ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/104
Karar Sayısı : 2023/177
Karar Tarihi : 11/10/2023
R.G.Tarih-Sayı :30/1/2024-32445
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 25. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 24/2/1983tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu’nun 29/6/2006 tarihli ve 5536 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle başlığı ilebirlikte değiştirilen 106. maddesine 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanun’un29. maddesiyle eklenen altıncı fıkranın 30/3/2023 tarihli ve 7447 sayılıKanun’un 3. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 9., 10.,49. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: MillîSavunma Bakanlığı Kara KuvvetleriKomutanlığı bünyesinde birinci sınıf askerî hâkim statüsünde hukuk hizmetleribaşkanı olarak görev yapmakta olan davacı tarafından 2802 sayılı Kanun’un 106.maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi uyarınca Yargıtay ve Danıştayüyeleri için belirlenen ek tazminat oranı üzerinden maaş hesabının yapılmasıtalebinin reddi üzerine açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yeraldığı 106. maddesi şöyledir:
“Yargı ödeneği ve ek ödeme:
Madde 106 – (Değişik: 29/6/2006-5536/3md.)
103 üncü maddede unvanlarıbelirtilenlere aynı maddeye göre ödenmekte olan brüt aylıklarının % 10'uoranında yargı ödeneği verilir.
Sağlık kurulu raporu üzerine verilenhastalık izinleri ile kanser, verem, akıl hastalığı, şeker hastalığı, açık kalpameliyatı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığayakalananların kullandıkları hastalık izinleri ve hastalıkları sebebiyleyataklı tedavi kurumlarında yatarak gördükleri tedavi süreleri hariç olmaküzere, bir takvim yılı içinde kullanılan hastalık izin süreleri toplamınınonbeş günü aşması halinde, aşan günlere isabet eden yargı ödeneği % 50 eksiködenir.
Hâkim ve savcı yardımcılarına kıstasaylığın % 25'i oranında ek ödemede bulunulur.
Adalet Müfettişlerine, Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu Müfettişlerine ve Bakanlık İç Denetçilerine 103 üncümaddeye göre ödenmekte olan brüt aylık tutarlarının % 5'i oranında ek ödemedebulunulur.
Bu maddeye ve 103 üncü maddeye göreödeme yapılanlara; yabancı dil tazminatı hariç, 375 sayılı Kanun HükmündeKararname kapsamında yapılan ödemeler ile temsil, makam ve yüksek hâkimliktazminatları ödenmez ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesiuyarınca ödeme yapılmaz. (Ek cümle: 24/7/2008-5793/5md.) Ancak, hâkim ve savcıyardımcılarına 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesindeöngörülen taban aylığının ödenmesine devam olunur.
(Ek fıkra: 2/12/2014-6572/29 md.)(Değişik cümle: 30/3/2023-7447/3 md.) Yargıtay Birinci Başkanı, DanıştayBaşkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birincibaşkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili,Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyelerine (40.000);Adalet Bakanlığı Müsteşarı, birinci sınıf hâkim ve savcılar, birinci sınıfaayrılmış hâkim ve savcılar ve diğer hâkim ve savcılara (15.000) göstergerakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacakmiktarda aylık ek tazminat ödenir. (Ek cümle: 23/6/2022-7413/7 md.) Bu ektazminat, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu TeftişKurulunda fiilen görev yapan müfettişlere (30.000) gösterge rakamı üzerindenödenir. Bu Kanuna tabi olan hâkim ve savcılardan Anayasa Mahkemesinde görevyapanlara ödenen aylık ek ödenek ve Uyuşmazlık Mahkemesinde görev yapanlaraödenen ödenek ile bu fıkrada belirlenen ek tazminattan yalnızca biri ve yüksekolanı ödenir.
Bu maddeye göre yapılacak ödemelerhakkında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır ve damga vergisi hariç herhangibir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.
Yargı ödeneği, her ne şekilde olursaolsun başka bir ödemenin hesaplanmasında dikkate alınmaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla31/5/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cem GÜNDOĞDU tarafından hazırlanan işin esasınailişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Uygulanacak Kural Sorunu
3. Millî Savunma Bakanlığı Kara KuvvetleriKomutanlığı bünyesinde birinci sınıf askerî hâkim statüsünde hukuk hizmetleribaşkanı olarak görev yapmakta olan davacı tarafından 2802 sayılı Kanun’un 106.maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi uyarınca Yargıtay ve Danıştayüyeleri için belirlenen ek tazminat oranı üzerinden maaşının hesaplanmasıtalebinin reddi üzerine açılan davada Mahkeme, 2802 sayılı Kanun’un 106.maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinin davada uygulanacak kural olduğunudeğerlendirerek iptalini talep etmiştir.
4. Anayasa’nın “Askerîyargı” başlıklı 145. maddesi 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlüktenkaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddesi ile Anayasa’ya eklenen geçici 21.maddenin (E) fıkrasında ise Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesininaskerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğeraskerî hâkimlerin (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkatealınarak bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içindeHâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarakatanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu şekilde ataması yapılmayanların ise aynıfıkra gereği aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, mali, sosyalhak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıyamensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden isebu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devamedilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veyaGenelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanmalarıöngörülmüştür.
5. Söz konusu Anayasa değişikliklerinden sonra 27/7/1967tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici45. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde de Askerî Yargıtay ve AskerîYüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinciBaşkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimlerden adli ve idari yargıyı tercihetmeyenler ile Hâkimler ve Savcılar Kurulunca ataması yapılmayanlardan istekliolanların Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıfları korunarak Millî SavunmaBakanlığı hukuk hizmetleri kadrolarına atanacakları ve bu kişilerle ilgili aylık,ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, zam, mali, sosyal hak veyardımlar ile diğer haklar yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkimve savcılar hakkındaki hükümlerin uygulanmaya devam edileceği öngörülmüştür.
6. 2802 sayılı Kanun’un 1. maddesinde adli ve idari yargıhâkim ve savcılarının aylık ve ödenekleri ile Yargıtay ve Danıştay üyelerininaylık ve ödeneklerinin düzenlenmesinin bu Kanun’un amaçları arasında olduğuvurgulanmış, 2. maddesinde de Yargıtay ve Danıştay üyelerinin aylık veödeneklerine ilişkin özlük hakları bakımından bu Kanun hükümlerine tabioldukları ayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
7. Kanun’un Dokuzuncu Kısım Birinci ve İkinciBölümlerinde ise kapsamda olan kişilerin mali hakları ile aylık tablosu veaylıklarına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre Kanun kapsamında yeralan kişilerin ana gelir kalemlerinin büyük bölümü üç ayrı hesaplama yönteminegöre bulunan tutarlar toplamından oluşmaktadır.
8. Gelirin hesaplanmasının ilk kalemini Kanun’un 103.maddesinde hesaplama yöntemi ve oranları gösterilen aylık ödemeoluşturmaktadır. Aylık ödemede, kapsamda olan kişilerin bulunduğu sınıfve derecelerine göre farklılaştırılmış oranlara dayalı bir hesaplama öngörülmektedir.Bu hesaplama yöntemi ile bulunan ödeme miktarının %10’u ise Kanun’un 106. maddesininbirinci fıkrasına göre yargı ödeneği olarak ödenecek ikinci kalemioluşturmaktadır. Gelirin hesaplanmasına dâhil olan üçüncü kalem ise 106.maddenin altıncı fıkrası gereğince ödenen aylık ek tazminattır. Anılanfıkranın itiraz konusu birinci cümlesine göre YargıtayBirinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, DanıştayBaşsavcısı, Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları,Yargıtay ve Danıştay üyelerine (40.000), Adalet Bakanlığı Müsteşarı, birincisınıf hâkim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar ve diğerhâkim ve savcılara (15.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanankatsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenmektedir.
9. Anayasa’nın 152. maddesi ile 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un40. maddesine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılıkiddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri içinAnayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural, bakılmakta olan davanındeğişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte olankurallardır.
10. Davacı, ektazminatının (40.000) gösterge rakamı üzerinden hesaplanması gerektiğini ilerisürerek dava açmıştır. Dolayısıyla Mahkemede görülen davadaki uyuşmazlığınözünü, birinci sınıf hâkimler için öngörülen mali haklardan yararlanan davacıya(40.000) gösterge rakamı üzerinden ek tazminat ödenmemesinin Anayasa’yaaykırılığı iddiası oluşturmaktadır.
11. Mahkeme birinci sınıf hâkim vesavcılar ile (40.000) gösterge rakamı üzerinden ek tazminat ödendiğibelirtilen Yargıtay ve Danıştay üyelerinin hukuken aynı durumda olduklarını,(40.000) gösterge rakamından sadece Yargıtay ve Danıştay üyelerininyararlandırılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek itirazyoluna başvurmuştur.
12. İtiraz başvurusuna konu olaydaYargıtay ve Danıştay üyelerine (40.000) gösterge rakamı üzerinden, birincisınıf hâkim olan davacıya ise (15.000) gösterge rakamı üzerinden hesaplanan ektazminatın ödendiği, davacının kendisine de (40.000) gösterge rakamı üzerindenek tazminat ödenmesi gerektiği iddiasıyla dava açtığı açıktır. İtiraz edenMahkemece de birinci sınıf hâkimlerin hukuken aynı durumda oldukları Yargıtayve Danıştay üyeleri için öngörülen (40.000) gösterge rakamındanyararlandırılmamasının eşitliğe aykırılık oluşturduğu gerekçesinedayanılmıştır. Mahkemece yapılan itiraz başvurusunda -itiraz başvurusuna konu davanın niteliği de dikkatealındığında- 2802 sayılı Kanun’un 106.maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinin bir bütün hâlinde uygulanacakkural olduğu anlaşılmaktadır.
Basri BAĞCI bu görüşe katılmamıştır.
B. Genel Açıklama
13. İtiraz konusu kuralın gerekçesinde, düzenlemenin YargıtayBirinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, DanıştayBaşsavcısı, Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları ileYargıtay ve Danıştay üyelerinin birinci sınıf hâkim ve savcılar ile aynı olan(15.000) ek tazminat oranının (25.000) puan artırılarak Anayasa MahkemesiBaşkan ve üyeleri ile eşit duruma getirilmek amacıyla yapıldığı belirtilmiştir.
14. Anayasa’nın 146. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin on beşüyeden kurulacağı, farklı kaynaklardan gelen diğer üyelerle birlikte, üçüyesinin Yargıtay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yeriçin göstereceği üç aday içinden Cumhurbaşkanı tarafından, iki üyesininDanıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer içingöstereceği üç aday içinden yine Cumhurbaşkanı tarafından seçileceği, Yargıtayve Danıştay genel kurullarından Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek içinyapılacak seçimlerde her boş üyelik için en fazla oy alan üç kişinin adaygösterilmiş sayılacağı, 147. maddesinde de Anayasa Mahkemesi üyelerinin on ikiyıl için seçilecekleri, altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılacakları,bir kimsenin iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemeyeceği hükmebağlanmıştır.
15. Anayasa’nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinidüzenleyen 148. maddesinde ise “Anayasa Mahkemesi, kanunların,Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğününAnayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireyselbaşvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımındaninceler ve denetler. … / (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. … / Anayasa MahkemesiCumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanıyardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan veüyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve SavcılarKurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayıYüce Divan sıfatıyla yargılar. / (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) GenelkurmayBaşkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da görevleriyle ilgilisuçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar. … / Anayasa Mahkemesi, Anayasa ileverilen diğer görevleri de yerine getirir.” kurallarına yer verilmiştir.
16. Anayasa’nın “Yargıtay” başlıklı 154. maddesinde;Yargıtayın adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargımerciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunlagösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı,Yargıtay üyelerinin, birinci sınıfa ayrılmış adli yargı hâkim ve Cumhuriyetsavcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kuruluncaüye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla seçileceği, Yargıtayınkuruluşunun, işleyişinin, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ileüyelerinin ve Cumhuriyet Başsavcısı ile Cumhuriyet Başsavcıvekilinin niteliklerive seçim usullerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarınagöre kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
17. Anayasa’nın “Danıştay” başlıklı 155. maddesinde,Danıştayın idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciinebırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, kanunla gösterilenbelli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakacağı, Danıştayındavaları görmenin yanında kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma vesözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, idari uyuşmazlıklarıçözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevli olduğu belirtilmiştir.Aynı maddede, Danıştay üyelerinin dörtte üçünün, birinci sınıf idari yargıhâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve SavcılarKurulu, dörtte birinin ise nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasındanCumhurbaşkanı tarafından seçileceği, Danıştayın kuruluşunun, işleyişinin,Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin niteliklerive seçim usullerinin, idari yargının özelliği ile mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
18. Anayasa’nın 139. maddesinde de “hâkimlik vesavcılık teminatı” düzenlenmiştir. Anılan madde doğrultusunda yürürlüğekonulan 2802 sayılı Kanun’da adli ve idari yargı hâkim ve savcılarınınnitelikleri, atanmaları, hak ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekteilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarakdeğiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezasıverilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri veyakişisel suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına kararverilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik hâlleri,meslek içi eğitimleri ve diğer özlük işleri düzenlenmiştir.
19. 2802 sayılı Kanun’un1. ve 2. maddelerinde Yargıtay ve Danıştay üyelerinin de aylık ve ödenekleriile diğer mali, sosyal hak ve yardımları bakımından bu Kanun hükümlerine tabioldukları belirtilmiştir.
20. Anılan Kanun’un 15. maddesine göre hâkimlik ve savcılık mesleği; “üçüncü sınıf”,“ikinci sınıf”, “birinci sınıfa ayrılmış” ve “birincisınıf” olmak üzere dört sınıftan oluşmaktadır. Aynı maddeye göre birincisınıfa ayrıldığı tarihten itibaren üç yıl süre ile başarılı görev yapmış vebirinci sınıfa ayrılma niteliklerini yitirmemiş hâkim ve savcılar birinci sınıfolurlar. Birinci sınıfa ayrılma koşulları ile birinci sınıf hâkim ve savcılarınçalışmalarının değerlendirilmesi de Kanun’un 32. ve 33. maddelerindedüzenlenmiştir.
C. Anlam ve Kapsam
21. 2802 sayılı Kanun’un 106. maddesine 6572 sayılıKanun’un 29. maddesiyle eklenen altıncı fıkranın itiraz konusu kural ileyapılan değişiklikten önceki hâlinde Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birincibaşkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili,Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Yargıtay veDanıştay üyeleri, birinci sınıf hâkim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmışhâkim ve savcılar ile diğer hâkim ve savcılara (15.000) gösterge rakamınınmemur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylıkek tazminat ödeneceği düzenlenmiştir.
22. Kanun’un 106. maddesinin altıncı fıkrasının 30/3/2023tarihli ve 7447 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani HizmetTertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyledeğiştirilen itiraz konusu birinci cümlesinde ise Yargıtay ve Danıştay meslekmensuplarının ek tazminatının hesabında esas alınan gösterge rakamları yönündenfarklılaşma öngörülmektedir. Buna göre Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birincibaşkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili,Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ektazminatı (40.000) gösterge rakamına göre hesaplanacaktır. Anılan cümledesayılan birinci sınıf hâkim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmış hâkim vesavcılar ile diğer hâkim ve savcılara ödenecek ek tazminatlar ise öncedenolduğu gibi (15.000) gösterge rakamı esas alınarak belirlenecektir.
Ç. İtirazın Gerekçesi
23. Başvuru kararında özetle; yapılandeğişiklik öncesi Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile aynı mali haklara sahip olankişilerin bu yönden kazanılmış haklarının olduğu, Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimindeHâkimler ve Savcılar Kurulunun geniş bir takdir yetkisi olduğu, dolayısıylanitelikleri uygun olduğu hâlde bu yerlere seçilemeyen kişilere herhangi bir kusuratfedilemeyeceği, üyeliğe seçilme yeterliliği olan kişilerin kapsam dışıbırakılmasının herhangi bir objektif nedene dayanmadığı, ölçülülük ilkesidikkate alınmaksızın yapılan söz konusu değişikliğin çalışma barışı ile yargıdüzeni içerisinde yer alan kurumların uyumlu ve verimli çalışmasını bozabileceknitelikte olduğu, ayrıca bu durumun yargının bağımsızlığını zedeleyebileceğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 9.,10., 49. ve 138. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
D.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
24. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden de incelenmiştir.
25. Anayasa’nın 2. maddesinde, TürkiyeCumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Maddede belirtilenhukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargıdenetimine açık olan devlettir.
26. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önündeeşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmeksuretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
27. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parasal karşılığı olan her türlü mal varlığınıkapsamaktadır.
28. Anayasa Mahkemesi norm denetimi ve bireysel başvurukapsamında verdiği kararlarında da kişilere ödenmesi öngörülen ücret, maaş,yaşlılık aylığı, emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı gibi ödemelerimülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmektedir (bazı farklılıklarla beraberyaşlılık aylığıyla ilgili norm denetiminde verilen karar için bkz. AYM,E.2019/50, K. 2019/96, 25/12/2019, § 13; bireysel başvuruya konu kararlar içinbkz. Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 32; NaciAltınbulduk, B. No: 2017/38608, 11/12/2019, § 19; Muzaffer Peker, B.No: 2016/7192, 7/11/2019, § 30).
29. Ücret, aylık ve benzeri mali imkânların mülkiyethakkı kapsamında incelenebilmesi için bunların kanunla tanınmış olması gerekir.Söz konusu mali imkânların tanınması gerektiğine ilişkin iddialar kural olarakmülkiyet hakkı kapsamında incelenemez. Bunun tek istisnası, belirtilen maliimkânların bazı kişilere tanınmamasının eşitlik ilkesi kapsamında incelenebilmesişartlarının oluşmasıdır. Söz konusu şartların varlığı ise eşitlik ilkesineaykırılığı ileri sürülen neden olmasaydı kapsam dışı bırakılan kişilerin de sözkonusu haktan yararlanma imkânlarının bulunup bulunmadığıyla belirlenebilecektir.Bu gibi durumlarda kuralın mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesikapsamında incelenmesi mümkündür. Bu bağlamda mülkiyet hakkının ihlal edilipedilmediği değerlendirilirken mülkün varlığının emsal durumda olan kişiye görebelirlenmesi gerekir (benzer yöndeki AYM kararları için bkz. Ayşe Tezel vediğerleri [GK], B. No: 2018/14186, 20/10/2022, § § 64-75; Mehmet FatihBulucu [GK], B. No: 2019/26274, 27/10/2022, § § 44-55; Nuriye Arpa,B. No: 2018/18505, 16/6/2021, § § 41-51; benzer yönde AİHM kararları için bkz. Fabris/Fransa[BD], B. No: 16574/08, 7/2/2013, § 52; Molla Sali/Yunanistan [BD], B.No: 20452/14, 19/12/2018, § 127).
30. Kuralkapsamında, Yargıtay ve Danıştay üyeleri için yeniden belirlenen ek tazminatgösterge rakamından yararlandırılmayan birinci sınıf hâkim ve savcılar yönündensöz konusu ek tazminat gösterge rakamı, ekonomik bir menfaate karşılık gelmekteolup Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında incelenmesi gereken bir husustur.
31. İtiraz konusu kuralla ek tazminatın hesabında göstergerakamları yönünden meydana getirilen farklılaşma, temelde Yargıtay ve Danıştayüyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılar arasındaki ayrıma dayanmaktadır. Budurumda öncelikle parasal haklar bakımından Yargıtay ve Danıştay üyeleri ilehâkimlik ve savcılık mesleğinde en yüksek kıdemi ifade eden birinci sınıf hâkimve savcıların benzer durumda olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekir.
32. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı”başlıklı 138. maddesinde “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya,kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. /Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasındamahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiyeve telkinde bulunamaz. / Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisindeyargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz. / Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”denilmek suretiyle bağımsızlığın kapsamı belirlenmiştir. Anayasa’nın 139.maddesinde de “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçeAnayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veyakadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlükhaklarından yoksun kılınamaz. / Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtandolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğikesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına kararverilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” denilerek mahkemelerinbağımsızlığı ilkesinin bir uzantısı olan hâkimlik ve savcılık teminatı güvencealtına alınmıştır.
33. Anayasa’nın hâkimlik ve savcılık mesleğinindüzenlendiği 140. maddesinde ise hâkimlerin, mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edecekleri belirtilmiş ve özlükhaklarının kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin bağımsızlığıve hâkimlik teminatı esaslarının belirtildiği diğer düzenlemeler olanAnayasa’nın 154. ve 155. maddelerinde ise Yargıtay ve Danıştayla ilgilihükümlere yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddelerinde Yargıtayın veDanıştayın kuruluşu, işleyişi ve görev yapacak kişilerin niteliklerinin veseçim usullerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarınagöre kanunla düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
34. Anayasa’nın söz konusu hükümleri birliktedeğerlendirildiğinde, Anayasa’nın 139. maddesinde öngörülen “hâkimlikteminatı”nın Yargıtay ve Danıştay üyeleri yönünden de geçerli olduğu veYargıtay ve Danıştay üyeleri için hâkimlik teminatından farklı nitelikte “yüksekhâkimlik teminatı” öngörülmediği açıktır. Anayasa’nın Yargıtay ve Danıştaylailgili düzenlemelerin yer aldığı 154. ve 155. maddelerinin gerekçelerinde de aksiyönde yorum yapılmasını mümkün kılan bir açıklama yer almamaktadır.
35. Nitekim Anayasa Mahkemesi 10/12/2020 tarihli ve E.2016/144,K.2020/75 sayılı kararında (§§ 49, 267) benzer değerlendirmelerde bulunmuştur. Anılankararda, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin diğer hâkim ve savcılardan farklıolarak “yüksek hâkimlik teminatı” ya da “Yargıtay üyeliği/Danıştayüyeliği teminatı” güvencesine sahip oldukları yönündeki görüşlerin aksine,hâkimlik teminatının Yargıtay ve Danıştay üyeleri yönünden de geçerli olduğukabul edilmiş, Yargıtay ve Danıştay üyelerine yönelik düzenlemeler “hâkimlikteminatı” kapsamında incelenmiş ve şu ifadelere yer verilmiştir: “Anayasa’nın 140. maddesinde hâkimler ve savcılarınadli ve idari yargı hâkim ve savcıları olarak görev yapacaklarıöngörülmektedir. İdari yargı bünyesinde hâkim veya savcı olarak görev yapmaktaiken Danıştay üyesi seçilen kişilerin on iki yıllık Danıştay üyeliği görevisonrasında, idari yargı bünyesinde hâkim ve savcı olarak görevlerine devametmelerini sağlayan dava konusu kuralda hâkimlik teminatına aykırılıkbulunmamaktadır…” (aynı karardabkz. § 49; Yargıtay üyeleri yönünden bkz. § 267).
36. Söz konusu karardan da anlaşılacağı üzere Yargıtay veDanıştay üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılar arasındaki farklılığınhâlihazırda yürütülen göreve ilişkin olduğu ve yürürlükteki mevzuatta da HSKtarafından on iki yıllığına Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilenlerin busürenin dolmasından sonra görevlerine hâkim veya savcı olarak devam edebilmelerininöngörüldüğü açıktır.
37. Bu açıklamalar çerçevesinde itiraz konusu kuralınkapsamı gözetildiğinde, Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile birinci sınıf hâkim vesavcıların benzer durumda olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özelliklemali haklara ilişkin mevzuatta yapılan değişiklikler dikkate alınarak kanunkoyucunun yaklaşımının da incelenmesi gerekmektedir.
38. 26/2/1983 tarihli ve 17971 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Kanun’un ilk hâlinin 15. maddesindehâkimlik ve savcılık mesleğinin “üçüncü sınıf”, “ikinci sınıf”,“birinci sınıfa ayrılmış” ve “birinci sınıf” olmak üzere dörtsınıfa ayrıldığı, 16. ve 17. maddelerinde ise adli ve idari yargı hâkim vesavcılarının sınıf, derece ve görev unvanlarının Kanun’a ekli (1) ve (2) sayılıcetvellerde gösterildiği ifade edilmiş; söz konusu cetvellerde de birinci sınıfhâkim ve savcıların Yargıtay ve Danıştay başkanı, başkanvekilleri,başsavcıları, daire başkanları, üyeleri ve Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı,Müsteşar Yardımcılığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı ve genel müdürlük kadrolarındagörev yapanlar oldukları belirtilmiştir. Bir başka deyişle Kanun’un ilk hâlindeyer verilen düzenlemelere göre hâkim ve savcıların birinci sınıf olabilmesi sözkonusu kadrolarda görev yapması şartına bağlanmak suretiyle birinci sınıfhâkimliğin belli kadrolara özgülendiği anlaşılmaktadır.
39. 25/6/1992 tarihli ve 3825 sayılı “2802 SayılıHâkimler ve Savcılar Kanunu, 2992 Sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanun, 2461 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu ile 190 ve 270Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un2. maddesi ile 2802 sayılı Kanun’un 15. maddesine eklenen fıkranın yürürlüğegirmesiyle birlikte bu duruma son verilmiş ve “Birinci sınıfa ayrılmış, busınıfa ayrıldığı tarihten itibaren de meslekte 6 yılını doldurmuş, Yargıtay veDanıştay üyeliklerine seçilme hakkını da yitirmemiş olan Hâkim ve Savcılarbirinci sınıf olurlar.” hükmü getirilmiştir. Söz konusu Kanun’un genelgerekçesinde “Bilindiği gibi birinci sınıf hâkimler, Yargıtay ve DanıştayÜyeleri ile Bakanlık Merkez Teşkilatında görevli Müsteşar, MüsteşarYardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdürler ile Araştırma, Planlama veKoordinasyon Kurulu Başkanıdır. Anılan unvan ve sıfatta bulunanların kadrolarısınırlı ve muayyen olduğu için, birinci sınıfa ayrılmış olup da Yargıtay veDanıştay'a üye olma hakkını kaybetmemiş hâkim ve savcılar arasından üstünliyakat göstermiş olanların, birinci sınıf olan bu görevlere gelmeleri ve busınıfa dahil edilmeleri mümkün olamamaktadır. 1984 yılına gelinceye kadar buiki sınıf arasında yapay biçimde ortaya çıkmış bir unvan farkı bulunmaklaberaber, hiç değilse maaş farkı bulunmuyordu. Ancak, 1984 yılından itibaren buiki sınıf arasında giderek artan ve takribi son katsayı artışları ile birlikteiki milyon liraya yaklaşan bir maaş farkı meydana gelmiş ve bu durum meslektehuzursuzluğa ve yakınmalara sebebiyet vermiştir. ‘Birinci sınıfa ayrılmış’ ve‘birinci sınıf’ hâkimlik şeklindeki bir ayırım, ortaya yapay bir durumunçıkmasına neden olmuştur. Birinci sınıfa ayrılmış bir hâkime, birinci sınıfsaymamanın geçerli, tutarlı bir mantığı ve nedeni de bulunmamaktadır.” ifadelerineyer verilmiştir.
40. 2802 sayılı Kanun’un 22/12/2005 tarihli ve 5435sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun ile değiştirilen ve yürürlükte olan 15. maddesinde de yine aynıyaklaşım muhafaza edilmiş ve birinci sınıfa ayrıldıkları tarihten itibaren üçyıl süre ile başarılı olarak görev yapmış ve birinci sınıfa ayrılmaniteliklerini yitirmemiş tüm hâkim ve savcıların birinci sınıf olacağıdüzenlenmiştir.
41. 2802 sayılı Kanun’un 103. maddesine 3825 sayılıKanun’la eklenen ve “Birinci sınıf hâkimler, Yargıtay ve Danıştay üyelerininistifade ettikleri her türlü mali hak ve ödemelerden aynen yararlanırlar.” hükmünüiçeren fıkraya ilişkin (3798 sayılı Kanun’un yasalaşma sürecindedüzenlenen) Adalet Komisyonu raporunda düzenlemenin amacı “Yargıtay veDanıştay Üyeliğine hâkimliğin birinci sınıfına ayrıldıktan üç yıl sonraseçilebilme olanağı bulunmaktadır. Bu durumda genç yaşta Yargıtaya veyaDanıştaya üye seçilenlerle yıllarını bu mesleğe vakfetmiş çok daha kıdemliolup, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük illerimizde başsavcılık, ağır cezamahkemesi, ticaret mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi başkanlıkları yapan vediğer mahkemelerde görev ifa eden ve her nasılsa bu görevlere seçilememişhâkimlerle, Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasında ehemmiyetli miktarda maaşfarkı meydana gelmektedir. Bu durum meslekte huzursuzluk ve kırgınlığa sebebiyetverdiğinden, bu iki sınıf arasında malî hak ve ödemeler yönünden eşitliksağlamak amacıyla tasarıya 2802 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesine (c) fıkrasıekleyen 5 inci madde ilave edilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. Plan veBütçe Komisyonu raporunda da benzer şekilde, düzenleme ile meslekte ortayaçıkan huzursuzlukların giderilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
42. 7447 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik öncesinde2802 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı ek gösterge cetvelinde ve 2/2/1987 tarihlive 19360 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 270 sayılı Yüksek Hâkimlik TazminatıHakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinde düzenlenen yüksek hâkimliktazminatı gösterge rakamlarının yer aldığı cetvelde birinci sınıf hâkim vesavcılar ile Yargıtay ve Danıştay üyelerine uygulanan oranların aynı olduğu dabelirtilmelidir. Bunun yanı sıra birinci sınıf hâkim ve savcıların almaktaoldukları aylık oranlarının Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilebilmeyeterliliklerini kaybetmedikleri sürece her üç yılda bir 2 puan ilave edilmesisuretiyle arttırılması, dolayısıyla Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile aynıoranda aylık ödeme almaları, 2802 sayılı Kanun’un 103. maddesinin ikincifıkrasında öngörülmekte ve söz konusu kural yürürlükte bulunmaktadır.
43. Görüldüğü üzere Yargıtay ve Danıştay üyeliğikadrolarında görev yapanların mali hakları yönünden getirilen farklılıklarınneden olduğu olumsuz sonuçlar ve söz konusu üyelik kadrolarının sınırlı vemuayyen olması kanun koyucu tarafından dikkate alınarak birinci sınıf hâkimve savcılık için belli kadrolarda görev yapma anlayışından vazgeçilmesine sebepolmuştur. Diğer bir ifade ile kanun koyucu nazarında mali haklar yönündenbirinci sınıf hâkim ve savcılar ile Yargıtay ve Danıştay üyelerinin eşitlenmesiamacı taşıyan düzenlemelerde iki grubun karşılaştırılabilir /kıyaslanabilirniteliği kabul edilmiştir.
44. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde Yargıtay veDanıştay üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcıların yürüttükleri görevlerfarklı olmakla birlikte hâkimlerin özlük haklarının belirlenmesinde her zamaniçin temel ölçütlerden biri olarak kabul edilmiş olan “birinci sınıf”hâkim ve savcı kapsamının belirli ünvanlı kadrolarda bulunanlarla sınırlı kabuledilmesi yaklaşımından -gelişen süreç içinde- vazgeçilerek birinci sınıfaayrıldıktan sonra belirli şartları taşıyan tüm hâkim ve savcıların birincisınıf olarak kabul edilmesi uygulamasına geçildiği ve Yargıtay ve Danıştayüyelerinin bu görev süresinin dolmasının ardından birinci sınıf hâkim veyasavcı olarak durumlarına uygun kadrolarda çalışmaya devam edebilmelerininöngörüldüğü dikkate alındığında ek tazminat bağlamında Yargıtay ve Danıştayüyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcıların karşılaştırılabilir olduğusonucuna ulaşılmıştır.
45. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesiyönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesiçerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muameleninmevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişilerarasında mülkiyet hakkına getirilen sınırlama bakımından farklılık gözetilipgözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı uygulamanın nesnel ve makulbir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde ölçülü olup olmadığı incelenmelidir(AYM, E.2021/129, K.2022/33, 24/3/2022, § 26; E.2018/8, K.2018/85, 11/7/2018, §41; Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728,1/2/2018, § 77; Tevfik İlker Akçam, B. No: 2018/9074, 3/7/2019, § 41).
46. İtiraz konusu kuralla ek tazminat miktarlarındadikkate alınacak gösterge rakamı, Yargıtay ve Danıştay üyeleri için (15.000)’den(40.000)’e yükseltilirken bu artıştan birinci sınıf hâkim ve savcılarınyararlandırılmamasının farklı muamele teşkil ettiği açıktır.
47. Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. İlkenin amacı aynı durumdabulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,kişilere ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. İlkeyle, aynıdurumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için farklı kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez(AYM, E.2021/129, K.2022/33, 24/3/2022, § 23).
48. Meşru bir amaca dayanmayan ya da seçilen araç ilehedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmayan farklımuameleler Anayasa'nın anılan maddesine göre ayrımcı karakterli kabul edilir (NuriyeArpa, § 58). Dolayısıyla hukuksal durumları aynı veya benzer olanlarayönelik farklı muamelenin objektif ve makul bir sebebe dayandığı, farklımuamelenin öngörülen meşru amaç ile orantılı olduğu, diğer bir ifadeyle farklımuameleye tabi tutulan kişiye aşırı ve olağanın ötesinde bir külfetyüklenmediği hâllerde eşitlik ilkesi ihlal edilmeyecektir (Burcu Reis,B. No: 2016/5824, 28/12/2021, § 50).
49. İtiraz konusu kuralın gerekçesinde Yargıtay BirinciBaşkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı,Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştayüyelerinin ek tazminat oranının (25.000) puan artırılarak Anayasa MahkemesiBaşkan ve üyeleri ile eşit duruma getirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
50. Bu bağlamda öncelikle itiraz konusu kuralın nesnel,makul ve zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi,değerlendirme yapılırken de kuralın gerekçesinin dikkate alınmasıgerekmektedir.
51. Yer aldıkları yargı kolundaki ilk derece ve istinafmahkemelerinde görev yapan hâkimler ve savcılar ile Anayasa’da güvence altınaalınan “hâkimlik teminatı” bakımından farklılıkları bulunmayan Yargıtayve Danıştay üyelerinin özlük haklarına ilişkin düzenleme yapılırken yalnızcagörev ve yetkileri, yapısı ve niteliği Anayasa’da özel olarak düzenlenen veonlardan farklı durumda bulunan Anayasa Mahkemesi üyelerinin özlük hakları ileeşit duruma getirilmesi amacıyla, birinci sınıf hâkim ve savcılardan belirginşekilde ayrışmaları sonucunu doğuracak bir düzenleme yapılmasının anayasalaçıdan nesnel, makul ve zorunlu bir nedene dayandığı söylenemez.
52. Bununla birlikte yasama yetkisinin genelliği ilkesiuyarınca kanun koyucunun Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla yapacağıdüzenlemenin içeriğini belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu dakuşkusuzdur. Dolayısıyla itiraz konusu kural kapsamında ek tazminatmiktarlarında düzenleme yapılması da kanun koyucunun takdir yetkisi içindedir.Bu bağlamda kanun koyucu hâkim ve savcıların mali hakları ile ilgilidüzenlemeler yaparken önceki kanuni düzenlemelerde olduğu gibi aynı ek tazminatrakamını öngörebileceği gibi anayasal görev ve yetkilerini gözetmek suretiyle Yargıtayve Danıştay üyeleri için diğer birinci sınıf hâkim ve savcılardan farklı birrakam da öngörebilir.
53. Ancak bu farklılığın, yukarıda belirtilen sebeplerle hukukdevleti ilkesinin hayata geçirilmesinde büyük önem arz eden adli ve idari yargısistemi içinde görev yapan mahkemeler arasındaki uyumu bozmayacak ve yargıhizmetinin bir bütün hâlinde nitelik ve nicelik olarak verimli bir şekildeyerine getirilebilmesine engel olmayacak şekilde makul ve kabul edilebilirölçüde olması gerekir.
54. Bu itibarla, itiraz konusu kuralla Yargıtay veDanıştay üyeleri lehine getirilen ve fakat birinci sınıf hâkim ve savcılarıkapsam dışında tutan uygulamanın ölçülü olup olmadığının incelenmesigerekmektedir. Zira kanunkoyucu, takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken hukuk devletiilkesinin de bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Söz konusu ilke,kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin bulunmasını gerektirmektedir (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/01/2022, §17; AYM, E.2019/88, K.2022/159, 13/12/2022, § 28). Orantılılık, elverişlilik ve gereklilikle birlikte üç alt ilkeden oluşan ölçülülükilkesinin bir alt ilkesidir. Bu ilke,ulaşılmak istenen amaç ile seçilen araç arasında aşırı bir dengesizlikbulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık ilkesi gereğiamaç ile araç arasında adil bir denge kurulması gerekir. Hedeflenen amacaulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığında farklı muameleninkişiye yüklediği külfet aşırı ve orantısız olmamalıdır (Ayşe Tezel vediğerleri [GK], § 88).
55. İtiraz konusu kuralda ek tazminatın hesaplanmasındaYargıtay ve Danıştay üyeleri için (40.000), diğer tüm hâkim ve savcılar içinise (15.000) gösterge rakamı öngörülerek özellikle birinci sınıf hâkim vesavcılar aleyhine önemli ölçüde gelir farkı meydana getirilmektedir. Bu durum,adli ve idari yargı sisteminde yer alan mahkemeler arasında yargı hizmetinin yerinegetirilmesinde huzursuzluk ve kırgınlığa neden olacak, Yargıtay ve Danıştayüyelerinin birinci sınıf hâkim ve savcılardan tamamen farklı bir statüde olmasısonucunu doğuracak niteliktedir. Bir başka deyişle, itiraz konusu kurallaöngörülen ek tazminat farklılığı, Yargıtay ve Danıştay üyeliği kadrolarınınsınırlı ve belirli sayıda olduğu da dikkate alındığında, Anayasa’da güvencealtına alınan “hâkimlik teminatı” bakımından farklılıkları bulunmayan birincisınıf hâkim ve savcılar ile Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasında çalışmabarışını bozacak düzeyde olup söz konusu farklılığın makul ve orantılı olduğusöylenemez.
56. Öte yandan itiraz konusu cümlede yer alan diğer hâkimve savcıların ek tazminat miktarlarının belirlenmesinde de yukarıda açıklananhususlar doğrultusunda değerlendirme yapılması Anayasa’nın anılan maddelerininbir gereğidir.
57. Bu itibarla kuralın hukuk devleti ilkesi ile mülkiyethakkı bağlamında eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
58. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Yusuf Şevki HAKYEMEZve İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.
Basri BAĞCI iptal görüşüne farklı gerekçeyle katılmıştır.
Kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 9., 49. ve 138. maddeleriyönünden incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
59. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarakMahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı gündenbaşlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzereayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
60. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 5536sayılı Kanun’un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 106. maddesine6572 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen altıncı fıkranın 7447 sayılıKanun’un 3. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyledoğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğündenAnayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın ResmîGazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygungörülmüştür.
V. HÜKÜM
24/2/1983 tarihli ve2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 29/6/2006 tarihli ve 5536 sayılıKanun’un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 106. maddesine2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen altıncıfıkranın 30/3/2023 tarihli ve 7447 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilenbirinci cümlesinin;
A. Olaydauygulanacak kural olduğuna Basri BAĞCI’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Zühtü ARSLAN, HasanTahsin GÖKCAN, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile İrfan FİDAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARINRESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
11/10/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 2802 sayılıHâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 106. maddesinin altıncı fıkrasının 7447 sayılıKanun’un 3. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2. İtiraz konusukural, Yargıtay ve Danıştay başkanları ve üyelerine (40.000); birinci sınıfhâkim ve savcılara ise (15.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanankatsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminatın ödenmesiniöngörmektedir.
3. Kuralın anayasallıkdenetiminin Anayasa’nın 35. maddesiyle bağlantılı olarak 10. maddesi kapsamındayapılması; bunun için de öncelikle karşılaştırmaya müsait şekilde aynı veyabenzer hukukî konumda olan kişilerin bulunup bulunmadığının tespit edilmesigerekmektedir. Karşılaştırmaya müsait kişilere yönelik farklı muamele nesnel vemakul bir sebebe dayanmıyorsa veya ölçüsüz ise Anayasa’nın 10. maddesindekorunan eşitlik ilkesini ihlal edecektir.
4. Bununla birliktekanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her durumda aynı kurallara bağlı olmasınıgerektirmemektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere,konumlarının farklılığı “kimi kişiler ya da topluluklar için farklıkuralları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlarfarklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez”(AYM, E. 2021/129, K. 2022/33, 24/3/2022, § 23).
5. Dava konusu kuralıngerekçesi, yüksek mahkeme başkan ve üyelerinin ek tazminat oranının (25.000)puan artırılarak oranın Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile eşitduruma getirilmesi olarak ifade edilmiştir. Bu gerekçenin yüksekmahkeme üyeleriyle Anayasa Mahkemesi üyelerinin aynı hukukî durumdaolduğu varsayımına dayandığı anlaşılmaktadır.
6. Mahkememizçoğunluğuna göre, “Anayasa Mahkemesi üyeleriyle eşitleme” gerekçesiyleyüksek mahkeme üyelerinin mali hakları konusunda birinci sınıf hâkim vesavcılardan belirgin şekilde ayrışmaları sonucunu doğuran farklı muamelenin “anayasalaçıdan nesnel, makul ve zorunlu bir nedene dayandığı söylenemez” (§ 51). Çoğunluğunbu görüşünün Anayasa Mahkemesi ile diğer yüksek mahkemelerin aynı hukukîdurumda olmadıkları argümanına dayandığı görülmektedir. Bu argümana katılmaklabirlikte, benzer şekilde yüksek mahkeme üyeleriyle birinci sınıf hâkim vesavcıların da aynı hukuki konumda olmadığı kanaatindeyim.
7. Önceliklebelirtmek gerekir ki, anayasa mahkemeleri ile diğer yüksek mahkemeler arasındaanayasa yargısının niteliğinden kaynaklanan farklılıklar bulunmaktadır. Anayasamahkemeleri, anayasa hukuku alanındaki uyuşmazlıkları karara bağlayan yargımercileri olmanın ötesinde, yasama ve yürütmenin kural ihdas etme sürecinekatılan anayasal organlardır. Nitekim anayasa mahkemelerinin fikir babası olanHans Kelsen, bir kanunun iptaline karar vermenin onun ihdası gibi bir yasamaişlevi olduğunu, dolayısıyla bu yetkiyle donatılmış bir “mahkeme”ninaynı zamanda yasama işlevi göreceğini belirtmiştir (bkz. H. Kelsen, “On the Nature and Development ofConstitutional Adjudiciation”, L. Vinx, The Guardian of the Constitution:Hans Kelsen and Carl Schmitt on the Limits of Constitutional Law,Cambridge: Cambridge University Press, 2015, içinde, ss. 46-47).
8. Bubağlamda Anayasamız, yüksek mahkemeler dahil tüm mahkemeleri normlarıuygulamak suretiyle önlerindeki uyuşmazlıkları çözmekle görevli kurumlarolarak görürken, Anayasa Mahkemesini anayasal uyuşmazlıkları karara bağlayanbir mahkeme olmanın yanında normların inşası sürecine katılan veAnayasa ile bağdaşmayan kuralların norm olarak devam etmesine izin vermeyen biranayasal organ olarak düzenlemiştir. Esasen bu çift boyutlu nitelik TürkAnayasa Mahkemesine özgü olmayıp, anayasa yargısına sahip tüm anayasaldemokrasiler için geçerlidir. Sözgelimi Alman Anayasa Mahkemesi anayasal görevve yetkilerinden hareketle kendisini “hem bir mahkeme hem de bir anayasalorgan” olarak nitelendirmektedir (bkz. The Federal Constitutional Court, 2022Annual Report: Basic Law-European-International, Karlsruhe, 2023, ss. 6-7).
9. Bununlabirlikte, Anayasa Mahkemesinin Anayasa ile öngörülen görev ve yetkileri ileAnayasa’nın 153. maddesinde ifadesini bulan kararlarının mutlak bağlayıcılığı,hiç kuşkusuz diğer devlet organları karşısında ona kurumsal olarak tanınan bir“üstünlük” anlamına gelmemektedir. Nitekim Anayasa’nın Başlangıçkısmında kuvvetler ayrımının “Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu” belirtilmektedir.
10. Bunedenle, yargı bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı ilkelerininegemen olduğu yargı alanında yargı mercilerinin ifa ettikleri görev veyetkilerin farklı olması, bunlar arasında bir astlık üstlükilişkisinin olduğu anlamına gelmez. Bu anlamda Anayasa, mahkemelerin görev veyetkilerini belirlerken “alt-üst” değil “derece mahkemesi”kavramını kullanmaktadır. Tam da bu nedenle Yargıtay ve Danıştayı düzenleyenAnayasa’nın 154. ve 155. maddeleri, bu mahkemelerin adlî ve idarî mahkemelerceverilen ve kanunun başka mercilere bırakmadığı karar ve hükümlerin son incelememercileri olduğunu, kanunla gösterilen belli davalara da “ilk ve son derecemahkemesi olarak” bakacaklarını belirtmiştir. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de Yüce Divan sıfatıyla, Anayasa’nın148. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen kişileringörevleriyle ilgili olarak yargılandıkları davalara ilk ve son derecemahkemesi olarak bakmaktadır.
11. Bu açıklamalarışığında itiraz konusu kurala bakıldığında, kuralın diğer yüksek mahkemelerleAnayasa Mahkemesinin aynı hukukî durumda olduğunu kabul eden gerekçesininisabetli olmadığı görülse de kanun koyucunun isabetli olmayan bir “gerekçe”ile kural ihdas etmesi, kuralı otomatik olarak ve tek başına Anayasa’ya aykırıhâle getirmez. Zira en genel anlamda kamu hizmeti gören kişilerin aylıklarınınbelirlenmesinde kanun koyucunun anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla genişbir takdir yetkisi bulunmaktadır.
12. Diğertaraftan, iptali istenen kuralla yüksek mahkemelerin başkan ve üyeleriyle buyüksek mahkemelere seçilme yeterliğine sahip birinci sınıf hâkim ve savcılararasında bir fark oluşturulmuştur. Çoğunluk yüksek mahkemelerin başkan veüyeleriyle birinci sınıf hâkim ve savcıların eşitlik karşılaştırmasına müsaitşekilde “benzer” olduklarını ve ortaya çıkan farkın ölçülüolmadığını belirterek kuralın hukuk devleti ilkesi ile mülkiyet hakkıbağlamında eşitlik ilkesine aykırı olduğuna karar vermiştir (bkz. §§ 53-58).
13. AnayasaMahkemesi ile diğer yüksek mahkemeler arasındaki görev ve yetki farklılığı, bumahkemeler ile derece mahkemeleri arasında da geçerlidir. Başka bir ifadeyle,yüksek mahkeme üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılar aynı hukukî konumdadeğildir.
14. Çoğunluğunaksi yöndeki yaklaşımının Anayasa Mahkemesinin 2016/144esas sayılı kararıyla uyumlu olduğu söylenebilir. Bu kararda Mahkememizçoğunluğu, Yargıtay ve Danıştay üyeleriningörevlerine son vererek yeniden atanmayanların derece mahkemelerindegörevlendirilmelerini öngören yasal hükümlerin başta “hâkimlik teminatı”olmak üzere anayasal kural ve ilkelere aykırı olmadığına karar vermiştir (AYM,E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020).
15. Bu karara ilişkinolarak yazdığımız karşıoy gerekçesinde; Yargıtay ve Danıştay üyelerinin derecemahkemelerinde görev yapan hâkim ve savcıların sahip olduklarından çok dahagüçlü bir güvenceye sahip olmaları gerektiği, zira bu kurumların Anayasa’daözel olarak düzenlendikleri, bunların Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Seçim Kurulugibi birçok anayasal kurumun oluşumu ve işleyişi bakımından belirleyici roloynayan yüksek mahkemeler olduğu, bu itibarla yüksek yargı üyelerine dair yasaldüzenlemelerin, diğer hâkim ve savcılardan farklı olarak, bunların biranlamda “yüksek hâkimlik teminatı” diyebileceğimiz bir güvenceye sahipolduklarını dikkate alması gerektiği, teminatın “yüksek”liğinin biryandan söz konusu yargı mercilerinin diğer anayasal kurumlar üzerindekietkisinden, öte yandan da ifa edilen görevin niteliğinden kaynaklandığı ifadeedilmiştir (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, Karşıoy Gerekçesi, §§ 60-62).
16. Anılankarşıoyumuzda, ayrıca, dava konusu kanunun yürürlüğe girdiği dönemde yüksekmahkeme üyeleriyle derece mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin özlükhaklarının büyük ölçüde aynı ya da benzer olmasının bunların ileridefarklılaşmayacağı anlamına gelmediği belirtilmiş; Yargıtay ve Danıştayüyelerinin diğer hâkim ve savcılarla aynı hukukî durumda olmadıkları sonucunaulaşılmıştır (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, Karşıoy Gerekçesi, §§ 69-70).
17. İtiraza konu kuralyönünden de ulaşılan bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır. Yüksek mahkeme üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılarınhukukî durumları farklı olduğundan Anayasa’nın 10. maddesi bağlamındaaralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Bu nedenle kuralda eşitlikilkesine aykırılık söz konusu değildir. Aynı şekilde Yargıtay ve Danıştayüyelerine ödenecek ek tazminat miktarında esas alınan gösterge rakamınınyükseltilmesine dair itiraz konusu kuralın hukuk devletinin unsurlarından olan ölçülülükilkesine aykırı olduğu da söylenemez.
18. Açıklanangerekçelerle, kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığını düşündüğümden aksi yöndekiçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Başkan
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Ankara 25. İdare mahkemesi tarafından itiraz yoluylaiptal isteminin konusunu; 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu’nun 106. maddesinin altıncı fıkrasının (30/3/2023 tarihli ve 7447 sayılıKanun’un 3. maddesiyle değiştirilen) birinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 9.,10., 49. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline kararverilmesi talebi” oluşturmaktadır.
2. Mahkememiz çoğunluğu ilk incelemede 2902 sayılıKanunun 106. maddesinin talebe konu anılan 6. fıkrasının ilk cümlesininuygulanacak kural olduğuna ve esasının incelenmesine karar vermiştir. İtirazyoluna başvuran mahkemenin önündeki davanın içeriğinden de hareketle, incelenenaltıncı fıkra hükmündeki ek cümleden önce davacının Yargıtay üyesi seçilmeyeterliğine sahip olduğu ve aynı ek tazminatı almakta olduğu, bununla birlikte7447 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yapılan değişiklik sonucunda Yargıtay üyeleriile davacının ek tazminata ilişkin hakları arasında farklılığa neden olmasınınkazanılmış haklara ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyledeğişik altıncı fıkranın ilk cümlesinin tümüyle iptalini talep ettiğianlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesindeki davanın kapsamı, talep içeriği vemahkemenin iptal isteminin gerekçesi ile talep sonucu gözetildiğinde ilkincelemede ulaşılan karar doğrultusunda esas incelemesinin yapılması gerektiğiyönündeki karara iştirak ettim.
3. İptal isteminin esasına ilişkin incelemede iseMahkememiz çoğunluğunun gerekçesine ve kararına katılmadığımdan iptal istemininreddi gerektiği yönünde oy kullandım. Bu konudaki değerlendirmelerimi vegerekçelerimi yansıtan sayın Yusuf Şevki Hakyemez’in karşıoy gerekçesindekigörüşlerine iştirak ediyorum.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunun 24/2/1983 tarihli ve 2802sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 29/6/2006 tarihli ve 5536 sayılıKanun’un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 106. maddesine2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen altıncıfıkranın 30/3/2023 tarihli ve 7447 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilenbirinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırı olduğu içiniptali gerektiği şeklindeki kararınakatılmamaktayım.
2. Dava konusu cümle şu şekildedir: “Yargıtay BirinciBaşkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı,Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştayüyelerine (40.000); Adalet Bakanlığı Müsteşarı, birinci sınıf hâkim vesavcılar, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar ve diğer hâkim ve savcılara(15.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımısonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.”
3. Mahkememiz çoğunluğunca kural gereği ödenecek ektazminat yönünden Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile birinci sınıf hâkim vesavcıların karşılaştırılabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır (bkz. § 44). Ayrıcakuralın getiriliş gerekçesi bağlamında Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ektazminat oranının (25.000) puan artırılarak Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleriile eşit duruma getirilmesinin amaçlandığı değerlendirilmiştir (bkz. §§ 49- 51)Akabinde ise Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılarınek tazminat miktarında ortaya çıkarılan farklılığın mülkiyet hakkıylabağlantılı olarak eşitlik ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.Bu doğrultuda yapılan incelemede, birinci sınıf hakim ve savcılar aleyhineönemli ölçüde gelir farkı meydana getirilmesinin adli ve idari yargı sistemindeyer alan mahkemeler arasında yargı hizmetinin yerine getirilmesinde huzursuzlukve kırgınlığa neden olacak düzeyde ek tazminat farklılığı bağlamında malihaklar yönünden oluşturulan muamelenin makul ve orantılı olmadığı vedolayısıyla kuralın hukuk devleti ilkesi ile mülkiyet hakkı bağlamında eşitlikilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede kuralAnayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaledilmiştir.
4. Kararda ulaşılan Anayasa’ya aykırılık sonucunakatılmamaktayım. Bununla birlikte ilk olarak kuralın getiriliş gerekçesinde yerverilen “Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştaybaşkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay dairebaşkanları, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ek tazminat oranı (25.000) puanartırılarak, oran, Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile eşit durumagetirilmektedir.” şeklindeki açıklama dikkate alındığında gerçekleştirilenAnayasa’ya uygunluk denetiminde kuralın üzerine oturtulmaya çalışıldığı hukukitemelin ilgili Anayasa hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmesigerekmektedir.
5. Kuralla Yargıtay ve Danıştay üyelerinin maaşlarınınAnayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile eşit duruma getirilmesiamaçlanmaktadır. Bununla birlikte sahip oldukları yetkiler ve düzenlendikleriAnayasa hükümleri dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay veDanıştayın farklı anayasal konumlarda bulundukları öncelikle ifade edilmelidir.Bu husus aşağıda açıklanacaktır.
6. Ancak burada öncelikle bu farklı konumda bulunmanınhiçbir zaman Anayasa Mahkemesi ile diğer yüksek mahkemeler arasında bir astlık– üstlük ilişkisi bulunduğu anlamına gelmediği ifade edilmelidir. Yargıfonksiyonunun niteliği gereği hakimler Anayasa’nın 138. maddesinde ifade edildiğiüzere “Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre” kararvermek durumunda oldukları için tüm mahkemeler önlerindeki uyuşmazlıklarıtamamen yargı bağımsızlığının sağladığı güvenceyle çözmektedirler. Bu bakımdanyargı bağımsızlığı ilkesinin bir gereği olarak yargılama görevinin yerinegetirilmesinde hiyerarşik bir ilişkiden bahsedilmesi mümkün değildir.
7. Bunun içindir ki hiçbir yargı düzeni içerisinde ilkderece mahkemeleri ile istinaf mahkemeleri ve o yargı düzeninde bulunan yüksekmahkeme arasında yargılama görevini yerine getirirken bir astlık - üstlükilişkisi mevcut değildir. Her bir mahkeme önündeki uyuşmazlığı yürürlüktekikuralları esas alarak kendi hukuki anlayışı ile sonuçlandırmakla yükümlü olupbu süreçte bir hiyerarşik ilişkiden bahsedilemez. Bir yargı düzeni içerisindekiilk derece mahkemesi, istinaf mahkemesi ve temyiz mahkemesi arasındaki ilişkiyisadece verilen kararların hukukilik denetimi ile ilgili bir yargısal yetkikullanımı şeklinde görmek gerekmektedir. Dolayısıyla yargı düzeni içerisindekimahkemeler arasında var olan kademelenme yargısal denetimin niteliğindenkaynaklanmakta olup bu kademelenme idari teşkilatta karşımıza çıkan astlık -üstlük ilişkisi şeklinde tecelli etmemektedir.
8. Aynı tespiti, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay veDanıştay arasındaki ilişkide de yapmak gerekir. Zira her üç yüksek mahkeme dekendisine tanınan yetki alanı dahilinde yargısal denetim görevini ifaetmektedirler. Bu yönü ile de bu üç yüksek mahkeme arasında hiyerarşik anlamdabir astlık – üstlük ilişkisinden bahsedilemez.
9. Anayasal hükümlere bakıldığına Anayasa’nın “ÜçüncüBölümü” olan “Yargı” içinde “Yüksek Mahkemeler” başlığı altında AnayasaMahkemesi ile birlikte Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesine yer verildiğigörülmektedir. Anayasa’da bunların her birisi farklı nitelikli uyuşmazlıklarabakmakla yetkili ve kendi alanı içerisindeki uyuşmazlıkları çözme konusundaihtisaslaşmış birer yüksek mahkeme biçiminde yapılandırılmıştır.
10. Bununla birlikte Anayasa’daki düzenleme biçimlerineve sahip oldukları yetkilere bakıldığında Anayasa Mahkemesi ile diğer yüksekmahkemeler arasında esaslı farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklılıklarbu yüksek mahkemelerin Anayasal konumlarını belirlemede de önemli sonuçlar doğurmaktadır.
11. Zira Anayasa’da diğer üç yüksek mahkeme hakkındagörev, yetki ve oluşum ile ilgili hususlar sadece kendi maddelerinde (Yargıtay:madde 154; Danıştay: madde 155; Uyuşmazlık Mahkemesi: madde 158) ve oldukçayüzeysel biçimde düzenlenmişken, Anayasa Mahkemesi ile ilgili konular AnayasaMahkemesinin “Kuruluşu” (madde 146), “Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sonaermesi” (madde 147), “Görev ve yetkileri” (madde 148), “Çalışma ve yargılamausulü” (madde 149), “İptal davası” (madde 150), “Dava açma süresi” (madde 151),“Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” (madde 152) ve“Anayasa Mahkemesi kararları” (madde 153) başlıkları altında oldukça detaylıdüzenlemeler şeklinde belirlenmiş durumdadır.
12. Yine diğer yüksek mahkemelerden farklı olarak AnayasaMahkemesinin üyelerinin görev süreleri, üyeliğin sona ermesi, çalışma veyargılama usulü, dava açma süresi, kararlarının özellikleri ile ilgili hususlarilk elden Anayasa’da düzenlenmişken Yargıtay ve Danıştay ile ilgili Anayasa maddelerindebu yüksek mahkemeler için bu konulara ilişkin hiçbir düzenleme mevcut değildir.Birer yüksek mahkeme olarak Yargıtay ve Danıştayın sadece görev ve yetkileri veüyelerinin nasıl seçileceği Anayasa’nın 154. ve 155. maddelerinde çok genelbiçimde düzenlenmiştir. Oysa Anayasa Mahkemesinin, yukarıda sıralanan hususlaryanında, kuruluşu (madde 146) ve görev ve yetkileri (madde 148) de Anayasametninde oldukça detaylı bir biçimde kaleme alınmıştır.
13. Oluşumu, üyelerinin görev süresi, Mahkemenin görev veyetkileri, çalışma usulü ve kararlarının özelliklerinin Anayasa’da ayrıntılıbiçimde düzenlenmiş olmasının Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu görev veyetkilerle ve dolayısıyla siyasi sistem içerisindeki konumu ile doğrudan ilgiliolduğunu ifade etmek gerekir.
14. Zira Mahkemenin görevlerinden birisi olan kanunlarınve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’ya uygunluk denetimi görevisayesinde esasında devletin iki önemli erki olan yasama ve yürütme organınınçıkardığı iki temel hukuk normunun Anayasa’ya uygunluğunun denetimigerçekleştirilmektedir.
15. Bu yönü ile Anayasa Mahkemesi kanun veCumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki Anayasa’ya aykırılıkları iptal etmekle biranlamda bu kuralların yapım süreçlerine de “negatif” anlamda katılmaktadır. Demokratikhukuk devletindeki işlevi boyutuyla bakıldığında bu denetim sürecinde kurallarailişkin Anayasa’ya aykırılıkları ayıklamak şeklinde tecelli eden denetimyetkisi, Anayasa Mahkemesi hakkında Avrupa tipi anayasa yargısının kurucususayılan H. Kelsen’in klasik ifadesiyle “negatif kanun koyucu” nitelemesiyapılmasına zemin oluşturmaktadır1.
16. Öte yandan diğer yüksek mahkemelerden farklı olarakAnayasa Mahkemesi yargısal denetim görevini tamamen Anayasa hükümlerini ölçünorm alarak gerçekleştirmektedir. Esasında Anayasa Mahkemesi Anayasa’nınüstünlüğünü koruma şeklindeki özel bir görevle görevlendirilmiştir. Bununiçindir ki Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın üstünlüğünü yasama ve yürütmedüzeyinde etkili biçimde korumakla yetkili bir yargısal kurum olarak kabuledilmektedir.
17. Bu yönü ile bakıldığında Anayasa Mahkemesinin Anayasahükümlerinin anlam ve kapsamını ortaya koymadaki yorum yetkisi de bu Mahkeme’yihukuk düzeninde daha farklı bir konuma yerleştirmektedir. Zira AnayasaMahkemesi diğer yüksek mahkemelerden farklı olarak Anayasayı bağlayıcı biçimdeyorumlama yetkisini kullanmaktadır.
18. Ek olarak 2010 Anayasa değişikliği ile getirilenbireysel başvuru yolu (madde: 148/3) sonrasında Anayasa Mahkemesinin diğer yüksek mahkemelerindenetiminden geçerek kesinleşen kararları Anayasal hak ihlali iddialarıbağlamında denetleme yetkisine sahip olması da konumuz bağlamındakideğerlendirmede dikkate alınmalıdır. Bireysel başvurunun kabulü ile birlikteartık Anayasa Mahkemesi tüm mahkemelerin kararları üzerinde gerçekleştirdiğidenetim sayesinde Anayasa’nın üstünlüğünü yargı düzeyinde de sağlamakla görevlibir kurum halini almıştır.
19. Bilindiği üzere “yüksek mahkeme” kendisine tanınanyetki alanı içerisindeki konularda son sözü söyleme yetkisine sahiptir.Dolayısıyla niteliği gereği bir yüksek mahkeme kararına karşı o ülkede başkabir yargı kurumuna başvuru imkanı söz konusu olamaz. Bununla birlikte buyaklaşım bireysel başvurunun kabulü sonrasında zorunlu biçimde terkedilmekdurumunda kalınmıştır. Bireysel başvuru ile birlikte Anayasa Mahkemesi artıkYargıtay ve Danıştayın tüm kararlarını bireysel başvuru yetkisi kapsamındaAnayasal hak ihlali iddiaları boyutuyla inceleyebilme yetkisini kullanmaktadır.
20. Öte yandan Anayasa’nın 153. maddesinin amir hükmügereğince Anayasa Mahkemesi kararları yasama ve yürütme organları yanında tümyargı organlarını ve dolayısıyla yüksek mahkeme olarak Yargıtay ve Danıştayı dabağlamaktadır. Bu bağlayıcılık Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ile ilgilikararları için olduğu gibi bireysel başvuru neticesinde verdiği kararlar içinde geçerlidir 2.
21. Bireysel başvuru yolunun kabulü sonrasında ortayaçıkan Anayasal durumda Anayasa Mahkemesi ile diğer yüksek mahkemeler arasındakikonum önceki döneme nazaran daha belirgin biçimde farklılaşmıştır. Zira AnayasaMahkemesi bireysel başvuru incelemelerinde, diğer yüksek mahkemeler üzerindebir süper temyiz mercii olmamakla3ve kanun yolu denetimi yapmamakla birlikte Anayasa’nın üstünlüğünü bireyselbaşvuruya konu somut olaydaki hak ihlali iddiası bağlamında karar verme yetkisişeklinde kullanıyor olduğundan4sonuçta Yargıtay ve Danıştayın denetiminden geçerek kesinleşen yargıkararlarını Anayasal hak denetime tabi tutmaktadır.
22. Anayasa Mahkemesinin görevlerinden bir diğeri olanYüce Divan sıfatı ile gerçekleştirdiği ceza yargılamalarında görevleri ileilgili işledikleri iddia olunan suçlarda Yargıtay ve Danıştay Başkan veüyelerini yargılama yetkisine sahip olması da konumuz bağlamında dikkatealınması gereken bir diğer husustur (madde: 148/6).
23. Yine burada diğer mahkemelerle Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi kararının esas alınacağınadair kural da bu bağlamda göz önünde bulundurulmalıdır (madde: 158/3).
24. Yukarıda yer verilen Anayasa kurallarında dagörüldüğü üzere Anayasa Koyucunun yargı erki içerisinde Anayasa Mahkemesineyönelik bu yaklaşımı, devletin yasama ve yürütme erklerini oluşturan TürkiyeBüyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı gibi Anayasa Mahkemesini de bir“anayasal organ” şeklinde öngördüğünü ortaya koymaktadır. Bunun içindir kiTürkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı gibi bir anayasal organolmasından hareketle Anayasa Mahkemesinin oluşumu, görev ve yetkileri, sahipolduğu güvenceler ve çalışma usulü Anayasa’da oldukça detaylı biçimdedüzenlenmiştir.
25. Nitekim doktrinde de Anayasa Mahkemesinin yargıorganının bir parçası ve yüksek mahkeme niteliği taşımakla birlikte bir diğerözelliği olarak bir “anayasal organ” olduğuna özellikle vurgu yapılmakta5olup fonksiyonunun mahiyetinin Mahkemeye yargı içerisinde özel ve öncelikli birmevki verdiği ifade edilmektedir>6.Avrupa doktrininde de Anayasa Mahkemelerini herhangi bir yüksek mahkeme değil,bir anayasal organ olarak görme eğilimi mevcut olup7, bu bağlamdasomut örnek olarak Federal Alman Anayasa Mahkemesinin aynı zamanda anayasalorgan olduğu çok net biçimde ifade edilmektedir8.
26. Anayasa Mahkemesinin anayasal organ olabilmesi içinsadece Anayasa’da zikredilmesi yeterli değildir. Mahkemenin bir anayasal organolarak kabul edilebilmesi için statüsü ve önemli yetkilerinin de Anayasa’dadüzenlenmiş olması gerekir9.Yine bir anayasal organ olmanın iki önemli sonucu olarak diğer anayasalorganlar gibi Anayasa Mahkemesi de kendi içtüzüğünü çıkarma yetkisine sahiptirve diğer anayasal organlardan daha alt bir konumda olmadığı gibi örgütlenmebakımından anayasal organlardan bağımsız konumdadır10.
27. İşte bu nedenledir ki bir anayasal organ olmasınedeniyle Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, görev, yetki ve işleyişinin doğrudanAnayasa tarafından ve ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olmasının bir sebebivardır. Anayasa’nın kendisine verdiği görev ve yetkilerin bir gereği olarakyasama organını denetleyen Anayasa Mahkemesinin kuruluş ve işleyişinin yasamaorganının takdirine bırakılmamasıyla anayasa yargısının anlamının zayıflamasıönlenmiştir11.
28. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin statüsü,görev ve yetkileri, denetim yolları ve kapsamı, kararlarının özellikleri veçalışma ve yargılama usullerinin Anayasa’da detaylı biçimde belirlenmiş olmasınedeniyle bu konularda ayrıntı ile ilgili kanun koyucuya sadece sınırlı birdüzenleme yetkisi tanınmış olduğu görülmektedir. Bu durumun yukarıda da ifadeedilmeye çalışıldığı üzere Anayasa Mahkemesinin yasama organını denetlemesindenkaynaklandığı açıktır. Zira denetleyen organın hukuki statüsü ile görev veyetkilerini belirleme yetkisinin denetlenen organa bırakılması mümkün olamaz12.
29. Bunun içindir ki Anayasa Mahkemesinin kuruluşu veyargılama usullerini düzenleyen 6216 sayılı Kanun önemli ölçüde Anayasatarafından getirilen ayrıntılı Anayasal hükümleri açıklayıp tekrar etmektedir.Bu durum diğer yüksek mahkemelere kıyasla Anayasa Mahkemesinin konumu açısındanoldukça önemli bir anayasal güvence olarak görülmektedir13. AnayasaMahkemesinin oluşumu, görev ve yetkileri ve çalışma usulü ve benzeri konularınayrıntılı biçimde Anayasa’da düzenlenmesi nedeniyle yapısında veya görevlerindebir değişiklik yapılabilmesi ancak bu konudaki bir Anayasa değişikliği ilemümkün hale gelebilecektir14.
30. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesinin çalışmaesaslarını kendi yapacağı İçtüzükle belirlemesi yetkisinden hareketle (Anayasa,madde 149/5) Mahkemenin sahip olduğu bu geniş yöntemsel bağımsızlığın varlığıAnayasa Mahkemesini diğer yüksek mahkemelerden çok daha güvenceli bir konumaoturtmaktadır15.Anayasa Mahkemesi sahip olduğu İçtüzük çıkarma yetkisi sayesinde bir diğeranayasal organ olan Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi tek başına kendi çalışmaesaslarını belirleyebilmektedir. Anayasa Mahkemesiyle ilgili düzenlemelerinbüyük bir kısmının Anayasa hükümleri ile diğer kısmının da Mahkemenin kendiyaptığı İçtüzükle belirlenmesi Mahkemenin yasama organına karşı bağımsızlığınıkorumayı hedeflemektedir16.
31. Burada önemle vurgulamak gerekir ki AnayasaMahkemesinin siyasi sistem içerisindeki bu farklı konumu Anayasa’nınüstünlüğünü ve temel hak ve özgürlükleri koruma biçimindeki görevinin birgereği olarak görülmelidir. Yukarıda da ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinorm denetimi ve bireysel başvuruları inceleme görevini ifa ederken aynızamanda Anayasa’yı bağlayıcı biçimde yorumlama tekeline sahip bir organkonumundadır17.Ancak Mahkemenin Anayasa hükümlerini yorumlama konusundaki bu farklı konumugerçekleştirdiği denetimdeki sorumluluğunu da o ölçüde artırmaktadır18.
32. Özellikle 2010 Anayasa değişiklikleri ile hukukumuzagiren bireysel başvuru yolundaki ikincillik ilkesinin bir gereği olarakAnayasa’nın üstünlüğünü sağlama ve dolayısıyla temel hak ve özgürlükleri korumanoktasında yargı içerisindeki tüm mahkemelerin olduğu gibi yüksek mahkemeolarak Yargıtay ve Danıştayın da anayasal yorum yaparak önlerindekiuyuşmazlıkları hak ihlallerine sebebiyet vermeyecek bir yaklaşımlasonuçlandırma görevi bulunmaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesiningerçekleştirdiği yoruma bağlı olarak temel hak ve özgürlükler konusunda verdiğikararın Anayasa’nın 153. maddesi gereği diğer yüksek mahkemeler açısından dabağlayıcı olduğu dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin yargı içerisindeki bufarklı konumunun bireysel başvurunun kabulü ile birlikte daha belirgin bir halalmış olduğu görülmektedir19.
33. Yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığındaAnayasa Mahkemesi ile diğer yüksek mahkemeler arasında eşitlik karşılaştırmasıyapmak ve buradan hareketle Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ek tazminatmiktarlarını Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile eşitlemek Anayasa’nın açıkhükümlerinden de fark edileceği üzere Anayasa Mahkemesinin diğer iki yüksekmahkemeden farklı konuma sahip olması nedeniyle sorunludur. Zira her ne kadaryüksek mahkemeler arasında sayılmış olmasına rağmen Anayasa metnindekidüzenleniş biçimi ve sahip olduğu görev ve yetkileri Anayasa Mahkemesini bir“anayasal organ” olma niteliğiyle Anayasal düzeyde diğer yüksek mahkemelerden ayırmaktadır.
34. Bununla birlikte kuralın getiriliş gerekçesi bağlamındabu biçimdeki eşitleme amacı hukuken sorunlu ise de bu durum tek başına davakonusu kuralı Anayasa’ya aykırı hale getirmemektedir. Zira dava konusu Kanunhükmünde Anayasa Mahkemesinin diğer yüksek mahkemeler karşısında sahip olduğubu farklı konumunu belirleyen Anayasa hükümleri ile çelişen bir hususbulunmamaktadır.
35. Dolayısıyla bu aşamadan sonra artık Mahkememizçoğunluk kararındaki yöntemi takiple iptali talep edilen kuralın mülkiyet hakkıile bağlantılı biçimde eşitlik ilkesine uygun olup olmadığının ortaya konulmasıgerekir.
36. Her ne kadar çoğunluk kararında birinci sınıf hâkim ve savcılık derecesi ile Yargıtay veDanıştay üyeliğinin karşılaştırılabilir durumda oldukları sonucuna ulaşılmışise de bu görüşe katılmak mümkün değildir.
37. Çoğunluk kararında kimi kanuni düzenlemelerdenhareketle (bkz.: §§ 38-42) yapılan incelemeye dayalı olarak birinci sınıf hâkimve savcılık derecesi ile Yargıtay ve Danıştay üyeliğinin benzer durumdaoldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Oysa bu biçimdeki bir yaklaşım Anayasa’yauygunluk denetimi yönü ile fevkalade sorunludur. Burada dava konusu kuralınAnayasa’ya uygunluk denetiminde ölçüt alınması gereken kurallar Anayasahükümleri olmak durumundadır.
38. Nitekim Mahkememizin önceki bir kararındaki çoğunlukgörüşüne yazdığım karşıoy gerekçesinde benzer konudaki kanaatimi ifade ederek odosyadaki dava konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali gerektiğikanaatinde olduğumu belirtmiştim (Bkz.: “E.2016/144, K.2020/75,K.T.:10/12/2020” künyeli karardaki karşıoyum, §§ 32-43). Bahse konu karşıoygörüşümdeki argümanlardan hareketle bu dosyadaki kurala ilişkin şudeğerlendirmeyi yapmaktayım.
39. Birinci sınıf hakimler ve savcılar ile Yargıtay veDanıştay üyesi yüksek hakimler arasında karşılaştırma yapılırken esas alınmasıgereken hükümler Anayasa’nın 139., 140., 154. ve 155. maddeleridir. Bumaddelerdeki düzenlemelere bakıldığında tüm hakimler ve savcılar içinAnayasa’nın 139. ve 140. maddelerindeki teminatların geçerli olduğu konusundakuşku bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay ve Danıştay üyelerinin Yargıtay veDanıştayın düzenlendiği Anayasa’nın 154. ve 155. maddelerinden kaynaklananbaşka bazı teminatları olduğu da aşikardır. Aksi bir durum Anayasa’nın 154. ve155. maddelerinin sözü ve ruhu ile bağdaşmamaktadır.
40. Anayasa’nın 139. ve 140. maddelerinde hakim vesavcılar için öngörülen güvenceler yanında Yargıtay ve Danıştay üyeleri içinayrıca “yüksek hakimlik teminatı” olarak ifade edilebilecek niteliktegüvencelere yer verilmekte olduğunu Yargıtay ve Danıştay’ın düzenlendiğiAnayasa’nın 154. ve 155. maddelerinin son fıkralarında yer verilen Yargıtay veDanıştay’ın “kuruluşu, işleyişi, (…) üyeleri(nin) (…) nitelikleri ve seçimusulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenlenir” hükümlerinden hareketle kabul etmek gerekmektedir.
41. Zira “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlikteminatı esaslarına göre kanunla” düzenlenmesi gereğine yapılan vurgunun Anayasa’dabirer temyiz mahkemesi olarak öngörülen Yargıtay ve Danıştay’ın düzenlendiği154. ve 155. maddelerde yer almasının bu iki yüksek mahkeme üyeliği içinelbette özel bir anlamı ve değeri bulunmaktadır. Bunun içindir ki günümüzdekanun koyucu Anayasa’nın bu iki hükmüne dayanarak Yargıtay ve Danıştay üyeleriiçin ilk derece ve istinaf mahkemelerindeki hakim ve savcılardan farklı olarakbaşka birtakım teminatlara da yer vermektedir.
42. Nitekim bu iki kuraldaki bahse konu yüksek hakimlikteminatının gereği olarak gerek özlük hakları ve gerekse haklarındaki disiplinsoruşturması ve ceza kovuşturması boyutuyla Yargıtay ve Danıştay üyeleri içinKanun’da diğer hakimler ve savcılardan farklı düzenlemeler yer almaktadır. Buda göstermektedir ki Anayasa’da Yargıtay ve Danıştay üyeleri diğer hakim vesavcılardan daha farklı ve özel bir hakimlik teminatı ile donatılmış olup bununAnayasal dayanakları da Anayasa’nın 154. ve 155. maddeleridir.
43. Dolayısıyla Anayasa’daki düzenlemeler ve bunlarınyorumu dikkate alındığında çoğunluk kararında ifade edilen biçimde birincisınıf hâkim ve savcılar ile Yargıtay ve Danıştay üyelerinin karşılaştırılabiliroldukları görüşüne katılmamaktayım.
44. Bir an için bu biçimde karşılaştırma yapılacakkonumda oldukları kabul edilse dahi kanun koyucunun Yargıtay ve Danıştayüyelerinin ek tazminat miktarlarını farklı düzenlemesinde de Anayasa’nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir durum olmadığını, ücret ve malihaklara ilişkin kuralların fahiş bir farklı durum doğurmadığı sürece orantısızolduğundan bahsedilemeyeceğini ve dava konusu kuraldaki miktarlar dahilindekibir düzenlemenin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığını ifadeetmek gerekir.
45. Zira Anayasa uygunluk denetimi bağlamında somutkuralın ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken Yargıtay ve Danıştay üyeleriiçin öngörülen ek tazminat miktarı ile birinci sınıf hakim ve savcıların ektazminat miktarı arasında ölçüsüz bir durumun ortaya çıktığını söyleyebilmeninzor olduğu kanaatindeyim. Ücret ve mali haklarla ilgili gerçekleştirilenAnayasa’ya uygunluk denetiminde yasama organının sahip olduğu takdir yetkisiancak açık bir ölçüsüzlük sonucu ortaya çıkarması durumunda Anayasa’ya aykırıolabilir.
46. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerle itiraz konusu cümleninAnayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırı olmadığı için iptal istemininreddi gerektiği kanaatinde olduğumdan Mahkeme çoğunluğunun aksi yöndekikararına katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Kısmi Karşı Oy - Farklı Gerekçe
1. İtiraz incelmesine konu edilen dosyada 2802 sayılıKanunun 106. maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinin iptali talep edilmiştir.Bu cümle içerisinde iki grup yargı çalışanının ek gösterge rakamları tanzimedilmekte olup, birinci grupta yüksek mahkeme başkanları, başsavcıları, başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, ikinci grupta ise Adalet BakanlığıMüsteşarı, birinci sınıf hakim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmış hakim vesavcılar ile diğer hakim ve savcılara ilişkin ek gösterge rakamı düzenlemesiyapılmaktadır.
2. Söz konusu iki gruptan ilkine 40.000 ikincisine ise15.000 ek gösterge rakamının uygulanması hüküm altına alınmıştır.
3. Somut norm denetimine konu edilen olayda birinci sınıfhâkim statüsünde bulunan davacı kendisine 15.000 değil 40.000 ek göstergerakamının uygulanmasını talep etmektedir.
4. Mevcut düzenlemede kişinin maaşının hesaplanmasısırasında uygulanan ek gösterge rakamı 15.000 olup, davacının kendisineuygulanmasını istediği 40.000 rakamının somut olaya tatbik imkânıbulunmamaktadır. Kuralın bu kısmı olaya uygulanacak kural niteliğinde değildir.Bu noktada kişinin iradesinin bir önemi de yoktur. Kişinin sübjektifdeğerlendirmesi normu uygulanacak kural haline getiremez. Kaldı ki kişiye40.000 rakamı uygulanacak kural olsaydı böyle bir davanın açılmasına gerekkalmayacaktı. 40.000 rakamı ancak norm içerisinde 15.000 düzenlemesininbulunmaması halinde talebin reddine ilişkin uygulanacak kural halinegelebilirdi ki mevcut durumda böyle bir hal de söz konusu değildir.
5. Bu nedenle incelemenin 106. maddenin altıncıfıkrasının birinci cümlesinde yer alan 15.000 rakamı ile ilgili ve davacınınhali hazırda sahip olduğu statü gözetilerek “birinci sınıf hakim ve savcılar”ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekirken incelemenin tüm cümle üzerindenyapılmasına iştirak mümkün değildir.
6. Çoğunluğun kabul ettiği yöntem üzerinden yapılanincelemede yüksek mahkemeler arasında bir özlük hakları kıyaslaması gündemegelmektedir. Yüksek mahkeme vasfına sahip olunması eşit yaklaşım sergilenmesiaçısından doğal bir hukuki gerekçe oluşturmakla birlikte kanun koyucunun bukonuda takdir hakkının bulunduğu, gerek görmesi halinde kamu yararı gözetilerekbu konuda eşit bir yaklaşım sergileyebileceği gibi farklılaşmalara dagidebilir. Somut norm denetiminin mahiyeti ve dosya muhtevasına göre bu konununburada tartışılması da mümkün gözükmemektedir.
7. Diğer taraftan yüksek mahkemelerde görev yapanlar ileilk derece ve istinafta görev yapanlar açısından bir farklılaştırmaya gidipgitmemek de kanun koyucunun takdirindedir. Uzun yıllar maaş ödemelerinde eşithaklara sahip olunmasının kazanılmış hak oluşturması da kamu hukuku prensipleriaçısından mümkün değildir.
8. Ancak yüksek yargı mensupları ve diğer birinci sınıfhakim ve savılar arasında eşit maaş uygulamasını kabul eden 7/5/1992 tarih ve3798 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonraki süreçte yapılan yasal değişiklikleriile yüksek yargı üyelerine süre kısıtlaması getirilmiş 12 yıllık görevsürelerinden sonra yüksek yargı mensuplarının sınıf ve derecelerine uygungörevlere atanmaları kararlaştırılmıştır. (2797 sayılı Yargıtay Kanununun29/2,3,4. maddesi)
9. Yine bu süre zarfında istinaf uygulaması hayatageçirilmek suretiyle yüksek yargı mensuplarının özlük haklarını muhafaza etmeksuretiyle diğer birinci sınıf hakim ve savcılarla birlikte istinafmahkemelerinde görev yapmalarının önü açılmıştır. (5235 sayılı Kanunun 45.maddesi)
10. 2797 sayılı Kanunun Geçici 15. maddesiyle de birkereye mahsus olmak üzere Yargıtay üyelikleri sona erdirilerek yenidenseçilmeyenlerin sınıf ve derecelerine uygun bir göreve atanmalarıdüzenlenmiştir.
11. Özellikle ilk iki düzenlemeyle, iki grup arasındakigeçişkenlik ve görev yapma yakınlıklarını artırılmıştır.
12. Dahası yüksek mahkeme üyeliklerinin sonaerdirilmesiyle ilgili düzenlemede her iki grubun özlük haklarının aynı olmasıkanun koyucu tarafından gözetilmiş, Anayasa Mahkemesi de bu durumu normunAnayasaya uygunluğunun önemli bir gerekçesi yapmıştır. (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, 196, 197)
13. İtiraz talebine konu edilen düzenleme Anayasanın 139.maddesinde düzenlenen hakim ve savcı teminatı kapsamında görev yapılan yeregöre bir farklılık oluşturmaktadır. Bu bağlamda istinaf mahkemelerinde görevyapanların durumu ile birinci sınıf hakim ve savcılar açısından kıdeme görekademelendirme imkanı gözetilmemiştir. Diğer yandan yüksek yargı mensuplarınıngörev sürelerinin sonunda tekrar birinci sınıf görevlere dönecekleri dikkatealındığında oluşturulacak farkın makul düzeyde tutulması gerektiğinidüşündüğümüzden kuralın ölçülülük açısından Anayasaya aykırılık oluşturduğunudeğerlendirmekteyiz.
14. Sayılan bu gerekçelerle 2802 sayılı Kanunun 106.maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan 15.000 ek göstergerakamının “birinci sınıf hakim ve savcılar” yönünden iptal edilmesigerekmektedir. Kuralın yüksek yargı mensuplarıyla ilgili kısmının, mevcutdeğerlendirmeler çerçevesinde, iptali mümkün olmadığından çoğunluğun bu yöndekikararına iştirak edilmemiştir.
Üye
Basri BAĞCI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- 24/02/1983 tarihli 2802 sayılı Hakimler ve SavcılarKanunu’nun 29/06/2006 tarih ve 5536 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle başlığıylabirlikte değiştirilen 106. maddesine 02/12/2014 tarih ve 6572 sayılı Kanun’un29. maddesiyle eklenen 6. fıkranın 30/03/2023 tarihli 7447 sayılı Kanun’un 3.maddesiyle değiştirilen 1. cümlesinin Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerineaykırı olduğu gerekçesiyle mahkeme çoğunluğu tarafından iptaline kararverilmiştir.
2- İptaline karar verilen dava konusu kural şöyledir: “YargıtayBirinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, DanıştayBaşsavcısı, Danıştay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları,Yargıtay ve Danıştay üyelerine (40000); Adalet Bakanlığı Müsteşarı, birincisınıf hakim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmış hakim ev savcılar ve değerhakim ve savcılara (15000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.”
3- Çoğunluk görüşünde ek tazminat ödemesi yönünden Yargıtayve Danıştay üyeleri ile birinci sınıf hakim ve savcıların ek tazminatmiktarında ortaya çıkan farklılığın hukuk devleti ilkesi ve mülkiyet hakkıylabağlantılı olarak eşitlik ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği belirtilmiş,birinci sınıf hâkim ve savcılık derecesi ile Yargıtay ve Danıştay üyeliğininkarşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları sonucunaulaşılmış, kuralın gerekçesinde yer alan Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ektazminat oranının Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ile eşit duruma getirilmeamacı objektif ve makul bir neden olarak kabul edilmese de yüksek yargı üyeleriile birinci sınıf hakim ve savcıların görev ve yetki farklılıkları objektif vemakul sebep olarak kabul edilmiş, buna karşılık yüksek yargı üyelerine kıyaslabirinci sınıf hakim ve savcılar aleyhine önemli ölçüde gelir farkı meydanagetirilmesinin adli ve idari yargı sisteminde yer alan mahkemeler arasındaçalışma barışını bozacak nitelikte olduğu ve farklı muamelenin ölçülü olmadığı,bu sebeple de kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırı olduğugerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
4- Anayasa’nın, Yargıtay başlığı altında düzenlenen 154.maddesi ve Danıştay başlığı altında düzenlenen 155. maddesi ile Danıştay veYargıtay üyelerinin yüksek hakim statüsünde oldukları, birinci sınıf hakim vesavcılarla karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumlardaolmadıkları, ilk derece mahkemeleri ve yüksek mahkemelerden oluşan yargısalsistem içerisinde yüksek hakimlerin icra ettiği fonksiyon göz önündebulundurulduğunda, Yargıtay ve Danıştay üyeliği sıfatına sahip hakimlerinanayasal açıdan görev yaptıkları yargı kolunun en üstünde yer alan yüksek yargıorganlarında karar verme fonksiyonu icra ettikleri tartışmadan uzak olup yüksekhakimler (Yargıtay ve Danıştay üyeleri) ile birinci sınıf hâkim ve savcılararasında görevden kaynaklanan statü farklılığı olduğu açıktır. Mevzuatta ödemekalemlerinin bazılarının -dava konusu kuralda yer alan ek tazminat dışında-yüksek yargı üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılar yönünden aynıkıstaslar esas alınarak belirlenmesi maaşların hesaplanmasında dikkate alınacakteknik bir konudan ibaret olup ödemenin aynı ya da farklı kıstaslara göre hesaplanmasıkanun koyucunun takdiri kapsamında kalmaktadır. Ödemenin hesabında aynıkıstaslara dayanılması bu gurupların karşılaştırılabilir olduklarını göstermez.Dolayısıyla yüksek yargı üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılarkarşılaştırılabilir grup olmadığından yasa koyucunun takdir yetkisinikullanarak yüksek hakimlere daha fazla ek tazminat verilmesi eşitlik ilkesinizedelememekte olup kuralın Anayasa’nın 10. maddesine aykırı bir yönübulunmamaktadır.
5- Kaldı ki yüksek yargı üyelerinin icra ettiği yargısalfonksiyon göz önünde bulundurulduğunda birinci sınıf hakimler ile aralarındamali haklar yönünden fark oluşturmasının -çoğunluk görüşünde de kabul edildiğiüzere- objektif ve makul bir temele dayandığı anlaşılmaktadır.
6- Ayrıca ölçülülük bağlamında oluşturulan farklılığınyüksek yargı üyeleri ile birinci sınıf hâkim ve savcılara yapılan tüm ödemeleriçindeki oransal durumu dikkate alındığında ölçülü olmadığı da söylenemez.
Açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
İrfan FİDAN