ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/52
Karar Sayısı : 2024/140
Karar Tarihi : 23/7/2024
R.G. Tarih – Sayı :19/12/2024 – 32757
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: A. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesinin;
1. Birincifıkrasının ikinci cümlesinin,
2. İkincifıkrasında yer alan “…gayrimenkulün değeri…” ibaresinin,
B. 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun;
1. 341. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
2. 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin,
“6100sayılı Kanun’un 114. maddesinde veya diğer kanunlarda öngörülen davaşartlarının bulunmadığı davalar ile feragat edilen ya da hak düşürücü süreaşımına uğramış davalar” yönündenAnayasa’nın 36. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerinekarar verilmesi talebidir.
OLAY: Hazine adınaolan taşınmaz tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebiyle açılandavada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
1. 492 sayılı Kanun’unitiraz konusu kuralların da yer aldığı 16. maddesi şöyledir:
“Değer esası:
Madde 16 – Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1)sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapukayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulündeğeri nazara alınır.
Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil vetazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harc, gayrimenkulün değeriile talebolunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerindedeğer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir.Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu maddehükmü uygulanır.”
2. 6100 sayılıKanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
a. 341. maddesişöyledir:
“İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar
MADDE 341- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derecemahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddikararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizkararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizkararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyenmalvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veyadeğere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üçbin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda,kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyentaraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyizedilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup dabölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihaikararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.”
b. 362. maddesişöyledir:
“Temyiz edilemeyen kararlar
MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdakikararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutardâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.
b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeriitibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğerdavalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmaküzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılıKat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç)özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarlailgili kararlar.
c) (Değişik:22/7/2020-7251/39 md.) Yargı çevresi içinde bulunanilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargıyeri belirlenmesine ilişkin kararlar.
ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.
d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmaküzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.
e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemelerihâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde,davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.
f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.
g) (Ek:22/7/2020-7251/39 md.) 353 üncü maddenin birincifıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar.
(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağınbir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinliksınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmişolması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin TürkLirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yolunabaşvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararıtemyiz edebilir.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
6100 sayılı Kanun’un;
1. 114. maddesi şöyledir:
“Dava şartları
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkilibulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları;kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilindavaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmışolması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğininyerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekteolmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamışolması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkinhükümler saklıdır.”
2. 115. maddesişöyledir:
“Dava şartlarının incelenmesi
MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olupolmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartınoksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit edersedavanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bununtamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığıgiderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasınagirilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bunoksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davausulden reddedilemez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca ZühtüARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, RıdvanGÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, BasriBAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE ve Yılmaz AKÇİL’inkatılımlarıyla 22/2/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikleuygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacakbir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırıgörmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için AnayasaMahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın dao davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise davanın değişikevrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
3. 492 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrasındataşınmazın aynından kaynaklanan davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerinde bulunması hâlinde harcın ne surette hesaplanacağı düzenlenmektedir. Bakılmaktaolan davada yalnızca Hazine adına olan taşınmazın tapu kaydının iptali iledavacı adına tescili talep edilmektedir. Bu itibarla anılan Kanun’un 16.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…gayrimenkulün değeri…”ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
4. Öte yandan 6100sayılı Kanun’un 362. maddesinin(1) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendindemiktar veya değer bakımından temyize tabi olmayan kararlar düzenlenmektedir.
5. Bakılmakta olan davada ise Mahkemece verilecekkararlara karşı anılan Kanun’un 341. ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanunyoluna başvurulabilmesi mümkündür. Başka bir ifadeyle yargılamanın bulunduğuaşama itibarıyla temyiz kanun yoluna ilişkin hükümlerin uygulanma imkânıbulunmamaktadır.
6. Ayrıca bakılmakta olan davada dava şartı yokluğuiddiası, kesin hüküm nedenine dayandırılmaktadır. Dolayısıyla davada Kanun’un114. maddesinde sayılan dava şartlarından yalnızca anılan maddenin (1) numaralıfıkrasının (i) bendinde yer alan “Aynı davanın, daha önceden kesin hükmebağlanmamış olması” şeklindeki dava şartı dikkate alınacaktır. Bu itibarlakuralların esasına ilişkin incelemenin “12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i)bendinde öngörülen dava şartının noksan olduğu davalar” yönünden yapılmasıgerekir.
7. Açıklanan nedenlerle;
A. 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinin;
1. Birincifıkrasının ikinci cümlesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (i) bendinde öngörülen dava şartının noksan olduğu davalar”yönünden yapılmasına,
2. İkincifıkrasında yer alan “…gayrimenkulün değeri…” ibaresinin itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
B. 6100 sayılıKanun’un;
1. 341. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin esasının incelenmesine, esasailişkin incelemenin “6100 sayılı Kanun’un 114. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (i) bendinde öngörülen dava şartının noksan olduğu davalar”yönünden yapılmasına,
2. 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bende ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
9. Dava şartları, davanın esasının incelenebilmesi, başkabir ifadeyle davanın dinlenebilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olanhâllerdir. Davanın esasının incelenebilmesi için varlığı gerekli olanlar olumludava şartı, yokluğu arananlar ise olumsuz dava şartı olaraknitelendirilmektedir.
10. Dava şartları genel olarak 6100 sayılı Kanun’un 114.maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (i) bendindeaynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartları arasındasayılmıştır.
11. Söz konusu Kanun’un 303. maddesinde kesin hüküm, kesin hükmün unsurları ile taraflar veüçüncü kişiler açısından doğuracağı sonuçlar düzenlenmiştir. Anılanmaddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olanhükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her ikidavanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikincidavaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği belirtilmiştir. Usul hukukundadava konusu uyuşmazlık hakkında daha önceden verilen kesin bir hükmünbulunmaması olumsuz dava şartı olarak kabul edilmektedir.
12. Öte yandan Kanun’un 115. maddesinin (1) numaralıfıkrasında mahkemenin dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın heraşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığınıher zaman ileri sürebilecekleri düzenlenmiştir. Anılan maddenin (2) numaralıfıkrasında mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi hâlinde davayıusulden reddedeceği, söz konusu eksikliğin giderilmesinin mümkün olduğudurumlarda bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içindeeksikliğin giderilmemesi hâlinde de aynı şekilde usulden ret kararı vereceğihükme bağlanmıştır.
13. Bu itibarla kamu düzenine ilişkin olan davaşartlarının davanın açıldığı tarihte bulunmaması veya anılan şartlardan birininyargılama sürecinde ortadan kalkması hâlinde davanın usulden reddigerekecektir. Ancak 115. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre dava şartınoksanlığının mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmediği yada bu hususun taraflarca da ileri sürülmediği hâllerde eksiklik hüküm anındagiderilmişse mahkemece usulden ret kararı verilmeyecektir.
14. Dolayısıyla bir dava hakkında verilen hükümkesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı hukuki sebebedayanılarak yeniden dava açılması hâlinde mahkemenin -bu durum taraflarca ilerisürülmese dahi- ikinci davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmesigerekmektedir.
B. 492 SayılıKanun’un 16. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Cümlesinin “6100 SayılıKanun’un 114. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (i) Bendinde Öngörülen DavaŞartının Noksan Olduğu Davalar” Yönündenİncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
15. 492 sayılı Kanun’un 2. maddesinde anılan Kanun’a ekli(1) sayılı Tarife’de yazılı olan yargı işlemlerinin yargı harcına tâbi olduğuöngörülmüştür.
16. Anılan Kanun’un “Mükellef” başlıklı 11. maddesinde genel olarak yargı harçlarını davayı açan veyaharca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlüoldukları hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanun’un 120. maddesinin (1) numaralıfıkrasında da davacının yargılama harçlarını dava açarken mahkeme veznesineyatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir.
17. 492 sayılı Kanun’un 15. maddesinde ise yargıharçlarının söz konusu Tarife’de yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispiesas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağıhükme bağlanmıştır. Anılan Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinde değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde Tarife’de yazılıdeğerlerin esas olduğu belirtilmiştir.
18. Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları:” başlıklıbölümünün “III – Karar ve ilam harcı:” başlıklı kısmının (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esashakkında karar verilmesi hâlinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değerüzerinden binde 68,31 oranında karar ve ilam harcının alınacağı öngörülmüştür.Anılan kısmın (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise taraf teşkiline imkân bulunmayan davalarda verilen esashakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcının alınacağıhükme bağlanmıştır.
19. Kanun’un 28.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde nispiharca tabi davalarda karar ve ilam harcınındörtte birinin peşin, geri kalan miktarın da kararın tebliğinden itibaren biray içinde ödeneceği belirtilmiştir.
20. Dolayısıyla konusu belli bir değerle ilgili olandavalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde nispi harç alınacağı, usuleilişkin nihai olarak verilen ret kararlarındaise mahkemece maktu karar ve ilam harcına hükmedileceği anlaşılmaktadır.
21. Öte yandan dava açılırken belirtilen harca esasdeğerin yargılama sırasında noksan olduğunun tespit edilmesi hâlinde 16.maddenin dördüncü fıkrasıyla atıfta bulunulan 30. maddeye göre mahkeme yalnızcao duruşma için yargılamaya devam edecek, takip eden duruşmaya kadar noksandeğer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edemeyecektir.Nitekim yargı harçlarına ilişkin genel düzenleme niteliğinde olan 27. maddeninüçüncü fıkrası ve 32. maddenin birinci fıkrasında da harcın ödenmemesi hâlindesonraki işlemlerin yapılmayacağı belirtilmiştir.
22. Yargı kararlarında belirtildiği gibi noksan harcıntamamlanmaması durumunda 6100 sayılı Kanun’un 150. maddesi uyarınca dosyanınişlemden kaldırılmasına, süresi içinde yenilenmeyen davanın da açılmamışsayılmasına karar verilecektir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2015/12513,K.2017/17623, 26/12/2017).
23. 492 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasınınitiraz konusu ikinci cümlesinde müdahalenin meni, tescil ve tapu kayıt iptaligibi gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda gayrimenkulün değerinin dikkatealınacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla gayrimenkulün aynına ilişkinolarak açılan davada kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğu olsa bile davanınaçıldığı esnada taşınmazın değeri üzerinden belirlenecek olan nispi karar ve ilamharcının dörtte birinin peşin alınacağı anlaşılmaktadır. Kural “6100 sayılıKanun’un 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendinde öngörülen davaşartının noksan olduğu davalar” yönünden incelenmiştir.
2. İtirazın Gerekçesi
24. Başvuru kararında özetle;dava şartlarının bulunmaması nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekendurumlarda dahi itiraz konusu kural uyarınca keşif ve bilirkişi incelemesiyapılarak harca esas değerin tespitinin gerektiği, bu durumun davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasına engel olduğu, dava şartlarının yokluğu nedeniyle verilen usulden retkararlarının yalnızca eksik harcın tamamlanması ya da dava değerininistinaf-temyiz sınırına esas olacak şekilde tespit edilmesi gerektiğigerekçesiyle istinaf ve temyiz mahkemeleri tarafından ortadan kaldırıldığı,kanun yollarında dosyanın esastan incelenmemesine neden olan bu durumun hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
25. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anılan maddeyle güvencealtına alınan hak arama özgürlüğü, kendisinin temel bir hak olma özelliğininyanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını vebunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9,K.2022/4, 26/1/2022, § 28; E.2022/104, K.2023/28, 16/2/2023, § 9).
27. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konudakarar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar.Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin yada maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin ya da zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yoluyargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/37,K.2021/63, 22/9/2021, § 17; E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10; E.2022/104,K.2023/28, 16/2/2023, § 10).
28. Harç,kamu kurum ve kuruluşları tarafından sunulan kamusal hizmet karşılığında alınanparasal bir yükümlülüktür (AYM, E.2012/60, K.2013/62, 22/5/2013; Güriş İnşaat veMühendislik A.Ş., B. No: 2016/15048,12/9/2018, § 31). Nitekim 492 sayılıKanun’un gerekçesinde de harç, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamukurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerolarak tanımlanmıştır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için;kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel biryarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşmasıgerekmektedir (AYM, E.1986/20, K.1987/9, 31/3/1987).
29. Yargı hizmetleri de kamu kurumlarının sunduğu enönemli hizmetlerden biridir. Anayasa’nın 73. maddesinde devletin, kanunlarlaharç niteliğinde gelir sağlayabileceği açıkça gösterilmiş, ayrıca Anayasa’nındiğer maddelerinde yargı hizmetlerinin harç alma yetkisi dışında tutulmasına yada ücretsiz olarak verilmesine dair bir hüküm öngörülmemiştir. Dolayısıyla ilkeolarak, kişilerden yargı harcı adı altında bir bedel alınması ve bunun kapsamınınbelirlenmesi konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır (benzeryönde bkz. AYM, E.1974/31, K.1974/43, 24/10/1974; E.2009/27, K.2010/9,14/1/2010; E.2011/54, K.2011/142, 20/10/2011; E.2011/13, K.2012/45, 22/3/2012).
30. İtiraz konusu kuralda müdahalenin meni, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynınayönelik uyuşmazlıklarda dava açılması veyargılamaya devam edilebilmesi için gerekli olan harcın belirlenmesindegayrimenkulün değerinin esas alınacağının öngörülmesi suretiyle mahkemeyeerişim hakkına sınırlama getirilmektedir.
31.Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mahkemeyeerişim hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, ayrıcaAnayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
32. Bukapsamda mahkemeye erişim hakkına sınırlama getiren kanuni düzenlemelerinşeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekildebelirli ve öngörülebilir nitelikte olmaları gerekir.
33. Esasentemel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukukdevletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu niteliklerhukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesindesınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesindegüvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
34.Kuralla gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda alınacak harcın konusunun,mükellefinin, matrahının, oranının ve tahsilinin herhangi bir tereddüde yervermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralınbelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilikşartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
35.Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlamanedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılmasımümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş haklarında hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir.Anayasa Mahkemesi kararlarında da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hakve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebigösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir(AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013;E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
36. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliğiaçıkça ifade edilmiştir. Yargı mercilerinin makul olmayan bir iş yükü ile karşıkarşıya kalmaları hâlinde anılan görevi yerine getirmeleri güçleşebilecektir.Bu itibarla kanun koyucu yargı mercilerinin gereksiz bir iş yükü ilekarşılaşmasını engelleyecek nitelikte kurallar öngörebilir (AYM, E.2022/61, K.2022/101,8/9/2022, § 32). Dolayısıyla Anayasa'nın 141. maddesinin, hak aramaözgürlüğünün kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (AYM,E.2014/112, K.2014/203, 25/12/2014; E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015, § 43).
37. Kuralkapsamında gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda ödenecek harç miktarının davakonusu gayrimenkulün değerinin esas alınarak belirlenmesinin mahkemelereyapılacak başvurularda abartılı, zorlama, kötü niyetli veya ciddiyetten yoksuntalepleri disipline etmek suretiyle yargılama faaliyetinin etkin ve süratli birşekilde sonlandırmasına hizmet ettiği açıktır. Bu yönüyle kural anayasalanlamda meşru bir amaç taşımaktadır (bir kısım farklılıklarla birlikte bkz. FamiyeBeğim ve Mehmet Tahir Beğim, B. No: 2017/21882, 10/2/2021, § 45). Mahkemeyeerişim hakkına yönelik sınırlamada meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıpaynı zamanda sınırlamanın ölçülü olması gerekmektedir.
38.Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanınulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynıamaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise amaç ile araç arasında adil bir denge kurulmasını gerektirmektedir.
39. Kuraluyarınca gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda harcın gayrimenkulün değerininesas alınarak belirlenmesi suretiyle ilgililerin bu harcı ödemekle yükümlükılınmasının anılan meşru amaca ulaşılması bakımından elverişli olmadığısöylenemez.
40.Gereklilik yönünden yapılacak değerlendirmede ise meşru amacın gerçekleşmesindekuralda belirlenen yöntem dışında mahkemeye erişim hakkına daha az sınırlamaoluşturabilecek başka elverişli araçların bulunup bulunmadığının dikkatealınması gerekir.
41. 6100sayılı Kanun’un 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davanın davaşartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve bu durumda karar veilam harcının taşınmazın değerinden bağımsız olarak maktu alınması nedeniyledava açılırken harca esas değerin gayrimenkulün değeri üzerinden tespitedilmesi ve yargılama sırasında da eksik harcın tamamlatılmasının kişilerin mahkemeyeerişimini zorlaştıracağı söylenebilir. Ayrıca yargılama harçlarının davanınesasının incelenebilmesi şartı olarak öngörülerek davanın reddine kararverilecek hâllerde dahi baştan nispi oranda harç alınmasının, kişinin davanınsonucuna bağlı olarak yargılama giderinden sorumlu tutulmasına göre mahkemeyeerişimine daha da olumsuz etkide bulunacağı açıktır.
42.Bununla birlikte harç ödeme yükümlülüğün doğduğu anın ve harç miktarının anılanmeşru amaca ulaşma bakımından önemli bir işlevi olduğu da aşikârdır. Gayrimenkulünaynına ilişkin davalarda, dava sonucundan bağımsız olarak bu gayrimenkulündeğeri üzerinden belirlenecek harcın ödenmesi zorunluluğunun kişileri gereksizyere dava açmaktan caydırabileceği ortadadır. Dolayısıyla kanun koyucunun yargıhizmetinin yerine getirilmesinde ortaya çıkan maliyetin bir kısmına ilgililerinkatlanması ve bunun şartlarını belirlemesi hususunda takdir yetkisininbulunduğu da gözetildiğinde kuralın meşru amaca ulaşma bakımından gerekliolmadığı da söylenemez.
43. Mahkemeyeerişim hakkına getirilen sınırlamanın aynı zamanda orantılılık ilkesine uygunolması gerekir. Orantılılıkilkesi, kuralla getirilen sınırlama ile meşru amaç arasında makul bir dengeningözetilmesi gereğini ifade eder. Bu kapsamdamahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamanın kişilerin dava açmasını imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırıderecede zorlaştırmaması gerekir. Bu yönüyle orantılılık incelemesinde kuraldaöngörülen harcın belirlenme yöntemi vemiktarı ile harç ödeme gücü olmayanlar içinetkili bir adli yardım sisteminin bulunup bulunmadığının dikkate alınmasıgerekir.
44. Kuraluyarınca gayrimenkulün değeri esas alınarak belirlenecek nispi karar ve ilamharcının Tarife’ye göre gayrimenkulün değerinin binde 68,31 oranında olduğuanlaşılmaktadır. Bunun yanında kural kapsamında belirlenecek harcın 492 sayılıKanun’un 28. maddesine göre dörtte birinin peşin, kalan kısmının iseyargılamanın sonunda kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesigerekecektir.
45. Bununla birlikte söz konusu harç ve diğer yargılamagiderlerini ödeme gücü olmayan kişiler için 6100 sayılı Kanun’un 334 ilâ 340.maddeleri arasında adlî yardım kurumu düzenlemiştir. Bu kapsamda mali gücübulunmayan kişilerin bu durumlarını belgelendirmeleri ve taleplerinin açıkça dayanaktanyoksun olmaması hâlinde yargılamanın sonuna kadar harç ve diğer yargılamagiderlerini ödemekten muaf tutulmaları mümkündür. Bu kişilerin yargılamanınsonucunda haksız bulunması hâlinde aleyhlerine hükmedilen yargılama giderlerinitaksitle ödemelerine, bunların tahsilinin mağduriyetlerine neden olacağınınaçıkça anlaşılması hâlinde de tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmalarına karar verilmesi sözkonusu olabilecektir. Yine Tarife’nin “III– Karar ve ilam harcı:” başlıklı kısmının (2) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca davanın reddi kararlarında maktukarar ve ilam harcı alınacağının öngörülmüş olmasının da davacılara aşırıkülfet yüklenmesini önleyici bir işleve sahip olduğu açıktır.
46. Ayrıcausul hukukunda sınırlı hâllerde uygulanmak üzere öngörülen istisnalar (hükmüntavzihi, tashihi, tamamlanması, yargılamanın iadesi, kanun yararına temyizgibi) dışında kesin hükümle sonuçlanmış bir yargı kararına uyulması, Anayasa’nın138. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizinuygulanması yükümlülüğünün yanı sıra hukukun genel ilkelerinden biri olarakkabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir (AYM, E.2022/7,K.2022/79, 21/6/2022, § 12). Bu anlamda davası kesin hükümle sonuçlanmış kişiyeyüklenen külfet, aynı uyuşmazlığı yeniden yargı organının önüne taşımamasıdır.Nitekim anılan Kanun’da da bu husus dava şartı olarak öngörülmüş ve davanınusulden reddi gerekeceği hüküm altına alınmıştır.
47. Öteyandan açılan bir davada kesin hükmünvarlığı nedeniyle dava şartının gerçekleşmemesi hâlinde dahi gayrimenkulün değerinin dikkate alınarak peşin harçalınmasını öngören kural uyarınca harca esas değerin tespiti için keşif vebenzeri işlemlerin yapılması gerekli olabilir. Zira gayrimenkulün değerine görenispi harca tabi olan bir davanın dava şartı yokluğu ya da farklı bir nedenleesasa girilmeden reddedileceği durumlarda dahi bu sonuç üzerinden öncedendeğerlendirme yapılarak harca esas değerin tespiti ile ilgili işlem yapılmamasısöz konusu olamaz.
48. Kaldıki mahkemenin kesin hüküm nedenine dayalı olarak vereceği usulden ret kararınınher durumda kesin bir karar olmadığı ve anılan kararın gerçekten kanun yoludenetimine tabi olup olmadığının tespit edilmesi ve bu nitelikteyse kanun yoluincelemesinde davanın esastan incelenmesi gerektiği gerekçesiyle ortadankaldırılması hâlinde söz konusu harca esas değerin tespit işlemlerinin öncedenyapılması gerekli görülebilir. Ayrıca her kuralda olduğu gibi itiraz konusukuralın da uygulanmasıyla ilgili olarak bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Bubağlamda mevcut uyuşmazlıklara ilişkin sorunların her somut olayın özelliğinindikkate alınarak kuralın amacına uygun şekilde yorumlanması suretiyle yargıiçtihatlarıyla çözülmesi de mümkündür. Dolayısıyla kesin hükme bağlanmış olmaşeklindeki dava şartı sebebiyle usulden reddi gereken davalarda harcıntamamlatılacağı aşamaya dair, kuraldan ziyade kuralın yorumlanması veuygulanması ile ilgili olarak çıkabilecek sorunlar anayasallık denetimininkonusu dışında kalmaktadır.
49. Buitibarla daha önce kesin hükme bağlanmış davalar yönünden herhangi biristisnaya yer vermeksizin kural kapsamında gayrimenkulünaynına ilişkin davalarda gayrimenkulündeğeri esas alınarak harç tespit edilmesinin doğurduğu sonuçlar itibarıyla kişilerin mahkemeye erişimleriniimkânsız hâle getirdiği ya da katlanılmaz ölçüde zorlaştırdığı söylenemez. Dolayısıyla kuralla mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz birsınırlama getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
50.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir.İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 141. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
C. 6100 Sayılı Kanun’un 341. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinin “Anılan Kanun’un 114.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (i) Bendinde Öngörülen Dava Şartının NoksanOlduğu Davalar” Yönünden İncelenmesi
1.Anlam ve Kapsam
51. 6100 sayılı Kanun’un 341. maddesinde istinaf yolunabaşvurulabilen kararlar sayılmıştır. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasınınitiraz konusu birinci cümlesinde miktar veya değeri üç bin Türk Lirasınıgeçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu öngörülmüştür.Kural “anılan Kanun’un 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(i) bendinde öngörülen dava şartının noksan olduğu davalar” yönünden incelenmiştir.
52. Söz konusu Kanun’un ek 1. maddesinde kuraldabelirtilen parasal sınırın Hazine ve MaliyeBakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarakuygulanacağı, parasal sınırlarınuygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağıbelirtilmiştir. Buna göre istinaf kanun yoluna başvurularda kesinliksınırının 1/1/2024 tarihinden itibaren 28.250 TL olarak uygulandığıanlaşılmaktadır.
2. İtirazın Gerekçesi
53. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralın 492sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine yönelikgerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
54. 6216 sayılıKanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesiyönünden de incelenmiştir.
55. Mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
56. 6100 sayılıKanun’un 341. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ilke olarak miktar veyadeğeri 1/1/2024 tarihi itibarıyla 28.250 TL’yi geçmeyenler hariç olmak üzereilk derece mahkemeleri tarafından verilen mal varlığı davalarına ilişkin nihaikararlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkündür.
57. Anılan fıkrada istinaf kanun yoluna başvurulabilecekmal varlığı davalarına ilişkin nihai kararlar arasında herhangi bir ayrımöngörülmemiştir. Başka bir ifadeyle kuralda öngörülen kesinlik sınırının hemesas hem de usul yönünden verilen kararları kapsadığı anlaşılmaktadır. Buitibarla kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi hâlinde bukarara karşı istinaf kanun yoluna başvurulurken kuralda yer alan kesinliksınırı dikkate alınacaktır.
58. Davanın esası incelenmeden dava şartı yokluğunedeniyle usulden reddedildiği durumlarda da kesinlik sınırı altında kalankararların istinaf denetimine konu edilmesi imkânını ortadan kaldıran kuralmahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.
59. Kuralla hangi miktar veya değerin altında olankararların kesin olduğunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkve net olarak belirlendiği görülmektedir. Ayrıca kesinlik sınırınıngüncellenmesi ile alacağın bir kısmının ya da tamamının dava edilmiş olmasıhâlinde kesinlik sınırının ne şekilde uygulanacağı hususları anılan Kanun’un341. ve ek 1. maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla kuralınkanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır (kuralın “ön alım hakkındankaynaklanan davalar” yönünden kanunilikşartını taşıdığına dair değerlendirme için bkz. AYM, E.2022/135, K.2023/30,16/2/2023, § 29).
60. Kural uyarınca belirli bir değerin altında kalan malvarlığıdavalarına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarının kesin olduğu öngörülerek davalarınmakul süre içinde, daha az masrafla sonuçlandırılmasının ve kanun yolu denetimiyapan yargı mercilerinin iş yükünün azaltılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla kural anayasal açıdan meşru amaçtaşımaktadır.
61. Kuralda öngörülen kesinlik sınırının davaların makulsüre içinde sonuçlandırılması ve yargı mercilerinin iş yükünün hafifletilmesiamacına ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
62. Mahkemelerce verilen tüm kararlara karşı kanunyolunun açık tutulması, kanun yolu kurumunu işlemez hâle getirebilir.Dolayısıyla yargı mercilerinin iş yükününhafifletilmesi ve istinaf mercilerinin önemi nispeten düşük olan işlerle meşguledilmemesi amacıyla alınacak tedbirlerle ilgili olarak kanun koyucunun geniştakdir yetkisi bulunmaktadır. Değer itibarıyla önem derecesi nispetendüşük olan davalarda verilen kararlara karşı istinaf yolunun kapatılması daanılan yetki kapsamında kanun koyucunun tercih edebileceği araçlardandır.Nitekim Anayasa’da tüm mahkeme kararlarının ayırım gözetilmeksizin başka biryargı mercii tarafından gözden geçirilmesini güvenceye bağlayan bir hükme deyer verilmemiştir (AYM, E.1985/23, K.1986/2, 20/1/1986). Dolayısıyla kuralınkesin hükme bağlı olarak dava şartı yokluğundan verilen ret kararları yönündende anılan meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı söylenemez.
63. Kuralda istinaf kanun yoluna başvurabilmek için belirlenenparasal sınırın güncel değerinin davanın taraflarının ekonomik ve sosyalgüvenliğini tehlikeye düşürmeyecek düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarlakural kapsamında kesinlik sınırı öngörülmek suretiyle mahkemeye erişim hakkınagetirilen sınırlama ile meşru amaç arasında makul dengenin gözetildiği,dolayısıyla kuralın orantısız bir sınırlamaya neden olmadığı anlaşılmıştır.
64. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 36.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 141. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
IV.HÜKÜM
A. 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesinin,
B. 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinin (2)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
“6100 sayılı Kanun’un 114. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (i) bendinde öngörülen dava şartının noksan olduğu davalar” yönünden Anayasa’yaaykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 23/7/2024 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR