ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/47
Karar Sayısı : 2023/124
Karar Tarihi : 13/7/2023
R.G. Tarih - Sayı : 27/9/2023- 32322
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte133 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 3/2/2022 tarihli ve 7354 sayılı Öğretmenlik MeslekKanunu’nun;
A. 3. maddesinin(4) numaralı fıkrasının,
B. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…Millî Eğitim Bakanlığınca…”ibaresinin,
C. 5. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “…yönetmelikle belirlenen…”, “…7/4/2021 tarihlive 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa göregüvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma…”, “…ve/veya…”ve “…sınavlarda…” ibarelerinin,
2. (2) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…zorunlu hâller dışında…”ibaresinin,
3. (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...Adaylık Değerlendirme Komisyonutarafından yapılan değerlendirme sonucunda...” ibaresinin,
4. (4) numaralıfıkrasının (c) ve (ç) bentlerinin,
5. (6) numaralıfıkrasının,
Ç. 6. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının (b) ve (c) bentlerinin,
2. (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kademe ilerlemesinin durdurulmasıcezası bulunmayan…” ve “…ve mesleki gelişim alanlarındabaşöğretmenlik için öngörülen çalışmaları tamamlayanlar…” ibarelerinin,
3. (8) numaralıfıkrasının,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 13.,17., 20., 36., 38., 40., 42., 48., 49., 55., 58., 70., 90., 123., 124., 125.,128., 130., 153. ve 174. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;
1. 3. maddesişöyledir:
“Öğretmenlik
MADDE 3 – (1) Öğretmenlik, eğitim ve öğretim ilebununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.Öğretmenler bu görevlerini, Türk Millî Eğitiminin amaçları ve temel ilkeleriile öğretmenlik mesleği etik ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür.
(2) Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kaliteninyükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir.
(3) Öğretmenlik mesleğine hazırlık; genel kültür, özelalan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi ile sağlanır.
(4) Öğretmenlik mesleği; aday öğretmenlik dönemindensonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağınaayrılır.”
2. 4. maddesişöyledir:
“Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi
MADDE 4 – (1) Öğretmen adaylarında genel kültür,özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi bakımındanaranacak nitelikler Millî Eğitim Bakanlığınca tespit olunur.
(2) Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarındanve bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezunolanlar arasından seçilir.”
3. 5. maddesişöyledir:
“Aday öğretmenlik
MADDE 5 – (1) Özel mevzuatında yer alan hükümler saklıkalmak üzere, aday öğretmenliğe atanabilmek için 14/7/1965 tarihli ve 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ekolarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezun olma, 7/4/2021tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa göregüvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma ve Millî EğitimBakanlığınca ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığıtarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranır.
(2) Adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz.Bu süre içinde, zorunlu hâller dışında aday öğretmenlerin görev yerideğiştirilemez.
(3) Aday öğretmenler, eğitim ve uygulamadan oluşan AdayÖğretmen Yetiştirme Programına tabi tutulur. Aday öğretmenlerden adaylık sürecisonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmesonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanır.
(4) Aday öğretmenlerden;
a) Atanma niteliklerinden herhangi birini taşımadığısonradan anlaşılanların,
b) Adaylık süresi içinde atanma şartlarından herhangibirini kaybedenlerin,
c) Adaylık sürecinde aylıktan kesme veya kademeilerlemesinin durdurulması cezası alanların,
ç) Aday öğretmenler için öngörülen Aday ÖğretmenYetiştirme Programına mazeretsiz olarak katılmayanlar ile bu program sonundaAdaylık Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmede başarısız olanların,
görevine son verilir ve bunlar üç yıl süreyle öğretmenlikmesleğine alınmaz.
(5) Dördüncü fıkranın (ç) bendi kapsamında görevlerineson verilmesi gerekenlerden aday öğretmenliğe başlamadan önce 657 sayılı Kanunagöre memurlukta adaylığı kaldırılarak asıl memurluğa atanmış olanlar,kazanılmış hak aylık derecelerine uygun memur unvanlı kadroya atanır.
(6) Aday öğretmenlerin adaylık sürecindeyetiştirilmelerine esas Aday Öğretmen Yetiştirme Programı ve AdaylıkDeğerlendirme Komisyonunun oluşumu ile aday öğretmenlik sürecine ilişkin diğerusul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
4. 6. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“Öğretmenlik kariyer basamakları
MADDE 6 – (1) Aday öğretmenlik dâhil öğretmenlikte en azon yıl hizmeti bulunanlardan;
a) Mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzeredüzenlenen Uzman Öğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan,
b) Mesleki gelişim alanlarında uzman öğretmenlik içinöngörülen asgari çalışmaları tamamlamış olan,
c) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan,
öğretmenler uzman öğretmen unvanı için yapılan yazılısınava başvuruda bulunabilir. Uzman öğretmen unvanı için yapılan yazılı sınavda70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılır. Yazılı sınavda başarılı olanlarauzman öğretmen sertifikası düzenlenir.
(2) Uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunan ve kademeilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan uzman öğretmenlerden meslekigelişime yönelik 240 saatten az olmamak üzere düzenlenen Başöğretmenlik EğitimProgramını tamamlamış olan ve mesleki gelişim alanlarında başöğretmenlikiçin öngörülen çalışmaları tamamlayanlar başöğretmen unvanı için yapılanyazılı sınava başvuruda bulunabilir. Yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlarbaşarılı sayılır. Yazılı sınavda başarılı olanlara başöğretmen sertifikasıdüzenlenir.
…
(7) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almışolanlar, cezaları özlük dosyasından silindikten sonra uzman öğretmen veyabaşöğretmen unvanı için başvuruda bulunabilir.
(8) Öğretmenlik mesleği kariyer basamaklarındailerlemeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve KenanYAŞAR’ın katılımlarıyla 21/4/2022 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. AYIRMA VE BİRLEŞTİRME
2. 3/2/2022tarihli ve 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının “…7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Kanununa göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmışolma…” bölümünün iptaline veyürürlüğünün durdurulmasına ilişkin davanınayrılmasına ve aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2021/60 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esas incelemeninE.2021/60 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 13/7/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
3. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ahmet CANPOLAT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, davakonusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca 5/7/2023 tarihinde yapılan toplantıda Milli Eğitim Bakanı YusufTEKİN, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Cevdet VURAL, PersonelGenel Müdürü Bülent ÇİFTÇİ, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad DEMİRLİ,Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ahmet ŞİMŞEK, EğitimcilerBirliği Sendikası Genel Sekreteri Talat YAVUZ, Türkiye Eğitim, Öğretim ve BilimHizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Talip GEYLAN, GenelBaşkan Yardımcısı Orhan KÜTÜK, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası GenelBaşkanı Nejla KURUL, Genel Merkez avukatı Av. Bedia Boran BULUT, Eğitim veBilim İşgörenleri Sendikası Genel Başkanı Kadem ÖZBAY ve Genel Merkez avukatıAv. Burak SABUNCU’nun sözlü açıklamalarıdinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 3. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
4. Eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevliöğretmenlerin atanmaları ve mesleki gelişmeleri ile kariyer basamaklarındailerlemelerini düzenlemek amacıyla 7354 sayılı Kanun kabul edilmiştir. AnılanKanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında öğretmenlik, eğitim ve öğretimile bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğiolarak tanımlanmıştır.
5. Dava konusu kuralla da öğretmenlik mesleğinin adayöğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmaküzere üç kariyer basamağına ayrılacağı belirtilmiştir. Kuraldan, aday öğretmenliğinkariyer basamaklarından olmadığı, kariyer basamaklarının ilki olanöğretmenliğin aday öğretmenlik sürecinin başarı ile tamamlanmasından sonrabaşlayacağı anlaşılmaktadır. Aday öğretmenlik ve kariyer basamaklarındailerleme süreçlerine ilişkin usul ve esaslar, 12/5/2022 tarihli ve 31833 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer BasamaklarıYönetmeliği’nde düzenlenmiştir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
6. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin adaylık süreci, kadro ihdası, ataması, görevlendirilmesi,niteliği, görev ve yetkisi, aylık ve ödeneği ile kariyer basamaklarında yeralan unvanlara ilişkin özlük işlerinin liyakat esaslarını karşılayacak vevatandaşların eşit şekilde kamu hizmetine girmesini sağlayacak şekilde kanunladüzenlenmesi gerektiği, kanunun şeklen var olmasının yeterli olmayıp genelçerçeveyi de belirlemesi gerektiği, kariyer basamaklarının içeriğinin idarenindüzenleyici işlemlerine bırakılmasının yasama yetkisinin devri niteliğindeolduğu, bu durumun aynı zamanda hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle debağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesi suretiyle idareye tanınan sınırsıztakdir yetkisinin aynı unvana sahip öğretmenler arasında ayrımcılık yapılmasınaneden olabileceği, aynı görevi ifa edenlerin farklı unvanlar nedeniyle farklıücrete tabi olacakları, bu durumun çalışma barışını bozabileceği ve ücretteadaletsizliğe neden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 6., 7.,10., 13., 17., 42., 49., 55., 58., 70., 90., 123., 128., 153. ve 174.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
7. Anayasa'nın 128. maddesinde devletin, kamu iktisaditeşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği ifade edilmiş;memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlükişlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
8. Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekleyükümlü olduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerini ifaeden öğretmenlerin Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında memur veya diğerkamu görevlisi sıfatına sahip olduklarında tereddüt bulunmamaktadır. Bunagöre öğretmenlere ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerekir.
9. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi kanununşeklen var olması yeterli olmayıp yasal kurallar keyfîliğe izin vermeyecekşekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmalıdır. Esasenkanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Dolayısıyla Anayasa’nın 128.maddesinde yer verilen kanunilik ölçütü, Anayasa’nın 2. maddesinde güvencealtına alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır (aynı yöndekideğerlendirme için bkz. AYM, E.2018/88, K.2020/24, 11/6/2020, §§ 13, 14;E.2020/1, K.2020/63, 22/10/2020, § 41).
10. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
11. Dava konusu kuralla öğretmenlik mesleğine ilişkinkariyer basamaklarının açık ve net bir şekilde düzenlendiği görülmektedir. Buyönüyle kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğundan söz edilemez. Dolayısıylakuralın Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kanunilikölçütüne aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
12. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti;eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
13. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınanhukuk devleti ilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. AnayasaMahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özelçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızbelli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaçunsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.
14. Açıklanan hâl dışında bir kanun hükmünün ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği bir siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirinde olduğundanbu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM,E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 102).
15. Bu itibarla Anayasa’ya uygunluk denetiminde kuralınöngörülmesindeki kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil incelenenkuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarlarıgözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenir. Başka bir ifadeyle birkuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken kamu yararı konusunda AnayasaMahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yararı amacıyla çıkarılıpçıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır (AYM, E.2016/140, K.2017/92, 12/4/2017,§§ 6,7; E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, §§ 10, 11).
16. 7354 sayılı Kanun’un 6. maddesinin gerekçesindeöğretmenlik mesleği için kariyer basamaklarının oluşturulmasının amacı,öğretmenlerin mesleklerinde kariyer ve liyakat esaslarına uygun olarakilerlemeleri, mesleki gelişimlerini sağlamaları ve bunlara bağlı olarak özlükhaklarının iyileştirilmesi olarak belirtilmiştir.
17. Kariyer ve liyakat ilkelerine memurların genel hukukirejimini düzenleyen 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun3. maddesinde bu Kanun’un temel ilkeleri arasında yer verilmiştir. 7354 sayılıKanun’un “Hüküm bulunmayan hâller” başlıklı 7. maddesinde, 657 sayılıKanun’un 7354 sayılı Kanun ile çelişmeyen hükümlerinin uygulanacağıbelirtildiğinden 657 sayılı Kanun’un kariyer ve liyakat ilkelerine yer veren 3.maddesinin 7354 sayılı Kanun’un uygulanmasında gözetilmesi gerekir.
18. Anılan maddede kariyer ilkesi, devlet memurlarına,yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygunşekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânınısağlamak; liyakat ilkesi ise devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi,sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakatsistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında devletmemurlarını güvenliğe sahip kılmak şeklinde tanımlanmıştır.
19. Kariyer ve liyakat ilkelerinin tanımları dikkatealındığında, liyakat sisteminin işleyebilmesi için göreve en uygun adayınhizmete girmesi tek başına yeterli olmayıp kamu görevinin gerektirdiğinitelikleri haiz kişinin hizmete alındıktan sonra görevde tutulabilmesi degerekir. Bir kişiyi görevde tutabilmek için ona yükselme ve kendinigerçekleştirme imkânı tanınmalıdır ki bu da ancak kariyer ilkesininuygulanmasıyla sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle kariyer ilkesiyle, liyakatsisteminin sürekliliğinin sağlandığı ve bu iki ilkenin birbirinden ayrıdüşünülemeyeceği açıktır.
20. Dava konusu kuralla öğretmenlik mesleğinin kariyer veliyakat ilkelerine uygun olarak kariyer basamaklarına ayrıldığı, bu itibarlakuralın kamu yararına yönelik olmadığı söylenemez.
21. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 6., 7., 10., 13.,17., 42., 49.,55., 58., 70., 90., 123.,153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 4. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…Millî Eğitim Bakanlığınca…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptalTalebinin Gerekçesi
22. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin adaylık süreci, kadro ihdası, ataması, görevlendirilmesi,niteliği, görev ve yetkisi, aylık ve ödeneği ile kariyer basamaklarında yeralan unvanlara ilişkin özlük işlerinin liyakat esaslarını karşılayacak vevatandaşların eşit şekilde kamu hizmetine girmesini sağlayacak şekilde kanunladüzenlenmesi gerektiği, kanunun şeklen var olmasının yeterli olmayıp genelçerçeveyi de belirlemesi gerektiği, öğretmen adaylarında genel kültür, özelalan ve pedagojik formasyon/mesleki bilgisi bakımından aranacak niteliklerin içeriğininidarenin düzenleyici işlemlerine bırakılmasının yasama yetkisinin devriniteliğinde olduğu, bu durumun aynı zamanda hukuki güvenlik ve belirlilikilkeleriyle de bağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesi suretiyle idareyetanınan sınırsız takdir yetkisinin ilgili yükseköğretim kurumlarından mezunolan bazı kimselerin öğretmen olmasının önüne geçilmesine neden olabileceğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17., 42., 48., 49.,58., 70., 90., 123., 128., 153. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
23. 7354 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralıfıkrasında öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojikformasyon/öğretmenlik meslek bilgisi bakımından aranacak niteliklerin MillîEğitim Bakanlığınca (Bakanlık) tespit olunacağı öngörülmüş olup anılan fıkradayer alan “…Millî Eğitim Bakanlığınca…” ibaresi dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
24. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir.Bu ilke, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliğiifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkemeiçtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirliliksağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normununuygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilirolmasıdır. Belirlilik ilkesi hukuki güvenlikle bağlantılı olup bu ilke gereğikişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2018/106, K.2019/80, 16/10/2019, § 7).
25. Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir.Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) ait olması ve buyetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükmeyer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoyaait olması "demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmazbir durum" olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca, gerekçede "Milletadına kanun koyma yetkisini yasama meclisi yerine getirir. Bu yetkidevredilemez. Ancak, Anayasanın 99 ve 129 uncu maddeleri hükümlerisaklıdır" denilmek suretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnalarıbelirtilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinindevredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organcakullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan,kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013;E.2021/73, K.2022/51, 21/4/2022, § 15; E.2022/54, K.2022/99, 8/9/2022, § 25).
26. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımındanyürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bunedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin, yürütmeorganına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, genişbir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilenmaddesine aykırılık oluşturur. Bununla birlikte yasama organının temel ilkelerive çerçeveyi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkinhususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz(AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57;E.2022/54, K.2022/99, 8/9/2022, § 26).
27. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediğikonularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntılarındüzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerinebırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılmasıöngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriharicinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerinkanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesigereken çerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çokdaha geniş olabilecektir (AYM, E.2018/91, K.2020/10, 19/2/2020, § 110;E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 56; E.2022/54, K.2022/99, 8/9/2022, § 27).
28. Anılan Kanun’un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaöğretmenlik mesleğine hazırlığın genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlikmeslek bilgisi ile sağlanacağı, 4. maddesinin dava konusu kuralın da yer aldığı(1) numaralı fıkrasında da öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimive pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi bakımından aranacakniteliklerin Bakanlıkça tespit olunacağı hükme bağlamıştır.
29. Söz konusu hükümler uyarınca millî eğitim alanındaders verecek öğretmen adaylarında aranacak niteliklerin; genel kültür, özelalan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi ölçütleriçerçevesinde Bakanlık tarafından belirleneceği ve bu çerçeveye aykırı belirlemeyapılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralla öğretmen adaylarındaaranacak niteliklerin temel ilke ve esasları ile yasal çerçevenin kanunlabelirlendiği ancak belirlenen bu nitelikler çerçevesinde idare tekniği yönündengelişen ve değişen şartlara göre belirleme yapılması gerekebileceği gözetilerekidareye düzenleme yetkisinin tanındığı görülmektedir.
30. Kanun koyucunun bu şekilde öğretmen adaylarındaaranacak niteliklere ilişkin yasal çerçeveyi çizdikten sonra hangi dersin hanginiteliklere sahip öğretmen adayı tarafından okutulacağına yönelik düzenlemeyetkisini idareye bırakmasında belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliğiilkelerine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 128. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. ve 7.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 128. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 6., 10., 13., 17., 42., 48., 49.,58., 70., 90., 123., 153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 5. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…yönetmelikle belirlenen…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptalTalebinin Gerekçesi
32. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin adaylık süreci, kadro ihdası, ataması, görevlendirilmesi,niteliği, görev ve yetkisi, aylık ve ödeneği ile kariyer basamaklarında yeralan unvanlara ilişkin özlük işlerinin liyakat esaslarını karşılayacak vevatandaşların eşit şekilde kamu hizmetine girmesini sağlayacak şekilde kanunladüzenlenmesi gerektiği, kanunun şeklen var olmasının yeterli olmayıp genelçerçeveyi de belirlemesi gerektiği, aday öğretmenliğe atanabilmek için mezunolunması gereken yükseköğretim kurumlarının belirlenmesinin idarenindüzenleyici işlemlerine bırakılmasının yasama yetkisinin devri niteliğindeolduğu, bu durumun aynı zamanda hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle debağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesi suretiyle idareye tanınan sınırsıztakdir yetkisinin ilgili yükseköğretim kurumlarından mezun olan bazı kimselerinöğretmen olmasının önüne geçilmesine neden olabileceği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17., 42., 48., 49., 58., 70., 90., 123.,128., 153. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
33. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasında özel mevzuatında yer alan hükümler saklı kalmak üzere, adayöğretmenliğe atanabilmek için 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde sayılanşartlara ek olarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezunolma, 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Kanunu’na göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmışolma ve Bakanlıkça ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartlarının aranacağıöngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…yönetmelikle belirlenen…” ibaresidava konusu kuralı oluşturmaktadır.
34. Anılan Kanun’un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaöğretmenlik mesleğine hazırlığın genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlikmeslek bilgisi ile sağlanacağı, 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaöğretmenlerin, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlaradenkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlararasından seçileceği ve dava konusu kuralla da aday öğretmenliğe atanabilmekiçin yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezun olma şartınınaranacağı hükme bağlamıştır.
35. Anılan hükümler uyarınca öğretmen olmak için mezunolunması gereken ve Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenecek yükseköğretim kurumlarının öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlaradenkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından olması ve genelkültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisikonularında eğitim veriyor olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kurallaöğretmen adaylarında aranacak niteliklerin temel ilke ve esasları ile yasalçerçevenin kanunla belirlendiği ancak belirlenen bu nitelikler çerçevesindeidare tekniği yönünden gelişen ve değişen şartlara göre belirleme yapılmasıgerekebileceği gözetilerek idareye düzenleme yetkisinin tanındığıgörülmektedir.
36. Kanun koyucunun bu şekilde öğretmen olabilmek içinmezun olunması gereken yüksek öğretim kurumlarının niteliklerine ilişkin yasalçerçeveyi çizdikten sonra hangi branş için hangi yüksek öğretim kurumundanmezun olunması gerektiğini belirleme yetkisini idareye bırakmasında belirlilikve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır.
37. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 128. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. ve 7. maddeleriyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 128. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 6., 10., 13., 17., 42., 48., 49.,58., 70., 90., 123., 153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. Kanun’un 5. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında YerAlan “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…” İbarelerinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
38. Dava dilekçesinde özetle; aday öğretmenliğeatanabilmek için gerekli olan sınav şartına ilişkin usul ve esaslarınçerçevesinin kanun düzeyinde belirlenmediği, sınava ilişkin usul ve esaslarınidarenin düzenleyici işlemlerine bırakılmasının yasama yetkisinin devriniteliğinde olduğu, bu durumun aynı zamanda hukuki güvenlik ve belirlilikilkeleriyle de bağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesi suretiyle idareyetanınan sınırsız takdir yetkisinin bazı kimselerin öğretmen olmasının önünegeçilmesine neden olabileceği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 6.,7., 10., 13., 17., 20., 42., 48., 49., 58., 70., 90., 123., 128., 153. ve 174.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
39. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasında aday öğretmenliğe atanabilmek için gerekli şartlar arasındaBakanlıkça ve/veya ÖSYM tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartınınaranacağı öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…”ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
40. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında güvencealtına alınan kanunilik ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerinkanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmekte olup buniteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkinhususların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, söz konusuilkeye aykırılık oluşturmaz.
41. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca memurların vediğer kamu görevlilerinin niteliklerini, atanmalarını, görev ve yetkilerinibelirleme yetkisi kanun koyucuya aittir ve kanun koyucunun bu yetki kapsamındamemur ve diğer kamu görevlilerinin atama ve terfi şartlarını düzenlemesimümkündür. Bu çerçevede dava konusu kurallarla gerek Bakanlık tarafından tekbaşına gerek ÖSYM tarafından tek başına gerekse hem Bakanlık hem de ÖSYMtarafından beraberce yapılacak sınavlarda başarılı olma şartının öngörülmesikonusunda idareye takdir yetkisinin tanınmasında Anayasa’ya aykırı bir yönbulunmamaktadır. Bu şartın öngörülmesiyle kamu yararının gerçekleşipgerçekleşmeyeceği ise anayasallık denetiminin kapsamı dışında kalmaktadır.
42. Diğer yandan hukuk devletinin vazgeçilmez unsuruidarenin işlem ve eylemlerinin yargısal denetime tabi olmasıdır. Nitekim sözkonusu yargısal denetim idareyi hukuka bağlı kılmakta ve keyfî uygulamalardankaçınmasını sağlamaktadır. Dava konusu kurallarla öğretmen adaylığınaatanabilmek için idareye tanınan yetki çerçevesinde yapılan sınavın sonuçlarınıyargısal denetimden muaf tutan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıcayapılacak yargısal denetimin de şekli bir incelemeden ibaret olacağının vesözlü sınav gibi tüm bilgi ve belgenin idarenin yedinde bulunduğu bir idariişlemin hukuka uygunluğunun ispatı külfetinin idareye ait olduğu kuralının tersçevrildiğinin düşünülmesi için de herhangi bir neden bulunmamaktadır.Dolayısıyla idarenin kurallarla kendisine tanınan yetkisini kullandığı herdurumda, ilgililer bu yetkiye dayanılarak yapılan atama işlemlerini yargıorganları önüne taşıyabilecek, idarenin sözlü sınav neticesinde tesis ettiği işlemininhukuka uygun bir biçimde yürütüldüğünü ispatlayamaması hâlinde bunu iptalettirebilecektir.
43. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM ve M.Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 7. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. ve 128.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 5., 6., 10., 13., 17., 20., 42.,48., 49., 58., 70., 90., 123., 153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 5. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “…zorunlu hâller dışında…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
44. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin görev yeri değişikliği, adaylık süreci, kadro ihdası, ataması,görevlendirilmesi, niteliği, görev ve yetkisi, aylık ve ödeneği ile diğer özlükhaklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, kanunun şeklen var olmasının yeterliolmayıp genel çerçeveyi de belirlemesi gerektiği, öğretmen adaylarının görevyeri değişikliğinin içeriğinin idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılmasınınyasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu, bu durumun aynı zamanda hukukigüvenlik ve belirlilik ilkeleriyle de bağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesisuretiyle idareye tanınan sınırsız takdir yetkisinin aynı durumda olan kişilerarasında haklı nedene dayanmayan ve keyfî uygulamalara neden olabileceği ve budurumun çalışma barışını bozabileceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5.,6., 7., 10., 49., 90., 123., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
45. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralıfıkrasında adaylık süresinin bir yıldan az iki yıldan çok olamayacağı ve busüre içinde, zorunlu hâller dışında aday öğretmenlerin görev yerinindeğiştirilemeyeceği öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…zorunluhâller…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
46. Dava konusu kuralla öğretmen adaylarının yalnızcazorunlu hâller nedeniyle görev yerlerinin değiştirileceği öngörülerek yerdeğişikliğine ilişkin genel, soyut ve nesnel bir düzenleme yapılmıştır.Öğretmen adaylarının görev yerinin değişmesine neden olacak hâller sağlık,güvenlik ve benzeri sebeplerle bizatihi öğretmen adaylarından kaynaklanacağıgibi doğal afet, genel salgın hastalık ve benzeri sebeplerle öğretmenadaylarından kaynaklanmaması da mümkündür. Şu hâlde kuralla öğretmen adaylarınahem zorunlu hâllerde görev yeri değişikliği hakkının tanındığı hem de öğretmenadaylarının kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle sadece zorunlu hâllerdegörev yerinin değişebileceğinin öngörülmesi suretiyle güvence sağlandığıanlaşılmaktadır.
47. Kanunların genel ve soyut olması; somut olayınözelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, birbaşka ifadeyle kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümüdışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Aday öğretmenlerin yerdeğişikliğine neden olacak hâller kanunda sayma suretiyle belirtilmemiştir.Kaldı ki sürekli değişen ve gelişen koşullar nedeniyle yer değişikliğine nedenolacak zorunlu hâllerin kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanundatek tek sayılması zorunluluğundan da söz edilemez.
48. Bu itibarla zorunlu hâller ibaresi genel kavramniteliğinde olmakla birlikte bu kavramın belirsiz ve öngörülemez nitelikteolduğu söylenemez. Öte yandan öğretmen adaylarının yer değişikliğine ilişkinişlemlerinin zorunlu hâller kapsamında olup olmadığının diğer bir ifadeylehukuka uygunluk denetimlerinin idari yargı organlarınca yapılacağı ve kuralınobjektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceği açıktır.
49. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 128.maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 128. maddesiyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 6., 7., 10., 49., 90., 123. ve153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
E. Kanun’un 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinde Yer Alan “…Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılandeğerlendirme sonucunda…” İbaresinin (4) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendininve (6) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1. İptalTalebinin Gerekçesi
50. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin adaylık süreci ve atanmasının kanunla düzenlenmesi gerektiği,kanunun şeklen var olmasının yeterli olmayıp genel çerçeveyi de belirlemesigerektiği, öğretmen adaylarının adaylık sürecinin içeriğinin idarenindüzenleyici işlemlerine bırakılmasının yasama yetkisinin devri niteliğindeolduğu, bu durumun aynı zamanda hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle debağdaşmadığı, kanunla çerçeve çizilmemesi suretiyle idareye tanınan sınırsıztakdir yetkisinin aynı durumda olan kişiler arasında haklı nedene dayanmayan vekeyfî uygulamalara neden olabileceği ve bu durumun çalışma barışınıbozabileceği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17.,42., 48., 49., 58., 70., 90., 123., 124., 128., 153. ve 174. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
i. 5. Maddenin (6) Numaralı Fıkrası
51. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddenin dava konusu (6)numaralı fıkrasında aday öğretmenlerin adaylık sürecinde yetiştirilmelerineesas Aday Öğretmen Yetiştirme Programı ve Adaylık Değerlendirme Komisyonununoluşumu ile aday öğretmenlik sürecine ilişkin diğer usul ve esaslarınyönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
52. Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde “IV.Kamu hizmetlerine girme hakkı” kenar başlığı altında 70. maddede kamuhizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. “Hizmete girme” başlıklıanılan maddenin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girmehakkına sahiptir” denilmek suretiyle kamu hizmetine girme hakkı güvencealtına alınmış, ikinci fıkrasında ise “Hizmete alınmada, görevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” denilmiştir.Anayasa Mahkemesi anılan hakkın sadece kamuhizmetlerine girmeyi değil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvencealtına aldığına karar vermiştir (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§42-48).
53. Dava konusu kuralla aday öğretmenlerin adaylıksürecinde yetiştirilmelerine esas Aday Öğretmen Yetiştirme Programı ve AdaylıkDeğerlendirme Komisyonunun oluşumu ile aday öğretmenlik sürecine ilişkin diğerusul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği öngörülmektedir. AdaylıkDeğerlendirme Komisyonunun Aday Öğretmen Yetiştirme Programı kapsamında yaptığıdeğerlendirme neticesinde aday öğretmenlerin görevine son verebilme yetkisinesahip olması nedeniyle kural aday öğretmenlerin kamu hizmetlerinde kalmahakkını sınırlamaktadır. Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasınailişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesine uyulması gerekmektedir.
54. Anayasa’nın anılanmaddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.” denilmektedir. Buna göre kamu hizmetlerine girme hakkına sınırlamagetiren düzenlemelerin kanunla yapılması, anılan hakka sınırlamagetirilebilmesinin ilk şartını oluşturmaktadır.
55. Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamuhizmetlerine girme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklenvar olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekildebelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
56. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilenkanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesiışığında yorumlanmalıdır.
57. Dava konusu kuralla adaylık sürecine ilişkindeğerlendirme yapılacağı öngörülen Adaylık Değerlendirme Komisyonunun;oluşumunun, yetkilerinin, çalışma ilkelerinin ve yapacağı değerlendirmeyeilişkin objektif ölçütlerin, Aday Yetiştirme Programının kapsamının herhangibir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlenmediği,Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülen kamu hizmetlerindekalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden, temel ilkelerbelirlenmeden sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yönetmeliğe bırakılmasınınöngörülmesi nedeniyle kuralın temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanmasıgerekliliğiyle bağdaşmadığı anlaşılmaktadır.
58. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7., 13. ve70. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine de aykırıolduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7.,13. ve 70. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 128. maddeleri yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 6., 10., 17., 42., 48., 49., 58.,90., 123., 124., 153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
ii. 5. Maddenin (3) Numaralı Fıkrasının İkinci CümlesindeYer Alan “…Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmesonucunda…” İbaresi ve (4) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendi
59. 7354 sayılı Kanun’un dava konusu 5. maddesinin (6)numaralı fıkrasının iptali nedeniyle anılan maddenin (3) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “…Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafındanyapılan değerlendirme sonucunda…” ibaresi ile (4) numaralı fıkrasının (ç)bendinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle anılan kurallar 6216 sayılıKanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallar yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerekgörülmemiştir.
F. Kanun’un 5. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının (c)Bendinin İncelenmesi
1. Anlam veKapsam
60. Dava konusu kuralla, adaylık sürecinde aylıktan kesmeveya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan aday öğretmenlerin görevineson verileceği ve bunların üç yıl süreyleöğretmenlik mesleğine alınmayacağı öngörülmektedir.
61. 7354 sayılı Kanun’un “Hüküm bulunmayan hâller”başlıklı 7. maddesinde, 657 sayılı Kanun’un 7354 sayılı Kanun ile çelişmeyenhükümlerinin uygulanacağı belirtildiğinden 657 sayılı Kanun’un disiplincezalarının çeşitleri ile cezalara uygulanacak fiil ve hâllere ilişkin 125.maddesinin 7354 sayılı Kanun’un uygulamasında gözetilmesi gerekir.
62. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinde devletmemurlarına verilebilecek disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme,kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma olaraksayılmıştır.
63. Anılan maddenin birinci fıkrasının (C) bendindeaylıktan kesme cezası, memurun, brüt aylığından 1/30-1/8 arasında kesintiyapılması şeklinde tanımlanmış ve aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehâller anılan bendin alt bentlerinde düzenlenmiştir.
64. Söz konusu fıkranın (D) bendinde de kademeilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre memurunbulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması şeklinde tanımlanmış vekademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve hâller anılanbendin alt bentlerinde düzenlenmiştir.
65. Dava konusu kuralla aday öğretmenlerin 657 sayılıKanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) ve (D) bentlerinde düzenlenen aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulmasıcezası almaları durumunda görevlerine son verileceği anlaşılmaktadır.
2. İptaltalebinin Gerekçesi
66. Dava dilekçesinde özetle; aday öğretmenlerin aylıktankesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırmalarınabağlanan görevlerine son verilmesi sonucunun hukuk devleti ilkesinin gereğiolan orantılılık ve aynı fiil nedeniyle yeniden cezalandırılmama ilkeleriylebağdaşmadığı, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı idari yargıorganlarının kararı beklenmeden aday öğretmenlerin görevine son verilmesininhak arama özgürlüğünü, masumiyet karinesini, etkili başvuru hakkını ihlalettiği, dava konusu kuralla aday öğretmenlik görevinin gerektirdiğiniteliklerin dışında başkaca bir ayrımın gözetilemeyeceği ilkesinin ihlalineneden olabilecek şekilde idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı ve budurumun aday öğretmenlerin çalışma hakkıyla bağdaşmadığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17., 36., 38., 40., 42., 48., 49., 58., 70., 90.,125. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
67. Dava konusu kuralla, adaylık sürecinde aylıktan kesmeveya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan aday öğretmenin görevine sonverilmesi öngörülmek suretiyle kamu hizmetlerinde kalma hakkına bir sınırlamagetirilmektedir.
68. Kuralda; aday öğretmenlerin görevine son verilmesineneden olan aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının vebu cezaları gerektiren fiil ve hâllerin herhangi bir tereddüde yer vermeyecekbiçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kamu hizmetlerinde kalmahakkına sınırlama getiren kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilirnitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.
69. Kuralın Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğudenetlenirken sınırlamayı haklı kılan sebebin, başka bir ifadeyle söz konususınırlamanın meşru amacının bulunup bulunmadığının da ortaya konulmasıgerekmektedir.
70. Anayasa’nın 70. maddesinde kamu hizmetlerine girmehakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu kapsamda maddenin ikincifıkrasında “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başkahiçbir ayırım gözetilemez” hükmüne yer verilerek hizmete alınmada görevingerektirdiği niteliklerin gözetilmesi anılan hak bakımından özel birsınırlama nedeni olarak öngörülmüştür. Diğer yandan hizmete alınmada görevingerektirdiği niteliklerin gözetilmesi -hakkın kapsamı gereği- buniteliklerin kamu hizmetinde bulunma sırasında devam etmesini de içermektedir.Bu bağlamda anılan fıkra ile hizmete alınmada görevin gerektirdiğiniteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği öngörülerek bir yandan kamuhizmetine alınmada aranacak şartların belirlenmesi hususunda kanun koyucuyatakdir yetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu şartlar belirlenirken buhakka getirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiği niteliklerle uyumluolması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Buna göre kamu hizmetinegirme hakkına getirilecek sınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başkabir şarta bağlanamaz (AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 16; E.2020/97, K.2022/62,1/6/2022, § 35).
71. Bu itibarla kuralla öngörülen düzenlemenin meşruamacının bulunup bulunmadığının belirlenmesi için aday öğretmenlerin adaylıksürecinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ilecezalandırılması üzerine görevlerine son verilmesinin görevin gerektirdiğiniteliklerle ilgisinin olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
72. Öğretmenlerden çağın bilgi ve teknolojikgelişmelerine bağlı olarak, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bireyinyetiştirilmesi, geliştirilmesi, değerlerine bağlı nitelikli bir insan olaraktopluma kazandırılmasına yönelik çalışmalar yaparak toplumsal kalkınmadabelirleyici ve öncü bir rol üstlenmesi, yalnız öğretme yetenekleri ile değil,aynı zamanda davranışlarıyla da örnek alınacak ahlaki bir modele dönüşmesibeklenmektedir.
73. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibiyürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde belirendavranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır (AYM,E.2018/30, K.2018/94, 25/9/2018, § 16; E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 12).Eğitim ve öğrenim hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için öğretmenlerindisiplin kurallarına uymasının ve bu alışkanlığın öğretmenlere adaylıksürecinde kazandırılmasının önemli olmadığı söylenemez. Zira mesleğin başındagörevinin manevi sorumluluğunun farkında olmayan aday öğretmenin arzulananideal öğretmen modeline ulaşması güçtür.
74. Dava konusu kuralla aylıktan kesme veya kademeilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılan aday öğretmenin arzulananideal öğretmen modeline ulaşması güç görüldüğünden görevine son verileceğininöngörüldüğü anlaşılmaktadır. Şu hâlde öğretmen adaylarının görevlerini disiplinkurallarına uyarak yürütmelerinin ifa ettikleri hizmetin niteliği ve özelliğigereği olduğu sonucuna varılmıştır.
75. Bu kapsamda kuralla öngörülen sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesigerekir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmaküzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
76. Aday öğretmenlerin adaylık sürecinde aylıktan kesmeveya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması nedeniylegörevlerine son verilmesinin öngörülmesi, görevin gerektirdiği temelniteliklerle bağdaşmayan disiplinsizliği engelleyici ve caydırıcı nitelikteolduğundan dava konusu kuralın bu kuralla ulaşılmak istenen amaç yönündenelverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
77. Aday öğretmenlerin aylıktan kesme veya kademeilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması hâlinde uygulanmasıöngörülen göreve son vermenin orantılı olup olmadığının tespitinde mesleğinözelliği ile kişinin hak ve menfaatleri üzerinde oluşturduğu etki ve göreve sonvermenin gerekçesini oluşturan meşru amacın niteliği gözönündebulundurulmalıdır.
78. Kuralla adaylık sürecinde aylıktan kesme veya kademeilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılan aday öğretmenleriningörevlerine son verileceği ve bunların üç yıl süreyle öğretmenlik mesleğinealınmayacağı belirtilmiştir.
79. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesine göre aylıktankesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının disiplin cezalarınınkademelendirilmesinde devlet memurluğundan çıkarma cezasından sonra en ağıryaptırımlar olduğu anlaşılmaktadır.
80. Eğitim ve öğretim hizmetinin hassasiyeti ve buradagörev yapan öğretmenlerin gelecek nesillerin yetişmesinde taşıdığı toplumsalönem gözetildiğinde, devlet memurluğundan çıkarma cezasından sonra en ağır cezaniteliğinde olan aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıalan öğretmen adayının görevine son verilmesinin yaptırım ile korunmak istenenhukuki değer ve elde edilmek istenen kamusal yarar karşısında bireye makulolmayan, orantısız bir külfet yüklemediği sonucuna varılmıştır.
81. Öte yandan aday öğretmenin görevine son verilmesineneden olacak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasınakarşı yargısal denetimin mümkün olduğu, yargısal denetim neticesinde görevineson verilenin lehine karar verilmesi durumunda idari yargının iptalkararlarının gereği olarak göreve son verme işleminin de hukuk âlemindeoluşturduğu etkileriyle ortadan kalkacağı, ayrıca göreve son verme işlemininüzerinden üç yıl geçmesi durumunda yeniden öğretmenlik mesleğine atanabileceğigözetildiğinde kuralla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile kamuhizmetinde kalma hakkına yönelik kişisel yarar arasında bulunması gereken makuldengenin gözetildiği ve kuralın orantısız bir sınırlamaya neden olmadığısonucuna ulaşılmıştır.
82. Diğer yandan her ne kadar kuralın aynı fiilden dolayıbirden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesine aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de disiplin cezalarının cezai nitelikte olmaması nedeniyle birden fazla yargılanmama veya cezalandırmama ilkesikapsamında bulunmadığı gözetildiğinde kuralın anılan ilke yönündenincelenmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır (AYM, E.2020/97, K.2022/62,1/6/2022, § 15-25).
83. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 70.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 70.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5., 10., 17., 36., 38., 40., 42., 48.,49., 58., 90., 125. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
G. Kanun’un 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b)Bendinin, (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…ve meslekigelişim alanlarında başöğretmenlik için öngörülen çalışmaları tamamlayanlar…”İbaresinin ve (8) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1. İptalTalebinin Gerekçesi
84. Dava dilekçesinde özetle; devletin yürütmekle yükümlüolduğu eğitim hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa edenöğretmenlerin kariyer basamaklarında ilerlemesine ilişkin hususların kanunladüzenlenmesi gerektiği, kanunun şeklen var olmasının yeterli olmayıp genelçerçeveyi de belirlemesi gerektiği, öğretmenlerin kariyer basamaklarındailerlemelerine ilişkin sürecin içeriğinin idarenin düzenleyici işlemlerinebırakılmasının yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu, bu durumun aynızamanda hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle de bağdaşmadığı, kanunlaçerçeve çizilmemesi suretiyle idareye tanınan sınırsız takdir yetkisinin aynıdurumda olan kişiler arasında haklı nedene dayanmayan ve keyfî uygulamalaraneden olabileceği ve bu durumun çalışma barışını bozabileceği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17., 42., 49., 58., 70., 90.,123., 124., 128., 153. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
85. 7354 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının dava konusu (b) bendine göre uzman öğretmen unvanı için yapılanyazılı sınava başvurabilmek için meslekigelişim alanlarında uzman öğretmenlik için öngörülen asgari çalışmalarıtamamlamış olmak gerekmektedir.
86. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının birincicümlesinde de uzman öğretmenlikte en az onyıl hizmeti bulunan ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayanuzman öğretmenlerden mesleki gelişime yönelik 240 saatten az olmamak üzeredüzenlenen Başöğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan ve mesleki gelişimalanlarında başöğretmenlik için öngörülen çalışmaları tamamlayanlarınbaşöğretmen unvanı için yapılan yazılı sınava başvuruda bulunabileceğiöngörülmüş olup anılan cümlede yer alan “…ve mesleki gelişim alanlarındabaşöğretmenlik için öngörülen çalışmaları tamamlayanlar…” ibaresi davakonusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
87. Maddenin dava konusu (8) numaralı fıkrasında iseöğretmenlik mesleği kariyer basamaklarında ilerlemeye ilişkin usul ve esaslarınyönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
88. Dava konusu kurallarla öğretmenlik kariyerbasamaklarında ilerlemenin koşulları arasında yer alan mesleki gelişim alanlarındagerekli olan asgari çalışmaların temel ilkelerinin, kapsamının ve niteliğininherhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarakdüzenlenmediği, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülenkamu görevlilerinin özlük işlerine ilişkin bir konuda herhangi bir yasalçerçeve çizilmeden, temel ilkeler belirlenmeden sınırsız, belirsiz, geniş biralanın yönetmeliğe bırakılmasının öngörülmesi nedeniyle kuralların temel hak veözgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı anlaşılmaktadır.
89. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 2., 7. ve128. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 5., 6., 10., 13., 17., 42., 49.,58., 70., 90., 123., 124., 153. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
H. Kanun’un 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (c)Bendinin ve (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…kademeilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan…” İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
90. Dava dilekçesinde özetle; öğretmenlerin ve uzmanöğretmenlerin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırmalarınabağlanan uzman öğretmen ve başöğretmen unvanı için yapılacak sınavlarabaşvuramaması sonucunun hukuk devleti ilkesinin gereği olan orantılılık ve aynıfiil nedeniyle yeniden cezalandırılmama ilkeleriyle bağdaşmadığı, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı idari yargı organlarının kararıbeklenmeden uzman öğretmen ve başöğretmen unvanları için yapılacak sınavlarabaşvurulamamasının hak arama özgürlüğünü, masumiyet karinesini, etkili başvuruhakkını ihlal ettiği, dava konusu kurallarla öğretmenlik kariyer basamaklarındailerlemenin görevinin gerektirdiği nitelikler dışında başkaca bir ayrımgözetilemeyeceğine ilişkin ilkenin ihlaline neden olabilecek şekilde idareyegeniş bir alan tanındığı ve bu durumun meslekte ilerlemelerinin önüne geçilenöğretmenlerin çalışma hakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın2., 5., 10., 13., 17., 36., 38., 40., 42., 48., 49., 58., 70., 90., 125., 128.ve 174. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
91. Dava konusu kurallarla kademe ilerlemesinindurdurulması cezası bulunmayanların uzman öğretmen ve başöğretmen unvanı içinyapılacak yazılı sınava başvuru yapabileceği öngörülmektedir. Başka bir deyişle657 sayılı Kanun uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanöğretmenler kurallar uyarınca uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı içinyapılacak sınavlara giremeyeceklerdir.
92. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesine göre devletmemurluğundan çıkarma cezasından sonra en ağır yaptırım olan kademeilerlemesinin durdurulması cezasının anılan Kanun’un 133. maddesi uyarıncaözlük dosyasından silinme süresi on yıldır. 7354 sayılı Kanun’un 6. maddesinin(7) numaralı fıkrasında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların,cezaları özlük dosyasından silindikten sonra uzman öğretmen veya başöğretmenunvanı için başvuruda bulunabileceği düzenlenmiştir.
93. Kanunkoyucu, kamu görevlilerinin terfi şartlarına yönelik düzenlemeler yaparken hukukdevleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik,başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilikbaşvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılıkise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyüifade etmektedir.
94. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (4) numaralı fıkrasının(c) bendinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bukuralların Anayasa’nın 2. ve 128. maddeleri kapsamında yapılacak incelemeleriyönünden de geçerlidir.
95. Bu itibarla devlet memurluğundan çıkarma cezasındansonra en ağır ceza niteliğinde olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıalanların kariyer basamaklarında ilerlemeye ilişkin sınavlara başvuramamasınınyaptırım ile korunmak istenen hukuki değerler ve elde edilmek istenen kamusalyarar karşısında bireye makul olmayan, orantısız bir külfet yüklemediğisonucuna varılmaktadır.
96. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 5., 10., 13., 17., 36., 38., 40.,42., 48., 49., 58., 70., 90., 125. ve 174. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
97. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
98. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (6) numaralıfıkrasının iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin (3)numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Adaylık DeğerlendirmeKomisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda…” ibaresi ile (4)numaralı fıkrasının (ç) bendinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.
VI. İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
99. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarakAnayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete’de yayımlandığıgünden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemeküzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
100. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…Adaylık Değerlendirme Komisyonutarafından yapılan değerlendirme sonucunda…” ibaresinin, (4) numaralıfıkrasının (ç) bendinin, (6) numaralı fıkrasının; 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) bendinin, (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…vemesleki gelişim alalarında başöğretmenlik için öngörülen çalışmalarıtamamlayanlar…” ibaresinin ve (8) numaralı fıkrasının iptal edilmesinedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici niteliktegörüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince yukarıda belirtilenkurallara ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasındanbaşlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
101. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmalarıhâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerekyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
3/2/2022 tarihli ve7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun;
A. 1. 5. maddesinin;
a. (3) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...Adaylık Değerlendirme Komisyonutarafından yapılan değerlendirme sonucunda...” ibaresine,
b. (4) numaralı fıkrasının (ç) bendine,
c. (6) numaralı fıkrasına,
2. 6. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının (b) bendine,
b. (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve mesleki gelişim alanlarında başöğretmenlik içinöngörülen çalışmaları tamamlayanlar…” ibaresine,
c. (8) numaralı fıkrasına,
yönelik iptalhükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu fıkralara, bentlere ve ibarelereilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerininREDDİNE,
B. 1. 3. maddesinin (4) numaralı fıkrasına,
2. 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…MillîEğitim Bakanlığınca…” ibaresine,
3. 5. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasında yer alan “…yönetmeliklebelirlenen…”, “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…”ibarelerine,
b. (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…zorunluhâller dışında…” ibaresine,
c. (4) numaralı fıkrasının (c) bendine,
4. 6. maddesinin;
a. (1) numaralı fıkrasının (c) bendine,
b. (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıbulunmayan…” ibaresine,
yönelik iptal talepleri13/7/2023 tarihli ve E.2022/47, K.2023/124 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkraya, bentlere veibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerininREDDİNE,
13/7/2023 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VIII. HÜKÜM
3/2/2022 tarihli ve 7354 sayılı Öğretmenlik MeslekKanunu’nun;
A. 3. maddesinin(4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 4. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…Millî Eğitim Bakanlığınca…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. 5. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan;
a. “…yönetmeliklebelirlenen…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırıolmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN,Engin YILDIRIM ile M. Emin KUZ’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. (2) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…zorunlu hâller dışında…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...AdaylıkDeğerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda...”ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptalhükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
4. (4) numaralıfıkrasının;
a. (c) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
b. (ç) bendinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptalhükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğinceKARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
5. (6) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmününAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 6. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasının;
a. (b) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. (c) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
2. (2) numaralıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan;
a. “…kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıbulunmayan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebininREDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
b. “…ve mesleki gelişim alanlarında başöğretmenlik içinöngörülen çalışmaları tamamlayanlar…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğinceKARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞEGİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
3. (8) numaralıfıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmününAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
13/7/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 7354 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yeralan “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırıolmadığına karar verilmiştir.
2. İptali istenen ibarelerin de içinde bulunduğu fıkrada adayöğretmenliğe atanabilmek için, diğer şartların yanında, “Millî Eğitim Bakanlığıncave/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafındanyapılacak sınavlarda başarılı olma” şartına yer verilmektedir.
3. Anayasa'nın 70. maddesi vatandaşların kamu hizmetine girmehakkına sahip olduklarını, ancak bu hakkın sınırsız olmadığını, haktanyararlanmak isteyenlerden görevin gerektirdiği niteliklerin aranabileceğini vebu nitelikler dışında göreve alınmada hiçbir ayrım yapılamayacağınıöngörmektedir. Öğretmenlik mesleğine girişte sınav şartını düzenleyen kurallarkamu hizmetine girme hakkına yönelik bir sınırlama niteliğindedir.
4. Kamu hizmetine girme hakkına yönelik sınırlamanın Anayasa’nın13. maddesine uygun olabilmesi için öncelikle kanunilik şartını taşımasıgerekmektedir. Kanunilik şartı ise yasama organı tarafından çıkarılan kanun adıaltında bir düzenlemenin bulunmasından ibaret değildir. Temel hak veözgürlükleri sınırlayan kanun hükümlerinin -muhtemel keyfi uygulamalarıönlemeye yönelik olarak- belirlilik ve öngörülebilirlik gibi niteliklere desahip olması gerekir.
5. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi, hukuk devletinintemel unsurlarından olan belirlilik ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamuotoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifadeetmektedir (bkz. AYM, E. 2015/41, K. 2017/98, 4/5/2017, § 307; E.2021/97,K.2022/36, 24/03/2022, § 18; İ.K. [GK], B.No: 2019/20904, 15/4/2021, §47).
6. Dava konusu ibarelerin kanunilik ilkesinin öngördüğü nitelikleresahip olduğu söylenemez. Aday öğretmenliğe atanabilmek için yapılacak sınavlardabaşarılı olmak şartının ne anlama geldiği kurallardan anlaşılamamaktadır. Zirasöz konusu sınavların sözlü veya yazılı olup olmadığı belli olmadığı gibi, busınavların konuları ve başarı kriterleri de belirli değildir.
7. Dahası “ve/veya” ibaresi ile bu belirsizlik sınavıyapacak kurumlar bakımından çok olasılıklı bir niteliğe büründürülmüştür. Kuraluyarınca sınavlar Millî Eğitim Bakanlığınca yapılabileceği gibi, Ölçme, Seçmeve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından, hatta Bakanlık ve ÖSYMtarafından ortaklaşa da yapılabilecektir. Kural uyarınca bir sınav Bakanlık,diğeri ÖSYM, bir sonraki de Bakanlık ve ÖSYM tarafından yapılabilecektir. Bununda adaylar bakımından öngörülemez bir durum oluşturduğu izahtan varestedir.
8. Kurallardaki belirsizliğin Bakanlık tarafından çıkarılacakyönetmelikle giderilebileceği ileri sürülebilir. Nitekim dava konusu ibarelerinyapılacak sınavlarla ilgili düzenlemeyi idareye bıraktığı anlaşılmaktadır. Önceliklebelirtmek gerekir ki, Anayasa’nın 13. maddesindeki kanunilik ölçütünün unsurlarıolan belirlilik ve öngörülebilirlik ancak şekli anlamda kanunlasağlanabilir. Başka bir ifadeyle temel hak ve hürriyetlere yöneliksınırlamaların açık, net, belirli ve öngörülebilir bir kanun hükmüne dayanmasıgerekmektedir.
9. Öte yandan, Anayasa’nın 7. maddesine göre Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olan yasama yetkisi devredilemez. Kuşkusuz yasama yetkisinindevredilemezliği, kanun koyucunun idare tekniğine ve uzmanlığa ilişkinhususların düzenlenmesini yürütme organına bırakmasına engel değildir. AncakAnayasa Mahkemesinin 2020/9 esas sayılı kararına ilişkin muhalefet şerhimizdebelirtildiği üzere, idare tekniğine ilişkin hususlar yönetmeliğe bırakılırkenbir yandan yürütmeye konuyu ilk elden düzenleme yetkisi vermeyecek, diğeryandan da idari düzenleyici işlemin kanuna uygunluk denetimini mümkün kılacakölçüde temel ilke ve esasların kanunla düzenlenmesi zorunludur (bkz. AYM,E.2020/9, K.2021/37, 03/06/2021, Karşıoy Gerekçesi, §§ 8-19).
10. Dava konusu kuralların yapılacak sınavlara dair ilke, esas veşartları belirlemeden konunun düzenlenmesini idareye bırakması yasamayetkisinin devredilemezliği ilkesiyle bağdaşmaz. Çoğunluk kararında,yapılacak sınavların yargı denetimine açık olduğu belirtilmişse de (§ 42), budenetimin etkili olabilmesi konuya ilişkin usul, esas ve ilkelerin kanunlabelirlenmiş olmasına bağlıdır. Kurallarda ise yapılacak sınavların niteliği, yöntemi,araçları, konuları ve değerlendirme ölçütleri gibi hususlarda herhangi bir düzenlemebulunmadığından bu konuda etkili bir yargısal denetimin yapılması zordur. Busebeple kural Anayasa’nın 7. maddesine de aykırıdır.
11. Nitekim Anayasa Mahkemesi, müfettişliğegiriş sınavına başvurabilmek için yönetmelikte öngörülen şartlarıtaşımak gerektiğini, giriş sınavının yönetmelikte belirlenen konulardan yazılıve/veya mülakat şeklinde yapılmasını ve stajyer müfettişlerin staj sürelerininbitiminde oluşturulacak yönetmelikle belirlenecek konulardan sınava tabitutulmalarını öngören kanuni düzenlemeyi yasama yetkisinin devredilemezliğiilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkemeye göre “mesleğe girişsınavına ilişkin başvuru şartlarının, mesleğe giriş ve yeterlik sınavlarınınkonularının yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmış ancak buna ilişkintemel ilkeler[in] kanunda düzenlenmemiş” olması Anayasa’nın 7. maddesineaykırılık teşkil eder (AYM, E.2021/84, K.2022/117, 13/10/2022, §§ 52, 53).
12. Açıklanan gerekçelerle, kuralların Anayasa’nın 7., 13. ve 70.maddelerine aykırı olduğunu düşündüğümden, çoğunluğun red yöndeki kararınakatılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 7354 Sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında yeralan “…ve/veya…” ve “…sınavlarda…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırılığıiddiasının reddine ilişkin çoğunluk görüşüne dayanan kararın dayanağı olarak;kanun koyucunun idareye bu konuda takdir yetkisi verdiği ve ayrıca ilgilisınavların yargısal denetime tabi olması olguları gösterilmiştir. Bununlabirlikte kamu hizmetlerine girme hakkıyla ilgili Anayasa’nın 70. maddesiuyarınca incelenen kuralların kanunla düzenlenmesi ve düzenlenen kanunun iseAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik kriterini karşılaması gerekir.
2. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi hukuk devleti ilkesiuyarınca temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıpyasal kuralların belirli, öngörülebilir ve keyfîliğe izin vermeyecek şekildedüzenlenmesi gerekir (bkz. AYM, E. 2013/39,K. 2013/65, 22/5/2013; İ.K. [GK], B.No: 2019/20904, 15/4/2021, par. 47).Hukuki belirliliğin sağlanması, hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin dekanuni düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıifade eden hukuki güvenlik ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından da sonderece önemlidir (AYM, E.2020/14, K. 2020/58, 15/10/2020, par. 16).
3.İncelenen kurallara göre aday öğretmen atanabilmek için Bakanlık veya ÖSYMBaşkanlığı tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartı aranmaktadır.Sınav kriterinin uygulandığı durumda başarı şartı aranması doğaldır. Bunakarşın Anayasa’nın 70. maddesi uyarınca kamu görevine girme hakkı açısındanbaşarılı kabul edilmeye ilişkin temel kriterler ile sınavın hangi hallerdeBakanlık veya ÖSYM tarafından yapılacağına ilişkin ölçütlerin neler olduğununkanunda belirlenmesi gerekir. Bu belirlemenin yapılmamasının idareye kapsamı,sınırları belirsiz geniş bir yetki verildiği anlamına geleceği için kanunilikgüvencesine ilişkin belirlilik ve öngörülebilirlik unsurlarının gerçekleştiğive keyfiliğe karşı güvence sağlandığı söylenemez. Ayrıca kanunda başarıkriterlerinin belirlenmemesi, bu kriterlerin belirlenmesinin idareyebırakılması anlamına geldiğinden yasama yetkisinin Anayasa’nın 7. maddesineaykırı biçimde idareye devri de söz konusu olacaktır. Diğer taraftan başarıkriterlerinin belirlenmemesi nedeniyle çoğunluk gerekçesinde sözü edilenyargısal denetimin gerektiği gibi yapılması da mümkün olamayacaktır.
4.Belirtilen hukuki nedenler ve gerekçelerle incelenen kuralların Anayasa’yaaykırı olduğu ve iptal kararı verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Kanun’un 5.maddesinin 1) numaralı fıkrasında yer alan “... ve /veya…” ile “… sınavlarda…”ibarelerinin iptali talep edilmiştir. Dava konusu kural, öğretmen olarak atanmaimkanını sağlayan yükseköğretim programlarından mezun olanların kamu hizmetinegirme hakkını sınırlamaktadır.
2. Anayasa’nın 2.maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir.Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de “belirlilik” ilkesidir.Mahkememizin yerleşik içtihadına göre “…yasal düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerininkeyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi,hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, kanundan, belirli bir kesinlikiçinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucunbağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleriöngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir” (AYM, E.2015/41, K.2017/98,04/05/2017, § 153).
3. “Hukukigüvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır.Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar” (§ 154).
4. “Belirlilikilkesi ise yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukukibelirliliği de ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir,bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliklere ilişkin gerekliliklerikarşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleriile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan, muhtemel muhataplarının mevcutşartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğiniöngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır” (§ 155).
5. Anayasa’yauygun olması koşuluyla kamu görevine girişte sınav şartı aranması, yapılacaksınavların türü, biçimi ve usulleri hakkında düzenleme yapma hususlarındatakdir yetkisi kanun koyucuya aittir. Bununla beraber, sınavlara ilişkin temelilkelerin Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kanunla düzenlenmesigerekmektedir.
6. Dava konusu“…sınavlarda…” ibaresi belirlilik ve öngörülebilirlik testleri açısındansorunlar taşımaktadır, zira aday öğretmenliğe atanabilmek için hangi sınavlarınyapılacağının, sınav konularının, ilkelerinin ve değerlendirme ölçütlerininherhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarakdüzenlenmediği, bu hususların idareye bırakıldığı görülmektedir. Dolayısıylakural, öğretmen adaylığına atanabilmek için gerekli olan sınav şartı hakkındabelirli ve öngörülebilir içerik taşımadığından temel hak ve özgürlüklerinkanunla sınırlanması ilkesine aykırı düşmektedir.
7. Belirtilengerekçelerle, kuralın Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğukanaatiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye Engin YILDIRIM KARŞIOYGEREKÇESİ7354 sayılı Kanunun 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki “…ve/veya…” ibaresi ile “…sınavlarda…” ibaresinin Anayasaya aykırıolmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Red kararının gerekçesinde; aday öğretmenliğe atanabilmekiçin diğer şartların yanında Bakanlık veya ÖSYM tarafından tek başına yahutberaberce yapılacak sınavlarda başarılı olma şartının öngörülmesi konusundaidareye takdir yetkisi tanınmasında Anayasaya aykırı bir yön bulunmadığı,idarenin kendisine tanınan bu yetkiyi kullandığı her durumda ilgililerinyapılan işlemleri dava konusu yapabileceği, kuralla yargısal denetime engel birdüzenleme getirilmediği, ayrıca Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesiniöngördüğü konularda da yasama organının temel kuralları belirledikten sonrauzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin düzenleyiciişlemlerine bırakabileceği, bu nedenle kuralların Anayasanın 2. ve 128.maddelerine aykırı bir yön bulunmadığı belirtilmiştir.
7354 sayılı Kanunun 5. maddesinin, incelenen ibarelerinde yer aldığı (1) numaralı fıkrasında, aday öğretmenliğe atanabilmek için-diğer şartların yanında- Millî Eğitim Bakanlığı “ve/veya” ÖSYM Başkanlığıtarafından yapılacak “sınavlarda” başarılı olma şartının da aranacağı hükmebağlanmıştır.
Öncelikle, dava konusu kural kapsamında yer alan ve diğerhususların yanında atanmalarının da Anayasanın 128. maddesi uyarınca kanunladüzenlenmesi gerektiğinde ihtilaf bulunmayan söz konusu personelin bu konudatâbi olacağı şartların, belirlilik ve bu çerçevede kanunîlik ile yasamayetkisinin devredilmezliği ilkeleri bakımından Anayasaya uygun bir şekildekanunla düzenlenip düzenlenmediği değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme,Anayasanın kamu hizmetlerine girme hakkını düzenleyen 70. maddesi ile temel hakve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin ilkeleri içeren 13. maddesi yönündenyapılacak inceleme için de önemlidir.
Bilindiği gibi, kanunla düzenleme, hukuk devleti ilkesineve Anayasada kanunla düzenleneceği belirtilen konularda yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesine uyulmasını gerektirir. Kanunların Anayasaya uygunlukdenetiminde de, kanun hükümlerinin Anayasanın 2. ve 7. maddelerinde öngörülenbu ilkelere uygun olup olmadığı değerlendirilir.
Anayasanın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin temelunsurlarından biri olan belirlilik ilkesi, kanunî düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer bırakmayacakşekilde açık, net, anlaşılır, nesnel ve sınırlarının belirli; hukukî güvenlikilkesiyle bağlantılı olarak da normların öngörülebilir olmasını ve belirli birkesinlik içinde hangi somut olgulara hangi sonuçların bağlandığının kanundagörülebilmesini zorunlu kılar (geniş açıklama için bkz. 3/6/2021 tarihli veE.2020/9, K.2021/37 sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem).
Bu ilke uyarınca kanun hükümleri, ilgililerin bir işlemveya fiilin belirli şartlarda ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul birdüzeyde öngörmelerini mümkün kılacak ve uygulamada idareye sınırsız vedenetimsiz bir yetki kullanma imkânı tanımayacak şekilde düzenlenmeli veidareye verilen takdir yetkisinin kapsamı ve uygulama usûlü açık olarakbelirlenmelidir. Hukuk devleti ilkesinin gereği olan bu ilke, Anayasayauygunluk denetiminde, uygulamadan ve kanunun verdiği yetkiye dayanılarakyapılan düzenleyici işlemlerden bağımsız olarak, sadece kanun hükmü üzerindendeğerlendirilir ve bu değerlendirmeye göre mezkûr işlemlerin dayanacağı,muhataplarınca öngörülebilir bir normun bulunup bulunmadığı tespit edilir.
Anayasanın 7. maddesinde ise yasama yetkisinin TürkiyeBüyük Millet Meclisine ait olduğu ve devredilemeyeceği hükme bağlanmıştır.Yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesini engellemeyen bu ilkekanunla düzenlenmesi gereken konularda genel ifadelerle yetinilmeyip kanunlatemel kuralların ve esasların belirlenmesinden ve konunun çerçevesininçizilmesinden sonra ayrıntıların düzenlenmesinin yürütme organına bırakılmasınıgerektirir. Bu itibarla, düzenleme konusunda bu şartlara uyulmadan çok genişbir takdir yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesineaykırılık oluşturur (geniş açıklama için bkz. 3/6/2021 tarihli ve E.2020/9,K.2021/37 sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem).
Şüphesiz ki kanunla düzenleme zorunluluğu konuya ilişkinbütün ayrıntılara kanunda yer verilmesini gerektirmez. Kuralların, özellikle dekanun hükümlerinin belli bir ölçüde soyutluk içermesinin kaçınılmaz olduğutartışmasızdır. Bununla birlikte, bu zorunluluk bir konudan kavramsal veyakurumsal olarak bahsedilmesinin yeterli olduğu anlamına da gelmez. Yukarıdabelirtilen şekilde yapılan kanunî bir düzenlemeyle ayrıntıların yürütmeorganına bırakılması mümkün olsa da, kanun koyucunun tespit edeceği temelesaslar ile çizeceği çerçevenin, yürütme organının düzenleyeceği ayrıntılarınbelirlenmesinde ve buna ilişkin yargısal denetimde yol gösterecek nitelikteolması gerekir.
Diğer taraftan, yukarıda açıklandığı üzere, Anayasanın70. maddesinde düzenlenen kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin bir düzenlemeninkanunîliği, yani Anayasanın 13. maddesine uygun bir şekilde kanunla düzenlenipdüzenlenmediği de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
İncelenen ibarelerin yer aldığı kuralda, “Millî EğitimBakanlığınca ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafındanyapılacak sınavlarda” denilmek suretiyle hangi kurumlar tarafından ve hangisınavların yapılması gerektiği konusunda bir belirsizlik oluşturulmuştur.
Başka bir anlatımla, kural bütün olarakdeğerlendirildiğinde ve sınavların yazılı veya sözlü olup olmadığının açıklığakavuşturulmadığı gözönünde bulundurulduğunda, Bakanlık ve ÖSYM veya bunlardansadece biri tarafından yazılı sınav yahut ÖSYM tarafından gerçekleştirilecekyazılı sınavın ardından Bakanlık tarafından hem yazılı, hem de sözlü sınav yada sadece sözlü sınav veyahut ÖSYM sınavı olmadan yalnızca sözlü sınavyapılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle kuralın, her öğretmenalımında bu yollardan birinin tercih edilmesine imkân verecek ve öğretmenadaylarının her defasında farklı sınav usûlleri ile belirlenmesine yol açacakşekilde belirsiz olduğu açıktır.
Özetle, incelenen ibarelerin de bulunduğu kuralda,sınavlara ilişkin konularda herhangi bir esas öngörülmeden, aday öğretmenliksınavının muhtevası ve usûlü bakımından idareye çok geniş ve neredeyse sınırsızbir takdir alanı bırakılmıştır. Buna karşılık idarenin hangi ilkeleri veölçütleri esas alarak bu hususları belirleyeceği mezkûr hükümde de Kanununbaşka bir maddesinde de açık, anlaşılır ve nesnel bir şekilde düzenlenmemiş vebir çerçeve çizilmemiştir. Bu sebeple düzenleme keyfî uygulamalara yolaçabilecek, başka bir ifadeyle belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerineaykırılık oluşturacak bir niteliğe dönüştüğü gibi yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesine de aykırı hâle gelmiştir.
Bu yönüyle, mezkûr ibarelerin Anayasanın 13. maddesiuyarınca temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında esas olan kanunîlikilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
Yukarıda açıklandığı üzere, belirlilik ilkesi yargısaldenetimde gözönünde bulundurulacak kriterlerin de belirlenmiş olmasınıgerektirdiğinden, bu ilkeye uygun olmayan kanunî düzenlemeler mezkûr denetimiimkânsız hâle getirir. Başka bir deyişle, kanunla idareye temel ilkeleri,sınırları ve şartları açık, net, anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirlenmemişgenişlikte bir takdir yetkisi tanındığında söz konusu belirsizlik, budüzenlemeye dayanılarak idarece yapılacak düzenleyici ve bireysel işlemlerleilgili olarak yargı mercilerince etkili bir denetim gerçekleştirilmesini deimkânsız hâle getirir (aynı yönde bkz. 1/6/2022 tarihli ve E.2021/132,K.2022/69 sayılı; 13/12/2022 tarihli ve E.2019/88, K.2022/159 sayılı kararlarailişkin karşıoy gerekçelerim). İncelenen kurallar, yukarıda açıklanan unsurlarıtaşımamasından dolayı etkili bir idarî yargı denetimine imkân verecek nitelikteolmadığından, bu yönden de mezkûr ilkelere aykırıdır.
Bu sebeplerle, mezkûr kuralların Anayasanın 2., 7., 13.,70. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyleçoğunluğun aksi yöndeki kararına karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ