ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/166
Karar Sayısı:2025/219
Karar Tarihi:6/11/2025
R.G. Tarih – Sayı:6/1/2026 -33129
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 2/7/1964tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) Sayılı Tarife’nin “(A)Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı”başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin (a) altbendinin “el atmanın önlenmesi davaları” yönünden Anayasa’nın 13., 35.ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: El atmanın önlenmesi talebiyle açılan davada itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’a ekli (1) sayılı Tarife’nin “(A)Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı”başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin itiraz konusu (a)alt bendi şöyledir:
Uygulanan Miktar
Kanunla Getirilen Miktar
a) Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden
(Binde 68,31)
Binde 36
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, RıdvanGÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR veMetin KIRATLI’nın katılımlarıyla 22/7/2025 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, RaportörMurat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusukanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 492 sayılı Kanun’un 2. maddesinde,anılan Kanun’a ekli (1) sayılı Tarife’de yazılı olan yargı işlemlerinin yargıharcına tabi olduğu öngörülmüştür.
4. Kanun’un “Mükellef” başlıklı 11.maddesinde genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olanişlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlü oldukları, 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesinin (1)numaralı fıkrasında da davacının yargılama harçlarını dava açarken mahkemeveznesine yatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir.
5. 492 sayılı Kanun’un 15. maddesindeise yargı harçlarının söz konusu Tarife’de yazılı işlemlerden değer ölçüsünegöre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerindenalınacağı hüküm altına alınmıştır.
6. Anılan Kanun’un 16. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesinde değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerdeTarife’de yazılı değerlerin esas olduğu, ikinci cümlesinde de müdahalenin meni,tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına ilişkin davalardagayrimenkulün değerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. El atmanın önlenmesi davalarında ise harç, el atılan yerindeğeri üzerinden hesaplanmaktadır (Yargıtay1. Hukuk Dairesi, E.2011/12315, K.2012/1735, 21/2/2012; E.2015/8955,K.2015/11493, 6/10/2015; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2023/747, K.2023/2569,15/5/2023).
7. Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları”başlıklı bölümünde hukuk, ceza veticaret davalarıyla idari davalarda, ihtilafsız yargı konularında, AnayasaMahkemesine yapılan bireysel başvurularda ve icra tetkik mercilerindeuygulanacak harç miktarları ve oranları düzenlenmiştir. Bu bölümün “III – Karar ve ilam harcı” başlıklı kısmının “Nispiharç” başlıklı (1) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendinde de konusubelli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesihâlinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31oranında karar ve ilam harcı alınması öngörülmüştür. İtiraz konusu kural“el atmanın önlenmesi davaları” yönünden incelenmiştir.
8. Buna göre el atmanın önlenmesidavalarında davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde el atılan taşınır veyataşınmaz malın değeri üzerinden nispi harç alınmakta iken davanın reddine kararverilmesi durumunda anılan kısmın (2) numaralı fıkrasının (a) bendine göre davacı aleyhine maktu kararve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir.
9. Kanun’un 28. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde ise nispi harca tabidavalarda karar ve ilam harcının dörttebirinin peşin, geri kalan miktarın da kararın tebliğinden itibaren bir ayiçinde ödeneceği belirtilmiştir.
10. 16. maddenin dördüncü fıkrasına göredava açılırken belirtilen harca esas değerin yargılama sırasında noksan olduğunun tespitedilmesi hâlinde mahkeme yalnızca o duruşma için yargılamaya devam edecek,takip eden duruşmaya kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcıtamamlanmadıkça davaya devam edemeyecektir. Nitekim yargı harçlarına ilişkingenel düzenleme niteliğinde olan 27. maddenin üçüncü fıkrası ve 32. maddeninbirinci fıkrasında da harcın ödenmemesi hâlinde sonraki işlemlerinyapılmayacağı belirtilmiştir.
11. Yargı kararlarında belirtildiği gibinoksan harcın tamamlanmaması durumunda 6100 sayılı Kanun’un 150. maddesiuyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, süresi içinde yenilenmeyen davanında açılmamış sayılmasına karar verilecektir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi,E.2015/12513, K.2017/17623, 26/12/2017).
12. 492 sayılı Kanun’un mükerrer 138.maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde bu Kanun’a bağlıtarifelerdeki 1/1/1994 tarihi itibarıyla geçerli olan nispi harçların %20oranında artırılması öngörülmüş, üçüncü cümlesinde de Cumhurbaşkanının, buKanun’a bağlı tarifelerde yer alan nispi harçları, tarifeler yahut tarifelerinilgili fıkra ve bentleri itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere birkatına kadar artırmaya, Kanun’la belirlenen oranların onda birine kadarindirmeye, bu had ve miktarlar arasında yeni had, miktar ve nispetler tespitetmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
13. Başvuru kararında özetle; elatmanın önlenmesi davalarında anlaşmazlık konusunun değeri üzerinden hesaplanannispi harcın dörtte birinin davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı, budurumun davacıya aşırı bir külfet yüklediği, ayrıca davada haklı çıksa dahidavalının ödeme gücünden yoksun olması durumunda davacının peşin ödediği harcıgeri alamadığı, dolayısıyla itiraz konusu kuralla el atmanın önlenmesi davalarındadavacıların mülkiyet haklarına ve hak arama özgürlüklerine orantısız müdahaledebulunulduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.”denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.
15. Mülkiyet hakkı ekonomikdeğer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkınıkapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren birhaktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma vemülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veyamülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına sınırlama teşkil eder (AYM,E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §§ 26, 27; E.2021/128, K.2022/68, 1/6/2022, §§17, 18; E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 22).
16. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasındada “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileriönünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hak arama özgürlüğünün enönemli iki ögesini oluşturan iddia ve savunma haklarını kısıtlayacak, buhakların kullanımını engelleyecek ve adil yargılanmaya engel olacak kanunhükümlerinin Anayasa’nın anılan maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 28).
17. Hak arama özgürlüğünün temelunsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukukibir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önünegötürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zararakarşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararınıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10).
18. Kuralla el atmanın önlenmesi davalarındanispi karar ve ilam harcı ödenmesi öngörüldüğünden 492 sayılı Kanun’un 28.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine göre bu davalarda davacılarharcın dörtte birini dava açarken peşin ödemek durumundadır. Davanın reddidurumunda maktu karar ve ilam harcı davacının üzerinde kalmaktadır. Davanınkabulü durumunda ise peşin alınan harç davalı tarafından davacıya ödenmektedir.Dolayısıyla el atmanın önlenmesi davasındadavacı nispi karar ve ilam harcı olarak ödediği tutardan dava sonuçlanana kadarmahrum kalmış olmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler bkz. AYM, E.2022/61,K.2022/101, 8/9/2022, § 26; E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 19).
19. Vergilendirmeninmülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır. AnayasaMahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri yükümlülükler ile sosyalgüvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve bunların ödenmesinigüvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı amaçlar dikkate alındığında-devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisikapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. AYM, E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 14; Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 48; İskenderunDemir ve Çelik A.Ş. [GK], B. No: 2015/941, 25/10/2018, §§ 45, 46; TürkiyeSınai Kalkınma Bankası A.Ş. [1. B.], B. No: 2015/12721, 18/4/2019, §§ 36, 37).
20. Bu itibarla kural gereğince nispiharca tabi el atmanın önlenmesi davalarında peşin olarak ödenen harçtandavacılar belli bir süreyle mahrum kaldığından kuralın davacıların mülkiyethakkını sınırladığı anlaşılmaktadır (AYM, E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, §20).
21. Ayrıca peşin olarak ödenen bu harçmahkemeye erişim hakkının kullanımını belirli ölçüde caydırıcı bir etkiye sahipolduğundan kuralla davacıların mahkemeye erişim hakkı da sınırlanmaktadır (AYM,E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 20; Abdullah Karataş [1. B.], B.No: 2019/4150, 3/2/2022, § 29).
22. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunlayapılması Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
23. Bu kapsamdamülkiyet hakkını ve mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanunidüzenlemenin şeklen var olması yeterliolmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli veöngörülebilir nitelikte olması gerekir (bazıdeğişikliklerle birlikte AYM, E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 22).
24. Esasen temel hakları sınırlayankanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınanhukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarındanolan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerininkeyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunmasıgereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur.Nitekim hukuki güvenlik ilkesihukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesindesınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceyealınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
25. 492 sayılı Kanun’un 11. maddesindeharcın mükellefi, 15. maddesinde harç alma ölçüleri, 16. maddesinde değeresasına ilişkin hususlar, 25. maddesinde ödeme usulü, 26. maddesinde ödemeyeri, 28. maddesinde nispi harçlarda ödeme zamanı düzenlenmiştir. Harç ödemeyükümlülüğü öngören kuralda da harcın konusunun, matrahının ve oranınınherhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiğigözetildiğinde kuralın kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
26. Anayasa’nın 35.maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının kamu yararı amacıylasınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlamanedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemişhakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabuledilmektedir. Öte yandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallaradayanılarak da bu hakkın sınırlanması mümkündür (AYM, E.2024/104, K.2024/173,17/10/2024, § 27).
27. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncüfıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmiş ve usul ekonomisi olarakda adlandırılan bu ilkeyle yargılama maliyetinin en düşük şekilde olmasının vebu sürecin mümkün olan en hızlı yöntemlerle gerçekleştirilmesinin yargınıngörevlerinden olduğu ifade edilmiştir (AYM, E.2017/120, K.2018/33, 28/3/2018, §18).
28. Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılması karşılığında devlete ödenen katkıpayını ifade etmektedir. Yargı harcı ödeme yükümlülüğünün getirilmesiyle,bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetinden yararlananların bu hizmetinmaliyetinin bir kısmına katlanması hedeflenmektedir (Famiye Beğim ve MehmetTahir Beğim, B. No: 2017/21882, 10/2/2021, § 45; Kemtaş Tekstil İnşaatSanayi ve Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2020/22192, 17/5/2023, § 59).Bununla birlikte yargı harçları, yargı mercilerinin iş yükünün azaltılması işlevinede sahiptir (bazı değişikliklerle birlikte AYM, E.2024/104, K.2024/173,17/10/2024, § 30).
29. El atmanın önlenmesi davalarında el atılan taşınır veya taşınmazın değeriüzerinden binde 68,31 oranında harç alınacağını öngören kural, bir yandanyargılama giderlerine ilgililerin katılması amacını taşırken diğer yandan yargımercilerinin iş yükünün azaltılması amacını taşımaktadır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 33; E.2024/104,K.2024/173, 17/10/2024, § 30).
30. Yargı mercilerinin iş yükününazaltılması ve bu sayede, önlerine gelen uyuşmazlıkları mümkün olan en kısasürede çözebilmeleri, ayrıca kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi içingerekli olan finansmanın sağlanması açısından ilgililerden karar ve ilam harcıtahsilinde kamusal bir fayda bulunduğu açıktır. Bu itibarla kuralla mülkiyethakkına ve mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın kamu yararı dışındabir amaca yönelik olduğu söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 33; E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 31).
31. Bu yönüylekural meşru bir amaca dayanmaktadır ancak kuralın meşru bir amaca yönelikolması yanında ölçülü de olması gerekir.
32. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altınaalınan ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın amaca ulaşmayaelverişli olmasını, gereklilik amaçbakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca dahahafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
33. Anayasa Mahkemesi 4/12/2024 tarihlive E.2024/6, K.2024/204 sayılı kararında, 492 sayılı Kanun’un 28. maddesininbirinci fıkrasının (a) bendinin karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin,geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceğinidüzenleyen birinci cümlesini “davalısı harçtan muaf olan davalar” yönündenincelemiş ve söz konusu cümlenin Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıolmadığına karar vererek iptal talebini reddetmiştir.
34. Anılan kararda davacının nispi kararve ilam harcının dörtte birini peşin olarak ödemekle yükümlü tutulmasının yargımercilerine gereksiz talepler yöneltilmesini belirli oranda önleyebileceği, buyönüyle peşin harç ödeme yükümlülüğünün mahkemelere yöneltilecek gereksiztalepler nedeniyle yargının iş yükü altında bırakılmasının önlenmesi amacınıgerçekleştirmek için elverişli olduğu belirtilmiş, belirli davalarda nispikarar ve ilam harcının alınmasını öngörmenin yanı sıra bu harcın ödenmezamanını belirlemenin de kanun koyucunun takdirinde olduğu, dolayısıyla peşinharç ödeme yükümlülüğünün söz konusu amaca ulaşma bakımından gerekliolmadığının söylenemeyeceği ifade edilmiştir (AYM, E.2024/6, K.2024/204,4/12/2024, §§ 30, 31).
35. Kararda, nispi karar ve ilam harcınınen yüksek oranının binde 68,31 olarak belirlendiği ve bunun yalnızca dörttebirinin peşin, kalan kısmının ise kararın tebliğinden itibaren bir ay içindeödenmesinin öngörüldüğü, bu durumda kanun koyucunun takdir yetkisini davacıüzerinde anılan harcın yaratacağı baskıyı mümkün olduğunca azaltacak yöndekullandığının kabul edilmesi gerektiği, peşin harcın davacı tarafından bir süresonra geri alınabildiği ve davacının sunulan adalet hizmetinden yararlandığıgözetildiğinde davacının nispi karar ve ilam harcı olarak ödediği tutardanbelirli bir süre mahrum kalmasının tek başına katlanılamayacak bir külfet olaraknitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve peşin harç ödenmesini öngörendüzenlemenin orantılılık ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2024/6,K.2024/204, 4/12/2024, §§ 33-35). Kararda ekonomik gücü olmayanların 6100sayılı Kanun’un 334. maddesi uyarınca adli yardım kurumundan yararlanabileceği,bu yönüyle ekonomik gücü zayıf kişilere aşırıbir külfet yüklemesini engellemeye yönelik bir güvencenin bulunduğu davurgulanmıştır (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 37).
36. Bu kapsamda anılankararda mahkemeye erişim hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmelermülkiyet hakkı açısından da geçerli olduğundan itiraz konusu kural bakımındansöz konusu karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
37. Bununla birlikte kuralla mülkiyet hakkınagetirilen sınırlamanın davanın kabulü halinde harcın nihai yüklenicisi olandavalı yönünden de değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla temel hak veözgürlüklerin kanunla sınırlanmasına ve meşru amaca ilişkin olarak davacıyönünden yapılan değerlendirmeler davalı açısından da geçerlidir.
38. Öte yandan davanın aleyhinesonuçlanması durumunda davalının, harcı ödemekle yükümlü kılınacağını öngörebileceğigözetildiğinde kuralla ödenmesi öngörülen nispi harcın uyuşmazlığın davaaçılmadan çözülmesine katkı sağlayacağı açıktır. Dolayısıyla kuralın anılanmeşru amaca ulaşmak bakımından elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
39. Ayrıca daha hafif bir araçla sözkonusu amaca ulaşılabileceği söylenemediğinden kuralın gerekli olduğu, harcınoranının yüksek olmadığı da dikkate alındığında kuralla ödenmesi öngörülennispi harcın davalıya aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bu itibarlakuralla elde edilmek istenen kamusal yarar ile davalıya yüklenen külfetarasında bir dengesizliğin bulunmadığı ve kuralın davalı yönünden de ölçüsüzbir sınırlamaya sebep olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle kuralAnayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
IV. HÜKÜM
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1)Sayılı Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III –Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklıbendinin (a) alt bendinin “el atmanın önlenmesi davaları” yönünden Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI