ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2024/103
Karar Sayısı:2025/201
Karar Tarihi:8/10/2025
R.G.Tarih-Sayı:24/12/2025-33117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasının23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen (a)bendinin birinci cümlesinde yer alan “…kararın tebliğinden itibaren…”ibaresinin Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: El atmanınönlenmesi ve ecrimisil ödenmesi talepleriyle açılan davada itiraz konusukuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 28.maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu kuralın da yer aldığı (a) bendi şöyledir:
“a) (Değişik:23/7/2010-6009/18 md.) Karar ve ilam harcı,
Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararıntebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki,ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarındapeşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilamharcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına vekanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca HasanTahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Recai AKYEL, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE,Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanunhükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. On Yıllık Süre Sorunu
3. Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığındiğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin dördüncüfıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararınınResmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmününAnayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” denilmiştir.
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruyaengel durumlar” başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da“Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetedeyayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasayaaykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüne yerverilmiştir.
5. 492 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının 6009 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen (a) bendinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı birincicümlesi “davalısı harçtan muaf olan davalar” yönünden incelenmiş veAnayasa Mahkemesinin 4/12/2024 tarihli ve E.2024/6, K.2024/204 sayılı kararıylaesastan reddedilmiştir. Bu karar 10/3/2025 tarihli ve 32837 sayılı ResmîGazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinceitiraz başvurusu üzerine işin esasına girilerek iptal talebi reddedilen kuralailişkin olarak yeni bir başvurunun yapılabilmesi için ret kararının ResmîGazete’de yayımlandığı 10/3/2025 tarihinden başlayarak geçmesi gereken onyıllık süre henüz dolmamıştır.
6. Açıklanan nedenle kurala yönelik başvurunun “davalısıharçtan muaf olan davalar” yönünden on yıllık yasak nedeniyle Anayasa’nın152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
B. Anlam ve Kapsam
7. 492 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasındayargı işlemlerinden bu Kanun’a ekli (1) sayılı Tarife’de yazılı olanların yargıharçlarına tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
8. Anılan Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları:”başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı:” başlıklı kısmının (1)numaralı fıkrasının (a) bendinde konusu belli bir değerle ilgili bulunandavalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde hüküm altına alınan anlaşmazlıkkonusu değer üzerinden binde 68,31 oranında karar ve ilam harcının alınması öngörülmüş,(2) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise davanın reddine karar verilmesidurumunda maktu karar ve ilam harcının alınacağı hükme bağlanmıştır.
9. Kanun’un 26. maddesinde yargı harçlarının harca konuişlemleri yapan mahkeme veya daire tarafından alınacağı ifade edilmiş, 28.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesinde de nispi karar veilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibarenbir ay içinde ödeneceği belirtilmiştir. Anılan cümlede yer alan “…kararıntebliğinden itibaren…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.Kural “davalısı harçtan muaf olmayan davalar” yönünden incelenmiştir.
10. Kanun’un 11. maddesinde genel olarak yargı harçlarınıdavayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekleyükümlü oldukları belirtilmiş ise de 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindebaşvurma, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış; 326.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise kanunda yazılı hâller dışında yargılamagiderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğiöngörülmüştür.
11. Bu itibarla davanın kabulüne karar verilmesidurumunda peşin harçla birlikte kalan bakiye karar ve ilam harcı, aleyhinehüküm verilen tarafa yüklenecek olup hükmün kanun yollarına müracaat edilerekkaldırılması yahut bozulması hâlinde harç, ilgilisine iade edilecektir. Davanınreddine karar verilmesi durumunda ise anılan harcın maktu karar ve ilam harcınıaşan kısmı davacıya iade edilecektir.
C. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuraldabakiye karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesi kararından sonra mı yoksakararın kesinleşmesinden sonra mı tahsil edileceğine yönelik belirlemeninyapılmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın kanun yollarındakaldırılması ya da bozulması hâlinde ödenen harcın iade edilmesine kadar geçensürede değer kaybına uğrayabileceği, bu durumun mülkiyet hakkına ölçüsüz birmüdahale oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
1. Kuralın “DavalısıHarçtan Muaf Olmayan Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılan Tazminat Davaları”Yönünden İncelenmesi
13. AnayasaMahkemesi 8/9/2022 tarihli ve E.2022/61, K.2022/101 sayılı kararında 492 sayılıKanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının 6009sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen (a) bendinin itiraz konusukuralın da yer aldığı birinci cümlesini “davalısıharçtan muaf olan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları”yönünden Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırı bularak iptal etmiştir.
14. Anılan kararda öncelikle özelmülkiyete konu bir taşınmaza idarenin tek yanlı iradesi ile müdahaleedilebilmesinin ancak Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırmayailişkin güvencelere uyulması şartıyla mümkün olabileceği, Anayasa Mahkemesininbireysel başvuru kararlarında idare tarafından özel mülkiyete konu birtaşınmaza kamulaştırmasız el atılmasının kanuni dayanaktan yoksun ve mülkiyethakkını ihlal eden bir eylem olduğunun kabul edildiği, idarenin Anayasa’yaaçıkça aykırı bu eylemine dolaylı da olsa müsamaha gösterilmesi sonucunudoğuracak ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmak zorundakalan kişileri daha da dezavantajlı bir konuma düşürecek düzenlemelerinAnayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvenceleri işlevsiz hâle getirebileceğiifade edilmiştir (AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, §§ 37, 39, 40).
15. Kararın devamında sunulan adalethizmeti yoluyla elde edilen menfaat gözetildiğinde ödenen harçtan belirli birsüreliğine mahrum kalınmasının tek başına Anayasa’ya aykırılık teşkiletmeyeceği ancak kamulaştırmasız el atmanın Anayasa’da mülkiyet hakkıbağlamında koruma altına alınan güvenceleri açıkça ihlal eden bir yöntem olduğuve dava sonuçlanana kadar geçecek süre içinde ödenen harç tutarında meydanagelebilecek değer kaybının taşınmazın gerçek karşılığının elde edilememesineneden olabileceği gözetildiğinde malike söz konusu ihlallerin yanı sıra başkaek külfetler getiren kuralın Anayasa’nın sözüne aykırılık teşkil edeceğibelirtilmiştir (AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 46).
16. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 46.maddesinde öngörülen güvenceye açıkça aykırı olarak taşınmazına el atılankişinin durumunu daha da ağırlaştıran ve bu hususta herhangi bir telafimekanizması öngörmeyen kuralın “davalısı harçtan muaf olan kamulaştırmasızel atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
17. İtiraz konusu kural bakımından da “davalısıharçtan muaf olmayan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları”yönünden Anayasa Mahkemesinin anılan kararından ayrılmayı gerektirir birdurum bulunmamaktadır.
18. Açıklanan nedenlerle kural “davalısı harçtan muafolmayan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönündenAnayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI bu görüşe katılmamıştır.
2. Kuralın “DavalısıHarçtan Muaf Olmayan Diğer Davalar” Yönünden İncelenmesi
19. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.
20. Anayasa Mahkemesi 4/12/2024 tarihli ve E.2024/6,K.2024/204 sayılı kararında 492 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birincifıkrasının 6009 sayılı Kanun’un 18. maddesiyledeğiştirilen (a) bendinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı birincicümlesini “davalısı harçtan muaf olan davalar” yönünden incelemişve bu yönden Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olmadığına kararvererek iptal talebini reddetmiştir.
21. Anılan kararda ilk olarak davacının nispi karar veilam harcı olarak peşin ödediği tutardan dava sonuçlanana kadar mahrum kalacağıgözönünde bulundurulduğunda söz konusu hükmün mülkiyet hakkına yönelik birsınırlama öngördüğü, davacının nispi karar veilam harcının dörtte birini peşin olarak ödemekle yükümlü tutulmasının damahkemeye erişim hakkını sınırladığı ifade edilmiştir (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, §§ 18, 19).
22. Kararda, anılan harcın hangi oranda ve ne zamanödeneceğini açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel şekilde düzenleyenhükmün kanunilik şartını sağladığı ve mahkemelere yöneltilecek gereksiztalepler nedeniyle yargının iş yükü altında bırakılmasının ve hak aramaözgürlüğünün kötüye kullanılmasının önlenmesi bağlamında kamu yararına yönelikmeşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2024/6, K.2024/204,4/12/2024, §§ 24, 28).
23. Kararın devamında, hükmün gereksiz davalarınaçılmasını ve hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılmasını engelleyebileceknitelikte olduğu, bu itibarla meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu veharcın ödenme zamanını düzenleyen ve kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındakalan hükmün anılan meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığınınsöylenemeyeceği belirtilmiştir (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, §§ 30, 31).
24. Sınırlamanın orantılı olup olmadığı hususunda yapılandeğerlendirmede ise hükümle harcın yalnızcadörtte birinin peşin ödenmesi, davanın reddine karar verilmesi hâlinde isedavacıdan maktu karar ve ilam harcının alınması öngörülerek kanun koyucununtakdir yetkisini davacı üzerinde anılan harcın yaratacağı baskıyı mümkünolduğunca azaltacak yönde kullandığı, davacının sunulan adalet hizmetindenyararlandığı gözetildiğinde nispi karar ve ilam harcı olarak ödediği tutardanbelirli bir süre mahrum kalmasının tek başına katlanılamayacak bir külfetolarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 334.maddesinin (1) numaralı fıkrasında adli yardım mekanizmasına yer verildiği vehükümde ekonomik gücü zayıf kişilere aşırı bir külfet yüklemesini engellemeyeyönelik bir güvencenin de bulunduğu vurgulanmıştır (AYM, E.2024/6, K.2024/204,4/12/2024, §§ 35, 37).
25. Öte yandan kararda Anayasa Mahkemesinin anılan8/9/2022 tarihli ve E.2022/61, K.2022/101 sayılı kararına da atıfta bulunularakhükmün “davalısı harçtan muaf olan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılantazminat davaları” yönünden iptal edilmiş olmasına karşın Anayasa’nın 46.maddesinde kamulaştırmanın ancak gerçek karşılığın ödenmesi şartıylagerçekleştirilebileceğine yönelik açık bir düzenlemeye yer verildiği,dolayısıyla söz konusu kararda benimsenen yaklaşımın “davalısı harçtan muafolan tüm davalar” yönünden geçerli olması gerektiğinin savunulamayacağıifade edilmiştir (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 36).
26. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda karar ve ilamharcının, peşin olarak ödenen dörtte biri dışında kalan kısmının kararıntebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesini öngören hükmün “davalısıharçtan muaf olan davalar” yönünden Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerineaykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.
27. İtiraz konusu kural bakımından da “davalısıharçtan muaf olmayan diğer davalar” yönünden Anayasa Mahkemesinin anılankararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle kural “davalısı harçtan muafolmayan diğer davalar” yönünden Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerineaykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
29. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
30. 492 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının(a) bendinin birinci cümlesinde yer alan “…kararın tebliğinden itibaren…”ibaresinin “davalısı harçtan muaf olmayan kamulaştırmasız el atma nedeniyleaçılan tazminat davaları” yönünden iptal edilmesi nedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’deyayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28.maddesinin birinci fıkrasının 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değiştirilen (a) bendinin birinci cümlesinde yer alan “…kararın tebliğinden itibaren…” ibaresinin;
A. “Davalısıharçtan muaf olan davalar” yönünden Anayasa’nın152. maddesinin dördüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin(1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. “Davalısıharçtan muaf olmayan kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI’nınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎGAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNEOYBİRLİĞİYLE,
C. “Davalısıharçtan muaf olmayan diğer davalar”yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
8/10/2025 tarihindekarar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Karşıoy
1.Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Harçlar Kanununun 18.maddesinin 1. fıkrasının “a” bendinde yer alan “…kararın tebliği denitibaren…” ibaresi, kuralda kast edilen kararın ilk derece mahkemesitarafından verilen karar mı veya kesinleşen karar mı olduğu hususununbelirsizliği nedeniyle Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla itiraza konuedilmiştir.
2.İlgili mahkeme, dava sonucunda davayı kazanması halinde kanun yolu aşamasındaharcı ödeyen tarafa iade edilmesi durumunda da aradan geçecek zaman zarfındaoluşacak değer aşınmalarının da mülkiyet hakkını ihlal eder nitelikte olduğunuda ek bir gerekçe olarak ileri sürmüştür.
3.Anayasa Mahkemesi söz konusu normu 2022/61 esas sayılı dosya üzerindeninceleyerek kamulaştırmasız el atma davaları açısından ve davalısı harçtan muafolan taraflar yönünden kuralın Anayasanın 13 ve 35. maddelerine aykırı olduğukanaatiyle “a” bendinin tamamının iptaline karar vermiştir (AYM, E.2022/61,K.2022/101, 08/09/2021, § 48).
4.Söz konusu dosyada iptal gerekçesi olarak; kamulaştırmasız el atmauygulamasının hukuk düzeni tarafından kabul edilen bir kurum olmadığı, kendisihukuka aykırı olan bu tatbikat nedeniyle tarafların fazladan zararauğramalarına yol açacak düzenlemelerin Anayasaya aykırı olacağına kanaat getirerekiptal sonuca ulaşmıştır (AYM, E.2022/61, K.2022/101, 08/09/2021, § 40, 41,42).
5.2022/61 esas sayılı dosyadan farklı olarak mevcut itiraz dosyadaki dava özelkişiler arasındaki bir el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasıdır.
6.Bu nedenle kamulaştırmasız el atma ya dair değerlendirmelerin inceleme konusuedilen somut norm denetimi dosyası açısından geçerliliği bulunmamaktadır.
7.Diğer taraftan konuyu Anayasa Mahkemesine taşıyan Mahkeme sadece “...kararıntebliğ inden itibaren...” tabirinin anayasa aykırı olduğunu iddia etmiştir.
8.Çoğunluk ise konu ve itiraz gerekçelerini dikkate almadan ve derdest davakamulaştırmasız el atma davasıymış gibi bir değerlendirme hatası yapmaksuretiyle “davalısı harçtan muaf olmayan kişiler yönünden” iptal sonucunaulaşmıştır.
9.Gerek davanın konusu ve gerekse anayasa aykırılık gerekçeleri çoğunluğun iptalgerekçeleriyle örtüşmemektedir. Zira dava kamulaştırmasız el atma davasıolmayıp itiraza konu edilen kısım sadece tebliğ edilecek kararın ne olduğunailişkin belirsizlik durumuna ilişkin ve bu konuyla kısıtlı bir itirazadayanmaktadır.
10.Diğer taraftan itiraza konu edilen normun anayasaya aykırılık gerekçelerindenbir tanesi de; ödemeyi yapan tarafın haklı çıkması durumunda harcı gerialmasına kadar geçecek süre zarfında oluşacak değer kaybına katlanmak zorundabırakılmasıdır.
11.Bu sorun yaşanan enflasyonist ortamın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan vebenzer uyuşmazlıkların tamamında karşılaşılan genel bir sorundur. Buna ilişkinolarak Anayasa Mahkemesi munzam zarar konusunda vermiş olduğu Caner Şafak [GK],B. No: 2024/41763, 8/7/2025 Kararıyla itiraz konusu normdan bağımsız vegenel mahiyette bir sorun tespiti yaparak bunun düzeltilmesi için yasamaorganına çağrıda bulunmuştur.
12.Öte yandan itiraz merciinin dile getirdiği gibi tebliğ edilecek kararın hangikarar olduğuna dair kanun metninde bir ifade yer almamakta ise de kuralda geçenkararın ilk derece tarafından verilen ve henüz kesinleşmemiş karar olduğuyargılama mercileri tarafından kahir ekseriyetle kabul edilmektedir. Bu nedenlekuralda bir belirsizlik olmadığı açıktır.
13.Diğer taraftan yukarıda izah edildiği gibi çoğunluk tarafından kabul edileninceleme yönteminin somut norm denetiminin mantığına da uygun düşmediği kanaatiile normun Anayasaya aykırı olmadığını değerlendirdiğimizden çoğunluğun aksiyöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
Başkanvekili
Basri BAĞCI