ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/29
Karar Sayısı : 2024/112
Karar Tarihi : 30/5/2024
R.G. Tarih – Sayı : 2/8/2024- 32620
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1. Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2023/29)
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi(E.2024/105)
İTİRAZLARIN KONUSU: 7/5/1987tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 12/5/2022 tarihlive 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 13. maddenin ikincifıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36.maddelerine aykırılığının ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalepleridir.
OLAY: Hekime karşıaçılan rücu davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 13.maddesi şöyledir:
“Geçici Madde 13- (Ek:12/5/2022-7406/15 md.)
Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılıKanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenlerbakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur.
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerindegörev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlıkmesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviyeilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenentazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikincifıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurmasıiçin davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usuldenreddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır vedavacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un ek 18. maddesi şöyledir:
“Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.)
Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alansoruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurumve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleriile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamındayaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalarnedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleriuygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan MeslekiSorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlıkkurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve dişhekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlıkmüdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzeregörevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki SorumlulukKurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerindegörev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlıkmesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkintıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayıilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin göreviningereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıpkullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafındanbir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devletüniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafındanMesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerineaykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmişceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir.
(Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare,kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonrahukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis vetedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesinesebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum vekuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslekmensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğininicrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem veuygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmalveya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenenavukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslekmensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamayailişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talepedilir.
Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafındanbelirlenen;
a) Bakanyardımcısı,
b) SağlıkHizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleriveya yardımcıları,
c) Profesörveya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim,
olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki SorumlulukKurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyeleringörev süresi iki yıldır.
Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının saltçoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır.Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz.
Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başkabir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yenikurullar oluşturabilir.
Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkrakapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareketettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışındamali ve idari yönden sorumlu tutulamaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, SağlıkBakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2023/29 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 16/2/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B. E.2024/105 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN,Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, YılmazAKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARI
3. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyleeklenen geçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…davacıaleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” ibaresinin iptaline karar verilmesitalebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2024/105 sayılı davanın,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2023/29 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2023/29 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 30/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
4. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Ahmet CANPOLATtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgiligörülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
5. 3359 sayılı Kanun sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslarıdüzenlemektedir. Anılan Kanun’un ek 18. maddesinin birinci fıkrasının birincive ikinci cümlelerinde 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanunu’nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hâriç olmaküzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerindegörev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlıkmesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkintıbbi işlem ve uygulamalar sebebiyle yapılacak soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerininuygulanacağı öngörülmüş ve soruşturma izninin Sağlık Bakanlığı bünyesindekurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK) tarafından verileceği belirtilmiştir.
6. Öte yandan 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesinde kamu kurum ve kuruluşları ve devletüniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslekmensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis vetedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenentazminatın ilgili meslek mensubuna rücu edilip edilmeyeceğine ve rücumiktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiylegörevini kötüye kullanıp kullanmadığına ve kusur durumu gözetilmek suretiyleMSK tarafından bir yıl içinde karar verileceği hükme bağlanmıştır.
7. Anılan fıkra gereğince MSK tarafından sağlık meslekmensuplarına rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına karar verilirken ilgiliningörevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıpkullanmadığı ile kusur durumu dikkate alınacaktır.
8. Söz konusu Kanun’un geçici 13. maddesinde de ek 18.madde uyarınca getirilen düzenlemelere ilişkin geçiş hükümlerine yerverilmiştir. Geçici 13. maddenin ikinci fıkrasıyla, ek 18. maddenin ikincifıkrasında düzenlenen rücu davalarına ilişkin hükümlerin görülmekte olandavalar bakımından da uygulanması sağlanmıştır. Bu kapsamda geçici 13. maddeninikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde kamu kurum ve kuruluşları vedevlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlıkmeslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış olduklarımuayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idaretarafından ödenen tazminattan dolayı açılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiğitarih itibarıyla görülmekte olan rücu davalarında mahkemece, ek 18. maddeninikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere MSK’ya başvurması için davacıyaiki aylık süre verileceği ve davacının bu süre içinde MSK’ya başvurmamasıdurumunda davanın usulden reddedileceği düzenlenmiştir.
9. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasında dava şartları sayılmış, (2)numaralı fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkinhükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 115. maddesinin (2)numaralı fıkrasında ise dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanınusulden reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
10. Bu itibarla 3359 sayılı Kanun’un geçici 13.maddesinin ikinci fıkrasıyla MSK’ya iki ay içinde başvuru yapılmaması durumundadavanın usulden reddedileceği hükme bağlanmak suretiyle görülmekte olan davalarbakımından bir dava şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Davanın usuldenreddine karar verilmesi hâlinde ise sonrasında davacı tarafından MSK’yabaşvurularak yeniden dava açılmasına engel bir durum da bulunmamaktadır.
11. Davacının iki aylık süre içinde ek 18. maddeninikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere MSK’ya başvurmaması nedeniyleusulden reddedilen davalarda anılan fıkranın itiraz konusu üçüncü cümlesinegöre yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılacak ve davacı aleyhine vekâletücretine hükmedilmeyecektir.
12. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Buna göre yargılamagiderleri genel olarak harçlardan, masraflardan ve vekille takip edilendavalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinden oluşmaktadır.
13. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 11.maddesinin birinci fıkrasında genel olarak yargı harçlarını davayı açanveya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen tarafın ödemekle yükümlüolduğu, üçüncü fıkrasında ise herhangi bir istek olmaksızın re’sen yapılacakişlemlere ait harçların, aksine hüküm yoksa lehine işlem yapılan kişilerdenalınacağı hükme bağlanmıştır. Dava masrafları ise işin niteliğine göredavacıdan veya davalıdan tahsil edilebilmektedir.
14. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhinehüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Söz konusu maddenin (2)numaralı fıkrasında da davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkmasıhâlinde mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına görepaylaştırılacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 330. maddesinde de vekil iletakip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretininhaklı çıkan taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava vetakiplerde yargı harçları, masraflar ve vekâlet ücretinden oluşan yargılamagiderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenmektedir. Böylece dava veyatakipte haksız çıkan tarafın, karşı tarafın bu dava veya takip sebebiyle yapmakzorunda kaldığı yargılama giderlerini karşılaması sağlanmaktadır.
15. Bu itibarla kamukurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve dişhekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrasıkapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem veuygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücudavalarında davacı tarafından iki ay içindeMSK’ya başvurulmaması nedeniyle rücu davasının usulden reddedilmesi hâlindedavalı sağlık meslek mensubu aleyhine hüküm kurulmamasına rağmen kural uyarıncabu kişilerin dava nedeniyle yaptıkları yargılama giderleri üzerlerindebırakılacak ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir.
B. İtirazların Gerekçesi
16. Başvuru kararlarında özetle; davayı tamamen veyakısmen kazanan tarafın yapılan yargılama giderlerinin tamamı ya da bir kısmıüzerinde, vekilinin ise vekâlet ücreti yönünden alacak hakkına sahip olduğu,itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşru amacınınbulunmadığı, kuralla davanın tarafları açısından eşitlik ilkesiylebağdaşmayacak şekilde idare lehine düzenleme getirildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
17. Anayasa’nın 36.maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan davayoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişininbir haksızlığa uğradığını iddia edebilmesinin ya da maruz kaldığı haksız biruygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin,uğradığı zararı giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileriönünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2004/25, K.2008/42, 17/1/2008; E.2008/102, K.2010/14, 21/1/2010; E.2017/178,K.2018/82, 11/7/2018, § 11).
18. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52). Tarafların aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerinehükmedilmesi ve yargılama sürecinde yüklendikleri giderlerin karşı tarafayükletilmesi talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır(benzer yönde bkz. AYM, E.2023/160, K. 2024/77, 14/3/2024, § 10; HilmiKocabey ve diğerleri, B. No: 2018/27686, 17/11/2021, § 98).
19. Kural, davanın usulden reddi hâlinde davalının karşıtaraftan alması gereken yargılama gideri ve vekâlet ücretinden yoksunbırakılmasını öngörmek suretiyle mahkemeye erişim hakkına sınırlamagetirmektedir.
20. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
21. Bu itibarla mahkemeye erişim hakkını sınırlayankanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izinvermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmasıgerekir.
22. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altınaalınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temelunsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
23. Kuralda davanın usulden reddedilmesi hâlindeyargılama gideri ve vekâlet ücretinden kimin sorumlu olacağına ilişkinhususların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarakdüzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüylekanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.
24. Öte yandan mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirenkuralın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca Anayasa’da öngörülen sınırlamasebebine uygun olması gerekir.
25. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkındoğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. AyrıcaAnayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenenödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkiledebilir (AYM, E.2023/79, K.2024/80, 14/3/2024, § 16).
26. Adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletindüzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa'dazikredilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin bu haktanyararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması veyargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisinihaiz olduğu alanlarda belli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunun kabulügerekir. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirkenkanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancakkanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabiolduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).
27. Kamu kurum ve kuruluşları ve devlet üniversitelerindegörev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlıkmesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviyeilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenentazminattan dolayı açılan rücu davalarının iki ay içinde davacı tarafındanMSK’ya başvurulmaması nedeniyle reddedilmesi hâlinde davacı aleyhine yargılamagiderine ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin öngörülmesinin davacı kurumunyargılama gideri yüküyle karşılaşmaması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
28. Yargılama giderlerine hükmedilmesinde ilke olarakdava sonunda haklı çıkma ölçütü esas alınmaktadır. Kural ise yargılamagiderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği ilkesini sağlık meslekmensubunun görev yaptığı kurum lehine değiştirmekte ve davanın usulden reddinerağmen kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceğini öngörmektedir.Kamu kurumlarının karşılaştığı yargılama giderlerinin azaltılması yönünde -harçmuafiyeti gibi- bazı düzenlemelerin yapılması makul kabul edilebilirse de bununyargılamanın diğer tarafı olan özel hukuk kişilerinin haklarının göz ardıedilerek öngörülmesi mümkün değildir. Kamuya mali külfet yüklenmemesidüşüncesi, kamu kurumunun dava şartını yerine getirmemesi nedeniyle usuldenreddedilen davada yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği kişininkatlandığı mali külfeti telafi etme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşrukılamaz. Dolayısıyla kuralın anayasal yönden meşru bir amacının bulunduğusöylenemez.
29. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 36.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
V. HÜKÜM
7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri TemelKanunu’na 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenengeçici 13. maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE 30/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR