ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2024/94
Karar Sayısı:2025/179
Karar Tarihi:10/9/2025
R.G.Tarih-Sayı:23/12/2025-33116
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 31/12/1960tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 26/12/1993 tarihli ve 3946sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değiştirilen 94. maddesine 5/12/2019 tarihli ve7194 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın Anayasa'nın 2., 5.,35. ve 73. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesitalebidir.
OLAY: İcramemurluğunun haciz kararının kaldırılmasına yönelik olarak yapılan şikâyetbaşvurusunda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 94. maddesinin itiraz konusuüçüncü fıkrası şöyledir:
“(Ekfıkra:5/12/2019-7194/16 md.) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra veİflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarıncakarşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerineyatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI,Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, YıldızSEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL ve ÖmerÇINAR’ın katılımlarıyla 9/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörEmre DURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. Avukatlar yaptıkları hizmetin karşılığı olarak ücretalırlar. Avukatın alacağı ücret, avukatlık ücret sözleşmesine bağlanan avukatlıkücreti ve mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne dayanılarakhükmedilen vekâlet ücreti olmak üzere iki türdür.
4. Avukatlık ücreti avukat ile müvekkil arasındaki özelilişkiye dayanan, tarafların kendi aralarında düzenleyecekleri bir sözleşmeylebelirlenen ücret olup mahkeme tarafından hükmedilen vekâlet ücretinden farklıbir ücrettir. Vekâlet ücreti ise mahkeme kararıyla anılan Tarife’ye göre hükmedilenyargılama gideri niteliğindedir. Bu ücretlerle ilgili hükümler 19/3/1969tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 163. ve 164. maddelerindedüzenlenmiştir.
5. Öte yandan 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra veİflas Kanunu’nun 138. maddesinin üçüncü fıkrasında vekil vasıtasıyla yapılantakiplerde vekâlet ücreti miktarının alacaklı ile borçlu arasında yapılmışsözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesinegöre hesaplanacağı ve bu şekilde tayin olunan vekâlet ücretinin de takipmasraflarına dahil olduğu belirtilmiştir.
6. 193 sayılı Kanun’un 65. maddesinde her türlü serbestmeslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğubelirtilmiştir. Serbest meslek erbabı olan avukatlara ödenen avukatlık veya vekâletücretlerinin de serbest meslek kazancı niteliğinde olması nedeniyle buhükümlere göre vergilendirilmesi gerekmektedir.
7. Öte yandan anılan Kanun'un94. maddesinin birinci fıkrasında kamu idare ve müesseselerinin,iktisadi kamu müesseselerinin, sair kurumların, ticaret şirketlerinin, işortaklıklarının, derneklerin, vakıfların, dernek ve vakıfların iktisadiişletmelerinin, kooperatiflerin, yatırım fonu yönetenlerin, gerçek gelirlerinibeyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabının, zirai kazançlarınıbilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin sözkonusu fıkrada bentler hâlinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıklarısırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmayamecbur oldukları belirtilmek suretiyle bu kişi ve kuruluşlar gelir vergisiyönünden vergi sorumlusu olarak kabul edilmişlerdir. Vergisorumlularının, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifatyapmaya mecbur oldukları ödemeler de fıkra içinde yer alan bentlerde ayrıntılıbir şekilde belirtilmiştir.
8. Fıkranın (2) numaralı bendinde yaptıkları serbestmeslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerindengelir vergisi tevkifatının yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna görefıkranın birinci cümlesinde sayılan vergi sorumlularının, yaptıkları serbestmeslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere ödeme yapmadan önce istihkaksahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmaları gerekmektedir.
9. Söz konusu maddenin itiraz konusu üçüncü fıkrasındamaddenin birinci fıkrasına göre vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların 2004 ve1136 sayılı Kanunlar uyarınca karşı tarafa yükletilen vekâlet ücretini (icra veiflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödemeleri hâlinde de gelir vergisi tevkifatıyapmaları gerektiği düzenlenmiştir.
10. Dolayısıyla itiraz konusu kurala göre vergi tevkifatıyapmaya mecbur olanların, anılan Kanun hükümleri uyarınca karşı tarafayükletilen vekâlet ücretini ödeyen taraf olmaları hâlinde, bu ücreti icra veiflas müdürlüklerine yatırsalar dahi- ödenecek tutar üzerinden öncelikleavukatın nam ve hesabına gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerekmektedir.
11. Diğer yandan kural yalnızca 193 sayılı Kanun’un 94.maddesinin birinci fıkrasına göre vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlarıkapsadığından bu madde kapsamında bulunmayanlar bakımından söz konusu vergitevkifatını yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
B. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; mahkeme kararı uyarıncailam vekâlet ücreti ödeyen kişilere, yalnızca vergi güvenliğini sağlamak içinyaptıkları ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapma zorunluluğu öngörülmesininhukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, mahkemelerce vekâlet ücretinin kendisinivekille temsil eden tarafa ödenmesine karar verildiği, vekâlet ücretinin karşıtarafın avukatına ödenmesi gerektiği yönünde bir hükmün bulunmadığı, gelirinvergilendirilebilmesi için öncelikle o gelirin elde edilmesi gerektiği, ilamvekâlet ücretinin henüz elde edilmemiş olması nedeniyle avukat yönünden bir kazançteşkil etmediği, itiraz konusu kuralın avukat açısından doğmamış olan birkazancın vergilendirilmesine yol açtığı, bu durumun aynı gelirin mükerrervergilendirilmesi anlamına geldiği, ayrıca kural nedeniyle vekâlet ücretiüzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmasının icra takibine konu borcun eksiködenmesi sonucunu doğuracağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 35. ve73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
13. Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veyakaldırılır” denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Sözkonusu ilke, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların kanundayer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerinkonulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ile yapılmasını zorunlukılmaktadır (AYM, E.2021/5, K.2023/109, 1/6/2023, § 97).
14. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen vergi ödevininyerine getirilmesini sağlamak üzere vergi alacağının sorunsuz bir şekildetahsil edilebilmesi bakımından vergi hukuku uygulamasında vergi güvenlikönlemleri olarak adlandırılan vergi alacağının güvence altına alınmasınısağlayacak birtakım düzenlemelerin öngörülmesi mümkündür. Bir başka deyişlevergi güvenlik önlemleri; mükelleflerin vergi kanunlarında yer alandüzenlemelere aykırı davranmasını engelleyen, vergileri tam ve eksiksiz birşekilde beyan etmelerini ve ödemelerini sağlamaya çalışan uygulamalardır (AYM,E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 20).
15. Kamu alacağı kavramı, kamu hizmetlerinin finansmanıamacıyla devletin egemenlik gücüne dayanarak koyduğu mali yükümlülüklerdendoğan alacakları ifade etmektedir. Toplumun ortak ihtiyaçlarını gidermeyi esasalan kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi için kamu alacaklarınıntahsil edilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamu alacağı niteliğindeki vergi vebenzeri mali yükümlülüklerin ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve bukapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş birtakdir yetkisi bulunmaktadır. Söz konusu takdir yetkisi, vergilerin tahsilinigüvence altına almak amacıyla hem gerekli vergisel düzenlemeleri ihdas etmekhem de gerekli tasarruflarda bulunmak -örneğinvergi koruma önlemlerini uygulamak- bakımından geçerlidir (AYM,E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 21; E.2022/108, K.2023/55, 22/3/2023, § 39; ArbayPetrol Gıda Turizm Taşımacılık Sanayi Ticaret Ltd. Şti ve Arbay TurizmTaşımacılık İthalat İhracat İnşaat ve Organizasyon Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.[GK], B. No: 2015/15100, 27/2/2019, § 46).
16. Mükellefler konusunda keyfî uygulamalara karşıdüşünülen ilk önlem her ne kadar kanunilik ilkesi olsa da mali yükümlülüklerinkanunla konulması, değiştirilmesi veya kaldırılması yalnız başına vergilendirmeyetkisinin keyfî kullanılarak adaletsiz sonuçlar doğurmasınıengelleyemeyeceğinden Anayasa Mahkemesinin sıkçavurguladığı gibi düzenlemelerin idare ve kişiler yönünden duraksamayayol açmayacak şekilde belirlilik içermesi, öngörülebilir olması ve hukukigüvenlik ilkesine uygun olması gerekir (AYM, E.2019/53, K.2019/75, 19/9/2019, §11).
17. Vergilemede belirlilik ilkesi, vergi yükümlülüğününhem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, kanun metinlerinin,ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlardoğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekildedüzenlenmesini gerektirir. Buna göre belirlilik ilkesi, vergi ve diğer kamualacakları açısından matrah, tarh ve tahsil zamanı ve yöntemi ile verginin tarhve tahsiline yetkili idare gibi vergi ve benzeri diğer alacakların esaslıunsurlarının önceden belli ve kesin olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2024/68,K.2024/167, 24/9/2024, § 27).
18. Vergihukukunda, devletin vergi alacağının doğması için, vergiyi doğuran olayıngerçekleşmesi gerekmektedir. Vergiyi doğuran olay 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde “Vergi alacağı, vergikanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülüile doğar. Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.” şeklindetanımlanmıştır (AYM, E.2014/183, K.2015/122, 30/12/2015, § 8).
19. Vergiyi doğuran olay, vergi yükümlüsünü belirler.Vergiyi doğuran olay kendi kişiliğinde gerçekleşen ve mal varlığından vergiborcunu ödemek zorunda olan kişi, verginin yükümlüsüdür. Anılan Kanun’un 8.maddesinde Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcuterettüb eden gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu ise vergininödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olaraktanımlanmıştır. Vergi yükümlüleri, vergilendirmeyle ilgili ödevlerini kendivergi borcu için yerine getirmekte iken vergi sorumluları, başkasının vergiborcu için bu görevleri kanunlar gereği yerine getirmektedirler (AYM, E.2014/183,K.2015/122, 30/12/2015, § 9).
20. Vergilerin zamanında ödenmesini ve kamu alacağınıngüvence altına alınmasını sağlamaya yönelik bir kurum olan vergi sorumluluğu,vergi türünün özelliği de gözetilerek değişik kanunlarda farklı şekillerdeöngörülmüştür. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 193 sayılı Kanun'dakaynaktan kesinti yapılması suretiyle verginin ödenmesi esası kabul edilmiş,kesinti yapmakla yükümlü kılınanlar vergi sorumlusu sayılmışlardır (AYM,E.2014/183, K.2015/122, 30/12/2015, § 10).
21. Anılan Kanun’un 94. maddesi ve diğer hükümleridikkate alındığında hangi kişi ve kurumların vergi sorumlusu sıfatıyla istihkaksahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,tevkifatın hangi aşamada ve ödemelerde yapılacağı hususlarının herhangi birtereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve netolarak düzenlendiği gözetildiğinde, avukatın nam ve hesabına yapılmasıöngörülen tevkifatlı ödemenin konusunun ve kapsamının Kanun’da yeterliaçıklıkta belirlendiği, bu yönüyle kuralınkeyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilirnitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
22. Öte yandan Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altınaalınan hukuk devleti ilkesi gereğince kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır.Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel,özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızcabelirli kişilerin yararına çıkarıldığı açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsurubakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur (AYM,E.2021/14, K.2023/173, 11/10/2023, § 9).
23. Açıklanan hâl dışında bir kanun hükmünün ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği siyasi tercih sorunu olarak kanun koyucunun takdirindeolduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıylabağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 102).
24. Bu itibarla Anayasa’ya uygunluk denetiminde kuralınöngörülmesindeki kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil,incelenen kuralın kamu yararı dışında belirli bireylerin ya da gruplarınçıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenir. Başka birifadeyle bir kuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken kamu yararıkonusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca kuralın kamu yararıamacıyla çıkarılıp çıkarılmadığının denetimiyle sınırlıdır (AYM, E.2016/140,K.2017/92, 12/4/2017, § 7; E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, §§ 10, 11; E.2021/14, K.2023/173, 11/10/2023, § 11; E.2022/50,K.2022/107, 28/9/2022, § 28).
25. Kuralla, vergi sorumlusu tarafından avukatın nam vehesabına tevkifat yoluyla ödeme yapılmasının öngörülmesinin hâlihazırda mevcutolan bir verginin vergi sorumlusu tarafından kaynağında kesilerek vergi kayıpve kaçağının önlenmesini, verginin zamanında ve düzenli tahsili ile vergisisteminin güvenliğinin ve adaletinin sağlanmasını amaçladığı anlaşılmaktadır.Bu bağlamda kuralın anayasal sınırlar içindekanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında ihdas edildiği, bu yönüyle kuraldavergilendirmeye ilişkin anayasal ilkelere aykırılık bulunmadığı gibi kamuyararı dışında bir amacın gözetildiği de söylenemez.
26. Bununla birlikte kanun koyucu,takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin birgereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilenkuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık isegetirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir.
27. Kural kapsamında verginin kaynaktan kesinti yapılmak suretiyle ödenmesinin anılan meşru amaca ulaşmak bakımından elverişli olduğuaçıktır.
28. Bunun yanı sıra kamu alacağıniteliğindeki vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin ödenmesi için gereklitedbirlerin alınması ve bu kapsamda uygun araçların seçilmesinde kanunkoyucunun takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde verginin kaynaktan kesinti yapılmak suretiyle ödenmesinin söz konusu amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı dasöylenmez.
29. Ölçülülük incelemesinde son olarakkuralda verginin kaynaktan kesinti yapılmaksuretiyle ödenmesi ile ulaşılmak istenen meşruamaç arasındaki makul dengeyi ifade eden orantılılık ilkesideğerlendirilmelidir.
30. Kural uyarınca kaynağından kesilmeksuretiyle avukat nam ve hesabına yatırılacakolan gelir vergisi, avukatın yıl sonunda hesaplanacak olan yıllık gelirvergisinden mahsup edilecektir. Ayrıca kural vergi sorumlusunun ödemesi gerekenvekâlet ücreti miktarını da değiştirmemektedir. Bu suretle kuralın vergiyükümlüsü olan avukatlar ve vergi sorumluları bakımından ek bir mali yükümlülüğeneden olduğu söylenemez. Dolayısıyla kuralın vergilerinzamanında ödenmesi ve kamu alacağının güvence altına alınması amacına ulaşmak bakımından orantılı olduğu sonucunaulaşılmıştır.
31. Bu itibarla kanun koyucunun takdiryetkisi kapsamında öngörülen ve ölçülülük ilkesine de aykırı olmadığı anlaşılankuralda hukuk devleti ve vergilerin kanuniliği ilkeleriyle çelişen bir yönbulunmamaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 73.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV. HÜKÜM
31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun26/12/1993 tarihli ve 3946 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen 94.maddesine 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenenüçüncü fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Kenan YAŞAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA10/9/2025tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. İtirazkonusu kural, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesine 7194 sayılıKanun’un 16. maddesiyle eklenen üçüncü fıkradır. Buna göre, 2004 sayılı İcra veİflas Kanunu ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilenvekâlet ücretini ödeyenlerin, bu ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatıyapması öngörülmektedir. Mahkememiz çoğunluğu, kuralın Anayasa’ya uygun olduğuna kararvermiştir. Aşağıda açıklanan gerekçelerle çoğunluğun görüşüne iştirakedilmemiştir.
2. VergiUsul Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca vergi alacağı, vergiyi doğuran olayıngerçekleşmesiyle doğar. İtiraz konusu kural, avukat henüz geliri elde etmedenvergilendirmeyi öngörmektedir. Zira ilam vekâlet ücreti, borçlunun karşı tarafayaptığı bir ödeme olup avukatın doğrudan ve fiilen elde ettiği bir kazançdeğildir. Dolayısıyla vergiyi doğuran olay gerçekleşmeden, doğmamış bir gelirüzerinden vergi kesilmesi vergilerin kanuniliği ve hukuki güvenlik ilkeleriylebağdaşmamaktadır.
3. Kuralgereğince borçludan kesilen vergi, avukatın gelir vergisi beyannamesindeyeniden dikkate alınmakta ve mahsup edilmediği ölçüde mükerrer vergilendirmesonucunu doğurabilmektedir. Vergi hukukunun temel ilkelerinden biri olan aynıgelirin iki kez vergilendirilemeyeceği kuralı bu şekilde zedelenmektedir. Budurum, hukuk devleti ve mali adalet ilkeleriyle bağdaşmaz.
4. Anayasa’nın73. maddesinde öngörülen vergilerin kanuniliği ilkesi, vergi borçlusunun vevergi sorumlusunun açıkça belirlenmesini gerektirir. İtiraz konusu kuralda,ilam vekâlet ücretini ödeyen kişi, kendi gelirinden değil, başkasına ait birkazanç üzerinden vergi kesmekle yükümlü kılınmıştır. Oysa borçlu ile avukatarasında herhangi bir sözleşme veya doğrudan ödeme ilişkisi bulunmamaktadır.Vergi sorumluluğunun bu şekilde genişletilmesi, vergiyi doğuran olayla ilgisiolmayan kişilere mali külfet yüklemekte, belirlilik ve öngörülebilirlikilkelerini zedelemektedir.
5. Kanunkoyucunun vergi güvenliği amacı meşru olmakla birlikte, seçilen aracın gereklive orantılı olduğu söylenemez. Avukatlık ücretlerinin beyan yoluylavergilendirilmesi mümkünken, borçluya vergi kesintisi yüklemek gereklilikşartını karşılamamaktadır. Borçlunun kendi borcunu ifa ederken aynı zamandabaşkasının vergi yükümlülüğünden sorumlu tutulması, ölçülülük ilkesinin gereklilikve orantılılık alt unsurlarını ihlal etmektedir.
6. İtirazkonusu kural, borçlunun ödemek zorunda olduğu vekâlet ücretinin icra dosyasınaeksik yatırılmasına yol açmaktadır. Bu durum, alacaklının mülkiyet hakkınadolaylı bir müdahale teşkil etmektedir. Anayasa’nın 35. maddesi gereği mülkiyethakkına yapılan müdahalenin ölçülü, öngörülebilir ve kamu yararı ile uyumluolması gerekir. Oysa kural, avukatın alacağına fiilen eksik kavuşmasınasebebiyet vererek ölçülülük dengesini bozmaktadır.
7. Herne kadar kamu alacağının güvence altına alınması kamu yararı kapsamındadeğerlendirilse de bireylere yüklenen külfet ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir denge bulunmamaktadır. Borçlu ile avukat arasındaki doğrudanbir gelir ilişkisi olmamasına rağmen borçlunun vergi sorumlusu yapılması, kamuyararının ötesinde orantısız bir bireysel külfet yaratmaktadır. Özetle;
· Gelir elde edilmeden vergilendirme, mali güce göre vergilendirmeilkesini zedelemektedir.
· Vekâlet ücretinden yapılan kesinti, borçlunun mahkeme hükmünüeksik ifa etmesine yol açmakta, icra hukukunda adaletsiz sonuçlardoğurmaktadır.
· Avukatın mülkiyet hakkı, fiilen elde edilmeyen bir alacaküzerinden yapılan kesintiyle ölçüsüz biçimde ihlal edilmektedir.
· Hukuk devleti ve belirlilik ilkeleri gözetilmemekte,öngörülebilirlik bozulmaktadır.
· Devletin kişilerin haklarını koruma ve hukuk güvenliğini sağlamayükümlülüğü (m. 5) ihlal edilmektedir.
8. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralınAnayasa’nın 2., 5., 35. ve 73. maddelerine aykırı olduğu veiptal edilmesi gerektiği kanaati ile çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Üye
Kenan YAŞAR