ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/132
Karar Sayısı : 2024/237
Karar Tarihi : 25/12/2024
R.G. Tarih – Sayı : 26/2/2025- 32825
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Adana 20. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin (3) numaralıfıkrasının 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 23. maddesiyledeğiştirilen (a) bendinin iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Eşe karşı kasten yaralama suçundan açılan davada itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 272. maddesişöyledir:
“İstinaf
Madde 272 – (1)İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yolunabaşvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkinhükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.
(2) Hükümden önce verilip hükmeesas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarınakarşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Ancak;
a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapiscezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarakbelirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyethükümlerine,
b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasınıgerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanundaaksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzerebelirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ileçarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesineödenmesinden ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan birgün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsihalleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI,Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, YılmazAKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 23/7/2024 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyleuygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümleriniptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeleruyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına giren bir davanın bulunması,iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacakkural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının(a) bendinin iptalini talep etmiştir.
4. Bakılmakta olan davanın konusu eşe karşı kasten basit yaralamasuçuna ilişkindir. Kasten basit yaralama suçunun düzenlendiği 26/9/2004 tarihlive 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaanılan suç için seçimlik olarak hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. AnılanKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında suç tanımında hapis cezası ileadli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasınahükmedilmişse; bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği düzenlenmiştir.Buna göre bakılmakta olan davada sanığın suçunun sabit görülerek hapis cezasınahükmedilmesi hâlinde bu cezanın adli para cezasına çevrilmesinin mümkünolmadığı anlaşılmaktadır.
5. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesinin (3)numaralı fıkrasının (a) bendinin “Hapis cezasından çevrilen adlî paracezaları hariç olmak üzere,...” bölümünün bakılmakta olan davada uygulanmaimkânı bulunmamaktadır.
6. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin (3) numaralıfıkrasının 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 23. maddesiyledeğiştirilen (a) bendinin;
A. “Hapiscezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere,...” bölümünün itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
B. Kalan kısmınınesasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri,Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ve bunların gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam veKapsam
8. 5271sayılı Kanun’un 272. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı istinafyoluna başvurulabilir. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkinhükümler ise bölge adliye mahkemesince resen incelenir.
9. Anılan maddenin (3)numaralı fıkrasında hapiscezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarakbelirlenen on beş bin Türk lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerive üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan verilenberaat hükümleri ile kanunlarda kesin olarak verileceği belirtilen hükümlere karşıistinaf kanun yoluna başvurulamayacağı ve buhükümlerin tekerrüre esas olmayacağı düzenlenmiştir.
10. Söz konusu fıkranın(a) bendinde yer alan “…üçbin…” ibaresi 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle“…onbeşbin…” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre anılan değişikliktenönce sonuç olarak belirlenen üç bin Türk lirası da dâhil bu miktara kadarhükmedilen adlî para cezalarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündeğilken değişiklikten sonra on beş bin Türk lirası da dâhil olmak üzere bumiktara kadar hükmedilen adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşıistinaf kanun yoluna başvurulamayacaktır.
11. 5237 sayılıKanun’un 52. maddesinin (1) numaralı fıkrasında adli para cezasının, belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığıolarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağınhükümlü tarafından Hazineye ödenmesinden ibaret olduğu belirtilmiştir. Anılanmaddenin (2) numaralı fıkrasında adli para cezasının bir gün karşılığı alt veüst sınır öngörülmek suretiyle kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâllerigözönünde bulundurularak takdir edileceği hüküm altına alınmıştır. Anılanfıkrada yer alan ve bir gün karşılığı adli para cezasının alt ve üst sınırınıbelirleyen “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası…” ibaresi7499 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle “En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası…”şeklinde değiştirilmiştir.
B. İtirazınGerekçesi
12. Başvuru kararındaözetle; 5271 sayılı Kanun’un 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde yeralan “…üçbin…” ibaresinin 7499 sayılıKanun’un 37. maddesiyle “…onbeşbin…”olarak değiştirildiği, suçun işlendiği ve davanın açıldığı tarihte istinaf kanunyolu açık olan bir uyuşmazlıkla ilgili olarak usul kurallarının derhâluygulanması nedeniyle anılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 1/6/2024 tarihindensonra sonuç olarak belirlenen on beş bin Türk lirası dâhil adli para cezasınamahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulması imkânının ortadankalktığı, değişiklikten önce açılan davalarda mahkemelerin farklı sürelerde yargılamayısonuçlandırabileceği de dikkate alındığında davanın daha önce karara bağlanmasıhâlinde kararakarşı istinaf kanun yoluna başvurulabilecekken yargılama süreci uzun sürendavada istinaf hakkının kullanılamayacağı, bu durumun hukuki belirlilik,öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleriyle çeliştiği, ayrıca hak aramaözgürlüğüyle bağdaşmadığı belirtilerekkuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
13. 6216sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13.maddesi yönünden de incelenmiştir.
14. Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşrû vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek yargı organlarınadavacı ve davalı olarak başvurabilme hakkı ve bunun doğal sonucu olarak daiddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Bu düzenlemeile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliğitaşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbirisidir (AYM, E.2017/120, K.2018/33, 28/3/2018, § 17).
15. AnayasaMahkemesinin kararlarında, mahkemelerce verilen bir hükmün başka bir yargımercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen hak arama özgürlüğü kapsamında güvence altına alındığıbelirtilmiştir (AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, §§ 8-10; E.2020/21,K.2020/53, 1/10/2020, § 19).
16. İtiraz konusukuralda mahkemelerce sonuç olarak verilen on beş bin Türk lirası dâhil adlîpara cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf kanun yolunabaşvurulamayacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla kuralla söz konusu miktarınaltında kalan adli para cezalarının kesin olarak verilmesine imkân tanınmaksuretiyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getirilmektedir.
17. Anayasa’nın13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir. Buna göre hükmün denetlenmesini talepetme hakkına sınırlama getiren kuralın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülensınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerektiği açıktır.
18. Hükmündenetlenmesini talep etme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemeninşeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecekşekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir olmaları gerekir.
19. Esasentemel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasıAnayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de birgereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gerekenbu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira builke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesindesınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
20. Kuralda öngörülenkesinlik sınırının miktarı ile uygulanacağı kararların kapsamının açık ve netolarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralınbelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilikşartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
21. Anayasa’nın36. maddesinde hükmün denetlenmesini talepetme hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni belirtilmemişolmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkındoğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Öteyandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devleteyüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınırteşkil edebilir.
22. Anayasa’nın 141.maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyledavaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifadeedilmiştir. Bu itibarla devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasınıengelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır (AYM, E.2013/4, K.2013/35,28/2/2013).
23. Belli bir miktarınaltında kalan doğrudan adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarakilk derece mahkemesi tarafından verilen kararların kesin olduğu öngörülmeksuretiyle davaların makul süre içinde ve daha az masrafla sonuçlandırılmasınınamaçlandığı bu itibarla kuralın anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
24. Kuralla hükmündenetlenmesini talep etme hakkına getirilen sınırlamanın meşru bir amacınınbulunması yeterli olmayıp ölçülü olması da gerekmektedir.
25. Ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzereüç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
26. Kuraldaceza mahkemelerince verilen ve belli bir parasalsınırın altında kalan adli para cezasına mahkûmiyet kararlarına karşı kanun yolunun kapalı tutulmasının davalarınmakul süre içinde sonuçlandırılması, istinaf mahkemelerinin iş yükünün azaltılarak kanun yoluincelemesinde miktar itibarıyla daha ağır nitelikli mahkûmiyet kararlarınınverildiği davalara zaman ve mesai ayrılmasını sağlama amacına ulaşmakbakımından elverişli olmadığı söylenemez.
27. Bunun yanı sıra istinafmercilerinin daha az öneme sahip davalarda emek ve mesai sarf etmelerinin önlenerekyargısal sürecin hızlandırılması hususunda alınacak tedbirlerle ilgili olarak kanunkoyucunun geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. Önem derecesi nispeten düşüksuçlar bakımından ceza davalarında verilen kararlara karşı istinaf kanun yolununkapatılmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngörebileceğitedbirlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla doğrudan hükmedilen adlipara cezasına ilişkin mahkûmiyet kararlarından belli bir parasal sınırınaltında kalanların verildiği anda kesin olmasının ulaşılmak istenen meşru amaçbakımından gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
28. Diğer yandanhükmün denetlenmesini talep etme hakkına getirilen sınırlamanın meşru amaçbakımından elverişli ve gerekli olması yeterli olmayıp orantılı da olmasıgerekir. 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesinde düzenlenen bir gün karşılığı adlipara cezasının alt ve üst sınırını belirleyen parasal değerlerin de kuraldayapılan değişiklikle aynı oranda yükseltildiği gözetildiğinde, kurallaöngörülen amaca ulaşmak için ilk derece mahkemelerinin önem derecesi nispetendüşük suçlar için hürriyeti bağlayıcıceza içermeyen ve doğrudan on beş bin Türklirası ve altında adli para cezasına mahkûmiyet kararlarına karşı istinaf kanunyolunun kapatılması suretiyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkınagetirilen sınırlamanın paranın satın alma gücündekideğişim karşısında adalet ve hakkaniyet duygusunu zedeleyecek sonuçlara yol açtığısöylenemez. Bu itibarla kuralın hak arama özgürlüğüyle çelişen bir yönübulunmamaktadır.
29. Açıklanan nedenlerlekural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırıolduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13.ve 36. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmışolması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının 31/3/2011 tarihli ve 6217sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen (a) bendinin “...sonuçolarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyethükümlerine,” bölümünün Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 25/12/2024 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI