ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2025/96
Karar Sayısı : 2025/150
Karar Tarihi : 10/7/2025
R.G.Tarih-Sayı : 13/10/2025-33046
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252.maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen(2) numaralı fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa’nın 2. ve 36.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanıkhakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 252.maddesi şöyledir:
“Basit yargılama usulünde itiraz
Madde 252 – (Mülga:2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte YenidenDüzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşıitiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
(2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmüveren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunmasıhâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilirve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkilibaşka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derecemahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşmaaçılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmesebile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hükümverilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır.Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itirazedilmemiş sayılır.
(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkrauyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göreverilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişilertarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirimuygulanır.
(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerineverilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olandiğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibiverilen kararlardan yararlanır.
(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarıncaverilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradakiitirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayantarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddeninikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir.Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği içinmahkemesine gönderir.
(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın,yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde268 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönündenincelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca KadirÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, RecaiAKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, YılmazAKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 22/4/2025 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları vebunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam veKapsam
3. Basit yargılama usulü ceza usul hukukunda kovuşturmaaşamasına özgü genel yargılama usulüne alternatif olarak ilk kez 5271 sayılıKanun’un 251. ve 252. maddelerinin yeniden düzenlenmesiyle ihdas edilmiştir.Anılan Kanun’un 251. maddesinde basit yargılama usulünün uygulanma şartlarına,252. maddesinde ise itiraza ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
4. Basit yargılama usulü, adli para cezasını ve/veya üstsınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıolmak üzere uygulanabilen istisnai bir muhakeme yoludur. Söz konusu usulünuygulanması için öncelikle soruşturma aşamasında toplanan delillere görehâkimin vicdani kanaate ulaşması gerekir. Delillerin vicdani kanaatin oluşması içinyeterli olup olmadığı esasa ilişkin olarak karar verilinceye kadar hâkimtarafından değerlendirilebilecektir. Nitekim Kanun’un 251. maddesinin (6)numaralı fıkrasında mahkemece gerekli görülmesi hâlinde hüküm verilinceye kadarher aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devamedilebileceği düzenlenmiştir.
5. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında asliye cezamahkemesince iddianamenin kabulünden sonra 175. maddenin (2) numaralı fıkrasıuyarınca duruşma günü belirlenmeden önce basit yargılama usulünün uygulanmasınakarar verilebileceği, duruşma günü belirlendikten sonra ise söz konusu usulünuygulanmayacağı belirtilmiştir.
6. Maddenin (2) numaralı fıkrasına göre basit yargılamausulünün uygulanmasına karar verilmesi hâlinde tebligatta mahkemece duruşmayapılmaksızın hüküm verilebileceği belirtilmek suretiyle iddianamenin sanık,mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek tarafların beyan ve savunmalarını ikihafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenecektir. Mahkemenin bu süreçtetoplanması gereken belgeleri, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep etmesimümkündür.
7. (3) ve (4) numaralı fıkralarda ise taraflara beyan vesavunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın veCumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu’nun 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 223.maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilebileceği, mahkûmiyet kararıverildiği takdirde sonuç cezanın dörtte bir oranında indirileceği, koşullarınınbulunması hâlinde mahkemece kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlaraçevrilebileceği veya hapis cezasının ertelenebileceği ya da uygulanmasına sanıktarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. (5) numaralı fıkraya göre dehükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtilmesi gerekmektedir.
8. (7) ve (8) numaralı fıkralarda basit yargılamausulünün yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâlleri ile soruşturma veya kovuşturmayapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmayacağı, yinesuçun basit yargılama usulü kapsamında olmayan başka bir suçla birlikteişlenmesi hâlinde de basit yargılama usulüne göre karar verilemeyeceği hükmebağlanmıştır.
9. Söz konusu Kanun’un 252. maddesinde basit yargılamausulü kapsamında verilen hükme karşı yapılacak itiraza ilişkin usul ve esaslardüzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında basit yargılama usulünegöre verilen kararın itiraza tabi olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyenhükümlerin kesinleşeceği belirtilmiştir. Maddenin (6) ve (7) numaralıfıkralarında itirazın, süresinde yapılmadığının ya da kanun yoluna başvuruhakkı bulunmayan kişiler tarafından yapıldığının mahkemece değerlendirildiğidurumlarda veya itirazın yargılama gideri, vekâlet ücreti ya da maddi hatayailişkin olduğu hâllerde dosyanın 268. maddenin (2) numaralı fıkrası uyarıncaitirazı incelemeye yetkili merciye gönderileceği, merciin bu sebepler yönündenincelemesini yaparak kararını, gereği için mahkemesine göndereceğiöngörülmüştür.
10. 252. maddenin (2) numaralı fıkrasının birinci veikinci cümlelerinde yöntemine uygun olarak yapılan itiraz üzerine hükmü verenmahkemece dosyanın o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunmasıhâlinde tevzi ölçütlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesinegönderileceği, tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise yargılamanınaynı mahkemede yetkili başka bir hâkim varsa bu hâkim tarafından, aksi hâldeadli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilenhâkim tarafından duruşma açılarak yargılamaya genel hükümlere göre devamedileceği hükme bağlanmıştır.
11. Anılan fıkranın itiraz konusu üçüncü ve dördüncücümlelerinde tarafların duruşmaya gelmemesinin yokluklarında 223. maddeuyarınca hüküm verilmesine engel olmayacağı ancak taraflara gönderilecekdavetiyede duruşmaya gelmemeleri hâlinde yokluklarında karar verilebileceğihususuna yer verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla Kanun’un251. maddesi kapsamında verilen hükme itiraz edilmesi üzerine genel yargılamausulüne göre duruşma açılacağı ancak tarafların duruşmaya katılmaması hâlindeitiraz konusu kurallar uyarınca sanığın sorgusu yapılmadan, mağdur vemüştekinin de huzurda beyanları alınmadan yokluklarında karar verilebileceği veuyuşmazlığın bu suretle sona erdirilebileceği anlaşılmaktadır. Fıkranın beşincicümlesinde ise duruşmadan önce basit yargılamayla verilen hükme itirazdanvazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmayacağı ve hükme itiraz edilmemiş sayılacağıdüzenlenmiştir.
12. 252. maddenin (3) numaralı fıkrasında mahkemeninitiraz üzerine karar verirken basit yargılama usulüne göre verdiği hükümlebağlı olmadığı ancak itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığıhâllerde 251. maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca sanığın cezasından dörttebir oranında yapılan indirimin korunacağı belirtilmiştir.
13. (4) ve (5) numaralı fıkralarda itiraz üzerine sanıklehine verilen hükmün itiraz etmemiş olan diğer sanıklara uygulanma imkânınınbulunması hâlinde bu sanıkların da karardan yararlanacakları, itiraz üzerineverilen karara karşı genel hükümlere göre istinaf ya da temyiz kanun yolunabaşvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
14. Başvuru kararında özetle; tarafların duruşmada hazırbulunmasının savunma hakkının gerçek ve etkin şekilde kullanılmasına işlerlikkazandıracağı, itiraz konusu kurallar uyarınca sanığın basit yargılamausulüyle verilen hükme itirazı üzerine yapılan yargılamada duruşmaya gelmemesihâlinde yokluğunda kovuşturma işlemlerine devam edilerek savunması alınmaksızınyargılamanın sona erdirilmesine imkân tanınmasının yargılama boyunca sorgusuyapılmadan kişilerin cezalandırılmasına ya da suçluluk tespitine dayalı başkahükümlerin verilmesine neden olabileceği, bu durumun hukuk devleti ilkesi veadil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığıbelirtilerek kuralların Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
16. Anayasa’nın 36. maddesinin birincifıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmek suretiyle adil yargılanma hakkıgüvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 36. maddesine “...adil yargılanma…”ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede ise taraf olduğumuz uluslararasısözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır (AYM, E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019, § 21).
17. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nde (Sözleşme) açıkça düzenlenmemesine rağmen Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında Sözleşme’nin 6. maddesinin amaç vehedefleri bir bütün olarak gözetildiğinde suç isnadı altında olan bir kimseninyargılamaya katılma hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Sözleşme'nin 6.maddesi sanığa duruşmaya fiilen katılma hakkı tanımaktadır (Stanford/BirleşikKrallık, B. No: 16757/90, 23/2/1994, § 26).
18. Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı hem savunmahakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Anılan hak sadeceduruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini dinlemeyi, takip etmeyi,iddia/savunmaları destekleyecek delil ve argümanları ileri sürmeyi de içerir.Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkının sanığın yargılamaya etkilikatılması ile doğrudan ilişkisi vardır (Şehrivan Çoban [GK], B. No:2017/22672, 6/2/2020, § 74).
19. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altınaalınması, hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Savunma, ceza adaletininhakkaniyete uygun olarak gerçekleşmesini sağlayan unsurlardan biridir (AYM,E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019, § 18).
20. İtiraz konusu kurallar, basit yargılama usulükapsamında verilen karara itiraz üzerine genel hükümlere göre yapılacakyargılamada mahkemece durumu sanık, mağdur ve müştekiye açıklayan davetiyetebliğ edilmek suretiyle -gelmemeleri hâlinde- yokluklarında duruşma yapılarakdavanın bitirilmesine imkân tanıyarak sanığın duruşmada hazır bulunma vesavunma hakkına, dolayısıyla adil yargılanma hakkına sınırlama getirmektedir.
21. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yerverilmiştir. Buna göre adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamanın kanunlayapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine ve ölçülülük ilkesine uygunolması gerekir.
22. Adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamalardadikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. AncakAnayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanununşeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecekşekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olmasıgerekir.
23. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun buniteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukukdevleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hemkişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıcakamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımındanda zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). DolayısıylaAnayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığındayorumlanmalıdır.
24. Kuralların da yer aldığı maddede basit yargılamausulüne itiraz üzerine yapılacak yargılamada duruşma usulünün açık ve netolarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların belirli, ulaşılabilir veöngörülebilir nitelikte olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığıanlaşılmaktadır.
25. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hakve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebineuygun olması gerekir. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlamanedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarıolduğu kabul edilmektedir. Bunun yanında Anayasa’nın başka maddelerinde yeralan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebigösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.
26. Bu bağlamdaAnayasa’nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan adil yargılanma hakkının önemliunsurlarından biri de makul sürede yargılanma hakkıdır. Nitekim Anayasa’nın141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyledavaların makul süre içinde bitirilmesi gerekliliği belirtilmiştir. Bu ilkegereğince devletin yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkinönlemler alması gerekir.
27. Kurallarla usulüne uygun tebligata rağmen duruşmadahazır bulunmayan sanığın yokluğunda duruşma yapılarak yargılamanın sona erdirilmesineimkân tanınmasının davaların makul süredesonuçlandırılarak ceza yargılama sisteminin hızlı ve etkin bir şekildeişlemesine katkı sunduğu, böylelikle kuralların anayasal bağlamda meşru biramaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
28. Adil yargılanma hakkına sınırlama getiren kurallarınAnayasa’ya aykırı olmaması için kanunilik ve meşru amaç şartlarını taşımasıyeterli olmayıp aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesindegüvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülensınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer birifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir.
29. Kurallaruyarınca sanığa bu durum bildirilmek suretiyle duruşmaya katılmadığı takdirdeyokluğunda yargılamaya devam edilerek karar verilmesinin söz konusu meşru amacaulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.
30. Kanun koyucunun Anayasa’da öngörülen temel ilke vegüvencelere bağlı kalmak şartıyla kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla cezamiktarı itibarıyla nispeten hafif nitelikte suçlarla ilgili uyuşmazlıklardagenel yargılama usulünde öngörülen birtakım usule ilişkin güvencelerdenvazgeçilerek karar verilmesine imkân tanıyan düzenlemeler yapması konusundageniş takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde kurallarda öngörülen yönteminsöz konusu meşru amaca ulaşmak bakımından gerekli olmadığı da söylenemez.
31. Kurallarınorantılılığı değerlendirilirken ceza muhakemesi hukukunda sanığın genelolarak savunma hakkının nasıl düzenlendiğinin, anılan haktan feragatin mümkünolup olmadığının, feragatin mümkün olduğu hâllerde savunma için asgari usulgüvencelerinin sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerekir.
32. 5271 sayılı Kanun’un 193. maddesine göre hazır bulunmayansanık hakkında ilke olarak duruşma yapılmaz, sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet,ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararları verilemez. Bununlabirlikte anılan Kanun’un 195. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre suç,yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise sanıkgelmese bile duruşma yapılabilir. 194. maddenin (2) numaralı fıkrasında ise sanıksavuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse önceden savunması alınmışolmak ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmemek şartıyla davasanığın yokluğunda bitirilebilir. Ayrıca 196. maddenin (1) numaralı fıkrasındasanığın daha önce savunması alınmış olmak kaydıyla talep üzerine duruşmadahazır bulunmaktan bağışık tutulmasına imkân tanınmıştır.
33. Anılan hükümler gözetildiğinde ceza muhakemesisistemimizde ilke olarak sanık duruşmadan bağışık tutulmayı talep etse, diğerbir ifadeyle duruşmaya bizzat katılma ve bizzat savunma hakkından açıkçaferagat etse dahi sorgusu yapılmamış olan sanığın yokluğunda yargılama yapılıpmahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararlarıverilmek suretiyle yargılamanın sonlandırılmasına imkân tanınmadığıanlaşılmaktadır (AYM, E.2023/163, K.2024/57, 22/2/2024, § 80).
34. Kanun koyucu kurallarla bu genel ilkeden ayrılarakbelirli ağırlıktaki suçlar yönünden sanığa bu durum bildirilmek kaydıylasanığın yokluğunda yargılama faaliyetinin yapılmasına ve 223. madde uyarınca-mahkûmiyet ve güvenlik tedbirleri de dâhil olmak üzere- hüküm verilmesineyönelik bir düzenleme yapmıştır.
35. Anayasa’nın 36. maddesinde kişilerin adil yargılanmahakkının güvencelerinden feragat etmesini geçersiz kılan açık bir hüküm yeralmamaktadır. Feragat açık biçimde yapılabileceği gibi zımnen de yapılabilir.Ne var ki adil yargılanma hakkının güvencelerinden feragat edilmesinin anayasalyönden geçerli görülebilmesi için ilgili güvenceden feragat edilmesini meşruolmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının bulunmaması gerekir. Yine söz konusuhaktan feragat edildiğinin tereddüde yer vermeyecek ölçüde anlaşılır olması veferagat sürecinde ilgili tarafa asgari usul güvencelerinin sağlanmasızorunludur. Bu bağlamda zımnen feragatte kişinin söz konusu eylemlerininsonuçlarını makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması da gerekmektedir.Dolayısıyla ceza muhakemesinde hem bir hak hem de bir yükümlülük olaraköngörülen sanığın duruşmada hazır bulunma ve savunma haklarından belirlişartlar altında feragat edilebilmesi mümkündür (bazı farklarla birlikte bkz.AYM, E.2022/145, K.2023/59, 22/3/2023, §§ 22, 23; Nurettin Balta [1.B.], B. No: 2016/10023, 28/12/2021, § 45).
36. Anayasa Mahkemesi duruşmalı yargılanma hakkındanaçıkça veya zımnen feragat edilebileceğini, kişinin duruşma yapılmasına ilişkinolarak talepte bulunmamasının ya da talebini sürdürmemesinin zımnen feragatolarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir (Aziz Ağırlı [1. B.], B.No: 2013/1377, 25/3/2015, § 25).
37. AİHM de Sözleşme’nin 6. maddesinin lafzı ve ruhuitibarıyla bir kişinin adil yargılanma hakkının güvencelerinden açık veya zımniolarak vazgeçmesini engellemediğini belirtmiştir. Ancak feragat için belirlişartların gerçekleşmesi aranmaktadır. Bu kapsamda vazgeçme iradesinin açık birşekilde ortaya konulması (bilerek ve akıllıca feragat), feragate konu meseleninönemi ile orantılı olarak asgari usul güvencelerinin sağlanması ve feragatinkamu yararına aykırı olmaması gerekmektedir (Pfeifer ve Plankl/Avusturya,B. No: 10802/84, 25/2/1992, § 37; Hermi/İtalya [BD], B. No:18114/02,18/10/2006, § 73). AİHM’e göre kişinin yargılamadaki davranışlarıyla adilyargılanma hakkının güvencelerinden zımni olarak vazgeçtiğinin kabul edilmesiiçin davranışının sonuçları makul bir şekilde öngörülebilir olmalıdır (Hermi/İtalya[BD], § 74; Sejdovic/ İtalya [BD], B. No: 56581/00, 1/3/2006, § 87).
38. Kurallarda sanığa gönderilecek davetiyede duruşmayagelmemesi hâlinde yokluğunda genel hükümlere göre yargılamaya devam edilerek223. madde uyarınca hüküm verileceğinin yazılacağı belirtilmiştir.
39. Bu kapsamda 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı TebligatKanunu hükümlerine göre usulüne uygun şekilde yapılacak tebligat, suçlamanınniteliği ile dosyadaki bilgi, belge ve delillerden sanığın haberdar edilmesikonusunda yeterli güvenceye sahiptir. 5271 sayılı Kanun’un 149. maddesinin (1)numaralı fıkrası ile 150. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan şüpheliveya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazlamüdafi yardımından yararlanabileceği, şüpheli veya sanıktan kendisine birmüdafi seçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumdaolmadığını beyan etmesi ve talebi hâlinde bir müdafinin görevlendirileceğineilişkin düzenlemelerin varlığı karşısında sanığın etkili savunma için müdafiyardımından yararlanmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır (AYM, E.2020/79,K.2023/113, 22/6/2023, § 137).
40. Bu bağlamda kurallar uyarınca sanığa yapılacaktebligatın duruşma tarihi ile sanığın duruşmaya gelmemesi hâlinde yapılacakmuhakeme işlemlerinin neler olabileceğini içerdiği, ilgili haktan feragatinsonuçlarının makul bir şekilde öngörülebilir olduğu ve sanığa etkili bildirimyapılması hususunda asgari usul güvencelerinin sağlandığı anlaşılmaktadır.
41. Anılan Kanun’un 252. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci cümlesi uyarınca itiraz sonrası yapılan yargılamada mahkemehüküm verirken Kanun’un 251. maddesi kapsamında basit yargılama usulüne göreverdiği kararla bağlı değildir. Bununla birlikte mahkemenin sanığın yokluğundayapacağı duruşmada yalnızca basit yargılama usulünün uygulanabileceği birsuçtan yargılamaya devam edebileceği, anılan usul kapsamında olmayan bir suçsöz konusu olduğunda ya da usul kapsamında olmakla birlikte suç isnadının hukuki niteliğinde değişiklik meydanageldiğinde sanığa bu durum bildirilmeksizin yokluğunda uyuşmazlığın sonaerdirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 226. madde uyarıncasuç niteliğinin değiştiğine ilişkin olarak sanığa ve varsa müdafiine bildirimyapılacağı, değişen suç niteliğine göre basit yargılama usulününuygulanamayacağı bir suç söz konusu olduğunda mahkemece yargılamaya genelhükümlere göre devam edileceği açıktır.
42. Yine kurallarda sanığın yokluğundahüküm verilebilmesi hususunda mahkemeye takdir yetkisinin tanındığı, başka birdeyişle basit yargılama usulü kapsamında yer almakla birlikte suçların niteliğive toplanan delillere göre uyuşmazlığın çözümünde sanığın beyanlarınınalınmasının gerekli olup olmadığının itiraz sonrası yapılacak yargılamanın heraşamasında ve olağan kanun yollarında resen değerlendirilebileceğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallar uyarınca genel usul hükümlerine göreyargılama sürecinin yürütülmesinin de mümkün olduğu, bu yönüyle duruşmayagelmeyen sanığın yokluğunda karar verilmesini zorunlu kılan bir durumunbulunmadığı ortadadır.
43. Adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veyadaha az süreli hapis cezasını gerektiren suçların basit yargılama usulükapsamında yer aldığı dikkate alındığında basit yargılama usulüne göre yapılanyargılamaların sonuçları itibarıyla kamu menfaati üzerinde önemli bir etkidoğurmayacağı açıktır. Dolayısıyla kurallar kapsamında sanığın haberdaredilmesine rağmen duruşmaya katılmayarak adil yargılanma hakkının güvencelerindenferagat etmesine geçerlilik tanınmamasını gerektirecek üstün bir kamu yararınınbulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla adil yargılanma hakkınaorantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirildiği söylenemez.
44. Öte yandankurallar, basit yargılama usulü kapsamında verilen karara itiraz üzerine genelhükümlere göre yapılacak yargılamada mağdur ve müştekinin yokluklarında duruşmayapılarak davanın bitirilmesine imkân tanıdığından kuralların anılan kişileryönünden de incelenmesi gerekir.
45. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti;eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimineaçık olan devlettir.
46. Anayasa’nın 142. maddesinde “Mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunladüzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre yargılama usulüne ilişkinkuralların belirlenmesi ve bu konuda ihtiyaç duyulan düzenlemelerin yapılması,bu kapsamda ceza yargılamasında duruşma aşamasında hazır bulunacak taraflar ilehangi hâllerde tarafların yokluğunda duruşma yapılarak hüküm verilebileceğininbelirlenmesi anayasal ilke ve sınırlar içinde kanun koyucunun takdirindedir.
47. Kanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki budüzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülükilkesiyle de bağlıdır. Bu ilke gereğince bir kuralda öngörülen düzenleme ileulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul birdengenin bulunması zorunludur (AYM, E.2021/18, K.2022/97, 8/9/2022, § 20).
48. Kuralların kanuniliği, meşru amacı ve -taraflarınniteliğine uygun düştüğü ölçüde- ölçülülüğüne ilişkin olarak sanık yönündenbelirtilen gerekçeler mağdur ve müşteki bakımından da geçerlidir.
49. Diğer yandan Kanun’un 234., 235. ve 236. maddelerindemağdur ile şikâyetçinin hakları ile davet ve dinlenilme usulleridüzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde anılan kişilerin vekil yardımındanyararlanmalarına imkân tanındığı, duruşmadan haberdar edilme ile davaya katılmahaklarının bulunduğu, bizzat veya vekil vasıtası ile kovuşturma evresindetutanak ve belgelerden örnek isteyebilecekleri, davaya katılmış olmak koşuluyladavayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma imkânına sahipoldukları anlaşılmaktadır.
50. Söz konusu imkânlar ise kurallar uyarınca mağdur vemüştekinin yokluğunda duruşmaya devam edilerek hüküm kurulabilmesi sebebiyleortaya çıkabilecek dezavantajlı durumlara karşı dengeleyici niteliktedir.Dolayısıyla kuralların mağdur ve müştekiye katlanamayacağı bir külfetyüklemediği, kurallarla ulaşılmak istenen amaç arasında makul olmayan birdengesizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların hukuk devleti ilkesinin bir unsuru olan ölçülülükilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2., 13. ve36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
IV.HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığıile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılıKanun’un 17. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı fıkrasının üçüncü ve dördüncücümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına veitirazın REDDİNE 10/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin MENTEŞ
Üye
İrfan FİDAN
Üye
Muhterem İNCE
Üye
Yılmaz AKÇİL
Üye
Ömer ÇINAR
Üye
Metin KIRATLI