anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2024/169
Karar Sayısı : 2025/72
Karar Tarihi : 6/3/2025
R.G. Tarih – Sayı : 13/6/2025- 32925
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU: 20/2/1930tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un24/12/2008 tarihli ve 5827 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 3.maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 35. maddesine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Bildirim veizin şartına uyulmadan yurt dışına kıymetli maden çıkarılması nedeniyle verilenidari para cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusukuralın da yer aldığı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Madde 3 – (Değişik: 24/12/2008- 5827/1 md.)
Cumhurbaşkanının bu Kanunhükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdekiyükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin TürkLirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.
Fiil, 1 inci maddedeyazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulmasımahiyetinde ise 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunuhükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya vekıymetlerin rayiç bedeli kadar, teşebbüs halinde bu bedelin yarısı kadar idarîpara cezası ile cezalandırılır.
...”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Madde 1 – (Değişik: 15/2/1954- 6258/1 md.)
Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlarile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhteviher nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan hertürlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzimve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlarittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN,Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla24/9/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör DeryaATAKUL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu veilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 1567 sayılıKanun'un 1. maddesiyle döviz, banknot, hisse senetleri ve tahvillerin alım vesatımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardanyapılmış ya da bunları içeren her türlü eşya ve kıymetlerin ve ticarisenetlerle ödeme sağlamak için kullanılan her türlü araç ve belgenin ülkedışına çıkarılması veya ülkeye getirilmesinin düzenlenmesi, sınırlandırılmasıve Türk parasının değerinin korunması amacıyla kararlar alma yetkisiCumhurbaşkanına bırakılmıştır.
4. Anılan Kanun ve madde uyarınca alınan kararlara aykırıhareket eden gerçek ve tüzel kişiler ile bu tüzel kişilerin yetkilisi veyatemsilcisi olan gerçek kişiler hakkında uygulanacak olan yaptırımlar iseKanun’un 3. maddesinde düzenlenmiştir. Sözkonusu maddenin itiraz konusu ikinci fıkrasına göre Kanun’un 1. maddesindeyazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması durumundafiil 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinegöre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiçbedeli kadar, teşebbüs hâlinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezası ilecezalandırılacaktır.
B. İtirazın Gerekçesi
5. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla 1567 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yazılıkıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması ya da yurda sokulmasıkabahatinin işlenmesi hâlinde yaptırımın maktu para cezası şeklindebelirlenmesi nedeniyle mahkemelerin somut olayın şartlarını değerlendiremediği,bu itibarla hâkime takdir yetkisi tanımayan ve korunmakistenen meşru amaç ile mülkiyet hakkı arasında adil bir dengenin kurulmasınaimkân vermeyen kuralın Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
6. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
7. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parasal karşılığı olan her türlü mal varlığınıkapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
8. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarakgüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğuşeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanmaimkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B], B. No:2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (RecepTarhan ve Afife Tarhan [1. B], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıcakişinin mal varlığında azalma meydana gelmesi sonucu doğuran kamusal işlem veeylemler de mülkiyet hakkına müdahale oluşturur (Tülay Arslan ve diğerleri [1.B], B. No: 2014/7051, 2/2/2017, § 77).
9. Kural, 1567 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılmasıveya yurda sokulması hâlinde ve bu fiil 5607 sayılı Kanun hükümlerine göre suçveya kabahat oluşturmadığı takdirde kişinin eşya ve kıymetlerin rayiç bedelikadar, teşebbüs hâlinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezasıylacezalandırılmasını öngörmek suretiyle mülkiyethakkını sınırlamaktadır.
10. Anayasa'nın35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğiöngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13.maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
11. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’daöngörülen nedenlere bağlı olarak ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancakkanunla sınırlanabilir.
12. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temelhakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kurallarınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilirdüzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
13. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olanhukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerininkeyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunmasıgereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur.Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
14. Kuraldahangi hâl ve şartlarda, kimlere, ne kadar idari para cezasının uygulanacağıherhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak belirlendiğigözetildiğinde kuralın kanunilik ölçütünü sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
15. Kamudüzeni ve ekonomik istikrarın korunması açısından belirli kıymetlerin izinsizolarak ülkeye sokulması ya da ülkeden çıkarılması, devletin kontrolü altındatutulması gereken bir faaliyettir. Devlet, bu tür malların serbest dolaşımınısınırlandırarak hem kendi ekonomik güvenliğini hem de vatandaşlarının refahınıkoruma yükümlülüğünü yerine getirmeyi hedeflemektedir. Kuralla izinsiz olarak yapılanbu tür fiillerin doğrudan suç ya da kabahat oluşturmaması durumunda dahi ilgilikişilere idari para cezası uygulanarak caydırıcılığın sağlamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.Bu suretle kanun koyucu, mülkün kamu yararına kullanılmasını denetlemek içinekonomik değeri yüksek olan malların hareketini düzenleme ve izinsiz işlemleriyaptırıma bağlama yolunu tercih etmektedir. Bu itibarla Kanun’un 1. maddesindebelirtilen kıymetlerin yurda giriş ve çıkışının kontrol edilmesinde kamu yararınınbulunduğu, dolayısıyla sınırlamanın meşru bir amaç taşıdığı açıktır.
16. Anayasa’nın 13.maddesinde ifade edilen ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Anayasa’nınanılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzereüç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
17. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruya konuMohammad Atamleh ([GK], B. No: 2020/9691, 29/2/2024) kararında kuraldaöngörülen idari yaptırımı Anayasa’nın 13. maddesi bağlamında ölçülülük ilkesiyönünden değerlendirmiş ve kuralın mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahaleoluşturduğuna karar vermiştir.
18. Anılan kararda bildirim koşulunu sağlamaya yönelik olan idari para cezası şeklindeki yaptırımın kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olduğu,ayrıca kuraldaki fiilin suç olarak düzenlenmediği ve bu fiil için adli biryaptırım da öngörülmediği, kabahat olarak düzenlenen fiile yaptırım olarakyalnızca idari para cezasının belirlendiği de gözönünde bulundurularaksınırlamanın gereklilik koşulunu sağladığı kanaatine varılmıştır (MohammadAtamleh, § 52).
19. Kararda orantılılık yönünden yapılan incelemede isekuralın kabahatin işlendiğinin tespiti hâlinde somut olayın niteliğindenbağımsız olarak sabit oranda bir idari para cezasının uygulanmasını zorunlukılmak suretiyle hâkime takdir yetkisi tanımadığı, öngörülen meşru amacaulaşmada kullanılan aracın ilgililer bakımından katlanılabilir nitelikte olupolmadığını değerlendirmeye, müdahalenin ağırlığı ile gerçekleşen neticearasında bir orantısızlık bulunup bulunmadığını ve ulaşılan sonucun adil olupolmadığını belirlemeye izin vermediği belirtilerek kuralda öngörülen paracezasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar verilmiştir (MohammadAtamleh, §§ 57, 58).
20. İtiraz konusu kurala ilişkin olarak anılan karardayapılan değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bunagöre kuralın kabahati işleyen kişinin kusur derecesi, paranın kaynağı, korunmakistenen meşru amacın ne ölçüde zarar gördüğü gibi unsurları incelemeye imkânvermemek suretiyle olayın şartlarına göre müdahaleyi ölçülü kılabilecek farklısonuçlara ulaşılmasını engellediği gözetildiğinde kişilere aşırı bir külfetyüklediği sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanannedenlerle kural Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR veMetin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
22. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarakMahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı gündenbaşlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzereayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
23. 1567 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrasınıniptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek niteliktegörüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararınResmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesiuygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının KıymetiniKoruma Hakkında Kanun’un 24/12/2008 tarihli ve 5827 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle değiştirilen 3. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, İrfan FİDAN, MuhteremİNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ile Metin KIRATLI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 6/3/2025 tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
KARŞIOY GEREKÇESİ
Bildirim ve izin şartına uyulmadan yurt dışına kıymetlimaden çıkarılması nedeniyle verilen idari para cezasının Anayasa Mahkemesincemülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar verilmesini müteakiben yeniden yargılamayapılmak üzere açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan mahkeme iptali için başvurmuştur.
Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla 1567sayılı Kanun’un 1. maddesinde yazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttançıkarılması ya da yurda sokulması kabahatinin işlenmesi halinde yaptırımınmaktu para cezası şeklinde belirlenmesi nedeniyle mahkemelerin somut olayınşartlarını değerlendiremediği, bu itibarla hâkime takdir yetkisi tanımayan,dolayısıyla korunmak istenen meşru amaç ile mülkiyet hakkı arasında adil birdengenin kurulmasına imkân vermeyen kuralın Anayasa’nın 35. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Sayın çoğunluk tarafından kabahati işleyen kişinin kusurderecesi, paranın kaynağı, korunmak istenen meşru amacın ne ölçüde zarargördüğü gibi unsurları incelemeye imkân vermediği, olayın şartlarına göremüdahaleyi ölçülü kılabilecek farklı sonuçlara ulaşılmasını engellemekteolduğu, idari yaptırıma konu kabahatin koruduğu hukuki menfaatin ülkeye altıngiriş çıkışını takip etmekten ibaret olduğu halde verilen sabit oranlı cezanınaşırı bir külfete yol açtığı, dolayısıyla mülkiyet hakkına getirilensınırlamanın orantılı olmadığı gerekçesiyle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın13. ve 35. maddelerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.
2020/3691 başvuru numaralı ve 29/02/2024 karar tarihlikarşı oy gerekçemizde ayrıntılarıyla açıklandığı üzere; mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında iptaltalebine konu kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklemediği öngörülen müdahaleamacıyla kişilere yüklenen külfetin orantılı olduğu, mülkiyet hakkı ile kamuyararı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı, mülkiyet hakkınayapılan müdahalelere ilişkin güvenceler yönünden orantılı ve ölçülü olduğudüşünüldüğünden çoğunluğun iptali gerektiği yönündeki görüşüne iştirakedilmemiştir.
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI