anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2024/1
Karar Sayısı : 2025/70
Karar Tarihi : 6/3/2025
R.G.Tarih-Sayı :3/6/2025-32919
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Trabzon 1. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle MahkemeBinaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara ÖdettirilecekYiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'nın 36. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: İlamlı icra takibine konu cezaevi yapı harcının alınması kararına karşıyapılan şikâyette itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu 1. maddesişöyledir:
“Madde 1- İcra dairelerince miktar ve kıymetimuayyen olan ilâmlı ve ilâmsız alacaklardan tahsil olunan paranın % 2'si vekıymeti muayyen olmıyan ilâmların icrasından tahsil harcının yarısı nisbetindeharç alınır. Maktu harçlar ilâmın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır.
Bu harçlar borçluya yükletilemez ve mahkûmunbih meblağbir milyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra veİflas Kanunu’nun 15. maddesişöyledir:
“Harçlar:
Madde 15 – (Değişik:3/7/1940-3890/1 md.)
İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafıyazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hükümve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur.
İcra takiplerinde,müzahereti Adliye kararları takibe yetkili icra mahkemesi tarafından HukukUsulü Muhakemeleri Kanununun 465 ve müteakip maddelerine tevfikan ittihazolunur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM,Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ınkatılımlarıyla 18/1/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olmasıgerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 2548sayılı Kanun’un 1. maddesinin iptalini talep etmiştir. Anılan Kanun’un itirazkonusu 1. maddesinin birinci fıkrasında miktar ve kıymeti belirli olan ilamlıve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paradan %2 oranında, miktarı belirliolmayan ilamların icrasında ise tahsil harcının yarısı oranında harç alınacağı öngörülmüştür. Söz konusu fıkranın ikincicümlesinde maktu harçların ilamın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınacağıdüzenlenmiştir. İtiraz konusu maddenin ikinci fıkrasında ise bu harçlarınborçluya yükletilemeyeceği ve icra takibine konu meblağın bir milyon liradanaşağı olması durumunda harç alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
4. Bakılmakta olan davanın konusunuişçilik alacağına ilişkin ilama dayalı olarak başlatılan icra takibinde tahsiledilen alacaktan alınan %2 oranında cezaevi yapı harcı oluşturmaktadır. Buitibarla bakılmakta olan davaya konu icra takibinin ilamlı ve takibe konualacağın da belirli olması nedeniyle kuralın birinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…ve ilamsız…” ve“…ve kıymeti muayyen olmıyan ilamların icrasından tahsil harcının yarısı…”ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanmaimkânı bulunmamaktadır.
5. Diğer yandan takibe konu alacakmiktarının bir milyon liranın üzerinde (1.00 TL) olması nedeniyle kuralın ikincifıkrasında yer alan “…ve mahkûmunbihmeblağ birmilyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz.” bölümünün de bakılmakta olan davada uygulanma imkânıbulunmamaktadır. Bu itibarla anılan ibarelere ve bölüme ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
6. Öte yandan kuralın birinci fıkrasınınkalan kısmı bakılmakta olan davada uygulanan,miktarı belirli olan ilamlı icra takiplerinin yanı sıra uygulanma imkânıbulunmayan, miktarı belirli olan ilamsız icra takipleri ile miktarı belirliolmayan ilamlı icra takipleri yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir.
7. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerekkuralın birinci fıkrasının birinci cümlesinin kalan kısmının esasınailişkin incelemenin anılan cümlede yer alan “…ilamlı…”ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasıgerekir.
8. Açıklanan nedenlerle 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle MahkemeBinaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara ÖdettirilecekYiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 1. maddesinin;
A. Birinci fıkrasının;
1. Birincicümlesinde yer alan “…ve ilamsız…” ve “…ve kıymeti muayyen olmıyanilamların icrasından tahsil harcının yarısı…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. Birincicümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemeninanılan cümlede yer alan “…ilamlı…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
3. İkincicümlesinin esasının incelenmesine,
B. İkinci fıkrasının;
1. …vemahkûmunbih meblağ birmilyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz.” bölümününitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. Kalan kısmının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
9. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörÖmer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu veilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kurallarıve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Uygulanacak Kural Sorunu
10. 2548 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasınınitiraz konusu ikinci cümlesi, değeri belirli olmayan ilamların icrasında alınanmaktu cezaevi yapı harcına yönelik hüküm içermektedir. Bakılmakta olan davanınkonusunu ise miktarı belirli olan bir alacakla ilgili olarak yapılan ilamlı icratakibi oluşturmaktadır. Bu itibarla anılan Kanun’un birinci fıkrasının itirazkonusu ikinci cümlesinin bakılmaktaolan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan cümleyeilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
B. GenelAçıklama
11. Harç, devletinyüklendiği görevleri yerine getirebilmek için anayasal sınırlar içindeegemenlik yetkisine dayanarak çeşitli kaynaklardan elde ettiği vergi ve resimgibi bir çeşit kamu geliridir. Ödenen vergiler bakımından vergi mükelleflerininbireysel bir hizmet ya da karşılık talep etme haklarının bulunmamasına karşın harç,bireylerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu hizmetlerinden yararlanmaları(tapu, pasaport gibi) karşılığında bu hizmetlerin maliyetlerine katılmalarıamacıyla kamu gücüne dayanılarak getirilen mali bir yükümlülüktür (AYM, E.2011/28, K.2012/22, 16/2/2012; E.2011/16,K.2012/129, 27/9/2012).
12. Ülkemizdefarklı kanunlarla farklı türlerde harçlar düzenlenmiştir. Bu kapsamda öngörülenyargı harçları mahkeme ve icra harçlarındanoluşmaktadır. İcra harçlarına 2/7/1964 tarihlive 492 sayılı Harçlar Kanunu ile 2548 sayılı Kanun’da yer verilmiştir. Cezaevi yapıharcı da 2548 sayılı Kanun’da düzenlenen yargı harçları kapsamında icra harcıolarak öngörülmüştür.
13. 492sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasında genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konuolan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlü olduğudüzenlenmiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise kanundayazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftanalınmasına karar verileceği, 2004 sayılı Kanun’un15. maddesininbirinci fıkrasında kanunlarda aksibelirtilmediği sürece bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğu, bumasrafların ayrıca hüküm ve takibe gerek kalmaksızın borçludan tahsil olunacağıhüküm altına alınmıştır.
14. 2548 sayılıKanun’da cezaevi yapı harcı açısından bu genel ilkeden ayrılarak söz konusu harçtanalacaklının sorumlu olduğu, icranın yapılmasına sebebiyet vermesi bağlamındahaksız taraf konumunda olan borçluya bu harcın yükletilemeyeceği açıkçaöngörülmüştür.
C. İtirazın Gerekçesi
15. Başvuru kararında özetle; cebrî icranın doğrudan biryargılama faaliyeti olmamakla birlikte bireylerin hakkı olan edimi eldeetmelerini sağladığı, bu yola başvurulması durumunda taraflar açısından bazı maliyükümlülüklerin öngörüldüğü, bunların bir kısmının borcunu ödememek suretiyleuyuşmazlık çıkmasına neden olan borçluya yükletilerek alacaklı ile borçluarasında hakkaniyete uygun bir dengenin kurulmaya çalışıldığı ancak itirazkonusu kurallar gereğince cezaevi yapı harcının tamamen alacaklıya yükletilmesininhakkaniyete aykırı durumlara neden olduğu, genel bütçe kapsamında yapılmasıgereken ceza infaz kurumlarının adil bir vergilendirme sistemi kurulmadanalacaklıdan alınacak harçlarla yapılmasının vergi adaletiyle bağdaşmadığı, kurallarlamülkiyet hakkının da ihlal edildiği, yapılacak kesintiyle ilgili olarakalacağın niteliği hususunda da bir ayrımın öngörülmediği belirtilerekkuralların Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
16. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
17. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılmasıtoplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §§ 20-21).
18. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunlarınkoyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma,semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır (MehmetAkdoğan ve diğerleri [1.B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Bubağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerindetasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksunbırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 137).
19. Anayasa’nın “Hakarama hürriyeti” başlıklı 36. maddesininbirinci fıkrasında ise “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”denilmektedir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü,kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 28).
20.Kararın icrası hakkı, mahkemeye erişim hakkı ve karar hakkı ile birlikte adilyargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkeme hakkının bir unsurunuoluşturmaktadır (Filiz Fırat [1.B.], B. No:2014/10305, 5/12/2017, § 29). Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılamanındışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasınısağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamıolmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkeme hakkıkapsamında değerlendirilmektedir (AYM, E.2023/76, K.2023/155, 13/9/2023,§ 20).
21.Kararın icrası hakkı özel hukuk ilişkilerinde devlete, borçlu aleyhine verilmişbir kararda yer alan borcu alacaklıya ödeme sorumluluğu yüklememektedir. Özelkişiler aleyhine kurulan hükümlerde devletin yükümlülüğü erişilebilir, fiilenve hukuken etkili bir cebrî icra sistemi kurmaktan ibarettir. Aleyhine hüküm kurulan tarafın bu hükmün gereğini rızaylayerine getirmemesi durumunda lehine hak tanınan kişi devletin kurduğu cebrîicra mekanizmasının işletilmesi için başvuruda bulunarak kararın devlet eliyleuygulanmasını temin edebilir. Devletin yükümlülüklerinin bir gereği olarak oluşturulan cebrî icrasistemine erişilmesini güçleştiren veya imkânsız hâle getiren başvuru şartlarıya da mali yükümlülükler kararın icrası hakkını ihlal edebilir.
22. Kurallardakesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olarak başlatılan icra takibine konualacağın tahsil edilen kısmından %2 oranında harç kesilmesi öngörülmek suretiylemülkiyet hakkına yönelik sınırlama getirildiği açıktır. Ayrıca söz konusuharcın icraya başvurmayı güçleştirmesi nedeniyle kuralla adil yargılanma hakkı kapsamındakikararın icrası hakkına da sınırlama getirilmektedir.
23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getirendüzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygunve ölçülü olması gerekir.
24. Bu kapsamda mülkiyet ve adil yargılanma haklarınısınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklenvar olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekildebelirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
25. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanunidüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğinsağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilenkanunilik Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesiışığında yorumlanmalıdır.
26. Bunun yanı sıra Anayasa’nın 73.maddesinin üçüncü fıkrasında da “Vergi, resim, harç ve benzeri malîyükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” denilerekverginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Verginin kanuniliği ilkesi, takdiredayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların kanunda yer almasınıgerektirmekte; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkindüzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ileyapılmasını zorunlu kılmaktadır.
27. Kurallarda harcın konusunun,miktarının ve yükümlüsünün herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimdeaçık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların belirli, ulaşılabilirve öngörülebilir nitelikte olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığıanlaşılmaktadır.
28. Anayasa’nın 35.maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının kamu yararı amacıylasınırlanabileceği belirtilmiştir.
29. Anayasa’nın 36. maddesinde ise adilyargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Ancak özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler özelsınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2021/127, K.2022/85, 30/6/2022, § 60).
30. Ayrıca adil yargılanma hakkı,niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira buhakkın Anayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam taşımamakta,bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargıteşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletindüzenleme yetkisini haiz olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisibulunmaktadır. Bu sebeple adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalargetirilirken kanun koyucuyu bağlayan belirli bir meşru amaçlar listesibulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin AnayasaMahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (Bekir Sözen [GK], B. No:2016/14586, 10/11/2022, § 74).
31. Ceza infaz kurumları ile mahkeme binalarının inşasıdevletin adalet faaliyetlerini yürütmek üzere yapılan kamu hizmetinin birparçası olduğu açıktır. Söz konusu hizmetin yerine getirilmesi finansalkaynağın oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Harç da devletin yükümlülükleriniyerine getirebilmesi için anayasal sınırlar içinde egemenlik yetkisinedayanarak çeşitli kaynaklardan elde ettiği vergi ve resim gibi bir çeşit kamugeliridir. Kurallarda öngörülen harcın anılan kamu hizmetinin finansmanınayönelik olarak bir gelir kalemi oluşturulması amacıyla getirildiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarla kamu hizmetlerinin, böylece devleteyüklenen ödevlerin yerine getirilmesi amaçlanmaktadır (benzer bir değerlendirmeiçin bkz. AYM, E.2021/119, K.2022/48, 21/04/2022, § 35). Bu itibarla kurallarlamülkiyet ve adil yargılanma haklarına getirilen sınırlamanın kamu yararıamacına yönelik olduğu ve bu suretle meşru bir amaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
32. Bununlabirlikte anılan haklara getirilen sınırlamanın aynı zamanda ölçülü olmasıgerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
33. Kurallar gereğinceicra daireleri tarafından alacaklıdan tahsil edilen harcın ceza infaz kurumuile mahkeme binalarının inşası için ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanmasınakatkı sağlayacağı gözetildiğinde kuralların anılan meşru amaca ulaşmabakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
34. Öte yandan devletin kamusalihtiyaçların karşılanması için Anayasa’nın 73. maddesi gereğince aldığı yetkiyedayanarak tek taraflı iradesiyle vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler getirmeve bunların usul ve esasına ilişkin şartlarını belirleme konusunda takdiryetkisi bulunmaktadır. Vergilendirme ve harçlandırma devletin takdir yetkisiningeniş olduğu alanların başında gelmektedir. Bu itibarla ceza infaz kurumlarınınve mahkeme binalarının yapımı için gerekli olan finansman kaynağının ne türkamu gelirleriyle oluşturulacağının takdiri yasama organına aittir. Dolayısıylaceza infaz kurumları ile mahkeme binalarının inşasını için gerekli finansmanınbir kısmının sağlanması için kurallar kapsamında öngörülen harcın meşru amaçbakımından gerekli olmadığı söylenemez.
35. Mülkiyet ve adilyargılanma hakkına yönelik sınırlamanın ölçülü olabilmesi için orantılılıkilkesi gereğince öngörülen sınırlama ile elde edilmek istenen meşru amaç arasındaadil ve makul bir denge gözetilmelidir. Bu nedenle kurallarda öngörülensınırlamanın kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmayaçalışılan adil dengeyi bozacak şekilde bireye katlanılması zor külfet yüklememesigerekir.
36. Kurallarla öngörülen nispi harcın miktarının alacak tutarına göredeğişeceği açıktır. 2004 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesine göre alacaklının sorumlu olduğu bu harç dışında diğer icraharç ve masrafların tamamından borçlunun sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Budurum karşısında %2 olarak belirlenen harcın makul ve kabul edilebilir düzeyde olduğu, alacaklılar açısından katlanılmaz ölçüde mali külfete sebepolmadığı anlaşılmaktadır.
37. Diğer yandan ekonomik ve sosyal durumları itibarıyla icra giderlerini ödemegücünden yoksun olan bireylerin söz konusu masrafları icranın başında ödemekleyükümlü tutulmaları, bireylerin ilama dayalı olarak icraya başvurmalarınıimkânsız hâle getirebilir veya önemli ölçüde zorlaştırabilir. Ancak kurallardaöngörülen harcın kıymeti belirli olan ilamlıtakiplerde peşin olarak alınmadığı, takibin son aşamasında kesinti yapılmaksuretiyle tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarda öngörülenharcın bireylerin icrayabaşvurmalarını imkânsız hâle getirdiği veya önemli ölçüde zorlaştırdığısöylenemez.
38. Buitibarla kurallarda öngörülen harcın icrayabaşvuran alacaklılara aşırıbir külfet yüklemediği, kurallarla ulaşılmak istenen kamusal yarar ilebireylerin menfaati arasındaki makul dengenin bozulmadığı ve mülkiyet ile adilyargılanma haklarına getirilen sınırlamanın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2011/28,K.2012/22, 16/2/2012).
39. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13., 35.ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir.
IV. HÜKÜM
30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle MahkemeBinaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara ÖdettirilecekYiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 1. maddesinin;
A. Birincifıkrasının;
1. Birinci cümlesindeyer alan “…ilamlı…” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
2. İkincicümlesinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümleyeilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. İkincifıkrasında yer alan “Bu harçlar borçluya yükletilemez…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
6/3/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI