ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/178
Karar Sayısı : 2024/125
Karar Tarihi : 27/6/2024
R.G.Tarih-Sayı : 2/10/2024-32680
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Sorgun Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk UyuşmazlıklarındaArabuluculuk Kanunu’na 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 37. maddesiyleeklenen 18/B maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…ortaklığıngiderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.” ibaresinin Anayasa’nın 2., 20.,35. ve 36. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ortaklığıngiderilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 18/B maddesinin itiraz konusu kuralın da yeraldığı (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan öncearabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır:
a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göreilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kirailişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.
b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığıngiderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.
c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat MülkiyetiKanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar.
ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 30/11/2023 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör İsmail Emrah PERDECİOĞLUtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerinegöre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanununveya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesihâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için AnayasaMahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olandavanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6325 sayılı Kanun’un 18/Bmaddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…ortaklığıngiderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.” ibaresinin iptalini talep etmiştir.
5. Bakılmakta olan davanın konusunu ortaklığın giderilmesi talebioluşturmaktadır. İtiraz konusu kuralda yer alan “…ilişkin uyuşmazlıklar.”ibaresi bakılmakta olan davanın konusunun yanı sıra somut davada uygulanmaimkânı olmayan taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarbakımından da geçerli ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla bakılmakta olandavanın konusu gözetilerek itiraz konusu kuralın esasına ilişkin incelemeninkuralda yer alan “…ortaklığın giderilmesine…” ibaresi ile sınırlı olarakyapılması gerekir.
B. Anlam ve Kapsam
6. Hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuk, hukukiuyuşmazlıkların dava yoluna gidilmesine gerek kalmaksızın sonuçlanmasınısağlayabilen alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak 6325 sayılıKanun’da düzenlenmiştir. Anılan Kanun’da arabuluculukta uygulanacak usul veesaslar düzenlenmiştir. Kanun’un 18/B maddesinde ise arabulucuyabaşvurulmasının dava şartı olarak öngörüldüğü bazı uyuşmazlıklar sayılmıştır.Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca ortaklığıngiderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar da bu kapsamdadır.
7. Kanun’un 18/A maddesinde dava şartı olarak arabulucuyabaşvurulması öngörülen uyuşmazlıklarda arabuluculuk sürecinde uygulanacak usulve esaslar hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda anılan maddenin (6) numaralıfıkrasında arabulucuya başvuran tarafın kendisine ve elinde bulunması hâlindekarşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vereceği,büronun, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmayada yetkili olduğu ve ilgili kurum ve kuruluşların, büro tarafından talep edilenbilgi ve belgeleri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
8. Maddenin (7) numaralı fıkrasında taraflara ait iletişimbilgilerinin, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verileceği,arabulucunun bu iletişim bilgilerini esas alacağı, ihtiyaç duyduğundakendiliğinden araştırma da yapabileceği, elindeki bilgiler itibarıyla her türlüiletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendiripilk toplantıya davet edeceği hüküm altına alınmıştır.
9. (9) numaralı fıkraya göre arabulucunun yapılan başvuruyugörevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmasıgerekmektedir. Bu sürenin en fazla bir hafta uzatılabilmesi mümkündür. (10)numaralı fıkra uyarınca taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı içingörüşme yapılamaması hâllerinde arabulucu, arabuluculuk faaliyetini sonaerdirecek ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosunabildirecektir.
C. İtirazın Gerekçesi
10. Başvuru kararında özetle; ortaklığın giderilmesine ilişkinuyuşmazlıklarda taraf teşkilinin sağlanmasında önemli güçlüklerin yaşandığı,arabuluculuk kurumunun bu tür faaliyetleri icra etme imkânından yoksun olduğu,itiraz konusu kural uyarınca arabulucuya başvurmak zorunda olan tarafın dataraf teşkiline ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmesinin mümkün olmadığı, budurumda kuralın uyuşmazlığın çözümünün gereksiz yere uzamasına sebep olduğu,taraf teşkilinin sağlanması sürecinde taraf bilgilerinin elde edilmesibakımından belirsizliğin ortaya çıktığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,20., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
11. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
12. Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir. Anılan maddeylegüvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliğitaşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbirini oluşturmaktadır. Kişinin bir haksızlığa uğradığını iddia edebilmesininya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ilerisürüp kanıtlayabilmesinin, uğradığı zararı giderebilmesinin en etkili vegüvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 11).
13. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013,§ 52).
14. İtiraz konusu kural ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesiiçin öncelikle arabulucuya başvurulma şartını öngörmek suretiyle mahkemeyeerişim hakkına sınırlama getirmektedir.
15. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göretemel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması,Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
16. Bu itibarla mahkemeye erişim hakkını sınırlayan kanunun şeklenvar olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekildebelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
17. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahipolması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin debir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilikilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu niteliklerhukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesindesınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
18. Kuralda hangi tür uyuşmazlıklar bakımından dava şartınınöngörüldüğü ve dava şartı olarak belirlenen hususun herhangi bir tereddüde yerbırakmayacak biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuraldatemel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerektiğine ilişkin anayasalilkeye aykırı bir yön bulunmamaktadır.
19. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, Anayasa’nın 141. maddesi kapsamında devletinyükümlülüklerinden biri olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple devlet,yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmakzorundadır (AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28/2/2013).
20. Bu çerçevede tarafların hak ve menfaatlerinin özenli biçimdegözetildiği, etkili sonuçlar ortaya çıkarabilen alternatif uyuşmazlık çözümmekanizmalarının geliştirilmesi Anayasa ile devlete yüklenen yargılamalarıngereksiz yere uzamasının engellenmesi ödevinin yerine getirilmesi amacınayöneliktir. Nitekim uyuşmazlıkların yargı yetkisi kullanılarak mahkemeleraracılığıyla çözülmesi esas olmakla birlikte her uyuşmazlığın çözümününmahkemelerden beklenmesi mahkemelerin iş yükünün artmasına ve davaların makulsürelerde bitirilememesine yol açabilmektedir. Böyle bir durumun taraflarınmenfaatlerine hizmet etmemesi de söz konusu olabilmektedir AYM, E.2023/160,K.2024/77, 14/3/2024, §§ 21, 22).
21. Bu bağlamda yargı görevinin ağır iş yükü altında yerinegetirilmesinin zorlaşması, yargının iş yükünün azaltılması, adalete erişiminkolaylaştırılması ve usul ekonomisi gibi çeşitli nedenlerle yargıya ilişkinanayasal kuralların etkililiğinin sağlanması gözetilerek uyuşmazlıkların çözümüiçin arabuluculuk gibi yöntemlerin uygulamaya konulması tercihedilebilmektedir. Kanun koyucunun bu yönde düzenlemeler yapma konusunda takdiryetkisinin bulunduğu açıktır. Bununla birlikte bu yetkinin anayasal sınırlariçinde kullanılması gerekir (bu yönde bkz. AYM, E.2017/178, K.2018/82,11/7/2018, § 16).
22. Arabuluculuğun dava şartı olarak öngörüldüğü uyuşmazlıklarda buzorunluluğun bir sonucu olarak kişilerin iddiasını öncelikle arabulucuyataşıması gerekir. Aksi takdirde uyuşmazlığın mahkeme önünde ileri sürülmesi sözkonusu olamayacaktır. Bu suretle kuralın uyuşmazlığın arabuluculuk yöntemiyleolabildiğince hızlı ve az giderle çözüme kavuşturulmasına ve yargının işyükünün azalmasına katkı sunacağı açıktır. Bu nedenle kuralda öngörülensınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
23. Diğer yandan Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca sınırlamanınölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Anayasa’nın anılan maddesindegüvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
24. Kural kapsamında ortaklığın giderilmesine ilişkinuyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olarak öngörülmesi suretiylemahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın gerek bu uyuşmazlıkların dahakısa sürede ve basitçe çözülebilmesi gerekse yargı makamlarının iş yükününazaltılarak yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması amaçlarına ulaşılmasıbakımından elverişli olmadığı söylenemez.
25. Kanun koyucunun uyuşmazlıkların sona erdirilmesinde alternatifçözüm yöntemlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ya da hangi tür uyuşmazlıkların bukapsamda değerlendirileceği hususlarında geniş bir takdir yetkisibulunmaktadır. Bu bağlamda mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilirkenmeşru amaca ulaşmak bakımından kuralda öngörülen sınırlamaya göre daha hafifbir sınırlama aracına başvurulması gerektiği söylenemez. Dolayısıyla kurallagetirilen sınırlamanın gereklilik ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
26. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkların kapsamını paylıveya elbirliği mülkiyetine konu taşınır, taşınmaz mallar ve haklaroluşturmaktadır. Birden fazla malikin paydaş olduğu bu tür mal veya haklarüzerindeki ortaklığın giderilmesi hususunda tarafların anlaşamamaları hâlindeortaklık ancak dava yoluyla sona erdirilebilir.
27. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda özellikle maliksayısının fazla olduğu durumlarda taraf teşkilinin sağlanmasında zorluklarınortaya çıkması arabuluculuk sürecinde işlemlerinin yürütülmesinizorlaştırabilir. Ancak bu durumlarda 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin (6)numaralı fıkrasıyla Arabuluculuk Bürosuna tarafların resmî kayıtlarda yer alaniletişim bilgilerini araştırma yetkisi tanınmış, ilgili kurum ve kuruluşlar dabüro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü kılınmıştır.Yine anılan maddenin (7) numaralı fıkrasında taraflara ait iletişim bilgilerinin,görevlendirilen arabulucuya Arabuluculuk Bürosu tarafından verileceği,arabulucunun, ihtiyaç duyduğunda bu konuda kendiliğinden araştırma yaparakelindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim aracını kullanarakgörevlendirme konusunda tarafları bilgilendireceği ve ilk toplantıya davetedeceği öngörülmüştür.
28. Öte yandan (9) numaralı fıkra uyarınca arabulucunun uyuşmazlığıen fazla üç hafta içinde sonuçlandırması gerekmekte olup bu süre zorunluhâllerde en fazla bir hafta uzatılabilmektedir. (10) numaralı fıkrada daarabulucunun taraflara ulaşamaması veya tarafların katılmaması nedeniylegörüşmenin yapılamaması ya da tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculukfaaliyetini sona erdireceği hükme bağlanmıştır.
29. Dolayısıyla kuralla ortaklığın giderilmesine ilişkinuyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak öngörülmüş olmaklabirlikte Kanun’da özellikle arabulucuya taraf teşkilinin sağlanmasına yönelikçeşitli yetkilerin tanındığı, böylelikle arabuluculuk sürecinin sağlıklıyürütülmesine yönelik Kanun’da yeterli güvencelere yer verildiğianlaşılmaktadır. Bu güvencelerle birlikte Kanun’da arabulucunun taraflaraulaşamaması durumunda arabuluculuk faaliyetini her zaman sonlandırabilmesineimkân tanınmıştır. Ayrıca arabuluculuk süreci en fazla dört hafta süreylesınırlandırılmak suretiyle dava açılmasındaki belirsizlik de ortadankaldırılmıştır. Arabuluculuk sürecinden sağlanabilecek faydalar ile söz konusuuyuşmazlıkların niteliği dikkate alındığında dört haftalık sürenin de makulolmadığı söylenemez.
30. Bu itibarla kuralda kişiler ile kamu yararı arasındaki dengeninkorunduğu, kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın kişilereorantısız bir külfet yüklemediği ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerineaykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Basri BAĞCI ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüşise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleriyönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyleAnayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 20. ve 35. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk UyuşmazlıklarındaArabuluculuk Kanunu’na 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 37. maddesiyleeklenen 18/B maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan;
A. “...ortaklığıngiderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.” ibaresininesasına ilişkin incelemenin “...ortaklığın giderilmesine...” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
B. “...ortaklığın giderilmesine...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Basri BAĞCI ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
27/6/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
KARŞI OY
1. Sorgun Sulh HukukMahkemesince 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na 7445sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen 18/B maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendinde yer alan “… ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.”ibaresinin Anayasa’nın 2., 20., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı talebiyleitiraz yoluna başvurmuştur.
2. Belirttiğimizgerekçelerle Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
3. AnayasaMahkemesi’nin kararında, iptal istemi ve hükme itiraz gerekçeleriözetlenmiştir.
4. Ortaklığıngiderilmesi davaları bilindiği üzere niteliği itibariyle taraflardan birinindavayı kazandığı diğer tarafın davayı kaybettiği davalar değildir. Esasen budavalarda mülkiyetin kazanımı anlamında uyuşmazlığı sonlandıracak bir kararverilmemektedir. Mülkiyetin kullanım şekline ilişkin bir tespit yapılmaktadır.Uygulamada bu davalara çift taraflı davalar denilmektedir. Tarafların hak vemenfaatleri davadaki sıfatlarına bakılmaksızın aynıdır. Davanın amacı taşınırve taşınmaz mallardaki ortaklığın giderilerek hakların paylaşılması sağlanmaktır.
5. İtiraz yoluylamahkemenin önüne gelen kural 6325 sayılı Kanun’da hukuk uyuşmazlıklarınınarabuluculuk yoluyla çözümlenmesini düzenleyen 18/B maddesindeki kuralınortaklığın giderilmesi davasında zorunlu olarak uygulanmasıdır. Kuralın hukukdevleti ilkesi ve hak arama özgürlüğü bağlamında Anayasa’ya uygunluğudenetlenmelidir.
6. Hukuk devletiilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. Anayasa Mahkemesi’ninkararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrıve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesibakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararıdışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.
7. Bununla birliktekanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken hukuk devletiilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilikgetirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık isegetirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasındaölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur (bazıfarklarla birlikte bkz. AYM, E.2009/11, K.2011/93, 09/6/2011; E.2021/98,K.2022/9, 26/1/2022, § 7).
8. Anayasa’nın 36.maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan dava yoluylahak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin bir haksızlığauğradığını iddia edebilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, uğradığı zararıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 11).
9. Mahkemeye erişimhakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili birşekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
10. Anayasa 13.Maddesinde “temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne, ruhuna demokratiktoplum düzenin ve layık cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkelerine aykırıolamaz.” Denilmektedir. Bu düzenleme karşısında temel hak ve özgürlükleregetirilen sınırlamaların kanunla yapılması Anayasada öngörülen sınırlamasebebini uygun ve ölçülü olması gerekir.
11. İtiraz konusukuralın Anayasa’nın 36. Maddesi hukuk devleti ilkesi bağlamında incelenmesigerekmektedir. Bu bağlamda Anayasanın 13. Maddesinde çerçevesi çizilensınırlama ölçütlerini karşılayıp karşılamadığı irdelenmelidir.
12. İtiraz konusukuralın yasayla yapıldığı görülmektedir. Sınırlamanın yasayla yapılmasıölçütünü karşıladığı görülmektedir.
13. Ortaklığıngiderilmesi davasında arabuluculuk zorunluluğu yukarıda çerçevesi çizilenarabuluculuk davalarını niteliği ve çözüm şekli göz önüne alındığındagereklilik anlamında kural incelendiğinde kuralın meşru bir amacının olduğusöylenemeyecektir.
14. Dava konusu kuralile zorunlu arabuluculuğa müracaat ile başlayan süreç en fazla üç haftaiçerisinde zorunlu hallerde ise bir hafta sonrasında sonlanmaktadır.
15. Ortaklığıngiderilmesi davalarında esas mesele taraf teşkilinin sağlanabilmesidir. Davanıntürüne göre ölü olan şahısların mirasçılık belgelerinin alınması, nüfuskaydındaki ya da belgelerdeki birtakım yanlışlıkların düzeltilmesi gibinedenler başka davaların açılmasını zorunlu kılmaktadır. Zorunlu arabuluculukiçin getirilen sürede belirtilen eksiklikleri gidermenin ve taraf teşkilininsağlanmasının mümkün olmadığı açıktır. Pratik sonucu olmayan benzeridavalardaki düzenlemenin hiçbir istisna tanınmadan zorunlu hale getirilmesiAnayasanın 2., 13., ve 36. Maddeleri göz önüne alındığında gerekli olduğu vemeşru amacı olduğu söylenemez. Bu nedenle kuralın iptali gerekir.
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Selahaddin MENTEŞ