ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/134
Karar Sayısı : 2023/116
Karar Tarihi : 22/6/2023
R.G. Tarih - Sayı : 15/9/2023- 32310
İTİRAZYOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 1. AsliyeTicaret Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 21/7/1953tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 28.maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin Anayasa’nın 13., 35. ve 36.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Birinciderece kan hısımları arasında yapılan taşınmaz pay devrine karşı açılantasarrufun iptali davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 28. maddesişöyledir:
“Bağışlama sayılan tasarruflar:
Madde 28 – Yirmiyedinci maddenin tatbikı bakımından aşağıdaki tasarruflar bağışlamahükmündedir:
1. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kanhısımlariyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlararasında yapılan ivazlı tasarruflar,
2. Kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerinegöre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatinekaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un;
1. 24. maddesişöyledir:
“İptal davası açılması:
Madde 24 – Amme borçlusunun bu kanunun 27, 28, 29 ve 30uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumimahkemelerde dava açılır ve bu davalara diğer işlere takdimen umumi hükümleregöre bakılır.”
2. 27. maddesişöyledir:
“İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü:
Madde 27 – Amme alacağını ödememiş borçlulardan,müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmıyanlarla, malıbulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliğianlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içindeveya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsıztasarruflar hükümsüzdür.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 9/11/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hilal YAZICI tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 6183 sayılı Kanun, kamu alacaklarının korunmasınısağlamak amacıyla henüz kamu alacağı kesinleşmeden alınabilecek bazı tedbirlerile kamu alacağı kesinleştikten sonra alacağın tahsil edilmesine ilişkinhükümler öngörmüştür. Bu kapsamda anılan Kanun’un 24. maddesi, kamu alacağınıntahsil edilebilmesi amacıyla kamu borçlusunun Kanun’un 27., 28., 29. ve 30.maddelerinde belirtilen tasarruf ve muamelelerini iptal davasına konu edilmeküzere hükümsüz kılmaktadır.
4. Bu itibarla anılan maddelerde iptal davasına konuedilecek tasarruflar ivazsız tasarruflar, bağışlama sayılan tasarruflar, kamu alacağının tahsilineimkân bırakmamak amacıyla yapılan tasarruflar ve hükümsüz sayılan diğertasarruflar olarak belirtmiştir.
5. Kanun’un 27. maddesi ivazsız tasarrufların veyabağışlamaların hükümsüz sayılması için bazı şartlar aramaktadır. Buna göre kamualacağını ödememiş borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen malbeyanında bulunmayanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiğimalların borcuna yetersizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığıtarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonrayaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür. 26. maddeye göreise tasarrufun gerçekleştiği tarihinden beş yıl geçtikten sonra tasarrufuniptali davası açılamaz.
6. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 28. maddede ivazlıolmakla birlikte bazı tasarrufların bağışlama sayılacağı hüküm altınaalınmıştır.
7. İtiraz konusu kuralla üçüncü dereceye kadar (bu derecedâhil) kan hısımlarıyla eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dâhil) sıhrihısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufların bağışlama sayılacağıöngörülmüştür. Bu itibarla kuralın muvazaa ihtimalini yüksek gördüğü belirliyakınlıktaki kişiler arasında gerçekleşen işlemlerin ivazlı olup olmadığınabakmaksızın bağışlama niteliğinde olduğunu -kesin- kanuni karine olarakdüzenlediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurala konu yakınlıktaki kişilerin iyiniyetli olduğu iddiasının veya başka herhangi bir iddianın ispatına imkântanınmamıştır.
8. Bağışlama sayılan tasarrufun iptali ise işlemin kamualacaklısına karşı hükümsüz sayılması sonucunu doğurur.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; ivazlı devir işlemininbirinci derece kan hısımları arasında yapılmış olması nedeniyle itiraz konusukural uyarınca bağış olarak kabul edilip hükümsüz sayılacağı, söz konusutasarrufun kamu alacağının tahsiline imkân bırakmamak amacıyla yapılıpyapılmadığı yönünde bir inceleme yapılmasına imkân tanınmadığı, bu itibarlakamu yararı ve kişisel yarar arasındaki dengenin ölçüsüz bir şekilde bozulduğubelirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvence altına alınan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır.
11. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğuşeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etmeimkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyethakkına müdahale teşkil eder.
12. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrasında da “Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.Buna göre hak arama özgürlüğünün en önemli iki ögesini oluşturan iddia vesavunma haklarını kısıtlayacak, bu hakların kullanımını engelleyecek ve adilyargılanmaya engel olacak kanun hükümlerinin Anayasa’nın anılan maddesineaykırılık oluşturacağı açıktır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/01/2022,§ 28).
13. İtiraz konusu kural, tasarrufun iptali davasına konuedilmek üzere borçlunun üçüncü derece de dâhil olmak üzere bu dereceye kadarkan hısımlarıyla eşi ve ikinci derece dâhil bu dereceye kadar sıhrihısımlarıyla yaptığı ivazlı tasarrufların bağışlama kabul edileceğiniöngörmektedir.
14. Mal varlığına ilişkin her türlü hukuki işlem vefiillin tasarrufun iptali davasına konu olabileceği, ivazlı tasarrufun bağışolarak kabul edilerek iptal davasına konu edilmesi hâlinde işlemin diğertarafının da ivazlı tasarruf için ödediği bedel tutarınca zarara uğramasınınmümkün olacağı gözönünde bulundurulduğunda kuralla tarafların mülkiyet hakkınınkendilerine sağladığı tasarrufta bulunma yetkisine sınırlama getirildiğianlaşılmaktadır.
15. Öte yandan belirli derecelerdeki kan ve sıhri hısımlarile eşler arasında gerçekleşen tasarrufların hukuken nasıl nitelendirileceğininbu hususta bir tartışma yapmaya imkân vermeksizin doğrudan kanunlabelirlenmesi, yargılama sırasında savunma yapmayı anlamsız kılmakta vetaraflardan birine diğerine nazaran önemli bir avantaj sağlamaktadır. Busuretle kuralla silahların eşitliği ilkesine de sınırlama getirildiği açıktır.
16. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getirendüzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir.
17. Bu kapsamda mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünüsınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıpyasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilirnitelikte olması gerekir.
18. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bunitelikleri taşıması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devletiilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilikAnayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
19. Kural, kamu borçlusunun kiminle ya da hangi dereceyekadar olan kan veya kayın hısımlarıyla yaptığı ivazlı tasarrufların bağışlamasayılacağını kişi ve idare açısından herhangi bir tereddüde yer vermeyecekşekilde açık ve net olarak belirlemiştir. Dolayısıyla kuralın belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarlakuralda temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerektiğine ilişkinanayasal ilkeye aykırı bir yön bulunmamaktadır.
20. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 36.maddesinde ise hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeniöngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların dahakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir.Öte yandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hükümlere dayanılarak da buhakkın sınırlanması mümkündür.
21. Ayrıca adil yargılanma hakkı, niteliği gereğidevletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa'daifade edilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin buhaktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması veyargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisiolduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunun kabulügerekir. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirkenkanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır.Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabiolduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).
22. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdiryetkisini de beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişliolmayan bu ölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.Kuralda, belirtilen derecelere kadar kan bağı veya evlilik bağıyla oluşan sıhrihısımlar ve eşle gerçekleştirilen ivazlı tasarrufların bağışlama olarak kabuledilmesi kamu borçlusunun henüz haciz, aciz veya iflas hâli gerçekleşmemişolmakla birlikte bu hâllerden birinin yakında gerçekleşmesinin kuvvetlemuhtemel olduğu zamanlarda şüpheli tasarruflarda bulunması, bu tasarruflarıgenellikle bir başka isim altında gizlemesi ile bu tasarrufların gerçekteivazsız olduğunun ve tarafların bu husustaki gerçek iradelerinin ispatınınoldukça zor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda kural, borçlunun kamu alacaklısındanmal kaçırmasını ve alacağın tahsiline yönelik çabalarının sonuçsuz kalmasınıönlemeyi, tasarruf işleminin taraflarının çoğu zaman dış dünyaya yansımayangerçek iradelerinin ortaya konulmasının zorluğu sebebiyle alacaklıya ispatkolaylığı sağlayarak kamu harcamalarının en önemli finansmanı olan kamualacağını korumayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
23. Anayasa’nın 5. maddesine göre kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak devletin temel amaç ve görevleriarasındadır. Anılan maddeye göre söz konusu amacı gerçekleştirmek devletinyükümlülüklerindendir ve bu yükümlülüklerin gerçekleştirilebilmesi bakımındankamusal kaynakların önemi gözönünde bulundurulduğunda kuralın gerek mülkiyethakkı gerekse hak arama özgürlüğü yönünden anayasal bağlamda meşru bir amacadayanmadığı söylenemez.
24. Kuralın kamu yararı amacına dönük olması yeterliolmayıp Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması da gerekir. Ölçülülükilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, orantılılık isesınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunmasızorunluluğunu ifade etmektedir.
25. Kuralın amacının yakın kişi veya hısımlarlagerçekleştirilen tasarruflarda kamu alacaklısının yaşayabileceği ispatzorluklarını ortadan kaldırmak ve şüpheli tasarruflarla alacaklıdan mal kaçırılmasınıönlemek olduğu, dolayısıyla kamu alacağının tahsilini mümkün kılarak korunmasıolduğu gözetildiğinde yakın kişi veya hısımlarla gerçekleştirilen ivazlıtasarrufların peşinen bağışlama olarak kabul edilmesinin söz konusu amacaulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
26. Öte yandan borçlunun tüm yakın kişi veya hısımlarıile yapacağı ivazlı tasarruflar bağışlama olarak kabul edilmemiştir. Tasarrufişleminin bağışlama sayılabilmesi için bu işlemin kamu borçlusunun eşi, üçüncüderece dahil kan hısımları veya ikinci derece dahil evlilik birliğiyle kurulansıhri hısımlarıyla gerçekleşmiş olması gerekir. Bu sınırların belirlenmesinde,söz konusu dereceler kapsamında kalan hısım ve kişilerin hayatın olağan akışınauygun şekilde genel olarak borçlunun yakınında bulunan, onun durumunubilebilecek, çoğu zaman aralarında güven ilişkisi olan kişi ve hısımlarolduğunun gözetildiği anlaşılmaktadır.
27. Ayrıca tasarrufun iptali davasının açılabilmesi vebağışlama olarak kabul edilen ivazlı tasarrufun iptal edilebilmesi bazışartların varlığına bağlanmıştır. 6183 sayılı Kanun’un 27. maddesine göretasarrufun iptali davası ancak kamu borçlusunun süresinde veya hapsen tazyikinerağmen mal beyanında bulunmadığı, malı bulunmadığını bildirmiş veyahut beyan ettiğimalların borcuna yetersizliği açık olduğu durumda açılabilecektir. Bunun yanısıra süre yönünden de bazı sınırlar getirilmiştir. Borcun ödeme müddetininbaşladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetininbaşlamasından sonra yapılan bağışlamalar hükümsüzdür. Anılan Kanun’un 26.maddesinde de bağışlama sayılan tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren beşyıl geçtikten sonra iptal davası açılamayacağı belirtilmiştir.
28. Bu durumda sınırlamanın gerekli olup olmadığı hususuirdelenmelidir. Kamu alacağının ödenmemesi sonucunu doğuran tasarruflarıngeçersiz sayılmasındaki amaç kamu alacağının tahsil edilebilmesini sağlamaktır.Söz konusu amaca daha hafif bir sınırlamayla ulaşmak mümkünse bu sınırlamanıntercih edilmesi gerekir.
29. Anayasa Mahkemesinin benzer niteliktekidüzenlemelerin iptali talebiyle yapılan başvurulara ilişkin yaptığıincelemelerde de belirttiği üzere itiraz konusu kural, borçlunun belirtilenderecelerdeki kan veya sıhri hısımları ve eşiyle yaptığı ivazlı tasarruflarınbağışlama olarak kabulünü aksinin iddiası ve ispatı mümkün olmayan bir olguolarak öngörmüştür. Bu bakımdan tasarruf konusu malın değerinin tam olarak veyafazlasıyla ödenmiş bulunması, tasarruf işleminin borçlunun alacaklılarının damenfaatine yönelik olması, alacaklıların tasarruf işlemi dolayısıyla zarargörmemesi, alacaklıların alacağı tahsil ve cebri icra imkânlarınınzorlaştırılmamış hatta kolaylaştırılmış olması veya tasarrufun tarafı üçüncükişilerin iyi niyetli olması sonucu değiştirmeyecektir. Borçlunun üçüncü derecedâhil kan hısımları ile eşi ve ikinci derece dahil sıhri hısımları ilegerçekleştireceği ivazlı tasarruflara kesin olarak bağışlama sonucununbağlanması, taraflara belirtilen hususlarda iddia ve savunmada bulunma, buhususların ispatı yönünden delil, bilgi ve belge sunma imkânı vermemektedir (AYM,E.2018/9, K.2018/84, 11/7/2018, § 29; E.2021/52, K.2021/97, 16/12/2021, § 22;E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 41).
30. Hâlbuki kamu alacağının korunması, aksi ispatedilebilir bir karineyle de mümkün olabilir. Bu yönde bir tercihin gerekmülkiyet hakkı gerekse hak arama özgürlüğü üzerinde daha hafif bir etkiyaratacağı açıktır.
31. Bu itibarla kuralın kamu alacağının korunmasınısağlamak şeklindeki meşru amaç bakımından gerekli olduğu söylenemez.
32. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 35. ve36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
IV. İPTALKARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
33. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanarak Anayasa Mahkemesinin gerekligördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmiştir.
34. 6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birincifıkrasının (1) numaralı bendinin iptaledilmesi nedeniyle doğacak hukuksalboşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’deyayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralıbendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDANBAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 22/6/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR