ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2001/3 (SiyasîParti-İhtar)
Karar Sayısı:2001/3
Karar Günü:19.7.2001
R.G.Tarih-Sayı:31.08.2002-24862
İHTARİSTEMİNDE BULUNAN : Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı
İHTAR İSTEMİNİN KONUSU : Yeniden Doğuş Partisi üyesiHasan Celal GÜZEL'in Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasıgereğince hapis cezasına mahkûm olması nedeniyle 2820 sayılı Siyasî PartilerKanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendinegöre siyasî partiye üye olamayacağı gerekçesiyle aynı Yasa'nın 104. maddesiuyarınca davalı Siyasî Parti'ye adı geçenin üyelikten çıkarılması için ihtarkararı verilmesi istemidir.
I-İHTAR İSTEMİNİN GEREKÇESİ
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.3.2001 günlü, SP. 44Hz.2001/3 sayılı başvurudilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
"YenidenDoğuş Partisi Genel Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderdiği29.1.2001 gün ve 2004-01/004 sayılı yazıyla; aldığı ceza nedeniyle daha önceparti genel başkanlığı ve üyeliğinden istifa etmiş bulunan Hasan CelalGüzel'in, cezasının, 4616 sayılı Kanunla tüm sonuçlarıyla birlikte ertelendiğigerekçesiyle parti üyeliğine yeniden kabul edildiğini bildirmiş ve gerekliişlemin yapılmasını istemiştir.
CumhuriyetBaşsavcılığımız, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı'na 13.3.2001 gün veSP.44.Muh.2001/130 sayılı yazı ile; adı geçenin adli sicil kaydında mevcut,Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 E, 1999/21 K. sayılıilamında yer alan ceza hakkında aynı mahkemece, hükümlünün cezasının tamameninfaz edilmiş olması sebebiyle 4616 sayılı Kanuna göre karar verilmesine yerolmadığına karar verilmiş olduğunu, 4616 sayılı Kanun'un tamamen infaz edilmişcezalar için uygulanamıyacağını, aksine yorumların kanunun çıkarılış amacıylasözüne ve özüne uygun olamayacağını bildirmiş, Siyasî Partiler Kanunu'nun11/b-5. maddesinde sayılan T.C.K.nun 312/2. maddesinde öngörülen suçtan hükümlüolması sebebiyle, Hasan Celal Güzel'in parti üyeliğinden çıkarılmasını talep etmiştir.
YenidenDoğuş Partisi Genel Başkanlığı, bu yazımıza karşı 16.3.2001 gün ve 2013-01/013sayılı cevabi yazısında gösterdiği gerekçelerle talebimizin yerinegetirilemiyeceğini, üyelikten çıkarma işleminin yapılamayacağını bildirmişbulunmaktadır.
2820sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 104. maddesinde "Bir siyasî partinin buKanunun 101. maddesi dışında kalan emredici hükümleri ile diğer kanunlarınsiyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunmasısebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Başsavcılığıncare'sen yazı ile başvurulur" hükmü yer almaktadır.
Açıklanannedenlerle, adı geçen siyasî partinin, Siyasî Partiler Kanunu'nda öngörülenemredici hükümlere aykırılığının giderilmesi için Yüksek Mahkemenize başvurulmasızorunlu görülmüştür.
Sonuçve İstem : Aleyhine başvurulan siyasî partiye, üyelikten çıkarmama işlemindekikanuna aykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verilmesi arz ve talepolunur."
II-İNCELEME
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın başvuru dilekçesi, işin incelenmesine ilişkinrapor, ilgili Anayasa ve dayanılan yasa kuralları, bunların gerekçeleri ilediğer belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı, parti üyeliğine kabul edilen Hasan Celal GÜZEL'in TürkCeza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkûmiyeti (Ankara 1Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 Esas, 1999/21 sayılı Kararı)bulunması nedeniyle, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 11. maddesininbirinci fıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendi gereğince üyeliktençıkarılması için Yeniden Doğuş Partisi'ne yaptığı bildirimin gereğinin yerinegetirilmemesi üzerine aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararıverilmesi isteminde bulunmuştur.
2820sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin (b) bendinin beş numaralı altbendinde "Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılıhalkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığaaçıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanların"ın siyasî partilere üyeolamayacakları ve kaydedilemeyecekleri belirtilmektedir.
YenidenDoğuş Partisi üyesi Hasan Celal GÜZEL Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesininikinci fıkrası gereğince bir yıl hapis cezası almış ve bu ceza infaz edilerek16.12.2000 tarihi itibariyle bihakkın tahliye edilmiştir.
4454sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve CezalarınErtelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin bir bölümünün iptaline ilişkinAnayasa Mahkemesi'nin 19.2.2000 günlü, Esas 1999/39, Karar 2000/23 sayılıkararının gerekçesinde, "Dava konusu düzenlemeyle düşünceyi açıklamaözgürlüğü bağlamında basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıylaişlenen suçlar yönünden ERTELEME adı altında bir olanak getirilmiş, ancak aynı türsuçların daha az cezayı gerektiren basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülüyayın araçlarıyla işlenmemiş olanlar kapsam dışı bırakılmıştır. Aynı tür suçuişleyenler için farklı uygulama öngören bu düzenlemenin haklı bir nedenibulunmadığı açıktır" denilerek yapılan düzenlemenin hukuksal niteliğinin"erteleme" olduğu belirlenmiştir.
AnayasaMahkemesi iptal kararının gereği 21.12.2000 günlü ve 4616 sayılı Yasa'nın 2.maddesiyle yerine getirilerek miting, kongre, konferans, seminer, sempozyum,açık oturum veya panel gibi her türlü toplantılarda yaptıkları konuşmalarnedeniyle oniki yıl ya da daha az hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûmolanların cezalarının infazının ertelendiği kurala bağlanmıştır.
Bunagöre, ihtar istemine konu olan Yeniden Doğuş Partisi üyesi Hasan Celal GÜZEL'inTürk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aldığı cezadaerteleme kapsamı içine alınmıştır.
647sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesinde öngörülen erteleme kimikoşulların gerçekleşmesi halinde yargı organlarınca karara bağlanmasınakarşılık, 4454 sayılı Yasa'yla getirilen erteleme böyle bir karara gerekduyulmadan doğrudan uygulanan kendine özgü bir niteliğe sahiptir.
4454sayılı Yasa'nın 2. maddesinde, cezası ertelenen kişinin, üç yıllık deneme süresini1. madde kapsamına giren kasıtlı bir cürümden dolayı yeniden mahkûm olmaksızıngeçirmesi halinde hakkındaki mahkûmiyetin vaki olmamış sayılacağıbelirtilmiştir.
Ertelemeninilk sonucu cezaların infazına engel oluşturmasıdır. 4616 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyleöngörülen ertelemede, asli cezaya bağlı olarak gerçekleşen fer'i ceza ya da hakyoksunluklarının ertelenmeyeceğine ilişkin herhangi bir ayrıksı kural yoktur.Bu nedenle, asli cezaya bağlı olarak gerçekleşen fer'i cezalarla hakyoksunluklarına ilişkin yaptırımların da erteleme olanaklarından yararlanmasıgerekir. Hasan Celal GÜZEL'in asli cezası infaz edilmiş ya da bihakkıntahliyesi sağlanmış olsa bile, buna bağlı olan hak yoksunluklarının infazına4616 sayılı Yasa yürürlüğe girdiği tarihte devam edilmektedir. Bu Yasakapsamına giren bir suçtan dolayı mahkûm edildiğine göre, infazı devam edenfer'i cezaları ve hak yoksunlukları yönünden ertelemeden yararlanmasıgerekeceği gibi, belli koşulların gerçekleşmesi halinde 4454 sayılı Yasa'nın 2.maddesinde öngörülen "mahkûmiyetin hiç vaki olmamış sayılacağı"olanağından da yararlanması gerekir. Belirtilen yasaların öngördüğü imkanlardanfaydalanması Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesindeki "...Bir cürüm veyakabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanun hükümleribirbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur"hükmünün de gereğidir.
Kaçmaksuretiyle aldığı cezanın infazını engelleyen bir mahkûm 4454 sayılı ve bununkapsamını genişleten 4616 sayılı Yasaların getirdiği erteleme ve"mahkûmiyetin hiç vaki olmaması" olanaklarından faydalanarak hertürlü haklarına kavuşurken, Yasa'nın yürürlüğünden önce iyiniyetlekendiliğinden gelip asli cezasını çeken diğer bir mahkûmu bu olanaklardanyararlandırmamak adalet, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaz.
Öteyandan, Danıştay'ın 15.11.1990 gün ve 2/2 sayılı İçtihadı birleştirme kararındada belirtildiği gibi, 4454 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde belirtilen üç yıllıkdeneme süresinin bitimi beklenmeden fer'i cezalarla hak yoksunluklarına ilişkinyaptırımların bu süre içinde uygulanmamasının kabulü gerekir. Üç yıllık denemesüresi bittikten sonra bu hakların kullanılabileceğini savunmak ertelemeninamacına ters düşer. Kişinin fer'i cezalarıyla hak yoksunlukları da denemesüresince ertelenmiş ve askıya alınmıştır.
Açıklanannedenlerle, ertelemenin amacı, bölünmezliği, fer'i cezalarla hak yoksunluklarınaetkisi gözetildiğinde, 4454 ve 4616 sayılı Yasa'ların öngördüğü olanaklardanHasan Celal GÜZEL'in yararlanması gerektiği ve Yeniden Doğuş Partisi üyesiolmasında yasal bir engel bulunmadığı sonucuna varıldığından, Parti'ye ihtarkararı verilmesi isteminin reddi gerekir.
Bugörüşe Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇINkatılmamışlardır.
III-SONUÇ
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.3.2001 günlü, SP. 44 Hz. 2001/3 sayılı başvurudilekçesi, konuya ilişkin rapor ile ilgili yasa kuralları ve dosyadaki diğerbelgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü;
2820sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinin (5) numaralı alt bendinde belirtilen Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesininikinci fıkrasındaki suçtan mahkûm olan Hasan Celal GÜZEL'i, parti üyeliğindençıkarmayan Yeniden Doğuş Partisi'ne ihtar kararı verilmesi isteminin REDDİNE,Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 19.7.2001 gününde karar verildi.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Fulya KANTACIOĞLU
Üye
Rüştü SÖNMEZ
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
EK GEREKÇE
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı, parti üyeliğine kabul edilen Hasan Celal GÜZEL'in TürkCeza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkûmiyeti (Ankara 1Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 Esas, 1999/21 sayılı Kararı) bulunmasınedeniyle, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birincifıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendi gereğince üyelikten çıkarılmasıiçin Yeniden Doğuş Partisi'ne yaptığı bildirimin yerine getirilmemesi üzerineaynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi istemindebulunmuştur.
4121ve 4709 sayılı Yasa'larla Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinde önemlideğişiklikler yapılarak siyasî partilerin kurulma, faaliyet ve kapatılmalarınailişkin demokratik toplum düzenlerinde uygulanan kurallara koşut düzenlemelergetirilmiştir. Buna göre, bir siyasî partinin kapatılabilmesi, tüzük veprogramının Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırıolması, eylemleriyle Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilenfiillerin işlendiği odak haline gelmesi ya da yabancı devletlerden,uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek vetüzelkişilerden maddî yardım alması hallerinde mümkün olabilecektir. Böylece,siyasal partilerin faaliyetlerini sürdürürken hangi hallerdekapatılabileceklerine ilişkin açık ve net kurallar konularak güvence sağlanmış,yasa ile kapatma nedenlerinin genişletilmesi önlenmiştir. Nitekim, 23.7.1995gün ve 4121 sayılı Yasa'yla yapılan Anayasa değişikliklerine ilişkin 5.6.1995günlü Anayasa Komisyonu Raporunda, "...Komisyonumuz siyasî partilerin,yeni kaleme aldığı 68. maddede yer alan ilkelere uyması gerektiğini metneaçıklıkla koymak suretiyle, partilerin temelli kapatılmasının sadece builkelere uyulmaması halinde öngörmüş ve diğer hallerde öngörmemiştir. Temellikapatmanın partilerin tekrar kurulamaması demek olduğu da metindebelirtilmiştir. Aynı sistematiğe uygun olarak komisyonumuz, siyasî partilerinbu ilkelere uygun hareket etmelerinin iki ayrı şeklini açıkça düzenlemiştir.Bunlardan birincisi, partinin tüzük ve programının bu ilkelere aykırıolmasıdır. İkinci durum ise Parti'nin beyan ve eylemlerinin bu ilkelere aykırıolmasıdır. Bu iki durum, Anayasa'nın mer'i metninde de, Tekliftede birbirindenyeteri açıklıkla ayrılmamıştır. Komisyonumuz bu ayrımı yapmış ve ikinci haldetemelli kapatmayı ancak partinin bu tür eylemlerin işlendiği bir odak halinegelmiş olmasına bağlamıştır. Bu hüküm Federal Almanya Anayasası'nın 18.maddesinden esinlenmiş olup, partilere çok daha sağlam hukuki teminatgetirmektedir" denilmiştir.
Anayasa'daöngörülen kapatma nedenleri 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun 101.maddesinde de aynen tekrarlanarak, Anayasa Mahkemesi'nin siyasî partileri hangidurumlarda kapatabileceği açıkça belirlenmiştir. Ancak, Siyasî PartilerKanunu'nun 104. maddesinde, aynı Kanun'un 101. maddesi dışında kalan emredicihükümlerle diğer kanunların emredici hükümlerine aykırılık halinde buaykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verileceği, aykırılığın altı ay içindegiderilmemesi halinde ilgili partinin kapatılması için dava açılacağıöngörülmektedir. Oysa, Anayasa'da, Siyasî Partiler Kanunu'nun 104. maddesindebelirtilen durumlara aykırılık halinde herhangi bir kapatma yaptırımıbelirlenmemiştir. Anayasa'da açıkça kapatma yaptırımına bağlı tutulmayannedenlerle siyasî partilerin kapatılması kabul edilemez. Yasakoyucunun, siyasîpartilerin 104. maddede öngörülen emredici hükümlere uygun davranmalarınısağlamak amacıyla kapatma dışında başka bir yaptırım getirebileceğikuşkusuzdur.
Anayasa'dabulunmayan bir yaptırımı öngören Siyasî Partiler Kanunu'nun 104. maddesininAnayasa'ya aykırılığı açık olduğundan ya iptal edilmesi ya da ihmal edilmesigerekir. Anayasa Mahkemesi'nin itiraz ve iptal davaları dışında, uygulayacağıbir kuralı iptal edebilmesi için elinde Yüce Divan sıfatı ile baktığı bir dava,ya da bir siyasî parti kapatma davası bulunması gerekir. Bunun dışında kalanyasama dokunulmazlığının kaldırılması, milletvekilliğinin düşmesi ya da ihtarkararı verilmesi için yapılan başvurular dava niteliğinde olmadığından bu türbaşvurularda uygulanacak bir yasa kuralının Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülemez. Bu nedenle, Anayasa'ya aykırılığı açık olan bir kuralın bu evredeiptali mümkün olamayacağından, böyle bir durumda yasa kuralının ihmal edilereküstün hukuk normu olan Anayasa'nın uygulanması gerekir. Bu aynı zamandaAnayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesini düzenleyen 11. maddesiningereğidir. Siyasî Partiler Kanunu'nun 104. maddesi Anayasa'da bulunmayan bir yaptırımöngördüğünden, ihmal edilerek uygulanmaması gerekir.
Bumaddeye göre açılacak parti kapatma davalarında ihtar kararı önkoşuldur.Sözkonusu karar olmadan dava açılamayacağına göre, kapatma davasını doğrudanetkileyen bu aşamanın önemi yadsınamaz. Böyle bir durumda ihtar kararıverilerek, siyasal partilerin Anayasa'da bulunmayan bir kapatma tehdidi altındatutulması demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının hukuk güvenliğinden yoksunbırakılması sonucunu doğurur.
Karardabelirtilen görüşlerle birlikte yukarıda açıklanan ek gerekçeyle de ilgilisiyasî partiye ihtar verilemeyeceği düşüncesindeyiz.
Başkan
Mustafa BUMİN
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Sacit ADALI
KARŞIOYGEREKÇESİ
2820sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 11. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinin 5 numaralı alt bendinde, Türk Ceza Kanununun 312. nci maddesininikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf ırk, din, mezhep veya bölge farklılığıgözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlarınsiyasi partilere üye olamayacakları belirtilmiştir. Bu kural uyarınca aldığıceza nedeniyle Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı ve üyeliğinden istifaeden Hasan Celal GÜZEL 4616 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle partiüyeliğine yeniden kabul edilmiştir.
Adıgeçen hakkında, Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E: 1998/47 K:1999/21 sayılı kararıyla cezanın infaz edildiği belirtilerek suçun 4616 sayılıYasa kapsamına girmediği gerekçesiyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığıhüküm altına alınmıştır.
HasanCelal GÜZEL'in 3.9.1997 tarihinde işlediği Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesininikinci fıkrasında belirtilen söz konusu suçu nedeniyle kesinleşenmahkûmiyetinin infazına 16.12.1999'da başlanmış ve 10.5.2000'de de 647 sayılıYasa'dan yararlanarak koşullu (şartlı) salıverilmesine karar verilmiş, bu suçunedeniyle 4 ay 26 gün cezaevinde kalmış ve 7 ay 4 günlük deneme süresi sonunda16.12.2000'de de cezanın infazı tamamlanmıştır. 4616 sayılı Yasa ise butarihten sonra 22.12.2000'de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4616sayılı Yasa'da, yürürlüğünden önce infazı tamamlanmış cezaların sonuçlarınıortadan kaldıran bir kural bulunmamaktadır. Böyle olmasına karşın kimiadaletsizlikleri gidermek amacıyla Yasa'yı kapsam dışında kalan olaylarauygulamak, yorumlamak değil yeni kural koymak anlamına geleceğinden yargısaldenetimin sınırlarını aşan bir sonuç doğurur.
Budurumda, adı geçenin, 4616 sayılı Yasa'dan yararlandırılması düşünülemez. Buyasanın uygulanması sırasında, davaların sonuçlanma tarihleri arasındakifarklılıkların ya da cezasını çekenlerle bu yükümlülükten kaçanlar arasındadoğabilecek adaletsizliklerin giderilmesi ise yasa koyucunun yetki alanınagirmektedir.
Öteyandan, Anayasa Mahkemesi'nin 19.2.2000 günlü, Esas 1999/39, Karar 2000/23sayılı kararında, "Yasakoyucu, kuşkusuz, Anayasa'nın ve ceza hukukununtemel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı dagözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türüve miktarı ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabileceği gibi kimi suçlarıişleyenler için "erteleme" adı altında bir düzenleme de öngörebilir.Ancak böyle bir düzenleme yapılması durumunda, eşitlik ilkesi, bundan aynı durumdabulunan herkesin eşit olarak yararlandırılmasını gerektirir" denilmekleyetinilmiş,4454 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin hukuksal niteliğinin"erteleme" olduğu belirtilmemiştir. Kaldı ki ihtar istemininincelenmesi sırasında Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılmadığından 4616 sayılıYasa'nın 2. maddesiyle değiştirilen 4454 sayılı Yasa'nın birinci fıkrasıylagetirilen düzenlemenin hukuksal olarak nitelendirilmesinin sonuca etkisi debulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, Türk Ceza Yasası'nın 312/2. maddesi uyarınca mahkûm olan HasanCelâl Güzel'in 2820 sayılı Yasa'nın 11/b-5 maddesi uyarınca Parti üyesiolmasına imkân bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanverilen süre içinde üyeliğine son verilmesi gerekirken buna uyulmaması aynıYasa'nın 104. maddesi uyarınca Parti'ye ihtar verilmesini gerektirdiğindenihtar isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ertuğrul ERSOY
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Ahmet AKYALÇIN