ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/97
Karar Sayısı: 2023/192
Karar Tarihi: 8/11/2023
R.G.Tarih-Sayı: 8/12/2023-32393
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte133 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 4/4/2023 tarihli ve 7451 sayılı Organize SanayiBölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı TürkiyeAtom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri ve Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun’a eklenen geçici 6. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan ‘‘...ve/veya sözlü...’’ ibaresinin,
B. 5. maddesiyle 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı OrganizeSanayi Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesine eklenen;
1. Üçüncü fıkrada yer alan “...OSB yer seçimi işlemiyapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.” ibaresinin,
2. On altıncı fıkranın,
C. 14. maddesiyle 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı DoğalGaz Piyasası Kanunu’nun değiştirilen geçici 2. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan ‘‘...Cumhurbaşkanı kararı...’’ ibaresinin,
Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile2., 3., 5., 6., 7., 10., 12., 13., 17., 35., 43., 44., 45., 46., 47., 48., 49.,56., 63., 70., 90., 104., 123., 124., 128., 153., 166., 167., 168. ve 169. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUNHÜKÜMLERİ
Kanun’un iptali talep edilenkuralların da yer aldığı;
1. 1. maddesiyle 2690 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddeşöyledir:
“Geçici Madde 6-(Ek:4/4/2023-7451/1 md.)
Genel bütçe ve özel bütçekapsamındaki kamu idarelerinde mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmaksuretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavınatabi tutularak müfettiş, denetçi, denetmen ve kontrolör kadro veya pozisyonlarındayardımcılık veya stajyerlikte geçen süreler dâhil en az beş yıl görev yapmışolanlar arasından, yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınav sonucundabaşarılı olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıliçerisinde Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunun (TENMAK)durumlarına uygun TENMAK denetçisi pozisyonlarına atanabilirler. Bu şekildeatananların sayısı beşi geçemez.
Bu maddeye göre atananlarınyardımcılık veya stajyerlik kadro veya pozisyonlarında geçirdikleri süreler,TENMAK denetçi yardımcısı pozisyonunda; müfettiş, denetçi, denetmen vekontrolör unvanlı kadro veya pozisyonlarda geçirdikleri süreler TENMAKdenetçisi pozisyonunda geçirilmiş sayılır.”
2. 5. maddesiyle 4562 sayılı Kanun’un fıkraların vecümlelerin eklendiği, değişikliklerin yapıldığı 4. maddesi şöyledir:
“Yer seçimi, kuruluş ve planlama
Madde 4 – (Değişik:18/6/2017-7033/40 md.)
OSB, yer seçimine ilişkinyönetmeliğe göre uygun görülen yerlerde Bakanlığın onayı ile kurulur.
OSB’lere ait yer seçimi,Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerininkatılımıyla oluşan yer seçimi komisyonunun yerinde yaptığı inceleme sonucunda,varsa üst ölçekli plan kararları dikkate alınarak yapılır. Komisyonda kararlaroybirliği ile alınır. Oybirliği sağlanamaması durumunda yer seçimi ile ilgilinihai karar, yönetmelikte belirlenen esaslar doğrultusunda Bakanlıkça verilir.Mevzuat gereğince korunması gereken ve sanayi tesislerinin kurulmasına izinverilmeyen alanlar OSB yeri olarak incelemeye alınmaz.
(Ek fıkra:4/4/2023-7451/5 md.)Yürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlerde, planıonaylayan idarenin görüşünün alınması ve imar planına esas jeolojik vejeoteknik etüt yapılması kaydıyla OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanıkesinleştirilir.
OSB alanı içinde Hazine veyakamu kurum ve kuruluşlarına ait arazilerin bulunması hâlinde; bu araziler,talep edilmesi ve başkaca bir sakıncası bulunmaması durumunda, 29/1/2004tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)bendi kapsamındaki illerde bedelsiz devredilir. Diğer illerde ise 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinde yer alan harca esasdeğerleri üzerinden peşin veya taksitle ödenmek üzere OSB’lere satılır. Bunailişkin usul ve esaslar Bakanlık ile Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.Toplu Konut İdaresi Başkanlığı mülkiyetinde bulunan stok araziler ise ilgilimevzuatına göre OSB tüzel kişiliğine tapuda devredilirken 29/4/1969 tarihli ve1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 11 incimaddesinde belirtilen şerh tapuya işlenmez.
Seçilen alanda özel mülkiyetteolan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırmayoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümleler:4/4/2023-7451/5 md.) Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüteden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafındanyer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır.
Yer seçiminin kesinleşmesindensonra OSB sınırları dışında kalan alanların planlanması Çevre ve ŞehircilikBakanlığı ve/veya ilgili belediye tarafından en geç bir yıl içinde yapılır.Bununla ilgili usul ve esaslar Bakanlık ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığıncamüştereken belirlenir. OSB alanı dışındaki içme ve kullanma suyu, karayolu,demiryolu, elektrik ve doğalgaz bağlantıları ile ilgili iş ve işlemlerBakanlığın koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşlarca yerine getirilir.
(Değişik fıkra:4/4/2023-7451/5md.) OSB yer seçimi kesinleştirilen alanın bulunduğu büyükşehir belediyesi, ilbelediyesi, ilçe belediyesi, belde belediyesi, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılıTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa göre kurulansanayi odası, yoksa ticaret ve sanayi odası, o da yoksa ticaret odası, il özelidaresi veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, konuyla ilgili meslekikuruluş ve teşekküllerin temsilcileri Bakanlık uygun görüşüne istinaden OSBkuruluşunda yer alabilir. OSB kuruluşunda yer alan kurum ve kuruluşlarıntemsilcileri ve vali tarafından imzalanmış kuruluş protokolünün Bakanlıkçaonaylanması ve sicile kaydı ile OSB tüzel kişilik kazanır.
OSB kuruluşunda, yedincifıkrada belirtilen usuller çerçevesinde belirlenen odanın yer almasızorunludur.
(Mülga fıkra:4/4/2023-7451/5md.)
Tüzel kişilik kazananOSB’lerden, kuruluş tarihinden itibaren altı ay içerisinde kamulaştırmaişlemlerine başlayıp, iki yıl içerisinde uzlaşılamayan tüm parseller içintespit ve tescil davası açmayan veya tüm parseller için açılan davalarneticesinde 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde belirtilen süreleriçerisinde bedeli ödemeyen OSB’lerin tüzel kişilikleri, tasfiye sürecibaşlatılarak Bakanlık tarafından resen terkin edilebilir.
OSB alanında SağlıkBakanlığınca öngörülen sağlık koruma bandı bırakılır.
Ortak kullanım alanları, OSBbüyüklüğünün %5’inden az; hizmet ve destek alanları ise OSB büyüklüğünün%15’inden fazla olamaz.
OSB sınırları içerisindeyapılacak imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafındanyönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlıkça onaylanır. Onaylı imarplanları valilikçe tespit edilen ilan yerlerinde, Bakanlığın internetsayfasında bir hafta süre ile ilan edilir. Askı süresinin sonunda Bakanlıkçayürürlüğe konulur ve ilgili kurumlara bilgi için gönderilir. Bir haftalık ilansüresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar Bakanlığa veya valiliğeyapılır. Bakanlık itirazları ve planları on beş gün içerisinde inceleyerekkesin karara bağlar.
Katılımcı tarafından OSB’yebaşvurulduğu hâlde başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde herhangi bir kararabağlanmayan imar ve parselasyon planı ve değişiklikleri katılımcının müracaatıhâlinde Bakanlıkça değerlendirmeye alınır. Bakanlık değerlendirme aşamasındaOSB’nin başvuru hakkındaki görüşünü ister. OSB başvuru hakkındaki görüşünü onbeş gün içinde Bakanlığa bildirmek zorundadır. Başvuruya konu imar veparselasyon planı ile değişiklikleri Bakanlık tarafından uygun bulunmasıhâlinde onaylanabilir.
Yürürlüğe giren imar plânınagöre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası vekullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSBtarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesisırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafındantahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır.
(Ek fıkra:4/4/2023-7451/5 md.)Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acelekamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesikapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabınayatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımlarıngecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir,yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkinKamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bufıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir.
OSB tüzel kişiliği, OSB’ninmevzuata ve imar planına uygun yapılaşmasından sorumludur. Ruhsatsız veyaruhsata aykırılığı tespit edilen yapılar hakkında ilgili idarece 3/5/1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 32 nci ve 42 nci maddeleri çerçevesindetesis edilen işlemler ilgili OSB ve Bakanlığa bildirilir. Yıkım, Bakanlığıntalimatı üzerine valilik veya kaymakamlık tarafından yapılır. Yıkım bedeli,yapı sahibi tarafından karşılanır.
Bu maddenin uygulanmasınailişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir”
3. 14. maddesiyle 4646 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2.madde şöyledir:
“Geçici Madde 2 – (Değişik:4/4/2023-7451/14 md.)
Bu Kanun hükümlerine uygunolarak, BOTAŞ’ın yürüttüğü faaliyetler ayrıştırılarak yatay bütünleşmiş tüzelkişi şeklinde yeniden yapılandırılıncaya kadar BOTAŞ’ın dikey bütünleşmiş tüzelkişiliği devam eder. BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması ve yenidenyapılandırılması amacıyla kurulacak şirketlerin işletme konusu, ticaret unvanı,sermayesi ve ortaklık yapısı ile bu kapsamda gerçekleştirilecek devir vebenzeri işlemlere dair hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile düzenlenir.
Bakanlık izni ile BOTAŞ’ındoğal gaz alım sözleşmelerine konu miktarların devri veya kontrat devriyapılabilir. Kontrat devri süreçleri tamamlanıncaya kadar BOTAŞ bu Kanundakipiyasa payı sınırlamalarına tabi olmaz.
BOTAŞ’ın Hazine garantiliyükümlülükleri saklıdır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğühükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, EnginYILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve MuhteremİNCE’nin katılımlarıyla 31/5/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri,Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, davakonusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 1. Maddesiyle 2690Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 6. Maddenin Birinci Fıkrasının Birinci CümlesindeYer Alan ‘‘...ve/veya sözlü...’’ İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu(TENMAK), 15/7/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (4)numaralı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile DiğerKurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK)679. maddesiyle; enerji, maden, iyonlaştırıcı radyasyon, parçacıkhızlandırıcıları ve nükleer teknoloji alanında ülkeye ve insanlığa hizmetetmek, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak ve sürekli kılmak, inovasyonihtiyacını karşılamak, yeni ürünlerin üretimini ve var olanlarıngeliştirilmesini sağlamak, araştırmacılara bilimsel ortam temin etmek, kamu veözel hukuk kişileri ile işbirliği yaparak bilimsel araştırmalar yapmak,yaptırmak, bu araştırmaları koordine etmek, teşvik etmek, araştırma vegeliştirme faaliyetlerine katkı sağlamak, bilimsel, teknik ve idari çalışmalarıyapmak, yaptırmak, düzenlemek, desteklemek, işbirlikleri kurmak ve koordineetmek amacıyla kamu tüzel kişiliğini haiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıile ilgili ve özel bütçeli bir kuruluş olarak kurulmuştur.
4. TENMAK, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanunu’na eki (II) Sayılı Cetvel’de de özel bütçeliidareler arasında sayılmıştır.
5. Anılan CBK’nın 687. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakurum hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin 27/6/1989 tarihlive 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) ek 27. maddesine göre istihdamedilen personel eliyle yürütüleceği ve bu şekilde istihdam edilen personelin31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olacağı belirtilmiş;(6) numaralı fıkrasında ise kurumda 375 sayılı KHK’nın ek 24. maddesine göreTENMAK denetçisi ve TENMAK denetçi yardımcısının istihdam edilebileceği hükümaltına alınmıştır.
6. Söz konusu KHK’nın ek 24. maddesinde; bakanlıklar ilediğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmasına ilişkin CBK’lardaöngörülmesi kaydıyla bakanlık, kurum ya da birim düzeyinde müfettiş, denetmen,denetçi, kontrolör, aktüer ile müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı,denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolörün istihdamedilebileceği hükme bağlanmıştır.
7. 2690 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin birincifıkrasında ise genel bütçe ve özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde mesleğeözel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişmeprogramı sonrası yeterlik sınavına tabi tutularak müfettiş, denetçi, denetmenve kontrolör kadro veya pozisyonlarında yardımcılık veya stajyerlikte geçensüreler dâhil en az beş yıl görev yapmış olanlar arasından, yapılacak yazılıve/veya sözlü sınav sonucunda başarılı olanların bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten itibaren bir yıl içinde TENMAK’ın durumlarına uygun TENMAK denetçisipozisyonlarına atanabileceği, bu şekilde atananların sayısının beşigeçemeyeceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu fıkrada yer alan “…ve/veyasözlü…” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
8. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralla TENMAK denetçisi pozisyonlarına atanma imkânı tanıyan sınavınsözlü aşamasının genel çerçevesinin belirlenmediği, bu bağlamda yazılı sınavsonrasında her durumda sözlü sınavın yapılıp yapılmayacağı veya yazılı sınavolmaksızın sadece sözlü sınavın yapılmasıyla yetinilmesinin mümkün olupolmadığı, sözlü sınavın kim tarafından yapılacağı, usulü ve içeriği gibikonularda objektif ölçütlerin belirlenmediği, bu durumun hukuki belirlilik veöngörülebilirlik ile yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriylebağdaşmadığı, kamu görevlilerinin atanma ve özlük haklarını ilgilendirendüzenlemelerin kanunla yapılmasının esas olduğu, bu ilkeye aykırı olarakadaylarda aranacak niteliklerin ve sınavların belirlenmesinin idareye bırakılmasınınkanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı, bu suretle hâlihazırda kamu görevlisi olanpersonelin keyfî uygulamalara maruz kalabileceği, bu durumun ise kamugörevlileri arasında çalışma barışını bozabilecek nitelikte olduğu ve eşitlikilkesine aykırılık oluşturduğu, AnayasaMahkemesi tarafından verilmiş benzer düzenlemelere ilişkin iptal kararlarınarağmen kuralın ihdas edilmesinin kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal ettiği, buhâlin usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası antlaşmalarla da bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıçkısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 13., 49., 70., 90., 123., 128. ve 153. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilenhukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargıdenetimine açık olan devlettir.
10. Hukukdevletinin temel unsurlarından olan hukukibelirlilik ilkesiuyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu niteliklerhukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98,4/5/2017, §§ 153, 154; E.2019/106, K.2019/100, 25/12/2019, § 20; E.2020/15,K.2020/78, 24/12/2020, § 10; E.2019/32, K.2021/54, 14/07/2021, § 25).
11. Anayasa’nın 128. maddesininikinci fıkrasında da memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin,atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, aylık veödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilerek memurve kamu görevlilerinin özlük haklarında kanunilik ilkesine yerverilmiştir. Bu ilke düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını veçerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmekte olup bu niteliği taşıyan bir yasaldüzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin hususların belirlenmesikonusunda yürütme organına yetki verilmesi, söz konusu ilkeye aykırılıkoluşturmaz (AYM, E.2021/130, K.2022/110,28/9/2022, § 32; E.2018/110, K.2018/99, 17/10/2018; E.2020/30, K.2023/12, 25/01/2023, § 10).
12. Anayasa’nın anılan maddesiuyarınca memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerini, atanmalarını,görev ve yetkilerini belirleme yetkisi kanun koyucuya aittir ve kanun koyucununbu yetki kapsamında memur ve diğer kamu görevlilerinin atama ve terfişartlarını düzenlemesi mümkündür. Bu çerçevede dava konusu kuralla kamu yararıamacıyla ihtiyaç hâlinde genel bütçe ve özel bütçe kapsamındaki kamuidarelerinde müfettiş, denetçi, denetmen ve kontrolör kadro veyapozisyonlarında en az beş yıl görev yapmış olanların TENMAK denetçisi olarakatanabilmeleri için Kanun’da belirtilen diğer şartların yanı sıra sözlü sınavşartının öngörülmesi konusunda idareye takdir yetkisinin tanınmasındaAnayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu şartın öngörülmesiyle kamuyararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise anayasallık denetiminin kapsamıdışında kalmaktadır (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 216; E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 11).
13. Kuralın da yer aldığı fıkradaTENMAK denetçisi olarak atanmak için genel bütçe ve özel bütçe kapsamındakikamu idarelerinde mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilenve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutularakmüfettiş, denetçi, denetmen ve kontrolör kadro veya pozisyonlarında yardımcılıkveya stajyerlikte geçen süreler dâhil en az beş yıl görev yapmış olanlarınkatılabileceği yazılı veya sözlü sınavın herhangi birisinin veya her ikisininyapılacağı, bu şekilde atananların sayısının ise beşi geçemeyeceği belirtilerekAnayasa’nın 128. maddesinde ifade edilen kanunilik ilkesine uygun olarak kanuniçerçevenin çizildiği, temel ilkelerin kanunla belirlendiği anlaşılmaktadır.
14. Diğer yandan hukuk devletininvazgeçilmez unsuru idarenin işlem ve eylemlerinin yargısal denetime tabiolmasıdır. Nitekim söz konusu yargısal denetim idareyi hukuka bağlı kılmakta vekeyfî uygulamalardan kaçınmasını sağlamaktadır. Dava konusu kuralla TENMAKdenetçisi olarak atanabilmek için idareye tanınan yetki çerçevesinde yapılansözlü sınav sonuçlarını yargısal denetimden muaf tutan herhangi bir düzenlemebulunmamaktadır. Dolayısıyla idarenin kuralla kendisine tanınan yetkisinikullandığı her durumda, ilgililer bu yetkiye dayanılarak yapılan atamaişlemlerini yargı organları önüne taşıyabilecek ve denetime tabitutabileceklerdir. Kaldı ki kuralla yargısal denetime engel herhangi birdüzenleme öngörülmediği gibi, yargısal denetimden önce, atamaya ilişkin süreçteidarenin gözetmesi gereken sınava girebilecek olanların statülerine, bustatülerde geçirilmesi gereken sürelere ve sınavlarda başarılı olunmasınailişkin belirli standartlar da getirilmiştir.
15. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. /Kadınlar ve erkeklereşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamaklayükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarakyorumlanamaz. /Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dulve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesineaykırı sayılmaz. /Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiylekanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
16. Anayasa’nın anılan maddesindebelirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlikilkesinin amacı; aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak, kişiler arasında ayrım yapılmasını ve kişilereayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
17. TENMAK denetçisi olarakatanabilmek için genel bütçe ve özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerindemesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli biryetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutularak müfettiş, denetçi,denetmen ve kontrolör kadro veya pozisyonlarında yardımcılık veya stajyerliktegeçen süreler dâhil en az beş yıl görev yapmış olanlar arasında yapılacak sözlüsınavda başarılı olma şartının öngörülebilmesine imkân tanıyan kuraldaAnayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilerefarklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya dabenzer durumdaki kişiler arasında farklılığın gözetilip gözetilmediğibelirlenmelidir.
18. Kuralda TENMAK denetçisiolarak atanmada, genel bütçe ve özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerindemesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli biryetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutularak müfettiş, denetçi,denetmen ve kontrolör kadro veya pozisyonlarında yardımcılık veya stajyerliktegeçen süreler dâhil en az beş yıl görev yapmış olanlar arasında herhangi birayırım öngörülmemiş olup sözlü sınavda başarılı olma şartının öngörülmesidurumunda bu şart anılan kamu görevlilerinin tamamı bakımından geçerliolacaktır. Dolayısıyla kuralın TENMAK denetçiliği sınavına girecek kamugörevlilerinin tamamı için geçerli genel ve objektif bir düzenleme olmasınedeniyle eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
19. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddigerekir.
M. Emin KUZ bugörüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 7., 13., 49., 70., 90., 123.ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 5. Maddesiyle 4562Sayılı Kanun’un 4. Maddesine Eklenen Üçüncü Fıkrada Yer Alan “...OSB yerseçimi işlemi yapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.” İbaresi ile On AltıncıFıkranın İncelenmesi
1. Üçüncü Fıkrada Yer Alan “...OSByer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.” İbaresi
a. Anlam ve Kapsam
20. 4562 sayılı Kanun’un 3.maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre organize sanayi bölgesi (OSB);sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme veçevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonelkullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerininbelirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla,sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlardâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları veteknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirlisistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanunhükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımındaverimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgeleridir. Anılan fıkranın (ı)bendinde ise OSB alanı, yer seçimi sonucunda sınırları tasdik edilmiş alanlarile onaylı sınır kapsamında belirlenen alanların bütünü olarak tanımlanmıştır.
21. OSB’lerin yer seçimi, kuruluş ve planlamasına ilişkinusul ve esaslar Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre anılanmaddenin birinci fıkrasında; OSB’nin yer seçimine ilişkin yönetmeliğe göreuygun görülen yerlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının (Bakanlık) onayı ilekurulacağı hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında da OSB’lere ait yer seçiminin,Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerininkatılımıyla oluşan yer seçimi komisyonunun (Komisyon) yerinde yaptığı incelemesonucunda, varsa üst ölçekli plan kararlarının dikkate alınarak yapılacağı,Komisyonda kararların oybirliği ile alınacağı, oybirliği sağlanamamasıdurumunda yer seçimi ile ilgili nihai kararın yönetmelikte belirlenen esaslardoğrultusunda Bakanlıkça verileceği, mevzuat gereğince korunması gereken vesanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmeyen alanların OSB yeri olarakincelemeye alınmayacağı belirtilmiştir.
22. Maddenin yedinci fıkrasında ise OSB yer seçimikesinleştirilen alanın bulunduğu büyükşehir belediyesi, il belediyesi, ilçebelediyesi, belde belediyesi, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar veBorsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’na göre kurulan sanayi odası,yoksa ticaret ve sanayi odası, o da yoksa ticaret odası, il özel idaresi veyayatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, konuyla ilgili mesleki kuruluş veteşekküllerin temsilcilerinin Bakanlık uygun görüşüne istinaden OSB kuruluşundayer alabileceği, OSB kuruluşunda yer alan kurum ve kuruluşların temsilcileri vevali tarafından imzalanmış kuruluş protokolünün Bakanlıkça onaylanması vesicile kaydı ile OSB’nin tüzel kişilik kazanacağı hüküm altına alınmıştır.
23. 4562 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrasındaise yürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlerde,planı onaylayan idarenin görüşünün alınması ve imar planına esas jeolojik vejeoteknik etüt yapılması kaydıyla OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanınınkesinleştirileceği hükme bağlanmıştır. Anılan fıkrada yer alan “...OSB yerseçimi işlemi yapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.” ibaresi dava konusukuralı oluşturmaktadır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
24. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralla yürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmişyerlerde OSB yer seçimi işlemi yapılmaksızın OSB alanının kesinleştirilmesineimkân tanındığı, OSB’ler için yer seçimi işlemi uygulamasıyla çevreninkorunarak millî ekonominin gereksinimleri ve planlı sürdürülebilir kalkınma ilesanayileşmenin geliştirilmesi hedefleri doğrultusunda bu bölgelerin en düşükmaliyet ve yüksek kapasiteyle kurulmasının amaçlandığı, OSB’lerin çevreyeolumsuz etkilerinin bertaraf edilmesi amacıyla yer seçimi işlemine alternatifgüvencelerin öngörülmediği, OSB alanının kesinleştirilmesine yönelik genelçerçevenin keyfî uygulamaya yer vermeyecek açıklıkta kanun düzeyindebelirlenmediği, bu durumun hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik, yasamayetkisinin devredilmezliği ve idarenin kanuniliği ilkeleriyle bağdaşmadığı, OSBalanını kesinleştirme konusunda idareye sınırsızbir takdir yetkisi tanınmasının OSB alanın kesinleştirilmesi bakımından keyfîuygulamalara neden olacağı, bu durumun ise eşitlik ilkesini ihlal ettiği, OSByer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanının kesinleştirilmesinin devletinsağlıklı, dengeli ve yaşanılabilir, planlı bir çevrede yaşama hakkını sağlamayayönelik pozitif yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu, çarpık kentleşmeye, sanayidışı amaçlı yapılaşmaya, kamu kaynaklarının verimli kullanılamamasına ve dolayısıyla millî ekonominin zarara uğramasına nedenolacağı, kuralın bu hâliyle kamu yararı amacına hizmet etmediği, bu durumunusulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası antlaşmalarla da bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın2., 3., 5., 7., 10., 12., 17., 43., 44., 45., 48., 56., 63., 90., 123., 166.,167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
25. Anayasa’nın 2. maddesindegüvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıylaçıkarılır. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeylebireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifadeetmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızcabelirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsaamaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.
26. Açıklanan hâl dışında birkanun hükmünün ülke gereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç veyöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği bir siyasi tercih sorunu olarakkanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesiyapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, §102).
27. Bu itibarla Anayasa’yauygunluk denetiminde kuralın öngörülmesindeki kamu yararı anlayışının isabetliolup olmadığı değil incelenen kuralın kamu yararı dışında belirli bireylerin yada grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenir. Başkabir ifadeyle bir kuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken kamu yararıkonusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yararıamacıyla çıkarılıp çıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır (AYM, E.2016/140,K.2017/92, 12/4/2017, §§ 6,7; E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, §§ 10, 11;E.2022/50, K.2022/107, 28/9/2022, § 28).
28. Anayasa'nın 5. maddesinde “Devletin temel amaç vegörevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” denilmektedir.
29. Anayasa'nın anılan maddesiyle kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlama ve insanın maddi ve manevi varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlama ödevi devlete verilirken Anayasa’nın56. maddesiyle de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahipolduğu belirtilerek bu hakkı korumanın yine devletin ve vatandaşların ödeviolduğu vurgulanmaktadır. Anayasa’nın anılan maddesine göre çevrenin bireylerinbeden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürebilecek biçimde korunması vegeliştirilmesi, bunu sağlamak üzere devletin gerekli tedbirleri almasıgerekmektedir (Hüseyin Tunç Karlık ve ZahideŞadan Karluk, B. No: 2013/6587,24/3/2016, § 47). Anayasa’nın söz konusu maddesinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere devletin bukonuda gerekli mevzuat altyapısını oluşturmanın yanı sıra gözetim ve denetimgörevini de etkin biçimde yerine getirmesi gerekmektedir.
30. Anayasa'da yer alan sağlıklıve dengeli çevre kavramına doğal güzelliklerin korunduğu, kentleşme vesanayileşmenin getirdiği her türlü kirlenmenin önlendiği bir çevre kadarbelirli bir plan ve programa göre düzenlenmiş çevrenin de gireceği kuşkusuzdur.OSB’lerin kurulacağı alanların belirlenmesi hususunun şehircilik ve insansağlığı açısından oldukça önemli olduğu açıktır. Bu çerçevede Anayasa’nın 5. ve56. maddeleriyle devlete verilen bu görevlerinyaşama geçirilmesi bakımından OSB’lerin kurulacağı alanlarınbelirlenmesine ilişkin iş ve işlemlerin bellibir plan ve program çerçevesinde yapılması bu faaliyetlerin gözetimi vedenetimi ile gerçekleşebilir.
31. OSB, Bakanlığın koordinesialtında yürütülen yer seçimi, yer seçimi sonrasında kuruluş işlemlerinin veplanlamanın yapılmasının ardından gerekli alt yapının kurulması ve yapılan plançerçevesinde sanayi yatırımının gerçekleştirilmesi süreçleri sonucundafaaliyete geçmekte ve faaliyetlerini yürütmektedir. OSB’nin kuruluşaşamalarından birisi olan yer seçimi; ham maddeye yakınlık, pazara yakınlık,ulaşım imkânları, su, enerji ve personel temini gibi faktörler dikkate alınarakOSB kurulacak alanın belirlenmesi amacıyla Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgilikurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla oluşan komisyon tarafındanyapılmakta olup OSB kuruluş aşamalarından birisini oluşturmaktadır. Bir başkadeyişle OSB alanının belirlenmesine ilişkin OSB yer seçimi kararı Bakanlıktarafından kesinleştirilmeden önce 4562 sayılı Kanun uyarınca alınması gerekenhazırlık işlemi niteliğinde bir karardır.
32. OSB’ler, sanayi yatırımlarınındesteklenerek teşvik edilmesi ve gelişmekte olan sanayilerin araziihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulan sanayi bölgeleridir. Bunun yanısıra OSB’ler; ulaşım, su, elektrik, kanalizasyon, banka, doğal gaz ve sağlıkhizmetleri gibi imkânlarla donatılmış uygun bir alanda teknik ve genelhizmetlerin de sağlandığı üretim ve yerleşim birimleridir. Bu çerçevede OSB’leruygun şartlarda alt yapı hizmetlerinden yararlanma imkânı sunarak işletmelerinbelirli bir program çerçevesinde bir arada üretim yapmalarına imkânsağlamaktadır.
33. Ayrıca OSB’ler, sanayiyatırımlarının gerektirdiği alt yapı hizmetlerinin daha iyi sunulabilmesiamacıyla oluşturulmaktadır. Sanayi yatırımlarının organize edilmesi ve belirlibir standardın getirilmesinin yanı sıra sanayi kuruluşlarının alt yapıihtiyacının hızlı ve etkili bir şekilde karşılanması da önem taşımaktadır.İnsanların yaşayacağı fiziksel çevreyi şekillendiren imar planları, toplumhâlinde yaşayan insanların, yerleşme ve yapılaşma açısından arazi parçalarınınkullanılış biçimlerini ve bölgelerini göstermektedir. Makro bir plan kararıniteliğinde olan OSB yer seçiminin temel amacı da sanayinin uygun görülenalanlarda yapılanmasını sağlamak ve kentleşmeyi yönlendirmektir. Bu çerçevedekuralla, hâlihazırda yürürlükteki imarplanlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş alanlar için OSB yer seçimikararı Bakanlık tarafından kesinleştirilmeden önce Kanun uyarınca alınmasıgereken bir hazırlık işlemi niteliğindeki yerseçimi kararı alınmadan OSB alanının kesinleştirilmesi imkânı getirilmektedir.
34. Öte yandan Anayasa’nın 166.maddesinde “Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin vetarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülkekaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekildekullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletingörevidir.” denilmektedir. Buna göre devletin temel görevleri arasındaülkenin kaynaklarının verimli kullanılması sağlanarak ekonomik, sosyal vekültürel kalkınmasının gerçekleştirilmesi de vardır. Bunun yanı sıra özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine uygun olarak faaliyet göstermesi,güven ve istikrar içerisinde varlığını devam ettirmesi için gereken tedbirlerinalınması gerekmektedir. Zira ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilebilmesiyolunda özel teşebbüsün yatırımlara yönlendirilmesi özendirici tedbirlerlemümkündür.
35. Anayasa’nın devlete yüklemişolduğu, ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve sanayinin yurt çapında dengelidağılımının sağlanması görevi ile özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alma görevi çerçevesindesanayi kuruluşlarının alt yapı gereksiniminin hızlı ve etkili bir şekildekarşılanması ve sanayi yatırımlarına kolaylıklar sağlanması amacıyla ihdasedildiği anlaşılan kuralda kamu yararı dışında bir amacın gözetilmediğisonucuna varılmıştır.
36. Söz konusukamu yararının en yüksek düzeyde gerçekleştirilebilmesine yönelik olarak davakonusu kuralla OSB yer seçimi işlemiyapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesine imkân tanındığı görülmektedir. Bunun yanı sıra anılan hususlarda ne şekildedüzenleme yapılacağı kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında bulunmaklabirlikte OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanı kesinleştirilmesine imkân tanıyan kuralın Anayasa’nın 5. ve 56.maddelerinde belirtilen esaslara aykırı olmaması gerekir.
37. Kuralda, yürürlükteki imarplanlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlerde, planı onaylayan idareningörüşünün alınması ve imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt yapılmasıkaydıyla OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesineimkân sağlanmıştır. Buna göre kuralda OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSBalanının kesinleştirilebilmesi için gerekli şartların açıkça öngörüldüğügörülmektedir. OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanınınkesinleştirilebilmesi için öncelikle OSB alanı olarak kesinleştirilecek alanınyürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlerden olmasıgerekmektedir. Yürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmişyerler dışında yer seçimi yapılmadan OSB kurulması mümkün değildir. Dava konusukuralla OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesiiçin kesinleştirilecek alanın, yürürlükteki imar planlarında sanayi alanıolarak belirlenmiş yerlerden olması gerektiğinden imar planlarında sanayi alanıolarak ayrılmamış bir yerin OSB alanı olarak kesinleştirilmesi için Kanun’daöngörülen usul çerçevesinde öncelikle Bakanlığın koordinatörlüğünde ilgilikurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla oluşan yer seçimi komisyonutarafından OSB için yer seçimi kararının alınması gerektiği açıktır.
38. Bunun yanı sıra bu alanın OSBalanı olarak kesinleştirilebilmesi için planı onaylayan idarenin görüşününalınması ve imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt yapılması şartları daöngörülmüştür. Buna göre OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanı olarakkesinleştirilecek imar planlarında sanayi alanı olarak belirlenmiş yerlereilişkin olarak imar planına esas gerekli etüt ve fizibilite çalışmalarınınyapılması da zorunlu olup yapılacak etüt ve fizibilite çalışmaları sonucundasöz konusu alanın OSB alanı olarak belirlenebileceği yolunda olumlu bir görüşverilmeden bu alanların OSB alanı olarak kesinleştirilmesinin söz konusuolmadığı açıktır.
39. Öte yandankuralın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklara karşı yargı yoluna başvurulmasıda mümkündür. Buna göre OSB yer seçimi işlemiyapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesi amacıyla tesis edilen işlemlere ilişkin olarak çıkan uyuşmazlıklarda, yargımakamları tarafından dava konusu edilen OSB alanının kesinleştirilmesi işleminin hukuka uygun olup olmadığıincelenebilecektir. Bu inceleme sırasında OSB yer seçimi işlemiyapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesi için kuralda öngörülen OSB alanıolarak belirlenen alanın yürürlükteki imar planlarında sanayi alanı olarakbelirlenmiş yerlerden olup olmadığı, planı onaylayan idarenin görüşünün alınıpalınmadığı ve imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüdün yapılıpyapılmadığı hususlarının da incelenebileceğiaçıktır. Kaldı ki idari işlem niteliğindeki imar planlarının vedüzenlemelerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davasına konuedilmeleri de mümkündür.
40. Bu itibarla kuralla OSB yerseçimi işlemi yapılmadan OSB alanının kesinleştirilebilmesinin hangi ilkelere, kurallara ve sınırlamalara tabiolacağı konusunda herhangi bir tereddüdün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumdaAnayasa’nın 5. ve 56. maddeleri uyarınca devlete verilen çevreyi korumagörevinin yerine getirilmesini engelleyen bir durumun bulunmadığıgörülmektedir.
41. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa'nın 2., 5., 56. ve 166. maddelerine aykırı değildir. İptal talebininreddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 3., 7., 10.,12., 17., 43., 44., 45., 48., 63., 90., 123., 167., 168. ve 169. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2. On Altıncı Fıkra
a. Anlam ve Kapsam
42. 4562 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birincifıkrasında; OSB’nin, müteşebbis heyetin veya genel kurulun vereceği kararüzerine yönetim kurulunun başvurusu üzerine Bakanlıkça verilen kamu yararıkararı ve sınırları belirlenmiş yetki çerçevesinde kamulaştırma işlemleriyaptırabilen bir özel hukuk tüzel kişiliği olduğu, OSB’nin kamulaştırmaişlemlerini valilik, il özel idaresi, belediye veya yatırım izleme vekoordinasyon başkanlığına yaptırabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddeninikinci fıkrasında ise arazinin mülkiyetinin edinilmesinde yapılan masraflar ilearazi bedeli ödeme yükümlülüğünün OSB tüzel kişiliğine ait olduğubelirtilmiştir.
43. Söz konusu Kanun’un 4.maddesinin beşinci fıkrasında da [OSB alanı olarak] seçilen alanda özelmülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu arazilerin rızaen satın alma veyakamulaştırma yoluyla iktisap edileceği, bu nitelikte taşınmazlar hakkında4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinin uygulanacağıhüküm altına alınmıştır.
44. Anılan maddenin dava konusu onaltıncı fıkrasında ise Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilenalanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden 2942 sayılı Kanun’un 27.maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılmasıve acele elkoyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen,OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsisin yapılabileceği, yatırımlar içinruhsat ve izinlerin verilebileceği, bedel tespitine ilişkin 2942 sayılıKanun’un 11. maddesinin üçüncü fıkra hükmünün saklı olduğu, bu fıkranınuygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikte düzenleneceği hükmebağlanmıştır.
b. İptal Talebinin Gerekçesi
45. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallaBakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acelekamulaştırma kararı alınmasına imkân tanındığı, acele kamulaştırma kararınınidarenin mülk edinme rejimi bakımından istisnai bir uygulama olduğu, ortadaacele kamulaştırma yapmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı, Bakanlıktarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırmayapılmasına imkân tanıyan kuralın mülkiyet hakkını ihlal ettiği, söz konusuOSB’lerde acele kamulaştırma yapılmasının devletin sağlıklı, dengeli veyaşanılabilir, planlı bir çevrede yaşama hakkını sağlamaya yönelik pozitifyükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu, kamu kaynaklarının verimlikullanılmamasına ve dolayısıyla millî ekonomininzarara uğramasına neden olacağı, ayrıca kamulaştırmaya ilişkin esas veusullerin kanunla düzenlenmesi gerektiği, Bakanlık tarafından OSB olaraksınırları kesinleştirilen alanlarda alınacak acele kamulaştırma kararlarınayönelik genel çerçevenin keyfî uygulamaya yer vermeyecek şekilde kanundüzeyinde belirlenmeyip yönetmeliğe bırakıldığı, bu durumun hukuki belirlilikve öngörülebilirlik, yasama yetkisinin devredilmezliği ve idarenin kanuniliği ileeşitlik ilkelerini ihlal ettiği, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak veözgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla bağdaşmadığı belirtilerek kuralınAnayasa'nın 2., 3., 5., 7., 10., 12., 13., 17., 35., 43., 44., 45., 46., 48.,56., 63., 90., 123., 124., 166., 167., 168. ve 169. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
c. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
46. Anayasa’nın46. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.” denilmiştir.
47. Türk hukukunda idarelerin kamu hizmetlerini yerinegetirirken ihtiyaç duydukları ancak kendilerine ait olmayan taşınmazlarüzerinde tasarrufta bulunabilmeleri ilke olarak kamulaştırma ile mümkündür.Kamulaştırma, mülkiyet hakkının idarenin tek taraflı tasarrufu ile malikinrızası olmaksızın sınırlandığı veya sona erdirildiği istisnai hâllerdenbiridir. Nitekim Anayasa’da temel haklardan biri olarak düzenlenen mülkiyethakkı üzerinde yarattığı etkiden dolayı Anayasa koyucu kamulaştırmayı özelolarak düzenlemiştir. Bu itibarla kişinin mülkiyet hakkının rızası dışında tektaraflı bir işlemle sonlandırılmasının Anayasa’ya aykırı olmaması içinAnayasa’nın 46. maddesinde öngörülen usul ve esaslara uyulması gerekmektedir.
48. Anayasa’nın anılan maddesine göre temel unsurununkamu yararı olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet alanına devletinbir müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya zorunlukalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu durumlarlasınırlı olarak ve Anayasa’da belirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığındahukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11; E.2020/47, K.2023/36, 22/2/2023, § 110; Şevket Karataş [GK],B. No: 2015/12554, 25/10/2018, § 45).
49. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun’dadüzenlenmiştir. Anılan Kanun uyarınca kamulaştırma yapılabilmesi için ödenektemini, kamu yararı kararının alınması ve kamulaştırılacak taşınmazınbelirlenmesi süreçlerinden sonra yetkili idare tarafından kamulaştırmakararının alınması gerekmektedir. Kamulaştırma kararı, özel mülkiyette bulunantaşınmazın kamu mülkiyetine geçmesiyle sonuçlanan kamulaştırma sürecinin kurucuunsuru niteliğini taşımaktadır. Yetkili idare tarafından hukuka uygun birşekilde verilen bir kamulaştırma kararı bulunmadan kamulaştırmanın sonrakiaşamalarına geçilmesi mümkün değildir.
50. Kanun’un 27. maddesinde de acele kamulaştırmadüzenlenmiştir. Buna göre 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Millî MüdafaaMükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veyaaciliyetine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâllerde ya da özel kanunlarlaöngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz mallarınkamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmaküzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10.madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespitedilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacakdavetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala elkonulabilir. Mahkemece verilen taşınmaz mala elkoyma kararı tapu müdürlüğünebildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikininyapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. Elkoyma kararından sonrataşınmaz mal 20. madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanun’un 3. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen hâllerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar,ödenecek ilk taksit bedelidir.
51. Acele kamulaştırma usulünün uygulandığı durumlarda dausulüne uygun olarak verilen bir acele kamulaştırma kararının bulunmasıgerekmektedir. Kamulaştırma kararının gerekliliği bakımından her iki usulaçısından bir fark bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmadamalik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızcabu usullerin işletilmesinden önce idareye kamulaştırılacak taşınmaza el koymaimkânı tanımaktadır. İdare tarafından, taşınmaza el konulduktan sonra önceliklesatın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumda ise asliye hukukmahkemesinde bedel tespiti ve tescil davasının açılması gerekmektedir (AYM,E.2020/47, K.2023/36,22/2/2023, § 113; Ali Ekber Akyol vediğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017,§ 54).
52. Dolayısıylaacele kamulaştırmanın, bazı istisnai hâllerde, kamulaştırma sürecindekiişlemler tamamlanmadan ve mülkiyet idareye geçmeden önce idareye özel mülkiyetekonu bir taşınmazı, el koymak suretiyle kullanma imkânı tanıyan bir tedbirniteliğinde olduğu anlaşılmaktadır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §16; E.2012/87, K.2014/41, 27/2/2014; E.2013/96, K.2014/118, 3/7/2014).
53. Buna göre Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilenalanlarda, acele kamulaştırma kararının alınması ile bu karara istinaden 2942sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmazbedelinin banka hesabına yatırılması ve acele elkoyma kararının verilmesinitakiben OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsisin yapılabilmesi ve yatırımlariçin ruhsat ve izinler verilebilmesi suretiyle Bakanlık tarafından OSB olaraksınırları kesinleştirilen alanlarda mülkiyetinkullanılmasının kısıtlanmasına ya da kaldırılmasına imkân sağlayan kuralda, bu yola başvurulduğunda izlenecek yöntemlerve kamulaştırma usulü hak kaybına engel olmayacak biçimde ayrıntılı olarakdüzenlenmiş, Anayasa’nın 46. maddesi gereğince bulunması zorunlu görülenşartlara yer verilmiş, hukuki denetim yolları da açık tutulmuştur. Bu durumdakural, kamulaştırmanın anayasal ilkelerine aykırılık teşkil eden bir hükümiçermemektedir.
54. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
55. Bu bağlamda mülk olarakdeğerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ile fikrî hakların yanısıra icrası mümkün olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamınadâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
56. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıylasahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma veüzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünükullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etmeyetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılmasımülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2017/21,K.2020/77, 24/12/2020, § 137; E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 13).
57. Acelekamulaştırmada, mülkiyet hakkı hukuken ortadan kaldırılmamakla birlikte elkoymayla malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkileri kısıtlanmışolduğundan bu durumun mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama niteliğitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Buna göre özelmülkiyete konu taşınmazların Bakanlıktarafından OSB alanı olarakkesinleştirilmesi hâlinde söz konusu alanlar üzerinde 2942 sayılı Kanun’un 27.maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesine imkân sağlayan kuralınmülkiyet hakkını sınırladığı açıktır.
58. Anayasa'nın 35. maddesinin ikincifıkrasında mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmeksuretiyle mülkiyet hakkına yönelik sınırlamaların kanunda öngörülmesi gerektiğiifade edilmiştir.
59. Öte yandan mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13.maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
60. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
61. Anayasa’nın anılan hükümleriuyarınca mülkiyet hakkına yapılan sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikliölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkçavurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterliolmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa’nın13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
62. 2942 sayılı Kanun'da acele kamulaştırmayapılabilecek belirli durumlar öngörülmektedir. Ayrıca acele kamulaştırmayailişkin hususlar da ayrıntılı bir şekilde anılan Kanun’da düzenlenmişbulunmaktadır. Dava konusu kuralla Bakanlıktarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırmaya imkân tanınması, 2942 sayılıKanun’un 27. maddesine göre özel kanunlarda belirtilen olağanüstü durumlardanbirini oluşturmaktadır.
63. Buna göre acele kamulaştırılmasınakarar verilen taşınmazın bedelinin belirlenmesi ve güvence altına alınması, kıymet takdiri, elkoyma kararının ardından taşınmazınboşaltılması gibi hususların kuralda ve 2942sayılı Kanun’un acele kamulaştırmaya ilişkin hükümlerinde herhangi birtereddüte yer bırakmayacak biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğindekuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilikşartını taşıdığı anlaşılmıştır.
64. Öteyandan Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması gerekir.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıylasınırlanabileceği öngörülmüştür.
65. 4562 sayılı Kanun'un 3. maddesininbirinci fıkrasının (h) bendinde OSB tanımlanırken bunların kurulmasının amacı"…[s]anayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak,çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek,kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak,sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi vegeliştirilmesi…" şeklinde ifade edilmiştir. Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilenalanlarda acele kamulaştırma yapılabilmesineimkân sağlanmasının kamulaştırma sürecini hızlandıracağı açıktır.
66. Dolayısıyla Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilenalanlarda acele kamulaştırma yapılabilmesineimkân tanınması 4562 sayılı Kanun'da belirtilen hedeflere hızlıca ulaşılmasıamacına hizmet etmektedir. Bu bağlamda acelekamulaştırma kararı verilen alanların yatırıma hazır hâle getirilerek bualanlarda üretimin hızlıca başlaması için tescile yönelik işlemler devamederken mahkemece belirlenen bedelin banka hesabına yatırılmasını takiben bualanda OSB tarafından alt yapı ve katılımcılar tarafından üretim tesislerinininşa edilmesine imkân tanınması ve elkoyma kararından sonra OSB tarafındanyapılacak iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi suretiyle yatırımların hızlanmasıve dolayısıyla ülkenin sanayi üretiminingeliştirilmesi amacına yönelik olduğu anlaşılan kuralın kamu yararıamacı taşıdığı sonucuna ulaşılmaktadır.
67. Anayasa’nın 13. maddesinde güvencealtına alınan ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik,ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını; orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
68. Sanayi yatırımlarının ivedilikle gerçekleşmesiamacıyla OSB yer seçimi ve altyapılarının hızlıca tamamlanması, sanayicilerealtyapısı hazır alanların sunulması ve bu yolla ülkeninsanayi üretiminin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık tarafından OSB olaraksınırları kesinleştirilen alanlarda acelekamulaştırma yapılabilmesine imkân sağlayan kuralın söz konusu amaca ulaşmayönünden elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
69. Kuralla Bakanlıktarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda bulunan özelmülkiyete konu taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma yapılabileceğiöngörülmektedir. Bu bağlamda Bakanlık tarafından OSB olarak sınırlarıkesinleştirilen alanlarda her durumda acele kamulaştırma yapılmayacağında, elkoymakararının verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSBtarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilmesi ile yatırımlar için ruhsatve izinler verilebilmesi yoluyla yatırımların hızlandırılması ihtiyacınınaciliyeti gözetilmek suretiyle bu yola başvurulacağında kuşku yoktur. Sözkonusu aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda da idariyargıya başvurulabilmesi mümkündür.
70. Ayrıca Bakanlık tarafından OSB alanı olarak sınırlarıkesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırma kararı üzerine bedel tespitinin2942 sayılı Kanun’un 11. maddesi hükümleri çerçevesinde yapılacağı açık olupdava konusu kuralda, bedel tespiti sırasında 2942 sayılı Kanun’un 11.maddesinde belirlenen ölçütlerden hangilerinin dikkate alınacağının vealınmayacağının düzenlendiği görülmektedir. Bu çerçevede kuralda taşınmazınkamulaştırma bedelinin gerçek değerinin belirlenmesini engelleyen veyasınırlayan bir hükme yer verilmediği gibi kuralın kamulaştırma bedelinintaşınmazın gerçek değerinin altında belirlenmesine yol açacak bir düzenleme deiçermediği görülmektedir. Bu itibarla kuralın taşınmaz maliki açısından hakkaybına neden olacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
71. Bu itibarla acele kamulaştırmanın amacınınkamulaştırma sürecinin bitmesi beklenmeden idarenin kamulaştırılan taşınmaza elkoyabilmesine imkân tanımak olduğu ve taşınmaza el konulmasından sonrakisürecin her iki kamulaştırma usulünde de aynı olduğu dikkate alındığındaidarenin acil ihtiyaç duyduğu Bakanlıktarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırmayapabilmesine imkân tanıyan kuralın malike aşırı bir külfet yüklemediği ve kamuyararı ile kişisel yarar arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozmadığıanlaşılmıştır. Bu yönüyle kuralın ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu vemülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde sınırlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
72. Öte yandan Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasamayetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez.” denilmektedir. Anayasa’nınaçıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerledüzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılmasımümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyenkonularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricindegeçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanunadayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gerekençerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok dahageniş olabilecektir. Başka bir ifadeyle Anayasa’ya göre kanunla düzenlenmesigerekmeyen bir konu, kanuni dayanağı olmak kaydıyla idarenin düzenleyiciişlemlerine bırakılabilir (AYM, 19/2/2020, E.2018/91, K.2020/10, § 110).
73. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımındankural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesiyeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konulardagenel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasamayetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenleAnayasa’da temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri maliyükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasırankanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri veçerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunladüzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktansonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevselnitelikteki işlemlerine bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013).
74. Anayasa'nın 7. maddesine göre, yasama organı anayasalsınırlar içinde kalmak kaydıyla, herhangi bir alanı düzenleme yetkisine sahipbulunmaktadır. Ancak kanun ile her konuyu bütünkapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin mümkün olmadığı durumlarda çerçevesiçizilerek bu sınırlar içinde kalmak şartıyla uygulamaya ilişkin konulardayürütme organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte düzenleyici idari işlemyapma yetkisi verilebilir.
75. 4562 sayılı Kanun’un 4. maddesinin on altıncıfıkrasının dava konusu üçüncü cümlesinde, bu fıkranın uygulanmasına ilişkinusul ve esasların yönetmelikte düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.Kurallarla acele kamulaştırmanın genel çerçevesinin 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde belirlendiği görülmekte olup ayrıcakuralda Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilenalanlarda yapılacak acele kamulaştırmanın esas ve usule ilişkin şartları belirlenmiştir. Bu durumda kuralların Bakanlıktarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak acelekamulaştırmaya ilişkin esaslı unsurları düzenlemediği söylenemez. Kanun’un 4.maddesinin on altıncı fıkrasının dava konusu üçüncü cümlesiyle Bakanlığatanınan yetki ise kurallar kapsamında yapılacak acele kamulaştırmaların esaslıunsurlarına ilişkin olmayan teknik ve ayrıntıya ilişkin yetkiler olduğuanlaşılmaktadır.
76. Acele kamulaştırmanın temel esaslarının 2942 sayılıKanun’la düzenlenmiş olması ve Bakanlık tarafından OSB olarak sınırlarıkesinleştirilen alanlarda yapılacak acele kamulaştırmaya ilişkin esaslıunsurlarının ise dava konusu kurallarda yer alması karşısında Bakanlığa verilenyönetmelik çıkarma yetkisinin teknik ve ayrıntıya ilişkin olması dolayısıylakuralın yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine de aykırı olduğu söylenemez.
77. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7., 13., 35.ve 46. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşekatılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 7., 13., 35. ve 46. maddeleri yönünden yapılandeğerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesiyönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 3., 5., 10.,12., 17., 43., 44., 45., 48., 56., 63., 90., 123., 124., 166., 167., 168. ve169. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun’un 14. Maddesiyle 4646 Sayılı Kanun’un Değiştirilen Geçici2. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan ‘‘...Cumhurbaşkanıkararı...’’ İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
78. Dava dilekçesinde özetle; davakonusu kuralla BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması ve yenidenyapılandırılması amacıyla gerçekleştirilecek işlemlere dair hususlarındüzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkinin genel çerçevesininkeyfî uygulamaya yer vermeyecek açıklıkta kanun düzeyinde belirlenmediği, buhususlarda idareye sınırsız bir takdir yetkisitanınmasının keyfî uygulamalara neden olacağı, bu durumun hukukibelirlilik ve öngörülebilirlik, yasama yetkisinin devredilmezliği ve idareninkanuniliği ilkeleriyle bağdaşmadığı, birkamu şirketinin stratejik öneme sahip enerji piyasasından el çekmesinin kamuyararı amacına hizmet etmediği, ayrıca Cumhurbaşkanı’na tanınan bu yetkininkuvvetler ayrılığı ilkesi ile hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almayan birdevlet yetkisi kullanamayacağına ilişkin anayasal hükme de aykırı olduğu, kamuiktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunanişletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usullerin kanunladüzenlenmesi gerektiği, Cumhurbaşkanı’na tanınan sınırsız takdir yetkisinindoğal gaz piyasasında faaliyette bulunan aynışartlara sahip ve eşit durumda bulunan tüm özel teşebbüsler bakımından teşebbüsözgürlüğünün eşit düzeyde sağlanamamasına neden olacağı, bu durumunteşebbüs özgürlüğü bağlamında eşitlik ilkesiyle ve devletin para, kredi,sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcıve geliştirici tedbirleri alma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı, BOTAŞ’ınfaaliyetlerinin ayrıştırılmasının ve yeniden yapılandırılmasının kamukaynaklarının verimli kullanılamamasına ve dolayısıylamillî ekonominin zarara uğramasına neden olacağı belirtilerek kuralınAnayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 13., 47., 48., 104., 123.,166. ve 167. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
79. 4646 sayılıKanun’un geçici 2. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması ve yenidenyapılandırılması amacıyla kurulacak şirketlerin işletme konusu, ticaret ünvanı,sermayesi ve ortaklık yapısı ile bu kapsamda gerçekleştirilecek devir vebenzeri işlemlere dair hususların Cumhurbaşkanı kararı ile düzenleneceği hükmebağlanmıştır. Anılan cümlede yer alan “...Cumhurbaşkanı kararı...” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
80. Anayasa’nın123. maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunladüzenlenir./ İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerindenyönetim esaslarına dayanır./ Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesiyle kurulur.” denilmektedir. Buna göre kamu tüzelkişiliği ancakkanunla ya da CBK’yla kurulabilir. Aynı şekilde bir kamu tüzelkişiliği ancakkanunla ya da CBK ile kaldırılır.
81. 4646 sayılıKanun’un geçici 2. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması ve yenidenyapılandırılması amacıyla kurulacak şirketlerin işletme konusu, ticaret ünvanı,sermayesi ve ortaklık yapısı ile bu kapsamda gerçekleştirilecek devir vebenzeri işlemlere dair hususların Cumhurbaşkanı kararı ile düzenleneceği hükmebağlanmıştır. Anılan cümlede yer alan “...Cumhurbaşkanı kararı...” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
82. Kuralla Cumhurbaşkanı’na Cumhurbaşkanıkararı ile BOTAŞ’ın faaliyetlerininayrıştırılması ve yeniden yapılandırılması amacıyla kurulacak şirketlerinişletme konusu, ticaret ünvanı, sermayesi ve ortaklık yapısı ile bu kapsamdagerçekleştirilecek devir ve benzeri işlemlere dair hususları düzenleme yetkisiverilmiştir.
83. Doğal gaz piyasası açısından tüzelkişi (şirket), söz konusu Kanun’un 3.maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde, bu Kanun hükümleriuyarınca doğal gazın üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan satışı, ithali, ihracı,ticareti ve depolanması fonksiyonlarını yürütmek üzere kurulmuş özel veya kamuhukuku tüzel kişisi olarak tanımlanmıştır. Anılan fıkranın (29) numaralıbendinde dikey bütünleşmiş tüzel kişinin, doğal gazın üretim, iletim,dağıtım, ithalat, ihracat, depolama veya satış faaliyetlerinden iki veya dahafazlasını gerçekleştiren tüzel kişiyi, (42) numaralı bendinde ise yataybütünleşmiş tüzel kişinin, doğal gazın üretim, iletim, dağıtım, ithalat,ihracat, depolama veya satış faaliyetlerinden en az birini gerçekleştiren veaynı zamanda doğal gaz sektörüne dâhil olmayan başka bir faaliyetigerçekleştiren tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmiştir.
84. BOTAŞ, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamuİktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye tabi olarak iktisadi alanda ticari esaslara görefaaliyetlerini yürüten, tüzel kişiliği haiz, sermayesinin tamamı devlete ait,sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, iktisadi devlet teşekkülü statüsündefaaliyet gösteren bir kamu iktisadi teşebbüsüdür (KİT). BOTAŞ’ın hukuki statüsüile birlikte kuruluş amacı ve faaliyet konuları, 17/4/1995 tarihli ve 22261sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Boru Hatları ile Petrol Taşıma AnonimŞirketi Ana Statüsü’nde belirlenmiştir.
85. AnaStatü’nün 4. maddesine göre BOTAŞ, Türkiye içinde ve dışında her türlüpetrol ve petrol ürünleri ile doğal gaz boru hatlarını inşa etmek, ettirmek,inşa edilmiş boru hatlarını devralmak, satın almak veya kiralamak, boru hatlarıile petrol, petrol ürünleri ve doğal gaz nakliyatında bulunmak ve anılan boruhatlarında nakledilecek ham petrol ve doğal gazı satın almak ve satmak, yurtdışında petrol ve doğal gazın teminine yönelik arama, sondaj, üretim, taşıma,depolama ve rafinaj gibi tüm petrol ameliyelerini yapmak amacıyla kurulmuştur.Bunun yanı sıra iktisadi devlet teşekkülü statüsündefaaliyet gösteren bir KİT olarak kurulan BOTAŞ’ın ayrıca doğal gaz piyasasındafaaliyet yürüten bağlı ortaklıkları ve iştirakleri de bulunmaktadır.
86. KİT’ler Anayasa’nın 165.maddesinden hareketle sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veyadolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıkları olaraktanımlanabilir.
87. KHK’nın 2. maddesine göre teşebbüskavramı kamu iktisadi teşebbüsleri yerine kullanılmakta olup buteşebbüsler, iktisadi devlet teşekkülü (İDT) ile kamu iktisadikuruluşunun (KİK) ortak adıdır. İDT; sermayesinintamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermeküzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsüdür. KİK ise sermayesinin tamamıdevlete ait olup tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözetereküretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıylaürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsüdür.
88. Buna göre 233 sayılı KHK iledüzenlenen KİT’ler kamu tüzel kişiliğine sahip olup anılan KHK ile saklıtutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir.
89. Dava konusu kuralla BOTAŞ’ınyürüttüğü faaliyetlerin ayrıştırılarak yatay bütünleşmiş tüzel kişi şeklindeyeniden yapılandırılması öngörülmekte olup anılan Kanun ve KHK hükümleribirlikte değerlendirildiğinde iktisadi devletteşekkülü statüsünde faaliyet gösteren bir KİT olan BOTAŞ’ın ayrıştırılmasının ardından yeniden yapılandırılmasısırasında kurulacak şirketlerin de 233 sayılı KHK hükümlerine tabi bir teşebbüsolması gerektiği açıktır. Bu itibarla kuralla Cumhurbaşkanı’na tanınanyetkinin, BOTAŞ’ın yürüttüğü faaliyetlerin ayrıştırılarak yatay bütünleşmiştüzel kişi şeklinde yeniden yapılandırılması sırasında yeni kurulacakşirketlerin de KİT olarak kurulması ve teşkilatlandırılmasından ibaret olduğusonucuna varılmaktadır.
90. Bununlabirlikte Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasında kamu tüzel kişiliğininkanunla ya da CBK ile kurulacağı ifade edilmiş olup kuralda ise BOTAŞ’ınfaaliyetlerinin ayrıştırılması ve yeniden yapılandırılması amacıyla kurulacakşirketlerin işletme konusu, ticaret ünvanı, sermayesi ve ortaklık yapısı ile bukapsamda gerçekleştirilecek devir ve benzeri işlemlere dair hususların CBK’yladeğil Cumhurbaşkanı kararı ile düzenleneceği ifade edilmiştir.
91. Anayasa’nın123. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veyaCBK ile kurulacağı şeklindeki düzenleme kamu tüzelkişiliğine sahip KİT’leryönünden de geçerlidir. Kamu tüzelkişiliğinin veya organlarının kanunla veyaCBK’ya dayanılarak kurulması zorunluluğu, kamu tüzelkişiliğinin ortadankaldırılması bakımından da geçerli olacaktır. Bu durumda bir kamu tüzelkişiliğide ancak kanunla ya da CBK ile kaldırılabilir. Dolayısıyla BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması ve yenidenyapılandırılması amacıyla kurulacak şirketlerin işletme konusu, ticaret ünvanı,sermayesi ve ortaklık yapısı ile bu kapsamda gerçekleştirilecek devir vebenzeri işlemlere dair hususların Cumhurbaşkanı kararı ile düzenleneceğiniöngören kural, Anayasa’nın 123. maddesininüçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır.
92. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa'nın 123. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural,Anayasa’nın 123. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın2., 7. ve 167. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
KuralınAnayasa'nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 10.,13., 47., 48., 104. ve 166. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARAETKİSİ
93. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nünbelirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline kararverilebileceği öngörülmektedir.
94. 7451 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle 4646 sayılı Kanun’undeğiştirilen geçici 2. maddesinin birincifıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ‘‘...Cumhurbaşkanı kararı...’’ibaresinin iptalinedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılancümlenin kalan kısmının 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASITALEBİ
95. Davadilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güçveya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
4/4/2023 tarihli ve7451 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un;
A. 14. maddesiyle 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı DoğalGaz Piyasası Kanunu’nun değiştirilen geçici 2. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanı kararı...” ibaresineyönelik yürürlüğün durdurulması talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 1. maddesiyle 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılıTürkiye Atom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri ve Bazı Düzenlemeler YapılmasıHakkında Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin birinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan “...ve/veya sözlü...” ibaresine,
2. 5. maddesiyle 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı OrganizeSanayi Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesine eklenen;
a. Üçüncü fıkrada yer alan “...OSB yer seçimi işlemiyapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.” ibaresine
b. On altıncı fıkraya,
yönelik iptal talepleri 8/11/2023tarihli ve E.2023/97, K.2023/192 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkraya ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
8/11/2023 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI. HÜKÜM
4/4/2023 tarihli ve 7451 sayılı Organize Sanayi BölgeleriKanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 1. maddesiyle9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri veBazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin birincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...ve/veya sözlü...” ibaresininAnayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, M. Emin KUZ’un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. 5. maddesiyle12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 4.maddesine eklenen;
1. Üçüncü fıkradayer alan “...OSB yer seçimi işlemi yapılmadan OSB alanı kesinleştirilir.”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
2. On altıncıfıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE Hasan TahsinGÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 14. maddesiyle18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun değiştirilengeçici 2. maddesinin birinci fıkrasının;
1. İkinci cümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanıkararı...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. İkincicümlesinin kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
8/11/2023 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 4562 sayılı Kanunun 4. maddesine eklenen 16. fıkra ileözel bir acele kamulaştırma yöntemi öngörülmektedir. Bu yöntem uyarınca acelekamulaştırma kararına dayalı olarak mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelininbanka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben OSBtarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabileceği, yatırımlar için ruhsat veizinlerin verilebileceği belirtilmektedir. Mahkememiz çoğunluğunca olağankamulaştırma ile acele kamulaştırmaya ilişkin sürecin aslında aynı olduğu (par.71), esasen gerçek değerin tespitine engel teşkil etmediği ve kuraldaki usulünAnayasa’daki kamulaştırma güvencelerini ortadan kaldırmadığı kabul edilerekiptal isteminin reddine karar verilmiştir.
2. Kamulaştırma, devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamuhizmetlerinin yürütülmesi için gereken ve mülkiyet hakkını sınırlayan meşrusınırlama sebeplerindendir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi bakımından zorunluolduğunda bu yola başvurulmasının gerekliliği ve önemi elbette şüphe götürmez.Fakat özel mülke el konulması gibi ağır bir müdahale oluşu ve bedelin gerçekdeğeri karşılamaması ya da zamanında ödenmemesi gibi geçmiş uygulamalardakisorunlar karşısında önemi nedeniyle kamulaştırma Anayasa’nın 46. maddesindeözel olarak güvence altına alınmıştır. Hatta Anayasa’daki önceki düzenlemeninsorunu çözememesi nedeniyle 2001 yılında 4709 sayılı Kanunla 46. maddedeğiştirilmiş, gerçek karşılık ve peşin ödeme güvenceleri bu düzenlemedeözellikle vurgulanmıştır. Anılan maddedeki güvenceler uyarınca kamu yararınınbulunması ve gerçek karşılıkları peşin ödenmek şartıyla kamu tüzel kişileriözel mülkü kamulaştırmaya yetkilidir.
3. Bununla birlikte incelenen kural gereği acelekamulaştırma kararı üzerine idarenin mahkemece tespit edilen değerin bankayayatırılmasından sonra ve fakat mülk sahibinin bu bedeli kabul etmemesidurumunda idarenin gerçek bedelin tespiti için açacağı dava sonuçlanmadan öncetaşınmaza fiilen ve daimi olarak el koyarak, mülk sahibinin kullanım imkanınıortadan kaldırdığı gözden kaçırılmaktadır. Başka deyişle olağan kamulaştırmausulünde idarenin önerdiği bedelin kabul edilmemesi durumunda idarenin bedeltespiti için açtığı dava sonuçlanıp bedel ödenmekle birlikte tescil kararıverilerek taşınmazın hukuki tasarrufu idareye geçmekte ve bu andan önceidarenin taşınmaz üzerinde fiili müdahalesi mümkün olmamaktadır. Dolayısıylaolağan kamulaştırma usulü Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrasındakigüvenceye uygundur. Yani bu usul ile gerçek değer ödenmeden önce taşınmazüzerindeki fiili ve hukuki tasarruf yetkisine müdahale edilememekte, kişimülkten yoksun bırakılamamaktadır. Buna karşın incelenen kuralda öngörülenacele kamulaştırma yönteminde ise hukuki tasarruf yönünden olmasa da fiilitasarruf yetkisi bakımından gerçek değer tespit edilip kişiye ödenmeden öncefiilen mülkten yoksun bırakma öngörüldüğünden söz konusu yöntem Anayasa’dabelirlenen güvenceyi karşılamamaktadır. Ayrıca fiili tasarrufla hukukitasarrufa da engel olunmaktadır. Diğer bir anlatımla kuralda acele kamulaştırmayoluyla idareye verilen gerçek bedelden önce fiilen el koyma, tesisler inşaetme, vb. müdahale imkanları kişilere Anayasa ila tanınan mülkiyet hakkıgüvencelerine aykırı olduğundan kuralın iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ2690 sayılı Kanunun geçici 6. maddesinin birincifıkrasının birinci cümlesindeki “…ve/veya sözlü…” ibaresinin Anayasaya aykırıolmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Red kararının gerekçesinde; Türkiye Enerji, Nükleer veMaden Araştırma Kurumu denetçisi olarak atanabilmek için diğer şartlarınyanında yazılı sınavla birlikte veya tek başına sözlü sınav şartınınöngörülmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmasında Anayasaya aykırı biryön bulunmadığı, idarenin kendisine tanınan bu yetkiyi kullandığı her durumdailgililerin yapılan işlemleri dava konusu yapabileceği, kuralla yargısaldenetime engel bir düzenleme getirilmediği, ayrıca Anayasa koyucunun açıkçakanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda da yasama organının temel kurallarıbelirledikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenindüzenleyici işlemlerine bırakabileceği, bu nedenle kuralların Anayasaya aykırı olmadığıbelirtilmiştir.
7451 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 2690 sayılı Kanunaeklenen geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, denetçiliğe atanabilmek için-diğer şartların yanında- yapılacak “yazılı ve/veya sözlü sınav sonucunda”başarılı olma şartının da aranacağı hükme bağlanmıştır.
Çoğunluğun kararında, yukarıda özetlenen gerekçelerle,kuralın Anayasanın 2. ve 128. maddelerinde öngörülen belirlilik ve kanunîlikilkelerine aykırı olmadığı sonucuna varılsa da, kararda atıf yapılan 25/1/2023tarihli ve E.2020/30, K.2023/12 sayılı karar ile 13/7/2023 tarihli veE.2022/47, K.2023/124 sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçelerimde ayrıntılıolarak açıklanan sebeplerle bu karara katılmam da mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, mezkûr kuralın Anayasanın 2. ve 128.maddelerine aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğunaksi yöndeki kararına karşıyım.
Üye
M. Emin KUZ