ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2025/93
Karar Sayısı : 2025/153
Karar Tarihi : 10/7/2025
R.G.Tarih-Sayı :17/10/2025-33050
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 744. maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa’nın 10., 13., 35. ve 36. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Mecraya ilişkin irtifak hakkının nakli talebiyle açılandavada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusukuralın da yer aldığı 744. maddesi şöyledir:
“a. Katlanma yükümlülüğü
Madde 744- Her taşınmaz maliki,uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla, su yolu, kurutmakanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başkayerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendiarazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra geçirilmesinin kamulaştırmakurallarına bağlı olması hâlinde, bu Kanunun mecralara ilişkin komşulukhükümleri uygulanmaz.
Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibininistemi üzerine ve giderleri ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA,Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL,Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, KenanYAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nınkatılımlarıyla 27/3/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASINİNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜRtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
3. 4721 sayılı Kanun’un 704. maddesinde arazi, tapu kütüğünde ayrısayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğünekayıtlı bağımsız bölümlerin taşınmaz mülkiyetinin konusunu oluşturduğubelirtilmiştir. Anılan Kanun’un 718. maddesinin birinci fıkrasında ise araziüzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava vealtındaki arz katmanlarını kapsayacağı düzenlenmiştir.
4. Bir taşınmazın maliki tarafından başka bir taşınmazın ya dakişinin yararına taşınmaz üzerinde sınırlı bir ayni hak tanınması mümkündür. İrtifakhakkı, bir eşya üzerindeki kullanma ve yararlanma yetkisinin malikten başka birkimseye sağlanmasını ifade eden sınırlı bir ayni haktır. Bu hak ile eşyasahibinin kullanma ve yararlanma hakları kısmen veya tamamen hak sahibi lehinesınırlanmaktadır. Bu kapsamda malikin mülkü üzerindeki kullanma ve yararlanmahaklarını kullanması irtifak hakkı sahibi lehine yasaklanmakta, bu haklarınirtifak hakkı sahibi tarafından kullanılması öngörülmektedir (AYM, E.2022/158,K.2024/206, 5/12/2024, § 13).
5. İrtifak hakkı kişi lehine kurulabileceği gibi taşınmaz lehine dekurulabilir. Kanun’un 779. maddesinin birinci fıkrasında, kapsamına mecrayailişkin irtifak hakkının da girdiği taşınmaz lehine olan irtifak hakkının birtaşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olduğu, söz konusuhakkın yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkilerikullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazıbelirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kıldığı belirtilmiştir.
6. 727. maddenin birinci fıkrasınagöre su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları işletmenin bulunduğutaşınmazın dışında olsa bile aksine bir düzenleme olmadıkça o işletmenineklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Anılan maddenin ikinci fıkrasınagöre komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle birmecra ile ayni hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulmasısuretiyle mümkün olabilir. Bu kapsamda sözleşmeyle taşınmaz lehine bir irtifakhakkı kurularak yükümlü taşınmazdan mecra geçirilmesinin mümkün olduğuanlaşılmaktadır.
7. Öte yandan irade serbestisine dayanan iki taraflı borç doğurucusözleşme ile idare lehine de mecra geçirilmesine ilişkin irtifak hakkıkurulabilir. Bu kapsamda taşınmazdan mecra geçirilmesi için bir taşınmazınmaliki ile idare arasında sözleşme yapılabilir. Bunun yanı sıra kamulaştırmayoluyla mecra irtifak hakkı kurulması da mümkündür.
8. Anayasa’nın 46. maddesi uyarınca devlet ve kamu tüzel kişileri,kamu yararının gerektirdiği hâllerde gerçek karşılıklarını peşin ödemekşartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını,kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerindeidari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
9. Kamulaştırmanın usul ve esasları 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda düzenlenmiştir. 2942 sayılıKanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında idarelerinkanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yerine getirmek yükümlülüğünde olduklarıkamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmazmalları, kaynakları ve irtifak haklarını bedellerini nakden ve peşin olarakveya bazı hâllerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilecekleri, 4.maddenin birinci fıkrasında ise taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılmasıyerine amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi,yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkıkurulabileceği öngörülmüştür. Bu itibarla kamulaştırma suretiyle mecrairtifakının kurulmasının da mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
10. Anılan Kanun uyarınca kamulaştırma yapılabilmesi için ödenektemini, kamu yararı kararının alınması ve kamulaştırılacak taşınmazınbelirlenmesi süreçlerinden sonra yetkili idare tarafından kamulaştırmakararının alınması gerekir. Kamulaştırma kararı, özel mülkiyette bulunantaşınmazın kamu mülkiyetine geçmesiyle sonuçlanan kamulaştırma sürecinin kurucuunsurunu oluşturmaktadır. Yetkili idare tarafından hukuka uygun bir şekildeverilen bir kamulaştırma kararı bulunmadan kamulaştırmanın sonraki aşamalarınageçilmesi mümkün değildir (AYM, E.2023/97, K.2023/192, 8/11/2023, § 49).
11. Kanun’da kamulaştırma kararının alınmasından sonrakamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesi, satın alma usulünün uygulanması,bu usul ile kamulaştırmanın yapılamaması hâlinde ise kamulaştırma bedelinintespiti davası açılması öngörülmektedir. Söz konusu davada kamulaştırma bedeli tespit edilecek ve taşınmazın idare adınatesciline karar verilecektir.
12. Ayrıca Kanun’un 14. maddesinde kamulaştırma işlemine ilişkindava hakkı düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında kamulaştırmayakonu taşınmaz malın maliki tarafından 10. madde gereğince kamulaştırma işleminekarşı idari yargıda iptal davası ve maddi hatalara karşı da adli yargıdadüzeltim davası açılabileceği hükme bağlanmıştır.
B. Anlam ve Kapsam
13. 4721 sayılı Kanun’un 731 ila 755. maddelerinde taşınmazmülkiyetine ilişkin kısıtlamalar düzenlenmiştir. Bu kısıtlamalardan biri olankomşu hakkı ise anılan Kanun’un 737 ila 750. maddelerinde düzenlenmiştir. Mecrageçirilmesine katlanma yükümlülüğü de bu kapsamdaki kısıtlamalardan biridir.
14. Kanun’un 744. maddesinin birinci fıkrasında her taşınmazmalikinin uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu,kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat vekablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflıolduğu takdirde kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesinekatlanmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
15. Bu bağlamda komşu arazi maliklerinin taşınmaz üzerinden mecrageçirilmesi konusunda anlaşamamaları ihtimaline binaen kanun koyucu, komşulukhukuku çerçevesinde taşınmaz malikine mecra geçirilmesine katlanma yükümlülüğügetirmek suretiyle komşu taşınmaz lehine zorunlu bir kanuni irtifak hakkıkurulmasını öngörmüştür. Bu kapsamda komşu arazi maliklerinden birine mecrageçirilmesini talep etme hakkı tanınırken diğer taşınmaz malikine arazisindenmecranın geçirilmesine katlanma külfeti yüklenmektedir.
16. Söz konusu maddenin itiraz konusu ikinci fıkrasına göre mecrageçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde bu Kanun’un mecralarailişkin komşuluk hükümleri uygulanmayacaktır.
C. İtirazınGerekçesi
17. Başvurukararında özetle; itiraz konusu kural kapsamında mecra geçirilmesininkamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde mecralara ilişkin komşulukhükümlerinin uygulanmamasının söz konusu durumlarda mecraya ilişkin irtifakınnakli imkânını ortadan kaldırdığı, bu durumun taşınmaz malikinin mülkündenetkin şekilde faydalanmasını engellediği, ayrıca kuralla taşınmaz malikininmahkemeye erişim hakkına da sınırlama getirildiği belirtilerek kuralınAnayasa’nın 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’yaAykırılık Sorunu
18. Anayasa’nın35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar,ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılmasıtoplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
19. Mülkiyethakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğüsınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamdamalikin mülkünden yoksun bırakılması veya mülkünü kullanma, onun semerelerindenyararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birininkısıtlanması mülkiyet hakkına sınırlama oluşturur (AYM, E.2024/79, K.2024/182,5/11/2024, § 20; Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546,2/2/2017, § 53).
20. Mecrairtifak hakkına konu taşınmaza yönelik kullanma ve yararlanma haklarınınmülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bukapsamda kamulaştırma hükümleri uygulanarak taşınmazından mecra geçirilentaşınmaz malikinin 4721 sayılı Kanun’da mecraya ilişkin komşuluk hükümlerindenfaydalanamaması, mülkünden daha elverişli koşullarda yararlanması imkânınıortadan kaldırmak suretiyle mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
21. Anayasa’nın35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlanabileceği öngörülmüştür. Öte yandan mülkiyet hakkına sınırlamagetirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ilkeleridüzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
22. Anayasa’nın anılan maddesinde “Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
23. Buna göre mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlıolarak ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.
24. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel haklarısınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğeizin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmasıgerekir.
25. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu nitelikleri taşıması,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de birgereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesiuyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu niteliklerhukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35.maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
26. Kuraldamecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde Kanun’unmecralara ilişkin komşuluk hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Buçerçevede kuralın kapsam ve sınırlarının hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net veöngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığıanlaşılmaktadır.
27. Bununyanı sıra Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin yalnızcaAnayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olaraksınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde ise mülkiyethakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği öngörülmüştür.
28. Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrasında “Devletve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçekkarşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallarıntamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre,kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.” denilmiştir.
29. Türk hukukunda idarelerin kamu hizmetlerini yerine getirirkenihtiyaç duydukları ancak kendilerine ait olmayan taşınmazlar üzerindetasarrufta bulunabilmeleri ilke olarak kamulaştırma ile mümkündür.Kamulaştırma, mülkiyet hakkının idarenin tek taraflı tasarrufu ile malikinrızası olmaksızın sınırlandığı veya sona erdirildiği istisnai hâllerdenbiridir. Nitekim Anayasa’da temel haklardan biri olarak düzenlenen mülkiyethakkı üzerinde yarattığı etkiden dolayı Anayasa koyucu kamulaştırmayı özelolarak düzenlemiştir. Bu itibarla kişinin mülkiyet hakkının rızası dışında tektaraflı bir işlemle sonlandırılmasının Anayasa’ya aykırı olmaması içinAnayasa’nın 46. maddesinde öngörülen usul ve esaslara uyulması gerekmektedir(AYM, E.2023/97, K.2023/192, 8/11/2023, § 47).
30. Buitibarla kamulaştırma işlemi, taşınmaza elkoymaya zorunlu kalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstüntutulduğu durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa’da belirlenen usul güvenceleriizlenerek yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133,26/7/2017, § 11; E.2020/47, K.2023/36, 22/2/2023, § 110; Şevket Karataş [GK],B. No: 2015/12554, 25/10/2018, § 45). Dolayısıyla kamulaştırmanın amacıkamu yararını gerçekleştirmektir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
31. Kuraldamecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde mecralarailişkin komşuluk hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmek suretiyle idare lehinekurulan mecra irtifakları bakımından yükümlü taşınmaz malikleri lehine 2942sayılı Kanun’da getirilen güvencelerin bertaraf edilmesinin önüne geçilmesiamaçlanmıştır. Bu itibarla kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın meşrubir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
32. Diğer yandan mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması gerekir. Amacı temel hak veözgürlüklerin gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesi olan ölçülülükilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenenamaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amacadaha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
33. Yükümlütaşınmaz malikinin kamulaştırma usulünde öngörülen güvencelerden mahrumbırakılmamasını amaçlayan kuralın meşru amacaulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.
34. Kanunkoyucunun kamulaştırmadan beklenen faydanın devamı için alacağı tedbirlerinyöntemini belirlemede takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde kuraldaöngörülen düzenlemeden daha hafif bir sınırlama aracı ile meşru amacaulaşılmasının mümkün olduğu da söylenemez. Bu itibarla kuralın söz konusu amacaulaşmak bakımından gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
35. Mülkiyethakkına yönelik sınırlamanın ölçülü olabilmesi için orantılılık ilkesigereğince öngörülen sınırlama ile elde edilmek istenen meşru amaç arasında adilve makul bir denge gözetilmelidir. Bu nedenle kuralda öngörülen sınırlamanın,kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adildengeyi bireyler aleyhine aşırı külfet yükleyecek ölçüde bozmaması gerekir.
36. AnılanKanun’da kamulaştırmanın usul ve esasları, kamulaştırma yapılmasının şartları, kamulaştırmasürecinde izlenecek yöntemler hak kaybına neden olmayacak biçimde ayrıntılıolarak düzenlenmiştir.
37. Anayasa’nın46. maddesinde ve Kanun kapsamında taşınmazı kamulaştırılarak veya kamulaştırmayoluyla taşınmazı üzerinde irtifak hakkı kurularak mülkiyet hakkı sınırlanankişi lehine öngörülen güvenceler gözetildiğinde kuralla mülkiyet hakkınagetirilen sınırlamanın mecra geçirilen taşınmazın malikine aşırı bir külfetyüklemediği sonucuna ulaşılmıştır.
38. Açıklanannedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 36. maddesine de aykırı olduğu ilerisürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35.maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olmasınedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
KuralınAnayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun744. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE 10/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI