ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/17
Karar Sayısı : 2024/205
Karar Tarihi : 4/12/2024
R.G.Tarih-Sayı :14/3/2025-32841
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ağrı Sulh Ceza Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU: 10/11/2005tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin ikincifıkrasının (a) bendinin Anayasa’nın 2., 10., 11., 13., 20. ve 25. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Türkiye İstatistik Kurumu tarafından verilen idaripara cezasına karşı yapılan itiraz başvurusunda itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLENKANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenenKanun Hükmü
Kanun’un 54. maddesinin itiraz konusu kuralın da yeraldığı ikinci fıkrası şöyledir:
“Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafındanProgram kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızınbelirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereyemahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veyaeksik ve hataları gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiçvermeyen veya talep edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyengerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcilerihakkında, fiilin;
a) Hanehalkıveya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni TürkLirası,
b) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/3/2008 tarihli ve E.:2006/167, K.: 2008/86 sayılı Kararı ile.; Yeniden Düzenleme: 25/11/2008-5813/3md.) Hane halkı veya bireyler dışında kalan diğer istatistikî birimlerleyapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda binbeşyüz Yeni Türk Lirası,
c) Sayımlarda işlenmesi durumunda ikibin Yeni TürkLirası,
İdarî para cezası uygulanır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un 8. maddesi şöyledir:
“Cevap verme yükümlülüğü ve sınırları
Madde 8 - (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/3/2008 tarihlive E.: 2006/167, K.: 2008/86 sayılı Kararı ile.; Yeniden Düzenleme:25/11/2008-5813/1 md.)
İstatistikî birimler, ülkenin ekonomi, sosyal, demografi,kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmiistatistikleri üretmek üzere, Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevlerçerçevesinde, kendilerinden istenen veri veya bilgileri, Başkanlığınbelirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsizvermekle yükümlüdür.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, EminKUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 1/2/2024tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMANtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgiligörülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 5429 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacı; resmîistatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri vestandartları belirlemek, ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerinderlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini,yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programı’nda istatistik sürecinedâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak olarak ifadeedilmiştir.
4. Kanun’un 2. maddesinin (h) bendinde istatistiki birim “Yapılansayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçekve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar” olarak tanımlanmıştır.
5. İstatistiki birimlerin cevap verme yükümlülüğüneilişkin hususlar ise 8. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddede istatistikibirimlerin kendilerinden istenen veri veya bilgileri, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığının (Başkanlık) belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksizve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü olduğu belirtilmekte iken anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 20/3/2008tarihli ve E.2006/167, K.2008/86 sayılı kararıyla Anayasa’nın 20. ve 25. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyleiptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararından sonra 25/11/2008 tarihli ve 5813sayılı Kanun’un 3. maddesiyle anılan 8. madde “İstatistikî birimler,ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaçduyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere, Anayasa’dabelirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden istenen veri veyabilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz vedoğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.”biçiminde yeniden düzenlenmiştir.
6. Buna göre istatistiki birimler, ülkenin ekonomi,sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğeralanlardaki resmî istatistikleri üretmek üzere istenen veri veya bilgileri Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevlerçerçevesinde süresinde, eksiksiz, doğru ve ücretsiz olarak vermekleyükümlüdür.
7. 5429 sayılı Kanun’un 54. maddesininikinci fıkrasında Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından Resmîİstatistik Programı kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazeretiolmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik ya da hatalıverenlerin, uyarılmalarına rağmen bilgileri vermemekte veya eksiklerigidermemekte ya da hataları düzeltmemekte ısrar etmeleri hâlinde idari paracezasına tabi olmaları öngörülmüştür.
8. Anılan fıkranın itiraz konusu (a)bendinde söz konusu bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen hane halkı veyabireylere beş yüz Türk lirası idari para cezasının uygulanacağı hüküm altınaalınmıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; itirazkonusu kurala dayalı olarak tüm vatandaşlara değil sınırlı sayıdaki kişi veyahaneye ankete katılım zorunluluğunun getirildiği, bu durumun eşitlik ilkesiylebağdaşmadığı, anket kapsamında bireylerin kişisel verilerinin yanında dinîinanç ve kanaatlerine dair bilgilerin de istenmesinin mümkün olduğu, bubilgileri vermek istemeyen bireylere idari para cezası uygulanmasının kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına aykırı olduğu gibi bireylerin düşünce vekanaatlerini açıklamaya zorlanmasına neden olacağı belirtilerek kuralınAnayasa’nın 2., 10., 11., 13., 20. ve 25.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkınasahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağıbelirtilmiş; üçüncü fıkrasında da “Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” denilerek kişisel verilerinkorunması özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı kapsamında güvenceyekavuşturulmuştur.
11. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan genişbir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır.Özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkının kapsamının belirlenmesindebireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi temel alınmaktadır. Anılanhak herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamdayaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte kişiliğin serbestçegeliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de içermektedir (SerapTortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-35; Tevfik Türkmen [GK],B. No: 2013/9704, 3/3/2016, § 50; Ayşegül Çengel Kömür ve diğerleri, B.No: 2016/56228, 23/6/2020, § 43).
12. Özel hayata saygı hakkı kapsamındakorunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancakmahremiyet hakkı sadece yalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak,bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilmesini de kapsamaktadır.Bireyin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızınaçıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması verızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusundamenfaati bulunmaktadır (Serap Tortuk, § 32).
13. Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiğiüzere “...adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadecekimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası,sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve seskayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimdebulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibikişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler…”kişisel veri olarak kabul edilmektedir (AYM, E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014;E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014;E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; E.2015/32, K.2015/102, 12/11/2015).
14. İtiraz konusu kural, istatistikibirimlerin geçerli bir mazereti olmaksızınve uyarılmalarına rağmen program kapsamında kendilerinden istenen bilgileribelirlenen şekil ve sürede vermemeleri veya eksik ya da hatalı vermelerihâlinde haklarında idari para cezası uygulanmasınıöngörmek suretiyle bireylere özel hayat kapsamındaki kişisel verilerinipaylaşma zorunluluğu getirdiğinden özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkını ve bu çerçevede korumaaltına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaktadır.
15. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yerverilmiştir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygunolması gerekir.
16. Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında temel haklarısınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıpkanuni düzenlemelerin keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilirve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.
17. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, kişilerintüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
18. 5429 sayılı Kanun’da ülkeninekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğeralanlardaki resmî istatistikleri üretmek üzere Anayasa’da belirlenen temel hakve ödevler çerçevesinde kişilerden bilgi isteneceği hükme bağlanmış olup bubilgilerin toplanma, kaydedilme ve saklanma esas ve usulleri detaylı olarakdüzenlenmiştir. Bu bağlamda kuralda hangi hâl ve şartlarda, kimlere, ne kadaridari para cezasının uygulanacağı herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekildeaçık ve net olarak belirlendiği gözetildiğinde kuralın kanunilik ölçütünüsağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
19. Anayasa’nın 20. maddesinin ikincifıkrasında özel hayata saygı hakkına çeşitli sebeplere bağlı kalınaraksınırlamalar getirilebileceği belirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı kabuledilmiştir. Söz konusu maddede bu sınırlama sebepleri arasında millî güvenliğinve kamu düzeninin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi sebepleri desayılmış, böylece bunlara dayalı olarak söz konusu hakkın sınırlanabilmesineizin verilmiştir. Anılan maddede, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıiçin herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte AnayasaMahkemesinin yerleşik içtihadına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hak veözgürlüklerin de o hak ve özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazı sınırlarıbulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevler özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM, E.2014/177, K.2015/49,14/5/2015).
20. Anayasa’nın 5. maddesinde insanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak devletintemel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Bu kapsamda devlet; Anayasa’nın17. maddesinde güvence altına alınmış olan kişilerin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısalve diğer önlemleri almakla yükümlü kılınmıştır.
21. AnılanKanun’un 1. ve 8. maddeleri, sınırlamanın amacını belirlemede yol göstericiniteliktedir. “Amaç” başlıklı 1. maddede ülkenin ihtiyaç duyduğualanlarda veri ve bilgilerin derlenmesi, değerlendirilmesi, gerekliistatistiklerin üretilmesi amacına yer verilmiş; Kanun’un 8. maddesinde deülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaçduyulan diğer alanlardaki resmî istatistikleri üretmek üzere Anayasa’dabelirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde kişilerden bilgi isteneceğidüzenlenmiştir. Modern bir devlette kamu hizmetlerinin planlanması ve kamugüvenliğinin sağlanabilmesi için istatistiki verilere ihtiyaç duyulduğundankişilerden bu verilerin toplanmasının Anayasa’nın 5. maddesinde devleteyüklenen ödevler kapsamında meşru bir amacınınolduğu anlaşılmaktadır.
22. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir sınırlamanındemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir.
23. Sosyalve ekonomik alandaki gelişim ve kalkınma kapsamında yapılacak plan ve programların hazırlanmasında sağlıklı vegüvenilir istatistiki bilgilere ihtiyaç duyulduğu gözetildiğinde istatistikibirimlerin cevap verme yükümlülüğüne tabi tutulmasını öngören kuralın zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamaya yönelik olmadığı söylenemez.
24. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen ölçülülükilkesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınmasıgereken bir diğer ilkedir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzereüç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmakistenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunluolmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama aracı ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir.
25. Başkanlık veya kurumve kuruluşlar tarafından Resmî İstatistik Programı kapsamında istenen bilgilerigeçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksikveya hatalı verenlerin uyarılmalarına rağmen bilgileri vermemekte ya da eksiklerigidermemekte veya hataları düzeltmemekte ısrar etmeleri hâlinde idari paracezasına tabi tutulmalarının yanlış bilgi verme ya da hiç vermemeye karşıcaydırıcı etki yaratacağı göz önünde bulundurulduğunda kuralın sağlıklı ve güvenilir istatistiki bilgilerinelde edilmesi bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
26. Öte yandan sağlıklı ve güvenilir istatistiki bilgiyesahip olmanın sosyal ve ekonomik alandaki gelişim ve kalkınmada taşıdığı önemdikkate alındığında kuralda öngörülen fiilin idari yaptırıma bağlanmasınınobjektif ve kabul edilebilir nedenlerinin bulunduğu, bu yönüyle kuralınöngörülen meşru amaca ulaşma bakımından gerekliolduğu anlaşılmaktadır.
27. Kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın veri sahibi üzerinde birkülfete yol açtığı kuşkusuzdur. Bu sınırlamanın ulaşılmak istenen amaç ilekarşılaştırıldığında bireylere şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğinintespiti hâlinde orantısız olduğu sonucuna varılması gerekir. Bu bağlamda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınayönelik sınırlamanın orantılı kabul edilebilmesi için işlenecek veya herhangibir şekilde yararlanılacak verilerin ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olması vekişisel verilerin sınırlama amacı içingerektiğinden daha uzun süre saklanmaması gerekmektedir.
28. Bununla birlikte Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının ikincicümlesinde “Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkındabilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesinitalep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi dekapsar.” denilerek kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamalar bakımından bazı özelgüvencelere de yer verilmiştir. Bunların kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına yönelik olarak getirilensınırlamalar ile ulaşılmak istenen amaç arasındamakul bir dengenin kurulması için Anayasa koyucu tarafından özel olarakbelirlenmiş güvenceler olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle maddede sayılanbu özel güvencelerin de orantılılık ilkesi kapsamında incelenmesi gerekmektedir(Bestami Eroğlu [GK], B. No: 2018/23077, 17/9/2020, § 142).
29. Demokratik bir toplumda kişiselverilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli vebunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak veri sahipleri öncedenbilgilendirilmeli, veri sahiplerine kişisel verilerineerişim imkânı tanınmalı ve bu imkânın kolayca kullanılması için gereklitedbirler alınmalı, üçüncü olarak ise veri sahiplerine kişisel verilerinin amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenme imkânı tanınmalıdır (geniş açıklama için bkz. Bestami Eroğlu,§ 144).
30. Bu bağlamda kişiselverilerin işlenmesi süreci içinde veri sahiplerinin öncedenbilgilendirilmesinin -somut olayın özelliklerine uygun düştüğü ölçüde- kişiselverilerin işlenmesinin hukuki dayanağı ve işlemenin amaçları, işlenecekverilerin kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları,işlemenin sonuçları ve verilerin muhtemel yararlanıcılarının kimler olduğu hususlarınıkapsaması gerekir. Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şartolmayıp şeffaflığı sağlamak bakımından bireylere kişiselverilerin işlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamdahaberdar olma imkânı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir (Bestami Eroğlu, § 144).
31. 5429 sayılı Kanun’dakişilerden elde edilen istatistiki bilgilerin kullanım amacı, saklanma şekli vesüresi, istatistiki birimlerin hakları, bilgilerin gizliliği ve buna ilişkinönlemler, gizliliğin ihlali durumunda yargısal güvenceler ve kurumun tazminatyükümlülüğü gibi konularda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.Dolayısıyla kuralın yer aldığı Kanun’un, Anayasa’nın20. maddesinin üçüncü fıkrasında şeffaflığı korumaya yönelik olarak yerverilmiş olan özel güvenceleri de karşıladığı açıktır.
32. Öte yandan anılan Kanun'un Anayasa Mahkemesinin 20/3/2008tarihli ve E.2006/167, K.2008/86 sayılı iptal kararının ardından yenidendüzenlenen 8. maddesinde, istatistiki birimlere kendilerinden istenilenbilgileri verme yükümlülüğü getirilmekle birlikte, bilgi verme yükümlülüğününsınırı Anayasa’da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal edilmemesiolarak belirlenmiştir.
33. Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına veaile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, 24.maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, 25.maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebepve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamayazorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla istatistik alanındaihtiyaç duyulan veri ve bilgilerin Anayasa’nın anılan maddelerinde veya diğermaddelerinde güvence altına alınan hak ve ödevler gözetilerek talepedilebileceği açıktır. İstenen bilgilerin bu kapsamda olduğunu düşünenistatistiki birimlerin de nedenini açıklayarak bilgi vermekten kaçınmaları mümkünolduğu gibi haklarında idari para cezasının uygulanması hâlinde buna itirazederek istenen bilginin temel haklarını ihlal edecek nitelikte olduğunumahkemeler önünde ileri sürmeleri imkân dâhilindedir (aynı yönde bkz. (AYM,E.2010/12, K.2011/135, 12/10/2011). Nitekim Kanun’un amacı doğrultusunda talepedilecek bilginin niteliği gözetildiğinde kişilerin vermekle yükümlü kılındığıbilgilerin onların düşünce ve kanaatleriyle doğrudan ilgili olmadığı açıktır.
34. Bu itibarla kuralla bireyin hakları ile kamu yararıarasında makul bir dengenin kurulduğu ve bireylerin haklarına ölçüsüz birsınırlama oluşturulmadığı anlaşılmaktadır (konuya ilişkin olarak aynı yönde ulaşılansonuç için bkz. Güzide Defne Samyeli § § 99, 100).
35. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 13., 20. ve25. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve SelahaddinMENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13., 20. ve 25. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmelerkapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 10. ve 11.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistikKanunu’nun 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Yusuf ŞevkiHAKYEMEZ ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA 4/12/2024 tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
Karşı Oy
1. 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin 2.fıkrası ile “Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından Program kapsamındaistenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve süredevermeyen veya eksik veya hatalı verenlere” idari para cezası verileceği kuralaltına alınmıştır.
2. Söz konusu uygulama muhatap olan kişilerin gönüllü katılımı ilegerçekleşen bir uygulama olmayıp kişilerin istenilen bilgileri vermelerinizorunlu kılmaktadır. Diğer taraftan istenilen bilgilere bakıldığından birkısmının temin edilmesinde zaman ve emek harcanması gerekecek olmasına rağmenbu kapsamda muhatapların emek ve zaman kayıplarını telafi edecek bir mekanizmada bulunmamaktadır.
3. Öte yandan istenilenbilgilerin neler olacağına dair bir netlik de yoktur. Türkiye İstatistikKurumunu (TÜİK) 5429 sayılı Kanunun 8. maddesine göre “ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji veihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere” bilgitalep etme yetkisine sahiptir.
4. Her ne kadar aynı madde içerisinde “Anayasa’dabelirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde kendilerinden istenen veri veyabilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz vedoğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür” ibaresi eklenmeksuretiyle uygulamanın temel haklara uygunluğu genel hatlarıyla temin edilmeyeçalışılmış ise de kullanılan ifadelerdeki muğlaklık gözönüne alındığındabireyler açısından bunun yeterli bir koruma sağladığını iddia etmek mümkündeğildir.
5. Partikte Kurumun “Hanehalkı Bütçe Anketi'nde” kişilerden istenenbilgiler ve faaliyetler “ailedeki aynî gelir elde eden kişilerin ad vesoyadları, edinilen aynî gelirin kaynağı, aynî gelirin elde ediliş sıklığının,haneye gelen hediye ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlarve verilen hediyelerin belirtilmesi, anket ayı boyunca yapılan tüm harcamalarınmarka, ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreylegünlük harcama kayıt defterine kaydedilerek listelenmesi… söz konusu bir aylıksürede ortalama sekiz defa anket yapılan kişinin evinin anketörler tarafındanziyaret edilerek harcama kayıt defterinin kontrolü” (Güzide Defne Samyeli, B. No: 2014/4399, 21/9/2016, § 9) şeklindeolup, bu durumun kişinin aile ve özel yaşantısına ciddi bir müdahale niteliğitaşıdığı gayet açıktır.
6. Kişisel verilen toplanması, değerlendirilmesi,saklanması ve ortadan kaldırılmasıyla ilgili güvenceler içermeyen, ayrıcakişilerin sarf edeceği emek ve zaman için telafi edici mekanizmalar öngörmeyennormun Anayasa’ya aykırı olduğunu değerlendirmekteyiz.
7. Bu nedenlerle kuralın iptal edilmesigerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirakedilmemiştir.
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Selahaddin MENTEŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. İtiraz konusu kural, Türkiye İstatistik KurumuBaşkanlığı veya kurum ve kuruluşlar tarafından program kapsamında istenenbilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyenveya eksik veya hatalı verenlerin uyarılmalarına rağmen bilgileri vermemekte yada eksikleri gidermemekte veya hataları düzeltmemekte ısrar etmeleri hâlindeidari para cezası uygulanmasını öngörmektedir.
2. İstatistiki birim olarak görülen bireylerinçeşitli kişisel verilerini belirtilen kurum ve kuruluşlarla paylaşmasınızorunlu tutan anılan kural, Anayasa’nın 20. maddesinde güvenceye bağlanan özelhayata saygı hakkı kapsamında kalan kişiselverilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaktadır.
3. Anayasa’nın 5. maddesinde devlete yüklenen ödevlerin yerinegetirilmesi bağlamında kural meşru bir amaçtaşımaktadır. Günümüz devleti ülkesindeki herkese birtakım hizmetleri sunmak,kamu yararı taşıyan politikalar geliştirmek ve uygulamak için, belki de herzamankinden fazla daha fazla istatistiksel veriye ihtiyaç duymaktadır. Hatta,bu devleti veri devleti olarak nitelendirmek isabetsiz olmayacaktır. Devletinkişilerden kamusal yarar doğrultusunda bilgi istemesi ve toplaması ve kişilerinvatandaşlık görevi kapsamında bunları vermesi devletin kişilere hizmet etmesive varlığını etkin olarak sürdürmesi için gereklidir.
4. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Dava konusu kural,amaca ulaşmaya elverişli olduğu gibi başvurulabilecek en son çare vealınabilecek en hafif önlem olarak görülebilir. Dolayısıyla, Anayasa’nın 13.maddesinde ifade edilen demokratik toplum düzeni gereklerine aykırılık teşkiletmemektedir. İstatistiki birim olarak nitelenenkişilerin kamu yararı gereği ilgili kurum ve kuruluşlar tarafındankendilerinden istenen bilgilere, sorulan sorulara cevap verme yükümlülüğünetabi tutulmaları demokratik bir toplumdazorunlu bir toplumsal ihtiyaca denk düşmektedir.
5. Diğer taraftan, orantılılık bireyinhakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarınıkorumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkınsahibine terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerinmenfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlindeorantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 48).
6. Kuralla getirilen kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamanın veri sahibi üzerinde bir külfetdoğurduğu açıktır. Bu sınırlamanın ulaşılmak istenen amaç ilekarşılaştırıldığında bireylere şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğinintespiti hâlinde orantısız olduğu sonucuna varılması gerekir. Bu bağlamda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınayönelik sınırlamanın orantılı kabul edilebilmesi için işlenecek veya herhangibir şekilde yararlanılacak verilerin ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olması vekişisel verilerin sınırlama amacı içingerektiğinden daha uzun süre saklanmaması şarttır.
7. Birey, maddi ve manevi kişiliğini geliştirmek ve başkalarıtarafından bilinmesini istemediği hususların korunmasını istemek hakkına sahiptir.Bu açıdan Anayasa’nın 20. maddesini 17. maddesiyle birlikte yorumlamakgerekmektedir.
8. Özel hayatın gizliliği ve bu kapsamda kişisel verilerinkorunması konusu her şeyden önce insan haysiyetine saygı ve kişilik haklarınadayanmaktadır. Kişisel verilerin korunması kişinin maddi ve manevi varlığınıgeliştirmesine imkân tanıyarak, bireyin hayatını kendi özgür iradesiyledüzenlemesine katkı sağlamaktadır Kişisel verilerin toplanması ve işlenmesisırasında bireyin bu veriler üzerindeki hakkı, onun devlet tarafından hakkındaveri toplanan sıradan bir veri nesnesine indirgenmesini önlemek amacını taşımaktadır.İnsan haysiyetine saygı, insanlara nesneymiş gibi davranmamayı öngörmektedir.Aksi yöndeki bir tutum sadece Anayasa’nın 20. maddesinin değil, 17. maddesindegüvence altına alınan maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkının daihlal edilmesi anlamına gelecektir.
9. Kişisel verilerin korunması hakkı ihlal edildiğinde bireyindiğer temel hak ve özgürlükleri kullanması zorlaşmaktadır. Kayıt altına alınanveya alındığını düşünen birey kendi özgür kişiliğinin tercihleri doğrultusundanziyade kendisinden istenilen veya beklenilen davranış tarzıyla hareketedecektir.
10. Talep edilen bilgilerin Anayasa'dagüvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliğinde olduğunudüşünen bireylerin, nedenini açıklayarak bilgi vermekten kaçınmaları durumundabu kişiler hakkında itiraz konusu kural gereği idari para cezasıuygulanacaktır. Çoğunluk kararında yer verilen bilgi verme yükümlülüğününsınırı olarak Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlaledilmemesi ölçütü kuralın kendisinden ziyade 5429 sayılı Kanunun 8.maddesindeifade edilen “…Anayasa’da belirtilen temel haklar ve ödevler çerçevesinde…”ibaresinden ve bunun Mahkememizin konuyla ilgili bir kararında geçen “….Anayasa’nın diğer maddelerinde güvence altına alınan hak veödevler gözetilerek bilgi talep edilebilecektir. İstenilen bilgilerin bunitelikte olduğunu düşünen istatistikî birimler, nedenini açıklayarak bilgivermekten kaçınabileceği gibi …” yorumundan çıkarılmaktadır (AYM,E.2010/12, K.2011/135, 12/10/2011).
11. Dava konusu kuralın lafzı ve Kanunun 54.maddesinin ikinci fıkrası bir bütün olarak değerlendirildiğinde istenilenbilgilerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleremüdahale niteliğinde olduğunu düşünen bireylerin bilgi vermekten kaçınmalarıhalinde kuralda öngörülen yaptırıma maruz kalacakları açıktır. Bu kişiler sözkonusu yaptırıma ilgili yargı organları nezdinde itiraz edebilirler ama davamasrafları ve davanın süresi gibi faktörler göz önüne alındığında bu yolunkullanılmasının bilgi vermek istemeyen kişilerin en azından bazıları için etkingörünmeyeceği düşünülebilir. Kaldı ki bu konuda dava açıldığında kuralın açıkhükmü gereğince davacıların başarı şansı da çok yüksek gözükmemektedir.
12. 5429 sayılı Kanunun 8.maddesinde belirtilen “…Anayasa’dabelirtilen temel haklar ve ödevler çerçevesinde…” düzenlemesi, istenilen bilgilerin Anayasa’da korunan temel haklaraaykırılık taşıdığını düşünen kişilerin nedenini açıklayarak bilgi vermektenkaçınmalarına olanak tanımamaktadır. Çünkü, anılan maddedeki “çerçevesinde”ibaresi, yukarıda alıntılanan AYM kararında ortak yazılan bir karşıoy yazısındada işaret edildiği gibi idareye geniş bir yorum ve takdir alanı bırakmaktadır.
13. Anayasa’nın 24.maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; 25. maddesindede her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeler, bireyin belli bir inanca,düşünceye ve kanaate sahip olduğunu veya olmadığını gösterecek, belli edecektutum ve davranışlarda bulunmaya zorlanamayacağını güvence altına almaktadır. 5429sayılı Kanun’un amacı doğrultusunda talep edilecek bilginin mahiyetigözetildiğinde, kişilerin vermekle yükümlü kılındıkları bilgilerin onlarındüşünce ve kanaatleriyle doğrudan ilgili olmadığı söylenemez. Zira, Kanunun 3.maddesinde ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim,teknoloji ve ihtiyaç duyduğu diğer alanlardaki durumunun tespit edilmesi veizlenmesi için gereken istatistikler üretileceği belirtilmektedir. Açıktır ki,yukarıda doğrudan ifade edilen istatistik konuları ve “ihtiyaç duyduğu diğeralanlardaki” ibaresi Anayasa’nın 24. maddesindeki dini inanç ve kanaataçıklamaya zorlanmama ve 25. maddesindeki düşünce ve kanaat açıklamayazorlanmama güvencelerini boşa çıkaracak bilgi taleplerini dışlamamaktadır.
14. Bilimsel temellere dayalı istatistiksel verielde etmede kamu yararı bulunduğu yadsınamayacağına göre bireyin Anayasalhakları ile kamu yararı arasında orantılı bir denge nasıl kurulacaktır? Bukonuda çeşitli nedenlerle bilgi vermek istemeyen bireyler için buna imkântanıyan bir istisna, örneğin enformasyonel vicdani ret hakkıdüşünülebilir.[1] Bilimsel yöntemlerle belirlenenbu kişiler yerine yine bilimsel yöntemlere dayanarak bilgi vermede sorungörmeyen başka kişiler tespit edilebilir. Elbette bu çözüm idareye ek külfetyükleyebilir ama günümüzde mevcut teknik donanım ve yazılımlar ile veri bilimiimkanlarını göz önünde tuttuğumuzda bunun idareye aşırı bir yük getirmeyeceğinisöylemek hatalı olmayacaktır.
15. İtiraz konusu kural, bireyin hakları ile kamu yararı arasındamakul bir denge kurmayıp, birey aleyhine orantısız bir müdahaleye izinvermektedir. Açıklanan gerekçelerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 13., 17.,20., 24. ve 25. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaştığımdan çoğunlukkararına katılmıyorum.
Üye Engin YILDIRIM KARŞIOYGEREKÇESİ1. Mahkememiz çoğunluğunun 10/11/2005 tarihli ve 5429sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a)bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığı şeklindeki kanaatine katılmamaktayım.
2. Dava konusu kuralın da içinde yer aldığı Kanun’un 54.maddesinde konumuzla ilgili olarak Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıtarafından kendisine verilen görevler bağlamında resmi istatistik programıkapsamında kişilerden istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızınbelirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenlerin, birkereye mahsus olmak üzere eksik ve hataları gidermeleri için uyarılmalarınarağmen bilgileri hiç vermemesi veya talep edildiği hâlde eksikleri gidermemesive hataları düzeltmemesi durumunda cezalandırılması öngörülmektedir. “Hanehalkıveya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni TürkLirası” şeklindeki dava konusu “a” bendine göre ise bu durumda kişiler içinidari para cezası öngörülmüştür.
3. Görüldüğü üzere kuralla Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından resmiistatistik programı kapsamında gerçekleştirilen araştırmalarda kişilerdenistenen bilgilerin geçerli bir mazeret olmaksızın verilmemesi durumunda idaripara cezası uygulanması öngörülmektedir.
4. Kuralın kapsamı dikkate alındığında dava konusuibarenin Anayasa’nın 20. maddesindeki kişisel verilerin korunmasını istemehakkı ve 25. maddesindeki düşünce ve kanaat özgürlüğüne müdahale ettiğigörülmektedir. Mahkememiz çoğunluğu kuralın Anayasa’nın 20. ve 25. maddelerineaykırı olmadığına karar vermiştir.
5. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bağlamında bu hakkın,kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilereerişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçlarıdoğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı belirtildiktensonra kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açıkrızasıyla işlenebileceği öngörülmektedir.
6. Anayasa Mahkemesi, kişinin “adı, soyadı, doğumtarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil;telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaportnumarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi,e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grupüyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylıolarak belirlenebilir kılan tüm veriler”inin kişisel veri olarak kabuledildiğini kararlarında ifade etmektedir. (Bkz.: AYM, E.2013/122, K.2014/74,9/4/2014; E.2015/32, K.2015/102, 12/11/2015; E.2018/73, K.2019/65, 24/07/2019,§ 168).
7. Dolayısıyla denetlenen kural bağlamında Türkiyeİstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından resmi istatistik programı kapsamındakiaraştırmalarda kişilerden istenen bilgiler arasında kişinin hobileri, çokfarklı konulara ilişkin tercihleri, etkileşimde bulunulan kişiler ve ailebilgileri de kişisel veri niteliği taşımaktadır.
8. Bu biçimdeki bilgilerin de yapılan araştırmalardaistenmesi söz konusu olduğuna göre kuralın kişisel verilerin korunmasını istemehakkına müdahalede bulunduğu açıktır. Kuralın Anayasa’ya uygunluk denetimindeöncelikli olarak kuraldaki kanunla sınırlama şartının sağlanıp sağlanmadığınabakılmalıdır.
9. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında davurgulanmakta olduğu üzere bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterliolmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir nitelikte olması gerekmektedir (AYM, E.2023/43, K.2023/141,26/07/2023, § 13). Kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi,hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, kanundan, belirli bir kesinlikiçinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucunbağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleriöngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Zira hukuki güvenlik ilebelirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukukigüvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 04/05/2017,§§ 153-154).
10. Kuralda belirlilik, öngörülebilirlik veerişilebilirlikle ilgili bir sorun mevcut değildir. Bununla birliktekanunilikle ilgili denetimde kanunda aynı zamanda kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkına yönelik güvencelere de yer verilmesi önem arz etmektedir. Buyönüyle kişilerin istenen bilgileri kendi iradesi hilafına verme durumundakalmaları önemli bir müdahale olup bu yönü ile kuralda bir güvence eksikliğigöze çarpmaktadır. Dolayısıyla kuralın kanunilik noktasında sorunlu olduğusöylenebilecekse de Anayasa’nın 13. maddesindeki diğer ölçütlerden hareketlekuralın denetiminin yapılması denetimin daha net bir biçimde sonuçlandırılmasıyönüyle daha uygun olacaktır.
11. Kuralın meşru amacı olarak ülkenin ekonomik, sosyal,demografik, kültürel, bilimsel, teknolojik ve benzeri değişik alanlardaki resmîistatistikleri üretmek üzere ihtiyaç duyulan verilerin toplanması ve böylecekamu otoritelerince daha etkin bir kamu hizmetinin sunulmasının planlanması önplana çıkmaktadır.
12. Bununla birlikte önceden izin alma veya daha farklıalternatifler sunma yoluna gidilmeksizin doğrudan kişilerden dava konusukuralda olduğu şekilde bilgilerin istenmesi suretiyle araştırmalara katılımzorunluluğunun öngörülmesi ve bu süreçte kişilerin rızasının hiçbir şekildedikkate alınmaması kuralı demokratik toplum düzeninin gerekleri yönü ilesorunlu hale getirmektedir. Zira dava konusu kuralda öngörüldüğü üzere resmiistatistik programı kapsamındaki araştırmalarda kendilerinden istenen ve birkısmı kişisel veri kapsamında olduğu açık olan bilgileri vermemeleri durumundakişiler idari para cezası ile muhatap olacaklardır.
13. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafındanresmi istatistik programı kapsamındaki araştırmalarda dava konusu kuraldakigibi kişilerin bu tür çalışmalara kendi rızası alınmaksızın ve idari paracezası yaptırımı ile karşılaşma durumu da kanunda düzenlenerek katılmak zorundabırakılması yerine kişisel verilerin korunmasını isteme hakkındaki güvenceleri ihlaletmeyen daha farklı alternatiflerin gündeme getirilmesi mümkündür. Bu haliylekural, düzenleniş biçimi itibariyle Anayasa’nın 20. maddesindeki kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına demokratik toplum düzeninin gerekleriylebağdaşmayan bir sınırlama getirmektedir.
14. Bu bağlamda 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun84. maddesinde istatistikî birimlerin kendilerinden istenen veri veya bilgileri“Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde” vermeyükümlülüğü öngören düzenlemeyi kanunilik noktasında fevkalade belirsiz vegüvenceleri hiçbir şekilde devreye sokma potansiyeline sahip olmayan bir genelifade olarak gördüğümden, konumuz bağlamında bu düzenlemenin, çoğunlukkararının aksine (bkz.: § 32), bir hukuki dayanak olarak görülmesinin ve davakonusu kuraldaki Anayasa’ya aykırılıkların giderilmesine katkı sunan yönününolamayacağı kanaatindeyim.
15. İkinci olarak kuralın Anayasa’nın 25. maddesindekidüşünce ve kanaat özgürlüğü yönü ile de denetlenmesi gerekmektedir. Çoğunlukkararında 5429 sayılı Kanun’un amacı doğrultusunda talep edilecek bilgininniteliği gözetildiğinde, kişilerin vermekle yükümlü kılındığı bilgilerinonların düşünce ve kanaatleriyle doğrudan ilgili olmadığı açık olduğuna vurguyapılarak kuralın Anayasa’nın 25. maddesini ihlal eden bir yönü bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır (bkz.: § 33).
16. Anayasa’nın 25. maddesinde her ne sebep ve amaçlaolursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı vedüşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamayacağı ve suçlanamayacağıöngörülmektedir. Bu maddede öngörülen açıklamaya zorlanamama ve kanaatlerindendolayı suçlanamama şeklindeki güvencelerin sadece siyasi nitelikteki kanaatleriçin geçerli olduğunu; bununla birlikte kişinin çok farklı konulara ilişkinkanaatleri ile ilgili olmadıklarını söyleyebilmek Anayasa’nın 25. maddedekidüzenleme biçiminden hareketle mümkün değildir. Anayasa hükmündeki “her nesebep ve amaçla olursa olsun” şeklindeki vurgu bu anlamda fevkaladeönemlidir.
15. Dolayısıyla Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığıtarafından gerçekleştirilen araştırmalarda kişilerin araştırma konusuistenilenleri iradesi hilafına açıklamak zorunda bırakılması ve istenenlerivermemesi durumunda nihai olarak idari para cezasıyla cezalandırılacağınınöngörülmesi kişilerin kanaatlerini açıklamaya zorlama olup bu yönü ile davakonusu kural Anayasa hükmü ile çelişmektedir.
18. Sonuç olarak dava konusu kural, her ne sebep veamaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağıve düşünce kanaatleri sebebiyle suçlanamayacağını öngören Anayasa’nın 25.maddesinin sözüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
19. Yukarıda sıralanan gerekçelerle 10/11/2005 tarihli ve5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a)bendinin Anayasa’nın 13., 20. ve 25. maddelerine aykırı olduğu için iptaligerektiği kanaatiyle Mahkememiz çoğunluğunun aksi yöndeki kararınakatılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ