ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/142
Karar Sayısı : 2023/210
Karar Tarihi : 30/11/2023
R.G.Tarih-Sayı :18/1/2024-32433
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kahramanmaraş Kadastro Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 21/6/1987tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılıKanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a)bendinde yer alan “…sınırlandırma,…” ibaresinin Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırılığı ileri sürerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Uygulamakadastrosunun iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’yaaykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 22.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiylekadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz.Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütünsonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göreişlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılankadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir.
Ancak;
a) Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerineilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklananhataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerleyetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygungöstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapusicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüşyerlerde,
…
Birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, BasriBAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/9/2023tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör ÖmerDURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen kanunhükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
3. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunuile ondan önce yürürlükte bulunan 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga TürkKanun-u Medenîsi tapu sicil sistemini öngörmüştür. Buna göre,taşınmazların mülkiyetinin ve diğer ayni hakların kazanılması, devri iletaşınmazın aynıyla ilgili diğer işlemler kural olarak tapu sicili üzerindenyürütülmektedir. Tapu sicili, ayni hakların kazanılması, devri ve kısıtlanmasıbakımından kural olarak kurucu bir etkiye sahip olmanın yanında taşınmazınaynıyla ilgili işlemlerde aleniyeti de sağlamaktadır. Taşınmazın aynıyla ilgilihukuki işlemlerin yürütülmesi ve bunlara geçerlilik kazandırılmasının bir kamuhizmeti olarak devletin tekeline bırakılmış olması sebebiyle tapu sicilisisteminin güvenilir bir biçimde oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
4. Nitekim Anayasa Mahkemesi, taşınmazlar üzerindeki ayni hakların tapu siciliyoluyla açıklık kazanmasının güveni ve sürekliliği sağladığını açık bir biçimdevurgulamıştır (AYM, E.1993/21, K.1993/30, 21/9/1993). Ülkemizde Fatih Sultan Mehmet döneminde düzenlenmeyebaşlayan ve vergi tahakkuk ve tahsili işlemlerini kolaylaştırmayı amaçlayanarazi tahrirleri tapu sicil sisteminin temelini oluştursa da modern manada tapusicili oluşturulması zorunluluğu ilk kez 743 sayılı Kanun’la getirilmiştir.Ancak 743 sayılı Kanun’la birlikte getirilen tapu sicili sisteminin iyi birbiçimde işleyebilmesi, arazilerin sınırlarının fenni usullerle belirlenerekkadastrosunun yapılmış olmasına bağlıdır.
5. Taşınmazlara ilişkin ayni haklarınaçıklığa kavuşturulmasında ve bu hakların herkese karşı korunmasının güvencesiolan tapu sicili müessesesinin kurulmasında kadastronun yeri ve önemi tartışmagötürmez bir biçimde kendini göstermektedir (AYM, E.1973/13, K.1973/23,31/5/1973). 743 sayılı Kanun’un getirdiğitapu sicil sisteminin kurulmasını temin etmek amacıyla tarihsel süreç içindeçok sayıda kanuni düzenleme yapılmıştır.
6. Bu kanunlardan sonuncusu 3402 sayılı Kanun’dur.Kanun’un 1. maddesinde amacının, “ülkekoordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastralharitasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerindebelirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk MedeniKanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak, mekânsal bilgi sisteminin altyapısını oluşturmak” olduğu açık birbiçimde ifade edilmiştir. Kanun’un devamı maddelerinde kadastro işlemlerinin neşekilde yapılacağına ilişkin detaylı hükümlere yer verilmiştir. Kanun’un 11.maddesinin birinci fıkrası kadastro tespitlerinin ilan edilmesini öngörmekte,12. maddesinin birinci fıkrası ise kadastro tespit tutanaklarına karşı 30 güniçinde mahkemede itiraz edebilme hakkı tanımaktadır. Bu süre içinde itirazedilmeyen kadastro tutanakları kesinleşir. Bununla birlikte kesinleşen kadastrotutanaklarına konu hakların dava konusu edilebilmesi tamamen imkânsızkılınmamış, Kanun’un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu tutanaklardabelirtilen hakların, sınırlandırma ve tespitlerin, kadastro tutanaklarınkesinleştiği tarihten itibaren on yıl içinde itiraz ve dava konusu edilmesimümkün kılınmıştır. Ancak bu süre geçtikten sonra artık kadastrodan öncekihukuki sebeplere dayanarak kadastro tespitlerine karşı dava açılamaz. Busürenin hak düşürücü nitelikte olduğu kabul edilmektedir.
7. Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiylekadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastro işlemine konuolması Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kural olarak mümkündeğildir. Anılan fıkraya göre bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbitutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır.
B. Anlam ve Kapsam
8. 3402 sayılı Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasındaevvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulamasıyapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı belirtilmeklebirlikte maddenin ikinci fıkrasında bu kuralın istisnalarına yer verilmiştir.Fıkranın (a) bendine göre tapulama, kadastroveya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim vehesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğinikaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindekisınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarınıntekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılmasınınsağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde yeniden kadastroyapılması mümkündür. İtiraz konusu kuralbentte yer alan “sınırlandırma” ibaresidir. Buna göre sınırlandırmadan kaynaklanan hatalarıngiderilmesi için yenileme kadastrosu yapılabilecektir.
9. Taşınmazların sınırlandırılması usulü Kanun’un 7.maddesinde açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre kadastro teknisyenleri hazır bulundukları takdirde malsahipleri ile ilgililerin huzurunda, varsa harita, tapu ve vergi kayıtları ilediğer belgeleri, en az üç bilirkişi ile muhtarın bilgilerinden yararlanarakinceler ve mahalline uygular. Teknisyenler, elde ettikleri bilgi ve buna dairkanaatlerini her taşınmaz mal için düzenleyecekleri kadastro tutanağına yazarakbu Kanun hükümlerine göre taşınmaz malı sınırlandırır ve hak sahiplerini tayineder. Sınırlandırma, kadastral harita veya büyütülmüş fotoğraf veya röperlikroki üzerinde gösterilir; ihtilaflı sınırlar ayrıca belirtilir. DolayısıylaKanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan işlemin yapılmasısırasında hata oluşması hâlinde ikinci kez kadastro işlemi yapılması mümkünolacaktır. Diğer bir ifadeyle, kadastro teknisyenlerinin elde ettikleribilgilere göre taşınmaz mala ilişkin olarak oluşturacakları ve kadastral haritaveya büyütülmüş fotoğraf ya da röperli kroki üzerinde göstereceklerisınırlandırma işleminde herhangi bir hata olması durumunda, dava konusu kuraluyarınca, ikinci kez kadastro işlemi yapılması mümkündür.
C. İtirazın Gerekçesi
10. Başvuru kararında özetle; ilk defa yapılan kadastroçalışmalarındaki sınırlandırma hatalarının teknik hata olarak nitelendirilmeyeceği,sınırlandırmadan kaynaklanan hatalar nedeniyle yeniden kadastro yapılmasınaimkân tanıyan kuralın mülkiyet ihtilaflarını tekrar canlandırarak kadastronungüvenilirliğine zarar vereceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
D. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
11. Anayasa’nın 35. maddesinin birincifıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmeksuretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiylegüvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayladeğerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarakdeğerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanısıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamınadahildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
12. İkinci kez kadastro işlemine konuolan taşınmazların Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiğiaçıktır.
13. Anayasa’nın 35. maddesindedüzenlenen mülkiyet hakkı, bu hakka yönelik olarak kamu gücü tarafındangerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra kimi durumlarda özel hukuk kişilerinceyapılan müdahalelere karşı da anayasal koruma sağlamaktadır. Dolayısıylamülkiyet hakkı devlete, müdahalede bulunmama biçimindeki negatif yükümlülüğünyanında üçüncü kişilerden gelebilecek müdahalelere karşı malike koruma sağlamaşeklindeki birtakım pozitif yükümlülükler de yüklemektedir (Osmanoğlu İnşaatEğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi,B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 42).
14. İtiraz konusu kuralla, sınırlandırmahatalarının düzeltilmesi amacıyla yenileme kadastrosu yapılmasına imkânverilmesinin mülkiyet hakkının negatif yükümlülükleri kapsamında mı yoksapozitif yükümlülükleri kapsamında mı inceleneceği hususu açıklığakavuşturulmalıdır.
15. Yukarıda ifade edildiği üzere tapusicili sisteminin kurulması ve işletilmesi devlet tarafından tekel biçimindeyürütülen bir kamu hizmeti olarak düzenlenmiştir. Kadastro işlemleri ise esasolarak tapu sicili sistemi kurmanın bir parçasıdır. Tapu sicil sistemininkurulması, bununla bağlantılı olarak kadastro işlemlerinin yapılması devletinmülkiyetin korunması pozitif yükümlülüğü kapsamında icra ettiği bir ödevdir (benzerdeğerlendirmeler için bkz. Sefa Koşar, B. No: 2015/18352, 10/5/2018, § 51).
16. Bununla birlikte daha önce kadastrosuyapılarak tapusu oluşturulmuş bir taşınmazın yüz ölçümünün yenileme kadastrosusonucunda değişmesi veya azalması aynı zamanda kamu gücü tarafından yapılan birmüdahale olarak görülmelidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, kadastrodankaynaklanan maddi bir hatanın düzeltilmesi nedeniyle taşınmazın yüz ölçümüazaltılmasına rağmen söz konusu taşınmazı satın alan kişiye tazminatödenmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasının ileri sürüldüğü ErdoğanSönmez başvurusunda, başvurucunun taşınmazının yüz ölçümünün azaltılmasınımülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirmiş ve negatif yükümlülüklerkapsamında bir inceleme yapmıştır (Erdoğan Sönmez, B. No: 2019/38336,1/2/2023, § 24).
17. Bazı durumlarda devletin pozitif venegatif yükümlülüklerinin birbirinden ayrılması da mümkün olamamaktadır.Üstelik devletin ister pozitif isterse negatif yükümlülükleri söz konusu olsun,uygulanacak ilkeler önemli ölçüde benzeşmektedir (Hesna Funda Baltalı veBaltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196,25/10/2018, § 70). Bu itibarla sınırlandırma hatalarının düzeltilmesi amacıylayenileme kadastrosu yapılmasını öngören kuralın mülkiyet hakkının negatifyükümlülükleri kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
18. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluylasahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma vetasarruf etme imkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca kişininmal varlığında azalma meydana gelmesi sonucunu doğuran kamusal işlem veeylemler de mülkiyet hakkına müdahale oluşturur (Tülay Arslan ve diğerleri,B. No: 2014/7051, 2/2/2017, § 77).
19. İkinci defa yapılan kadastroneticesinde değişen sınırlar sebebiyle kişilerin mülkiyetinde olantaşınmazların yüz ölçümünde azalma meydana gelmesi mümkündür. Taşınmazın tapusicilinde kayıtlı olan yüz ölçümünde azalma meydana gelmesi mülkiyet hakkınamüdahale teşkil etmektedir.
20. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyethakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nınmülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Bunagöre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkınasahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkınayer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkınamüdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, genel olarakmülkiyet hakkının hangi şartlarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülktenyoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğerbazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
21. Yenileme kadastrosu sonucutaşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olan yüz ölçümünün azalması bazı hallerdemülkün maddi alemde de azalmasına yol açabilmekte ise de yenileme kadastrosuylayapılan müdahalenin amacı maliki mülkünden yoksun bırakmak değil, hatalıkadastro işlemlerini düzeltmektir. Bu husus gözetildiğinde sınırlandırmahatalarının düzeltilmesi suretiyle gerçekleşen müdahalenin mülkten barışçılyararlanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmiştir.
22. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyethakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyethakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir.
23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getirendüzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir.
24. Anayasa Mahkemesinin sıkçavurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterliolmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
25. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarındanolan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişilerhem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilenkanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesiışığında yorumlanmalıdır.
26. 3402 sayılı Kanun’un 7. maddesindetaşınmaz malların sınırlandırmasının nasıl gerçekleştirileceği belirtilmiştir.Buna göre sınırlandırma hatasının kadastro sürecinde, kadastro teknisyenlerinin elde ettikleri bilgilere göretaşınmaz mala ilişkin olarak oluşturacakları ve kadastral harita veyabüyütülmüş fotoğraf ya da röperli kroki üzerinde gösterecekleri sınırlandırmaişleminde gerçekleşen hataları ifade ettiğiaçıktır. Nitekim yargı içtihatlarında da kadastro çalışmaları sırasındamuhtar, bilirkişi ve ilgilisinin beyanıyla taşınmazın zeminde belirlenmiş olansınırlarının hatalı olarak alınmasının sınırlandırma hatasına sebebiyet verdiğikabul edilmiştir (bkz. Yargıtay 14. HukukDairesinin 12/10/2006 tarihli ve E. 2006/9086, K. 2006/10872 sayılı kararı).
27. Sınırlandırma hatası sebebiyleyapılacak olan yenileme kadastrosuna ilişkin usul ve esaslar Kanun’un 22.maddesinde açık bir biçimde belirtilmiştir. Bu itibarla kuralın belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartınıtaşıdığı anlaşılmıştır.
28. Anayasa’nın 13. maddesinde temel hakve hürriyetlerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde ise mülkiyethakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği öngörülmüştür.
29. Yenileme kadastrosunun amacı,taşınmaz malların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirterek hukukidurumlarının tespit edilmesi, bu suretle güvenilir ve uygulanabilir bir tapusicil sisteminin kurulmasıdır. Güvenilir ve uygulanabilir bir tapu sicilsisteminin kurulmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.
30. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alanölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç altilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yaniaynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 38).
31. Sınırlandırma hatalarınındüzeltilmesi amacıyla yenileme kadastrosu yapılmasının güvenilir veuygulanabilir tapu sicil sisteminin kurulması amacına ulaşılması bakımındanelverişli olduğu anlaşılmaktadır.
32. Mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninAnayasa’ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasınınyanında gerekli olması da icap eder. Gereklilik yukarıda da belirtildiği üzerehakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasından hakkı en az zedeleyenaracın seçilmesini ifade etmektedir. İlk kadastroda hatalı bir şekilde yapılansınırlandırma, anılan taşınmaza yönelik yeni bir kadastro uygulamasıyladüzeltilebilecektir. Ayrıca itiraz konusu kural kapsamında yapılacakdüzeltmenin kapanmış ve kesinleşmiş mülkiyet ihtilaflarının canlandırılmasıamacı taşımadığı, teknik hatalardan kaynaklanan sebeplerle uygulama niteliğinikaybeden, yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğeuygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesiylesınırlı bir işlev gördüğü anlaşılmaktadır. Yenileme kadastrosunun yapılabilmesiiçin sınırlandırma hatasının var olmasının yanında bu hatanın tapulama,kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin olması ve bu hatalar sebebiylekadastro haritalarının uygulama niteliğini kaybetmesi, teknik nedenlerleyetersiz kalması, eksik görülmesi ya da zemindeki sınırları gerçeğe uygungöstermemesi de gerekmektedir.
33. Nitekim Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin28/1/2014 tarihli ve E. 2013/13979, K. 2014/233 sayılı kararında “Uygulama(yenileme) kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerineilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklananhataları gidermektir. Uygulama kadastrosu, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3.maddesinin istisnası olmadığı gibi, mülkiyet ihtilaflarının idari işlemleortadan kaldırılması gibi bir amaca da sahip değildir.” açıklamalarına yerverilerek yenileme kadastrosu işleminin mülkiyet ihtilaflarının giderilmesiveya canlandırılması amacıyla yapılamayacağı açıkça ifade edilmiştir.Dolayısıyla sınırlandırma hataları kapsamında yenileme kadastrosu yapılmasınıntapu sicilinin güvenilirliğinin sorgulanmasına yol açacak zorunlu ve istisnaibazı durumlara münhasır kılındığı anlaşılmaktadır. Tapu siciliningüvenilirliğinin tartışma konusu olduğu hâllere özgü olarak yenileme kadastrosuyapılmasına imkân tanınmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğideğerlendirilmiştir.
34. Son olarak sınırlamanın orantılıolup olmadığı incelenmelidir. Orantılılık sınırlamayla ulaşılmak istenen amaçile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adilbir denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına getirilensınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun mülkiyet hakkındanyararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı kurulmalıdır.Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığındasınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (D.C.,B. No: 2018/13863, 16/6/2021, § 49).
35. Usule ilişkin güvencelerin varlığıorantılılık değerlendirmesinde önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamdamüdahalenin hukuka aykırılığının ileri sürülebileceği veya müdahale nedeniyleoluşan maddi ve manevi zararların tazmin edilmesinin istenebileceği hukukyollarının olmaması da bazı durumlarda kişiye yüklenen külfeti ağırlaştıran birunsur olarak görülebilir. Bu bakımdan kişinin hukuka aykırılık iddialarının birmahkeme tarafından etkili bir biçimde incelenmesi müdahalenin orantılılığıbakımından ehemmiyet arz etmektedir (D.C., § 52; Eyyüp Baran, B.No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 75-95; Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017,13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§57-72).
36. Yenileme kadastrosu sonucu yapılantespite karşı dava açılmasının mümkün olduğunun altı çizilmelidir. Yenilemekadastrosunun hukuka aykırı olması hâlinde bunun yargı mercilerince iptaledilmesi mümkündür. Ayrıca Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasının ikincicümlesinde, bir yerin, kanunda belirtilen koşullar oluşmadan ikinci defa kadastroya tâbi tutulması hâlinde, ikincikadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması öngörülmüştür. Bu durumdaayni hakkı zedelenen kişi 4721 sayılı Kanun’un 1026. maddesi uyarınca yargımercilerine başvurabilir. Süresinde dava açılmadığı takdirde ise ikinci defayapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce resen iptal edilmesi imkânıgetirilmiştir. Dolayısıyla hukuka aykırı olarak yapılan ikinci kadastroişleminin iptal edilmesini temin edecek mekanizmalara yer verildiğigörülmektedir.
37. Öte yandan ikinci kadastro işlemihukuka uygun olsa bile sınırlandırmanın hatalı olmasının kamu görevlilerininişlemlerinden/kusurlarından kaynaklandığı ve ayni hakkı zedelenin kişinin isekusurunun bulunmadığı veya idareninkine nazaran daha az olduğu hâllerde aynihakkı zedelenen kişiye tazminat ödenmesi orantılılık ilkesinin bir gereğidir.4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğanzararlardan devletin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yapılan kadastroneticesinde oluşacak sınırlar tapu kütüğünün oluşumu sürecinin bir parçasıdır.Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemleri ile başlayan ve onu takip edenişlemlerdir. Tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapuişlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro işlemleri sırasında oluşanhatalar da 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında devletin objektifsorumluluğu kapsamına girmektedir.
38. Bu itibarla yenileme kadastrosuneticesinde mülkiyetinde bulunan taşınmazın yüz ölçümünde azalma meydana gelenüçüncü kişilerin uğradığı kayıplar sebebiyle tazminat davası açma imkânınınbulunduğu açıktır. Yerleşik yargı içtihatlarında da yenileme kadastrosuneticesinde uğranılan zararlar için maliye hazinesinden tazminat talepedilebileceği kabul edilmektedir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2015/2184,K.2015/11402, 18/11/2015; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2013/9108, K.2013/13601,9/9/2013; Mehmet Koca, B. No: 2014/19791, 19/12/2017).
39. Bu durumda, sınırlandırmahatalarının düzeltilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülüolduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
IV. HÜKÜM
21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 22.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “...sınırlandırma,...”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 30/11/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE