ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2021/97
Karar Sayısı : 2022/36
Karar Tarihi : 24/3/2022
R.G. Tarih – Sayı : 8/6/2022- 31860
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte131 milletvekili
İPTALDAVASININ KONUSU: 9/7/2021 tarihli ve7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı HayvanlarıKoruma Kanunu’na eklenen 28/A maddesinin sekizinci fıkrasının birincicümlesinin Anayasa’nın 2., 5., 7., 10., 13., 17., 36., 40., 56., 63., 74., 90. ve 123. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un 12. maddesiyle 5199 sayılı Kanun’a eklenen,iptali talep edilen kuralın da yer aldığı 28/A maddesi şöyledir:
“Adli cezalar
MADDE 28/A- (Ek:9/7/2021-7332/12md.)
Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldürenkişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası; bir hayvan neslini yok eden kişibeş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
12 nci madde kapsamındaki hayvan kesimleri ile 13 üncümaddenin birinci fıkrasında belirtilen hususlar dışında bir ev hayvanını veyaevcil hayvanı kasten öldüren kişi altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
Hayvanlara cinsel saldırıda bulunan veya tecavüz edenkişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adli paracezası ile cezalandırılır.
14 üncü maddenin birinci fıkrasının (m) bendindedüzenlenen yasağa aykırı davranmak suretiyle bir ev hayvanına veya evcilhayvana işkence eden veya acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi altı aydanüç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
11 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi saklıkalmak üzere, hayvanları dövüştüren kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veyaadli para cezası ile cezalandırılır.
Maddede düzenlenen suçların birden fazla hayvana karşıaynı anda işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Maddede düzenlenen suçların veteriner hekim, veterinersağlık teknisyeni, hayvan koruma gönüllüsü, hayvan koruma derneği üyeleri,hayvan koruma vakfı üyeleri veya hayvanlara bakmak yahut onları korumaklagörevlendirilen kişiler tarafından işlenmesi durumunda verilecek ceza yarıoranında artırılır.
Sahibi tarafından işlenen suçlar da dahil olmak üzere bumaddede belirtilen suçların işlenmesi halinde soruşturma yapılması Tarım veOrman Bakanlığının il veya ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyetbaşsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Suçüstühalinde ise soruşturma genel hükümlere göre yapılır. İkinci, üçüncü, dördüncüve beşinci fıkralarda belirtilen suçların başka bir kişi tarafından sahiplihayvana karşı işlenmesi halinde hayvan sahibinin şikayeti üzerine de soruşturmayapılır.
Maddede düzenlenen suçlara konu olan ve 24 üncü maddeuyarınca el konulan kedi ve köpekler ile Bakanlıkça uygun görülen diğerhayvanlar koruma altına alınarak bakımevi bulunan en yakın belediye tarafındanhayvan bakımevine götürülür.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
5199 sayılı Kanun’un;
1. 11. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmekyasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler,Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izinalınmak suretiyle düzenlenebilir.”
2. 12. maddesişöyledir:
“Hayvanlarınkesimi
Madde 12- Hayvanlarınkesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınarak hayvanıkorkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularakve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetlikişilerce yapılması sağlanır.
Dini amaçla kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dinihükümlere, sağlık şartlarına, çevre temizliğine uygun olarak, hayvana en az acıverecek şekilde bir anda kesimi, kesim yerleri, ehliyetli kesim yapacak kişilerve ilgili diğer hususlar Bakanlık, kurum ve kuruluşların görüşü alınarak,Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklebelirlenir.”
3. 13. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Kanunîistisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan veçevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışındayavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez.”
4. 14. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Yasaklar
Madde 14- Hayvanlarlailgili yasaklar şunlardır:
…
m) (Ek:9/7/2021-7332/5 md.) Hayvanlara işkenceyapmak veya acımasız ve zalimce muamelede bulunmak.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, KadirÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahattin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla22/9/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esasinceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi veekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasınailişkin rapor, dava konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. Hayvanların korunması, gözetilmesi, mağduriyetlerininönlenmesi amacıyla yapılacak düzenlemeler, denetimler, sınırlamalar, alınacaktedbirler, yükümlülükler ve uygulanacak yaptırımlar bu konuda genel kanunniteliğindeki 5199 sayılı Kanun’la düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun’un 28/Amaddesinde de suç teşkil eden eylemlere, adli cezalara ve bunlarınuygulanmasına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
4. Anılan maddenin birinci fıkrasında, nesli yok olmatehlikesi altında olan bir hayvanın öldürülmesinin veya bir hayvanın neslininyok edilmesinin hapis cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür.
5. Maddenin ikinci fıkrası, Kanun’un 12. maddesikapsamındaki hayvan kesimleri ile 13. maddesinin birinci fıkrasında belirtilenhususlar dışında bir ev hayvanının veya evcil hayvanın kasten öldürülmesineilişkindir. 12. maddede hayvanların kesilmesi ile dini amaçlı kurbankesimlerinde uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmiş; 13. maddenin birincifıkrasında ise kural olarak yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerindehayvanların öldürülemeyeceği belirtilmiştir.
6. Ev hayvanı ve evcil hayvan ibarelerindenne anlaşılması gerektiği ise Kanun’un 3. maddesinin (e) ve (ı) bentlerindeifade edilmiştir. Buna göre evcil hayvan insan tarafından kültürealınmış ve eğitilmiş hayvanları; ev hayvanı gerçek veya tüzel kişilertarafından özellikle evde, iş yerlerinde ya da arazisinde özel ilgi ve refakatamacıyla muhafaza edilen, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen hertürlü hayvanı ifade etmektedir. Bu kapsamda 28/A maddesinin ikinci fıkrasıhayvanların kesimi ve öldürülmesiyle ilgili olarak Kanun’la izin verilmiş olanuygulamalar dışında bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişininhapis cezasıyla cezalandırılmasını hükme bağlamaktadır.
7. Üçüncü fıkrada da hayvanlara cinsel saldırıdabulunulması veya tecavüz edilmesi hâlinde bu eylemleri gerçekleştiren kişilerinhapis ve adli para cezası ile cezalandırılmaları öngörülmüştür.
8. Dördüncü fıkra, Kanun’un 14. maddesinin (m) bendindedüzenlenen yasağa aykırı davranmak suretiyle bir ev hayvanına veya evcilhayvana işkence edilmesi veya acımasız ve zalimce muamelede bulunulmasınailişkindir. 14. maddede hayvanlarla ilgili yasaklar düzenlenmiş ve bu kapsamda(m) bendinde hayvanlara işkence yapmanın veya acımasız ve zalimce muameledebulunmanın yasak olduğu ifade edilmiştir. Bu itibarla 28/A maddesinin dördüncüfıkrası bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden veya acımasız vezalimce muamelede bulunan kişinin hapis cezası ile cezalandırılmasını hükümaltına almaktadır.
9. Beşinci fıkra ise hayvanların dövüştürülmesine ilişkinolup Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi saklı kalmaküzere hayvanları dövüştüren kişilerin hapis cezası ile cezalandırılmalarınıöngörmektedir. 11. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde folklorik amacayönelik şiddet içermeyen geleneksel gösterilerin Tarım ve Orman Bakanlığının(Bakanlık) uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izinalınmak suretiyle düzenlenebileceği belirtilmiştir. Buna göre beşinci fıkragerekli görüş ve izinler alınmak suretiyle gerçekleştirilen folklorik amacayönelik şiddet içermeyen geleneksel gösteriler dışında hayvanlarındövüştürülmesini suç olarak düzenlemektedir.
10. Maddenin sekizinci fıkrası, maddede düzenlenen adlisuçların soruşturma usul ve esaslarını düzenlemektedir. Anılan fıkranın davakonusu birinci cümlesinde sahibi tarafından işlenen suçlar da dâhil olmak üzeremaddede belirtilen suçların işlenmesi hâlinde soruşturma yapılmasınınBakanlığın il veya ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyet başsavcılığınayazılı başvuruda bulunulmasına bağlı olduğu öngörülmüştür. Fıkranın ikincicümlesinde de bu başvurunun muhakeme şartı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Fıkranın devamında ise suçüstü hâlinde soruşturmanın genel hükümlere göreyapılacağı; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarda belirtilen suçlarınbaşka bir kişi tarafından sahipli hayvana karşı işlenmesi hâlinde ise hayvan sahibininşikâyeti üzerine de soruşturma yapılacağı belirtilmiştir.
11. Bakanlığın görev ve yetkileri 10/7/2018 tarihli ve30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı TeşkilatıHakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde düzenlenmiştir. Anılan CBK’nın 410.maddesi ve ilgili diğer maddelerine göre Bakanlık; hayvan refahının sağlanması,hayvansal üretimin geliştirilmesi, doğanın, hayvanların, biyolojikçeşitliliğin, av ve yaban hayatının korunması, geliştirilmesi, bu alanlardagerekli çalışmaların ve denetimlerin yapılması, çalışmaların yürütülmesi gibikonularda görevli ve yetkilidir.
12. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 2. maddesinde ise suçüstü hâlinin işlenmekteolan suçu, henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonrakolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanankişinin işlediği suçu veya fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veyadelille yakalanan kimsenin işlediği suçu ifade ettiği belirtilmiştir.
13. Buna göre dava konusu kural, nesli yok olma tehlikesialtında olan bir hayvanın öldürülmesi, bir hayvan neslinin yok edilmesi,hayvanların kesimi ve öldürülmesiyle ilgili olarak 5199 sayılı Kanun’la izinverilmiş olan uygulamalar dışında bir ev hayvanının veya evcil hayvanın kastenöldürülmesi, hayvanlara cinsel saldırıda bulunulması veya tecavüz edilmesi, birev hayvanına veya evcil hayvana işkence edilmesi veya acımasız ve zalimcemuamelede bulunulması ile anılan Kanun’a aykırı olarak hayvanların dövüştürülmesisuçlarında soruşturma yapılmasının Bakanlığın il veya ilçe müdürlükleritarafından yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı olduğunu hükme bağlamaktadır.
14. Ayrıca dava konusu kuralın devamında Bakanlığın ilveya ilçe müdürlüklerince yapılacak yazılı başvurunun muhakeme şartıniteliğinde olduğu ifade edildiğinden yazılı başvuru şartı gerçekleşmedenanılan suçlar yönünden kovuşturma yapılması da kural olarak mümkünolmayacaktır.
15. Ancak 5271 sayılı Kanun’un 2. maddesinde tanımlanansuçüstü hâli ile 5199 sayılı Kanun’un 28/A maddesinde suç olarak düzenlenenbazı eylemlerin başka bir kişi tarafından sahipli hayvana karşı işlenmesidurumu dava konusu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Buna göre suçüstühâlinde soruşturma genel hükümlere göre yapılacağından Bakanlığın il veya ilçemüdürlükleri tarafından yazılı başvuru şartı aranmaksızın Cumhuriyet savcısıncaresen soruşturma başlatılabilecek; 28/A maddesinde düzenlenen hayvanlarayönelik kasten öldürme, cinsel saldırı veya tecavüz, işkence, acımasız vezalimce muamele ve dövüştürmeye ilişkin suçların başka bir kişi tarafındansahipli hayvana karşı işlenmesi hâlinde de hayvan sahibinin şikâyeti üzerinesoruşturma yapılacaktır.
B. İptal Talebinin Gerekçesi
16. Dava dilekçesinde özetle; hayvanlara karşı işlenensuçlar bakımından genel soruşturma usulünden ayrılarak yeni bir muhakeme şartıgetirilmesinin haklı bir nedeninin bulunmadığı, sağlıklı ve dengeli çevreninunsurlarından olan hayvanların korunmaları bakımından onlara karşı işlenen suçlarında adli makamlarca etkin bir şekilde soruşturulması gerektiği, kurallahayvanları koruma kapsamının önemli ölçüde daraltıldığı, hayvanlarınkorunmasına yönelik ihdas edilen suç tiplerinden beklenen kamusal yararınönemli ölçüde etkisizleştirilerek ortadan kaldırıldığı, bu durumun hayvanhaklarını koruyan uluslararası sözleşmelerle de bağdaşmadığı, kuralla adlisürece idari müdahalede bulunulduğu, hangi durumlarda yazılı başvuruyapılacağının kuralda belirlenmediği, bu itibarla belirli ve öngörülebilir olmayankuralın keyfîliğe neden olabileceği, hayvanlara karşı suç işleyen kişilerinyargılama ve cezalandırma bakımından diğer suç tiplerini işleyen kişilerdenkapsamlı ve belirgin bir şekilde ayrılmasının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 7., 10., 13.,17., 36., 40., 56., 63., 74., 90. ve 123.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
17. Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adilbir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendinibağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
18. Hukuk devletinin temel unsurlarındanbiri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirlibir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veyasonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğinibilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlikilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/22, K.2015/37, 1/4/2015, AYM, E.2020/80,K.2021/34, 29/4/2021, § 25).
19. Dava konusu kural sahibitarafından işlenen suçlar da dâhil olmak üzere 5199 sayılı Kanun’un 28/Amaddesinde belirtilen suçların işlenmesi hâlinde soruşturma yapılmasınıBakanlığın il veya ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyet başsavcılığınayazılı başvuruda bulunulması şartına bağlamaktadır.
20. Kuralda başvuru şartının hangi suçlar bakımındanaranacağının, başvurunun yapılmaması durumunda hangi işlemleringerçekleştirilemeyeceğinin, başvurunun kim tarafından, ne şekilde, nereyeyapılması gerektiğinin, niteliği ve ceza muhakemesi alanındaki etki vesonuçlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarakdüzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğuanlaşılmaktadır.
21. Hukukdevletinde ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallarAnayasa’ya aykırı olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlakideğerleri ve ekonomik hayatın gereksinimlerini gözönüne alan suç ve cezapolitikasına göre belirlenir. Kanun koyucu izlediği suç ve ceza politikasıgereği cezalandırma yetkisini kullanırken ceza hukukuna ilişkin anayasalilkelere bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bununhangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcıveya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisinesahiptir. Aynı şekilde ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihindebulunulması da izlenen suç ve ceza siyaseti ile ilgilidir. Kanun koyucunun bukonudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetiminkapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında öngördüğü düzenleme adil ve hakkaniyete uygun olmalıdır.
22. Anayasa’nın 56. maddesinde herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahipolduğu belirtilmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını koruma ve çevrekirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu ifade edilmiştir.
23. Hayvanlar varlıkları itibarıyla sağlıklı ve dengelibir çevrenin unsurlarındandır. Bu bağlamda anılan Kanun’un 28/A maddesindehayvanların varlıklarının, yaşamlarının ve haklarının etkili bir şekildekorunması ile hayvanlara yönelik haksız eylemlere karşı caydırıcılığınsağlanması amacıyla Kanun’a aykırı olarak gerçekleştirilen bazı eylemler suçolarak düzenlenmiş; bu kapsamdaki suçlar yönünden soruşturma yapılması ise davakonusu kuralla yazılı başvuru şartına bağlanmıştır.
24. Hayvanlara karşı işlenen suçlarda soruşturmayapılmasının Bakanlığın taşra teşkilatını oluşturan il ve ilçe müdürlüklerininyazılı başvuruda bulunması şartına bağlanması suretiyle genel soruşturmausulünden farklı bir usulün belirlenmesi Anayasalsınırlar içinde kalmak kaydıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
25. Bununla birlikte kanun koyucu, anılan takdir yetkisikapsamındaki bu düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olanölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilikgetirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilikgetirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılıkise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyüifade etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaçarasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunmasızorunludur.
26. Kuralın, suçteşkil edebilecek eylemlerin suç oluşturmayan diğer olaylardan ilk aşamadaayrıştırılarak yalnızca suç teşkil edebilecek eylemler yönünden soruşturmayapılmasının sağlanması ve bu şekilde adli makamların gereksiz emek ve zamankayıplarının önlenmesi amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.
27. Bu bağlamda kuralla getirilen yazılı başvuru şartı soruşturma ve kovuşturma aşamalarının sağlıklı, etkin veadil bir şekilde yürütülmesine, soruşturma vekovuşturmaların makul sürelerde tamamlanmasına ve bunlara ilişkinmaliyetlerin düşürülmesine katkı sunabilecektir. Nitekim Anayasa’nın 141.maddesinin dördüncü fıkrasında da “Davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir”hükmüne yer verilmiştir. Anılan hususlar gözetildiğinde kuralın ulaşılmakistenen amaç yönünden elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
28. Kanun kapsamındaki suçlar bakımından soruşturmayapılması her durum ve koşulda yazılı başvuru şartına bağlanmamış, dava konusukuralın düzenlendiği fıkrada yazılı başvuru koşulunun istisnalarına da yerverilmiştir. İlk olarak suçüstü hâlinde soruşturmanın genel hükümlere göreyapılacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda Kanun’da suç olarak düzenleneneylemlerin işlenmekte olduğu, henüz işlendiği, işlenmesinden hemen sonra failin kolluk, suçtan zarar gören veya başkalarıtarafından takip edilerek yakalandığı, failin eylemi pek az önce işlendiğinigösteren eşya veya delille yakalanması hâllerinde Cumhuriyet savcısınca derhâlharekete geçilerek resen soruşturma yapılabilecektir. Ayrıca sahipli hayvanakarşı suç teşkil eden kasten öldürme, cinsel saldırıda bulunma, tecavüz etme,işkence yapma, acımasız ve zalimce muamelede bulunma ve dövüştürme eylemleriningerçekleştirilmesi hâlinde de hayvan sahibinin şikâyeti üzerine soruşturmayapılacak olup yazılı başvuru şartı aranmayacaktır.
29. Dava dilekçesindeyazılı başvuru şartı getirilmesinin bu yetkinin kullanılması bakımından keyfîuygulamalara neden olacağı iddia edilmiş ise de yazılı başvuruda bulunmaBakanlığın il ve ilçe müdürlüklerine Kanun’la verilen bir yetkinin kullanılmasıve görevin yerine getirilmesi niteliğindedir. Bu bakımdan verilen görev veyetkinin kullanılmamasının veya gerektiği şekilde yerine getirilmemesininilgili kişilerin sorumluluklarının doğmasına sebebiyet vereceğinde şüphebulunmamaktadır. Nitekim görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi, görevingereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmesi, soruşturma vekovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğinin görevle bağlantılı olaraköğrenilmesine rağmen yetkili makamlara bildirimde bulunulmaması gibi hâller cezahukuku bağlamında suç teşkil edebileceği gibi yetkililerin idari ve hukukisorumluluğunu da gerektirebilecektir. Anılan düzenlemeler de dikkatealındığında kuralın keyfi olarak uygulanmasına karşı gerekli yasal güvencelerinöngörüldüğü anlaşılmaktadır.
30. Bu itibarla kuralda ulaşılmak istenen amaç ve araçarasında bulunması gereken makul denge gözetildiğinden kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngördüğükuralın orantısız olmadığı dolayısıyla ölçülülük ilkesine aykırı bir yönününbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Anayasa’nın 10.maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşamageçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlikilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp vevazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacaktedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreyeveya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yerverilmiştir.
32. Anayasa’nın anılan maddesindebelirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlariçin söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlikilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanunönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
33. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacakanayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı yada benzer durumda bulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespitedilmeli, bu kişiler arasında farklılık gözetilip gözetilmediğibelirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muameleninnesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığıhususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyeteuygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke,farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılı olmasınıgerektirmektedir.
34. Ceza hukuku bağlamında her bir suç kategorisinin etki, sonuçve neticeleri ile cezalandırılmaları bağlamında korunan hukuki yararınbirbirinden farklı olduğu açıktır. Buna göre hayvanlara karşı suç işleyenkişiler ile diğer suç tiplerini gerçekleştiren kişilerin karşılaştırma yapmayamüsait şekilde aynı veya benzer durumda oldukları söylenemez. Farklı durumdaolanların farklı hukuksal düzenlemelere tabi olmalarının ise eşitlik ilkesiylebağdaşmayan bir yönü bulunmamaktadır.
35. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10. ve 56.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 5., 7., 13., 17., 36., 40., 63., 74., 90. ve 123. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
36. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
9/7/2021 tarihli ve 7332 sayılıHayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un 12. maddesiyle 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları KorumaKanunu’na eklenen 28/A maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesine yönelikiptal talebi 24/3/2022 tarihli ve E.2021/97, K.2022/36 sayılı kararla reddedildiğindenbu cümleye ilişkin yürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE 24/3/2022tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
9/7/2021 tarihli ve7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılıHayvanları Koruma Kanunu’na eklenen 28/A maddesinin sekizinci fıkrasınınbirinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığınave iptal talebinin REDDİNE Zühtü ARSLAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA24/3/2022 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1.9/7/2021 tarihli ve 7332 sayılı Kanunla 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’naeklenen 28/A maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına karar verilmiştir. İptali istenen kural uyarınca “Sahibitarafından işlenen suçlar da dahil olmak üzere bu maddede belirtilen suçlarınişlenmesi halinde soruşturma yapılması Tarım ve Orman Bakanlığının il veya ilçemüdürlükleri tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurudabulunulmasına bağlıdır.”
2.Anayasa’nın 56. maddesine göre “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevredeyaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrekirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” Anayasa’nınyapımı sürecinde Danışma Meclisi tarafından “Sağlık hizmetleri” kenarbaşlıklı maddeden ayrı olarak “Çevrenin korunması” kenar başlıklı birmadde önerilmiş, bu maddede devletin “tabii çevreyi koruyucu” tedbirleralacağı öngörülmüştü. Buna karşılık Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu ikimaddeyi birleştirmiş, gerekçesinde de “sağlıklı ve dengeli bir çevredeyaşama[nın], sosyal bir hak haline dönüştürülmüş” olduğunu vurgulamıştır.
3.Kuşkusuz hayvanlar, içinde yaşadığımız “tabii çevre”nin vazgeçilmezunsurudur. Nitekim Mahkememiz çoğunluğu da hayvanların “varlıklarıitibarıyla sağlıklı ve dengeli bir çevrenin unsurları” (§ 23)olduğunu belirterek kuralı Anayasa’nın 56. maddesi yönünden de incelemiştir.
4. Bubağlamda hayvanların korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin anayasaldayanağının olduğu açıktır. Bireylerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamahakkının etkili bir şekilde korunması, “sağlıklı ve dengeli çevre”ninzorunlu unsurları olan hayvanların korunmasını gerektirmektedir. Zirahayvanların korunmadığı bir çevrenin sağlıklı ve dengeli olaraknitelendirilmesi, dolayısıyla insanların böyle bir çevrede yaşama hakkınınkorunduğu söylenemez.
5. Hayvanların korunmasızorunluluğunu insanın sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkının korunmasınadayandıran görüş, hayvanlara yönelik “araçsal” bir yaklaşımıyansıtmaktadır. Bu araçsal yaklaşımın ulusal ve ulasalüstü yargı organlarınahâkim olduğu bilinmektedir. Sözgelimi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir hayvanhakları aktivistinin “Matthis Pan” isimli şempanze adına yaptığıbaşvuruyu kişi bakımından yetkisizlik (ratione personae) nedeniyle kabuledilemez bulmuştur (Stibbe/Avusturya, B.No: 26188/08, 22/01/2010).
6. Buna karşılıkhayvanların bir “araç” ya da “nesne” değil “amaç” olarakbirtakım hakların öznesi oldukları görüşü istisnai olarak kabul edilmiştir.Özellikle bazı Latin Amerika ülkelerinde hayvanların hakların “özne”sikabul edildiklerine dair yargı kararlarına rastlanmaktadır. Bu kapsamda EkvadorAnayasa Mahkemesi, yakın tarihli bir kararında “Estrellita” adındakimaymunun 18 yıldır yanında yaşadığı davacının evinden alınıp bir hayvanatbahçesine götürülmesinden kısa bir süre sonra ölmesi üzerine başlayan yargısalsüreçte maymunun yaşam hakkının ihlaline hükmetmiştir.
7. Ekvador AnayasaMahkemesi söz konusu kararında hayvanların hakların öznesi olduğunu ve hayvanhaklarının -kendine has özellikleriyle- Ekvador Anayasasının 71. maddesindegüvence altına alınan “Doğa haklarının spesifik bir boyutunu oluşturduğu”nubelirtmiştir. Diğer yandan Mahkeme aynı anayasa hükmünün hayvanların korunmasıamacıyla her bireye, tüzel kişiliğe ya da topluluğa, “Doğa adına”,hukuki süreç başlatma ve kamu otoritelerine başvurma hakkı tanıdığınıvurgulamıştır (bkz. “Estrellita Monkey" Case, No.253-20-JH/22, 27/01/2022,https://animal.law.harvard.edu/wp-content/uploads/Final-judgment-Estrellita-w-Translation-Certification.pdf.,§§ 91, 161).
8.Ülkemizdeki anayasal duruma döndüğümüzde, Anayasa’nın gerek 56. maddesinin,gerekse de tabiat varlıklarının korunmasını güvence altına alan 63. maddesinin,“tabii çevre”nin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini özelliklevurguladıkları belirtilmelidir. Bunun dolaylı da olsa bir “çevre hakkı”nınvarlığına işaret ettiği, bu kapsamda da hayvanların ve haklarının korunmasıgerektiği söylenebilir.
9. Doğalçevrenin korunması ve geliştirilmesi görevi, anayasal düzeyde “hak öznesi”olup olmadıklarından bağımsız olarak, hayvanların korunması yükümlülüğünüberaberinde getirmektedir. Kuşkusuz hayvanların korunması onlarla aynı dünyayıve çevreyi paylaşan insanlara, topluma ve onun örgütlü hali olan devlete düşenönemli bir ödevdir. Hayvanların korunması bakımından devletin negatifyükümlülüğü kamu gücü kullananların hayvanlara hukuka aykırı şekildedavranmaktan kaçınmasını, pozitif yükümlülüğü ise bir yandan bu türdavranışları önlemek için gerekli tedbirleri almayı diğer yandan da hayvanlarakarşı suç işleyenleri etkili şekilde cezalandırmayı gerektirmektedir.
10.Nitekim dava konusu kuralın da içinde bulunduğu 7332 sayılı Kanun’ungenel gerekçesinde hem hayvanlara yaklaşımın değiştiği hem de onların korunmasıiçin caydırıcı cezai yaptırımlara ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Gerekçedeöncelikle, BM Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi uluslararası belgelereatıf yapılarak “hayvanların yaşama ve kötü muameleye maruz kalmama gibitemel haklara sahip oldukları” ve insanlığın “hayvanın bir mal veya eşyaolarak kabul edildiği anlayıştan, bir can olarak değerlendirildiği perspektifeevrilmiş ve tüm hayvanların yaşamlarının güvence altına alınması yolunda önemlimesafeler katetmiş” olduğu belirtilmiştir.
11. Öteyandan gerekçeye göre kanun teklifinin amacı “bir can ve dost olarak kabulettiğimiz hayvanların daha etkin bir şekilde korunması”dır. Bu amacamatuf olarak “hayvanlara yönelik haksız eylemlere karşı caydırıcıyaptırımlar belirleme”nin onların korunması bakımından oldukça önemliolduğu vurgulanmıştır.
12. İptaliistenen kural tam da yaptırımların caydırıcılığı noktasında problemligörünmektedir. Kuralın da içinde bulunduğu Kanun, yaptırımları öngörmüş ancakbunların etkin şekilde uygulanmasını sağlayacak güvenceleri maalesef eksikbırakmıştır. Başka bir ifadeyle “bir can ve dost” olarak kabul edilenhayvanların korunmasına yönelik değişikliklerde onları bir “mal veya eşya”olarak gören eski anlayışın izleri silinememiştir.
13. Bubağlamda dava konusu kural ile gerekçede ortaya konulan yaklaşım en az ikinedenle bağdaşmamaktadır. Birincisi, hayvanlara yönelik suçlara ilişkinyargılamayı idarenin yazılı başvurusuna bağlayan kural, haksız eylemlerincezasız kalmasına yol açabilecek mahiyettedir. Başvuru yapıp yapmama konusundatüm takdir idareye aittir. Başvuru yapmaya karar verdiğinde de bunu şifahiolarak yapması mümkün değildir.
14. Kuralve gerekçe arasındaki bağdaşmazlığın ikinci yansıması sahipli hayvanlarile sahipsiz hayvanlara karşı işlenen suçların soruşturulmasında ortayaçıkmaktadır. Dava konusu yapılmamakla birlikte, iptali istenen cümlenin deiçinde bulunduğu fıkranın dördüncü cümlesinde sahipli hayvanlara karşı bellisuçların başka kişiler tarafından işlenmesi halinde hayvan sahibinin şikayetiüzerine de soruşturma yapılacağı öngörülmektedir.
15.Halbuki sadece sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hâle getiren veya değerininazalmasına neden olan kişilerin cezalandırılmasını düzenleyen Türk CezaKanunu’nun 151. maddesinin (2) numaralı fıkrası 7332 sayılı Kanun’un 17. maddesiyleyürürlükten kaldırılmıştır. “Mala zarar verme” başlığı altında yer alansöz konusu düzenlemenin ilga edilmesi, hayvanları “mal” olarak değil, “can”olarak gören yaklaşımla uyumludur. Buna karşılık soruşturma başlatılmasınailişkin olarak sahipli/sahipsiz hayvan ayrımı yapılmasını aynı yaklaşımla telifetmek mümkün değildir.
16. Esasen hayvanlarayönelik suç teşkil eden eylemlerin asıl ve doğrudan mağduru bu eyleme muhatapolan hayvanlardır. Hayvanlar hissedebilen ve bu anlamda acı çekebilenvarlıklardır. Nitekim yaklaşık iki yüz yıl önce Jeremy Bentham’ın belirttiğigibi, hayvanlara muamele konusunda sorulması gereken soru ne “akledebiliyorlarmı?” ne de “konuşabiliyorlar mı?” olmalı; doğru soru “acıçekebiliyorlar mı?” olmalıdır (J. Bentham, An Introduction to ThePrinciples of Morals and Legislation, Hafner Press, 1948, Chapter XVII, §1, No. IV, dipnot 1, s. 311).
17. Acı çekebilenvarlıklar olduklarında şüphe olmayan hayvanların hukuk tarafından etkilişekilde korunmaları gerektiği izahtan varestedir. Diğer yandan hayvanların aynızamanda ekonomik değeri olduğu, dolayısıyla onların haksız yere öldürülmesi yada yaralanması durumunda sahibinin de “mağdur” olacağı yönündeki anlayışda dava konusu kuralı haklılaştırmak için yeterli değildir. Sahipli hayvanayönelik haksız eylemin “mağdur”u olarak hayvanın sahibinin şikayetiylede soruşturmanın başlatılması anlaşılabilir. Bununla birlikte sahibi tarafından“sahipli” hayvana ve herhangi bir kişi tarafından “sahipsiz”hayvana yönelik hukuka aykırı eylemin mağduru da aynı zamanda sağlıklı vedengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olan herkestir. Dolayısıylahayvanlara karşı işlenen suçlarda mağdurların şikayetleri esas alınacaksaherkesin doğrudan savcılığa şikâyette bulunabilmesi gerekirdi.
18. Yukarıdabelirtildiği gibi sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı, hayvanların etkilişekilde korunması amacıyla bir yandan devlete negatif ve pozitif yükümlülüklerdiğer yandan topluma ve onu oluşturan bireylere ahlaki ve hukuki görevleryüklemektedir. Arthur Schopenhauer ahlakın temellerini açıklarken hayvanlaramerhametin karakter güzelliğiyle yakından ilgili olduğunu, bu anlamda yaşayancanlılara vahşice davrananların “iyi insan” olamayacağını belirtmiştir(A. Schopenhauer, The Basis of Morality, trans. A.B. Bullock, London:Swan Sonneschein & Co. Ltd., 1903, s. 223).
19. Davakonusu kuralın da içinde bulunduğu Kanunla bu ahlaki ödev hukuki ödevedönüştürülmüş ve bunun ihlali cezai yaptırıma tabi kılınmıştır. Bu şüphesizoldukça önemli ve olumlu bir gelişmedir. Ancak hayvanları korumaya yönelikahlaki ve hukuki ödevin bir boyutu da hayvanlara karşı işlenen suçların etkilişekilde soruşturulmasına katkı yapmaktır. Bunun için de söz konusu suçlaraşahit olanların savcılıklara suç duyurusunda bulunmalarınınengellenmemesi gerekirdi.
20. Diğer yandan hayvanlarınkorunması konusunda duyarlı kişilerin veya kuruluşların doğrudan savcılığaşikayette bulunmaları yerine, Tarım ve Orman Bakanlığı İl veya İlçeMüdürlüklerine başvurmaları zorunluluğunu getiren kuralın gerekçesi deanlaşılamamaktadır. Kanun’un ne genel gerekçesinde ne de madde gerekçelerindebu konuda herhangi bir açıklamaya yer verilmiştir.
21.Çoğunluk görüşünde savcılıkların ve yargının işyükünün artma endişesininbelirleyici olduğu söylenebilir. Ancak bu durum kanun koyucunun “can ve dost”olarak gördüğü hayvanların etkin şekilde korunması yükümlülüğünün tamolarak yerine getirilmemesinin gerekçesi olamaz. Birçok konuda olduğu gibi,savcılıklarda da konuya ilişkin özel büroların kurulması gibi bazı tedbirleralınarak hayvanlara yönelik suç teşkil eden fiillerin hızlı ve etkili şekildesoruşturulması ve kovuşturulması mümkün olabilir.
22. Davakonusu kural Anayasa’nın 56. maddesinin dışında, 2. ve 7. maddelerine deaykırılık teşkil etmektedir. Anayasa’nın 2. maddesinde korunan hukuk devletikeyfi uygulamaları engellemek ve öngörülebilirliği sağlamak amacıyla kanunlarınaçık, net ve belirli olmasını gerektirmektedir. Anayasa’nın 7. maddesindegüvenceye alınan yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesi de bir konuda temelilke, esas ve şartlar kanunda belirlenmeden, o konunun düzenlenmesinin idareyebırakılmasına izin vermez.
23. Kuralyeteri kadar açık ve belirli değildir. Muhakeme şartı olarak belirlenen, “Tarımve Orman Bakanlığının il veya ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyetbaşsavcılığına yazılı başvuruda bulunulması” mekanizmasının nasılçalışacağı, müdürlüklerin re’sen mi yoksa vatandaşlardan gelen şikayetlerüzerine mi harekete geçebilceği, kişilerin şikayetlerinin nasıldeğerlendirileceği, yazılı başvuru yapılıp yapılmaması konusunda takdiryetkilerinin olup olmadığı, varsa bu takdir yetkisinin hangi ilke, kriter veşartlara göre kullanılacağı ve söz konusu müdürlüklerde hayvanlara karşıişlenen suçlar konusunda uzmanların istihdam edilip edilmeyeceği gibihususlarda hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple her türlü keyfiuygulamaya sebebiyet verecek şekilde belirsizliklerle malul kural Anayasa’nın2. maddesine aykırıdır.
24. Öteyandan hayvanların korunması bakımından son derece önemli olan soruşturmayailişkin bu hususlar çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenebilir. Ancak temelesasları kanun yerine alt düzenleyici işlem olan yönetmelikle yapmak bir yandanyasama yetkisinin devri, diğer yandan da yargısal denetim merciinindeğiştirilmesi sakıncasına neden olmaktadır. Dolayısıyla kural bu haliyleAnayasa’nın 7. maddesine de aykırıdır.
25. Belirtmek gerekirki, hayvanların anayasal ve yasal düzeyde korunmasına dair tartışmalar dünyanınher yerinde olduğu gibi bizde de devam etmektedir. Esasen bu, aynı çevreyipaylaştığımız ve onun doğal unsuru olan hayvanlara bakışın şekillendirdiğisürekli bir tartışmadır. Nitekim geçen yüzyılın en etkili düşünürlerindenJacques Derrida “hayvan meselesi”ni sürekli ilgilenilmesi gerekenbir konu olarak görmüştür (J. Derrida, The Beast and the Sovereign, Vol.I, trans. G. Bennington, Chicago: The University of Chicago Press, 2009, s.20).
26. İptali istenenkuralın da içinde bulunduğu 7332 sayılı Kanun’un genel gerekçesinin ilkcümlesinde ifade edildiği gibi “Mazisi, hayvanlar için vakfiyeleroluşturmak, kuş evleri, hastaneler ve barınaklar inşa etmek, kırsala yiyecekbırakmak gibi iyi örneklerle dolu olan milletimiz, günümüzde de hayvanlarınkorunması bakımından önemli mesafeler kat etmiş ve gelişmiş diğer ülkelerdeolduğu gibi hayvanların korunmasına yönelik müstakil bir kanun kabul ederek bualana verdiği önemi göstermiştir.” Kuşkusuz hayvanların korunmasınayönelik müstakil bir kanunun çıkarılması önemli, ancak yeterli olmayan biradımdır. Kat edilmesi gereken daha çok mesafe vardır.
27.Hayvanların korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin bilhassa devletin pozitifyükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayacak nitelikte olması gerekir. Buanlamda hayvanlara karşı suçların etkili şekilde soruşturulması vekovuşturulmasını engelleyen dava konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğundaniptal edilmesi gerektiği kanaatindeyim.
28.Açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 7., ve 56. maddelerine aykırıolduğunu düşündüğümden red yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN