ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/114
Karar Sayısı : 2024/186
Karar Tarihi : 5/11/2024
R.G.Tarih-Sayı :31/12/2024-32769
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 21/11/2012tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve TasarrufFinansman Şirketleri Kanunu’na, 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7.maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesininAnayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi talebidir.
OLAY: Tasarruffinansman sözleşmesi kapsamında ödenen organizasyon ücretinin iadesi talebiyle açılandavada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 39/A maddesişöyledir:
“Tasarruf finansman sözleşmesi
MADDE 39/A- (Ek:4/3/2021-7292/7md.)
(1) Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarıve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıylakonut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanmahakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geriödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkıveren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.
(2) Tasarruf finansman sözleşmesi, yazılı veya uzaktaniletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeliolsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve birbilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek vemüşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacakşekilde düzenlenir.
(3) Müşteri, sözleşmeimzalanmasını takip eden on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizinve cezai şart ödemeksizin tasarruf finansman sözleşmesinden cayma hakkınasahiptir. Müşterinin söz konusu cayma hakkını kullanması hâlinde şirket,organizasyon ücreti dâhil, müşteriden aldığı tutarın tamamını cayma kararınınbildirilmesinden itibaren on dört gün içinde iade etmekle yükümlüdür.
(4) Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarrufdönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahiptir. Şirket, müşterininsözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışındakalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriyeiade etmekle yükümlüdür. Müşterinin talebi ile tahsisat ileriki bir tariheertelenebilir, erteleme hâlinde müşterinin sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerisaklı kalır. Tasarruf finansman sözleşmeleri, müşterinin sözleşme kapsamındakiyükümlülüklerini yerine getirmemesi durumu haricinde, şirket tarafından tektaraflı olarak feshedilemez.
(5) Tasarruf finansman sözleşmelerinde asgari olaraktutarlara, vadeye, organizasyon ücretine, gelir, maliyet ve masraflara, konut,çatılı iş yeri veya taşıt edinimine yönelik tasarruf etme ve finansmankullandırma dönem ve koşullarına, iade süre ve şartlarına, temerrüde, caymahakkının kullanımına, sözleşmenin sona ermesine, feshine, mirasçılaraintikaline, üçüncü taraflara devrine, tarafların hak ve yükümlülüklerineilişkin hükümler yer alır. Şirketler tasarruf finansman sözleşmeleri kapsamındataahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Sözleşmekapsamında müşterinin bilgilendirilmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkinusul ve esaslar Kurulca belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI,Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR,Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ınkatılımlarıyla 27/6/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında önceliklebaşvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasayaaykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde AnayasaMahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntemdüzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmaktaolan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkradasayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceğibelirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptaliistenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayangerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgelerarasında sayılmıştır. Maddenin (4)numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygunolmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeyegeçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçelikararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birininAnayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı vegerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (b) bendinde ise Anayasa Mahkemesince yapılan ilkincelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yolunailişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine kararverileceği belirtilmiştir.
5. Yapılanincelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 6361 sayılı Kanun’un 39/Amaddesinin (4) numaralı fıkrasının itiraz konusu ikinci cümlesinde yer alan “Şirket,müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde…” ve “...toplambirikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekleyükümlüdür.” ibarelerinin Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırıolduğunun belirtildiği ancak hangi nedenlerle anılan hükümlere aykırı olduğunadair herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.
6. Bunagöre anılan ibarelere yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşıldığından 6216 sayılı Kanun’un 40.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddigerekir.
7. Açıklanan nedenlerle 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılıFinansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman ŞirketleriKanunu’na 4/3/2021 tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/Amaddesinin (4) numaralı fıkrasının;
A. İkincicümlesinde yer alan “Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanmasıhâlinde…” ve “...toplam birikim tutarını, Kurulcabelirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür.” ibarelerineyönelik itiraz başvurusunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
B. İkinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMANtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A. Genel Açıklama
9. Tasarruf finansman sözleşmesi isimsizsözleşmeler arasında kabul edilmekteyken 6361sayılı Kanun’da 7292 sayılı Kanun’la bir kısım değişiklikler yapılmak suretiyletasarruf finansman sözleşmesine kanuni dayanak kazandırılmış ve anılansözleşmenin isimli sözleşme hâline gelmesi sağlanmıştır.
10. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin (1) numaralı fıkrasındatasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlıolarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılıişyeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı; şirkete isemüşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansmankullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsizfinansman esaslarına göre düzenlenen sözleşme olarak tanımlanmıştır.
11. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında sözleşmeninyazılı veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarakya da mesafeli olsun olmasın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (Kurul)yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronikhaberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinindoğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak şekilde düzenleneceğiifade edilerek şekil şartı öngörülmüştür. Sözleşmenin içeriğinde bulunmasıgereken esaslı unsurlar ise maddenin (5) numaralı fıkrasında sayılmıştır. Bunagöre sözleşmelerde; asgari olarak tutarlara, vadeye, organizasyon ücretine,gelir, maliyet ve masraflara, konut, çatılı işyeri veya taşıt edinimine yöneliktasarruf etme ve finansman kullandırma dönem ve koşullarına, iade süre veşartlarına, temerrüde, cayma hakkının kullanımına, sözleşmenin sona ermesine,feshine, mirasçılara intikaline, üçüncü taraflara devrine, tarafların hak veyükümlülüklerine ilişkin hükümlere yer verilmesi gerekmektedir.
12. Tasarruf finansman sözleşmesinin tarafları müşteri veşirkettir. Şirket; müşterinin tasarruflarını yönetme, bunları geri ödeme vefinansman kullandırmakla yükümlü kılınmakta, bunlara karşılık ise müşteridenorganizasyon ücreti alma hakkına sahip olmaktadır.
13. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere tasarruffinansman sözleşmesinin amacı, belirli bir birikim süreci sonunda belirli birkonuda finansman elde etmektir. Bu bakımdan sözleşme, birbiriyle bütünleşik birtasarruf ve finansman taahhüdünü içermektedir. Sözleşmeyle müşteritaahhüt ettiği tasarruf tutarını sözleşme yaptığı şirket nezdinde biriktirmekteve bunun sonucunda sözleşmede yer alan süre, yasal sınırlamalar ve ödemegücünün devam etmesine ilişkin koşulların gerçekleşmesiyle müşteriye belirlibir konu ve tutarda finansman sağlanmaktadır.
14. Anılan Kanun’un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (l) bendinde tasarruf finansman faaliyeti; “birsözleşme kapsamında önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıylakonut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarınagöre belirli bir süre tasarruf edilmesi, müşterilere finansman kullandırılmasıve toplanan tasarrufların yönetimi” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göretasarruf finansman sözleşmesinin konusunu ancak konut, çatılı iş yeri veyataşıt edinimi oluşturabilecektir.
15. Söz konusu fıkranın (k) bendine göre tahsisat ise tasarruf finansman sözleşmesi çerçevesinde, belirlenenkoşulların yerine gelmesi şartı ile müşterinin tasarruf birikimlerinin vesözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısınınveya vekilinin konut, çatılı işyeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcıkonumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesi olarak nitelendirilmektedir.
B. Anlam veKapsam
16. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinde müşterinin sözleşmedencayma ve fesih hakları düzenlenmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasınagöre müşteri, sözleşme imzalanmasını takipeden on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şartödemeksizin tasarruf finansman sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir.Müşterinin söz konusu cayma hakkını kullanması hâlinde şirket, organizasyonücreti dâhil, müşteriden aldığı tutarın tamamını cayma kararınınbildirilmesinden itibaren on dört gün içinde iade etmekle yükümlüdür.
17. Maddenin dördüncü fıkrasında isefesih hakkı düzenlenmiştir. Söz konusu fıkranın birinci cümlesinde müşterinin, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarrufdönemi bitimine kadar sözleşmeyi fesih hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikincicümlesinde ise müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde şirketin,organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulcabelirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlü olduğu hüküm altınaalınmıştır. İtiraz konusu kural anılan cümlede yer alan “…organizasyonücreti bedeli dışında kalan…” ibaresidir.
18. Organizasyon ücretinin niteliği Kanun’un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (j) bendinde tanımlanmıştır. Anılan bendegöre organizasyon ücreti, müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamındatasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığındaödeyecekleri tutardır. Organizasyon ücreti Kanun’un 39/A maddesinin (2)numaralı fıkrası çerçevesinde sözleşmenin esaslı unsurlarındandır. Sözleşmegereğince organizasyon ücreti dışında şirketin müşteriden herhangi bir bedeltalep etmesi mümkün değildir. Öte yandan Kanun’da organizasyon ücretinintutarına ve ödenme zamanına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından buhususlarda sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir.
19. İtiraz konusu kuralla, müşterinin tasarruf finansmansözleşmesini imzalamasını takip eden on dört günden sonra fesih hakkınıkullanması hâlinde organizasyon ücretinin iade edilmemesi öngörülmektedir. Buitibarla müşteri sözleşme imzalanmasınıtakip eden on dört gün içinde cayma hakkını kullanırsa toplam birikim tutarınınyanı sıra organizasyon ücretini de iade alabilecek iken bu süreden sonra tasarrufdönemi bitimine kadar olan süreç içerisinde fesihhakkını kullanması hâlinde yalnızca organizasyon ücreti dışında kalan toplambirikim tutarını iade alabilecek, organizasyon ücreti ise şirkete aitolacaktır.
C. İtirazın Gerekçesi
20. Başvuru kararında özetle; itirazkonusu kuralla müşterinin sözleşmede kalmasüresine bakılmaksızın organizasyon ücretinin şirkete ait olmasının tüketicininfesih hakkını ve ekonomik özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtladığı, bu durumun devletintüketicileri koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı belirtilerekkuralın Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
21. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 48. ve 167. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
22. Anayasa’nın “Çalışmave sözleşme hürriyeti” başlıklı 48.maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, dilediği alanda çalışma vesözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle çalışma ve teşebbüs özgürlüklerigüvence altına alınmıştır. Buna göre kişilerin istedikleri alanda yapacaklarısözleşmeler yoluyla hukuki ilişkiye girebilmelerinin yanı sıra kuracaklarıteşebbüslerle ne şekilde faaliyet yürüteceğini de serbestçe belirleyebilmeleriAnayasa’nın 48. maddesinin gereğidir.
23. Özel hukuk, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinieşitlik ve irade serbestisi esasına göre düzenleyen hukuk kurallarınınbütünüdür. Özel hukukta irade özerkliği, kişilerin yasal sınırlar içindeistedikleri hukuki sonuca bu yoldaki iradelerini yeterince açığa vurarakulaşabilmelerini ifade etmektedir. Bu bağlamda sözleşme iki taraflı bir hukukiişlem olup tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette iradeaçıklamalarıyla meydana gelir. Sözleşme özgürlüğü ise özel hukuktaki iradeözerkliği ilkesinin anayasa hukuku alanındaki dayanağıdır (AYM, E.2016/141,K.2018/27, 28/2/2018, § 15; E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13).
24. Sözleşme özgürlüğü devletin kişilerin istediklerihukuki sonuçlara ulaşmalarını sağlaması ve kişilerin belirli hukuki sonuçlara yöneleniradelerini geçerli olarak tanıması, onların iradelerinin yöneldiği hukukisonuçların doğacağını ilke olarak benimsemesi ve koruması anlamına gelmektedir.Sözleşme özgürlüğü uyarınca kişiler, hukuksal ilişkilerini özgür iradeleriyleve sözleşmelerle düzenlemekte serbesttir. Türk hukukunda tanınan bu ilkeçerçevesinde taraflar, istediği zaman istediği bir kişiyle herhangi bir konudahukuksal ilişki kurabilmekte, bu ilişkiyi değiştirebilmekte veya ortadankaldırabilmektedir. (AYM, E.2018/78, K.2022/114, 13/10/2022, § 252).Anayasa’nın anılan maddesinde koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü, sözleşmeyapıp yapmama ve yapılan sözleşmeyi sona erdirme serbestisinin yanı sırayapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerir (bazı farklarla birliktebkz. AYM, E.2016/192, K.2017/160, 29/11/2017, § 13; E.2017/154, K.2019/18,10/4/2019, § 11; E.2019/40, K.2020/40, 17/7/2020, § 27).
25. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddive manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temelamaç ve görevleri arasında saymıştır.
26. Anayasa’nın 48. maddesinde bir temelhak olarak güvence altına alınmış olan sözleşme özgürlüğünün gerçekten veetkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasınabağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması için devletin negatifyükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olması gerekir. DolayısıylaAnayasa’nın 5. ve 48. maddeleri uyarınca devletin sözleşme özgürlüğününkorunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Söz konusu pozitifyükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhilolmak üzere sözleşme özgürlüğünün korunması için belirli tedbirlerin alınmasınıgerektirmektedir. Bu bağlamda yasal, idari, mali, yargısal ve diğer tedbirlerinalınması devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.
27. Sözleşme özgürlüğü ilke olaraktarafların yüklenecekleri edimleri serbest bir biçimde belirleyebilmelerinigerektirse de bu durum devletin tarafların sözleşmeden kaynaklı edimlerinidüzenlemesine engel değildir. Aksine sözleşme özgürlüğünün devlete yüklediğipozitif yükümlülükler sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarının, bu bağlamda taraflarınedimlerinin düzenlenmesini de gerektirebilmektedir. Devletin özel hukukilişkileriyle ilgili pozitif yükümlülüklerinin başında bu ilişkilereuygulanacak belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir hukuk düzeni oluşturma ödevi gelmektedir. Özel hukuk ilişkilerine uygulanacak hukuk düzenlenirken tüm tarafların menfaatleriningözetilmesi ve adil bir biçimde dengelenmesi gerekmektedir.
28. Anayasa’nın 167. maddesinin birincifıkrasında “Devlet, para, kredi, sermaye,mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenliişlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;…” düzenlemesine yer verilerek ekonomik hayatın işleyişinidüzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale etmek hususunda devlet görevlikılınmıştır. Bu çerçevede devlet, tasarrufları ve tasarruf sahiplerinin hak vemenfaatlerini korumak ile biriken tasarrufların millî ekonominin gereklerinegöre kullanılmalarını sağlamakla görevli olup bu görevini yerine getirebilmekiçin para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimi duyabilir yada bu sistemi yönlendirebilir. Devletin para, kredi ve sermaye politikalarınınoluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanması konusunda sahip olduğuekonomik görevlerini ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için ulusal ekonominingereklerine uygun olarak düzenlemeler yapmak, bunları değiştirmek ve kaldırmakanayasal sınırlar içinde kanun koyucunun yetkisindedir (AYM, E.2018/93, K.2021/69,13/10/2021, § 33).
29. Anayasa’nın 172. maddesinde isedevletin tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerinkendilerini koruyucu girişimleri teşvik edeceği ifade edilerek tüketicilerinhaklarının korunmasına ilişkin doğrudan ve özel bir düzenlemeye yerverilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde de özetle tüketicilerin korunmasının tüketicitoplumu diye adlandırılan belirli bir gelişmişlik seviyesindeki ülkelerdeortaya çıkmış olmakla birlikte- bu ölçüde gelişmemiş ülkelerde de toplumsal birsorun olduğunun sonradan görüldüğü ve bu konuda getirilecek tedbirlerintüketicileri koruyacağı, tüketicinin korunmasının bir serbest piyasa ekonomisitedbiri olduğu, her şeyden önce tüketicilerde tüketici bilincininoluşturulması gerektiği, devletin tüketicileri koruyucu başka tedbirler dealabileceği belirtilmiştir (AYM, E.2016/162, K.2017/156, 15/11/2017, § 8).
30. Kural, müşteri ve şirket arasındaözel hukuk hükümleri çerçevesinde akdedilecek olan tasarruf finansmansözleşmesinin feshi hâlinde müşterinin ödediği organizasyon ücretinin iadeedilmemesini öngördüğünden kuralın sözleşme özgürlüğüyle ilgisinin bulunduğuaçıktır. Organizasyon ücreti, şirketin tek gelir kalemi olduğundan, kurulan tasarruf ve finans sisteminin sağlıklı birşekilde yürümesinin de en önemli aracı niteliğindedir. Bununla birlikte kanunkoyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasındataraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olması, sözleşme özgürlüğünündevlete yüklediği pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Dolayısıyla her ikitarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardanbiri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde sonuçlandırılmaması gerekir.
31. 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin (4) numaralı fıkrasınınikinci cümlesi uyarınca müşterinin, sözleşmenin imzalanmasından itibaren ondört gün geçmesinden başlayarak tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmeyifeshedebileceği, bu durumda şirketin organizasyon ücreti bedeli dışında kalantoplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iadeetmekle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Kuralla fesih süresi içerisindemüşterinin bu hakkı kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalantoplam birikim tutarının müşteriye iade edileceğinin herhangi bir tereddüde yervermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir biçimde düzenlendiğigözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu açıktır.
32. Tasarruf finansman sözleşmesi çerçevesinde şirket,bir yandan tasarruf finansman sistemine katılmak isteyen kişileri bulmak, biraraya getirmek, tasarruf ve finansman dönemlerini düzenlemek ve sözleşmeimzalamak şeklinde işleyen bir organizasyon faaliyeti yürütmekte iken diğeryandan nezdinde biriken tasarrufların da yönetimini gerçekleştirmektedir.Sunulan bu hizmetlerin karşılığı olarak şirketin müşteriden talep edebileceğitek edimin ise organizasyon ücreti olduğu ve sözleşme ile işin niteliği gereğiuzun bir döneme yayılan yüksek meblağlı bir hukuki ilişkinin doğduğu açıktır.Müşteri tarafından ödenen organizasyon ücretinin sözleşmenin feshi durumundaiade edilmeyeceğine yönelik kuralla, bir yandan sözleşmenin muhtemel süresinigözeterek bir organizasyon yürütmekte olan şirket bakımından fesihten kaynaklıolarak müşterinin sistemden erken ayrılması nedeniyle sistemde oluşabilecekaksamalar ve buna bağlı doğacak mali kayıpların önüne geçilmesinin, diğeryandan o ana kadar sözleşmeye dayalı olarak müşterinin biriken tasarruflarınıyönetme borcunu yerine getiren şirketin bu ediminin karşılığını almasının amaçlandığıanlaşılmaktadır.
33. Tasarruf finansman sözleşmesiçerçevesinde öngörülen cayma ve fesih hakları ile müşterinin herhangi birgerekçe göstermeksizin sözleşmenin imzalanmasından tasarruf dönemi bitiminekadar sözleşmeyi sonlandırabilmesine imkân tanınmıştır. Bu haklarınkullanılması herhangi bir koşula bağlanmamış; hakların kullanılması neticesindeşirketin herhangi bir maddi talepte bulunması da öngörülmemiştir. Tasarruffinansman sözleşmesinin konusunu müşterinin bizzat kendisinin tasarrufetmesinin oluşturması ve biriken tutar üzerinde dilediği zamanda dilediğişekilde tasarruf edebilmesinin amaçlanması bu hakların esasını oluşturmaktadır.Buna karşılık, yalnızca müşterinin sözleşmekapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda sözleşmeyi feshetmeyetkisi olan şirketlerin, sözleşmenin öngörülen süreden önce ve kendisineatfedilecek herhangi bir kusur bulunmamasına rağmen müşteri tarafından feshihâlinde hiçbir suretle karşı edime hak kazanamamasının, şirketlerin finansal yapısınaolumsuz etkide bulunacağı açıktır. Bu durum anılan sektörün sağlıklı ve düzenlibir şekilde işlemesine engel oluşturabilecektir.
34. Kanun koyucunun Anayasa’nın 167.maddesi kapsamında tasarruf finansman şirketlerinin de menfaatlerini gözetmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda müşterinin sözleşme ilişkisininkurulmasından on dört gün sonra fesih hakkını kullanması durumunda organizasyonücretinin şirket tarafından iade edilmeyeceğini öngörürken şirketin bu süreiçinde ücrete müstahak birtakım hizmetlerde bulunduğu gerçeğini gözettiğianlaşılmaktadır. Müşterinin cayma hakkını, organizasyon ücretinin iadesine hakkazanacak şekilde süresiz bir biçimde kullanabilme imkânına sahip olmasıyatırım yapan ve bu amaçla personel istihdam eden, çeşitli giderlerde bulunanşirketin ticari manada zorluklarla karşılaşmasına yol açabileceği ortadadır. Busebeple müşterinin organizasyon ücretini iade alabilmesinin yalnızca on dörtgün içinde cayma hakkını kullandığı durumlarla sınırlanmasının taraflarınmenfaatleri arasında bir dengesizliğe yol açmadığı değerlendirilmiştir.
35. Öte yandan kuralın emredici değil tamamlayıcınitelikte bir hukuk kuralı olduğunda kuşku yoktur. Bu bağlamda tarafların özgüriradeleri ile düzenleyecekleri tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon ücretikararlaştırılırken kuralın aksine düzenleme yapmalarına engel bir durumbulunmamaktadır (Benzer yönde bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2021/2214, K.2022/1956,6/4/2022).
36. Kanunkoyucunun müşteriye cayma hakkı ve cayma hakkının sözleşmeninimzalanmasını takip eden ilk on dört gün içerisinde kullanması hâlindeorganizasyon ücretini iade alabilme imkânı tanıdığı anlaşılmaktadır. Müşteriyecayma hakkının tanınması ve bu hakkın sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk ondört gün içinde kullanılması hâlinde organizasyon ücretini iade alma imkânısağlanmasının tüketicinin korunması ödevi kapsamında alınmış bir tedbir olduğuaçıktır. Her ne kadar Anayasa’nın 172. maddesi devlete tüketiciyi koruyucuönlemler alma yükümlülüğü getirmekte ise de bu yükümlülük, cayma hakkının nekadar sürede kullanıldığından bağımsız olarak organizasyon ücretinin herdurumda tüketiciye iadesi zorunluluğu doğurmamaktadır.
37. Bu itibarla kanun koyucununtüketicinin korunmasıyla ilgili olarak alınması gereken tedbirleri belirlemekonusunda haiz olduğu takdir yetkisi ve her iki tarafın menfaatlerinindengelenmesine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler dikkate alındığında kuralınmüşteri aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve tarafların çatışanmenfaatlerinin dengelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 5., 48., 167. ve 172. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 35.maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilenhususların Anayasa’nın 5., 48., 167. ve 172. maddeleri yönünden yapılandeğerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 35.maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama,Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na 4/3/2021tarihli ve 7292 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen 39/A maddesinin (4)numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…organizasyon ücreti bedelidışında kalan…” ibaresinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE 5/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI