ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/48
Karar Sayısı : 2023/72
Karar Tarihi : 5/4/2023
R.G.Tarih-Sayı :4/5/2023-32180
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrasınınAnayasa’nın 35. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: İflas ödeme emrine vaki itirazın kaldırılarak davalınıniflasına karar verilmesi talebiyle açılan davada davalı tarafından mahkemeveznesine depo edilen tutarın nemalandırılmasının talep edilmesi üzerine itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENENKANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 36. maddesişöyledir:
“Paralarınbankalara ve mal sandıklarına yatırılması:
Madde 36 – Mahkemeler, hakimler, C. savcıları ve icraiflas daireleri tarafından adli ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayıherhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması halinde buparalara ait faiz, ikramiye ve sair menfaatleri Devlete aittir.
Şüyuun giderilmesi neticesinde hasıl olan para ve terekeparaları ile kısıtlı veya gaip adına bankaya yatırılan paralar yukarıki fıkrahükmünden müstesnadır.
Paraların bankaya ve malsandıklarına yatırılması içinilgililerden gider adı ile bir şey alınmaz.
Paraların alacaklıya gönderilme giderleri alacaklıyaaittir.
İlgilinin hak ettiği parayı, hak etme tarihinden itibarenon yıl içinde almak için müracaat etmemesi halinde, bu paralar Hazineye gelirkaydolunur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’ninkatılımlarıyla 9/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörAyhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenenkanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; mahkemeveznesine depo edilen paranın mülk teşkil ettiği, Anayasa Mahkemesinin FatmaYıldırım (B. No: 2014/6577, 16/2/2017) kararında devletin hâkimiyeti vekontrolü altında bulunan paranın değerini koruyucu önlemler alınmasınınAnayasa’nın 35. maddesiyle devlete yüklenen bir pozitif yükümlülük olduğu, bubağlamda paranın bir vadeli banka hesabında nemalandırılmasının bu yükümlülüğünifasının en etkili araçlarından olduğu, ancak itiraz konusu kuralın bu nemanındevlete ait olmasını öngörmesi sebebiyle mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunmasından söz edilemeyeceği, bu nedenle faizin devlete ait olmasını öngörenkuralın Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43.maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
5. 492 sayılı Kanun’un 36. maddesinin itiraz konusubirinci fıkrasında mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflasdaireleri tarafından adli ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayıherhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması hâlinde buparalara ait faiz, ikramiye ve diğer menfaatlerin devlete ait olduğu hükmebağlanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ortaklığın giderilmesineticesinde tahsil edilen para, tereke parası kısıtlı veya gaip adına bankayayatırılan paralar bundan müstesna tutulmuştur. Buna göre mahkemeler, hâkimler,Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin -ortaklığın giderilmesineticesinde tahsil edilen para, tereke parası ve kısıtlı veya gaibe ait paralarharicinde- görevleri sebebiyle kendilerine tevdi edilen paraları bankayayatırması durumunda bu paraların bankaya yatırılmasından dolayı her ne adaltında olursa olsun elde edilen nema paranın sahibine değil, Hazineye aitolmaktadır.
6. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkıgüvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayanmenkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:2014/11441, 1/2/2017, § 60).
7. Mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icraiflas dairelerine tevdi edilen paraların Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında mülkteşkil ettiği açıktır. Dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülengüvencelerin itiraz konusu kural yönünden uygulanabilir olduğu anlaşılmaktadır.
8. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarakgüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğuşeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanmaimkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerindenyararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birininsınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve AfifeTarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca kişinin mal varlığındaazalma meydana gelmesi sonucu doğuran kamusal işlem ve eylemler de mülkiyethakkına müdahale oluşturur (Tülay Arslan ve diğerleri, B. No: 2014/7051,2/2/2017, § 77).
9. Paranın bir başkasına kullandırılması karşılığındaelde edilen menfaatler onun semeresi mahiyetindedir. Dolayısıyla paranınbaşkasına kullandırılması sonucu hasıl olan semerelerden yararlanma yetkisi deparanın malikine aittir. Nitekim 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk MedeniKanunu’nun 685. maddesinin birinci fıkrasında “Bir şeyin maliki, onunürünlerinin de maliki olur.” denilmek suretiyle eşyanın malikinin onunsemeresine de malik olacağı kabul edilmiştir.
10. Paranın bankaya yatırılması, bankanın söz konusuparayı kullanmasına imkân sağladığından bunun karşılığında banka tarafındanparanın sahibine faiz, ikramiye veya benzeri adlar altında birtakım menfaatlertemin edilebilmektedir. Bankaya yatırılan paranın mahkemeler, hâkimler,Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin kontrolünde bulunan bir paraolması ve bu paranın anılan otoritelerce bankaya yatırılması, elde edilennemadan yararlanma hakkının paranın malikine ait olduğu kuralını değiştirmez. Bununlabirlikte itiraz konusu kural, özel kişilere ait olup mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyetsavcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen paraların bankaya yatırılmasısonucu elde edilen faiz, ikramiye ve diğer menfaatlerin bankaya yatırılanparanın sahibi olan özel kişilerin yerine devlete ait olmasını öngörmeksuretiyle mülkiyet hakkını sınırlamaktadır.
11. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temaseden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş,ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesibelirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangikoşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksunbırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğerbazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
12. İtiraz konusu kural özel hukuk kişisine ait olanparanın kamu otoriteleri tarafından bankaya yatırılması sonucu elde edilensemerenin Hazineye gelir olarak aktarılmasını öngörmektedir. Özel hukukkişisine ait olan paranın semeresinin Hazineye aktarılması malikin semeremiktarınca mülkten yoksun kalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla somut kuraldakisınırlamanın mülkten yoksun bırakma biçimindeki ikinci kural kapsamındaincelenmesi gerekecektir.
13. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temelhak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarıncatemel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmasıgerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
14. Anayasa Mahkemesinin sıkçavurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterliolmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli veöngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. İtiraz konusu kuralınbelirliliği ve öngörülebilirliğiyle ilgili olarak tartışmaya açık bir durumbulunmadığından kuralın kanunilik şartını sağladığı değerlendirilmiştir.
15. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleriuyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir.Kamu yararı kavramı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlardasınırlanması imkânı vermekle bir sınırlama amacı olmasının yanı sıra mülkiyethakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239,20/3/2014, §§ 28, 29).
16. Anayasa Mahkemesi, icra iflas dairelerininborçlulardan tahsil ettiği paranın durumunu incelediği Fatma Yıldırımkararında borçludan tahsil edilen bedelin alacaklıya ödendiği ana kadarborçlunun veya alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanmaveya paranın değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler almaimkânı olmadığının altını çizerek borçludan tahsil edilen bedelin bu süreçtehenüz icra müdürlüğünün kontrolü altında bulunduğunu, dolayısıyla bu paranınenflasyon karşısında kıymet yitirmesini önleyebilecek olanın da para üzerindetasarrufta bulunma kudretini elinde bulunduran icra dairesi olduğunu belirtmiş;tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bununnemalandırılması olduğunu ifade etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60, 61).Anayasa Mahkemesi sonuç olarak cebri icra organlarının tahsil ettiği parayı birmevduat hesabına yatırılması biçiminde alacağı basit bir tedbirle icrasürecinin hızlı işlememesinin borçlu üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileriasgari seviyeye indirememesinin mülkiyet hakkının devlete yüklediği korumapozitif yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu kabul etmiştir (FatmaYıldırım, §§ 60-63).
17. Anayasa Mahkemesinin Fatma Yıldırım kararındacebri icra sürecinde tahsil edilen paranın değerinin korunmasına yönelik olarakyapılan değerlendirmenin mahkemelere ve Cumhuriyet savcılıklarına herhangi birsebeple özel hukuk kişileri tarafından verilen paralar yönünden de geçerliolduğu açıktır.
18. Bununla birlikte kural; mahkemeler, hâkimler,Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin -ortaklığın giderilmesineticesinde tahsil edilen para, tereke parası ve kısıtlı veya gaibe ait paralarhariç- kendilerine tevdi edilen paraları bankaya yatırmaları durumunda buparaların bankaya yatırılmasından dolayı elde edilen nemanın devlete aitolmasını öngörmektedir.
19. Borçludan tahsil edilen para dahil olmak üzeremahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine verilenparaların enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbirolarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanınHazineye irat kaydedilmesi karşılıksız yararlanma hükmünde olup bunun herhangibir haklı temeli bulunmamaktadır. Devletin zorlayıcı nedenler olmaksızın özelbir kişinin mal varlığından karşılıksız yararlanması düşünülemez. Devletinsunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç alınmakta, ayrıcayapılan yargılama ve takip giderleri de ilgili taraflardan tahsil edilmektedir.Bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesininsunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesiamacı taşıdığı da söylenemez. Dolayısıyla mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyetsavcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine aitolan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşrubir amaca dayanmadığı anlaşılmaktadır.
20. Sonuç olarak mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyetsavcıları ve icra iflas dairelerine herhangi bir sebeple teslim edilen ve özelhukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesininmeşru bir amacı olmadığından kural mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.
21. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptaligerekir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
22. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
23. 492 sayılı Kanun'un 36. maddesinin birinci fıkrasınıniptali nedeniyle anılan maddenin uygulanma imkânı kalmayan ikinci fıkrasının6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaligerekir.
V. HÜKÜM
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun36. maddesinin;
A. Birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B. İkincifıkrasının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,
5/4/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE