ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/106
Karar Sayısı : 2025/68
Karar Tarihi : 6/3/2025
R.G.Tarih-Sayı : 4/6/2025-32920
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleriEngin ALTAY, Özgür ÖZEL ve Engin ÖZKOÇ ile birlikte 131 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nun7. maddesinin Anayasa’nın Başlangıç kısmıile 2., 3., 6., 7., 10., 11., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un iptali talepedilen 7. maddesi şöyledir:
“Ortak düzenlemeler
MADDE 7- (1) Katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterlerile düzenleyecekleri belgelerin yabancı para birimiyle tutulabilmesi vedüzenlenebilmesine ilişkin olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi UsulKanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinebağlı olmaksızın düzenleme yapmaya Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) Katılımcıların kendi aralarında ve İFM’deyürüttükleri faaliyetler kapsamında düzenlenen her nevi muamele, mukavele vemuhabere hakkında 10/4/1926 tarihli ve 805 sayılı İktisadi MüesseselerdeMecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanunun 1 inci ve 3 üncü maddeleriuygulanmaz.
(3) Katılımcıların kendi aralarında İFM’de yürüttüklerifaaliyetler kapsamında, katılımcıların faaliyetlerinin tabi olduğu mevzuataaykırı olmaması kaydıyla, özel hukuka tabi olarak yaptıkları her nevi işlem vesözleşmelerde serbestçe hukuk seçimi yapılabilir.
(4) En az üç ülkede aktif olarak faaliyet gösterenkatılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri hakkında da bumadde hükümleri uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL,M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 8/9/2022tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Burak FIRATtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. (1) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
3. Dava dilekçesinde özetle; dava konusukuralda Hazine ve Maliye Bakanlığına (Bakanlık) verilen yetkinin sınırsız vebelirsiz olduğu, bu nedenle kuralın belirlilik, öngörülebilirlik ve yasamayetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmadığı, İstanbul Finans Merkezinde(İFM) faaliyet gösteren şirketlere yabancı para birimiyle defter tutma imkânınınsağlanmasının, kayıtlarını Türk lirası ile tutmak zorunda olan şirketleryönünden dezavantaj oluşturduğu ve bu durumun eşitlik ilkesiyle çeliştiği, aynızamanda mülkiyet hakkını ve sözleşme özgürlüğünü ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7., 10., 13., 35. ve 48. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması vebu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Buhükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisininparlamentoya ait olması “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerdekaçınılmaz bir durum” olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca gerekçede "Milletadına kanun koyma yetkisini yasama meclisi yerine getirir. Bu yetkidevredilemez. Ancak, Anayasanın 99 ve 129 uncu maddeleri hükümleri saklıdır.”denilmek suretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnaları belirtilmiştir. Maddegerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasama yetkisinin devredilemezliği, esasenkanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamınagelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinindevredilmesidir (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2021/73, K.2022/51, 21/4/2022, § 15).
5. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerbakımından yürütmenin düzenleme yetkisi; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı biryetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesiçizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ilesınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması,Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur. Bununla birlikte yasamaorganının temel ilkeleri ve çerçevesi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık veidare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15,4/3/2021, § 57).
6. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesiniöngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntılarındüzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerinebırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılmasıöngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriharicinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerinkanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesigereken çerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çokdaha geniş olabilecektir. (AYM,E.2018/91, K.2020/10, 19/2/2020, § 110; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 56).
7. Dava konusu kuralda katılımcıların tutmakzorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı parabirimiyle tutulabilmesi ve düzenlenebilmesine ilişkin olarak 4/1/1961 tarihlive 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk TicaretKanunu hükümlerine bağlı olmaksızın düzenleme yapmaya Bakanlık yetkilikılınmıştır.
8. Kuralla Bakanlığın yetkilendirildiği düzenleme alanının katılımcılarıntutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı parabirimiyle tutulabilmesi ve düzenlenebilmesine ilişkin olduğu açıktır. Başka birifadeyle Bakanlık, katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterler vedüzenleyecekleri belgeler ile ilgili olarak ancak bunların yabancı parabirimiyle tutulabilmesine ve düzenlenebilmesine ilişkin düzenleme yapmakonusunda yetkili kılınmıştır.
9. Ayrıca 7412 sayılı Kanun’un “Tanımlar ve kısaltmalar”başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde katılımcıların, katılımcı belgesi alarak ofis alanında faaliyetgösterecek gerçek ve tüzel kişileri, bunların şubeleri ile temsilciliklerini,adi ortaklıkları, irtibat bürolarını, bölgesel yönetim merkezlerini ve ulusalvarlık fonlarını ifade ettiği belirtilmiştir.
10. Bu itibarla kural kapsamındaBakanlığa tanınan yetkinin kullanımıyla ilgili olarak kanunda genel çerçeveninçizildiği, temel esas ve ilkelerin belirlendiği gözetildiğinde kuralda yasamayetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır.
11. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatlaalınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar,yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl vegaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları veidare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarakhareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlikilkesine yer verilmiştir.
12. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlikilkesi ise hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, kişilere ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Builkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47, K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95,K.2022/3, 26/1/2022, § 25).
13. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetimindeöncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumdabulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, bubağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilipgözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklımuamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olupolmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasındahakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer birifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılıolmasını gerektirmektedir (AYM, E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 65;E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32).
14. İFM’de faaliyet gösteren katılımcılar ile aynı alanda faaliyet,hizmet ve işlem yürüttükleri hâlde bu yerde katılımcı olmamaları nedeniylefaaliyet gösteremeyenlerin karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzerdurumda oldukları, bu yönüyle tutmakzorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelerin yabancı parabirimiyle tutulabilmesi ve düzenlenebilmesi yönündenkuralla farklılık yaratıldığı anlaşılmaktadır.
15. Anılan Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında Kanun’unamacının Türkiye Cumhuriyeti’nin finansal rekabet gücünü uluslararası alandaartırmak, finansal piyasalar ile ürün ve hizmetlerin gelişmesine vederinleşmesine katkıda bulunmak, uluslararası finans ve sermaye piyasalarınaentegrasyonu güçlendirmek ve bu sayede İFM’nin önde gelen küresel finansmerkezlerinden biri olmasını sağlamak olduğu belirtilmiştir.
16. Kuralla katılımcıların tutmak zorunda oldukları defterler iledüzenleyecekleri belgelerin yabancı para birimiyle tutulabilmesine vedüzenlenebilmesine imkân tanınmak suretiyle söz konusu amaç çerçevesindeİFM’nin diğer finans merkezleri ile rekabet edebilmesinin ve uluslararasıyatırımcıların ülke ekonomisine dâhil edilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla İFM’de katılımcı olarak yer alanlar ile almayanlar arasında yapılanayrımın nesnel ve makul bir temele dayandığı, ayrıca söz konusu amaca ulaşmakbakımından oluşturulan farklılığın ölçüsüz bir yönünün bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
17. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 7.ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. ve 10.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
B. (2) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
18. 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dava konusu (2) numaralıfıkrasında katılımcıların kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetlerkapsamında düzenlenen her nevi muamele, mukavele ve muhabere hakkında 10/4/1926tarihli ve 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe KullanılmasıHakkında Kanun’un 1. ve 3. maddelerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
19. Anılan Kanun’un 1. maddesinde Türk tabiiyetindeki her tür şirketve müesseselerin Türkiye sınırları içindeki her nevi muamele, mukavele,muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmak zorunda oldukları düzenlenmiştir.
20. Kanun’un 2. maddesi yabancı şirket ve müesseseler bakımından bu zorunluluğunTürk tabiiyetindeki kurum, kuruluşlar ve diğer kişilerle aralarındaki haberleşme,işlem ve görüşmeler ile devlete ibraz etmekle yükümlü oldukları evrak vedefterler yönünden geçerli olduğunu hükme bağlamıştır.
21. 3. maddede yabancı şirket ve müesseselerin aynı hususta Türkçedenbaşka bir dili ilave olarak kullanabilecekleri, farklı dillerde birden fazlanüsha düzenlenmesi hâlinde aralarından Türkçe düzenlenmiş belgenin esasalınacağı ve sorumlu imzaların Türkçe hazırlanmış olan metnin altınaatılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş; bu zorunluluğa rağmen imzanın diğerdilde yazılmış olan kısım veya nüshaya atılmış olması hâlinde Türkçe nüshanın geçerliolacağı düzenlenmiştir.
22. Dava konusu kuralla katılımcıların Türk veya yabancı olupolmadığına bakılmaksızın kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetlerikapsamında düzenledikleri muamele, mukavele ve muhabereler 805 sayılı Kanun’unanılan maddeleri kapsamı dışında bırakılmaktadır. Dolayısıyla Türk tabiiyetindekikatılımcıların kendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamındadüzenleyecekleri her nevi muamele, mukavele ve muhabereyi Türkçe yapmakzorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak Türk tabiiyetindeki katılımcıların katılımcıolmayanlar ile İFM dışında yaptıkları faaliyetler çerçevesindeki muamele,mukavele ve muhabere ile bu kapsamdaki hesap ve defterlerini Türkçe tutmazorunlulukları devam etmektedir. Ayrıca kurala göre katılımcılardan yabancıolanların Türkçe dışında başka bir dilde düzenleyecekleri muamele, mukavele vemuhabereler de geçerli kabul edilecektir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
23. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallaİFM’de faaliyetgösteren şirketlerin defter ve kayıtlarını Türkçe dışında istedikleri dildetutabilmelerine imkân tanındığı, tutulması zorunlu defterlerin, sözleşmelerinve diğer kayıtların hangi dillerde tutulabileceğine, birden fazla dilde kayıttutulup tutulamayacağına ve uyuşmazlık hâlinde hangi dildeki kayıtların esasalınacağına dair belirliliğin olmadığı, bu durumun defter, kayıt ve belgelerindenetim imkânını ortadan kaldırdığı, yürütme organına bu konuda çerçevesibelirsiz bir düzenleme yetkisinin tanındığı, belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 3. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
24. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilenhukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tümdevlet organlarına egemen kılan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan veyargı denetimine açık olan devlettir.
25. Anayasa’nın anılan maddesinde yer alanhukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Belirlilikilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliğide ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatlarıve yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik sağlanabilir. Esasolan, muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne türsonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.
26. Kuralda İFM’de katılımcı sıfatıylafaaliyet gösterenler için öngörülen istisnanın kapsam ve sınırlarının açık venet olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
27. Öte yandan hukukdevleti ilkesi gereğince kanunların kamu yararını gerçekleştirmek amacıylayapılması gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacakinceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıylasınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramınınAnayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında dabelirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstünolan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlariçin veya sadece belirli kişilerin yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle birdurumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanunhükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında birkanun hükmünün gereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerlekamu yararının sağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bukapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM,E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23).
28. 7412 sayılı Kanun’un amacı TürkiyeCumhuriyeti’nin finansal rekabet gücünü uluslararası alanda artırmak, finansalpiyasalar ile ürün ve hizmetlerin gelişmesine ve derinleşmesine katkıdabulunmak, uluslararası finans ve sermaye piyasalarına entegrasyonugüçlendirmek ve bu sayede İFM’nin önde gelenküresel finans merkezlerinden biri olmasını sağlamaktır.Dava konusu kuralla 7412 sayılı Kanun’un amacına uygun olarak katılımcılarakendi aralarında ve İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamında düzenledikleriher nevi muamele, mukavele ve muhabere hakkında Türkçe dışında başka bir dilkullanma imkânı tanınmasının kamu yararı amacınayönelik olmadığı söylenemez.
29. Bu itibarla hukukibelirlilik ilkesine aykırı olmayan ve kamu yararı amacına yönelik ihdasedildiği anlaşılan kuralın hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yönübulunmamaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 3. ve 7. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
C. (3) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. İptalTalebinin Gerekçesi
31. Dava dilekçesinde özetle;dava konusu kuralda yabancılık unsuru taşıyan bir hukuki muamele olmadığı hâldeİFM’de faaliyet gösteren iki Türk şirketinin aralarında yabancı bir ülkehukukunun uygulanmasını istemesine imkân tanındığı, bu durumun devletinegemenlik yetkisiyle bağdaşmadığı, ayrıca kuralda hangi hukukun hangikoşullarda seçilebileceğine dair hiçbir ilkeye yer verilmediği, bu durumunbelirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6. ve 11. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
32. Kural, katılımcıların kendi aralarında İFM’deyürüttükleri faaliyetler kapsamında, katılımcıların faaliyetlerinin tabi olduğu mevzuata aykırı olmamasıkaydıyla özelhukuka tabi olarak yaptıkları her nevi işlem ve sözleşmelerde serbestçe hukukseçimi yapabileceklerini öngörmektedir.
33. Kuralla İFM’de faaliyet gösterenkatılımcılara tanınan serbest hukuk seçimi imkânı sınırsız bir şekildedüzenlenmemiştir Buna göre katılımcıların serbestçe hukuk seçimi yapabilmeleriiçin bu işlem ve sözleşmelerin, kendi aralarında İFM’de yürüttüklerifaaliyetler kapsamında olması, tabi olduklarımevzuata aykırı olmaması ve özel hukuka tabi olması gerekmektedir. Bu bağlamda katılımcılarınkendi aralarında olmayan, kendi aralarında olsa dahi İFM’de yürüttüklerifaaliyetler kapsamında bulunmayan, özel hukuk alanı dışında kalan, özel hukukalanında olsa dahi faaliyetlerinin tabi oldukları mevzuata aykırı olan işlem vesözleşmelerinin kural kapsamında olmayacağı açıktır.
34. 7412 sayılı Kanun’un “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 2. maddesinin(1) numaralı fıkrasında finansal faaliyet, hizmet ve işlemlerin hangi mevzuatkapsamında gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Buna göre katılımcıların kendiaralarında İFM’de yürüttükleri faaliyetler kapsamında, özel hukuka tabi olarakyaptıkları her nevi işlem ve sözleşmelerde serbestçe hukuk seçimi yapmalarıancak anılan fıkrada kapsamı belirtilen mevzuata aykırılık olmaması kaydıylageçerli olacaktır.
35. 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçelerbu kural yönünden de geçerlidir.
36. Açıklanan nedenlerlekural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nınBaşlangıç kısmı ile 6. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. (4) Numaralı Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
37. Dava dilekçesinde özetle; 7412 sayılıKanun’un 7. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarına yönelik olarakileri sürülen gerekçelerle kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 3., 6.,7., 10., 11., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
38. Dava konusu kuralda en az üç ülkede aktifolarak faaliyet gösteren katılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetimmerkezleri hakkında da 7412 sayılı Kanun’un 7. madde hükümlerinin uygulanacağıdüzenlenmiştir.
39. Anılan Kanun’un “Tanımlar ve kısaltmalar”başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (d) alt bendindekatılımcının, katılımcı belgesi alarak ofis alanında faaliyet gösterecek gerçekve tüzel kişileri, bunların şubeleri ile temsilciliklerini, adi ortaklıkları,irtibat bürolarını, bölgesel yönetim merkezlerini ve ulusal varlık fonlarınıifade ettiği belirtilmiştir. Buna göre bölgesel yönetim merkezlerinin katılımcıtanımı içinde yer aldığı açıktır.
40. Kuralda ise kanun koyucu bazı katılımcıların kendiiçlerinde hazine ve finans işlemlerini yürütmek üzere ayrı yönetim merkezlerikurduğunu dikkate alarak bölgesel hazine ve finans yönetim merkezlerini ayrıcabelirtmiş, bu merkezleri de Kanun’un 7. maddesinde düzenlenen ortak hükümlerkapsamına dahil etmiştir. Ayrıca daha ciddi uluslararası muhatapların varlığınınsağlanması amacıyla bölgesel hazine ve finans yönetim merkezleri hakkında bumadde hükümlerinin uygulanabilmesi için katılımcıların en az üç ülkede aktifolarak faaliyet göstermesi şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
41. 7412 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (1), (2) ve (3)numaralı fıkralarının Anayasa’ya uygunluk denetimlerinde belirtilen gerekçelerbu kural yönünden de geçerlidir.
42. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 2., 7. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 3., 6., 11., 13., 35. ve 48. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
43. Dava dilekçesinde özetle, dava konusukuralın uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceğibelirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans MerkeziKanunu’nun 7. maddesine yönelik iptal talebi 6/3/2025 tarihli ve E.2022/106,K.2025/68 sayılı kararla reddedildiğinden bu maddeye ilişkin yürürlüğündurdurulması talebinin REDDİNE 6/3/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans MerkeziKanunu’nun 7. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE 6/3/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI