ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2025/92
Karar Sayısı : 2025/127
Karar Tarihi : 3/6/2025
R.G. Tarih-Sayı : 8/8/2025 -32980
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılıKanun’un 5. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 36. maddesinin;
A. Birincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…takibin yapıldığı yer icramahkemesinden…” ibaresinin,
B. 24/11/2021tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasındayer alan “…icra mahkemesince…” ibaresinin,
Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: İcranın geri bırakılması talebiyle açılan davada itirazkonusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri içinbaşvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusukuralların da yer aldığı 36. maddesi şöyledir:
“İcranın geri bırakılması için verilecek süre
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.)
İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu,hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahuthükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecektaşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber bankakefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malımahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icramahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisineuygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.
Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimseise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.
(Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücretiilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geribırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygunvasıtalarla bildirilir.
Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez.
Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesihâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmünbozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göreteminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecekmahkemece kesin olarak karar verilir.
Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastanreddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklınınistemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıyaödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir.(Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastanreddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyizyoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararınınetkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA,Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, KenanYAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nınkatılımlarıyla 27/3/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında önceliklebaşvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerceileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluylayapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1)numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacakbir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırıgörmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesinebağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş, anılan fıkranın (a)bendinde de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırıolduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa Mahkemesinegönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasındaise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itirazbaşvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizingerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’yaaykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangimaddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriylebirlikte açıkça gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeise Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerinbulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeyegeçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından2004 sayılı Kanun’un 36. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ve icramahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki kararın hükmü veren mahkemeyeve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirileceğini düzenleyen itiraz konusu“…icra mahkemesince…” ibaresinin hangi nedenlerle Anayasa’ya aykırıolduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.
6. Bu itibarla itiraz konusu “…icra mahkemesince…” ibaresineyönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendineaykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla söz konusu kurala yönelikbaşvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğinceyöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
7. Açıklanan nedenle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflasKanunu’nun 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle başlığı ilebirlikte değiştirilen 36. maddesinin;
A. Birinci fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden…” ibaresininesasının incelenmesine,
B. 24/11/2021tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasındayer alan “…icra mahkemesince…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğinceyöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASINİNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜRtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
9. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun350. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile 367. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkralarında istinaf ve temyiz yoluna başvurmanın kararın icrasınıdurdurmayacağı, 2004 sayılı Kanun’un icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36.maddesi hükmünün saklı olduğu, nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasınakarar verilemeyeceği, kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgiliayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğidüzenlenmiştir. Bu itibarla bazı istisnalar dışında hukuk mahkemeleritarafından verilen kararlara karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmasınınsöz konusu kararların icrasını durdurmayacağı anlaşılmaktadır.
10. 2004 sayılı Kanun’un 36. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinde ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun hükmolunanpara veya eşyanın resmî bir merciye depo edildiğini ispat etmesi veyahükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecektaşınır rehini veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehini veya muteber bankakefaleti göstermesi hâlinde ya da borçlunun hükmolunan para ve eşyayıkarşılayacak malı önceden haczedilmiş ise icranın geri bırakılması için takibinyapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafındankendisine uygun bir sürenin verileceği, ikinci cümlesinde de bu sürenin ancakzorunluluk hâlinde uzatılabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan fıkranın birincicümlesinde yer alan “…takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden…” ibaresiitiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
11. Fıkranın önceki hâlinde icranın geri bırakılması kararının bölgeadliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verileceği düzenlenmişken 24/11/2021tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle fıkrada yapılan ibaredeğişikliğiyle söz konusu kararın takibin yapıldığı yer icra mahkemesinceverileceği öngörülmüştür.
12. Söz konusu değişiklik gerekçesinde icranın geri bırakılmasıkararının alınma sürecinin bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay nezdinde ilave işyükü oluşturduğu, zaman ve emek kaybı ile söz konusu işlemlerin süreye tabiolmasının aksamalara ve mağduriyetlere neden olduğu, bu sorunların giderilmesive hak kayıplarının önlenmesi amacıyla icranın geri bırakılması kararını vermeyetkisinin takibin yapıldığı yer icra mahkemesine verildiği ifade edilmiştir.
B. İtirazınGerekçesi
13. Başvuru kararında özetle; ilk derece mahkemesince verilen hükmünkanun yolu incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması ihtimali bulunduğundanilamın infazının geçici olarak durdurulması amacıyla icranın geri bırakılmasıkurumunun ihdas edildiği, icranın geri bırakılmasına ilişkin talebin hükmünkanun yolu incelemesini yapacak merci tarafından değerlendirilmesi gerektiği,ilk derece mahkemelerinin kendilerinin bu nitelikteki kararlarıdenetlemelerinin mümkün olmadığı, uygulamada icranın geri bırakılması taleplerininicra mahkemelerince gerekli inceleme yapılmadan seri şekilde kabul edildiği, budurumun kişilerin alacaklarına kavuşmalarında gecikmelere neden olduğubelirtilerek kuralın Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
14. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisinedeniyle Anayasa’nın 2., 141. ve 142. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
15. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukukkurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
16. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hukukdevleti ilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. AnayasaMahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özelçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi içinçıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızcabelirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsaamaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.
17. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.
18. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”denilmiş ve usul ekonomisi olarak da adlandırılan bu ilkeyle yargılamamaliyetinin en düşük şekilde olmasının ve bu sürecin mümkün olan en hızlıyöntemlerle gerçekleştirilmesinin yargının görevlerinden olduğu belirtilmiştir.
19. Anayasa’nın 142. maddesinde ise “Mahkemelerin kuruluşu,görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”hükmüne yer verilmiştir. Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa’nın temelilkelerine ve Anayasa’da öngörülen kurallara bağlı kalmak koşuluyla yargılamausullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir. Bir konudakiuyuşmazlığın hangi yargı merci tarafından karara bağlanacağının belirlenmesi deyargılama usulü kapsamındadır.
20. Anayasa’nın anılan maddesinde mahkemelerin kuruluşu, görev veyetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınırken mahkeme sözcüğü tüm yargı mercilerini kapsayan bir üst kavram olarakkullanılmıştır. Bu yönüyle hukuk devletinde kanun koyucunun hukuk yargılamasınailişkin hükümler öngörme ve bu çerçevede mahkemelerin kuruluşu, yapısı, görevve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri hakkında Anayasa kurallarına bağlıolmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisi bulunduğu gibi hangidava ve işlere hangi yargı mercilerinin bakacağını belirleme konusunda datakdir yetkisinin bulunduğu açıktır (bazı farklılıklarla birlikte AYM,E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 97).
21. Davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını öngörenAnayasa’nın 141. maddesi ile mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri,işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın142. maddesinin Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü ve adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesigerektiği açıktır. Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde oluparalarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından uygulamada bunlardan birineöncelik tanımak mümkün değildir. Bu nedenle Anayasa’da aynı konuya ilişkinbulunan farklı düzenlemelerin birlikte uygulanmasını sağlayacak şekilde yorumyapılması gerekir. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulününyargılamaların makul süre içinde bitirilmesini mümkün kılacak şekildedüzenlenmesi ve bu düzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yolaçacak usul kurallarına yer verilmemesi makul sürede yargılanma ilkesinin birgereğidir (AYM, E.2017/120, K.2018/33, 28/3/2018, § 20; E.2020/101, K.2021/95,16/12/2021, § 23).
22. Bu itibarla kanun koyucu, uyuşmazlıkların niteliklerini gözeterekAnayasa’nın temel ilkelerine ve Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırıbulunmamak şartı ile mahkemelerin görevini ve yetkisini belirleyebilecektir. Bubağlamda getirilen usul kurallarının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının öngördüğü güvencelere aykırılık taşımaması gerekmektedir(AYM, E.2024/130, K.2024/235, 25/12/2024, § 18; E.2015/37, K.2015/119,23/12/2015, § 13).
23. 2004 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda öngörülen istisnalardışında hukuk mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinleşmesibeklenmeden icra takibine konu edilmelerinin önünde bir engel bulunmamaktadır.Bununla birlikte anılan Kanun’un 36. maddesinin itiraz konusu kuralın da yeraldığı birinci fıkrasında kesinleşmeden yerine getirilebilecek mahkeme kararlarınailişkin olarak başlatılan icra takiplerinin belli şartlar altında geribırakılmasına imkân tanınmıştır. İtiraz konusu kuralda ise icranın geribırakılmasına ilişkin kararın takibin yapıldığı yer icra mahkemesi tarafındanverileceği hükme bağlanmak suretiyle söz konusu davada görevli ve yetkili olanmahkeme belirlenmiştir.
24. Kuralın gerekçesinde ifade edildiği üzere kesinleşmemiş mahkemekararlarının icra edilmesiyle meydana gelebilecek telafisi güç veya imkânsızzararların doğmasının hızlı ve etkin biçimde önlenmesi, bu sürece ilişkinişlemlerin hızlı bir şekilde tamamlanması, kanun yolu incelemesini yapacakmercilerin iş yükünün azaltılarak söz konusu incelemede bulunan diğerdosyalarda adil bir sonuca ulaşılması amacıyla icranın geri bırakılmasıkararıyla ilgili olarak takibin yapıldığı yer icra mahkemesinin görevli veyetkili kılındığı anlaşılmaktadır.
25. İcranıngeri bırakılması davasına bakmakla görevli ve yetkili mahkemeyi belirleyenkuralın yargılama usulüne ilişkin olduğu açıktır. Yargılamausulünün belirlenmesi ise kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bubağlamda yargılama faaliyetlerinin etkin ve süratli bir şekilde yerinegetirilmesi için alınacak tedbirlerin kapsamı belirlenirken devletin bu alandaortaya çıkabilecek sorunlar ve ihtiyaçlarla doğrudan ilgili olması nedeniyleyargılama usulüyle ilgili düzenlemelerde geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.Dolayısıyla kanun koyucunun anılan takdir yetkisi kapsamında icranın geribırakılması davasında takibin yapıldığı yer icra mahkemesinin görevli veyetkili olduğunu öngören kuralın kamu yararı amacı taşımadığı söylenemez.
26. Öte yandan kesinleşmemiş mahkeme kararlarının geçici olarakuygulanmaması sonucunu doğuran ve bu yönüyle tedbir niteliğinde olan icranıngeri bırakılması kararının verilmesini gerektiren şartların Kanun’da açıkçadüzenlendiği gözetildiğinde icra mahkemesinin bu konuda yapacağı incelemeninkapsamına yönelik bir belirsizlik bulunmamaktadır.
27. Herkuralda olduğu gibi itiraz konusu kuralın da uygulanmasıyla ilgili olarak bazısorunlar ortaya çıkabilir. Bu bağlamda mevcut uyuşmazlıklara ilişkin sorunlarınher somut olayın özelliği dikkate alınarak kuralın amacına uygun şekildeyorumlanması suretiyle yargı içtihatlarıyla çözülmesi de mümkündür. Dolayısıylakuralda icranın geri bırakılması talebiyle ilgili olarak adil yargılanmahakkının güvencelerini sağlayan bir yargılamada işin esasına yönelik adil vehakkaniyete uygun bir karar verilmesini engelleyen durum bulunmamaktadır.
28. Kaldı ki söz konusu talebin kanun yolu incelemesini yapanmerci tarafından incelenmesini gerektiren anayasal bir zorunluluğun bulunduğu dasöylenemez. Dolayısıyla icranın geri bırakılması davalarına bakmakla yetkilive görevli mahkemenin ne suretle karar vereceğine dair, kuraldan ziyade kuralınyorumlanması ve uygulanması ile ilgili olarak çıkabilecek sorunlar anayasallıkdenetiminin konusu dışında kalmaktadır.
29. Bu itibarlakural kapsamında hukuk mahkemeleri tarafından verilen ilamlara ilişkin olarakicrasının geri bırakılması kararını vermekle görevli ve yetkili mahkemenintakibin yapıldığı yer icra mahkemesi olarak öngörülmesinin yargılama usulüneilişkin kanun koyucunun takdir yetkisikapsamında davaların hızlı ve adil bir şekilde görülmesi ve sonuçlandırılmasıamacına yönelik olduğu, dolayısıyla kuralın hukuk devleti ilkesi ile adilyargılanma hakkına aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
30. Açıklanannedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bugörüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa’nın 35.maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen 36. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…takibinyapıldığı yer icra mahkemesinden…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığınave itirazın REDDİNE, Selahaddin MENTEŞ’inkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 3/6/2025 tarihinde karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Kenan YAŞAR
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI
KARŞI OY
1. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 5. Maddesiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen 36. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…takibin yapıldığı yericra mahkemesinden…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, karar verilmiştir.
2. Aşağıda belirteceğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşünekatılmadım.
3. Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesince icranın geri bırakılmasıtalebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanaatine ulaştığından kuralın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne müracaatetmiştir.
4. Mahkeme itiraz gerekçesinde özetle; icranın geri bırakılmasımüessesinin ilk derece mahkemesi kararlarının kanun yolu incelemesi sonucundaortadan kaldırılması ihtimali bulunduğundan ilamın infazının geçici olarakdurdurulması amacıyla ihdas edildiği icranın geri bırakılması kararının kanunyolu incelemesini yapacak merciiler tarafından verilmesi gerektiği, ilk derecemahkemelerinin birbirlerinin kararlarının denetlemelerinin mümkün olmadığı bunedenle uygulamada icra mahkemelerinin gerekli incelemeyi yapmadan seri şekildeicranın geri bırakılması kararlarını verdiği, bu durumun kişilerin hakları vealacaklarına kavuşmalarının gecikmesine neden olduğu belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talepetmiştir.
5. Mahkemenin sayın çoğunluğu icranın geri bırakılması kararınınicra mahkemesi tarafından verilmesini öngören kuralın, yargılamafaaliyetlerinin etkin ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi için alınacaktedbirlerin kapsamı belirlenirken devletin geniş takdir yetkisine sahip olduğugerekçesiyle Anayasa’nın 2., 36., 141., ve 142. maddelerine aykırı olmadığısonucuna ulaşmıştır. Mahkemenin bu görüşüne aşağıda belirteceğim gerekçelerlekatılmadım. İtiraz konusu hükümler Anayasa’nın 35., ve 36. maddesi kapsamındaincelenmelidir. Anayasada korunan mülkiyet hakkı ve adil yargılanma ilkelerikapsamında mahkemeye erişim yönüyle incelenmelidir.
6. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararıamacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceyebağlanmıştır.
7. Anayasal anlamda mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden vedeğeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2018/106, K.2019/80, 16/10/2019, § 14). Bu bağlamda mülkiyet hakkı, maddivarlığı bulunan taşınır ve taşınmaz mal varlığını kapsadığı gibi maddi birvarlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir.
8. Anayasa’nın anılan maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemekve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanma imkânıveren bir haktır (AYM, E.2022/128, K.2023/136, 26/7/2023, § 18; Mehmet Akdoğanve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).
9. İtiraz konusu kural ile kesinleşmesine gerek olmaksızın verilenkararın icraya verilip infaz edilmesine engelleyecek sınırlama yapıldığıaçıktır. Bu haliyle müdahalenin kişilerin Anayasadaki korunan mülkiyet hakkınamüdahale niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
10. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesininbirinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §28).
11. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişimhakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar vermeyetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişininuğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya damaruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yoluyargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20,K.2022/84, 30/6/2022, § 10).
12. İtiraz konusu kurallar ile adli yargı sistemimizdeki kanun yoluincelemesi sisteminin genel uygulamasından farklı bir yöntem benimsenerekincelenmesi usulü getirdiği açıktır. Anayasa Mahkemesi’nin getirilen bu yenisistemi adil yargılanma ilkesi bağlamında gerekli güvenceleri sağlayıpsağlamadığı konusunda değerlendirmesi gerekmektedir.
13. İcranıngeri bırakılması hakkındaki 7343 sayılı kanun ile yapılan değişiklikler ortayaçıkardığı sorunlar düzenlemenin hukuk sistemi içerisindeki yeri hükmünkesinleşmesi ve icra ilişkisi yapılan düzenlemenin çerçevesi tarihi gelişimiuygulamadaki etkileri hukuk sistemi adına ortaya çıkardığı sorunlar ve yanlışuygulamalar Prof. Dr. Muhammed ÖZEKES tarafından ( Yıl 2022, Cilt: Prof. Dr. M. Fatih UŞAN'a Dekanlıkta 10. Yıl AnısınaTeşekkür Armağanı Sayı: 2022-2, 57 - 78, 12.09.2022 ) yayınlanan makaledeayrıntılı olarak incelenmiştir.
14. Hukuk sistemimizkanun yolu incelemesinde dikey inceleme yöntemini benimsemiştir. Kural iledikey inceleme yöntemi dışına çıkılarak yatay bir inceleme yöntemibenimsemiştir. Kural yargı kararına bağlanmış bir alacağın ödenmesinigeciktirmektedir. Enflasyonist ortam icranın gecikmesi halinde alacak konusundauyuşmazlığı çözen mahkeme kararına rağmen başka davalar türemesine nedenolabilecektir. Başka mahkemenin kararının yerinde olup olmadığının;bozulma/ortadan kaldırma ihtimali olup olmadığını belirleme ve kararı denetlemegörevi icra mahkemelerine ait değildir. Buna rağmen bu kararların yazılıteminatların sunulması halinde icra mahkemelerince seri halde icranın geribırakılması kararları verilmesini sonucunu doğurmaktadır. Bu durum kanunenicrası için kesinleşmesine gerek bulunmayan ilamlardan kaynaklı alacaklarınyeterince inceleme yapılmadan icranın geri bırakılmasına karar verilmesisebebiyle, alacaklıya ödenmemesi veya geç ödenmesi sonucunu ortayaçıkarmaktadır. Alacaklının alacağına geç ulaşmasının yeterli incelemeyapılmadan ve bu bağlamda hükmü denetleme yetkisi olmayan mahkemece verilmesinedeniyle iptale konu kuralların Anayasa’nın 35., ve 36. maddelerine aykırıolmaları nedeniyle iptal edilmesi gerekmektedir.
Üye
Selahaddin MENTEŞ