ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/79
Karar Sayısı : 2024/80
Karar Tarihi : 14/3/2024
R.G.Tarih-Sayı :18/4/2024-32521
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 13/10/1983tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 11/1/2011 tarihli ve 6099sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan “… sigortacının merkez…” ibaresinin Anayasa’nın 5., 10., 13., 35., 36. ve 49. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sigortaşirketi tarafından tazminatın sorumluya rücu edilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 110. maddesi şöyledir:
“Görevli veYetkili Mahkeme:
Madde110 – (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)
İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarındada bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacınınmerkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğuyer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. EminKUZ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla4/5/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı veekleri, Raportör Burak FIRAT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o davasebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda buhükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılanmaddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması,iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacakkural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikteki kurallardır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemece,2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin ikinci numaralı fıkrasında yer alan “...sigortacının merkez…” ibaresinin iptali talep edilmiştir. İtiraz konusu kuralla motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacınınmerkezinin bulunduğu yer mahkemelerinde de açılmasına imkân tanınmaktadır.Kuralda yer alan “…sigortacının…” ibaresi “merkez” ibaresininyanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı olmayan “şubesinin”ibaresi bakımından da geçerli, ortak kural niteliğindedir.
5. Bu itibarla, bakılmakta olan davanınkonusu gözetilerek kuralın esasına ilişkin incelemenin kuralda yer alan “…merkez…” ibaresi ile sınırlı olarakyapılması gerekir.
B. İtirazın Gerekçesi
6. Başvuru kararında özetle; sigorta şirketlerinintamamına yakının merkezlerinin İstanbul’da bulunduğu, itiraz konusu kuralıntanıdığı yetkiye istinaden bu şirketlerin açtıkları davalarda İstanbul’da yeralan mahkemeleri tercih ettikleri, bu bakımdan itiraz konusu kural ile tanınanseçimlik yetkinin kesin yetkiye dönüştüğü, bu durumun hak arama özgürlüğünükısıtladığı, kusur durumunun tespiti gibi yargılama faaliyetlerini dahamaliyetli hâle getirerek zorlaştırdığı, davanın taraflarının başka bir ilde hakaramak zorunda kaldıkları, 12/1/2011 tarihli ve6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile mahkemelerin yetkilerini düzenleyenbaşka kanunlardaki özel yetki hükümlerinin hiçbirinde belli bir ekonomikzümreye ayrı yetki düzenlemesi yapılmadığı, ancak itiraz konusu kuralın sigortaşirketleri bakımından ayrı yetki düzenlemesi getirdiği belirtilerekkuralın Anayasa’nın 5., 10., 13., 35., 36. ve 49. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
7. İtiraz konusu kuralın yer aldığı 2918sayılı Kanun’un 110. maddesinin ikinci fıkrası, motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalarda davaya bakmayayetkili mahkemeleri düzenlemektedir. Buna göre anılan davalar, sigortacınınşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde ya da itirazkonusu kural uyarınca sigortacının merkezinin bulunduğu yerde açılabilir.
8. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü,kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §28).
9. Anayasanın 142. maddesinde ise “Mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunladüzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Hukuk devletinde kanun koyucu,Anayasa’nın temel ilkelerine ve kurallarına bağlı kalmak koşuluyla,mahkemelerin görev ve yetkilerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisinesahiptir. Ancak bu takdiryetkisinin, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınınöngördüğü güvencelere aykırılık taşımaması gerekir.
10. Adil yargılanma hakkının temelunsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukukibir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önünegötürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zararakarşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararınıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10).
11. İtiraz konusu kural, motorlu araç kazalarından dolayıhukuki sorumluluğa ilişkin davaların açılabileceği yetkili mahkemeyi tayinetmek suretiyle mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.
12. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirendüzenlemelerin kanunla yapılması, ayrıca Anayasa’da öngörülen sınırlamasebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
13. Bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınısınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıpkuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikteolması gerekir.
14. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanunidüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğinsağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilenkanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesiışığında yorumlanmalıdır.
15. Kuralla motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalarda yetkili mahkemenin herhangi birtereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğindekuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüylekanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
16. Anayasa’nın 36. maddesinde hak aramaözgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Öte yandan Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özelsınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM,E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 24).
17. Ayrıca adil yargılanma hakkı,niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira buhakkın Anayasa'da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte,bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargıteşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletindüzenleme yetkisi olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisine sahipolduğunun kabulü gerekir. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yöneliksınırlamalar getirilirken kanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlarlistesi bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin AnayasaMahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No:2016/14586, 10/11/2022, § 74).
18. İtiraz konusu kural, motorlu taşıtkazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarının tamamını kapsamaktadır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, aralarında araç sahibi, araç işleten, araç işleticisi teşebbüssahibi, sigorta şirketi veya hak sahibi üçüncü kişilerin de bulunduğu çoksayıda kişinin hem davalı hem de davacı sıfatıyla yer alabildiği davalardır. Sigorta şirketlerinin bu davalardadavalı sıfatıyla yer aldığı durumlarda genel yetki kuralı olan 6100 sayılıKanun’un 6. maddesi gereği şirket merkezlerinde dava açılabilmektedir. İtirazkonusu kural ile genel yetki kuralından farklı olarak, sigorta şirketlerinedavacı sıfatıyla yer aldıkları motorlu taşıt kazalarından doğan hukukisorumluluk davalarında kendi merkezlerinin bulunduğu yer mahkemesinde de davaaçabilme imkânı tanınmaktadır.
19. Sigorta şirketlerinin merkezlerinin çoğunlukla bir ilde olması nedeniyle ülkegenelinde motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarının o ildeaçılmasının o ildeki mahkemelerin iş yükünü arttıracağı açıktır. Her ne kadarbaşka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen delillerin o yerde istinabeyoluyla toplanabilmesi ve yine delillere ilişkin açıklamada bulunma hakkınınistinabe yoluyla kullanılabilmesi, olaya ilişkin keşfin yine istinabe yoluylayapılabilmesi mümkün olsa da tüm ülkedeki mahkemelere bu doğrultuda talimatyazılarak gerçekleştirilecek işlemlerin yargılamayı yavaşlatması söz konusuolabilecektir.
20. Davanın taraflarından maddi ve sosyal bakımdan zayıf vedezavantajlı konumda bulunan kişilerin mahkemeye erişiminin kolaylaştırılmasıyönünde düzenlemeler yapılması makul karşılanmalıdır. Ancak itiraz konusukuralda motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarının tarafıolabilecek diğer kişilerden güçsüz ve dezavantajlı olduğu değerlendirilemeyecekolan sigorta şirketleri lehine, genel kuraldan farklılaşan bir yetki kuralıgetirildiği gözetildiğinde kuralın anayasalanlamda meşru bir amaç taşıdığı söylenemez. Dolayısıyla itiraz konusu kuralınmeşru amacı bulunmamaktadır.
21. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önündeeşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmeksuretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
22. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanunönünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur.Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25; E.2022/65, K.2022/102,8/9/2022, § 11).
23. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallıkdenetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzerdurumda bulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, bubağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilipgözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklımuamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olupolmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasındahakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer birifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılıolmasını gerektirmektedir (AYM, E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32;E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 12).
24. Aynı dava türünde mahkemeye erişim bakımından davanıntarafları aynı hukuki konumda bulunmaktadır. Bubakımdan motorlu taşıt kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarındamahkemeye erişim bakımından davacı ve davalı olabilecek taraflardan birinediğerinden fazla bir imkân tanınması farklı muamele oluşturacaktır. Bu bağlamdamotorlu taşıt kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarında davalıtaraf sigorta şirketleri olduğu takdirde genel yetki kuralı çerçevesindesigorta şirketlerinin merkezinde zaten dava açılabilmektedir. İtiraz konusukural ile davacının sigorta şirketi olduğu hâllerde de bu şirketlere kendimerkezlerinde dava açma hakkı tanındığı, davacının sigorta şirketleri dışındakikişiler olduğu hâllerde ise bu kişilerin aynı imkândan yararlanmasının mümkünolmadığı dikkate alındığında itiraz konusu kuralın söz konusu kişiler yönünden farklımuamele oluşturduğu açıktır.
25. Eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırmayapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmılehine getirilen farklı düzenlemenin ayrıcalık tanınması niteliğinde olmamasıiçin nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olması gerekir.
26. Demokratik ve eşitlik esasına dayanan bir toplumdafarklı statüler oluşturulması veya farklı muamelede bulunulması mutlak olarakyasak değildir. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri dahi bazen durumu benzer olankişiler yönünden farklı statüler oluşturulmasını gerekli hâlegetirebilmektedir. Bu bağlamda benzer durumdakilerin farklı statülere tabikılınması otomatik olarak eşitlik ilkesine aykırı olmaz. Statü farklılıkları,nesnel ve makul bir nedene dayanması şartıyla Anayasa’ya aykırı görülmeyebilir.Bununla birlikte benzer durumdakilerin farklı statülere tabi kılınmasınınnesnel ve makul bir sebebe dayandığının söylenebilmesi için bu farklılığıntoplumun en zayıf ve dezavantajlı kesiminin yararına olması gerekir.
27. Yukarıda da açıklandığı üzere (bkz. §§ 19, 20) itirazkonusu kuralla oluşturulan farklı muamele zayıf ve dezavantajlı kesiminmahkemeye erişimini kolaylaştırmaktan ziyade uyuşmazlığın nispeten güçlütarafını oluşturan sigorta şirketlerine ek bir imkân sağlanması mahiyetindedir.Bu durumda kuralla öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir sebebedayandığı söylenemez.
28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 10., 13. ve36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 5. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36.maddeleri bağlamında yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden ayrı bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 10., 13. ve 36.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 35. ve 49. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
30. 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin ikincifıkrasında yer alan “…merkez…” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanmaimkânı kalmayan “…merkez…” ibaresinden sonra gelen “...veya...” ibaresinin6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaligerekir.
V. HÜKÜM
13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;
A. “…sigortacınınmerkez…” ibaresinin esasına ilişkin incelemenin“...merkez...” ibaresi ile sınırlıolarak yapılmasına,
B.“…merkez…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
C. “…merkez…” ibaresinden sonra gelen “...veya...”ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE,
14/3/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL