ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/116
Karar Sayısı : 2023/126
Karar Tarihi : 13/7/2023
R.G.Tarih-Sayı :19/10/2023-32344
İPTAL DAVASINI AÇAN: İstanbulMilletvekili Engin ALTAY, Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL, Sakarya MilletvekiliEngin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 30/6/2022 tarihli ve 7415 sayılı Askerî Ceza Kanunu veBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun ek 15. maddesine eklenendokuzuncu fıkrada yer alan “…gibi…” ibaresinin,
B. 3. maddesiyle27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 49.maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine eklenen ikinci cümlenin,
C. 12. maddesiyle10/6/1985 tarihli ve 3225 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Döner Sermayeİşletmeleri Kanunu’nun değiştirilen 3. maddesinin;
1. İkincifıkrasında yer alan “…Cumhurbaşkanı kararıyla…” ibaresinin,
2. Üçüncüfıkrasında yer alan “…Millî Savunma Bakanlığınca…” ibaresinin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 3., 5., 6., 7., 10.,11., 13., 19., 36., 38., 49., 60., 70., 90., 104., 117., 118., 123., 128., 129.ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 1. maddesiyle1632 sayılı Kanun’un ek 15. maddesine eklenen dokuzuncu fıkra şöyledir:
“(Ek dokuzuncu fıkra:30/6/2022-7415/1 md.) Firar ve izin tecavüzü gibi hakkında ön incelemeyapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getiren zorunluhâllerde, ilgilinin ifadesi alınmaz.”
2. 3. maddesiyle926 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının cümlenin eklendiği (h)bendi şöyledir:
“h) (Değişik: 2/7/2018 – KHK/703/127 md.) GenelkurmayBaşkanlığına atanan orgeneral-oramirallerin yaş haddi 67’dir. (Ekcümle:30/6/2022-7415/3 md.) Genelkurmay Başkanının yaş haddi birer yıllıksüre ile 72 yaşına kadar Cumhurbaşkanınca uzatılabilir. GenelkurmayBaşkanlığına atanan orgeneral-oramiraller (b) bendinde gösterilen miktarlarındışında tutulur. Genelkurmay Başkanlığına atanan orgeneral-oramiraller (b)bendinde gösterilen miktarların dışında tutulur.”
3. 12. maddesiyle 3225sayılı Kanun’un değiştirilen 3. maddesi şöyledir:
“Döner sermaye teşkili ve tutarı
Madde 3 – (Değişik:30/6/2022-7415/12 md.)
Bu Kanun kapsamına giren işletmelere toplam yüz milyonTürk lirası sermaye tahsis olunmuştur.
Tahsis edilen sermaye miktarı Cumhurbaşkanı kararıyla beşkatına kadar artırılabilir.
Döner sermayenin işletmelere tahsisi, tahsis edilenmiktarların azaltılıp veya çoğaltılması Millî Savunma Bakanlığıncayapılır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, HasanTahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, RıdvanGÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 28/9/2022tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ömer GEDİK tarafından hazırlananişin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesiyle 1632 Sayılı Kanun’un Ek 15.maddesine Eklenen Dokuzuncu Fıkrada Yer Alan “…gibi…” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. 1632 sayılı Kanun’un “Soruşturmaizni ve izin vermeye yetkili merciler” başlıklı ek 15. maddesinin birincifıkrasına göre asker kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması iznetabidir.
4. Anılan Kanun’un 3. maddesine göre askerî kişiler, mareşaldenasteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı (Bakanlık) ileTürk Silahlı Kuvvetleri (TSK) kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel,uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerîöğrencilerdir.
5. Kanun’un 1. maddesine göre bu Kanun’un hapis cezasıylacezalandırdığı suçlar askerî suçlardır.
6. Kanun’un ek 15. maddesinin ikinci fıkrasında soruşturma izninin,asgari tugay komutanı veya eşiti askerî kurum amiri (Deniz ve Hava KuvvetleriKomutanlıklarında eşiti) olmak üzere asker kişinin görev yaptığı birlikkomutanı veya askerî kurum amiri, bu kişilerin yokluklarında ise vekilleritarafından bizzat verileceği, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları veMillî Savunma Üniversitesi hariç Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlıve ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapan asker kişiler hakkındaki soruşturmaizninin ise Millî Savunma Bakanı (Bakan) tarafından verileceği belirtilmiştir.Yine anılan fıkraya göre general ve amiraller hakkındaki soruşturma izni, görevyeri dikkate alınarak ilgisine göre Genelkurmay Başkanı’nın veya ilgili KuvvetKomutanı’nın teklifi üzerine ya da resen Bakan tarafından verilir.
7. Söz konusu maddenin sekizinci fıkrası ön incelemeyidüzenlemektedir. Buna göre izin vermeye yetkili merci, ihbar veya şikâyetinişleme konulması hâlinde bir ön inceleme başlatır; ön incelemeyi bizzatyapabileceği gibi izin vermeye asıl yetkili mercinin emrinde olan ve hakkındainceleme yapılanın üstü konumundaki asker kişilerden birine de yaptırabilir.
8. Maddenin dokuzuncu fıkrasında ise firar ve izin tecavüzü gibihakkında ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsızhâle getiren zorunlu hâllerde ilgilinin ifadesinin alınmayacağı belirtilmekteolup anılan cümlede yer alan “…gibi…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
9. Kuralın gerekçesinde de “Sırfaskeri suçların müeyyideye bağlanma amacı, askeri hizmetin kesintiyeuğramaksızın sürdürülmesi, askeri disiplinin etkin bir şekilde muhafazaedilmesi ve askeri menfaat ve gereklerin doğrudan doğruya korunmasıdır. Bukapsamda özellikle firar ve izin tecavüzü gibi suçlarda hakkında ön incelemeyapılan personele ulaşılamadığından izin vermeye yetkili mercii tarafındansoruşturma izni verip vermeme yönünde yapılan değerlendirmeden önce ön incelemeraporu ile birlikte personelin ifadesinin alınması mümkün olmamaktadır. Budurum askeri disiplinin tesis ve idamesini geciktirmekte, askeri hizmetindevamlılığını sekteye uğratmakta, suç dosyalarının adli makamlara gönderilmesürecini uzatmakta, ön incelemenin kanunda öngörülen sürede tamamlanamamasıihtimalini doğurarak, firar suçlarını işleyen personel hakkında yürütülecekadli soruşturmanın ivedi şekilde başlatılmasına engel olmaktadır. Madde ile;1632 sayılı Kanunun 65 ila 71 inci maddelerinde sayılan firar ve izin tecavüzümahiyetindeki suçlarla ilgili olarak, hakkında ön inceleme yapılan kişininbulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hale getiren zorunlu hallerlesınırlı olmak üzere, ilgilinin ifadesinin alınmamasına yönelik düzenlemeyapılması amaçlanmaktadır.”denilmektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
10. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralın asker kişilerinişledikleri izne tabi suçların soruşturulması esnasında, firar ve izin tecavüzügibi hakkında ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayıimkânsız hâle getiren zorunlu hâllerin kapsamını genişlettiği, idareyeilgilinin ifadesinin alınmayacağı hâlleri belirleme hususunda sınırsız bir takdiryetkisi tanıdığı, bu durumun ise yetkili mercilerin tarafsızlığına gölgedüşürerek savunma hakkını etkileyecek keyfîliklere yol açacağı ve savunmahakkını ortadan kaldıracağı, kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu, kanunilikilkesinin gereklerini karşılamadığı, temel ilkeleri belirlenmeksizin veçerçevesi çizilmeksizin idareye suç tiplerini belirleme imkânı tanıdığındanyasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini ihlal ettiği, aynı nitelikteki suçu işleyen ilgililer arasında uygulamayönünden farklılığa yol açabilecek olması nedeniyle kuralın kanun önündeeşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı, Anayasa Mahkemesinin benzer düzenlemeyeilişkin verdiği 27/2/1992 tarihli ve E.1991/43, K.1992/14 sayılı kararındaki gereklerin karşılanmadığı, bu durumun kuvvetlerayrılığı, hiçbir kimsenin veya organın Anayasa’dan kaynaklanmayan bir yetkiyikullanamaması ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkeleriyleçeliştiği, uluslararası anlaşmalarla bağdaşmadığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 10., 13., 19., 36., 38., 70., 90.,123., 128., 129. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
11. Anayasa’nın 36. maddesinin birincifıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yerverilmek suretiyle adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.
12. Dava konusu kuralla firar ve izin tecavüzü gibi hakkında ön incelemeyapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getiren zorunluhâllerde ilgilinin ifadesinin alınmayacağı öngörülmek suretiyle savunma hakkınayönelik bir sınırlama getirilmektedir.
13. Anayasa’nın 13. maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Buna göre savunma hakkınasınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’nın sözü ile Anayasa’daöngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
14. Bu kapsamda savunma hakkını sınırlamaya yönelik bir kanunidüzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izinvermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
15. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
16. Bu bağlamda “firar ve izin tecavüzü gibi” ifadesiyle şüphelinin savunmasının alınmasınınfiilen mümkün olamadığı suç türleri ortaya konmaktadır. Dolayısıyla bu ifadeylekuralın şüphelinin savunmasının alınmasının fiilen mümkün olamadığı suçtürleriyle sınırlı olduğu, böylece hangi durumlarda şüphelinin ifadesialınmadan aleyhine dava açılacağının öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.
17. Dava konusu kuralın da yer aldığı maddeye göreifade almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâllerde ilgilinin ifadesinebaşvurulmasına gerek duyulmadan ön incelemenin tamamlanabilmesi mümkündür. Buitibarla kuralla kastedilenin, hakkında öninceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getirenzorunlu hâllerden herhangi biri olduğu anlaşılmakla kuralla savunma hakkının kullanılamayacağı durumların herhangibir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği ve buyönüyle kuralın kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
18. Öte yandan savunma hakkına getirilen sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesi gereğince Anayasa’nın sözüne de uygun olması gerekir.
19. Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında da “Memurlar vediğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü cezakovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunungösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.” denilmek suretiyle kamugörevlileri yönünden özel soruşturma usullerinin uygulanması anayasal güvenceyekavuşturulmuş bulunmaktadır. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca kamugörevlilerinin haklarında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü cezamuhakemesine tabi tutulmalarının izin sistemine bağlanması esastır. Kuşkusuz buanayasal güvence, memurun şahsından kaynaklanmamakta, memuriyet görevininkesintisiz ve sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesini temin etme amacınayönelmektedir.
20. Millî savunma hizmetleri niteliği itibarıylabelirli bir düzen içinde sunulması gereken, kişilerin ve toplumun varlığı ve huzuruyönünden vazgeçilemez, ertelenemez ve ikame edilemez kamu hizmetlerindendir (AYM,E.2021/84, K.2022/117, 13/10/2022, § 28). Askerkişiler millî güvenliğin sağlanması amacıyla sürekli ve asli nitelikte bir kamuhizmeti ifa etmektedir. Asker kişilerin Anayasa’nın 128. maddesinde yer alan diğerkamu görevlileri kapsamında oldukları ve bu itibarla Anayasa’nın 129.maddesinin sağladığı güvenceden yararlanmaları gerektiği açıktır.
21. 1632 sayılı Kanun’un ek 15. maddesinin birinci fıkrası uyarıncaasker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlar nedeniyle ilkeolarak özel bir soruşturma usulüne tabi kılındıkları görülmektedir. Bu kapsamda anılan maddenin diğer fıkralarda, askerkişiler hakkındaki soruşturma izninin görev yeri dikkate alınarak ilgisine görekim tarafından verileceği hüküm altına alınmış; izin vermeye yetkili mercilertarafından ihbar veya şikâyetin işleme konulmasına karar verilmesi hâlinde bumercilerce ön incelemenin başlatılacağı belirtilerek bunun usul ve esasları açıklanmış,yetkili mercinin soruşturma izni konusundaki kararını açıklamasına ilişkinsüreler ile bu karara karşı itiraz süresi, itiraz mercileri ve soruşturma vekovuşturma makamları belirtilmiştir.
22. Kural uyarınca firar ve izin tecavüzü gibi hakkında ön incelemeyapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getiren zorunluhâllerde ilgilinin ifadesinin alınmaması asker kişilerin işledikleri suçlarınsoruşturma iznine başvurulmasına engel teşkil etmez. Dolayısıyla kuraldaAnayasa’nın 129. maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlileri için getirilenizin güvencesine aykırı bir husus bulunmamaktadır. Bu itibarla söz konusu hâllerde asker kişilerin ifadesininalınmaması yetkisini tanıyan kuralın Anayasa’nın129. maddesinin sözüyle bağdaşmadığı söylenemez.
23. Adil yargılanma hakkı niteliği gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa’da zikredilmiş olması kendibaşına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin bu haktan yararlanabilmesi içindevletin en azından yargı teşkilatını kurması ve yargılama usullerinibelirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisini haiz olduğu alanlardabelli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunun kabulü gerekir. Bu sebeple adilyargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayanbelli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun butakdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (BekirSözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).
24. Kamu görevlisi statüsüne sahip olan bu kişiler, yerinegetirdikleri görevin niteliği gereği genel hükümler dışında özel bir soruşturmausulüne tabi tutulabilmektedir. Bu bağlamda firarve izin tecavüzü gibi hakkında ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle başlatılan ön incelemenin kesintiye uğramadanyürütülebilmesi ve adli soruşturmanın ivedi bir şekilde başlatılabilmesiamacıyla askerî personel için ifade alınması zorunluluğu ortadankaldırılmıştır. Kuralla ön inceleme esnasındakişinin ifadesinin alınması engellenmeyip fiilî imkânsızlık hâlinde askeridüzen ve hizmetin devam etmesi için ön incelemenin sürüncemede kalmadantamamlanması sağlanmaktadır. Bu itibarla kuralın meşru bir amaç taşıdığıanlaşılmıştır.
25. Anayasa’nın13. maddesinin önemli güvencelerinden olan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik,öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ileulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise hakka getirilensınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir.
26. Hakkında öninceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifadealmayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâllerde ilgilinin ifadesininalınması şartının aranmamasının ön incelemenindevamına imkân tanıyacağı gözetildiğinde kuralın ön inceleme aşamasınınsürüncemede kalmadan tamamlanmasını sağlama amacına ulaşma bakımındanelverişli olduğu görülmüştür.
27. İdarinitelikteki ön incelemenin ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek vesoruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engel olacak şekilde uygulanmasınaizin vermeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir (DilekGenç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944,1/2/2018, § 78). Dolayısıyla firarve izin tecavüzü gibi hakkında ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyleifade almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâllerde ilgilinin ifadesininalınmayacağını belirten kuralın ön incelemeaşamasının sürüncemede kalmadan tamamlanmasını sağlama biçimindeki meşruamaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı da söylenemez.
28. Öte yandan ön inceleme sırasında iddia edileneylemlerin suç kapsamında bulunup bulunmadığının nihai olarak soruşturma veyakovuşturma aşamalarında belirleneceği gözetildiğinde idarenin ön incelemeaşamasında yaptığı değerlendirme söz konusu eylemin suç unsuru oluşturduğukonusunda nihai bir değerlendirme olmayıp idarenin ön inceleme sonucundaverilen soruşturma izni kararı eylemin soruşturma yapılmasını gerektirir nitelikteolup olmadığını belirlemeye yöneliktir. Bu itibarla ön incelemeevresinde eksik kalan hususların ceza soruşturması veya kovuşturmasıaşamalarında giderilebilmesi de mümkündür (Durmuş Küçük, B. No:2017/39786, 14/10/2020, § 45).
29. Ayrıca ön inceleme sonrasında soruşturma içinizin verilmiş olması yargılama sürecinde basit şüphe aşamasına geçildiğinigösterir. Soruşturma aşamasına geçilmesi ise bir cezalandırma yöntemi değildir.Yargılama faaliyetinin sonuna kadar masumiyet karinesi devam etmektedir.Sonraki süreçte yargılamanın her aşamasında kişinin ifadesine başvurulması vebu suretle savunma hakkının kullanılması mümkündür. Dolayısıyla ulaşılmakistenen amaca ilişkin kamu yararı ile adil yargılanma hakkı arasında bulunmasıgereken makul dengenin gözetildiği ve bu itibarla kuralın orantısız birsınırlamaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
30. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 36. ve 129. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 36. ve129. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 10., 19., 38., 70.,90., 123., 128. ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 3. Maddesiyle 926 Sayılı Kanun’un 49. Maddesinin Birinci Fıkrasının (h) BendineEklenen İkinci Cümlenin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
31. 926 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (h)bendinde Genelkurmay Başkanı’nın yaş haddi düzenlenmiştir.
32. Anılan bendin birinci cümlesine göre Genelkurmay Başkanlığına atananorgeneral-oramirallerin yaş haddi 67’dir. Bendin dava konusu ikinci cümlesiyle deGenelkurmay Başkanının yaş haddinin birer yıllık süre ile 72 yaşına kadarCumhurbaşkanınca uzatılabileceği öngörülmüştür.
33. Kuralın gerekçesinde de “TürkSilahlı Kuvvetleri yurt içinde ve yurt dışında faaliyetlerini kararlılıklasürdürmektedir. Madde ile devam eden terörle mücadele faaliyetlerinin etkin birşekilde sürdürülmesi ve harekatlardan elde edilen tecrübenin aktarılabilmesiiçin Genelkurmay Başkanının görev süresinin birer yıllık süreyle maddedebelirlenen yaş haddine kadar uzatılabilmesi amaçlanmaktadır.”denilmektedir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
34. Dava dilekçesinde özetle; Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin Cumhurbaşkanıncauzatılabileceğine ilişkin anayasal bir hükmün bulunmadığı, dava konusu kuralla GenelkurmayBaşkanı’nın yaş haddinin uzatılması yönündeki özlük hakkının Cumhurbaşkanı’nıntakdirine bırakıldığı, Cumhurbaşkanı’nın bu yetkisini hangi nesnel ölçüte görekullanacağının belirsiz olduğu, kuralın ölçülü olmadığı, keyfî uygulamalara nedenolmak suretiyle Genelkurmay Başkanları arasında eşitsizliğeyol açabileceği, bu suretle mali nitelikteki özlük haklarının farklılaşacağı, emir-komuta zincirinin bozulmasına, askerîdisiplin ve hiyerarşinin bozulmasına, ordunun siyasallaşmasına, millî savunmahizmetini yürütmekle görevli olan Genelkurmay Başkanlarının ilgilerini başkaalanlara yöneltmelerine ve sorumluluklarını yeteri kadar yerinegetirememelerine neden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmıile 2., 3., 5., 6., 7., 10., 11., 13., 49., 60., 70., 104., 117., 118., 123.,128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
35. Anayasa’nın 70. maddesinin birinci fıkrasında “Her Türk, kamuhizmetlerine girme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle kamu hizmetlerinegirme hakkı güvence altına alınmıştır.
36. Anılan hak sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil kamuhizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına almaktadır (AYM, E.2021/104,K.2021/87, 11/11/2021, § 48). Dolayısıyla kişinin kamu hizmetinde kalmaya devamedebilme imkânından yararlanması sonucunu doğuran düzenlemeler Anayasa’nın 70.maddesi kapsamındadır.
37. Kanun koyucu, bir kamu hizmetinde görevin gerektirdiği niteliklerive şartları belirlemeyi ya da belirlenmiş olanları değiştirmeyi anayasalilkeler içinde kalmak kaydıyla görevin ve ülkenin gereklerine vezorunluluklarına göre serbestçe takdir edebilir. Bu konularda anayasal ilkelereaykırı olmamak kaydıyla düzenleme yapmak kanun koyucunun takdirindedir (AYM, E.2016/133, K.2017/155, 15/11/2017, § 93).
38. Genelkurmay Başkanı’nınyaş haddinin uzatılabileceğini düzenleyen kural, görevin uzatılmamaihtimalini de içinde barındırdığından kamu hizmetinde kalma hakkına yönelik birsınırlama getirdiği görülmüştür.
39. KuraldaGenelkurmay Başkanı’nın görev süresinin kaç yaşına kadar, kim tarafından vehangi sürelerle uzatılabileceği herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekildeaçık ve net olarak belirlenmiştir. Dolayısıylaatanma hakkının kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak belirlendiğigözetildiğinde kuralla öngörülen sınırlamanın kanuni bir temele dayandığı görülmektedir.
40. Anayasa’nın anılan maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu kapsamda maddenin ikinci fıkrasında “Hizmetealınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”hükmüne yer verilerek hizmete alınmada görevin gerektirdiği nitelikleringözetilmesi anılan hak bakımından özel bir sınırlama nedeni olaraköngörülmüştür. Bu bağlamda anılan fıkra ile hizmete alınmada görevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrımın gözetilemeyeceği öngörülerekbir yandan kamu hizmetine alınmada aranacak şartların belirlenmesi hususundakanun koyucuya takdir yetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu şartlarbelirlenirken bu hakka getirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiğiniteliklerle uyumlu olması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Bunagöre kamu hizmetine girme hakkına koşul belirlemek suretiyle getirileceksınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Buhusus, anılan maddenin gerekçesinde “…Kamu hizmetine alınacak memur ve kamugörevlileri ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecekhükümler getirilmiştir” biçiminde vurgulanmıştır (AYM, E.2018/89,K.2019/84, 14/11/2019, § 16). Diğer yandan anılan fıkrada belirtilen sınırlamanedeni hakkın güvencesi kapsamında bulunan kamu hizmetinde kalmaya devamedilebilmesi bakımından da aynen geçerlidir.
41. Mevcut Genelkurmay Başkanı’nın tecrübesinden yararlanılmasının savunma hizmetinin güvenli, etkili, verimli bir şekildeyürütülmesine katkıda bulunacağı gözetildiğinde kuralın görevin gerektirdiğiniteliklere ilişkin olmadığı ve anılan meşruamaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
42. Kuralla kanun koyucunun kamu görevlileri için yaş haddini genelolarak 65 olarak öngördüğü, Genelkurmay Başkanınınkini ise ilke olarak 67olarak belirlediği, dava konusu kuralla ise Genelkurmay Başkanı’nın yaşhaddinin 72’ye kadar çıkabileceğini düzenlediği dikkate alındığındasınırlamanın kamu hizmetine girme hakkı bağlamında orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
43. Kuralla GenelkurmayBaşkanı’nın yaş haddinin uzatılmasına karar verme yetkisinin GenelkurmayBaşkanı’nı atayan makama verildiği, bu yetkinin kullanımı bakımından bir üstsınırın belirlendiği ve beş yılla sınırlandığı, süre uzatımının da ancak bireryıllık sürelerle yapılabildiği hususları gözetildiğindekamu hizmetine girme hakkını sınırlayan kuralın ölçüsüz bir sınırlama getirdiğisöylenemez.
44. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukukdevleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir (AYM, E.2022/50, K.2022/107, 28/9/2022, § 25).
45. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altınaalınan hukuk devleti ilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır.Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel,özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızbelirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsaamaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur (AYM, E.2022/50,K.2022/107, 28/9/2022, § 26).
46. Kuralın ihtiyaçduyulması durumunda mevcut Genelkurmay Başkanı’nın tecrübesinden yararlanılmasınımümkün kılmak suretiyle kamu hizmetinin daha etkin ve sağlıklı bir şekildeyürütülmesi amacına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Buitibarla kuralın kamu yararı dışında bir amaç güttüğü söylenemeyeceğinden hukukdevleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 13. ve 70. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 3., 5., 6., 7., 10., 11., 49.,60., 104., 117., 118., 123., 128. ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C. 12. Maddesiyle 3225 Sayılı Kanun’un Değiştirilen 3. Maddesininİkinci Fıkrasında Yer Alan “…Cumhurbaşkanı kararıyla…” İbaresi ileÜçüncü Fıkrasında Yer Alan “…Millî Savunma Bakanlığınca…” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
48. 7415 sayılı Kanunile 3225 sayılı Kanun’un 3. maddesinde değişiklik yapılmadan önce anılan Kanunkapsamına giren döner sermaye işletmelerine tahsis olunan sermayeyi artırmayetkisi Bakanlar Kuruluna tanınmış iken söz konusu değişiklikle bu yetkiCumhurbaşkanı’na verilmiştir.
49. Yine 3225 sayılı Kanun’un anılan maddesinde 7415 sayılı Kanun’la değişiklikyapılmadan önce döner sermayenin işletmelere tahsisi, tahsis edilen miktarlarınazaltılıp veya çoğaltılması Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarınabağlı kurumlar için ilgili Kuvvet Komutanlığının, asker hastaneleri içinhastanelerin bağlı olduğu komutanlığın teklifi ve Genelkurmay Başkanlığınınuygun görmesi üzerine Millî Savunma Bakanlığınca yapılmakta iken söz konusudeğişiklik sonrası bu tür işlemlerinin yapılması konusunda yalnızca vetek başına Millî Savunma Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
50. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla Cumhurbaşkanı’natanınan sermaye artırımı yetkisinin hangi hâllerde kullanılacağına dair açık vesomut bir ölçütün öngörülmediği, bu suretle Cumhurbaşkanı’na sınırlarıbelirsiz, çok geniş bir düzenleme alanı bırakılmasının hukuk devleti, idareninkanuniliği ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmadığı, buyöndeki kararın Cumhurbaşkanı tarafından tek başına ve kısa vadededeğiştirebilme olasılığının bulunmasının döner sermayelerin iktisadiöngörülebilirliğine zarar vereceği, Anayasa’da Cumhurbaşkanı’na böyle bir görevveya yetki tanınmadığı hâlde kurallarla yetkilendirilmesinin kuvvetler ayrılığıile hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisinikullanamayacağına ilişkin anayasal ilkelerle bağdaşmadığı, döner sermayeninişletmelere tahsisi ile tahsis edilen miktarların azaltılıp çoğaltılması konularındaKuvvet Komutanlıklarının ve komutanların dâhil olduğu inha süreci ile GenelkurmayBaşkanlığının iradesinin ortadan kaldırıldığı, bu durumun döner sermayelerinaskerî ihtiyaçlara göre yönetilmesine engel olacağı, sivil bir makam olanBakanlığın teknik askerî işlere doğası gereği hâkim olmamasının mümkün olduğu kurallarlaidareye tanınan bu yetkinin öznel ve keyfî uygulamalara ve işletmeler arasındaeşitsizliğe neden olabileceği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 6., 7.,10.,104., 117.,118., ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
51. Hukuk devletinin temelunsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olupkişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahaleyetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumdakendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir.Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, §25).
52. 3225 sayılı Kanun’un 1., 3., 4., 6.,8., 9. ve 10. maddeleri bir bütün olarak incelendiğinde Bakanlık ve Kuvvet Komutanlıkları bünyesindeki döner sermaye işletmelerinin hangi amaçlarla kurulabileceğine,bu işletmelere aktarılan sermayenin miktarına, bunun nereden karşılanacağına,işlemlerin mali denetimine, hangi giderlerin döner sermayeden karşılanacağına,hangi koşullarda kredi alınıp borçlanma yapılabileceğine ve personelmasraflarının nasıl karşılanabileceğine ilişkin hususların hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır ve uygulanabilir şekilde düzenlenerek konuya ilişkin temel ilkelerbelirlenmiştir.
53. Kanun koyucunun bu şekilde temel ilkeleribelirleyip yasal çerçeveyi çizdikten sonra bu çerçevenin içinde kalacak vedeğişen şartlara göre farklılık gösterebilecek hususların düzenlenmesiniyürütme organına bırakmasında Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
54. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 10., 104., 117.,118. ve 123. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
55. Dava dilekçelerinde özetle, dava konusukuralların uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlarındoğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepedilmiştir.
30/6/2022 tarihli ve 7415 sayılı Askerî Ceza Kanunu veBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1.maddesiyle 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun ek 15.maddesine eklenen dokuzuncu fıkrada yer alan ‘‘...gibi...’’ ibaresine,
B. 3.maddesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri PersonelKanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine eklenen ikinci cümleye,
C. 12.maddesiyle 10/6/1985 tarihli ve 3225 sayılı Millî Savunma Bakanlığı DönerSermaye İşletmeleri Kanunu’nun değiştirilen 3. maddesinin;
1.İkinci fıkrasında yer alan “...Cumhurbaşkanı kararıyla...” ibaresine,
2.Üçüncü fıkrasında yer alan ‘‘...Milli Savunma Bakanlığınca...’’ ibaresine,
yönelik iptal talepleri 13/7/2023 tarihli ve E.2022/116,K.2023/126 sayılı kararla reddedildiğinden bu cümleyeve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 13/7/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
30/6/2022 tarihli ve 7415 sayılı Askerî Ceza Kanunu veBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı AskerîCeza Kanunu’nun ek 15. maddesine eklenen dokuzuncu fıkrada yer alan ‘‘...gibi...’’ibaresinin,
B. 3. maddesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı TürkSilâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (h)bendine eklenen ikinci cümlenin,
C. 12. maddesiyle 10/6/1985tarihli ve 3225 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleriKanunu’nun değiştirilen 3. maddesinin;
1.İkinci fıkrasında yer alan “...Cumhurbaşkanı kararıyla...” ibaresinin,
2.Üçüncü fıkrasında yer alan ‘‘...Milli Savunma Bakanlığınca...’’ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE 13/7/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE