmasıhâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapiscezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşıçıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazınsonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesihâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmaksuretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaşküçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veyakovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsamagiren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olmasıhâlinde uygulanmaz.
2. 252. maddesişöyledir:
“Basit yargılama usulünde itiraz
Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile BirlikteYeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilenhükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümlerkesinleşir.
(2) İtiraz üzerine hükmü verenmahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarıncahüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadanönce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemişsayılır.
(3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarıncahüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiğihükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafındanyapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirimkorunur.
(4) İtiraz üzerine verilen hükmünsanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklarada uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardanyararlanır.
(5) İkinci fıkra uyarınca verilenhükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Birincifıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkıbulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan merciegönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereğiiçin mahkemesine gönderir.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2020/79 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Serdar ÖZGÜLDÜR,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, MuammerTOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nın katılımlarıyla 15/10/2020tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılanmaddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptalitalep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kuralise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. Bakılmakta olan davanın konusu sanığın eşekarşı kasten yaralama ve hakaret suçlarından cezalandırılması talebineilişkindir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin iptalini talep etmiştir.
4. Davaya konu yargılamasürecinde, sanıkla ilgili yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlikhâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı birsuç durumunun bulunmadığı, yine sanığın üzerine atılı suçlardan birinin basityargılama usulü kapsamına girip diğerinin girmediğine ilişkin bir durumun dasöz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre itiraz konusu kuralın basit yargılama usulünün yaş küçüklüğü, akıl hastalığı,sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya datalebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmayacağına ilişkin (7) numaralı fıkrası ile basit yargılama usulükapsamına giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmişolması hâlinde uygulanmayacağını öngören (8)numaralı fıkrasının bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Buitibarla anılan Kanun’un 251. maddesinin (7) ve (8) numaralı fıkralarına ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
5. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
A.(7) ve (8) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Kalan kısmınınesasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2020/85 Sayılı Başvuru Yönünden
6. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, YusufŞevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in katılımlarıyla 12/11/2020tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
7. Bakılmakta olan davanın konusu sanığın eşekarşı kasten yaralama suçundan cezalandırılması talebine ilişkindir. İtirazyoluna başvuran Mahkeme 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin iptalini talepetmiştir.
8. E.2020/79 sayılı başvurunun ilk incelemebölümünde belirtilen gerekçeler bu başvuru yönünden de geçerlidir. Bu itibarlaanılan Kanun’un 251. maddesinin (7) ve (8) numaralı fıkralarına ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
9. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
A.(7) ve (8) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Kalan kısmınınesasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C. E.2020/99 Sayılı Başvuru Yönünden
10. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nın katılımlarıyla24/12/2020 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
11. Bakılmakta olan davanın konusu sanığın trafikgüvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması talebine ilişkindir. İtirazyoluna başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin (1), (2), (3) ve(6) numaralı fıkraları ile 252. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptalini talepetmiştir.
12. Mahkeme iddianamenin kabulünden sonrabasit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmesi aşamasında AnayasaMahkemesine başvurmuştur. Dolayısıyla anılan Kanun’un basit yargılama usulünüdüzenleyen 251. maddesi uyarınca verilmiş bir hükme yönelik bir itirazınbulunmadığı gözetildiğinde Kanun’un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu itibarla anılanfıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
13. Açıklanan nedenle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A. 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1), (2), (3) ve (6)numaralı fıkralarının esasının incelenmesine, Basri BAĞCI’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. 25.maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2) numaralıfıkrasının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
Ç. E.2021/10 Sayılı Başvuru Yönünden
14. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nınkatılımlarıyla 4/2/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural ve sınırlandırma sorunları görüşülmüştür.
15. Bakılmakta olan davanın konusu suçasürüklenen çocuğun trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasıtalebine ilişkindir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 250.maddesinin (12) numaralı fıkrası ile 251. maddenin (7) numaralı fıkrasının iptalinitalep etmiştir.
16. Davada başvuran Mahkemece iddianameninkabul edilerek kovuşturma evresine geçildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla buaşamada 5271 sayılı Kanun’un seri muhakeme usulüne yönelik olan 250. maddesinin(12) numaralı fıkrasının bakılmakta olan davada uygulanma imkânıbulunmamaktadır. Bu itibarla anılan maddeye ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
17. Öte yandan davada suçasürüklenen çocukla ilgili akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ilesoruşturma veya kovuşturma yapılmasının izne ya da talebe bağlı olduğu suçlarlailgili herhangi bir durumun da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre anılan Kanun’un 251. maddesinin (7) numaralı fıkrasında yeralan “…akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik…” ve “…ile soruşturma veyakovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar…” ibarelerinin de itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.Dolayısıyla söz konusu ibarelere ilişkin başvurunun da Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddi gerekir.
18. Ayrıca Kanun’un 251.maddesinin (7) numaralı fıkrasının kalan kısmında yer alan “Basit yargılama usulü,…”, “…hâlleri…” ve “…hakkında uygulanmaz.”ibareleri yaş küçüklüğünün yanı sıra bakılmaktaolan davada uygulanma imkânı bulunmayan akıl hastalığı, sağır ve dilsizlikhâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olansuçlar yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla söz konusufıkranın kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin bakılmakta olan davanınkonusu gözetilerek “…yaş küçüklüğü,…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasıgerekir.
19. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A.23. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 250. maddesinin (12)numaralı fıkrasının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 24. maddesiyle başlığı ile birlikteyeniden düzenlenen 251. maddesinin;
1. (7) numaralı fıkrasında yer alan “…akıl hastalığı, sağırve dilsizlik…” ve “…ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya datalebe bağlı olan suçlar…” ibarelerinin itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
2.(7) numaralı fıkrasının kalan kısmınınesasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…yaş küçüklüğü,…”ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
D. E.2022/30 Sayılı Başvuru Yönünden
20. İçtüzük hükümleri uyarıncaZühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla24/3/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacakkural sorunu görüşülmüştür.
21. Bakılmakta olan davada mahkemenin basityargılama usulünün uygulanmasından vazgeçerek genel hükümlere göre yargılamayadevam ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve basit yargılama usulününuygulanması konusunda hâkime takdir yetkisi tanıyan “…verilebilir.”ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu itibarlaanılan ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddigerekir.
22. Açıklanan nedenle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
A.(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…verilebilir.”ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. (1)numaralı fıkrasına 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 23. maddesiyleeklenen ikinci cümlenin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E. E.2022/44 SayılıBaşvuru Yönünden
23. İçtüzük hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM,Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, YusufŞevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDANve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 21/4/2022 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
F. E.2022/131 SayılıBaşvuru Yönünden
24. İçtüzük hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR veMuhterem İNCE’nin katılımlarıyla 9/11/2022 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
25. Bakılmakta olandavanın konusu sanığın basit yaralama suçundan cezalandırılması talebineilişkindir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5271sayılı Kanun’un 251. ve 252. maddelerinin iptallerini talep etmiştir.
26. E.2020/79 sayılı başvurunun ilk incelemebölümünde 251. madde ile ilgili belirtilen gerekçeler bu başvuru yönünden degeçerlidir. Bu itibarla anılan Kanun’un 251. maddesinin (7) ve (8) numaralı fıkralarına ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
27. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A. 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
1. (7)ve (8) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. Kalan kısmının esasının incelenmesine,
B. 25. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
G. E.2022/151 Sayılı Başvuru Yönünden
28. İçtüzük hükümleri uyarıncaZühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL,M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR veMuhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/12/2022 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Ğ. E.2023/11 Sayılı Başvuru Yönünden
29. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA,Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, YusufŞevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 25/1/2023 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunugörüşülmüştür.
30. Bakılmakta olandavanın konusu sanığın hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebineilişkindir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5271sayılı Kanun’un 251. ve 252. maddelerinin iptallerini talep etmiştir.
31. E.2020/79 sayılı başvurunun ilk incelemebölümünde 251. madde ile ilgili belirtilen gerekçeler bu başvuru yönünden degeçerlidir. Bu itibarla anılan Kanun’un 251. maddesinin (7) ve (8) numaralıfıkralarına ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
32. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A. 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
1. (7) ve (8) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. Kalan kısmının esasının incelenmesine,
B. 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin esasınınincelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
H. E.2023/26 Sayılı Başvuru Yönünden
33. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 16/2/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
34. Bakılmaktaolan davanın konusu sanığın hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundancezalandırılması talebine ilişkindir. İtirazyoluna başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinin, 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “Taraflar gelmese bile duruşma yapılır veyokluklarında...” ibaresi ile anılan maddenin (3) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinin “sanığın haklı itirazı” yönünden iptallerini talep etmiştir.
35. Bakılmakta olan davada ilk derecemahkemesi tarafından basit yargılama usulü uygulanmaksızın duruşma günü belirlenmişve sanığın yakalanması sonrasında 12/1/2022 tarihli duruşmada savunmasıalınarak hüküm kurulmuştur. Anılan oturumda duruşma açılması gerekçegösterilerek basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verilmiştir.
36. Söz konusu Kanun’un 252. maddesinin (2)fıkrasında basit yargılama usulü ile verilmiş olan bir karara itiraz hâlindemahkemece yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Anılan maddenin (3) numaralıfıkrasında ise itiraz hâlinde mahkemenin basit yargılama usulü ile verilmiş ilkkarar ile bağlı olmadığı ve 251. maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca yapılanindirimin hangi durumlarda korunacağı hüküm altına alınmıştır. Bakılmakta olandavada sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanmamıştır. Bu itibarlaKanun’un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Taraflargelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında...” ibaresi ile anılanmaddenin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin bakılmakta olan davadauygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu ibare ve cümleye ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
37. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılıKanun’un;
A. 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251.maddesinin (1) numaralı fıkrasına 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 23.maddesiyle eklenen ikinci cümlenin esasının incelenmesine,
B. 25.maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin;
1.(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Taraflar gelmese bileduruşma yapılır ve yokluklarında...” ibaresinin,
2.(3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin “sanığın haklı itirazı”yönünden,
itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareyeve cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E. 2023/85 Sayılı Başvuru Yönünden
38. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, KadirÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR veMuhterem İNCE’nin katılımlarıyla 5/4/2023 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
39. Bakılmakta olan davanın konusu sanığın hakaret suçundancezalandırılması talebine ilişkindir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5271sayılı Kanun’un 252. maddesinin (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarınıniptallerini talep etmiştir.
40. Anılan maddenin itiraz konusu (4)numaralı fıkrası basit yargılama usulü neticesindeki hükme yönelik itirazüzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itirazetmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma imkânı varsa bu sanıkların da itirazetmiş gibi verilen kararlardan yararlanacağını, itiraz konusu (6) numaralıfıkra ise itirazın süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkıbulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosyanınitirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderileceğini, söz konusu merciin busebepler yönünden incelemesini yapacağını ve kararını gereği için mahkemesinegöndereceğini öngörmektedir.
41. Bakılmakta olan davada ise tek sanığınbulunması ve sanık hakkında kurulan hükme yönelik itirazın süresinde ve kanunyoluna başvurma hakkı bulunan katılan tarafından yapıldığı gözetildiğindeitiraz konusu (4) ve (6) numaralı fıkraların bakılmakta olan davada uygulanma imkânınınbulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla anılan fıkralara ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
42. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25.maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin;
A. (4) ve (6)numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. (2), (3) ve (5)numaralı fıkralarının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
İ. E.2023/89Sayılı Başvuru Yönünden
43. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, BasriBAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 18/5/2023tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
J. E.2023/91 Sayılı Başvuru Yönünden
44. İçtüzük hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan TahsinGÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ,Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, BasriBAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 18/5/2023tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARLARI
A. E.2020/85 Sayılı Başvuru Yönünden
45. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1), (2), (3), (4), (5) ve (6)numaralı fıkralarının iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin E.2020/85 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyleE.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 12/11/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2020/99 Sayılı Başvuru Yönünden
46. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1), (2), (3) ve (6) numaralıfıkralarının iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin E.2020/99 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyleE.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 24/12/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C. E.2021/10 Sayılı Başvuru Yönünden
47. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılıKanun’un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin(7) numaralı fıkrasında yer alan “...yaş küçüklüğü,...” ibaresininiptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2021/10 sayılı davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/79 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/79 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 4/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Ç. E.2022/30Sayılı Başvuru Yönünden
48. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1) numaralı fıkrasına 8/7/2021tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen ikinci cümlenin iptaline kararverilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/30 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/79 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/79 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 24/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
D. E.2022/44Sayılı Başvuru Yönünden
49. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…hükmü veren mahkemece…” ibaresinin iptaline kararverilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/44 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/79 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/79 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 21/4/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E. E.2022/131 SayılıBaşvuru Yönünden
50. 4/12/2004 tarihlive 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılıKanun’un;
A. 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen251. maddesinin (1), (2),(3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarının,
B. 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen252. maddesinin,
iptallerine kararverilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2022/131 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/79 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/79 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 9/11/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
F. 2022/151 Sayılı Başvuru Yönünden
51. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin E.2022/151 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyleE.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 13/12/2022 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
G. E.2023/11 Sayılı Başvuru Yönünden
52. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A. 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1), (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarının,
B. 25. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin,
iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itirazbaşvurusuna ilişkin E.2023/11 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına,esas incelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 25/1/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Ğ. E.2023/26 Sayılı Başvuru Yönünden
53. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1) numaralı fıkrasına 8/7/2021tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen ikinci cümlenin iptalinekarar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2023/26 sayılıdavanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2020/79 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2020/79 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 16/2/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
H. E.2023/85 SayılıBaşvuru Yönünden
54. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2), (3) ve (5) numaralıfıkralarının iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin E.2023/85 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyleE.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 4/5/2023 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
I. E.2023/89 Sayılı Başvuru Yönünden
55. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincive üçüncü cümlelerinin iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itirazbaşvurusuna ilişkin E.2023/89 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına,esas incelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 18/5/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
İ. E.2023/91 Sayılı Başvuru Yönünden
56. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikincicümlesinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin E.2023/91 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyleE.2020/79 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2020/79 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 18/5/2023 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜNDURDURULMASI TALEBİ
57. E.2020/79 sayılı dosyaya ilişkin başvuru kararında,itiraz konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsızzararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talep edilmiştir.
58. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1), (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarına yönelik yürürlüğündurdurulması taleplerinin koşulları oluşmadığından REDDİNE 15/10/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. ESASIN İNCELENMESİ
59. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Yakup MACİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
60. Basit yargılama usulü, ceza usul hukukunda kovuşturmaaşamasına özgü genel yargılama usulüne alternatif olarak ilk kez 5271 sayılıKanun’un 251. ve 252. maddelerinin yeniden düzenlenmesiyle ihdas edilmiştir.Anılan Kanun’un 251. maddesinde basit yargılama usulünün uygulanma şartları,itiraz konusu 252. maddesinde ise itiraza ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
61. Basit yargılama usulü, adli para cezasını ve/veya üstsınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıolmak üzere uygulanabilen istisnai bir muhakeme yoludur. Kanun’un 251.maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasında asliye ceza mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra 175. maddenin (2)numaralı fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenmeden önce basit yargılamausulünün uygulanmasına karar verilebileceği belirtilmiştir.
62. Basit yargılama usulününuygulanması için öncelikle soruşturma aşamasında toplanan delillere görehâkimin vicdani kanaate ulaşması gerekmektedir. Delillerin vicdani kanaatinoluşmasına yeterli olup olmadığı esasa ilişkin karar verilinceye kadar hâkimtarafından değerlendirilebilecektir. Nitekim 251. maddenin itiraz konusu (6)numaralı fıkrasında mahkemece gerekligörülmesi hâlinde hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiylegenel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebileceği düzenlenmiştir.
63. Kanun’un 251. maddesinin itirazkonusu (2) numaralı fıkrasına göre basit yargılama usulününuygulanmasına karar verilmesi hâlinde tebligatta mahkemece duruşmayapılmaksızın hüküm verilebileceği belirtilmek suretiyle iddianamenin sanık,mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek tarafların beyan ve savunmalarını on beşgün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenecektir. Mahkemenin bu süreçte toplanmasıgereken belgeleri, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edebilmesi mümkündür.
64. Anılan maddenin itiraz konusu (3) ve (4) numaralıfıkralarında ise taraflara beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonramahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın,26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesi dikkate alınmaksuretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde belirtilen kararlardan birinehükmedilebileceği, mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç cezanın dörttebir oranında indirileceği, mahkemece, koşullarının bulunması hâlinde; kısasüreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya hapiscezasının ertelenebileceği ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarakkarşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebileceği belirtilmiştir. Maddenin itiraz konusu (5) numaralı fıkrasınagöre hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtilmesi gerekmektedir.
65. Maddenin itiraz konusu “…yaş küçüklüğü…”ibaresinin bulunduğu (7) numaralı fıkrası ile (8) numaralı fıkrasında, basityargılama usulünün, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleriile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlarhakkında uygulanmayacağı, yine suçun basit yargılama usulü kapsamında olmayanbaşka bir suçla birlikte işlenmiş hâlinde de basit yargılama usulüne göre kararverilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
66. Kanun’un itiraz konusu 252. maddesinde ise basityargılama usulü kapsamında verilen hükme karşı yapılacak itiraza ilişkin usulve esaslar düzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında basityargılama usulüne göre verilen kararın itiraza tabi olduğu, süresi içindeitiraz edilmeyen hükümlerin kesinleşeceği belirtilmiştir. Maddenin (6) numaralıfıkrasında itirazın, süresinde ya da kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan kişilertarafından yapılması hâlinde dosyanın, 268. maddenin (2) numaralı fıkrasıuyarınca itirazı incelemeye yetkili mercie gönderileceği, merciin bu sebepler yönündenincelemesini yaparak gereği için dosyayı mahkemesine iade edeceğidüzenlenmiştir.
67. Maddenin (2) numaralı fıkrasında yöntemine uygunyapılan itiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılacağı ve genelhükümlere göre yargılamaya devam edileceği belirtilmiştir. Aynı fıkradatarafların duruşmaya gelmemesinin yokluklarında 223. madde uyarınca hükümverilmesine engel olmayacağı ancak taraflara gönderilecek davetiyede duruşmayagelmemeleri hâlinde yokluklarında karar verilebileceği hususuna yer verilmesigerektiği, duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde ise duruşmayapılmayacağı ve itiraz edilmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
68. Maddenin (3) numaralı fıkrasında ise mahkemenin itirazüzerine karar verirken basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığı,ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251. maddeninüçüncü fıkrası uyarınca yapılan dörtte bir oranındaki indirimin korunacağıbelirtilmiştir.
69. Maddenin (4) ve (5) numaralı fıkralarında itirazüzerine sanık lehine verilen hükmün itiraz etmemiş olan diğer sanıklara uygulanmaimkânının bulunması hâlinde bu sanıkların da karardan yararlanacakları, itirazüzerine verilen karara karşı genel hükümlere göre istinaf ya da temyiz kanunyoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
70. Bu itibarla basit yargılama usulüyle ceza miktarınagöre nispeten hafif nitelikteki suçlar için sanık, mağdur ve şikâyetçininyazılı beyan ve savunmalarıyla yetinilerek duruşma yapılmaksızın uyuşmazlığınsona erdirilmesine imkân sağlandığı anlaşılmaktadır. Basit yargılama usulündegenel yargılama usulünde yer verilen bazı güvencelerin uygulanmadığı duruşmasızevre ile itiraz üzerine genel yargılama usulünün uygulandığı ancak sanığınyokluğunda karar verilebilme imkânının olduğu duruşma safhası olmak üzere ikiaşamalı bir sistem öngörülmüştür. İtirazdan sonraki süreçte taraflarınyokluğunda uyuşmazlık hakkında karar verilebilmesinin ancak basit yargılamausulü kapsamındaki suçlar yönünden söz konusu olabileceği anlaşılmaktadır.
B. İtirazların Gerekçeleri
71. Başvuru kararlarında özetle;
- İtiraz konusu kurallarda basit yargılama usulüyleilgili objektif ölçütlerin tespit edilmediği, maddi ceza hukuku alanına etkieden bir ceza usul kurumunun sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağı hususundahâkime geniş takdir yetkisi verilmesinin hukuki belirsizliğe yol açabileceği,bu durumun suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle de bağdaşmadığı, kurallardaduruşma günü verildikten sonra basit yargılama usulüyle ilgili kararverilememesinin sanıklar hakkında lehe olan hükümlerin yargılamanın heraşamasında uygulanamaması sonucunu doğuracağı, bu durumun hukuk devletiilkesiyle çelişeceği, ayrıca basit yargılama usulünün uygulanmaması yönündekimahkemenin takdir yetkisinin kanun yolunda denetlenememesi sonucunu ortayaçıkaracağı,
- Yargılamanın aleni ve duruşmalıyapılmasının adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu, sanığın huzurundayapılan yargılamanın aynı zamanda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanmahakkının da etkili bir şekilde uygulanmasını sağlayacağı ancak basit yargılamausulünde sanığın birtakım güvencelerden vemaddi gerçeğin araştırılması amacından feragat ederek indirimli cezayı kabuletmek ya da genel yargılama usulü uygulanarak fazla ceza almak arasındatercihte bulunmaya zorlandığı, basit yargılama usulükapsamında duruşma yapılmadan karar verilmesi nedeniyle sanığın aleyhine olandelillere karşı doğrudan itiraz etme, yüz yüze açıklama yapma imkânının ortadankaldırıldığı, ayrıca soruşturma aşamasında alınan ve hükme esas alınması mümkünolmayan sanık ve tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulabileceği,usulüne uygun alınan savunma ile sanığın suçluluğunun tespit edilmesi gerektiğihâlde yalnızca şikâyetçi beyanına veya hukuka aykırı olarak sanığın müdafiolmadan alınan beyanlarına dayanılarak suçluluk tespitinin yapılabileceği, budurumun masumiyet ilkesiyle çelişeceği, ayrıca sanığın yokluğunda yapılan yargılamadahâkimin 5237 sayılı Kanun’un 50. ve 51. maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231.maddesinde yer alan sübjektif şartları değerlendirememesi nedeniylebireyselleştirme yapılmadan cezalandırma yoluna gidilebileceği, iradesi dışındahakkında basit yargılama usulü uygulanan sanığın klasik usulde yargılanma içinkarara itiraz etmek zorunda bırakıldığı,
- Basit yargılama usulüne göre verilenkararda sanığa indirim uygulanmasının afniteliğinde olduğu, böylece af yetkisinin yasama organından alınarak yargıyahatta yürütmeye devredildiği, itirazüzerine yapılan yargılamada ise dörtte bir oranında indirimin uygulanmamasınınkişinin kanun yoluna başvurmasını engelleyebileceği, genel yargılama usulüuygulanarak bir kısım sanık beraat edebilecekken basit yargılama usulününuygulanmasıyla yeterli inceleme yapılmaksızın kişilerin cezalandırılması sonucununortaya çıkacağı, bu durumun eşitliğe aykırı olduğu, bunun yanı sıra aynı suçu işleyenler hakkında herhangi bir objektif ölçütbelirlenmeden basit yargılama usulü uygulanan sanık hakkında dörtte bir oranındaindirim yapılırken başka bir sanık hakkında şartlar oluşmadığı gerekçesiyle sözkonusu hükümlerin uygulanmamasının kişinin fazla ceza almasına neden olacağı,bu durumun da eşitlik ilkesini zedeleyeceği,
-Basit yargılama usulü kapsamında kovuşturmayapılırken söz konusu usulden dönülerek genel hükümlere göre yargılamaya devamedilmesi hususunda hâkime yetki verilmesinin ve karara karşı yapılan itirazüzerine genel hükümlere göre yeniden yargılama yapılmasının davaların uzamasınaneden olacağı, sanığın itiraz üzerineyapılan yargılamada da duruşmaya gelmemesi hâlinde savunması alınmadanyargılamanın sona erdirilmesine imkân tanınmasının tüm yargılama boyuncasorgusu yapılmadan kişilerin cezalandırılmasına ya da suçluluk tespitine dayalıbaşka hükümlerin verilmesine neden olabileceği, sanığın yargılama sürecineetkin katılımının sağlanmamasının hukuk devleti ilkesi, adil yargılanma hakkıve masumiyet ilkesiyle bağdaşmayacağı,
-Kanunkoyucunun genel olarak çocukların yaşı ve gelişimleri itibarıyla korunmayamuhtaç durumda olmaları nedeniyle birtakım önlemler aldığı, çocuğun toplumakazandırılması ve üstün yararının bunlar lehine düzenlemeler yapılmasınıgerektirdiği, dolayısıyla basit yargılama usulünün suça sürüklenen çocuklarhakkında uygulanmamasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı,
-Basityargılama usulü uygulanarak karar veren bir hâkimin görüşünü açıklamasınedeniyle itiraz üzerine yeniden yargılama yapmasının da tarafsızlık ilkesinizedeleyeceği,
belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 9.,10., 13., 36., 38., 87., 90., 138. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 251. Maddesinin (1) ve (6) Numaralı Fıkralarınınİncelenmesi
72. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti;eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukigüvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
73. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hukuk devletiilkesine göre kanuni düzenlemeler, kişiler ve idarece kapsam ve sınırlarınınherhangi bir tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık ve net olmalıdır. Bu bağlamdahukuki belirlilik ilkesi gereğince yasal düzenlemelerin istikrarlı bir şekildeaynı olaylarda benzer sonucu doğuracak şekilde uygulanmaya elverişli olması,hukuka aykırı davranışlar için öngörülen yaptırımlar ile bu kapsamda ilgilimercie tanınan yetkinin kullanımının kişiler ve idarece belirli bir kesinlikiçinde yerine getirileceğinin öngörülmesi gerekmektedir. Bu durum aynı zamandahukuki güvenliğin sağlanmasına da katkı sunmaktadır (AYM, E.2018/137,K.2022/86, 30/06/2022, § 860).
74. 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinin itiraz konusu (1)ve (6) numaralı fıkralarında basit yargılama usulüne ilişkin şartlar ve usulünuygulanacağı aşama ile bu usulün uygulanmasından vazgeçme anı ile sonuçları düzenlenmiştir.
75. Kanun’un 251. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasındaasliye ceza mahkemesince, iddianameninkabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha azsüreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulününuygulanmasına karar verilebileceği, 175. maddenin (2) numaralı fıkrası uyarıncaduruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulünün uygulanamayacağı,itiraz konusu (6) numaralı fıkrasında ise mahkemece gerekli görülmesihâlinde 251. madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmaksuretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebileceğibelirtilmiştir.
76. Basit yargılama usulününuygulanmasında kişiler açısından öngörülebilir bir hukuk güvencesininsağlanması, ceza kovuşturmasına muhatap kişilerin belirlenen şartlarçerçevesinde basit yargılama usulü hükümlerinin kendileri hakkında uygulanıpuygulanmayacağını bilebilecek konumda olmalarıyla mümkündür. Öngörülebilirlikmevzuat ve yargısal içtihatlarla sağlanabilir.
77. Kurallardaobjektif şartların gerçekleşmesi hâlinde dahi basit yargılama usulünün uygulanmasıkonusunda hâkime geniş bir takdir yetkisinin verildiği görülmektedir. Sözkonusu takdir yetkisinin soruşturma aşamasında toplanan delillerin vicdanikanaate ulaşmak için yeterli olup olmadığı, başka bir ifadeyle dosyanın mevcutdelillere göre duruşma yapılmadan hüküm kurmaya elverişli nitelikte olupolmadığı hususuna yönelik olduğu açıktır. Nitekim Kanun’un 251. maddenin (1)numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin gerekçesinde basit yargılama usulüyleilgili karar verilirken dosya kapsamı itibarıylayargılamaya konu olayların karmaşık olup olmaması, çözümünde hukuki ve olgusalherhangi bir sorunla karşılaşılıp karşılaşılmaması, tanık dinlemenin, keşifyapmanın ya da bilirkişi raporu almanın zorunlu olup olmaması gibi hususlaradikkat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
78. Bu itibarla basit yargılama usulünün uygulanmasınailişkin şartlar öngören kuralların kapsam, hükümve sonuçları itibarıyla herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık, netve öngörülebilir nitelikte oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallardahukuki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerine aykırı bir yönbulunmamaktadır.
79. Öte yandan kurallar, Kanun’un 175. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaduruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulüyle ilgili kararverilemeyeceğini, basit yargılama usulü çerçevesinde yargılamayürütülürken mahkemece gerekligörülmesi hâlinde hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açılmak suretiylegenel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebileceğini öngörmektedir.
80. Hukuk devletiilkesi gereğince kanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek amacıylayapılması gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacakinceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıylasınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramınınAnayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında dabelirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstünolan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlariçin veya sadece belli kişilerin yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle birdurumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanunhükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında birkanun hükmünün gereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerlekamu yararının sağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bukapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, §102).
81. Hukuk devletinde kanunkoyucunun anayasal ilkelere bağlı kalmak şartıyla cezai uyuşmazlıklarındaalternatif uyuşmazlık çözüm yolu öngörüp öngörmeme veya hangi suçlara söz konusukurumların uygulanacağını, bunların şartlarını, yöntemini, kişi veya kurumyönünden kapsam ve sınırlarını belirleme konusunda takdir yetkisibulunmaktadır.
82. Ayrıca Anayasa’nın 141.maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” denilmek suretiyle davalarınmakul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bunedenle devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkinçareler oluşturmak zorundadır (AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28/2/2013).
83. Kurallarda basit yargılamausulünün uygulanmasına ancak kovuşturmanın ilk aşamasında karar verilebilmesive bu suretle duruşma günü belirlendikten sonra yargılamanın genel hükümleregöre sonuçlandırılmasının zorunlu kılınması, basit yargılama usulüne ilişkinbelirliliği oluşturma ve bu kapsamda duruşma yapılmaksızın uyuşmazlığın sonaerdirilmesi mümkün olan dosyaların süratle karara bağlanmasını sağlama amacınahizmet etmektedir.
84. Bununla birlikte kurallardabasit yargılama usulü hükümleri uygulanırkenmahkemece gerekli görülmesi hâlindekarar verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümleruyarınca yargılamaya devam edilebilmesinin, dosya kapsamı itibarıyla gerçektendelillerin toplanması gereken durumlarda ceza muhakemesinin temel hedefi olan maddi gerçeğe sağlıklı bir şekilde ulaşılarak suç vesuçlularla etkin mücadele edilmesine, suç işlenmesinin önlenmesine ve kamudüzeninin sağlanmasına katkı sunduğu anlaşılmaktadır.
85. Bu itibarla kanun koyucunun takdiryetkisi kapsamında basit yargılama usulünde uygulanacak usule ilişkindüzenlemeler içeren kurallarla kamu yararı dışında bir amacın gözetildiğisöylenemez. Ayrıca uyuşmazlığın esasının tüm yönleriyle aydınlatılması ihtiyacı ortayaçıktığında karar verilinceye kadar genel yargılama usulüne dönülmesininyargısal sürecin uzamasına bu suretle Anayasa’nın 141. maddesine aykırılıkoluşturacağı ileri sürülemez.
86. Başvuru kararlarında ayrıca basityargılama usulünün belirli suçları kapsamına alması veya hâkime verilen takdiryetkisine bağlı olarak aynı suçu işleyenler arasında usulün uygulanıpuygulanmaması konusunda farklı uygulama yapılmasının bir kısım sanıkların fazlabir kısmının ise daha az ceza almaları sonucunu ortaya çıkaracağı, bu durumun Anayasa’nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
87. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırısayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiylekanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
88. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez (AYM, E.2019/13, K.2021/31, 29/04/2021, § 94).
89. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacakanayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı yada benzer durumda bulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespitedilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılıkgözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından isefarklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olupolmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasındahakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer birifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılıolmasını gerektirmektedir (AYM, E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32;E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 12).
90. Kurallarda basit yargılama usulününuygulanması ve indirimden faydalanmasına ilişkin şartlar objektif olarakbelirlenmiştir. Dolayısıyla kuralların kapsamına giren suçları işleyenler ileşartları oluşmadığı için haklarında basit yargılama usulü uygulanmayankişilerin usul uygulanarak indirimden faydalanan sanıklarla aynı hukuki konumdaoldukları değerlendirilemez. Dolaysıyla kuralların eşitlik ilkesine aykırı biryönü bulunmamaktadır.
91. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 2., 10. ve 141. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Basri BAĞCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmıile 6., 7., 8., 9., 10., 13., 36, 38. 87., 90. ve 138. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
2. Kanun’un 251. Maddesinin (3) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinin “…Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesi dikkatealınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birinehükmedilebilir.” Bölümü, İkinci Cümlesi ve (4) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
92. 5271 sayılı Kanun’un 251. maddenin (3)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin itiraz konusu bölümü ile itiraz konusu(4) numaralı fıkrasında basit yargılama usulü kapsamında verilecek karar veuygulanacak yaptırım türleri düzenlenmiş, (3) numaralı fıkranın itiraz konusuikinci cümlesinde ise basit yargılama usulü kapsamında mahkûmiyet kararıverildiği takdirde yapılacak indirim miktarı hükme bağlanmıştır.
93. Kurallarda basit yargılama usulü kapsamında mahkemenin yazılı belgeve delillere göre yapacağı değerlendirme sonucunda 5237 sayılı Kanun’un 61.maddesi dikkate alınmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesindebelirtilen kararlardan birine hükmedilebileceği, mahkûmiyet kararı verildiğitakdirde sonuç cezanın dörtte bir oranında indirileceği, koşulları bulunmasıhâlinde kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veyahapis cezası ertelenebileceği ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılıolarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebileceği hükme bağlanmıştır.
94. Kanunkoyucunun anayasal ilkelere bağlı kalmak şartıyla ceza uyuşmazlıklarında hangifillerin suç konusu oluşturacağı ve bunlara ilişkin yaptırımları belirlemekonusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Dolayısıyla kurallarda basit yargılama usulüne göreverilecek hükümde uygulanacak ceza ve seçenek yaptırımlara kararverilebilmesinin öngörülmesinin söz konusu yetki içinde değerlendirilmesigerekir.
95. Ayrıca kovuşturmaya ilişkin benimsenenalternatif çözüm yönteminin etkin bir şekilde uygulanması ve böylece yargılamasürecinin hızlandırılarak basit yargılama usulünden beklenen faydanınsağlanması amacıyla sonuç cezadan belirli bir oranda indirim öngörülmesi dekanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
96. Bu itibarla basit yargılama usulününuygulanmasına teşvik etmek amacıyla kurallarda belirlenen indirim oranının yargılamasürecinin hızlandırma amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığısöylenemez. Bunun yanı sıra kurallarda öngörülen dörtte bir oranındaki indirimmiktarının hedeflenen amaca göre ölçülü olması gerekir.
97. Basit yargılama usulüne konusuçların ağırlıkları, tehlikelilikleri ve nitelikleri ile indirim oranınıncezalar üzerinde miktar itibarıyla yapacağı etki gözetildiğinde kurallarlameşru amaç arasında söz konusu makul bir dengenin kurulmadığı söylenemez. Buitibarla kuralların ulaşmak istenen meşru amaç bakımından orantılı olduğusonucuna ulaşılmıştır.
98. Öte yandan itirazkonusu kurallarda uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşıçıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebileceği belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 231. maddesinin (6) numaralıfıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumun uygulanması sanığınkabulü şartına bağlanmışken kurala göre sanık tarafından yazılı olarak karşıçıkılmaması hâlinde söz konusu kurumun uygulanmasına karar verilebilecektir.
99. İtiraz konusu kuralın bir ceza ya dahukuk usulünde öngörülen kurum ile ilgili birbirleriyle bağlantılı düzenlemeleriçermesi hâlinde kurumla ilgili bu kuralın anayasallık denetiminde bağlantılıolan diğer düzenlemeler hakkında verilmiş önceki karar ve bu karara yönelikgerekçeleri de gözönünde bulundurması gerekir.
100. Bu kapsamda itiraz konusu kurallarlailgili yapılan incelemede Kanun’un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının yineitiraz konusu olan ve basit yargılama usulüne yönelik itirazın düzenlendiği “İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır vegenel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.” şeklindeki birinci cümlesiyle ilgili açıklanangerekçe gözönüne alınarak değerlendirme yapılmıştır. Zira 252. maddenin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle ilgili verilen kararda kuralda yer alan basityargılama usulüne yönelik itiraz üzerine duruşma açılması hususununanayasal açıdan sorun oluşturmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu başlıkaltında incelenen itiraz konusu kurallar ile 251. madde yer alan itiraz konusudiğer kuralların anayasallık denetiminde Anayasa Mahkemesinin bu tespiti dikkatealınarak inceleme yapılmıştır.
101. Anayasa’nın “Hakarama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetikapsamındaki hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, kişinin aleyhine verilenbir hükmün başka bir yargı mercii tarafından gözden geçirilmesini vedenetlenmesini isteyebilmesini teminat altına almaktadır (AYM, E.2018/71,K.2018/118, 27/12/2018, § 12).
102. Anayasa’nın36. maddesi, mahkeme tarafından verilen hükmün üst mahkemece denetlenmesiüzerine aynı yönde verilen hükmün de bir kez daha denetlenmesini talep etmehakkı tanınmasını zorunlu kılmamaktadır. Ancak Anayasa’da bu şekilde birzorunluluğun bulunmaması kanun koyucunun takdir yetkisine dayanarak üst yargımerciinin verdiği kararın daha üst bir yargı mercii tarafından denetlenmesiyönünde düzenleme yapmasına engel değildir (AYM, E.2018/71, K.2018/118,27/12/2018, § 13).
103. Hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kurallarda öngörülen şartabağlanması suretiyle sanığın Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanhükmün denetlenmesini talep etme hakkından vazgeçme iradesinin zımni olarakortaya konulması yeterli görülmüştür. Ancak sanık hakkında basit yargılamausulü kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazedilmesi esasen basit yargılama usulüne itiraz edilmesi sonucunu doğurmaktadır.Başka bir ifadeyle Kanun’un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre basityargılama usulü kapsamında verilen karara itiraz edilmesi durumunda mahkemenin genelhükümlere göre duruşma açarak yargılamaya devam etmesi ve bu aşamada ancak sanığınaçık kabulü hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermesigerekecektir.
104. Bu itibarlakurallar kapsamında anılan kurumun uygulanmasının sanık tarafından yazılıolarak karşı çıkılmaması şartına bağlanmasının adil yargılanma hakkına aykırıbir yönü bulunmamaktadır.
105. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmıile 6., 7., 8., 9., 13., 38., 87., 90., 138. ve 141. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3. Kanun’un 251. Maddesinin (2) NumaralıFıkrası, (3) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinin Kalan Kısmı ile (5)Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
106. 5271 sayılı Kanun’un 251.maddesinin itiraz konusu (2) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının birincicümlesinin kalan kısmında basit yargılama usulünün işleyişine ilişkin hükümlerdüzenlenmiştir. Kurallarda mahkemeceiddianamenin sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek beyan vesavunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceği,tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususunun dabelirtileceği, ayrıca toplanması gereken belgelerin, ilgili kurum vekuruluşlardan talep edileceği, beyan ve savunma için verilen süre dolduktansonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşüalınmaksızın karar verileceği hükme bağlanmaktadır. Anılan maddenin itirazkonusu (5) numaralı fıkrasında ise basit yargılama usulü kapsamında verilenkararda itirazın usulü ve sonuçlarının gösterileceği belirtilmiştir.
107. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkının temel unsurlarından birisi de Anayasa'nın 141.maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir.Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamuyaaçarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamadakeyfîliği önlemektir (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).Özellikle ceza davalarında yargılamanınduruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkı ile savunma haklarının güvencesini oluşturur (Lokman Sapan,B. No: 2013/723, 21/11/2013, § 49).
108. Anayasa’nın 36. maddesinde açıkça aleni yargılanmahakkından söz edilmemekle birlikte söz konusu hak adil yargılanma hakkının zımnibir unsurunu oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinde de belirtilen aleni yargılanma hakkı, zorunlu olarak sözlüyargılama hakkını da içermekte olup davanın aleni (açık) duruşma ilegörülmesinin yanı sıra mahkeme kararının da aleni olarak açıklanması gereğineişaret etmektedir (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § § 31,32).
109. Aleniyet ilkesinin bir gereği olan duruşmalıyargılama istisnai durumlar dışında yargısal sürecin herkese açık olarakyürütülmesini, yargılama faaliyetinin ve bu kapsamda hâkimin tutum vedavranışlarının izlenebilmesini, kararın herkes tarafından öğrenilmesini,kısaca yargılamanın adil yargılanma hakkının usule ilişkin güvencelerine uygunbir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlar.
110. Yargılamanın duruşmalı yapılması aynı zamandatarafların yargısal sürece doğrudan katılmalarını ve yargılamanın işleyişinindenetlenmesini sağlayan en etkili yollarından biridir. Duruşmalı yargılamaesasen sözlü yargılamanın bir görünümüdür ve hâkimin taraflar ve delillerle bizzattemasa geçerek uyuşmazlığı çözmesini sağlar. Başka bir ifadeyle iddia vesavunmaları destekleyecek beyan ve delillerin doğrudan doğruya ve yüz yüzeileri sürülmesi, tarafların mahkeme huzurunda bulunmalarıyla mümkün olabilir.Bu durum tarafların ve tanık beyanlarının birebir karşılaştırılmasına veyerindeliğinin değerlendirilmesine imkân verir.
111. Dolayısıyla aleni yargılanma hakkı sanık açısındansavunma hakkının kullanılması, mağdur ve şikâyetçi gibi diğer yargılamasüjeleri yönünden ise beyan ve itirazların etkin bir şekilde dile getirilerekhâkimin kanaatinin etkilenmesi açısından oldukça önemlidir. Sözlü yargılanmaaynı zamanda uyuşmazlıkla ilgili bilgi, belge ve delillerden, taraflarıngörüşlerinden doğrudan haberdar olunmasını, bunlara karşı beyan ve itirazlarınbildirilmesini sağlayarak iddia-savunma dengesi ile çelişmeli yargılamayaişlerlik kazandırır.
112. Aleni yargılanma hakkı sanıkaçısından ayrı bir öneme sahiptir. Ceza yargılamasında hakkaniyete uygun biryargılamanın en önemli unsurlarından birisi sanığın bizzat veya müdafiiile birlikte huzurda savunmasını ileri sürme imkânına sahip olmasıdır. Bu fırsatıntanınması devletin Anayasa’da güvence altına alınan hakların etkin bir şekildekullanılması sağlama yükümlülüğünün sonucudur. Özellikle mahkemenin vereceğikararı etkileyecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başkaca esaslıişlemlerin yapıldığı kritik aşamalarda sanığın duruşmada hazır bulunmasıbüyük önem taşımaktadır. Böylelikle olayda esaslı rol oynayan sanığa delillerintartışılarak aleyhinde olanları çürütme ve mahkemenin kanaatini etkilemefırsatının verilmesinin, iddia ya da savunmanın doğruluğunun ispatlanmasına vebu suretle maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağı açıktır (ŞehrivanÇoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, § 75).
113. İtiraz konusu kurallarda sanık,mağdur ve şikâyetçiye iddianame tebliğedilerek on beş gün içinde sunulan yazılısavunma ve beyanlar ile ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilen belgeleriniçeriğinden haberdar edilmeden duruşmasız yargılamayla davanın sonaerdirilmesine imkân tanınması suretiyle adil yargılanma hakkına (aleniyargılanma hakkı, savunma hakkı) sınırlama getirilmektedir.
114. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüneyer verilmiştir. Buna göre adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamanınkanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülüolması gerekmektedir.
115. Bu kapsamda adilyargılanma hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen varolması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli veöngörülebilir nitelikte olması gerekir.
116. Esasen temel haklarısınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde,kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu niteliklerhukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesindesınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
117. Kurallarda öngörülen usulün kapsamve sınırlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve netolarak düzenlendiği gözetildiğinde kurallarla adil yargılanma hakkına getirilensınırlamada kanunilik şartının sağlandığı anlaşılmaktadır.
118. Anayasa Mahkemesi kararlarındabelirtildiği gibi temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlama nedenleri hakkındoğasından kaynaklanabileceği gibi Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hakve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler de sınırlama nedeni oluşturabilecektir(AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
119. Bu bağlamda Anayasa’nın 36.maddesinde güvenceye bağlanan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarındanbiri de makul sürede yargılanma hakkıdır. Bu hak gereğince devletin davalarınmakul bir süre içinde bitirilmesi yönünde pozitif bir yükümlülüğübulunmaktadır. Nitekim Anayasa’nın 141. maddesinde de devletin bu pozitifyükümlülüğü vurgulanmıştır.
120. Bu kapsamda itiraz konusukurallarla duruşma yapılmadan yazılı beyan ve deliller çerçevesindeyargılamanın sona erdirilmesine imkân tanınması, davaların makul süredesonuçlandırılarak ceza yargılama sisteminin hızlı ve etkin bir şekildeişlemesine katkı sunmaktadır. Bu itibarla kuralların anayasal bağlamda meşrubir amaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
121. Adil yargılanma hakkına yöneliksınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması gerekir. Ölçülülükilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç altilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmakistenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
122. Kurallar kapsamında benimsenenusulle hâkimin karar verme imkânına sahip olmasının anılan meşru amaca ulaşma bakımındanelverişli olmadığı söylenemez. Ayrıca basit yargılama usulü kapsamındabenimsenen yöntem dışında kişilerin adil yargılanma hakkına daha az sınırlamagetirecek bir usulle meşru amaca ulaşmanın mümkün olabileceği de ilerisürülemez. Nitekim kanun koyucunun temel hakka sınırlama getiren aracıngerekliliğini değerlendirmede geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununlabirlikte kurallarla öngörülen sınırlama ile meşru amaç arasında makul birdengenin sağlanması gerekir.
123. Hukuk sistemi ile toplumsalihtiyaçlar arasındaki bağlantının bir sonucu olarak uyuşmazlıkların çözümünükolaylaştırmak, adalet yapısının işleyişini hızlandırmak amacıyla devletlerbirtakım tercihlerde bulunabilir. Dolayısıyla hak arama özgürlüğünün en önemliaraçlarından biri olan uyuşmazlığın mahkeme önünde süratle çözümekavuşturulması, bu tercihten ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda devletin nihaiolarak kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ceza miktarı itibarıyla nispetenhafif nitelikte suçlarla ilgili uyuşmazlıklarda genel yargılama usulündeöngörülen birtakım usule ilişkin güvencelerden vazgeçilerek karar verilmesineimkân tanıyan düzenlemeler yapması takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Ancakanılan takdir yetkisinin anayasal ilkelere bağlı kalınarak kullanılmasıgerekmektedir.
124. Bu yönüyle cezai uyuşmazlıklardayargılamaların her durumda duruşmalı yapılması gerektiği söylenemez. Adilyargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılmasıgibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşmayapılmaksızın karara bağlanması Anayasa’ya aykırılık oluşturmayabilir (LokmanSapan, § 49).
125. Anayasa Mahkemesi yargılamaya tarafolan kişilerin hakkaniyetli yargılama temelinde beyanlarını sözlü vermesiningerektiği durumlarda sözlü yargılama yapılmamasının yargılamanın bir bütünolarak adil olmasını engelleyebileceğini ancak söz konusu hakların mutlakolmadığını, sınırlanabileceğini, özellikle bu konuda uyuşmazlığın niteliğinebakılması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesine göre uyuşmazlığındava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde çözülebildiği, tartışmalıhukuki ve olgusal sorunların bulunmadığı durumlarda ve özellikle inandırıcılıksorunu taşımayan, karmaşık nitelikte olmayan teknik meseleler ve basit sayılabileceksuçlarla ilgili davalarda yargılamalar duruşmasız yapılabilecektir (TaletŞanlı [GK], B. No: 2017/20526, 17/1/2023, § § 52, 53).
126. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM)kararlarında duruşma yapma yükümlülüğünün, Sözleşme’nin 6. maddesinin cezaiboyutunu ilgilendiren tüm davalar için mutlak bir hak olmadığını, öngörülenceza miktarına göre suç isnadının ağır olduğu davalarda adil yargılanma hakkıgüvencelerinden vazgeçilemeyeceğini, diğer cezai uyuşmazlıklarda ise duruşmayapılmasının gerekli olmayabileceğini belirtmiştir (Jussila/Finlandiya[BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, §§ 41-43).
127. AİHM’e göre özellikle inandırıcılıksorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya delillerin sözlü olarak ortayakonulmasını gerektirecek durumların bulunmadığı davalar ile tarafların sunduğugörüşler ve diğer belgelere göre adil ve makul bir biçimde karar verilebilecekdavalarda sanığa savunmasını yazılı olarak ileri sürmesine, aleyhindekidelilleri çürütmesine imkân tanınması, sözlü duruşma yapılması zorunluluğunuortadan kaldırabilecektir (Jussila/ Finlandiya [BD] §§ 41-48; Döry/İsveç, B. No: 28394/95, 12/11/2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No:5488/05, 28/2/2012, § 30).
128. Ceza davalarında adil yargılanmahakkının güvencelerinin uygulanmamasında uyuşmazlık konusu suça öngörülencezanın ağırlığı, türü, suça konu olay ve delillerin sözlü yargılamayapılmasını gerektirmeyecek ölçüde açık olması, yazılı beyan ve savunmalarlaiddiaların ispatlanmaya elverişli olması, yargılamanın sonraki aşamalarındausule ilişkin eksikliklerin giderilmesinde taraflara fırsat tanınması gibihususlara dikkat edilmesi gerekir.
129. Anılan ölçütler çerçevesindeöncelikle kurallarda yer alan basit yargılama usulünün şartlarıyla ilgilidüzenlemelerin orantılılık incelemesinde değerlendirilmesi gerekir.
130. Yukarıda açıklandığı üzere cezamiktarı itibarıyla daha hafif nitelikteki suçları kapsamına alan basityargılama usulünün uygulanması için toplanan delillere göre uyuşmazlığınduruşma yapılmaksızın yazılı beyan ve delillere göre sonuçlandırmaya elverişlinitelikte olması gerektiği açıktır. Davanın genel yargılama usulünde yer alangüvenceler çerçevesinde duruşma açılarak yürütülmesi gerektiğinin anlaşılmasıhâlinde ise mahkemenin hüküm verinceye kadar her aşamada basit yargılamausulünden vazgeçebilmesi mümkündür. Bunun yanı sıra 5271 sayılı Kanun’un 252.maddesinde tarafların usule göre verilen karara itiraz etmeleri hâlinde duruşmaaçılarak adil yargılama hakkının güvencelerinin sağlandığı bir yargılamasürecini başlatmalarına da imkân tanınmıştır.
131. Dolayısıyla basit yargılamausulünün uygulanacağı suçların niteliğine ve toplanan delillere göreuyuşmazlığın çözümünün sözlü yargılamaya ihtiyaç duyulmayacak ölçüde açıkolması gerektiğine ilişkin esaslı şartların mahkemece yargılamanın heraşamasında resen veya taraflarca hükme itiraz edilmek suretiyle denetlenmesineve genel usul hükümlerine göre yargılama sürecinin başlatılabilmesine imkântanınması duruşmasız yargılamanın mutlak surette uygulanmayacağı sonucunudoğurmaktadır.
132. Basit yargılama usulünün işleyişineilişkin düzenlemeler yönünden orantılılık incelemesinde ise isnat olunan fiilinsanık tarafından işlendiğinin tespit edilmesiyle sonuçlanan cezayargılamalarında sanığın suçlamanın niteliği ile ilgili ayrıntılı olarakbilgilendirilmesi, savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve imkânlara sahipolması, suçlamaların ve dosyadaki bilgi ve delillerin içeriğinden gerçekanlamda haberdar edildiğinin kabul edilmesi için müdafi yardımından yararlandırılmasıgibi hususlarda asgari güvencelerin oluşturulup oluşturulmadığınındeğerlendirilmesi gerekmektedir. Gerekli güvencelerin sağlanmaması cezayargılamasını adillik boyutundan uzaklaştırabilir. Öte yandan mağdur veşikâyetçi gibi yargılamanın diğer süjelerinin de iddia ve savunmalarını ilerisürmeleri hususunda gerekli imkânlara sahip olması Anayasa’nın 36. maddesiningereğidir.
133. Anılan Kanun’un 160. maddesinin (2)numaralı fıkrasında Cumhuriyetsavcısının, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesiiçin emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine vealeyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelininhaklarını korumakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
134. Kanun’un 174. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (b) bendinde mahkemetarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra,eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle suçun sübutuna doğrudan etkiedecek bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iade edilebileceğidüzenlenmiştir.
135. Dolayısıyla soruşturma evresinde şüphelinin lehineve aleyhine olan tüm delilleri toplaması gereken Cumhuriyet savcısının suçunsübutuna etki eden delilleri iddianamede açıkça belirterek bunları şüphelinineylemiyle ilişkilendirmesi iddianamenin tebliğ edildiği sanık, mağdur veşikâyetçinin isnadın içeriği ve deliller hakkında tam anlamıyla bilgi sahibiolması ve etkili savunma ve beyanda bulunmaları açısından önem taşımaktadır.
136. Nitekim AnayasaMahkemesi sanığın savunma hakkı ile ilgili olarak verdiği bir kararda, suçisnadı altında bulunan kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dilegetirebilmesi ve böylece yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadınsebebinin ve niteliğinin bildirilmesi gerektiğini, isnat hakkında bilgisiolmayan kimsenin savunma yapmasının da mümkün olamayacağını, ayrıca savunmahakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerektiğini, sanığa isnadın gerçektenbildirilmediği bir yargılamanın adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olarak yürütüldüğününsöylenemeyeceğini belirtmiştir (Ali Kemal Tekin, B. No: 2014/875,2/2/2017, §§ 42, 43).
137. Kurallarda 11/2/1959 tarihli ve7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre iddianamenin tebliğ edilerekyazılı savunma ve beyanların sunulması için verilen on beş günlük sürenintarafların, suçlamanın niteliği, dosyadaki bilgi, belge ve delillerden haberdaredilmeleri, savunma, beyan ve itirazlarını dile getirmeleri için yeterliolmadığı söylenemez. Ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 149. maddesinin (1) numaralıfıkrası ile 150. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan şüpheli veya sanığın, soruşturma ve kovuşturmanın heraşamasında bir veya birden fazla müdafi yardımından yararlanabileceği, şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafiseçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanığın, müdafi seçebilecek durumdaolmadığını beyan etmesi ve talebi hâlinde bir müdafinin görevlendirileceğineilişkin düzenlemelerin varlığı karşısında özellikle sanık açısından etkilisavunma için belirtilen süre içinde müdafi yardımından yararlanmasının mümkünolduğu anlaşılmaktadır.
138. Öte yandan kurallar basit yargılamausulünün ilk aşamasında tarafların ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilenbelgelerin içeriğinden bilgi sahibi olmalarına ve bunlara karşı görüşbildirmelerine fırsat tanımadan mahkemece karar verilebilmesini mümkünkılmaktadır.
139. Taraflara davayla ilgili belgeleriniçeriğinden bilgi sahibi olmaları ve bunlara karşı yorum yapma fırsatınıntanınması iddia-savunma kurgusunda adil dengenin sağlanması açısından oldukçaönemlidir. Aksi durum yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesineneden olabilir. Devletin sanığa savunma için uygun koşulları sağlamasıyükümlülüğüyle de bağdaşmayan söz konusu uygulamanın yargılamanın diğersüjeleri yönünden de hakkaniyetsiz sonuçlara neden olacağı açıktır.
140. Ancak Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında da belirtildiği gibi yargılamasüreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde yargılamanın hakkaniyetine ilişkinherhangi bir eksikliğin belirli şartlar altında ister aynı seviyede istersedaha üst bir mahkeme tarafından giderilmesi imkânının taraflara tanınması adilyargılanma hakkına yönelik aykırılığı ortadan kaldırabilecektir (HamiyetKöseoğlu, B. No: 2013/1341, 21/5/2015, § 30).
141. Bu bağlamda basit yargılama usulüne göre yürütülendavada mahkemenin basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanmasından vazgeçerekgenel hükümlere göre yargılamaya devam etmesi ya da basit yargılama usulükapsamında verilen kararın tebliğiyle belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibiolan tarafların karara itiraz etmesiyle yapılacak duruşmada savunma vebeyanlarını dile getirmelerine engel bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde basityargılama usulünün uygulanması sırasında ilgili kurum ve kuruluşlardan teminedilen bilgi ve belgelere karşı taraflara bilgi sahibi olma ve bunlara karşıgörüş bildirme imkânının tanınmadığı söylenemez.
142. Bu itibarla sanık, mağdur veşikâyetçinin savunma, beyan ve itirazlarını huzurda ileri sürmelerine, ilgili kurumve kuruluşlardan getirtilen belgelerin içeriğinden bilgi sahibi olmalarına vebunlara karşı görüş bildirmelerine imkân tanımadan on beş günlük süre içindeyapılacak yazılı beyan ve savunmaya göre karar verilebilmesini öngörenkuralların davaların makul sürede sonuçlandırılarak ceza yargılama sistemininhızlı ve etkin bir şekilde işlemesi amacını sağlama bakımından adil yargılanmahakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği söylenemez.
143. Kanun’un 251. maddesinin itirazkonusu (5) numaralı fıkrasında basit yargılama usulüne göre verilen karardahükme karşı başvurulacak itirazın usul ve sonuçlarının belirtilmesizorunluluğunun öngörülmesi ise hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucuolduğu gibi Anayasa’nın 40. maddesinin de bir gereğidir. Bu yönüyle dekurallarda Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
144. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 13., 36. ve 141. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
Kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmıile 2., 6., 7., 8., 9., 10., 38., 87., 90. ve 138. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
4. Kanun’un 251. Maddesinin (7) NumaralıFıkrasında Yer Alan “…yaş küçüklüğü,…” İbaresinin İncelenmesi
145. Kural, basit yargılama usulünün yaşküçüklüğü hâlinde uygulanmayacağını hükme bağlamaktadır.
146. 5237 sayılı Kanun’un 31. maddesindeyaş küçüklüğü ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir.Anılan maddede fiilin işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocuklarınceza sorumluluğunun bulunmadığı, bu kişiler hakkında ceza kovuşturmasınınyapılamayacağı, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği, fiiliişlediği sırada on iki yaşını doldurup on beş yaşını doldurmamış olanlardan, işlediğifiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarakdavranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olanlar ile on beş yaşını doldurupon sekiz yaşını doldurmayanlara verilecek cezalarda belirli miktar ve oranlardaindirim yapılacağı belirtilmiştir.
147. Anılan Kanun’un 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (b) bendinde çocuk kavramından henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişininanlaşılması gerektiği, 3/7/2005 tarihli ve 5395sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde de daha erken yaşta erginolsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişinin çocuk, kanunlarda suçolarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veyakovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirinekarar verilen kişinin de suça sürüklenen çocuk olduğu belirtilmiştir.Kural kapsamında belirtilen yaş küçüklüğünün ceza sorumluluğuna sahip on ikiyaşını doldurup on sekiz yaşını tamamlamayan suça sürüklenen çocukları ifadeettiği anlaşılmaktadır.
148. İtiraz konusu kural kapsamında basit yargılamausulünün yaşı küçük olan kişiler için uygulanmamasının Anayasa’nın 10.maddesinde güvence altına alınan eşitlikilkesi yönünden incelenmesi gerekir. Bu konuda yapılacak değerlendirmedeöncelikle karşılaştırma yapılacak kişilerin aynı ya da benzer hukuki konumdaolup olmadıkları ve bunlar arasında farklı uygulama yapılıp yapılmadığınınbelirlenmesi gerekir. Suça sürüklenen çocuk ile sanığın suç isnadıaltında ceza kovuşturmasına muhatap olmaları nedeniyle benzer hukuki konumdaoldukları ve karşılaştırılmaya müsait oldukları açıktır.
149. Kuralda suç işlediği iddia edilen kişinin yaşınınküçük olması basit yargılama usulünün uygulanmaması için bir neden olarak öngörülmüştür.Bu itibarla basit yargılama usulü kapsamında sanık hakkında mahkûmiyet kararıverilmesi hâlinde sonuç cezada dörtte bir oranında indirim uygulanırken suçasürüklenen çocuk söz konusu indirimden faydalanmayacak ve bu nedenle daha fazlaceza alması söz konusu olacaktır. Bu itibarla kuralla suça sürüklenen çocukaleyhine farklı bir uygulamanın getirildiği anlaşılmaktadır.
150. Bu tespitlerin ardından eşitlik ilkesi yönündenkişiler arasındaki farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıpdayanmadığı ve ölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.
151. Basit yargılama usulü, cezai uyuşmazlıkların hızlıbir şekilde sonuçlandırılması amacıyla temelde suç isnadı altındaki kişininrızasına bağlı olarak genel yargılama usulünde yer alan birtakım güvencelerdenvazgeçmesi suretiyle yürütülen ve sanığın ceza miktarı itibarıyla belirlioranda indirimden yararlandığı alternatif çözüm yoludur. Bu itibarla suç isnadıaltındaki kişinin genel yargılama usulündeki bazı güvencelerden vazgeçmesinedeniyle basit yargılama usulünün uygulanmasında iradesine önem verilmiştir.
152. Anayasa’nın 41.maddesinde “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğedayanır./ Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuklarınkorunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak içingerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar./ Her çocuk, korunma ve bakımdanyararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişiselve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir./ Devlet, her türlüistismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” denilmiştir.
153. Dolayısıyla çocuklara yönelik koruyucu hükümlere yerveren Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerinde çocuklar için alınacak tedbirlerineşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı her çocuğun korunma hakkına sahipolduğu, devletin, yapacağı düzenlemelerde çocukları koruyucu tedbirleri alacağıbelirtilmiştir.
154. Bu bağlamda çocukların bir birey olarak kabulünden sonra gelişmegösteren çocuk hakları, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliğigibi uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından çalışma alanına dâhil edilmişve çocuklarla ilgili ülkemizin de taraf olduğu ve kabul ettiği uluslararasısözleşmeler imzalanmış ve tavsiye kararları alınmıştır. Kanun koyucu dauluslararası alandaki gelişmeleri dikkate alarak Anayasa’nın emri gereğiçocukların etkin bir şekilde korunması amacıyla birçok kanunda düzenlemeleryapmıştır (AYM, E.2018/151, K.2019/36, 15/5/2019, § 20).
155. Küçüklerin fiziksel ve psikolojikgelişimleri itibarıyla yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmalarıgerektiği açıktır. Söz konusu koruma ihtiyacı küçüklerin davranışlarını yönlendirme, bireysel kavrama ve kararverme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Buitibarla küçüklerin kendi geleceklerini etkileyecek önemli olaylarda sorumlulukalması yanlış tercihlerde bulunmalarına neden olabilecek, bu durum da toplumsalyönden olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Bu yönüyle küçüklerin korunması kamuyararının da bir gereğidir.
156. Dolayısıyla bu yaklaşımın birsonucu olarak usul güvencelerinden vazgeçilmesi nedeniyle suç isnadı altındakikişinin iradesinin belirleyici olduğu basit yargılama usulü hükümlerininuygulanması yerine savunma hakkı ve diğer tüm usul güvencelerinin sağlandığıbir yargılama sonucunda suça sürüklenen çocuk hakkında karar verilmesi çocuğunyüksek yararının korunması ilkesinin bir gereği olarak kanun koyucunun takdiryetkisi kapsamındadır.
157. Nitekim itiraz konusu kuralıngerekçesinde ceza kovuşturmasında küçüğün özel durumu sebebiyle elde edilendelillerin duruşmada tartışılmasının ve taraf beyanlarının bizzat hâkimtarafından alınmasının gerekli olduğu ve bu nedenle basit yargılama usulününuygulanmayacağı belirtilmiştir.
158. Bu açıdan kuralda yaş küçüklüğününbasit yargılama usulü kapsamı dışında bırakılmasının çocukların iradelerindenbağımsız biçimde ceza kovuşturmasının etkin bir şekilde yürütülerekkorunmalarına ve böylece kamu yararının gerçekleşmesine katkı sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallayapılan ayrımın nesnel ve makul bir temelden yoksun olduğu söylenemez.
159. Kuralda yaş küçüklüğüne bağlı olarak basit yargılamausulünün uygulanmaması nedeniyle küçüklere verilecek cezada dörtte bir oranındaindirimin uygulanmaması suça sürüklenen çocuğun fazla ceza almasına nedenolacaktır. Ölçülülük açısından ceza adalet sisteminin bir bütün olarak elealınması gerekir. 5237 sayılı Kanun’da yaş küçüklüğü ceza sorumluluğunu azaltanbir neden olarak düzenlenmiş anılan Kanun’un 31. maddesinde çocuklara verilecekcezada belirli miktar ve oranlarda indirim yapılacağı belirtilmiştir.
160. Dolayısıyla ceza uyuşmazlıklarında çocuğun iradesinebağlı olmaksızın genel yargılama usulüne göre yürütülen bir yargılamada kararverilmesinin çocuğun yüksek yararına olduğu, ayrıca 5237 sayılı Kanun’a göreyaş küçüklüğüne bağlı olarak suça sürüklenen çocuklar hakkında cezalardabelirli oran ve miktarlarda indirim yapılacağı dikkate alındığında suçasürüklenen çocuklar hakkında basit yargılama usulüne bağlı olarak dörtte biroranında indirimin uygulanmamasını öngören kuralın getirdiği farklı uygulamanınküçüklerin korunarak kamu yararının sağlanması amacına ulaşma bakımındanorantılı olmadığı söylenemez. Dolayısıylakuralın eşitlik ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
161. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Basri BAĞCI bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nınBaşlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 9., 13., 36., 38., 87., 90., 138. ve141. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
5. Kanun’un 252. Maddesinin İncelenmesi
a. (1) Numaralı Fıkranın Birinci ve İkinci Cümleleri
162. 5271 sayılı Kanun’un 252. maddesinin itiraz konusu (1)numaralı fıkrasında basit yargılama usulüne göreverilen karara yönelik itirazın usul ve sonuçları düzenlenmiştir.
163. Anılan fıkranın birinci cümlesinde 251. maddeuyarınca verilen hükümlere itiraz edilebileceği, ikinci cümlesinde ise sözkonusu karara süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde kararın kesinleşeceğihükme bağlanmıştır.
164. Kuralda basit yargılama usulüne göre verilecekhükümlere karşı hukuki bir çare olarak itiraz yolunun öngörülmesi hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğu gibiAnayasa’nın 40. maddesinin bir gereğidir. Ayrıca anılan fıkranın ikincicümlesinde basit yargılama usulüne göre verilen karara taraflarca itirazedilmemesinin hükmün kesinleşmesi sonucunu doğurmasının öngörülmesi de kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bu yönüyle kurallarda hukuk devletineaykırı bir yön bulunmamaktadır.
165. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Fıkranın birinci cümlesi yönünden ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve BasriBAĞCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nınBaşlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 9., 10., 13., 36., 38., 87., 90., 138. ve141. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
b. (2) Numaralı Fıkranın Birinci Cümlesi
166. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 140. maddesi yönünden de incelenmiştir.
167. Kuralla 5271 sayılı Kanun’un 251.maddesine göre verilen kararlara itiraz hâlinde hükmü veren mahkemece duruşmaaçılacağı ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağı öngörülmüştür.
168. Kuralda basityargılama usulüne göre uyuşmazlığın esası hakkında karar vermek suretiylekanaatini açıklayan mahkemenin itiraz üzerine yapılacak yargılamaya devametmesinin bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı çerçevesindedeğerlendirilmesi gerekir. Ayrıca kuralda öngörülen itirazın niteliğinebakılmaksızın mahkemenin her durumda duruşma açarak yargılamaya devam etmekzorunda bırakılmasının doğuracağı sonuçlar da dikkate alındığında kural,Anayasa’nın 2. ve 141. maddeleri çerçevesinde de ele alınmalıdır.
169. Anayasa’nın 9. maddesinde yargı yetkisinin bağımsızve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı hükme bağlanmıştır. Anılan maddede yargıyetkisinin Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağıifade edilirken hâkimlerin görevlerini, yürütme ve yasama organları dâhil hertürlü kurum ve kişinin baskısından uzak, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygunolarak vicdani kanaatlerine göre yerine getirebilmelerini sağlamak içinbağımsız olmaları kabul edilmiş; Anayasa’nın 138. ve 140. maddelerinde ise bukonuda anayasal güvenceler getirilmiştir (AYM, E.2020/35, K.2021/26, 31/3/2021,§ 30).
170. Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasındahâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygunolarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri ifade edilmiştir. Buna görehâkimlerin görevlerini her türlü baskı ve etkiden uzak, Anayasa’ya, kanuna vehukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre yerine getirebilmeleri sağlanarakyargı yetkisini kullanmaları güvenceye kavuşturulmuştur (AYM, E.2002/100,K.2004/109, 21/9/2004). Anayasa’nın 140.maddesinin ikinci fıkrasında ise hâkimlerin, mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre görev yapacakları hükme bağlanmıştır.
171. Genel olarak tarafsızlık davanın çözümünüetkileyecek bir ön yargı, tarafgirlik ve menfaate, davanın tarafları karşısındave onların leh veya aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasınıifade eder. Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemelerin tarafsızlığından açıkçabahsedilmemekle beraber tarafsız mahkemede yargılanma hakkı da adil yargılanmahakkının bir unsurudur. Ayrıca mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığınınbirbirini tamamlayan iki unsur olduğu dikkate alındığında -Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği- Anayasa’nın 138. ve 140. maddelerinin de tarafsızbir mahkemede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Tahir Gökatalay, § § 60, 61).
172. Tarafsızlığın mahkemenin yapısı ve işleyişi iledavaya bakmakla görevli hâkimin davranışları çerçevesinde değerlendirilmesigerekir. Hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığı,tarafsızlığın öznel yönünü, kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığıtarafsızlık izlenimi ise tarafsızlığın nesnel boyutunu ortaya koyar (TahirGökatalay, § 60).
173. Öznel tarafsızlık, davaya bakacak hâkimin davanıntaraflarına karşı eşit, yansız ve ön yargısız olması, hiçbir telkin ve baskıaltında kalmadan hukuk kuralları çerçevesinde vicdani kanaatine göre kararvermesini gerektirir (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). Esasen bu durum tarafsızlığınön şartı olan mahkemelerin bağımsızlığının da bir sonucudur. Hâkimin mahkemedışı unsurlara karşı bağımsızlığı ne derece önemliyse kişisel düşünce, anlayışve önyargılarından soyutlanarak yargılama faaliyetini yürütmesi, başka birdeyişle kendine karşı bağımsız olması da o derece önemlidir.
174. Nesnel tarafsızlık, yargısal sistemin ve bu kapsamdamahkemelerin kuruluş, işleyiş ve yapısının taraflar ve üçüncü kişiler nezdindeyargılama faaliyetinin tarafsız yürütüldüğü izlenimini sağlayacak şekildeoluşturulmasını gerektirir. Kurumsal tarafsızlık için de ön şart mahkemelerinbağımsız olmasıdır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). Bununla birliktetarafsızlığa ilişkin herhangi bir meşru kaygı veya korkuyu bertaraf edecekyeterli güvencelerin sağlanması gerekmektedir (Tahir Gökatalay, § 62).
175. Bu yönüyle hâkimin davayla ilgiliönyargılı davranabileceği kaygısını bertaraf eden bir sistemin oluşturulmasıtarafsızlığın yanında hâkimin kendisine karşı bağımsız olmasını sağlayacaktır.Hâkimin daha önce davanın esasına dair görüşünü açıklaması devam edenyargılamada vereceği aynı nitelikteki karar açısından önyargılı bir yaklaşımsergileyebileceği sonucunu oraya çıkarabilir. Bu durum tarafsızlıkaçısından kişiler nezdinde makul güvenin oluşmasını engelleyerek yargılamayıhakkaniyet boyutundan uzaklaştırabileceği gibi hâkimi açıkladığı önceki görüşünedeniyle iç dünyasında oluşan baskının etkisiyle hareket etmesine de nedenolabilir.
176. AİHM tarafsızlık ilkesini değerlendirirkenuyuşmazlığın esasıyla ilgili karar veren hâkimin yalnızca yargılamanın öncekiaşamalarında görev almasını tarafsızlık ilkesinin ihlali için yeterli bir nedenolarak kabul etmemiştir. AİHM konuyu esasa dair karar öncesi hâkimin yaptığıişlemler ve verdiği kararların kapsam ve içeriğini dikkate alarakdeğerlendirmiştir. AİHM’e göre hâkimin tarafsızlığı ilkesinin zedelenmemesindetemel kıstas önceki aşamalarda yapılan işlem ve alınan kararların sanığınsuçluluğu hususunda belirleme yapmaması, bu konuda herhangi bir ön yargıoluşturmaması gerekmektedir (Hauschildt/Danimarka,B. No: 10486/83, 24/5/1989, §§ 47-49).
177. Bu ilkeler çerçevesinde tarafsız mahkemedeyargılanma hakkı değerlendirilirken basit yargılama usulünde mahkemenin ilkaşamada ve itiraz sonrası verdiği kararların kapsam ve niteliğinin dikkatealınması gerekmektedir. Esasen söz konusu Kanun’un 251. maddesine göre verilenkarar, hâkimin dosyadaki mevcut deliller çerçevesinde yapacağı değerlendirmesonucu sanığın suçluluğuyla ilgili o ana kadar kesin kanaatini açıklayan birhükümdür. Bu yönüyle anılan kararın Mahkemenin genel yargılama usulüne göreyapacağı yargılamada uyuşmazlığın esasına yönelik vereceği herhangi birkarardan farkının bulunmadığı açıktır. Ayrıca anılan kararların doğuracaklarıetki ve sonuç itibarıyla da farklı oldukları söylenemez. Nitekim basit yargılamausulünün uygulanması sonucu verilen karara itiraz edilmemesi hâlinde söz konusukarar genel usul hükümlerine göre verilen karar gibi kesin ve infaz edilebilirnitelikte olacaktır.
178. Bu itibarla kuralda basit yargılama usulünün ilkaşamasında verilen karara karşı yapılan itiraz üzerine hükmü veren mahkemetarafından duruşma açılarak yargılamaya devam edilmesinin öngörülmesi, davanınesasına dair görüşünü açıklayan bir hâkim tarafından yeniden yargılamayapılması anlamına gelmektedir. Gerçekten itiraz sonrası yapılan yargılamayagörüşünü açıklayan bir hâkimle devam edilmesi basit yargılama usulünün ikinciaşamasının uygulanmasını gereksiz kılacaktır. Kanun’un 251. maddesine göreverdiği kararla uyuşmazlık hakkında ne tür bir kanaate sahip olduğu anlaşılanhâkimin kural kapsamında itiraz üzerine yeniden yapacağı yargılamanın taraflaraçısından sonucu değiştirmeyecek usule ilişkin bir işlem olmaktan öteyegeçmeyeceği açıktır.
179. Dolayısıyla hâkimin basit yargılama usulüne göreverdiği kararda açıkladığı esasa yönelik görüş, itiraz üzerine yapılacakyargılamada verilecek karar açısından kişiler nezdinde bir önyargı ve hâkimaçısından da baskı unsuru oluşturabilecektir. Bu yönüyle basit yargılamausulünde verilmiş karara itiraz üzerine hükmü veren mahkemece yargılamaya devamedilerek karar verilmesi, mahkemenin tarafsızlığı yönünden makul güvenin oluşmasını,hâkim açısından kendine karşı bağımsız hareket etmesini engelleyen bir durumolarak görülecektir. Bu itibarla kural, tarafsız mahkemede yargılanma hakkınaaykırılık oluşturmaktadır.
180. Öte yandan Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi gereği kanunların kamu yararınınsağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi,hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi ve kazanılmış hakları ihlal etmemesi anılanmaddede belirtilen hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucununhukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlariçinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarakkullanması gerekir (AYM, E.2018/137,K.2022/86, 30/6/2022, § 341).
181. Yine Anayasa’nın 36. ve 141.maddelerine göre devletin davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yönündepozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır.
182. Kural, basit yargılama usulüne göre verilen kararayapılan itirazın niteliğine bakılmaksızın mahkemenin her durumda duruşma açarakyargılamaya devam etmesini öngörmektedir. İtiraz üzerine her durumda duruşmalıyargılama yapılması özellikle yargılama süreci ve cezalandırma faaliyetiyönünden farklı sonuçlar doğurmaktadır.
183. Basit yargılama usulüne göreverilen kararın diğer ceza yargılamalarında verilen kararlardan farkınınolmadığı açıktır. Bu karara delillerin yanlış değerlendirilmesi, suçun vasıf vemahiyetinde hataya düşülmesi gibi esasa ilişkin nedenlerin yanında vekâletücreti, yargılama giderinin yanlış hesaplanması, artırım ve indirim oranınınveya ceza miktarının yanlış uygulanması gibi usule ilişkin nedenlerle itirazedilmesi de söz konusu olabilir. Yine usule ilişkin nedenlerin mahkemeninkendiliğinden hükme geçirmesi gereken hususlarda karar vermemesinden kaynaklanmasımümkündür.
184. Kuralla sanık veya mağdur ya daşikâyetçi tarafından basit yargılama usulüne göre verilen karara hangi nedenleitiraz edildiğine bakılmaksızın her durumda duruşma açılarak yargılamayapılması zorunlu hâle getirilmektedir. Kural, itirazın niteliği gereği duruşmaaçılmasına gerek bulunmayan hâllerde dahi mahkemeye 251. madde kapsamındaverdiği kararı düzeltme imkânı tanımamaktadır. Bu durumun basit yargılamausulünün ihdas edilmesinde temel amaç olan yargılama sürecinin hızlı bir şekildesonuçlandırılmasına olumsuz etkide bulunacağı açıktır. Dolayısıyla Kanun’un251. maddesine göre verilen karara itiraz üzerine mahkemenin dosya üzerindensonuçlandırılabilecek itirazlarda dahi yargısal sürecinin uzamasına nedenolacak şekilde her durumda duruşma açarak yargılamaya devam etmek zorundabırakılması Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın makul süredesonuçlandırılmasına ilişkin ilkeye aykırılık oluşturmaktadır.
185. Bununla birlikte itiraz üzerine duruşma açılarakyargılama yapılması sanığın cezalandırılması yönünden de bazı sonuçlardoğurmaktadır.
186. Kanun’un 252. maddesinin (3)numaralı fıkrasına göre, Mahkeme itiraz üzerine karar verirken, 251. maddekapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ayrıca sanığınbasit yargılama usulü kapsamında verilen karara itiraz etmesi hâlinde Kanun’un251. maddesinin (3) numaralı fıkrasında öngörülen indirimden yararlanmaması damümkün değildir. Mahkemenin usul kapsamında ilk aşamada verdiği kararla bağlı olmamasıve sanığın itirazı hâlinde indirim oranının korunmamasının, vekâlet ücreti, yargılama giderinin yanlış hesaplanması gibiusule yönelik basit nedenlerle karara itiraz edilmesi durumunda dahi beraateden sanığın cezalandırılması ya da önceki cezaya göre daha ağır cezayahükmedilmesi gibi aleyhe sonuçlar doğurması söz konusu olabilir.
187. Ayrıca itiraz üzerine her şartta yargılamanınduruşmalı yapılmasının sonuçlarından birisi de usule ilişkin basit hatalarnedeniyle yapılan itirazın sanık dışındakikişiler (Cumhuriyet savcısı, şikâyetçi, mağdur) tarafından ileri sürülmesihâlinde basit yargılama usulü kapsamında verilen hükümde sanık hakkındaöngörülen indirimin korunmaması ihtimalidir. Çünkü 252. maddenin (3) numaralıfıkrasına göre, sanık hakkında Kanun’un 251. maddesi kapsamında verilen karardaberaat kararı gibi suçluluk tespitinin yapılmadığı hâllerde indirimuygulanmadığından itiraz üzerine yapılan yargılamada verilecek mahkûmiyetkararında dörtte birlik indirimin uygulanmaması sonucu ortaya çıkacaktır. Başkabir ifadeyle basit yargılama usulünün ilk aşamasında suçluluk tespitiyapılmayan kararlar açısından, itirazın sanık dışındaki yargılama süjeleritarafından ileri sürüldüğü hâllerde ilk aşamada verilen hükümde dörtte biroranında indirimin uygulanmadığı için itiraz üzerine verilen mahkûmiyetkararında anılan indirimin korunması da söz konusu olmayacaktır.
188. Dolayısıyla kural kapsamında duruşma yapılmasınıgerektirmeyen basit nitelikte usule ilişkin itirazlarda dahi yargılamanınduruşmalı yapılmasının sanık açısından doğuracağı sonuçlar adalet ve hakkaniyet ölçütleriyle bağdaşmamaktadır. Buyönüyle kural, hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
189. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 2., 9., 36., 138., 140. ve 141. maddelerine aykırıdır. İptaligerekir.
Kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 10., 13.,38., 87. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
c. Maddenin Kalan Kısmı
190. 5271 sayılı Kanun’un 252. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle anılan maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleleri ile (3), (4), (5)ve (6) numaralı fıkralarının uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenlesöz konusu fıkralar ve cümleler 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallar yönünden Anayasa’yauygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
VI. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
191. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
192. 5271 sayılı Kanun’un 252. maddesinin (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle anılan maddenin uygulanma imkânı kalmayan (2) numaralıfıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleleri ile (3), (4), (5) ve (6)numaralı fıkralarının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince iptalleri gerekir.
VII. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİGÜN SORUNU
193. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetedeyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.”denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bukural tekrarlanarak Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde ResmîGazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceğitarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
194. 5271 sayılı Kanun’un 252.maddesinin (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkralarının iptalleri nedeniyledoğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğündenAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın ResmîGazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygungörülmüştür.
VIII. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un;
A. 24. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, YusufŞevki HAKYEMEZ ile Basri BAĞCI’nınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. (2), (3), (4)ve (5) numaralı fıkralarının Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. (6) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, YusufŞevki HAKYEMEZ ile Basri BAĞCI’nınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4. (7) numaralıfıkrasında yer alan “…yaş küçüklüğü,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, BasriBAĞCI’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen252. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının;
a. Birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Basri BAĞCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İkincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının;
a. Birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. İkinci, üçüncüve dördüncü cümlelerinin 6216sayılı Kanun’un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE,iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. (3), (4), (5)ve (6) numaralı fıkralarının 6216sayılı Kanun’un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE,iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
22/6/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
KARŞIOYGEREKÇESİ
1. Mahkememizçoğunluğu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesinin (1) ve (6)numaralı fıkraları ile 252. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına karar vermiştir.
2. Üye Yusuf ŞevkiHakyemez’in karşıoyunda açıklanan gerekçelerle kuralların Anayasa’ya aykırıolduğunu düşündüğümden çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Kanunun 251. maddesinin basit yargılama usulünündüzenlendiği 1. fıkrasının ilk cümlesinde hakime bu usulün uygulanmasıkonusunda takdir yetkisi veriliyor. İkinci cümlesiyle bir bütün olarakdüzenlenen fıkrada anılan yetkinin verilmesinde anayasal denetim açısından birsorun bulunmamaktadır. Doğal olarak böyle bir hukuki kurumun uygulanabilir olupolmadığının belirlenmesi, başka deyişle uygulanmasına ilişkin kamu yararınınbelirlenmesi konusunda hakime takdir yetkisi tanınmalıdır. Bununla birliktetanınan takdir yetkisine ilişkin yeterli objektif kriterlerin kanundabelirtilmiş olup olmaması anayasal denetim bakımından önem taşımaktadır.
2. Hukukdevletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belirli, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunmasıgereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur.Zira bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (bkz. AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
3. Bununla birlikte incelenen kuralda hakimin basityargılama usulünü uygulayabilmesi için belirli olan husus yalnızca ilgilisuçların ceza miktarlarına ilişkin kriterdir. Hakim, iddianame ile hakkındadava açılan suçun bu nitelikte olup olmadığını belirledikten sonra takdiryetkisini kullanacaktır. Ne var ki hakimin takdir yetkisini hangi kriterleruyarınca kullanacağına ilişkin olarak kuralda bir belirleme yapılmamıştır. Budurumda kurumun mahiyetinden hareketle hakimin bu konuda bazı objektifkriterleri esas alması gerektiği ileri sürülebilir. Örneğin iddianamedekinitelemenin fiille uyumlu olup olmadığının ve dosyanın o hali ile delildurumunun olayın aydınlatılması bakımından yeterli olup olmadığının, yinemevcut delillere göre mahkumiyetin kuvvetle muhtemel olduğu kanısının oluşmasıgerekliliğinin denetlenmesi gerektiği söylenebilir. Yorumla bunlar söylenebilirise de kuralda yer almayan unsurların her bir dava dosyasında ve her hakimtarafından uygulanmasının sağlanması bakımından yeterli olmayacağı açıktır.Kuraldaki bu belirsizlik nedeniyle benzer olaylar, dosyalar hakkında farklıhakimler tarafından farklı veya keyfi uygulamalar yapılarak adalete olangüvenin sarsılmasına yol açılabileceği anlaşılmaktadır. Bu durum somut olarak,benzer olaylarda bazı sanıkların daha az, bazılarının daha fazlacezalandırılmasına yol açabilecektir. Başka deyişle kuralda yetkinin keyfikullanımını önleyecek, belirsizliği giderecek güvencelerin yer almaması hukukdevleti ilkesine aykırıdır.
4. Öte yandan 6. fıkrada hakimin gerekli gördüğü herdurumda genel hükümlere göre yargılama yapabileceği belirtilmektedir. Yukarıdabelirtilen gerekçeler bu fıkra yönünden de geçerlidir. Hakimin hangi nedenlerlegenel hükümlere göre yargılama yapmayı takdir edeceğine ilişkin hususlar açıklanmamaktadır.Birinci fıkradaki belirsizlikle de bağlantılı olan bu durum uygulamada farklıuygulamalara neden olabilecektir. Belirtilen gerekçelerle 251. maddenin 1. ve6. fıkralarının iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
5. Mahkememiz çoğunluğunca, 252. maddenin 1. fıkrasınınilk cümlesinin iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Kural ile hakiminbasit yargılama usulünün uygulanması neticesinde kurduğu hükme itiraz yoludüzenlenmektedir. Bununla birlikte hakimin basit yargılama usulünün uygulanmamasına,başka deyişle davanın genel hükümlere göre yürütülmesine ilişkin kararına karşıbir itiraz imkanı tanınmamıştır. Benzer dosyalardaki uygulamalar gözetildiğindesanığın basit yargılama usulünün şartlarının oluşmasına karşı kendisi hakkındabu usulün uygulanmamasının kanuna aykırı olduğuna ilişkin iddialarını dilegetirebileceği bir yasa yolu kanunda düzenlenmemiştir. Genel hükümleruygulanarak nihai karar verildiğinde ceza indirimi öngörülen basit yargılamausulünün neden uygulanmadığına ilişkin itirazın istinaf ve temyiz yasayollarında incelenmesi imkanı bulunmamaktadır. Etkili bir giderim sistemininkurulmaması anlamına gelen bu durum Anayasa’nın 40/1. maddesine aykırıolduğundan kuralın iptali gerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
Sayın Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan’ın karşıoygerekçesine aynen katılıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunun 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1) ve (6) numaralı fıkralarının ve 25. maddesiylebaşlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı şeklindeki kararınakatılmamaktayım.
2. Dava konusu 251.maddenin (1) numaralı fıkrasında asliye cezamahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üstsınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basityargılama usulünün uygulanmasına karar verilebileceği ve bu Kanun’un 175.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basityargılama usulü uygulanmayacağı öngörülmektedir. (6) numaralı fıkrada ise mahkemecegerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamadaduruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebileceğihüküm altına alınmaktadır.
3. Bu iki fıkrada düzenlenen konularla ilgiligerçekleştirilen Anayasa’ya uygunluk denetiminde asıl üzerinde odaklanılmasıgereken husus hakimin basit yargılama usulünün uygulanmasına karar vermesi ileilgili sahip olduğu takdir yetkisi noktasında karşımıza çıkmaktadır. Davakonusu kurallarda ifade edildiği üzere asliye ceza mahkemesince, iddianameninkabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha azsüreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulününuygulanmasına karar verilebileceği ve mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bumadde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiylegenel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebileceği düzenlenmektedir.
4. Esasında kanun koyucunun dava konusu kurallarda olduğuşekilde adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapiscezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünü benimsemesi elbettemümkündür. Adil yargılanma hakkının güvencelerine aykırılık söz konusu olmadığısürece kanun koyucunun bu belirlemesinde Anayasa’ya uygun bir takdir yetkisikullanımı söz konusudur. Bununla birlikte basit yargılama usulünü düzenleyendava konusu fıkralardaki temel Anayasa’ya aykırılık hakimin bu kapsamdakisuçlarda basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar vermesi noktasındagündeme gelmektedir. Zira hakim tarafından basit yargılanma usulününuygulanmaması durumunda Kanun’da bunun da denetime tabi tutulduğuna dair açıkbir düzenleme yer almamaktadır.
5. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Basit yargılama usulüne itiraz” başlıklı 252. maddesinde251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebileceğiöngörülmektedir. Bununla birlikte bu kuraldan hareketle hakimin basit yargılamausulünü uygulamadığı durumların bu kapsamda itiraza tabi hükümler olduğunusöyleyebilmek çok kolay değildir. Bu yönü ile kuralda bir belirsizlik bulunduğuaşikardır.
6. Zira basit yargılama usulüne itirazı düzenleyen 252.maddedeki düzenlemede 251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itirazedilebileceği belirtilmekte olup bu bağlamda itiraz edilebilecek hükümlerinsadece basit yargılama usulüne göre verilen hükümler olduğu anlaşılmaktadır.
7. Dolayısıyla burada gerçekleştirilen Anayasa’yauygunluk denetiminde hakim tarafından Kanun’un 251. maddesi kapsamına girensuçlarda basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar vermesi durumunda bununda itiraza tabi olduğunu düzenleyen açık bir kuralın bulunması gerekirdi.
8. Anayasa’nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı aynızamanda hakimin bu kuralda olduğu gibi basit yargılamayı uygulamamasışeklindeki takdirinin de denetlenmesini sağlayacak mekanizmalarınoluşturulmasını gerektirmektedir. Mahkememiz yerleşik içtihadında ifadeedildiği üzere Anayasa’nın 40. maddesi hükmüne göre kişilerin yargı makamlarıile idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerinde gerekli kolaylık veimkânın sağlanması anayasal bir zorunluluk olup bu zorunluluk, temel hak veözgürlüğü ihlal edilen ya da ihlal edildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargıveya idari merciler nezdinde şikâyetlerini dile getirmesi hususunda devletegerekli ve yeterli mekanizmaları oluşturarak uygun koşulları sağlamayükümlülüğü getirmektedir. Dolayısıyla Anayasa’nın 40. maddesinde güvencealtına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğiniileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceğimakul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeyeya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollarabaşvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altına almaktadır (Bkz.:E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, §§ 16 -17).
9. Dava konusu kurallarda hakimin sahip olduğu basityargılama usulünün davada uygulanmamasına ilişkin takdir yetkisini hangi ilkeve usulleri dikkate alarak kullanacağı, basit yargılama usulünü uygulamamanoktasında hangi ilkelere göre hareket edeceği belirlenmiş değildir. Yinebununla bağlantılı biçimde hakimin basit yargılama usulünü uygulamamasıbiçimindeki takdirini denetleyen açık bir hükme yer verilmemiştir. Konumuzbağlamındaki bu belirlememelerin yapılmamış olması denetlenen fıkralarla ilgiliolarak Anayasa’ya aykırılığın ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir.
10. Belirsizlikle ilgili Anayasa’ya aykırılık yanındabasit yargılama usulünde hakimin bu usulü uygulamaması durumunda bununAnayasa’ya aykırılığa sebebiyet vermesi noktasında önemli bir faktör davakonusu 251. maddenin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi bağlamındakendisini göstermektedir. Bu hükme göre basit yargılama usulü benimsenerekgerçekleştirilen yargılamalarda mahkumiyet kararı verildiğinde sonuç cezadörtte bir oranında indirime tabi tutulmaktadır.
11. Dolayısıyla Kanun’un 251. maddesinin (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesindeki indirim dikkate alındığında hakimin takdirinebağlı biçimde basit yargılama usulünün uygulanmadığı durumlarda bu kararındenetiminin düzenlenmemiş olması kişilere daha ağır bir ceza verilmesine nedenolacaktır. Bu durumda basit yargılama usulünün uygulanmaması kişiler aleyhinesonuç doğuracaktır. Oysa adil yargılanma hakkının güvencelerine uygun yargılamayapma noktasında kişiler hakkında hakimin takdirine bağlı biçimde basityargılama usulünün uygulanmamasının denetimini sağlayan güvencelere Kanun’dayer verilmesi durumunda hakimin bu takdirinin denetlenmesi sayesinde kişileraleyhine sonuç doğurabilecek bu kararın etkili biçimde denetimi ve uğradığınıileri sürdüğü hak ihlallerine karşı etkili bir giderim yolu sağlanmış olacaktı.
12. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin (1)ve (6) numaralı fıkralarının ve 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yenidendüzenlenen 252. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’nın 2. ve 40.maddelerine aykırı olduğu için iptali gerektiği kanaatinde olduğumdançoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Karşı Oy
A- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (CMK) 1 ve 6.fıkraları:
1. Kanun koyucu birinci fıkradaki düzenleme ile adli paracezası ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirensuçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasını tercih konusunda hakime mutlakbir takdir hakkı vermiştir.
2. Dahası söz konusu maddenin altıncı fıkrasında aynımutlakıyeti devam ettirerek hakimin gerekli görmesi halinde hüküm verilinceyekadar sebebe bağlı olmaksızın bu tercihinden vazgeçmesine imkan tanımıştır.
3. Hakimin basit yargılama usulünün uygulanmasını tercihetmesine dair yetkisini kullanması için kendisine tanınan süre ise çok kısatutulmuş olup tensiple duruşma gününün belirlenmesi durumunda basit yargılamausulünün uygulanma imkanı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu düzenleme ileiddianamenin kabulü ile duruşma gününün belirlenmesi arasındaki kısa süreiçerisinde söz konusu yetkinin kullanılması gerekmektedir.
4. Şüphe yok ki hakimin takdir hakkını kullanması hemyargılama hem de karar süreçlerinin önemli bir parçasıdır. Diğer taraftanhakimin takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmasını önleyecek tedbirlerinalınmış olması da hukuk devleti açısından önemli bir gerekliliktir.
5. Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun takdiriindirim nedenlerinin düzenlendiği 62. maddesinin ikinci fıkrasında indirimnedenlerinin belirlenmesi konusunda failin geçmişi, sosyal ilişkileri fiildensonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanınfailin geleceği üzerindeki olası etkileri husus gibi hususların göz önündetutulması kanunla hüküm altına alınarak takdir yetkisinin kullanılmasında birtakım kıstaslar belirlenmiştir.
6. Buna karşılık itiraza konu edilen düzenlemede iseyargılamaya konu eylemin gerektirdiği cezanın türü ve miktarı dışında hiçbiruygulama kıstasına yer verilmemiştir. Basit yargılama usulünün uygulanmasıdurumunda failin cezasında dörtte bir oranında indirim yapılacak olması hususugözetildiğinde hakimin hiçbir kritere bağlanmayan bu tercihinin fail açısındanciddi sonuçlar doğurduğu da izahtan varestedir.
7. Kanun koyucunun bu tercihini daha da ağırlaştırandiğer bir husus ise, hakimin basit yargılama usulünü tercih etmesi durumunayönelik olarak CMK.nın 262. maddesinde itiraz imkanı bulunmasına rağmen hakiminbasit yargılama usulünü tercih etmemesi haline ilişkin hiçbir itiraz yoluöngörülmemiş olmasıdır.
8. İstinaf ve temyiz incelemelerinde basit yargılamausulünün uygulanmaması yönündeki zımni tercihin denetlenmediği de dikkatealındığında failin ciddi bir indirimden mahrum edildiği ve bununda denetim dışıbırakıldığı oldukça barizdir.
B- 251. maddenin 7. fıkrasında yer alan “…yaş küçüklüğü…”ibaresi:
9. Söz konusu düzenleme basit yargılama usulünün yaşıküçük sanıklar hakkında uygulanmayacağını amirdir.
10. Yaşı küçük sanıkların ceza yargılamasında kendilerinisavunma hususunda dezavantajlı bir konumda bulundukları yadsınamaz birgerçekliktir. Bu durumu gözeten kanun koyucu CMK.nın 150/2. maddesinde çocuksanıklar açısından müdafi görevlendirmesini zorunlu kılmıştır.
11. Müdafi yardımından istifade eden yaşı küçük sanığabasit yargılama usulünün uygulanması ve bu usulün sağladığı ceza indirimindenyararlanmamasını gerektirecek makul bir gerekçenin varlığını iddia etmek mümkündeğildir. Basit yargılama usulünün sanıkları dezavantajlı bir konuma sevkettiği maddi bir vakıa ise bu durum sadece çocuklar açısından değil tümsanıklar yönünden söz konusu olacaktır ki bu da basit yargılama usulünü herkesaçısından anayasal anlamda sorunlu bir konuma sürükleyecektir.
12. Müdafi refakatinde yargılama sürecini yürüten çocuksanığın basit yargılama usulünün uygulanmasında büyük sanıklardan dahadezavantajlı konumda olduğunu iddia etmek mümkün gözükmemektedir.
13. Kanaatimizce basit yargılama usulünün muhataplarınasağladığı ceza indiriminden çocuk sanıkları mahrum bırakmanın makul birgerekçesi bulunmamaktadır. Dahası TCK.nun 31. maddesinde zaten çocuklaraçısından bir indirim sağlandığı ve bu nedenle çocukların basit yargılama usulüuygulamasından hariç tutulduğu gerekçesi ise indirim gerektiren bir çok durumun(teşebbüs, haksız tahrik, değer azlığı vb.) basit yargılama kapsamındabulunması nedeniyle çocuklar aleyhine getiren uygulamanın meşru gerekçesiolmaktan ziyade düzenlemenin eşitsizliğine delalet eden yönünün teyidimahiyetinde olacaktır.
C- 252. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesi:
14. Söz konusu düzenleme basit yargılama usulününuygulanmasına karar verilmesi durumunda bu karara karşı itiraz edilebileceğinihüküm altına almaktadır. 251. maddenin 1. fıkrası ile ilgilideğerlendirmelerimizde ifade edildiği gibi sorun basit yargılama usulününuygulanmaması durumunda ortaya çıkmaktadır. Kurumun uygulanmaması durumunda buhâl bir karar verilmesine bağlanmamıştır.
15. Duruşma gününün belirlenmesi ile zımni olarak basityargılama usulünün uygulanmamasına karar verilmiş olmaktadır. Her hangi birkritere bağlanmayan bu tercihin denetlenmesi fiilen mümkün de değildir. Zirakuruma yönelik itirazın düzenlendiği CMK.nın 252. maddesi usulün uygulanmasınakarar verilmesi durumuna yönelik hali itiraz konusu yapmakta aksi halindenetlenmesini öngörmemektedir.
16. Halbuki muhatapları açısından cezadan dörtte biroranında indirim sağlayan basit yargılama usulünün uygulanmaması doğrudankişilik haklarını ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 40. maddesi gereğince butercihe yönelik lehte ve aleyhte kanuni yollara müracaat imkanının düzenlenmesive bunun verilen kararda gösterilmesi gerekmektedir (AYM. E. 2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, 16. prg.).
17. Diğer taraftan mutat kanun yolu denetimlerinde debasit yargılama usulünün uygulanmama yönündeki zımni tercih yargısal kontroletabi tutulmamaktadır (Yargıtay 8. CD. 28/12/2022 gün, 2012/15919 Esas,2022/20026 sayılı Kararı, Yargıtay 12. CD.nin 26/12/2022 gün, 2021/7596 Esas,2022/10625 sayılı Kararı).
18. Bu tablo karşısında basit yargılama usulününuygulanmamasına yönelik tercihin yasal bir denetime tabi tutulmaması Anayasa’yauygun bulunmamaktadır.
19. İzah edilen bu gerekçelerle incelemeye konu edilenkanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve iptal edilmeleri gerektiğinideğerlendirdiğimizden çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine iştirak edilmemiştir.
Üye
Basri BAĞCI