anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2022/158
Karar Sayısı : 2024/206
Karar Tarihi : 5/12/2024
R.G.Tarih-Sayı :12/3/2025-32839
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY,Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 20/10/2022 tarihli ve 7419 sayılı Endüstri BölgeleriKanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 3. maddesiyle9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu’nun 3/A maddesinindördüncü fıkrasına eklenen “...bağımsız ve sürekli nitelikte...”ibaresinin,
B. 4. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 3/B maddesinin yürürlükten kaldırılmasının,
C. 5. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un;
1. 4. maddesinin;
a. Birincifıkrasına eklenen ikinci cümlenin,
b. İkincifıkrasının değiştirilen üçüncü cümlesinde yer alan “...bağımsız vesürekli...” ibaresinin,
2. 4. maddesineeklenen;
a. Üçüncüfıkranın;
i. Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresinin,
ii. İkincicümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresinin,
b. Dördüncüfıkranın;
i. Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresinin,
ii. İkinci cümlesindeyer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresinin,
iii. Üçüncücümlesinde yer alan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.”ibarelerinin,
Ç. 6. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 4/A maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan “...veyayaptırılır.” ibaresinin,
D. 10. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 4/D maddesinin;
1. Değiştirilenikinci fıkrasında yer alan “...veya Bakanlıkça...” ibaresinin,
2. Değiştirilen onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...her türlü belge vebilgiyi...” ibaresinin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 3., 5., 6., 7., 8.,10., 12., 13., 17., 20., 21., 35., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90.,104., 123., 128., 135., 153., 166., 167., 168. ve 169. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasınakarar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un iptali talep edilen kurallarında yer aldığı;
1. 3. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un birinci ve beşinci fıkraları değiştirilen, bazı cümleleriyürürlükten kaldırılan, fıkranın ve ibarenin eklendiği 3/A maddesi şöyledir:
“Yatırım izni
Madde 3/A- (Ek: 22/6/2004-5195/4 md.; Değişik:18/6/2017-7033/78 md.)
(Değişik fıkra:20/10/2022-7419/3 md.) Endüstribölgelerinde yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerinBakanlığa veya yönetici şirkete başvurusu üzerine, yönetmelikte düzenlenenesaslar çerçevesinde yönetici şirket ve Bakanlık tarafından belirlenenyatırımcılara, Bakanlıkça ön yer tahsisi yapılır.
ÇED mevzuatına tabi faaliyetlerden “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED GerekliDeğildir” kararı verilerek yatırımı kabul edilen faaliyetler hakkındagerekli izin, onay ve ruhsatlar verilmeden önce başvuruda bulunan yatırımcınınyatırımda kullanacağı sabit yatırım tutarının binde beşini geçmemek üzereCumhurbaşkanınca belirlenen oran dâhilinde hesaplanan tutarı, Bakanlık MerkezSaymanlık Müdürlüğü hesabına yatırması zorunludur. Bakanlık MerkezSaymanlığınca tahsil edilen bu tutar bütçeye gelir kaydedilir. Bu tutar özelendüstri bölgelerindeki yatırımcılardan alınmaz.
(Mülga cümle:20/10/2022-7419/3 md.) “ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED GerekliDeğildir” kararı verilen faaliyetler hakkında, ilgili kurumlarca başkacahiçbir işleme gerek kalmaksızın on beş gün içinde gerekli diğer tüm ruhsat,izin ve onaylar verilir. (Mülga cümle:20/10/2022-7419/3 md.)
Yatırımcının bu maddede düzenlenen yükümlülükleriniyerine getirmesini takiben, Bakanlığın uygun görüşü üzerine yatırımcı lehine bağımsızve sürekli nitelikte irtifak hakkı tesis edilir veya kullanma izniverilir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/3 md.) Yatırımcı irtifak hakkıveya kullanma izni verilmesinden itibaren yönetmelikte belirlenen süre veesaslar çerçevesinde en geç beş yıl içerisinde yatırımını tamamlamakla yükümlüdür.Verilen sürede yatırımın gerçekleşmemesi durumunda gecikmenin gerekçeleriBakanlıkça değerlendirilir ve gerekirse bu süre bir yıl uzatılabilir. Verilenek süre içinde yatırımın gerçekleşmemesi hâlinde Bakanlığın talebi üzerineÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca irtifak hakkı tesisi veyakullanma izni sözleşmesi feshedilir.
(Değişik fıkra:20/10/2022-7419/3 md.) Atık suları ilgilideşarj standartlarında arıtarak belediye altyapısına veren endüstribölgelerinden, belediyelerce atık su uzaklaştırma bedeli alınmaz.”
2. 4. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılan 3/B maddesi şöyledir:
“ÇED süreci
MADDE 3/B-(Ek: 22/6/2004-5195/4 md.)
Endüstri bölgesi ilân edilmiş yerlerde yatırım yapmakisteyen yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişiler 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun10 uncu maddesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmekle mükelleftirler.Ancak bu faaliyetler yer tetkiki kararından muaftır.
ÇED raporunun sunulması üzerine Çevre ve OrmanBakanlığınca, faaliyetin niteliğine bağlı olarak, ÇED mevzuatında belirtilenkuruluşların temsilcilerinden oluşan inceleme ve değerlendirme komisyonukurulur. Raporun Çevre ve Orman Bakanlığına intikali tarihinden itibareninceleme, değerlendirme ve nihai karar verme süreci en geç iki aydır. Bu süreye,faaliyet sahibinin raporu düzeltmesi için tanınan süre dahil değildir. Faaliyetsahibi, düzeltilmek üzere kendisine geri verilen raporunu onbeş gün içindedüzeltmek zorundadır.”
3. 5. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un başlığı, ibare ve bazıcümleleri değiştirilen, bazı cümle ve fıkraların eklendiği 4. maddesi şöyledir:
“Teşvik tedbirleri ve mülkiyet (Değişikbaşlık:20/10/2022-7419/5 md.)
Madde 4- Endüstri bölgelerinde yer alan yatırımlarayatırım teşvik kararnamesi çerçevesinde hangi teşviklerin verileceği veverilecek tüm teşviklerin hangi yatırımlara ne şekilde ve ne ölçüdeuygulanacağı hususlarında Cumhurbaşkanı yetkilidir. (Ek cümle:20/10/2022-7419/5md.) Endüstri bölgelerinde yer alan yatırımlara ilişkin olarakCumhurbaşkanınca ek teşvikler belirlenebilir.
Endüstri bölgeleri içinde kalan özel mülkiyet konusuarazi ve arsaların yatırım faaliyetlerine tahsisi amacıyla, 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’nun 27’nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırmayapılabilir. Bu şekilde kamulaştırılan taşınmaz mallar, tapuda Hazine adınatescil edilir. (Değişik cümleler:20/10/2022-7419/5 md.) Bakanlıkça,kamulaştırılan bu taşınmaz malların kamulaştırma bedelleri Bakanlığınbütçesinden karşılanmış ise, bu taşınmaz mallar üzerinde sözleşmesindebelirtilen süre kadar yönetici şirket ve/veya yatırımcılar lehine bedelikarşılığında, kamulaştırma bedeli yönetici şirket ve/veya yatırımcılartarafından karşılanmış ise yönetici şirket ve/veya yatırımcılar lehine bedelsizolarak bağımsız ve sürekli irtifak hakkı tesis edilebilir.İrtifak haklarına ilişkin tüm işlemler Çevre, Şehircilik ve İklim DeğişikliğiBakanlığınca yapılır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/5 md.) Endüstri bölgelerinde;Hazine adına tescilli taşınmazlar ile bedeli Bakanlığın bütçesinden karşılanmaksuretiyle kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilen taşınmazlardanyatırımcılar lehine irtifak hakkı tesis edilenler, yatırımın tamamlanmasışartıyla ve yatırımcının talep etmesi durumunda Bakanlığın uygun görüşü üzerineÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yatırımcıya üzerindekimuhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.Kamulaştırma bedeli yatırımcılar tarafından karşılanmak suretiylekamulaştırılarak Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan yatırımcılar lehine irtifakhakkı tesis edilenlerin mülkiyeti ise, yatırımın tamamlanması şartıyla veyatırımcının talep etmesi durumunda Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yatırımcıya bedelsiz olarakdevredilebilir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/5 md.) Altyapı harcamalarınınyönetici şirket tarafından karşılandığı bölgelerde, Hazine adına tescillitaşınmazlar ile bedeli Bakanlığın bütçesinden karşılanmak suretiylekamulaştırılarak Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, altyapınıntamamlanması şartıyla Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre, Şehircilik veİklim Değişikliği Bakanlığınca yönetici şirkete üzerindeki muhdesatınbedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.Kamulaştırma bedeli yönetici şirket tarafından karşılanmak suretiylekamulaştırılarak Hazine adına tescil edilen taşınmazların mülkiyeti ise;altyapının tamamlanması şartıyla Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yönetici şirkete bedelsizolarak devredilebilir. Yönetici şirket, mülkiyet devri yapılanalanları; bu Kanun hükümleri gereğince yatırım yapacağını taahhüt edenyatırımcılara Bakanlığın uygun görüşü üzerine parseller hâlinde veya işletmebinaları da yapmak suretiyle kiraya verebilir veya tapuya gerialım şerhi konmak suretiyle satabilir.”
4. 6. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un başlığı ve bazıcümleleri değiştirilen ve fıkraların eklendiği 4/A maddesi şöyledir:
“İmar plânları ve altyapı (Değişikbaşlık:20/10/2022-7419/6 md.)
Madde 4/A- (Ek: 22/6/2004-5195/5 md.; Değişik:28/11/2017-7061/69 md.)
(Değişik cümleler:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstribölgeleri imar ve parselasyon plânları ile değişiklikleri yönetmeliklebelirlenen usul ve esaslara uygun olarak hazırlanır ve Bakanlık tarafındanonaylanır. Onaylı imar ve parselasyon plânları ve değişiklikleri Bakanlıkinternet sitesinde ve valilikçe belirlenecek ilan yerlerinde bir hafta süre ileilan edilir, itiraz olmaması hâlinde ilan süresinin sonunda yürürlüğe girer.İmar plânları hazırlanırken mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığı ileBakanlık arasında yapılacak protokol çerçevesinde belirlenen sağlık korumabandı bırakılır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgesisınırları içerisinde kapanan kadastral ve imar yolları ile parklar, her türlüsorumluluğu endüstri bölgesinin yönetilmesinden sorumlu şirkete ait olmak üzereHazine adına tescil olunur.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgelerindekialtyapı ve üstyapıya ilişkin etüt, harita ve projeler, ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları Bakanlık onayı ve denetimine tabidir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgelerindekialtyapı ve üstyapı projelerinin kontrolü, arazi kontrolü ve bunlara ilişkinaltyapı ve üstyapı inşaatlarının yapım kontrolü ve işletme aşamasındakikontroller Bakanlık tarafından yapılır veya yaptırılır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Ruhsatsız veya ruhsataaykırılığı tespit edilen yapılar için 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmarKanununun 32 nci ve 42 nci maddeleri çerçevesinde yapılacak işlemler Bakanlıkçatesis edilir. Yapılara ilişkin yıkım kararı alınması hâlinde yıkım işlemiBakanlığın talimatı üzerine valilik tarafından yapılır. Bu madde kapsamındakiidari para cezaları, Bakanlıkça verilir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgeleriiçerisinde yer alacak yatırımcılar Bakanlık tarafından onaylanan ruhsat, onayve izinlere ilişkin harçlardan muaftır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) 3194 sayılı Kanununmekânsal standartlar ve değer artış payına ilişkin hükümleri endüstribölgelerinde uygulanmaz.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgesininihtiyacına göre eğitim, ArGe, laboratuvar, enerji, lojistik, sağlık, güvenlik,kreş, park ve benzeri idari, ticari ve teknik hizmetlerin yer alacağı alanlarbırakılır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Yatırımcıların ihtiyacıolan elektrik, su, kanalizasyon, doğal gaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme,spor tesisleri ve benzeri altyapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme,kamu ve özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını yapma, endüstribölgelerinin yönetilmesi ve işletilmesinden sorumlu tüzel kişinin yetki vesorumluluğundadır. Yatırımcılar elektrik, su, doğal gaz ve benzeriihtiyaçlarını endüstri bölgesi tesislerinden karşılamak zorundadır. Endüstri bölgesindensorumlu tüzel kişinin izni olmaksızın elektrik, su, doğal gaz ve benzeriihtiyaçlar başka bir yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesiskurulamaz. Ancak elektrik dağıtım lisansına sahip endüstri bölgelerinde serbesttüketici sınırını aşan yatırımcılar, tedarikçilerini seçme hakkını, endüstribölgesine dağıtım bedeli ödemek kaydıyla kullanabilir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgelerindensorumlu tüzel kişi, yatırımcıların elektrik ihtiyacını karşılamak amacıylatüketim miktarına bakılmaksızın serbest tüketici sayılır.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Ayrı şirket kurma şartıaranmaksızın endüstri bölgelerinden sorumlu tüzel kişi veya yatırımcılar kendiihtiyaçları için elektrik üretim tesisleri kurma ve işletme hakkına sahiptir.Bu kapsamda endüstri bölgeleri sınırları içerisindeki elektrik üretim vedağıtımına ilişkin faaliyetler, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı ElektrikPiyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütülür.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgesi ilanedilen alanda yatırımcılara ait elektrik ve/veya doğal gaz aboneliğininbulunması hâlinde, doğal gaz dağıtımı ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzelkişinin muvafakati ile, elektrik dağıtımı ise Türkiye Elektrik Dağıtım AnonimŞirketi (TEDAŞ) ve ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin muvafakati veTEDAŞ’a ait olan dağıtım tesis bedelinin TEDAŞ’a ödenmesi kaydıyla yapılabilir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/6 md.) Endüstri bölgelerindeelektriğin dağıtım, üretim ve işletme faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslar,Bakanlığın görüşünü almak kaydıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafındandüzenlenir. Endüstri bölgelerinde doğal gazın dağıtım ve işletme faaliyetlerineilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça düzenlenir.”
5. 10. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un ikinci ve on birincifıkraları değiştirilen ve on ikinci fıkranın eklendiği 4/D maddesi şöyledir:
“Yönetici şirket
MADDE 4/D- (Ek: 18/6/2017-7033/79 md.) Bölgenin yönetimive işletmesinden sorumlu yönetici şirkete, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinebağlı odalar, yerel yönetimler, bankalar ve finans kurumları, bölgede sınaifaaliyet yürüten yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişileri, konuyla ilgilivakıf, kooperatif ve dernekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birliklerikurucu ya da sonradan ortak olabilirler. Yabancı özel hukuk tüzel kişileri5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ve ilgilimevzuat hükümleri çerçevesinde yönetici şirkete iştirak edebilir.
(Değişik fıkra:20/10/2022-7419/10 md.) Yönetici şirket,kurum ve kuruluşlardan gelen taleplerde başvuru sahibi tarafından; Bakanlıkçaresen yapılan çalışmalarda ise endüstri bölgesinin kurulacağı il sınırlarıiçindeki varsa sanayi odaları, yoksa ticaret ve sanayi odası veyaBakanlıkça belirlenen gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulur.
Bölgedeki yönetici şirketin faaliyet ve uygulamalarıBakanlık tarafından denetlenir.
Bakanlık, bölgede bu Kanunda belirtilen amacın dışındafaaliyet gösteren yönetici şirketi uyarır ve belirli bir süre vererek amacınauygun faaliyette bulunulmasını ister. Bu sürenin sonunda, yönetici şirketinamacı doğrultusunda faaliyet göstermediğinin tespit edilmesi durumunda,Bakanlık görevli mahkemeye başvurarak mevcut yönetici şirketin yönetim kuruluüyelerinin görevlerinin sona erdirilmesini, şirketin yönetimi için kayyım tayinedilmesini ve yönetici şirketin tasfiyesini ister. Mahkemece yönetici şirketintasfiyesine karar verilmesi hâlinde, şirket ve yöneticilerin hak veyükümlülükleri ile sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla yeni bir yöneticişirket kurulur.
Bölgenin yönetilmesi ve işletilmesinden kaynaklanangiderler, bölge faaliyete geçene kadar kurucu ortakların yönetici şirketetaahhüt ettikleri sermaye payları ve bölgenin faaliyete geçmesini takibenyatırımcılardan alınacak katılım payları ile karşılanır.
Katılım payları yönetmelikle belirlenen esaslarçerçevesinde yönetici şirket tarafından belirlenir ve Bakanlıkça onaylanır.Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde endüstri bölgelerindeki katılım payı üstlimitlerini belirlemeye yetkilidir.
Altyapıya yönelik giderlerin yönetici şirket tarafındankarşılandığı endüstri bölgelerindeki, imar plânı ve parselasyon plânları vedeğişiklikleri ile alt yapı ile ilgili etüd, harita, plân ve projeler yöneticişirketçe hazırlanır ve Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.
Yönetici şirket, kendisine ve bölge içerisinde yer alanyatırımcıların faaliyetlerine ilişkin verileri Bakanlığa bildirmekleyükümlüdür.
Yönetici şirket, her yılın sonunda kendisinin ve bölgeiçerisinde yer alan yatırımcıların gerçekleştirdiği faaliyetlerin etkideğerlendirmesini yapar ve bu konuda düzenlenen raporun bir örneğini Bakanlığagönderir.
Yönetici şirket, her türlü hesap ve işlemlerini yıllıkolarak müteakip yılın ocak ayında ve gerekli görülen hâllerde her zaman yeminlimali müşavire inceletir. Yeminli mali müşavir, düzenlediği denetim raporununbirer örneğini yönetici şirkete ve Bakanlığa eşzamanlı olarak gönderir.
(Değişik fıkra:20/10/2022-7419/10 md.) Yönetici şirket,Bakanlığın talebi üzerine faaliyetleriyle ilgili her türlü belge vebilgiyi Bakanlığa sunmakla yükümlüdür. Yükümlülüklerini yerinegetirmeyen yönetici şirket görevlilerine elli bin Türk lirasından iki yüz binTürk lirasına kadar Bakanlıkça idari para cezası verilir. Verilen idari paracezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.
(Ek fıkra:20/10/2022-7419/10 md.) Yönetici şirketinkurulması, görev ve sorumlulukları, gelirleri ve benzeri hususlar yönetmelikledüzenlenir.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesi şöyledir:
“Çevresel etki değerlendirilmesi:
Madde 10 – (Değişik: 26/4/2006-5491/7 md.)
Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevresorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel EtkiDeğerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya ÇevreselEtki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgilionay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırımabaşlanamaz ve ihale edilemez.
(İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009tarihli ve E.:2006/99, K.:2009/9 sayılı Kararı ile.)
Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbiprojeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar vekonuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerlebelirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 29/12/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmatalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. AYIRMA VE ESASA KAYIT
2. 20/10/2022 tarihlive 7419 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un;
A. 5 maddesiyle 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri BölgeleriKanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasınaeklenen ikinci cümlenin,
B. 10. maddesiyle4737 sayılı Kanun’a 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı SanayininGeliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un 79. maddesiyle eklenen 4/D maddesinin değiştirilen on birincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “... her türlü belge ve bilgiyi...”ibaresinin,
iptaline ve yürürlüklerinin durdurulmasına ilişkindavanın E.2022/158 sayılı davadan ayrılmasına, yenibir esasa kaydedilmesine ve esas incelemenin bu yeni esas sayılı dosyaüzerinden yürütülmesine 5/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
3. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu ve ilgiligörülen kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A. Genel Açıklama
4. Toplumun refah, huzur ve mutluluğununsağlanabilmesi ancak ülkenin gelişmiş bir ekonomisi olmasıyla mümkünolabilmektedir. Ülkenin gelişmiş bir ekonomisinin olması ise sanayisiningelişmesiyle bağlantılıdır. Ancak plansız sanayileşme kentleşmeüzerinde olumsuz etkiler yaratmakta; çevre sorunlarının ortaya çıkmasına,toplumun sosyal gelişmesinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.
5. Devlet, anılan olumsuzlukların ortadan kaldırılması, çarpıksanayileşmenin ve çevre sorunlarının önlenmesi, kentleşmenin yönlendirilmesi,ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesiamacıyla bazı sanayi bölgeleri oluşturmuştur. Bunların başında endüstribölgeleri gelmektedir.
6. Kanun koyucu bu yerlerde yapılacak yatırım ve faaliyetlerinbelirli bir düzen içinde yürütülebilmesini, öngörülebilir bir yapıoluşturulmasını bir ihtiyaç olarak değerlendirmiş ve bu alanda kanuni düzenlemeyapmıştır. Bu bağlamda endüstri bölgelerinin kurulması, yönetim ve işletilmesine ilişkinesaslar 4737 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.
7. Anılan Kanun’un 1/A maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinde endüstri bölgesi, ülke ekonomisini uluslararası rekabet edebilir biryapıya kavuşturmak, teknoloji transferini sağlamak, üretim ve istihdamıartırmak, yabancı sermaye girişini hızlandırmak ve özellikle üretim maliyetleriaçısından büyük ölçekli yatırımlar için uygun sanayi alanları oluşturmak üzereKanun uyarınca kurulacak üretim bölgeleri olarak tanımlanmıştır.
8. Endüstri bölgelerinin kuruluşu ve ilanı Kanun’un 3.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Bakanlık),kurum ve kuruluşların veya yönetici şirketin başvurusuna istinaden veya resenyer seçimi yapmak suretiyle endüstri bölgelerinin kurulması önerisindebulunabilir. Bakanlıkça belirlenen alanlarda Cumhurbaşkanınca endüstribölgelerinin kurulmasına izin verilebilir. Cumhurbaşkanının endüstribölgelerinin kurulmasına dair kararları Resmî Gazete’de yayımlanır.
9. Maddenin ikinci fıkrasında ise endüstri bölgesi olarakilan edilen alanlardaki özel mülkiyete konu arazilerin 4/11/1983 tarihli ve2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uyarınca Bakanlıkça kamulaştırılarakHazine adına tescil edileceği ve Çevre, Şehircilik ve İklim DeğişikliğiBakanlığı tarafından endüstri bölgesi olarak kullanılmak üzere Bakanlığa tahsisedileceği hüküm altına alınmıştır.
10. Üçüncü fıkranın birinci cümlesinde endüstri bölgesinin yatırıma hazır hâle getirilmesi içingerekli kamulaştırma bedeli ve etüt, harita, plan, proje dâhil altyapı ileilgili tüm giderlerin öncelikle yönetici şirket ve/veya yatırımcılar tarafındanveya Bakanlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanacağıbelirtilmiştir.
11. Diğer yandan Kanun’da endüstribölgelerinin yönetilmesi ve işletilmesine ilişkin düzenlemelere yerverilmiştir. Bu kapsamda 3. maddenin yedinci fıkrasında endüstri bölgelerininyönetiminin ve işletilmesinin, yönetici şirket tarafından yürütüleceği,sekizinci fıkrasında ise bölge sınırları içinde tek bir yatırımcının olmasıdurumunda bu firmanın yönetici şirket olarak kabul edileceği öngörülmüştür.
12. 4/D maddenin sekizincifıkrasında yönetici şirketin kendisine vebölge içinde yer alan yatırımcıların faaliyetlerine ilişkin verileri Bakanlığabildirmekle yükümlü olduğu, dokuzuncu fıkrasında yönetici şirketin her yılınsonunda kendisinin ve bölge içinde yer alan yatırımcıların gerçekleştirdiğifaaliyetlerin etki değerlendirmesini yapacağı ve bu konuda düzenlenen raporunbir örneğini Bakanlığa göndereceği, onuncu fıkrasının birinci cümlesinde deyönetici şirketin her türlü hesap ve işlemlerini yıllık olarak müteakip yılınocak ayında ve gerekli görülen hâllerde her zaman yeminli mali müşavireinceleteceği belirtilmiştir. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde ise yeminli malimüşavirin düzenlediği denetim raporunun birer örneğini yönetici şirkete veBakanlığa eş zamanlı olarak göndereceği hüküm altına alınmıştır.
B. Kanun’un 3. Maddesiyle 4737 Sayılı Kanun’un3/A Maddesinin Dördüncü Fıkrasına Eklenen “...bağımsızve sürekli nitelikte...” İbaresininİncelenmesi
1. Genel Açıklama
13. İrtifak hakkı, bir eşya üzerindeki kullanma veyararlanma yetkisinin malikten başka bir kimseye sağlanmasını ifade edensınırlı bir ayni haktır. Bu hak ile eşya sahibinin kullanma ve yararlanmahakları kısmen veya tamamen hak sahibi lehine sınırlanmaktadır. Başka birdeyişle malikin mülkü üzerindeki kullanma ve yararlanma haklarını kullanmasıirtifak hakkı sahibi lehine yasaklanmakta, bu hakların irtifak hakkı sahibitarafından kullanılması öngörülmektedir.
14. 22/11/2001 tarihli ve 4721sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 704. maddesinde tapukütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli hakların taşınmazmülkiyetinin konularından birini oluşturduğu belirtilmiştir. Bu itibarlataşınmaz mallar üzerinde kurulacak irtifak haklarının bu kapsamdadeğerlendirilebilmesi için bağımsız ve sürekli bir hak niteliğinde olmasıgerekmektedir. Ayrıca anılan Kanun’un 998. maddesinde tapu siciline taşınmazolarak nelerin kaydedileceği düzenlenmiştir. Buna göre araziler, taşınmazlarüzerindeki bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyetine konu olan bağımsızbölümler tapu siciline kaydedilebilecektir.
15. İrtifak hakkının sürekli olmasının ne anlama geldiğianılan maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiştir. Buna görebir irtifak hakkına ilişkin süreklilik şartının gerçekleşmesi için hakkınsüresiz veya en az otuz yıl süreyle tesis edilmesi gerekmektedir. Hakkınbağımsızlığı ise hakkın tasarrufları kısıtlamayan ve izne tâbi kılınmayan birniteliğe sahip olmasını ifade etmektedir. Nitekim 17/8/2013 tarihli ve 28738sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tapu Sicil Tüzüğü’nün “Bağımsız ve süreklihaklar” başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında bağımsız ve sürekliirtifak haklarının, süresiz veya en az otuz yıl süreli olan ve tasarruflarıkısıtlanmayan ve izne tâbi kılınmayan haklar olarak nitelendirildiğigörülmektedir.
16. Öte yandan anılan maddenin (2) numaralı fıkrasındatapu kütüğüne taşınmaz olarak tescil edilen bağımsız ve sürekli hakların üçüncükişilere devredilebileceği, mirasçılara geçebileceği ve üzerinde her türlü ayniveya kişisel hakkın kurulabileceği belirtilmiştir.
2. Anlam ve Kapsam
17. Endüstri bölgesinin kuruluşu ve ilanı sonrasındagerçekleşecek olan yatırım izni süreci 4737 sayılı Kanun’un 3/A maddesindedüzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre endüstri bölgelerinde yatırım yapmak isteyen yerli veyabancı gerçek ve tüzel kişilerin Bakanlığa veya yönetici şirkete başvurusuüzerine ilgili yönetmelikte düzenlenen esaslar çerçevesinde yönetici şirket veBakanlık tarafından belirlenen yatırımcılara Bakanlıkça ön yer tahsisi yapılır.
18. Maddenin ikinci fıkrasında ön yer tahsisi sonrasındayatırımcının yerine getirmesi gereken yükümlülüklere yer verilmiştir. Sözkonusu fıkra uyarınca bu yükümlülüklerden ilki çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) mevzuatına tabi bir faaliyet yürütülecek ise ÇED olumlu kararıveya “ÇED gerekli değildir” kararının alınması, diğeri ise yatırımdakullanılacak sabit yatırım tutarının binde beşini geçmemek üzere Cumhurbaşkanıncabelirlenen oran dâhilinde hesaplanan tutarın Bakanlık Merkez SaymanlıkMüdürlüğü hesabına yatırılmasıdır.
19. Anılan yükümlülüklerin yerine getirilmesi sonrasındadördüncü fıkraya göre Bakanlığın uygungörüşü üzerine yatırımcı lehine bağımsız ve sürekli nitelikte irtifak hakkıtesis edilir veya kullanma izni verilir. Anılan fıkrada yer alan “...bağımsızve sürekli nitelikte...” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
20. Bu itibarla kural, endüstri bölgesinde bulunan vemülkiyeti kamuya ait olan veya kamuya geçen taşınmazlar üzerinde yatırımcılarlehine kurulacak irtifak haklarının bağımsız ve sürekli nitelikte olmasınıöngörmektedir.
3. İptal Talebinin Gerekçesi
21. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kural ileyönetici şirket veya yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakkınınbağımsız ve sürekli olmasının öngörüldüğü, bu yerlerin kamu malı niteliğindeolduğu, irtifak hakkının sınırlı bir ayni hak olarak mülkiyet hakkınındaraltılması sonucunu doğurduğu, bu nedenle anılan kamu malları üzerindekiirtifak hakkı tesisinin özelleştirme rejiminin kapsamında kaldığı, özelleştirmeişlemlerinin ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği, irtifak hakkınınbağımsız ve sürekli niteliğe haiz kılınmasının anılan yerlerde devletin elçekmesine, bunun da endüstri bölgelerinde yatırımların devamlılığınındenetimsiz bırakılmasına neden olacağı, irtifak hakkı kuran işlemin sözleşmeözgürlüğü kapsamında kaldığı, kuralda irtifak hakkı kurma sürecinin eşitlik verekabet ilkeleri çerçevesinde yürütülmesini sağlayacak güvencelere yerverilmediği, bu durumun özel teşebbüslerin eşit şartlarda yarışarak söz konusuhukuki sürece katılamamalarına neden olacağı, bu durumun aynı zamanda haksızrekabete yol açacağı, irtifak hakkına konu arazilerin sahil şeridi, tarımarazisi, mera, tabiat varlığı ve orman sınırları içinde olabileceğigözetildiğinde kuralın anılan alanların bütünlüğünün bozulmasına ve daralmasınaneden olabileceği, bu durumun ise devletin bu alanlara ilişkin Anayasa’dankaynaklanan koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı, bu yönüyle kuralın sağlıklı vegüvenli bir çevrede yaşama hakkını ihlal ettiği, endüstri bölgelerindekiyerlerin bağımsız ve sürekli niteliğe haiz irtifak hakkı ile tahsis edilmesininbu yerlerin değerinin muhafaza edilememesine, niteliğini kaybetmesine, verimlikullanılamamasına, belli özel teşebbüsler lehine uygulamaların yapılmasına veböylece millî ekonominin zarara uğramasına neden olacağı, kuralın ayrıcauluslararası sözleşme hükümleriyle de bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 3., 5., 7., 10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90.,166., 167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
22. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukukkurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
23. Devlet, mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde-kamu yararını gözetmek ve Anayasa’nın özel maddelerinde yer alan güvencehükümlerini de dikkate almak kaydıyla- üstün yetkilerini kullanarak dilediğişekilde bir hukuki düzen tesis edebilir. Anayasa’nın 2. maddesindeki hukukdevleti ilkesi gereğince yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamuyararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur (benzer değerlendirmeleriçin bkz. AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 39; E.2016/49, K.2016/200,28/12/2016, § 17).
24. Kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özelçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızcabelirli kişilerin yararına çıkarıldığı açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsurubakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusu olabilir (AYM, E.2021/14,K.2023/173, 11/10/2023, § 9).
25. Açıklanan hâl dışında bir kanun hükmünün ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği bir siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirindeolduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıylabağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 102).
26. Bu itibarla Anayasa’ya uygunluk denetiminde kuralınöngörülmesindeki kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil kuralınkamu yararı dışında belirli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerekyasalaştırılmış olup olmadığı incelenir. Başka bir ifadeyle bir kuralınAnayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken kamu yararı konusunda AnayasaMahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yararı amacıyla çıkarılıpçıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır (AYM, E.2016/140, K.2017/92, 12/4/2017,§§ 6, 7; E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, §§ 10, 11; E.2022/50, K.2022/107,28/9/2022, § 28).
27. 4737 sayılı Kanun’un 3/A maddesinin dördüncüfıkrasında kendisine endüstri bölgesinde ön yer tahsisi yapılan yatırımcılara,anılan maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen yükümlülükleri yerinegetirmesi şartıyla, tahsis yapılan alanda bağımsız ve sürekli nitelikte irtifakhakkının tesis edileceği veya kullanma izninin verileceği öngörülmüştür.
28. Endüstri bölgelerinde bulunan taşınmazlar üzerindeyatırımcılar lehine ön yer tahsisi sonrasında kurulacak irtifak hakkınınbağımsız ve sürekli nitelikte olması, hakkın taşınmaz mülkiyetinin konusuolmasına ve tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilebilmesine imkânsağlayacaktır. Böylece irtifak hakkı, aleniyet kazanacak ve herkese karşı ilerisürülebilecektir. Aynı zamanda hakkın bağımsız ve sürekli nitelikte olmasıhukuki işlemlere konu olmasına da imkân sağlayacaktır.
29. 7419 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde “…Teklifçerçevesinde, büyük ölçekli, stratejik ve entegre yatırımlar için uygun biryatırım ortamı sağlayan endüstri bölgelerinin daha işlevsel hale getirilmesi,Ülke ekonomisine katkı sağlayacak, istihdam ve üretim merkezi olan sanayialanlarının oluşturulması ve söz konusu alanlara nitelikli yatırımcıları hızlıbir şekilde çekmek amaçlanmaktadır…” denmektedir.
30. Bu itibarla endüstri bölgelerinin kurulması, sadeceyatırımcıların kişisel menfaatlerinin korunması amacını taşımamaktadır. Büyükölçekli yatırımlar için uygun bir yatırım ortamı sağlayan endüstri bölgelerininaynı zamanda istihdam ve üretim merkezleri olduğu gözetildiğinde bu yerlerdekifaaliyetlerin ülke ekonomisine katkıda bulunmayacağı söylenemez. Dolayısıyla bubölgelerdeki yatırımların daha cazip hâle getirilmesine yönelik olan kuralınyatırımların artırılması suretiyle ülke ekonomisine katkı sağlayacağıgözetildiğinde kamu yararı amacını sağlamaya ilişkin olduğu açıktır.
31. Öte yandan irtifak hakkı kurulacak taşınmazlarınHazine adına tapuda tescilli veya kamulaştırma suretiyle Hazine adına tesciledilecek taşınmazlar olduğu, bu itibarla devletin hüküm ve tasarrufu altında olankıyı ve sahil şeritlerini kapsamadığı açıktır. Bunun yanı sıra verimli toprak,tarım arazisi ile çayır ve mera, tabiat varlığı ve orman alanları yönünden isekuralda bu nitelikteki yerlerde kendi mevzuatları çerçevesinde uygulamayapılmasını engelleyen bir istisna hükmü öngörülmemiştir. Dolayısıyla kuraldadevletin söz konusu yerlerle ilgili olarak Anayasa’dan kaynaklanan korumayükümlülüğüyle bağdaşmayan bir yön bulunmamaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 43.,44., 45., 63., 168. ve 169. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise debu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılandeğerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 43., 44.,45., 63., 168. ve 169. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 3., 5., 7.,10., 12., 13., 17., 47., 48., 56., 90., 166. ve 167., maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
C. Kanun’un 4. Maddesiyle 4737 Sayılı Kanun’un 3/B MaddesininYürürlükten Kaldırılmasının İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
33. 4737 sayılı Kanun’un mülga 3/B maddesinde endüstribölgeleri yönünden yürütülecek ÇED sürecine ilişkin bazı özel düzenlemelere yerverilmiştir. Anılan mülga maddenin birinci fıkrasında endüstri bölgesi ilanedilmiş yerlerde yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı gerçek ve tüzelkişilerin 2872 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca yükümlülüklerini yerinegetirmek zorunda oldukları ancak bu faaliyetlerin yer tetkiki kararından muafolduğu hükme bağlanmıştır.
34. Mülga maddenin ikinci fıkrasında ÇED raporunun sunulması üzerine Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca faaliyetin niteliğine bağlı olarakÇED mevzuatında belirtilen kuruluşların temsilcilerinden oluşan inceleme vedeğerlendirme komisyonunun kurulacağı, raporun Çevre, Şehircilik ve İklimDeğişikliği Bakanlığına ulaşma tarihinden itibaren inceleme, değerlendirme venihai karar verme sürecinin en geç iki ay olduğu, bu süreye, faaliyet sahibininraporu düzeltmesi için tanınan sürenin dahil olmadığı ve faaliyet sahibinindüzeltilmek üzere kendisine geri verilen raporunu on beş gün içinde düzeltmesigerektiği belirtilmiştir.
35. Dava konusu kuralla, anılan madde yürürlüktenkaldırılmış; böylelikle endüstri bölgelerinde yürütülmesi gereken ÇED süreci bukonuda genel olarak düzenlemeler yapan 2872sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuata tabikılınmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
36. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralla yürürlükten kaldırılan maddenin endüstri bölgelerindeki ÇED izinsürecine ilişkin bazı özel düzenlemeler içerdiği, bu maddenin yürürlüktenkaldırılmasıyla anılan sürecin genel hükümlere tabi kılındığı, endüstribölgelerinin niteliği gereği özel hükümlere tabi olması gerektiği, kuraldatemel çerçeve çizilmeden ÇED alınması süreciyle ilgili tüm yetkinin idareyebırakıldığı, söz konusu sınırsız takdir yetkisinin yatırımcılar arasındaayrımcı muamelelerde bulunulması sonucunu doğuracağı, ayrıca herkesin sağlıklıbir çevrede yaşama hakkının bulunduğu, çevre hakkının ayrıntılı bir şekildekanunla düzenlenmesinin Anayasa’nın 13. maddesinin bir gereği olduğu, bunarağmen kuralla kanuniliği sağlayan maddenin yürürlükten kaldırılması suretiyleidareye tanınan sınırsız yetkinin kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı, bu durumunkuralın ilgili olduğu özel hayata ve konut dokunulmazlığına saygı haklarıyönünden de geçerli olduğu, ÇED sürecinin etkin bir şekilde yürütülmesinintabiat varlıklarının ve ormanların korunmasına da hizmet edeceği, mülga maddedeyer alan komisyonun ÇED mevzuatında belirtilen kuruluşların temsilcilerindenoluştuğu, kuralla bu komisyonun kaldırılması nedeniyle katılımcı demokrasininişletilmesinin de engellendiği, ulusal kalkınmayı sağlamak amacıyla kurulanendüstri bölgelerinde özel ÇED sürecinin işletilmemesinin bu yapıların ulusalkalkınmaya dengeli ve hızlı katkı sağlayamamasına, böylece millî ekonomininzarara uğramasına neden olacağı, ayrıca kuralın uluslararasısözleşme hükümleriyle de bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 3.,5., 7., 10., 13., 17., 20., 21., 43., 44., 45., 48., 56., 63., 90., 123., 166.,167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
37. Anayasa’nın 56. maddesinin birincive ikinci fıkralarında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamahakkına sahiptir./Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrekirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükümlerine yerverilmiştir. Buna göre çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması veçevre kirlenmesinin önlenmesine yönelik tedbirleri almak devletin temelödevlerindendir. Bu amaçla devlet, çevrenin korunmasını sağlamak için etkilibir hukuk düzeni oluşturmakla yükümlüdür (AYM,E.2021/14, K.2023/173, 11/10/2023, § 26).
38. Dava konusu kural 4737 sayılı Kanun’un endüstribölgeleri yönünden ÇED sürecine ilişkin bazı özel hükümler öngören 3/Bmaddesini yürürlükten kaldırmakta olup endüstri bölgelerinde yürütülmesigereken ÇED sürecini genel hükümlere tabi kılmaktadır. Böylece endüstribölgelerinde ÇED ile ilgili işlemler 2872 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalıolarak çıkarılan ikincil mevzuata göre yürütülecektir.
39. Anılan Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacınınbütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre vesürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğuhükme bağlanmıştır. Kanun’un “Çevresel etki değerlendirilmesi:” başlıklı10. maddesinde ise gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevresorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin ÇED raporu veya projetanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü olduğu, ÇED olumlu kararı veya “ÇEDgerekli değildir.” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin,teşvik, yapı ve kullanım ruhsatının verilemeyeceği, proje için yatırımabaşlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği öngörülmüştür.
40. Kanun’un 2. maddesine göre ÇED, gerçekleştirilmesiplanlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerininbelirlenmesinde olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zararvermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin seçilen yer ileteknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerinuygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifadeetmektedir.
41. ÇED sürecine ilişkin usul ve esaslar10. madde gereğince çıkarılan 29/7/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Sözkonusu Yönetmelik’te ekli listelerde ÇED uygulanacak projeler ile ön incelemeve değerlendirmeye tabi projeler tek tek sayılarak gösterilmiştir. Anılanprojeler içinde endüstri bölgelerinde faaliyette bulunacak birçok yatırım yeralmaktadır. Dolayısıyla ekli listelerde yer alan konulara ilişkin alanlarda ÇEDsürecinin yürütülmesi gerekecektir.
42. Kural, endüstri bölgeleri yönünden ÇED sürecininyürütülmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Hatta 4737 sayılı Kanun’un3/A maddesinin ikinci fıkrasında endüstri bölgelerinde yatırım yapmayı düşünenyatırımcıların yatırımlarının kabul edilmesi ÇED mevzuatına tabi faaliyetlerdenÇED olumlu kararı veya “ÇED gerekli değildir.” kararıverilmesi şartına bağlanmıştır.
43. Diğer yandan anılan Kanun’un 4/Ç maddesi uyarınca birbölgenin özel endüstri bölgesi ilan edilmesi için yeni yatırıma ilişkin ÇEDolumlu kararı veya “ÇED gerekli değildir.” kararınınalınmış olması şartı aranmaktadır. Dolayısıyla endüstri bölgesinde yapılacakher tür yatırımların kabul edilmesi, ÇED mevzuatına tabi faaliyetler için birÇED sürecinin yürütülmesini gerektirmektedir.
44. Dolayısıyla kural, endüstri bölgesindeki faaliyetalanlarında izin, ruhsat ve lisans alınmasınınöncesinde yürütülecek ÇED’le ilgili olarak mevzuatta öngörülen şartlardaherhangi bir değişiklik öngörmemektedir. Bu itibarla kuralın sağlıklı vedengeli bir çevrede yaşama hakkına aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 56. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 56. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 3., 5., 7.,10., 13., 17., 20., 21., 43., 44., 45., 48., 63., 90., 123., 166., 167., 168.ve 169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. Kanun’un 5. Maddesiyle 4737 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin İkinciFıkrasının Değiştirilen Üçüncü Cümlesinde Yer Alan “...bağımsızve sürekli...” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
46. Dava dilekçesinde özetle; 7419 sayılı Kanun’un 3.maddesiyle 4737 sayılı Kanun’un 3/A maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “...bağımsızve sürekli nitelikte...” ibaresine yönelik gerekçelerle kuralın Anayasa’nın2., 3., 5., 7., 10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90.,166., 167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
47. 4737 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasınınbirinci cümlesinde endüstri bölgeleri içindekalan özel mülkiyet konusu arazi ve arsaların yatırım faaliyetlerine tahsisiamacıyla 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırmayapılabileceği öngörülmüştür. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde ise bu şekildekamulaştırılan taşınmaz malların, tapuda Hazine adına tescil edileceği hükümaltına alınmıştır. Fıkranın üçüncü cümlesinde de kamulaştırılan bu taşınmazmalların kamulaştırma bedelleri Bakanlığın bütçesinden karşılanmış ise butaşınmaz mallar üzerinde sözleşmesinde belirtilen süre kadar yönetici şirketve/veya yatırımcılar lehine bedeli karşılığında, kamulaştırma bedeli yöneticişirket ve/veya yatırımcılar tarafından karşılanmış ise yönetici şirket ve/veyayatırımcılar lehine bedelsiz olarak Bakanlıkça bağımsız ve sürekli irtifakhakkı tesis edilebileceği düzenlenmiştir. Anılan cümlede yer alan “...bağımsızve sürekli...” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
48. Bu itibarla kural, endüstri bölgesinde bulunan vemülkiyeti özel kişilere ait olmakla birlikte kamulaştırılmak suretiylemülkiyeti kamuya geçirilen taşınmazlar üzerinde yönetici şirket ve/veyayatırımcılar lehine kurulacak irtifak hakkının bağımsız ve sürekli nitelikteolmasını öngörmektedir.
49. 7419 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 4737 sayılıKanun’un 3/A maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “...bağımsız ve süreklinitelikte...” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilengerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
50. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 3., 5., 7.,10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90., 166., 167., 168. ve169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 5. Maddesiyle 4737Sayılı Kanun’un 4. Maddesine Eklenen Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde YerAlan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerindendoğrudan satılabilir.” İbaresinin, İkinci Cümlesinde Yer Alan “...bedelsizolarak devredilebilir.” İbaresinin, Anılan Maddeye Eklenen DördüncüFıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üzerindeki muhdesatın bedelialınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.” İbaresinin,İkinci Cümlesinde Yer Alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”İbaresinin ve Üçüncü Cümlesinde Yer Alan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.”İbarelerinin İncelenmesi
1. Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üzerindekimuhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.”,İkinci Cümlesinde Yer Alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”,Dördüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üzerindeki muhdesatınbedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ve İkinciCümlesinde Yer Alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” İbareleri
a. Anlam ve Kapsam
51. 4737 sayılı Kanun’un 4. maddesinde endüstribölgelerinde yer alan taşınmazların mülkiyetinin yatırımcılara veya yöneticişirkete geçmesine ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir.
52. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeendüstri bölgelerinde Hazine adına tescilli taşınmazlar ile bedeli Bakanlığınbütçesinden karşılanmak suretiyle kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilentaşınmazlardan yatırımcılar lehine irtifak hakkı tesis edilenlerin yatırımıntamamlanması şartıyla ve yatırımcının talep etmesi durumunda Bakanlığın uygungörüşü üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca üzerindeki muhdesatınbedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden yatırımcıya doğrudan satılabileceğiöngörülmüştür. Söz konusu cümlede yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedelialınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresi davakonusu ilk kuralı oluşturmaktadır.
53. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde kamulaştırmabedelinin yatırımcılar tarafından karşılanması suretiyle kamulaştırılarakHazine adına tescil edilen taşınmazlardan yatırımcılar lehine irtifak hakkıtesis edilenlerin mülkiyetinin yatırımın tamamlanması şartıyla ve yatırımcınıntalep etmesi durumunda Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre, Şehircilik veİklim Değişikliği Bakanlığınca yatırımcıya bedelsiz olarak devredilebileceğiöngörülmüştür. Söz konusu cümlede yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”ibaresi dava konusu ikinci kuralı oluşturmaktadır.
54. Maddenin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde isealtyapı harcamalarının yönetici şirket tarafından karşılandığı bölgelerdeHazine adına tescilli taşınmazlar ile bedeli Bakanlığın bütçesinden karşılanmaksuretiyle kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilen taşınmazların, altyapınıntamamlanması şartıyla Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre, Şehircilik veİklim Değişikliği Bakanlığınca üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedelüzerinden yönetici şirkete doğrudan satılabileceği hüküm altına alınmıştır.Anılan cümlede yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresi dava konusu üçüncü kuralıoluşturmaktadır.
55. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinde de kamulaştırmabedelinin yönetici şirket tarafından karşılanmak suretiyle kamulaştırılarakHazine adına tescil edilen taşınmazların mülkiyetinin ise altyapınıntamamlanması şartıyla Bakanlığın uygun görüşü üzerine Çevre, Şehircilik veİklim Değişikliği Bakanlığınca yönetici şirkete bedelsiz olarakdevredilebileceği öngörülmüştür. Anılan cümlede yer alan “...bedelsiz olarakdevredilebilir.” ibaresi dava konusu dördüncü kuralıoluşturmaktadır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
56. Dava dilekçesinde özetle; satılacak veya devredilecekolan taşınmazların kamu malı olduğu, kamu mallarının yatırımcı veya yöneticişirkete satışının veya bedelsiz devrinin özelleştirme kapsamında kaldığı,özelleştirme işlemlerinin ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği,taşınmazların satışının veya bedelsiz devrinin anılan yerlerden devletin elçekmesi anlamına geleceği ve bunun da endüstri bölgelerinde yatırımlarındevamlılığının denetimsiz bırakılması sonucunu doğuracağı, kuralda geçen rayiçbedelin hesaplanma usulünde belirsizlik olduğu, satışa veya bedelsiz devreilişkin işlemlerin sözleşme özgürlüğü kapsamında kaldığı, bir tür özelleştirmeişlemini de ifade eden satış ve bedelsiz devir sürecinin eşitlik ve rekabetilkeleri çerçevesinde yürütülmesini sağlayacak güvencelere yer verilmediği, budurumun özel teşebbüslerin eşit şartlarda yarışmasını önleyeceği ve haksızrekabete yol açacağı, anılan işlemlere konu kamu mallarının, kıyılarıçevreleyen sahil şeridi, tarım arazisi, mera, tabiat varlığı ve orman sınırlarıiçinde olabileceği gözetildiğinde dava konusu kuralların anılan alanlarınbütünlüğünün bozulmasına ve daralmasına neden olabileceği, devletin bu alanlarailişkin olarak Anayasa’dan kaynaklanan koruma yükümlülüğü bulunmasına rağmen bukonuda kanunda herhangi bir çerçeve öngörülmediği, bu durumun sağlıklı vegüvenli bir çevrede yaşama hakkı bakımından da geçerli olduğu, endüstribölgelerindeki yerlerin satışının veya bedelsiz olarak devrinin, bu yerlerindeğerinin muhafaza edilmesi ve verimli kullanılması imkânını ortadankaldırdığı, bu yönüyle kuralın belirli özel teşebbüsler lehine uygulamalarınyapılmasına ve böylece millî ekonominin zarara uğramasına neden olacağı, ayrıcakuralların uluslararası sözleşme hükümleriyle de bağdaşmadığı belirtilerekkuralların Anayasa’nın 2., 3., 5., 10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48.,56., 63., 90., 166., 167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
i. Üçüncü Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üzerindekimuhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.”ve İkinci Cümlesinde Yer Alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”İbareleri
57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 46. maddesi yönünden de incelenmiştir.
58. Anayasa’nın 46.maddesinde öngörülen ve temel unsurunun kamu yararı olduğu kabul edilenkamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızasıolmaksızın kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafındansona erdirilmesidir. Özel mülkiyete kamulaştırma yoluyla son verilebilmesi içinkamulaştırmanın Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen usuli güvencelere uygun olarakyapılması gerekmektedir (AYM, E.2013/49, K.2013/125, 31/10/2013).
59. Kamulaştırmayı düzenleyen anılan maddeninbirinci fıkrasında “Devlet ve kamu tüzelkişileri, kamu yararınıngerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyettebulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmayayetkilidir” denilmektedir. Buna göre, kamulaştırma ancak devlet ve kamutüzel kişileri tarafından yapılabilir (AYM, E.2013/49, K.2013/125, 31/10/2013).
60. Dava konusu kurallarda, daha önceBakanlıkça kamulaştırılarak mülkiyeti Hazineye geçen taşınmazlarınyatırımcılara devredilmesine imkân sağlanmış; yatırımcılara herhangi birşekilde kamulaştırma yetkisi verilmemiştir. Dolayısıyla kurallarda kamulaştırmanınancak devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabileceği yönündekianayasal güvenceye herhangi bir aykırılık söz konusu değildir.
61. Diğer yandan Anayasa,ancak kamu yararına yönelik bir amaca tahsis edilmek şartıyla özel kişilerinmülkiyetinde bulunan taşınmaza tek taraflı bir işlemle el konulmasını meşrugörmektedir. Dolayısıyla kamulaştırma sonucu idarelerin mülkiyetine geçentaşınmazların kamu yararı amacına uygun bir hizmete tahsis edilmemesi durumundamalikin mülkiyet hakkından yoksun bırakılmasının hukuki meşruiyeti ortadankalkmaktadır. Aksi takdirde kamu yararı amacı, taşınmazın kamulaştırılabilmesiiçin oluşturulması gereken bir gerekçeden öte hiçbir anlam taşımaz. Bu bağlamdaAnayasa’nın, başlangıçta kamu yararı amacının varlığını yeterli gördüğü ve birşekilde kamulaştırılan bir taşınmazın idarece istenildiği biçimdekullanılabilmesine izin verdiği düşünülemez (AYM, E.2014/177, K.2015/49,14/5/2015).
62. Kurallar, endüstri bölgelerinde yeralan ve kamulaştırılan taşınmazların yatırımcılaraüzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudansatılmasına veya bedelsiz olarak devrine imkântanımaktadır.
63. Ülke ekonomisinin gelişmesini vesanayileşmenin belirli bir düzen içesinde yürütülmesini sağlamak için kurulanendüstri bölgelerinde kalan özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırılmasının-endüstri bölgelerinin kurulması gerekçesi dikkate alındığında- kamusal biryarar taşıdığı açıktır. Diğer yandan yatırımcılaramülkiyet devrinin ise endüstri bölgesinde yatırımları cazip hâle getirmeksuretiyle yatırımların artmasına katkı sağlayacağı ve böylece ülke ekonomisiningelişmesine olumlu etkide bulunacağı gözetildiğinde kuralların kamu yararıamacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
64. Kamulaştırma ve mülkiyet devrinde başlangıçtaki kamuyararının varlığı kuralların Anayasa’ya uygunluğu için yeterli değildir. Bununyanı sıra mülkiyet devri sonrasında taşınmazın devir amacına uygun olarakkullanılmasını sağlayacak güvencelerin varlığı da gerekmektedir. Aksi takdirdeyalnızca kamu yararı amacıyla kamulaştırılan taşınmazların mülkiyetini eldeeden yatırımcıların bu taşınmazları istediği şekilde kullanılabilmelerine imkânsağlanmış olacaktır ki bu durum Anayasa’nın 46. maddesiyle bağdaşmaz.
65. 4737 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasınınyedinci cümlesinde endüstri bölgesi olarak belirlenen alanların hiçbir şekildebaşka amaçla kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan fıkranınsekizinci cümlesinde ise bu hususun tapu kütüğüne şerh edileceği öngörülmüş veböylece taşınmazların niteliğinin aleniyet kazanmasına imkân tanınmıştır.
66. Diğer yandan söz konusu Kanun’un 3/A maddesininbirinci fıkrasına göre endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanlarda öncelikleyatırımcı lehine ön yer tahsisi yapılmaktadır. Ön yer tahsisi sonrasında anılanmaddenin ikinci fıkrasında öngörülen yükümlülüklerin de yerine getirilmesişartıyla tahsis edilen yerde dördüncü fıkra uyarınca yatırımcı lehine birirtifak hakkı kurulmaktadır. İrtifak hakkının kurulması sonrasındayatırımcının, beşinci fıkraya göre yatırımını beş yıl içinde tamamlamasıgerekmektedir. Bu sürede yatırımın tamamlanmaması durumunda ise Bakanlıkçayatırımcıya bir yıl daha süre verilebilecek ve bu ek süre içinde de yatırımıntamamlanmaması hâlinde irtifak hakkının tesisine yönelik işlem iptaledilecektir. Bu hâlde kamulaştırılan taşınmaz ilgili yatırımcıdan alınacak veyatırımda kullanılmak üzere yeni bir süreçle başka yatırımcılara tahsisedilebilecektir.
67. Bu süreç sonrasında yatırımın tamamlanması veyatırımcının talep etmesi, Bakanlığın da uygun görüşünün alınması şartıylakamulaştırılan taşınmaz Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrası gereğinceyatırımcılara devredilebilecektir. Dolayısıyla anılan düzenlemeler dikkatealındığında kamulaştırılan taşınmazlar sadece kamusal bir yarar taşıdığı kabuledilen yatırımlarda kullanılabilecektir. Bu itibarlayatırımcılara kamulaştırılarak devredilen taşınmazların kamusal yararçerçevesinde kullanılmasını sağlayacak güvencelere yer verildiği sonucunaulaşılmıştır. Dolayısıyla kuralların Anayasa’nın 46. maddesiyle bağdaşmadığısöylenemez.
68. Öte yandan anılan fıkra uyarınca devredilecektaşınmazlar arasında Hazineye ait taşınmazlarda bulunabilecektir. Hazineye aitbir taşınmazın özel kişilere devri, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukukdevleti ilkesi gereğince ancak kamu yararının varlığı hâlinde mümkündür.Mülkiyet devri öngören kurallarla yatırımcılara yatırım yaptıkları alanınmülkiyetini devralma imkânı tanınmakta ve bu suretle yatırım yapılması caziphâle getirilmektedir. Nitekim kuralların gerekçesinde de “Endüstribölgelerinde yatırımların tamamlanması şartıyla yatırımcılarımıza, mülkiyetdevri olanağı sağlanmaktadır. Böylece mülkiyet talep eden yatırımcılar için deendüstri bölgeleri cazip hale getirilmektedir.” denilmektedir. Böylece sanayiningelişmesine ve ülke ekonomisinin kalkınmasına katkısının olduğu gözetildiğindeHazineye ait taşınmazların yatırımcıya devrini mümkün kılan kuralların kamuyararına yönelik oldukları açıktır.
69. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 46.maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 3., 5.,10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90., 166., 167., 168. ve169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ii. DördüncüFıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan “...üzerindeki muhdesatın bedelialınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ve İkinciCümlesinde Yer Alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” İbareleri
70. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 46. maddesi yönünden de incelenmiştir.
71. Kurallar, altyapı harcamalarının yönetici şirkettarafından karşılandığı bölgelerde bulunan Hazine adına tescilli taşınmazlarile özel kişilere ait olmakla birlikte bedeli Bakanlığın bütçesindenkarşılanmak suretiyle kamulaştırılan taşınmazların, üzerindeki muhdesatın bedelialınmaksızın rayiç bedel üzerinden yönetici şirkete doğrudan satılmasına vebedeli yönetici şirket tarafından karşılanmak suretiyle kamulaştırılarak Hazineadına tescil edilen taşınmazların mülkiyetinin de yönetici şirkete bedelsizolarak devrine imkân tanımaktadır.
72. 7419 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 4737 sayılıKanun’un 4. maddesine eklenen üçüncü fıkranın birinci cümlesinde yer alan “...üzerindekimuhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.”ve ikinci cümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”ibarelerinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kurallaryönünden de geçerlidir.
73. Diğer yandan anılan Kanun’un 1/A maddesinin birincifıkrasının (g) bendinde anonim şirket şeklinde kurulması öngörülen yöneticişirketin, endüstri bölgesinin yönetilmesinden ve işletilmesinden sorumlu birtüzel kişi olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla yönetici şirket sadece endüstribölgesine ilişkin iş ve işlemler yürütebilecektir.
74. Bunun yanında Kanun’un 4/D maddesinin üçüncüfıkrasına göre yönetici şirketin faaliyet ve uygulamaları Bakanlık tarafındandenetlenmektedir. Anılan maddenin dördüncü fırkasında da endüstri bölgesindeKanun’da belirtilen amacın dışında faaliyet gösteren yönetici şirketinBakanlıkça uyarılacağı ve yönetici şirkete belirli bir süre verilerek amacınauygun faaliyette bulunulmasının kendisinden isteneceği, bu sürenin sonundayönetici şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermediğinin tespit edilmesidurumunda ise Bakanlığın görevli mahkemeye başvurarak mevcut yönetici şirketinyönetim kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesini, şirketin yönetimiiçin kayyım tayin edilmesini ve yönetici şirketin tasfiyesini talep edeceğiöngörülmüştür. Mahkemece yönetici şirketin tasfiyesine karar verilmesi hâlindede şirket ve yöneticilerin hak ve yükümlülükleri ile sorumlulukları saklıkalmak kaydıyla yeni bir yönetici şirket kurulacaktır.
75. Anılan hükümler gözetildiğinde kamulaştırılantaşınmazların yönetici şirket tarafından kamusal yarar çerçevesindekullanılmasını sağlayacak güvencelerin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
76. Öte yandan yönetici şirkete devredilen taşınmazlararasında mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlar da bulunmaktadır. Hazineye aitarazilerin yönetici şirkete devrinin amacı da bölgenin cazip hale getirilerek sanayiningelişmesinin ve ülke ekonomisinin kalkınmasının sağlanmasıdır.
77. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 46.maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 3., 5.,10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90., 166., 167., 168. ve169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2. Dördüncü FıkranınÜçüncü Cümlesinde Yer Alan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.”İbareleri
a. Anlam ve Kapsam
78. Dava konusu kurallar yönetici şirkete mülkiyet devriyapılan alanların yatırımcılara kiralanması veya satılması hususunda yetkitanımaktadır. Bu kapsamda 4737 sayılı Kanun’un 4. maddesinin dördüncüfıkrasının üçüncü cümlesinde yönetici şirketin, mülkiyet devri yapılanalanları; bu Kanun hükümleri gereğince yatırım yapacağını taahhüt edenyatırımcılara Bakanlığın uygun görüşü üzerine parseller hâlinde veya işletmebinaları da yapmak suretiyle kiraya verebileceği veya tapuya geri alım şerhiişlenmek suretiyle satabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan cümlede yeralan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.” ibareleri davakonusu kuralları oluşturmaktadır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
79. Dava dilekçesinde özetle; yönetici şirket tarafındanyatırımcılara kiraya verilen veya tapuya geri alma şerhi konulmak suretiylesatılan taşınmazların, yönetici şirkete Bakanlık tarafından devredilentaşınmazlar olduğu, bu taşınmazların Bakanlık tarafından yönetici şirketedevrine imkân tanıyan kuralların Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle anılantaşınmazların kamu malı niteliğini devam ettirdiği, dolayısıyla bunlarınsatışına ve kiralanmasına dair sözleşmelerin özelleştirme kapsamında kaldığı,özelleştirme işlemlerinin ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği,taşınmazların satışının veya kiraya verilmesinin anılan yerlerindenetimsizliğine neden olacağı, satışa veya kiralamaya ilişkin işlemlerinsözleşme özgürlüğü kapsamında kaldığı, Kanun’da bir tür özelleştirme işleminiifade eden satış ve kiralama sürecinin eşitlik ve rekabet ilkeleri çerçevesindeyürütülmesini sağlayacak güvencelere yer verilmediği, bu durumun özelteşebbüslerin eşit şartlarda yarışmasını önleyeceği ve haksız rekabete yolaçacağı, anılan işlemlere konu arazilerin sahil şeridi, tarım arazisi, mera,tabiat varlığı ve orman sınırları içinde olabileceği gözetildiğinde dava konusukuralların anılan alanların bütünlüğünün bozulmasına ve daralmasına nedenolabileceği, devletin bu alanlara ilişkin olarak Anayasa’dan kaynaklanan korumayükümlülüğünün bulunmasına rağmen kurallarda bu konuda herhangi bir çerçevebelirlenmediği, bu durumun sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı yönündende geçerli olduğu, endüstri bölgelerindeki yerlerinin satışının veya bedelsizolarak devrinin, bu yerlerin değerinin muhafaza edilmesi ve verimlikullanılması imkânını ortadan kaldırdığı, bu yönüyle kuralın belirli özelteşebbüsler lehine uygulamaların yapılmasına ve böylece millî ekonominin zararauğramasına neden olacağı, ayrıca kuralların uluslararası sözleşme hükümleriylede bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 3., 5., 10., 12., 13.,17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90., 166., 167., 168. ve 169.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
80. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 46. maddesi yönünden de incelenmiştir.
81. Yatırımcılara satılacak veya kiralanacaktaşınmazların daha önce mülkiyeti Hazineye ait olan veya özel kişilere aitolmakla birlikte kamulaştırılarak mülkiyeti Hazineye geçen taşınmazlar olduğuaçıktır.
82. 7419 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 4737 sayılıKanun’un 4. maddesine eklenen üçüncü fıkranın birinci cümlesinde yer alan “...üzerindekimuhdesatın bedeli alınmaksızın rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.”ve ikinci cümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.”ibarelerinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kurallaryönünden de geçerlidir.
83. Bunun yanında kurallarda taşınmazların ancakBakanlığın uygun görüşü üzerine kiralanabileceği veya satılabileceğiöngörülmüştür. Dolayısıyla Bakanlığın taşınmaz kiralamaları ve satımı üzerindebir denetiminin olduğu, kamu yararı dışında bir amaç taşıyan devirlerinBakanlıkça engellenebileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca endüstri bölgesinde yeralan taşınmazların ancak yatırım amacıyla devredilebileceği, kira sözleşmesinintemelinin de bu amaç çerçevesinde gerçekleşeceği, yatırımcının bu amaca uygundavranmaması durumunda sözleşmenin feshedilerek taşınmazın yatırımcıdanalınabileceği açıktır.
84. Öte yandan kurallarda yatırımcıya gerçekleşeceksatımın ancak tapuya geri alım şerhi koymak suretiyle mümkün olacağı öngörülmüştür.Bu nedenle yatırım yapılması şartıyla gerçekleşen satış sonrasında yatırımcınınyatırım taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda tapudaki geri alım kaydıgereğince taşınmaz yatırımcıdan alınacak ve yatırım taahhüdünde bulunan yenibir yatırımcıya kira sözleşmesi ve satış yoluyla tahsis edilebilecektir.
85. Dolayısıyla yatırımcılara kiralanan veya satılantaşınmazların kamu yararı çerçevesinde kullanılmasını sağlayacak güvencelerinbulunduğu anlaşılmaktadır.
86. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 46.maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 3., 5.,10., 12., 13., 17., 43., 44., 45., 47., 48., 56., 63., 90., 166., 167., 168. ve169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
E. Kanun’un 6. Maddesiyle 4737 Sayılı Kanun’un 4/A MaddesineEklenen Dördüncü Fıkrada Yer Alan “...veya yaptırılır.” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
87. 4737 sayılı Kanun’un 4/A maddesinde endüstribölgelerinde yürütülecek imar planları ile altyapı faaliyetlerine ilişkin bazıdüzenlemelere yer verilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında endüstribölgeleri imar ve parselasyon planları ile değişikliklerinin yönetmeliklebelirlenen usul ve esaslara uygun olarak hazırlanacağı ve Bakanlık tarafındanonaylanacağı, onaylı imar ve parselasyon planları ile değişikliklerininBakanlık internet sitesinde ve valilikçe belirlenecek ilan yerlerinde bir haftasüreyle ilan edileceği, itirazın olmaması hâlinde ilan süresinin sonundayürürlüğe gireceği öngörülmüştür. Söz konusu fıkranın üçüncü cümlesine göreimar planları hazırlanırken mülkiyet sınırları içinde Sağlık Bakanlığı ileBakanlık arasında yapılacak protokol çerçevesinde belirlenen sağlık korumabandı bırakılacaktır.
88. Maddenin ikinci fıkrasında endüstri bölgesi sınırlarıiçinde kapanan kadastral ve imar yolları ile parkların, her türlü sorumluluğuendüstri bölgesinin yönetilmesinden sorumlu şirkete ait olmak üzere Hazineadına tescil olunacağı hükme bağlanmıştır.
89. Üçüncü fıkrada endüstri bölgelerindeki altyapı veüstyapıya ilişkin etüt, harita ve projelerin, ruhsat ve izinler ile iş yeriaçma ve çalışma ruhsatlarının Bakanlık onayına ve denetimine tabi olmasıöngörülmüştür.
90. Dördüncü fıkrada ise endüstri bölgelerindeki altyapıve üstyapı projelerinin kontrolünün, arazi kontrolünün ve bunlara ilişkinaltyapı ve üstyapı inşaatlarının yapım kontrolünün ve işletme aşamasındakikontrollerin Bakanlık tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı öngörülmüştür.Anılan fıkrada yer alan “...veya yaptırılır.” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
91. Beşinci fıkrada da ruhsatsız veya ruhsata aykırılığıtespit edilen yapılar için 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32.ve 42. maddeleri çerçevesinde yapılacak işlemlerin Bakanlıkça tesis edileceği,yapılara ilişkin yıkım kararının alınması hâlinde yıkım işleminin Bakanlığıntalimatı üzerine valilik tarafından yapılacağı ve madde kapsamındaki idari paracezalarının Bakanlıkça verileceği hüküm altına alınmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
92. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralkapsamındaki kontrollerin idarenin denetim yetkisinin somut bir görünümüolduğu, denetim yetkisinin ise kolluk faaliyeti niteliğinde bir kamu hizmetiolduğu, yetki devri öngören kuralda yasal çerçevenin çizilmediği, temel ilke veesasların belirlenmediği, bu durumun Bakanlığın denetim hizmetinden elçekmesine neden olacağı gibi denetlenecek kurumlar açısından da öngörülmezdurumlara yol açacağı, denetime ilişkin yetki devrinin usul ve esaslarınıbelirleme yetkisinin tamamen Bakanlığın takdirine bırakıldığı, denetimsonrasında gerekli yaptırım ve işlemler konusunda da bir çerçeveninbelirlenmediği, devletin yürütmekle yükümlü olduğu kolluk faaliyetinin kamugörevlileri yerine özel kişilere gördürülmesinin anayasal anlamda mümkünolmadığı, kuralın muhataplar arasında farklı uygulama yapılmasına engel olacakgüvenceleri içermediği, bu durumun sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamahakkına ilişkin olarak devletin Anayasa’dan kaynaklanan koruma yükümlülüğüneaykırı olduğu, genel çerçeve çizilmeksizin denetim yetkisinin devrinin, kontrolhizmetlerinin aksamasına, hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın ortadankalkmasına, endüstri bölgelerindeki altyapı ve üstyapının, arazilerin veişletmelerin niteliğinin kaybedilmesine ve bu suretle millî ekonominin zararauğramasına neden olacağı, ayrıca kuralın uluslararası sözleşme hükümleriyle debağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 3., 5., 6., 7., 8., 10., 12.,17., 43., 44., 45., 48., 56., 63., 90., 123., 128., 166., 167., 168. ve 169.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
93. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre kanuni düzenlemelerinhem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Nitekim bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154; E.2019/106,K.2019/100, 25/12/2019, § 20; E.2020/15, K.2020/78, 24/12/2020, § 10;E.2019/32, K.2021/54, 14/7/2021, § 25).
94. Belirlilik ilkesi; düzenlenen konudan yalnız kavram,ad ve kurum olarak söz edilmesini değil bunların kanun metninde kurallaştırılmasınıgerekli kılar. Kurallaştırma ise düzenlenen alanda temel ilkelerin ortayakonulmasını ve çerçevenin çizilmesini ifade eder. Buna karşılık söz konusudüzenlemelerin tamamının aynı kanunda yapılması zorunlu olmayıp incelenen kanundışındaki kanunlar ya da başka kanunlarla yapılmış olması da belirlilik ilkesiaçısından yeterlidir (AYM, E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 125).
95. Dava konusu kuralda kontrolfaaliyetinin nasıl yürütüleceğine ilişkin bir düzenleme yer almamakla birlikteanılan işin özel kişilere gördürülmesi durumunda bunun hizmet alımı yoluylasağlanacağı açıktır. Kamu hukukuna tabi olan veya kamunun denetimi altındabulunan veyahut kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşlarının mal veyahizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin yapacakları ihalelerde uygulanacakesas ve usuller ise 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndadüzenlenmiştir.
96. Anılan Kanun’un 5. maddesininbirinci fıkrasında bu Kanun’a tabi idarelerin Kanun’a göre yapılacak ihalelerdesaydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyudenetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını vekaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu oldukları hükme bağlanmışolup endüstri bölgelerindeki bazı hususlara ilişkin kontrolleringerçekleştirilmesi amacıyla yapılacak hizmet alımlarında da bu ilkeleringözetilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla kuralın hem kişiler hem de idareyönünden belirli ve öngörülebilir olduğu anlaşıldığından kuralda belirsizlik bulunduğu söylenemez (benzer bir değerlendirme için bkz.AYM, E.2020/34, K.2023/25, 16/2/2023, § 53).
97. Diğer yandan Anayasa’nın 128. maddesinin birincifıkrasında “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamutüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamuhizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamugörevlileri eliyle görülür.” denilmektedir. Anılan hüküm gereğince,genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiğigörevlerden asli ve sürekli nitelik taşıyanların, memurlar ve diğer kamugörevlileri eliyle görülmesi zorunludur.
98. Denetim faaliyeti, başlı başına icrai sonuç doğuranbir işlem veya karar niteliğinde değildir. Denetim sonucu düzenlenen raporlar,idari işlem kuramı uyarınca hazırlık işlemi niteliğinde olup bu raporlarınhazırlanması, denetlenen kişilerin hukukunda değişiklik yaratmamaktadır. Esasenicrai işlem, denetim sonucunda yetkili makamlarca alınan cezai ve idarikararlar ile başvurulan diğer hukuki tedbirlerdir. İcrai kararları almaklayetkili idari makam, hazırlık işlemi niteliğindeki denetim raporunda yer alantespit ve değerlendirmelerle bağlı değildir. Bu nedenle ilke olarak icraiişlemler dışında denetim faaliyetinin özel kişilerden hizmet satın alınması yoluylayürütülmesi Anayasa’ya aykırılık teşkil etmez (AYM, E.2013/50, K.2015/38,1/4/2015; E.2020/10, K.2020/67, 12/11/2020, § 28).
99. Kuralla Bakanlıkça yaptırılabilecek olan kontrollersonrasında gerekli yaptırım ve işlemlerin anılan maddenin beşinci fıkrasıgereğince Bakanlık ve diğer idareler tarafından gerçekleştirileceğianlaşılmaktadır. Kontroller sonucu hukuki ve idari tedbirleri uygulamayetkisinin idarede kalmaya devam ettiği gözetildiğinde teknik desteksağlamaktan ibaret olan ve hazırlık işlemi niteliğinde bir görev olduğuanlaşılan kontrol görevinin memur ve diğer kamu görevlisi niteliğinde olmayanüçüncü kişilere gördürülmesinin Anayasa’ya aykırı bir yönünün bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
100. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 3., 5., 6.,7., 8., 10., 12., 17., 43., 44., 45., 48., 56., 63., 90., 123., 166., 167.,168. ve 169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
F. Kanun’un 10. Maddesiyle 4737 Sayılı Kanun’un 4/D MaddesininDeğiştirilen İkinci Fıkrasında Yer Alan “...veya Bakanlıkça…” İbaresininİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
101. Kanun’un 4/D maddesinin birinci fıkrasında yönetimşirketine kimlerin kurucu veya sonradan ortak olabileceği düzenlenmiştir.Anılan fıkraya göre Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı odalar, yerelyönetimler, bankalar ve finans kurumları, bölgede sınai faaliyet yürüten yerlive yabancı özel hukuk tüzel kişileri, konuyla ilgili vakıf, kooperatif vedernekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birlikleri yönetici şirketekurucu ya da sonradan ortak olabilmektedir. Yabancı özel hukuk tüzel kişileriise de 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu veilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yönetici şirkete iştirak edebilmektedir.
102. Anılan maddenin ikinci fıkrasındada yönetici şirketin nasıl kurulacağı düzenlenmiştir. Buna göre yöneticişirket, kurum ve kuruluşlardan gelentaleplerde başvuru sahibi tarafından; Bakanlıkça resen yapılan çalışmalarda iseendüstri bölgesinin kurulacağı il sınırları içindeki varsa sanayi odaları,yoksa ticaret ve sanayi odası veya Bakanlıkça belirlenen gerçek veya tüzelkişiler tarafından kurulur. Söz konusu fıkrada yer alan “...veya Bakanlıkça…”ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
103. Dava dilekçesinde özetle; Bakanlıkça resen yapılançalışmalarda il sınırları içinde sanayi odasının olmaması durumunda yöneticişirketi kuracak gerçek ve tüzel kişilerin belirlenmesi konusunda ticaret vesanayi odasının yanı sıra dava konusu kuralla Bakanlığın da yetkili kılındığıancak hangi hâllerde hangi merciin bu yetkiyi kullanacağının belirlenmediği,ayrıca Bakanlığın anılan yetkisini kullanırken tabi olacağı somut ve nesnel birölçüte de kuralda yer verilmediği, genel bir yasal çerçeve çizilmeksizinBakanlığa söz konusu yetkinin tanınmasının ayrımcı işlemlerin yapılmasına nedenolabileceği, Bakanlığa kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan ticaretve sanayi odasının yerine karar alma imkânı tanıyan kuralın idari özerklikilkesiyle bağdaşmadığı, ticaret ve sanayi odalarının idari ve mali özerkliğineaykırı olan kuralla yönetici şirketin piyasa gereklerine uygun ve adil birşekilde belirlenmesi, endüstri bölgesinin etkin şekilde uzlaşma kültürü içindeyönetilmesi ve işletilmesi imkânının ortadan kaldırıldığı, bu durumun millîekonominin zarara uğramasına neden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,5., 7., 10., 48., 123., 135., 166. ve 167. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
104. 4737 sayılı Kanun’un 4/D maddesinin birincifıkrasında kimlerin yönetim şirketi kurabilmek için ortak olabileceğibelirlenmiştir. Bu kişilerin yönetici şirketi kurmak istemesi ise tek başınayetmemekte, başvuran kişiler arasından endüstri bölgelerinin kurulacağı ilsınırları içinde varsa sanayi odaları yoksa ticaret ve sanayi odası veyaBakanlıkça belirlenen kişiler arasına girmek gerekmektedir.
105. Anılan fıkrada kimlerin kurucu ortak olacağıbelirtilmiş ise de kurucu ortak olmak için talepte bulunanlar arasındanBakanlıkça kurucu ortak olarak kabul edileceklerin hangi ölçüte görebelirleneceği konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Kuralda kurucuortak olarak belirlenecek kişilerde hangi nitelik ya da niteliklerin aranacağıhususundaki takdir yetkisi bütünüyle Bakanlığa bırakılmıştır (benzer birdeğerlendirme için bkz. AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 172).Dolayısıyla kuralda Bakanlığa tanınan yetkiyle ilgili genel çerçeveninçizilmediği, temel ilke ve esasların belirlenmediği anlaşılmaktadır.
106. Bu itibarla yönetici şirkete kurucu ortak olabilecekgerçek ve tüzel kişilerin seçimi konusundaki ölçütlere ilişkin yasal çerçevebelirlenmeksizin yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan biryetki tanıyan kuralın belirlilik ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
107. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLIbu görüşe katılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 5.,7., 10., 48., 123., 135., 166. ve 167. maddeleriyönünden incelenmemiştir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
108. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
109. 7419 sayılıKanun’un 10. maddesiyle 4737 sayılı Kanun’un4/D maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasındayer alan “...veya Bakanlıkça…” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamuyararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince bu ibareye ilişkin iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’deyayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
110. Dava dilekçesinde özetle, davakonusu kuralların uygulanması hâlindetelafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
20/10/2022 tarihli ve 7419 sayılı Endüstri BölgeleriKanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 10. maddesiyle 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri BölgeleriKanunu’nun 4/D maddesinin değiştirilenikinci fıkrasında yer alan “...veya Bakanlıkça...” ibaresine yönelik iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesinedeniyle bu ibareye ilişkin yürürlüğündurdurulması talebinin REDDİNE,
B. 1. 3.maddesiyle 4737 sayılı Kanun’un 3/A maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “...bağımsızve sürekli nitelikte...” ibaresine,
2. 4. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 3/B maddesinin yürürlükten kaldırılmasına,
3. 5. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un;
a. 4. maddesininikinci fıkrasının değiştirilen üçüncü cümlesinde yer alan “...bağımsız vesürekli...” ibaresine,
b. 4. maddesineeklenen;
i. Üçüncüfıkranın;
(1). Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresine,
(2). İkincicümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresine,
ii. Dördüncüfıkranın;
(1). Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresine,
(2). İkincicümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresine,
(3). Üçüncücümlesinde yer alan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.”ibarelerine,
4. 6. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 4/A maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan “...veyayaptırılır.” ibaresine,
yönelik iptal talepleri 5/12/2024 tarihli ve E.2022/158,K.2024/206 sayılı kararla reddedildiğinden bu ibarelereve yürürlükten kaldırmaya ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerininREDDİNE,
5/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
20/10/2022 tarihli ve 7419 sayılı Endüstri BölgeleriKanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 3. maddesiyle 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu’nun 3/A maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen “...bağımsız ve sürekli nitelikte...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 4. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 3/B maddesinin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
C. 5. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un;
1. 4. maddesininikinci fıkrasının değiştirilen üçüncü cümlesinde yer alan “...bağımsız vesürekli...” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. 4. maddesineeklenen;
a. Üçüncüfıkranın;
i. Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresinin,
ii. İkincicümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. Dördüncüfıkranın;
i. Birincicümlesinde yer alan “...üzerindeki muhdesatın bedeli alınmaksızın rayiçbedel üzerinden doğrudan satılabilir.” ibaresinin,
ii. İkincicümlesinde yer alan “...bedelsiz olarak devredilebilir.” ibaresinin,
iii. Üçüncücümlesinde yer alan “...kiraya verebilir...” ve “...satabilir.”ibarelerinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 6. maddesiyle 4737sayılı Kanun’un 4/A maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan “...veyayaptırılır.” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 10. maddesiyle4737 sayılı Kanun’un 4/D maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “...veyaBakanlıkça...” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ile MetinKIRATLI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKDOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
5/12/2024 tarihindekarar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
KARŞI OY
Sayın Mahkemece çoğunluk tarafından benimsenen görüşuyarınca 7419 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasınaİlişkin Kanunun 10. maddesi ile değiştirilen 4737 sayılı Kanunun 4/D maddesininikinci fıkrasında yer alan “veya Bakanlıkça” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.Aşağıda belirttiğimiz gerekçeler ile söz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırıolmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun iptal yönündeki görüşünekatılmıyoruz.
4737 sayılı Kanunun 1/g maddesinde yönetici şirket “BuKanuna uygun ve anonim şirket olarak kurulan, bölgenin yönetimi veişletilmesinden sorumlu şirket” olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 3.maddesinin ilk fıkrasında Bakanlığın, kurum ve kuruluşlar veya yöneticişirketin başvurusuna istinaden veya resen yer seçimi yapmak suretiyle endüstribölgelerinin kurulması veya kurulu bölgelere ilave alan önerisindebulunabileceği, Bakanlıkça belirlenen alanlarda, Cumhurbaşkanınca endüstribölgelerinin kurulmasına veya alan ilavesine izin verilebileceği, belirlenenalanların Cumhurbaşkanlığına sunulmasından önce yönetici şirketin kurulmuşolmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
4737 sayılı Kanunun 4/D maddesinin ilk fıkrasındayönetici şirketin hangi kurum ve kuruluşlar tarafından kurulacağı veya kurulmuşolan bir şirkete iştirak edebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre,“Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu yönetici şirkete, Türkiye Odalar veBorsalar Birliğine bağlı odalar, yerel yönetimler, bankalar ve finanskurumları, bölgede sınai faaliyet yürüten yerli ve yabancı özel hukuk tüzelkişileri, konuyla ilgili vakıf, kooperatif ve dernekler, ilgili kamukuruluşları ve ihracatçı birlikleri kurucu ya da sonradan ortak olabilirler.Yabancı özel hukuk tüzel kişileri 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı DoğrudanYabancı Yatırımlar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yöneticişirkete iştirak edebilir”. 4737 sayılı Kanunun 4/D maddesinin ilk fıkrasındahangi tüzel kişilerin ya da kuruluşların yönetici şirkete kurucu veya dahasonra ortak olarak iştirak edebileceği belirtildikten sonra, 4/D maddesininikinci fıkrasında endüstri bölgelerinde yönetici şirketin kimler tarafındankurulabileceği sayılmıştır. Söz konusu hükme göre, “Yönetici şirket, kurum vekuruluşlardan gelen taleplerde başvuru sahibi tarafından; Bakanlıkça resen yapılançalışmalarda ise endüstri bölgesinin kurulacağı il sınırları içindeki varsasanayi odaları, yoksa ticaret ve sanayi odası veya Bakanlıkça belirlenen gerçekveya tüzel kişiler tarafından kurulur”.
4737 sayılı Kanunun 4/D maddesinin ilk iki fıkrası birliktedeğerlendirildiğinde, endüstri bölgesi kurulması için öncelikle kurulmasıgereken yönetici şirket 4/D maddesinin ilk fıkrasında sayılan tüzel kişilerdenya da kurum ve kuruluşlardan talep gelmesi halinde bu kişiler, yanibaşvurucular tarafından kurulacaktır. Eğer Bakanlık resen endüstri bölgesikurulmasını talep ederse, yönetici şirket endüstri bölgesinin kurulacağı ilsınırları içindeki varsa sanayi odası, yoksa ticaret ve sanayi odası veyaBakanlık tarafından belirlenen gerçek veya tüzel kişiler tarafındankurulabilecektir. Bakanlığın resen kurmak istediği endüstri bölgesininCumhurbaşkanına sunulması öncesinde yönetici şirketin kurulması zorunluolduğundan Bakanlığın bir şekilde kurucu olarak bir gerçek ya da tüzel kişiyigörevlendirmesi zorunlu olmaktadır. Kanunun 4/D maddesinin ilk fıkrasındakurucu ya da sonradan ortak olabilecek tüzel kişiler sayılmış olup, Bakanlığınkurucu olarak belirlediği tüzel kişi ilk fıkrada sayılanlardan biriolabilecektir. Maddenin ikinci fıkrasında endüstri bölgesinin kurulacağı ilsınırları içinde varsa sanayi odaları, yoksa ticaret ve sanayi odası ileBakanlık arasında bir sıralama ya da öncelik belirtilmemiş olsa bile il sınırıiçindeki sanayi ya da ticaret odası kurucu olmak isterse Bakanlık tarafındanbunlara öncelik verileceği hükmün lafzi ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Bakanlık tarafından kurulmak istenen bir endüstribölgesinde Kanunun 4/D maddesinin ilk iki fıkrasında sayılan herhangi bir tüzelkişi veya kuruluş görev almak istemezse, teşebbüs özgürlüğü çerçevesindeBakanlığın bu kişileri yönetici şirketi kurmakla görevlendirme hususundazorlaması mümkün değildir. Bu durumda son çare olarak Bakanlığın yöneticişirketin kurulması için gerçek ya da tüzel kişiyi görevlendirmesi kaçınılmazolmaktadır. Buradaki amaç yetki gasbı yapmak değil, soruna çözüm üretmektir.Nitekim Anayasa Mahkemesi 2020/46 E., 2023/149 K. sayılı kararında (R.G. Tarih- Sayı : 17/11/2023 – 32372), özel hukuk hükümlerine göre kurulacak şirketinsermayesini belirleme yetkisinin Bakan’a verilmesini anayasaya aykırıgörmemiştir. Mahkeme söz konusu kararında, bu şirketlerin faaliyetlerinin özelhukuk hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilecek olduğu, tarafların hak veyükümlülükleri ile sorumlulukları başta olmak üzere şirketin yahut ortaklığınkapsam ve mahiyetine ilişkin hususların kural olarak genel kanun niteliğindeki6102 sayılı Kanun’a, mahiyetine uygun düştüğü ölçüde 6/12/2012 tarihli ve 6362sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı BankacılıkKanunu gibi özel kanunlardaki düzenlemelere tabi olacağı, (Benzer yönde bkz.AYM, E.2019/96, K.2022/17, 24/2/2022, § 49), ...kurulacak şirketin sermayesi vekapsamı Bakan tarafından belirlenirken şirketin faaliyet konusunun ve yukarıdayer verilen kanuni mevzuat kapsamında işlemler tesis edileceği de dikkatealındığında kuralda Anayasa’nın 2. maddesi bağlamında belirsizlik bulunduğusöylenemeyeceği (bkz. bu yönde AYM, E.2019/96, K.2022/17, 24/2/2022, § 50)gerekçelerine yer vererek, kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığınave İptal talebinin reddi gerektiğine karar vermiştir.
4737 sayılı Kanun uyarınca yönetici şirket anonim şirketolarak kurulacak ve özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterecektir. Bunagöre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 337 vd. maddeleri uyarınca anonimşirket kurucusu olabilecek gerçek ya da tüzel kişilerin Bakanlık tarafındanbelirlenmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu uyarınca fiil ehliyetini haiz gerçekkişilerin, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde anonim şirket kurmalarımümkün olduğundan yönetici şirketi kurmak için belirlenecek gerçek veya tüzelkişilerin niteliklerinin tekrardan Endüstri Bölgeleri Kanununda düzenlenmesigerekli ya da zorunlu değildir. Kanunun 4/D maddesinin ikinci fıkrasındayönetici şirketin kurulması için Bakanlık tarafından gerçek ya da tüzelkişilerin belirlenmesi son çare olarak ve Bakanlığın resen başlattığı endüstribölgesi projeleri için düzenlenmiş olup, bu anlamda teşebbüs özgürlüğüne birsınırlama getirilmediği gibi, maddede herhangi bir belirsizlik de söz konusudeğildir. Bu nedenlerle 4737 sayılı Kanunun4/D maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “veya Bakanlıkça” ibaresi Anayasa’yaaykırı olmadığından söz konusu ibareniniptali yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI