ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/33
Karar Sayısı : 2023/117
Karar Tarihi : 22/6/2023
R.G. Tarih - Sayı : 15/9/2023- 32310
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2023/33)
2. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2023/47)
3. Alanya AsliyeTicaret Mahkemesi (E.2023/99)
İTİRAZLARIN KONUSU: 13/1/2011tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılıKanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasınınikinci ve beşinci cümlelerinin Anayasa’nın2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talepleridir.
OLAY: Ticaretsicilinden terkin olunan şirketin yeniden tescili talebiyle açılan davalardaitiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleriiçin başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un geçici 7. maddesinin itiraz konusu kuralların dayer aldığı (15) numaralı fıkrası şöyledir:
“(15) Bu maddededüzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usulleregöre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketveya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydınsilindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirketve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarınınsorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmakkaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaretsicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukukimenfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibarenbeş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.”
II. İLK İNCELEME
A. 2023/33 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü (İçtüzük)hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, EnginYILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN,Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 16/2/2023 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. 2023/47 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarıncaZühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. EminKUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 9/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, budava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeleruyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptalitalep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kuralise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
4. İtiraz yoluna başvuran mahkeme 6102sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15)numaralı fıkrasının ikinci ve beşinci cümlelerinin iptallerini talep etmiştir.
5. Anılan fıkranın itiraz konusu ikincicümlesinde bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketveya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydınsilindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceğiöngörülmüştür.
6. Bakılmakta olan davanın konusu ise ticaret sicilindenkaydı silinen şirketin ihyası talebine ilişkin olup anılan şirketin unvanınınsilinmesinden ortaya çıkan herhangi bir malvarlığına yönelik değildir.Dolayısıyla itiraz konusu ikinci cümleninbakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
7. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ilerisürülmesi” başlıklı 40. maddesinde AnayasaMahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntemdüzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmaktaolan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkradasayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceğibelirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırıolduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı”, AnayasaMahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralıfıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayanitiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeyegeçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
8. İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinde de itiraz yoluna başvuran mahkemeningerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen hükümlerin herbirinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrıayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifadeedilmiştir.
9. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvurudaeksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkinişlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2)numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yolunabaşvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engelolmadığı belirtilmiştir.
10. Yapılan incelemede itiraz yolunabaşvuran Mahkeme tarafından ileri sürülen Anayasa’ya aykırılık gerekçelerinin6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15) numaralı fıkrasının itirazkonusu beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresine yönelik olduğugörülmektedir. Buna karşılık itiraz konusu cümlenin kalan kısmının Anayasa’nınhangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun açıklanmadığıanlaşılmaktadır.
11. Bu itibarla 6216 sayılı Kanun’un 40.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz konusu cümlenin kalan kısmına yönelikbaşvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğinceyöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
12. Açıklanan nedenlerle13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7.maddenin (15) numaralı fıkrasının;
A. İkincicümlesinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümleyeilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Beşinci cümlesindeyer alan “...silinme tarihindenitibaren beş yıl içinde...” ibaresininesasının incelenmesine, yürürlüğünün durdurulması talebinin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına,
C. Beşincicümlesinin kalan kısmına ilişkin başvurunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
9/3/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
C. 2023/99 Sayılı Başvuru Yönünden
13. İçtüzük hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. EminKUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 31/5/2023tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, yürürlüğünün durdurulması talebinin esasinceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARLARI
A. E.2023/47 Sayılı Başvuru Yönünden
14. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk TicaretKanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenengeçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının beşincicümlesinde yer alan “...silinmetarihinden itibaren beş yıl içinde...”ibaresinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesitalebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2023/47 sayılı davanınaralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2023/33 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2023/33 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 9/3/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2023/99 Sayılı Başvuru Yönünden
15. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk TicaretKanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenengeçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...beşyıl içinde...” ibaresinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2023/99 sayılı davanınaralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2023/33 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2023/33 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 31/5/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
16. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörHülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
17. Anonim şirketlerin tasfiye usulü 6102 sayılı Kanun’un536 ila 548. maddelerinde hükme bağlanmış, limited şirketlerin tasfiyesi deanılan Kanun’un 643. maddesinde anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulüneatıfla düzenlenmiştir. Kooperatiflerin tasfiyesinde de 24/4/1969 tarihli ve1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda yer alan özel hükümler dışında söz konusuKanun’un 98. maddesinin 6102 sayılı Kanun’a yapmış olduğu atıf nedeniyle anonimşirketlere ilişkin tasfiye hükümleri uygulanmaktadır.
18. 6102 sayılı Kanun’un 536 ila 548. maddelerinde sonaeren anonim şirketin tasfiyeye gireceği belirtilmiş ve tasfiye usulü ayrıntılıbir şekilde düzenlenmiştir. Tasfiye memurlarının belirlenmesi veyetkilendirilmesi, tasfiye memurlarınca envanter ve bilançonun çıkarılması,şirket alacaklılarının tespiti, alacaklıların alacaklarını bildirmeye daveti,alacaklı olduğu bilinmekle birlikte bildirimde bulunmayanların alacaklarınınbankaya depo edilmesi, şirketin süregelen işlerinin yürütülmesi, şirketinmalvarlığının paraya çevrilmesi, şirketin borçlarının ödenmesi, paybedellerinin iadesi, kalan varlığın pay sahiplerine dağıtılması, defterlerinsaklanması ve şirketin sicilden terkini tasfiye usulünün ana hatlarınıoluşturmaktadır.
19. Tasfiye sürecine ilişkin bu düzenlemelerin başlıcaamaçlarından birisi de şirket alacaklılarının korunması ve alacaklarını, sonaeren şirketin veya kooperatifin mal varlığından alabilmelerine imkânsağlanmasıdır. Bununla birlikte tasfiyenin tamamlanmasından ve şirketinsicilden terkininden sonra da şirkete karşı ileri sürülebilecek taleplerinortaya çıkabileceğini öngören kanun koyucu, Kanun’un 547. maddesinde ek tasfiyekurumunu düzenlemiştir. Bu kapsamda tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiyeişlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde ilgililerinasliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketinyeniden tescilini isteyebilecekleri ve mahkemenin istemin yerinde olduğunakanaat getirmesi hâlinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline kararvereceği hükme bağlanmıştır. Böylece ticaret sicilinden silinmesi sebebiyletüzel kişiliğini kaybeden şirketin sicile yeniden tescil edilerek tekrar tüzelkişilik kazanmasına ve hukuki işlemlere taraf olmasına imkân tanınarakilgililerin olası mağduriyeti önlenmiştir. Ek tasfiye talebi ise herhangi birsüreye bağlanmamıştır.
20. Anılan Kanun’un geçici 7. maddesinde münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiyeedilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limitedşirketler (şirketler) ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinineilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerinvarlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevedemünfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlerenazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicildensilinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resensilinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu itibarla geçici 7.maddenin genel tasfiye usulünün istisnası ile ticaret unvanının sicilden resensilinme usullerini düzenlediği anlaşılmaktadır.
21. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında bu maddeyegöre tasfiye edilecek ve ticaret sicilinden silinecek şirket ve kooperatiflerbelirlenmiştir. Bu kapsamda 1/7/2015 tarihine kadar sermayelerini mevzuattaöngörülen tutarlara çıkarmamış olan şirketler, münfesih sayılan şirketler,dağılmış sayılan kooperatifler, son beş yıla ait olağan genel kurultoplantıları yapılamayan şirketler ve kooperatifler ile tasfiye işlemlerinebaşlanılmış ancak bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaretsicilinden terkin işlemi yapılamamış olan şirketler ve kooperatiflersayılmıştır. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasıyla davacı veya davalısıfatı devam eden şirket ve kooperatifler ise kapsam dışında tutulmuştur.
22. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise bu maddeye göreyapılacak tasfiye usulü kapsamında ilgili şirket ve kooperatife ihtar yapılmasıgerekliliği ile bu ihtarın ilan usulü ve içeriği düzenlenmiştir. Sermayeartırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak söz konusu ihtarda tasfiye memurunun bildirilmesi gerektiği, aksi hâlde tescil kaydınınsicilden silineceği, madde kapsamındaki diğer şirketlere ve kooperatiflereyapılacak ihtarda ise faaliyetlerine devam etmek istemeleri hâlinde münfesiholma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerinbildirilmesi hususunun belirtilmesi öngörülmüştür.
23. (5) numaralı fıkrada ihtar üzerine şirket veyakooperatif tarafından tasfiye memurlarının bildirilmesi hâlinde tasfiyememurlarının ve adreslerinin tescil ve ilan edileceği, ayrıca bu ilanda şirketveya kooperatif alacaklılarının alacaklarını bildirmeye davet edileceği, şirketveya kooperatifin mal varlığı ile alacak ve borçlarını gösteren listenin deşirket yetkilileri tarafından tasfiye memurlarına verilmesi ihtarının yeralacağı düzenlenmiştir.
24. (6), (7) ve (8) numaralı fıkralarda tasfiyememurlarınca tasfiyenin gerçekleştirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifinunvanının sicilden silinmesi ve ilanı hükme bağlanmıştır. (9) numaralı fıkradaise tasfiye memurlarının gerekli bilgi veya belgelere erişememesi ve bu durumunbildirimi üzerine unvanın silinmesi ve bu hususun ilanı düzenlenmiştir. (10)numaralı fıkrada bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiyesinebaşlanan şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının iki defa üst üstetoplanamaması hâlinde, son ve kati bilançonun sicile tevdii üzerine tasfiyeninsona ermiş sayılması ve unvanın sicilden silinerek bu hususun ilanı hükmebağlanmıştır.
25. Söz konusu maddenin (11) numaralı fıkrasında, (4)numaralı fıkraya göre yapılan ihtar ve ilana süresi içinde cevap vermeyen ya datasfiye memuru bildirmeyen, durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veyafaaliyette bulunduğu adresi kanıtlamayan şirket ve kooperatiflerin sicildentasfiye edilmeksizin resen terkini öngörülmüştür.
26. (12) numaralı fıkrada bu madde uyarınca tasfiyesürecinin işletilememesi veya iflas durumunun söz konusu olması hâlinde şirketveya kooperatifin borçlarının bulunmasının unvanın sicilden silinmesine engelteşkil etmediği belirtilmiştir.
27. (15) numaralı fıkranın ikinci ve üçüncü cümlelerindebu madde uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veyakooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlıklarının unvana ilişkin kaydınsilindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve Hazineninbu şirket veya kooperatifin borçlarından dolayı sorumlu tutulamayacağı hükmebağlanmıştır. Anılan fıkranın beşinci cümlesinde ticaret sicilinden kaydısilinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleribulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıliçinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceğidüzenlenmiştir. Anılan cümlede yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
28. Kelime anlamıyla yeniden canlandırma, diriltmeanlamlarına gelen ihya; itiraz konusu kural kapsamında sicilden silinen şirketveya kooperatifin sicile tescil edilerek tekrar tüzel kişilik kazanmasını,böylelikle hukuki işlemlere taraf olmasını sağlayan hukuki kurumu ifadeetmektedir. Yukarıda açıklanan geçici 7. madde anlamında ihya, bu maddeuyarınca genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış usulde tasfiye olunan veyayine bu maddeye göre tasfiye edilmeksizin resen sicilden silinen şirketler ilekooperatiflerin yeniden sicile tescil edilerek tüzel kişilik kazanmaları amacıylaöngörülmüş hukuki bir kurumdur. Bu amaçla alacaklılar ile hukuki menfaatleribulunanların haklı sebeplere dayanarak ilgili şirketin veya kooperatifin tüzelkişilik kazanabilmesi için mahkemeye başvurmasına imkân tanınmıştır.
29. Söz konusu haklı sebepler kapsamında kanundaöngörülen usule uyulmadan sicilden silme işleminin yapılması, sicilden silinenşirket veya kooperatife ait bazı aktiflerin sonradan ortaya çıkması, şirketorganlarına karşı sorumluluk davası açılması veya şirket lehine bir dava açılmasıya da şirkete karşı dava açılması veya icra takibi başlatılması gerekliliğigibi şirketin tüzel kişiliğinin dolayısıyla hak ve fiil ehliyetinin bulunmasınızorunlu kılan hâller örnek gösterilebilir.
30. Kanun’un ek tasfiyeyi düzenleyen 547. maddesinde, Kanun’dakiolağan usule göre tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinen şirketlerin ektasfiye işlemlerinin zorunluluk arz etmesi hâlinde mahkemeden yeniden siciletescili talebine ilişkin hükümler belirlenmiş ve talep herhangi bir süreylesınırlanmamıştır. Kanun’un geçici 7. maddesinde ise münfesih olan veya sayılanşirketler ile kooperatifler için kolaylaştırılmış bir tasfiye neticesinde veyabazı hâllerde tasfiyesiz bir şekilde ticaret sicilinden silinmeyi mümkün kılanve 1/7/2015 tarihine kadar uygulanma imkânı olan istisnai bir süreçdüzenlenmiştir. İtiraz konusu kural ise bu madde uyarınca ticaret sicilindensilinen şirketler ile kooperatiflerin ihyası için başvurulabilecek süreyisilinme tarihinden itibaren beş yıl ile sınırlamaktadır.
B. İtirazların Gerekçeleri
31. Başvuru kararlarında özetle; sicilden terkin edilenşirketin ihyası için açılacak davanın ticaret sicilinden silinme tarihindenitibaren beş yıl ile sınırlanmış olması sebebiyle ihya davası açılmasınınmümkün olmadığı, bu sebeple şirkete karşı açılabilecek diğer davaların daaçılamadığı belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
32. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönündende incelenmiştir.
33. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
34. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıylasahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma veüzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020,§ 137; E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 13).
35. Öte yandan Anayasa’nın “Temel hakve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası “Anayasaile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir”hükmünü içermektedir. Anılan hükme göre kişilerin yargı makamları ile idarimakamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasıanayasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, temel hak ve özgürlüğü ihlal edilenya da ihlal edildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargı veya idari mercilernezdinde şikâyetlerini dile getirmesi hususunda devlete gerekli ve yeterlimekanizmaları oluşturarak uygun koşulları sağlama yükümlülüğü getirmektedir(AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 16; E.2021/46, K.2022/47, 21/4/2022,§ 15).
36. Bu çerçevede Anayasa’nın anılanmaddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkınınihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarınıinceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veyasürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari veyargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altınaalmaktadır (AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17; E.2021/46, K.2022/47,21/4/2022, § 16).
37. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiyeedilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen şirketler ilekooperatiflerin sicilden resen terkin edilmesi öngörülmektedir. Borçlu şirketve kooperatiflerin sicilden terkin edilmesi bunların taraf ehliyetini de sonaerdirdiğinden alacaklıların bu şirketler ve kooperatifler aleyhine dava açmasıimkânı ortadan kalktığı gibi bu şirket ve kooperatifler tarafından davaaçılabilmesi imkânı da sona ermektedir.
38. Anılan Kanun’un geçici 7. maddesininitiraz konusu kuralın da yer aldığı (15) numaralı fıkrasıyla bu şirketler ilekooperatiflerin ihya edilmesi imkânı getirilmiştir. Bu bağlamda resen sicildenresen terkin edilen şirket ve kooperatiflerden alacağı bulunan kişiler ilebunların yeniden tüzel kişilik kazanmasında menfaati bulunan kişiler ilgilişirket veya kooperatifin ihyası talebinde bulunabilir. Bununla birlikte itiraz konusukural, tüzel kişiliğin ihya edilebileceği süreyi silinme tarihinden itibarenbeş yılla sınırlandırmıştır.
39. Sicil kayıtları terkin edilen şirketve kooperatiflerden alacaklı olanların bu alacaklarının ve bunlara karşı ilerisürülebilecek diğer maddi taleplerin Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkteşkil ettiği açıktır. Dolayısıyla Anayasa’nın 35. maddesiyle bağlantılı olarak40. maddesinden doğan güvencelerin sicil kaydı terkin edilen şirket vekooperatiflerden alacaklı olanların bu alacakları yönünden de geçerli olduğuanlaşılmaktadır. Anayasa’nın 40. maddesi alacaklının alacağının varlığınıtespit ettirebileceği, takip ve tahsilini sağlayabileceği etkili başvuruyollarının oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.
40. Bu kapsamda mülkiyet hakkı ilebağlantılı olan kuralla Anayasa’nın 40. maddesi kapsamında devletin bu hakkınkorunmasıyla ilgili gerekli koşulları sağlama fonksiyonunu ne ölçüde yerine getirdiğinindeğerlendirilmesi gerekmektedir.
41. Anılan Kanun’un geçici 7. maddesiuyarınca sicilden silinen şirketler ile kooperatiflerin ihyası için tanınanmahkemeye başvuru süresi bu yolu işlevsiz kılacak nitelikte olmamalıdır. Buitibarla alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebepleredayanarak ihya talebiyle mahkemeye başvurmaları için itiraz konusu kurallaöngörülen sürenin bu yolu işlevsiz kılıp kılmadığı değerlendirilmelidir.
42. Münfesih olan veya sayılan şirketlerile kooperatiflerin sicilden silinmesine ilişkin istisnai bir usulü düzenleyenKanun’un geçici 7. maddesi ile sicil kayıtlarının fiilî durumu yansıtmasınınamaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan şirketler ile kooperatiflereilişkin hukuki statünün kesinleştirilmesi amacıyla ihya başvurularına ilişkinsürenin kuralla sınırlanması, sicilden silinmeye ilişkin istisnai usulünniteliğinin gereği olarak görülebilir.
43. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiğine ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolununmevzuatta öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamandauygulamada da etkili olması diğer bir ifadeyle başarı şansı sunması gerekir.
44. Kuralla sicilden silinen şirketler ile kooperatiflereilişkin ihya başvurusu için öngörülen sürenin silinme tarihinden itibarenbaşladığı ve kuralda alacaklıların veya hukuki menfaati bulunanların butasfiyeden haberdar olmasını sağlayacak güvencelere yer verilmediğigörülmüştür. Bunun yanı sıra kural, ihya için öngörülen sürenin başlamasıbakımından alacaklının veya hukuki menfaati bulunanın söz konusu alacağını yada hukuki menfaatini talep edebilme imkânından haberdar olması şartını daaramamaktadır. Bu durum alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunanların bu süredolduktan sonra haberdar oldukları veya ileri sürülebilir duruma gelen talepleriiçin öngörülen ihya yolunun işlevsiz hâle gelmesine neden olabilecekniteliktedir.
45. Bu bağlamda Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca kolaylaştırılmışbir tasfiye neticesinde veya bazı hâllerde tasfiyesiz bir şekilde sicildensilinme durumunda yeniden tescil talebinin silinme tarihinden itibaren süreyebağlanmış olmasının bu yolun işlevsiz hâle gelmesine neden olabileceği görülmüştür.Başka bir deyişle şirkete veya kooperatife karşı ileri sürülebilir haklıtalebin ortaya çıktığı, talep sahibinin bu durumu öğrendiği veya öğrendiğininmakul olarak kabul edilebildiği ve talebin hukuken ileri sürülebilir hâlegeldiği tarih yerine silinme tarihinden başlayan sürenin ihya yolunun işlevinigerçekleştirmesine engel teşkil ettiği anlaşılmıştır.
46. Bu yönüyle kural Kanun’un geçici 7. maddesi uyarıncasicilden silinen şirketler ile kooperatiflerin yeniden tescili amacıyla yapılabilecekihya başvurusuna ilişkin azami sürenin silinme tarihinden itibaren başlatılmasıAnayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 35. ve 40.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 35. ve 40. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerineaykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10., 13. ve 36.maddeleri yönünden incelenmemiştir.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
48. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralınuygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceğibelirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7.maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinmetarihinden itibaren beş yıl içinde...”ibaresine yönelik yürürlüğün durdurulması talebinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE 22/6/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI. HÜKÜM
13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7.maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinmetarihinden itibaren beş yıl içinde...”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 22/6/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR