ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/141
Karar Sayısı : 2023/144
Karar Tarihi : 13/9/2023
R.G.Tarih-Sayı : Tebliğedildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 24/2/1983tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 1/7/2016 tarihli ve 6723sayılı Kanun’un 25. maddesiyle yeniden düzenlenen 28. maddesinin dördüncü vebeşinci fıkralarının Anayasa’nın 2., 5., 6., 9., 10., 36., 49., 125., 138. ve140. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesitalebidir.
OLAY: Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu maddebulundurmak suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 28.maddesi şöyledir:
“Kanun yolu değerlendirme formu:
Madde 28 – (Mülga: 31/3/2011-6217/31 md.; Yenidendüzenleme: 1/7/2016 – 6723/25 md.)
Yargıtay ve Danıştay daireleri ile genel kurullarıncayapılan kanun yolu incelemeleri sonunda;
a) İstinaf kanun yolu incelemesinde görev alan dairebaşkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı ve savcılar,
b) İlk derece yargı yerlerinde duruşmaya, karara veya hükmekatılan, karar veya hükmü veren ya da soruşturma aşamasında görev yapanhâkimler,
c) İlk derece yargı yerlerinde soruşturma aşamasındagörev alan, iddianameyi tanzim eden, duruşmaya katılan, mütalaa veren veyakanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları,
hakkında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir.
Kanun yolu değerlendirme formu; soruşturmanın niteliği,iddianame, karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabet derecesi, soruşturma,kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanması, gereksiz masrafasebebiyet verilmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılması veya hazırlıksızçıkılarak gecikmelere neden olunması, dosyaların eksiklik nedeniyle geriçevrilmeye neden olmayacak şekilde görevli daire veya birime gönderilmesi,bilirkişi görevlendirilmesinin hukuka uygun yapılması, soruşturma, kovuşturmaveya yargılama işlemlerinin usul hükümlerine uygun olarak doğru ve zamanındayapılması, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi ile mütalaa, gerekçelikarar ve tebliğnamelerin yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında başarıgösterilmesi gibi hususlar dikkate alınarak çok iyi, iyi, orta ve zayıfşeklinde düzenlenir. Yapılan incelemede olumlu veya olumsuz kanaatedinilememesi hâlinde, değerlendirme formu bu durum belirtilerek düzenlenir.
Hükmün onanmış veya bozulmuş olması tek başına olumluveya olumsuz değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Ayrıca, incelenen kararauygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde olumsuz değerlendirme yapılamaz.
Bölge adliye mahkemeleri veya bölge idare mahkemeleridairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda yukarıdakifıkralarda belirtilen kriterler esas alınarak kanun yolu değerlendirme formudüzenlenir. Aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucudüzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenendeğerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerincedüzenlenen değerlendirme formu esas alınır.
Değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanıtarafından düzenlenir. Hakkında değerlendirme formu düzenlenenler, formunUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’ne kaydedilmesinden itibaren bir ayiçinde gerekçelerini belirtmek suretiyle değerlendirme formunun yenidenincelenmesini isteyebilir. Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibarenbir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla karara bağlanır.
Yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin usul veesaslar Yargıtay ve Danıştayın görüşü alınmak suretiyle Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın tamamlanmasıiçin öngörülen hedef süreler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşüalınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılanilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet HakanSOYTÜRK tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olanmahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına girenbir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacakolması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişikevrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuranMahkeme, 2802 sayılı Kanun’un 28. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının iptallerinitalep etmiştir. İtiraz konusu kurallarla bölge adliye mahkemeleri veya bölgeidare mahkemeleri dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda anılanmaddede belirtilen ölçütlerin esas alınarak kanun yolu değerlendirme formunundüzenleneceği, aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucudüzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenendeğerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerincedüzenlenen değerlendirme formunun esas alınacağı, değerlendirme formunun kararıinceleyen heyetin başkanı tarafından düzenleneceği, hakkında değerlendirmeformu düzenlenenlerin formun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP)kaydedilmesinden itibaren bir ay içinde gerekçelerini belirtmek suretiyledeğerlendirme formunun yeniden incelenmesini isteyebileceği ve yeniden incelemetalebinin başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan dairetarafından oyçokluğuyla karara bağlanacağı düzenlenmektedir.
4. Bakılmakta olan davanın konusu isesanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği iddiasınailişkindir. Kurallar, bakılmakta olan davadaki uyuşmazlığın çözümünde olumlu yada olumsuz yönde etki yapacak nitelikte değildir. Dolayısıyla kuralların bakılmaktaolan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
5. Açıklanan nedenle kuralların itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
III. HÜKÜM
24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve SavcılarKanunu’nun 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle yenidendüzenlenen 28. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 13/9/2023 tarihindekarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 2802 sayılı Kanunun 28. maddesinin 6723 sayılı Kanunun25. maddesiyle yeniden düzenlenen ve iptali istenen 4. ve 5. fıkralarında adlive idari uyuşmazlıklar sonunda verilen mahkeme kararlarıyla ilgili olarak kanunyollarında yapılan yargısal denetim sonucunda kararı denetlenen hakimlerhakkında ilgili daire başkanı tarafından kanun yolu değerlendirme formudüzenleneceği öngörülmektedir. İncelenen kurallarda, anılan değerlendirme formukapsamında; hakimin duruşmaya hazırlıklı çıkıp çıkmadığı, gecikmeye neden olupolmadığı gibi kriterler yanında karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabetderecesi, soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanmasıgibi hususların da değerlendirilerek başarı performansına göre çok iyi, iyi,orta ve zayıf şeklinde kanaatın yazılıp formun düzenleneceği belirtilmektedir.Mahkememiz sayın çoğunluğu iptali istenen kuralların yerel mahkeme tarafındanilgili davada uygulanacak kural olmadığı görüşüyle iptal isteminin reddigerektiği sonucuna ulaşmıştır.
2. Anayasanın 152. maddesi uyarınca bir davaya bakanmahkemenin uygulayacağı bir kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasınıciddi bulması durumunda itiraz yoluyla iptal isteminde bulunması mümkündür.Mahkememiz bu nedenle “uygulanacak kural”ın tespitinde, iptali istenen kuralın“bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallar” olup olmadığının incelenmesi kriteriniuygulamıştır. Bu kriter açısından kural olarak iptali istenen kanun hükmü veyaibaresinin uyuşmazlığın çözümünde veya davanın evrelerinde doğrudan biretkisinin bulunması aranmalıdır. Bununla birlikte yargılamaya ilişkin usulhukuku kurallarında bu kriter her zaman yeterli değildir. Usul kurallarıbakımından uyuşmazlığın görülmesine ilişkin dava sürecine veya sonucuna ilişkindolaylı etkisi olan kuralların da “uygulanacak kural” niteliğindedeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinikoruma işlevini gören anayasal denetimin mantığı yönünden de gereklidir.Tersine bir yaklaşım AYM’nin kendini sınırlaması anlamına gelebilir. NitekimAYM daha önce 2802 sayılı Hakimler ve SavcılarKanunu’nun 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ilebirlikte yeniden düzenlenen 28. maddesinin yedinci fıkrasının “…kovuşturmaveya yargılamanın tamamlanması için öngörülen hedef süreler Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafındanbelirlenir.” bölümünün iptal isteminin ilk incelemesinde kuralı davadauygulanacak kural olarak nitelemiş ve davayı esastan inceleyereksonuçlandırmıştır (bkz. AYM, E.2021/17, K.2021/103, 30/12/2021).
3. İptali istenen kurallar her ne kadar hakimlerin özlükhaklarına ilişkin bir değerlendirme formu düzenlenmesini kapsıyor ise de aynızamanda hakimlerin görmekte oldukları her bir davaya ilişkin usul kuralımahiyetindedir. Başka deyişle hakim kuralda öngörülen “değerlendirme formu”kapsamındaki kriterleri her bir davada uygulamakla yükümlü kılındığı içinanılan kurallar usul hukukunun bir parçası mahiyetindedir. Uyuşmazlığın çözümüiçin daha detaylı bir hukuki sorunu araştırmak isteyen hakimin hedef süre vedavayı geciktirmeme kriteri yönünden ya da istinaf veya Yargıtay dairesininistikrarlı fakat kanuna veya Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğü bir yorumşekli yerine kendi hukuki anlayışını tercih etmesi düşüncesinde olmasına karşınkanun yolu denetimi sonunda orta not verilebileceği endişesiyle etki altındakarar vermesi olasılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla görünüşte hakimin özlükhakkına ilişkin gibi görünen kurallar diğer yönüyle aslında adil yargılanmahakkı yönünden mahkemenin kuruluşuna ve yapısına ilişkin usul hukuku kuralıniteliğindedir. Bu nedenle Anayasa’ya aykırılığı öne sürülen kurallarınmahkemenin önündeki davada uygulanacak bir kural olmadığı söylenemez.
4. Öte yandan incelemeye konu kuralların adil yargılanmahakkının “bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı” alt unsuru/güvencesiile de ilgisi bulunmaktadır. Bu ilke açısından davaların görüleceğimahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini içeren yargı mercileriolması gerekir. Anayasa’da mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik mesleğigüvence altına alınmıştır. Anayasa’nın “Mahkemelerin Bağımsızlığı”başlıklı 138. maddesinde bağımsızlığın kapsamı “Hâkimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler./ Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz./ Görülmekte olan bir dava hakkındaYasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşmeyapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz./ Yasama ve yürütme organlarıile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez.” şeklinde belirlenmiştir. Anayasa’nın hâkimlik ve savcılıkmesleğinin düzenlendiği 140. maddesinin üçüncü fıkrasında “Hâkim vesavcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri,meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekliolarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplincezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işlediklerisuçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi,meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içieğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlikteminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Anayasa’nınanılan maddesi uyarınca hâkim ve savcıların özlük işlerinin mahkemelerinbağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesi gerekir.
5. Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yargının yasama ve yürütme başta olmaküzere her kişi ve kuruma karşı bağımsızlığını ifade etmektedir. Söz konusubağımsızlık, yargılama fonksiyonunun gereği gibi yerine getirilmesi amacınıgütmekte ve hukuk devleti ilkesinin bir gereğini oluşturmaktadır. Mahkemelerinbağımsızlığı ilkesi, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını ifadeetmektedir. Yargının vazgeçilmez karakteri olan bağımsızlık, hâkimin çekinmedenve endişe duymadan, hukukun öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etkialtında kalmadan, yansız ve özgürce karar verebilmesini ifade eder. Hâkimleringörevlerinde bağımsızlıkları, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp adaletindolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzakdağıtılması amacını gütmektedir. Bu nedenle mahkemelerin bağımsızlığı, insanhaklarının ve özgürlüklerinin en etkin güvencesidir (bu yönde bkz. AYM, E.2016/144,K.2020/75, 10/12/2020, par. 26; AYM, E.2021/17, K.2021/103, 30/12/2021, par.23).
6. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin (AY m.6-9) ve hukuk devleti ilkesinin önemli bir unsuru olan yargı bağımsızlığıilkesinin (AY m. 2, 138-141, 159) bir gereği olarak hakimlerin mesleki yöndendenetiminin de belirtilen anayasal ilkelere uygun olması gerekmektedir.Bilindiği gibi mahkemelerin bağımsızlığının en temel güvencesini hakimlikteminatı oluşturur. Hakimlerin mesleklerini yürütürken yasama organına,yürütme organına ve mahkemeler sistemi ile birlikte yargı sistemi içerisindekidiğer yargı organlarına karşı bağımsızlığının yasalarca güvence altına alınmasıAnayasal ilkelerin gereklerindendir. Bu anlamda hakimlerin özlük işlerihakkındaki tüm düzenlemelerin de Kanunla yapılması, idari bir merciin kararınatabi tutulmaması gerekmektedir.
7. Hakimlik teminatı bakımından hakimlerin diğermahkemeler ve üst mahkemelere karşı bağımsızlığının sağlanması da önemli birhusustur. Hakimler yargılama fonksiyonlarını görürken kanun yolu denetimi yapandiğer bir hakim veya üst mahkeme karşısında da bağımsızlıklarınıkoruyabilmelidir. Mahkemelerdeki görevleriyle yargısal egemenliği (AY m. 6, 9)kullanan hakimler arasında yargısal yetki kullanımı dolayısıylaüstlük-altlık ilişkisi kurulamaz. Yalnızca bu şekilde yargının kendi içyapısı ve örgütlenmesi yönünden bağımsızlığın korunduğu söylenebilir (Prof. Dr.Çetin Özek, Yargının İdari Denetimi, İÜHFM 1982, S. 1-4, s. 922). Başka deyişlekanunyolu denetimi yargılama usulüne ilişkin kanunların ve adil yargılanmahakkının bir gereği olmakla birlikte bu denetimin kararı incelenen hakimüzerinde üstlük-altlık ilişkisi kurulması biçiminde yapılması hakimlikteminatını zedeleyecektir. Elbette meslekteki uzmanlıkları ve birikimleri ilekanun yolu denetiminde üst ya da yüksek mahkemelerin verdikleri kararlarınhukuki sorunların çözüm yöntemlerini gösterme, içtihat birliğini sağlama vehatta öğreticilik gibi işlevleri bulunmaktadır. Fakat bir yargısal denetimyolunun aynı zamanda hakimin mesleki performansını ölçen başarı not sistemiolarak kullanılması herşeyden önce kanunyolu sisteminin anayasal anlamına veişlevine aykırıdır. Kurallarla öngörülen sistem, yargısal denetim yapanhakimlerin, kararını inceledikleri hakimler üzerinde hiyerarşik birilişki kurmasına neden olmaktadır. Yargısal denetimin niteliği vemantığı ile hiyerarşik ilişki ve hiyerarşi yetkisi asla birbiriyle bağdaşmaz.
8. Bilindiği üzere idare hukukunda üst amir tarafındankullanılan hiyerarşi yetkisi yönetim yetkisine bağlı olarak tayin,terfi, disiplin gibi işlemlerin tesisi yetkisini kapsar. Yargı yoludenetiminde, terfi ve disiplin işleminde kullanılacak şekilde başarı notuverilmesi, işlevsel olarak denetimi hiyerarşik denetime, denetim yapanı dahiyerarşik amir konumuna getirmektedir. Öte yandan bu bir uygulama sorunundanibaret değildir. Son derece objektif ve özenli bir not uygulaması yapılıyorolması da sistemin yargı bağımsızlığı üzerindeki etkisini ortadankaldırmamaktadır. Diğer bir ifadeyle Kanunun 28. maddesindeki bu düzenlemesonucunda yüksek mahkeme dairesi başkanı/hakimleri ile istinaf veya ilk derecemahkemesi hakimleri arasında ve yine istinaf mahkemesi daire başkanı/hakimleriile ilk derece mahkemesi hakimleri arasında hukuken hiyerarşik bir ilişkikurulmaktadır. Böyle bir durum Anayasal hakimlik teminatı ve mahkemelerinbağımsızlığı ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Hatta hakimler üzerinde bu yöntemlebir psikolojik baskı oluşması (hakimlerin not endişesiyle kendi hukuksalgörüşlerini karara derç etmekten kaçınması) davanın taraflarının adilyargılanma haklarını da zedeleyebilecektir. Nitekim 1981 tarihli HukukKollokyumunda not sisteminin getirilmesi önerisini tartışan Prof. Eralp Özgenbu sistemin savunma hakkının kısıtlanmasına yol açabileceğine değinmiş ve böylebir denetim yapılacaksa bile Yargıtay dışında yapılması gerektiğini ifadeetmiş, yine Prof. Çetin Özek de temyiz denetimi üzerinden terfi sistemikurulmasının yanlışlığına işaret etmiştir (bkz. Kollokyum tartışma bölümü;İÜHFM 1982, S. 1-4, s. 999, 1004).
9. Öte yandan bu söylediklerimiz, temyiz denetimindengeçen kararların hakimlerin terfilerinde dikkate alınamayacağı anlamınagelmemektedir. Fakat temyiz denetiminin bir parçası olarak böyle bir sisteminkurulmasının anayasal ilkeleri ihlal ettiği açıktır. Kaldı ki bu sistemalternatifsiz de değildir. Mahkemelerin tabi olduğu Uyap sisteminde tümkararların elektronik kaydının bulunduğu gözetildiğinde terfilerle görevliAnayasal Kurum olan HSK’nın ilgili birimlerinin bu kararlardaki isabetderecesini terfi dönemleri öncesinde analiz etmesi çok güç olmasa gerektir.Belirtilen nedenlerle bakılmakta olan davada uygulanma imkanı bulunduğundan ilkincelemenin red kararıyla sonuçlandırılmaması ve iptal isteminin esasınınincelenmesi gerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Full & Egal Universal Law Academy