ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/34
Karar Sayısı : 2024/60
Karar Tarihi : 22/2/2024
R.G.Tarih-Sayı :16/5/2024-32548
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan “…ilân…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5., 20., 36. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi talebidir.
OLAY: Adındeğiştirilmesi talebiyle açılan davada itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 27. maddesi şöyledir:
“2. Adın değiştirilmesi
Madde 27- Adındeğiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.
Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilânolunur.
Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiğigünden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını davaedebilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ,Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla16/2/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Burak FIRAT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda adın değiştirilmesine ilişkin mahkeme kararınınilanının ne şekilde olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı,uygulamada ilgili kararın hüküm fıkrasının gazetede ilan edildiği, ilanın buşekilde yapılması suretiyle kişinin önceki adı, şimdiki adı, anne ve baba adı,nüfusa kayıtlı olduğu yer ve doğum tarihi gibi kişisel verilerinin herkestarafından bilinebilecek hâle geldiği, adın değiştirilmesinin ilanına herhangibir hukuki sonucun bağlanmadığı, nitekim adın değiştirilmesinden zarargörenlerin dava hakkının ilandan değil öğrenme tarihinden itibaren başladığı,ayrıca ilan usulünün dava giderlerini arttırdığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 5., 20., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
5. Anayasa’nın 20. maddesinin birincifıkrasında herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini istemehakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğinedokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrasında da “Herkes, kendisiyleilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişininkendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme,bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusundakullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanundaöngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilerek kişiselverilerin korunması, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamındagüvenceye kavuşturulmuştur.
6. Öte yandan söz konusu fıkrada güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyönünden inceleme yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunmasıgereken bir kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. AnayasaMahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişisel veri -belirli veya kimliğibelirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmekteolup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi sadece kimliğiniortaya koyan bilgileri değil telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyalgüvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş, resim, görüntü ve seskayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik bilgiler, IP adresi,e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler, tercihler, etkileşimdebulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyi doğrudan veyadolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel veri kapsamındadır (AYM,E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015).
7. Bu bağlamda bir kişinin adınınkişisel veri niteliğinde olduğu açıktır. İtiraz konusu kural, adındeğiştirilmesinin ilan edilmesini öngörmek suretiyle kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
8. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir. Buna göre kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülensınırlama sebeplerine ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun veölçülü olması gerekir. Nitekim Anayasa’nın20. maddesinin üçüncü fıkrasında da kişisel verilerin ancak kanundaöngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği belirtilmiş,kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğihüküm altına alınmıştır.
9. Bu kapsamda kişiselverilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanunidüzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izinvermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir (AYM,E.2021/107, K.2022/109, 28/9/2022, § 17).
10. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanununbu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
11. Kural, ad değişikliğinin ilan edilmesiniöngörmektedir. Buna karşın ilanın kapsamının ne olacağı, bu bağlamda ilanda kişiselveri niteliğindeki hangi bilgilere yer verileceği, ilanın şekli ve usulükonusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Başka bir ifadeyle kuraldasadece ad değişikliğinin ilan edileceği belirtilmiş olmasına karşın ilanda yeralacak bilgilerin neler olduğuna, bu bilgilerin kapsamının keyfîliğe izinvermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir olmasını sağlayacak kanunigüvencelere yer verilmemiştir.
12. Ad değişikliğinin ilanında kişisel veri niteliğindekibilgilerden hangilerinin kullanılacağına, bu bilgilerin ilanda nasıl yeralacağına yönelik güvencelerin ve temel ilkelerin kanunla belirlenmemesiAnayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.
13. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 13 ve 20. maddelerine aykırı görülerekiptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 20.maddeleri bağlamında yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrı bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 5. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
15. 4721 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan “…ilân…” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma imkânıkalmayan “...ve...” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
16. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarakMahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı gündenbaşlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzereayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
17. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesininikinci fıkrasında yer alan “…ve ilân…” ibaresinin iptal edilmesinedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek niteliktegörüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararınResmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesiuygun görülmüştür.
VI. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun27. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;
A. “...ilân...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B. “...ve...”ibaresinin 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE,
C. İptal hükümlerinintamamının Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
22/2/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL