ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/44
Karar Sayısı : 2023/71
Karar Tarihi : 5/4/2023
R.G.Tarih-Sayı :24/5/2023-32200
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir 4. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ungeçici 4. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “...tahsil edilmiş olanidari para cezaları iade edilmez.” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasınakarar verilmesi talebidir.
OLAY: Davacıhakkında uygulanan idari para cezasına ilişkin ödeme emrinin iptali ile ödenmişolan idari para cezasının iadesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yeraldığı geçici 4. maddesi şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 4- (1) 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılıUmumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunukapsamında COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadarverilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemişolan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların tahsilindenvazgeçilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen söz konusu kabahatleriçin idari para cezası verilmez, tahsil edilmiş olan idari para cezalarıiade edilmez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA,Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, YusufŞevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 9/3/2023 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
2. Anılan İçtüzük’ün “İtiraz başvurukararı ve ekleri” başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendinde “Yürürlüğü durdurma talebi varsa, yürürlüğün durdurulmamasıdurumunda doğacak olan telafisi imkânsız zararların açıklanması,” gerektiğibelirtilmiştir. Ancak başvuran Mahkeme tarafından bu konuda bir gerekçebelirtilmeksizin yürürlüğün durdurulması talebinde bulunulduğundan söz konusutalebin yöntemine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
3. Açıklanan nedenle 3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı GelirVergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un geçici 4. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “...tahsiledilmiş olan idari para cezaları iade edilmez.” ibaresine yönelikyürürlüğün durdurulması talebinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 9/3/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
4. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUNtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
5. Tüm dünyayı ve ülkemizi birçok alanda etkileyen veCOVID-19 olarak adlandırılan yeni tip bir virüsün 2019 yılının sonlarında ÇinHalk Cumhuriyeti’nin Vuhan şehrinde görülmesinin ardından 11 Mart 2020tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın (pandemi) ilanedilmiştir. Türkiye de bu salgından etkilenmiş, Sağlık Bakanlığı tarafından ilkCOVID-19 vakasının 11 Mart 2020 tarihinde teşhis edildiği açıklanmış ve butarihten itibaren salgınla mücadele etmek için yetkili makamlar tarafından bazıtedbirlerin uygulanması yoluna gidilmiş, alınanmuhtelif tedbirlere uyulmaması durumunda ise ilgililer hakkında idari paracezaları düzenlenmiştir.
6. Bu bağlamda uygulanan idari paracezalarına dayanak alınan hükümlerden birisi olan 10/6/1949 tarihli ve 5442sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (C) fıkrasının birinci ve üçüncüparagraflarında “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişidokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanmasıve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamakiçin vali gereken karar ve tedbirleri alır./ Bu fıkra kapsamında alınan ve ilanolunan karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır”denilmiş; anılan Kanun’un 66. maddesinin birinci cümlesinde il genel kuruluveya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunlarınverdiği yetkiye dayanılarak alınan ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar vetedbirlerin uygulanmasına ve icrasına muhalefet eden veya zorluk gösterenlerveya riayet etmeyenlerin, mahallî mülki amir tarafından 30/3/2005 tarihli ve5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca cezalandırılacağı hükmebağlanmıştır.
7. Anılan Kanun’un “Emre aykırı davranış”başlıklı 32. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yetkilimakamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeniveya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırıhareket eden kişiye yüz Türk lirası idari para cezası verileceği, bu cezayaemri veren makam tarafından karar verileceği hükme bağlanmış; (2) numaralıfıkrasında ise bu maddenin ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hâllerdeuygulanabileceği öngörülmüştür.
8. Bunun yanı sıra 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı UmumiHıfzıssıhha Kanunu’nun 27. maddesinde “Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallinsıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba veköyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayantedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim,sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faidelerihakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi içinalınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” hükmüne yer verilmiş, anılanKanun’un 28. maddesinde ise il umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınankararların yerine getirilmesi görevinin il genelinde valilere, ilçelerde isekaymakamlara verildiği belirtilmiştir.
9. Öte yandan Kanun'un "Memleketdahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele" başlıklı "İkinciFasıl"ında yer alan 72. maddede, Kanun'un 57. maddesinde sayılanhastalıklardan birinin ortaya çıkması veya ortaya çıktığından şüphelenilmesidurumunda uygulanabilecek tedbirlere yer verilmiştir. Kanun'un 57. maddesinde-bir kısmı günümüzde genel sağlık açısından tehlikeliliğini yitirmiş olan- bazıhastalıklar tahdidî olarak sayılmıştır. Yeni bir tür bulaşıcı hastalık olanCOVID-19, 1930 yılında yürürlüğe giren Kanun'da sınırlı olarak sayılan buhastalıklar arasında -doğal olarak- yer almamaktadır. Ancak Kanun'un "57nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığıveya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde ... o hastalığa karşı bu kanundamezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai MuavenetVekaleti salahiyettardır." şeklindeki 64. maddesi uyarınca 57. maddedesayılan hastalıklarla mücadele kapsamında alınabilecek tedbirlerin tümünün veyabir kısmının COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında da alınabileceği sonucunaulaşmak mümkündür (Mustafa Karakuş [GK], B. No: 2020/34781, 17/1/2023, §78).
10. Kanun’un 282. maddesinde ise bu Kanun’da yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenlerveya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde ikiyüz elli Türk lirasından bin Türk lirasına kadar idari para cezası verileceğihükme bağlanmıştır.
11. 7420 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinde ise 1593 ve5326 sayılı Kanunlar kapsamında COVID-19 salgın hastalığının ülkemizdeyayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ve 7420 sayılı Kanun’un yayımlandığıtarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezalarının tebliğedilmeyeceği, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçileceği, bu maddeninyürürlük tarihinden önce işlenen söz konusu kabahatler için idari para cezasıverilmeyeceği, tahsil edilmiş olan idari para cezalarının iade edilmeyeceğihükme bağlanmıştır. Anılan maddede yer alan “...tahsil edilmiş olan idari para cezaları iadeedilmez.” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
B. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; idari para cezasıdüzenlenmesine rağmen henüz tahsil edilmeyen idari para cezalarının tahsilindenvazgeçilirken aynı nedenle tahsil edilmiş olan idari para cezalarınınilgilisine iade edilmemesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerineaykırı olduğu, aynı nedenden dolayı haklarında idari yaptırım uygulanankişilerin farklı muameleye tabi tutulması suretiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğibelirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
13. 6216 sayılıKanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden de incelenmiştir.
14. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk,renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önündeeşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmeksuretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
15. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önündeeşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, kişilere ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Builkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez (AYM, E.2021/129, K.2022/33,24/3/2022, § 23).
16. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parasal karşılığı olan her türlü mal varlığınıkapsamaktadır.
17. İtiraz konusu kuralla 7420 sayılı Kanun’un geçici 4.maddesinde 1593 ve 5326 sayılı Kanunlar kapsamında COVID-19 salgın hastalığınınülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen idari para cezalarınıntahsilinden vazgeçileceği ve bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen sözkonusu kabahatler için idari para cezası verilmeyeceği öngörülmüşken itirazkonusu kuralla, tahsil edilmiş olan idari para cezalarının iade edilmeyeceğihükme bağlanmıştır. Dolayısıyla COVID-19 salgın hastalığının ülkemizdeyayılmasını önlemek amacıyla uygulanan idari para cezalarından tahsil edilmişolanlar ile tahsil edilmemiş olanlar arasında farklı hüküm öngören kuralınmülkiyet hakkı bağlamında eşitlik ilkesi yönünden incelenmesi gerekmektedir.
18. Mülkiyet hakkı bağlamında eşitlik ilkesi yönündenyapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesiçerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muameleninmevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdakikişiler arasında mülkiyet hakkına müdahale bakımından farklılık gözetilipgözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin objektif ve makulbir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde farklı muamelenin ölçülü olupolmadığı hususları irdelenmelidir (AYM,E.2021/129, K.2022/33, 24/3/2022, § 26; E.2018/8, K.2018/85, 11/7/2018,§ 41; Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728,1/2/2018, § 77; Tevfik İlker Akçam, B. No: 2018/9074, 3/7/2019, § 41).
19. Kuralın kapsamına giren idari para cezaları, COVID-19salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 1593 ve 5326 sayılıKanunlar kapsamında uygulanan idari para cezalarıdır. Kuralla, COVID-19 salgınhastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla anılan Kanunlar kapsamında uygulanan tüm idari para cezalarına ilişkin düzenlemeyapılmış olup idari para cezasına tabi tutulan fiiller açısındanherhangi bir ayrıma gidilmediği görülmektedir. Buna göre madde kapsamına giren idari para cezalarını herhangibir şekilde ödeyerek kamuyla borç ilişkileri sona ermiş olanlar ile borçlarınıödemeyenler adına uygulanan idari para cezaları aynı amaca yönelik ve aynıkanunlardan kaynaklanan idari yaptırımlardır. Buna göre COVID-19 salgınıile mücadele etmek amacıyla alınan tedbirlere uyulmadığının tespit edildiğidurumlara ilişkin olarak 1593 ve 5236 sayılı Kanunlara dayanılarak hakkındaidari para cezası uygulananların karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekildebenzer durumda oldukları anlaşılmaktadır.
20. Öte yandan COVID-19 salgın hastalığının ülkemizdeyayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihe kadar uygulanan idari para cezalarının tahsilindenvazgeçileceği ve 7420 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin yürürlük tarihindenönce işlenen söz konusu kabahatler için idari para cezasının uygulanmayacağıöngörülmüşken tahsil edilmiş olan idari para cezalarının ise iade edilmemesininhakkında idari para cezası uygulananlar bakımından farklı muamele oluşturduğuaçıktır.
21. Eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırmayapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmılehine getirilen farklı düzenlemenin ayrıcalık tanınması niteliğinde olmamasıiçin nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olması gerekir.
22. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun,yasama yetkisinin genelliği ilkesi gereğince, anayasal ilkelere aykırı olmamasıkoşuluyla yeni mali yükümlülükler koyabileceği gibi mevcut mali yükümlülüklerintümünü ya da bir kısmını kaldırma yetkisine sahip olduğunu belirtmekte; ayrıcatahsil edemediği alacaklarının tahsilini gerçekleştirmek için birtakımkolaylaştırıcı tedbirler alma veya tahsilinden vazgeçme yolunu seçebileceğiniya da kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına karar verilmesi durumundayeniden yapılandırmaya ilişkin koşulların belirlenmesinde yapılandırmaya konualacaklar arasında sınıflandırmaya gitme ve bu sınıflandırmayı yaparken esasalacağı benzerlik ve farklılıkları belirleme konusunda takdir yetkisine sahipolduğunu kabul etmektedir (söz konusu değerlendirmeler için bkz. AYM,E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; E.2017/150, K.2017/162, 29/11/2017, § 12;E.2018/61, K.2018/107, 8/11/2018, § 23; E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, §33).
23. Bununla birlikte kuralınanayasallık denetimi bakımından yukarıda anılan kararlardan farklı özellikteolduğu değerlendirilmektedir. Nitekim kural, tüm dünya ile birlikte Türkiye'yide etkisi altına alan COVID-19 küresel salgını ile mücadele kapsamında kamu gücütarafından alınan tedbirlere aykırı davranma eylemi nedeniyle uygulanan idaripara cezasına ilişkindir. Buna göre Türkiye’de ilk COVID-19 vakasınınaçıklandığı 11/3/2020 tarihinden kuralın yürürlüğe girdiği 9/11/2022 tarihindekadar uygulanan ancak henüz tahsil edilmeyen idari para cezalarının takip vetahsilinden vazgeçilirken tahsil edilen idari para cezalarının iadeedilmeyeceği öngörülmek suretiyle benzerdurumda olanlar arasında oluşturulan farklı muamelenin nesnel ve makul birtemele dayanıp dayanmadığı hususunun COVID-19 salgını dönemine ilişkinşartların da gözönünde bulundurulması suretiyle incelenmesi gerekmektedir.
24. Tüm dünyayı ve ülkemizi etkileyen COVID-19 salgınınınbilinmeyen yeni bir virüs olması, insandan insana temasla bulaşarak kısa süredeyayılması ve birçok insanın ölümüne yol açması nedeniyle bulaşıcılığınınönlenebilmesi ve hastalığın yayılma hızının düşürülebilmesi için bireylerinaldıkları önlemlere ek olarak devletlerin de birtakım önlemler almasıgerekmiştir. Bu kapsamda Türkiye’de de salgınla mücadele etmek için yetkilimakamlar tarafından bazı tedbirlerin uygulanması yoluna gidilmiş, alınan tedbirlere uyulmaması durumunda ise ilgililerhakkında idari para cezaları düzenlenmiştir.
25. COVID-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler arasında;sokağa çıkma kısıtlaması, maske takma uygulaması, işyerlerinin kapatılması veyafaaliyetlerinin sınırlandırılması, eğitim ve öğretim faaliyetine ara verilmesi,seyahat kısıtlaması, esnek çalışma uygulaması veya mesai saatlerinde değişiklik,altmış beş yaş üstü kişilere sokağa çıkma kısıtlaması ve toplu taşımadataşınacak yolcu sayısına limit uygulanması gibi toplumun daha öncekarşılaşmadığı tedbirler bulunmaktadır.
26. COVID-19 salgını ile mücadele etmek amacıyla alınançeşitli tedbirlere uyulmaması nedeniyle 1593 ve 5236 sayılı Kanunlaradayanılarak idari para cezaları uygulanmaya devam edilmiştir. Bu süreçteuygulanan idari para cezalarının yetkili kurumlar tarafından takip ve tahsiliamacıyla birtakım iş ve işlemler yürütülmüş ise de söz konusu idari paracezalarının bir kısmının idari sürecin geç işlemesi nedeniyle ilgilisine tebliğedilmediği, bir kısmının tebliğ edilmesine rağmen dava yoluna başvurulması veyayargılama sürecinin uzaması gibi nedenlerle henüz tahsil edilmediği, bir kısımidari para cezasının ise tahsilat sürecinin tamamlandığı anlaşılmaktadır.
27. Kuralın öngördüğü farklı muamele, COVID-19 salgınhastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla uygulanan idari paracezalarının tahsilinden vazgeçileceği ve kuralın yürürlük tarihinden önceişlenen söz konusu kabahatler bakımından artık idari para cezasınındüzenlenmeyeceği belirtilmişken tahsil edilmiş olan idari para cezalarının iseiade edilmemesinden kaynaklanmaktadır.
28. 7420 sayılı Kanun'a ilişkin yasama belgelerinebakıldığında bu farklı muamelenin sebebine ilişkin olarak bir açıklamanınbulunmadığı görülmektedir. Anılan Kanun’un geçici 4. maddesinin gerekçesindeise “COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla11/3/2020 tarihinden itibaren muhtelif tedbirler alınmış ve bu kapsamda masketakma zorunluluğu, sokağa çıkma yasağı gibi alınan tedbirlere uyulmamasınedeniyle Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile Kabahatler Kanunu kapsamında idari paracezaları uygulanmıştır. Ancak, konu ile ilgili yeterli bilgisi olmamasınedeniyle getirilen kurallara uyamadığını ve bunları ödemekte çok zor durumadüşeceğini belirten vatandaşlarımızın talepleri dikkate alınarak halenödenmemiş bulunan cezaların tahsilinden vazgeçilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.”denilmiştir. Buna göre kuralın da yer aldığı maddenin konu ile ilgili yeterlibilgisi olmaması nedeniyle getirilen tedbirlere uyamadığını ve bunları ödemekteçok zor duruma düşeceğini belirten vatandaşların taleplerinin dikkate alınmasıamacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.
29. Belirtildiği üzere daha önce karşılaşılmayan yeni tipbir virüs olan ve insandan insana temasla bulaşarak kısa sürede yayılabilenCOVID-19 virüsünün bulaşıcılığının önlenebilmesi ve hastalığın yayılma hızınındüşürülebilmesi için devletler tarafından toplumun bir çoğuyla daha öncekarşılaşmadığı tedbirlerin hızlı, yaygın ve etkili bir şekilde alınmasınedeniyle pek çok vatandaşın konu ile ilgili yeterli bilgisi olmamasındandolayı bu tedbirlere hemen uyum sağlayamaması ve getirilen tedbirlere uyamamasısonucunda idari para cezasına muhatap olduğu bilinen bir gerçektir. Bunun yanısıra vatandaşın konu ile ilgili yeterli bilgisi olmaması nedeniyle getirilentedbirlere uyamaması durumu, sadece takip ve tahsil işlemlerine başlanılmamışidari para cezalarının muhatapları açısından değil, hakkında uygulanan idaripara cezasını ödeyenler için de geçerlidir. Bu nedenle söz konusu sebebinCOVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla uygulananidari para cezalarının muhataplarının farklı muameleye tabi tutulması için nesnelve makul bir sebep olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Öte yandan söz konusuidari para cezalarının muhataplarının farklı muameleye tabi tutulmasınıgerektirecek başkaca bir nesnel ve makul bir sebep tespit edilememiştir.
30. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesinin Mustafa Karakuş kararında, 1593 sayılı Kanun'un 282. maddesinde yer alan bu Kanun’dayazılı olan yasaklara aykırı hareket etme veya zorunluluklara uymama hükmününbaşvurucuya isnat edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme fiili özelindeCOVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıylauygulanan idari para cezalarının Anayasa'nın 38.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlalettiğine hükmedilmiştir.
31. Bu itibarla kuralla COVID-19 salgın hastalığınınülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen idari para cezalarınıntahsilinden vazgeçileceği ve bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen sözkonusu kabahatler için idari para cezası verilmeyeceği öngörülmüşken tahsiledilmiş olan idari para cezalarının ise iade edilmeyeceğinin öngörülmesisuretiyle idari para cezalarının muhatapları arasında oluşturulan farklımuamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmadığı sonucuna varılmıştır.
32. Dolayısıyla kuralınmülkiyet hakkı bağlamında eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucunaulaşılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 10. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE bu görüşekatılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 10. ve 35.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2. maddesiyönünden incelenmemiştir.
V. HÜKÜM
3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ungeçici 4. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “...tahsil edilmiş olanidari para cezaları iade edilmez.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 5/4/2023 tarihindekarar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Karşı Oy
İtiraz incelemesine konu edilen ve 7420 sayılı Kanun’ungeçici 4. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan kural, COVID-19 salgınhastalığı döneminde 11/03/2020 tarihinden itiraza konu Kanunun yayımlandığıtarihe kadar verilen idari para cezalarından henüz tahsil edilmiş olanlarıntahsilinden vazgeçileceğini, bunun yanında tahsil edilmiş olanlarında iadeedilmeyeceğini düzenlemektedir.
Söz konusu Kanun ile hukuka aykırı oldukları için idaripara cezası gerektiren eylemlerin hukuki nitelendirilmelerinde bir değişikliğegidilmemekte, sadece henüz tahsil edilmemiş olan para cezalarının tahsilindenvazgeçilmektedir.
Bu haliyle eylemlerin hukuka aykırılık durumları halendevam etmektedir. Değişen durum sadece para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesidir.
Kamunun tüm alacaklarının tamamının bir anda tahsiledilmesi mümkün olmadığı gibi, zaman içerisinde çeşitli sebeplerle bir kısımalacakların tahsilinden vazgeçilmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Devlet her yıl mutat olarak 6813 sayılı Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanun’un 106/1. maddesi gereğince, tahsili imkânsız olan veyatahsiline gerek görülmeyen belli miktarın altındaki alacakların tahsilindenvazgeçmektedir.
Bu durum daha önce ödemesini yapmış kişilere verdikleri meblağı gerialmak yönünde bir hak oluşturmamaktadır. Böyle bir hakkın varlığının genelolarak kabul edilmesi durumunda mali sistemin büyük bir kargaşaya sürüklenmesiihtimali de bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi benzer hükümler ihtiva eden kanunlaradair bugüne kadar yaptığı değerlendirmelerde genel olarak tahsil edilmişmeblağların ilgilisine iade edilmemesini Anayasanın 10. maddesinde yer alaneşitlik ilkesine aykırı bulmamıştır.
Bu bağlamda 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu ile alakalı 2014/177 esas, 2015/49 sayılı dosyada, İmar Kanunuile ilgili 2019/7 esas, 2020/57 karar sayılı dosyada, alacakların yenidenyapılandırılmasıyla ilgili 2018/61 esas, 2018/107 karar sayılı ve 2017/150esas, 2017/162 karar sayılı dosyalarda bir kısım tahsilatın yapılıp bir kısımalacakların tahsilinden vazgeçilmesi durumu Anayasa’nın 10. maddesinde yer alaneşitlik ilkesine aykırı görülmemiştir.
Çoğunluk, Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış olan bugörüşünden bu dosya itibariyle ayrılmayı tercih etmiştir. Bunun temelinde isebireysel başvuruda görülen Mustafa Karakuş (B. Başvuru No. 2020/34781)kararında sokağa çıkma yasaklarını ihlal eden kişilere 1593 sayılı UmumiHıfzıssıhha Kanununun 282. maddesi gereğince verilen idari para cezalarınınyeterli kanuni dayanağının bulunmadığı yönündeki ihlal gerekçesi yatmaktadır.
Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus ise salgındöneminde uygulanan kısıtlamaların sadece 1593 sayılı Kanuna dayanan sokağaçıkma yasağından ibaret olmadığıdır.
Bu kapsamda maske takılması, işyerlerinin kapatılmasıveya faaliyetlerinin sınırlandırılması, eğitim ve öğretim faaliyetlerine araverilmesi, seyahat kısıtlamaları, altmışbeş yaş üstündekilerin sokağaçıkmamaları, toplu taşımada yolcu sayısının sınırlandırılması gibi kanunidayanakları ve ilgili oldukları temel haklar açısından geniş bir yelpazeyeserpişmiş birçok konuda kısıtlama uygulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi bugüne kadar 1593 sayılı Kanungereğince ilan edilen sokağa çıkma yasaklarına uygulanan idari para cezalarıaçısından tespit ettiği ihlal dışında diğer yasak ve kısıtlamalarla ilgilideğerlendirmesi bulunmamaktadır.
İtiraza konu edilen kural ise COVID-19 salgını dönemineilişkin uygulanan tüm idari para cezaları açısından bir düzenleme getirmektedir.
Çoğunluk bu kararıyla, sadece bir hususa münhasır olarakbelirlenmiş olan hukuka aykırılığı henüz değerlendirme yapılmamış alanlaradateşmil etmek suretiyle mezkûr dönemde uygulanan tüm idari para cezalarınınhukuki olmadığı ve tahsil edilmiş olanların iade edilmesi gerektiği anlamınagelecek bir kabulde bulunmaktadır.
Şu ana kadar bir konuya münhasır saptanan hukukaaykırılığın henüz inceleme yapılmamış diğer konulara da zımni olarak teşmiledilmesi sonucunu doğuran çoğunluk görüşünün yerinde olmadığınıdeğerlendirdiğimizden iptal kararına iştirak edilmemiştir.
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE