ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/124
Karar Sayısı : 2023/135
Karar Tarihi : 26/7/2023
R.G. Tarih - Sayı : 1/11/2023- 32356
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bayburt Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 17/7/2003 tarihli ve 4949 sayılıKanun’un 34. maddesiyle eklenen 128/a maddesinin birinci fıkrasının ikincicümlesinin Anayasa’nın 2., 12., 13. ve 36. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Kıymet takdirine itiraz talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 128/amaddesi şöyledir:
“Kıymet takdirine ilişkin şikâyet:
Madde 128/a – (Ek : 17/7/2003-4949/34 md.)
Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporuntebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesininbulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler. Şikâyettarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesineyatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâldebaşka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.
(Değişik birinci cümle: 12/2/2004-5092/2 md.) Kesinleşenkıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymettakdiri istenemez. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemlideğişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiriistenebilir.
(Ek fıkra: 21/2/2007-5582/3 md.) 2499 sayılı SermayePiyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konutfinansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığınınrehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, birinci fıkra uyarıncayaptırılmasına karar verilen bilirkişi incelemesi, aynı Kanunun 22 ncimaddesinin birinci fıkrasının (r) bendi uyarınca yetki verilmiş kişi veyakurumlara yaptırılır.
Kıymet takdirine ilişkin şikâyet yetkisiz icramahkemesine yapılırsa, icra mahkemesi evrak üzerinde inceleme yaparak başvurutarihinden itibaren en geç on gün içinde yetkisizlik kararı verir ve masrafınıgider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen yetkili icra mahkemesinegönderir.
Bu madde gereğince icra mahkemesinin verdiği kararlarkesindir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla26/10/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörCengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 2004 sayılı Kanun’un “Kıymettakdiri” başlıklı 87. maddesinin birinci fıkrasına göre haciz yapan memurgerektiğinde bilirkişiden yardım almak suretiyle sicile kayıtlı olanlarındışındaki malların kıymet takdirini yapar. Anılan maddenin ikinci fıkrasınagöre sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin ise bilirkişilere yaptırılmasızorunludur.
4. Anılan Kanun’un 128/a maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesinde kıymet takdirine ilişkin bir başvuru yoludüzenlenmiştir. Buna göre kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililerin,raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesininbulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilecekleri hükmebağlanmıştır.
5. Kural, ilgililer tarafından kıymettakdirine yapılan şikâyet üzerine yeniden bilirkişi incelemesinin yapılabilmesiiçin şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretinmahkeme veznesine yatırılmasını öngörmekte, aksi takdirde başka bir işlemegerek olmaksızın şikâyetin kesin olarak reddedileceğini hüküm altınaalmaktadır.
6. Bu bağlamda kıymet takdirine şikâyetinkesin olarak reddedilmesi üzerine bu hususun herhangi bir aşamada yeniden elealınıp alınamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
7. Kanun’un 134. maddesi kapsamında, icramüdürlükleri tarafından hacizli malın ihalesine ilişkin yapılan işlemlere karşıicra mahkemesine şikâyet yolu öngörülmüştür. Buna göre icra müdürlükleritarafından hacizli malın ihalesine ilişkin işlemlerin kanuna aykırı yapıldığıiddiasına dayanılarak başvurulan şikâyet yolunda, satış aşamasında ihaleninfeshi yoluyla kıymet takdirine karşı daha önce şikâyette bulunanlar, ihaleninfeshi davasında ihale sürecinden önceki hazırlık aşamalarında -kıymet takdiriaşaması da dâhil- usulsüzlük yapıldığını iddia edebilirler. Bu durumda kıymet takdirine itiraz yolunda verilen karar kesinolmakla birlikte ihalenin feshi davasına karşı kanun yolu açık olduğundan istinafve temyiz aşamasında kıymet takdirine ilişkin itirazların da değerlendirilmesimümkündür.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralın kıymettakdirine itiraz davasında gerekli masrafların süresinde yatırılmaması hâlindeesaslı bir değerlendirme yapılmadan davanın kesin olarak reddine neden olduğu,bu gerekçeyle davanın kesin olarak reddinin bir daha dava açılmasını imkânsızkıldığı, bu itibarla hak arama özgürlüğüne ağır bir sınırlama getirildiğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 12., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir.
10. Hak arama özgürlüğünün temelunsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukukibir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önünegötürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zararakarşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararınıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkınıntanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur (AYM, E.2018/99,K.2021/14, 3/3/2021, § 21).
11. İtiraz konusu kuralla davanınaçılmasından sonra yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretlerin yatırılmaması hâlindebaşka bir işleme gerek olmaksızın davanın kesin olarak reddedileceğininöngörülmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlamagetirildiği açıktır.
12. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlükleresınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, meşru amaca dayanması,Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
13. Bu itibarla mahkemeye erişim hakkınısınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıpkuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir olmasıgerekir (AYM, E.2021/107, K.2022/109, 28/9/2022, § 17).
14. Esasen temel hak ve özgürlüklerisınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletindekanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamayave kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğinsağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarakbelirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devletiilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
15. Şikâyet tarihinden itibaren yedi güniçinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılması hâlinde yenidenbilirkişi incelemesinin yaptırılabileceğini, aksi hâlde başka bir işleme gerekolmaksızın şikâyetin kesin olarak reddedileceğini öngören kuralda hangi hal veşartta bilirkişi incelemesinin yapılabileceği veya davanın reddedileceğihususlarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarakdüzenlendiği gözetildiğinde kuralın kanunilik şartını sağladığıanlaşılmaktadır.
16. Anayasa'nın 36.maddesinde hak arama özgürlüğüne yönelik herhangi bir sınırlama nedeniöngörülmemiş olmakla birlikte sınırlama nedeni belirtilmemiş hakların da ohakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir.Öte yandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler iledevlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak veözgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/372021, § 24).
17. Bu bağlamda Anayasa’nın 141.maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması yargının görevidir.” denilmek suretiyle davalarınmakul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hakgereğince devletin, davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yönünde pozitifyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksizyere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak buamaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucundaişin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engeloluşturmaması gerekir (AYM, E.2013/4, K. 2013/35, 28/2/2013).
18. İtiraz konusu kuralında yer aldığı maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere yargılama giderlerininödenmemesi nedeniyle kıymet takdirine itiraz davasının reddedilmesinehükmedilmesinin öngörülmesindeki amaç, kıymet takdirine itiraz davasınınsürüncemede kalmasının önlenmesi ve dolayısıyla yargılamaların makul süreiçinde tamamlanması olup anayasal açıdan meşru bir amaca dayanılmaktadır. Nitekimkuralın gerekçesinde kıymet takdirine itirazda hak ve zaman kaybının önlenmesive farklı uygulamaların ortadan kaldırılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
19. Mahkemeye erişim hakkına yöneliksınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması gerekir. Ölçülülükilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015;E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017, 13/7/2016,§ 81).
20. Kıymet takdirine itiraz davası açankişiler tarafından yeniden yapılacak kıymet takdiri için gerekli olan keşif vebilirkişi ücretinin belirli süre içinde yatırılmaması sebebiyle davanınesasının incelenmeyerek reddedilmesinin gereksiz yere dava açılmasının hak vezaman kaybının önlenmesi ile farklı uygulamaların ortadan kaldırılmasıbakımından elverişli bir araç olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır (NktTeknoloji Dağıtım Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2018/26844, 24/2/2021, § 40).
21. 2004sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde takip hukukuna uygun olduğu sürece12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanmasımümkündür (Yargıtay 12. HD, E.2020/670,K.2020/3797, 4/6/2020; HGK E.2013/2195, K.2015/1141, 1/4/2015). Bu doğrultuda itirazkonusu kuralın, 6100 sayılı Kanun’un 120. maddesinde düzenlenen gider avansınınözel şekli olduğu söylenebilir (Yargıtay HGK, E.2017/12-349, K.2020/1031, 15/12/2020;12. HD, E.2015/31612, K.2016/496, 12/1/2016).
22. Buna göre itiraz edenin kuralda yazılı olan ve gereklimasraf ve ücret olarak ifade edilen miktarı mahkemenin tespiti olmaksızınyatıramayacağı, dolayısıyla uygulamada da kıymet takdirine itiraz şikâyetininmasraf bulunmaması nedeniyle esasa girilmeksizin usulden reddedilebilmesi içinkuralda yer alan gerekli masraf ve ücretin mahkemece belirlenip itirazedene bildirilmesinin arandığı anlaşılmaktadır. O hâlde kural, mahkemecegerekli masraf ve ücretin belirlenerek şikâyette bulunana bildirilmesine rağmenyatırılmaması hâlinde işlerlik kazanacaktır. Bu nedenle kıymettakdirine itiraz eden ilgili, eksik masrafın mahkemece tamamlatılması yoluylane kadar miktarı hangi süre içinde yatırması gerektiğini bilebilecek durumdadır.Yeniden bilirkişi incelemesi talep eden ilgilinin masrafı yatırmaması durumundatakibin sürüncemede kalmaması amacına, kıymet takdirine itirazın kesin olarakreddedilmesinden daha hafif bir tedbirle ulaşılabileceği söylenemeyeceğindenkuralla öngörülen sınırlama gereklilik koşulunu taşımaktadır.
23. Şikâyettarihinden itibaren masraf yatırılması için kuralla öngörülen yedi günlük süreancak mahkemece bilirkişi masrafının belirlenmesi ve ilgiliye bildirilmesi hâlindeişleyecektir. Diğer yandan kıymet takdirine itiraz eden ilgilinin bu aşamadakihukuka aykırılık iddialarının ihalenin feshi davası yoluyla ileri sürebilme imkânınıntanınması, şikâyetin reddine dair kararın kesin nitelikte olmasını (kanun yolubulunmamasını) da telafi edici niteliktedir. Ayrıca adli yardım kurumundanyararlanma bakımından genel hükümlerin işlemeye devam edeceği de gözetildiğindekuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın orantılı olduğusonucuna ulaşılmıştır.
24. Açıklanan nedenlerlekural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 12.maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilenhususların Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 12. maddeleri yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na17/7/2003 tarihli ve 4949 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle eklenen 128/amaddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE 26/7/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR