ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/80
Karar Sayısı : 2024/142
Karar Tarihi : 23/7/2024
R.G.Tarih-Sayı : 10/12/2024-32748
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 11/4/1928tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına DairKanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen28. maddesinin Anayasa’nın 20. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Çalışma iznitalebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusukuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu 28. maddesi şöyledir:
“Madde 28 – (Değişik: 23/1/2008-5728/25 md.)
Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtandolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar,Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp,rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileliiflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtankaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapiscezasına mahkûm olmamak gerekir.
İcrayı sanat etmesine mani ve gayrıkabili şifa bir marazıaklı ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden tabipler, Sağlık Bakanlığınınteklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattanmenolunur ve diplomaları geri alınır.
(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/5 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7078/5 md.) Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma ve Sahil GüvenlikAkademisi nam ve hesabına tıp fakültelerinde okuyan tabip subaylardanyükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararınadayanılarak ilişiği kesilenler, kalan yükümlülük süresince hekimlik mesleğiniicra edemezler.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun13/A maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarınbelli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hakyoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesiyoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşincive altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihtenitibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olmasıve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatoluşması,
gerekir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN,Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 4/5/2023 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunlarıgörüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o davasebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda buhükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılanmaddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması,iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacakkural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikteki kurallardır.
3. 1219 sayılı Kanun’un itiraz konusu 28. maddesininbirinci fıkrasında hekimlik mesleğinin icrası için 26/9/2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletingüvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güvenikötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesatkarıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılıksuçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerektiği ifade edilmiştir.
4. Başvuran Mahkemede görülmekte olan davanın konusuanayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar arasında yer alan silahlıörgüte üye olma suçundan hüküm giyen davacının çalışma izni talebinin reddineilişkindir.
5. Bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde itirazkonusu kuralın birinci fıkrasının “Hekimlik mesleğinin icrası için; TürkCeza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;…” bölümüile “…Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar….” ve“…hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.” ibareleri dışında kalan kısmı ileikinci ve üçüncü fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanma imkânıbulunmamaktadır. Dolayısıyla kuralın birinci fıkrasının kalan kısmı ile ikincive üçüncü fıkralarına ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddi gerekir.
6. Öte yandan kuralın birinci fıkrasının “Hekimlikmesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilensüreler geçmiş olsa bile;…” bölümü ile“…hapis cezasına mahkûm olmamakgerekir.” ibareleri, bakılmakta olan davanın konusu olan Anayasal düzeneve bu düzenin işleyişine karşı suçların yanı sıra dava konusu olmayan diğersuçlar yönünden de geçerli ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla anılan bölümve ibarelerin esasına ilişkin incelemenin “…Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
7. Açıklanan nedenlerle 1219 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un25. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin;
A. Birincifıkrasının;
1. “Hekimlikmesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilensüreler geçmiş olsa bile;…” bölümü ile “…Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar….” ve “…hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.” ibarelerininesasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…Anayasal düzene ve budüzenin işleyişine karşı suçlar…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
2. Kalan kısmınınitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından, bu kısma ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
B. İkinci veüçüncü fıkraların itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma imkânı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet CANPOLATtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
9. 1219 sayılı Kanun’da hekimlik mesleğinin icrası içingerekli şartlar düzenlenmiştir. İtiraz konusu kuralda anayasal düzene ve budüzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesindebelirtilen süreler geçmiş olsa bile hekimlik mesleğini icra edemeyecekleribelirtilmiştir.
10. 5237 sayılı Kanun’un Özel Hükümler kitabının DördüncüKısmı’nın 309 ilâ 316. maddelerinden oluşan Beşinci Bölümü’nde anayasal düzeneve bu düzenin işleyişine karşı suçlar; Anayasa’yı ihlal, Cumhurbaşkanı’nasuikast ve fiilî saldırı, yasama organına karşı suç, hükûmete karşı suç, TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyan, silahlı örgüt, silah sağlama, suçiçin anlaşma şeklinde düzenlenmiştir.
11. 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde ise kişininkasıtlı bir suç işlemesi ve bu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmasıhâlinde mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başlayıp hapis cezasının infazıtamamlanıncaya kadar devam eden hak yoksunluğu öngörülmüştür. Diğer bir deyişleanılan madde uyarınca belli bir suçtan mahkûmiyete bağlı süresiz hakyoksunluğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
12. Buna göre anayasal düzene ve bu düzenin işleyişinekarşı suçlardan herhangi birini kasten işleyen kişi hakkında 5237 sayılıKanun’un 53. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar hakyoksunluğu uygulanacaktır. İtiraz konusu kuralda ise bu suçlardan mahkûmolanların hekimlik mesleğinin icrasından herhangi bir süre sınırı olmaksızınyoksun bırakılacağı ifade edilmektedir.
B. İtirazın Gerekçesi
13. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallaanayasal düzene karşı işlenen suçlardan mahkûm olan bir hekimin süresiz birşekilde hekimlik mesleğini icra etmesinin engellendiği, bu durumun çalışmaözgürlüğü ile özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına ölçüsüz birmüdahale oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 20. ve 49. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
15. Anayasa’nın “Çalışmave sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde “Herkes, dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmakserbesttir./ Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyalamaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacaktedbirleri alır.” denilerek çalışma özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
16. Anayasa’nın 49. maddesinde de çalışmanın herkesinhakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayıdesteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak veçalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
17. Çalışma özgürlüğü, herkesin dilediğimesleği seçmede özgür olmasını ve zorla çalıştırılmamayı ifade eder. Birey, buözgürlüğünü kullanarak dilediği alanı ve işi seçebilir. Çalışma hakkı isebireyin özgür iradesiyle seçtiği mesleği veya işi icra etmesi, devletin deçalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri almasıdır (AYM,E.2016/141, K.2018/27, 20/2/2018, § 16).
18. Kural anayasaldüzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların hem özelsağlık kuruluşlarında hem de serbest olarak hekimlik mesleğini icraedemeyeceklerini öngörmek suretiyle Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvencealtına alınan çalışma hakkı ve özgürlüğüne sınırlama getirmektedir.
19. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
20. Bu kapsamda çalışma hakkı ve özgürlüğünü sınırlamayayönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kurallarınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
21. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanununbu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
22. Kuralda hangi suçlardan mahkûmiyetin hekimlikmesleğinin icrasına engel olduğu açıkça belirtilmiştir. Anayasal düzene ve budüzenin işleyişine karşı suçların 5237 sayılı Kanun’da düzenlendiğigözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğuve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
23. Öte yandan sınırlamanın meşru bir amaca dayanmasıgerekir. Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde çalışma hakkı ve özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni belirtilmemiş olmakla birlikte özel sınırlamanedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özelsınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM,E.2018/95, K.2023/221, 27/12/2023, § 45).
24. Hekimlik mesleğinin sağlık hizmeti içindeki rolü veönemi gözetildiğinde mesleğin icrasına getirilen sınırlanmanın amacınınmesleğin onur ve itibarını korumak olduğu değerlendirilmektedir. Mesleğin onurve itibarının korunması amacıyla, bazı suçlardan mahkûm olanların bu mesleğiicra etmesinin yasaklanmasının anayasal yönden meşru bir amaca dayandığıkanaatine varılmaktadır.
25. Bununla birlikte kuralın anayasal bağlamda meşru biramacının bulunması yeterli olmayıp sınırlamanın ölçülü olması gerekir.Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir.
26. Hekimlik mesleğinin, yer ve zaman sınırlamasıolmaksızın toplum yararına hizmet etmeyi gerektiren, insan yaşamınınkorunmasını amaç edinen bir nitelik taşıması itibarıyla hekimlerin tabi olmasıgereken kanuni ve etik sınırların diğer pek çok meslekten daha ayrıntılı vekatı şekilde düzenlenmiş olması olağan kabul edilmelidir. Nitekim kuralda dahekimlik mesleğinin icrası için sınırlı sayıda yer verilen bir kısım suçtanmahkûm olmama şartının getirildiği görülmektedir. Bu yönüyle kuralla öngörülensınırlamanın, hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunması amacınaulaşılması bakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
27. Kuralda hekimlik mesleğinin icrasına engel olduğubelirtilen suçların niteliği gözetildiğinde, bunları işleyenlerin hekimlikmesleğinin icrasından yasaklanmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındaöngörebileceği bir tedbir olduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeple kuralınhekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunmasına yönelik amacıngerçekleştirilmesi bakımından gerekli olma şartını sağladığı sonucunaulaşılmıştır.
28. Diğer yandan sınırlamanın orantılı olup olmadığı daortaya konulmalıdır. Bu itibarla hekimlik mesleğine ilişkin onur ve itibarınkorunmasına dair tedbirler sonucunda hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlerinyüklendiği külfet ile hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasıgerekmektedir. Hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlere aşırı bir külfetyüklenip yüklenmediğinin denetiminde kuralla öngörülen sınırlamanın süresiz birsınırlama olup olmadığı veya hekimlik mesleğini yeniden icra edebilmeyisağlayan hukuki bir çarenin olup olmadığı önem taşımaktadır.
29. 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde yasaklanmışhakların geri verilmesi kurumu düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde5237 sayılı Kanun dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtandolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayıbir cezaya mahkûm olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıklarıhakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasınaihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda anılan madde uyarınca,yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için 5237 sayılı Kanun’un 53.maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunancezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmişolması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisindeyeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususundamahkemede bir kanaatin oluşması gerektiği belirtilmiştir.
30. Süresiz hak yoksunluğunun oluşturduğu sorunlarınçözümü amacıyla getirilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun,anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanlarınhekimlik mesleğini yeniden icra etmelerine imkân sağlayıp sağlamadığı, kişilereaşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespitinde önem taşımaktadır.
31. Kural uyarınca anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesindeveya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmelerinin süresiz olarakkısıtlandığı, bununla beraber yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıylahekimlik mesleğinin icrasının önünde bir engel olmadığı anlaşılmaktadır. Bukapsamda, yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için mahkûm olunan cezanıninfazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni birsuç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede birkanaatin oluşması şartlarının kişiye aşırı külfet yükleyip yüklemediğideğerlendirilmelidir.
32. Bu bağlamda infazın tamamlanmasından itibaren geçmesigereken üç yıllık süre şartıyla hekimlik mesleğinin özel sağlık kuruluşlarıbünyesinde veya serbest olarak icrasının süresiz olarak sınırlanmadığı ve bu üçyıllık sürenin hekimlik mesleğinin niteliği gözetildiğinde makul ve orantılıolduğu anlaşılmaktadır.
33. Öte yandan yasaklanmış hakların geri verilmesi içinüç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememe ve hayatın iyi hâlli olaraksürdürüldüğü hususunda mahkemede kanaatin oluşması şartı arandığından bu konudahâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla beraber iyi hâlin belirlenmesindeüç yıl içerisinde yeni bir suçun işlenmemesinin etkili olduğu gözetildiğindehâkime sınırsız bir takdir yetkisinin verilmediği anlaşılmaktadır.
34. Kaldı ki anayasal düzene ve bu düzenin işleyişinekarşı suçların niteliği, toplumda oluşturduğu etki düşünüldüğünde, hekimlikmesleğinin icrasını sağlayacak kararda hâkime verilen takdir yetkisininhekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunması amacına hizmet edeceğiaçıktır.
35. Bu itibarla kuralla anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesindeveya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmeleri bakımından bir hakyoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuylabirlikte bu hak yoksunluğunun süresiz olmadığı, bu sürenin yeni kurumlabirlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı ve hekimlikmesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardanmahkûm olanlara aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48. ve49. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Kenan YAŞAR bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 20. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 48. ve 49.maddeleri kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 20. maddesiyönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un25. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin birincifıkrasında yer alan “…Anayasal düzene vebu düzenin işleyişine karşı suçlar,…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, HasanTahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA 23/7/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 5237 sayılı TCK’nın 53/1e,2. maddesi gereği kişininişlediği suçlardan dolayı hükmedilen hapis cezasına bağlı olarak cezasınıninfazı tamamlanıncaya kadar mesleğini yapamama yönünde hak yoksunluğuuygulanacaktır. Bundan ayrıca İncelemeye konu 1219 sayılı Kanunun 28.maddesinin 1. fıkrasındaki “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlar” ibaresi uyarınca, anılan suçlardan birini kasten işleyen kişihakkında hekimlik mesleğinin icrasından süre sınırı olmaksızın yoksunbırakılacağı öngörülmektedir. Başka deyişle bu durumdaki hekimler ömür boyuncaözel muayene açıp çalışamayacakları gibi özel bir sağlık biriminde hekim olarakçalışamayacaklardır.
2. Çoğunluk gerekçesinde incelenen kurala karşın 5332sayılı Adli Sicil Kanununun 13/A maddesinde düzenlenen yasaklanmış haklarıngeri verilmesi kurumu ile birlikte incelenerek, anılan yasal yol gereğianayasal düzene karşı suçtan mahkum olanların cezalarının infazından sonra üçyıllık sürenin geçmesi ve mahkemenin bu sürede hayatını iyi halli olarak sürdürdüğükonusunda olumlu kanaate varması durumunda hak yoksunluğunun kalkacağıgörüşünden hareket edilmiş ve bu gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırıolmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3. Bu konunun değerlendirilebilmesi için ilgilikanunların düzenlenme tarihleriyle birlikte anlam ve kapsamlarına gözatılmalıdır. 5332 sayılı Adli Sicil Kanununun 13/A maddesi, 6.12.2006 tarihlive 5560 sayılı Kanunun 38. maddesiyle Kanuna eklenmiştir. 5237 sayılı Türk CezaKanunu ise 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Öte yandan 1219 sayılıTababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun hekimlik mesleğiniyapmaya hak kazananlara hak yoksunluğunu düzenleyen 28. maddesi ise 23.1.2008tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 25. maddesiyle düzenlenmiştir. Görüldüğü üzerehekimlere hak yoksunluğunu getiren özel düzenleme, gerek TCK ve gerekse AdliSicil Kanununun 13/A maddesinin yürürlüğünden sonra, başka deyişle ilgilikurallar bilinerek düzenlenmiştir. Bu nedenle kural hekimlik mesleğine ilişkin özeldüzenleme niteliğindedir.
4. İncelenen 28/1. madde ve fıkrasının ilk cümlesi “Hekimlikmesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen sürelergeçmiş olsa bile” ibaresiyle başlamaktadır. Böylece Kanun koyucunun bu özeldüzenleme ile anılan bentte sayılan suçlar ve bu arada anayasal düzene karşıişlenen suçlardan mahkumiyet halinde süresiz bir hak yoksunluğu öngördüğüsonucunun çıkarılması gerekmektedir.
5. Şüphesiz kamu görevinde istihdam edileceklerle ilgilisınırlamalar meşru amaçlar çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir. Bununlabirlikte kanunla bir meslek mensubunun özel yaşamında hayatını kazanmaimkanından süresiz olarak yoksun bırakılmasının demokratik toplumda gerekliliğive orantılılığı oldukça tartışmalı hale gelecek ve bu durumun Anayasa’nın 13.,48, 49. maddeleriyle bağdaştırılması güç olabilecektir. Nitekim AYM’nin 2008/17E., 2010/44 K. sayılı ve 25.2.2010 sayılı kararında benzer değerlendirmelerle28. Maddedeki birkısım suçlarla bağlantılı olarak iptal kararı verilmiştir. İptalgerekçesinde, kuraldaki düzenlemelerde meslek veya görevlerin özellikleri,suçların ve cezaların niteliği, cezalar miktarına bakılmaksızın ve birkademelendirme yapılmaksızın eylemle orantısız bir hak yoksunluğuöngörülmesinin adaletli olmadığı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığıbelirtilmiştir. Benzer değerlendirmeler Mahkemenin 2008/80 E., 2011/81 K.,18.5.2011 ile 2012/61 E., 2012/135 K., 27.9.2012 tarih ve sayılı kararlarındada yapılmıştır. Öte yandan belirtilen iptal gerekçelerine karşın kamugörevlileri bakımından Danıştay kararlarında Adli Sicil Kanununun 13/Amaddesindeki süreler geçse ve yasaklanmış hakların iadesine karar verilse dahi657 sayılı DMK’nun 48. maddesi uyarınca anılan maddede sayılan suçlardan mahkumolanların devlet memurluğuna girmelerinin mümkün olmadığı belirtilmektedir(bkz. Danıştay İDDK 27.6.2022, E. 2022/1141, K. 2022/2318; 5.10.2023, E.2023/444, K. 2023/1833).
6. Ayrıca belirtilmelidir ki çoğunluk gerekçesindeki gibi5332 sayılı Kanunun 13/A maddesindeki düzenlemenin buna istisna oluşturacağıdüşünülmekteyse, incelemeye konu özel düzenlemede bu hususun da belirtilmesigerekirdi. Kuralın bu düzenleniş biçimi karşısında ihtilaflı yorum veyaiçtihatlarla bu imkanın tanındığına ilişkin değerlendirmeler, kanundakibelirsizliği ve kalite sorununu aşmaya yeterli olmayacaktır. Bu türdeğerlendirmeler uygulamanın gelecekte aksi yönde gelişmesini önlemegüvencesini taşımamaktadır. Açıkladığım hukuki gerekçeler karşısında incelenenkuralın iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY
1. Çalışma izni talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi kuralın iptali içinbaşvurmuştur. İtiraza konu kural uyarınca anayasaldüzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların hekimlikmesleğini süre sınırı olmaksızın hem özel sağlık kuruluşlarında hem de serbest icraedemeyeceğini düzenlemektedir.
2. Mahkememiz çoğunluğu tarafından “ kuralla hekimlik için bir hakyoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuyla buhak yoksunluğunun esasında süresiz olmadığı, bu sürenin de yeni kurumlabirlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı, bu sürenin dehekimlik mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlardan mahkûm olanlara aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bunedenle itirazın reddi gerekir” şeklindeki gerekçeyle kuralın reddine ilişkinkararına iştirak edilmemiştir. Şöyle ki;
3. Anayasa Mahkemesi norm denetimi kapsamında, süresiz olarak birmesleği icra edememe ile ilgili verdiği bir kararında “23.1.2008 Tarihli ve5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve DiğerBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25. maddesi iledeğiştirilen 11.4.1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet veŞuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 28. maddesinin birincifıkrasının “...milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşısuçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar,...” ibareleri incelemişve Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görerek iptal etmiştir.
“Dava konusu düzenlemeler, meslek veya görevlerinözellikleri, suçların niteliği, bu suçlara verilen cezalar ve cezaların süresi,kasıtla veya taksirle işlenip işlenmediğine bakılmaması ve bir kademelendirmede yapılmaması ve bu suçlardan mahkum olanların belirli meslekleri ve görevlerisürekli olarak icra edememeleri, işledikleri suçlara göre adaletli ve eylemleorantılı olmayan ölçüsüz bir hak yoksunluğuna yol açması nedeniyle Anayasa’nın2. maddesinde belirtilen ‘Hukuk Devleti’ ilkesine aykırıdır. İptali gerekir.” (AYM,E.2008/17, K.2010/44, 25.2.2010)
4. Hekimlik mesleğinin icrasının süre sınırı olmaksızınsınırlandırılması Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan “çalışmave sözleşme özgürlüğü ile çalışma hakkına ölçüsüz bir sınırlama”niteliğindedir. Kural kamu ve özel sektör ayırımı yapmaksızın hekimlikmesleğine süresiz sınır getirmektedir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında buayrımı içerip içermediğine bakmış ve buna göre değerlendirme yapmıştır:
“ Başvurucunun İdare tarafından özel sektörde çalışma yasağıiçeren bir karar alındığına dair bir iddiasının bulunmadığı, somut olaya konuidari işlemin özel sektörde çalışmayı engelleyen bir içeriğinin olduğunu daortaya koyamadığı vurgulanmalıdır. Bu durumda yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde başvurucunun sınavı kazanarak harita mühendisi olarak atanmaya hakkazanmasına rağmen atama tarihi itibarıyla geçerli olan Kanun'da belirlenenkamu görevlisi olarak atanma şartlarını taşımadığının tespit edilmesi üzerineatamanın yapılmamasının -başvurucunun özel sektörde çalışma imkânının olmasıhususları da gözetildiğinde- demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülüolmadığı söylenemez.” (Cem Turğut, B. No: 2019/16656,18/10/2023, § …)
5. Öte yandan Anayasa Mahkemesi daha önce Ahmet Gödeoğlu kararında,mahkûmiyet kararının bir sonucu olarak hekimlik mesleğindeki hak ve yetkilerinikullanmasının ömür boyu yasaklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlaledildiğine karar vermiştir. (B. No : 2018/28616, 17.11.2021) Söz konusu karardaBaşvurucunun güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm olduğu gerekçesiylehekimlik mesleğini icra etmesine izin verilmemiştir. AYM tarafından özelsektörde dahi süresiz bir şekilde mesleğin icrasının yasaklanmasına sebep olantedbirin özel hayata saygı hakkına orantısız bir müdahalede bulunulduğusonucuna varılmıştır.
6. Yukarıda açıklandığı üzere; Anayasa Mahkemesi’nin mahkûmiyetebağlı süresiz hak yoksunluğu öngören kuralları norm denetiminde iptal ettiği bukuralların uygulanması üzerine tesis edilen işlemlerle ilgili yapılan bireyselbaşvuru incelemesinde de ihlal kararı verildiği görülmektedir.
7. Anayasa Mahkemesinin norm denetiminde ve bireysel başvurudabenzer konulardaki içtihatlarından farklılık gösteren çoğunluk görüşüneyukarıda izah ettiğimiz nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Kenan YAŞAR
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunun 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarınınTarzı İcrasına Dair Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 25.maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hekimlikmesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilensüreler geçmiş olsa bile;…” bölümü ile “…Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar…” ve “…hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.” ibarelerininAnayasa’ya aykırı olmadığına ilişkin kanaatinekatılmamaktayım.
2. Dava konusu ibarelerin yer aldığı Kanun’un 28. maddesinde hekimlik mesleğinin icrası içinbazı suçlardan mahkum olmamak sayılmış olup bunlar içerisinde birinci fıkradaTürk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile anayasaldüzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçtan hapis cezasına mahkûm olmamak dayer almaktadır.
3. Mahkememiz çoğunluğu yaptığı değerlendirmede, kurallahekimlik için bir hak yoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geriverilmesi kurumuyla bu hak yoksunluğunun esasında süresiz olmadığı, bu süreninyeni kurumla birlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı, busürenin de hekimlik mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlardan mahkûm olanlara aşırı bir külfet yüklemediğisonucuna ulaşarak kuralın Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıolmadığı sonucuna ulaşmıştır (Bkz.: §§ 35-36).
4. Öncelikle ifade etmek gerekir kural kamu veya özelsektör ayırımı yapmaksızın hekimlik mesleğinin icrasını sınırlandırmaktadır.Ancak hekimlik mesleğinin icrasının sınırlandırılabilmesi için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçtanhapis cezasına mahkûm edilmiş olmak şartı yer almaktadır. Öte yandan kuralgereği bu suçtan mahkumiyetin bir sonucu olarak kişi hekimlik mesleğininicrasını herhangi bir süre sınırı olmaksızın gerçekleştiremeyecektir.
5. Hekimlik mesleğinin icrasının bu şekilde süre sınırıolmaksızın sınırlandırılması çoğunluk kararında ifade edildiği biçimde meşrubir amaca dayanır olsa bile dava konusu kural bu tür mahkumiyet alan hekimleraçısından Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan çalışma vesözleşme özgürlüğü ile çalışma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.
6. Nitekim bu minvalde yapılan bir bireysel başvuruda AnayasaMahkemesi güveni kötüye kullanmak suçundan aldığı mahkûmiyet kararının bir sonucu olarak başvurucununhekimlik mesleğindeki hak ve yetkilerini kullanmasının ömür boyu yasaklanmasınedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Bkz.: AhmetGödeoğlu, B. No: 2018/28616, 17/11/2021, §§45-52).
7. Her ne kadar bireysel başvurukararındaki bu gerekçeyi Mahkememiz çoğunluğu bu kararda revize ederek davakonusu kuralla hekimlik için bir hakyoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuyla buhak yoksunluğunun esasında süresiz olmadığını, bu sürenin yasaklanmış haklarıngeri verilmesi kurumuyla birlikte diğer koşulların yanında üç yıllasınırlandırıldığını ve öngörülen sürenin hekimlik mesleğinin icrası içinanayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanlara aşırıbir külfet yüklemediğini belirtmiştir (Bkz.: § 35). Bununla birliktekanaatimizce burada hekimlerin anılan haklarına yine de ölçüsüz bir müdahalesöz konusudur.
8. Somut kural bağlamında hekimlerin hak yoksunluğu, asılcezanın çektirilmesi sonrasında 25/5/2005 tarih ve 5352 sayılı Adli SicilKanunu’na 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinde yenidendüzenlenen yasaklanmış hakların geri verilmesi yolu işletilerek mahkûm olunancezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmişolması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisindeyeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususundamahkemede bir kanaatin oluşması durumunda kaldırılabilmektedir.
9. Bununla birlikte ifade etmek gerekir ki yasaklanmışhakların geri verilmesi otomatik biçimde işleyen ve öngörülen bu üç şartınbirlikte gerçekleşmesi durumunda her halde olumlu sonuç alınabilen etkili biryol şeklinde sonuç vermeye müsait olmaktan uzaktır. Zira Kanun’daki düzenlenişbiçiminde de “kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezayamahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için” yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunagidilebileceği ifade edilmektedir. Ek olarak, buradaki “gidilebileceği”şeklindeki ifade mahkum olan kişiye yönelik olarak kullanılmış olsa dahi bukonuda verilecek kararda bu üç şartın içerisinde yer alan “hayatını iyihalli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması” şeklindehakime takdir yetkisi tanıyan bir ibare bulunduğu dikkate alınmalıdır.
10. Elbette hakimlerin takdirlerini Anayasa’nın 138.maddesinin birinci fıkrasında da vurgulandığı üzere “Anayasaya, kanuna vehukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre” kullanması gerekmektedir.Ancak diğer iki şart olan cezanın infazınıntamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kişinininfazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suçişlememesi gibi net şartların varlığına rağmen yine de “hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemedebir kanaat oluşması” şartına yerverilmesi uygulamada takdire bağlı olarak olumsuz sonuçlar ortaya çıkmasınınihtimal dahilinde olduğunu akla getirmektedir.
11. Uygulamada yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunabaşvurulduğunda karşılaşılan kimi olumsuz örnekler de bu endişeyi haklıçıkarmakta olup bu durum dava konusu kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminde buhususun da dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Zira burada takdirebağlı kullanımın, uygulamada karşılaşılan kimi örneklerde de görülebileceğiüzere bu hakkın kullanımını etkisizleştirebileceğinden kuralın Anayasa’yauygunluk denetiminde bu hususun da gözden uzak tutulmaması gerekmektedir.
12. Nitekim Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireyselbaşvuruda verilen ihlal kararı bu konudaki uygulamanın nasıl amacına uygunsonuç vermediğini göstermektedir. Almış olduğu cezalara ilişkin kararlarınkesinleşip yerine getirildiği, infaz tarihlerinin üzerinden 16 yıla yakın birsürenin geçtiği ileri sürülerek kanunda belirtilen şartların gerçekleştiğiniiddia eden başvurucu asliye ceza mahkemesinden memnu hakların iadesi talebindebulunmuştur. Bunun üzerine derece mahkemelerince hayatını iyi halli olaraksürdürdüğü hususunda yeterli kanaat oluşmadığından talebi yerinde görülmemiştir.Yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren ve talebinin kabul edilebilmesine neden olabileceknitelikte olan "hakkındaki cezaların infazının tamamlandığı tarihtenitibaren 16 yıllık bir sürenin geçmiş olduğuna" dair iddiasınıntartışılmamış ve karşılanmamış olmasını başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkınınihlali olarak değerlendirmiştir (Bkz.: Mümtaz Bekci, B. No: 2014/16269,8/11/2017, §§ 29-31).
13. Ek olarak bahse konu mesleğin hekimlik mesleği olduğugöz önünde tutulduğunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna ancak asılcezanın infazının tamamlanmasından itibaren üç yıl geçtikten sonrabaşvurulabilmesi de ölçüsüzlüğü daha net biçimde göstermektedir. Zira kişizaten asıl cezayı çekmiştir. Buna rağmen hekimlik mesleğinin icrası için üçyıllık bir sürenin geçmesini beklemek hekimlerin Anayasa’nın 48. ve 49.maddelerinde güvence altına alınan çalışmave sözleşme özgürlüğü ile çalışma hakkına yapılan müdahaleyi daha da ölçüsüzhale sokacaktır. Dolayısıyla asıl cezanın infazıyla birlikte hekimlikmesleğinin icrasını engelleyen güvenlik tedbirinin sona ermemesi somut kuralbağlamında ölçüsüzlüğü daha da belirginleştirmektedir.
14. Bu nedenle infazın tamamlanmasından sonraki geçmesigereken üç yıllık bekleme süresi ile ilgili olarak çoğunluk kararındaki “üçyıllık süre şartıyla hekimlik mesleğinin özel sağlık kuruluşları bünyesindeveya serbest olarak icrasının süresiz olarak sınırlanmadığı ve bu üç yıllıksürenin hekimlik mesleğinin niteliği gözetildiğinde makul ve orantılı olduğu” (§ 32) biçimindeki gerekçeye de katılmak mümkündeğildir.
15. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçeyle 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılıKanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin birinci fıkrasında yer alan“…Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar…” ibaresininkişilerin Anayasa’nın 48. ve 49.maddelerinde güvence altına alınan çalışmave sözleşme özgürlüğü ile çalışma hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz halegetirdiği için Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğundan iptaligerektiği kanaatiyle Mahkememiz çoğunluğunun aksi yöndeki kararınakatılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ