İHTARİSTEMİNDE BULUNAN: Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı
İHTAR İSTEMİNİN KONUSU :Tüzük değişikliği amacıyla olağanüstü kongre yapılmasıistemiyle ilgili koşullar oluştuğu halde, olağanüstü kongreyi toplamayarak 2820sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 14.maddesinin altıncı fıkrasına aykırıdavrandığı ileri sürülen Cumhuriyet Halk Partisi'ne aynı Yasa'nın 104. maddesiuyarınca ihtar kararı verilmesi istemidir.
I-İHTAR İSTEMİNİN GEREKÇESİ
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2004 günlü ve 40.SP.2004/460 Muh. sayılıbaşvuru dilekçesinin gerekçe bölümü özetle şöyledir:
1.Cumhuriyet Halk Partisi'nden toplam 348 delege, “tüzük değişikliği talebiyle”06.6.2004-21.6.2004 tarihleri arasında noterden, posta aracılığı yada doğrudanmüracaatla Parti'nin olağanüstü kongreye çağrılmasını istemişlerdir. Taleptarihinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin büyük kongre delege tam sayısı 1294 tür.
2.Çağrı yapanlardan 78 delege 17.6.2004-18.7.2004 tarihleri arasında noter, postaveya elden müracaat ederek olağanüstü kongre isteklerinden vazgeçtiklerinibeyan etmişlerdir.
3.Yeterli sayıda delegenin olağanüstü kongre çağrı talebini işleme almayan Parti,Genel Başkanı'nın 2820 sayılı Yasa'nın 14.maddesinin altıncı fıkrası ve PartiTüzüğü'nün ilgili maddeleri gereğince kendisi için güven oylaması isteğiyle,Haziran 2004 tarihi içerisinde olağanüstü kongre çağrısı yapmış; bu amaçlatoplanan 12. Olağanüstü Kongre, Genel Başkan'ın belirlemiş olduğu gündemle 3Temmuz 2004 tarihinde toplanarak güven tazeleme oylaması yaparak sona ermiştir.Tüzük değişikliği istekleri ise gündeme alınmamıştır.
4.Yapılan yazışmalar sonucunda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin olağanüstü kongre üyetamsayısı 1294 olmakla birlikte, bu rakamın ölüm, istifa, tedbir ve ihraç gibinedenlerle 1280'e düştüğü belirlenmiştir. Olağanüstü kongre çağrısındabulunanların sayısı kongre üye sayısının beşte birinden fazla olduğu halde,çağrı taleplerinin işleme alınmaması Yasa'nın emredici hükümlerine aykırıdır.
5.Bu aykırılığın giderilmesi için 3.7.2004 tarihinde, 2820 sayılı Yasa'nın14.maddenin altıncı fıkrası ve Parti Tüzüğü'nün 49 ve 54. maddeleri gereğince,delegelerin istekleri doğrultusunda Olağanüstü Tüzük Kongresi yapılmasıBaşsavcılıkça istenmiş, ancak verilen sürede bu yerine getirilmemiştir.
Budurumun Anayasa, Yasa ve Tüzük hükümleri ışığında değerlendirilmesi sonucunda;
a.Olağanüstü kongre talebinin son olarak yapıldığı 21.6.2004 tarihi itibariyleParti'nin mevcut delege sayısının 1280 olduğu, bunun 1/5 inin 256 rakamınatekabül ettiği,
b.Olağanüstü kongre talebinde bulunanların sayısının 348 olduğu, bunlardan78'inin taleplerinden daha sonra vazgeçtikleri, vazgeçenlerden 67'sinin çağrıtaleplerini Parti'ye ulaşmasından sonra geri almaları nedeniyle vazgeçmeninhukuken geçerli olmayacağı, nihayet geçerli kabul edilse bile kalan rakamınmevcut delege toplamının 1/5 ine tekabül ettiği, bu nedenlerle olağanüstü tüzükkongresinin yapılması gerektiği, zira olağanüstü kongre çağrısı bakımından üyetam sayısının değil, mevcut üye sayısının dikkate alınması gerektiği,
c.Tam sayı kıstası uygulansa bile, merciine ulaşan taleplerle ilgili olarakvazgeçme geçerli kabul edilmediğinden, buna göre yapılan hesaplama sonucunagöre de delegelerin beşte birinin çağrıda bulunduğunun anlaşıldığı,
d.Keyfiyetin 30.7.2004 ve 5.8.2004 tarihli yazılarla Parti'ye iletilmesine rağmenParti'nin 12.8.2004 tarihli yazısının içeriğinin 2820 sayılı Yasa'nın14.maddesinin altıncı fıkrasındaki düzenlemeye aykırı olduğu sonucunavarıldığı,
Bunedenlerle, Siyasi Partiler Yasası'nın 14.maddesinin altıncı fıkrasınınemredici hükmü uyarınca olağanüstü tüzük kongresi'nin yapılması için CumhuriyetHalk Partisi'ne aynı Yasa'nın 104. maddesi gereğince ihtar kararı verilmesi,kamu adına talep olunmuştur.
II-KATILMA İSTEMİ
CumhuriyetHalk Partisi üyeleri Ertuğrul Çepni ile Bedri Baykam'ın vekilleri aracılığı ileverdikleri dilekçede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2820 sayılı SiyasiPartiler Yasası'nın 14. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davrandığıiddiasıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ne aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtarkararı verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapmış olduğu başvuruya;
1.Başsavcılık yanında katılmalarının kabulüne,
2.Başvuru konusu ihtar isteminin öncelikle ve ivedilikle görüşülmesine,
3.Parti'nin, Genel Başkanı'nın çağrısına istinaden 29.1.2005 tarihinde, genelbaşkan seçimi, parti meclisi üyeleri ve yüksek disiplin kurulu üyeleri seçimigündemli olarak 13. Olağanüstü Kurultayını gerçekleştireceği belirtilerek,yukarıda sözü edilen ihtar başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin olasıihtar kararının sonuçsuz kalmaması ve tüzük değişikliğini de içerecek biçimdeyeni bir kongrenin gerçekleştirilmesi amacıyla, 29.1.2005 tarihinde yapılacakbu olağanüstü kongrenin ertelenmesine yada durdurulmasına,
kararverilmesini istemişlerdir.
Ayrıca,Anayasa Mahkemesi önünde görüşülmeyi bekleyen ihtar istemi ile ilgili YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusuna ilave bilgiler ekleyerek, Parti'ninhukuka aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamalarına değindikten sonra, tüzükdeğişikliğine yönelik başvurunun sonuçsuz kalmasını önlemek üzere YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının ihtar isteminin kabulünü temin edebilmek için,destek bilgi ve belgelere yer vermişlerdir.
III-İNCELEME
YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı'nın ihtar başvurusu, katılma isteminde bulunanlarındilekçesi ve ekleri, işin incelenmesine ilişkin rapor, ilgili Anayasa ve yasakuralları, bunların gerekçeleri ve diğer belgeler okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A-KATILMA İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Parti kapatma davalarında 2949 sayılı Yasa gereği CezaMuhakemesine ilişkin usul hükümlerinin uygulanması nedeniyle ihtar konusuolaylarda “suçtan zarar gören kişi” konumunda olduklarını ileri süren ErtuğrulÇepni ve Bedri Baykam, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Cumhuriyet HalkPartisi'ne ihtar kararı verilmesi istemiyle yapılan başvuruyu dava olaraknitelendirmek suretiyle katılma isteminde bulunmuşlardır.
2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 104. maddesinde,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının re'sen başvurusu üzerine, aynı Yasa'nın101. maddesi dışında kalan emredici hükümleriyle diğer yasaların emredicihükümlerine aykırılık görülmesi durumunda partilere Anayasa Mahkemesince ihtarkararı verilebileceği belirtilmiştir. Bu konuya ilişkin başvurularda, aleyhindeihtar isteminde bulunulan partinin, 2820 sayılı Yasa'nın 101. maddesi dışındakalan emredici hükümleri ile diğer yasaların bu nitelikteki hükümlerine aykırıdavranıp davranmadığının tesbiti yapılmaktadır. Bu tesbit sonucunda verilecekkararın “dava” olarak nitelendirilmesi, bu bağlamda katılma isteminin de kabulüolanaklı değildir.
Belirtilen nedenlerle, adı geçenlerin AnayasaMahkemesinin 2004/2 (Siyasi Parti-İhtar) Esasına kayıtlı başvuruya, YargıtayCumhuriyet Başsavcısı yanında katılma istemlerinin reddine ve buna bağlı olarakdiğer istemlerinin de incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekir.
B- İHTAR İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Yasa'nın14.maddesinin altıncı fıkrasının emredici hükmüne karşın, yeterli sayıdadelegenin, tüzük değişikliği amacıyla büyük kongrenin olağanüstü toplantıyaçağrılmasına ilişkin istemlerinin gerekli uyarılar yapıldığı haldekarşılanmadığını ileri sürerek, davalı Parti'ye aynı Yasa'nın 104.maddesininikinci fıkrası gereğince ihtar kararı verilmesini talep etmektedir.
Parti de, istemde bulunanların bir kısmının taleplerinigeri çekmeleri diğer bir kısmının ise çağrı için yetkili olmadıkları haldebaşvuru yaptıklarını belirterek, Kanun ve Tüzük'te öngörülen beşte bir oranınaulaşılamadığı gerekçesiyle tüzük değişikliği talebiyle yapılan olağanüstükurultay çağrısının işleme konulmadığını ileri sürmüştür.
Buna göre, beşte bir oranının hesaplanmasında büyükkongre üyelerinin “tam sayısı”nın mı, yoksa olağanüstü kongre talebininyapıldığı tarih itibariyle “büyük kongre üye sayısı”nın mı esas alınacağıayrıca, olağanüstü büyük kongre yapılmasına dair istemlerden daha sonravazgeçilmesinin mümkün olup olmadığı, özellikle bu istemlerin parti genelmerkezine ulaşmasından sonra geri alınması halinde durumun ne olacağı,
konularınınaçıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
1-2820 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin altıncı fıkrasında, “…Olağanüstütoplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzumgöstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemiüzerine yapılır” denilmektedir. Görüldüğü gibi maddede, “üye tamsayısı”ndan değil “büyük kongre üyelerinin” beşte birinden söz edilmektedir.Oysa, aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında büyük kongrenin toplantı yeter sayısıiçin “büyük kongre üye tamsayısının salt çoğunluğudur” denilmek suretiyle “tamsayı” açık bir biçimde vurgulanmaktadır. Aynı şekilde 2820 sayılı Yasa'nın 14.maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 15., 19., 37., 55., 99. ve 100. maddelerindede tam sayıdan bahsedilmektedir.
Bu kurallara paralel olarak parti tüzüğünün 49.maddesinin birinci fıkrası ile 54. maddesinin ikinci fıkrasında da, çağrı için“büyük kongre üyelerinin en az beşte biri”nin istemde bulunması aranmaktadır.
Bu durumda, Yasa'da açıkça belirtilmedikçe üye tamsayısının esas alınması olanağı bulunmadığından kongre çağrısı ile ilgili beştebir oranın hesaplanmasında delege tam sayısının değil, başvuru tarihindekibüyük kongre üyelerinin sayısının dikkate alınması gerekmektedir.
Başvurutarihindeki büyük kongre üyelerinin sayısı esas alındığında, 21.6.2004 tarihiitibariyle Yasa ve Tüzükle belirli beşte bir oranını aşan üyenin tüzükdeğişikliği için olağanüstü kongre çağrısında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Cafer ŞAT gerekçenin bu bölümüne katılmamıştır.
2- Cumhuriyet Halk Partisi'nin olağanüstü kongresinintoplanması için 348 delege, 6 Haziran 2004 ile 21 Haziran 2004 tarihleriarasında dilekçelerini Parti Genel Merkezine ulaştırmışlardır. Bunlardan 14tanesinin hukuksal (istifa, ihraç veya tedbir gibi) engeli olduğuanlaşıldığından bu sayı 334'e düşmüştür. Olağanüstü kongre isteminden vazgeçen78 delegeden sadece 11 nin, 21 Haziran 2004 tarihinden önce dilekçelerini gerialdıkları gözetildiğinde, vazgeçmelerinin hukuken geçerli olduğutartışmasızdır. Ancak, beşte bir oranına ulaşan delegenin, süresi içindeyaptığı ve her hangi bir kabule bağlı olmayan toplu karar biçimindeki iradebeyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı hukuki sonuç doğurucu olup, bu sonuçhem kendilerini hem de parti yönetimini bağlayıcı niteliktedir. Bir başkaifadeyle belirlenen sürede oluşan istem, yenilik doğurucu olduğundan sonrakivazgeçmelerin hukuken geçerli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, belirlisüreden sonra gerçekleşen vazgeçmelerle beşte bir oranın altına düşülmesihalinde, toplu karar biçimindeki sonucun önceden doğmuş olması ve bağlayıcıolan özelliği nedeniyle parti yönetiminin Genel Kurulu olağanüstü toplantıyaçağırması gerekir.
Buna göre, büyük kongre üyelerinin 21.6.2004 tarihiitibariyle beşte birinden fazlasının tüzük değişikliği için olağanüstü kongreçağrısında bulundukları sonucuna varılmıştır.
Fulya KANTARCIOĞLU gerekçenin bu bölümüne katılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Yasa'da aranan koşullar gerçekleştiğihalde tüzük değişikliği için olağanüstü kongre çağrısını yapmayan Parti'ye 2820sayılı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi gerekmektedir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ve Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşlerintümüne katılmamışlardır.
IV-SONUÇ
A-2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 14. maddesinin altıncı fıkrası gereğincebüyük kongre üyelerinin beşte birinin talebi üzerine olağanüstü kongresiniyapmayan Cumhuriyet Halk Partisi'ne kararın tebliğ tarihinden itibaren altı ayiçinde bu aykırılığı gidermesi için aynı Yasa'nın 104. maddesi gereğinceİHTARDA BULUNULMASINA, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B-Karar örneğinin gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,OYBİRLİĞİYLE,
25.7.2005gününde karar verildi.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Tülay TUĞCU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Mustafa YILDIRIM
Üye
Cafer ŞAT
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
KARŞIOY GEREKÇESİ
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 14. maddesininaltıncı fıkrasına göre, olağanüstü kongre talebinde bulunan delegelerinkoşulları yerine getirmelerine karşın, olağanüstü kongreye gitmeyen adı geçenpartiye ihtar verilmesi kararına aşağıdaki gerekçeyle katılmıyorum.
1- 2820 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin altıncı fıkrasındaöngörülen “...büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemiüzerine” olağanüstü kongreye gidileceği ifade edilmektedir. Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı ile adı geçen siyasi parti arasında “büyük kongre üyeleri”nden neanlaşılması gerektiği konusunda farklı görüş ortaya çıktığından ihtar kararıverilmesi istenilmiştir.
Çoğunluk görüşü “büyük kongre üyeleri”nden anlaşılmasıgerekenin büyük kongre üyelerinin tam mevcudundan yasal engellilerçıkarıldıktan sonra kalan sayının “büyük kongre üyeleri”ni oluşturduğunu ve busayının beşte birinin istemi halinde olağanüstü kongrenin yapılması gerektiğidüşüncesine dayanmaktadır. Başka bir anlatımla büyük kongre üyelerindenamaçlananın mevcut (filli) kongre üyelerinin anlaşılması gerektiği ifadeedilmektedir.
Oysa, 2820 sayılı Siyasi Parti Kanunu'nun 14. maddesininikinci fıkrasında “Büyük kongrenin seçilmiş üyeler ile tabii üyelerdenoluşacağı” açıkça belirtilmiştir.
Buna göre, Büyük Kongre üyelerinden ne anlaşılmasıgerektiği konusu açıktır. Maddenin üçüncü fıkrasında da seçilmiş üyeler iletabii üyelerin kimlerden oluşacağı tadadi olarak sayılmıştır. Sözkonusupartinin 1087 seçilmiş delegesi ve 206 delegenin de doğal üyesinin olduğuanlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle “büyük kongre üye sayısı” 1293 delegedenoluşmaktadır. Belirlenen 1293 büyük kongre üye sayısının beşte birinin yani 259delegenin imzasının bulunması halinde olağanüstü kongre talebi için Yasa'nınaradığı koşul gerçekleşmiş olacaktır. Büyük kongre üyelerinden herhangibirisinin ihraç, istifa, tedbirli disipline sevk gibi nedenlerle engelliolmasının, beşte bir oranının hesaplanmasında esas alınacak “büyük kongre üyesayısını” etkilemeyeceği kuşkusuzdur. Yasakoyucu beşte bir oranınınhesaplanmasında “tam sayı”nın esas alınacağını isteseydi SPK'nun diğermaddelerinde olduğu gibi açıkça maddede belirtirdi biçimindeki gerekçeye dekatılmak mümkün değildir. Zira “büyük kongre üye sayısı” denilmekle yasadaaçıkça belli olan bir kriter esas alınmıştır. Büyük kongre üye sayısını bubiçimde değilde yorum yapılmak suretiyle “mevcut” “fiili” üyelerinin toplamıolarak nitelendirmek Yasa'nın açık kuralını yok saymak anlamı taşır. Bu yöndençoğunluk görüşünde isabet yoktur.
2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile sözkonusu siyasiparti arasında anlaşılmazlık konusu olan olağanüstü kongre talebinden sonradanvazgeçen delegelerin bu iradelerinin hukuksal sonuç doğurup doğurmayacağısorununa gelince; Çoğunluk görüşüne göre, olağanüstü kongre talebi içinöngörülen onbeş günlük yasal sürenin bitim tarihi olan 21.6.2004 gününden sonraolağanüstü kongre talebinden vazgeçenlerin bu istemleri hukuksal bir sonuçdoğurmayacaktır.
Olağanüstü kongre talebinde bulunanların bu istemleripartinin yetkili organınca uygulamaya geçirilmediği sürece bir sonuçdoğurmamaktadır. Parti yetkili organınca olağanüstü kongreye çağrı yapılıncayakadar geçecek süre içinde olağanüstü kongre isteminde bulunanların buiradelerinden vazgeçmeleri mümkündür. Olağanüstü kongre talebinde bulunanların,önceden öngörülemeyen durum ve konumların zorunlu kılması sonucunda buistemlerinden vazgeçme yolunun kapatılması demokratik ilkelerin kilitlenmesisonucunu doğuracaktır. Parti içi demokrasinin çalışması açısından yetkiliorganlarca olağanüstü kongre çağrısı yapılıncaya kadar istemden vazgeçebilir.
Buna göre, yasal sürenin sonu olan 21.6.2004 tarihindensonra olağanüstü kongre talebinden vazgeçenlerin de hesaba dahil edilmesihalinde, büyük kongre delege sayısının beşte biri olan 259 sayısınınbulunmaması nedeniyle kongre çağrısı yapılmamasının Yasa'ya aykırı bir yönübulunmadığından, ihtar kararı verilmesine karşıyım.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun “Büyük Kongre”başlıklı 14. maddesinin altıncı fıkrasında “...olağanüstü toplantılar, genelbaşkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyükkongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.”denilmektedir.
Sayın çoğunluk kararında, aynı maddenin dokuzuncufıkrasında, açıkça, “Büyük kongrenin toplantı yeter sayısı, büyük kongre üyetamsayısının salt çoğunluğudur...” denildiği, dolayısiyle, altıncı fıkradaüye tamsayısının salt çoğunluğundan söz edilmediğinden, “mevcut üye sayısının”esas alınması gerektiği, buna bağlı olarak da, 1293 (Başsavcılığa göre 1294)olan büyük kongre üye tamsayısından, tedbir, ihraç, istifa gibi nedenlerlefiili ve hukuki olarak kongre üyeliği niteliğini yitirmiş kişilerindüşülmesiyle elde edilen rakamın 1279 (veya 1280) beşte bir üye hesabındadikkate alınması gerektiği ifade edilmekte; buna göre de, büyük kongre yapılmasıtalebinde bulunan ve çağrı yapma hakkına sahip olduğu anlaşılan 334 kongreüyesi sayısının, mevcut kongre üye sayısının (1279 veya 1280) beşte biri olan256 sayısından çok fazla olması nedeniyle, partinin olağanüstü kongreyitoplamak durumunda olduğu, sonradan kongre isteminden vazgeçen 78 üyenin buyeni iradelerinin hukuki yönden kabul edilemeyeceği belirtilmektedir.
2. Katılamadığımız ilk görüş, olağanüstü kongre çağrısıiçin gereken “beşte bir üye”nin, kongre üye tamsayısı üzerinden değil, fiili vehukuki kongre üyesi noksanı sayısı düşüldükten sonra bulunacak kongre üyesayısına göre hesaplanması gerektiği yolundaki Sayın çoğunlukdeğerlendirmesidir.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 14/9, 15, 19/5,37/2, 55/1, 99/2 ve 100/2. maddelerinde “üye tamsayısı”ndan açıkça sözedilmekte, yalnız inceleme konusu 14/6. maddede “...büyük kongre üyelerininbeşte biri...”nin yazılı isteminin olağanüstü kongre yapılması için gerekliolduğu ifade edilmektedir. Bu durumda saptanması gereken ilk husus, 14/6. maddedekiifade biçiminin, yasakoyucunun açıkça bu konuda “üye tamsayısı” aramadığıanlamında yorumlanıp yorumlanamayacağıdır. Öğretide de işaret edildiği üzere,bir kanunu, bir normu yorumlamak demek, onu makûl bir anlama kavuşturmak, makûlanlamını ortaya çıkarmak demektir. Kanunu yorumlayanlar, onun anlam ve amacınıaraştırıp bulmak durumundadırlar. (Hukuk ve Hukuk Bilimi Üzerine, Prof. r.Vecdi ARAL, İstanbul 1985, s.184) Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında da konuyailişkin olarak “...Herhangi bir hukuk kuralının tek başına değil, içindebulunduğu metnin tümü göz önünde tutularak yorumlanması, hukuk bilimincebenimsenmiş ilkelerdendir... Hukukta yapılacak yorumlarda sözden çok öze önemverilmesi ve yorumda sözün özü belirtmeye yarayan bir araç olduğunun kesinliklegöz önünde tutulması, çağdaş hukuk biliminin benimsendiği temelilkelerdendir...” şeklinde saptamada bulunulmaktadır. (Any. Mah.nin 12.1.1971tarih ve E.1969/31, K.1971/3 sayılı kararı, AMKD, Sayı: 9, s. 142,147.) Yine buaşamada temas edilmesi gereken bir husus, yasakoyucunun 2820 sayılı SiyasiPartiler Kanunu'nun 14/6 maddeyle “olumsuz düzenleme”de bulunup bulunmadığıdır.Nihayet, işaret edilmesi gereken son nokta, yasaların yorumunda “Anayasayauygun yorum” biçiminin esas alınması gerektiğidir.
Bu açıklamalar ışığında inceleme konusuna dönüldüğünde,Anayasa'nın “Siyasi Partilerin Uyacakları Esaslar” başlıklı 69. maddesininbirinci fıkrası, çözümün anahtarı konumundadır. Anılan fıkrada “Siyasipartilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasiilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.”denilmektedir. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun “siyasi partilerinvazgeçilmezliği ve niteliği” başlıklı 4. maddenin ikinci fıkrasında da,yukarıda belirtilen Anayasa hükmü esas alınmaktadır. Buna göre “siyasipartilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararlarıAnayasa'da nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.”2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun bütünü ele alındığında, mevcutdüzenlemelerin belirtilen demokrasi esaslarına uygun biçimde yapıldığıgörülmektedir. Temas edilen Anayasal ilke ışığında, 2820 sayılı Kanun'un 14/9,15, 19/5, 37/2, 55/1, 99/2 ve 100/2. maddelerinde açıkça “üye tamsayısı”ndansöz edilmesi, partinin genel başkan seçimi, il teşkilatı seçimleri, partiadaylarının tespiti ve disiplin kurullarının çalışması gibi tüm siyasi partifaaliyetlerinde, demokrasi esaslarına uygun şekilde “üye tamsayısı” esasınınbenimsenmesi, Büyük Kongre toplantı yeter sayısında da aynı esasın kabuledilmesi karşısında, 2820 sayılı Kanun'un 14. maddesinin altıncı fıkrasındakiolağanüstü kongre çağrısını yapmaya yetkili “beşte bir üye”nin, büyük kongreninmevcut üye sayısı değil, üye tamsayısı esas alınarak saptanacak üye miktarıolduğunu ortaya koymaktadır. 2820 sayılı Kanun'un genel esprisi, demokrasiesaslarına uygun olan ve yukarıda işaret edilen maddelerle öngörülendüzenlemeler birlikte ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 14/6. maddeyönünden bir “olumsuz düzenleme”nin söz konusu olmadığı, yasakoyucunun bukonudaki suskunluğunun (yani açıkça üye tamsayısından fıkrada söz etmeyişinin)aksi yönde bir kabule elverişli olmadığı, yukarıda işaret edilen öğretigörüşleri ve Anayasa Mahkemesi kararındaki ilkeler ışığında yapılacak yorumdada aynı sonuca varılması gerektiği, dolayısiyle olağanüstü kongre çağrısıyapmaya yetkili beşte bir üye sayısının, Büyük Kongre üye tamsayısı esasalınarak saptanması gerektiği sonucuna ulaşılması gerekmektedir.
3. İştirak edemediğimiz ikinci görüş, olağanüstü kongreçağrısında bulunan üyelerden bir bölümünün (78 kişinin) sonradan buistemlerinden yazılı olarak vazgeçmelerine karşı, bu irade değişikliğininhukuken bir anlam ifade etmeyeceği, çünkü ilk irade beyanın “inşai” niteliktaşıdığı, bu nedenle sonraki vazgeçme iradesinin artık hukuken geçerli olmadığıyolundaki Sayın çoğunluk yaklaşımıdır.
Hukuk genel teorisindeki durumu itibariyle, olağanüstükongre isteminde bulunup da, sonradan yazılı olarak bu istemlerinden vazgeçen(feragat eden) kongre üyelerinin statülerinin öncelikle belirlenip, buna görehukuki tahlilde bulunulması gereklidir. Bilindiği üzere, bir hukuk kuralınındoğurduğu kudret ve yetkilerle mecburiyetler “hukuki durum”u teşkil eder. Budurumlar ya “umumi ve gayri şahsi” ya da “ferdi” olabilir. Aynı şartlaraltında, aynı halde bulunan her şahsın aynı şekilde haiz olduğu kudret veyetkiler veya tâbi olduğu mecburiyet ve yükümlülükler “umumi, objektif hukukidurum”ları teşkil eder. Umumi ve gayri şahsi hukuki durumlar düzenleyici,objektif hukuki tasarruflardan, kaide-tasarruflardan doğar. Objektif hukukidurumların umumilik ve gayri şahsilik, daimilik, düzenleyici tasarruflarladeğiştirilebilmek ve feragat edilememek gibi başlıca dört esaslı unsuru vardır.“Ferdi hukuki durumlar” ise muayyen bir ferde hususi bir şekil vederecede tanınan kudret ve yetkiler veya yüklenen mecburiyet veyükümlülüklerdir. Ferdi hukuki durumlar subjektif hukuki tasarruflardandoğarlar. Ferdi hukuki durumların da başlıca dört unsuru mevcuttur. Bunlar:hususilik, geçicilik, kaide-tasarrufla değiştirilememek (çünkü bunlar bir kaidetasarruftan doğmayıp belirli bir irade beyanından hasıl olurlar) venihayet feragat olunabilmektir. Burada teması ve vurgulanması gereken unsur “feragatolunabilmek”tir. Ferdi durumu bir irade meydana getirdiği için bunlardanferagat mümkündür. (İrade Hukukunun Umumi Esasları, C.I, Ord. Prof. Dr.Sıddık Sami ONAR, İstanbul 1966, s. 479-485)
Bu açıklama ışığında inceleme konusuna dönüldüğünde,Büyük Kongre üyelerinden bir bölümünün (334 kişinin) 2820 sayılı Kanun'un 14/6.maddesi uyarınca olağanüstü kongre isteminde bulunmaları bir irade beyanı olup,ferdi bir hukuki durum teşkil etmektedir. Siyasi bir hak kullanımına ilişkinolmakla beraber, özünde tam anlamıyla bir irade muhtariyetine dayanan bu ferdihukuki durumun 2820 sayılı Kanun anlamında bir sonuç doğurması, parti (CHP)tüzüğünün 49. maddesi uyarınca parti yönetim kurulunun büyük kongreyitoplantıya çağırması kararını almasıyla tamamlanır. İşte bu karar anına kadar,ferdi hukuki durumun doğal özelliği gereği, olağanüstü kongre çağrısıyapanların ilk iradelerinden vazgeçebilmeleri (feragat edebilmeleri) mümkündürve sonraki irade beyanları da hukuken geçerlidir. Nitekim, inceleme konusundada olağanüstü kongre çağrısı yapanlardan 78'inin, Parti Yönetim Kurulu'nca bukonuda karar alınmadan (kongre çağrısı yapılmadan) ilk iradelerindenvazgeçtikleri açıkça belli olduğundan; bu ikinci irade beyanlarına (iradedeğişikliklerine) hukuken itibar edilmesi gerektiği açıktır. İlk iradenin“inşai” olduğu ve artık bundan feragat edilemeyeceği düşüncesinin hukuki birdayanağı ve temeli bulunmamaktadır.
4. Parti kongresi üye tamsayısı (ihtilaflı olmaklaberaber 1293 veya 1294 sayısının esas alınması sonuca tesir etmemektedir) veolağanüstü kongre çağrı isteminde bulunan ve sonradan bu iradelerinden vazgeçen(feragat eden) 78 üyenin geçerli olan bu irade beyanları dikkate alındığında;hukuken geçerli olan olağanüstü kongre çağrısında bulunan üye sayısının 256(334-78=256), Büyük Kongre üye tamsayısının 1/5'inin ise 259 (1294/5=259)olduğu anlaşıldığından ve 256 rakamı, 2820 sayılı Kanun'un aradığı 1/5 üyesayısı olan 259 rakamının altında olduğundan, 2820 sayılı Kanun'un 104. maddesiuyarınca partiye ihtar verilmesini gerektirir herhangi bir usulsuzlük ya danoksanlık bulunmadığı görülmektedir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, inceleme konusundaCumhuriyet Halk Partisi'ne ihtar verilmesini gerektiren hukuki bir sebepolmadığı kanaatine ulaştığımızdan; değişik gerekçelere dayalı şekilde partiyeihtar verilmesi yolundaki Sayın çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Sacit ADALI
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
DEĞİŞİK GEREKÇE
Cumhuriyet Halk Partisi'nden toplam 348 delege tüzükdeğişikliği talebiyle 6.6.2004 - 21.6.2004 tarihleri arasında Parti'ninolağanüstü kongreye çağrılmasını istemişler ancak, bunlardan 78'i,17.6.2004-18.7.2004 tarihleri arasında bu isteklerinden vazgeçtiklerini beyanetmişlerdir. Yasa ve Tüzüğe, göre olağanüstü kurultay çağrısı yapanların oranı,vazgeçenlerin sayısına bağlı olmaksızın beşte bire ulaşmakta ise de, hukuksalbakımdan sonuç doğurabilecek sayının saptanması konunun açıklığa kavuşturulmasıbakımından önem taşımaktadır.
2820 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin dördüncü fıkrasınakoşut olarak düzenlenen Parti Tüzüğü'nün 49. maddesine göre olağanüstü kongre,üst yönetim biriminin kararıyla ya da kongre üyelerinin beşte birinin onbeşgünlük süre içinde yapacağı çağrı üzerine yönetim kurulunca toplantıyaçağrılır.
Anayasa'nın 69. Siyasi Partiler Yasası'nın 4. maddesiuyarınca, siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri veçalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olmak zorundadır. Bu bağlamda, siyasiparti faaliyetleri içinde yer alan olağanüstü kongre çağrısında bulunma hakkı,parti içi demokrasi esaslarının yaşama geçirilmesinde ne denli önemli ise,kuşkusuz bu haktan vazgeçme de aynı derecede önemlidir. Bu nedenle olağanüstükongreye çağrı hakkının, kullanılmasıyla sonuçlarını doğuracağı, bundanvazgeçmenin olanaklı olmadığı yolundaki görüş parti içi demokrasi esaslarıylabağdaşmamaktadır. Ancak, vazgeçmenin yapılan çağrıyla ilgili parti organlarıtarafından olumlu ya da olumsuz bir karar alınmadan önce bildirilmesi gerektiğide açıktır.
Belirtilen nedenlerle, Yasa ve Tüzük'le belirli beşte biroranının, olağanüstü kongre çağrısından vazgeçenlerin bu iradeleri gözetilereksaptanmasının zorunlu olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne farklı gerekçe ilekatılıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
DEĞİŞİK GEREKÇE
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Cumhuriyet HalkPartisi'ne mensup 348 delege tüzük değişikliği istemi ile 6.6.2004-21.6.2004 tarihleriarasında posta ve noter aracılığı ile ya da doğrudan parti merkezine başvurarakolağanüstü toplantı talebinde bulunmuşlardır.
21.6.2004 tarihi itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi'ninbüyük kongre üye tamsayısı 1294'tür.
28.3.1986 gün ve 3270, yine 21.5.1987 gün ve 3370 sayılıYasa'larla, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 14. maddesinde çeşitlideğişikler yapılmıştır. Sözü edilen Yasa'nın 14. maddesinde yapılan değişikliğegöre, büyük kongrenin toplantı yeter sayısı üye tamsayısının salt çoğunluğudur.Görüldüğü üzere, yasakoyucu burada üye tamsayısını kıstas almıştır. 14. maddedeyapılan bir başka değişiklik ise şöyledir “...olağanüstü toplantılar genelbaşkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyükkongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır...”
Yukarıda da açıklandığı üzere, Siyasi Partiler Kanunu'nun14. maddesinde üye tamsayısından söz edilmektedir. Yasa'nın bu amir hükmükarşısında, üye tamsayısı yerine, mevcut üye sayısının beşte birinin yazılıistemi üzerine olağanüstü kongrenin toplanması mümkün bulunmamaktadır. 14.maddenin hiçbir yerinde “mevcut üye” tabiri yer almamakta, tam tersine üyetamsayısından söz edilmektedir.
Açıklanan nedenlerle, olağanüstü toplantılar için üyetamsayısı yerine istem tarihinde mevcut olan üyelerin en az beşte birininyazılı talepleri yeterli olmalıdır şeklindeki düşünceye katılamıyorum.
Ancak, bakılmakta olan olayda 21.6.2004 tarihi itibariylebüyük kongre üye tamsayısının (1294), beşte birini (259), aşan sayıda delege(323) olağanüstü toplantı isteminde bulunmuş olduklarından bu durum CumhuriyetHalk Partisi hakkında ihtar kararı verilmesi sonucunu etkilememektedir.
Üye
Cafer ŞAT