ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/31
Karar Sayısı:2025/183
Karar Tarihi:10/9/2025
R.G.Tarih-Sayı:23/12/2025-33116
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR: 1. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2025/31)
2. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2025/36)
İTİRAZLARIN KONUSU:13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı TürkTicaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyleeklenen geçici 7. maddenin;
A. (15) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinin,
B. (15) numaralı fıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un16. maddesiyle eklenen altıncı cümlenin,
Anayasa’nın 2., 10.,13., 35., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talepleridir.
OLAY: Ticaret sicilinden terkin edilenşirketlerin ihyası talebiyle açılandavalarda itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varanMahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİİSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı geçici 7.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 7- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)
(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespitedilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerintasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardakitasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret KanunununBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamegereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülentutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.
c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi birnedenle dağılmış olan kooperatifler.
d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla aitolağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.
e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiyeişlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle arabilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği içinticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.
(2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davalarıbulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.
...
(4) Ticaret sicili müdürlüklerince;
a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaretsicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veyakooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır.Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüneaynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihindenitibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılıTebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılanilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret,sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.
b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayeartırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda;ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğtarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksitakdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanınsilineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihtenitibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkçayazılır.
c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışındakalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca,faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedeniniortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesiistenir.
(5) a) Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifinortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya dabunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarakbaşka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ileüçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirimeeklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleriortakların veya yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemişolmasına bağlıdır.
b) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerinesüresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiyememurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescilve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilanedilir.
c) Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları,alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içindetasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veyakooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin;belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirketveya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri,limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memurunaverilmesi ihtar edilir.
d) Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunuhükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer.
(6) a) Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarınıbildirmeleri için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunugösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır.Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca birdefaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.
b) Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirketveya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurlarıdurumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına kararverilmesi için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca,bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası içinmahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtarolunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar verirve tasfiye İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içindeşirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğininbildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirketveya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye TicaretSicili Gazetesinde ilan edilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiyeişlemlerinde, ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararıalınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz.
(8) Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecekson ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sonaermiş kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek TürkiyeTicaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veyakooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerineşirketin veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durumTürkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendindebelirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bubilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğünebildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve TürkiyeTicaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerinebaşlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğüasgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen ikidefa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiyememuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdiedilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilindensilinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilanarağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahutdurumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres vekanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaretsicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, TürkiyeTicaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.
…
(15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun veesas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu maddegereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerinortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihtenitibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket vekooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarınınsorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklıkalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaretsicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukukimenfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarakşirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. (Ek cümle:23/5/2024-7511/16 md.)Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veyakooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicilimüdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.
…”
II. İLK İNCELEME
A. E.2025/31 Sayılı Başvuru Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleriuyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, RıdvanGÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, SelahaddinMENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR veMetin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/2/2025 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. E.2025/36 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca KadirÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfanFİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve MetinKIRATLI’nın katılımlarıyla 11/2/2025 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARI
3. 13/1/2011 tarihli ve6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un38. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasına 23/5/2024tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen altıncı cümleniniptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2025/36sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2025/31 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2025/31 sayılıdosya üzerinden yürütülmesine 11/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
IV.ESASIN İNCELENMESİ
4. Başvuru kararları veekleri, Raportör Özge ULUKAYA tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un Geçici7. Maddesinin (15) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinin İncelenmesi
1. Anlamve Kapsam
5. 6102 sayılı Kanun’un 529 ila 531. maddelerinde anonimşirketin sona erme sebepleri düzenlenmiş; 533. maddesinde ise sona eren şirketin tasfiye hâline gireceği, tasfiyehâlindeki şirketin, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonunakadar tüzel kişiliğini koruyacağı ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde”ibaresi eklenmiş olarak kullanacağı belirtilmiştir.
6. Anılan Kanun’un 536 ila 548. maddelerinde anonimşirketlerin tasfiye usulü düzenlenmiştir. Kanun’un 643. maddesinin (1) numaralıfıkrasında limited şirketlerin tasfiye usulüile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağıbelirtilmiştir. 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98.maddesinde de benzer şekilde anılan Kanun’da aksine açıklama olmayan hususlardakooperatiflerin tasfiyesinin anonim şirketlerin tasfiye hükümlerine göre yapılacağıöngörülmüştür.
7. 6102 sayılı Kanun’un 536 ila 548. maddelerinde anonimşirketin tasfiye usulüne ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu kapsamda tasfiyememurları, tasfiye memurlarının görevden alınması, tasfiye memurlarınınaktifleri satma yetkisi, yetkilerin sınırlandırılması ve genişletilmesi,tasfiyeye konu mal varlığına ilişkin ilk envanter ve bilanço, alacaklılarınçağrılması ve korunması, tasfiye sonucu dağıtma, defterlerin saklanması, şirketunvanının sicilden silinmesi, ek tasfiye ve tasfiyeden dönülmesine ilişkindüzenlemelere yer verilmiştir.
8. Söz konusu hükümlere göre anonim şirketin tasfiyesindeşirket alacaklarının tahsil edilmesi, borçların ödenmesi, şirket ortaklarıncasermaye payları için yapılan ödemelerin yani pay bedellerinin iade edilmesi,şirketin varsa kalan aktifinin tasfiye payı olarak pay sahiplerine dağıtılması,şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi gibi işlemlergerçekleşmektedir. Dolayısıyla tasfiyenin tamamlanması, şirket tüzelkişiliğinin sona erdirilmesi ile şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin mal varlığıhaklarını elde etmeleri açısından oldukça önem taşımaktadır. Zira sona ermeşartlarını taşıyan şirkete ait mal varlığının -kanunda öngörülen istisnalarharicinde- tasfiye edilmeden doğrudan pay sahiplerine intikal etmesi mümkündeğildir.
9. Anılan Kanun’un 547.maddesinde ise ek tasfiye düzenlemiştir. Söz konusu maddeye göre tasfiyeninkapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğununanlaşılması hâlinde son tasfiye memurlarının,yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların şirket merkezininbulunduğu yerdeki asliye ticaretmahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yenidentescilini isteyebilecekleri ve mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaatgetirmesi hâlinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceğihükme bağlanmıştır.
10. Kanun’un geçici 7.maddesinde ise münfesih olmasına veyasayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkinedilmeyen anonim ve limited şirketler (şirketler) ile kooperatiflerintasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Buçerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genelhükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarınınsicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicildenresen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu itibarla anılanmaddede genel tasfiye usulünün istisnası olarak ticaret unvanının sicildenresen silinme usullerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
11. Maddenin (1)numaralı fıkrasında bu maddeye göre tasfiye edilecek ve ticaret sicilindensilinecek şirket ve kooperatifler belirlenmiştir. Bu kapsamda sermayelerinimevzuatta öngörülen sürede belirtilen tutarlara çıkarmamış olan şirketlerin,Kanun’un yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih sayılanşirketlerin, dağılmış sayılan kooperatiflerin, son beş yıla ait olağan genelkurul toplantıları yapılamayan anonim şirketlerin ve kooperatifler ile Kanun’unyürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle bilançolarıgenel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemiyapılamamış olan şirketlerin ve kooperatiflerin bu madde kapsamında tasfiyeedileceği belirtilmiştir. (2) numaralı fıkrada ise davacı veya davalı sıfatıdevam eden şirket ve kooperatifler maddenin kapsamı dışında tutulmuştur.
12. (4) numaralıfıkranın (a) bendinde maddeye göre yapılacak tasfiye usulü kapsamında ilgilişirket ve kooperatife ihtar yapılması gerekliliği ile bu ihtarın içeriği, ilanıve tebliğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; (b) bendinde sermayeartırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak söz konusu ihtarda ortaklarından, yönetici veya denetçilerinden ya damüdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurununbildirilmesi, aksi takdirde bu madde hükümlerine göre ticaret sicilikayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait mal varlığının unvana ilişkinkaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği vebunun kesin olduğu hususunun açıkça yazılacağı; (c) bendinde (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalankapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca,faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedeniniortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesininisteneceği öngörülmüştür.
13. (5) numaralıfıkrada ihtar üzerine şirket veya kooperatif tarafından tasfiye memurlarınınbildirilmesi hâlinde tasfiye memurlarının ve tasfiye adreslerinin ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tesciledilerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve ilgili odanın internetsitesinde ilan edileceği, ayrıca bu ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut mal varlığı ilealacak ve borçlarını gösterir listenin belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibarenbir ay içinde anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veyabirkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürleritarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesinin ihtar edileceği düzenlenmiştir.
14. (6), (7) ve (8)numaralı fıkralarda tasfiye memurlarınca yapılacak tasfiye işlemlerinin usulü,bu kapsamda şirket veya kooperatifin iflası, iflas talebi için mahkemeyemüracaat edilmemesi, tasfiye ya da iflas kararı verilmesi hâlinde şirketin veyakooperatifin unvanının sicilden silinmesi ve ilanı hükme bağlanmıştır. (9)numaralı fıkrada ise (5) numaralı fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin tasfiye memurlarına verilmemesi veyatasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi ve bu durumun bildirimi üzerine unvanın silinmesi vebunun ilanı düzenlenmiştir. (10) numaralı fıkrada bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önce tasfiyesine başlanan şirket veya kooperatiflerin genelkurullarının iki defa üst üste toplanamaması hâlinde son ve kati bilançonunsicile tevdii üzerine tasfiyenin sona ermiş sayılması ve unvanın sicildensilinerek bu hususun ilanı hükme bağlanmıştır.
15. (11) numaralıfıkrada (4) numaralı fıkraya göre yapılan ihtar ve ilana süresi içinde cevapvermeyen ya da tasfiye memuru bildirmeyen, durumunu kanuna uygun hâlegetirmeyen veya faaliyette bulunduğu adresi kanıtlamayan şirket vekooperatiflerin sicilden tasfiye edilmeksizin resen terkin edileceğiöngörülmüştür.
16. (12) numaralıfıkrada (6) numaralı fıkranın (b) bendi, (9)numaralı fıkra ve (11) numaralı fıkra uyarıncaticaret sicilinden unvanları silinecekşirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkiletmeyeceği belirtilmiştir.
17. (15) numaralıfıkranın itiraz konusu ikinci cümlesinde madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanısilinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvanailişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceğihükme bağlanmıştır. Buna göre madde kapsamında sicilden silinen şirket veyakooperatifin tasfiyesiz sona ermesi nedeniyle tasfiyeye tabi tutulamayan mal varlığıHazineye devredilecektir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde Hazinenin bu şirketve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı belirtilmiştir. Fıkranınbeşinci cümlesine göre ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veyakooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebepleredayanarak mahkemeye başvurmak suretiyle şirket veya kooperatifin ihyasınıisteyebilecektir.
2. İtirazınGerekçesi
18. Başvuru kararında özetle; şirketlerin ihyasını talep etme hakkını beş yıllıksüreyle sınırlayan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerinealacaklılar ve hak sahipleri için şirketin ihyasını talep etme hakkının süresizhâle geldiği, bu duruma karşılık itiraz konusu kural kapsamında alacak vehakların teminatını oluşturan şirketin mal varlığının sicilden silinmesindenitibaren on yıl sonra Hazineye devrinin öngörülmesinin çelişki oluşturduğu, ektasfiyeyi düzenleyen 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde mal varlığınınHazineye devrine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, kuralın mülkiyethakkını ihlal ettiği, alacaklıların ve borçluların teminatı olan şirketin mal varlığınıelde etmek için başvurabilecekleri dava yolunu süre sınırı getirmek suretiyleetkisizleştirdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 40.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
19. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkıgüvenceye bağlanmıştır. Birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olan mülkiyethakkı, bireye, emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlaryapma imkânı tanıyan temel bir haktır (AYM, E.2023/49, K.2024/54, 22/2/2024, §12).
20. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayanmenkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı aynihaklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak ile şirket ortaklık payları veya menkulkıymetleri mülkiyet hakkının kapsamınadâhildir (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 331; Mahmut Duran vediğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
21. İtiraz konusu kural kapsamında mal varlıkları Hazineye intikal eden şirket veyakooperatiflerin söz konusu mal varlığı üzerinde pay sahibi olanların ortaklıkpayı ve tasfiye payından kaynaklanan hakları ile şirket veya kooperatiftenalacaklı olanların ileri sürülebilecekleri alacak ve diğer maddi haklarınAnayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk teşkil ettiği açıktır.
22. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarrufetme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onun semerelerindenyararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birininkısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş birsınırlama niteliğindedir (AYM, E.2019/50, K.2019/96, 25/12/2019, § 14).
23. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında yeralan şirketlerin ve ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde kooperatiflerinortaklarının tasfiye sonucunda arta kalan mal varlığı değerini (tasfiye payı)alma hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla kural nedeniyle tasfiye payına konuolabilecek mal varlığının Hazineye devri söz konusu olabilecektir.
24. Öte yandan kuralla sicilden resen terkin edilenşirketlerin ve kooperatiflerin mal varlığının Hazineye intikal ettirilmesininşirket ve kooperatiflerin borçlarının bu mal varlığı üzerinden karşılanmaihtimalini de ortadan kaldırmaktadır. Zira tasfiyenin önemliaşamalarından birisini tasfiyeye konu mal varlığından borçların ödenerekalacaklılarının tatmin edilmesi oluşturmaktadır. Nitekim anılan maddenin (15)numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinde Hazinenin bu şirket ve kooperatiflerinborçlarından sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre şirket veyakooperatif alacaklılarının terkinden itibaren on yıl geçtikten sonra şirketveya kooperatifin mal varlığından alacaklarını tahsil etme imkânları ortadankalkacaktır.
25. Bu itibarla kuraldatasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortayaçıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren onyıl sonra Hazineye intikal edeceğinin öngörülmesi suretiyle mülkiyet hakkınasınırlama getirilmektedir.
26. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkınayönelik sınırlamaların kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Öteyandan mülkiyet hakkına sınırlamagetirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
27. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerinkanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülüolması gerekir.
28. Anayasa’nın anılan hükümleri uyarınca mülkiyethakkına yapılan sınırlamalarda gözetilecek öncelikli ölçüt, sınırlamanınkanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemelerniteliğinde olması gerekir.
29. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukukibelirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gerekenbu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira builke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem veişlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
30. Kuralla şirket ve kooperatiflere aitmal varlığının Hazineye devredilmesinin kapsam ve şartlarının herhangi birtereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğindekuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığısonucuna ulaşılmıştır.
31. Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleriuyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabilmektedir. Kamuyararı kavramı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlardasınırlanması imkânı vermekle bir sınırlama amacı olmasının yanı sıra mülkiyethakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörmek suretiylesınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır(AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/3/2023, § 27; Nusrat Külah [2. B.],B. No: 2013/6151, 21/4/2016, § 53; Yunis Ağlar [1. B.],B. No: 2013/1239, 20/3/2014, § 28).
32. Anılan Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamındatasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin unvana ilişkinkaydın silindiği tarihten itibaren on yıl süreyle kullanılmayan ya da ihyadavasıyla ilgililerce tasfiyeye konu edilmeyen mal varlığının Hazineye intikalettirilerek ekonomiye kazandırılmasının ve atıl kalmasının önlenmesi suretiyle sicildensilinen şirket ve kooperatiflerin mal varlıklarına ilişkin belirsizliğinortadan kaldırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kuralın meşruamaç taşıdığı açıktır.
33. Bununla birlikte mülkiyet hakkı bağlamındagetirilen sınırlamanın kanunilik ve meşru amaç şartlarını taşıması yeterliolmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvencealtına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
34. Tasfiye edilmeksizin unvanı sicildensilinen şirket veya kooperatiflerin mal varlığının sicilden silinme tarihindenitibaren on yıl sonra Hazineye intikalini öngören kuralın meşru amaç bakımındanelverişli olmadığı söylenemez.
35. Kuralın gerekliliği ile ilgili olarakyapılacak incelemede unvanı sicilden silinen şirket veya kooperatiflere ait malvarlığının ekonomiye kazandırılması amacına daha hafif bir sınırlama aracıylaulaşılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
36. Bu bağlamda unvanın sicildensilinmesinden itibaren on yıl geçen şirket ve kooperatiflerin ortaklarınatasfiye payını elde etme veya alacaklılarına alacaklarını tahsil etme imkânıtanınmak suretiyle şirket ve kooperatiflerin mal varlığının aktif olarakdeğerlendirilmesi söz konusu olabilir. Böylelikle mal varlığı üzerinden tasfiyepayının alınması veya alacakların tahsil edilmesi suretiyle şirket veyakooperatiflerin malvarlığının ekonomik yönden işlevsel hale gelmesi sağlanarakkuralla öngörülen amaca ulaşılabilecektir.
37. Kuralda mal varlığının unvanailişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikaledeceği öngörülmekle birlikteşirket veya kooperatif ortaklarının ve alacaklılarının anılan madde kapsamındayapılan işlemler ve intikalden haberdar olmalarını sağlayacak bir mekanizmaöngörülmemiştir. Buna karşılık atıl durumda olan şirket ve kooperatif mal varlığınınöncelikle tasfiye payı alma hakkına sahip olan ortaklar ve şirket veyakooperatiften alacaklı olan kişiler tarafından değerlendirilmesine imkânsağlayan bir yöntemin oluşturulması suretiyle de anılan meşru amaca ulaşmakmümkündür.
38. Bu itibarla kural kapsamında on yılönce unvanı sicilden silinen şirket ve kooperatifin mal varlığının ortaklarıveya alacaklıları tarafından değerlendirilmesine imkân tanınmaksızın mal varlığınınHazineye intikal ettirilmesi suretiyle mülkiyethakkına getirilen sınırlamanın meşru amaca ulaşmak bakımından gerekli olduğusöylenemez.
39. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine deaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlarınAnayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamındaele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerineaykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 40. maddesi yönündenincelenmemiştir.
B. Kanun’un Geçici7. Maddesinin (15) Numaralı Fıkrasının Altıncı Cümlesinin İncelenmesi
1. Anlamve Kapsam
40. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15)numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde ticaret sicilinden kaydı silinen şirketveya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklısebeplere dayanarak mahkemeye başvurmak suretiyle şirket veya kooperatifin ihyasınıisteyebilecekleri belirtilmiştir.
41. Anılan madde kapsamında ihya, madde uyarınca genel hükümlerenazaran kolaylaştırılmış usulde tasfiye olunan veya yine bu maddeye göretasfiye edilmeksizin resen sicilden silinen şirketler ile kooperatiflerin yenidensicile tescil edilerek tüzel kişilik kazanmaları amacıyla öngörülmüş hukuki birkurumdur. Böylelikle alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunan diğer kişilerinhaklı sebeplere dayanarak ilgili şirketin veya kooperatifin tüzel kişilik kazanmasınısağlamak amacıyla mahkemeye başvurmasına imkân tanınmıştır.
42. Söz konusu haklı sebepler kapsamında kanundaöngörülen usule uyulmadan sicilden silme işleminin yapılması, sicilden silinenşirket veya kooperatife ait bazı aktiflerin sonradan ortaya çıkması, şirketorganlarına karşı sorumluluk davasının açılması veya şirket lehine bir davanınaçılması ya da şirkete karşı dava açılması veya icra takibinin başlatılmasıgerekliliği gibi şirketin tüzel kişiliğinin, dolayısıyla hak ve fiilehliyetinin bulunmasını zorunlu kılan hâller örnek gösterilebilir (AYM,E.2023/33, K.2023/117, 22/6/2023, § 29).
43. Yargı kararlarında da belirtildiği üzeremadde kapsamında sicilden silinen şirket veya kooperatiflerin ihyası için yasal hasım olması nedeniyle ilgiliticaret sicil müdürlüğüne karşı dava açılması gerektiği anlaşılmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2024/1311, K.2024/1830,6/3/2024; E.2024/1198, K.2024/1751, 5/3/2024; E.2024/404, K.2024/1038,13/2/2024; E. 2023/3144, K.2023/3825, 15/6/2023).
44. Anılan fıkranın itiraz konusubeşinci cümlesinde maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifinihyasına ilişkin olarak yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğüaleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmolunmayacağıbelirtilmiştir.
45. Söz konusu Kanun’un 547. maddesinde, Kanun’dakiolağan usule göre tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinen şirketlerin ektasfiyesi düzenlenirken anılan madde kapsamında ek tasfiye talebiyle açılan davadayargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen özel bir hüküm öngörülmemiştir.
46. 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yargılama giderlerininkapsamı belirlenmiştir. Buna göre yargılama giderleri genel olarak harçlardan,masraflardan ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacakvekâlet ücretinden oluşmaktadır.
47. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 11.maddesinin birinci fıkrasında genel olarak yargı harçlarını davayı açanveya harca konu işlemin yapılmasını isteyen tarafın ödemekle yükümlü olduğu,üçüncü fıkrasında ise herhangi bir istek olmaksızın resen yapılacak işlemlereait harçların, aksine hüküm yoksa lehine işlem yapılan kişilerden alınacağıhükme bağlanmıştır. Dava masrafları ise işin niteliğine göre davacıdan veyadavalıdan tahsil edilebilmektedir.
48. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhinehüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Söz konusu maddenin (2)numaralı fıkrasında da davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkmasıhâlinde mahkemece yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına görepaylaştırılacağı öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 330. maddesinde ise vekil iletakip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretininhaklı çıkan taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava vetakiplerde yargı harçları, masraflar ve vekâlet ücretinden oluşan yargılamagiderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenmektedir. Böylece dava veyatakipte haksız çıkan tarafın, karşı tarafın bu dava veya takip sebebiyle yapmakzorunda kaldığı yargılama giderlerini karşılaması sağlanmaktadır.
49. İtiraz konusu kurala göre ise 6102 sayılı Kanun’ungeçici 7. maddesinde kapsamında sicilden silinen şirket veya kooperatifinihyası için ticaret sicil müdürlüklerine karşı açılan ihya davalarının kabuledilmesi hâlinde şirket veya kooperatifin ihyasını talep eden davacı lehine hükümkurulmasına rağmen bukişilerin dava nedeniyle yaptıkları yargılama giderleri üzerilerindebırakılacak ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmeyecektir.
2. İtirazın Gerekçesi
50. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurala göre şirket veya kooperatifin ticaretsicilinden hukuka aykırı bir şekilde unvanının silinmesine rağmen ihya davasıaçan ve söz konusu şirket veya kooperatifle organik bağlantısı bulunmamasınedeniyle terkin işlemiyle de herhangi bir ilgisi olmayan kişilerin davayıkazanmaları hâlinde dahi yargılama giderlerinden sorumlu tutuldukları, kurallamülkiyet ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin meşru ve haklı biramacının bulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve 36. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
51. Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir.
52. Anılan maddeyle güvence altına alınan dava yoluylahak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin bir haksızlığauğradığını iddia edebilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, uğradığı zararıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2023/29, K.2024/112, 30/5/2024, § 17; E.2017/178, K.2018/82, 11/7/2018, § 11).
53. Hak arama özgürlüğünün temelunsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukukibir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önünegötürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zararakarşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veyaişleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin ya da zararınıgiderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde davahakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10;E.2022/104, K.2023/28, 16/2/2023, § 10; E.2021/37, K.2021/63, 22/9/2021, § 17).
54. Dava hakkının da etkili bir şekildekullanılabilmesi hukuk ve ceza yargılamaları ile idari yargılamalarda kişilereyargılama nedeniyle katlandıkları masrafların haklılık durumuna göre sorumlutaraftan tahsil edilmesi için gerekli imkânların sağlanmasıyla mümkündür.Yargılama gideri olan harç, vekâlet ücreti ve diğer masrafların miktarınınhangi taraftan tahsil edileceğinin ve buna ilişkin şartların da bu kapsamdadeğerlendirilmesi gerekir.
55. Bu itibarla dava aşamasında kiminlehine ya da aleyhine hükmedileceği belli olmayan bu ücret yükümlülüğü, birusul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar [1.B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38; Mehmet Okutan ve MustafaOkutan [2. B.], B. No: 2018/293, 18/5/2021, § 43).
56. Tarafların aleyhine vekâlet ücretine ve yargılamagiderlerine hükmedilmesi ve yargılama sürecinde yüklendikleri giderlerin karşıtarafa yükletilmesi talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkınısınırlamaktadır (benzer yönde bkz. AYM, E.2023/160, K. 2024/77, 14/3/2024, §10; Hilmi Kocabey ve diğerleri [1. B.], B. No:2018/27686, 17/11/2021, § 98). Bunun yanında taraflar lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretindenyoksun bırakılması sonucunu doğuran uygulamalar da anılan hak açısındansınırlamalara neden olabilir (AYM, E.2021/58, K.2024/14, 23/1/2024, § 21).
57. İtiraz konusu kural kapsamında 6102sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden unvanı silinen şirket veya kooperatiflerinihyası için açılan davanın davacı lehine sonuçlanmasına rağmen söz konusutarafın yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden yoksun bırakılması suretiylemahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilmektedir.
58. Kuralda ihya davasında yargılama giderleri ve vekâletücretiyle ilgili sorumluluğun kapsam ve sınırlarının herhangi bir tereddüde yervermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralınbelirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığıanlaşılmıştır.
59. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkındoğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. AyrıcaAnayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenenödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkiledebilir.
60. Ayrıca adil yargılanma hakkı,niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkınAnayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam taşımamakta, bireylerinbu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurmasıve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Devletin düzenleme yetkisinihaiz olduğu alanlarda belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu sebepleadil yargılanma hakkına yönelik sınırlamalar getirilirken kanun koyucuyubağlayan belirli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Ancak kanunkoyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğuaçıktır (Bekir Sözen [GK], B. No: 2016/14586, 10/11/2022, § 74).
61. Kuralıngerekçesinde düzenlemenin, anılan madde gereğince sicilden silinen şirket veyakooperatifler hakkında açılan ihya davalarında madde hükümlerini uygulamaklayükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicilimüdürlükleri aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesiuygun olmadığından uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadankaldırmayı amaçladığı belirtilmiştir. Buitibarla kuralın ihya davasının -yasal hasım olması nedeniyle- ilgili ticaretsicil müdürlüğüne karşı yürütülmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama gideri vevekâlet ücreti yüküyle karşılaşmaması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
62.Yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde ilke olarak davasonunda haklı çıkma ölçütü esas alınmaktadır. Kural ise yargılama giderlerinin vevekâlet ücretinin haksız çıkan tarafa yükletileceği ilkesini ilgili ticaretsicil müdürlüğü lehine değiştirmekte, davanın sonucundan bağımsız olarak davalıticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesiniöngörmektedir. İhya davasının ilgili ticaret sicil müdürlüğüne karşıyürütülmesinin zorunlu olması nedeniyle kamuya mali külfet yüklenmemesigerektiği düşüncesi, şirket veya kooperatifin ticaret sicil müdürlüğünün anılanKanun’a aykırı işlemi nedeniyle sicilden terkin edildiğinin tespit edildiği birdavada devletin yargılama gideri yapmasına sebebiyet verdiği davacının katlandığı mali külfeti telafi etmeyükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını meşru hâle getirmez.
63. Buitibarla kural kapsamında ticaret sicilmüdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sicilden terkin işleminin hukuka uygunolup olmadığı yönündenhiçbir değerlendirme yapılmasına imkân tanınmaksızın kategorik bir yaklaşımlaticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilememesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına getirilensınırlamanın anayasal anlamada meşru amacının bulunduğu söylenemez.
64.Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptaligerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 36.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 13. ve 36.maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 35.maddeleri yönünden incelenmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
66. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (15)numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin (4) numaralıfıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirketeait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yılsonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresi ile (15)numaralı fıkranın üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince iptalleri gerekir.
VI. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
67. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğüya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığıtarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmününyürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın ResmîGazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaksuretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
68. 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirketeait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yılsonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu…” ibaresi ile (15) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerininiptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edeceknitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu kurallarailişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarakdokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII. HÜKÜM
13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen geçici 7.maddenin;
A. (4) numaralıfıkrasının (b) bendinde yer alan “…şirkete ait malvarlığının unvana ilişkinkaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bununkesin olduğu…” ibaresinin 30/3/2011 tarihlive 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasıgereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
B. (15) numaralıfıkrasının;
1. İkincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
2. Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRAYÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
C. (15) numaralıfıkrasına 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenenaltıncı cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE,
10/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR