anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2024/79
Karar Sayısı : 2024/182
Karar Tarihi : 5/11/2024
R.G. Tarih – Sayı : 20/1/2025- 32788
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;
A. 27. maddesine19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen ikincifıkranın ikinci cümlesinin,
B. 24/4/2001tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen 31. maddesininbirinci fıkrasının (b) bendinin,
Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Acelekamulaştırma kararı üzerine açılan bedel tespiti ve tescil davasında itirazkonusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VEİLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
1. 27.maddesi şöyledir:
“Acele kamulaştırma
Madde 27 – 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunununuygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanıncakarar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlardagerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındakiişlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedigün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncumadde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilercetespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare:24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilandabelirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
(Ek fıkra:19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapumüdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veyatemlikinin yapılamayacağı hükmü tapukütüğüne şerh edilir. El koymakararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır.
Bu Kanunun 3üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacakkamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.”
2. 31.maddesi şöyledir:
“Yasak işler veeylemler
Madde 31 – (Değişik: 24/4/2001 - 4650/18 md.)
Aşağıda yazılı işler ve eylemler yasaktır.
a) 15 inci madde uyarınca oluşturulan bilirkişilerin,kendilerine mahkemece takdir edilen ücret dışında herhangi bir suretle çıkarsağlamaları,
b) Mahkemece 10 uncu madde uyarınca yapılan tebligat,davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmaz malın başkasına devir ve ferağ veyatemliki.
c) Dava giderlerinin avukat veya dava vekilleri veyaonlar adına hareket edenler tarafından kabullenilmesi.
d) Kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmınınnakden veya başka bir şekilde, avukat veya dava vekili veya onlar adına hareketedenler tarafından mal sahibine önceden ödenmesi.
e) Kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmınınavukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağınınkararlaştırılması.
f) Yukarıda yazılı bentlerde yasaklanan fiillerin avukatveya dava vekillerince bizzat veya aracı ile mal sahibine teklif edilmesi veyabunlara yardımcı olunması.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un 10. maddesi şöyledir:
“Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malınidare adına tescili
Madde 10 – (Değişik: 24/4/2001 - 4650/5 md.)
Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halindeidare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarıncayaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri birdilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinemüracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin,peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış isetaksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuzgün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafındanverilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlıdavetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleribulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28 incimaddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmayakatılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlıdavetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta;
a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlıbulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü.
b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları,
c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı,
d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligatveya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veyaadli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri,
e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği,
f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde,kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, davaaçtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleritakdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilenkamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adınatescil edileceği,
g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin haksahibi adına hangi bankaya yatırılacağı,
h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunmave delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarakbildirmeleri gerektiği,
Belirtilir.
Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğuyerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesi ile Türkiye genelindeyayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en azbirer defa yayımlanır.
Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim,taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Taraflarınbedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırmabedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleriuyarınca işlem yapar.
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrasıiçin de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişilermarifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit içinmahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlıolduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara dadavetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanıda alınır.
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını dadikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerinibelirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu,duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim,taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada taraflarınbilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlarakarşı beyanları alınır.
(Değişik sekizincifıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni birbilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veyaraporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun birkamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmazmal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Taraflarınanlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakitolarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halindehâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemecebelirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibrazedilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncümaddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakitolarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacakhak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiyeve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibrazedilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre birdefaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırmabedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeliolarak tespit edilen bedelin (…) veya hak sahibinin tespit edilemediğidurumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere blokeedildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adınatesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bukarar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesinolup, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinafveya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibinepeşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki farkilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödemetarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tariharasındaki süre için faiz alınmaz.
(Ek fıkra:11/4/2013-6459/6 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/4/2023 tarihli ve E:2022/83, K: 2023/69 sayılı Kararı ile.) (…)
Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetineuymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır.
Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece,kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılmasıamacıyla gerekli tedbirler alınır.
Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiğikamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise,istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir.
Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin butaşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumuilgili vergi dairesine bildirir.
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırmaişlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması veidari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bununsonucuna göre işlem yapılır.
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veyamaddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangiidareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veyayanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise,gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN,Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE ve Yılmaz AKÇİL’in katılımlarıyla 4/4/2024 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörÖmer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu veilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
3. Anayasa’nın46. maddesi uyarınca devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiğihâllerde -gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla- özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını kanunla gösterilen esas ve usulleregöre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
4. Kamulaştırmanınusul ve esasları 2942 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Anılan Kanun uyarıncakamulaştırma yapılabilmesi için ödenek temini, kamu yararı kararının alınmasıve kamulaştırılacak taşınmazın belirlenmesi süreçlerinden sonra yetkili idaretarafından kamulaştırmaya karar verilmesi gerekmektedir. Kamulaştırma kararı,özel mülkiyette bulunan taşınmazın kamu mülkiyetine geçmesiyle sonuçlanankamulaştırma sürecinin kurucu unsurunu oluşturmaktadır. Yetkili idaretarafından hukuka uygun bir şekilde verilen bir kamulaştırma kararı bulunmadankamulaştırmanın sonraki aşamalarına geçilmesi mümkün değildir.
5. İdare, kamulaştırma kararı aldıktan sonra Kanun’un 7.maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi gereğince kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini tapu idaresinebildirecektir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde bu şerhin süreli olduğuöngörülmüştür. Anılan cümleye göre idare tarafından şerh tarihinden itibarenaltı ay içinde kamulaştırılacak taşınmaza ilişkin 10. maddeye göre kamulaştırmabedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dairmahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde bu şerh tapuidaresince resen sicilden silinecektir.
6. İdarenin söz konusu işlemleri yaptıktan sonra 8. maddeye göre tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallarhakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamasıgerekmektedir. Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması hâlinde iseidare 10. maddenin birinci fıkrasına göre taşınmazın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesine başvurarak taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bubedelin peşin veya kamulaştırmanın 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmasıhâlinde taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesiniisteyecektir.
7. 10. madde gereğince açılan dava sonucunda asliye hukukmahkemesi, kamulaştırmabedelini tespit edecek ve taşınmazın idare adına tesciline karar verecektir. 25.maddenin birinci fıkrasına göre mülkiyetin idareye geçmesi bu karar ileolacaktır. Dolayısıyla olağan kamulaştırma usulünde idarenin kamulaştırılantaşınmaza el koyma yetkisi bu kararla mümkün olacaktır.
8. Bazıistisnai hâllerde bu usul ve esasların tamamlanmasından önce özel mülkiyetaltındaki taşınmazların idare tarafından bir an evvel kullanılması ihtiyacıortaya çıkabilmektedir. Söz konusu ihtiyaca binaen 27. maddeyle idareye özelmülkiyete konu taşınmazları acele kamulaştırma yoluyla normal bir kamulaştırmasürecindeki işlemler tamamlanmadan hukuka uygun bir şekilde kullanma imkânıtanınmıştır (AYM, E.2012/87, K.2014/41,27/2/2014).
9. Acele kamulaştırma, kamulaştırma işlemlerininneticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyanolağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Söz konusu usul ile kamulaştırmasürecinin neticelenmesinin beklenmesi kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ciddiaksamalara yol açmadan idarenin hemen ihtiyaç duyduğu taşınmazınkamulaştırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda 27. maddenin birinci fıkrasınagöre aciliyetine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâllerde gerekli olantaşınmazın kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradantamamlanmak üzere idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmazmalın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idaretarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala elkonulabilecektir (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510,18/10/2017, §§ 31, 32).
10. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada maliklehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca buusullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koymaimkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından önceliklesatın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliyehukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davasının açılması gerekmektedir. Budavada belirlenecek bedelin elkoyma istemiyle açılan davada belirlenen bedeldenyüksek olması durumunda aradaki fark idare tarafından malike, düşük olmasıdurumunda ise malik tarafından idareye ödenir (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri,§ 33).
11. Bu itibarla acelekamulaştırma usulünde, yedi gün içinde mahkemece verilen taşınmaza el koymakararı taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesisonucunu doğurmadığı gibi yedi günlük sürede mahkemece belirlenentaşınmaz değeri de nihai kamulaştırma bedeli niteliği taşımamaktadır.Dolayısıyla acele kamulaştırma usulünde elkoyma kararı ile taşınmaz değerinintespiti geçici niteliktedir.
12. Acele kamulaştırma kararının geçici niteliğinedeniyle idare, kamulaştırma sürecini tamamlamak zorundadır. Sürecintamamlanması ise idarenin makul süre içinde öncelikle taşınmazı satın almayıdenemesi, bunun mümkün olmaması hâlinde ise asliye hukuk mahkemesinde bedeltespiti ve tescil davası açması ile mümkün olmaktadır.
13. Kanun’da anılan işlemlerin ne kadar süredetamamlanması gerektiğine dair bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak bu süre uygulamada altı ay olarak kabul edilmektedir. Busürede bedel tespiti ve tescil davasının açılmamasıdurumunda ise acele kamulaştırmanın kamulaştırmasız el atmaya dönüşeceği, taşınmazmalikinin bu sebebe dayalı tazminat davası açma hakkının doğacağı kabuledilmektedir (diğerleri arasından bkz. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2008/8776, K.2008/13436, 30/10/2008;E.2011/7489, K. 2011/16045, 12/10/2011).
B. Anlam ve Kapsam
14. 2942 sayılı Kanun’un 31. maddesinde kamulaştırmasürecindeki yasak işler ve eylemler düzenlenmiştir. Anılan maddenin birincifıkrasının itiraz konusu (b) bendinde mahkemece söz konusu Kanun’un 10. maddesiuyarınca yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmazınbaşkasına devir ve ferağ veya temlikinin yasak olduğu hüküm altına alınmıştır.
15. Anılan maddenin ikinci fıkrasında mahkemenin,idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşmagününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneğini deekleyerek meşruhatlı davetiyeyle veya idarece yapılan araştırmalar sonucundaadresleri bulunamayanlara ilan yoluyla tebligat yapmak suretiyle malikiduruşmaya çağırması öngörülmüştür. Dolayısıyla taşınmazı kamulaştırılacakkişiler bu şekilde yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğden sonrataşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunamayacaklardır.
16. İtiraz konusu ilk kuralda öngörülen yasak,kamulaştırılacak taşınmazın tapu kaydına şerh düşülmesi suretiylegerçekleşmektedir. Diğer yandan kuralda öngörülen yasağın yargılama devamettiği sürece uygulanmasının kanuni düzenleme gereğince zorunluluk arz ettiği,kaldırılması konusunda yargılamayı yürüten mahkemeye herhangi bir şekildetakdir yetkisi tanınmadığı anlaşılmaktadır.
17. 27. maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde acelekamulaştırma kapsamında mahkemece verilen taşınmaza elkoyma kararının tapumüdürlüğüne bildirileceği öngörülmüştür. Fıkranın dava konusu ikinci cümlesindeise taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağıhükmünün tapu kütüğüne şerh edileceği belirtilmiştir. Anılan şerhin ve şerhtenkaynaklı tasarruf yasağının ne kadar süreyle devam edeceğine dair Kanun’da birdüzenleme yer almamaktadır.
C. İtirazın Gerekçesi
18. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarsebebiyle maliklerin kamulaştırılmak istenen taşınmazlar üzerindeki tasarrufyetkilerinin kısıtlandığı, devir yasağına ilişkin işlemlere karşı bu kişilerinherhangi bir yargı yoluna başvuramadıkları, kurallar kapsamında tapu kaydınakonulan şerhlerin istisnai durumlarda dahi kaldırılmasının mümkün olmadığı,taşınmaz malikinin birden fazla olması ve bazı kişilere ulaşılamaması durumundayargılamanın uzayabildiği, bu süreçte maliklerin mülkiyet hakkından kaynaklananyetkilerini kullanamamalarının onlar üzerinde ağır bir külfet oluşturduğu belirtilerekkuralların Anayasa’nın 13., 35. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
19. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Kamulaştırmanın konusunu oluşturan taşınmazların mülkiyet hakkı kapsamındaolduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
20. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren birhaktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).Bu bağlamda malikin mülkünden yoksun bırakılması veya mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin kısıtlanması mülkiyet hakkına sınırlama oluşturur (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).
21. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların devir veyatemlikini yasaklayan itiraz konusu kurallar, malikin o taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisini kısıtlamaktadır. Bu itibarla kurallarla mülkiyet hakkınasınırlama getirilmektedir.
22. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13.maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
24. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı,Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak ve ölçülülük ilkesine aykırıolmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.
25. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
26. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahipolması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin debir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilikilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gerekenbu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira builke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
27. Kurallarda, kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince yapılan tebligat, davetveya ilanen tebliğ sonrasında devir ve ferağ veya temlikinin yasak olduğu, acelekamulaştırma hâllerinde ise mahkemece verilen taşınmaza el koyma kararı üzerineaynı nitelikteki yasağın tapu kütüğüne şerh edileceği öngörülmüştür. Buçerçevede kuralların hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır nitelikteolduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralların kanunilik şartını taşıdığı açıktır.
28. Bunun yanı sıra Anayasa’nın 13.maddesinde temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın35. maddesinde ise mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceğiöngörülmüştür.
29. Anayasa’nın 46.maddesinde düzenlenen kamulaştırma, idarelerin özel mülkiyette bulunan birtaşınmaza söz konusu taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmek amacıyla tek taraflıbir iradeyle el koymasıdır. Kamulaştırmanın amacı kamu yararınıgerçekleştirmektir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
30. Kurallarınkamulaştırma sürecinde taşınmaz malikinin değişmesinin önlenerek kamulaştırmaişlemlerinin daha seri ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını, böyleliklekamulaştırmaya konu yerin kısa sürede kamu hizmetine tahsis edilmesini sağlamakamacıyla ihdas edildikleri anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralların kamu yararıamacı taşıdığı açıktır.
31. Bununlabirlikte mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın kanunilik ve meşru amaçşartlarını taşıması yeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilensınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir.
32. Kamulaştırma işleminekonu taşınmazın kısa sürede kamu hizmetine tahsis edilmesini sağlamak amacıylakurallar kapsamında öngörülen devir ve temlik yasağının anılan meşru amacaulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.
33. Öte yandan kamulaştırma işlemlerinin kısa sürede sonuçlandırılmasıiçin alınacak önlemler hususundaki takdir yetkisi kanun koyucuya aittir.Kamulaştırma sürecinin uzamasına neden olabilecek durumların ortadankaldırılmasında tapuda malik değişikliğinin önlenmesinin de söz konusu tedbirlerkapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Ayrıca taşınmazın devrinin, ferağınınve temlikinin yasaklanması yerine sadece taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırmasürecinin başladığının tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenerekalenileştirilmesi ile sınırlı bir araç mülkiyet hakkına daha hafif bir müdahaleoluştursa da bu aracın malikin değişmesini engelleyememesi nedeniyle devir,ferağ ve temlik yasağı kadar etkili sonuç doğurmayacağı ve kamulaştırmasürecinin hızlı bir biçimde tamamlanması amacına ulaşılmasını teminetmeyebileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarda öngörülen devir, ferağ ve temlik yasağının söz konusu amaca ulaşmabakımından gerekli olmadığı da söylenmez.
34. Mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın ölçülü olabilmesiiçin orantılılık ilkesi gereğince öngörülen sınırlama ile elde edilmek istenen meşruamaç arasında adil ve makul bir denge gözetilmelidir. Bu nedenle kurallardaöngörülen sınırlamanın, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasındakurulmaya çalışılan adil dengeyi bireyler aleyhine aşırı külfet yükleyecekölçüde bozmaması gerekir.
35. Kurallarla malikin kamulaştırılacak taşınmaz üzerindeki hukukitasarruf yetkisi elinden alınmaktadır. Kanun’un25. maddesinde hakların kullanılması veborçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin mal sahibi için10. madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlayacağı, mülkiyetin idareyegeçmesinin mahkemece verilen tescil kararıyla olacağı, mahkemece verilen tescilkararı tarihinden itibaren taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırılmasıkararlaştırılan taşınmazda yeni inşaat veya ekim yapmak veya mevcut inşaattaesaslı değişiklikler meydana getirmek gibi kullanma haklarının kalkacağı,bundan sonra yapılanların değerinin dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Buitibarla 31. maddenin birinci fıkrasının (b) bendiyle bedel tespiti ve tescildavası sürecinde malikin tasarruf yetkisine yalnızca devir, ferağ ve temlikyönüyle kısıtlama getirilmekte olup bu süreçte malikin taşınmaz üzerindekifiilî tasarruf yetkisi devam etmektedir.
36. Bunun yanında acele kamulaştırmada pazarlıksüreci henüz başlamadan malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmaktadır. Ancak bu usulde fiilî el koyma öncesinde acele kamulaştırmayakonu taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre mahkemece belirlenen değeriidare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılmaktadır. Ayrıca acelekamulaştırma usulünde olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usuleilişkin güvenceler bertaraf edilmediği için taşınmaza el konulduktan sonraidarece makul süre içinde öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bununmümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti vetescil davası açılması gerekir. Kanun’da anılan işlemlerin ne kadar süredetamamlanması gerektiğine dair bir düzenleme yer almamakla birlikte bu süre uygulamada altı ay olarak kabul edilmektedir. Busürede bedel tespiti ve tescil davası açılmamasıdurumunda ise idarenin daha önce mahkeme kararına istinaden gerçekleştirdiği elkoyma işleminin hukuki dayanağının ortadan kalkacağı ve bu süreden sonraki elkoymanın hukuka ve Anayasa’ya aykırı olarak el atma hâline dönüşeceği kabuledilmektedir. Ayrıca Anayasa’ya ve kanuna aykırı bir biçimde kamulaştırmasızolarak el atılan bir taşınmazın malike iadesini sağlayan ve/veya malikin busürede taşınmazın kullanımından mahrum kalmış olması sebebiyle oluşan zarar dadahil olmak üzere malike tazminat talep etme imkânı sunan hukuk yolları damevcuttur.
37. Devletin özel mülke konu taşınmazların kamu hizmetinetahsis edilebilmesi sürecinde işlemin hızlı sonuçlanması için taşınmazlarüzerinde birtakım kısıtlamalar öngörmesi doğaldır. Ancak bu sürecin kişiler içinöngörülemez ve belirsiz bir şekilde uzamaması gerekir. Dolayısıyla kamulaştırmasürecinin bir an önce sonuçlandırılarak bu yerlerin kamunun mülkiyetine geçirilmesinisağlayacak düzenlemeler ile kurallar kapsamındaki devir yasağı kamulaştırma sürecininbelirsiz hâle gelmesini engelleyecek tedbirlerin öngörülmesi, kamulaştırmada hedeflenenkamu yararı amacının da bir unsurunu oluşturmaktadır. Aksi durum taşınmaz malsahipleri üzerinde aşırı bir külfete neden olabilecektir.
38. Bu itibarla kurallardan kaynaklananmülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın kişi aleyhine sonuçlarının ortadankaldırılabilmesi için kamulaştırma ve dava süreci ile devir, ferağ ve temlikyasağının kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasıgerekmektedir.
39. Kanun’un 10. maddesinde, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavası ile öngörülen devir, ferağ ve temlik yasağının kısa sürede sonaerdirilmesi için birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Anılan maddenin beşincifıkrasında mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hâkimin taşınmazmalın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet edeceği, tarafların bedeldeanlaşması hâlinde ise hâkimin taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırmabedeli olarak kabul edeceği, aksi durumda ise hâkimin en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin edeceği ve kısa sürede detaşınmaz malın değerinin tespiti için mahallinde keşif yapacağı belirtilmiştir.
40. Anılanmaddenin yedinci ve sekizinci fıkralarında ise bilirkişilerin raporlarını on beşgün içinde mahkemeye sunacakları, bir sonraki duruşmada rapora karşı beyan veitirazların alınacağı, bedelde anlaşma sağlanamaması durumunda on beş güniçinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir rapor alınarak kamulaştırma bedelinintespit edileceği, söz konusu bedelin bankaya yatırılmak üzere idareye -en fazlabir kez uzatılmak şartıyla- on beş günlük süre verileceği, kamulaştırmabedelinin hak sahibi adına yatırılması ya da hak sahibinin belli olmadığıdurumda bloke edilmesi üzerine taşınmaz malın idare adına tesciline kararverileceği, mahkemenin tescil hükmünün kesin nitelikte olduğu, taraflarınbedele ilişkin istinaf veya temyiz talebinde bulunmalarının mümkün olduğu,maddede öngörülen işlemlerin mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirdeilgilinin yokluğunda yapılacağı düzenlenmiştir.
41. Öteyandan kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılmasının bedeltespiti ve tescil davası ve bu kapsamda öngörülen devir ve temlik yasağınaetkisi ile ilgili olarak maddenin on dördüncü fıkrasında idari yargı merciinceyürütmenin durdurulması kararı verilmesi hâlinde mahkemenin iptal davasınıbekletici mesele yapacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla yürütmenindurdurulması kararının verilmemesi durumunda mahkemenin kamulaştırma bedelinintespiti ve tescil davasını sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.
42. Ayrıca Kanun’da idari yargıda görülecek davanın kısasürede sonuçlanmasına yönelik düzenlemelere de yer verilmiştir. 14. maddeninbirinci fıkrasına göre kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10.madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligatyapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilantarihinden itibaren otuz gün içinde acele kamulaştırma işlemine karşı idariyargıda iptal davası açılması mümkündür.
43. Anılan maddenin ikinci fıkrasında da iptal davasınınöncelikle görüleceği belirtilmiştir. Ayrıca 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendinde acele kamulaştırma işlemleri yönünden ivedi yargılama usulünün uygulanacağıdüzenlenmiş ve söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında davanın heraşamasına ilişkin belirli süreler öngörülmüştür.
44. Dolayısıyla kamulaştırma bedelinintespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili ile ilgili mahkeme sürecinin kısazamanda sonuçlanmasını sağlamak amacıyla Kanun’da birtakım güvenceleröngörülmüştür.
45. Diğer yandan acele kamulaştırmausulünde idarenin istemi ile mahkemece yedigün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespitedilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak otaşınmaz mala el konulabilmektedir. Bu itibarla acele kamulaştırma durumundamalike kamulaştırılacak taşınmaza ilişkin bir ödeme de yapılmaktadır.
46. Dolayısıyla kurallarda öngörülen mülkiyet hakkına yönelik sınırlamadamaliklere makul olmayan bir külfet yüklenmediği, bu çerçevede kurallarlaulaşılmak istenen kamu yararı ile mülkiyet hakkına ilişkin kişisel yarar arasında bulunması gereken makul dengeningözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla mülkiyet hakkına getirilensınırlamanın ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerlekurallar, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptali talebininreddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve SelahaddinMENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa'nın 36. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;
A. 27. maddesine19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen ikincifıkranın ikinci cümlesinin,
B. 24/4/2001tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen 31. maddesinin birincifıkrasının (b) bendinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına veitirazın REDDİNE Hasan Tahsin GÖKCAN, EnginYILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 5/11/2024 tarihindekarar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. İncelemeye konu ilk kural 2942 sayılı Kanun’un 27.maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma usulü kapsamında mahkemece taşınmazmala yönelik verilen el koyma kararı üzerine söz konusu taşınmazın başkasına devir,ferağ veya temlikinin önlenmesine ilişkin şerh konulmasına ilişkindir.
2. Kanunda öngörülen şekliyle acele kamulaştırmataşınmaza mülkiyetin idare adına tescilinden önce el konulmasını sağlamaktadır.Ancak bu halde el koymadan sonra tespit edilen bedelle ilgili taraflar arasındaanlaşma sağlanamaması durumunda taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin olağanusulün yürütülmesi gerekir. Bu kapsamda idare tarafından asliye hukukmahkemesinde açılan bedel tespiti ve tescil davası ile kamulaştırma işlemi sonuçlandırılmalıdır.
3. İptal istemine konu ikinci kural ise Kanun’un 10.maddesi gereği açılan bedel tespiti ve tescil davasında mahkemece yapılantebligat, davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmaz malın başkasına devir veferağ veya temlikini yasaklayan Kanun’un 31. maddenin (b) fıkrasındakidüzenlemedir.
4. Acele kamulaştırmadan sonra olağan kamulaştırmasürecinin ne zaman başlayacağı hususunda Kanun’da bir düzenleme yer almamaklabirlikte Yargıtay kararlarında acele el koyma kararından sonra, Kanun’un 10.maddesine dayanan tespit ve tescil davası açması için idareye tanınan makulsürenin geçmesine rağmen davanın açılmaması halinde idarenin el koyma işlemininkamulaştırmasız el atmaya dönüşeceği belirtilmiştir. Anılan kararlardakamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasının açılması için makul sürenin 6 ayolduğu ifade edilmiştir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2011/7489, K. 2011/16045; E. 2008/8776, K.2008/13436).
5. Uygulamada Kanun’un 10. maddesinde düzenlenen olağankamulaştırma ile 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma süreçlerininbirbiriyle bağlantılı olacak şekilde bir bütün olarak işletildiğigörülmektedir. Dolayısıyla acele kamulaştırma kapsamında Kanun’un 27.maddesinin ikinci fıkrasının dava konusu ikinci cümlesi gereği taşınmaz kaydınakonulan şerh ile olağan kamulaştırma sürecinin başlamasıyla yani bedel tespitve tescil davasının açılmasıyla Kanun’un dava konusu 31/b maddesi gereğinceuygulanan şerhin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
6.Kurallar belirtilen dönemlerde kamulaştırmaya konu taşınmazların üçüncü kişiyedevir ve temliki hususunda mutlak bir sınırlama getirmektedir. Başka birifadeyle kurallarda yasağın yargılama süreciyle birlikte devam edeceğininkategorik olarak öngörüldüğü bu süreçten bağımsız olarak, yasağın belli birsüre devam etmesini ya da belli durumlarda kaldırılmasını sağlayan imkanlarayer verilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca itiraz başvurusuna konu olayda olduğugibi kısmi kamulaştırmalarda -bir çok Yargıtay kararında belirtildiği üzere-idare tarafından taşınmazın ifraz edilerek kamulaştırılan kısma şerh konulmasıimkânı olduğu halde taşınmazın tamamı üzerine şerh konulmasını engelleyen birgüvenceye de Kanunda ya da farklı mevzuatta yer verilmemiştir.
7.Bu yönüyle kamulaştırma kararının idari yargıda iptal edilmesi durumundayargılama ve devir yasağı sürecinin belirsiz bir şekilde uzaması malikleraçısından aşırı bir külfete neden olabilecektir. Bunlardan öte kanundankaynaklanan devir ve temlik yasağıyla ilgili mahkemenin takdir yetkisinin bulunmamasıve bu karara karşı yargılama sırasında yapılacak itirazlardan etkili bir sonuçalınamaması, yine belli durumlarda şerhin kaldırılması imkanının ya da yasağınazami bir süreyle sınırlandırılmasının öngörülmemesi hususları da dikkatealınmalıdır. Bu durum malik açısından herhangi bir zarar oluşmasa dahi tasarrufyetkisinin belirsiz ve uzun sürelerle kısıtlanması, kamulaştırmadan beklenenkamu yararı ile malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan yararı arasındaki makuldengeyi malik aleyhine ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla kurallar kapsamındakamulaştırma işlemine konu taşınmaz üzerinde getirilen devir ve temlikyasağıyla mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirildiği için iptaligerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. İtiraz konusu kurallar kamulaştırılmasına karar verilentaşınmazların devir veya temlikini yasakladığından malikin o taşınmazüzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlamaktadır. Bu taşınmazların 2942 sayılıKanun’un 10. maddesi gereğince yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğsonrasında devir ve ferağ veya temlikinin yasak olduğu, acele kamulaştırmahâllerinde ise mahkemece verilen taşınmaza el koyma kararı üzerine aynınitelikteki yasağın tapu kütüğüne şerh edileceği kurallarca öngörülmüştür.Dolayısıyla kurallar mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
2. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlıolarak ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.
3. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren birhaktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).Bu bağlamda malikin mülkünden yoksun bırakılması veya mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin kısıtlanması mülkiyet hakkına sınırlama oluşturur (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).
4. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13.maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
5. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
6. Dava konusu kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanınkanunilik ve meşru amaç şartlarını taşıdığı açıktır. Ancak kuralların aynızamanda ölçülü olması da beklenir.
7. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
8. Kurallarda belirtilen şerh, devirve temliki tamamen engelleyen bir şerh özelliği taşımaktadır. Ancak tapu sicilinde taşınmaz ile ilgili olarakkamulaştırma işlemi yapıldığını gösteren ve sicilde işlem yapmak isteyenkişilerin bu hususu bilmelerini sağlayan bir şerh konulmasının öngörülmesinin,malik değişikliği durumunda ise yeni malik aleyhine davaya devamolunabilmesi imkânının sağlanmasının kurallarda öngörülen ve bütünüyle devir vetemliki engelleyen şerhe göre daha hafif bir sınırlama aracı niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle kuralların ulaşılmakistenen amacı gerçekleştirmek bakımından gereklilik ölçütüne aykırı düştüğüsöylenebilir. Bunun bir sonucu olarak kurallarla mülkiyet hakkına getirilensınırlamanın ölçüsüz olduğu görülmektedir.
9. Belirtilen gerekçelerledava konusu kurallar, Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleriyle bağdaşmadığındançoğunluk kararına katılmadım.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunun 4/11/1983 tarihli ve 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılıKanun’un 29. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın ikinci cümlesinin ve 24/4/2001tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen 31. maddesininbirinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıolmadığı şeklindeki kararlarına katılmamaktayım.
2. Bu dosyadaki ilk kural olan Kamulaştırma Kanunu’nun27. maddesinde bu madde kapsamında öngörülen acele kamulaştırmalarda mahkemeceverilen taşınmaz mala el koyma kararının tapu müdürlüğüne bildirileceğibelirtildikten sonra ikinci fıkranın dava konusu ikinci cümlesindekamulaştırılacak taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağıhükmünün tapu kütüğüne şerh edileceği öngörülmektedir.
3. Dava konusu ikinci kuralın yer aldığı Kanun’un 31.maddesinde kamulaştırma sürecindeki yasak işler ve eylemler düzenlenmiş olup bumaddenin birinci fıkrasının dava konusu (b) bendinde mahkemece 10. maddeuyarınca yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmazınbaşkasına devir ve ferağ veya temlikinin yasak olduğu belirtilmiştir.
4. Bilindiği üzere Anayasa’nın 46. maddesi gereğinceidarenin kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların kamu yararınıngerektirmesi durumunda ve gerçek karşılığını peşin olarak ödeyerekkamulaştırması mümkündür. Bununla ilgili usul ve esaslar da 2942 sayılıKanun’da düzenlenmiştir.
5. Ancak bu hukuki süreç belli bir zaman alabilmektedir.Bunun için bazen idarenin daha öncelikli olarak kişilerin taşınmazına ihtiyaçduyması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle acele kamulaştırma yolu ile yinehukuka uygun biçimde hareket edilerek kişilerin taşınmazları idarecekamulaştırılabilir. Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi bu hukuki imkanıidareye vermektedir.
6. Anayasa Mahkemesinin ifade ettiği üzere acele kamulaştırma, kamulaştırma işlemlerininneticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyanolağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırma usulü ile idareninhemen ihtiyaç duyduğu taşınmazın kamulaştırma sürecinin sonuçlanmasınınbeklenmesi kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ciddi aksamalara yol açmadankamulaştırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Kanun’un 27. maddesinin birincifıkrasına göre aciliyetine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâllerde gerekliolan taşınmazın kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradantamamlanmak üzere idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malınkanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idaretarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala elkonulabilecektir (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510,18/10/2017, §§ 31, 32).
7. Dolayısıyla acele kamulaştırma usulü, olağankamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertarafetmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacaktaşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idaretarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamamasıdurumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılmasıgerekmektedir. Bu davada belirlenecek bedelin elkoyma istemiyle açılan davadabelirlenen bedelden yüksek olması durumunda aradaki fark, idare tarafındanmalike; düşük olması durumunda ise malik tarafından idareye ödenir (Ali HıdırAkyol ve diğerleri, § 33).
8. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkına sınırlama getiren dava konusu kuralların acele kamulaştırmasürecinde kamulaştırmaya konu taşınmazın malikinin değişmesini engelleyerekdaha hızlı biçimde acele kamulaştırma sürecini sağlamayı hedefleyen meşru biramacı oldukları aşikardır.
9. Anayasa’nın 13. maddesi bağlamında ölçülülük ilkesiile ilgili yapılan denetimde de kuralların bu amaca ulaşma noktasında elverişliolduğu kabul edilebilir ise de kuralların taşınmaz maliklerinin mülkiyethakkına yönelik getirdikleri sınırlamaların gerekli olduğu noktasında sorunolduğu kanaatindeyim.
10. Mülkiyet hakkına sınırlama getiren kanun hükümleriningerekliliği bağlamında yapılan Anayasa’ya uygunluk denetiminde hedeflenen amacadaha hafif müdahalelerin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.
11. Dava konusu kurallar bağlamında temel hedef olanidarenin bir an önce acele kamulaştırma konusu olan taşınmaza ulaşabilmesinoktasında taşınmaza şerh konulması ve taşınmaz sahibinin değişmesininengellenmesi tedbiri bu meşru amaca ulaşma hususunda kişilerin mülkiyet hakkınagereksiz bir müdahale olarak görülebilir. Zira acele kamulaştırma sürecindemalik el değiştirdiğinde dahi yeni malik aleyhine davaya devam edilebilmesimümkün olabilir. Bu biçimdeki bir durumda da acele kamulaştırmadaki nihai amacaulaşmada pek de ciddi sorunlarla karşılaşılması söz konusu olmayabilir.
12. Dolayısıyla acele kamulaştırma sürecinde bahse konutaşınmazla ilgili acele kamulaştırma sürecinin yürütüldüğünü gösteren veböylece ilgililerce bilinmesini sağlayan usullerin varlığı ihtimal dahilindeiken taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağıhükmünün tapu kütüğüne şerh konulması ve taşınmazın başkasına devir ve ferağveya temlikinin yasaklanması biçimindeki dava konusu kurallar öngörülen amacaulaşma noktasında ağır müdahaleler niteliğinde olduklarından mülkiyet hakkınınsınırlandırılması sürecinde ölçülülük ilkesinin ikinci alt ilkesi olangereklilik koşulunu sağlamaktan uzaktırlar.
13. Öte yandan dava konusu kurallar kısmi kamulaştırmasöz konusu olan durumlarda yine gereklilik boyutu ile kişilerin mülkiyethakkına yönelik ölçüsüz bir sınırlama getirmekte olup kişilerin taşınmazlarınınacele kamulaştırmaya konu olmayan kısımlarının tasarruf imkanını da ağırbiçimde güçleştirmektedir.
14. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerle 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılıKanun’un 29. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın ikinci cümlesinin ve 24/4/2001tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen 31. maddesininbirinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıolduğu için iptali gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun aksi yöndekikararına katılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞI OY
1. 4/11/1983 tarihlive 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun; 27. maddesine 19/4/2018 tarihli ve 7139sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın ikinci cümlesinin, ve24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen 31.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin, Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın reddine sayın çoğunlukça karar verilmiştir.
2. Aşağıdakigerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
3. Mahkemeninkararında, iptal istemi, hükme itiraz gerekçeleri özetlenmiştir.
4. Kanun’un 31.maddesinde kamulaştırma sürecindeki yasak işler ve eylemler düzenlenmiştir.Anılan maddenin birinci fıkrasının itiraz konusu (b) bendinde mahkemece 10.madde uyarınca yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmazınbaşkasına devir ve ferağ veya temlikinin yasak olduğu hüküm altına alınmıştır.
5. Kanun’un 10.maddesinin ikinci fıkrasında mahkemenin, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi veidare tarafından verilen belgelerin birer örneğini de ekleyerek meşruhatlıdavetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleribulunamayanlara ilan yoluyla tebligat yapmak suretiyle maliki duruşmayaçağırması öngörülmüştür. Dolayısıyla taşınmazı kamulaştırılacak kişiler, buşekilde yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğden sonra taşınmazlarüzerinde tasarrufta bulunamayacaklardır.
6. İtiraz konusu ilkkuralda öngörülen yasak, kamulaştırılacak taşınmazın tapu kaydına şerhdüşülmesi suretiyle gerçekleşmektedir. Diğer yandan kuralda öngörülen yasağın,yargılama devam ettiği sürece uygulanmasının kanuni düzenleme gereği zorunlulukarz ettiği, kaldırılması konusunda yargılamayı yürüten mahkemeye herhangi birşekilde takdir yetkisi tanınmadığı anlaşılmaktadır.
7. Kanun’un 27.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde acele kamulaştırma kapsamındamahkemece verilen, taşınmaza elkoyma kararının tapu müdürlüğüne bildirileceğiöngörülmüştür. Fıkranın dava konusu ikinci cümlesinde ise taşınmaz malınbaşkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmünün tapu kütüğüneşerh edileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan şerhin ve şerhten kaynaklıtasarruf yasağının ne kadar süreyle devam edeceğine dair Kanun’da bir düzenlemeyer almamaktadır.
8. Anayasa’nın 35.maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancakkamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılmasıtoplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Kamulaştırmanın konusunu oluşturantaşınmazların mülkiyet hakkı kapsamında olduğu hususunda tereddütbulunmamaktadır.
9. Mülkiyet hakkı,kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalarauymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerindenyararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan vediğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Bu bağlamda malikinmülkünden yoksun bırakılması veya mülkünü kullanma, onun semerelerindenyararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birininkısıtlanması mülkiyet hakkına sınırlama oluşturur (Recep Tarhan ve AfifeTarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).
10. Kamulaştırılmasınakarar verilen taşınmazların devir veya temlikini yasaklayan itiraz konusukurallar, malikin o taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlamaktadır. Buitibarla kurallarla mülkiyet hakkına sınırlama getirilmektedir.
11. Anayasa'nın anılanmaddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceğibelirtilmiştir. Dolayısıyla söz konusu hakka yönelik sınırlamalar kanunlaöngörülebilecektir.
12. Öte yandanmülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerinsınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin degözönünde bulundurulması gerekmektedir.
13. Anayasa’nın 13.maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
14. Anayasa’nın anılanmaddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak veölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.
15. AnayasaMahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen varolması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekildebelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
16. Esasen temelhakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukukdevletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanunidüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnelolması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğinsağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütüolarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
17. Kurallarda,kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesigereğince yapılan tebligat, davet veya ilanen tebliğ sonrasında devir ve ferağveya temlikinin yasak olduğu, acele kamulaştırma hâllerinde ise mahkemeceverilen taşınmaza el koyma kararı üzerine aynı nitelikteki yasağın tapukütüğüne şerh edileceği öngörülmüştür. Bu çerçevede kuralların hem kişiler hemde idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekildeaçık, net ve anlaşılır nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarınkanunilik şartını taşıdığı açıktır.
18. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinyalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olaraksınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde ise mülkiyethakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği öngörülmüştür.
19. Anayasa’nın46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma, idarelerin özel mülkiyette bulunan birtaşınmaza, söz konusu taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmek amacıyla tektaraflı bir iradeyle el koymasıdır. Kamulaştırmanın amacı kamu yararını gerçekleştirmektir(AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
20. Dava konusukuralların kamulaştırma sürecinde taşınmaz malikinindeğişmesinin önlenerek kamulaştırma işlemlerinin daha seri ve hızlı bir şekildesonuçlandırılmasını böylelikle kamulaştırmaya konu yerin kısa sürede kamuhizmetine tahsis edilmesini sağlamak amacıyla ihdas edildiklerianlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralların kamu yararı amacı taşıdığı açıktır.
21. Bununla birliktemülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın kanunilik ve meşru amaç şartlarınıtaşıması yeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın 13.maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanınzorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlamaile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir.
22. Kamulaştırmaişlemine konu taşınmazın kısa sürede kamu hizmetine tahsis edilmesini sağlamakamacıyla kurallar kapsamında öngörülen devir ve temlik yasağının yukarıdabelirtilen kamu yararı amacına ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.
23. Devletin özelmülke konu taşınmazların kamu hizmetine tahsis edilebilmesi sürecinde işleminhızlı sonuçlanması için taşınmazlar üzerinde birtakım kısıtlamalar öngörmesidoğal karşılanabilir. Ancak kamulaştırmaişlemlerinin karmaşıklaşmaması ve sürecin hızlı bir biçimde sonuçlanmasıamacına ulaşmayı temin eden daha hafif araçların varlığı hâlinde mülkiyethakkına kurallarla getirilen sınırlamanın gerekli olmadığı sonucunaulaşılacaktır.
24. Kurallardaöngörülen şerh, bütünüyle devir ve temlikiengelleyen bir şerh niteliği taşımaktadır. Ancak tapu sicilinde taşınmaz ile ilgili olarak kamulaştırma işlemiyapıldığını gösteren ve sicilde işlem yapmak isteyen kişilerin bu hususubilmelerini sağlayan bir şerh konulmasının öngörülmesinin, malik değişikliğidurumunda ise yeni malik aleyhine davaya devam olunabilmesi imkânınınsağlanmasının kurallarda öngörülen ve bütünüyle devir ve temliki engelleyenşerhe göre daha hafif bir sınırlama aracı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralların ulaşılmak istenen amacıgerçekleştirmek bakımından gerekli olma kriterini karşıladığını söylemek mümkündeğildir. Dolayısıyla kurallarla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanınölçüsüz olduğu anlaşılmaktadır.
25. Açıklanannedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptallerigerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.
Üye
Selahaddin MENTEŞ