anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2024/97
Karar Sayısı : 2024/234
Karar Tarihi : 25/12/2024
R.G.Tarih-Sayı : 12/3/2025-32839
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;
A. 105.maddesinin,
B. 3/7/1940tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesininikinci fıkrasında yer alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresinin,
Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Tasarrufuniptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;
1. 105. maddesi şöyledir:
“Borç ödemeden aciz vesikası:
Madde 105 – Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncümaddedeki aciz vesikası hükmündedir.
İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil mallarınkifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerinegeçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.”
2. 143. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Borç ödemeden aciz vesikası:
Madde 143 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikasıdüzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktariçin hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluyaverir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tâbi değildir. Aciz vesikasının birnüshası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesitarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir.Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususlarıiçereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir.
Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesikaborcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddedeyazılı hakları verir.
...”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ,İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, YılmazAKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural vesınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olmasıgerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerindeortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya daolumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
3. 2004 sayılı Kanun’un itiraz konusu 105. maddesindehaciz tutanağının belli şartların varlığı hâlinde borç ödemeden aciz vesikasıhükmünde olduğu kabul edilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında borçlununhaczedilebilir hiçbir malının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının kesinaciz belgesi hükmünde olduğu belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise icra memurununtakdirine göre haczi kabil malların alacağı karşılamayacağının anlaşılmasıdurumunda düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu ifadeedilmiştir.
4. İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemede bakılmakta olan davanınkonusu, alacaklının borçlu aleyhine yürüttüğü icra takibi sırasındagerçekleştirilen hacizde elde edilen malların alacağı karşılamayacağınınanlaşılması üzerine haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğugerekçesine dayanılarak borçlunun devrettiği markalarla ilgili tasarruflarıniptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Dolayısıyla itiraz konusu 105.maddenin birinci fıkrasının davada uygulanmaimkânı bulunmamaktadır. Bu itibarla anılan fıkraya ilişkin başvurununMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
5. Öte yandan Kanun’un 143. maddesinin ikinci fıkrasında anılan maddekapsamında düzenlenen aciz vesikası ile 105. madde uyarınca düzenlenenvesikanın borcun ikrarının mutazammın senet niteliğinde olduğu ve alacaklıya277. maddede yazılı hakları vereceği ifade edilmiştir. Söz konusu fıkrada yeralan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresi itiraz konusu ikincikuralı oluşturmaktadır. Anılan ibare 105. maddenin geçici aciz vesikasına dairdüzenleme içeren ikinci fıkrasının yanı sıra anılan maddenin kesin acizvesikasını düzenleyen birinci fıkrası yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olandavanın konusu gözetilerek anılan ibarenin esasınailişkin incelemenin Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası yönünden yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenlerle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;
A. 105.maddesinin;
1. Birincifıkrasının itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkrayailişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. İkincifıkrasının esasının incelenmesine,
B. 3/7/1940tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesininikinci fıkrasında yer alan “…105 inci maddedeki vesika…” ibaresininesasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “2004 sayılı Kanun’un 105.maddesinin ikinci fıkrası” yönünden yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörÖmer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
8. 2004 sayılı Kanun’un277. maddesinde elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklının tasarrufuniptali davası açabileceği öngörülmüştür. Geçici veya kesin aciz vesikasınınverilmesine ilişkin usul ve esaslar ise anılan Kanun’un 105., 143. ve 251.maddelerinde düzenlenmiştir.
9. Kesin aciz vesikası Kanun’un 143. maddesinin birincifıkrasına göre icra takibi sonunda ve alacaklının alacağının tamamını alamamasıdurumunda düzenlenmektedir. 105. maddede ise haciz tutanağının da bazışartların varlığı hâlinde borç ödemeden aciz vesikası hükmünde kabul edilmesineimkân tanınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında borçlunun haczedilebilir hiçbirmalının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının kesin aciz belgesi hükmündeolduğu belirtilmiş, itiraz konusu ikinci fıkrasında ise icra memurununtakdirine göre haczi kabil malların alacağı karşılamayacağının anlaşılmasıdurumunda düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu ve alacaklıyatasarrufun iptali davası açma hakkı vereceği hüküm altına alınmıştır.
10. 143. maddede hangi hâlde kesin aciz vesikasıdüzenleneceğinin yanında aciz vesikasının hüküm ve sonuçlarına dairdüzenlemelere de yer verilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında, bu maddeuyarınca düzenlenecek kesin aciz vesikası ile 105. madde uyarınca düzenlenecek vesikanınborcun ikrarını mutazammın senet niteliğinde olup alacaklıya 277. maddedeyazılı hakları vereceği belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada yer alan “…ile105 inci maddedeki vesika…” ibaresi itiraz konusu ikinci kuralıoluşturmakta olup kural “105. maddenin ikinci fıkrası” yönündenincelenmiştir.
11. Bunagöre 105. maddenin ikinci fıkrası uyarınca haciz sırasında icra memurutarafından haczi kabil malların alacağı karşılamayacağı yönünde hazırlanan vegeçici aciz vesikası olarak kabul edilen haciz tutanağı ile alacaklı borçluyakarşı Kanun’un 277. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası açabilecektir.
12. 277. maddede iptal davasından anlaşılması gerekenin278., 279. ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmedilmesiolduğu ifade edilmiş, 283. maddede de iptal davasının etki ve sonuçlarıdüzenlenmiştir. Buna göre davanın kabulü hâlinde davacı, dava konusu malüzerinde cebrî icra yoluyla hakkını alma yetkisine sahip olabilecek; davanınkonusu taşınmaz ise davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın tashihine gerekbulunmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebilecektir. İptal davasınınüçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değerle ilgiliolması durumunda ise bu değerler oranında, davacının alacağından fazla olmamaküzere üçüncü kişi nakden tazmine mahkûm edilebilecektir.
B. İtirazın Gerekçesi
13. Başvuru kararında özetle; tasarrufun iptali gibi mal varlığıüzerinde tasarruf yetkisini kısıtlayan uygulamaların ancak borçlunun malidurumunun doğru tespiti ile mümkün olması gerektiği, itiraz konusu kurallardaise borçlunun gerçek mali durumunun tespitine ihtiyaç duyulmadığı, sadeceyerinde yapılan haciz sonucundaki mali durum tespitinin yeterli görüldüğü, butespite dayanılarak tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının mülkiyet hakkı ilebağdaşmadığı, tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak görülen acizvesikası alınmasının şeklî olarak yeterli görülmesinin borçlunun dava şartıyokluğunu ispat etme imkânını elinden aldığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden de incelenmiştir.
15. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nınanılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade edenve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §§ 20-21).
16. Kurallarla borçlunun haczikabil mallarının alacağı karşılamayacağının anlaşılması durumunda düzenlenenhaciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu kabul edilerek bu vesikaylaalacaklıya borçlunun bazı tasarruflarına ilişkin olarak iptal davası açma imkânıtanınmaktadır. Geçici aciz vesikası ile iptal edilecek tasarruflara konu mal varlığınınAnayasa’nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkilettiği açıktır.
17. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunlarınkoyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma,semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır (AYM,E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 27; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 32).
18. Anayasa’nın söz konusu maddesinde bir temelhak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekildekorunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına bağlıdeğildir. Nitekim Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesiiçin gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevleri arasındasayılmıştır. Bu kapsamda devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıylayararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıylayasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır. Pozitifyükümlülüğün ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır.Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülük, kimi durumlarda özel kişilerarasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması içinbelirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; E.2023/58,K.2023/204, 30/11/2023, § 20; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğluİnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret LimitedŞirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 44).
19. Kurallar, alacaklının alacağınınbarışçıl bir biçimde cebrî icra sistemi içinde kısa sürede tahsilininsağlanmasını, böylece alacaklının mülkiyet hakkının korunmasını amaçlamaktadır.Dolayısıyla kurallar borçlunun mülküne doğrudan bir sınırlama niteliğindeolmayıp alacaklının mülkiyet hakkının korunması için alınan bir tedbir niteliğitaşımaktadır. Bu nedenle kurallar devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitifyükümlülüğü yönünden incelenmelidir.
20. Anayasa’nın5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin, pozitif yükümlülükleri çerçevesinde-özel kişiler arası uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacaklarıntahsilinin düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkilibir sistem kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındakiuyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri,karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsilineilişkin süreç bakımından da durum böyledir. Çünkü bir tarafta alacaklınınmülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir alacağısöz konusu iken diğertaraftan alacaklının bu alacağa kavuşması için başvuracağı borçlunun mülkiyethakkı kapsamındaki mal varlığı bulunmaktadır (benzer yönde bkz. AYM, E.2024/10, K.2024/97, 4/4/2024, § 24; HesnaFunda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71).
21. Devlet cebrî icra sisteminikurarken gerek alacaklının gerekse de borçlu ve ilgili üçüncü kişilerin hak vemenfaatlerini gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gereklitedbirleri almak durumundadır. Buna göre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkıkapsamında bulunan alacağına kavuşması için etkin bir icra yolununoluşturulması, öte yandan da icradan etkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere,mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunuileri sürebilmeleri için etkin biçimde itiraz edebilme imkânının tanınması gerekmektedir(Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti.,§ 72; Nihal Soydan, B. No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35; AYM, E.2019/11,K.2019/86, 14/11/2019, § 15).
22. Mülkiyet hakkının çatıştığıdurumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağı hususunda kanun koyucunun belliölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğüdüzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhineölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerlebağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğuncadengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracakşekilde sonuçlandırılmaması gerekir (benzer bir değerlendirme için bkz. AYM,E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 16).
23. Türk hukukunda borçlunun borcundandolayı yalnızca mal varlığıyla sorumlu olması kabul edilmiştir. İcra takibiyapıldığında alacaklı ilke olarak, borçlunun mal varlığı değerlerininhaczedilip satılması suretiyle alacağına kavuşabilmektedir (AYM, E.2022/130, K.2023/14, 25/1/2023, § 22). Ancak borçlunun mal varlığında bulunmamakla birlikte cebrîicra sisteminin kötü niyetli olarak işlemez duruma getirilmesini önlemek ve cebrîicrayı daha etkin kılmak maksadıyla alacaklıya borçlunun gerçekleştirdiği bazıtasarrufların iptalini talep etme imkânı tanınmıştır. Böylece borçlu ile alacaklınınmenfaatleri arasında bir denge kurulmuş ve bu surette cebrî icra düzenikorunmaya çalışılmıştır.
24. Kanun koyucununalacaklıya borçlunun bazı tasarrufları için iptal davası açma yetkisi tanıması,borçlunun henüz aciz veya iflas hâli gerçekleşmemiş olmakla birlikte buhâllerden birinin yakında gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu zamanlardaşüpheli tasarruflarda bulunması ve bu tasarrufları genellikle bir başka isimaltında gizlemesinden kaynaklanmaktadır (benzer değerlendirme için bkz.AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 35).Anılan davanın açılabilmesi için borçlunun mal varlığının borcunu karşılamayayeter düzeyde olmaması gerekmektedir.
25. İlke olarak borçlunun mal varlığınınalacaklının alacağını karşılamaya yetmediğini gösteren belge, 2004 sayılıKanun’un 143. maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan ve icra takibisonunda düzenlenen kesin aciz belgesidir. Ancak bazı durumlarda borçlunun acizhâlinde olduğu icra takibi sonucu beklenmeden de anlaşılabilir. Bu durumgenellikle borçlu aleyhine yapılan haciz sırasında ortaya çıkabilmektedir.Haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerineborçlunun borcuna yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukuken elkonulmasını sağlayan bir cebrî icra işlemidir. Borcun ödenmesi, borçlununborcunu karşılayacak mal varlığının haczedilip satılmasıyla mümkün hâlegelebilmektedir.
26. Borçlunun aciz hâlinde olduğununhaciz sırasında anlaşıldığı hâllerde tasarrufun iptali davası açılabilmesi içinicra takibi sonunda düzenlenen kesin aciz vesikasının beklenmesi alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verecektir. İtiraz konusu kurallarla hacizsırasında malın borcu karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşıldığı durumlarda, haciztutanağının aciz belgesi hükmünde olduğu kabul edilmiş ve alacaklıya bu belgeile tasarrufun iptali davası açma yetkisi tanımıştır. Bu itibarla kuralların alacaklılarınkorunması amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.
27. Kurallarda öngörülen haciztutanağının geçici aciz vesikası olarak kabulü ancak borçlunun borca yeterdüzeyde mal varlığının olmaması hâlinde mümkündür. Bu nedenle alacaklı,öncelikle borçlunun mal varlığından alacağını tahsil etmeye çalışacak, bu mal varlığınınalacağı karşılamaması durumunda ise haciz tutanağı ile borçlunun üçüncü kişilerlehine yaptığı bazı tasarrufların iptalini talep edebilecektir.
28. Diğer yandan 2004 sayılı Kanun’un102. maddesinin birinci fıkrasında taşınırbir malı haciz için mahallinde bir tutanak düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş,bu tutanakta alacaklı ve borçlunun ad ve soyadları, alacağın miktarı, haczinyapıldığı gün ve saat, haczedilen malların cins ve miktarı ile kıymetleri vevarsa üçüncü kişilerin iddialarının yazılarak tutanağın haczi yapan memurtarafından imzalanması öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında taşınmazhacizlerinde de bir tutanak düzenlenmesi gerektiği, bu tutanakta taşınmazıntürü, mahiyeti ve hududu ile gerekli niteliklerinin yer alacağı hüküm altınaalınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında ise borçlunun haczedilen mallarınınalacağı karşılamaya yeterli olmaması veya haczi kabil mal bulunmaması durumundabu hususların da tutanağa yazılması zorunlu kılınmıştır.
29. Kanun’un 16. maddesinde icra ve iflas dairelerincegerçekleştirilen işlemlerin Kanun’a veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesineşikâyet hakkı tanınmıştır. Böylece borçlunun icra memurunca düzenlenen haciztutanağına karşı her türlü şikâyette bulunabileceği, bu kapsamda kıymettakdirine itiraz edebileceği gibi hacze kabil yeterince mal varlığına sahipolduğunu da ileri sürebilmesi mümkündür. Diğer bir ifadeyle borçlunun buşekilde haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olmadığını yargımercileri önünde şikâyet konusu edebileceği anlaşılmaktadır.
30. Dolayısıyla kurallarla alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunanalacağına kavuşması için icra hukukuna özgü, takip sürecinin işlevsiz kalmamasıamacıyla alınması gereken tedbirler kapsamında bir düzenleme yapılırken düzenlemedenetkilenen borçlunun yapılan işlemlerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ilerisürebilmesi için gerekli hukuki güvencelerin sağlandığı görülmektedir. Buyönüyle kuralların borçlu aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve taraflarınçatışan menfaatlerini dengelediği sonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle kurallar,Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 36.maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;
A. 105. maddesininikinci fıkrasının,
B. 3/7/1940tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesininikinci fıkrasında yer alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresinin“2004 sayılı Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası” yönünden,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 25/12/2024 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI