ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/80
Karar Sayısı : 2024/90
Karar Tarihi : 4/4/2024
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğedildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 1/7/2016tarihli ve 6723 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle yeniden düzenlenen 28.maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının Anayasa’nın 9., 36., 138. ve 140.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir
OLAY: Kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı tazminatdavasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 28.maddesi şöyledir:
“Kanun yolu değerlendirme formu:
Madde 28 – (Mülga: 31/3/2011-6217/31 md.; Yenidendüzenleme: 1/7/2016 – 6723/25 md.)
Yargıtay ve Danıştay daireleri ile genel kurullarıncayapılan kanun yolu incelemeleri sonunda;
a) İstinaf kanun yolu incelemesinde görev alan dairebaşkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı ve savcılar,
b) İlk derece yargı yerlerinde duruşmaya, karara veya hükmekatılan, karar veya hükmü veren ya da soruşturma aşamasında görev yapanhâkimler,
c) İlk derece yargı yerlerinde soruşturma aşamasındagörev alan, iddianameyi tanzim eden, duruşmaya katılan, mütalaa veren veyakanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları,
hakkında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir.
Kanun yolu değerlendirme formu; soruşturmanın niteliği,iddianame, karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabet derecesi, soruşturma,kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanması, gereksiz masrafasebebiyet verilmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılması veya hazırlıksızçıkılarak gecikmelere neden olunması, dosyaların eksiklik nedeniyle geriçevrilmeye neden olmayacak şekilde görevli daire veya birime gönderilmesi,bilirkişi görevlendirilmesinin hukuka uygun yapılması, soruşturma, kovuşturmaveya yargılama işlemlerinin usul hükümlerine uygun olarak doğru ve zamanındayapılması, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi ile mütalaa, gerekçelikarar ve tebliğnamelerin yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında başarıgösterilmesi gibi hususlar dikkate alınarak çok iyi, iyi, orta ve zayıfşeklinde düzenlenir. Yapılan incelemede olumlu veya olumsuz kanaatedinilememesi hâlinde, değerlendirme formu bu durum belirtilerek düzenlenir.
Hükmün onanmış veya bozulmuş olması tek başına olumluveya olumsuz değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Ayrıca, incelenen kararauygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde olumsuz değerlendirme yapılamaz.
Bölge adliye mahkemeleri veya bölge idare mahkemeleridairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda yukarıdakifıkralarda belirtilen kriterler esas alınarak kanun yolu değerlendirme formudüzenlenir. Aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucudüzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenendeğerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerincedüzenlenen değerlendirme formu esas alınır.
Değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanıtarafından düzenlenir. Hakkında değerlendirme formu düzenlenenler, formunUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’ne kaydedilmesinden itibaren bir ayiçinde gerekçelerini belirtmek suretiyle değerlendirme formunun yenidenincelenmesini isteyebilir. Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibarenbir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla karara bağlanır.
Yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin usul veesaslar Yargıtay ve Danıştayın görüşü alınmak suretiyle Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın tamamlanmasıiçin öngörülen hedef süreler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşüalınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılanilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer MENCİKtarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olanmahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesininhükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda buhükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancakanılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi içinelinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına giren bir davanınbulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndeetki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuranMahkeme, 2802 sayılı Kanun’un 28. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarınıniptallerini talep etmiştir. İtiraz konusu kurallarla bölge adliye mahkemeleriveya bölge idare mahkemeleri dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesisonucunda anılan maddede belirtilen ölçütlerin esas alınarak kanun yoludeğerlendirme formunun düzenleneceği, aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanunyolu incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesisonucu düzenlenen değerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyizmercilerince düzenlenen değerlendirme formunun esas alınacağı, değerlendirmeformunun kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından düzenleneceği, hakkındadeğerlendirme formu düzenlenenlerin formun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nekaydedilmesinden itibaren bir ay içinde gerekçelerini belirtmek suretiyledeğerlendirme formunun yeniden incelenmesini isteyebileceği ve yeniden incelemetalebinin başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan dairetarafından oyçokluğuyla karara bağlanacağı düzenlenmektedir.
4. Bakılmakta olan davanın konusu kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat talebine ilişkindir. Kurallar, bakılmakta olan davadakiuyuşmazlığın çözümünde olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktedeğildir. Dolayısıyla kuralların bakılmakta olan davada uygulanma imkânıbulunmamaktadır (aynı kurallara ilişkin benzer değerlendirmeler için bkz. AYM,E.2023/51, K.2023/48, 22/3/2023, § 4; AYM,E.2023/141, K.2023/144, 13/09/2023, § 4; AYM,E.2024/19, K.2024/13, 1/2/2024, § 4).
5. Açıklanan nedenle kuralların itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
III. HÜKÜM
24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve SavcılarKanunu’nun 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle yenidendüzenlenen 28. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının itirazbaşvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânıbulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, HasanTahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA4/4/2024tarihinde karar verildi.
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
Basri BAĞCI
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 2802 sayılı Kanunun 28. maddesinin (6723 sayılıKanunun 25. maddesiyle yeniden düzenlenen) iptali istenen 4. ve 5. fıkralarındaadli ve idari uyuşmazlıklar sonunda verilen mahkeme kararlarıyla ilgili olarakkanun yollarında yapılan yargısal denetim sonucunda kararı denetlenen hakimlerhakkında ilgili daire başkanı tarafından kanun yolu değerlendirme formudüzenleneceği öngörülmektedir. İncelenen kurallarda, anılan değerlendirme formukapsamında; hakimin duruşmaya hazırlıklı çıkıp çıkmadığı, gecikmeye neden olupolmadığı gibi kriterler yanında karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabetderecesi, soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanmasıgibi hususların da değerlendirilerek başarı performansına göre çok iyi, iyi,orta ve zayıf şeklinde kanatın yazılıp formun düzenleneceği belirtilmektedir.Mahkememiz sayın çoğunluğu iptali istenen kuralların yerel mahkeme tarafındanilgili davada uygulanacak kural olmadığı kanaatiyle iptal isteminin reddigerektiği sonucuna ulaşmıştır.
2. Anayasanın 152. maddesi uyarınca bir davaya bakanmahkemenin uygulayacağı bir kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasınıciddi bulması durumunda itiraz yoluyla iptal isteminde bulunması mümkündür.Mahkememiz bu nedenle “uygulanacak kural”ın tespitinde, iptali istenen kuralın“bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallar” olup olmadığının incelenmesi kriteriniuygulamıştır. Bu kriter açısından kural olarak iptali istenen kanun hükmü veyaibaresinin uyuşmazlığın çözümünde veya davanın evrelerinde doğrudan biretkisinin bulunması aranmalıdır. Bununla birlikte yargılamaya ilişkin usulhukuku kurallarında bu kriter her zaman yeterli değildir. Usul kurallarıbakımından uyuşmazlığın görülmesine ilişkin dava sürecine veya sonucuna ilişkindolaylı etkisi olan kuralların da “uygulanacak kural” niteliğindedeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinikoruma işlevini gören anayasal denetimin mantığı yönünden de gereklidir.Tersine bir yaklaşım AYM’nin kendini sınırlaması anlamına gelebilir. NitekimAYM daha önce 2802 sayılı Hakimler ve SavcılarKanunu’nun 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ilebirlikte yeniden düzenlenen 28. maddesinin yedinci fıkrasının “…kovuşturmaveya yargılamanın tamamlanması için öngörülen hedef süreler Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafındanbelirlenir.” bölümünün iptal isteminin ilk incelemesinde kuralı davada uygulanacakkural olarak nitelemiş ve davayı esastan inceleyerek sonuçlandırmıştır (bkz. AYM,E.2021/17, K.2021/103, 30/12/2021).
3. İptali istenen kurallar her ne kadar hakimlerin özlükhaklarına ilişkin bir değerlendirme formu düzenlenmesini kapsıyor ise de aynızamanda hakimlerin görmekte oldukları her bir davaya ilişkin usul hukukukuralı mahiyetindedir. Başka deyişle hakim kuralda öngörülen “değerlendirmeformu” kapsamındaki kriterleri her bir davada uygulamakla yükümlü kılındığıiçin anılan kurallar usul hukukunun bir parçası mahiyetindedir. Uyuşmazlığınçözümü için daha detaylı bir hukuki sorunu araştırmak isteyen hakimin hedefsüre ve davayı geciktirmeme kriteri yönünden ya da istinaf veya Yargıtaydairesinin istikrarlı fakat kanuna veya Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğübir yorum şekli yerine kendi hukuki anlayışını tercih etmesi düşüncesindeolmasına karşın kanun yolu denetimi sonunda orta not verilebileceği endişesiyleetki altında karar vermesi olasılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla görünüşte hakiminözlük hakkına ilişkin gibi görünen kurallar diğer yönüyle aslında adilyargılanma hakkı yönünden mahkemenin kuruluşuna ve yapısına ilişkin usul hukukukuralı niteliğindedir. Bu nedenle Anayasa’ya aykırılığı öne sürülen kurallarınmahkemenin önündeki davada uygulanacak bir kural olmadığı söylenemez.
4. Öte yandan incelemeye konu kuralların adil yargılanmahakkının “bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı” alt unsuru/güvencesiile de ilgisi bulunmaktadır. Bu ilke açısından davaların görüleceği mahkemelerinbağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini içeren yargı mercileri olması gerekir.Anayasa’da mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik mesleği güvence altınaalınmıştır. Anayasa’nın “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138.maddesinde bağımsızlığın kapsamı “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hükümverirler./ Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz./ Görülmekte olan bir dava hakkındaYasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz,görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz./ Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar veidare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.” şeklinde belirlenmiştir. Anayasa’nın hâkimlikve savcılık mesleğinin düzenlendiği 140. maddesinin üçüncü fıkrasında “Hâkimve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık veödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veyasürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması vedisiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasındaişledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına kararverilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri vemeslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” denilmektedir.Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca hâkim ve savcıların özlük işlerininmahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesigerekir.
5. Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yargının yasama ve yürütme başta olmaküzere her kişi ve kuruma karşı bağımsızlığını ifade etmektedir. Söz konusubağımsızlık, yargılama fonksiyonunun gereği gibi yerine getirilmesi amacınıgütmekte ve hukuk devleti ilkesinin bir gereğini oluşturmaktadır. Mahkemelerinbağımsızlığı ilkesi, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını ifadeetmektedir. Yargının bir karakteri olan bağımsızlık, hâkimin çekinmeden veendişe duymadan, hukukun öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etkialtında kalmadan, yansız ve özgürce karar verebilmesidir. Hâkimleringörevlerinde bağımsızlıkları, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp adaletindolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak dağıtılmasıamacını gütmektedir. Bu nedenle mahkemelerin bağımsızlığı, insan haklarının veözgürlüklerinin en etkin güvencesidir (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020,par. 26; AYM, E.2021/17, K.2021/103, 30/12/2021, par. 23).
6. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin (AY m.6-9) ve hukuk devleti ilkesinin önemli bir unsuru olan yargı bağımsızlığıilkesinin (AY m. 2, 138-141, 159) bir gereği olarak hakimlerin mesleki yöndendenetiminin de belirtilen anayasal ilkelere uygun olması gerekmektedir.Bilindiği gibi mahkemelerin bağımsızlığının en temel güvencesini hakimlikteminatı oluşturur. Hakimlerin mesleklerini yürütürken yasama organına,yürütme organına ve mahkemeler sistemi ile birlikte yargı sistemi içerisindekidiğer yargı organlarına karşı bağımsızlığının yasalarca güvence altına alınmasıAnayasal ilkelerin gereklerindendir. Bu anlamda hakimlerin özlük işlerihakkındaki tüm düzenlemelerin de Kanunla yapılması, idari bir merciin kararınatabi tutulmaması gerekmektedir.
7. Hakimlik teminatı bakımından hakimlerin diğermahkemeler ve üst mahkemelere karşı bağımsızlığının sağlanması da önemli birhusustur. Hakimler yargılama fonksiyonlarını görürken kanun yolu denetimi yapandiğer bir hakim veya üst mahkeme karşısında da bağımsızlıklarınıkoruyabilmelidir. Mahkemelerdeki görevleriyle yargısal egemenliği (AY m. 6, 9)kullanan hakimler arasında yargısal yetki kullanımı dolayısıylaüstlük-altlık ilişkisi kurulamaz. Yalnızca bu şekilde yargının kendi içyapısı ve örgütlenmesi yönünden bağımsızlığın korunduğu söylenebilir (Prof. Dr.Çetin Özek, Yargının İdari Denetimi, İÜHFM 1982, S. 1-4, s. 922). Başka deyişlekanunyolu denetimi yargılama usulüne ilişkin kanunların ve adil yargılanmahakkının bir gereği olmakla birlikte bu denetimin kararı incelenen hakimüzerinde üstlük-altlık ilişkisi kurulması biçiminde yapılması hakimlikteminatını zedeleyecektir. Elbette meslekteki uzmanlıkları ve birikimleri ilekanun yolu denetiminde yüksek mahkemelerin verdikleri kararların hukukisorunların çözüm yöntemlerini gösterme, içtihat birliğini sağlama ve hattaöğreticilik gibi işlevleri bulunmaktadır. Fakat bir yargısal denetim yolununaynı zamanda hakimin mesleki performansını ölçen başarı not sistemiolarak kullanılması herşeyden önce kanunyolu sisteminin anayasal anlamına veişlevine aykırıdır. Kurallarla öngörülen sistem, yargısal denetim yapanhakimlerin, kararını inceledikleri hakimler üzerinde hiyerarşik birilişki kurmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla kanun yolu denetimindeyargısal denetimin niteliği ve mantığı ile hiyerarşik ilişki ve hiyerarşiyetkisi birbiriyle bağdaşmaz.
8. Bilindiği üzere idare hukukunda üst amir tarafındankullanılan hiyerarşi yetkisi yönetim yetkisine bağlı olarak tayin,terfi, disiplin gibi işlemlerin tesisi yetkisini kapsar. Yargısal birdenetimde, terfi ve disiplin işleminde kullanılacak şekilde başarı notuverilmesi, işlevsel olarak denetimi hiyerarşik denetime, denetim yapanı dahiyerarşik amir konumuna getirmektedir. Öte yandan bu bir uygulama sorunudeğildir. Son derece objektif ve özenli bir not uygulaması yapılıyor olması dasistemin yargı bağımsızlığı üzerindeki etkisini ortadan kaldırmamaktadır. Diğerbir ifadeyle Kanunun 28. maddesindeki bu düzenleme sonucunda yüksek mahkemedairesi başkanı/hakimleri ile istinaf veya ilk derece mahkemesi hakimleri arasındave yine istinaf mahkemesi daire başkanı/hakimleri ile ilk derece mahkemesihakimleri arasında hukuken hiyerarşik bir ilişki kurulmaktadır. Böylebir durum Anayasal hakimlik teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleriylebağdaştırılamaz. Hatta hakimler üzerinde bu yöntemle bir psikolojik baskıoluşması (hakimlerin not endişesiyle kendi hukuksal görüşlerini karara derçetmekten kaçınması) davanın taraflarının adil yargılanma haklarını dazedeleyebilecektir. Nitekim 1981 tarihli Hukuk Kollokyumunda not sisteminingetirilmesi önerisini tartışan Prof. Eralp Özgen bu sistemin savunma hakkınınkısıtlanmasına yol açabileceğine değinmiş ve böyle bir denetim yapılacaksa bileYargıtay dışında yapılması gerektiğini ifade etmiş, yine Prof. Çetin Özek detemyiz denetimi üzerinden terfi sistemi kurulmasının yanlışlığına işaretetmiştir (bkz. Kollokyum tartışma bölümü; İÜHFM 1982, S. 1-4, s. 999, 1004).
9. Öte yandan bu söylediklerimiz, temyiz denetimindengeçen kararların hakimlerin terfilerinde dikkate alınamayacağı anlamınagelmemektedir. Fakat temyiz denetiminin bir parçası olarak böyle bir sisteminkurulmasının anayasal ilkeleri ihlal ettiği açıktır. Kaldı ki bu sistemalternatifsiz de değildir. Mahkemelerin tabi olduğu Uyap sisteminde tümkararların elektronik kaydının bulunduğu gözetildiğinde terfilerle görevliAnayasal Kurum olan HSK’nın ilgili birimlerinin bu kararlardaki isabetderecesini terfi dönemleri öncesinde analiz etmesi çok güç olmasa gerektir.Belirtilen nedenlerle bakılmakta olan davada uygulanma imkanı olmadığıgerekçesiyle kuralın iptal isteminin reddedilmeyip esasının incelenmesigerektiği görüşündeyim.
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN