ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1984/1 (PartiKapatma)
Karar Sayısı:1984/1
Karar Günü:28.9.1984
R.G.Tarih-Sayı:14.02.1985-18666
DAVACI: Cumhuriyet Başsavcılığı
DAVALI: Doğru Yol Partisi
DAVANINKONUSU : Kapatılmış Adalet Partisi ve Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olduğunubeyan ve iddia etmek; Milli Güvenlik Konseyi'nin 99 sayılı Kararına karşıtutum, beyan ve davranış içinde bulunmak suretiyle, 2820 sayılı Kanunun 96/2 ve97. maddelerine aykırı davrandığı iddiasıyla Doğru Yol Partisi'ninkapatılmasına karar verilmesi istemidir.
I-İDDİANAME :
CumhuriyetBaşsavcılığının, Doğru Yol Partisi'nin kapatılması istemini içeren 6.4.1984günlü, SP-8-1984/42 Hz sayılı iddianamesi, aynen şöyledir :
"İçişleriBakanlığına kuruluş bildirgesini 23.6.1983 tarihinde vermek suretiyle tüzelkişilik kazanan davalı Doğru Yol Partisi'nin kapatılmasına, aşağıda belirtilennedenlerden ötürü karar verilmesi için bu davanın açılması gerekli görülmüştür.
GİRİŞ:
Egemenliğinkayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu Türkiye Cumhuriyetinde, milletegemenliğini yetkili organları eliyle kullanır.
TürkVatandaşları, seçme, seçilme, bağımsız olarak veya bir siyasi parti içindesiyasi faaliyette bulunmak hakkına sahiptirler; genelde siyasi hayata partileraracılığıyla katıldıklarından ve siyasi partilerce yönlendirildiklerindensiyasi partilerin de ülkenin ve toplumun çıkarlarını ön planda tutmaları veözellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kaynağını Anayasadan alankanunlarda öngörülen ilke ve kurallara uygun davranmaları gereklidir.
SiyasiPartiler Yüce Türk Milletinin yönetimine talip olduklarından faaliyetlerindeTürkiye Cumhuriyeti Anayasası ile yürürlükte bulunan kanunları gözardıedemezler.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası halkoylaması sonucu yürürlüğe girdikten sonra,Anayasadaki ilkeler doğrultusunda 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunuhazırlanmış ve Anayasa'nın 177/b maddesi hükmü gereğince 24 Nisan 1983tarihinde yürürlüğe girmiş ve aynı gün Milli Güvenlik Konseyi'nin 76 SayılıKararı ile de Türkiye'de Siyasi Parti kurma faaliyeti başlamıştır.
Anayasanın68 ve 69 uncu maddelerinde Siyasi Partilerle ilgili hükümler yer aldığı gibiCumhuriyet Başsavcılığına da kurulan siyasi partilerin tüzük ve programlarınınve kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve Kanun hükümlerine uygunluğunu,kuruluşlarını takiben ve öncelikle denetlemek, faaliyetlerini de takip etmekgörevi verilmiştir.
2820Sayılı Siyasi Partiler Kanununda siyasi partilerin uymaları gereken kurallaraçıklanmış ve 101 inci maddesinde de siyasi partilerin kapatılmalarına kararverilebilmesine ilişkin koşullar belirtilmiştir.
2820Sayılı Siyasi Partiler Kanununda öngörülen ve bir Siyasi Partinin kapatılmasınaneden olacak eylemler arasında;
a)Kapatılmış bir siyasi partinin mensuplarının üye çoğunluğunu teşkil edeceğiyeni bir siyasi parti kurulamaz. (Md. 95/2)
b)Kurulacak siyasi partiler, kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyanedemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar. (Md. 96/2)
c)Siyasi Partiler, Siyasi Anayasa'nın Başlangıç kısmında yazılı sebeplerle TürkSilahlı Kuvvetlerinin milletin çoğunluğuyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980Harekâtına ve Milli Güvenlik Konseyi'nin karar, bildiri ve icraatına karşıherhangi bir tutum, beyan ve davranış içinde bulunamazlar. (Md. 97)
hükümlerinede yer verilmiştir.
DOĞRUYOL PARTİSİNİN KURULUŞU :
2820Sayılı Siyasi Partiler Kanununun kabulünü ve Milli Güvenlik Konseyi'nin 76sayılı kararını müteakip Siyasi Partilerin kurulmasına başlanıldığında,İstanbul'da Hüsamettin CİNDORUK, Ankara'da da Mehmet GÖLHAN, kapatılmış AdaletPartisi mensuplarına dayanan bir siyasi parti kurma girişimlerinde bulunmuşlar,ayrı ayrı sürdürdükleri ve kamu oyu oluşturulmasını amaçlayan son derece yoğunbir propagandayı içeren faaliyetleri sonunda Ali Fethi ESENER'in başkanlığındaBüyük Türkiye Partisi 20.5.1983 tarihinde kurulmuştur. (Ek. I)
HüsamettinCİNDORUK ve Mehmet GÖLHAN'ın Merkez Karar ve Yönetim Kurulunda görev aldıklarıbu partiye 21.5.1983 tarihinde de başta İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL olmak üzereçoğunluğunu 2533 Sayılı Kanunla kapatılan Adalet Partisinde bakanlık yapmışkimseler ile bu partinin eski senatör ve milletvekilleri düzenlenen gösterişlitörenlerle katılmışlardır. (Ek. II)
Bilaharebu tür katılmalar yoğun bir şekilde devam etmiştir.
GenelBaşkanlarınca basına ana sloganlarının, (Büyük Türkiye Partisi, Büyük Türkiyeİçindir.) şeklinde açıklanan (Ek. II) bu siyasi parti Milli GüvenlikKonseyi'nin 31.5.1983 gün ve 79 Sayılı Kararıyla (Büyük Türkiye Partisinin bazıkurucularının, parti kurma faaliyetlerinin serbest bırakıldığı tarihten bu yanasürdürdükleri tutum ve davranışları ile vicdan sahibi vatandaşlarımızın gözleriönünde sahneledikleri oyunlarla, milletçe yıllardan beri özlenen huzur vesükuna kavuşmuş olan ülkemizde, vatandaşlarımızı yeniden kamplara bölme,aralarına yeniden nifak tohumları serpme istidadını gösteren ve feshedilmiş birsiyasi partinin varlık ve felsefesinin devam ettirilmesi ihtirasının meydanagetirdiği bir kin ve intikam bayrağı açmaya yeltendiklerinin apaçık ortayaçıktığı ayrıca Anayasanın geçici 4 üncü maddesiyle siyasi kısıtlamaya tabikılınan kişilerin de, Anayasa hükümlerini gözardı ederek parti kurmafaaliyetlerine bizzat katıldıkları ve kamu oyunu, huzur bozacak şekilde tersyönde etkilemeye çalıştıkları tesbit edildiği ...) gerekçesiyle temelli olarakkapatılmıştır.
BüyükTürkiye Partisi'nin kapatılmasından sonra bu kez 23.6.1983 tarihinde AhmetNusret TUNA ve arkadaşları tarafından davalı DOĞRU YOL PARTİSİ kurulmuştur.
DOĞRUYOL PARTİSİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE İZLENEN YÖNTEM :
(2820Sayılı Kanunun 96/2 nci maddesine aykırı eylemler) :
a)Büyük Türkiye Partisi'nin kurucularıyla kapatılmış Adalet Partisi'nin ilerigelenleri, milletvekilleri ve senatörleri kamu oyu oluşturulması amacıyladüzenlenen, gösterişli törenlerle Doğru Yol Partisine katılmışlardır. (Ek.III)
b)25.3.1984 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Seçiminde Hüsamettin CİNDORUKİstanbul'dan, Mehmet GÖLHAN Ankara'dan ve Hayri YORGANCIOĞLU da İzmir'den BüyükŞehir Belediye Başkanı adayı olarak Doğru Yol Partisi listesinde yeralmışlardır.
c)Çeşitli toplantılarla, ilçe kongrelerinde ve özellikle 25.3.1984 tarihliMahalli İdareler Seçimi dolayısıyla yapılan propagandalarda Doğru YolPartisinin Adalet Partisiyle Büyük Türkiye Partisinin devamı olduğu imajınınyaratılmasına çalışılmış ve bu hususa özellikle özen gösterilmiştir.
aa)Doğru Yol Partisi Başkanlığınca hazırlanan, kapatılmış Büyük Türkiye PartisiBasın Müşaviri iken bu partinin kapatılmasından sonra kurulan Doğru YolPartisinin kurucu üyesi ve basın sözcüsü olan Mehmet MUHSİNOĞLU imzasıyIaTRT'ye gönderilen radyo ve televizyonun seçim haberleri arasında yayınlananDoğru Yol Partisi Genel Sekreteri Refik SUNOL'a ait demeçte; (Doğru Yol demokrattır.Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir.) sözcükleri slogan olarak kullanılmıştır. Busözcüklerin Doğru Yol Partisinin Demokrat Parti ile onun devamı niteliğindeolan kapatılmış Adalet Partisi ve Büyük Türkiye Partisinin varlık vefelsefesini yansıttığı ve bu partilerin devamı olduğu imajını vermek amacıylakullanıldığı bir gerçektir. (Ek.IV)
DoğruYol Partisi Genel Sekreteri'nin demeci olduğu bildirilen, bu parti GenelBaşkanlığınca seçim haberlerinde okunmak üzere TRT'ye resmen gönderilen veyayınlanan bu metinde olduğu gibi, parti yetkililerince yoğun şekilde çeşitlivasıtalarla yürütülen kampanyanın kamu oyunda uyandırdığı çağrışıma bir delilolmak üzere 18.3.1984 Tarihli Güneş Gazetesi'ndeki fotoğraf ve bu fotoğrafınalt yazısı gösterilebilir. (Ek.V)
GüneşGazetesi'nin 18.3.1984 tarihli nüshasının 7 nci sayfasında bir düğünvesilesiyle çekilmiş Celal Bayar, Süleyman Demirel ile Esat Yıldırım Avcı'yıbirlikte gösteren fotoğrafın alt yazısında (Yılın düğününde oluşan siyasi tabloanlamlıydı, üç nesil bir aradaydı, Cela1 Bey'den Süleyman Bey'e, ondan daYıldırım Avcı Bey'e intikal eden mühür üç nesli bağlıyordu.) denilmiş veböylece davalı Parti tarafından yaratılmak istenen imajın basında da etkiliolduğu ve tuttuğu gözlenmiştir.
bb)Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın (Doğru Yol Partisi Menderesmeşalesini söndürmemek için kurulmuştur.) (Ek.VI) sözleri de kronolojik açıdandevir ve teslimi ortaya koyduğu gibi Genel Başkan Esat Yıldırım Avcı vepartinin sözcüleri tarafından devamlı olarak tekrarlanan (Bizi biliyorsunuz,bizi tanıyorsunuz.) sözleri de davalı siyasi partinin Adalet Partisi'nin devamıolduğu imajını vermeye yöneliktir.
Nitekim,davalı Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı 15.2.1984 tarihindeTelevizyondaki konuşmasında, (Bu mesele bir kadro, bir heyecan ve inancınmeselesidir. Ehliyetli ve liyakatli, bilgili ve tecrübeli, ruhuna insansevgisini yerleştirmiş bir yönetim muhtevasıyla olur. Bizi ve hizmetinizearzettiğimiz kadrolarımızı biliyor ve tanıyorsunuz.) (Ek.VII/1-2) demiştir.
Yapılanve buna benzer konuşmaların, verilen mesajların ve yaratılmak istenilen imajınne şekilde değerlendirildiğine ve kamu oyunda ne anlamda kabul edildiğineTercüman Gazetesinde neşredilen Nazlı ILICAK'ın "Avcı: .. Bizibiliyorsunuz ... Bizi tanıyorsunuz ...) makalesi önemli bir delil teşkiletmektedir. (Ek. VII/3)
Bumakalede Yıldırım Avcı'nın kullandığı deyim ve sözcükler etkisini bulmuş,değerlendirilmiş ve Doğru Yol Partisinin kapatılmış Adalet Partisi'nin devamıolduğu açıkça ifade edilmiş ve vurgulanmıştır.
cc)Doğru Yol Partisi'nin Demokrat Parti ile kapatılmış Adalet Partisi'nin ve BüyükTürkiye Partisi'nin isimlerini esas alarak kullandığı, Genel Başkan, GenelBaşkan Yardımcıları ve Genel Sekreterleri tarafından tekrarlanan (Doğru YolDemokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir.) sözleri 25.3.1984 tarihindeyapılan Mahalli İdareler Seçimlerinde Isparta, Samsun ve Erzurum'da düzenlenenmitinglerin adlandırılmasında da kullanılmış ve propaganda amacıyla davalıParti tarafından tirajı yüksek gazetelere verilen ilanlarla da duyurulmuştur.Davalı Siyasi Partinin Genel Merkezince hazırlanarak Parti Başkanlığıncagazetelere verilen ve birer bildiri niteliğini taşıyan bu ilanlarda yer alan(Dün vardık. Bugün de varız. Yarın da olacağız.) sözcükleriyle söylenilmekistenilenin ne olduğu gene aynı ilanda kullanılan (Doğru Yol Partisi başarısımilletçe görülmüş, beğenilmiş kadroları temsil eder.) cümlesiyle açıklanmıştır.Bu sözcüklerin 23.6.1983 tarihinde kurulan, 6 Kasın seçimlerine katılmamış, herhangibir sorumluluk almamış, icraat yapmamış olan Doğru Yol Partisi'nin kapatılmışAdalet Partisi'nin devamı olduğunu vurgulamaya yönelik bulunduğu açıktır.
YıldırımAvcı'nın 25.3.1984 Mahalli İdareler Seçim Propagandası sırasında Tire ilçesindebir lokalde yaptığı konuşma sırasında halka sorduğu (Gülü solduracak mısınız')(Bacayı tüttürecek misiniz') (Adresi biliyormusunuz') soruları üzerine olumlucevap alınca (öyleyse benim söyleyeceğim yok) sözleri de aynı imajınverilmesinden ibarettir. (Ek.VIII)
YıldırımAvcı'nın (Ülkede ne varsa bizim kadrolanmızın eseridir, tüten fabrikabacasından, akan çeşmeye kadar her şeyde bizim arkadaşlarımızın el emeği, göznuru vardır.) (Ek. VIII) sözleri ve miting için gittiği Isparta'da (Maziye bakne diyeceğimi anlarsın.) pankartlarıyla karşılanması üzerine onun (ŞehreDemirel Bulvarıyla giriyoruz. Antalya'ya Menderes Bulvarıyla devam ederiz.)şeklinde görüş ve düşüncesini açıklaması (Ek. VIII) amacını göstermektedir.
DoğruYol Partisi'nin kapatılan Adalet Partisi'nin devamı olduğu imajının verilmesisonucu bunun tuttuğu, benimsendiği, böylece D.Y.P'nin amaca ulaşmak yani buimajı tutturmak doğrultusundaki çabalarının sonucunu almaya başladığı, mitingmeydanlarındaki toplulukların (muhteşem Süleyman), (İslamköyden esen yellerDoğru Yola Selam Söyler), (Doğru Yol İslam Köyün ruhunu taşır.) pankart vesloganlarıyla dile getirilerek, halk topluluklarında karşılığını bulmuştur.(Ek.VIII)
GenelBaşkan Esat Yıldırım Avcı Denizli'nin Çal İlçesinde yaptığı bir kapalı salontoplantısında (Vatandaşın sinesinden çıkmayan partinin sonu çabuk gelir,)dedikten sonra (Biz anamızın karnından, milletin bağrından ve atın böğründençıkarak geldik.) sözlerini kullanmıştır. (Ek. VIII) Kapatılan Adalet Partisininamblemi göz önünde bulundurulduğu taktirde bu sözlerden neyin amaçlandığı açıkolarak gözlenmektedir.
dd)Doğru Yol Partisi'nin 25.3.1984 Mahalli İdareler Seçimleri nedeniyle propagandagezilerinde kullandığı otobüse (SÜVARİ) adı verilmiştir.
DavalıSiyasi Partinin Genel Başkanının (Süvari siyasi bir motif, bir amblem olmuştur.Bir politikadır, felsefedir. Süvarinin selamı var size.) şeklindeki açıklaması(Ek.IX) amacın ne olduğunu göstermektedir.
Seçimgezisi sırasında uğranılan yerlerde karşılayıcıların bir kısmının (Kıratabinerek) gösteri yapmaları, Doğru Yol Partisinin Adalet Partisinin devamıolduğu yolunda halk yığınlarının yönlendirilmesine yönelik propagandanınetkisinin bir kanıtı olarak gösterilebilir. (Ek.IX)
Bukonuda Nazlı ILICAK'ın Tercüman Gazetesinde yayımlanan (Isparta mitingi)başlıklı makalesi (Ek.IX), (SÜVARİ)'den amaçlananın ne olduğuna ve bu mesajınbasında nasıl değerlendirildiğine ve kabul edildiğine açıklık getirmektedir.
d)Adalet Partisinin üst düzey yöneticiliklerinde bulunmuş, Büyük TürkiyePartisine ve bilahare Doğru Yol Partisine katılmış kişilerde Doğru YolPartisinin kapatılmış Adalet Partisinin ve Büyük Türkiye Partisinin devamıolduğunu göstermeye yönelik faaliyetlerde bulunmuşlar, onların bu doğrultudakibeyan ve eylemleri Doğru Yol Partisi ve yöneticileri tarafından engellenememişbilhassa destek görmüştür.
Örneğin;
1)Isparta mitingindeki (Selam Doğru Yol Partili süvariler, milliyetçi Türkiyegeliyor, Adaletçi süvari, Isparta şahlanıyor.) şeklindeki sunuştan sonra İhsanSabri ÇAĞLAYANGİL yaptığı konuşmasının bir yerinde (Mühür bizde demek, mühürkimdeyse Süleyman odur demekse, burası Isparta Süleymanın kim olduğunu sizÖzal'dan daha iyi bilirsiniz.) (Ek. X) demiş olması.
2)Doğru Yol Partisi İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adayı HüsamettinCİNDORUK'un (Başkanımız Keçeli Üsküdar toplantısında Doğru Yol Partisi AdaletPartisinin devamıdır demiş galiba Keçeli sürçü lisan eylemiş çünkü devamı değilta kendisidir) şeklindeki beyanı (Ek. XI) ve Doğru Yol Partisi İstanbul İlBaşkanı, Yaşar Keçeli'nin Üsküdar'da 11.2.1984 günü yapılan parti toplantısındaDemokrat, Adalet ve Büyük Türkiye Partisinin felsefesi ve adları ve kuruluştarihindeki sıralamaya uygun olarak gerçekleştirdiği ( ... ancak bir fikrindevamıyız, bu fikrin başlangıç noktası 1946'nın şafağı 1961'in fecri ve 1983 ünDoğru Yolu'dur...) (Doğru Yol Partisinin temel felsefeleri demokrat olmak,adaletçi olmak ve Büyük Türkiyeci olmaktır.) şeklindeki sözleri (Ek. XII)
3)Doğru Yol Partisi Genel Sekreteri Refik Sunol'un Ankara Maltepe GölbaşıSinemasında yapılan toplantıda (Doğru Yol Partisi'nin 1946 dan bu güne gelenfikirlerin partisi olduğuna) ilişkin açıklaması (Ek. XII/2)
4)Doğru Yol Partisi Elmadağ İlçesi Başkanı Ahmet YILDIZ (Yılmaz)'ın 4.2.1984 günüGölbaşı Sinemasında yapılan toplantıda (Kapatılan Büyük Türkiye Partisi'nindevamı olan Doğru Yol Partisini temsilen konuşuyorum) dedikten sonra (1946 dabaşladık, 1960'da bitti, 1962 de başladık 1971 de bitti. Büyük TürkiyePartisiyle Doğru Yol Partisinde yine başlıyoruz.) şeklindeki açıklaması (Ek.XIII)
5)Kapatılan Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'in kardeşi ŞevketDemirel'in Antalya mitingindeki (Doğru Yol Partisinin bizim yolumuzda olduğunusöylüyorum, 6 Kasımda bütün kapılar kilitlenmiş, sizler bir odaya konulmuşvaziyette oy kullandınız. Ben Demirel yoktum. Şimdi varım. Ben Doğru YolPartisinin bizim yolumuz olduğunu söylüyorum. Geçmiştekilere iyi bakarsanız nedemek istediğimi iyi anlarsınız.) şeklindeki konuşması (Ek. XIV)
6)Doğru Yol Partisi Karacabey İlçe Yönetim Kurulunun 17.8.1983 günü halka açıkolarak yaptığı toplantıda Doğru Yol Partisinin kapatılmış Adalet Partisinindevamı olduğunun İlçe Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri tarafından açıklanması.(Ek. XV)
DoğruYol Partisinin kapatılmış Adalet Partisi ve Büyük Türkiye Partisinin devamıolduğu yolunda parti yöneticilerinin iddia, beyan ve uğraşılarının partikuruluşları ve mahalli teşkilatta bulunan kimseler tarafından benimsenerekparti faaliyeti olarak yürütüldüğünü kanıtlamaktadır. Bu uğraşı ve faaliyetinvatandaş indindeki etkisine Nazilliden Ali Erkut tarafından gönderilen,gazetelerden kesilmiş Doğru Yol Partisi'ne ait haber kupürlerinin fotokopileriörnek olarak gösterilebilir. (Ek.XVI)
Davalısiyasi partice bu konuda yürütülen faaliyet sınır tanımayan boyutlaraulaşmıştır. Yapılan törende çekilen fotoğrafla verilen "Süleyman Demirelile Nazmiye Demirel Doğru Yol'a kayıt yaptırdı." (Ek. XVI) bu türeylemlerden biridir.
Ayrıcakamu oyunda Doğru Yol Partisini gerçekten yöneten kişilerin kapatılmış AdaletPartisinin yöneticileri olduğu belirgin ve yaygın hale gelmiştir. TercümanGazetesinin 22.3.1984 günlü nüshasındaki (İslam Köyden esen yeller) (Ek.VIII)aynı gazetenin 4.3.1984 tarihli nüshasındaki (Doğru Yol'un antrenörü nediyor'), 16.3.1984 günlü olanda (Süvarimi yedd-i emin mi'), 27.3.1984tarihindeki (26 Mart raporu), 28.3.1984 günlü olanda (Seçimin getirdikleri)başlıklarıyla Yavuz DONAT tarafından yazılan fıkralar ile 28.3.1984 tarihliGünaydın Gazetesinin üçüncü sayfasında Tencere sütununda (Mühür ve SüleymanHikayesi) başlığıyla yayınlanan yazılar basında, dolayısıyle kamu oyunda buimajın yansıdığını göstermektedir. (Ek. XVI)
2820SAYILI KANUNUN 97 NCİ MADDESİNE AYKIRI EYLEM
DoğruYol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın propaganda gezisi sırasında21.3.1984 günü çeşitli yerlerde yaptığı (Demokrasi tarihinin beyaz sayfalarındaiki seçim birer kara leke olarak kalacaktır. Bunlardan birisi 1946 seçimleri,diğeri ise bu iktidarı doğuran seçim kurulunun yarattığı 6 Kasım 1983seçimleridir. Hata beşer icabıdır. Tashihi fayda verecektir. Bu hata millettarafından seçimlerde tashih edilecektir) şeklindeki konuşmasını ManisaCumhuriyet Alanında 21.3.1984 tarihinde düzenlenen açık hava toplantısında datekrarladığı saptanmış ve hakkında Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı AskeriSavcılığının 23.3.1984 gün 1984/14164-135-56 sayılı İddianamesiyle davaaçılmıştır. (Ek. XVII)
SONUÇ:
DoğruYol Partisi Genel Merkezince düzenlenen ve bu parti Genel Başkanlığınca25.3.1984 Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyle çeşitli gazetelere propagandaamacıyla verilen ve her biri bir bildiri niteliğini taşıyan tam sayfa ilanlar(Ek.VIII/5-8), bu Siyasi Partinin Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve diğeryetkililerince çeşitli yerlerde yapılan, yukarıda değinilen beyanları,faaliyetleri ve genelde Davalı Siyasi Partinin Genel Merkezi ile tümteşkilatının faaliyeti, sözcü ve üyelerinin Partice benimsenen beyan veeylemleri 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununun 96/2 ve 97 nci maddelerineaykırı bulunduğundan, aynı Kanunun 10l/b maddesi nazara alınarak davalı DOĞRUYOL PARTİSİ'nin kapatılmasına karar verilmesi arz ve talep olunur. 6 Nisan1984"
II-A) DAVALI SİYASİ PARTİNİN İLK SAVUNMASININ DAVA İLE İLGİLİ GÖRÜLEN BÖLÜMLERİŞÖYLEDİR :
İddianame2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 96/2 ve 97. maddelerine aykırı davranıldığınoktasına dayanmaktadır.
SiyasiPartiler Kanununun 96. ve 97. maddeleri Anayasanın yukarıda işaret ettiğimiz,68, 69 ve bağlantı kurduğu 14. maddelerinde yazılı siyasi partileri kapatmasebepleri dışında ve Anayasaya aykırı olarak yeni bazı kısıtlamalar ve kapatmasebepleri vaz etmiştir.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96/2. maddesi, "Kurulacak siyasi partiler, kapatılansiyasi partilerin devamı olduklarını beyan edemez ve böyle bir iddiadabulunamazlar" hükmünü ihtiva eder.
Maddemetninde de açıkca görüleceği üzere, kurulacak yeni partilerin kapatılan siyasipartilerin devamı olduklarını beyan etmeleri ve ayrıca böyle bir iddiadabulunmaları, yasak fiilin aranan kanuni şartıdır; maddede sarih olarak tespitedilen suçun kanuni unsurlarıdır. Zira Siyasi Partiler Kanunu'nun 117.maddesine göre "Bu kanunun dördüncü kısmında yazılı yasak fiiliişleyenler, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydan azolmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılırlar" demektedir Davamız biryönü ile ceza hukukunun ilkelerini de kapsamaktadır.
Fiilinkanuni unsurları varsayımla, karine ile, yorum ile, tağyir ve tebdil edilemez.
Buhal "kanunsuz suç, kanunsuz ceza olmaz." ilkesinin gereğidir.
Kesinlikleifade ederiz ki;
Dosyadakibelgeler, tümü ile incelendiği zaman görüleceği üzere, Doğru Yol Partisi'nin,kapatılan siyasi partilerin devamı olduğuna dair bir beyanı ve böyle biriddiası mevcut değildir.
DoğruYol Partisi olarak biz, kapatılan herhangi bir partinin devamı olduğumuzu beyanve iddia etmiyoruz, ama, siyasi muarızlarımız rekabet ve husumet sebebi ile birtakım iddia ve ithamlarda bulunuyorlar.
CumhuriyetBaşsavcısı da, çeşitli suçlamaların yapıldığı böylesine karmaşık bir ortamda,Doğru Yol Partisi hakkında açtığı kapatma davasında; vak'a ve delil göstererekKanunun (96/2 maddesinin) aradığı "beyan ve iddia" da bulunmaunsuruna dayanmıyor.
Yerigeldikçe cevaplayacağımız üzere, "imaj yaratmak" tan söz ediliyor.Oysa Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinde yazılı kanuni unsurdan başka"imaj yaratma" diye bir unsur mevcut değildir...
Görülüyorki, "imaj" bir hukuk terimi değildir. Kişiye göre değişen psikolojikve sübjektif bir terimdir. Bu tarz esnek kavramlara karşı, partileri, türlükazalardan koruyan kanun vaz'ı, 96. maddede "beyan etmek","iddiada bulunmak" şeklinde kesin ve açık kavramlar koymuştur. Bunuda yeterli bulmamış, partinin sorumlu ve yetkili kişilerinin ve organlarının"kapatılan partilerin devamı olduklarını beyan etmeleri, iddiadabulunmaları," şartını aramış ve ayrıca ıspatını istemiştir...
Partininbütün kararları, karar defteri ve yazışmaları tasdikli ve resmi biçimde düzenletutulmaktadır.
Bunlarıntamamı Cumhuriyet Başsavcısı'nın denetimi altındadır. Başsavcı bu defterleriincelemeden, resmi yazı ve kayıtları dikkate almadan varsayımlara delil değerivermektedir.
DoğruYol Partisi'nin yöneticileri ve yönetim biçimi için aranacak deliller, PartiGenel Merkezinde incelemeye hazır tutulmaktadır. Bir bölümü de bizzatBaşsavcılığın bürosundadır.
CumhuriyetBaşsavcısının Anayasa ve kanunlar çerçevesinde Partide yürütülen bufaaliyetlerin tümünü gözardı ederek, birkaç cümle veya kelimeyi partiyi kapatmaiddiası istikametinde yorumlayıp, delil şeklinde sunması ve iddianamede, genelbir ifade ile "çeşitli toplantılarda, ilçe kongrelerinde ve özellikle25.3.1983 tarih Mahalli İdareler Seçimi dolayısı ile yapılan propagandalarda,Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi ile Büyük Türkiye Partisi'nin devamıolduğu imajının yaratılmasına çalışılmış ve bu hususa özellikle özengösterilmiştir." şeklinde toptan bir suçlamaya gitmesi her türlüdayanaktan uzaktır ve hukuk mantığını zorlayıcı bir harekettir.
CezaMuhakameleri Usulü Kanunu'nun 260. maddesinde yer aldığı üzere, bir karara vebir yargıya varılabilmesi için, suçun kanuni unsurları yanında sabit vemuhakkak addedilen vakı'aların mevcudiyeti aranır.
Halbukiiddianamede isnat edilen suçun kanuni unsurları mevcut ve muhakkakaddedilebilecek herhangi bir vakıa da mevcut değildir...
İddianame,Partimizi, kapatılmış Büyük Türkiye Partisi'nin ve Adalet Partisi'nin devamıolduğunu beyan etmek ve böyle bir iddiada bulunmakla suçlamaktadır.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. maddesinin birinci fıkrası, 16.10.1981 tarih ve 2533sayılı Kanun ile kapatılan partileri ve 15.10.1981 tarihinden önce kapatılansiyasi partileri yasak kapsamı içine almıştır.
BüyükTürkiye Partisi, 20.5.1983 günü kurulduğuna ve 2533 sayılı Kanunlakapatılmadığına göre, 96. maddenin tarif ettiği siyasi partiler arasındadeğildir.
BüyükTürkiye Partisi'nin kapatılmasına ilişkin 79 sayılı Milli Güvenlik KonseyiKararı olağanüstü bir ihtilal tasarrufudur. Nitekim bu karar, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin Başkanlık Divanının teşekkülü tarihinde kendiliğindenyürürlükten kalkmıştır. Bu kararla haklarında geçici siyasi seçilme ve görevalma yasağı konulanlar anayasal haklarına re'sen kavuşmuşlar, parti yöneticisiveya Belediye başkan adayı olmuşlardır.
79sayılı Milli Güvenlik Konseyi Kararı, ihtilal hukuku içinde fonksiyonunu fiilenicra etmiştir. Ancak Anayasa Hukuku ve Anayasamızın açık hükümleri karşısında,bir hukuki belge olarak gösterilemez.
BüyükTürkiye Partisi'nin kurulduğu 20.5.1983 tarihinde, Anayasanın 177. maddesinin(b) fıkrası gereğince siyasi faaliyette bulunma hakları ve siyasi partilerleilgili hükümler "Siyasi Partiler Kanunu'nun yayınlanması ileyürürlüğe" girmiştir.
24Nisan 1983 tarihinde yürürlüğe giren Siyasi Partiler Kanunu'ndan sonrakurulacak partileri denetleme ve kapatma yetkisi Cumhuriyet Başsavcısı veAnayasa Mahkemesine intikal etmiştir.
Buoluş, ihtilalin kurucu organı Milli Güvenlik Konseyi'nin mutabakatı, kararı vehalk oylaması ile gerçekleşmiştir.
1982Anayasasına ve Siyasi Partiler Kanunu'na göre Milli Güvenlik Konseyi'nin partikapatma yetkisi, 24.4.l983 tarihinde son bulmuştur.
SiyasiPartiler Kanunu'nun Geçici 4. maddesinde ve geçici 7. maddesinde yer alan ikihüküm bu savunmayı doğrulamaktadır. Bu maddelere göre, Milli Güvenlik Konseyiancak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar partilerile ilgili sınırlı yetkiler kullanabilirdi.
Bunlardanbirisi, parti kurucularını, parti tüzel kişilik kazandıktan sonra vetoetmektir. Diğeri ise, Adalet Bakanlığı aracılığı ile Cumhuriyet Başsavcısındanparti kapatma davası açma isteğinde bulunmaktır. (Siyasi Partiler Kanunu,Geçici maddesi 7).
Bumaddelerin varlığı da 24.4.1983 tarihinden sonra, bir siyasi partinin, ancakyargı kararı ile kapatılacağının açıkca bir Anayasa ve kanun hükmü olduğunuortaya koyar.
Buyetki ve görevin istirdadı veya devri mümkün değildir. Nitekim, yeni TürkiyeBüyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçen süreiçinde Cumhuriyet Başsavcısı Mahkemenize çeşitli partiler hakkında kapatmadavaları açmış ve Yüksek Mahkeme bu konuda usule ve esasa ilişkin kararlarvermiştir. Bu yetki ve görevin bölüşülmesi veya Konseyle ortaklaşa kullanılmasıAnayasaya aykırıdır.
79sayılı tebliğde sözü geçen 2324 ve 2485 sayılı Kanunlar ise, Milli GüvenlikKonseyi'ne ve Kurucu Meclise, münhasıran teşrii yetkiler vermiştir.
79sayılı kararın, hukuki dayanağı olmasa da fiili sonuçlar doğurduğu açıktır.
Başsavcının,bu karara dayanarak, Büyük Türkiye Partisi'ni 95. maddede tarif edilenkapatılmış parti saymasına kanuni imkân yoktur. Zira;
a)Büyük Türkiye Partisi'nin 11 günlük siyasi hayatı içinde, Anayasaya ve SiyasiPartiler Kanunu'na aykırı bir davranışını tespit etmiş ise, bizzat Başsavcınıniddianamesini hazırlayarak ve delillerini toplayarak Anayasa Mahkemesinebaşvurması gerekirdi.
b)79 sayılı kararın gerekçesi; tek taraflı bir iddiadan ibarettir. Partininyetkili organlarının savunması alınmamış, deliller toplanmamış ve Anayasadayazılı biçimde bir Anayasa Mahkemesi yargılaması yapılmamıştır.
Bukararın, bir gerekçe taşımasına da sebep ve gerek yoktur. İhtilal otoritesinin,siyasi iktidarı temsil ettiği dönemde aldığı bu kararın haklılığını araştırmayada mahal ve imkân yoktur.
Siyasalsebeplerle ve kendi yararı gereği, ihtilallerin geçici kararlar alması veuygulaması olağandır. Bu kararlar, olağanüstü dönemden sonra norm değerleriniyitirirler. Yeni sonuç doğurmazlar. Yüksek Mahkemenin, Büyük TürkiyePartisi'nin kapatılması konusunda bir tartışma veya karara girmesiniistemiyoruz. Ancak, Büyük Türkiye Partisi'nin, yetki, görev, tarih ve şekilyönünden "96. maddenin tarifine gi ren kapatılmış parti"sayılamayacağını savunuyoruz. Diğer yandan, 11 gün yaşamış olan Büyük TürkiyePartisi, program ve tüzüğü dışında , hiçbir siyasi faaliyet göstermemiş,teşkilat kurmamıştır. Partinin program ve faaliyeti yönünden, Anayasaya veyaKanunlara aykırı bir hareketi ileri sürülmemiştir. Nitekim, Milli GüvenlikKonseyinin 79 sayılı kararında Parti suçlanmamıştır. Kararda sadece Partinin"Büyük Türkiye Partisi'nin bazı kurucularının" tutum ve davranışlarısebebiyle kapatıldığı yazılıdır.
..........
CumhuriyetBaşsavcısının, bazı kişilerin partiye katılmasına yönelik karine bulma çabasınıda antidemokratik ve Anayasanın temel hak ve özgürlüklerle ilgili hükümlerineaykırı bulmaktayız.
AdaletPartisi'nin eski parlamenterlerinden bir bölümü diğer partilerde de kurucu üyeolarak görev almışlardır. Bunların arasında o partilerin gene1 başkanyardımcısı seçilenler de vardır. Bir bölümü ise siyasi hayata katılmamıştır.Bu, ilgili kişilerin tercihleri konusudur.
AnayasanınGeçici 4. maddesi eski parlamenterlerin siyasi partilere üye olmak, seçme veseçilme hakkını açıkça ve kayıtsız şartsız tanımıştır. Bu hakkın kullanılmasıizne ve şekle tabii değildir. Her parti, propagandaya yönelik faaliyetleriiçinde, daha önce seçim çevrelerinde oy toplamış eski parlamenterleri törenleüye kayıt etmeye özen gösterir.
Bütünpartiler benzer toplantılarda eski parlamenterleri üye yapmışlardır; yapmayadevam edeceklerdir. Bu durum partiye girenler için Anayasaya ve Kanunlara göresuç teşkil etmediği halde, Parti için neden suç teşkil etsin'
Başsavcı23.6.1983 tarihinde Doğru Yol Partisi'nin Kuruluşunu, "Bu kez" tabiriile Büyük Türkiye Partisi'ne iliştirmektedir. Doğru Yol Partisi'nin kurucukadroları Milli Güvenlik Konseyi'nin denetiminden geçmiştir. Bu kurucularınBüyük Türkiye Partisi ile veya kapatılmış partilerle ilişkisi olmadığı,Konseyin kendilerini onaylaması ile sabit olmuştur.
İddianameile, Doğru Yol Partisi hükmi şahsiyetine izafe edilmeye çalışılan maddivakı'aları, Siyasi Partiler Kanunu açısından tasnif etmek zarureti ve ihtiyacıvardır.
1-a) Siyasi Partiler Kanunu'nun 15. maddesine göre, partiyi temsil etme yetkisigenel başkana aittir.
AynıKanunun 101/b maddesinde parti genel başkanı ile birlikte genel başkanyardımcısının veya genel sekreterinin sözü edilen bu maddeler hükümlerineaykırı olarak sözlü ya da yazılı beyanda bulunması parti şahsiyeti hükmiyesiniilzam eder.
b)Partinin merkez karar ve yönetim kurulunca... Kanunun dördüncü kısmında yeralan maddeler hükümlerine aykırı karar alınması veya genelge veya bildirileryayınlanması... suretiyle aykırı faaliyette bulunulması parti hükmi şahsiyetinibağlar.
2-Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinin d/1 bendinde, "(b) bendindesayılanlar dışında kalan parti organı, mercii, kurulu veya bir siyasi partiüyesi tarafından bu Kanunun dördüncü kısmında yer alan maddeler hükümlerineaykırı fiillerin işlenmesi veya konuşmalar yapılması halinde fiilin işlendiğiveya konuşmanın yapıldığı tarihten başlayarak iki yıl geçmemişse CumhuriyetBaşsavcılığı, söz konusu organ, mercii veya kurulun işten el çektirilmesiniveya parti üyesinin veya üyelerinin bu bentte sayılan organ, mercii veya kuruladahil olsun olmasın partiden kesin olarak çıkarılmasını yazı ile o partidenister." denmekte ve yapılacak işlemler sonuçları ile birliktedüzenlenmektedir.
Bumaddeye giren olaylar varsa, şüphesiz değerlendirilmeleri ayrı bir konudur.
3-Siyasi Partiler Kanunu'na göre, Partiyi temsil yetkisi bulunmayan, parti kurulve organlarında görevli olmayan, hatta partide üye kaydı bulunmayan kişilerinbeyan, davranışı yazı, makale veya yorumlarının parti hükmi şahsiyeti dışındatutulması gerekir. Partiyi ilzam etmez.
İddianamedeyer alan fiilleri ve faillerini bu kanuni sıraya göre tasnif ederek, hukukideğerlendirmeye tabi tutacağız..
İddianamenin7. sayfasında yer alan, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nın,"Doğru Yol Partisi Menderes meş'alesini söndürmemek içinkurulmuştur." sözlerine gelince : Cumhuriyet Başsavcısı bu sözlerinkronolojik açıdan devir ve teslimini ortaya koyduğu kanaatını ileri sürerek,"Bizi biliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz" sözlerinin de Siyasi Partinin,Adalet Partisi'nin devamı olduğu imajını vermeye yönelik bulunduğunubelirtmiştir.
CumhuriyetBaşsavcısının şahsi yargısı bizim düşünce ve maksadımızın dışındadır veyanlıştır.
Yukarıdada belirttiğimiz gibi, Türk siyasi hayatına girmiş bazı kavramların yerleşmişve değişmez anlatımları vardır. Millet bu kavramları bir tek şekilde anlar.
"1946ruhu", "1946 meş'alesi", "Menderes meş'alesi"deyimleri çok partili demokratik siyasi hayata geçiş, dönem, felsefe, inanç vedavasını temsil eder. Bu dava, bu felsefe ve inanç Atatürk'ün kurduğuCumhuriyetle beraber doğmuştur, ebediyete kadar yaşayacaktır.
Birbaşka ifade ile, örnek olsun diye belirtelim ki, büyük Atatürk'ün ideallerininbir kısmı kurdurduğu ve hatta bizzat kurduğu partilerde fikir mihrakı olmuştur.
DemokratParti, Atatürk'ün ideallerinden en önemlisi olan "Egemenliğin kayıtsızşartsız millete ait olduğu" ilkesinin temsil edildiği bir partidir.
DemokratParti kapatılmıştır. Partilerin kapanması demek, hükmi şahsiyetin son bulması,diğer manada hukuki ölüm demektir. Kapatılan parti ile birlikte Atatürk ilke veideallerinin son bulduğu nasıl iddia edilemezse, Anayasanın meşru saydığı vehatta temel ilke kabul ettiği ideal ve davaların, başka bir partide temsili de,ne kapatılan partinin devamı olur, ne de suç sayılır.
"Bizibiliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz" sözleri, taşıdığı mananın dışında ileriyegeriye, sağa sola çekiştirmeye ve uzatmaya müsait değildir.
Birparti liderinin yıllarca, demokrasiyi, Atatürk milliyetçiliğini, ülke ve milletbütünlüğünü, hürriyet içinde refahı savunagelmiş, memleketin her köşesinehizmet götürmüş, bürokrat, teknokrat ve devlet adamlarını seçimler dolayısı ileparti adayı göstermiş, onların ehliyet veı liyâkatlarını ifade ederken de"Bizi biliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz" demiş olması, en tabii birpropaganda hakkıdır...
Kaldıki, "Bizi biliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz" sözleri tek başınasöylenmiş olan sözler değildir. Bu sözlerin sarf edildiği yerde başlangıçfikri, fikrin izahı yapılmış, sonra da "bizi bu fikirlerimizletanıyorsunuz, bizi bu kadrolarımızla biliyorsunuz" denmiştir.
Konuşmalarbir bütündür. Sadece bir cümleyi alıp, ahkam çıkarmak manayı yozlaştırır...
İddianamenin8. sayfasında yer alan ve Tire'de bir lokalde Esat Yıldırım Avcı tarafındansöylendiği iddia edilen "Gülü solduracak mısınız'" "Bacayıtüttürecek misiniz'" "Adresi biliyor musunuz'" soruları vealınan cevaplarla ilgili değerlendirilmelerin de bir imaj yaratma hareketiolarak yorumlanması, keza haksız ve tutarsızdır. Aslında Genel Başkan YıldırımAvcı tarafından bu tarz bir konuşma kat'iyen yapılmamıştır. Toplantı yerinderesmi görevlilerin bulunması kanun icabı olduğu halde, buna dair güvenilir birbelge ve zabıt da mevcut değildir.
PartiGenel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nın Denizli'nin Çal ilçesinde yaptığı birkapalı salon toplantısında "Biz anamızın karnından, milletin bağrından veatın böğründen çıkarak ge1dik" tarzındaki konuşması ile ilgili olarak,resmi makamlarca soru sorulmuş, Genel Başkan Avcı, bu sözlerin hangi maksatlakullanıldığını ve hangi amaca yönelik bulunduğunu 5.4.1984 günü AnkaraCumhuriyet Savcı Yardımcısı Cemalettin Erkan'a verdiği talimat ifadesindeaçıklamıştır. (Ek no.6) ...
PartiGenel Başkanının demokratik bir propaganda anlayışı içinde samimiyetle yaptığıbir konuşmanın, kendi beyanı ile de amacı ve sebebi belirtildiğine göre, yanlışyorumlanmasına hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi, konuşmacının niyetini tahrifede yetkisi yoktur.
Türkiye'dehem demokratik siyasi hayattan söz etnek, hem de bazı sözcüklerinkullanılmasını yasaklamak, düşünce ve ifade hürriyetini bir manada ortadankaldırmak olur. Ayrıca, suç işleme korkusu ve tehdidi altında yapılacak birpropagandanın, serbestlik unsuru olmadığı için, demokratik bir propagandasayılması da mümkün değildir...
İddianamenin13. sayfasında yer alan, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nınpropaganda gezisi sırasında, 21.3.1984 tarihinde çeşitli yerlerde yaptığı"Demokrasi tarihinin beyaz sayfalarında iki seçim birer kara leke olarakkalacaktır. Bunlardan birisi 1946 seçimleri, diğeri ise bu iktidarı doğuranYüksek Seçim Kurulunun yarattığı 6 Kasım 1983 seçimleridir. Hata beşericabıdır. Tashihi fayda verecektir. Bu hata millet tarafından seçimlerde tashihedilecektir." şeklindeki konuşması hakkında İzmir Askeri Savcılığıtarafından kovuşturma yapılmış, 23.3.1984 günü ve 1984/135-56 sayılı iddianameile dava açılmıştır. Bu dava halen derdesttir.
CumhuriyetBaşsavcısı bu iddianameye ve olaya dayanarak 2820 sayılı Kanunun 97. maddesineaykırı hareket edildiğini ileri sürmektedir. Böylesine bir iddia gerçeklereuygun olmadığı gibi, sözü geçen Kanunun 97. maddesine de aykırıdır.
GenelBaşkan Yıldırım Avcı'nın sözleri açıktır. Matufiyeti ve muhatabı 6 Kasım 1983seçimlerine Doğru Yol Partisi'nin girmesine imkân vermeyen Yüksek SeçimKurulu'nun kararıdır.
Esasen,bu konuda Yüksek Seçim Kuruluna müracaatta bulunulmuş, Yüksek Seçim Kurulutarafından bu müracaatlar red edilmiştir. (Ek no. 7, 8, 9)...
Hukukive siyasi platformda yapılmış olan, mahiyeti ve muhatabı açıkça belli bulunanbir tartışmayı maksadından saptırmaya ve hedefinden şaşırtmaya imkan yoktur.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 97. maddesinin başlığı ve metni şöyledir :
"12Eylül 1980 Harekâtına karşı beyan ve tutum yasağı"
"Madde97: Siyasi partiler, Anayasanın başlangıç kısmında yazılı sebeplerle TürkSilahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980Harekatına ve Milli Güvenlik Konseyinin karar, bildiri ve icraatına karşıherhangi bir tutum, beyan ve davranış içinde bulunamazlar."
Kanunhükmü bir olduğuna göre, Yüksek Seçim Kurulunun kararını ele alarak açıkça bukarar hakkında tenkit ve mütalaada bulunmanın ne suretle Milli GüvenlikKonseyinin karar, bildiri ve icraatına karşı bir tutum ve beyan olarakyorumlandığını insafla anlamak ve bağdaştırmak mümkün değildir.
İddianamenin6. sayfası (aa) bendinde, TRT'ye gönderilen ve radyo ve televizyon seçimhaberleri arasında yayınlanan, Doğru Yol Partisi Genel Sekreteri Refik Sunol'aait demeçte (Doğru Yol Demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir)kelimelerinin slogan olarak kullanıldığına işaret edilip, bu sözlerlekapatılmış partilerle bağlantı kurulmak istenmiştir.
Gerçekbu değildir.
İşinesası, doğrusu ve belgesi şudur :
DoğruYol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı 21.2.1984 günü TRT Haber DairesiBaşkanlığına gönderdiği resmi yazıda : (Ek no: 11,12)...
"DoğruYol, Anayasa gereği olarak, hür, serbest, tek dereceli genel seçimi milletiradesini savunduğu için Demokrattır.
Hakkı,hukuku ve kanun hakimiyetini temsil ettiği için Adaletçidir.
Kalkınmayı,imar ve inşayı, huzur ve refahı sağlamayı hedef aldığı için de BüyükTürkiyecidir.
Yolumuzdoğrudur. Hedefimiz doğrudur. Davamız doğrudur." Bu metin televizyonun21.2.1984 günlü seçim haberleri bülteninde aynen neşredilmiş ve Türk Milletineduyurulmuştur.
DoğruYol Partisi Genel Başkanının Parti hükmi şahsiyeti adına resmen yazdığı bu yazıve televizyonun Türk Milletine yaptığı bu sarih açıklama ortada iken CumhuriyetBaşsavcılığının aksine vaki iddiaları ve yorumu kabule şayan olamaz...
Anayasabu terimleri sık sık kendisi de kullanmıştır. Anayasa, Cumhuriyetin değişmezniteliklerini sayan 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti ... adaletanlayışı içinde... demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."demektedir.
DoğruYol Partisi'nin adaletçiliği ve demokratlığı kaynağını, Anayasanın bu maddedeöngördüğü ilkeden ve sözcüklerden almaktadır.
Anayasanın5. maddesinde de görüleceği üzere, Adaletçi olmak bir Anayasa ilkesidir.
Türkçegramer kurallarına göre bu kelimelerin sıfat olarak kullanış şekli ise RefikSunol tarafından ifade edilen biçimdedir.
DoğruYol Partisi'nin, "Büyük Türkiye" yi hedef alması da gizli bir imajsayılamaz.
Birmilliyetçi düşünce partisinin, Türkiye'yi büyük yapmak ideali kusur değildir.
Atatürk,tarihi konuşmasında daima "Büyük Türk Milleti" hitabında bulunmuştur.
BüyükTürk Milletinin vatanı elbette Büyük Türkiye'dir. Çeşitli devlet adamları,siyasi partiler büyük bir Türkiye ideali içindedir. Bu tabiri sıkçakullanmışlardır.
Nüfusuhızla artan ve dinamik bir kalkınma stratejisi içinde bulunan ülkemizin"Büyük Türkiye'yi hedef alması milli ve ortak bir politikadır....
DoğruYol Partisi'nin progranı ve ekonomik ve sosyolojik anlayışının en veciz ifadesiolan bu terimin kullanılmasının "Büyük Türkiye Partisinin varlık vefelsefesini yansıttığı" iddiası mesnetsizdir.
Ayrıca11 gün yaşayan, bir ilde bile teşkilat kurmayan, bir tek toplantı yapmayan,seçimlere katılmayan, kurucu üyelerinin veto edilmesi süresi dahi dolmadankapanan bir partinin hangi varlık ve felsefesinin, ne suretle yansıtıldığı izaholunmamıştır.
İddianamede,
DoğruYol Partisi'nin Merkez Karar ve Yürütme Organının faaliyetleri arasında Mahalliİdareler Seçimlerinde Hüsamettin Cindoruk'un İstanbul'dan, Mehmet Gölhan'ınAnkara'dan ve Hayri Yorgancıoğlu'nun da İzmir'den Büyük Şehir Belediye Başkanıadayı olarak Doğru Yol Partisi listelerinde yer almış olmalarına temas edilmiş,bu suretle Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisiyle Büyük Türkiye Partilerinindevamı olduğu imajının yaratılmasına çalışıldığı iddiasına yer verilmiştir.
Derhalbelirtelim ki, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre, bu kişilerin siyasetyapmaları yasak değildir. Doğru Yol Partisi'nden aday olmaları da yasakdeğildir. Fakat, Başsavcı, adeta, bu kişilere "imaj yaratma" tehdidive korkusu içinde bir nevi siyaset yasağı getirmektedir....
İddianamenin8. sayfasında, 25.3.1984 tarihinde yapılan Mahalli İdareler SeçimlerindeIsparta, Samsun ve Erzurum'da düzenlenen mitinglerin adlandırılmasındakullanılmış beyannamelerde ve propaganda amacı ile parti tarafından tirajıyüksek gazetelere verilen ilanlarda yer almış sözcüklere de değinilmiştir.
"DoğruYol Demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir".
"Dünvardık, bugün de varız, yarın da olacağız."
"DoğruYol Partisi başarısı milletçe görülmüş, beğenilmiş kadroları temsil eder."
Cümleleri,asıl metinlerden ayıklanarak Doğru Yol Partisi'ni kapatma iddia ve arzusuiçinde ve ters yönde yorumlanmıştır.
Beyannamelerinasılları ekte sunulmuştur. (Ek no : 14, 15, 16, 17, 18).
İncelendiğindegörüleceği üzere, her birisi iki büyük sayfayı dolduran bu beyannameler,Anayasanın temel ilkelerini açıkça savunan fikirlerle doludur.
Esasenmetinlerin bütünü ile incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir...
DoğruYol Partisi'nin, başarısı milletçe görülmüş, beğenilmiş kadroları temsil etmişolması düşüncesi ile, kapatılmış Adalet Partisi'nin devamı olduğu iddiasıarasında hiçbir illiyet rabıtası kurulamaz.
Derhalifade edelim ki, iftiharla belirttiğimiz hizmetler kişilerle birlikte yapılmışDevlet hizmetidir. "Devlete hizmet ettim," veya "Devlete hizmetedenler Partimizde" demenin suç sayıldığı bir ülke yeryüzünde mevcutdeğildir.
GeçmişDevlet hizmetleri, onu yapanlar için ne bir kusur ne de bir suçtur. "Şuçeşmede emeğim var", "şu fabrikada alın terim var", "şuhizmette göz nurum var" diyen bir bürokrat ve Devlet adamı, Doğru YolPartisi'nde ise suçlu mu sayılacaktır. Veya, bu durumdan dolayı siyasi parti,kapatılma tehdidine mi maruz kalacaktır. Hürriyetçi demokrasi bu değildir.Bunun adı, bizim rejimlerimizin ve tarihimizin çok karanlık ve gerisayfalarında kalmıştır.
DoğruYol Partisi, hukuki açıdan, 9 ay evvel kurulmuş bir partidir. Ancak, tüzük veprogramda yer alan ve temsil ettiği misyon itibariyle milli hakimiyet ve milliirade inancında Cumhuriyetin tarihi kadar eskidir. Çünkü, o davayı temsiletmektedir.....
İddianameyegöre, Isparta mitinginde parti üyesi İhsan Sabri Çağlayangil yaptığıkonuşmasının bir yerinde "mühür bizde demek, mühür kimde ise, burasıIsparta, Süleymanın kim olduğunu siz Özal'dan daha iyi bilirsiniz" demişolması Partiyi suçlayıcı iddialar arasında yer almıştır.
Önceliklebelirtmeliyiz ki, ihsan Sabri Çağlayangil'in uzun konuşmasının sadece bircümlesi alınarak yanlış ve maksatlı bir yoruma, gidilmiştir.
İhsanSabri Çağlayangil bir fikri izah etmektedir. O fikir şudur : Özal mahalliseçimlerde Anavatan partili adaylara oy verilmesini isteyerek Hükümet Başkanısıfatıyla, açıkça partizanlık yapmıştır. Bu propagandalarının bir yerinde deÖzal "mühür bizde" diyerek, "İktidar Anavatan'dır, hükümetbiziz" demiştir.
İhsanSabri Çağlayangil'in cevabı Özal'ın propagandasına işaretle, "siz birparti hükümeti değil, milletin hükümeti olmayı vaat ettiniz; oysa partizan birhükümet gibi konuşuyorsunuz, mühür bende demeniz budur. Eğer bu, mühür kimdeyseSüleyman odur demekse, burası Isparta'dır. Süleymanın kim olduğunu Özal'dan iyibilirsiniz" sözleri, iktidarın siyasi maksatlı ve partizanca yürütmekistediği bir propagandaya verilmiş bir cevaptan ibarettir.
İstanbulBüyük Şehir Belediye Başkan adayı Hüsamettin Cindoruk'un konuşması ile, İlBaşkanı Yaşar Keçeli'nin Üsküdar'da 11.2.1984 günü yapılan Parti toplantındasöylediği iddia edilen sözler bir tahkikat konusu olmuştur.
Butahkikat dosyası ile birlikte Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı adı geçenkişilerin ifadelerine müracaat etmiştir.
Olaylailgili şahitler ifadelerinde, söylendiği iddia edilen sözlerin aslasarfedilmediğini kesin şekilde belirtmişlerdir...
Kaldıki, hukuki planda, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, Siyasi Partiler Kanunu'nagöre, Parti hükmi şahsiyetini ilzam eden sorumlu kişilerin beyanları ilesorumsuz kişilerin beyanlarını bir arada mütalaa etmek mümkün değildir.
SiyasiPartiler Kanunu'nda Anayasa esprisine uygun olarak, Parti hükmi şahsiyetinitürlü ithamlardan ve iddialardan koruyabilmek için, ne çeşit beyanlarla, hangiparti sorumlularının beyanlarının, hangi kurulların tasarruflarının partiyiilzam edeceği ayrıntıları ile gösterilmiştir. İddianamede yer alan sorumsuzkişilere ait davranışların şahsiyeti hükmiyeye mal edilmesine ve bir illiyetrabıtası kurulmasına hukuken imkan yoktur.
İddianamenin9. sayfasında yer alan mitinglerdeki pankartlarda mevcut yazıların kimlertarafından ve ne maksatla yazıldığı belli olmadığı gibi, bunların partişahsiyeti hükmiyesini ilzam eden bir tarafı yoktur ve sorumlular tarafındanyürütülen parti faaliyetlerinin içinde sayılmaları da asla mümkün değildir.
DoğruYol Partisi'nin seçim gezilerinde kullandığı otobüse süvari adı verilmesi deCumhuriyet Başsavcısını endişeye sevketmiş ve şüphelendirmiştir. Esasen buotobüse ne çeşit bir isim verilirse verilsin bir takım ters yorumlaryapılabilirdi, buna engel olmak mümkün değildir.
Bilindiğiüzere hukukun temeli mantıktır. Hukuk mantığında önemli olan husus fiil ileyargı arasındaki kesin illiyet rabıtasıdır. Bu rabıta yoksa, mantığı zorlamaolur. Süvari kelimesinden adım adım ilerleyerek evvela at'ı çıkarmak sonra buat'ı diğer renklerden ayırıp mutlaka kırat saymak ve kırat yolu ile dekapatılmış bir partinin ambleminde işi düğümleyerek bir partinin kapanmasınınistemenin hukukla bağdaşır ve anlaşılır tarafı yoktur.
Kaldıki, seçim otobüsüne yazılan "Süvari" adı partinin resmi organlarıtarafından konulmamıştır.
Elmadağİlçe Başkanı Ahmet Yıldız'ın 4.2.1984 günü Gölbaşı Sinemasında yapılan BüyükDivan Toplantısında söylediği iddia edilen sözler, iddianameye göre,"Kapatılan Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olan Doğru Yol Partisi'nitemsilen konuşuyorum" dedikten sonra, "1946 da başladık, 1960 dabitti; 1962 de başladık 1971 de bitti; Büyük Türkiye Partisi ile Doğru YolPartisi'nde gene başlıyoruz" tarzındaki konuşmasıdır.
Bukonuşmanın gerçek mahiyeti evvela 9.3.1984 tarihli ifade zaptı ile CumhuriyetBaşsavcılığınca adı geçen Ahmet Yıldız'a sorulmuş ve ifadesi alınmıştır.
AhmetYıldız, ifadesinde, "Siyasi partiler konusundaki yasakları bilmekteyim. Buitibarla önceden kapatılan siyasi partilerin devamı olduğumuza ilişkin herhangi bir söz sarfetmedim. Toplantıda keza, bu konuda herhangi bir konuşmacı dasöz sarfetmedi. Esasen toplantıdan önce, biz konuşacağımız hususları Partimizinbasın bürosuna bildiriyorduk. Onlar bir konuşma metni hazırlayıp bizeveriyorlar, biz de bu metni toplantıda okuyoruz." demiştir.
DoğruYol Partisi basın sözcülüğü tarafından hazırlanmış ve Elmadağ İlçe BaşkanıAhmet Yıldız tarafından 4.2.1984 günü 1. Büyük Divan Toplantısında yapılmışolan konuşma metni iddianameye ekli dosyada mevcuttur ve son derece açık vekesindir.
Partiyönetimi her türlü dikkat ve ihtimamı göstererek konuşmacının eline yazılımetni vermiştir. Konuşmacının iddianamede yer aldığı üzere, söylediği ilerisürülen sözlerin esasen mantığı ve makul tarafı yoktur...
DoğruYol Partisi Karacabey İlçe Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri tarafından17.8.1983 günü halka açık olarak yapılan toplantıda, Doğru Yol Partisi'ninkapatılmış Adalet Partisi'nin devamı olduğuna dair beyanları tamamıyle birhayal mahsulüdür.
Olay,bir ihbar mektubu üzerine ciddiye alınarak soruşturma konusu yapılmıştır.İddianameye ekli dosyada görüleceği üzere, ifade veren şahitler, ihbar veiddianın aksine, Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi'nin devamı olduğutarzında herhangi bir söz sarfedilmediğini, böyle bir konuşma olmadığınısamimiyetle ifade ekmişlerdir...
İddianamenin6. sayfası son bölümünde Güneş Gazetesi'nin 18.3.1984 tarihli nüshasında yeralan bir fotoğraf ve altındaki yazı gene Cumhuriyet Başsavcılığınca kişiselbiçimde ve önyargılı bir yoruma tabi, tutuılarak, Doğru Yol Partisi suçlanmakistenmiştir.
İşinaslı ve gerçeğin çıplak yüzü şudur :
İstanbul'dayapılan bir düğünde, düğün sahibi siyasi ölçü ve mülahaza dışında, Türkiye'detanınmış Devlet adamlarını, iş adamlarını, basın temsilcilerini, ilim ve sanatadamlarını, özetle seçkin bir topluluğu düğününe davet etmiştir. Bu düğünde hersiyasi partiye mensup, eski ve yeni farkı gözetilmeden pek çok kişi hazırbulunmuştur...
İddianamenin7. sayfasında yer alan ve Tercüman Gazetesi'nde Nazlı Ilıcak'ın yazdığı makalehakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafındankovuşturma açılmış; yapılan kovuşturma sonunda 16.3.1984 tarih ve 1984/103esas, 1984/46 karar sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir...
İddianamedesözü geçen, Antalya mitinginde Şevket Demirel tarafından yapılan konuşmaüzerine, 29.3.1984 tarihinde lsparta Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesindeadıgeçen : "Ben Doğru Yol Partisi'ne kayıtlı değilim, hiçbir yerde dekaydım yoktur. Ayrıca, ben bu şekilde bir konuşmada bulunmadım, Konuşmam tahrifedilerek sonradan yazılmıştır. Konuşmamın anlamı değiştirilerekyazılmıştır." demiştir. Bu beyanı cerh ve tekzip eden hiçbir delil mevcutdeğildir.
İzmir'deyapılan bir üye kayıt işleminde çekilen fotoğraf ve fotoğrafın altına gazetetarafından yazılan yazı bir parti suçu teşkil etmez. Bu tür eylemleriyapanların, niyet, davranış ve maksatlarını, milyonları temsil eden,Türkiye'nin üç büyük partisinden birisi olan Doğru Yol Partisi'nin şahsiyetihükmiyesi ile birleştirmek ve bir suç ithamına vesile yapmak demokratik siyasihayatın milletçe yaşanmasına imkan bırakmaz.
İddianamedeyer alan bir başka iddia da, Tercüman Gazetesi'nin 4.3.1984, 16.3.1984,22.3.1984, 27.3.1984 ve 28.3.1984 günlü nüshalarındaki bazı makale ve fıkrayazıları ile Günaydın Gazetesi'nin 3. sayfasında Tencere Sütununda yer alan birbaşka yazı ile ilgilidir.
Yazarların,düşündüklerini diledikleri şekilde kaleme almaları basın hürriyeti icabıdır. Bugazeteler parti organı değildirler ve bu yazılar kanunen partiyi ilzam etmez.
Türkiye'depekçok gazete çıkmaktadır. Bunların günlük tirajı toplamı olarak milyonlarınüstündedir. Sadece birkaç yazarın değerlendirmesini, bir imajın doğmasına delilolarak göstermek son derece yanıltıcıdır ve doğru değildir.
Anayasave mevzuu hukuk yönünden iddianame hakkındaki görüşlerimiz...
1946yılında kurulan Demokrat Parti'nin savunduğu özel sektöre ağırlık veren,kalkınmacı karma ekonomi ve siyasi liberalizm programı, demokratik sağ vemilliyetçi partiler halinde canlılığını sürdürmektedir. Bu programları vefikirleri paylaşan siyasetçi kadrolar ve seçmenler de ülkede yaşamaya devametmektedirler.
1961de ve 1983 de yasaklanan, bu program ve fikir birliği değildir. Çünkü, böylebir yasak, demokrasinin işlemesi için bir engel niteliği taşır...
Partiyeüye olmak isteyen bazı vatandaşların 1946-1960 arasında Demokrat Parti,1961-1980 arasında Adalet Partisi üyeleri, parlamenterleri veya yöneticileri olduğudoğrudur. Bu üyeler, Anayasada yazılı temel hak ve özgürlüklerine dayanarakDoğru Yol Partisi'ne kayıt olmak isterlerse yapılacak iş sadece yasalformaliteleri tamamlamaktır.
Kapatılmışpartilerin üyeleri, siyaset yasağı dışında kaldıkları sürece programlarınıbenimsedikleri partilere gireceklerdir...
Partiler,henüz siyasi hayatlarının oluşma devresinde bir takım ihbarlar, münferitkonuşmalar veya sohbetlerde söylendiği ileri sürülen sözlerle kapatılırsasiyaset yapmak, imtiyazlı kişi ve partilerin tekeline girer...
Bunoktada iddianamenin, kapatma isteğine dayanak yaptığı 96. ve 97. maddelerineilişkin hukuki görüşümüzü bildirmek istiyoruz.
Anayasanın69. maddesinde siyasi partiler için gerekli görülen bütün yasaklar ayrıntılıbiçimde gösterilmiştir.
Anayasa,68. ve 69. maddelerinde, siyasi partiyi kurum olarak açık biçimde tarif etmişve kendi bünyesi içinde yer vermiştir.
69.maddenin son fıkrasında ise çıkarılacak siyasi partiler kanununun sınırlarınıda çizmiştir :
"Siyasipartilerin kuruluş ve faaliyetleri, denetleme ve kapatılmaları yukarıdakiesaslar dairesinde kanunla düzenlenir."
Bumaddenin davamızla ilgili emri açıktır.
"Partikapatmaları" Anayasada yazılı esaslar içinde mümkündür. Anayasanın 11.maddesine göre Anayasa hükümleri bağlayıcıdır.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 101. maddesi bir usul hükmüdür.
Bumadde parti kapatma kararının, "Kanunun dördüncü kısmında yer alanmaddelere aykırı" eylemler nedeni ile verilebileceğini ifade etmektedir.
Buhükmün, "Dördüncü kısmında yer alan ve Anayasanın derpiş ettiği bir kısımhükümler" olarak anlaşılması gereklidir. Bu kısmın tamamına şamil kapatmamüeyyidesi Anayasaya aykırı düşer.
Zira,Siyasi Partiler Kanunu'nun dördüncü bölümündeki yasaklar, bir parti kapatmakiçin, Anayasanın izin verdiği ve açıkça yazdığı sebeplerden fazladır. Bumeyanda 96. ve 97. maddelerdeki yasakları, Anayasa doğrudan parti kapatmasebebi saymamıştır.
SiyasiPartiler Kanunu dikkatle incelenirse, Anayasada yazılı doğrudan parti kapatmasebeplerinin dördüncü kısım, l., 2., ve 3. bölümlerinde yer aldığıgörülecektir. Bunların dışında kalan yasakların bir bölümü, Siyasi PartilerKanunu'nun 9. maddesi gereğince Cumhuriyet Başsavcısının denetim yetkisininhukuki dayanaklarıdır.
Buyasaklar, partilerin isimlerinde veya programlarında yer alabilir. CumhuriyetBaşsavcısı, bu hususların, önce düzeltilmesini ister. Nitekim Kanunun 102.maddesindeki denetimin dayanağı da bu yasakların bir bölümüdür.
Busavunmamızı doğrulayan bir başka sebep ise, Siyasi Partiler Kanunu'nun 103.maddesidir.
Bumaddeye göre, 97. maddenin bir kapatma sebebi sayılması için; "Partininaykırı fikirlerin işlendiği bir mihrak haline" gelmesi gerekmektedir...
Bumaddenin varlığı iki hususu ispat etmektedir.
a-Kanunun dördüncü kısımındaki yasak maddelerinin tümü kapatma sebebi değildir,
b-Bazı maddelerin kapatma sebebi sayılması için "bir mihrak" hali vekesafet şartı ile yetkili organların benimseme şartı gerekmektedir.
103.maddede yer alan "mihrak, kesafet ve organlarca benimsenme" şartı,aranan yasaklar, Anayasada yer alan temelli kapatma sebepleridir. Diğer birdeyişle, bunlar Anayasaya aykırılık halleridir. (Mesela 78. madde gibi).
Kanunyapıcı, bir partinin Cumhuriyetin değiştirilemez temel ilkelerine muhalefethalini dahi ıspat için 103. maddedeki, ağır sübut ve şekil esaslarını şartkoşmuştur. Buna karşın kapatılmış parti flamasını veya amblemini kullanmanınveya bunlara ilişkin fiillerden ötürü kapatmanın daha hafif sübut halinebağlanması eşitlik ve adalet ilkeleri ile bağdaşmaz.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 103. maddesi aslında parti kapatma kararlarının tümündearanacak sübut şartını tarif etmiştir...
Birçokmaddeleriyle Anayasaya aykırılığı açık ve kesin olan Siyasi Partiler Kanunu isesonradan, 24.4.1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
BuKanunun 96. ve 97. maddeleri hem çağdaş hukuka hem de Anayasa ilkelerineaykırıdır. Demokratik bir hukuk Devletinde hukuka aykırı bir düzenleme objektifbir düzenleme sayılamaz. Türkiye Devletinin Anayasası, Türkiye CumhuriyetiAnayasası adını taşır. Kanunların Anayasaya ayları olamayacağı ilkesi bir hukukDevleti ilkesidir.
Anayasanın2. maddesi "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma veadalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyalbir hukuk Devletidir." hükmü ile Cumhuriyetin niteliklerini belirlemiştir.
Anayasanın4. maddesi ise, Anayasanın 1. maddesindeki Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuhakkındaki hükmü ile 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesihükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükmünü koymuştur.
Cumhuriyetinnitelikleri arasında yer alan :
-İnsan haklarına saygılı olma,
-Demokratik Devlet olma,
-Hukuk Devleti olma,
Temelilkeleri ile Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddelerini bağdaştırmakmümkün değildir.
YapısıAnayasa ile belirlenen Türkiye Cumhuriyeti'nin niteliklerini değiştirmekle onitelikleri işlemez hale getirmek birbirinden farklı şeyler değildir.
AnayasanınGeçici 15. maddesi ile sözü geçen Siyasi Partiler Kanunu'nun hükümleriCumhuriyet'in yukarıda belirlenen niteliklerini geniş ölçüde işlemez halegetirmektedir.
Böylece,Büyük Atatürk'ün Cumhuriyeti kurduğu ve Anayasa'ya tescil ettirdiği, dünden bugüne bütün Anayasalarda yer alan "Değişmezlik" ilkesi sondüzenlemelerle amacından uzaklaşmıştır. Bir manada Siyasi Partiler Kanunu,Anayasanın üstüne çıkmıştır.
HukukDevletinin teminatı ve Yüksek Yargı Organı olan Anayasa Mahkemesi'nin, şu veyabu sebeple Anayasanın üstüne çıkan Siyasi Partiler Kanunu'nun davamızla ilgilimaddelerinin tatbik kabiliyeti bulunduğunu kabul edeceğine ihtima1vermiyoruz...
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddelerinin Anayasanın temel ilkelerine,demokratik felsefesine ve hususiyle 14. ve 69. maddelerine aykırı olduğukanaatını ileri sürüyoruz...
Anayasavazı'ı, muhalefette bulunan partilerin akibetini ekseriyetin tahakkümüne maruzbırakmamak içini çıkarılacak Siyasi Partiler Kanunu'nun, kapatma bakımındanAnayasanın 68. maddesine uymasının zaruri olduğunu büyük bir isabetlebelirtmiştir.
Busarahate rağmen, Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddeleri, Anayasanınçerçevelediği madde sınırlarını aşarak temel ilkelere ve Anayasa ruhuna aykırıyeni sınırlamalar getirmiştir.
Anayasanın13. maddesinde, "Teme1 hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özelsınırlamalar demokratik toplun düzeninin gereklerine aykırı olamaz veöngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz." denmektedir.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddeleri ise, demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı, sübjektif ve şümullü bir sınırlama ile temel hak vehürriyetlerin özünü ortadan kaldıracak bir düzenleme vaz etmiştir.
Sonuçolarak;
DoğruYol Partisi aleyhine açılan kapatma davası dosya münderecatına göre;
1-Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gösterilen sebeplerden hiç birisine uygunolmadığı,
2-Delil niteliği taşımayan yanlış varsayımlara dayandığı, böylece iddianın sübutaermediği,
3-"Kanunsuz suç, kanunsuz ceza olmaz" temel ilkesine aykırı düştüğü,
4-Çağdaş demokratik gelişmeyi durdurarak, vatandaşların Anayasa ile belirlenen,hürriyet ve eşitlik haklarını ihlal ettiği,
5-Adalet ve insaf ölçüleriyle bağdaşmadığı cihetle, iddianamede ileri sürüleniddiaların reddi ile, Partimizin kapatılmasına mahal olmadığı hususunda kararittihazını, saygılarımızla arz ve talep ederiz."
B)CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA SONRADAN BİR KISIM BELGELERİN ANAYASA MAHKEMESİNEGÖNDERİLEREK DOSYAYA KONULMASI ÜZERİNE BU BELGELERİN FOTOKOPİLERİNİ ALAN DAVALISİYASİ PART VERDİĞİ EK SAVUNMA DİLEKÇESİNİN DAVA İLE İLGİLİ GÖRÜLEN BÖLÜMLERİŞÖYLEDİR :
"YüksekMahkemenin ittihaz ettiği karar gereğince, 20 günlük süre içinde gerekliincelemeyi yaparak, hazırladığımız yazılı savunmamızdan sonra, dosyaya yeni birtakım evrakın intikal ettiğine, tetkiklerimiz sırasında muttali olmuşbulunuyoruz...
MahalliSeçimler dolayısıyla ülke çapında yapılan siyasi propagandalar sırasında,binlerce kişi çeşitli zaman ve yerlerde konuşmuşlardır. BunIarın içerisindepartiye kayıtlı üyelerimiz ve adaylarımız olduğu gibi kayıtlı olmayankimselerin de bulunması mümkündür.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 98., 100. ve 101. maddelerinde yer aldığı üzere, CumhuriyetBaşsavcılığıının, öncelikle yasak fiili tespit ederek o fiili işleyen kişilerinParti ile ilişkilerini delillendirerek, keyfiyeti kanuni süresi içinde,Partinin Genel Merkez Organlarına bildirmesi, yasak fiili işleyenler hakkındaişlem yapılmasını istemesi icapeder...
Mahalliseçimler dolayısıyle siyasi parti adayları arasındaki şahsi rekabet çeşitlihusumetlere dönüşmüş, bazı yerlerde tertip, isnat ve iftira şeklindekiihbarlara sebep olmoştur.
Songelen evrak arasında bulunan birkaç misalini çok açık şekilde görmek mümkündür.
1-Afyon'un Çay İlçesi Karacaören Kasabasında Muharrem Günay imzalı 11.4.1984tarihli ve Cumhuriyet Başsavcılığı makamına hitaben verilen ihbar bunlardan birisidir.
Adıgeçen kasabada yapılan belediye seçimini Doğru Yol Partisi adayı Osman İşlerkazanamamıştır. Bu ihbarın sebebi muhbir ile Osman İşler arasındaki siyasiçekişmedir.
Muhbir,25 Mart seçimlerinden 15-20 gün evvel yapıldığını iddia ettiği konuşmadan sözetmiş, suç teşkil edecek cümleler ileri sürmüştür. Mesele bununla da kalmamış,adıgeçen muhbir, yanına iki de şahidini alarak Ankara'ya gelmiştir. BizzatCumhuriyet Başsavcılığına giderek, masraf edip Ankara'ya kadar getirdiğiöğretilmiş şahitlerini Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Mater Kaban'adinletmiştir...
PartiGenel Başkanı beraberinde, yıllarca Devlet idare etmiş, bakanlık yapmış,parlamenterlik yapmış pekçok kişi ile birlikte 15 den fazla tecrübeli basınmensuplarıyla geziye çıkmış ve konuştuğu her yerde binlerce insan ve basın bukonuşmaları takip etmiştir...
PartiGenel Başkanlığının konuşma yaptığı her yerde, emniyet görevlileri ayrıcasiyasi büro mümessilleri bulunmuş ve görev yapmışlardır. Bu konuda kanunlaraaykırı bir durum bulunsaydı ilgililer derhal tespit edip gereken makamlarabildirirlerdi. Dosyada bu konu ile ilgili hiçbir malumat mevcut değildir.
Olayşudur : Parti seçim otobüsü Karacaören'den geçerken, ısrarla durdurulmuş,kurban kesilmiş, vatandaşın ilgisine Genel Başkanca teşekkür edilmiş, başkacabir konuşma yapılmaksızın yola devam edilmiştir. Bu husus, Genel Başkan EsatYıldırım Avcı'nın talimat üzerine verdiği ifadede belirtilmiştir. (Belge: 1)...
2-Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyaya intikal ettirilen evraklar arasında;
a)Üsküdar ve Kartal'da yapılan mitinglerle ilgili tutanaklar,
b)Hürriyet Gazetesindeki tam sayfa ilan,
c)İsimsiz, ilave notta 7 sayfalık beyanname,
d)Kırkağaç'da dağıtıldığı söylenen bazı fotokopiler,
e)İskenderun mitingi ile ilgili not1ar,
f)Adana eski Doğru Yol Partisi İl Başkanı Mustafa Kasımoğlu ile ilgili iddia veihbarlar,
g)Nazilli'de Erol Namlı ve M. Remzi Işıklı haklarında yapılan soruşturma ileilgili bir kısım evrak da vardır.
Bütünbu evrakın mahiyeti incelendiği zaman, görülecektir ki, Doğru Yol Partisi'ninhükmi şahsiyetini ilzam edecek ciddi delil niteliğinde bir beyan, iddia ve olaymevcut değildir"
III-CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ ESAS HAKKINDA GÖRÜŞÜNÜN İLGİLİ BÖLÜMÜ ŞÖYLEDİR :
"Dava,Doğru Yol Partisinin 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesininikinci fıkrası ile 97. maddesine aykırı davranışta bulunduğundan kapatılmasınakarar verilmesi istemini içermektedir.
DavalıParti, savunmasında, bu maddeler "Anayasaya aykırı olarak yeni bazıkısıtlamalar ve kapatma sebepleri vazetmiştir." demekte ve bu varsayıma,Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddelerinin Anayasa'nın 68. ve 69.maddeleri ile bağlantı kurduğu 14. maddesinde yazılı Siyasi Partileri kapatmasebeplerinin dışında kaldığı görüşünden hareketle ulaşmaktadır.
Anayasa'nın69. maddesinin birinci fıkrasında siyasi partilerin 14. maddedeki sınırlamalardışına çıkamayacakları, çıkanların temelli kapatılacakları vurgulandıktan sonradiğer fıkralarında da 14. madde dışında daha başka yasaklamalara yer verilmişve bu yasaklamalara uyulmaması halinin kapatma sebebi olduğu ifade edilmiş, sonfıkrasında da "Siyasi partilerin kuruluş ve faaliyetleri, denetleme vekapatılmaları yukarıdaki esaslar dairesinde kanunla düzenlenir"denilmiştir...
Savunmada,"Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan: - İnsan haklarına saygılıolma, - Demokratik Devlet olma, - Hukuk Devleti olma, temel ilkeleri ile SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddelerini bağdaştırmak mümkün değildir."denilmiş ve konunun Yüksek Mahkemece incelemeye değer bulunduğu ifadeedilmiştir.
Dahaönce de değinildiği gibi, Yüce Türk Milletinin yönetimine talip olan SiyasiPartilerin öncelikle yürürlükte bulunan kanunlarda öngörülen ilke vs kurallarauygun davranmaları gerekir...
2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 98. maddesine göre Yüksek Mahkeme bu davada,Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun hükümlerini uygulayacaktır.
Halböyle olunca, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun delillerin ikamesi ile yetkili237 ve müteakip maddelerine göre hareket edilmesi söz konusudur. Bu nedenle,dava açıldıktan sonra Başsavcılığımızca elde edilen deliller ve belgeler davadosyasına ibraz olunmuş, esas hakkındaki görüşümüzde bu delillere dedayanılmıştır.
DavalıSiyasi Parti ek savunmasında, Siyasi Partiler Kanunu`nun 98, 100 ve 101.maddelerinden bahisle (Cumhuriyet Başsavcılığının öncelikle yasak fiili tespitederek, o fiili işleyen kişilerin Parti ile ilişkilerini delillendirerek,keyfiyeti kanuni süresi içinde, Partinin Genel Merkez Organlarına bildirmesi,yasak fiili işleyenler hakkında işlem yapılmasını istemesi icabeder.)denilmektedir.
2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinin (b) bendine dayanılarakdavalı Partinin kapatılmasına karar verilmesini istemekteyiz.
Davayaneden olan, kapatılmış partilerin olduğu beyan ve iddiası, Türkiye genelindeele alınmış ve değerlendirilmiştir.
Bubakımdan davalı Siyasi Partinin, kanundaki deyimle "faaliyettebulunulması" eylemine Türkiye genelinde katılmış olan kişiler hakkında, buaşamada, ayrıca aynı maddenin (d) fıkrası hükümlerine göre işlem yapılmasınakalkışılmasının yerinde olmadığı, esasen Siyasi partinin kapatılmasına kararverildiği takdirde davalı Partiye ait bir kuruluşun feshedilmesinin veya Partiüyesinin çıkarılmasının talep edilmesinin anlamsız olacağı düşüncesindeyiz.Davanın kabul edilmemesi ve kapatma kararı verilmemesi halinde bu hususlarınayrıca değerlendirileceği tabiidir.
.........
A-Kurulacak siyasi partiler, kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyanedemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar.
1-.......
Savunmada,(Büyük Türkiye Partisi 20.5.1983 günü kurulduğuna ve 2533 sayılı Kanunlakapatılmadığına göre, 96. maddenin tarif ettiği siyasi partiler arasındadeğildir... 1982 Anayasasına ve Siyasi Partiler Kanunu`na göre Milli GüvenlikKonseyi'nin parti kapatma yetkisi 24.4.1983 tarihinde son bulmuştur.)denilmektedir.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası'nın Geçici 2. maddesi karşısında bu görüşe katılmayaolanak yoktur.
Sözüedilen maddede, (12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Kanunla kuruluşu gösterilenMilli Güvenlik Konseyi, Anayasa'ya dayalı olarak hazırlanacak Siyasi PartilerKanunu ile Seçim Kanunu'na göre yapılacak ilk genel seçimler sonucu TürkiyeBüyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar 2324sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ve 2485 sayılı Kurucu Meclis HakkındaKanunlara göre görevlerini devam ettirir) denilmektedir.
MilliGüvenlik Konseyi'nin 79 sayılı kararını, bu kararın alındığı 31 Mayıs 1983 günüyürürlükte olan ve yukarıda değinilen kanunların ışığında değerlendirmekgerekir.
.........
BüyükTürkiye Partisi'nin temelli kapatılmasına karar verilmiş ve karar hukukisonuçlarını doğurmuş, hükmünü icra etmiştir. Sözü geçen kararın bu haliyle değerlendirilmesigerekir. Bu olgu ve kararın dayandırıldığı yasa hükümleri gözönündebulundurulduğu takdirde, savunmada ileri sürüldüğü gibi (1982 Anayasası'na veSiyasi Partiler Kanunu'na göre Milli Güvenlik Konseyi'nin parti kapatmayetkisi, 24.4.1983 tarihinde son bulmuştur.) demenin bir anlamı ve hukukideğeri yoktur.
MilliGüvenlik Konseyi'nin yetkilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıpBaşkanlık Divanını oluşturuncaya kadar devam edeceği Türkiye CumhuriyetiAnayasası'nın Geçici 2. maddesi hükmü gereğidir. Bu durum karşısında 2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrasındaki"Kapatılan siyasi partiler" deyimi içine (Büyük Türkiye Partisi) ninde girdiği görüşündeyiz.
2324sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü karşısında 16.10.1981 tarih ve 2533 sayılıKanun ile 79 sayılı Karar arasında doğurdukları sonuç bakımından bir farkgörülmemiştir. Bu hususa Milli Güvenlik Konseyi'nin 77, 91 ve 167 sayılıkararları örnek olarak gösterilebilir.
2-Davalı Doğru Yol, Partisi'nin kurulduğu günden itibaren faaliyeti izlendiğinde;bu Partinin 2533 sayılı Kanunla kapatılmış Adalet Partisi'nin ve Milli GüvenlikKonseyi'nin 79 sayılı Kararı ile temelli kapatılmış Büyük Türkiye Partisi'nindevamı olduğu mesajı verilmek suretiyle kamu oyunun bu yolda algılanmasına,seçmenin bu şekilde etkilenmesine çalışıldığı gözlenmiştir.
.....................
3-2820 sayılı Kanunun 101. maddesinin (b) bendinde "Parti büyük kongresincemerkez karar ve yönetim kurulunca... bu Kanunun dördüncü kısmında yer alanmaddeler hükümlerine aykırı karar alınması veya genelge veya bildirileryayınlanması veya karar alınmamış olsa bile bu kurullar tarafından aynıhükümlere aykırı faaliyette bulunulması veya parti genel başkanı veya genelbaşkan yardımcısı veya genel sekreterinin sözü edilen bu maddeler hükümlerineaykırı olarak sözlü ya da yazılı beyanda bulunması" halinde Yüksek Mahkemepartinin kapatılmasına karar verecektir.
Görüldüğüüzere maddede, karar alınmamış olsa bile bu kurullar tarafından aynı hükümlereaykırı faaliyette bulunulması, kapatma kararı verilmesi için yeterlidir.
2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 14. maddesine göre (Büyük kongre ilktoplantısını yapıncaya kadar, bu kongrenin yetkilerini kurucular kurulukullanır.)
DavalıSiyasi Parti henüz büyük kongresini yapmamıştır. Merkez Karar ve YönetimKurulunun çoğunluğunu Kurucular Kurulu üyeleri teşkil etmektedir. Yukarıdadeğinilen (faaliyette bulunma) hususunun değerlendirilmesinde bu durumun dagözönünde bulundurulması icap eder.
................
4-Dava açıldıktan sonra Başsavcılığımıza gelen ve olayla ilgili belgeler davadosyasına konulmak üzere Yüksek Mahkemeye sunulmuştur.
Bubelgeler de iddiamızı desteklemektedirler.
a)Doğru Yol Partisi Gene1 Başkanı Esat Yıldırım Avcı, 25 Mart 1984 tarihindeyapılan Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyle Çay İlçesinin Karacaörenkasabasındaki konuşmasında, (Doğru Yol Partisi Demokrat Parti ve Adaletpartisinin devamıdır.) diyerek propaganda yapmıştır.
................
b)Davalı Siyasi Partinin Nazilli İlçesi Başkanı ve Belediye Başkan adayı MehmetRemzi Işıklı ile Aydın İlçe Başkanı Ero1 Namlı 29.2.1984 tarihli konuşmalarında(Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi'nin devamı) olduğunu ifade etmişlerdir.
c)Mahalli İdareler Seçimlerinde Doğru Yol Partisi'nin Çay İlçesi Belediye Başkanadayı Osman İşler'in (Biz eski Demokrat Partinin meşalesiyiz, kıratındevamıyız, eski kırattan gelmeyiz, onların meşalelerini söndürmeyeceğiz)dediğini bu hususta dinlenen tanıklar beyan etmektedirler.
d)25 Mart 1984 Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyla düzenlenen mitinglerde veülkenin çeşitli yerlerinde dağıtılan bildiriler de ilginçtir.
aa)17.4.1984 günlü yazınızla dosyaya ibraz edilen bildiride, (1946 da yeter sözmilletindir şahlanışı ile Anadolunun sinesinden fışkıran demokrat zihniyetinAdalet Partisi çizgisinden bu güne kadar temsilcisini Doğru Yol Partisi ismindebulabilirsiniz.)
bb)Kırkağaç İlçesinde dağıtılan ve 24.4.1984 tarihli yazınızla dosyaya konulanbildiride (senin yerin Menderes Nehrine akan çağlayan ırmaklar gibi gelenkimselerin safı dır. Doğru Yol Partisi 1946 da çıkan yolun kilometre taşıdır.)
cc)Davali Parti tarafından savunmasına ekli olarak ibraz edilen, 17 Mart 1984tarihinde Samsun'da yapılan mitingde dağıtılan "Büyük Türkiye MitingiBeyannamesi" nde;
(DoğruYol Partisi'ni destekleyin ki mamur ve müreffeh "Büyük Türkiye" ningerçekleşmesine yeniden imkan olsun...)
dd)11.4.1984 tarihli yazımızla dosyaya ibraz edilen Cumhuriyet Gazetesi'nin12.3.1984 günlü nüshasında Barış Kudar tarafından verilen haberde Esat YıldırımAvcı'nın Celal Bayar'ın Umurbey'deki müzesini gezerken müze defterine yazdığı(1946 da hürriyet meşalesi yakanlar, öncelikle Cumhurbaşkanımız Celal Bayarevinizi gezerken çok heyecanlandım. Bu meşale yere düşmeden elden ele nesillerboyu ilelebet taşınacaktır.)
Sözleridüşünülen ve ulaşılmak istenilen amacın ne olduğunu göstermektedir.
Bubildiriler birlikte değerlendirildiği takdirde davalı Parti Merkez Karar veYönetim Kurulunca ve Genel Başkanca söylenilen sözlerin, güdülen amacın,vurgulanmak istenilen görüşün dağıtılan bildirilerde şekillendiği ve henüzherhangi bir icraatı olmayan Doğru Yol Partisi'nin kapatılmış AdaletPartisi'nin devamı olduğunun ifade edildiği anlaşılmış ve gözlenmiştir.
e)Doğru Yol Partisi'nin 16.3.l984 tarihinde İskenderun'da düzenlediği kapalısalon toplantısında konuşmacı olarak Genel Merkezce görevlendirildikleri, ilçeteşkilatınca ifade ve takdim edilen Mustafa Deliveli, Doğru Yol Partisi'nineski Demokrat ve Adalet Partisi'nin devamı olduğunu vurgulamaya çalışmış, TalatAsal da Doğru Yol Partisi Adalet Partisi'nin devamı değil ta kendisidirdemiştir.
MustafaDeliveli ile Talat Asal'ın Merkez Karar ve Yönetim Kuruluncagörevlendirildikleri anlaşılmaktadır.
...................
f)Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyla Antalya'da yapılan mitingde, kapatılmışAdalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel DoğruYol Partisi'ne kayıtlı olmadığı halde konuşturulmuş, bu Partinin AdaletPartisi'nin devamı olduğunu kanıtlayıcı sözler söylemiştir.
...................
g)Doğru Yol Partisi Adana İl Başkanı Mustafa Kasımoğlu hakkında Adana CumhuriyetSavcılığınca 11.4.1984 tarihli iddianame ile dava açılmıştır.
5-İddianamemizde etraflı olarak açıkladığımız olaylar ile yukarıda değindiğimizeylemler birlikte değerlendirildiği takdirde :
a)Doğru Yol Partisi'nin Kurucular Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu vePartinin, kapatılmış Adalet ve Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olduğunuaçıklar şekilde faaliyette bulunmuşlardır.
Örneğin;
aa)Doğru Yol Partisi programı ile Büyük Türkiye Partisi'nin programları aynıilkeleri yansıtmakla kalmamakta, bazı maddeleri aynen kaleme alınmışbulunmaktadır. Örnekleme yolu ile birkaç maddeye değineceğiz.
DoğruYol Partisi'nin programının Kişinin Temel Hakları başlığı altında 2. maddesiyleBüyük Türkiye Partisi'nin Kişi Güvenliği başlığını taşıyan aynı numaralımaddesi, davalı Doğru Yol Partisi'nin programının Temel Hak ve HürriyetlerinTeminatı başlıklı 12. maddesi ile Büyük Türkiye Partisi'nin programının TemelHak ve Hürriyetlere Riayet başlıklı 15., Doğru Yol Partisi'nin programınınTabii Kaynaklar Başlıklı 29. maddesiyle Büyük Türkiye Partisi'nin TabiiServetler Maden Politikamız başlıklı 39., Davalı Partinin programının Sağlıkbaşlıklı 43. maddesiyle Büyük Türkiye Partisi'nin aynı başlıklı 60., davalıSiyasi partinin programının Milli Değerler başlıklı 42. maddesinin son fıkrasıile Büyük Türkiye Partisi'nin Milli ve Manevi Değerler ve Kültür başlıklı 59.maddesinin son fıkrası, Doğru Yol Partisi'nin programının Şehirleşme, Konutbaşlıklı 45. maddesiyle Büyük Türkiye Partisi'nin 63. maddeleri kelime kelimeaynı bulunmaktadırlar. Bu maddeler birkaç örnek olarak verilmiştir.
bb)Büyük Türkiye Partisi'nin kurucularıyla kapatılmış Adalet Partisi'nin ilerigelenleri, milletvekilleri ve senatörleri kamu oyu oluşturulması amacıyladüzenlenen gösterişli törenlerle Doğru Yol Partisi'ne katılmışlardır.
cc)25.3.1984 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Seçimlerinde kapatılan bupartilerin kamu oyunca bilinen mensuplarının Doğru Yol Partisi adayı olarakgösterilmesine özen verilmiştir.
dd)Çeşitli toplantılarda, ilçe kongrelerinde ve özellikle 25.3.1984 tarihliMahalli İdareler Seçimi dolayısıyle yapılan propagandalarda Doğru YolPartisi'nin Adalet Partisi'yle Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olduğu imajınınyaratılmasına ve ayakta tutulmasına özen gösterilmiş, bu amaçla toplantılardakapatılmış bu partilerin kamu oyunca tanınan ileri gelenlerine hatta kapatılmışAdalet Partisi'ne ve bu Partinin Genel Başkanına yakınlığı bilinen ve Doğru YolPartisi'nin kayıtlı olmayan kimselere de görev verilmiş ve bu kişiler yurdunçeşitli yerlerinde konuşturulmuşlardır.
ee)Davalı Siyasi Parti tarafından tirajı yüksek gazetelere verilen ve (Dün vardık.Bugün de varız. Yarın da olacağız.) ... (Doğru Yol Partisi başarısı milletçegörülmüş, beğenilmiş kadroları temsil eder.) sözcüklerini içeren ve birer bildiriniteliğini taşıyan ilânları seçim otobüsünün süvari adını taşıması, devamlıolarak kullanılan (Doğru Yol Demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir.)sözleri ile 25.3.1984 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Seçimlerinde Isparta,Samsun ve Erzurum mitinglerine verilen adlar, Merkez Karar ve Yönetim KurulununDoğru Yol Partisi'nin kapatılmış Adalet ve Büyük Türkiye partilerinin devamıolduğunu belirtmeye yönelik faaliyetlerindendir.
....................
b)Davalı Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı da söz vehareketlerinde bu Partinin kapatılmış Adalet ve Büyük Türkiye Partisi'nindevamı olduğunu beyan etmiş, vurgulamış ve sürekli olarak bu mesajı vermeyeçalışmıştır.
GenelBaşkan Esat Yıldırım Avcı;
aa)(Doğru Yol Partisi Menderes meşalesini söndürmemek için kurulmuştur.) sözlerinidevamlı olarak tekrarlamaktadır.
.................
bb)İddianamemize ekli belgelerde görüleceği üzere (Bizi biliyor, bizitanıyorsunuz.) (Bu mesele bir kadro, bir heyecan ve inancın meselesidir.Ehliyetli liyakatli, bilgili ve tecrübeli, ruhuna insan sevgisini yerleştirmişbir yönetim muhtevasıyla olur. Bizi ve hizmetinize arz ettiğimiz kadrolarımızıbiliyor ve tanıyorsunuz.)
(Ülkedene varsa bizim kadrolarımızın eseridir. Tüten fabrika bacasından, akan çeşmeyekadar her şeyde bizim arkadaşlarımızın el emeği, göz nuru vardır.) demiştir.
Birkaçaylık geçmişi olan bir siyasi parti için söylenen bu sözlerin ne anlama geldiğive niçin vurgulanmak istenildiği açıktır.
cc)Isparta mitingine gidişinde, (Şehre Demirel Bulvarıyla giriyoruz, Antalya'yaMenderes Bulvarı ile devam ederiz.) Çal İlçesinde (Biz anamızın karnından,milletin bağrından ve atın böğründen çıkarak geldik.) Tire'de, (Gülü solduracakmısınız' Bacayı tüttürecek misiniz' Öyleyse benim söyleyeceğim yok.) sözlerininve nihayet (Süvari siyasi bir motif, bir amblem olmuştur. Bir politikadır,felsefedir. Süvarinin selamı var size.) açıklamasının matufiyeti debelirgindir.
.......................
dd)Genel Başkan Esat Yıldırım Avcı'nın, propaganda gezisi sırasında gittiği Çayİlçesinin Karacaören kasabasında (Biz eski Demokrat ve Adalet Partilerinindevamıyız.) demiştir.
.....................
c)Doğru Yol Partisi kurucu üyesi ve basın sözcüsü Mehmet Muhsinoğlu imzasıylaTRT'ye gönderilen radyo ve televizyonun seçim haberleri sırasında yayınlanandavalı Siyasi Partinin Genel Sekreteri Refik Sunol'a ait demeçte; (Doğru YolDemokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir.) denilmiştir. Bu sözlerleverilmek istenilen mesajın ne olduğu iddianamemizde etraflı olarakaçıklanmıştır.
.....................
Savunmada,Siyasi Partiler Kanunu'nun 96/2. maddesinin kanuni unsurlarının "Beyanetmek" ve "İddiada bulunma" olduğu ifade edilmiş ve"Davamız bir yönü ile Ceza Hukukunun ilkelerini de kapsamaktadır."denilmiştir.
Cezadavalarında, ıspat olunacak hususlar, suçun mevcudiyeti ve sanık tarafındanişlendiği ve bunlara müteferrik bir takım hallerdir. Ceza işlerinde, her şeydelil olabilir, hakim şu veya bu delille takyit edilmemiş ve delil teşkiledilebilecek vasıtaların ikna kuvvetlerinin derecelerini de kanun tayinetmeyerek hakime serbest taktir hakkı tanımıştır. İşte bu mülahaza ilesunduğumuz delillerin takdiri halinde iddia ettiğimiz olayın gerçekleşmişolduğunun saptanacağı kanısındayız.
"beyanetme" ve "İddiada bulunma" deyimlerinin anlamı ve şümulü butakdiri delil esası gözönünde bulundurularak değerlendirilmelidir.
Budeğerlendirme yapılırken 2820 sayılı Kanunun gerekçesinin de gözönündebulundurulması da gerekir.
SiyasiPartiler Kanunu'nun Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu Raporunun 35. sayfasındakonumuzla ilgili maddeye ilişkin gerekçede (...kapatılan ya da feshedilenpartinin devam ettiği izlenimini yaratacağından) denilmekte ve"izlenime" özel değer verilmektedir.
Herne kadar 96. maddenin ikinci fıkrası Danışma Meclisindeki metinde yok ise demaddenin genel yapısına ait bu gerekçeyi gözardı etmek olanağı yoktur.
Esasenbu konuda, kamu düzeni bakımından, şekli gerçek değil, asıl hakikatınaraştırılması zorunludur. Takdiri delil sisteminde münazaalı vakıayı büyükihtimal içinde gösteren bütün izler delil olarak kabul edilir.
..............
Yüksekmahkeme şu veya bu delille kısıtlanmamış olduğundan, delilleri ve vakıalarıserbestçe takdir hakkına sahiptir. Hüküm kurulurken "maruf ve meşhur"olan vakıalar da gözönünde bulundurulacaktır.
DoğruYol Partisi'nin kuruluşundan itibaren izlenen yol, bu Partiyi destekleyenler veözellikle 25 Mart 1984 günlü Mahalli İdareler Seçimleri dolayısıyla yapılanpropaganda faaliyeti, radyo ve televizyonda ve basında yer alan demeçler,ilânlarda vurgulanan ve kullanılan deyimler, gezilerde söylenilen sözler,kamuoyunda Doğru Yol Partisi'nin kapatılmış Adalet Partisi ile Büyük TürkiyePartisinin devamı olduğu kanı ve inancını yerleştirmiştir. Bu husus artık marufve meşhur vakıa niteliğini kazanmıştır.
............
B-Siyasi Partiler, Anayasanın Başlangıç kısmında yazılı sebeplerle Türk SilahlıKuvvetlerinin milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 Harekatına veMilli Güvenlik Konseyinin karar, bildiri vs icraatına karşı herhangi bir tutum,beyan ve davranış içinde bulunamazlar.
DoğruYol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı, 25 Mart 1984 tarihinde yapılanMahalli İdareler Seçimleri dolayısıyla çıktığı yurt gezisinde ve çeşitli yerlerde(Demokrasi tarihinin beyaz sayfalarında iki seçim birer kara leke olarakkalacaktır. Bunlardan birisi 1946 seçimleri, diğeri ise bu iktidarı doğuranSeçim Kurulunun yarattığı seçimlerdir. Hata beşer icabıdır. Tashihi faydaverecektir. Bu hata millet tarafından seçimlerde tashih edilecektir.) demiş vebu sözlerinden ötürü hakkında Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı AskeriSavcılığınca dava açılmıştır.
Savunmada,bu sözlerin (matufiyeti ve muhatabı 6 Kasım 1983 seçimlerine Doğru YolPartisi'nin girmesine imkan vermeyen Yüksek Seçim Kurulunun kararıdır.)denilmiştir.
AskeriSavcılıkça düzenlenen 23.3.1984 tarihli iddianamede de değinildiği üzere,Yüksek Seçim Kurulundan söz edilmek suretiyle Milli Güvenlik Konseyi'ninmilletvekili seçimleri ile ilgili icraatı hedef alınmıştır....
YüksekSeçim Kurulu seçime katılacak siyasi partileri belirlemekle görevlidir. (İzin)Yüksek Seçim Kurulu için söz konusu olamaz. Kastedilen merciin Milli GüvenlikKonseyi olduğu açıktır.
Sonuç:
6Nisan 1984 tarihli iddianamemizde ve yukarıda açıkladığımız üzere davalı DoğruYol Partisi'nin Kurucular Kurulunun, Merkez Karar ve Yönetim Kurulunun, GenelBaşkan, Genel Sekreter, sözcü ve üyelerinin beyan ve davranışları, Parti adınabildiri niteliğini taşıyan tirajı büyük gazetelere verilen ilanlarda kullanılandeyimler ve genel olarak davalı Siyasi Partinin Genel Merkezi ile tümteşkilatının faaliyeti, beyan ve eylemleri 282o sayılı Siyasi PartilerKanunu'nun 96/2 ve 97. maddelerine aykırı bulunduğundan aynı Kanunun 101/bmaddesi nazara alınarak davalı Doğru Yol Partisi'nin kapatılmasına kararverilmesi arz ve talep olunur."
IV-DAVALI SİYASİ PARTİNİN ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMASININ DAVA İLE İLGİLİ GÖRÜLENBÖLÜMLERİ ŞÖYLEDİR :
"CumhuriyetBaşsavcılığının esas hakkındaki 11.6.1984 tarihli iddianamesine karşısavunmamızı süresi içinde aşağıda arzetmiş bulunuyoruz.
CumhuriyetBaşsavcısı esas hakkındaki iddiasında ilk savunmamızda gösterdiğimiz hususlarıcerhetmeğe çalışarak,
1-Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasaya uygun olduğunu,
2-Siyasi Partiler Kanunu'nun 95. maddesinin ikinci fıkrasına muhalif olarakkapatılan Siyasi Partilerin devamı olduğumuzu beyan ve iddia ettiğimizi,
3-Siyasi Partiler Kanunu'nun 97. maddesine muhalif olarak Milli GüvenlikKonseyi'nin karar, bildiri ve icraatına karşı tutum, beyan ve davranış içindebulunduğumuzu,
İddiaile, Partimizin kapatılmasını talep etmektedir.
Kapatmayamesnet ittihaz edilen vakıaları aşağıda cevaplandırılmak üzere, öncelikle,davanın dayanağı olarak gösterilen kanun maddeleri hakkındaki görüşlerimiziarzetmeye çalışacağız.
1-Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasa
Anayasamızın68. maddesi Siyasi Partilerle ilgili hükümleri, parti kurma, partilere girme vepartilerden çıkma esaslarını; 69. maddesi de siyasi partilerin uyacaklarıesasları birer birer tadat ve tasrih ettikten sonra, son fıkrasında"Siyasi Partilerin kuruluş ve faaliyetleri, denetleme ve kapatılmalarıyukarıdaki esaslar dairesinde kanunla düzenlenir." hükmünü getirmiştir.
Anayasavazıının "Partilerin kapatılması kanunla düzenlenir" demeyip,"Yukarıdaki esaslar dairesinde kanunla düzenlenir" demesinin çokmühim manası vardır.
.............
Açılmışolan bu davaya hukuki mesnet olarak gösterilen Siyasi Partiler Kanunu'nun 96.maddesinin ikinci fıkrasıyla 97. maddesinin, Anayasanın 69. maddesinin hangifıkrasına uygun olduğunun Cumhuriyet Başsavcılığınca izahı icabeder.
Buiki maddenin Anayasanın 69. maddesinin hiçbir fıkrasına uymadığı açık olarakmeydandadır. Diğer taraftan, Anayasa'nın 69. maddesi siyasi partilerinkapatılmalarını sadece birinci ve sekizinci fıkralarında yazılı konularainhisar ettirmiş, bu bakımdan da, Siyasi Partiler Kanunu Anayasayı aşmıştır.
CumhuriyetBaşsavcısı esas hakkındaki mütalaasında bu hususları izah edememiş, AnayasanınGeçici 15. maddesinden faydalanarak, 12 Eylül'den sonraki dönemde çıkartılankanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni HakkındakiKanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasa'ya aykırılığının iddiaedilemeyeceğini ileri sürmeye mecbur kalmıştır.
Biz,Siyasi Partiler Kanunu'nun bahsi geçen maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuiddiası ile iptalini talep etmiyoruz. Ancak, Anayasa'nın teminatı olan YüksekAnayasa Mahkemesi'nin, önüne gelen ve Anayasa'ya aykırı olduğu açıkça gözükenbu kanun hükmünü tatbik edemeyeceğini, şimdiye kadar tekerrür edeniçtihatlarına muvazi olarak, Anayasa'ya aykırı bu kanunu ihmal etmesigerektiğini belirtmek istiyoruz.
...........................
2-Siyasi Partiler Kanunu'nun 96/2. maddesi
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrası "Kurulacak siyasipartiler, kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyan edemez ve böylebir iddiada bulunmazlar" hükmünü getirmektedir.
Kapatılansiyasi partiler ibaresinden, ne zaman ve ne suretle kapatılan siyasi partilerinanlaşılması lazım geldiği hususu davanın mesnedini teşkil etmektedir. Bubakımdan, Kanunun Danışma Meclisindeki müzakeresi sırasında yapılanaçıklamaları belirtmekte zaruret vardır.
Anayasa'nın69/7. maddesinde "Temelli kapatılan siyasi partilerin kurucuları ile herkademedeki yöneticileri; yeni bir siyasi partinin kurucusu, yöneticisi vedenetçisi olamayacakları gibi, kapatılmış bir siyasi partinin mensuplarının üyeçoğunluğunu teşkil edeceği yeni bir siyasi parti de kurulamaz."denmektedir.
Bumaddenin gerekçesinde kapatılmış bir siyasi partinin Anayasa Mahkemesitarafından kapatılan bir siyasi parti olarak kabul edilmesi lazım geldiğiaçıkça belirtilmiştir.
....................
DanışmaMeclisinde kabul edilen Kanun'un 96. maddesine tekabül eden 85. maddenin ikincifıkrasında "Kurulacak siyasi partiler kapatılan siyasi partilerin devamıolduğu beyan ve iddiasında bulunamazlar" diye yazılı iken, Milli GüvenlikKonseyi'nce maddenin anlamını bozmayacak bir biçimde ve daha açıklıkgetirilecek şekilde "Kurulacak siyasi partiler kapatılan siyasi partilerindevamı olduklarını beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar"şeklinde değiştirilerek yürürlüğe konulmuştur.
Binaenaleyhmaddenin müzakere edilmediği yolundaki görüşte isabat yoktur. 96/2. maddedekikapatılmış parti tarifinin aynen 95. madde müzakerelerinde izah edildiğişekilde "Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasi partiler"olarak anlaşılması gerekmektedir.
Buaçıklamaların ışığı altında, Doğru Yol Partisi tüzel kişiliğini ilzam edenGenel Başkan ve diğer sorumluların sözlerinden mahkeme kararı ile kapatılanDemokrat Parti'nin, 2533 sayılı Kanunla kapatılan Adalet Partisi'nin ve MilliGüvenlik Konseyi'nin 79 sayılı Kararı ile kapatılan Büyük Türkiye Partisi'nin,Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatılmış siyasi partilerden sayılamayacaklarıaçıkça ortaya çıkmaktadır.
3-Siyasi Partiler Kanunu'nun 97. maddesi ve Milli Güvenlik Konseyi'nin karar,bildiri ve icraatına karşı tutum.
...................
Anayasa'nın79. maddesi "Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimialtında yapılır" dedikten sonra, seçimlerin başlamasından bitimine kadar,seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma veyaptırmakla... Yüksek Seçim Kurulunu görevli kılmıştır. Keza, Milletvekili SeçimiKanunu'nun 14/11. maddesi de seçime katılabilecek siyasi partileri tespit görevve yetkisini Yüksek Seçim Kuruluna vermiştir.
Münhasırankanunlara göre karar vermek mecburiyetinde olan Yüksek Seçim Kurulu, yukarıdaizah ettiğimiz veçhile, partilerin seçime girebilme şartlarını gösterenkanunlara uygun olarak, kanuni şartları tamamen haiz olan Doğru Yol Partisi'nide seçime girecek partiler arasında ilan etmesi lazım gelirken, ülkeyönetiminin gereği ve özelliklerinden bahisle, 99 sayılı Milli Güvenlik KonseyiKararından söz ederek, kanunların Partimize tanıdığı Milletvekili seçiminegirme hakkını bertaraf etmiş ve bu yüzden de haklı ve devamlı olarak ağırtenkidimize hedef olmuştur.
Bukonuda Partimizce, Milli Güvenlik Konseyi'nin karar, bildiri va icraatına karşıherhangi bir tutum, beyan ve davranış içinde bulunulmamıştır. Nitekim, YüksekSeçim Kuruluna yaptığımız ve dosyada suretleri mevcut müracaatlarımızda buhusus sarahatle görülecektir.
CumhuriyetBaşsavcılığının esas hakkındaki iddianamesine karşı, davanın dayanağı olarakgösterilen Anayasa ve kanun maddeleri hakkındaki görüşlerimizi bu şekilde arzettikten sonra, iddianame maddeleri sırasına göre savunmamızı arz ediyoruz.
.................
1-İlk savunmamızda geniş bir şekilde ele alınıp izah edildiği üzere, AdaletPartisi ve Büyük Türkiye Partisi Siyasi Partiler Kanunu'nun 96/2. maddesindeki"Kapatılmış siyasi partiler" deyimi içine girmediği görüşümüzümuhafaza etmekteyiz.
CumhuriyetBaşsavcılığı da bu konuda kesin bir hükme varamadığı için "Kapatılansiyasi partiler deyimi içine Büyük Türkiye Partisi'nin de girdiğigörüşündeyiz" demek suretiyle iddiasının kanuni bir mesnedi bulunmadığınıkabul etmektedir.
...................
2-Partimizin kuruluşundan itibaren faaliyetlerinde, Adalet Partisi ve BüyükTürkiye Partisi'nin devamı olduğu mesajının verildiği ve bu "imaj"ınyaratıldığı şeklindeki iddialara ilk savunmamızda etraflıca cevap verilmişbulunulmaktadır. Onları burada tekrara lüzum görmemekteyiz.
3-Cumhuriyet Başsavcısı Partimiz Kurulucular Kurulu'nun, Merkez Karar ve YönetimKurulu'nun ve diğer sorumlu organlarının Partimizin kapatılmış Adalet Partisive Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olduğu kanısını kamu oyunda yerleştirmekiçin yoğun bir faaliyet içinde bulunduğunu iddia etmekte ise de, bu yoğunluğunmahiyetini, faaliyetlerin neler olduğunu ve bir genellemeye ne suretlevarabildiğini delilleriyle izah edememektedir.
......................
CumhuriyetBaşsavcısı gibi, biz de "olayların ve konuşmaların birliktedeğerlendirilmesi gerekmektedir." görüşündeyiz. Onun içindir ki,kuruluşumuzdan beri faaliyetimizin ve büyük seçim kampanyasının, sıhhatişüpheli, birkaç hadiseye bağlı kalınıp bir genelleme yapılması ve hele hiçbirirtibat ve ilişkisi tespit edilmeden bunların "yoğun faaliyetler"şeklinde kurullara ve sorumlulara mal edilmesi hatalıdır diyoruz.
4-Dava açıldıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığına gelen ve Yüksek Mahkemeyesunulmuş olan belgeler hakkındaki savunmamızı da aşağıda arz ediyoruz.
a)17.5.1984 tarihli ek savunmamızda etraflıca arzettiğimiz üzere, Parti GenelBaşkanı Esat Yıldırım Avcı, Çay İlçesinin Karacaören kasabasında bir konuşmayapmamıştır.
......................
b)Nazilli Doğru Yol Partisi İlçe Başkanı ve Belediye Başkan adayı Mehmet RemziIşıklı ile Aydın Doğru Yol Partisi İlçe Başkanı Erol Namlı beyanları ile birsiyasi partinin kapatılmasına sebep olabilecek kişilerden değildirler...
c)Mahalli İdareler Seçimlerinde Doğru Yol Partisi'nin Çay İlçesi Karacaören KasabasıBelediye Başkan adayı Osman İşler'in söylediği iddia edilen sözler hakkındaalınan 16.4.1984 tarihli ifadesinde, mumaileyh iddiayı tamamen ret etmektedir,aksini ıspat hususunda da şahitler göstermektedir. Konu hazırlık tahkikatısafhasındadır. Kesinleşmemiştir. Osman İşler ayrıca Siyasi Partiler Kanunu'nun101/b maddesinde sayılan kişilerden değildir.
d)25.3.1984 Mahalli İdareler Seçimi dolayısıyla düzenlenen mitinglerde ve ülkeninçeşitli yerlerinde dağıtıldığı belirtilen ve ilginçliğine ayrıca işaret edilenbildiriler, seçim süresince muhtelif yerlerde basılıp dağıtılan bildirilerdensadece dört tanesidir.
Diğeryerlerde de idare, Cumhuriyet Savcılıkları ve zabıta vardır. Bütün bir seçimkampanyasından münhasıran dört bildiriyi ele alıp yanlış tefsirlerle Partimizinsuç işlediği iddiasında bulunmakta ve bunun genelleştirilmesinde isabet yoktur.
Kaldıki, (aa)'da bahsedilen bildirinin ne zaman, nerede ve kimin tarafındanbastırılıp dağıtıldığı Başsavcılıkça delillendirilmemiştir. Partimizin kesin surettehaberdar bulunmadığı bu faili meçhul bildiriden dolayı Partimizi sorumlu tutmakfiilen ve hukuken mümkün değildir.
Büyükgazetelere ilan olarak verilen diğer beyannameler ise, bunlar bütün siyasipartilerin seçimlerde ideal olarak gösterdikleri hedefleri, slogan halindeifade eden sözlerden ibarettir. Bunların suç teşkil etmeleri de mümkündeğildir.
e)Mustafa Deliveli ve Talat Asal Partimiz Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca veyabir başka yetkili tarafından görevlendirilmiş değillerdir. Bu konuda hiçbirkarar, emir ve tebliğ yoktur. Her iki eski parlamenter diğer pek çokları gibigönüllü olarak propaganda faaliyetlerine katılmışlardır.
TalatAsal Doğru Yol Partisi üyesi de değildir. Kendisine temsil görevi ve yetkisiverimemiştir. İskenderun Doğru Yol Partisi İlçe Başkanının beyanı bir zan vetahminden dolayıdır. Cumhuriyet Başsavcılığının ve polisin yazılarında bu hatadevam ettirilmiştir.
Heriki konuşmacı da Siyasi Partiler Kanunu'nun 101/b maddesindeki kişilerdendeğillerdir.
f)Şevket Demirel, Doğan Egeli, Kenan Akben, Tamer ve Niyazi Bicioğlu'nun Antalyakonuşmalarında, Cumhuriyet Başsavcılığının iddiası hilafına suç teşkil edecekveya bir "tema" nın işlendiğini gösterecek hiçbir husus yoktur.
g)Adana Cumhuriyet Savcılığının iddianamesiyle hakkında dava açılmış olan DoğruYol Partisi Adana eski İl Başkanı Mustafa Kasımoğlu'nıuı basın toplantısındasöylediği iddia edilen sözlerin suç teşkil edecek bir yönü yoktur ve bu şahısda Siyasi Partiler Kanunu'nun 101/b maddesinde sayılan kişilerden değildir.
Kaldıki, bir konuda dava açılmış olması kesin yargı tesisine yetmez.
5-Cumhuriyet Başsavcısı Doğru Yol Partisi Kurucular Kurulu ile Merkez Karar veYönetim Kurulu'nun, kapatılmış Adalet ve Büyük Türkiye Partileri'nin devamıolduğunu açıklar şekilde faaliyette bulunduklarını iddia etmektedir. Bu iddiatamamen sübjektif ve kasıtlı bir değerlendirmeden ibarettir.
aa)Doğru Yol Partisi ve Büyük Türkiye Partisi programlarında aynı ilkelerinmevcudiyeti gayet normaldir. Bu ilkeleri kısmen veya tamamen ve hatta aynendiğer partilerin programlarında da bulmak mümkündür.
.................
bb)Siyasi Partiler programlarını benimseyen, siyasi kısıtlamaları bulunmayan vememlekete hizmeti geçmiş tecrübeli kadrolara sırt çeviremezler. Bu hal DoğruYol Partisi'nde olduğu gibi, diğer bütün siyasi partilerde de aynengörülmektedir.
....................
cc)Siyasi partileri adaylarını, oy toplayabilecek, tanınmış ve başarılı isimlerarasından gösterirler. Adaylarımız gayet tabii, Doğru Yol Partisi'ne inanmışkişilerden olacaktır. Bunlar, evvelce Demokrat Parti'ye, Adalet Partisi'ne veyaBüyük Türkiye Partisi'ne ve diğer partilere üye olmuş kişiler de olabilirler.Yeter ki, bunların siyasi hakları kısıtlanmamış ve özellikle, Doğru YolPartisi'ne girmelerine mani halleri bulunmamış olsun.
dd)Mahalli İdareler Seçimlerinde Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi ile BüyükTürkiye Partisi'nin devamı olduğu "imaj"ının yaratılmasına ve ayaktatutulmasına özen gösterildiği ve bu maksatla Doğru Yol Partisi'ne kayıtlıolmayan kimselere de görev verildiği şeklindeki iddia genelleştirilmeye müsaitolmadığı gibi, Doğru Yol Partisi programına ve tüzüğüne inanmış kişileri tekrarbir yasaklamaya tabi tutmak da mümkün değildir.
Kaldıki, Cumhuriyet Başsavcılığının ısrarla üzerinde durduğu ve ne hikmetse bu defasadece burada ifade ettiği "imaj" kavramı üzerinde ilk savunmamızdayeteri kadar açıklamalarda bulnulmuştur.
ee)İddianamede bahsi geçen, tirajı yüksek gazetelerdeki bildirilerin bir kelimesiveya bir cümlesi üzerinde ısrarla durmak isabetli bir tutum değildir.Sayfalarca tutan bu bildirilerde Doğru Yol Partisi tanıtılmak ve hedeflerianlatılmak istenmiştir. Bunlarda ne "imaj" yaratıcı ve ne de suçteşkil edici hiçbir ifade yoktur.
............
b)Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı Mahalli İdarelerSeçimlerinden önce 41 il ve 150 ilçeye, seçim kampanyasında da 40 il ve 200ilçe ve pek çok kasabaya gitmiş, hepsinde açık hava, kapalı salontoplantılarında konuşmalar yapmıştır...
aa)"Doğru Yol Partisi Menderes meş'alesini söndürmemek için kurulmuştursözünün devamlı olarak tekrarlandığı iddia edilmekte, fakat bu sözün nerelerdetekrarlandığı belirtilmemektedir. Esasen bu söz ne söylenmesinden ve ne detekrarından bir Partiyi suçlamaya imkan verecek bir söz değildir... :......
bb)"Bizi biliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz" ibaresini bir seçim sloganıolmaktan öteye tefsir etmek doğru değildir.
Hiçbirsiyasi parti, kadrolarımız sokaktan toplamadır, acemidir demez...
cc)Isparta mitingine giderken Genel Başkan Yıldırım Avcı "Şehre DemirelBulvarı ile giriyoruz, Antalya'ya Menderes Bulvarı ile devam ederiz"sözünü kat'iyen söylememiştir. Esasen hayatında ilk defa gittiği Isparta'nınbulvar ve sokaklarının isimlerini bilmesi de mümkün değildir.
Çalilçesinde söylendiği ve suç teşkil ettiği iddia edilen sözler hakkında, İzmirSıkıyönetim 1. numaralı Askeri Mahkemesinde açılmış; olan dava 26.6.1984 günüGenel Başkan Esat Yıldırım Avcı'nın beraati ile sonuçlanmıştır.
Tire'de,Genel Başkan Yıldırım Avcı "Gülü solduracak mısınız, bacayı tüttürecekmisiniz' Öyleyse benim söyleyeceğim yok" sözlerini kesin olaraksöylememiştir.
GerekIsparta'da, gerekse Tire'de söylendiği iddia edilen bu sözler, söylenmişolsalar dahi, ne suretle suç teşkil edebilirler ve bu sözlerin Türkiye çapındane tesiri olabilir.
Süvarihakkında birinci savunmamızda yeteri kadar izahat verilmiştir.
dd)Genel Başkan Yıldırım Avcı Çay ilçesi Karacaören kasabasında konuşmayapmamıştır. Bu husus iIk ve ek savunmamızla ve savunmamızın 4/a bölümündeetraflıca izah edilmiştir..........
c)Doğru Yol Partisi Genel Sekreteri Refik Sunol'un TRT demecinde "Doğru YolDemokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir" denilmiş olması ilksavunmamızda geniş surette açıklanmıştır.
.......................
DoğruYol Partisi Genel Başkanı, üç Genel Başkan Yardımcısı, Genel Sekreteri,Kurucuları, üyeleri, adayları 67 İl'de 300 den fazla ilçede ve pek çok kasabadabinlerce konuşma yapmışlardır.
Nasılbir "yoğun" harekettir ki, bütün yurt sathındaki binlerce konuşmadansadece 3-4 tanesi konu edilebilmekte ve bunlar "yoğun faaliyet"edelil gösterilmektedir.
....................
6)Görülmekte olan bu davanın, bir yönü ile ceza hukukunun ilkelerini kapsamaktaolduğu açıktır. Ceza davalarının, aksi ıspat edilemeyecek şekilde kesindelillere dayanması ve bunun ıspat edilmiş olması lazımdır. CumhuriyetBaşsavcısı bu kısımda dermeyan ettiği "Maruf" ve "Meşhur"olan hususların ıspatına lüzum olmadığına işaret etmek suretiyle, ileri sürdüğüdelillerin karara mesnet olacak ağırlıkta bulunmadığını kabullenmiş olmaktadır.
Türkiye`depekçok gazeteden birinde, yüzlerce yazardan birisi olan Nazlı Ilıcak`ın adınıvererek iddiasının gerçek olduğunu ileri sürmesinde ise, Başsavcılık son dereceisabetsiz ve kifayetsiz bir sonuca ulaşmaktadır.
"Beyanetme" ve "İddia etme" de ısrarlılık, devamlılık ve yaygınlıkvardır. Halbuki, Cumhuriyet Başsavcısı muhtelif kişilerin yurt çapında binlercekonuşmasından, mahiyetleri ve sıhhatleri şüpheli birkaç cümleyi ve bildirilerdenbirkaç cümle ve hatta kelimeyi ele alarak "Beyan ve iddia edilmişolama" sonucuna varmağa çalışmaktadır.
SiyasiPartiler Kanunu'nun 96/2. maddesindeki beyan etme, iddiada bulunma, suçunkanuni unsurlarındandır ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ıspatı zaruridir.Bu ıspat yapılamamıştır.
"İmaj"dan, "Tema" dan, "İzlenim" den bahisle suç unsurlarınınsübuta erdiğini iddia etmek mümkün değildir. Mahkeme takdir hakkını, serdedilendelillere dayandırmak suretiyle kullanabilir.
Delillerkesin olmaz ise, takdirin davalı ve suçlu lehine kabul edilmesi Ceza Hukukununana prensiplerindendir.
B)Doğru Yo1 Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nın 25.3.1984 Mahalliİdareler Seçimleri dolayısıyle çıktığı yurt gezisinde "Demokrasi tarihininbeyaz sayfalarında iki seçim birer kara leke olarak kalacaktır. Bunlardanbirisi 1946 seçimleri, diğeri ise bu iktidarı doğuran Seçim Kurulunun yarattığıseçimlerdir. Hata beşer icabıdır... Tashihi fayda verecektir. Bu hata Millettarafından seçimlerde tashih edilecektir" demiş olması, Siyasi PartilerKanunu'nun 97. maddesine göre Milli Güvenlik Konseyi'nin kararı, bildiri vsicraatına karşı herhangi bir tutum, beyan ve davranış olarak gösterilmiş ise dekonuşma açık olarak Yüksek Seçim Kurulu kararının eleştirilmesinden ibarettir.
Konu,ilk savunmamızda da etraflıca arzedildiği gibi, bu savunmamızın ("S-SiyasiPartiler Kanunu'nun 97. maddesi ve Milli Güvenlik Konseyi`nin karar, bildiri veicraatına karşı tutum) bölümünde geniş surette açıklanmıştır...........
Sonuç:
.....................
Dosyamünderecatına ve savunmalarımızda belirttiğimiz hususlara göre, Doğru YolPartisi aleyhine açılan kapatma davasının :
-Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nun gösterilen sebeplerden hiçbirisine uygunolmadığı,
-Delil niteliği taşımayan yanlış varsayımlara dayandığı ve iddianın sübutaermediği,
-"Kanunsuz suç, kanunsuz ceza olmaz" temel ilkesine aykırı düştüğü,
-Çağdaş demokratik gelişmeyi durdurarak vatandaşların Anayasa ile belirlenenhürriyet ve eşitlik haklarını ihlal ettiği,
-Adalet ve insaf ölçüleri ile bağdaşmadığı,
cihetle,reddini ve Partimizin kapatılmasına mahal olmadığına karar ittihazınısaygılarımızla arz ve talep ederiz."
V-DAVANIN EVRELERİ :
1-Dava Cumhuriyet Başsavcılığının 6.4.1984 günlü, SP-8-1984/42 Hz. sayılıiddianamesiyle açılmış ve aynı gün 412 sayı ile Anayasa Mahkemesi kaydınageçirilerek 1984/1 (Parti kapatma) esas sayısını almıştır.
2-Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş bulunan 6.4.1984 günlü, SP-8-l984/42 Hz.sayılı iddianamenin onanlı bir örneği de eklenerek, tebliğ gününden itibaren 20gün içinde yazılı savunmasını Anayasa Mahkemesine vermesi gerektiğinin davalıDoğru Yol Partisi Genel Başkanlığına tebliğine ve tebligatın 7201 sayılıKanunun 2. maddesi uyarınca memur eliyle yapılmasına 12.4.1984 de kararverilmiştir.
Kararauyan anılan Parti, süresi içinde ilk yazılı savunmasını vermiş ve ayrıca yazılıek savunmada bulunmuştur.
3-Doğru Yol Partisi'nin kapatılması hakkında açılmış bulunan davaya ilişkindosyanın tümünü inceleyerek esas hakkındaki düşüncesini bildirmesi içinCumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına; Cumhuriyet Başsavcılığınındüşüncesi geldikten sonra bir örneğinin Başkanlıkça Doğru Yol Partisi GenelBaşkanlığına tebliğine ve Partiden esas hakkındaki yazılı savunmasınınistenmesine ve bu iş için 30 gün süre verilmesine; bu tebligatın 7201 sayılıKanunun 2. maddesi uyarınca memur eliyle yapılmasına 7.6.1984 gününde kararvermiştir.
Karargereğince, Cumhuriyet Başsavcılığı esas hakkındaki görüşünü 11.6.1984 günlüyazıyla bildirmiş; Doğru yol Partisi Genel Başkanı da süresi içinde esashakkındaki yazılı savunmasını vermiştir.
4-Dava 28.9.1984 gününde karara bağlanarak sonuçlanmıştır.
VI-İNCELEME VE GEREKÇE :
Dosyadakibütün kağıtlar ve öbür belgeler incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü.
CumhuriyetBaşsavcılığının iddianamesinde, davalı Doğru Yol Partisi'nin geliştirilmesindeizlenen yöntemin Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrasınaaykırı olduğu; Doğru Yol Partisi Genel Başkanının propaganda gezisi sırasındaçeşitli yerlerde yaptığı konuşmalar ile aynı Kanunun 97. maddesini ihlal ettiğiileri sürülerek anılan Partinin kapatılması istenmiştir. İddianamenindayanağını oluşturan maddelere göre esasa ilişkin inceleme ve gerekçe ikibölümde toplanmıştır. Ancak olayların incelenmesine girişilmeden önce savunmagözönünde tutularak uygulanması istenilen maddelerin anlamı üzerindedurulacaktır.
A-UYGULANMASI İSTENEN KURALLARIN İNCELENMESİ :
1)Davalı Siyasi Parti ilk savunmasında, iddianamede dayanılan Siyasi PartilerKanunu'nun 96. ve 97. maddeleri hükümlerinin hem çağdaş hukuka hem de Anayasailkelerine aykırı olduğu savını öne sürmesine mukabil esas savunmada "Biz,Siyasi Partiler Kanunu'nun bahsi geçen maddelerinin Anayasaya aykırı olduğuiddiası ile iptalini talep etmiyoruz. Ancak, Anayasanın teminatı olan yüksekAnayasa Mahkemesinin, önüne gelen ve Anayasaya aykırı olduğu açıkça gözüken buKanun hükmünün tatbik edemeyeceğini, şimdiye kadar takarrür eden içtihatlarınamuvazi olarak Anayasaya aykırı bu kanunu ihmal etmesi gerektiğini belirtmekistiyoruz" denilmektedir.
Anayasa'nınGeçici 15. maddesi şu hükmü içermektedir.
12Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye BüyükMillet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde,yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunlakurulu Milli Güvenlik Konseyinin, bu konseyin yönetimi döneminde kurulmuşhükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden DanışmaMeclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, maliveya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi biryargı merciine başvurulamaz.
Bukarar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerceuygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlarhakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Budönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasayaaykırılığı iddia edilemez."
Anayasanınen önemli ve belirgin ilkelerinden birini kuşkusuz "Anayasanınbağlayıcılığı ve üstünlüğü" ilkesi teşkil eder. 1982 Anayasasının 11.maddesinde bu ilke "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
KanunlarAnayasaya aykırı olamaz" biçiminde açıklanmıştır. Anayasanın bütününeegemen olan bu temel ilke ve buyruğa rağmen Geçici 15. madde ile Anayasayagiren bu yasakla güdülen amacın, Milli Güvenlik Konseyinin yasama yetkisinielinde tuttuğu dönemlerde kabul edilerek yürürlüğe konulan kanunlarındeğiştirilmelerinin mümkün olmadığı ve bunların temelli olarak AnayasaMahkemesinin denetimi dışında tutulmasının istendiği biçiminde anlaşılmasınaolanak yoktur. Tam tersine Geçici 15. maddenin bütünü dikkatli olarakincelendiği takdirde yapılan düzenleme ile bu dönemde çıkarılan yasalar içinmutlak bir dokunulmazlığın tesisi ve böylece Anayasanın bağlayıcılığı veüstünlüğü ilkesinin ihlalinin değil, bu madde kapsamındaki kanunlarındeğiştirilmelerine veya yürürlükten kaldırılmalarına değin, Anayasa uygunlukdenetimi yoluyla bu hükümlerin tartışma konusu yapılmalarını ve bu yoldanyararlanılarak 12 Eylül harekatını zedelemeye yönelecek girişimlere fırsatverilmeyip, onları önleme ereğinin güdüldüğünde kuşku duyulmamalıdır.
Buaçıklamaların ışığı altında, sözü edilen Geçici 15. maddenin, Anayasaya aykırıhükümlerin sığınabileceği bir yer olarak değil, 12 Eylül harekatınınzedelenmesine imkan verilmemesi için ve tıpkı 1961 Anayasasının Geçici 4.maddesindeki bir düzenlemeden ibaret olduğu kabul edilmelidir. Bahis konusuGeçici maddenin kapsamında olan ve böylece anayasal koruma altında bulunan yasahükümlerinin, sırf bu nedenle Anayasaya aykırı oldukları ileri sürülemeyeceğigibi, bunların Anayasa Mahkemesince ihmal edilebilmesinden de söz edilemez. Budurumdaki hükümlerin ancak, Anayasanın temel ilkelerine ve bu ilkelere egemenolan hukukun ana kurallarına olabildiğince uygun düşecek biçimde yorumlanmalarıdüşünülebilir.
H.Semih ÖZMERT, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ve Muammer TURAN bu görüşe katılmamışlardır.
2-Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde ve esas hakkındaki görüşünde 2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96/2. ve 97. maddelerine aykırı davranışiçinde bulunduğu öne sürülen Doğru Yol Partisi'nin, aynı Yasanın 101/b maddesiuyarınca kapatılmasına karar verilmesi istenmektedir. 2820 sayılı Yasanın 96.ve 97. maddeleri bir takım eylemleri yasaklamakta, 101/b maddesi bu yasakeylemlerin belli kişi ya da kurullarca işlenmesi durumunda siyasi partininkapatılacağını öngörmektedir. Başka bir anlatımla, 96. ve 97. maddelerde esaseylem, bunun yaptırımı da 101. maddede yer almaktadır. Bu haliyle, uygulanması istenilenmaddeler birer ceza kuralı niteliğindedir. 101. maddede öngörülen siyasipartinin kapatılmasına ilişkin yaptırım Türk Ceza Kanunu'nıın 11. maddesiylebelirlenen klasik cezalar arasında yer almaması, failin tüzel kişi olmasındankaynaklanmaktadır. Öte yandan 2820 sayılı Yasanın 117. maddesinde, içinde 96.ve 97. maddelerin de bulunduğu dördüncü kısmında yazılı yasak eylemleriişleyenlerin altı aydan az olmamak üzere hapis Cezası ile cezalandırılacaklarıda belirtilmiştir. Siyasi Partilerin kapatılmaları sonucunu doğuran bu türyasakların birer Ceza kuralı niteliğinde oldukları, 196l Anayasasınınyapılmasında açıkça belirtilmiştir. Yürürlükteki Anayasa'nın 68. ve 69.maddelerine benzer bir düzenleme ile partilerin kapatılması konusunda genelilkeler öngörüp, faaileyetlerinin düzenlenmesini çıkarılacak yasaya bırakan1961 Anayasası'nın 57. maddesinin gerekçesinde :
"Siyasipartiler gibi Devlet hayatında büyük rol ve önemli olan teşekküllerin, herhangi bir dernekle aynı hükme tabi olması, ne ihtiyaçlara ve ne de hukukesaslarına uygun düşer. Bu sebeple siyasi partilerin tüzüklerini,faaliyetlerini ve işleyişlerini ilgilendiren hükümlerin, kanunla ayrıcadüzenlenmesi zarureti mevcuttur. Hele demokrasi prensiplerine aykırı düşenpartilerin kapatılması esası Anayasa ile konulduktan sonra, suçların kanuniliğiprensibi, ne yolda hareket edişin demokratik olmadığının da kanundabelirtilmesini gerektirir."
"Siyasipartilerin bir sulh mahkemesi tarafından değil, Devlet hayatında en önemlikararları vermeye yetkili en yüksek mahkeme tarafından kapatılabilmesi, onlarınarzettiği önemin tabii neticesidir." denilmektedir.
Kaldıki hem 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı, Yasanın 98. ve hem de 10.11.1983 günlü,2949 sayılı yasanın 33. maddeleri, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkindavaların, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle, dosyaüzerinde inceleme yapılarak karara bağlanacağını, belirtmektedir.
Uygulanmasıistenen maddelerin ceza kuralı niteliğinde oluşları ve davanın CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu'na göre yürütülmesi, davalı parti için güvence teşkileden bir takım sonuçlar doğurur. Gerçekten, kişi özgürlüklerini korumakkaygısıyla, tarih boyunca bir dizi güvence kurumlaşıp, ceza ve ceza usul hukukualanında yerini almıştır. Bunlar arasında, üçüncü kişilerin eylemlerindensorumlu olmamak, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ve bunun sonucu olarak cezadagenişletici yorum ve kıyasa yer verilmemesi kuralı, eldeki dava nedeniylepratik sonuçlar doğuracak niteliktedir. Aynı biçimde, ceza usulünün gerçeğiaraması ve biçimsel gerçekle yetinmemesi, tarafların iddia ve savunmaları ilebağlı tutulması, delil serbestisi esası, şüphe halinde sanık lehine hareketetmek gereği gibi ilkeler, görülmekte olan bu davada da gözönündebulundurulacak ilkelerdendir.
3-2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu`nun 96. maddesinin ikinci fıkrası :
Bufıkra şöyledir :
"Kurulacaksiyasi partiler, kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyan edemez veböyle bir iddiada bulunamazlar."
Maddeniniyi anlaşılması için, unsurları oluşturan "Kurulacak siyasi parti"Kapatılan siyasi parti", "Kapatı1an siyasi partilerin devamıolduğunu beyan etmek ve böyle bir iddiada bulunmak" kavramlarınınincelenmesi ve anlamlarının ortaya konulması gerekir.
a)Kurulacak siyasi partiler kavramı :
96.maddenin ikinci fıkrası "Siyasi partiler, kapatılan siyasi partilerindevamı oldukları beyan ve iddiasında bulunamazlar," biçimindeykengörüşmeler sırasında bir üyenin bu tümceden "... kurulduktan sonrafaaliyet gösterirken beyanda ve iddiasında bulunamazlar" manası çıktığınıbelirtmesi üzerine "siyasi partiler" ibaresi yerini "Kurulacaksiyasi partiler" ibaresine bırakmıştır. 16.10.1981 günlü, 2533 sayılıSiyasi Partilerin Feshine Dair Kanun'la Türkiye'deki tüm siyasi partilerkapatıldığına göre, madde kapsamına 2820 sayılı Yasa uyarınca kurulacak bütünsiyasi partiler girecektir. Kuşkusuz, getirilen yasak siyasi partilerinkuruluşlarını tamamlamalarından sonrası için de geçerlidir.
96.maddenin ikinci fıkrası siyasi partiler için yasak getirmiştir. Maddeye aykırıdavranıştan söz edebilmek için yasak eylemin siyasi partinin yetkiliorganlarınca veya siyasi partiyi sözleri ya da yazılarıyla ilzam eden kişilerceişlenmiş olması gerekir. Bunların hangileri olduğu 101. maddenin (b) bendindebelirtilmiştir. Başka bir anlatımla, madde fail olarak siyasi partileriöngördüğüne göre, temsil yetkisi bulunmayan kişilerin eylemleri yasal yollapartiye mal olmadıkça bu eylem nedeniyle partinin sorumlu tutulmasıdüşünülemez.
b)Kapatılan siyasi parti kavramı :
DavalıParti savunmasında "Kapatılan siyasi partiler" ibaresinden, AnayasaMahkemesince kapatılan siyasi partilerin anlaşılması gerektiğini belirterekşöyle bir sonuca varmaktadır.
"Buaçıklamaların ışığı altında, Doğru Yol Partisi tüzel kişiliğini ilzam edenGenel Başkan ve diğer sorumluların sözlerinden mahkeme kararı ile kapatılanDemokrat Parti'nin, 2535 sayılı Kanunla kapatılan Adalet Partisi'nin ve MilliGüvenlik Konseyi'nin 79 sayılı Kararı ile kapatılan Büyük Türkiye Partisi'nin,Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatılmış siyasi partilerden sayılamayacaklarıaçıkça ortaya çıkmaktadır."
Kapatmadavası, iddianamede, Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. ve 97. maddelerinedayandırılmış ve konu Mahkememizce 95. madde ile ilgili görülmemiş olmakladavalı Partinin savunmasında ele alınan bu madde üzerinde durulmamıştır.
"Kapatılansiyasi parti" kavramı ile ilgili, 2820 sayılı Yasanın 96. maddesinin ilkfıkrası şöyledir :
"15.10.1981tarih ve 2533 sayılı Siyasi Partilerin Feshine Dair Kanun gereğince kapatılmışbulunan siyasi partiler ile bu tarihten önce ne sebeple olursa olsun kapatılmışsiyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeriişaretleri ile daha önce kurulmuş Türk Devletlerine ait topluma mal olmuşbayrak, amblem ve flamalar siyasi partilerce kullanılamaz."
Şuhalde, 96. maddenin ilk fıkrasının uygulanacağı durumlarda, "kapatılansiyasi parti" kavramı içine yalnızca 16.10.1981 günlü, 2533 sayılı yasaile kapatılan siyasi partiler ile bu tarihten önce ne sebeple olursa olsunkapatılmış siyasi partiler girecektir. Buna karşılık, bu tarihten sonrakapatılan partiler, fıkranın uygulanma alanı dışında kalacaktır.
Bufıkrada "Kapatılan siyasi parti" kavramının sınırlarının belirtilmişolmasına karşın aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu hususta bir açıklıkyoktur. Maddenin ne gerekçesinde ne de Danışma Meclisi'nde görüşülmesisırasında bu konuya değinilmiştir.
"Kapatılansiyasi parti" ibaresiyle neyin amaçlandığı fıkrada açıkça belirtilmediğinegöre, konu ancak fıkranın amacına uygun yorumu ile aydınlanacaktır.
12Eylül 1980 öncesi mevcut siyasi kutuplaşmaya ve kutuplaşmanın da etken olduğuterör ortamına ve siyasi çekişmelere yeniden girilmesine engel olmak amacıyla,2533 sayılı Kanun ile siyasi partiler her türlü yardımcı kuruluş ve yanorganlarıyla birlikte feshedilmiştir. 2820 sayılı Kanunun 96. maddesinin ikincifıkrası ile de kurulacak partilerin kapatılan siyasi partilerin devamıoldukları iddiasında bulunmaları yasaklanmıştır. Görülüyor ki, bu iki Kanun,aynı amaca yönelik ve birbirini tamamlayan kurallar getirmişlerdir. Şu halde,96. maddenin ikinci fıkrasının uygulanması söz konusu olduğunda, "Kapatılansiyasi parti" kapsamına, öncelikle, daha önce kapatılan siyasi partilergirecektir. Burada getirilen yasak, 2820 sayılı Kanunun yayımlanmasından sonrakurulacak partilere yönelik olduğundan, ağırlaştırıcı koşullar getiren birkuralın geçmişteki olaylara uygulanması gibi bir sakınca da söz konusudeğildir. Öte yandan bu kavramın, Yalnızca, 2820 sayılı Kanunun yayımından öncekapatılmış siyasi partileri değil, daha sonra kapatılacak siyasi partileri dekapsadığının kabulü gerekir. Aksi yöndeki bir görüş, maddenin amacı vegetiriliş nedeniyle bağdaşmaz. Zira, siyasi partiler ancak, 2820 sayılı Kanunundördüncü kısmında yer alan "Demokratik Devlet düzeninin", "MilliDevlet niteliğinin", "Atatürk ilke ve inkılaplarının ve lâik Devletniteliğinin" korunması gibi konularda getirilen ciddi yasaklara uymamalarıdurumunda kapatılırlar. Bu tür yasaklara uymamaları nedeniyle kapatılan siyasipartilerin devamı oldukları iddiasıyla yeni partilerin kurulması, kapatmakararından beklenen işlerin gerçekleşmesini engeller. Kaldı ki, 96. maddeninikinci fıkrasında, "Kapatılan siyasi partilerin" biçiminde genel birifade kullanılmakla yetinilmiş, bu konuda zaman açısından ya da kapatan makamaçısından bir sınırlama getirilmemiştir. Şu halde, 2820 sayılı Kanunun 96.maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı durumlarda, "Kapatılan siyasiparti" kavramı içine bu Kanunun kabulünden önce ya da sonra kapatılan tümsiyasi partiler girecektir.
MilliGüvenlik Konseyi'nin kararıyla kapatılan Büyük Türkiye Partisi'nin durumunagelince : Anayasanın 177/c ve Geçici maddelerindeki hükümleri gereğince 2324 ve2485 sayılı Kanunlara dayanılarak Milli Güvenlik Konseyi'nce çıkarılan 31 Mayıs1983 günlü, 79 sayılı Kararla Büyük Türkiye Partisi temelli kapatılmışolduğundan, bu Parti de, anılan 96. maddenin ikinci fıkrası kapsamı içindekalmaktadır. Sözü edilen Büyük Türkiye Partisinin kurucuları hakkındagösterilen yasaklar, 79 sayılı Kararın 2. maddesinin (b) fıkrasında açıkçabelirtildiği gibi "Yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri sonucuTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşup göreve başlayıncaya kadargeçecek süre içinde" geçerlidir. Milli Güvenlik Konseyi'nin sözü edilen 79sayılı Kararında belirtilen süre içinde Büyük Türkiye Partisi Kurucularının,Milli Güvenlik Konseyi'nin yazılı izni olmadıkça, yeni bir siyasi partininkurucusu ve hangi kademede olursa olsun yöneticisi olmalarına olanakbulunmadığı gibi, bunlar parti listesinden veya müstakil olarak milletvekiliadayı da gösterilemeyeceklerdir.
Özetlemekgerekirse, Kanun Koyucu, Siyasi Partiler Kanunu'nun çeşitli maddelerinde yeralan "Kapatılan siyasi parti" kavramını, fonksiyonel-gai olarak yaniyer aldığı maddenin ereğine gözönünde tutarak değişik anlamlardakullanılmıştır. Bu nedenle, savunmada ileri sürüldüğü gibi kapatılan partideyiminin geçtiği diğer bir maddeye dayanılarak 96. maddenin ikincifıkrasındaki "Kapatılan siyasi parti" kavramının yorumlanmasınaolanak görülmemiştir.
c)Kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyan etmek ve böyle bir iddiadabulunmak kavramı :
96.maddenin ikinci fıkrası Danışma Meclisi'nde kabul edilen haliyle,"kurulacak siyasi partiler kapatılan siyasi partilerin devamı olduğu beyanve iddiasında bulunamazlar" biçimindeyken Milli Güvenlik Konseyi, bukuralı "Kurulacak siyasi partiler kapatılan Siyasi partilerin devamıolduklarını beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar." biçimindedeğiştirmiştir. "Beyan ve iddiasında bulunamazlar" teriminin yerini"Beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar" tabirinin almasıylahem beyan etmenin, hem de böyle bir iddiada bulunmanın, tek başına yasak eylemioluşturacağı vurgulanmıştır.
Beyanetmenin sözlük anlamı; söylemek, bildirmek, ileri sürmek, anlatmak, açıksöylemektir. İddia ise; dediğinde direnme, ileri sürme, haklı haksız bir hükümdedirenme anlamlarına gelir. Bu iki kelimenin de ortak ögesi açıklıktır. Başkabir deyişle, bir şeyi beyan etmek ya da iddia etmek, o şeyi dolaylı olarak yada üstü örtülü bir biçimde anlatmak anlamına değil, doğrudan ve açıkça hattaısrarlı bir biçimde ifade etmek anlamına gelir. Dilimizde dolaylı ya da üsttüörtülü anlatımlar için başka sözcükler vardır: Telkin, telmih, ima, izlenimbırakmak; imaj yaratmak gibi. Yasa Koyucu, bu sözcükleri kullanmayıp birbirineyakın anlamdaki beyan ve iddia sözcüklerini kullanmakla, suçun oluşması içinbelli bir açıklık, belirginlik ve direnme aramıştır. Eğer üstü kapalı, dolaylı,belirgin olmayan durumların da yasak kapsamına alınması düşünülseydi bu,telkin, telmih, ima, izlenim gibi sözcüklerle açıkça belirtilirdi. Nitekim CezaKanunumuzda bunun örnekleri bulunmaktadır. Örneğin, 158. maddenin ikincifıkrasında "...Reisicumhurun ismi sarahaten zikredilmeyerek ima veyatelmih suretiyle vaki olsa bile mahiyeti itibariyle Reisicumhura matufiyetindetereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vuku bulmuşaddolunur." denmektedir. Yine, 159. maddenin ikinci fıkrası, "Birincifıkrada beyan olunan cürümlerin irtihabında muhatap sarahaten zikredilmemişolsa bile onlara matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsatecavüz sarahaten vuku bulmuş addolunur." biçimindedir.
2820sayılı Kanunun 96/2. maddesinde "beyan" ve "iddia" dan sözedildiğine göre, bir siyasi partinin hukuki varlığına son vermek amacıylaaçılan bir dava da, maddeyi geniş yorumlayarak, "imaj yaratmak","izlenim bırakmak" gibi durumların da yasak kapsamına girdiğinisöylemeye olanak yoktur. Kanunsuz suç olmaz ilkesi, yasak eylemin yasada açıkçabelirtilmesini gerektirdiği gibi genişletici bir yorum ya da kıyasla belirtilensınırların aşılmasına imkan vermez.
Öteyandan, "izlenim", "imaj", "ima" gibi sözcüklerobjektif ölçüleri olmayan sübjektif değerlendirmelere açık kavramlardır. Buyola girildiğinde, kapatılan bir partinin simgesi olmuş bir renk, bir slogan,parti isimleri ya da amblemlerindeki ufak bir benzerlik, kapatılan bir partinintüzük ve programındaki bazı maddelere paralel hükümlerin yeni kurulmuş olanpartinin tüzük ve programına alınması, kapatılan parti yöneticileri ileyakınlık gibi hususlar madde kapsamına girebilecektir. Esasen kapatılan birpartinin devamı olduğu imaj ve izlenimini yaratacak davranışlar için 2820sayılı Kanunun 96. maddesinin birinci fıkrasıyla ayrı bir kural getirilmiş;imaj ve izlenim kavramının belirsizliği nedeniyle de hangi durumların bu kavramiçine girdiği tek tek sayılmıştır. Bu fıkra şöyledir: "16.10.1981 tarih ve2533 sayılı Siyasi Partilerin Feshine Dair Kanun gereğince kapatılmış bulunansiyasi partiler ile bu tarihden önce ne sebeple olursa olsun kapatılmış siyasipartilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretleri iledaha önce kurulmuş Türk Devletlerine ait topluma mal olmuş bayrak, amblem veflamalar siyasi partilerce kullanılamaz." Bu fıkra ile getirilenyasakların, kapatılan bir partinin devam ettiği izlenimi yaratmayı önlemeyeyönelik olduğu gerekçede açıkça belirtilmiştir.
Bugerekçede "kapatılmış veya feshedilmiş siyasi partilerin isimleri,amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretlerin kullanılması kapatılanya da feshedilen partinin devam ettiği izlenimini yaratacağından maddeninbirinci fıkrası" getirilmiştir, denilmektedir. Cumhuriyet Başsavcılığınınesas hakkındaki görüşünde de yukarıdaki gerekçeye dayanılmakta ise de bugerekçe ikinci fıkraya değil birinci fıkraya aittir.
96.maddenin ikinci fıkrasında yer alan "beyan" ve "iddia"kavramlarının bir diğer ortak özelliği de sözle ya da yazı ileyapılabilinmeleridir. Başka bir deyişle, tutum, davranış ya da jestle kapatılanbir siyasi partinin devamı olduğunun beyan ya da iddia edilmesine olanak yoktur.Bu bakımdan, kapatılan bir siyasi parti liderinin ziyaret edilmesi, birlikteresim çektirilmesi bir toplantıda hazır bulunulması gibi eylemler"beyan" ve "iddia" kavramları içine girmezler. Bu türdavranışlar belki "izlenim" kavramı içinde değerlendirilebilir. Ancakbu gibi davranışlardan hangilerinin yasaklandığı 96. maddenin ilk fıkrasındasayılmıştır.
Aşikârlık,beyan ve iddia kavramlarının bir diğer özelliğini oluşturur. Beyan ve iddiaüçüncü kişilerin bilgilerine ya da yararlanmalarına sunulmadıkça, yasak eylemoluşmaz. Bu açıdan, yazılı olarak hazırlanmış ancak söylenmiş sözler: basılmışancak yayımlanmamış basılı eserler, suçun oluşması için yeterli değildirler.
Kuşkusuz96. maddenin öngördüğü durumun oluşması için mutlaka kurulan yeni siyasipartinin, "Biz kapatılan şu siyasi partinin devamıyız" gibi deyimlerikullanması gerekmez, Kapatılan bir siyasi partinin devamı olduğunun iddia vebeyan edilip edilmediğinin takdiri; her olayın özelliğine göre, AnayasaMahkemesi'ne aittir. Anayasa Mahkemesi bunu, beyan ve iddianın içeriğine,ciddiyetine, inandırıcılığına, etkileyiciliğine, yoğunluğuna göredeğerlendirecektir.
4-2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nıın 97. maddesi :
Bumadde şöyledir :
"SiyasiPartiler, Anayasa'nın başlangıç kısmında yazılı sebeplerle Türk SilahlıKuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül Harekatına veMilli Güvenlik Konseyi'nin karar, bildiri ve icraatına karşı herhangi bir tutum,beyan ve davranış içinde bulunamazlar."
İddianamede,Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın, "Demokrasi tarihininbeyaz sayfalarında iki seçim birer kara leke olarak kalacaktır. Bunlardanbirisi 1946 seçimleri, diğeri ise bu iktidarı doğuran Seçim Kurulunun yarattığı6 Kasım 1983 seçimleridir. Hata beşer icabıdır. Tashihi fayda verecektir. Buhata millet tarafından seçimlerde tashih edilecektir." demek suretiyle,Milli Güvenlik Konseyi'nin 99 sayılı Kararına karşı tutum, beyan ve davranış içindebulunduğu ileri sürülmektedir.
MilliGüvenlik Konseyi'nin 26 Temmuz 1983 günlü, 99 sayılı Kararının ilgili bölümüşöyledir :
"...seçim döneminin başlangıç tarihi olan 24 Ağustos 1983 günü saat 17.00 ye kadarMilli Güvenlik Konseyi'nin incelemeleri sonunda en az otuz kurucu üyesi uygungörülerek kuruluşları kesinleşmemiş bulunan siyasi partilerin tüzel kişilikleridevam etmesine rağmen, ilk milletvekili genel seçimleri için aday tespitedemeyeceklerine ve seçimlere katılamayacaklarına karar verilmiştir."
Olayınaçıkça belli olması; davanın 99 sayılı Mi1li Güvenlik Konseyi Kararına karşıbeyan yüzünden açılmış bulunması karşısında, 97. maddenin ayrıntılı bir biçimdeaçıklanmasına burada gerek görülmemiştir.
5-2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101/b maddesi :
101.maddenin (b) bendi şöyledir :
"101-Anayasa Mahkemesinde bir siyasi parti hakkında kapatma kararı :
a).........
b)Parti büyük kongresince, merkez karar ve yönetim kurulunca veya bu kurulun ikiayrı kurul olarak oluşturulduğu hallerde ilgili kurulca veya Türkiye BüyükMillet Meclisi grup yönetim veya grup genel kurullarınca bu Kanunun dördüncükısmında yer alan maddeler hükümlerine aykırı karar alınması veya genelge veyabildiriler yayınlanması veya karar alınmamış olsa bile bu kurullar tarafındanaynı hükümlere aykırı faaliyette bulunulması veya parti genel başkanı veyagenel başkan yardımcısı veya genel sekreterinin sözü edilen bu maddelerhükümlerine aykırı olarak sözlü ya da yazılı beyanda bulunması,
c).........
Hallerindeverilir."
a)101. maddenin (b) bendi kapsamına girenler :
Maddeyegöre, içinde 96. ve 97. maddelerin de yer aldığı Dördüncü Kısım'da yasaklaraaykırı eylemlerin aşağıdaki kişi ve kuruluşlar tarafından işlenmesi partininkapatılmasını gerektirir :
1-Parti büyük kongresi,
2-Merkez karar ve yönetim kurulu,
3-Merkez karar ve yönetim kurulu iki ayrı kurul oluşturuyorsa ilgili kurul,
4-Türkiye Büyük Millet Meclisi grup yönetim ya da grup genel kurulu,
5-Parti genel başkanı, genel başkan yardımcısı, genel sekreteri.
Dördüncükısımdaki yasak eylemlerin (b) bendinde sayılanlar dışındaki kişi vekuruluşlarca işlenmesi durumunda yapılacak işlem aynı maddenin (d) bendincegösterilmiştir. Bu bendin ilgili bölümü şöyledir :
"d)1- (b) bendinde sayılanlar dışında kalan parti organı, mercii, kurulu veya birsiyasi parti üyesi tarafından bu Kanunun dördüncü kısmında yer alan maddelerhükümlerine aykırı fiillerin işlenmesi veya konuşmalar yapılması halinde fiilinişlendiği veya konuşmanın yapıldığı tarihten başlayarak iki yıl geçmemişse,Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu organ, merci veya kurulun işten elçektirilmesini ve parti üyesinin veya üyelerinin bu bentte sayılan organ, merciveya kurula dahil olsun olmasın partiden kesin olarak çıkarılmasını yazı ile opartiden ister.
Siyasiparti, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde istem yazısında belirtilenhususu yerine getirmediği taktirde, Cumhuriyet Başsavcılığı AnayasaMahkemesinde o siyasi partinin kapatılması hakkında dava açar..."
Görülüyorki, 101. maddenin (b) ve (d) bentleri birbirinden ayrı durumlarıdüzenlemektedir. (b) bendinin uygulanması söz konusu olduğunda CumhuriyetBaşsavcılığı doğrudan dava açabildiği halde, (d) bendi uyarınca kapatma davasıaçılması Cumhuriyet Başsavcılığının yasak eylemi işleyen kurul ya da kişilerinişten el çektirilmesini ya da üyelikten çıkarılmasını ilgili partidenistemesine ve bu isteğinin yerine getirilmemesine bağlı kılınmıştır.
B)OLAYLARIN İNCELENMESİ :
B.I-2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıolması nedeniyle aynı Kanunun 101. maddesinin (b) bendi kapsamına girdiği iddiaedilen eylemler :
Davanın101. maddenin (b) bendine göre açılmasına karşın, iddianamede (d) bendikapsamına girebilecek pek çok olay yer almıştır.
CumhuriyetBsaşsavcılığının "Esas Hakkında Görüş"ünde bu durumla ilgili olarakşu husus ifade edilmektedir.
"2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinin (b) bendine dayanılarakdavalı Partinin kapatılmasını istemekteyiz.
Davayaneden olan, kapatılmış partilerin devamı olduğu beyan ve iddiası, Türkiyegenelinde ele alınmış ve değerlendirilmiştir.
Bubakımdan davalı Siyasi Partinin, Kanundaki deyimle "Faaliyettebulunulması" eylemine Türkiye genelinde katılmış olan kişiler hakkında, buaşamada, ayrıca aynı maddenin (d) fıkrası hükümlerine göre işlem yapılmasınakalkışılmasının yerinde olmadığı, esasen Siyasi Partinin kapatılmasına kararverildiği takdirde Davalı Partiye ait bir kuruluşun feshedilmesinin veya partiüyesinin çıkarılmasının talep edilmesinin anlamsız olacağı düşüncesindeyiz.Davanın kabul edilmemesi ve kapatma kararı verilmemesi halinde bu hususlarınayrıca değerlendirileceği tabiidir."
101.maddenin (b) ve (d) bentleri herhangi bir duraksamaya yer bırakmayacak ölçüdeaçıktır. Kuşkusuz, (b) bendinde sayılanların dışında kalan kişi ve kuruluşlarınDördüncü Kısımda öngörülen yasalara aykırı davranmaları, 101. maddenin (b)bendi uyarınca partinin kapatılmasına ya da kapatılması için dava açılmasınaneden olmaz. Bununla beraber, sorumlu kişi ve kuruluşl1arın eylemlerinin etki,güç ve yankılarını gösterdiği, bunlar için birer yan kanıt oluşturduğu ölçüde,bu tür olayların da değerlendirmeye esas alınabilecekleri kuşkusuzdur.
1)2820 sayılı Yasanın 101. maddesinin (b) bendinde sayılan kuralların eylemleri :
a)Beyanname, ilan ve diğer basılı eserler :
25Mart 1984 Mahalli İdareler Seçimi öncesinde Doğru Yol Partisince, propagandaamacıyla beyannameler yayımlanmıştır. Savunmaya ek olarak yollanan bubeyannameler, partinin gazetelere verdiği tam sayfa ilanlara da kaynaklıketmiştir. Bu beyannamelerin ve bunlara göre gazetelere verilen ilanların DoğruYol Partisi Genel Merkezince hazırlanıp yayımlandığı bilinmekle beraber, hangikurul ya da organın kararına dalalı olarak yayımlandıkları konusunda dosyadabelge bulunmamaktadır. Ancak, beyannamelerin Parti Genel Merkezine aidiyetindekuşku olmadığına göre, bir karara dayalı olarak yayımlanmasalar bile 2820sayılı Yasanın 101. maddesinin (b) bendinin öngördüğü "... karar alınmamışolsa bile bu kurullar tarafından aynı hükümlere aykırı faaliyettebulunulması..." biçimindeki kural kapsamına girebileceklerdir. Bubeyannamelerin ilgili bölümleri şöyledir :
aa)Doğru Yol Partisi "Milli Hakimiyet" mitingi beyannamesinin ilgilibölümleri (Isparta 13 Mart 1984) :
"6Kasım 1983 tarihinde bazı partiler seçime iştirak ettirilmiş, bazılarınınseçime katılmasına izin verilmemiştir. Böylece milletin hür iradesiengellenmiş, milli hakimiyet prensibi zedelenmiş, eşitlik prensibi alt üstolmuştur.
Ziramillet sandık başında istediği kadroları bulamamış, bulduğu ile yetinmekmecburiyetinde kalmıştır. Böylece milletin hür iradesi tecelli etmemiş, adetaçarpık bir durum meydana gelmiştir..."
"Biz,kişiyi vatandaş yapan, Türkiye'ye eserler kazandıran, kalkınma ve refaha ulaşmaheyecanının ateşini tutuşturan bir büyük felsefeyi, gerçek demokrasiyisavunuyoruz."
İkisayfalık bildirinin diğer bölümlerinde milli hakimiyet kavramı ve bu kavramıDoğru Yol Partisi'nin nasıl değerlendirdiği konusu işlenmektedir.
Bubeyanname kaynak alınarak Doğru Yol Partisi'nce 11 Mart 1984 günlü MilliyetGazetesinde yayımlanan tamsayfa ilanın ilgili bülümünde :
"Milletimizi;Demokrat, Adaletçi, güçlü ve kudretli, Büyük Türkiye hedefine ulaştırmak içinyola çıkan Doğru Yol Partisi, gerçek hürriyetçi demokrasiyi, milletimizin millive manevi değerlerini, huzur ve sükununu, refah ve saadetini, ülkemizin imar veinşasını savunan, millet iradesi üstünlüğünü, milletin kayıtsız şartsızhakimiyetini, tavizsiz temel ilke sayan bir partidir. Milletimizin sinesindençıkan, onun, özlem, arzu ve emellerinin temsilcisi olan,"hürriyet-refah" meş'alesini yılmadan bezmeden taşıyan, Doğru YolPartisi bu inançla sizi 13 Mart 1984 Salı günü saat 13.00 de Isparta'dayapılacak "Hakimiyet Milletindir" mitingine davet ediyor."denilmiştir.
bb)Doğru Yol Partisi "Büyük Türkiye Mitingi" beyannamesinin ilgilibölümleri (Samsun, 17 Mart 1984) :
"BüyükTürkiye, bir uçtan bir uca imar ve inşa edilmiş olan Türkiye'nin adıdır.
Türkiye'ninbüyük ve güçlü olması, her Türk vatandaşının menfaatinedir.
Geliniz,Türkiye'yi güçlü yapalım.
Türkiyesevdası ile ilmi, aklı, alın terini karıştıralım ve ülkenin imkanlarını en iyişekilde kullanarak, zamanını en iyi şekilde değerlendirerek Büyük Türkiyeyapalım..
Geçmişimizbizi sevindirecek ve geleceğimiz hakkında ümitsizliğe düşmenin yersizliğiniıspatlayacak başarılarla doludur.
Bubaşarılar, demokrasinin eseridir. Millete inanmanın, onlarla beraber olmanıneseridir. İstikrarın eseridir. "Büyük Türkiye" idealine sevdalı,tecrübeli ve liyakatlı hizmet kadrolarının eseridir. Ülkenin her karıştoprağına alın teri dökmeyi, hizmet götürmeyi, eser kazandırmayı, adeta biribadet sayanların eseridir.
DoğruYol Partisi'ni destekleyelim ki, mamur ve müreffeh "Büyük Türkiye'ningerçekleşmesine yeniden imkan doğmuş olsun..." biçimindedir.
Bubeyanname kaynak alınarak 15 Mart 1984 günlü Tercüman ve Milliyet Gazetelerindeyayımlanan tam sayfa ilanların ilgili bölümünde :
"BüyükTürk Milleti" Doğru Yol Partisi "Büyük Türkiye Davasının sahibidir.Çünkü Büyük Türkiye Milletimizin manevi ve maddi bakımdan cihazlanması veyücelmesinin adıdır.
ÇünküBüyük Türkiye Hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, hakkın, hukukun,adaletin ve fırsat eşitliğinin insanlık haysiyeti adına üstün tutulduğu, refahve mutluluğun yurdun en ücra köşelerine kadar ve herkese yayıldığı bir toplumdüzeninin adıdır." denilmiştir.
cc)Doğru Yol Partisi "Milli Beraberliğe Çağrı" mitingi beyannamesininilgili bölümlerinde (Erzurum, 19 Mart 1984) :
"Millet,iradesini kimse ile taksim edemez.
Milletadına sadece millet karar vermelidir. Ne yapılırsa yapılsın milletin sesçıkarmayacağı fikri, son derece tehlikeli bir düşünce tarzıdır. Millet hiçbirzaman haysiyeti ile oynanmasına müsaade etmemiştir ve etmeyecektir.
Milletvasi istemiyor. Vesayet iddiasında olanları beğenmiyor ve onlara güvenmiyor.Kendi değerini ve meselelerini bilen, kendine hizmet edecek kadrolaristiyor." denilmiştir.
dd)Doğru Yol Partisi "Sosya1 Devlet" Mitingi beyannamesinin ilgilibölümlerinde (Çanakkale, 22 Mart 1984) :
"Milletinhür iradesini ülke idaresinin hakimi ve yegane kudret kaynağı yapmak içinkurulan Doğru Yol Partisi Türk vatandaşını, insanı insan yapan hak vehürriyetlere, ilaveten çağın Devlet anlayışının icabı olan iktisadi ve sosyalhaklara da kavuşturmayı önemli bir görev saymaktadır." cümlesi ilebaşlayan bu bildiri, sosyal devlet, sosyal adalet, sosyal güvenlikkavramlarını, Doğru Yol Partisi'nin nasıl değerlendirdiğini açıklamaktadır.
ee)Doğru Yol Partisi "İşte Doğru Yol" mitingi beyannamesinin ilgilibölümleri (Sakarya, 23 Mart 1984) :
"Kökündebüyük bir inanç ve kararlılık, büyük bir mücadele gücü bulunan Doğru YolPartisi, 6 Kasım 1983 seçimlerine iştirak ettirilmemesinden dolayı maruzkaldığı haksızlık karşısında yılmadan yoluna devam etmiş, bugün gerekdemokrasiye inanan milyonlara kucağını açmıştır...
Biz,hür fertlerin meydana getirdiği kalkınmaya azimli, güçlü ve müreffeh bir toplumidealinin, "Büyük Türkiye" davasının mücadelesini yapıyoruz...
Gerçekdemokrasiyi hakim kılmak bizim davamızdır. Onun için Doğru Yol Partisidemokrattır.
Mamurve müreffeh, hakka, hukuka ve adalete üstün değer vermek bizim davamızdır. Onuniçin Doğru Yol Partisi adaletçidir.
Mamurve müreffeh, Büyük Türkiye'yi meydana getirmek bizim davamızdır. Onun içinDoğru Yol Partisi "Büyük Türkiye" idealine gönül vermiştir..."şeklindedir.
ff)22 Mart 1984 günlü Hürriyet Gazetesinde yayımlanan tam sayfa ilanda, "TürkMilleti, geçici hesap ve heveslerin değil, kalıcı davaların arkasındadır."başlıklı tam sayfa ilanda Doğru Yol Partisi'nin, '"Milli hakimiyet","Milli beraberlik", "Büyük Türkiye", "SosyalDevlet" kavramlarını nasıl yorumladığı Isparta, Samsun, Erzurum, Çanakkalemitinglerinde yapılan konuşmalardan aktarılan cümlelerle belirtildikten sonra, "DoğruYol Partisi her şartta geçerli bir davayı temsil ediyor. Doğru Yol Partisibaşarısı milletçe görülmüş, beğenilmiş kadroları temsil ediyor... Dün vardık.Bugün de varız. Yarın da olacağız." denilmiştir.
gg)Mahalli İdareler Seçimi öncesi Kırkağaç'ta dağıtıldığı bildirilen "DoğruYol Partisi'nden sayın halkımıza" başlıklı bildirinin ilgili bölümü :
"Yaklaşan seçimler dolayısıyla halkımızı yanıltabilmek için ilçemizde hiçbiryerde görülmeyen politik bir oyun sahnelenmektedir.... Benim dava arkadaşlarımbenim, benim karagün dostum 946 ruhunu taşıyan bizimle aynı safta mücadeleeden, bizimle üzülen, bizimle gülen kıymetli hemşehrilerimiz bu oyunu farketmeyecek mi... O halde senin yerin Doğru Yol Partisi'nin çatısı altıdır. Seninyerin Menderes nehrine akan çağlayan ırmaklar gibi gelen kimselerin safıdır.Doğru Yol Partisi 1946 da çıkılan bir yolun kilometre taşıdır..."biçimindedir.
Bubildirinin de önceki bildiri ve ilanlar gibi Doğru Yol Partisi Genel Merkezincehazırlandığı, anlaşılmaktadır. Nitekim, Doğru Yol Partisi Kırkağaç İlçe BaşkanıNiyazi Dal ifadesinde; bildirinin Partinin genel el ilanı niteliğinde olduğunu,bunun her il ve ilçede dağıtıldığını belirtmiştir.
Birkarara dayalı olarak ya da alınmış bir karar olmaksızın, 2820 sayılı Kanunun101. maddesinin (b) bendinde sayılan kurullarca hazırlandığı anlaşılan bubildiri ve ilanlarda, kapatılan Adalet Partisi mensupları ya dasempatizanlarının siyasi eğilimlerini okşayan; onlara Adalet Partisi'ninkapatılmasından sonra hangi siyasi çatı altında toplanmaları gerektiğinigösteren; kapatılan Adalet partisi'nin politik çizgisine yakın bir politikaizleneceğini belirten; Demokrat Partiyle başlayıp Adalet Partisiyle sürdürmeyeçalışılan temel siyasi eğilimin yeni temsilcisinin, Doğru Yol Partisi olduğu izlenimiveren tümceler yer almaktadır. Ancak, bu tümcelerle, Doğru Yol Partisi'ninkapatılan Adalet Partisi'nin devamı olduğunun beyan ya da iddia edildiğisöylenemez. 2820 sayılı Kanunun 95. maddesinin ikinci fıkrası incelenirkenbelirtildiği gibi bir şeyi "beyan" etmek ya da "iddia"etmek, o şeyi dolaylı olarak üstü örtülü bir biçimde anlatmak anlamına değil,doğrudan ve açıkça hatta ısrarlı bir biçimde ifade etmek anlamına gelir. Oysa,bu belgelerde ne Adalet Partisi'nin adı geçmekte ne de Doğru Yol Partisi'ninAdalet Partisi'nin devamı olduğu beyan ve iddia edilmektedir. Bildirilerle, buyolda bir izlenim yaratmak için çaba harcandığı gözlenmekteyse de 96. maddeninikinci fıkrası ve yasaklanan belli bir siyasi partinin devamı olduğuizleniminin bırakılması değil, bunun açıkça beyan ve iddia edilmesidir.
hh)Kırkağaç'ta dağıtılan, üzerinde Adnan Menderes'in resmi bulunan "MerhumAdnan Menderes" başlıklı yazıda :
MerhumAdnan Menderes "Biz Doğru Yoldayız"
"Birağaç kök, gövde ve meyvalardan meydana geldiği gibi, demokrasi ağacı dainançtan ve bu inancın gerektirdiği nizamı teessüs ettirmekten ve teessüsündensonra, bu nizamın muhafazası için her türlü feragat ve fedakarlığı göze alacakyetişmiş insanların mevcudiyeti ile meydana gelir.
"BizDoğru Yoldayız"
DoğrııYol'u bulanlar her türlü engeli aşarak millete hizmet için mutlaka iktidaravarmışlardır..." 13 Şubat 1958, denilmiştir.
ii)Cumhuriyet Başsavcılığına Ankara'dan yollanan yedi sayfalık teksir edilmişbroşürün ilgili bölümlerinde :
"1946'da"yeter söz milletindir" şahlanışı ile Anadolu'nun sinesinden fışkırandemokrat zihniyetin Adalet Partisi çizgisinden bugüne uzanan temsilcisisi DoğruYol Partisi isminde bulabilirsiniz... Anavatan Partisi gibi suni ve tepedeninme partileri kurabilecek insanlar rağbet gördüğü takdirde Devlet idaresindemillet iradesini hakim kılarak idealini diri ve canlı tutmak mümkün değildir.Kaldı ki, böyle tertip ve niyetlere alet olanların neticede ne kazanacağıhiçbir şey yoktur. Kendisini kaynağı belirsiz yetkilerle, milletin efendisimakamında görenlerin, layık ve uygun gördüğü kadarını lütuf gibi görmesiylekurulacak bir rejimin adı, insan haysiyetine yaraşır bir demokrasi değildir...Anarşiye karşı tedbir alacağım diye demokrasiyle izahı olmayan düzenlemeleregitmenin ve bunu da muvazaa partilerin gölgesi altında anarşi korkusu salarakdevam ettirmeye çalışmanın savunulur ve hakkaniyete sığar tarafı yoktur.Kapatılan Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kısım tabanının 6 Kasım'da AnavatanPartisi'ne rey verdiğini herkes biliyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin temeldetakipçisi olduğunu iddia edenler ise bir araya gelip Sosyal DemokrasiPartisi'ni kurdular... Refah Partisi'ni kuranlar da Anavatan Partisi'ndekitemayüllerden birisini teşkil ve temsil ediyorlar. Şimdi müstakil partilerininaltında toplanıp Anavatan Partisi'ne verdikleri ödünç oyları geri istiyorlar.Öyle ise her zaman kendi göbeğini kendi kesmek zorunda kalmış demokratlar,dünün Adalet Partisine rey ve gönül verenler ne yapacaklardır' Herkesistediğini yapmak hakkına, dilediği partiyi kurup ona rey vermek hakkınasahiptir de, demokratlar, başkalarının içten pazarlıklı emellerine, bazılarınıntahakküm, duygularına alet edilmeye mahkum enayiler topluluğu mudur' Elbettedeğildirler. Onun içindir ki, başkalarının kullanma hakkını kendisinde gördüğüparti kurma hakkını onlarda kullanmışlar, Doğru Yol adıyla partilerinikurmuşlardır..." yazılmıştır.
Bubroşürde yer alan kimi tümcelerle 96. maddenin ikinci fıkrasına aykırıdavranıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, bu broşürün kim tarafından yazılıpyayımlandığı belli değildir. Broşürün Doğru Yol Partisi Genel Merkezincehazırlandığını gösterir bir işarete rastlanmadığı gibi, karar alınmamış olsabile 101. maddenin (b) bendinde sayılan kurullarca yayımlandığı yolunda birkanıt da bulunmamaktadır.
b)4 Şubat 1984 günlü Doğru Yol Partisi 1. Büyük Divan Toplantısı :
4.2.1984günü Ankara'da Doğru Yol Partisi kurucularıyla il ve ilçe teşkilatıBaşkanlarının katılmasıyla düzenlenen toplantıda, emniyet görevlilerincedüzenlenen 6.2.1984 günlü izlenim raporunun ilgili bölümleri şöyledir :
"...Yıldırım Avcı'nın salona geldiğinde konuklar Büyük Türkiye sloganlarıylakarşıladılar... İsmini söylemeyen bir şahıs... 1946 da isterse demokratik,isterse Adalet, isterse Büyük Türkiye olarak İl ve İlçe teşkilatı Büyük birfedakarlıkla geldiğiniz toplantımıza hoş geldiniz... Ahmet Nusret Tuna (ilkveto edilen Genel Başkan):... biz yeni siyasetçi değiliz. 1946'lardan beripolitikacıyız. Bizim rehberimiz Allah ve Millettir. Başımıza felaketler geldi,yine gidiyoruz Doğru yolda... Ahmet Yılmaz : Köprülerden, barajlardan selamsize, Menderes ırmağına yazmış olduğu şiiri okudu. 1946 da başladık 1960 dabitti, 1962 de başladık 1971 de bitti. Büyük Türkiye Partisi ile Doğru YolPartisi'nde yine başlıyoruz..."
Butoplantıyı yaptığı salonda asılı bulunan sloganlardan bazıları şunlardır :
"DoğruYol gerçek demokrasidir.
DoğruYol Büyük Türkiye'dir.
DoğruYol selamettir.
DoğruYol Adalettir..."
Toplantısonunda yayımlanan tebliğin kimi bölümleri de şöyledir :
"DoğruYol Partisi demokrattır. Son sözün kayıtsız şartsız millet iradesiistikametinde ifade ve icra edilmesini vazgeçilmez esas alır. Millet iradesininancak serbest eşit ve gizli oy ile tecelli ettiğine inanır. Müesseseleri ilekök salmış demokrasinin Türk Milletine en yaraşan idare tarzı olduğuna inanan"Doğru Yol Partisi, her türlü şahıs ve zümre istibdadının, her türlütotaliter idarenin ve komünizmin kesin olarak karşısında yer alır.
DoğruYol Partisi Adaletçidir. İnancımızın, tarihi geleneklerimizin ve Devletanlayışımızın temeli ve şaşmaz ölçüsü olan adaleti kamu hayatımıza mutlakahakim kılmayı hedef alır. Doğru Yol Partisi Büyük Türkiye idealinigerçekleştirmeye kararlı ve azimlidir. Fukaralık, işsizlik, cehalet veçaresizlikle rnücadele, medeniyet ve refahın yurt sathına yayılması, ülkeninimarı ve inşası, huzur ve güven içinde yaşayan vatandaşların yaratıcı gücününharekete geçirilmesi, bu yüksek idealin önde gelen unsurlarıdır. Eserleriyaşatma, ülkeye yeni eserler kazandırma, bu temel felsefenin başka biradıdır."
2820sayılı Yasanın 14. maddesinin sekizinci fıkrasında "Büyük kongre ilktoplantısını yapıncaya kadar, bu kongrenin yetkilerini kurucular kurulukullanır" denilmektedir. Bu bakımdan, kurucular kurulu üyelerinin il veilçe başkanlarının katıldığı 1. Büyük Divan Toplantısı sonucu yayımlanantebliği Büyük Kongrece yayımlanmış gibi kabul etmek gerekir.
Tutanakta,salondaki afişlerde "Doğru Yol gerçek demokrasidir", "Doğru YolAdalettir", "Doğru Yol Büyük Türkiye'dir" sloganlarının yazılı olduğubelirtilmektedir. Bu sloganların, kapatılan Demokrat Parti'yi, AdaletPartisi'ni, Büyük Türkiye Partisi'ni çağrışımla akla getirebileceği var sayılsabile, bunlar, adı geçen partilerin devamı olduğu iddia ya da beyanı biçimindedeğerlendirmeye elverişli değillerdir. Kaldı ki, toplantı sonunda yayımlananbildiride tekrarlanan sloganların, Bildiri bütünüyle ele alındığında,"Adaletçi", "Büyük Türkiyeci", "Demokrat"kelimeleriyle anlatılmak istenen hususun iddianın aksine, sözü edilenkapatılmış partilerin devamı olmayı değil partinin politik ilkelerini birerkavram olarak açıklandığı anlaşılmaktadır.
c)29 şubat 1984 günlü Türkiye Gazetesi'nin 1. ve 6. sayfalarında "Kurucularve eski bakanlar yurda dağıldı", 28 Şubat 1984 günlü Tercüman Gazetesi'nin1. ve 10. sayfalarında "Doğru Yol Partisi heyetleri seçim bölgelerinegönderildi" başlıklı haberlerde :
Mahalliİdareler Seçimleri nedeniyle Doğru Yol Partisi'ne kayıtlı eski bakan veparlamenterlerin seçim gezilerine çıktıkları belirtilmekte ve oluşturulan heyetlerlegidecekleri illeri gösteren liste verilmektedir.
Bulistenin, dosyada belge bulunmamakla birlikte Genel Merkezce düzenlenmiş olmasıgerekir. Belli kişilerin propaganda amacıyla belli iller için görevlendirilmesiile 96. maddenin ikinci fıkrası arasında doğrudan ilişki kurulamaz. Kaldı ki,dosyadan anlaşıldığı kadarıyla, görevlendirilen kişiler hakkında herhangi birsoruşturma da mevcut değildir. İskenderun'da yaptığı konuşmada "Doğru YolPartisi Adalet Partisi'nin ta kendisidir" diyen Talat Asal ise, bu listedeyer almamaktadır.
2-2820 sayılı Yasanın 101. maddesinin (b) bendinin öngördüğü kişilerin eylemleri:
a)Doğru Yol Partisi Genel Sekreteri Refik Sunol'un demeci :
DoğruYol Partisi Genel Sekreteri Refik Sunol'un 20 Şubat 1984 günü radyo ve televizyondayayınlanan ve hükümet icraatını eleştiren demecinde, "Doğru YolDemokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir" tümcesinin yer almasınedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya geçilmiştir.
RefikSunol ifadesinde, kamu oyuna duyurmak istedikleri konuların kendi görüşleridoğrultusunda basın sözcüsü tarafından metin haline getirildiğini, bumetinlerin incelendikten sonra Radyo ve Televizyon Kurumuna basın sözcüsüaracılığıyla yollandığını, radyo ve televizyonda okunacak demeçlerde kelime kısıtlamasınedeniyle bazı kavramların zorunlu olarak slogan halinde verildiğini,"Adaletçi", "Büyük Türkiye", "Demokrat"sözcükleri ile neyin kastedildiğinin, 4 şubat 1984 günlü 1. Büyük DivanToplantısı sonucu yayımlanan tebliğde, Genel Başkanın 21.2.1984 günü TRT'yeyolladığı yazıda açıklandığını belirtmiştir.
b)Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gökberk Ergenekon'un 21.2.1984 günlüdemeci:
Budemecin ilgili bölümü şöyledir :
"DoğruYol, fırsatçı, sun'i partilere benzemez. Lütuf, himayeden doğmuş partideğildir. Köklü inancı, tecrübeli hizmet kadrosu olan, güçlü, yapıcı partidir.Büyük Türkiye idealini gerçekleştirmek ister. Milletin bütün meselelerine sahippartidir... Doğru Yol demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir".
Demeçteyer alan "Doğru Yol demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir"sloganları konusunda duraksamaya düşen TRT Haber Dairesi, bu sloganlarla, neyinkastedildiğinin belirtilesini istemiştir. Aynı gün Genel Başkan Yıldırım Avcı,Haber Dairesi Başkanlığına bir yazı yazmış ve Gökberk Ergenekon'un demeç metniyeniden düzenlenmiştir Bu yazı şöyledir :
"1-Hazırlanmış olan metinlerde kelime kısıtlaması nedeniyle, bazı ifadeler kısakavramlar şeklinde kullanılmaktadır. Bunların anlamı, Anayasa metni kadar açıkve sıhhatlidir, bunlar üzerinde herhangi bir sansür söz konusu olamaz.
Buitibarla, bundan sonra göndereceğimiz metinlerde kullandığımız kavramlarınhangi manaya geldiğini bilgilerinize arz ediyorum.
2-Genel Başkan Yardımcısı Gökberk Ergenekon tarafından bugün verilen demeç metninin,dün olduğu gibi altındaki kavramlar aşağıdaki anlamların karşılığıdır..."
Yenimetinde "Doğru Yol Demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir"cümlesi yer almamakta buna karşılık şu bölüm ilave edilmiş bulunmaktadır :
"DoğruYol, Anayasanın gereği olarak, hür, serbest, tek dereceli, genel seçimi, milletiradesini savunduğu için demokrattır. Hakkı, hukuku ve kanun hakimiyetinitemsil ettiği için Adaletçidir. Kalkınmayı, imar ve inşayı, huzur ve refahısağlamayı hedef aldığı için de Büyük Türkiyecidir."
DoğruYol demokrattır, Adaletçidir, Büyük Türkiyecidir gibi sözlere hemen hertoplantı ve demeçte rastlanmaktadır. Bu sözler Doğru Yo1 Partisi'nin sloganıdurumuna gelmiştir. Doğru Yol Partisi programının başında, diğer birtakımibareler yanında "Doğru Yol, demokrasidir", "Doğru Yolselamettir", "Doğru Yol adalettir" ibareleri de yer almaktadır.Ancak, 4 Şubıat 1984 günlü Doğru Yol Partisi 1. Büyük Divan Toplantısıincelenirken belirtildiği gibi, bu biçimdeki sloganları Doğru Yol Patisi'ninkapatılan Demokrat, Adalet ve Büyük Türkiye Partilerinin devamı olduğunun iddiaedilmesi şeklinde nitelendirmeye olanak yoktur. Bu sözlerle neyin anlatılmakistendiği, 1. Büyük Divan Toplantısı sonucu yayımlanan tebliğ, Genel BaşkanınınTRT Kurumuna yolladığı yazı ve Genel Başkan Yardımcısının radyo ve televizyondayayımlanan demeciyle kamu oyuna açıklanmıştır.
c)Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nın eylemleri :
aa)15.2.1984 günlü Cumhuriyet Gazetesi'nde "Doğru Yol Partisi lideri Avcı :"Halkın içinden geliyor, dertlerini biliyoruz", 15.2.1984 günlüHürriyet Gazetesi'nde "Avcı: Bizi biliyor ve tanıyorsunuz" başlıklarıile yayımlanan haberlerde :
DoğruYol Partisi Genel Başkanının 14.2.1984 günü televizyonda yaptığı konuşmadanalıntılara yer veriliyor. Bunlardan bir bölümü şöyledir :
"Bumesele bir kadro, bir heyecan ve inancın meselesidir. Ehliyetli ve liyakatlı,bilgili ve tecrübeli, ruhuna insan sevgisini yerleştirmiş bir yönetim muhtevasıile olur. Bizi ve hizmetinize arz ettiğimiz kadrolarımızı biliyor vetanıyorsunuz. Biz hizmetin adamlarıyız".
"Köylerdekasabalarda ve şehirlerde görevli arkadaşlarımız her zaman ve her şarttahizmette olacaktır. Biz hizmet adamıyız. Bizi biliyor ve tanıyorsunuz".
NazlıIlıcak 16 Şubat 1984 günlü Tercüman'da Yıldırım Avcı'nın bu sözlerindenesinlenerek yazdığı makalesinde :
"Bizibiliyorsunuz, bizi tanıyorsunuz. "Yeter, söz milletindir" sloganıylaçıkmıştık yola 1946 da... 14 Mayıs 1950 günü Güneş başka bir türlü aydınlatırTürkiye'yi... Sonra sendeledik, yere düştük. Ama gene doğrulduk... BüyükTürkiye sevdasıyla Anadolu'yu karış karış dolaştık" demektedir. Bu yazısınedeniyle Nazlı Ilıcak hakında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı AskeriSavcılığınca yapılan kovuşturma takipsizlikle sonuçlanmıştır.
bb)Yıldırım Avcı'nın 22, 23 ve 28 Şubat 1984 günleri radyo ve televizyonda yayımlanmaküzere verdiği demeçlerin ilgili bölümleri sırasıyla şöyledir :
"Bilgili,tecrübeli, güvenilir, enerjik adamlar aranıyorsa, Doğru Yol'un kadrosu enbüyüktür... Tarih hoyunca hizmet kavramı hep doğru yoldan geçmiştir. Gene öyleolacaktır. Bizi biliyor ve tanıyorsunuz".
"DoğruYol Partisi'nin tecrübeli, dürüst, tanınmış aday kadrosunu milletimize takdimetmesi, iktidarın telaşını arttırmıştır. Başbakan dünkü konuşması ile ülkeyehizmet edenleri inkara kalkışmıştır. Bu tutum milletimizin asil duygularınıyaralar. Doğru Yol Partisi inkarcı zihniyetin karşısındadır... Doğru Yol,aklın, ahlakın, tecrübenin, gerçek demokrasinin partisidir..."
Ülkedene varsa bizim kadrolarımızın eseridir. Tüten fabrika bacasında, akan çeşmede,elektrikte, okulda, barajda, köprüde, Yolda, aksakallı ihtiyarın duasında heparkadaşlarımızın alın teri, göz nuru vardır".
Tümbu demeçlerde aynı tema işlenmekte, kapatılan Adalet Partisi'nde görev almışkadroların şimdi Doğru Yol Partisi'nde birleştikleri ima edilmek istenmektedir.Ancak bu demeçlerin hiç birisinde Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi'nindevamı olduğunu beyan eden sözler yer almamaktadır. Kapatılan bir partidehizmet vermiş olanların Doğru Yol Partisi'nde toplandıklarını ima etmek, SiyasiPartiler Kanunu'nun 96. maddesinin iddiaya dayanak yapılan ikinci fıkrasındakibeyan ve iddia anlamına gelmez.
cc)6 Mart 1984 günlü Son Havadis Gazetesi'nde "Avcı Doğru Yol PartisiMenderes meş'alesini söndürmemek için kurulmuştur" başlıklı haberde :
DoğruYol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın mahalli seçimler öncesi çıktığıyurt gezisinin ilk durağı olan Afyon'da yaptığı konuşmadan alıntılara yerverilmektedir :
"DoğruYol Partisi 1946 şafağında merhum Adnan Menderes tarafından yakılan meş'aleyisöndürmemek için kurulmuştur... Bu memlekete büyük hizmet veren kadroları inkareden, büyük devlet adamı merhum Başbakan Menderes'e "vatan haini"diyen Özal'ın kendisi olmuştur."
Savunmanınkonuyla ilgili bölümünde :
"(DoğruYol Partisi Menderes meş'alesini söndürmemek için kurulmuştur.) sözünün devamlıtekrarlandığı iddia edilmekte, fakat bu sözün nerelerde tekrarlandığıbelirtilmemektedir. Esasen bu söz, ne söylenmesinden ve ne de tekrarından birpartiyi suçlamaya imkan verecek bir söz değildir." denilmektedir.
Bukonuşmada da Doğru Yol Partisi'nin kapatılan Adalet Partisi'nin devamı olduğuyolunda bir iddia ya da beyan yer almamakta, ancak Menderes'in siyasi eğilimiyöniünde bir politika sürdürüleceği izlenimi yaratılmaya çalışılmaktadır.
dd)Genelkurmay Başkanlığının 20 Mart 1984 günlü,7130.364.84/SYNT.BAS.HLK.İLŞ.S.2.KS başlıklı yazısına ek olarak yollanan 12Mart 1984 günlü Yeni Nesil Gazetesi'nde yayımlanan "Avcı: Millet AnavatanPartisi'ni Doğru Yol'a getirecek" başlıklı haberde şöyle denmektedir:"Avcı, Celal Bayar'ın Umurbey'ıeki müzesini gezdi. Müze defterine"1946'da hürriyet meş'alesini yakanlar, öncelikle Cumhurbaşkanımız CelalBayar, evinizi gezerken çok heyecanlandım. Bu meş'ale yere düşmeden elden elenesiller boyu ilelebet taşınacaktır" diye yazdı... Anavatan Partisi freninebasılarak icraatına ortak olunmamasını isteyen Yıldırım Avcı, önceki geceKütahya'nın Gediz, Simav, Emet, Tavşanlı ilçelerinde büyük sevgi gösterileriylekarşılandı. "Muhteşem Süleyman", "Menderes'ler ölmez","yetiş süvari, orta direk bel veriyor" sloganları ilekarşılandı."
Aynıgazetede yayımlanan "Avcı 46 meş'alesini taşıyoruz" dedi.'"Tepeden inmedik tabandan çıktık" başlıklı haberin ilgili bölümleriise şöyledir :
"DoğruYol Partisi Genel Başkanı Avcı, basın toplantısından sonra, Bursa ile İnegöl, Yenişehir,İznik ve Gemlik ilçelerini kapsayan gezisini sürdürdü. Doğru Yol Partisi GenelBaşkanı Avcı gezisi sırasında yaptığı konuşmalarda şunları söyledi... Biz birfikrin rnümessiliyiz. Taşıdığımız meş'ale 1946 meş'alesidir. Milletimiz bizibilir ve tanır. Biz tepeden inme değil, tabandan çıkma bir partiyiz. Bu davayainananlar gelin, kendi davanıza sahip çıkın. Doğru Yol Partisi Demokrat,Adaletçi ve Büyük bir fikrin sahipliğini yapan partidir... Doğru Yol PartisiGenel Başkanı Yıldırım Avcı Gediz'e girerken "Menderes geliyor"sloganları ile karşılandı. Avcı'nın konuşması sık sık "Mendereslerölmez" sloganları ile kesildi..."
Bukonuşmalarda yer alan "1946 meş'alesi konusunda savunmada şöyledenmektedir :
1946ile başlayan çok partili demokratik siyasi hayat, bu gelişmelerin en önemlisafhasını ve dönüm noktasını teşkil etmektedir. Bilindiği gibi, siyasi iktidarher rejimde vardır. Parlamento ve hatta bir manada genel seçim de olabilir.Ancak hür seçim, hür parlamento ve hür muhalefet sadece demokratik rejimlerdevardır. Cumhuriyet, demokrasiden, demokrasi de hür siiyasi partiler sistemindenayrılamaz.
Türksiyasi literatürüne geçen "1946 ruhu", "1946 meş'alesi"deyimleri, esasında Cumhuriyet rejimine yeni bir demokratik muhteva kazandırmahareketinin adı olmuştur."
HaberdeYıldırım Avcı'nın değişik yerlerde yaptığı konuşmalardan alıntılar yapılmıştır.Ancak hangi sözün nerede söylediği anlaşılamamaktadır.
YıldırımAvcı'nın müze defterine yazdığı, "I946 da hürriyet meş'alesi yakanlar,öncelikle Celal Bayar, evinizi gezerken çok heyecanlandım. Bu meş'ale yeredüşmeden elden ele nesiller boyu ilelebet taşınacaktır." sözleri veilçelerde yaptığı konuşmalarda sarfettiği : "Biz bir fikrin mümessiliyiz.Taşıdığımız meş'ale 1946 meş'alesidir. Milletimiz bizi bilir ve tanır"biçimindeki sözleriyle Yıldırım Avcı, 1946 da Demokrat Parti'de başlayıp AdaletPartisi ile devam eden belli bir siyasi eğilimi, Doğru Yol Partisi'ninsürdüreceğini ima etmektedir. Üstü örtülü bir biçimde ifade edilen bu sözlerle96. maddenin ikinci fıkrasının öngördüğü yasak eylemin oluştuğu da söylenemez.
ee)22 Mart 1984 günlü Tercüman Gazetesi'nde yayımlanan Yavuz Donat'ın"İslamköy'den esen yeller" başlıklı yazısında şu sözler yer alıyor :
"YineTire'ye dönelim. Avcı'nın konuştuğu lokal dolu... Avcı, sesini yükseltiyor :
-Gülü solduracak mısınız'
-Soldurmayacağız.
-Bacayı tüttürecek misiniz'
-Tüttüreceğiz.
-Adresi biliyor musunuz'
-Biliyoruz.... Doğru Yol Partililer gittikleri yerlerde "İslamköy'den esenyeller Doğru Yol'a selam söyler" afişleriyle, sloganlarıyla, şarkılarıylakarşılanıyorlar..."
Savunmada,Yıldırım Avcı'nın Tire'de böyle bir konuşma yapmadığı öne sürülmüştür. Dosyadakonuşmanın yapıldığını gösterir başka bir kanıt bulunmamaktadır. Esasen,söylenen sözler, 96. maddenin ikinci fıkrasının öngördüğü yasak eylemioluşturacak nitelikte değildir.
ff)14.3.1984 günlü Milliyet Gazetesi'nde "Gül suyu kokan miting alanı"başlığıyla yayımlanan haberde :
YıldırımAvcı'nın Isparta'ya girişte "şehre Demirel Bulvarıyla giriyoruz,Antalya'ya Menderes Bulvarı ile devam ederiz." biçiminde konuştuğubelirtilmektedir.
SavunmadaYıldırım Avcı'nın böyle bir söz söylemediği, esasen ilk olarak gittiğiIsparta'nın bulvar adlarını da bilmediği beyan edilmiştir.
gg)23.1.1984 günlü, Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan "Avcı: Orta direğinpayandası Doğru Yol Partisi'dir." başlıklı haberde :
YıldırımAvcı'nın Bayındır'da yaptığı konuşmada Doğru Yol Partisi'nin seçim otobüsü "SüvarininErzurum'dan henüz gelmediğini belirterek "Süvari yarın aramızdaolacak", "Süvarinin sizlere selamı var", "Süvari"siyasi bir motif, bir amblem olmuştur. Bir felsefedir. "Süvari" hergittiği yerde seçilme şansını diğerlerinden ön plana çıkarmıştır."şeklinde konuşma yaptığı bildirilmektedir.
21Mart 1984 günlü Milliyet Gazetesi'nde "DYP lideri ikinciyi mioynuyor'" başlığı altında seçim izlenimlerini yazan Ümit Gürtuna, Avcı'nınmitinglerdeki sloganının "Başkan Avcı" şeklinde olduğunu,"Başbakan Avcı" sloganına pek rastlanmadığını, bundan da akla bazıçağrışımlar geldiğini, Avcı'nın seçim otobüsü süvariyi "Süvari birfelsefedir, süvari bir politikadır, süvari bis vakıadır, süvarinin selamı varsize" biçiminde tanımladığını belirtmektedir.
13Mart 1984 günlü, Tercüman Gazetesinde yayımlanan "Isparta Mitingi"başlıklı yazısında Nazlı Ilıcak şunları belirtiyor :
"DoğruYol ilk büyük mitingini Isparta'da yapıyor. Seçim otobüsü Süvari bu günIsparta'da, neden Isparta' Neden Süvari' Kim bu Süvari' Avcı, "Bizibiliyor, bizi tanıyorsunuz." diyor ve ilave ediyor : Biz Demokrat,Adaletçi, Büyük Türkiye'ye inanan kimseleriz. 6 Kasım'da bizi bulamadınız,şimdi buradayız.
DoğruYol 1946'dan beri yürütülen bir mücadelenin kilometre taşı olarak takdimediliyor. Süvari ise yıllar süren hizmet yarışında başı çekenleri temsilediyor"
Yukarıdakisözlerin hiç birisi Doğru Yol Partisi'nin kapatılan Adalet Partisi'nin devamıolduğu biçiminde yoruma elverişli değildir. "Süvari'', "DemirelBulvarı" gibi sözcüklerden hareket edip zincirleme istidlalle belli birsonuca varmak yolu açılırsa, aynı yöntemle hemen her kelimeden, amaçlananındışında bir anlam çıkarmak mümkün olacaktır.
hh)18 Mart 1984 günlü Son Havadis Gazetesi'nde "Yıldırım Avcı: Doğru YolPartisi Büyük Türkiye İdealini gerçekleştirmeye kararlıdır" başlığıylayayımlanan haberde:
Samsun'dabir konuşma yapan Yıldırım Avcı'nın "Hürriyet için kalkınma felsefesinibenimsemiş Doğru Yol Partisi, gönül verdiği Büyük Türkiye idealinigerçekleştirmeye kararlı ve azimlidir" dediği ve Büyük Türkiye idealininfukaralık, işsizlik, cehalet ve çaresizlikle mücadele, ülkeyi bir baştan birbaşa imar ve inşa, medeniyetin nimetlerini ve refahı yurt sathına yayma,eserleri yaşatma, ülkeye yeni eserler kazandırma unsurlarından oluştuğunubelirttiğini açıklamaktadır.
YıldırımAvcı bu sözleriyle gerçekleştirmeyi düşündükleri Büyük Türkiye idealinedeğinmektedir. Konuşma başka bir yoruma müsait olmayacak ölçüde açıktır.
ıı)Yıldırım Avcı hakkında Çal İlçesinde yaptığı konuşma nedeniyle yapılansoruşturma :
DoğruYol Partisi Genel Başkanı Esat Yıldırım Avcı'nın Çal İlçesinde yaptığıkonuşmada "vatandaşın sinesinden çıkmayan partilerin sonu çabuk gelir. Bizanamızın karnından, bayrağımızın renginden, milletin bağrından ve atınböğründen çıkarak geldik" şeklinde sözler sarfettiğinin gazetelerdeyazılması üzerine olay hakkında Çal Cumhuriyet Savcılığınca soruşturmayageçilmiştir.
Yaptığıkonuşma nedeniyle Ankara Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile ifadesi alınan EsatYıldırım Avcı bu konuda özetle şöyle demektedir : "Bizde at, avrat vesilah, şimdi de güncel kıymetini taşıyan deyimler olarak bilinir, taa ortaasyadan gelen Türkler at sırtında, at koşturarak Anadolu'ya geldiler vegeleneklerimizde, göreneklerimizde at ve silah ve avrat çok mukaddes bilinendeyimlerdir. Bu nedenle hatırladığıma göre Deniz Sinemasındaki Partimizinsohbet toplantısında avrat lafını ve özellikle silah lafını kullanmadım... BizTürkler anamızın karnından, bayrağımızın renginden, milletin bağrından ve atınböğründen çıkarak geldik, tabirlerini yöre halkını coşturmak ve kendilerindevar olan bu hisleri dile getirmek istedim... Ege Bölgesinde milli oyunlarda atkoşturulur, buna cirit oyunu diyoruz. Ciritci hedefe yaklaştığı zaman kendisiniatın arkasına gizleyerek ve böğrüne doğru yapışarak ve aniden çıkar ciritiniatar. Milli mücadele sıralarında da düşman kurşunlarından sakınmak içinözellikle atla geçitlerden geçildiği sırada atı siper ederek ve atı koşturarakhızla böğrüne saklanarak geçerlerdi."
Bukonuşma nedeniyle düzenlenen hazırlık evrakı Çal Cumhuriyet Savcılığınca EgeOrdu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığına yollanmıştır. AskeriSavcılık Esat Yıldırım Avcı hakkında 2969 sayılı Yasaya aykırı davranıştan Kamudavası açmıştır. İddianamenin ilgili bölümünde :
Sanığın"Yaptığı propaganda konuşması sırasında "Biz anamızın karnından,bayrağımızın renginden, milletin bağrından ve atın böğründen çıkarakgeldik" biçiminde sözler söyleyip 12 Eylül 1980 öncesi Siyasi çekişmeçatışma ortamına benzer bir durumun önlenmesi hakkındaki 2969 sayılı Yasanın1/a maddesine aykırı olarak, mensubu bulunduğu partisinin 12 Eylül 1980tarihinden sonra Milli Güvenlik Konseyi tarafından kapatılan, ambleme ad olan,Adalet Partisi'nin devamı olduğunu ima ettiği, böylelikle atılan suçu işlediği"ileri sürülmüşse de dava beraatla sonuçlanmıştır.
YıldırımAvcı'nın tevil yolunu seçmesine karşın "At" sözcüğü ile AdaletPartisi'ni ima ettiği anlaşılmaktadır. Ancak, "Atın böğründen çıktık"sözleriyle Doğru Yol Partisi'nin Adalet Partisi'nin devamı olduğu beyanediliyor, diyebilmek için karmaşık mantık ameliyelerine girmek gerekir. Oysa96. maddenin öngördüğü "İddia" ve "Beyan" ın ortaközelliği, dolaysız ve açık olmalarıdır.
jj)Yıldırım Avcı'nın Çay ilçesi Karacaören Kasabasında yaptığı konuşma nedeniyleyapılan soruşturma :
11.4.1984günlü bir dilekçe ile Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran Muharrem Ünay,Karacaören Kasabasında 5 Mart 1984 günü Isparta'ya geçmekte olan seçimarabasının kasabalarına da uğradığını, kasaba içerisinde Genel Başkan YıldırımAvcı'dan sonra "Doğru Yol Partisi Belediye Başkan Adayı Osman İşler'inhalka hitaben yaptığı konuşmada, bizim Doğru Yol Partisi, Demokrat Parti veAdalet Partisi'nin devamıdır. Bizi biliyorsunuz, Biz eski liderlerimizinmeş'alesinin sönmemesi için görev talibiyiz dediğini öne sürmektedir.
Aynışahıs Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 11.4.1984 günlü ifadesinde :
Mahalliİdareler Seçimlerinden 8-10 gün kadar önce Doğru Yol Partisi'nin seçimotobüsünün Karacaören Kasabasına geldiğini, otobüsten tanımadığı birtakımşahısların indiğini, bu şahıslardan birisinin Yıldırım Avcı olduğunusöylediklerini, 200-300 kişilik bir topluluk önünde Doğru Yol PartisiKaracaören Belediye Başkan Adayı Osman İşler'in bir konuşma yaparak Doğru YolPartisi Adalet Partisi'nin devamıdır, Barajları, yolları Demirel yaptı şeklindesözler sarfettiğini, olay sırasında Osman İşler'den önce ya da sonra konuşanolmadığını, otobüsten inen kişilerin de bu konuşmayı dinlediklerini, herhangibir müdahalede bulunmadıklarını, belirtmiştir.
MuharremÜnay Çay Asliye Ceza Mahkemesindeki ifadesinde ise Osman İşler'den önceYıldırım Avcı'nın konuşma yaparak, "Biz kıratın bağrından kopup geldik,eski günlerimizi aynen yaşatacağız, askeriyenin elinden 12 Eylül'de çektiğinizibiliyoruz, bizler iktidara gelince siz1ere yardım edeceğiz" dediğini ilerisürmüştür.
TanıkCemi1 Erkol Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği yeminli ifadesinde: Doğru YolPartisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın "Biz eski Demokrat ve AdaletPartililerin devamıyız, eskiden yapılanları biliyorsunuz" şeklinde sözlersarfettiğini, daha sonra bir konuşma yapan Osman İşler'in "Biz eskiDemokrat Parti'nin meş'alesiyiz kıratın devamıyız, iki partiye dağılmayalım,Doğru Yol'da birleşelim dediğini belirtmiştir.
Aynıtanık Asliye Ceza Mahkemesinde Yıldırım Avcı'nın kasabalarında konuşma yaparak: "Biz eski Demokrat ve Adalet Parti'nin devamıyız, eski partininmeş'alesiyiz" dediğini, Milliyetçi Demokrasi Partisi Belediye Başkan AdayıFikret Erkol'la kardeş olduklarını söylemiştir.
TanıkAli İhsan Öğreş Cumhuriyet Savcılığında verdiği yeminli ifadesinde : YıldırımAvcı'nın bir konuşma yaparak "Biz eski Demokrat ve Adalet Partililerindevamıyız, eskiden yapılanları biliyorsunuz" şeklinde sözler sarfettiğini,Yıldırım Avcı'dan sonra bir konuşma yapan Osman İşler'in de "Biz eskiDemokrat Parti ve Adalet Partisi'nin devamıyız, onların meş'alesiyiz, AdaletParti zamanında yapılan hizmetleri biliyorsunuz" dediğini, öne sürmüştür.
TanığınMahkeme önündeki ifadesi şöyledir :
"Tarihinihatırlayamadığım bir günde Doğru Yol Parti Başkanı Yıldırım Avcı seçim otobüsüile kasabamıza geldi. Kurban kesildi, iktidara geldiklerinde yardımedeceklerini, kalkındıracaklarını beyan etti. Arkasından Osman İşler konuştu, oda aynı şeyleri söyledi. Bilahare ayrıldılar dedi. Hazırlıktaki beyanı okundu,çelişki nedeniyle soruldu : Benim hazırlıkta Cumhuriyet Savcılığına vermişolduğum beyanım doğrudur, bana okunan sözleri gerek Yıldırım Avcı, gerekseOsman İşler aynen söyledi dedi."
TanıkAhmet Çağlar Çay Cumhuriyet Savcısına verdiği 16.4.1984 günlü ifadesinde :Yıldırım Avcı'nın bir konuşma yaparak "Biz eski Demokrat ve AdaletPartisi'nin devamıyız. Adalet Partisi zamanında yapılan hizmetleribiliyorsunuz" dediğini söylemiştir.
AhmetÇağlar Mahkemede yaptığı tanıklıkta, kasabalarında bir konuşma yapan YıldırımAvcı'nın, biz Adalet Partisi'nin devamıyız, kıratın bağrından koptuk dediğinibelirtmiştir.
TanıkAli İhsan Zengin Çay Cumhuriyet Savcısına verdiği 16.4.1984 günlü ifadesinde : Kasabalarınagelen Yıldırım Avcı'nın "Biz eski Demokrat ve Adalet Partililerindevamıyız, eskiden yapılanları biliyorsunuz" dediğini, Osman İşler'in de"Biz eski Demokrat Parti'nin Adalet Parti'nin meş'alesiyiz, kıratındevamıyız" şeklinde konuştuğunu söylemiştir.
TanıkMehmet Öğüt Çay Cumhuriyet Savcılığında verdiği 16.4.1984 günlü yeminliifadesinde, Karacaören kasabasına gelen Yıldırım Avcı'nın kısa bir konuşmayaparak "Biz eski Demokrat ve Adalet Partisi'nin devamıyız. Eskidenyapılanları biliyorsunuz" şeklinde sözler söylediğini, Osman İşler'in de"Biz eski Demokrat ve Adalet Partisi'nin devamıyız" dediğini beyanetmiştir. Tanık Mahkemede de aynı doğrultuda ifade vermiştir.
TanıklardanOsman İşlek Cunıhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde : Kesin olarakhatırlamadığı bir tarihte birkaç taksinin Karacaören kasabasındaki dükkanınınönünden geçtiğini, meydanda toplanan halka hitaben Osman İşler'in bir konuşmayaparak "eski kırattan gelmeyiz, kıratın belinden kopmayız, onlarınmeş'alelerini söndürmeyeceğiz" dediğini, Doğru Yol Partisi seçimotobüsünün o gün kasabaya gelip gelmediğini ve taksilerle gelen kişilerin kimolduğunu bilmediğini, söylemiştir.
Butanık Mahkemede, eski ifadesini tekrarladığını, muhbirin kendisinden tanıkolmasını istediği için tanıklık yaptığını söylemiştir.
TanıkKâzım Uyar Mahkemede verdiği ifadede :
"5.3.1984tarihinde Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Kasabamıza seçim arabası ile geldi,kendisine kurban kesildi, fakat seçim yasakları nedeniyle konuşamayacağınıbelirterek bilahare ayrıldı. Ayrıca Osman İşler de konuşma yapmadı, eğerkonuşmuş olsaydı kalabalıkta olduğum için mutlaka duyardım" demiştir.
TanıkAli Fidan Mahkemede :
"Seçimgezisi nedeniyle tarihi hatırlayamadığı bir günde Doğru Yol Parti BaşkanıYıldırım Avcı Dinar istikametine giderken kasaba halkı tarafından davet edildi,kurban kesildi, ancak seçim yasasının müsait olmadığını belirterek konuşmayapmadan ayrıldı. Sanık Osman İşler de konuşmadı, eğer konuşma yapsalardıduyardım." demiştir.
TanıkAli Rıza Erdem Çay Asliye Ceza Mahkemesinde, "Tahminen 5.3.1984 tarihindeDoğru Yol Parti Başkanı Kasabamıza geldi, kendisi halka hitaben seçim yasaklarınedeniyle konuşamayacağını, yasalara saygılı olduğunu beyan etti..."biçiminde ifade vermiştir.
TanıkBekir Şahin Mahkemedeki ifadesinde :
"5.3.1984tarihine Doğru Yol Parti Başkanı seçim arabası ile kasabamıza geldi, kendisinekurban kesildi, ancak seçim yasakları nedeniyle konuşamayacağını beyan ederekayrıldı." demiştir.
Olayınsanıklarından Osman İşler Çay Cumhuriyet Savcılığında Doğru Yol Partisi seçimotobüsünün propaganda amacı ile kasabalarına geldiğini, Yıldırım Avcı'nın daotobüsle gelip halkı eliyle selamladığını, konuşma yapmadığını kendisinin dekonuşmadığını, bunu toplanan tüm kalabalığın bildiğini, savunma tanıklarıolarak Ali Rıza Erdem, Kazım Uyar, Ali Fidan ve Bekir Şahin'in dinlenmesiniistediğini, olayın 5.3.1984 günü olduğunu, bu tarihte açık hava toplantısıyapmanın yasak olduğu, kapalı salon toplantısı yapmak için de hazırlıklarıolmadığını söylemiştir.
Sanık,Mahkemede :
"5.3.1984tarihinde Yerel İdareler Seçimlerinde Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Denizligezisi nedeniyle kasabamızdan geçerken durduruldu, kasaba halkı meydanatoplandı, kurban kesildi, kendisi seçim yasakları nedeniyle konuşamayacağınbeyan etti ve bilahare de ayrılarak gitti, ben de meydanda herhangi bir konuşmayapmadım, kendisi de yapmadı" demiştir.
DoğruYol Partisi'nin 17.5.1984 günlü savunmasında, bu konuda şu açıklamalar yeralmaktadır :
"Muhbir,25 Mart seçimlerinden 15-20 gün evvel yapıldığını iddia ettiği konuşmadan sözetmiş, suç teşkil edecek cümleler ileri sürmüştür. Mesele bununla da kalmamış,adı geçen muhbir, iki de şahidini alarak Ankara'ya gelmiştir. Bizzat CumhuriyetBaşsavcılığ'ına giderek, masraf edip Ankara'ya getirdiği öğrenilmiş şahitleriniCumhuriyet Başsavcısı Yardımcısı Mater Kaban'a dinletmiştir.
PartiGenel Başkanı beraberinde, yıllarca devlet idare etmiş, başkanlık yapmış,parlamenterlik yapmış pek çok kişi ile birlikte 15'den fazla tecrübeli basınmensuplarıyla geziye çıkmış ve konuştuğu her yerde binlerce insan ve basın bukonuşmaları takip etmiştir. Basın ve ajans temsilcileri konuşmaları teybealmıştır...
PartiGenel Başkanı'nın konuşma yaptığı her yerde, emniyet görevlileri, ayrıca siyasibüro mümessilleri bulunmuş ve görev yapmışlardır. Bu konuda kanunlara aykırıbir durum bulunsaydı ilgililer derhal tespit edip gereken makamlarabildirirlerdi. Dosyada bu konu ile ilgili hiçbir malumat mevcut değildir.
Olayşudur : Parti seçim otobüsümüz Karacaören'den geçerken, ısrarla durdurulmuş,kurban kesilmiş, vatandaşın ilgisine Genel Başkanca teşekkür edilmiş, başkacabir konuşma yapılmaksızın yola devam edilmiştir"
EsatYıldırım Avcı'nın Ankara Cuumhuriyet Savcılığınca konu hakkında talimat yoluylaalınan 5.4.1984 günlü ifadesinin bir bölümü şöyledir :
"5Mart 1984 günü seçim propagandası olmayan bir zamanda teşkilatımızı ziyaretetmek için otobüsümüzle Afyon istikametine yola çıktık; bu arada Çay ilçesineve yol üzerinde olan Karacaören kasabasına uğramam için çok ısrar ettiler,zamanımızın çok dar olması nedeniyle tevakkuf dahi yapmamak kaydı ile giripçıkalım dedik, girdiğimizde meydana vatandaşlar toplanmışlardı, bir kurbankesmek istediler ve kurban kesilirken benim de başında bulunmamı arzu ettiler,kurban kesildikten sonra ben hayırlı olsun seçim yasakları, propaganda yasağıolduğu için konuşma yapmamıza imkan olmadığını, kanunlara saygılı olduğumuzu,yalnız Allahaısmarladık deyip gideceğimizi, propaganda serbestisi başladığıtakdirde, tekrar yolumuz Karacaören kasabasına düşerse sohbet edebileceğimisöyledim".
ÇayAsliye Ceza Mahkemesi gazeteci ve politikacı kimi tanıkların talimat yoluylaifadesinin alınması ve Afyon Emniyet Müdürlüğünden toplantıda hazır bulunangörevlilerin isim ve adreslerinin sorulması için duruşmayı 17.9.1984 gününebırakmıştır.
Karacaören'deYıldırım Avcı'nın topluluğa hitaben yaptığı öne sürülen konuşma hakkında butanık beyanları çelişkilidir. Cemil Erkol, Ali İhsan Öğreş, Ahmet Çağlar, Aliİhsan Zengin, Mehmet Öğüt isimli tanıklar, Yıldırım Avcı'nın "Biz eskiDemokrat ve Adalet partililerin (partisinin) devamıyız" dediğinibelirtirlerken; Kazım Uyar, Ali Fidan, Bekir Şahin, Ali Rıza Erdem isimlitanıklar Yıldırım Avcı'nın kasabalarında bir konuşma yapmadığını, Yalnızcaseçim yasakları nedeniyle konuşmayacağını söylediğini ifade etmişlerdir.
TanıkOsman İşlek seçim otobüsünün anılan günde kasabaya gelip gelmediğinibilmediğini söylemiştir.
MuhbirMuharrem Günay dilekçesinde, Yıldırım Avcı'dan sonra Osman İşler'in konuştuğunubildirmiş olmasına rağmen, Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde Osmanİşler'den önce ya da sonra konuşan olmadığını belirtmiş; Mahkemede, Osmanİşler'den sonra konuşan Yıldırım Avcı'nın "biz kıratın bağrından çıkıpgeldik" dediğini beyan etmiştir. Daha sonra ifadesini düzelterek önceYıldırım Avcı'nın konuştuğunu söylemiştir.
Görülüyorki, içeriği bir yana, Yıldırım Avcı'nın Karacaören'de konuşma yapıp yapmadığıkonusunda bile tanık beyanları arasında birlik yoktur.
MuhbirMuharrem Ünay ile tanıklardan Milliyetçi Demokrasi Partisi Karacaören BelediyeBaşkan Adayının kardeşi olan Cemil Erkol ve öteki tanık Osman İşlekkendiliklerinden Ankara'ya gelerek Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdiklerianlaşılmaktadır.
TanıklardanCemil Erkol'un bu ifadesinde yer alan "biz eski Demokrat ve AdaletPartililerin devamıyız, eskiden yapılanları biliyorsunuz" biçimindekitümce aynen Çay Cumhuriyet Savcılığında tanıklık eden diğer dört tanığınifadesinde de yer almıştır.
YıldırımAvcı Karacaören'e seçim otobüsüyle ve kalabalık bir gazeteci grubuylagitmiştir. Söylediği öne sürülen sözler çarpıcıdır, haber olabilecekniteliktedir. Buna karşın, hiç bir gazetede böyle bir konuşmadan sözedilmemiştir.
Birparti liderinin açık hava toplantılarının yasak olduğu bir dönemde kasabameydanında yaptığı öne sürülen konuşma konusunda, kolluk kuvvetlerince birişleme girişilmemiş ve olay alışılmışın dışında Cumhuriyet Başsavcılığına birihbar üzerine gündeme gelmiştir.
Birparti başkanının bir kasabada bir kaç yüz kişiye hitaben böyle bir konuşmayaparak Partisini kapatılma riski altına sokmasını mantıkla açıklamak zordur.
Dosyaiçeriği, iddia ve savunma bütünüyle gözönünde buludurulduğunda, davalı SiyasiParti Genel Başkanının Mahalli İdareler Seçimi sırasında geçtiği, programınadahil olmayan küçük bir kasabada, diğer seçim çevrelerinde hiç söylemediğisözleri, partisini kapatma durumu ile karşı karşıya getirecek biçimde birkaçyüz kişi önünde sarf etmesi kabul edilemez.
Görüldüğüüzere Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde, Doğru Yol Partisi'ni temsileden kişi ve kurullara isnat edilen eylemler birer birer ele alınarak bunların2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıolmadığı kanısına varılmıştır. Bu kanıya varılırken iddianamede, dava iledolaylı ilgili bulunduğu belirtilen bir takım haber, yorum, aktualite, dökümanniteliğindeki olay ve belgeler ile yine iddianamede 2820 sayılı Kanunun 101.maddesinin (d) bendi kapsamına girdiği vurgulanan olaylar ve parti mensubuolmayanlara atfedilen eylemler de gözden geçirilmiştir. Ancak, bunlar, kapatmadavasının dayanağı bulunan 96. maddenin ikinci fıkrasının maddi unsurunuoluşturacağından söz konusu olay ve belgelerin, kararda, ayrı ayrıtartışılmasına gerek görülmemiştir.
B.II) 2820 SAYILI SİYASİ PARTİLER KANUNU'NUN 97, MADDESİNE AYKIRI OLMASINEDENİYLE AYNI KANUNUN 101. MADDESİNİN (b) KAPSAMINA GİRDİĞİ İDDİA EDİLENEYLEMLER :
İddianamede;Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın propaganda gezisi sırasında21.3.1984 günü çeşitli yerlerde yaptığı "Demokrasi tarihinin beyazsayfalarında iki seçim birer kara leke olarak kalacaktır. Bunlardan birisi 1946seçimleri diğeri ise bu iktidarı doğuran Seçim Kurulunun yarattığı 6 Kasımseçimleridir. Hata beşer icabıdır. Tashihi fayda verecektir. Bu hata millettarafından seçimlerde tashih edilecektir." şeklindeki konuşmasını ManisaCumhuriyet Alanında 21.3.1984 tarihinde düzenlenen açık hava toplantısında datekrarlandığı saptanmış ve hakkında Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı AskeriSavcılığı'nın 23.3.1984 günlü, 1984/14164-135-56 sayılı iddianamesi ile davaaçıldığı ve böylece 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 97. maddesinin ihlaledildiği belirtilmiş ve aynı Kanunun 101/b maddesi nazara alınarak Doğru YolPartisi'nin kapatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
EgeOrdu ve Sıkıyönetim Komutanlığının 22.3.1984 günlü, 1984/87 sayılı yazısında,Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın 21 Mart günü Menemen'denManisa'ya giderken, aynen, "6 Kasım seçimleri tarihe kara bir leke, ikiseçim kara bir leke gibi, biri 1946 öteki de 6 Kasım seçimleri" diyekonuşma yapmak suretiyle, 2969 sayılı Kanuna aykırı davrandığı belirtilerekAskeri Savcılıktan soruşturmaya başlanması istenmiştir.
Olaynedeniyle 22.3.1984 günü Sıkıyönetim Askeri Savcılığında verdiği ifadesindeEsat Yıldırım Avcı :
"22Mart 1984 tarihli gazetelerde yer alan tahkikat konusu beyanatı Doğru YolPartisi Genel Başkanı olarak ben verdim. Ancak gazetelerdeki beyanatım bazıgazetelerde yanlış anlamalara neden olacak şekilde eksik kaleme alınmış. Bunukendim de fark ettim. Hatta gazeteci arkadaşlara özellikle Güneş GazetesindenBülent Denli'ye ikazda bulundum. Benim ikazım üzerine gazeteye beyanatımı aynenilettiğini, gazetede yanlışlık yapıldığını bana söylemiştir. Ben beyanatımdaaynae "Demokrasi tarihinin beyaz sayfalarında iki seçim birer kara lekeolarak kalacaktır. Bunlardan birisi 1946 seçimleri diğeri ise bu iktidarıdoğuran Yüksek Seçim Kurulu'nun yarattığı 6 Kasım 1983 seçimleridir. Hata beşericabıdır. Tashihi fayda verecektir. Bu hata millet tarafından tashihedilecektir. Sözlerini sarf etmiştim. Görüleceği gibi 12 Eylül'ü yaratankişilere ve 12 Eylül yönetimine karşı herhangi bir eleştiri mevcut değildir.Demecim açıkça Yüksek Seçim Kurulu'na yönelik bulunmaktadır." demiştir.
EsatYıldırım Avcı'nın Bergama Cumhuriyet Savcılığında verdiği 22.3.1984 günlüifadesi de aynı doğrultudadır.
Olayıntanıkları, gazete muhabirleri, Emel Aktuğ, Bülent Denli, Kenan Nacır, ZekaiDurmuş, Tunca Bengin, Güngör Öcal'ın Sıkıyönetim Askeri Savcılığındaki,birbirini bütünleyip doğrulayan, tanıklıklarına göre :
EsatYıldırım Avcı, bu beyanatı İzmir Efes Otelinde, Menemen'den Manisa'ya giderkenseçim otobüsünde, Manisa Cumhuriyet alanında ve değişik yerlerde vermiştir.Demecin aslı, "Demokrasi tarihinin beyaz sayfalarında iki seçim birer karaleke olarak kalacaktır. Bunlardan birisi 1946 seçimleri, diğeri ise bu iktidarıdoğuran Yüksek Seçim Kurulu'nun yarattığı 6 Kasım 1983 seçimleridir"biçiminde iken, Hürriyet ve Cumhuriyet dışındaki gazetelerde eksik ya da yanlışyayımlanmıştır. Yıldırım Avcı'nın beyanatında Milli Güvenlik Konseyi'nden sözetmediği; 6 Kasım seçimlerini andığı zaman mutlak olarak "Yüksek SeçimKurulu'nun kararı ile gerçekleştirilen" ibaresini de konuşmasına eklediği;6 Kasım seçimlerini Yüksek Seçim Kurulu'na bağladığı ve böylece Milli GüvenlikKonseyi ile ilgili herhangi bir konuşma yapmadığı; soruşturma evrakı içindekigazetelerden demeci basına değişik biçimde yansıdığı anlaşılmıştır.
AskeriSavcılıkça düzenlenen 23.3.1984 günlü, 1984/135 sayılı iddianamenin sonbölümünde :
"Sanığınyukarıda yer alan beyanat ve konuşmaları ile görevleri yukarıda açıklanan veyasalarda belirtilen esaslar dahilinde tarafsız hareket etmek mecburiyetindebulunan Yüksek Seçim Kurulunu paravan yaparak Milli Güvenlik Konseyi'nin 99Numaralı Kararını kötüleyici şekilde eleştiri konusu yaptığı ve bu suretle 2969sayılı Kanunun 1/c maddesini ihlal ettiği sonucuna varıldığından, sanığınfiiline uyan 2969 sayılı Kanunun 1/c ve 1402/5. Sıkıyönetim Kanunu'nun 17/1.maddeleri uyarınca cezalanırılması" isteminde bulunulmuştur.
Sözüedilen davaya ilişkin yargılama sonunda 10.7.1984 günlü, 1984/61 Esas sayılıkısa kararda; "Sanık Esat Yıldırım Avcı'nın inceleme konusu sözleri MilliGüvenlik Konseyinin karar, bildiri ve icraatlarına yönelik görülmediğindenoluşmayan müsnet suçtan beraatına" karar verilmiştir.
YıldırımAvcı'nın Milli Güvenlik Konseyi'nin 26.7.1983 günlü, 99 sayılı Kararına karşıbeyanda bulunduğu öne sürülmektedir. 99 sayılı Kararın ilgili bölümü şöyledir :
"Budurum karşısında, seçim döneminin başlangıç tarihi olan 24 Ağustos 1983 günüsaat 17.00 ye kadar Milli Güvenlik Konseyi'nin incelemeleri sonunda en az otuzkurucu üyesi uygun görülerek kuruluşları kesinleşmemiş bulunan siyasipartilerin tüzel kişilikleri devam etmesine rağmen, ilk milletvekili genelseçimleri için aday tespit edemeyeceklerine ve seçimlere katılamayacaklarınakarar verilmiştir."
DoğruYol Partisi 24.8.1983 günlü dilekçe ile Yüksek Seçim Kurulu'na başvurmuş, 64 ilve 403 ilçede örgütlendiğini, 25 kurucu üyesinin onandığını belirtmiş ve seçimekatılacak siyasi partiler arasında ilan edilmesini istemiştir.
YüksekSeçim Kurulu 25.8.1983 günlü, 266 sayılı kararıyla bu istemi reddetmiştir.
DoğruYol Partisi 25.8.1983 günlü, 1289 sayılı dilekçe ile bu kararın düzeltilmesiistemiyle yeniden Yüksek Seçim Kurulu'na başvurmuş ise de Kurul, 26.8.1983günlü, 271 sayılı kararıyla bu istemi yerinde görmemiştir. Bu kararın ilgilibölümünde :
"...Ülke yönetiminin gerekleri ve özellikleri karşısında uyulması zorunlu olan vedüzenleyici nitelikte bulunan 99 sayılı Milli Güvenlik Konseyi Kararının dagözönünde tutulması gerektiğinden ve bu hale göre, seçim döneminin başlangıcınakadar 30 kurucu üyesini tamamlayamamış siyasi partilerin seçime katılmasınaimkan görülmediğinden, Doğru Yol Partisi'nin bu konuya ilişkin isteğininreddine, karar örneğinin sözü geçen Parti Başkanlığına gönderilmesine"denilmektedir.
Demeçmetninde açıkça Yüksek Seçim Kurulundan söz edildiğine, bu husus savunmada dasürekli ileri sürüldüğüne göre, hedefin Yüksek Seçim Kurulu olmayıp MilliGüvenlik Konseyi Kararı olduğu sonucuna varabilmek için, elde bunu gösterirkanıtlar bulunması gerekir. Oysa, dosyada eleştirilerin Milli Güvenlik Konseyineyönelik olduğu savını destekler nitelikte hiç bir kanıt yoktur. Buna karşılıkeleştirilerin Yüksek Seçim Kurulu'na yöneltildiğini gösteren belgeler vardır :
28.9.1983günlü Doğru Yol Partisi Başkanlık Divanı Bildirisinin konuyla ilgili bölümüşöyledir :
"DoğruYol Partisi seçimlere katılabilmek için ilgili Kanunun öngördüğü 34 ildeteşkilatlanma ve Milli Güvenlik Konseyinin 99 sayılı Kararında belirtilen 30Kurucu üyesinin onaylanmış olması şartını, seçim döneminin başlangıcı olan 24Ağustos 1983 günü saat 17.00'den önce dahi haiz bulunuyordu... Buna rağmenAnayasanın ve Kanunların verdiği seçime katılma hakkımız Yüksek Seçim Kurulutarafından tarih ve millet huzurunda elimizden alınmıştır.
"DoğruYol Partisi'nin, Anayasa, Kanunlar ve diğer mevzuattan doğan haklarınadayanarak Yüksek Seçim Kuruluna yaptığı her iki itiraz da, müracaatımızıngerekçesinde açıkça belirtilen Anayasa, Kanunlar ve diğer mevzuat hükümlerinerağmen, adıgeçen Kurul tarafından gözardı edilmiştir".
4Şubat 1984 günlü, Doğru Yol Partisi 1. Büyük Divan Toplantısında bir konuşmayapan Esat Yıldırım Avcı, aynı konuda şöyle demektedir : "Doğru YolPartisi, 6 Kasım 1983 seçimlerine iştirak ettirilmemekle çok büyük birhaksızlığa uğramıştır. Bu, ülkenin ve Türk demokrasisinin zararına olmuştur...Yüksek Seçim Kuruluna 24 Ağustosu müteakip yapılan itirazlar, hukuki bir bazdakarşılanamamıştır. Millet iradesinin serbestçe teşekkülü önlenmiş, millet,sandık başında istediği partiyi ve kişiyi bulamamıştır..."
İstisnainitelikte kurallar getiren Türk Ceza Kanunu'nun 158. ve 159. maddeleri bilemuhatabın sarahaten zikredilmediği durumlarda matufiyetinde tereddütedilmeyecek derecede karineler aramaktadır. 2820 sayılı Yasanın 97. maddesindeise Türk Ceza Kanunu'nun 158. ve 159. maddelerindekine benzer bir kural yeralmadığı gibi, eleştirinin Milli Güvenlik Konseyi Kararına yönelik olduğunugösterir güçlü karineler de yoktur. Metinde muhatap alarak gösterilen YüksekSeçim Kurulu, ilgisi olmadığı halde paravan olarak kullanılan bir kurum adıolmayıp; konuyla doğrudan ilgili, Anayasa ve yasaların verdiği yetki uyarıncaDoğru Yol Partisi'nin seçime katılamayacağı konusunda son sözü söylemiş olanbir kuruldur.
Nitekimaçılan dava, muhatabın Milli Güvenlik Konseyi Kararı olmadığı gerekçesiyleberaatle sonuçlanmıştır.
Yukarıdaaçıklanan nedenler karşısında, Yıldırım Avcı'nın konuşmasının 2820 sayılıYasanın 97. maddesinin öngördüğü yasak eylemi oluştunmadığı sonucunavarılmıştır.
VII-Veri1ecek Kararın Belirlenmesi :
Yukarıdaayrıntılarıyla incelenen duruma ve açıklanan gerekçelere göre; davalı Doğru YolPartisi'nin kapatılmış Adalet Partisi ile Büyük Türkiye Partisi'nin devamıolduğunu beyan ve iddia etmek, Milli Güvenlik Konsey'nin 99 sayılı kararınakarşı tutum, beyan ve davranış içinde bulunmak suretiyle 2820 sayılı Kanunun96/2. ve 97. maddelerine aykırı davranıldığı biçiminde iddianamedeki savlarsabit olmadığından Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı Kanun'un 101/b maddesiuyarınca açılmış olan kapatma davasının reddine karar verilmelidir.
VII-SONUÇ :
DoğruYol Partisi'nin;
1)Kapatılmış bulunan Adalet Partisi ile Büyük Türkiye Partisi'nin devamı olduğunubeyan etmek ve böyle bir iddiada bulunmak suretiyle 22.4.1983 günlü, 2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesinin ikinci fıkrasına,
2)Milli Güvenlik Konseyi'nin 26 Temmuz 1983 günlü, 99 sayılı Kararına karşıtutum, beyan ve davranış içinde bulunmak suretiyle Siyasi Partiler Kanunu'nun97. maddesine,
aykırıdavrandığı 6.4.1984 günlü, SP-8-1984/42 Hz. sayılı İddianamede ileri sürülerekaynı Kanunun 101/b bendi gözönünde tutulmak suretiyle adı geçen Partinintemelli kapatılmasına karar verilmesi istenmiştir.
Evraküzerinde yapılan inceleme sonunda gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinin (b) bendinde sayılan Kurulların bubendde yollama yapılan kimi maddeler hükümlerine aykırı kararlar aldıkları,bildiriler yayımladıkları veya karar almaksızın aynı hükümlere aykırıfaaliyette bulundukları ve anılan bendde belirtilen kişilerin de yine sözüedilen hükümlere aykırı sözlü ve yazılı beyanda bulundukları sübutaermediğinden;
2-Siyasi Partiler Kanunu'nun 97. maddesine aykırı biçimde, Milli GüvenlikKonseyi'nin 99 sayılı Kararına karşı olduğu iddia edilen tutum, beyan vedavranışların, adı geçen Partinin genel seçimlere katılmak için yaptığıbaşvurular hakkında Yüksek Seçim Kurulu'nca verilen kararlar üzerine bu Kurulayönelik bulunduğu anlaşıldığından;
DoğruYol Partisi'nin temelli kapatılması hakkında açılan davanın reddine,
28.9.1984gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Ahmet H. BOYACIOĞLU
Başkanvekili
H. Semih ÖZMERT
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Hüseyin KARAMÜSTANTİKOĞLU
Üye
Kenan TERZİOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Orhan ONAR
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Osman Mikdat KILIÇ
Üye
Mithat ÖZOK
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1984/1 (Parti Kapatma)
KararSayısı : 1984/1
DoğruYol Partisi'nin kapatılması hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca açılmış olandavanın reddi hakkında Anayasa Mahkemesince verilmiş olan karara ve aşağıdayazılı husus saklı olmak kaydıyle, bunun gerekçesine de katılıyorum.
CumhuriyetBaşsavcılığınca uygulanması istenen Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesininikinci fıkrası ile 97. maddesi, Anayasanın temel ilkelerine ve bu ilkelereegemen olan hukukun asli ve genel kurallarına uygun düşecek biçimde yorumlanmışolması karşısında söz konusu hükümlerin Anayasaya aykırı olduğu ve ihmaledilmesi gerektiği yolundaki savunma yerinde değil ise de; gerekçedekiAnayasanın Geçici 15. maddesi kapsamı içinde kalan kanunların Anayasaya aykırıbulması halinde "... bunların Anayasa Mahkemesince ihmal edilmesinden"söz edilemeyeceği biçimindeki görüşe katılmıyorum.
Şöyleki :
29.6.1981günlü, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarıncahazırlanan Siyasi Partiler Kanunu, 22.4.1983'de kabul edilmiştir.
Anayasa'nınGeçici 15. maddesine göre, 12 Eylül 1980'den, ilk genel seçimler sonucutoplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncayakadar geçecek süre içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarruflarınAnayasaya aykırılığı iddia edilemez. Siyasi Partiler Kanunu da bu dönemdeçıkarılmıştır.
Anayasa'nınGeçici 15. maddesinde belirtilen sürede çıkarılan yasaların Anayasayaaykırılığının ileri sürülememesi, bu yasaların Anayasanın üstünde olduğuanlamına gelmez. Anayasada böyle bir maddenin bulunması, bu dönemde çıkarılanyasalarda Anayasaya aykırı kuralların yer aldığının karinesi olarak dadüşünülmemelidir. Asıl olan, Anayasanın üstünlüğü ve yasaların Anayasayauygunluğudur. Bu madde, Anayasaya, bir dönemin tartışma konusu yapılmasınaengel olmak amacıyla konulmuştur. Bu dönemde çıkarılan yasaların da Anayasayauygunluğu asıldır; bunların yorumlarının bu espri içinde yapılması gerekir.Esasen, "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlığını taşıyanAnayasanın 11. maddesinde;
"Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğerkuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
KanunlarAnayasaya aykırı olamaz." denilmektedir.
Maddeningerekçesinde, yargı kuvvetinin gerektiğinde Anayasayı diğer kanunlar gibiuygulayabileceği belirtilmektedir.
Yasalaryorumlanırken, Anayasanın üstünlüğü ilkesinin gözönünde tutulması gereği,Anayasa Mahkemesi kararıyla da vurgulanmıştır : "İptal konusu yasahükmünün yorumunda da bütün yasa hükümlerinin yorumunda olduğu gibi Anayasa'nın8. maddesinde belirtilen Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin vurgulanması..."gerektiği açıkça belirtilmiştir. (Resmi Gazete'nin 29.1.1970 günlü, 13412sayısında yayımlanmış olan 12.6.1969 günlü, E: 1968/38, K: 1969/34 sayılıkarar.)
Anayasanınüstünlüğü ve Anayasaya uygun yorum yolundaki bu genel ilke yanında, SiyasiPartiler Kanunu'nun Anayasa ilkelerine uygun olarak düzenleneceğini öngörenözel kurallar bulunmaktadır. Anayasanın 69. maddesinin son fıkrasında"Siyasi partilerin kuruluş ve faaliyetleri, denetleme ve kapatılmalarıyukarıdaki esaslar dairesinde kanunla düzenlenir." denilmektedir. YineAnayasanın 177/b maddesinde, Anayasanın İkinci Kısmındaki siyasi faaliyettebulunma hakları ile siyasi partilerle ilgili hükümlerin, bunlara dayalı olarakyeniden hazırlanacak Siyasi Partiler Kanunu'nun, yayımlanması ile yürürlüğegireceği yazılıdır. Maddenin gerekçesinde, "... siyasi partiler ve seçimeilişkin hükümler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçimi hakkındakihükümler ve bunlarla aynı nitelikteki diğer hükümler; Kanun Koyucuya hitapetmekte olup, kanunun hazırlanması bakımından yürürlükte olacaktır ki, KanunKoyucu bunlara dayanarak kanunları düzenleyecek ve dolayısıyla Anayasanın bukonudaki hükümleri bu esaslar içinde uygulanacaktır." biçiminde biraçıklama yer almaktadır.
2485sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun'un 2. maddesinde daha açık bir ifadekullanılarak, "Anayasanın ilkelerine uygun Siyasi Partiler Kanunu'nuhazırlamak" bu Meclisin görevleri arasındadır denilmiştir. Görülüyor ki,Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasa ilkelerine uygun olarak hazırlanması;Anayasanın 69. ve 177., 2485 sayılı Kanunun 2. maddeleriyle öngörülmüştür. Bukurallar emredici nitelik taşımaktadır.
Ohalde Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasaya uygun olmak zorunluğu gözönündetutularak, Kanunun yorumu bu anlayış içinde yapılmalıdır. Başka bir deyişle,Siyasi Partiler Kanunu uygulanırken Anayasanın genel esprisi, bu konuda koyduğukurallar birlikte düşünülmeli ve Anayasa'ya uygun yorumlar getirilmeyeçalışılmalıdır.
Buanlayış içinde, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96/2 ve 97. maddelerininuygulanmasında Anayasanın, Siyasi Partiler, devletin yapısı, özgürlükler vebunların kısıtlanması gibi konuları birlikte düşünülmeli; olay, Anayasa'nınçizdiği genel çerçeve içinde değerlendirilerek, anılan maddelerin Anayasanınöngördüğü kurallara ters düşülmeden, uygulanması sağlanmalıdır.
Böylebir yaklaşım, savunmada belirtildiği gibi, bu kuralların Anayasaya aykırıolduklarının tesbitiyle uygulanmasının ihmali anlamına gelmeyip, bu kurallarında genel ilke olarak Anayasaya uygun olmaları gerektiğinden hareketle, bunlarınAnayasayla uyum içinde, onunla bütünleşerek uygulanmasını sağlayacak bir yorumtarzında ele alınmaları gerektiği anlamına gelir.
2-Savunmada, 2820 sayılı Yasanın 96/2 ve 97. maddelerinin ihmali istenmektedir.İhmal, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla Anayasa hukuku alanına giren birkurumdur. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin bir kararında şöyle denmektedir :
"...44 sayılı Kanunun 20. maddesinin 2 sayılı bendinde de açıklandığı üzere AnayasaMahkemesi ancak Yüce Divan sıfatıyla görev yaptığı yahut siyasi partilerinkapatılması davalarına baktığı sıralarda Anayasanın 151. maddesinde sözü edilenmahkeme durumuna geçer.
AnayasaMahkemesinin, kanunların veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerininAnayasaya uygunluğunu denetlerken yahut yasama dokunulmazlığının kaldırılmasınaveya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin düştüğüne ilişkin bulunankararların Anayasanın 81. maddesinde yazılı olduğu üzere denetlenmesi göreviniyaparken Anayasanın 151. maddesinde sözü geçen mahkeme durumunda bulunmadığıiçin, bir hükmün Anayasaya aykırılığı konusunda ortaya bekletici sorun koymasıdüşünülemez. Bu görevlerin yerine getirilmesi sırasında uygulanacak bir kanunveya Yasama Meclisi İçtüzüğü hükmünü Anayasaya aykırı görürse AnayasaMahkemesinin başvurabileceği tek yol o hükmü ihmal etmek ve konuya ilişkinAnayasa kuralını uygulamaktır." (15.1.1972 günlü, 14073 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 17.8.1971 günlü, E: 1971/41 ve K: 1971/67 sayılı karar). Aynı görüş,Anayasa Mahkemesinin 3.7.1964 günlü, E: 1964/22, K: 1964/54 (R.G. 26.12.1964,11866); 30.9.1969 günlü, E: 1969/24, K: 1969/50, (R.G. 17.6.1970, 13521) sayılıkararlarında da ifade edilmiştir.
AnayasaMahkemesi yakın bir tarihte vermiş olduğu bir kararında bu görüşü doğrulamış vebunun gerekçesini ve koşullarını açıklamıştır.
"TürkiyeCumhuriyeti Anayasasında özü belirtilmiş temel hukuk kuralları yanında belirlikonuları özenle ve ayrıntılarıyla düzenleyen hükümler de yer almıştır. 34.maddedeki ispat hakkı, önemi nedeniyle, ayrıntılarıyle ele alınıp düzenlenmişkonulardan biridir...", "Anayasa Koyucu, ispat hakkını, Anayasateminatına kavuşturmakla yetinmemiş ve Geçici 7. maddesiyle de, yürürlüktekikuralın engeç iki yıl içinde 34. maddeye uygun bir hale getirilmesinikesinlikle emretmiştir.
AnayasaKoyucunun bu açık ve kesin buyruğuna rağmen, Kanun Koyucu yirmi yıldan berigerekli yasayı çıkaramamış ve TCK'nun 481. maddesini Anayasa'nın 34. maddesineuygun bir hale getirememiştir..."
"Öteyandan Anayasa'nın Geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasında, 27 Mayıs 1960tarihinden 6 Ocak 1961 tarihine kadar çıkarılan kanunların TürkiyeCumhuriyeti'nin diğer kanunlarının değiştirilmesi ve kaldırılmasında uygulanankurallara göre değiştirilebileceği ve kaldırılabileceği; ancak bunlar hakkındaAnayasa'ya aykırılık iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde iptal davasıaçılamayacağı gibi itiraz yoluyla dahi mahkemelerde Anayasa'ya aykırılıkiddiasının ileri sürülemeyeceği öngörülmüştür". "Böyle olunca, ...Yasa Koyucunun, Geçici 7. maddedeki buyruğu yerine getirmemesi ve TCK'nun 481.maddesindeki Anayasaya aykırılığı giderecek yasayı çıkarmaması ve iptal ileitiraz yollarının da Geçici 4. maddenin üçüncü fıkrasına göre tıkanmış olmasıkarşısında kısıtlı kalan anayasal ispat hakkının bu içeriği ile uygulanmasınınsürüp gelmesi, artık düşünülemeyeceğinden mahkemelerce Anayasanın üstünlüğü vebağlayıcı niteliğini açıklayan 8. maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak 48l.maddenin birinci fıkrasındaki ispat hakkını sınırlayıcı hükümlerinin bir yanabırakılması ve kurallar kademeleşmesinde en üst düzeyde bulunan Anayasa'nın 34.maddesindeki hükmün doğrudan doğruya uygulanması gerekmektedir"(30.11.1983 günlü, 18237 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6.6.1982 günlü, E:1981/8, K: 1981/3 sayılı kararı)
Kuşkusuz,hiçbir yargı mercii, Anayasa Mahkemesine başvurma olanağının bulunduğu veyaAnayasanın 152. maddesinin son fıkrası hükmünün söz konusu olduğu hallerde, birkanunun Anayasaya aykırılığını ileri sürerek onun uygulanmasını ihmal edemez.İşte bu nedenledir ki anılan 152. maddenin üçüncü fıkrasına, "AnayasaMahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde karar verirve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanunhükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esashakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymakzorundadır." kuralı konulmuştur.
Ayrıca,bir kanun hükmünün ihmal edilebilmesi için, aynı konuda Anayasada açık vedoğrudan uygulanması mümkün bir kuralın da bulunması gerekir.
Buesas, Anayasanın yürürlüğe girmesine ilişkin 177. maddesinin (e) fıkrasında şubiçimde açıklanmıştır : "Anayasanın halkoylaması sonucu kabulünün ilanıylabirlikte yürürlüğe girecek hükümleri ... için yeniden kanun yapılması veyamevcut kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyorsa, bunlara ilişkin işlemlermevcut kanunların Anayasaya aykırı olmayan hükümleri veya Anayasa hükümleri,Anayasanın 11 inci maddesi gereğince uygulanır."
Bufıkranın mutlak yani kayıtsız, şartsız anlamı karşısında Anayasanın Geçici 15.maddesinin, söz konusu hükmün bir istisnasını teşkil ettiği görüşüne itibaredilemez; zira, bir Anayasa kuralının istisnası açıkça ifade edilmedikçe okuralın kapsamı sınırlandırılamaz; hele ortada Anayasaya aykırı bir hükmünuygulanması söz konusu ise...
Diğeryandan; Geçici 15. maddenin kapsamı içinde kalan bir kanunun Anayasayaaykırılığının iddia edilememesi ile, o kanunun Anayasaya aykırı hükümlerininihmali ve yerine Anayasa hükümlerinin uygulanmaması keyfiyeti birbirinden ayrıtutulması gereken konulardır.
Geçici15. maddenin kapsamına giren bir kanun hükmü Anayasaya aykırı olursa veAnayasada da aynı konu hakkında doğrudan uygulanabilecek bir hüküm varsa, yargımerci olaya ya kanun hükmünü uygulayarak Anayasayı ya da Anayasa hükmünü tatbikederek kanunu ihmal edecektir; oysa Anayasanın 11. maddesi gereği Anayasahükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan temel hukukkurallarıdır. Böyle olunca, bu maddenin gerekçesinde yazılı olduğu üzere"... yargı kuvveti gerektiğinde Anayasa'yı diğer kanunlar gibiuygulanacaktır".
KanunlarınAnayasaya uygunluğunun yargısal denetimi alanında tanınmış bir hukukçununbelirttiği gibi (esasen mahkemeler, halledecekleri davaya hangi hukukkaidesinin tatbik olunacağını kararlaştırmak için, daima hukuk kaideleri arasındatercihler yapmak lüzumunu hissederler. Bazen memleketin kanununu yabancı devletkanununa veya yabancı devlet kanununu Milli Kanuna, bazen tarihi daha yeni olanbir kanunu eski kanuna tercih etmek zorunda kalır. Anayasa ile alelade kanunarasındaki ihtilaf karşısında hakimin yapacağı şey aynıdır : Bunlardan birinitercih etmek. Bu tercihi yaparken dayanacağı hukuk prensibi de "Anayasanınalelade kanundan üstün oluşu" dur.)
Yineleyelimki, bu düşüncemiz, ancak, Geçici 15. maddenin kapsamı içinde kalan kanunlarınAnayasanın temel ilkelerine ve bu ilkelere egemen olan hukukun ana kurallarınaolabildiğince uygun düşecek biçimde yorumlanmalarına rağmen Anayasahükümleriyle çatışan kuralları hakkında ileri sürülmüştür.
Ohalde, 10.11.l983 günlü, 2949 sayılı "Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun" un 18. maddesi gereğince Yüce Divansıfatıyla çalışan veya Siyasi Partilerin kapatılması davalarına bakan AnayasaMahkemesi Anayasa'nın 152. maddesinde sözü edilen "Mahkeme" durumundaolup önüne gelen dava nedeniyle Geçici 15. madde kapsamına giren kanunlardanbirini Anayasaya aykırı gördüğü takdirde bunu ihmal ederek Anayasa kuralınıdoğrudan uygulayabilmelidir.
Buitibarla Anayasanın Geçici 15. maddesi kapsamına giren kanunların Anayasayaaykırı olmaları halinde "bunların Anayasa Mahkemesince ihmaledilebilmelerinden sözedilemez" biçimindeki gerekçeye katılmıyorum.
H. Semih ÖZMERT
Başkanvekili
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1984/1 (Parti Kapatma)
KararSayısı : 1984/l
A-Anayasanın, Geçici 15 inci maddesinde : "12 Eylül 1980 tarihinden, ilkgenel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin BaşkanlıkDivanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, ... çıkarılan kanunlar, kanunhükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarıncaalınan karar ve tasarrufların Anayasa'ya aykırılığı iddia edilemez"denilmektedir.
Buhükme göre : 12.9.1980'den, Başkanlık Divanının kurulduğu, 6.12.1983 tarihinekadar çıkarılan kanun ve kanun hükmündeki kararnamelere karşı, AnayasaMahkemesinde iptal davası açılamayacağı gibi diğer Mahkemeler de, itirazyoluyla, Anayasa Mahkemesine başvuramayacaklardır.
1-Kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin iptalleri için Anayasa Mahkemesinebaşvurulması mümkün olmayan hallerde mahkemelerin, Anayasaya aykırı kanunlarıve kanun hükmünde kararnameleri ihmal edip, Anayasayı uygulamaları, Anayasanınbağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesinin bir zorunluğudur. Aksi takdirde, Anayasayıihmal edip ona aykırı kanunu veya kanun hükmünde kararnameyi uygulamış olurlarki, böyle bir tutum, davranış, işlem, durum ve sonuç, Anayasanın 11 incimaddesindeki : "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını,idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukukkurallarıdır" hükmüne aykırılık teşkil eder.
2-Anayasa Mahkemesinin vereceği "iptal kararı geriye yürümez". Yaniiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar iptal edilen yasa yürürlüktekalacak ve uygulanacaktır.
Halbuki,"Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geribırakan" mahkemenin, elindeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olmasınarağmen, Anayasaya aykırılığı Anayasa Mahkemesince saptanan yasayı, aynenuygulamayıp Anayasa ile muaddel bir şekilde (Anayasaya aykırı kısımlarını ihmalederek) uygulaması doğal kabul edilmekte; hakkaniyet, usul ve temel hukukkurallarının zorunlu bir sonucu sayılmaktadır. Demekki, bu halde de, Anayasayaaykırı kanun hükümleri ihmal edilerek doğrudan Anayasa uygulanmaktadır.
3-Anayasa 7.11.1982 tarihinde kabul edilip aynı tarihte, 177 nci maddesindesayılan istisnalar dışında, "bütünüyle yürürlüğe gir"miştir. Anayasayürürürlüğe girdikten sonra da bir yılı aşkın süre ile Danışma Meclisi ve MilliGüvenlik Konseyi görev yapmıştır.
Anayasanınkabul ve yürürlüğe girmesinden sonra Danışma Meclisi ve Milli GüvenlikKonseyi'nin çıkardığı kanunlar, hatta o dönemdeki Bakanlar Kurulunun çıkardığıkanun hükmündeki kararnameler Anayasayı değiştirmiş sayılabilir mi '...
Anayasanın,nasıl değiştirileceği, 175 inci maddesinde gösterilmiştir. Bu hükme rağmen, negeçici 15 inci maddesinde ne de başka hiç bir maddesinde Danışma Meclisi, MilliGüvenlik Konseyi ve o dönemdeki Bakanlar Kuruluna Anayasayı değiştirme görev veyetkisi verilmemiştir. Şu halde Anayasaya aykırı kanun ve kanun hükmündekararnamelerin ihmali ve Anayasanın uygulanması bu yönden de zorunludur.
4-Anayasanın 177 inci maddesinin a fıkrasında sayılan bazı hükümleri "... engeç Türkiye Büyük Millet Meclisi göreve başladığında yürürlüğe girer. Ancak, buhükümler yürürlüğe girinceye kadar mevcut kanunlar ve Milli Güvenlik Konseyininbildiri ve kararları uygulanır".
Anayasanınbu hükmünden anlaşılmaktadır ki : "Mevcut kanunlar ve Milli GüvenlikKonseyinin bildiri ve kararları" "en geç Türkiye Büyük Millet Meclisigöreve başla" yıncaya kadar uygulanacak; bu tarihten sonra Anayasanınmezkur hükümleri yürürlüğe girecek ve Anayasanın ilgili hükümleriuygulanacaktır. Yani mevcut kanunlar ve Milli Güvenlik Konseyinin bildiri vekararları uygulanmayıp (İhmal edilip) Anayasa hükümleri uygulanacaktır.
Demekki Anayasa, yürürlüğe girdikten sonra kendisine aykırı kanun, bildiri vekararların uygulanmamasını; kendi hükümlerinin uygulanmasını, 177/a maddesiylede öngörmekte ve buyurmaktadır.
5-Anayasanın 177/e maddesinde: "Anayasanın halk oylaması sonucu kabulününilanıyla birlikte yürürlüğe girecek hükümleri ve mevcut ve kurulacak kurum,kuruluş ve kurullar için yeniden kanun yapılması veya mevcut kanunlardadeğişiklik yapılması gerekiyorsa bunlara ilişkin işlemler mevcut kanunlarınAnayasaya aykırı olmayan hükümleri veya doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın11. maddesi gereğince uygulanır" hükmü bulunmaktadır. Bu hükümdegöstermektedir ki; "mevcut kanunların Anayasaya aykırı olmayan hükümleri,"uygulanacak; aksi takdirde yani mevcut kanunlar Anayasaya aykırı ise"doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın 11 inci maddesi gereğinceuygula"nacaktır.
B-Yeni Anayasa karşısında, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında ve 2485 sayılıKurucu Meclis Hakkında Kanunların hangi hükümlerinin yürürlükte olduğutartışmalı bir konudur.
Ancak,79 sayılı M.G.K. kararının hukuki dayanaklarının, bu dava dolayısıyle, AnayasaMahkemesince belirtilmesi gerekmez. Çünkü, 79 sayılı karara karşı açılmış birdava yoktur. Böyle bir talep ve savunma olsa dahi bunun incelenme yeri AnayasaMahkemesi değildir.
Yasama,yürütme, yargı organları ve idare makamları tasarruflarının hukuka uygunluğunadair karine bulunması ve sakat tasarrufların, iptal edilinceye kadar mutebertasarrufların sonuçlarını doğuracakları ilkesi gözönünde tutularak; hukukidayanakları ve onlara uygunluğu belirtilmeden 79 sayılı kararı ve onun ortayaçıkardığı hukuki durumları mevcut ve muteber kabul etmek gerekir.
Başlıcabu nedenlerle, kararın bu görüşüme aykırı gerekçelerine katılmıyorum.
Muammer TURAN
Üye
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1984/1 (Parti Kapatma)
KararSayısı : 1984/1
Anayasa'nınGeçici 15. maddesine göre, 12 Eylül 1980'den, ilk genel seçimler sonucutoplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanını oluşturuncayakadar geçecek süre içinde çıkarılan Kanunlar, Kanun Hükmünde Kararnameler ile2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve yapılantasarrufların Anayasa'ya aykırılıkları iddia edilemez. Siyasi Partiler Kanunuda bu dönemde çıkarılmıştır.
Anayasa'nınGeçici 15. maddesinde belirtilen sürede çıkarılan yasaların Anayasa'yaaykırılığının ileri sürülmemesi, bu yasaların Anayasanın üstünde olduklarıanlamına gelmez. Asıl olan, Anayasa'nın üstünlüğü ve yasaların Anayasa'ya uygunolmalarıdır.
Anayasa'nın,"Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü başlıklı 11. maddesinin ikincifıkrasında "Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz." denilmekte, 138.maddesinde, Hakimler, "Anayasa'ya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanikanaatlerine göre hüküm verirler." denilmekle, hakimlerin karar verirkenönce Anayasayı gözönünde tutmaları gerektiği belirtilmektedir.
Yasalaryorumlanırken Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin gözönünde tutulması gereğiAnayasa Mahkemesi kararlarıyla da vurgulanmıştır :
"...Türk Ceza Kanunu'nun 481. maddesindeki Anayasa'ya aykırılığını giderecek yasayıçıkarmaması ve iptal ve itiraz yollarının da Geçici 4. maddenin üçüncüfıkrasına göre tıkanmış olması karşısında kısıtlı kalan Anayasal ispat hakkınınbu içeriği ile uygulanmasının sürüp gitmesi, artık, düşünülemeyeceğindenMahkemelerce Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcı niteliğini açıklayan 8 incimaddenin ikinci fıkrasına dayanılarak 481. maddenin birinci fıkrasındaki ispathakkını sınırlayıcı hükümlerin bir yana bırakılması ve kurallar kademesinde enüst düzeyde bulunan Anayasa'nın 34. maddesindeki hükmün doğrudan uygulanmasıgerekmektedir" (E : 1981/8, K: 1982/3, RG. 30.11.1983, Sayı: 18237).
AnayasaMahkemesinin E: 1976/13, K : 1976/31 (AMKD, sayı : 14, S. 217) sayılı kararıile E: 1971/41, K : 1971/67 sayılı kararı (AMKD, s. 217, S. 67) aynıyöndedirler.
Anayasa'nınüstünlüğü ve yorumun Anayasa'ya uygun olması yönündeki genel ilkeler yanında,Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasa ilkelerine uygun olarak düzenlenmesiniöngören özel kurallar da bulunmaktadır. Anayasa'nın 69. maddesinin sonfıkrasında "Siyasi Partilerin kuruluş ve faaliyetleri, denetleme vekapatılmaları yukarıdaki esaslar dairesinde kanunla düzenlenir"denilmektedir. Yine Anayasa'nın 177/b maddesinde, Anayasa'nın, ikinci kısımdakisiyasi faaliyette bulunma hakları ile siyasi partilerle ilgili hükümler,bunlara dayalı olarak yeniden hazırlanacak Siyasi Partiler Kanunu'nun yayımlanmasıile yürürlüğe gireceği yazılıdır. Maddenin gerekçesinde, "... Siyasipartiler ve seçime ilişkin hükümler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerininseçimi hakkındaki hükümler ve bunlarla aynı nitelikteki diğer hükümler; KanunKoyucuya hitap etmekte olup, kanunun hazırlanması bakımından yürürlükteolacaktır ki, Kanun Koyucu bunlara dayanarak kanunları düzenleyecek vedolayısıyla Anayasa'nın bu konudaki hükümleri bu esaslar içindeuygulanacaktır." biçiminde bir açıklama yer almaktadır.
2485sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun'un 2. maddesinde daha açık bir ifadekullanılarak, "Anayasa'nın ilkelerine uygun Siyasi Partiler Kanunu'nuhazırlamak" bu Meclisin görevleri arasındadır denilmiştir. Görülüyor ki,Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasa ilkelerine uygun olarak hazırlanması;Anayasa'nın 69. ve 177., 2485 sayılı Kanunun 2. maddeleriyle öngörülmüştür. Bukurallar emredici nitelik taşımaktadır.
Budurumda Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi ve yasaların Anayasa'ya uygun olmalarızorunluğu gözönünde tutularak, Siyasi Partiler Yasası'nın 96/2. ve 97.maddeleri bu anlayışla yorumlanarak, Anrayasa'nın, Siyasi Partiler, DevletinYapısı, özgürlükler ve bunların kısıtlanması gibi konuları birlikte düşünülmelive Anayasa'nın öngördüğü kurallara ters düşülmeden, uygulanması sağlanmalıdır.
Geçici15. madde nedeniyle bu madde kapsamına giren yasa ve hükümlerin, Anayasa veAnayasadaki karşı hükümlere karşın uygulanması gerektiği yönündeki görüş,Anayasa'nın değiştirilmesi dahi önerilemeyen hukuk devleti ilkesinin, kimikurallarının, temel hak ve özgürlüklerin işlerliğini kaybetmeden ya daAnayasa'ya uygun olmayan bir doğrultuda uygulanmaları sonucunu doğurabilir. Birdönemin tartışılmasını önlemek amacıyla geçici olarak getirilen bir maddeninkoyduğu kurala, sürekli ve kapsamlı bir nitelik kazandırılması, Anayasa'nıntemel ilkeleriyle amaçladığı yapısını ve yasama, yürütme ve yargı yetkileriarasında öngördüğü dengeyi bozabilir. Bu durum Anayasa'nın üstünlüğü (üst normniteliği) ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
Herne kadar 1982 Anayasası, 152. maddesinde, 1961 Anayasasından farklı olarak,"Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içindekararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayıyürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır." hükmünü getirmeklemahkemelere Anayasa'ya uygunluk denetimiyle ilgili bir yetki vermemekte ise debu kural Anayasaya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine başvurulmasıolanağı bulunan yasa yada hükümler içindir. Hakim Anayasa'ya açıkça aykırı gördüğüve Geçici 15. madde nedeniyle Anayasa Mahkemesi önüne getiremediği yasahükmünü, Anayasa'nın 11. maddesindeki "Kanunlar Anayasa'ya aykırıolamaz.", 138. maddesindeki Hakimler, "Anayasa, kanuna ve hukukauygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler." kurallarınıdikkate alarak ihmal edebilmeli ve uygulamaktan kaçınabilmelidir. Bir hakimeAnayasa'ya aykırı olduğuna inandığı bir yasa hükmünü uygulama zorunluğugetirilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı gibi, hakimler "vicdanikanaatlerine göre karar verirler." ilkesine de uygun düşmez.
AnayasaMahkemesi, 2949 sayılı Yasanın 18. maddesinin 2. bendinde belirtildiği gibiYüce Divan sıfatıyla görev yaptığı ya da siyasal partilerin kapatılmasıdavalarına baktığı sıralarda Anayasa'nın 152. maddesinde sözü edilen"Mahkeme" durumunda olup, Geçici 15. madde kapsamına giren yasa ya dakuralı, Anayasa'ya aykırı görmesi durumunda ihmal ederek Anayasa kuralınıdoğrudan uygulamalıdır.
Kararın,açıklanan nedenlerle, Siyasi Partiler Yasasının 96/2. ve 97. maddelerinin,Geçici 15. madde nedeniyle, Anayasaya aykırı olup olmadığınınincelenemeyeceğine ilişkin kısmına katılmıyorum. Bu maddelerin Anayasa'yauygunluk yönünden de incelenmeleri ve Anayasa'ya açıkça aykırı görülmeleridurumunda ihmal edilmeleri gerektiği oyu ile verilen kararın bu kısmınakarşıyım.
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU