ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2021/18
Karar Sayısı : 2022/97
Karar Tarihi : 8/9/2022
R.G. Tarih - Sayı :25/10/2022 - 31994
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Hatay 6. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun324. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…tarifesine göre ödenmesigereken avukatlık ücretleri…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 36. ve 135.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanık hakkında basit hakaret suçundan açılan davadaitiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 324. maddesişöyledir:
“Yargılamagiderleri
Madde324- (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleriile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıylaDevlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeleryargılama giderleridir.
(2)Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
(3)Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranınmiktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.
(4)Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerinegöre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra veİflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/100md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkinedilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesineyüklenmesine karar verilir.
(5)Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık içingörevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderlerDevlet Hazinesince karşılanır.”
B.İlgili Görülen Kanun Hükmü
19/3/1969tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun163. maddesi şöyledir:
“Avukatlık sözleşmesinin kapsamı
Madde 163- (Değişik : 2/5/2001 - 4667/76 md.)
Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlıksözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsamasıgerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasayaaykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir.
Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanundabelirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliğiileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmününgeçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, YusufŞevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfanFİDAN’ın katılımlarıyla 3/3/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeleruyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptalitalep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kuralise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. 5271 sayılı Kanun’da cezamuhakemesi sürecine katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülükleri ile ilgilihususlar düzenlenmiş olup bu kapsamda müdafi seçimi ve görevlendirilmesineilişkin hükümlere de yer verilmiştir.
4. Kanun’un 149. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Şüpheliveya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazlamüdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliyeveya sanığa müdafi seçebilir.” denmiş; “Müdafiin görevlendirilmesi”başlıklı 150. maddesinin (1) numaralıfıkrasında “Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir.Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemihalinde bir müdafi görevlendirilir.”, (2) numaralı fıkrasında “Müdafiibulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malulveya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.”,(3) numaralı fıkrasında da “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasınıgerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkrahükmü uygulanır.” hükümleri kurala bağlanmıştır.
5. Aynı Kanun’un 234. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(a) bendinin (3) numaralı alt bendinde mağdur ile şikâyetçinin, vekilibulunmaması hâlinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlıtakip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyetsuçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardabaro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakkının bulunduğubelirtilmiş; 239. maddesinde de “(1)Mağdur veya suçtan zarar gören davayakatıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takipsuçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyetsuçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda,baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir. (2) Mağdurveya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olmasıhalinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
6. Ceza soruşturması ve kovuşturmasında taraflar(şüpheli/sanık, katılan, mağdur, şikâyetçi) avukatın hukuki yardımındanyararlanabilmektedirler. Bu yardım ilişkisi Kanun’un yukarıda yer verilenhükümleri uyarınca a) tarafların 1136 sayılıKanun’un 163. maddesi çerçevesinde serbestçe düzenledikleri avukatlık sözleşmesiyle, b) tarafların avukatlıksözleşmesi çerçevesinde kendilerini temsile yetkili avukatı olmadığı durumlardasoruşturma ve kovuşturma mercilerinden kendilerine müdafi/vekil tayinedilmesini talep etmeleri üzerine, c) yine tarafların avukatlık sözleşmesiçerçevesinde yetkili olan avukatları olmadığı durumlarda bazı hâllerde kanundankaynaklanan zorunluluk nedeniyle soruşturma ve kovuşturma mercilerince resentayin edilen müdafi/vekil vasıtasıyla davayı takip etmek üzere üç farklışekilde gerçekleşebilmektedir.
7. Başvuran Mahkeme Kanun’un 324. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “…tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlıkücretleri…” ibaresinin iptalini talep etmiştir.
8. Kuralda yer alan tarife ibaresinin kapsamına hemsözleşme ile görev yapan avukatlara ödenecek ücrete ilişkin tarife hem de barotarafından görevlendirilen müdafi veya vekile ödenecek ücrete ilişkin tarifegirmektedir. Başka bir deyişle itiraz konusu kuralla, yargılama gideri olarakhükmedilecek avukatlık ücretinin belirlenmesine yönelik olarak taraflarınmüdafi/vekil vasıtasıyla temsili hususunda yukarıda belirtilen üç durumbakımından da geçerli ortak bir düzenleme getirilmektedir.
9. Bununla birlikte bakılmakta olan davanın taraflarısoruşturma ve kovuşturma mercilerince görevlendirilme suretiyle tayin edilenavukat vasıtasıyla değil avukatlık sözleşmesi çerçevesinde kendilerini temsileyetkili kıldıkları avukat ile temsil edilmektedir.
10. Bu itibarla kuralın esasına ilişkin incelemenin tarafların avukatlık sözleşmesiyle kendilerini temsileyetkili kıldıkları avukat ile temsil edilmesi hâli yönünden, diğer bir ifadeyle1136 sayılı Kanun’un 163. maddesi yönünden yapılması gerekmektedir.
11. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun 324. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…tarifesinegöre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri…” ibaresinin esasınınincelenmesine, esasa ilişkin incelemenin 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılıKanun’un 76. maddesiyle değiştirilen 163.maddesi yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
12.Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
13. Sanığın hakaret suçundan yargılandığı bakılmakta olankamu davasında katılanın da bulunduğu ve gerek sanığın gerekse katılanınavukatlık sözleşmesi çerçevesinde yetkili kıldıkları bir avukat vasıtasıyladavayı takip ettikleri görülmektedir. Dolayısıyla yargılama neticesinde sanıkhakkında cezaya veya güvenlik tedbirinehükmedilmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanınertelenmesine ilişkin karar verilmesi hâlinde katılan lehine kuraluyarınca tarifesine göre hükmedilecek avukatlık ücreti sanığa yüklenecektir.Buna karşılık sanığın beraat etmesi hâlinde bu kez onun lehine ve yine kuraluyarınca tarifesine göre hükmedilecek avukatlık ücreti ise -davanın davacısınınkamu hukuku olduğu dikkate alındığında- Hazineye yüklenecektir.
14. Bakılmakta olan davanın taraflarının davadaki temsildurumu itibarıyla kuralın sanık hakkında her hâlükârda uygulanma imkânınınbulunduğu hususu ile birlikte somut davanın diğer taraflar bakımından bubağlamdaki niteliği ve şartları gözönünde bulundurulduğunda kuralın esasincelemesinin sanık yönünden yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B.İtirazın Gerekçesi
15. Başvurukararında özetle; mensuplarının menfaatlerini korumakla yükümlü Türkiye BarolarBirliği (TBB) tarafından hazırlanan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesinde (AAÜT) cezayargılamaları için belirlenen miktarın yüksek olduğu, zorunlu müdafilikkapsamında belirlenen miktarın ise bu miktar karşısında düşük kaldığı, vekâletücretinin davanın taraflarını bağlayıcı nitelikte olduğu, vekâletname son duruşmadasunulsa veya vekil duruşmalara hiç katılmayıp sadece dilekçe yazsa dahi vekâletücretine hükmedildiği, bu ücretin ekonomik durumu iyi olmayanlar yönünden ciddikülfet teşkil edebileceği, tarifeye göre hükmedilen vekâlet ücretinin bazıdurumlarda cezadan bile daha fazla olabildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 36. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
16.5271 sayılı Kanun’un 324. maddesinin (1)numaralı fıkrasında harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlıkücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesiamacıyla devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılanödemelerin yargılama giderleri olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan fıkradayer alan “…tarifesine göreödenmesi gereken avukatlık ücretleri…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmakta olup kural 1136 sayılı Kanun’un 163. maddesi ile sanık yönündenincelenmiştir.
17.Tarafların avukatlık sözleşmesi çerçevesinde avukat vasıtasıyla takip ettikleribir ceza yargılamasında kural uyarınca mahkeme tarafından yargılama giderikabul edilerek sanık lehine ya da aleyhine olarak hüküm ve kararda ilgilisineyükletilecek avukatlık ücretinin 1136 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde heryıl TBB tarafından hazırlanarak Resmî Gazete’de yayımlanan AAÜT’ye göre tespitedilmesi gerekmektedir.
18. Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adilbir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendinibağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
19. Anayasa’nın 142. maddesinde “Mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunladüzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre yargılama usulüne ilişkinkuralların belirlenmesi ve bu konuda ihtiyaç duyulan düzenlemelerin yapılması,bu kapsamda ceza yargılaması sürecinde tarafların yaptığı hangi türgiderlerin yargılama gideri olarak kabul edileceği ile yargılama gideri adıaltında hükmedilecek avukatlık ücretinin hangi ölçütlere göre tespitedileceğinin belirlenmesi anayasal ilke ve sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirindedir.
20. Kanunkoyucu, takdir yetkisi kapsamındaki bu düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülükilkesiyle de bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilen kuralınulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık isegetirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasındada ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur (AYM,E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 17).
21. Kural tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlıkücretlerinin yargılama giderleri kapsamında olmasını öngörmektedir. Diğeryandan 1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinin beşinci fıkrasının birincicümlesinde dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecekvekâlet ücretinin avukata ait olduğu belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesininanılan hükmün iptali talebiyle açılan davada verdiği 10/4/2019 tarihli veE.2017/154, K.2019/18 sayılı kararında da ifade edildiği üzere anılan hükümemredici değil, tamamlayıcı nitelikte bir hukuk kuralı olduğundan kişilerinözgür iradeleriyle düzenleyecekleri avukatlık sözleşmelerinde ücretikararlaştırırken dava sonunda karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretininavukatlık ücretine dâhil edilip edilmeyeceği hususunu gözeterek düzenlemeyapmaları mümkündür (bkz. anılan kararda § 16).Bu bağlamda katılan ya da sanık konumundaki taraf ceza yargılaması sonucundaverilen hüküm veya kararın türüne göre yürürlükteki tarife uyarınca lehineyaklaşık ne kadar avukatlık ücretine hükmedilebileceğini de öngörerekavukatıyla imzaladığı sözleşmeyi buna göre şekillendirebilmektedir.
22. Hükmünverilmesine iddia, savunma ve yargılama makamlarının birlikte katılmasını vebütün süjelerin düşüncelerini karşılıklı olarak bildirmelerini ifade edenkolektif yargılama, daha etkili ve güvenceli bir yargılamanın yapılmasınısağladığı gibi maddi gerçeğe ulaşmakbakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda kuralla ceza yargılamasında gerek katılanın gerekse sanığınavukat yardımı almasının desteklenerek onların bir avukatın hukuki yardımıylasoruşturma veya kovuşturma sürecine daha aktif bir şekilde dâhil olmasının,böylece muhakemenin seyrine yön vermesine ve etki etmesine imkân tanımaksuretiyle daha etkili ve güvenceli bir yargılamanın yapılmasının ve maddigerçeğin daha sağlıklı şekilde ortaya çıkmasının sağlanmasının amaçlandığıanlaşılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kuralın etkili ve güvenceli bir cezayargılaması yapılması amacına yönelik olduğugörülmektedir.
23. Diğer yandan kişinin avukatlık sözleşmesi çerçevesinde hukukiyardımından faydalandığı avukata hangi miktarda ücret ödeyeceği kendisinin veavukatının ortak iradeleriyle imzaladıkları avukatlık sözleşmesinde kanunlabelirlenen sınırlar dahilinde belirlenmektedir. Dolayısıyla her bir sözleşmeninkendi subjektif koşulları çerçevesinde şekillenen bu ücretin çok yüksekmiktarlara tekabül ettiği durumlar da söz konusu olabilir.
24. Yargılama sonucunda haklılık durumuna göre ödenmesigereken avukatlık ücretinin tayininde avukatlık sözleşmesinde yer alan miktarınesas alınmasının objektif olarak önceden kestirilemeyen, her kişi yönündenfarklı uygulanabilecek, dolayısıyla belirsiz ve öngörülemez miktarların ortayaçıkmasına yol açacağı açıktır. Ayrıca bu yöndeki bir uygulama, özelliklesözleşme ücretlerinin çok yüksek belirlendiği durumlarda yargılama giderleriüzerine yükletilen kişi açısından ağır ve katlanılamaz bir külfetoluşturabilecektir.
25. Bu açıdan bakıldığında da kuralın yargılama gideriolarak hükmedilecek avukatlık ücretinin tayininde esas alınacak meblağınobjektif olarak belirli, öngörülebilir ve ekonomik yönden onun üzerinde çok ağır ve ciddi bir etkiyaratmayacak, adalet ve hakkaniyet duygusunu zedelemeyecek makul bir miktar olmasının sağlanmasını amaçladığı anlaşılmaktadır.
26. Katılanın ve sanığın hukuki yardımalmak için yaptıkları masrafın yargılama sonucuna göre ücret tarifesi uyarıncabelirlenen kısmının yargılama gideri olarak karşılanıyor olmasının onlarınavukatın hukuki yardımından faydalanmasınıkolaylaştırıcı yönde bir etkisinin bulunmadığı söylenemez. Diğer yandanyargılama gideri olarak hükmedilecek avukatlık ücretinin belirlenmesindeobjektif bir tarifenin esas alınması ise belirliliği, öngörülebilirliği veadaleti sağlayıcı nitelikte olduğundan ulaşılmak istenen söz konusu amaçlaryönünden kuralın elverişli ve gerekli olduğu sonucuna varılmaktadır.
27. Kuralda öngörülen düzenlemenin sanıkbakımından iki yönü bulunmaktadır. İlk olarak sanık ceza yargılamasında hakkındacezaya veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi ya da hükmün açıklanmasının geribırakılması veya cezanın ertelenmesine ilişkin karar verilmesi hâlinde şayetkatılan ceza yargılaması sürecinde avukatlıksözleşmesi çerçevesinde avukat yardımından yararlanmış ise yargılama giderikapsamında asgari ücret tarifesine göre belirlenen vekâlet ücreti tutarınısanık katılana ödemek zorunda kalmaktadır.
28. İkinci olarak ise sanığın beraat etmesi hâlindekendisi lehine hükmedilerek Hazineye yükletilecek vekâlet ücreti tutarı asgariücret tarifesinde gösterilen miktarı geçememektedir. Başka bir anlatımla sanık,yargılama sonunda beraat kararı verildiğihâlde bu yargılama sebebiyle hukukiyardımına başvurduğu avukata sözleşme gereği ödediği vekâlet ücretinin tarifeyiaşan kısmına yargılama gideri olarak kendisi katlanmak durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla kuralda öngörülen düzenlemeninorantılı olup olmadığı değerlendirilirken tüm bu hususların ayrı ayrı elealınması gerekmektedir.
29. Yargılama giderlerinin ödenmesi ceza yargılamasısürecinde değil yargılamanın bitmesinden sonra karara bağlanmaktadır. Budurumda ceza yargılaması sonucunda sanığın mahkûm olması, yargılamaya konufiili gerçekleştirmesi sebebiyle katılanın yargılama sürecine dâhil olmakdurumunda kalmasına ve bu süreçte kendisini avukatla temsil ettirmek içinavukatlık sözleşmesi yapmasına sebebiyet veren kişi olduğu anlamınagelmektedir. Dolayısıyla katılanın suç işleyen failin tespit edilerek cezalandırılmasıamacıyla almak durumunda kaldığı hukuki yardım için avukata yaptığı ödemenin,buna sebebiyet veren sanıktan tahsil edilmesi doğaldır.
30. Kural uyarınca sanık, katılanın avukatlıksözleşmesine istinaden avukata ödediği ücretin tamamını değil belirli birkısmını ödemekle yükümlü tutulmaktadır. Ödemekle yükümlü tutulduğu bu miktarise önceden hazırlanarak ilan edilen ve herkes için eşit olarak uygulanantarifede öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde tespit edilmektedir. Buitibarla kuralda öngörülen düzenlemenin, kuralın amacı dışında keyfî olarakkullanılmasını önleyecek güvenceleri sağladığı görülmektedir.
31. Diğer yandan beraat etmesi hâlinde de sanık lehinetarifeye göre hükmedilen avukatlık ücreti Hazineden tahsil edilebilmekte,tahsiline imkân tanınan bu miktar da yine yukarıda ifade edildiği gibi öncedenhazırlanarak ilan edilen ve herkes için eşit olarak uygulanan usul ve esaslarçerçevesinde objektif olarak tespit edilmektedir. Dolayısıyla kural bu yönüylede amacı dışında keyfî olarak kullanılmasını önleyecek güvencelerisağlamaktadır. Ayrıca daha önce de belirtildiği üzere sanık, beraat etmesihâlinde yürürlükteki tarifeye göre lehine yaklaşık ne kadar avukatlık ücretininyargılama gideri olarak hükmedilebileceğini bilerek avukatıyla imzaladığısözleşme kapsamındaki ücreti belirlerken iradesini buna göre şekillendirmefırsatına sahip olmaktadır.
32. Buitibarla kuralla korunmak istenen hukuki değerler ve elde edilmek istenenkamusal yarar karşısında sanığa makul olmayan, orantısız bir külfetyüklenmediği, dolayısıyla kuralın ölçülülükilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 36. ve 135. maddelerine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 36. ve 135. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 324. maddesinin 19/3/1969tarihli ve 1136 sayılı Kanun’un 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 76.maddesiyle değiştirilen 163. maddesi yönündenincelenen (1) numaralı fıkrasında yer alan “…tarifesine göre ödenmesigereken avukatlık ücretleri…” ibaresinin;
A.Esas incelemesinin sanık yönünden yapılmasına,
B. 1136 sayılı Kanun’un 163. maddesi ile sanık yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
8/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR