ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/101
Karar Sayısı : 2024/232
Karar Tarihi : 25/12/2024
R.G. Tarih – Sayı : 27/3/2025 - 32854
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılıKanun’un;
A. 5. maddesiyledeğiştirilen 10. maddesinin on dördüncü fıkrasının “…kamulaştırma işleminekarşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idariyargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bununsonucuna göre işlem yapılır.” bölümünün,
B. 7. maddesiyledeğiştirilen 14. maddesinin altıncı fıkrasının,
Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesitalebidir.
OLAY: Kamulaştırmabedelinin tespiti ile taşınmazın idare adına tescili davasında itiraz konusu kurallarınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kurallarının da yer aldığı;
1. 10. maddesinin ondördüncü fıkrası şöyledir:
“14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırmaişlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması veidari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bununsonucuna göre işlem yapılır.”
2. 14. maddesişöyledir:
“Dava hakkı
Madde 14 – (Değişik: 24/4/2001 - 4650/7 md.)
Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlaratebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihindenitibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal vemaddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir.
İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.
İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tekbaşına dava hakları vardır.
İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiğigünden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltimdavası açabilir.
İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunanmalike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malıngerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçekmalik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahiledilmek suretiyle devam olunur.
Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca HasanTahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE,Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hilal YAZICItarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 10. Maddesinin On Dördüncü Fıkrasının “…kamulaştırmaişlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması veidari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bununsonucuna göre işlem yapılır.” Bölümünün İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
3. 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinde kamulaştırmaişleminin satın alma usulüyle gerçekleşmemesi hâlinde mahkemece taşınmaz malınkamulaştırma bedelinin tespiti ile idare adına tescili düzenlenmektedir.
4. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre idare, sözkonusu Kanun’un 7. maddesinde öngörülen usulde topladığı bilgi ve belgelerle Kanun’un8. maddesi uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgive belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiylebu bedelin peşin veya 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitleödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini ister.
5. 10. maddenin ikinci fıkrasında, mahkemenin idareninbaşvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlenen duruşma gününüdava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneğini de ekleyerektaşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiyeyle veya adresleri bulunamayanlara ilanyoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağıracağıbelirtilmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (f) bendinde ise meşruhatlıdavetiye ile 14. maddede öngörülen süre içerisinde kamulaştırma işlemine karşıidari yargıda iptal davası açanların dava açtıklarını ve yürütmenindurdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde kamulaştırmaişleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeliüzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceğinin haksahiplerine bildirileceği düzenlenmiştir.
6. 10. maddenin beşinci fıkrasında ise mahkemecebelirlenen günde yapılacak duruşmada hâkimin taşınmaz malın bedeli konusundatarafları anlaşmaya davet edeceği, anlaşmanın sağlanamaması hâlinde anılanmaddenin sekizinci fıkrasının ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlemyapacağı belirtilmiştir.
7. Sekizinci fıkraya göre idarece, kamulaştırma bedelininhak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olaraktespit edilen bedelin veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda iseileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dairmakbuzun ibrazı hâlinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline vekamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilecek ve bu karar,tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilecektir. Anılan fıkrayagöre ayrıca tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin istinaf veyatemyiz hakları saklıdır.
8. 25. maddenin birinci fıkrasında kamulaştırılantaşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesinin mahkemece verilen tescil kararıylaolacağı belirtilmiştir.
9. 14. maddede kamulaştırma işlemine ilişkin dava hakkıdüzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında kamulaştırmaya konu taşınmazmalın maliki tarafından 10. madde gereğince mahkemece yapılan tebligatgününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzeremahkemece gazeteyle yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içindekamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası ve maddi hatalara karşıda adli yargıda düzeltim davası açılabileceği; ikinci fıkrasında idari yargıdaaçılan davaların öncelikle görüleceği hükme bağlanmıştır.
10. 10. maddenin on dördüncü fıkrasında ise 14. maddedebelirtilen sürede, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idariyargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenindurdurulması kararı verilmesi hâlinde mahkemece, idari yargıda açılan davanınbekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılacağıbelirtilmiştir. Anılan fıkranın “…kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleritarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince deyürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıdaaçılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.”bölümü itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
2. İtirazın Gerekçesi
11. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla kamulaştırmaişlemine karşı idari yargıda açılan davada yürütmenin durdurulması kararıverilmemesi hâlinde bu davanın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasındabekletici mesele yapılamayacağının düzenlendiği, dolayısıyla hukuk mahkemesindegörülen davanın idari yargıda görülen davadan önce sonuçlanması hâlinde hakkayıplarının ortaya çıkabileceği, zira bedel tespiti ve tescil davasındatescile ilişkin kararın kesin nitelikte olduğu, kişilerin kamulaştırmaişleminin iptali hâlinde kamulaştırılan taşınmazla ilgili yolsuz tescil davasıaçma imkânları olsa dahi bu durumun kişiler açısından aşırı bir külfete nedenolacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıolduğunu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönünden de incelenmiştir.
13. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı ekonomikdeğer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkınıkapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren birhaktır (AYM, E.2021/128, K.2022/68, 1/6/2022, §§ 17, 18).
14. Anayasa’nın 40. maddesinin birinci fıkrasında “Anayasaile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.”denilmiştir. Anılan hükme göre kişilerin yargı makamları ile idari makamlarönünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması anayasal birzorunluluktur. Bu zorunluluk, temel hak ve özgürlüğü ihlal edilen ya da ihlaledildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargı veya idari merciler nezdindeşikâyetlerini dile getirmesi hususunda devlete gerekli ve yeterli mekanizmalarıoluşturarak uygun koşulları sağlama yükümlülüğü getirmektedir (AYM, E.2019/102,K.2019/99, 25/12/2019, § 16).
15. Bu çerçevede Anayasa’nın anılan maddesinde güvencealtına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğiniileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceğimakul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeyeya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollarabaşvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını güvence altına almaktadır (AYM, E.2023/167,K.2024/115, 30/5/2024, § 32; E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 186; E.2018/74,K.2019/92, 24/12/2019, § 31).
16. Kural idare mahkemesinde görülen iptal davasındayürütmenin durdurulması kararı verilmesi hâlinde söz konusu davanın hukukmahkemesinde görülen kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adınatesciline ilişkin davada bekletici mesele yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
17. Dolayısıyla kurala göre kamulaştırma işlemininiptaline ilişkin davada yürütmenin durdurulması kararının verilmemesi hâlindehukuk mahkemesinin yargılamaya devam ederek kamulaştırma bedelinin tespitine vetaşınmazın idare adına tesciline karar vermesi söz konusu olabilmektedir.
18. Öte yandan iptal davasının bekletici mesele yapılmasıhususunda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165.maddesinde düzenlenen “Bekletici sorun” müessesesinin hukuk mahkemesinceuygulanma imkânının bulunduğu düşünülse dahi bu hükmün zorlayıcı nitelikteolmadığı, bu bakımdan güvence teşkil etmediği açıktır.
19. Ayrıca 2942 sayılı Kanun’un “Dava hakkı”başlıklı 14. maddesinin “İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.”şeklindeki ikinci fıkrası hükmü de idari yargıdaki iptal davasının adli yargıdagörülen bedel tespiti ve tescil davasından önce karara bağlanmasını garantietmemektedir.
20. Bu itibarla hak sahibinin anılan Kanun’un 14.maddesinde belirtilen şekilde kamulaştırma işlemine karşı açtığı iptal davasındayürütmenin durdurulması kararı verilmemesi hâlinde bu davanın kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescil davasında bekletici mesele yapılmaması ve hukukmahkemesince de davanın iptal davasından önce karara bağlanması mümkündür. Budurumda bedel tespitine ve taşınmazın idare adına tesciline hükmedilmesinedeniyle kamulaştırma işlemine karşı sonradan verilen bir iptal kararınınbedel tespiti ve tescil kararı üzerinde herhangi bir etkisinin olmayacağıanlaşılmaktadır.
21. Kanun’un 10. maddesinin sekizinci fıkrasında isehukuk mahkemesince verilen tescil hükmünün kesin olduğu, 25. maddesinin birincifıkrasında da mülkiyetin mahkemece verilen tescil kararı ile idareye geçeceğihüküm altına alınmıştır. Bu bakımdan, kamulaştırma işleminin hukuka aykırıbulunarak iptal edilmesi hâlinde tespit ve tescil kararının hukuki dayanağınınortadan kalkmasına rağmen taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesi söz konusuolabilecektir.
22. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaverdiği kararlarında da belirtildiği üzere Kanun’un 10. maddesinin on dördüncüfıkrası uyarınca kamulaştırma işleminin iptali talebiyle açılan davadayürütmeyi durdurma kararı verilmesi hâlinde anılan davanın adli yargımercilerince bekletici mesele yapılması öngörülmüş ise de yürütmeyi durdurmakararının makul bir süre içinde verilmemesi veya yürütmeyi durdurma talebininreddedilmesi hâlinde davanın esastan kabul edilmek suretiyle kamulaştırma işlemininiptal edilmesi de mümkündür.
23. Bu bağlamda adli yargıda açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ile tescil davasının kamulaştırma işleminin iptali talebiyleidari yargıda açılan davanın sonucu beklenmeksizin neticelenmesi durumundaidari yargı mercilerince verilen iptal kararının sonuç doğurması için malik bellikülfetlere katlanmak zorunda kalabilmektedir. Başka bir ifadeyle kamulaştırmaişleminin hukuka uygunluğunun denetimi ile kamulaştırma bedelinin tespitininfarklı yargı kollarında gerçekleştirilmesi anılan işlemin hukuka uygunluğunailişkin denetimin etkililiğini zedeleyebilmektedir. Dolayısıyla kamulaştırmabağlamındaki uyuşmazlıkların farklı yargı kollarında karara bağlanması, idariyargıda görülen davanın adli yargı mercilerince bekletici mesele yapılmasınınise yürütmeyi durdurma kararı verilmesi durumuna özgülenmesi nedeniyle mülkiyethakkını güvence altına alan etkili bir yöntemin geliştirilemediği ve yapısalbir sorunun bulunduğu anlaşılmaktadır (bu yöndeki değerlendirmeler için bkz. TarıkYüksel [GK], B. No: 2019/1255, 10/11/2022, §§ 69-72; Ali Kömürcü ve diğerleri[GK], B. No: 2019/2890, 25/10/2023, §§ 94-97).
24. Kamulaştırma işlemine karşı iptal davasının açılmasıkamulaştırmaya konu taşınmazın mülkiyetinin korunması amacını taşımaktadır. Bukapsamda kamulaştırma işlemiyle mülkiyet hakkına yönelik olarak meydana gelen müdahaleyeilişkin ihlal iddialarının etkili bir şekilde ileri sürülebilmesi de ancakkamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce bu kararın hukuka uygunluğununidari yargı mercilerince denetlenmesiyle mümkün olabilecektir.
25. Kuralda yürütmeyi durdurma kararı verilmesi hâlidışında kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce kamulaştırma kararınınhukuka uygunluğunun idari yargı mercilerince denetlenmesine yönelik olarakherhangi bir güvence öngörülmemiştir. Dolayısıyla kamulaştırma kararına karşıetkili bir yargısal denetim yapılması imkânını tanımayan kural, devletin,mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının dile getirilmesinde gerekli veyeterli mekanizmaları oluşturma yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.
26. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 35. ve 40.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 35. ve 40 maddelerine aykırı görülerekiptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönündenincelenmemiştir.
B. Kanun’un 14. Maddesinin Altıncı Fıkrasının İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
27. 2942 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kamulaştırmayakonu taşınmazın malikleri tarafından kamulaştırma işlemine karşı açılabilecekiptal davası ile malikler ve idare tarafından maddihatalara karşı açılan düzeltim davası düzenlenmiştir.
28. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında iştirak hâlindeveya müşterek mülkiyette paydaşların tek başına dava haklarının bulunduğu hükümaltına alınmıştır.
29. Maddenin itiraz konusu altıncı fıkrasında ise iptalve maddi hataların düzeltilmesi davalarının sonuçlarının dava açmayanlarıetkilemeyeceği belirtilmiştir.
2. İtirazın Gerekçesi
30. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurala göre idari yargı mercilerinceverilen ve kesin hüküm niteliğinde olan kamulaştırma işleminin iptaline ilişkinkararın dava açmayanlar yönünden hüküm doğurmamasının idari yargıda davaaçmayan hissedarların hukuka aykırı olduğuna karar verilen kamulaştırmaişleminden etkilenmeleri sonucunu doğuracağı, bu durumun kişilerin mülkiyet veadil yargılanma haklarını ölçüsüz bir şekilde sınırladığı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
31. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 46. maddesi yönünden de incelenmiştir.
32. Kurala göre paylı veya elbirliği şeklinde mülkiyetekonu olan taşınmazlarda kamulaştırma işlemi yapıldığı takdirde, hissedarlarınişleme karşı açtıkları kamulaştırmanın iptali veya maddi hatalara ilişkindüzeltim davalarında verilen kararlar dava açmayan hissedarlar bakımındanherhangi bir sonuç doğurmayacaktır. Böylece dava açmayan hissedarlarınmülkiyetinde olan taşınmaz üzerinde kamulaştırma işlemi sonuçlarınıdoğurabilmektedir. Buna göre kuralla, belirtilen mülkiyet türlerindehissedarlardan birinin veya bir kısmının açtığı davalarda özellikle lehe kararverilmesi hâlinde kararın dava açmayan hissedarlar yönünden sonuç doğurmamasıöngörülmek suretiyle bu kişilerin mülkiyet hakkına yönelik sınırlamagetirilmektedir.
33. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamuyararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkınamüdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkinilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
34. Anayasa’nın anılan maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
35. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı,Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak ancak kanunla sınırlanabilir.
36. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temelhakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kurallarınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilirdüzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
37. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olanhukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerininkeyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunmasıgereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur.Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
38. Kural, açılan davaların sonuçlarının dava açmayanlarıetkilemeyeceğini düzenlemektedir. Kuralın yer aldığı 14. maddede maliklerin veidarenin açacağı davaların hangileri olduğu belirtilmiştir. Anılan maddeninüçüncü fıkrasında ise iştirak hâlinde veya müşterek mülkiyette paydaşların tekbaşına dava haklarının olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla paydaşların açacağıiptal veya maddi hataların düzeltilmesi davalarının sonuçlarının dava açmayanpaydaşlar yönünden sonuç doğurmayacağı hususunda tereddüt bulunmadığıanlaşılmaktadır. Bu kapsamda kuralın herhangi bir belirsizlik içermediği, ulaşılabilirve öngörülebilir nitelikte olduğu açıktır.
39. Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kamuyararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Öte yandan taşınmazdan yoksun bırakma şeklindeki mülkiyet hakkınayönelik ağır bir sınırlama sayılabilecek kamulaştırma işlemi Anayasa’nın 46.maddesinde özel birtakım güvenceler öngörülerek düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında “Devlet ve kamutüzelkişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşinödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya birkısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlarüzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir” denilmektedir. Buna göre kamulaştırmaancak kamu yararının gerektirdiği hâllerde kanunla gösterilen usul ve esaslarauygun olarak ve karşılığı peşin ödenmek şartıyla devlet veya kamu tüzelkişiliklerince yapılabilir.
40. 2942 sayılı Kanun’un 14. maddesinin dördüncüfıkrasında iştirak hâlinde veya müşterek mülkiyette, hak sahiplerinin tekbaşına dava haklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Esasen söz konusumülkiyet biçimlerinde -fiilî bir paylaşım yapılmamışsa- kamulaştırılantaşınmazda hissedarın zeminde fiilen hak sahibi olduğu yerin hangi kısmınakarşılık geldiği belli değildir. Başka bir ifadeye fiilen taşınmazın taksimedilmediği hâllerde her bir hissedar taşınmazın tamamı üzerinde tasarrufyetkisine sahiptir.
41. Bunun yanında kamulaştırma işlemi taşınmazın tamamıya da bir kısmı üzerinde gerçekleşse de her bir hissedarın söz konusu işlemnedeniyle hakkı etkilenmektedir. Bu yönüyle kamulaştırma işleminin hukukaaykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesiyle birlikte mahkemenin hukukaaykırılık tespiti dava açan ya da açmayan kamulaştırmaya konu taşınmazın tüm hissedarlarıbakımından geçerli olmaktadır. Nitekim bu husus iptal davasının amacıyla dayakından ilgilidir. Zira iptal davasıyla hukuka aykırı olan idari işlemindoğduğu anda etki ettiği alanın tamamı bakımından geçersiz kılınması sağlanır.
42. Esas itibarıyla Kanun’un 14. maddesinin üçüncüfıkrasında yer verilen “İştirak halinde veya müşterek mülkiyette,paydaşların tek başına dava hakları vardır.” hükmü de gözetildiğinde, kanunkoyucunun, belirtilen mülkiyet biçimleri kapsamında zorunlu dava arkadaşlığı müessesinekamulaştırma bakımından bir istisna getirdiği görülmektedir. Nitekim ortada tekbir idari işlem olduğundan hak sahiplerinden birinin açacağı davanın bu işleminhukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından yeterli olacağıaçıktır. Bu bakımdan verilen kararın dava açmayan hissedarların da malik olduğukamulaştırılan taşınmaz üzerinde sonuç doğuracağı hususunda şüphebulunmamaktadır.
43. Ancak kural, yargı mercilerinin iptal kararıylabirlikte kamulaştırma işleminin kanuni dayanaktan yoksun hâle geldiği tespitedilmesine rağmen maliklerin mülkü üzerinde sonuç doğurmaya devam etmesineneden olmakta, anayasal veya yasal koşulları sağlamadığı için iptal edilenkamulaştırma işlemini dava açmayan paydaşlar yönünden geçerli kılmaktadır. Bu bakımdananayasal güvenceleri karşılamadığı gerekçesiyle iptal edilen kamulaştırmaişleminin sonuç doğurmasına imkân tanıyan kuralla mülkiyet hakkına getirilensınırlamanın anayasal bağlamda meşru bir amaca dayandığı söylenemez.
44. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
45. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
46. 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 2942 Kanun’un10. maddesinin on dördüncü fıkrasının “…kamulaştırma işlemine karşı haksahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargımahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır.” bölümünün iptali nedeniyle anılan fıkranın kalan kısmının 6216sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. HÜKÜM
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un;
A. 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin on dördüncüfıkrasının;
1. “…kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafındanidari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenindurdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan davabekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.” bölümününAnayasa’ya aykırı olduğunave İPTALİNE,
2. Kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE,
B. 7. maddesiyle değiştirilen 14. maddesinin altıncıfıkrasının Anayasa’ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE,
25/12/2024 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI