ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2024/234
KararSayısı : 2025/99
KararTarihi : 22/4/2025
R.G.Tarih-Sayı: 23/6/2025-32935
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun12/5/1982 tarihli 2670 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen 56.maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetlebağdaşmıyacak durumları,…” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: Aday memurluktan ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyleaçılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 56. maddesişöyledir:
“Adaylık devresi içinde göreve son verme:
Madde 56 – (Değişik: 12/5/1982 - 2670/21 md.)
Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve stajdevrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal vehareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları, görevedevamsızlıkları tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamayayetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir.
İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhal DevletPersonel Başkanlığına bildirilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca KadirÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve MetinKIRATLI’nın katılımlarıyla 16/1/2025 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mehmet AKTEPEtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralınmemuriyetten ilişik kesme şeklinde ağır bir sonuç öngörmesine rağmen kuralda hangihâl ve hareketlerin memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olduğuna ilişkinbelirleme yapılmadığı, bu hâl ve hareketlerin nasıl belirleneceğine ilişkinsomut ölçütlere de yer verilmediği, bu durumun keyfî yorum ve uygulamalarasebebiyet verdiği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
5. 657 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasında,adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin herbirinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hâl ve hareketlerindememuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerindisiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerininkesileceği belirtilmiştir. Anılan fıkrada yer alan “…hal ve hareketlerindememuriyetle bağdaşmıyacak durumları,…” ibaresi itiraz konusu kuralıoluşturmaktadır.
6. Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde “IV.Kamu hizmetlerine girme hakkı” kenar başlığı altında 70. maddesinde kamuhizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. “Hizmete girme” başlıklımaddenin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkınasahiptir” denilmek suretiyle hakkın tanımı yapılmış, ikinci fıkrasında ise“Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırımgözetilemez” denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevingerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altınaalınmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyideğil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığını kabuletmektedir (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48). Dolayısıyla kişinin kamu hizmetinde kalmaya devamedebilme imkânından yararlanamaması sonucunu doğuran düzenlemeler Anayasa’nın70. maddesi kapsamındadır.
7. İtiraz konusu kural, aday memur statüsünde görev yapmaktaolan kamu görevlilerinden adaylık süresi içerisinde hâl ve hareketlerindememuriyetle bağdaşmayacak durumları tespit edilenlerin disiplin amirlerininteklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile memuriyetten ilişiklerininkesilmesini öngörmektedir. Kural, memur adayının belirli hâl ve hareketlerinesonuç bağlamak suretiyle Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirmektedir.
8. Disiplincezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıylaöngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlalihâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesiiçin memurların disiplin kurallarına uymasının ve bu alışkanlığın aday memurluksürecinde kazandırılmasının önemli olmadığı söylenemez. Bu itibarla kanunkoyucunun aday memurlar için memurlara nazaran daha ağır disiplin yaptırımıöngörmesinde takdir yetkisine sahip olduğu açıktır (benzer yönde bkz. AYM,E.2022/47, K.2023/124, 13/7/2023, § 73).
9. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
10. Buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerinsınırlanması rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin gözönündebulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nınsöz konusu maddesi uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkına getirilen sınırlamalarınkanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.
11. Anayasa’nın anılan hükmü uyarınca kamu hizmetlerindekalma hakkına yapılan sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt,sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı üzeretemel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasalkuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
12. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanununbu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilenkanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesiışığında yorumlanmalıdır.
13. Bir kanunhükmünün muhataplarının hangi eylemin disiplin suçu teşkil ettiğinin ve bueyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunun belli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine imkân verecek şekilde kaleme alınmış olması, kanunilikilkesinin sağlanması bakımından gereklidir. Bu açıdan bakıldığında kuralda ilişik kesmeyi gerektiren memuriyetlebağdaşmayacak eylem ve davranışlarda bulunma hâlini oluşturan durumlarınobjektif bir değerlendirme yapmaya imkân vermeyecek, keyfî uygulamalara yolaçabilecek şekilde sınırlarının belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle kuralda ilişik kesmenin konusunuteşkil eden disiplinsizlik hâllerinin kapsamı, niteliği, ne şekildeişlenebileceği gibi hususların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimdeaçık ve net olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bu yönüyle kural, bireylerinhangi somut fiil ve olguya sonuç bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır.
14. Dolayısıyla kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlamagetiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı, keyfîliğe karşıyeterince güvence içermediği, bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin kanunlasınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13.ve 70.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 70.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
16. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
17. 657 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasındayer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,...”ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararınıihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncüfıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğinceiptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonrayürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12/5/1982tarihli ve 2670 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…hal vehareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, ÖmerÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDANBAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 22/4/2025 tarihindekarar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
KARŞI OY
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun çoğunluğu tarafından657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yeralan “hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları”ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılarak iptaline kararverilmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.Şöyle ki;
Devlet Memurları Kanunu’nun 56. ve 57. maddelerinde adaylık süresiiçinde göreve son verilme koşulları düzenlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 56.maddesine göre, “Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim vestaj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal vehareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıklarıtespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayıile ilişikleri kesilir._ _İlişiklerikesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir”.657 sayılı Kanunun 57. maddesine göre ise, “Adaylık süresiiçinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almışolanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ileilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhâl DevletPersnel Başkanlığına bildirilir. _Adaylık devresi içinde veya sonunda, 56 ncıve bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler (sağlık nedenleri hariç) 3yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar”. Devlet Memurları Kanunundamemurların adaylık dönemleri ve asil olarak atanmaları ayrı ayrı düzenlenmişolup, aday memurluk döneminde hazırlayıcı eğitim ve staj eğitimleri öngörülmüş,yine adayların asil olarak atanmaları için bu eğitimlerden başarılı olmalarıkoşulu getirilmiştir. Kanunda, aday memurların sadece akademik eğitimdenbaşarılı olmaları değil, aynı zamanda göreve devamlılıkları ve meslekikurallara uyumu da asil memur olarak atanmaları için nazara alınmış, bu koşulusağlamayanların ya da uyarma ve kınama cezasından daha ağır disiplin cezasıalanların adaylığının sona ereceği düzenlenmiştir.
Dava konusu ibare aday memurun, memuriyetle bağdaşmayanhal ve hareketlerinin tespiti halinde görevine son verilmesini düzenlemekteolup, herhangi bir disiplin işlemi yapılmaksızın söz konusu sebeplerin varlığıhalinde disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinkesileceğini düzenlemektedir. Dava konusu edilen 657 sayılı Kanunun 56.maddesinin ilk fıkrasındaki “adaylık süresi içinde hal ve hareketlerindememuriyetle bağdaşmayacak durumları” ibaresinin çok benzer bir düzenlemeside aynı Kanunun 125/E maddesinin (g) bendinde memuriyetten çıkarma disiplincezasını gerektiren sebeplerden biri olarak sayılmıştır. Söz konusu maddeyegöre (657 sayılı Kanun m.125/E/g), “ Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacaknitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak”memurluktan çıkarma sebebi oluşturan fiillerden biri olmaktadır.
Anayasa Mahkemesi 16/01/2014 tarihli ve E.2013/110,K.2014/8 sayılı kararı ile (Resmi Gazete tarih ve sayısı; 09.05.2014-28995) sözkonusu maddenin iptaline ilişkin başvuruyu reddetmiştir. Söz konusu karara konubaşvuruda, hangi hareketlerin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik vederecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olduğu hususunda herhangi birsomut ve belirli unsur ya da benzer davranışlar listesinin bulunmadığı, sözkonusu fiil ve hareketlerin belirlenmesi yetkisinin idareye ve yargıorganlarına bırakıldığı, bu durumun farklı uygulamalara ve yorumlara sebebiyetvereceği belirtilerek Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.Anayasa Mahkemesi ise, konuyu Anayasanın 2.,38. ve 128. maddeleri açısındanincelemiş, Anayasa’nın 13.,49. ve 70. maddeleri ile ilgili görmemiştir. AnayasaMahkemesi, Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yaptığı değerlendirmede, belirlilikilkesinin yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesini ifade ettiğini, belirlilik ilkesinin gerekleri,düzenlemenin yapılacağı alana ilişkin koşulların getirdiği zorluklara göredeğişebildiği, birtakım kavramların bazı alanlar için kullanılması durumundabelirlilik ilkesinin gerekleri yerine getirilmiş sayılırken, aynı belirlilikoranı diğer bir alan için yeterli olmayabileceğini, ceza hukukuna ilişkinkanunilik ve belirlilik unsuru ile disiplin hukukuna ilişkin kanunilik vebelirlilik unsuru arasında farklılık olduğunu, konunun daha kesin ve açık birdüzenlemeye imkân tanımaması hâlinde, kanun koyucunun zorunlu olarak geneldüzenleme yapabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, kanun tekniği açısından dahasomut düzenleme ve daha belirgin kavram kullanma olanağı bulunmaması veya birkanunun veya hükmün düzenlediği alanın daha fazla somutlaştırılması venetleştirilmesi zor birçok olguyu kapsaması durumunda belirlilik ilkesineuyulduğu kabul edilebileceğini, bununla birlikte kullanılan hukuksal kavramveya kavramların en azından yargılama ya da hukuksal yorum yöntemleriylesomutlaştırılabilir olması gerektiğini ifade etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki açıklamalar sonrasında davakonusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacaknitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün öncedenöngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tektek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık birdüzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılankavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığını, kaldıki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşıyargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramlarınbelirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığını, itirazkonusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 38. ve 128. maddeleri yönündenyaptığı incelemede ise, kanunla düzenleme ilkesinin, düzenlenen alanda temelilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade ettiğini,bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkinayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, yasaldüzenleme ilkesine aykırılık oluşturmadığını, dava konusu kuralda, memurluksıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç vericihareketlerde bulunmak fiilinin devlet memurluğundan çıkarma cezasınıgerektirdiği belirtildiğini, idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık vedeğişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanundatek tek belirlenmesinin güçlük oluşturduğunu, kuralın incelenmesinden degörüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüzkızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezasıgerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiğinin anlaşıldığını, bu nedenlerleitiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığınıbelirtmiştir. Mahkeme, kuralın Anayasa'nın 13., 49. ve 70. maddeleriyle ilgisigörülmediğini belirtmiştir.
Somut başvuruda ise, Devlet Memurları Kanununun 56.maddesindeki “adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetlebağdaşmayacak durumları” ibaresine ilişkin denetim Anayasa’nın 13. ve 70.maddeleri çerçevesinde yapılmış ise de söz konusu ibarenin iptaline ilişkinçoğunluk gerekçesi hükmün belirsiz ve keyfilik oluşturduğu yönündedir. AnayasaMahkemesi Devlet Memurları Kanununun 125/E/g bendindeki “memurluk sıfatı ilebağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler” düzenlemesiniidarenin faaliyetlerinin çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğu, bu nedenledisiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesiningüçlük oluşturduğu gerekçesi ile reddetmiş olduğundan, davaya konu 657 sayılıKanunun 56. maddesindeki ibare açısından da söz konusu gerekçeden ve ulaşılansonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durum mevcut değildir. Öyle ki, DevletMemurları Kanununda genel idare hizmetleri, din hizmetleri, emniyet hizmetleri,avukatlık hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri, sağlık hizmetleri, mülkiidare amirliği hizmetleri, teknik hizmetler şeklinde memuriyet sınıflarıbelirtilmiş olup, memuriyetle bağdaşmayan durum ve fiiller her bir hizmetsınıfı için farklılık arzedebilecektir. Örneğin, alkol kullanımı din hizmetlerisınıfı için memuriyetle bağdaşmayan bir durum olarak değerlendirilebilecekiken, diğer hizmet sınıfları için daha farklı bir sonuca ulaşılabilecektir.Yine tıbbi olmayan tedavi yöntemlerinin tavsiye edilmesi sağlık hizmetlerisınıfı için memuriyetle bağdaşmayan bir durum olabilecek iken, diğer hizmetsınıfları için aynı sonuca ulaşılmayabilir.
Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi’nin 16/01/2014 tarihli ve E.2013/110,K.2014/8 sayılı kararında da belirtildiği üzere, itiraz konusu kural dayanakalınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açıktır. Aday memurlukile ilişkisi kesilen kişiler, söz konusu idari işleme karşı idari yargıda davaaçabilecek olup, belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramlarınbelirttiği hareketler yargı kararları yoluyla denetlenecek ve somutlaşacaktır.
Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus, 657sayılı Kanunun 125. maddesinde memuriyetten çıkarma sebepleri düzenlenmiş olup,Kanunun 125. maddesinde memuriyetten çıkarma cezası, bir daha devletmemurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma şeklinde belirtilmiştir.Kanunun dava konusu edilen 56. maddesindeki ibarenin yani adaylık süresi içindehal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları tespit edilmeninyaptırımı ise, kurumla ilişiğinin kesilmesi ve aynı Kanunun 57. maddesiuyarınca ilişiği kesilen memur adayının üç yıl süre ile memur olamamasıdır.Buna göre, Devlet Memurları Kanununun 56. ve 57. maddeleri aynı Kanunun 125.maddesi ile mukayese edildiğinde aday memurun aleyhine değil, bizatihi tekrarmemur olma fırsatı verdiğinden lehine olmaktadır. Bu nedenlerle Kanunun 125/E/gmaddesinde düzenlenen bir fiilin disiplin soruşturması olmaksızın aday memuraçısından aynı Kanunun 56. maddesi uyarınca uygulanması, aday memurun tekrarmemurluğa başvurmasına fırsat verdiğinden lehine sonuç doğurmaktadır. Hal böyleolunca Devlet Memurları Kanununun 125/E/g hükmünün iptal talebini reddeden sayınMahkemenin dava konusu 56. maddesindeki ibarenin iptal talebini de evleviyetlereddetmesi gerekirdi.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, davaya konu 657 sayılıDevlet Memurları Kanununun 56. maddesindeki ibarenin Anayasa’ya aykırı olmadığıkanaatinde olduğumdan, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ömer ÇINAR