ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/110
Karar Sayısı : 2024/35
Karar Tarihi : 1/2/2024
R.G.Tarih-Sayı : 5/6/2024-32567
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 19/10/2005tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin 14/10/2021 tarihlive 7338 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile ibare değişiklikleri yapılan altıncıfıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Alacak davasında davacının yaptığı işlemlerin ve bununla ilgili olarakdüzenlenen kâğıtların her türlü harçtan istisna tutulmasını öngören kuralınAnayasa’ya aykırılığı iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 143. maddesinin itiraz konusu altıncı fıkrasışöyledir:
“Bu Kanun kapsamında kurulanvarlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların YenidenYapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun buKanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarıncaKurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetimşirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar,(…) 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damgavergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, (…) kaynakkullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı RekabetinKorunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisnadır.”
II. İLK İNCELEME
1. AnayasaMahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, KadirÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/7/2023 tarihinde yapılanilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılıkiddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptali içinAnayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
3. Başvuru kararında 5411 sayılı Kanun’un 143. maddesininaltıncı fıkrasının iptali talep edilmiştir. Anılan fıkra bu Kanun kapsamındakurulan varlık yönetim şirketlerinin yanı sıra 30/1/2002 tarihli ve 4743 sayılıMalî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan 3.maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun(Kurul) çıkardığı yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerininyaptıkları işlemlerin ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtların 1/7/1964tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden,2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan,kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 7/12/1994tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 39. maddesihükmünden istisna tutulmasını öngörmektedir.
4. Başvuran Mahkemede görülmekte olan alacak davasında davacıvarlık yönetim şirketinin kendisi adına tahakkuk ettirilen harçtan istisnatutulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla itiraz konusu fıkranın “…ile 4743sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncümaddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelikkapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin…” bölümü ile “…488sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden,…” ibaresininve “…kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden…” bölümününbakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu ibarelere ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
5. Anayasa’nın “Anayasayaaykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinindördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği redkararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanunhükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.”denilmiştir.
6. 6216 sayılıKanun’un “Başvuruya engel durumlar” başlığını taşıyan 41. maddesinin (1)numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği retkararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanunhükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüneyer verilmiştir.
7. 5411 sayılı Kanun’un 143. maddesinin itiraz konusualtıncı fıkrasına yönelik olarak daha önce de Anayasa Mahkemesine iptalbaşvurusunda bulunulmuştur. Mahkemenin 10/9/2020 tarihli ve E.2019/55,K.2020/44 sayılı kararıyla fıkranın “Bu Kanunkapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri … yaptıkları işlemler ve bununlailgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzerekuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince … 492 sayılı HarçlarKanununa göre ödenecek harçlardan, ... istisnadır.” bölümü, “BuKanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri…” ibaresi yönünden incelenerekiptal istemi esastan reddedilmiş, bu karar 27/10/2020 tarihli ve 31287sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan kararda 5411 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerininyaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtların kuruluşişlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yılsüresince 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlardan muaf tutulması Anayasa’yaaykırı görülmemiştir.
8. 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Vergi Usul Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 58. maddesi ile 5411sayılı Kanun’un 143. maddesinin altıncı fıkrasında ibare değişiklikleri yapılmış,bu kapsamda “kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılıve bunu izleyen beş yıl süresince” ibaresi fıkradan çıkarılmıştır.Böylelikle 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlara ilişkin muafiyetin süresizhâle gelmesi nedeniyle kuralda değişiklik yapıldığının kabulü gerekmiştir. Busebeple itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen onyıllık başvuru yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
9. Açıklanan nedenlerle 19/10/2005tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin 14/10/2021 tarihlive 7338 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile ibare değişiklikleri yapılan altıncıfıkrasının;
A. 1. “…ile4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve BazıKanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğuyönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin…” bölümünün,
2. “…488 sayılıDamga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden,…” ibaresinin,
3. “…kaynakkullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı RekabetinKorunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden…” bölümünün,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölümlere ve ibareye ilişkinbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Kalan kısmınınesasının incelenmesine,
13/7/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
III. ESASIN İNCELENMESİ
10. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
11. İtiraz konusu kuralın “BuKanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri … yaptıkları işlemler vebununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, … istisnadır.” bölümü sadece 492sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlardan değil 488sayılı Kanun’a göre ödenecek damga vergisinden, kaynak kullanımını desteklemefonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Kanun’un 39. maddesi hükmündenistisna tutulma bakımından da ortak kural niteliğindedir.
12. Bakılmakta olan davada uygulananistisna ise 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlara ilişkindir. Bu itibarlakuralın esasına ilişkin incelemenin “…492 sayılı Harçlar Kanununa göreödenecek harçlardan, …” ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
B. Genel Açıklama
13. 2000-2001 yıllarında bankacılık sektöründe yaşanankriz sebebiyle ekonomik yapıda ortaya çıkan zararın giderilmesi ve buna bağlısorunların çözümü ihtiyacı yeniden yapılandırma programlarını ve bu kapsamda birtakımyasal düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede varlık yönetimşirketleri de Türk hukukunda ilk olarak 2002 yılında 4743 sayılı Kanun’un 3.maddesinin yedinci fıkrasıyla hükme bağlanmıştır. Anılan fıkra ise 2005 yılında5411 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmış, ancak varlık yönetim şirketleri,söz konusu Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 143. maddesiyle yenidendüzenlenmiştir.
14. Kanun’un 143. maddesinin birinci fıkrasının ilkcümlesinde bankalar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (Fon) dâhildiğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması,tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla, kuruluş ve faaliyetesasları Kurul tarafından belirlenen varlık yönetim şirketlerinin dekurulabileceği öngörülerek varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konularıbelirlenmiştir.
15. Varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konusunuoluşturan alacaklar ve varlıklar; bankaların, Fonun ve ana faaliyet konularıpara ve sermaye piyasaları olan ve bu konulardaki özel kanunlara göre izin veruhsat ile faaliyet gösteren kurumlardan finansal kiralama şirketleri,faktoring şirketleri, finansman şirketleri ve varlık yönetim şirketleri gibifinansman sağlama veya ödünç para verme işleriyle iştigal eden tüzel kişilerolarak tanımlanmış olan diğer mali kurumların alacakları ve varlıkları ilesınırlandırılmıştır. Söz konusu alacak ve varlıklar ise öğretide de kabuledildiği üzere en genel tanımıyla borçlunun borcunu vadesinde ifa etmemesi gibisebeplerle sorunlu olarak nitelenen alacaklar ile çeşitli sebeplerledeğer kaybına uğradığı için sorunlu olarak nitelenen varlıklardır.
16. Varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konusu kanunile düzenlenmiş olup bu faaliyet konusu bankaların, Fonun ve diğer mali kurumlarınsorunlu varlık ve sorunlu alacaklarının yönetimi olarak belirlenmiştir.Böylelikle özellikle bankaların sorunlu alacakları ile sorunlu varlıklarının bukonuda uzman şirketler tarafından yönetiminin sağlanmasıyla bankacılıksektöründe yaşanabilecek olası krizlerin ve bunun ekonomiye olumsuz etkilerininönlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır (AYM, E.2019/55, K.2020/44, 10/9/2020,§§ 8-11).
C. İtirazın Gerekçesi
17. Başvuru kararında özetle; varlık yönetim şirketlerinebeş yıl süre ile tanınmış olan harç muafiyetinin sınırsız hâle getirilmesininbu şirketlere imtiyaz tanınması anlamına geldiği, bu durumun kanun önündeeşitlik ilkesine aykırı olduğu, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmadığıbelirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
18. İtiraz konusu kural, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerin vebunlarla ilgili olarak düzenledikleri kâğıtların 492 sayılı Kanun’a göreödenecek harçlardan istisna tutulduğunu hükme bağlamaktadır.
19. Harç, kamu kurum ve kuruluşlarınınsundukları hizmetlerden yararlananlardan bu yararlanmaları karşılığı alınanbedeldir. Bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumununsunduğu hizmetlerden yararlanması, kişilere kamu eliyle özel bir yararsağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekir.
20. Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veyakaldırılır.” hükmüyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Vergininkanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek tedbirlerinkanunda yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkindüzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ileyapılmasını zorunlu kılmaktadır. Verginin kanuniliği ilkesi vergilendirmeyeilişkin istisna ve muafiyetleri de kapsamaktadır. Vergilendirmede genel kural,kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanunkoyucu kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişilerivergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden devazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde sosyal,ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimlertanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur (AYM, E.2016/1,K.2017/81, 29/03/2017, § 5).
21. Varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerdenve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlardan 492 sayılı Kanun’a göre harçödenmemesini öngören kuraldaki konunun unsurlarının, kapsamının ve süresininyeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde kuralda kanunilikilkesine bir aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
22. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir … Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz … Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz … Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiylekanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
23. Anayasa’nın anılanmaddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynıolanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliköngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumdaki kişilerin kanunlarkarşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdaki kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağıanlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar içindeğişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı,ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörüleneşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47, K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95, K.2022/3, 26/01/2022, § 25; E.2021/129,K.2022/33, 24/3/2022, § 23).
24. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallıkdenetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzerdurumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespitedilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılıkgözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin nesnelve makul bir temele dayanıp dayanmadığı, nihayetinde nesnel ve makul bir temeledayanıyorsa söz konusu farklı muamelenin orantılı olup olmadığı hususlarıirdelenmelidir. Orantılılık ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun birdengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklımuamelenin öngörülen nesnel amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (bazıfarklarla birlikte bkz. AYM, E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 65; E.2021/1,K.2021/32, 29/4/2021, § 32).
25. Kural varlık yönetim şirketlerini 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlardan süresiz olarak muaf tutmaktadır. 492 sayılıKanun’da belirtilen ve harca tabi kılınan kamu hizmetlerinden tüm teşebbüslerinyararlandığı kuşkusuzdur. Bu bağlamda 492 sayılı Kanun uyarınca harca tabikılınan kamu hizmetlerinden yararlanmak bakımından varlık yönetim şirketleriile diğer teşebbüslerin aynı statüde bulunduğu açıktır. Dolayısıyla varlıkyönetim şirketleri ile diğer teşebbüslerin harca tabi kamu hizmetlerindenyararlanmak bakımından durumlarının aynı olduğu anlaşılmaktadır.
26. İtiraz konusu kural, varlık yönetimşirketlerini 492 sayılı Kanun’a göre alınan harçlardan muaf tutmak suretiyle buşirketlerin diğer teşebbüslerden farklı muamele görmesine yol açmıştır. Bufarklı muamelenin varlık yönetim şirketi olup olmama temelinde yapıldığıanlaşılmıştır. Bu durumda varlık yönetim şirketleri lehine olan bu farklımuamelenin nesnel ve makul bir nedeni olup olmadığı incelenmelidir.
27. Anayasa Mahkemesi E.2019/55, K.2020/44 sayılıkararında, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bunlarla ilgiliolarak düzenledikleri kâğıtlar sebebiyle beş yıl süreyle harç ödemeyecekolmasının makul ve nesnel bir nedene dayandığını tespit etmiştir. Bu yönüyleanılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
28. Bununla birliktefarklı muamele ve hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi olupolmadığı da irdelenmelidir. Orantılılık, ulaşılmak istenen amaç ile seçilenaraç arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer birifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adil bir denge kurulmasınıgerektirmektedir. Buna göre farklı muameleyle ulaşılmak istenen meşru amaç vealeyhine farklı muamelede bulunulanın bireysel yararı arasında makul bir orantıkurulmalıdır. Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararlakıyaslandığında farklı muamelenin kişiye yüklediği külfetin aşırı ve orantısızolmaması gerekir (bazı farklarla birlikte bkz. Ayşe Tezel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14186, 20/10/2022, § 88).
29. Anayasa Mahkemesi E.2019/55, K.2020/44 sayılıkararında varlık yönetim şirketlerine yönelik olarak ilk beş yılla sınırlıolarak getirilen harç muafiyetinin ölçüsüz olmadığına karar vermiştir (AYM,E.2019/55, K.2020/44, 10/9/2020, §§ 20-27). Kararda kuralla öngörülen ayrımınnesnel ve makul bir temele dayandığı, dolayısıyla beş yıl süreyle harç ödememeavantajının ölçüsüz bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
30. Bununla birlikte itiraz konusu kuralda, AnayasaMahkemesinin anılan kararından sonra yapılan değişiklikle varlık yönetimşirketlerine 492 sayılı Kanun’a göre ödenecek harçlardan, kuruluşlarındanitibaren beş yıl süreyle tanınan istisna süresiz hâle getirilmiştir. Bu itibarla diğer teşebbüslerin harç ödeme yükümlülüğükural olarak devam etmesine karşın 5411 sayılı Kanun kapsamında kurulan varlıkyönetim şirketlerinin, yaptıkları işlemler ve düzenledikleri kâğıtlar sebebiylesüresiz şekilde harçlardan istisna tutulmasının orantılı olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
31. Varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerin vebunlarla ilgili düzenlenen kâğıtların 492 sayılı Kanun’a göre ödenecekharçlardan süresiz olarak istisna tutulmuş olması varlık yönetim şirketlerilehine, diğer teşebbüsler aleyhine önemli bir avantaj teşkil etmektedir. Buavantaj varlık yönetim şirketleri bakımından giderlerinin azaltılması suretiylekâr oranlarının artması anlamına gelmektedir. Bu şirketlerin kurulmasınınteşvik edilmesi için kuruluştan itibaren belirli süre ile sınırlı olarakbunlara harç istisnası tanınması makul olsa da bunun sürekli hâle getirilmesidiğer teşebbüsler aleyhine orantısız bir avantajın oluşmasına yol açmaktadır.Ticari hayatta kârlılık esasına göre faaliyet gösteren teşebbüsler arasındavarlık yönetim şirketleri lehine süreklilik arz eden bir farklılığın orantılıolmadığı kanaatine varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 10. ve 73.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kadir ÖZKAYA, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Basri BAĞCI,İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar kanunilik ilkesi kapsamında elealınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun143. maddesinin 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanun’un 58. maddesi ileibare değişiklikleri yapılan altıncı fıkrasında yer alan;
A. “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetimşirketleri...”,“...yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar,...”,“...492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,...” ve “...istisnadır.”ibarelerinin esasına ilişkin incelemenin“...492 sayılı Harçlar Kanununa göreödenecek harçlardan,...” ibaresi ile sınırlıolarak yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,
B. “...492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecekharçlardan,...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, KadirÖZKAYA, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
1/2/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Karşı Oy
Mevcut dosyada itiraz talebine konu edilen varlık yönetimşirketlerine çeşitli vergi ve harç istisnaları getiren 5411 sayılı BankacılıkKanunu’nun 143. maddesinin Altıncı fıkrası daha önce Anayasa Mahkemesi’nin(AYM) 2019/55 esas sayılı dosyasında da iptal talebine konu edilmiştir.
AYM. 27/10/2020 tarihli ve 2020/44 sayılı Kararıylaitiraz talebine konu edilen normu Anayasa’ya uygun bulmuştur.
Normun 2019/55 esas sayılı dosyada inceleme konusu edilenilk halinde yer alan “kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kurulduklarıtakvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince” ibaresi ve “her ne namaltında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider VergileriKanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden” ibaresi14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle bu fıkrada yeralan madde metninden çıkarılmıştır.
Bu müdahale ile varlık yönetim şirketlerinekuruluşlarından itibaren beş yıl süreyle sağlanan bir kısım vergi ve harçistisnaları kalıcı hale getirilmiştir.
Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veyakaldırılır” hükmüyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. İncelemekonusu yapılan normun kanunilik şartını taşıdığında bir tereddütbulunmamaktadır.
Diğer yandan vergi, resim, harç ve benzeri malîyükümlülüklerde sosyal, ekonomik, malî ve kültürel amaçlı birtakım muaflık,istisna ve indirimler tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur(AYM, E.2016/1, K.2017/81, 29/03/2017, § 5).
Varlık yönetim şirketlerin 6102 sayılı Türk TicaretKanunu hükümlerine göre anonim şirket şeklinde kurulmaları gerekmekte olup,bunların faaliyet esasları 5411 sayılı Kanunun 143. maddesinde düzenlenmektedir(AYM, E.2019/55, K.2020/44, 10/09/2020, § 21-22).
Bu düzenlemeler çerçevesinde varlık yönetim şirketlerifinans piyasalarındaki sorunlu alacakları devralmak suretiyle piyasanınişleyişine ve piyasalarda yer alan diğer şirketlerin bilançolarınıniyileştirilmesine katkı sağlamaktadır (AYM,E.2019/55, K.2020/44, 10/09/2020, § 25).
İştigal sahaları itibariyle karşılaşacakları zorluklargözetilerek bu şirketlere bir takım istisna ve muafiyetlerin sağlanmasınınAnayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı bir yönü debulunmamaktadır (AYM, E.2019/55, K.2020/44,10/09/2020, § 26).
Kaldı ki Anayasa’da istisna ve muafiyetlerin ancak süreliolarak sağlanacağına dair kısıtlayıcı bir hüküm de bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 2019/55 esas sayılı dosyada incelemekonusu yapılan ve bilahare 7338 sayılı Kanunla kaldırılan beş yıllık süresınırı şirketler açısından geçici bir uygulama olmakla birlikte, kurumsal olarakyeni kurulan her bir şirkete süreli olarak uygulanması imkânı getirmesiitibariyle kalıcı bir düzenlemedir.
Bu bağlamda 2019/55 esas sayılı dosyada da o dönemitibariyle süre kriteri ihtiva eden norm Anayasa’ya uygun bulunurken kuralınsüreli olması Anayasa’ya uygunluğun bir gerekçesi olarak nazara alınmamıştır.
Kanun koyucunun şirketler açısından geçici olan birdüzenlemeyi kalıcı hale getirmesi takdir hakkı kapsamında bulunmakta olup, özeliştigal sahası bulunan bir grup şirkete faaliyet sahalarındaki zorluklardikkate alınmak suretiyle sağlanan kolaylıkların belirsiz ve ölçüsüz olduğunuiddia etmekte mümkün olmadığından çoğunluğun kuralın iptal edilmesi yönündekigörüşüne iştirak edilmemiştir.
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143. maddesinin altıncıfıkrasının “Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri …yaptıklarıişlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtlar, …492 sayılı HarçlarKanununa göre ödenecek harçlardan… istisnadır” bölümünün Anayasaya aykırıolduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
İptal kararının gerekçesinde; itiraz konusu kuralınkanunîlik şartını taşıdığı, ancak anonim şirketler arasında süreklilik gösterenbir farklılık oluşturduğu, bunun makul ve orantılılık bağlamında ölçülüolmadığı belirtilerek Anayasanın 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu sonucunaulaşılmıştır.
Kanunun “Varlık yönetim şirketi” başlıklı 143. maddesininaltıncı fıkrasında, bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerininyaptıkları işlemlerin ve bunlarla ilgili olarak düzenlenen kâğıtların hangimalî yükümlülüklerden istisna tutulduğu belirtilmiş ve incelenen kuralda 492sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan da istisna öngörülmüştür.
Böylece, incelenen kuralın daha önceki hâlinde söz konusuşirketlere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince tanınanharç istisnası süresiz hâle getirilmiştir.
Bu kapsamda, çoğunluğun iptal kararının gerekçesindeki;itiraz konusu kuralın, istisnanın unsurlarını, kapsamını ve süresini herhangibir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak belirlemesinden dolayıbelirlilik ilkesine aykırı olmadığı ve kanunîlik şartını sağladığı yönündekideğerlendirmelerini isabetli bulmakla birlikte, anılan şirketlere tanınan harçistisnasının sürekli hâle getirilmesi suretiyle anonim şirketler arasındabunlar lehine süreklilik arzeden bir farklılığa yol açılmasının makul veorantılılık açısından ölçülü olmadığına ilişkin görüşüne katılmam mümkünolmamıştır.
Bilindiği üzere vergi, resim, harç ve benzeri mâlîyükümlülüklerin kanunla konulup kaldırılabileceğini hükme bağlayan Anayasanın73. maddesine göre bunların muaflık ve istisnaları ile oranlarına ilişkinolarak da kanunla belirtilen yukarı ve aşağı sınırlar arasında değişiklik yapmayetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.
Buna göre, yasama organının vergi, resim, harç ve benzerimâlî yükümlülükler koyma ve kaldırma konusunda olduğu gibi sosyal, kültürel,ekonomik ve mâlî amaçlarla bunlarla ilgili muafiyet ve istisnalar getirmehususunda da anayasal sınırlar içinde geniş bir takdir yetkisi söz konusudur(örn. olarak bkz. 29/3/2017 tarihli ve E.2016/1, K.2017/81 sayılı kararımız).
Mahkememiz, aynı fıkranın değiştirilmeden önceki hâlineilişkin olarak yapılan Anayasaya aykırılık itirazı üzerine, varlık yönetimşirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bunlarla ilgili olarak düzenlediklerikâğıtların, kuruldukları takvim yılı ve izleyen beş yıl süresince 492 sayılıKanuna göre ödenecek harçlardan istisna tutulmasının, bu şirketlerin kuruluşamaçlarından ve faaliyet konularından kaynaklandığını belirterek Anayasayaaykırılık itirazını reddetmiştir (10/9/2020 tarihli ve E.2019/55, K.2020/44sayılı karar).
Söz konusu kararımızda, harç istisnasının şirketlerinkuruluşundan sonraki belli bir süreyle sınırlı olarak tanınmasının kuralıölçülü hâle getirdiği yönünde bir değerlendirme de yapılmamıştır.
İncelenen kuralın amacı dikkate alındığında, söz konusuharç istisnasının sürekli hâle getirilmesinin de yasama organının takdiryetkisi içinde kaldığı, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmadığı gibi ölçüsüzde olmadığı, dolayısıyla önceki kararımızdan ayrılmayı gerektiren bir nedenbulunmadığı açıktır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle kuralın Anayasaya aykırıolmadığı ve iptal talebinin reddedilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun aksiyöndeki kararına karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ