ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1987/3 (S.P.İhtar)
Karar Sayısı:1987/3
Karar Günü:2 .7.1987
R.G. Tarih-Sayı:R.G.'deyayımlanmamıştır. (İhtar)
İhtarİsteminde Bulunan : Cumhuriyet Başsavcılığı
İhtarİsteminin Konusu : Partiye üyelik kayıtlarını yaptırmadıkları iddiasıyla 233kurucu üyenin Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca, bu sıfatlarının düşürülmesinekarar verilmiş olması Siyasi Partiler Kanunu'nun kimi buyurucu kurallarınaaykırılık oluşturduğundan; bu aykırılığın giderilmesi için 233 kurucu üyeninkuruculuk sıfatlarının düşmediğinin Demokratik Sol Partiye ihtar olunmasıisteminden ibarettir.
I-Onaylar : Siyasi Partiler Kanununun 104. maddesi gereğince kendisine ihtaryapılması istenilen Demokratik Sol Parti 14.11.1985 tarihinde 612 kurucutarafından kurulmuş ve 2820 sayılı Kanuna göre henüz ilk büyük kongresiniyapmamış bir siyasi parti durumundadır.
PartininKurucular Kurulu 23.11.1985 ve 18.5.1986 tarihlerinde toplanmış, tüzükdeğişiklikleri dahil partiyi ilgilendiren kimi konularda kararlar almıştır.Partinin örgütlenme aşamasında olduğu bu dönemde 17.3.1987 tarihinde toplananMerkez Karar ve Yönetim Kurulu aldığı 60 sayılı kararda, yasal engellerinedeniyle, kuruculuk sıfatlarını kaybeden ve Cumhuriyet Savcılığınınyazılarında adları geçen 44 kurucu üye ile; üyelik işlemlerinigerçekleştirmedikleri için, Siyasi Partiler Yasası ve Parti Tüzüğünün 6.maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kurucu üyelik sıfatını kaybettiklerisaptanmış bulunan 233 üyenin bu durumlarının, Cumhuriyet Başsavcılığına vekendilerine yazı ile bildirilmesine ve ayrıca Genel Başkanlıkça 3. KurucularKurulu toplantısının bilgilerine sunulmasına karar verilmiş ve söz konusukararın örneği bazı kuruculara gönderilmiştir.
Bukarardan sonra, toplanan kurucular kurulu toplantısına sözü edilen kararlakuruculuk sıfatları düşürülmüş olan kurucular alınmamış, bunun üzerine keyfiyettutanaklarla saptanarak gerekli işlemlerin yapılması için konu CumhuriyetBaşsavcılığına intikal ettirilmiştir.
II-İhtar İsteminin Gerekçesi :
CumhuriyetBaşsavcısı; iddianame olarak nitelediği 4.6.1987 günlü ve S.P,17-Hz. 1987/23sayılı yazılı başvurularında, ihtar istemine gerekçe olarak, özetle :
SiyasiPartiler Kanununa göre partilerin kuruluşları, tüzelkişilik kazanmaları,kurucuların fonksiyonları, kurucular kurulunun görev ve yetkileriyle ilgilikimi açıklamalardan sonra, parti üyeliğinin sona ermesinin ancak; üyenin kendiisteğiyle partiden ayrılması veya herhangi bir eyleminden ötürü yetkilidisiplin kurulu kararına dayanılarak partiden çıkarılmasıyla mümkün olacağını,siyasi partiyi kurmuş olan kimselerin adlarının üye kayıt defterine yazılmamışolması nedeniyle kuruculuk sıfatlarının düştüğünden bahisle 233 kurucununsiyasi parti ile ilişkilerinin kesilmesine, bunların seçtiği ve çoğunluğununkurucu olmadığı Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca karar verilmiş olmasının,Siyasi Partiler Kanununa ve bu Kanunda kurucular ve üyeler için öngörülengüvencelere, parti kurucu üyelerine tanınan hak ve olanaklara, özellikle 2820 sayılıKanunun 4. maddesindeki ilkelere aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
III-İnceleme ve Değerlendirme :
Esasinceleme raporunun okunmasından sonra açılan müzakerede, kendisine ihtaryapılması istenilen siyasi partiden savunma istenilmesi gerektiği ve DemokratikSol Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca alınmış olan 233 kurucu üyeninkuruculuk sıfatlarının düştüğüne ilişkin 17.3.1987 günlü ve 60 sayılı kararınihtar konusu yapılamayacağı, başka bir anlatımla böyle bir uyuşmazlığıçözümlemenin Anayasa Mahkemesinin görevine giremediği öne sürülmüş olduğundanöncelikle bu sorunlar üzerinde durulmuştur.
A-Görev Sorunu :
Anayasanın68. maddesinin ikinci fıkrasında siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatınvazgeçilmez unsurları olduğu ve 69. maddesinde de siyasi partilerin parti içiçalışmaları ve kararlarının, demokrasi esaslarına aykırı olamayacağı, kezasiyasi partilerin kuruluş ve faaliyetlerinin, denetleme ve kapatılmalarının bukonudaki anayasal esaslar dairesinde kanunla düzenleneceği kuralları getirilmiştir.Söz konusu düzenleme, bilindiği üzere 22.4.1983 günlü ve 2820 sayılı SiyasiPartiler Kanunudur. Siyasi partilerin uymak zorunda oldukları ilke ve esaslargenelde bu Yasada gösterilmiştir.
Yasanın121. maddesinin ilk fıkrasında yer alan "Türk Kanunu Medenisi ileDernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanunaaykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır"biçimindeki hükümle de, Medeni Kanun ile Dernekler Kanununun ve derneklerhakkında uygulanan öteki kanunların Siyasi Partiler Kanununa aykırı olmayanhükümlerinin siyasi partiler hakkında uygulanması öngörülmüştür. Bu yasaldüzenlemeye göre, kuruculuk sıfatlarının düştüğüne karar verilmiş olankurucuların, Medeni Kanunun 68. maddesine dayanarak genel mahkemelerden hukukihimaye isteğinde bulunmalarına yasal bir engelin varlığından söz edilemez. Nevar ki böyle bir yolun var olması Siyasi Partiler Kanununun 104. maddesindeyazılı "Bir siyasi partinin, bu Kanunun dördüncü kısmında yer alanmaddeler hükümleri dışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasipartilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması sebebiyle, oparti aleyhine Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Başsavcılığınca resen yazı ilebaşvurulur.
AnayasaMahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesiiçin ilgili siyasi parti hakkında ihtar kararı verir..." hükmününişletilmesini engellememesi gerekir. Kaldı ki, Siyasi Partiler Kanunu sonrakikanun olarak uygulama önceliğine sahiptir. Bu bakımdan istemin AnayasaMahkemesinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır.
Bugörüşlere Orhan Onar, Muammer Turan, Selahattin Metin ve Mustafa Şahinkatılmamışlardır.
B-Savunma İstenmesi Sorunu :
2949sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un33. maddesinde, siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili davaların, CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle dosya üzerinde yapılaninceleme sonucunda karara bağlanması esası getirilmiştir. İncelemenin dosyaüzerinde yapılmış olmasına rağmen, kapatma davalarında ilgili partiden savunmaistenilmesinin nedeni bir yandan kapatmanın cezasal karakteri, öte yandan CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerini uygulama zorunluğu ile açıklanabilir.Siyasi partiye ihtar, yasaların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerineaykırı hareket edilmiş olması halinde Kanuna uymasını sağlamak amacıyla osiyasi partiye yapılan bir uyarıdan ibarettir. Diğer taraftan savunmaalınmasını öngören bir yasa hükmü de yoktur. Kaldı ki, ihtara uyulmamış olmasıhalinde açılacak kapatma davasında siyasi partiye savunma imkanı tanınacağınagöre bu evrede siyasi partiden savunma istenilmesine gerek görülmemiştir.
Bugörüşlere Mehmet Çınarlı ve Muammer Turan katılmamışlardır.
C-İşin Esasına Gelince :
DemokratikSol Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca verilen ve 233 kurucu üyeninkuruculuk niteliklerinin düştüğüne ilişkin 17.3.1987 günlü ve 60 sayılıkararın, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun Dördüncü Kısım hükümleridışında kalan emredici hükümleriyle, diğer kanunların siyasi partilerle ilgiliemredici hükümlerine gerçekten aykırı olup olmadığı işin esasının halliyönünden büyük önem taşımaktadır.
SiyasiPartiler Kanununa göre, siyasi parti kurucusu; İçişleri Bakanlığına verilmişolan parti kuruluş bildirgesi altında imzası bulunan, milletvekili seçilmeyeterliğine sahip olan kimsedir. Kuruculuk sıfatı, kuruluş bildirgesininİçişleri Bakanlığına verilmesiyle yasa gereği kendiliğinden kazanılmaktadır.
Partikurucuları, ilk büyük kongreyi, partinin tüzelkişilik kazanmasından itibareniki yıl içerisinde toplamakla yükümlüdürler. Öte yandan ilk büyük kongreyapılıncaya kadar, büyük kongrenin yetkilerini kullanacak olan organ kurucularkuruludur (S.P.K. Md.14/8).
BuKanunun öngördüğü şekilde çeşitli parti kademelerinin kongreleri yapılıncayakadar, partilerin geçici il ve ilçe teşkilatına ait zorunlu organları dakurucular kurulu tarafından kurulmaktadır (S.P.K. Geçici Md. 5). Kurucularkurulu, genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kuruluüyeleri ve bu kurullara katılmayan kuruculardan oluşmaktadır.
Kurucularkurulu, oluşum aşamasında bulunan bir siyasi partinin, ilk büyük kongresinitoplayıncaya kadar en yetkili organıdır.
Partikurucularının ayrıca parti üyeliğine kabul edilmeleri gibi bir kural ne yasa vene de parti tüzüğünde öngörülmüştür. Kurucuların parti üye defterineisimlerinin yazılması parti yetkili kuruluşuna görev olarak verilmiş olup, buişleminin yapıcı bir niteliği yoktur.
Kurucularınyasa ve tüzük gereği kendilerine verilen görevleri yerine getirmeleri veyetkileri kullanmaları, parti üye defterine isimlerinin yazılması gibi yasalbir koşula bağlanmadığı gibi; gerek Siyasi Partiler Kanunu, gerek parti tüzüğühenüz ilk büyük kongresini yapmamış bir partinin en yetkili organı hakkındakarar alma yetkisini Merkez Karar ve Yönetim Kuruluna da vermemiştir. Budurumda Merkez Karar ve Yönetim Kurulunun aldığı karar ve bu karara dayanılarakyapılan işlemler hukuka uygun bulunmamıştır.
Sözkonusu karar ile ihlal edilen kurallarının emredici nitelikte olup olmadıklarıhususuna gelince:
Hangikuralların emredici hukuk kuralı olduğunu tayin için kat'i bir ölçü yoktur. Buhal bazen kanunun çok kat'i olan ifadesinden anlaşılır. Bu kurallar herhaldeuyulması zorunlu kurallardır. Kamu düzeni düşüncesiyle getirilmiş bulunanhükümlerin de büyük bir çoğunluğu emredici kurallar niteliğindedir. Kamudüzeniyle ilgili kural kavramı ile emredici nitelikteki kural kavramı çoğu keziç içe ve birbirinden ayırımı oldukça güç bir konudur. Siyasi PartilerKanununun çoğu hükümlerinin getirilişinde kamu düzeni düşüncesinin hakimolduğunda kuşku yoktur. Haklı bir nedene dayanmadan Kurucular Kurulununkuruluşunu önemli ölçüde ve olumsuz biçimde etkileyen ve kurucuların haklarınıihlal eden söz konusu Merkez Karar ve Yönetim Kurulu kararı, 2820 sayılıKanunun 8. maddesi, 14. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları ve geçici 5.maddesinin (c) bendinin buyurucu karakterli hükümleriyle bağdaşmadığı gibi, haklıbir neden bulunmadığı halde, kuruluş evresinde kurucularının üçte birindenfazlasını kuruculuk sıfatlarını düşürmek suretiyle saf dışı bırakan tasarrufun,partilerin yapılarını ve işleyişlerini demokrasi esaslarına uydurmayı ve siyasipartilerde oligarşik eğilimlerin önlenmesini amaçlayan 2820 sayılı Kanunun 4.maddesinin buyurucu nitelikteki hükümleri ile uyum içinde bulunmadığı daortadadır.
Açıklanannedenlerle Demokratik Sol Partiye istem çerçevesinde ihtar yapılması gerektiğisonucuna varılmıştır.
OrhanOnar, Muammer Turan, Selahattin Metin ve Mustafa Şahin bu görüşlerekatılmamışlardır.
IV-SONUÇ :
1-İstem konusunda karar vermeye Anayasa Mahkemesinin görevli olduğuna, OrhanOnar, Muammer Turan, Selahattin Mestin ve Mustafa Şahin'in karşıoyları veoyçokluğuyla,
2-Demokratik sol Partinin savunmasının alınmasına gerek bulunmadığına, MuammerTuran ve Mehmet Çınarlı'nın karşıoyları ve oyçokluğuyla,
3-Kendi istekleriyle üyelikten ayrılmamış, yetkili disiplin kurulunca üyeliktençıkartılmaları ve kurucu üye olmalarına yasal engel bulunmayan 233 kurucuüyenin kuruculuk sıfatlarını kaybetmedikleri hususunun Siyasi PartilerKanununun 104. maddesi gereğince Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığı'naihtarına, Orhan Onar, Muammer Turan, Selahattin Metin ve Mustafa Şahin'inkarşıoyları ve oyçokluğuyla,
4-Kararın, gereği için Cumhuriyet Başsavcılığı ile Demokratik Sol Parti GenelBaşkanlığına tebliğine, oybirliğiyle, 2.7.1987 gününde karar verildi.
Başkan
Orhan ONAR
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
Üye
Vural SAVAŞ
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1987/3 (S.P. İhtar)
KararSayısı : 1987/3
KararGünü : 2 .7.1987
SayınMuammer Turan'ın karşıoy yazısının I. no.lu bendinde yer alan görüşlerekatılıyorum.
Orhan ONAR
Başkan
Anayasa,68 inci maddesinde : "Siyasi Partiler demokratik siyasi hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır" dedikten sonra 69 uncu maddesinde : Siyasi Partilerinmali denetiminin, ancak Anayasa Mahkemesince yapılacağını belirtmiş ve yineancak Cumhuriyet Başsavcılığının, kurulan partilerin tüzük ve programlarının vekurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve kanun hükümlerine uygunluğunu,kuruluşlarını takiben ve öncelikle denetleyeceğini, faaliyetlerini de takipedeceğini öngörmüş; siyasi partilerin kapatılmasının da; CumhuriyetBaşsavcılığının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesince karara bağlanacağıhükmünü koymuştur.
Buhükümlerden de anlaşılacağı üzere, Anayasa Mahkemesine verilen görevlerbelirli, sınırlı ve sayılıdır. Ancak partinin mali denetimiyle kapatılmasınıdoğuracak olan ağır ve önemli işlemler ve eylemler Anayasa Mahkemesindeincelettirilebilecektir. Anayasa ve yasa, partinin tüzelkişiliğinden çokpartilileri ilgilendiren işlem ve eylemlerle Cumhuriyet Başsavcısını ve AnayasaMahkemesini meşgul etmemek için de parti içi organ ve kuruluşları ile diğermahkemelerin görev ve yetkilerini kabul etmiştir. Aynı konuda hem AnayasaMahkemesine hem de diğer mahkemelere görev ve yetki verildiği düşünülemez.
Kurucuolsun, partiye sonradan girmiş olsun, üyelerin partiden çıkartılmasına dairişlemlere karşı açılacak davalarda görev ve yetkinin diğer mahkemelere aitolduğu çoğunluk kararında da kabul edilmektedir. Bu durum karşısında, aynıkonuda her iki mahkemenin görevli ve yetkili sayılması halinde, hem AnayasaMahkemesi, Anayasanın vermediği görevle uğraşır (halbuki Anayasa Mahkemesi,ancak Anayasanın verdiği görevleri yerine getirir) hem de iki mahkeme kararlarıarasında çelişkiler doğabilmesine meydan verilmiş olur.
Bunedenlerle, Kurucuların bir kısmının partiden çıkartılması kararı sebebiylepartiye ihtar isteğinin, görev yönünden reddi gerektiğini düşünüyorum.
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1987/3 (S.P. İhtar)
KararSayısı : 1987/3
KararGünü : 2 .7.1987
I-Görev Sorunu :
Anayasa,68 inci maddesinde : "Siyasi Partiler demokratik siyasi hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır" dedikten sonra 69 uncu maddesinde : SiyasiPartilerin mali denetiminin, ancak Anayasa Mahkemesince yapılacağını belirtmişve yine ancak Cumhuriyet Başsavcılığının, kurulan partilerin tüzük veprogramlarının ve kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve kanunhükümlerine uygunluğunu, kuruluşlarını takiben ve öncelikle denetleyeceğini,faaliyetlerini de takip edeceğini öngörmüş; siyasi partilerin kapatılmasınında; Cumhuriyet Başsavcılığının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesincekarara bağlanacağı hükmünü koymuştur.
Buhükümlerden de anlaşılacağı üzere, Anayasa Mahkemesine verilen görevlerbelirli, sınırlı ve sayılıdır. Ancak partinin mali denetimiyle kapatılmasınıdoğuracak olan ağır ve önemli işlemler ve eylemler Anayasa Mahkemesindeincelettirilebilecektir. Anayasa ve yasa, partinin tüzelkişiliğinden çokpartilileri ilgilendiren işlem ve eylemlerle Cumhuriyet Başsavcısını ve AnayasaMahkemesini meşgul etmemek için de parti içi organ ve kuruluşları ile diğermahkemelerin görev ve yetkilerini kabul etmiştir. Aynı konuda hem AnayasaMahkemesine hem de diğer mahkemelere görev ve yetki verildiği düşünülemez.
Kurucuolsun, partiye sonradan girmiş olsun, üyelerin partiden çıkartılmasına dairişlemlere karşı açılacak davalarda görev ve yetkinin diğer mahkemelere aitolduğu çoğunluk kararında da kabul edilmektedir. Bu durum karşısında, aynıkonuda her iki mahkemenin görevli ve yetkili sayılması halinde, hem AnayasaMahkemesi, Anayasanın vermediği görevle uğraşır (halbuki Anayasa Mahkemesi,ancak Anayasanın verdiği görevleri yerine getirir) hem de iki mahkeme kararlarıarasında çelişkiler doğabilmesine meydan verilmiş olur.
Bunedenlerle, Kurucuların bir kısmının partiden çıkartılması kararı sebebiylepartiye ihtar isteğinin, görev yönünden reddi gerektiğini düşünüyorum.
II-Savunma İstenmesi Sorunu :
"Siyasiparti hakkında ihtar kararı vermek" görevinin Anayasa Mahkemesineyükletilemeyeceği, dolayısıyla Siyasi Partiler Kanununun 104 üncü maddesininAnayasaya aykırılığı düşünülebilir.
Bununlaberaber ihtar kararına uyulmaması, kapatma davasını doğurduğundan, ihtar istemikapatma davasının bir cüzü de kabul edilebilir. Bu halde de savunma alınmasıhukukun temel kuralları gereğidir. Buna mani olan bir hüküm de yoktur.
III-Türk Kanunu Medenisinin Birinci Kitap - İkinci Bap'ı ile Türk Ticaret Kanunununİkinci Kitabında etraflı bir şekilde açıklandığı gibi cemiyet (dernek) ler,vakıflar ve şirketler, kamu hukuku müessesesi olmayıp özel hukuk tüzelkişilerive kuruluşlarıdır. Partiler de esas itibariyle cemiyettirler. Bir çok ileridevletlerde olduğu gibi bizde de 1961 Anayasası'na kadar cemiyetler hakkındakihükümlere tabi idi. 1961 den itibaren siyasi partiler için Anayasada vekanunlarımızda ayrı hükümler olmakla beraber bu hükümlerin kamu hukukuhükümleri olduğu tartışılabilir. Ancak ihtar isteği konusuyla bu tartışmanındoğrudan ilişkisi olmadığından sözü uzatmak istemiyorum.
SiyasiPartiler Kanununun, 28.3.1986 günlü, 3270 sayılı Kanunun l5 inci maddesiyledeğişik 57 nci maddesi şöyledir :
"Madde57.- Hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilenparti üyesi, bu cezaya karşı, disiplin kuruluna sevk eden organ veya merci veyadisiplin kurulunun görev ve yetkisizliği veya alınan kararın kanuna, partitüzüğüne ve içyönetmeliğe şekil ve usul bakımından aykırı bulunduğu iddiasıyla,parti itiraz yollarını kullandıktan sonra nihai karar niteliğindeki son kararakarşı otuz gün içinde nihai kararı veren merciin bulunduğu yer asliye hukukmahkemesine itiraz edebilir. Mahkeme bu itirazı, diğer işlerden önce ve engeçotuz gün içinde basit mahkeme usulüne göre inceleyerek karara bağlar, bu kararkesindir."
Buhükümden de anlaşılacağı üzere, Siyasi Partiler Kanunu, üyelerin partidençıkarılma usul ve esasları ile bu işlemlere itiraz yol ve mercilerini özelolarak ayrıntılı ve etraflı bir şekilde belirlemiştir. Bu özel hükümlere rağmenKanunun genel hükmü olan 104 üncü maddesinden bahisle ihtar istemini AnayasaMahkemesinin kabul etmemesi gerekirdi. Çünkü özel hüküm genel hükme tekaddümeder. Kanun Koyucunun aynı konuda değişik yol ve merci koymasını, mahkemelerinmükerrer işgal edilip çelişik karar verebilmelerini kabul ettiği düşünülemez.
Başlıcabu nedenlerle çoğunluk kararına usul ve esas yönlerinden katılmıyorum.
Muammer TURAN
Üye
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1987/3 (S.P. İhtar)
KararSayısı : 1987/3
KararGünü : 2 .7.1987
1-Anayasanın 69. maddesi incelendiğinde görülecektir ki, Anayasa Mahkemesi siyasipartilerle ilgili olarak onların mali yönden denetimi yanında, kapatılmalarınailişkin davalara bakmakla görevli ve yetkili kılınmıştır.
Anılanmadde hükmü, bu konular dışında kalan hususlarda da Anayasa Mahkemesininyetkili olduğunu kabule müsait değildir.
Bunedenle, ister kurucu üye olsun, ister partiye sonradan girmiş bulunsun buüyelerin partilerinden çıkarılmalarına ilişkin işlemlerden dolayı açılacakdavalara Anayasa Mahkemesinde değil, adliye mahkemelerinde bakılması ve istemingörev yönünden reddi gerekeceği,
2-Siyasi Partiler Kanunu'nun 28.3.1986 günlü, 3270 sayılı Kanunla değişik 7.maddesi partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen partiüyelerinin bu kararlara karşı ne yolda hareket edecekleri hususunda ayrıntılıhükümler ihtiva etmektedir. Bu özel hüküm karşısında, bir kısım kurucu üyelerinusulsüz olarak partiden çıkarılmış olmaları nedenine dayanılarak, CumhuriyetBaşsavcılığının Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığına ihtarda bulunulmasıyolundaki isteminin kabulü mümkün olmadığı,
görüşve düşüncesiyle çoğunluk kararına karşıyım.
Selahattin METİN
Üye