ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/10
Karar Sayısı : 2024/97
Karar Tarihi : 4/4/2024
R.G.Tarih-Sayı : 6/6/2024-32568
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 297. maddesinin 9/6/2021 tarihli ve7327 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının üçüncücümlesinde yer alan “…muvafakatini almak zorundadır.” ibaresininAnayasa’nın 9., 10., 138. ve 140. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
OLAY: Konkordatosürecinde mühlet verilen borçlunun tasarruf izni verilmesini talep etmesiüzerine itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 297. maddesinin itiraz konusu kuralın da yeraldığı ikinci fıkrası şöyledir:
“(Değişikikinci fıkra:9/6/2021-7327/5 md.) Borçlu,mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefilolamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinindevamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatınıdevredemez ve takyit edemez. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkemebu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşü ile alacaklılarkurulunun muvafakatini almak zorundadır.”
II. İLK İNCELEME
1. AnayasaMahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, KadirÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN veKenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 18/1/2024 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeleruyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptalitalep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kuralise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. 2004 sayılı Kanun’un 297. maddesinin ikinci fıkrasınınbirinci cümlesinde, konkordato sürecinde borçlunun, mahkemenin izni dışındamühlet kararından itibaren rehin tesis edemeyeceği, kefil olamayacağı veivazsız tasarruflarda bulunamayacağı; taşınmazını, işletmenin faaliyetinindevamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatınıdevredemeyeceği ve takyit edemeyeceği belirtilmiştir. Fıkranın üçüncücümlesinde ise mahkemenin bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiseringörüşü ile alacaklılar kurulunun muvafakatini almak zorunda olduğu hüküm altınaalınmıştır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2004 sayılı Kanun’un297. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…muvafakatinialmak zorundadır.” ibaresinin iptalini talep etmiştir.
5. Bakılmakta olan davadaki talebin konusu mal varlığıylailgili olarak borçluya tasarrufta bulunma izni verilmesine ilişkindir. Talebinkabulünün şartlarından biri alacaklılar kurulunun muvafakatinin alınmasıdır.Bununla birlikte itiraz konusu kuralın “…almak zorundadır.” şeklindekibölümü komiserin görüşünün alınması bakımından da geçerli ortak kuralniteliğindedir. Bu itibarla kuralın esasına ilişkin incelemenin talebin konusuda gözetilerek kuralda yer alan “...muvafakatini...” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenlerle 2004 sayılı Kanun’un 7101 sayılıKanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 297. maddesinin 7327 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “...muvafakatinialmak zorundadır.” ibaresinin esasının incelenmesine, esasa ilişkinincelemenin anılan ibarede yer alan “...muvafakatini...” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, yürürlüğünün durdurulmasıtalebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörHülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
8. 2004 sayılı Kanun’un 285 ila 309/l maddelerindekonkordato müessesesi düzenlenmiştir. Kanun’un 285. maddesinin birincifıkrasında borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememetehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilatyapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek ya da muhtemel bir iflastan kurtulabilmekiçin mahkemeden konkordato talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Anılanmaddenin ikinci fıkrasında da iflas talebinde bulunabilecek her alacaklınıngerekçeli bir dilekçeyle borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasınıisteyebileceği belirtilmiştir. Borçlu veya alacaklı tarafından talep edilebilenkonkordato, borçlunun çeşitli sebeplerle bozulan maddi durumununiyileştirilmesini, ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini ve borçlarınıödeyebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, §3).
9. Söz konusu Kanun’un 287. maddesinin birinci fıkrasındakonkordato talebi üzerine mahkemenin 286. maddede belirtilen belgelerineksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit etmesi hâlinde derhâl geçici mühletkararı vereceği ve borçlunun mal varlığının muhafazası için gerekli gördüğübütün tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır. Geçici mühlet kararıyla birliktekonkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesive borçlunun geçici mühlet içindeki faaliyet ve işlemlerinin denetlenmesisuretiyle borçlunun mal varlığının ve alacaklıların menfaatinin korunmasıamacıyla mahkemece sayısı en çok üç olmak üzere geçici konkordato komiserigörevlendirilir (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, § 4). Geçici mühlet içindemahkemece borçluya kesin mühlet verilip verilmeyeceği değerlendirilmektedir.
10. Geçici mühlet ve kesin mühletin en önemli etkisiKanun’un 294. maddesi uyarınca verilen mühlet içinde kural olarak mevcuttakiplerin durması ve yeni bir takibin başlatılamamasıdır. Bunun yanı sıra 297.maddede borçlunun tasarruf yetkisinin de önemli ölçüde sınırlanacağı hükmebağlanmıştır. Bu kapsamda borçlunun bazı tasarrufları yapması yasaklanmakta,bazı tasarrufları yapması konkordato komiserinin iznine tabi kılınabilmekte veborçlu, konkordato komiserinin gözetiminde faaliyetlerine devam edebilmektedir.Borçlunun tasarruf yetkisi tamamen kaldırılarak onun yerine konkordatokomiserinin işletmenin faaliyetlerini devam ettirmesine dahihükmedilebilmektedir (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, § 5).
11. Konkordato mühletinin amacı borçlunun takiplerdenkorunmuş bir şekilde alacaklılar toplantısı vasıtasıyla alacaklılar ileanlaşarak konkordato yapabilmesine ve konkordatonun mahkemece tasdikine imkântanımaktır (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, § 6).
12. Kanun’un 289. maddesinin dördüncüfıkrasının birinci cümlesinde mahkemenin kesin mühlet kararıyla beraber veyakesin mühlet içinde yedi alacaklıyı geçmemek ve tek sayıda olmak kaydıylaalacaklılar kurulu oluşturulmasına karar verebileceği belirtilmiştir. Anılanfıkranın ikinci ve üçüncü cümlelerinde alacakları,hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsarehinli alacaklıların, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsiledilmesi ve alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin görüşünün alınmasıgerektiği hükme bağlanmıştır. Söz konusu fıkranın dördüncü cümlesinde isealacaklılar kurulunun her ay en az bir kere toplanacağı ve hazır bulunanlarınoyçokluğuyla karar alacağı belirtilmiştir.Böylelikle alacaklılar kurulu oluşturulması kural olarak mahkemenin takdirinebırakılmış olup bu kurulun oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslarbelirlenmiştir.
13. Kanun’un 290. maddesinin yedinci fıkrasındaalacaklılar kurulunun, komiserin faaliyetlerine nezaret edeceği, komiseretavsiyelerde bulunabileceği ve Kanun’un öngördüğü hâllerde mahkemeye görüşbildireceği ve komiserin faaliyetlerini yeterli bulmaması hâlinde mahkemeden komiserindeğiştirilmesini gerekçeli bir raporla isteyebileceği belirtilmiştir. Kanun’un291. maddesinin ikinci fıkrasında mahkemenin, bu madde kapsamında kesinmühletin kaldırılmasına karar vermeden önce ve 292. maddesinin üçüncü fıkrasıuyarınca kesin mühleti kaldırarak borçlunun iflasına karar vermeden öncealacaklılar kurulunu davet etmek, dolayısıyla dinlemek zorunda olduğu hükmebağlanmıştır.
14. Alacaklılar kuruluna ilişkin bu düzenlemelerin,borçluya kesin mühlet tanınmasının ve mühlet içinde alınacak kararların,alacaklıların haklarını elde edebilmelerine doğrudan etkisinden, başka birifadeyle alacaklıların haklarının korunması gerekliliğinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bu bağlamda mühlet tanınan borçlunun ticari faaliyetlerininniteliği ve ölçeği gibi sebeplerden ötürü kanun koyucunun alacaklıların dasürece dâhil edilmesi ihtiyacının söz konusu olabileceğini göz önündebulundurduğu görülmektedir.
B. İtirazın Gerekçesi
15. Başvuru kararında özetle; konkordato sürecindeborçlunun kanunda belirtilen hukuki işlemleri ancak mahkeme kararıyla kendisineizin verilmesi hâlinde yapabildiği, buna karşılık borçlunun söz konusuişlemleri yapabileceği yönündeki mahkeme kararının itiraz konusu kurallaalacaklılar kurulu tarafından muvafakat verilmiş olması şartına bağlanmışolduğu, mahkeme kararının şarta bağlanmasının mahkemelerin bağımsızlığı ilkesiile bağdaşmadığı, alacaklılar kurulunun karar yeter sayısının kanundadüzenlenmediği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 9., 10., 138. ve140. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
16. 6216 sayılı Kanun’un43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleriyönünden incelenmiştir.
17. Kanun’un 297. maddesinde kesin mühletin borçlubakımından sonuçları düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasının birincicümlesinde kesin mühlet kararından itibaren borçlunun ancak mahkemenin izni ileyapabileceği hukuki işlemler belirlenmiştir. Bu kapsamda borçlu tarafından rehintesisi, kefalet verilmesi, ivazsız tasarruflarda bulunulması, taşınmazlar ileişletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırların ve işletmenindevamlı tesisatının devredilmesi ve takyit edilebilmesi mahkemenin iznine tabikılınmıştır. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde bu işlemlerin mahkeme iznialınmadan yapılması hâlinde hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
18. İtiraz konusu kuralda ise mahkemenin bu işlemlereizin verilmesi talebini kabul etmeden önce alacaklılar kurulunun muvafakatinialmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
19. Anayasa’nın 35.maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceyebağlanmıştır.
20. Anayasal anlamda mülkiyet hakkıekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2018/106, K.2019/80, 16/10/2019, § 14). Bubağlamda mülkiyet hakkı, maddi varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz malvarlığını kapsadığı gibi maddi bir varlığı bulunmayan hak ve alacakları daiçermektedir.
21. Anayasa’nın anılan maddesinde birtemel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla-sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerindenyararlanma imkânı veren bir haktır (AYM, E.2022/128, K.2023/136, 26/7/2023, §18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).Konkordato sürecindeki borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisininsınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin borçlu bakımından mülkiyet hakkıkapsamında değerlendirilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Öteyandan konkordato sürecindeki borçludan alacaklı olanların alacaklarını takipyetkilerini kısıtlayan düzenlemelerin de alacaklıların mülkiyet hakkınıetkilediği açıktır.
22. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddive manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temelamaç ve görevleri arasında saymıştır. Devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tamanlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunmasıamacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır.
23. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temelhak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının etkili bir şekildekorunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz.Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasınailişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimidurumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyethakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM,E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 17; E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, §13; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-40; Osmanoğluİnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret LimitedŞirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 44).
24. Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleriuyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arasıuyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacakların tahsilinindüzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir sistemkurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklardadevletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak vemenfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsiline ilişkin süreçbakımından da durum böyledir. Konkordato sürecindeki borçludan olan alacaklarda Anayasa’nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkının kapsamındadır. Dolayısıylabir tarafta alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir alacak sözkonusudur. Diğer tarafta ise alacaklının bu alacağa kavuşması için başvuracağıborçlunun mülkiyet hakkı kapsamındaki mal varlığı bulunmaktadır (benzeryönde bkz. Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd.Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71).
25. Kanun’un 297. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesinde kesin mühlet içinde borçlu tarafından rehin tesisi, kefalet verilmesi,ivazsız tasarruflarda bulunulması, taşınmazlar ile işletmenin faaliyetinindevamı için önem arz eden taşınırların ve işletmenin devamlı tesisatınındevredilmesi ve takyit edilebilmesi mahkemenin iznine tabi kılınmıştır. İtirazkonusu kural ise mahkemenin bu işlemlerin yapılmasına izin vermeden öncealacaklılar kurulunun muvafakatini almak zorunda olduğunu düzenlemektedir.
26. Yukarıda da açıklandığı üzere maddi durumu çeşitlisebeplerle bozulan borçlunun ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesi veborçlarını ödeyebilmesi amacıyla öngörülen konkordatonun gerçekleşebilmesi, alacaklıların alacaklarının vadesine ilişkindeğişiklikler ve/veya ifa edilebilecek oranı hakkında borçlu ile anlaşmalarınabağlıdır. Nitekim Kanun’un 286. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buhususların konkordato ön projesinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.Kanun’un 306. maddesinde de mahkemece konkordatonun tasdiki kararıverilebilmesi için konkordato projesinin alacaklılar tarafından 302. maddeuyarınca kabul edilmiş olması, ön koşul olarak düzenlenmiştir. Söz konusudüzenlemeler ile alacaklıların haklarının korunmasının amaçlandığı açıktır.Borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisine ilişkin olarak Kanun’daöngörülen sınırlamaların mahkeme tarafından kaldırılabilmesi için alacaklılarkurulunun muvafakatini zorunlu kılan itiraz konusu kuralın da anılandüzenlemeler gibi alacaklıların korunması amacıyla öngörüldüğü görülmektedir.
27. Devlet alacakların tahsiline ilişkinsistemi kurarken gerek alacaklıların gerekse de borçlu ve üçüncü kişilerin hakve menfaatlerini gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gereklitedbirleri almak durumundadır (AYM, E.2021/82, K.2022/167, § 21).
28. Konkordato sürecinde borçlunun malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasının, alacaklıların alacaklarını tahsiledip edemeyeceklerini veya hangi oranda tahsil edebileceklerini doğrudanetkileyebilecektir. Borçlunun ise ticari faaliyetlerine devam ederek malidurumunu iyileştirebilmesi için söz konusu tasarruf yetkisini kullanmasıgerekebilir. Konkordatonun, alacaklıların alacaklarına mümkün olduğu ölçüdetahsil edebilmesinin yanında mali durumu bozulan borçlunun durumunuiyileştirerek ticari faaliyetlerine devam edebilmesine imkân tanıma amacı dabulunmaktadır. Bu nedenle konkordato sürecinde alacaklılar ile borçlununmenfaatlerini dengeleyecek yollar öngörülmesi gerekmektedir. Bununla birliktekanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasındataraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olması, mülkiyet hakkı yönündenpozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Dolayısıyla her iki tarafınmenfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan birialeyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde sonuçlandırılmaması gerekir.
29. Kural mahkemece borçlunun mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisinikullanması yönünde karar verilebilmesini, komiserin görüşünün alınmasınınyanında alacaklılar kurulunun muvafakat etmiş olması şartına da bağlamaktadır.Buna göre alacaklılar kurulunun muvafakat etmemesi hâlinde mahkemenin borçlununtasarruf yetkisini kullanması yönünde karar vermesi mümkün olmayacaktır. Mahkemetarafından borçluya tasarrufta bulunma izni verilmesinin alacaklılar kurulununmuvafakati şartına bağlanması mahkemenin, borçluya izin vermesinin taraflarınmenfaatine daha uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapması imkânınıortadan kaldırmaktadır. Diğer bir ifadeyle kural, alacaklıların muvafakatvermeme yönündeki kararının tarafların menfaatleri yönünden en uygun çözüm olupolmadığını değerlendirme hususunda mahkemeye herhangi bir takdir alanıbırakmamaktadır.
30. Anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkınındevlete yüklediği pozitif yükümlülükler, borçlu ile alacaklıların menfaatleriarasında adil bir denge kurulmasını gerektirmektedir. Adil bir dengekurulabilmesi ise ancak alacaklılar kurulunun kararının da denetime tabikılınması ve hâkime takdir yetkisi verilmesiyle sağlanabilir. Borçluya izinverilmesinin tarafların menfaatlerinin korunması bakımından hakkaniyete dahauygun sonuçlar doğurabileceğinin değerlendirildiği durumlarda mahkemeyideğerlendirme ve takdir yetkisinden mahrum bırakmak devletin anılan pozitifyükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır.
31. Öte yandan Kanun’un 289. maddesinin dördüncüfıkrasında öngörülen istisna dışında alacaklılar kurulu oluşturulmasınınmahkemenin takdirinde olduğu dikkate alındığında, alacaklılar kuruluoluşturulmayan hâllerde borçlunun tasarruf yetkisini kullanabilmesi yönündekimahkeme kararı için komiserin görüşünün alınmasının yeterli kabul edildiğigörülmektedir.
32. Konkordatoda borçlunun ticari faaliyetlerine devamedebilmesi ile alacaklıların alacaklarını mümkün ölçüde tahsil edebilmesiyönündeki yarışan menfaatlerinin dengelenmesi, bu menfaatler arasında dengekurulabilmesi amacıyla da sürecin komiser atanmak suretiyle mahkemeceyürütüldüğü gözetildiğinde itiraz konusu kuralla söz konusu menfaatler arasındakurulması gereken dengenin alacaklılar lehine borçlu aleyhine sonuçlara yolaçabileceği anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden Anayasa’nın 9., 10., 138. ve 140. maddeleri yönünden ayrıca incelenmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA EKİSİ
34. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
35. 2004 sayılı Kanun’un 297. maddesinin ikincifıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…muvafakatini…” ibaresinin iptalinedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan cümlede yer alan “…ilealacaklılar kurulunun…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
36. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralınuygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceğibelirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
9/6/1932 tarihli ve2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un25. maddesiyle değiştirilen 297. maddesinin 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılıKanun’un 5. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yeralan “...muvafakatini...” ibaresine yönelik yürürlüğün durdurulmasıtalebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE 4/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VI. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 297.maddesinin 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilenikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan;
A. “...muvafakatini...”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE,
B. “...ilealacaklılar kurulunun...” ibaresinin 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,
4/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL