ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2022/83
Karar Sayısı : 2023/69
Karar Tarihi : 5/4/2023
R.G.Tarih-Sayı :1/8/2023-32266
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10.maddesine 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenendokuzuncu fıkranın Anayasa’nın 2., 5., 35. ve 46. maddelerine aykırılığınınileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı adınatescili talebiyle açılan davada itiraz konusukuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu dokuzuncu fıkrasışöyledir:
“(Ek fıkra: 11/4/2013-6459/6 md.) Kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir”
II. İLKİNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA,Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI,İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılmalarıyla 21/6/2022 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2.Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Alparslan KOÇAK tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. Anayasa’nın46. maddesi uyarınca devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiğihâllerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmayayetkilidir. Kamulaştırmaya ilişkin usul ve esaslar 2942 sayılı Kanun’dadüzenlenmiştir.
4. Taşınmazıkamulaştırılan kişilerin dava süresince geçen süre nedeniyle hak kaybınauğramaması ve taşınmazın bedelinin ilgilisine kısa sürede ödenmesini sağlamakiçin kamulaştırma davalarının diğer davalara oranla daha hızlı bir şekildekarara bağlanması amacıyla söz konusu Kanun’un 10. maddesinde özel hükümlereyer verilmiştir.
5. Bubağlamda anılan maddeye göre tarafların kamulaştırma bedeli konusundaanlaşamamaları ve idarenin bedel tespit ve tescil davası açması hâlindemahkemenin en geç otuz gün sonrası için duruşma günü tayin etmesi ve taraflaraduruşma gününü tebliğ etmesi, duruşmada bedel konusunda anlaşma sağlanamaz iseyine en geç otuz gün sonrası için duruşma günü belirlemesi ve bu sıradabilirkişi tayin ederek keşif yapması, tarafların yine bedelde anlaşamamaları hâlindegerektiğinde on beş gün içinde sonuçlandırılmak üzere ikinci bilirkişi incelemesinebaşvurması ve bunun sonucunda bedeli tespit ederek davayı sonuçlandırmasıgerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti davalarının sonuçlandırılmasıiçin öngörülen bu süreler mahkemelere yönelik süreler olup düzenleyiciniteliktedir.
6. Davasürecinde taşınmazın değerinde meydana gelecek artış veya azalışların bedeleetki etmemesi ve bedel tespitinin bu şekilde yapılması amacıyla Kanun’un 10. ve11. maddeleri uyarınca tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel konusundaanlaşamamaları hâlinde taşınmaz bedelinin dava tarihine göre tespit edilmesiesası benimsenmiştir.
7. İtirazkonusu kuralla kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ayiçinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilmesi öngörülmüştür.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvurukararında özetle; kamulaştırma bedelinin dava tarihi itibarıyla tespit edildiğiancak dava konusu kural uyarınca dava tarihinden dört ay sonra ve kanuni faizişletilmeye başlatılmasının taşınmazın gerçek karşılığının malike ödenmesineengel olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 35. ve 46. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
10. Anayasa’nın35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar,ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nınanılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade edenve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Kamulaştırmanın konusunu oluşturantaşınmaz malların mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddütbulunmamaktadır.
11. Mülkiyethakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğüsınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 32). Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyethakkına müdahale teşkil eder(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Hak sahibinin taşınmazının kamulaştırılması suretiylemülkünden yoksun bırakılması da mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir.
12.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
13.Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
14.Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülennedenlere bağlı olarak Anayasa’nın sözüne ve ölçülülük ilkesine aykırıolmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.
15. Anayasa'nın13. maddesinde temel hak ve hürriyetlere yönelik sınırlandırmaların Anayasa'nınsözüne aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ölçütlerinden biride Anayasa'nın sözüne uygunluktur. Anayasa Mahkemesi, somut olaya uygun düştüğütakdirde kamu gücünü kullanan organların temel hak ya da özgürlüklereyaptıkları müdahalelerin Anayasa'nın sözüne uygun olup olmadığını dadeğerlendirir. Böyle bir değerlendirme yapılması, Anayasa'nın 13. maddesininemredici hükmünün bir gereğidir (Kadri Enis Berberoğlu (2) [GK], B. No:2018/30030, 17/9/2020, § 68; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No:2020/32949, 21/1/2021, § 79).
16. Anayasa'nın13. maddesinde yer alan "Anayasa'nın sözü" ifadesi Anayasa'nınmetnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılanmüdahalelerin Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nınçeşitli maddeleriyle getirilen ek güvenceler söz konusu olduğunda önemtaşımaktadır. Anayasa, çoğu durumda bir hak veya özgürlüğü yalnızca tanımaklayetinmeyerek onun kullanılmasını garanti altına almak için bazı yönleriniayrıca vurgulayarak veya bazı yönlerine belli bir önem atfederek koruma altınaalır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına girenbir boyutunu ayrıca ve özel olarak ifade etmesi, buna ilişkin ek bir güvencegetirmesi de mümkün olabilmektedir (Kadri Enis Berberoğlu (2), § 69; KadriEnis Berberoğlu (3), § 79).
17. Anayasa'nın46. maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçekkarşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükmebağlanmıştır. Gerçek karşılığının ödenmesi Anayasa'nın 46. maddesiylemaliklerin lehine olarak getirilen özel bir güvence mahiyetindedir. Dolayısıylataşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleriAnayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasındaki gerçek karşılığın ödenmesigüvencesine aykırı olacaktır.
18. Öteyandan gerçek karşılığın ödenmesi aynı zamanda ölçülülük ilkesinin de birgereğidir. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde,hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gerekenadil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer birifadeyle kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulandurumlarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetintelafi edilmesini temin eden temel bir araçtır. Anayasa'nın 46. maddesininbirinci fıkrasında, kamulaştırmada taşınmazın gerçek karşılığının ödeneceğihükme bağlanmakla kamu yararı ile malikin menfaatleri arasındaki dengeyikuracak bedelin taşınmazın gerçek karşılığı olduğu ifade edilmiştir (bazıfarklarla birlikte bkz. Saadet Ekin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, §35).
19. Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geçödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerindeoluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı dabulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerekhaksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Bu sebepledevletin kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi sebebiyle paranın değerindeoluşacak aşınmayı telafi edecek mekanizmaları geliştirmesi gerekmektedir. Bugereklilik aynı zamanda Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alangerçek karşılık güvencesinin de zorunlu bir sonucudur.
20. İtiraz konusu kuralda kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilmesi öngörülmüştür. Kamulaştırma bedelinin geç ödendiği durumlardakanuni faiz işletilmesi söz konusu bedelin ekonomik değerinin korunmasını temineden araçlardan biridir. Ancak bu aracın Anayasa’nın 46. maddesindekigerekliliklere uygun görülebilmesi için kamulaştırma bedelinin enflasyonetkisiyle yitirilen değerini karşılaması gerekir.
21. Anayasa Mahkemesinin gerek norm denetimi kapsamında gerekse debireysel başvuru kapsamında verdiği çeşitli kararlarında alacakların damülkiyet hakkı kapsamında olduğu, devlet tarafından alacakların geç ödenmesihâlinde enflasyon oranları altında olmayan bir faiz ödenmesinin bireyin haklarıve kamu düzeni bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir (AYM, E.1997/34,K.1998/79, 15/12/1998; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/87,19/12/2013, § 52; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B.No: 2013/28, 25/2/2015, § 46; Abdulhalim Bozboğa,B. No: 2013/6880, 23/3/2016, § 58; Ferda Yeşiltepe [GK], B. No:2014/7621, 25/7/2017, § 29).
22. 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizineİlişkin Kanun’un 1. maddesinde “BorçlarKanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarısözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerindenyapılır./ Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadarindirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre kanuni faiz yüzdeyirmi dördü aşamamaktadır.
23. İtiraz konusu kuralla geç ödenen kamulaştırma bedeli için sadecekanuni faiz ödeneceği belirtilmiştir. Enflasyon nedeniyle uğranılacak ve kanunifaizi aşan zararlarla ilgili herhangi bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir.Özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde devletin kamulaştırma nedeniyle borçluolduğu tutar ile alacaklı hak sahibi tarafından nihai olarak alınan tutararasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını gidermek mümkünolmayacaktır. Dolayısıyla hak sahibinin kamulaştırılan taşınmazının bedelini gerçekkarşılık ölçütüne uygun olarak aldığından da söz edilemez.
24. Öte yandan idare tarafından açılan kamulaştırma bedelinin tespiti vetescil davasında kamulaştırma bedeli dava tarihi itibarıyla belirlenmektedir.Ancak itiraz konusu kuralla faizin başlangıç tarihi yargılamanın dördüncüayının sona erdiği tarih olarak belirlenmiştir. Bu durumda kamulaştırmabedelinin fiilen tahsis, kamulaştırılmış sayılma ve kamulaştırmaya esas rayiçbedelin belirlendiği tarihten daha sonraki bir tarihte ödenmiş olacağı vebedelin belirlendiği tarihle faizin başlangıç tarihi arasındaki dört aylık birsürede hak sahibinin enflasyon etkisiyle makul olanın ötesinde bir ekonomikkaybının oluşabileceği açıktır.
25. Bu itibarla anılan anayasal ögeleri dikkate almayan ve gerçekkarşılık anayasal ölçütünü karşılamayan kural, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen, sınırlamanın Anayasa’nın sözüne aykırı olamayacağı hükmüneaykırılık teşkil etmektedir.
26.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir.
YıldızSEFERİNOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 5. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüşise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 35. ve 46. maddeleriyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. ve 5. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesine11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen dokuzuncufıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 5/4/2023 tarihindekarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtirazkonusu kuralla kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ayiçinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilmesi öngörülmüştür.
Çoğunluk, geç ödenen kamulaştırma bedeli için sadece kanuni faizödenmesinin yeterli olmadığı, enflasyon nedeniyle uğranılacak ve kanuni faiziaşan zararların da karşılanması gerektiği görüşünden hareketle geç ödemehâlinde kamulaştırma bedelinde enflasyon nedeniyle oluşan aşınmayı telafi edecekgüvencelere yer verilmemesinin Anayasa’nın13., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğunu kabul etmiştir.
Çoğunluğun bu görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. Önceliklekamulaştırma bedelinin kamulaştırma tarihi itibarıyla değil dava tarihiitibarıyla belirlendiğinin hatırlanması gerekir. 2942 sayılı Kanun’da 2001yılında yapılan değişikliklerle kamulaştırma sürecine ilişkin önemlidüzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda kamulaştırma bedelinin tespiti davasıaçma yükümlülüğü malike değil idareye yüklenmiş, kamulaştırma bedelinin,kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla değil dava tarihiitibarıyla tespiti öngörülmüş, ayrıca kamulaştırma bedeli mahkeme veznesinedepo ettirilmedikçe idare lehine tescil kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir.
Kamulaştırma bedelinin dava tarihi itibarıyla belirlendiği vekamulaştırma bedelinin tespiti davalarının da çok hızlı bir biçimde kararabağlandığı gözetildiğinde dava tarihi ile karar tarihi arasında ortaya çıkanenflasyon farkının çok yüksek miktarlarda olmayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıcaoluşan enflasyon farkının hiç telafi edilmemesi de söz konusu değildir.Yargılamanın dört aydan fazla sürmesi hâlinde dördüncü aydan sonraki dönem içinkanuni faiz işletilmesi öngörülmektedir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi kararlarındakamulaştırma bedelinin geç ödenmesiyle ilgili uyuşmazlıklarda kamulaştırmabedelinde enflasyon sebebiyle meydana gelen aşınmanın %5’in altında kalmasıhâlinde bu durum makul görülmektedir.
Tüm bu hususlar gözetildiğinde kamulaştırma bedelinin tespitidavalarında hükmedilen kamulaştırma bedeline, ilk dört ay için faizişletilmemesinin dördüncü aydan sonrası içinse sadece kanuni faizişletilmesinin mülkiyet hakkıyla ilgili anayasal güvenceleri ihlal etmediğinideğerlendiriyorum. Kuralın iptali isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiğinidüşünüyorum.
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU