anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı:2024/217
Karar Sayısı:2025/180
Karar Tarihi:10/9/2025
R.G.Tarih-Sayı:24/12/2025-33117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2024/217, E.2024/225,E.2024/226)
İTİRAZLARIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;
A. 83. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunan hâkim veya mahkeme…”ibaresinin,
B. 180.maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe yoluyla...” ibaresinin,
2. (2) numaralıfıkrasının,
C. 196.maddesinin;
1. (2) ve (3) numaralıfıkralarının,
2. (6) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe suretiyle...” ibaresinin,
Ç. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…veyaistinabe…” ibarelerinin,
Anayasa’nın 36. maddesine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi talepleridir.
OLAY: Kastenyaralama, konutdokunulmazlığının ihlali, hakaret, tehdit ve taksirle birden fazla kişininyaralanmasına neden olma suçlarından açılandavalarda itiraz konusu kuralların Anayasa’yaaykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VEİLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
1. 83. maddesi şöyledir:
“Keşif
Madde 83 – (1)Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunan hâkimveya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyetsavcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özelniteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu dayazılır.”
2. 180. maddesi şöyledir:
“Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyladinlenmeleri
Madde 180 – (1)Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenlebir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmadahazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veyaistinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.
(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargıçevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinindinlenmesinde de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça,büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık,müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine kararveremez.
(4) İstinabe olunan mahkeme,büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresindebulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesigereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veyabilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılmasısuretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarakifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına vekullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.”
3. 196. maddesi şöyledir:
“Sanığın duruşmadan bağışık tutulması
Madde 196 – (1)Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkilikılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktanbağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapiscezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguyaçekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık vemüdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazırbulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesihuzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynıanda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içindebulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına kararverilebilir.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğernedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veyatutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazırbulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemecekarar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşmatarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarakveya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.”
4. 209. maddesi şöyledir:
“Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar
Madde 209 – (1)Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgututanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifadetutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacakbelgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomikdurumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır.
(2) Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığıbelgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemecekarar verilebilir.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
1. 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesi şöyledir:
“Delilleri takdiryetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmayagetirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu delillerhâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmişher türlü delille ispat edilebilir.”
2. 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’nun 9. maddesi şöyledir:
“Görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle adlîyardımlaşma
MADDE 9- (1)Adlî yardımlaşma talebinin yerine getirilmesinde görüntülü ve sesliiletişim tekniğinin kullanılması istenebilir. Bu işlemler, yerine getirendevletin yetkili makam veya mercilerinin yönetimi altında ve bu devletin hukukuuyarınca yürütülür.
(2) Türk adlî mercileri tarafından adlî yardımlaşmatalebinin görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerinegetirilmesinin istenmesi hâlinde, milletlerarası andlaşmalarda hüküm bulunmasıkaydıyla işlem, Türk adlî mercilerinin yönetimi altında ve Türk hukuku uyarıncayürütülür.
(3) Yabancı devlet tarafından adlî yardımlaşma talebiningörüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerine getirilmesininistenmesi hâlinde, milletlerarası andlaşmalarda hüküm bulunması kaydıyla işlem,talep eden devletin adlî mercilerinin yönetimi altında ve bu devletin hukukuuyarınca yürütülür. Bu işlem sırasında Türk adlî mercileri hazır bulunur veTürk hukukunun temel ilkelerinin ihlal edilmemesi gözetilir.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2024/217Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, MuhteremİNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nınkatılımlarıyla 25/12/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındaöncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda buhükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılanmaddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elindeyöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talepedilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural isebakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümündeveya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
3. 5271 sayılı Kanun’un 83. maddesinin (1) numaralıfıkrasında keşfin, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunanhâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısıtarafından yapılacağı öngörülmektedir. Söz konusu fıkrada yer alan “…istinabeolunan hâkim veya mahkeme…” ibaresi itiraz konusu kurallardan birinioluşturmaktadır.
4. Anılan Kanun’un 180. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ise hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başkabir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zamaniçin duruşmada hazır bulunmasının olanaklı olmayacağının anlaşılması durumundayetkili mahkemenin onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine kararverebileceği belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada yeralan “…veya istinabe yoluyla...” ibaresi de itiraz konusu bir diğer kuralıoluşturmaktadır.
5. Anılan maddenin itiraz konusu (2) numaralı fıkrasındada konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayıgetirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin de yetkili mahkeme tarafından birnaiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebileceği öngörülmüştür.
6. Kanun’un 196. maddesinin itiraz konusu (2) numaralıfıkrasında sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilmesine ilişkin hususlardüzenlenmiştir. Anılan maddenin itiraz konusu (3) numaralı fıkrasında istinabesuretiyle sorguya çekilen sanığın beyanlarına dair tutanağın duruşmadaokunacağı belirtilmiştir. Maddenin (6) numaralı fıkrasında ise yurt dışındabulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğuhâlinde bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusununyapılabileceği öngörülmüştür. Söz konusu fıkrada yer alan “…veya istinabesuretiyle...” ibaresi de itiraz konusu kurallardan bir diğerinioluşturmaktadır.
7. Öte yandan 209. maddenin (1) numaralı fıkrasında naipveya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanaklarının, naipveya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşiftutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgelerin ve diğer yazıların, adlisicil özetlerinin ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerinyer aldığı belgelerin duruşmada anlatılacağı hükme bağlanmıştır. Anılan fıkradayer alan “…veya istinabe…” ibareleri ise itiraz konusu diğerkurallardır.
8. İtiraz yoluna başvuran Mahkemece bakılmakta olandavada konutunun yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasındandolayı getirilmesi zor olan bir tanık yönünden istinabe yoluna başvurulmuştur.Söz konusu yargılamada sanıkların adresinin davaya bakan mahkemenin yargıçevresinde olduğu, yargılamada giderilmesi olanağı olmayan bir nedenle uzun veönceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklıolmayacağı anlaşılan bir tanığın dinlenmesini gerektiren bir durumun söz konusuolmadığı gibi istinabe suretiyle keşif yapılmasını veya bilirkişi raporualınmasını gerektiren bir hâlin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
9. Bu itibarla 83.maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunan hâkim veyamahkeme…”, 180. maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…veya istinabe yoluyla...” ve (2) numaralı fıkrasında yer alan “…ve bilirkişinin…” ibareleriile 196. maddenin (2) ve (3) numaralıfıkralarının, (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya istinabe suretiyle...” ibaresinin ve 209. maddenin (1) numaralı fıkrasında yeralan “Naip…” ibaresinden sonra gelen“…veya istinabe…” ibaresininbakılmakta olan davada uygulanmaimkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan kurallara ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
10. Diğer yandan bakılmakta olan davada tanık veyabilirkişinin naiple dinlenmesini gerektiren bir durumun da bulunmadığı, ayrıca180. maddenin (2) numaralı fıkrasının kalan kısmının uygulanacak kuralniteliğinde olan “…tanık…” ibaresinin yanı sıra uygulanma imkânı olmayan“…ve bilirkişinin…” ibaresi yönünden geçerli, ortak kural niteliğindeolduğu gözetildiğinde anılan fıkranın kalan kısmının esasına ilişkinincelemenin “…tanık…” ibaresi ile sınırlı olarak istinabe yoluyladinlenme yönünden yapılması gerekir.
11. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun;
A. 83. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunan hâkim veya mahkeme…”ibaresinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareyeyönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 180. maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe yoluyla...” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye yönelik başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. a. (2) numaralıfıkrasında yer alan “…vebilirkişinin…” ibaresinin itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından buibareye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
b. (2) numaralıfıkrasının kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemeninanılan fıkrada yer alan “…tanık…” ibaresi ile sınırlı olarak istinabeyoluyla dinlenme yönünden yapılmasına,
C. 196. maddesinin;
1. (2) ve (3)numaralı fıkralarının,
2. (6) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe suretiyle...” ibaresinin,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkralara ve ibareye yönelikbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
Ç. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan;
1. “Naip…” ibaresinden sonragelen “…veya istinabe…” ibaresinin itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından bu ibareye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
2. “…naip…”ibaresinden sonra gelen “…veya istinabe…” ibaresinin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2024/225Sayılı Başvuru Yönünden
12. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan TahsinGÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM,Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve MetinKIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2024 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunugörüşülmüştür.
13. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olandavada yurt dışında bulunan bir sanığın sorgusunun yapılması amacıyla istinabeyoluna başvurulmuştur. Ancak anılan davada istinabe suretiyle keşif yapılması,tanık dinlenmesi veya bilirkişi raporu alınması gibi bir durum bulunmamaktadır.Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun’un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabeolunan hâkim veya mahkeme…” ve 180. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yeralan “…veya istinabe yoluyla...” ibareleri ile (2) numaralı fıkrasının, 209. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan “…naip…” ibaresinden sonra gelen “…veya istinabe…” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Buitibarla anılan kurallara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddi gerekir.
14. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun;
A. 83. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunan hâkim veya mahkeme…”ibaresinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareyeyönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 180.maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe yoluyla...” ibaresinin,
2. (2) numaralıfıkrasının,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ve fıkraya yönelikbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
C. 1. 196.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının,
2. (6) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe suretiyle...” ibaresinin,
esasınınincelenmesine,
Ç. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan;
1. “Naip…” ibaresinden sonra gelen“…veya istinabe…” ibaresinin esasınınincelenmesine,
2. “…naip…”ibaresinden sonra gelen “…veyaistinabe…” ibaresinin itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından buibareye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C. E.2024/226Sayılı Başvuru Yönünden
15. İçtüzük hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan TahsinGÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM,Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve MetinKIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2024 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlamasorunları görüşülmüştür.
16. İtiraz yolunabaşvuran Mahkemece bakılmakta olan davada konutunun yetkili mahkemenin yargıçevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan bir tanık yönündenistinabe yoluna başvurulmuştur. Ayrıca söz konusu davada bir sanığın sorgusununyapılması ve bilirkişi raporunun alınması için istinabe talebindebulunulmuştur. Ancak davada giderilmesi olanağı bulunmayan bir nedenle uzun veönceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklıbulunmayacağı anlaşılan bir tanığın dinlenmesini veya yurt dışında bulunan birsanığın istinabe yoluyla dinlenmesi ile istinabe yoluyla keşif yapılmasını gerektirenbir durumunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
17. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunanhâkim veya mahkeme…”, 180. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…veyaistinabe yoluyla...” ve 196. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veyaistinabe suretiyle...” ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılankurallara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
18. Öte yandan bakılmakta olan davada tanıkların vebilirkişinin naiple dinlenmesini gerektiren bir durumun da bulunmadığıgözetildiğinde Kanun’un 180. maddesinin itiraz konusu (2) numaralı fıkrasınınesasına ilişkin incelemenin istinabe yoluyla dinlenme yönünden yapılması gerekir.
19. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun;
A. 83. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…istinabe olunan hâkim veya mahkeme…”ibaresinin itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareyeyönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 180.maddesinin;
1. (1) numaralıfıkrasında yer alan “…veyaistinabe yoluyla...” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye yönelik başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. (2) numaralıfıkrasının esasının incelenmesine, esasına ilişkin incelemenin istinabe yoluyla dinlenmeyönünden yapılmasına,
C. 196.maddesinin;
1. (2) ve (3)numaralı fıkralarının esasınınincelenmesine,
2. (6) numaralı fıkrasındayer alan “…veya istinabesuretiyle...” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye yönelik başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
Ç. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…veyaistinabe…” ibarelerinin esasınınincelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARLARI
A. 2024/225 Sayılı BaşvuruYönünden
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun;
A. 196. maddesinin;
1. (2) ve (3)numaralı fıkralarının,
2. (6) numaralıfıkrasında yer alan “…veya istinabe suretiyle...” ibaresinin,
B. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “Naip...” ibaresinden sonra gelen “…veyaistinabe…” ibaresinin,
iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazbaşvurusuna ilişkin E.2024/225 sayılı davanın aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2024/217 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına,esas incelemenin E.2024/217 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 25/12/2024tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. 2024/226 Sayılı Başvuru Yönünden
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun;
A. 180. maddesinin(2) numaralı fıkrasının istinabe yoluyla dinlenme yönünden,
B. 196. maddesinin(2) ve (3) numaralı fıkralarının,
C. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…veyaistinabe…” ibarelerinin,
iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazbaşvurusuna ilişkin E.2024/226 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2024/217 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına,esas incelemenin E.2024/217 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 25/12/2024tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
22. Başvuru kararları ve ekleri,Raportör Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusuve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 180. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının “istinabe yoluyla dinlenme” Yönünden ve209. Maddesinin (1) NumaralıFıkrasında Yer Alan “…naip…” İbaresinden Sonra Gelen “…veya istinabe…” İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
23. İstinabe,bir mahkemenin davayla ilgili bir işlemin yapılması için başka bir yargıçevresinde bulunan mahkemeden yardım istemesi şeklinde tanımlanmaktadır.İstinabe, genel olarak ülke içinde farklı yargı çevrelerinde faaliyet gösterenmahkemeler arasında söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte farklı ülkelerdekimahkemelerin de birbirlerinden adli yardım talebinde bulunması söz konusuolabilmektedir.
24. 5271 sayılı Kanun’un farklı hükümlerinde bazı adliişlemlerle ilgili olarak istinabe yoluna başvurulabileceği öngörülmüştür.Anılan Kanun’un bu düzenlemelerden biri olan 180. maddesinde mahkemelerce tanıkve bilirkişilerin dinlenmesinde söz konusu hukuksal yardıma başvurulabileceğidüzenlenmiştir. Değinilen maddenin (1) ve (2) numaralı fıkralarında istinabeyoluna başvurulmasına ilişkin şartlar öngörülmüştür.
25. Maddenin (1) numaralı fıkrasında hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayanbaşka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen birzaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı olmayacağının anlaşılmasıdurumunda yargılamaya bakan mahkemenin bu kişilerin naiple veya istinabeyoluyla dinlenmesine karar verebileceği belirtilmiştir. İtiraz konusu (2)numaralı fıkrada ise konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışındabulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de(1) numaralı fıkra çerçevesinde istinabe talebinde bulunulabileceği veya bukişilerin naip tarafından dinlenebileceği düzenlenmiştir. İtiraz konusu fıkra istinabeyoluyla dinlenme yönünden incelenmiştir.
26. Ceza muhakemesinde hâkimin yargılamaya konu suçunişlenip işlenmediği hususunda bir kanaate ulaşması ancak delillerin duruşmadaortaya konulması ve tartışılması suretiyle gerçekleşebilmektedir. NitekimKanun’un 217. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hâkimin, kararını ancakduruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği, budelillerin hâkimin vicdani kanaatiyle, serbestçe takdir edileceğibelirtilmiştir.
27. Kanun’un 209. maddesinin (1) numaralı fıkrasında dabu yönde düzenleme yapılmış, naip veyaistinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanaklarının, naip veyaistinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşiftutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgelerin ve diğer yazıların, adlisicil özetlerinin, sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yeraldığı belgelerin duruşmada anlatılacağı öngörülmüştür. Anılan fıkrada yer alan“…naip…” ibaresinden sonra gelen “…veya istinabe…” ibaresi itirazkonusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
2. İtirazın Gerekçesi
28. Başvuru kararlarında özetle; ceza muhakemesindeduruşmanın usuli bir işlem olmanın ötesinde yargılamanın özünü oluşturduğu,duruşmada hâkimin taraflar ve delillerle bizzat temas ederek uyuşmazlığıçözmesi gerektiği hâlde itiraz konusu kurallarla hâkimin delillerle doğrudantemasa geçmeden dolaylı olarak vardığı kanaate göre karar verdiği, özellikletanıkların yargılamayı yürüten hâkim tarafından dinlenmesinin tanık beyanınıngüvenilirliği ve inandırıcılığı açısından önemli olduğu, dolayısıyla tanıklarınduruşma öncesinde veya haricinde dinlenerek bu beyanlarının duruşmadaokunmasının huzurda dinlenmeleriyle aynı sonucu doğurmayacağı belirtilerekkuralların Anayasa’nın 36. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
29. Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organlarına davacı ve davalıolarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adilyargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın anılan maddesine “...ileadil yargılanma…” ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde bir suç ileitham edilen herkesin iddia tanıklarını sorguya çekme hakkının olduğubelirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın söz konusu maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının tanık sorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesigerekir (Serdar Batur [2. B.], B. No: 2014/15652, 24/5/2018, § 41).
30. Tanık sorgulama hakkı hakkaniyete uygun yargılanmahakkının özel görünümlerinden birini oluşturmaktadır. Ceza yargılamasının amacımaddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğundan bu yargılamada delil sınırlamasımevcut değildir. Ceza yargılamasının bu niteliği, sanığın aleyhine olan tümdelillerin kamuya açık bir duruşmada tartışılmasını ve bu delillerleçelişebilme imkânının sanığa tanınmasını gerektirmektedir. Dolayısıylahakkaniyete uygun bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıklarısorgulama veya sorgulatma hakkına sahip olması gerekir. Sanığın tanıklara soruyöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunusınama imkânına sahip olması adil bir ceza yargılamasının yapılabilmesibakımından gereklidir (bazı değişiklikler ve eklemelerle birlikte bkz. AZ.M. [2. B.], B. No: 2013/560,16/4/2015, § 55).
31. Bir sanığı suçlayan tanık ya da farklı kişilerceverilen beyanların gerçek dışı ya da hatalı olması hâlinde savunmanın aleyheolan söz konusu beyanların güvenilirliğini sınayabileceği veya bu beyanlaraitibar edilmesini önleyebileceği imkânlardan yoksun kalması olayların aydınlatılmaihtimalini ortadan kaldırabilecektir (Sebahat Tuncel (2) [1. B.], B. No: 2014/1440, 26/2/2015, § 95). Bu itibarla sanığınaleyhine olan tanıkları sorgulaması adil yargılamanın önemli unsurlarındanbiridir (bazı farklılarla birlikte bkz. Ali Rıza Telek [2. B.], B. No: 2013/2630, 30/12/2014, § 48). Bir mahkûmiyet tek veya belirleyiciölçüde- sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir tanıktarafından verilen ifadelere dayandırılmış ve bu konuda karşı dengeleyicigüvenceler sağlanmamış ise sanığın hakları Anayasa’nın 36. maddesindekigüvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Orhan Güleryüz [1.B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, § 35).
32. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin birçok kararındatanık kavramı özerk olarak yorumlanmış ve tanığın sanığa isnat edilen fiilhakkında bilgi veren herhangi bir kişi olabileceği ifade edilmiştir. Bubağlamda suça iştirak eden kişi, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki), devletingörevlendirdiği gizli olmayan/gizli soruşturmacının da tanık olması mümkündür (SelçukDemir [2. B.], B. No:2014/9783, 22/1/2015, § 35; Kadir İnan [2. B.], B. No: 2020/23928, 30/10/2024, § 31; Orhan Güleryüz,§ 34). Bukapsamda sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren bilirkişilerin de buözerk yorum çerçevesinde tanık olarak değerlendirilmesi gerekir.
33. İtiraz konusu kurallarla, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışındabulunması nedeniyle getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesindeistinabe yoluna başvurulabileceği ve bu şekilde alınan beyanlara dairtutanakların duruşmada anlatılacağı öngörülmüş, böylece sanık hakkındaki mahkûmiyetin sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânıbulamadığı bir tanık tarafından verilen ifadelere dayandırılması mümkünkılınmıştır.
34. Sanığın sorgulama veya sorgulatmaimkânı bulamadığı tanık ifadelerinin mahkûmiyete delil olarak kabulününAnayasa’ya uygun olması, bu durumun yargılamanın adilliğine zarar vermemesiylemümkün olabilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da duruşma öncesindeveya haricinde elde edilen tanık beyanlarının mahkûmiyete delil olarak kabuledilmesinde bu ölçüt dikkate alınmıştır. Anılan kararlarda bu yöndekideğerlendirmelerde üç aşamalı bir testin uygulanmasının zorunlu olduğu ifadeedilmiştir. Buna göre;
i. İlk olarak tanığın duruşmada hazıredilmemesinin geçerli bir nedeni olup olmadığı belirlenmelidir.
ii. İkinci aşamada sanığın sorgulamaveya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetindayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir.
iii. Son aşamada ise sanığa duruşmadasorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veyabelirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise savunma tarafınınmaruz kaldığı bu olumsuzluğun telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşıdengeleyici güvenceleri sağlayan bir usulün oluşturulup oluşturulmadığı ortayakonulmalıdır (Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 82; ayrıcabazı değişikliklerle birlikte bkz. Ramazan Kösem [1. B.], B. No:2021/48766, 5/2/2025, § 25; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; OnurUrbay [1. B.], B.No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 37; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 45).
35. Bukapsamda ilk olarak konutunun yetkili mahkemenin yargı çevresi dışındabulunması nedeniyle getirilmesinin zor olması tanığın mahkemede hazır edilmemesiningeçerli bir nedeni olarak kabul edilmelidir.
36. Anılan testin ikinci aşamasında, tanıktarafından verilen beyanın mahkûmiyet hükmünde dayanılan tek veya belirleyicidelil olması durumunda kurallar gereğince istinabe yoluna başvurulup başvurulamayacağınınincelenmesi gerekir. Kurallar yargılamasırasında tüm tanıkların dinlenmesi yönünden uygulanacağından tanık beyanınıntek veya belirleyici delil olması ihtimalini de dışlamamaktadır. Bu bağlamdasorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veyabelirleyici delil olabileceği durumlar yönünden üçüncü aşama olarak savunmatarafının maruz kaldığı zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeydekarşı dengeleyici güvenceler sağlayan usullerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
37. Bu kapsamda mahkemenin yargı çevresidışındaki tanıkların -sanığın da onlara soru sormasına imkân sağlayacak vesorulan sorulara verdikleri cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatıelde edecek şekilde- Ses ve Görüntü BilişimSistemi (SEGBİS) gibivasıtalarla dinlenmesi telafi edici bir güvence olabilir (bazı değişikliklerlebirlikte Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).
38. 5271sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralıfıkrasında olayın delilinin, bir tanığın açıklamalarından ibaret olmasıdurumunda bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceği hüküm altına alınmıştır. Budurumda istinabe yoluyla alınan tanık beyanına ilişkin tutanağın veya yazılıbir açıklamanın okunmasının dinleme yerine geçmeyeceği açıktır. Bu itibarla sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânıbulamadığı tanığın verdiği beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek delil olmasıdurumunda tanığın duruşmada dinlenmesi gerekmekte olup bu tanığınistinabe suretiyle dinlenmesi mümkün değildir.
39. Bununla birlikte sanığın sorgulamaveya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetindayandığı belirleyici delil olması durumunda istinabe yoluna başvurulmasınayasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak anılan Kanun’un 180. maddesinin (5)numaralı fıkrası gereğince tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyladinlenmesinin, ancak görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılarakdinleme imkânlarının bulunmaması durumunda ve son çare olarak başvurulacak biryöntem olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra Kanun’un 181. maddesinin (1)numaralı fıkrasında tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gününCumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiinebildirileceği öngörülmüştür. Anılan hüküm gereğince tanıkların vebilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenildiği hallerde sanığın ve davanın diğersüjelerinin duruşmadan haberdar edilmesi gerekmektedir. Ayrıca 201. maddenin (1) numaralı fıkrasına göre istinabe yoluyla tanıkveya bilirkişinin dinlenmesinde sanığın mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıylasanık müdafinin ise doğrudan bu kişilere soru yöneltebilmesinin mümkün olduğuanlaşılmaktadır.
40. Bu itibarla ceza muhakemesi sisteminde ilke olaraktanığın mahkemece duruşmada dinlenmesi gerektiği, kurallarda istinabe yoluylatanık beyanının alınabilmesine imkân tanınmış ise de bu yönteme ancak zorunludurumlarda ve son çare olarak başvurulabileceği, ayrıca söz konusu durumlarda dahitanığın verdiği beyanın mahkûmiyetin dayandığıtek delil olması hâlinde bu yola başvurulmasının mümkün olmadığıanlaşılmaktadır. Diğer yandan tanığın verdiği beyanın mahkûmiyetin dayandığı belirleyicidelil niteliğinde olması hâlinde ise tanığın sorgulanmaması sebebiylesavunmanın maruz kaldığı zorlukları telafi edecek dengeleyici güvencelere deKanun’da yer verildiği görülmüştür. Dolayısıyla kuralların genel olarakyargılamanın adilliğine zarar verecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
41. Bu itibarla kuralların adilyargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkıyla çelişen bir yönübulunmamaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 36. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
B. Kanun’un 196. Maddesinin (2) ve (3) Numaralı Fıkralarının,(6) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…veya istinabe suretiyle...” İbaresinin ve 209.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “Naip…” İbaresinden SonraGelen “…veya istinabe…” İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
43. 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesinin itiraz konusu(2) numaralı fıkrasında sanığın, alt sınırıbeş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere,istinabe suretiyle sorguya çekilebileceği, sorgu için belirlenen gününCumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirileceği, Cumhuriyet savcısı ilemüdafiinin sorgu sırasında hazır bulunmasının zorunlu olmadığı ve sorgusundanönce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediğininsorulacağı öngörülmüştür.
44. Anılan Kanun’un 196. maddesinin (6) numaralıfıkrasında yurt dışında bulunan sanığınistinabe suretiyle sorgusunun yapılmasına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre yurtdışında bulunan sanığın belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğuhâlinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusuyapılabilir. Söz konusu fıkrada yer alan “…veya istinabe suretiyle...”ibaresi itiraz konusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
45. Ülkemizde cezaikonularda uluslararası adli iş birliğinin usul ve esasları 6706 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. AnılanKanun’un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine göre uluslararasıadli yardımlaşmada merkezî makam olan Adalet Bakanlığı yabancıdevletlerin adli iş birliği taleplerinin kabulü ile Türk adli mercilerininyapacağı iş birliği taleplerinin uygunluğu konusunda karar verme yetkisinesahiptir.
46. Kanun’un 9. maddesinde görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle adli yardımlaşmayapılabilmesine dair hususlar düzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralıfıkrasına göre adli yardımlaşma talebinin yerine getirilmesinde görüntülü vesesli iletişim tekniğinin kullanılması istenebilecek ve bu işlemler, talebiyerine getiren devletin yetkili makam veya mercilerinin yönetimi altında ve budevletin hukuku uyarınca yürütülecektir. Maddenin (2) numaralı fıkrasına göreise Türk adli mercileri tarafından adli yardımlaşma talebinin görüntülü vesesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerine getirilmesinin istenmesihâlinde milletlerarası antlaşmalarda hüküm bulunması kaydıyla işlem, Türk adlimercilerinin yönetimi altında ve Türk hukuku uyarınca yürütülecektir.
47. 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesinin itiraz konusu(3) numaralı fıkrasında sorgu tutanağının duruşmada okunacağı öngörülmüştür.209. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise naip veya istinabe yoluyla sorgusuyapılan sanığa ait sorgu tutanaklarının duruşmada anlatılacağı belirtilmiştir.Anılan fıkrada yer alan “Naip…”ibaresinden sonra gelen “…veya istinabe…” ibaresi ise itiraz konusu sonkuralı oluşturmaktadır.
2. İtirazın Gerekçesi
48. Başvuru kararlarında özetle; 5271 sayılı Kanun’un 180. maddesinin (2) numaralı fıkrasınave 209. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…naip…” ibaresindensonra gelen “…veya istinabe…” ibaresine yönelik gerekçelerin yanı sıraitiraz konusu kurallarda sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınmasınınsanığın rızası şartına bağlandığı, ancak bu rızanın geçerli olabilmesi içinsanığın feragatin etki ve sonuçları konusunda aydınlatılması gerektiği, hukukibilgisinin olmaması ve içinde bulunduğu durum dikkate alındığında sanığaistinabe yoluyla sorgulanmanın olası sonuçları hakkında yeterince aydınlatılmaimkânı tanınmadığı, dolayısıyla sanığın bu konudaki rızasının adil yargılanmahakkına ilişkin sorunu ortadan kaldırmayacağı, ayrıca sanık müdafinin veCumhuriyet savcısının sorgu sırasında hazır bulunmasına gerek görülmemesininsanığın rızasının hukuki sonuçlarını anlama konusunda onu daha dagüçsüzleştirdiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın36. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. 196. Maddenin (2) ve (3)Numaralı Fıkraları ile 209.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “Naip…” İbaresinden SonraGelen “…veya istinabe…” İbaresi
49. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkından ayrıolarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia vesavunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamınıda içermektedir (Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, § 59; MehmetFidan [1. B.], B. No:2014/14673, 20/9/2017, § 37).
50. Duruşmada hazır bulunma hakkı,hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan savunma hakkıylada sıkı bağlantılıdır. Ceza yargılamasında hakkaniyete uygun bir yargılamanınen önemli unsuru olan bizzat savunma hakkının sağlanabilmesi için sanığınduruşmada hazır bulunma imkânına sahip olması gerekir. Duruşmada hazır bulunma hakkı, kişinin kendi davasıyla ilgili olarak karar verecek olan mahkemenin duruşmasına bizzat veya müdafii ile birlikte katılmasıanlamına gelmektedir (Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, § 75).
51. Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunmahakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine dayalı bir yargılama sistemininbenimsenmesi sanığın duruşmada hazır bulunmasını gerektirmektedir. Böylece olayıen iyi bilebilecek durumda olan sanık, delillerin tartışılmasını sağlayarakaleyhinde olan delilleri çürütme ve mahkemenin vereceği kararı etkileme imkânıbulacak ve savunmasının doğruluğunu ispatlayabilecektir. Dolayısıyla anılan haksayesinde suç isnadı altındaki bir kimse yargılamaya etkin olarak katılmakta,hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön vermeimkânına kavuşmaktadır (Şehrivan Çoban, § 74).
52. İtiraz konusu kurallarda yurt içinde bulunan sanığınsavunmasının istinabe yoluyla alınmasına dair hususlar düzenlenmiştir. Kurallar belirli ağırlıktaki suçlar yönünden ve sanığınaçık bir şekilde feragat iradesini ortaya koyması hâlinde yargılamayı yürütenmahkemede hazır bulunmadan yargılamanın tamamlanmasına imkân tanımaktadır.
53. KurallarınAnayasa’ya uygunluğu incelenirken cezamuhakemesinde sanığın genel olarak duruşmada hazır bulunmasına ve bu haktanferagatine yönelik düzenlemelerin gözetilmesi gerekir.
54. Hukuk sistemi ile toplumsalihtiyaçlar arasındaki bağlantının bir sonucu olarak uyuşmazlıkların çözümünükolaylaştırmak, adalet yapısının işleyişini hızlandırmak amacıyla devletlerbirtakım tercihlerde bulunabilir. Dolayısıyla hak arama özgürlüğünün en önemliaraçlarından biri olan uyuşmazlığın mahkeme önünde süratle çözümekavuşturulması, bu tercihten ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda kanun koyucununnihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla genel yargılama usulündeöngörülen birtakım usule ilişkin güvencelerden vazgeçilerek karar verilmesineimkân tanıyan düzenlemeler yapması takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Ancakanılan takdir yetkisinin anayasal ilkelere bağlı kalınarak kullanılmasıgerekmektedir (AYM, E.2020/79, K.2023/113, 22/6/2023,§ 123).
55. 5271 sayılı Kanun’un 193. maddesine göre hazırbulunmayan sanık hakkında ilke olarak duruşma yapılmaz, sorgusu yapılmamış isemahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararlarıverilemez. Bununla birlikte anılan Kanun’un 195. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre suç, yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyigerektirmekte ise sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Kanun’un 194. maddesinin(2) numaralı fıkrasında ise sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturumagelmezse önceden savunması alınmış olmak ve artık hazır bulunmasına mahkemecegerek görülmemek şartıyla dava sanığın yokluğunda bitirilebilir. Ayrıca 196.maddenin (1) numaralı fıkrasında sanığın daha önce savunması alınmış olmakkaydıyla talep üzerine duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabilmesineimkân tanınmıştır.
56. Anılan hükümler gözetildiğinde ceza muhakemesisistemimizde sanık duruşmadan bağışık tutulmayı talep etse, diğer bir ifadeyleduruşmaya bizzat katılma ve bizzat savunma hakkından açıkça feragat etse dahisorgusu yapılmamış olan sanığın yokluğunda yargılama yapılıp mahkûmiyet, cezaverilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararları verilmek suretiyleyargılamanın sonlandırılmasına ilke olarak imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır (AYM,E.2023/163, K.2024/57, 22/2/2024, § 80).
57. Bununla birlikte Anayasa’nın 36. maddesinde kişilerinadil yargılanma hakkının güvencelerinden feragat etmesini geçersiz kılan açıkbir hüküm yer almamaktadır. Dolayısıyla ceza muhakemesinde hem bir hak hem debir yükümlülük olarak öngörülen sanığın duruşmada hazır bulunma ve savunmahaklarından belirli şartlar altında feragat edilebilmesi mümkündür. Söz konusuferagat açık biçimde olabileceği gibi zımnen de olabilir (bazı farklarlabirlikte bkz. AYM, E.2022/145, K.2023/59, 22/3/2023, §§ 22, 23; NurettinBalta [1. B.], B. No: 2016/10023, 28/12/2021, § 45).
58. Söz konusu feragatinAnayasa’ya uygun kabul edilebilmesi için feragat iradesinin kesin olarak(tereddütsüz) ortaya konulması ve feragatin sonuçlarının kişi yönünden makul veöngörülebilir olması gerekir. Buna ek olarak asgari usul güvencelerininsağlanmış olması, ayrıca adil yargılanma hakkından feragat edilmesini meşruolmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının da bulunmaması zorunludur (bazıfarklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Nurettin Balta [1. B.], B. No:2016/10023, 28/12/2021, § 45; Selçuk Arslan, § 62).
59. Kurallar kapsamında istinabe suretiyle sorgusundanönce sanığa ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediğininsorulmasının zorunlu olması ve sorgu tutanağının duruşmada okunacağının veanlatılacağının hükme bağlanması karşısında sanık tarafından feragat iradesininkesin ve tereddütsüz bir şekilde ortaya konulmasına imkân tanındığı,dolayısıyla sanık açısından feragatin sonuçlarının makul ve öngörülebilirolduğu anlaşılmaktadır.
60. Öte yandan duruşmada hazır bulunmahakkından feragat edildiği süreçte sanığa asgariusuli güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Bu bağlamda duruşmada hazırbulunma hakkından feragat edilen yargılamaya konu suçun niteliği öncelikle önemtaşıyacaktır. Ayrıca sanığın suçlamanın niteliğiile ilgili olarak ayrıntılı bir biçimde bilgilendirilmesi, savunmasınıhazırlamak için gerekli zaman ve imkânlara sahip olması, suçlamaların vedosyadaki bilgi ve delillerin içeriğinden gerçek anlamda haberdar edildiğininkabul edilmesi için müdafi yardımından yararlandırılması gibi hususlarda asgarigüvencelerin oluşturulup oluşturulmadığının da değerlendirilmesi gerekir.
61. Kurallarda yurt içinde bulunansanığın istinabe yoluyla sorgusunun yapılabilmesi alt sınırı beş yılın altındaolan suçlar yönünden mümkün kılınmıştır. Dolayısıyla istinabe yoluylasavunmanın alınması ceza miktarı itibarıyla daha hafif nitelikteki suçlarhakkında yürütülen yargılamalarda gerçekleşebilecektir.
62. Bunun yanı sıra kurallarda, sorgu için belirlenen günün Cumhuriyet savcısıile sanık ve müdafiine önceden bildirileceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarlasanığın istinabe yoluyla sorgusu yapılmadan önce duruşmadan haberdar edileceği,savunması için gerekli hazırlıkları yapabileceği ve duruşmaya müdafii ilekatılabileceği anlaşılmaktadır.
63. Ayrıca istinabe suretiyle sanığın sorgusu yapılırkenceza muhakemesinde sorgu usulünün düzenlendiği 147. maddedeki düzenlemelereuyulması gerekecektir. Bu bağlamda istinabe olunan mahkemece sanığa, yüklenensuç anlatılacak, sorgu sırasında müdafi seçme, susma ile delil ileri sürme ve bunların toplanmasını isteme haklarınınolduğu bildirilecektir. Sanık istinabe olunan mahkemece yapılan sorgusundaanılan hususlarda taleplerde bulunabilecektir.
64. Diğer yandan 196. maddenin (4) numaralı fıkrasında zorunlu koşulların gerçekleştiği hâllerde sanığın SEGBİS ile duruşmalara katılması da mümkünkılınmıştır. Bunun yanı sıra sanığın yargılamanın yürütüldüğü mahkemeninyaptığı duruşmalara her zaman katılması mümkün olduğu gibi dosyasındaki bilgive belgeleri temin etmesinin önünde de bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyladuruşmada hazır bulunma hakkından feragat sürecinde sanığa asgari usulgüvencelerinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
65. Öte yandan sanığınkurallar kapsamında öngörülen hâllerde istinabe yöntemiyle sorgulanmasını meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının dabulunmadığı görülmektedir.
66. Buitibarla kuralların adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunmahakkıyla çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
67. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 36. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
b. (6) Numaralı Fıkrada Yer Alan “…veya istinabesuretiyle...” İbaresi
68. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesiuyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden deincelenmiştir.
69. İtiraz konusu kural, yurt dışında bulunan sanığınsavunmasının istinabe yoluyla alınmasına ilişkin düzenleme içermektedir. Dolayısıyla kural, sanığın adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan duruşmadahazır bulunma hakkına bir sınırlama getirmektedir.
70. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre adil yargılanmahakkına getirilen sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülensınırlama sebebine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.
71. Adil yargılanma hakkına yönelik sınırlamada dikkatealınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Ancak AnayasaMahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen varolması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekildebelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
72. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
73. Kuralda yurtdışında bulunan sanığın istinabe yoluyla sorgulanmasının kapsam ve şartlarınınherhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiğigözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğuaçıktır. Bu yönüyle kuralın kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır.
74. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hakve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebineuygun olması gerekir. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlamanedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının olduğu kabul edilmektedir. Bunun yanında Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özelsınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir (AYM,E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 24).
75. Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birimakul sürede yargılanma hakkıdır. Nitekim Anayasa’nın141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilerek yargılamamaliyetinin en düşük şekilde olmasının ve bu sürecin mümkün olan en hızlıyöntemlerle gerçekleştirilmesinin yargının görevlerinden olduğu ifadeedilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasınıengelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sistemininve özellikle yargılama usulünün, yargılamaların makul süre içerisindebitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve davaların nedensiz olarakuzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, mahkemelerin nicelik venitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç ve gereçlerledonatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir (bazı farklarlabirlikte bkz. AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28/2/2013).
76. Kuralla, yurt dışında bulunan sanığın mahkemeyegetirilmesine gerek kalmadan hukuksal yardım talep edilen mahkemece sorgusununyapılarak yargılamanın gereksiz yere uzamasının önüne geçilmesinin veuyuşmazlığın bir an önce çözüme kavuşturulmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarlakuralın makul sürede yargılanma hakkınıtemin etmek amacıyla öngörüldüğü ve bu yönüyle anayasal anlamda meşru bir amacadayandığı görülmüştür.
77. Bununlabirlikte adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik ve meşru amaçşartlarını taşıması yeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması da gerekir.Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
78. Yargılamayı yürüten mahkemenin yurt dışında bulunansanığa ulaşmaya çalışmasının, yargılamanın uzamasına neden olabileceğigözetildiğinde yurt dışında bulunan sanığın istinabe yoluyla sorgusununyapılmasının makul sürede yargılanmahakkının gerçekleştirilmesine katkı sunacağı açıktır. Bu itibarla kuralın meşru amaca ulaşma bakımındanelverişli bir araç olduğu anlaşılmaktadır.
79. Kuralla duruşmada hazır bulunma hakkına getirilensınırlamanın Anayasa’ya uygun olabilmesi için gereklilik ilkesine aykırıolmaması zorunludur. Kanun koyucunun yargılamaların kısa sürede sonuçlanmasıiçin alacağı tedbirleri belirlemede geniş bir takdir yetkisinin bulunduğugözetildiğinde kural kapsamında yurt dışında bulunan sanığın istinabe yoluylasavunmasının alınmasına imkân tanınmasının öngörülen meşru amaç bakımındangerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
80. Öte yandan kuralla öngörülen sınırlamanın orantılıolup olmadığı da değerlendirilmelidir. Cezaiuyuşmazlıklarda sanığın sorgusunun mutlak anlamda asıl yargılamayı yürütenmahkemece yapılması gerektiği söylenemez. Adil yargılama ilkelerine uyulmakşartıyla yargılamanın makul sürede sonlandırılması için bazı yargılamalarda yurt dışında bulunan sanığınsorgusunun istinabe yoluyla yapılması mümkündür.
81. Anayasa Mahkemesi sanığınhakkaniyete uygun yargılanması açısından beyanlarını asıl yargılamanın yürütüldüğümahkemede vermesi gerektiği hâllerde duruşmada hazır edilmemesinin yargılamanınbir bütün olarak adil olmasını engelleyebileceğini ancak söz konusu hakkınmutlak olmadığını, sınırlanabileceğini, bu gibi durumlarda orantılılıkincelemesinde sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğinebir bütün olarak zarar verip vermediğinin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan sanığın diğer tarafça ilerisürülen görüşler ve deliller hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlarayorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkilikatılımının sağlanması için kendisine makul bir fırsat verilip verilmediğihususlarının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir (Şehrivan Çoban, §94).
82. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunmahakkına sınırlama getiren kuralın orantılılık incelemesinde sanığın suçlamanınniteliğiyle ilgili olarak ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmesi, savunmasınıhazırlamak için gerekli zaman ve imkânlara sahip olması, suçlamaların vedosyadaki bilgi ve delillerin içeriğinden gerçek anlamda haberdar edildiğininkabul edilmesi için müdafi yardımından yararlandırılması gibi hususlarda asgarigüvencelerin oluşturulup oluşturulmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerekligüvencelerin sağlanmaması ceza yargılamasını hakkaniyete aykırı hâlegetirebilir.
83. Yurt dışında bulunan sanığın istinabe suretiylesorgusu yapılırken de ceza muhakemesinde sorgu usulünün düzenlendiği 5271sayılı Kanun’un 147. maddesindeki düzenlemelere uyulması gerekecektir. Bubağlamda istinabe olunan mahkemece sanığa, yüklenen suç anlatılacak, sorgusırasında müdafi seçme, susma ile delilileri sürme ve bunların toplanmasını isteme haklarının olduğu bildirilecektir.Sanık, istinabe olunan mahkemece yapılan sorgusunda anılan hususlardataleplerde bulunabilecektir. Ayrıca sanığınyargılamanın yürütüldüğü mahkemenin yaptığı duruşmalara her zaman katılmasımümkün olduğu gibi dosyasındaki bilgi ve belgeleri temin etmesinin önünde debir engel bulunmamaktadır.
84. Öte yandan kural sanığın istinabe olunan mahkemede savunmada bulunmayıpyargılamayı yürüten mahkemede savunma yapma yönünde talepte bulunma imkânını daortadan kaldırmamaktadır.
85. Diğer yandan anılan Kanun’un 196. maddesinin (6)numaralı fıkrasında yurt dışında bulunansanığın istinabe suretiyle sorgusunun yapılabilmesi ancak belirlenen tarihteasıl mahkemesindeki duruşmada hazır bulunmasının zor olduğu hâllerde mümkünkılınmıştır. Dolayısıyla yurt dışında bulunan sanığın istinabe yoluyla sorgusununyapılması son çare olarak başvurulacak bir yöntemdir. Ayrıca 6706 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (2) numaralıfıkrasında adli yardımlaşma talebiningörüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılmak suretiyle yerine getirilmesininistenmesine de imkân tanınmıştır.
86. Buitibarla kuralla öngörülen sınırlama ile ulaşılmak istenen meşru amaç arasındaadil ve makul bir dengenin ortadankaldırıldığı söylenemez. Bu yönüyle kuralla sanığın duruşmada hazır bulunmahakkına getirilen sınırlamanın hedeflenen meşru amaç bakımından orantılı olduğusonucuna ulaşılmıştır.
87. Açıklanan nedenlerle kural,Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
V.HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun;
A. 180. maddesinin(2) numaralı fıkrasının “istinabe yoluyla dinlenme” yönünden,
B. 196. maddesinin;
1. (2) ve (3)numaralı fıkralarının,
2. (6) numaralıfıkrasında yer alan “…veya istinabe suretiyle...” ibaresinin,
C. 209. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “…veya istinabe…” ibarelerinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 10/9/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR