ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1988/2 (SiyasiParti Kapatma)
Karar Sayısı:1988/1
Karar Günü:8.12.1988
R.G.Tarih-Sayı:16.05.1989-20167
Davacı: Cumhuriyet Başsavcılığı
Davalı: Sosyalist Parti
DavanınKonusu : Sosyalist Parti'nin, işçi sınıfının, milletin öteki kesimleri üzerindeegemenliğini ve sınıf mücadelelerini öngörerek, işçiler devleti ve diktatörlüğükurmayı amaçlamak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıyla Siyasi PartilerYasası'na ve bu Yasanın özellikle 78. maddesine aykırı davrandığı ilerisürülerek aynı Yasanın 101. maddesinin (a) bendi gereğince kapatılmasına kararverilmesi istenmiştir.
I-İDDİANAME :
CumhuriyetBaşsavcılığının 15.2.1988 günlü SP. 23 Hz. 1988/2 sayılı iddianamesi şöyledir :
"Giriş:
Birmillet olarak yaşayabilmek için demokrasiyle idare edilen bir yönetime sahipolmak zorunluğu Türk Toplumunun mantığına yerleşmiş ve ideali olmuştur.Demokrasiden ve Cumhuriyetten vazgeçilemeyeceği gibi başkaca bir çözümde kabuledilemez.
Sayılarımilyonları bulan bir seçmen kitlesinin, tutarlılık ve seçim için alt kümeleregereksinmesi olduğundan, demokrasiyle yönetilen çağdaş devlette iktidar vemuhalefet arasında değişim olanakları sağlayan ve bunun gereklerini öğretensiyasi partilerin bulunması zorunludur. Amaç hem kadro ve hem de programlaraçısından millete bir seçim sunmaktır; esasen bu olmadan özgürlük olmaz.
SiyasiPartiler siyasi temsilcilerini seçmek için örgütlenmiş seçmen - yurttaşkümeleridir. Toplumdaki çeşitli bileşim ve çıkarları içerir ve yansıtırlar.
Demokratikyönetim koşullarından yükselen bu gereksinme nedeniyle siyasi partiler,felsefelerini biçimlendirirler; programlarının özgül içeriklerinde bunubelirlerler.
Ancakher demokratik devletin bir hukuk sistemi vardır. Kurulan siyasi partiler bukurallara ve sisteme uymak zorundadırlar.
Hukuksistemimizde siyasi partilerin (Anayasa ve Kanunlara uygun olarak, milletvekilive mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenengörüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradeninoluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkeninçağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyetgöstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlar) olduklarıvurgulanmıştır.
SiyasiPartilerin gerek kuruluşlarında ve gerekse faaliyetlerinde Türkiye CumhuriyetiAnayasası ile Kanunlarını gözönünde bulundurmaları ve dışına çıkmamalarıgereklidir.
SiyasiPartilerin 2820 sayılı Kanuna ve özellikle bu kanunun dördüncü kısmındakihükümlere aykırı davranmamaları, aksi takdirde kapatılmalarına kararverileceği, Siyasi Partiler Kanununun 101 inci maddesi gereğidir.
SOSYALİSTPARTİ :
SosyalistParti, 1 şubat 1988 tarihinde Siyasi Partiler kanununda öngörülen bildiri vebelgelerini İçişleri Bakanlığına vererek kurulmuş, tüzelkişilik kazanmıştır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 69 uncu maddesi ile Siyasi Partiler Kanunugereği olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca öncelikle tüzük ve program ilekurucularının hukuki durumları incelenmiştir.
SosyalistParti, Programında şöyle nitelendirilmiştir.
1-Sosyalist Parti Türkiye işçi sınıfının, köy emekçilerinin ve sosyalistaydınların partisidir. (m.1)
2-Türkiye işçi sınıfının bütün öncü unsurlarını ve sosyalist aydınları .......temelinde birleştirir. (m.2)
3-Kazanımları emekçi halk yararına geliştirir. (m. 6)
4-İşçi ile köylü, şehir ile köy, kafa emeği ile kol emeği arasındaki farklarıadım adım yok eder. (m.7)
5-Sosyalist Parti'nin biricik güvencesi Türkiye emekçileridir ..... SosyalistParti, demokrasiyi de sosyalizmi de emekçi halkın eliyle inşa eder. (m.8)
6-Her somut durumda, işçi sınıfının ve emekçi halkın çıkarlarına göre düşünmeyive davranmayı ilke edinir. (m.9)
7-Partinin amblemi emekçinin elindeki güneştir. (m. 1)
8-Partinin marşı "1 Mayıs marşı" dır. (m. 1)
9-İşçi sınıfı hareketinin ve sosyalist akımın devrimci mirası ve geçmiş hatalarıneleştirisiyle derinleştirilecek teorik kazanımlar temelinde birleştirir. (m.2)
10-Sosyalist Parti'nin mücadelesine sosyalist teori yol gösterir. (m.3)
11-Parti, işçi sınıfının evrensel teorisini, Türkiye koşullarına yaratıcı birbiçimde uygular. Büyük devrimlerin pratiğinde zenginleşen bu teorik hazine,dünyamızın yüzyıldır yaşadığı değişikliklerin başlıca ideolojik kaynağıdır.(m.3)
12-Sosyalist Parti'nin amacı demokratik halk iktidarını gerçekleştirmek vedurmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir. (m.6)
13-Sosyalist demokrasinin özü, emekçilerin iktidarı döne döne fethetmeleri,iktidarın emekçi karakterinin yaygınlığına ve derinliğine pekişmesidir. (m.7)
14-Sosyalist Parti sınıflar ve devletler arasında paylaşım kavgalarına yolaçanüretim kıtlığının ve toplumsal farklılaşmaların son bulacağı, insanların değilyalnız araçların yönetileceği bir barış dünyasına ilerleyişin bilincindedir.(m.7)
15-Parti, emekçi kitlelerin siyasal, kültürel ve manevi yönlerden alabildiğinegelişerek, toplumumuzun her alanda ilerlemesine önderlik edecek ileri unsurlarhaline gelmeleri ve böylece emekçilerin bütün kitlesiyle seçkinleşmesi ve sonuçolarak öncü ile kitle farkının kalkması için çalışır. (m. 8)
16-Sosyalist Parti, işçi sınıfı içindeki çeşitli eğilimleri kucaklayan teorisi veprogramı çerçevesinde partide kanatların oluşmasını hem kaçınılmaz, hem deyararlı görür. (m.10)
17-Emekçi halka bağlı kuşakların yetişmesi için çalışır. (m. 34)
18-Demokratik halk iktidarı ...... "herkesten yeteneğine göre ve herkese -emeğine göre" ilkesini uygulayarak, toplum ahlakının bozulmasının önemlibir kaynağını kurutur.(m. 48)
Değerlendirme:
Programınınbazı bölümlerine kısaca değindiğimiz Sosyalist Partinin amacı, (işçi sınıfınınönderliğinde halk iktidarını gerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizminkuruluşuna geçmek) dir.
Geneldesosyalizmi tarif etmek ve bir kaç esaslı noktada derleyip toparlamak kolayolmamakla birlikte, kurulan bu Partinin Programı irdelenerek Anayasa veKanunlar karşısındaki niteliği saptanacaktır.
Hiçkimse, Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak vehürriyetleri yok etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesiniveya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamakveya dil, ırk, din, mezhep ayırımı veya bölge farklılığı yaratmak veya sairherhangi bir yoldan bu kavram ve görüşler veya herhangi bir diktatörlük türünedayanan bir devlet düzeni kurmak amacıyla siyasi parti kurma hakkınıkullanamaz.
Builke doğrultusunda yasaklar getirilmiş olup özellikle 2820 sayılı SiyasiPartiler Kanununun dördüncü kısmında yer verilen yasaklara uyulmaması halindeaynı Kanunun 101 inci maddesi gereğince Siyasi Partinin kapatılmasına kararverilecektir.
SiyasiPartiler kanununda demokratik devlet düzeninin korunması ile ilgili veözellikle milli devlet niteliğinin korunması için düzenlemeler yapılmıştır.
2820sayılı Kanunun dördüncü kısmında yer alan 78 inci maddesine göre siyasipartiler, (Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veyazümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı veyerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.)
DavalıSosyalist Parti'nin programından aldığımız paragraflar ve programın tümüincelendiğinde (İşçiler sınıfının şuurlanması ve sınıf mücadelesi)ninöngörüldüğü ve amaçlandığı anlaşılmaktadır. Böylece işçi sınıfı, devleti vehükümeti elde edecek, işçi (emekçi) sınıfına dayalı ve bu sınıfın egemenliğindebir iktidar, daha açık bir deyimle işçiler diktatörlüğü kurulacaktır.
Budevrede insanlar sıkı bir terbiye ile yetiştirilecek ve (herkesin yeteneklerinegöre çalışması, gereksinmelerine göre pay alması) esasını öngören sosyalizminileri aşamasına ulaşılacaktır.
a)Sosyalist Parti'nin programında, "Biricik güvencesinin Türk emekçileriolduğu" ifade edildikten sonra "parti emekçi kitlelerin siyasal,kültürel ve manevi yönlerden alabildiğine gelişerek toplumumuzun her alandailerlemesine önderlik edecek, ileri unsurlar haline gelmeleri ve böyleceemekçilerin bütün kitlesiyle seçkinleşmesi ve sonuç olarak öncü ile kitlefarkının kalkması için çalışır. Sosyalist Parti, demokrasiyi de sosyalizmi deemekçi halkın eliyle inşa eder.
Enbüyük üretici ve değiştirici güç, emekçi halkın kendisidir (m. 8)"denilmektedir.
Görüldüğügibi (Herkesin yeteneklerine göre çalışması, gereksinmelerine göre pay alması)nı öngören sosyalizmin ileri aşamasını amaçlayanlara göre (işçiler sınıfıvaziyetine ve kuvvetine şuur edindiği zaman toplumdaki iki sınıf arasındakitezat bir mücadele halini alacaktır. Bu şuurun doğması için işçiler sınıfı,durumunun bir takım geçici buhranlardan ileri gelen geçici bir durum olmadığınıanlaması lazımdır. Bu nizamın sanıldığı gibi, değişmez bir şey olmayıpdeğiştirilmesinin kabil olduğuna hatta zorunlu olduğuna inanılması lazımdır.İşte işçi sınıfı buna inanacak ve mücadeleye girecektir.)
Buideali amaçlayan Davalı Sosyalist Parti, programında, "Sosyalistdemokrasinin özü, emekçilerin iktidarı döne döne fethetmeleri, iktidarın emekçikarakterinin yaygınlığına ve derinliğine pekişmesidir. Sosyalist Parti, halkiçindeki çelişmeler ile uzlaşmaz çelişmeleri her dönemde dikkatle ayırır."(m.7) demektedir.
b)Sosyalist Parti, (Ekonomik muayyenlik ve tarihi tekâmül)ü öngören idealeinanmış ve (genel olarak sosyal, siyasal ve fikri gidişi tayin eden şeyin maddihayatın temin tarzı) olduğunu sosyal hayatta yalnız ekonomik faktörlerin roloynamadığını; sosyal strüktürün tamamiyle bu faktörler ile belirlendiği asıltemelin ekonomik faaliyet, teknik üretim biçimi ve üretim araçları olduğuinancını benimsemiştir.
Nitekimprogramında "Sosyalist Parti'nin mücadelesine, sosyalist teori yolgösterir. Parti, işçi sınıfının evrensel teorisini Türkiye koşullarına yaratıcıbir biçimde uygular (m. 3) . Sosyalist Parti'nin amacı, "Demokratik halkiktidarını gerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir.(m.6) denilmektedir.
Görüldüğüüzere amaçlanan, işçi (emekçi) hareketi işçi (emekçi) iktidarı, işçiler devletive diktatörlüğü ve sonuç olarak (herkesin yeteneklerine göre çalışması,gereksinmelerine göre pay alması)nın oluştuğu toplum düzenine ulaşmayıamaçlayan (Sosyalist Teori) de öngörülen devlettir.
c)Bilindiği gibi ekonomide sosyalizmden sözedildiği zaman, üretimde kullanılanmaddi üretim Araçları kamu mülkiyetinde olan, üretim, bölüşüm ve tüketiminmerkezi otorite tarafından hazırlanan planlara göre yürütülen bir sistemanlaşılmaktadır.
DavalıParti Programında "İstihdam, üretim, yatırım ve tüketim hedefleri,emekçilerin doğrudan söz sahibi olduğu demokratik bir işleyişle saptanır veplanlı olarak gerçekleştirilir. Büyük ve toplumsal üretime, dolayısıyleekonominin doruklarına sosyalist üretim ilişkilerinin kumanda ettiği uzunca birkuruluş dönemi boyunca ulusal ekonominin karma karakteri korunur." (m. 50)denilmektedir. Ulusal ekonominin karma karakteri (ekonominin doruklarınasosyalist üretim ilkelerinin kumanda ettiği kuruluş dönemi boyunca)korunacaktır. Daha sonra Sosyalist Teori'de öngörüldüğü gibi sosyalizmin ileriaşamasına geçilecektir.
d)Sosyalist Teori, özel mülkiyet, ekonomik faaliyetlerin kişisel çıkar ve kârmotifine göre rekabet serbestisi içinde yürütülmesine karşı olduğunda, kaeıumülkiyeti sosyalizmin dayandığı temel kurumlardandır.
SosyalistPartinin programında değinilen ve tekrarlanan (Demokratik halk iktidarı), işçiiktidarı, yani (işçiler diktatörlüğü) nden başka bir şey değildir. Daha öncededeğindiğimiz gibi, davalı Parti'nin amacı; (Demokratik halk iktidarı) nıgerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir. (m. 6)
DavalıPartinin programında yer alan (Sosyalist Teori) de geçiş dönemi olarak bilinenişçi (emekçi) iktidarı, tamamen bir sınıfa dayanan iktidar olduğu ve ilkaşamada işçi diktatörlüğünü ve nihayet (herkesin yeteneklerine göre çalışması,gereksinmelerine göre pay alması) esasına dayanan ileri aşamaya ulaşmasıamaçlanan teoridir.
DavalıPartinin Programına göre;
Demokratikhalk iktidarı, dış ticareti, büyük sermayeyi, banka ve sigortalarıkamulaştırarak halkın mülkiyetine geçirecek, madenler, sular, ormanlar vekıyılar halkın ortak mülkiyetinde olacak (m. 44) ve yurttaşlar sosyalizmdöneminde ancak emeklerinin ürünü olan mülkiyet ve özel girişim haklarına sahipbulunacaklardır. (m. 27)
Görüldüğüüzere miras söz konusu değildir. Esasen geçiş dönemi olarak bilinen (ProletaryaDiktatörlüğü) nde özel kişilere ve kooperatif şirketlere, başkalarının emeğinikullanmadan kendileri tarafından işletilen ve sermayeden çok emek faktörününhakim olduğu küçük işletmelere sahip olma hakkı tanınmaktadır.
Rejimingereği olarak, faaliyetleri, merkezi planlama tarafından belirlenecek ve kamumakamları tarafından kontrol edilecektir.
e)Davalı Sosyalist Parti'nin Programında açık ve seçik olarak, (EkonomikMuayyenlik ve tarihi tekamül) tezi ile hareket edilerek, işçiler (emekçi)sınıfının mücadelesi öngörülerek işçiler devletinin ve diktatörlüğününkurulması ve nihayet (herkesin yeteneklerine göre pay alması) esasına dayananrejime ulaşılması amaçlanmaktadır.
Partininamacının (Demokratik halk iktidarını gerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizminkuruluşuna geçmek (m. 6) olduğu açıklanmıştır.
"Demokratikhalk iktidarı" deyiminin ( Proletarya diktatörlüğü) olduğu Programıniçeriğinde kuşkuya meydan verilmeyecek şekilde belirlenmiştir.
SosyalistParti ile bir sınıf partisi öngörülmüş, işçiler devleti ve diktatörlüğüamaçlanmıştır.
Nitekim,Sosyalist Parti'nin biricik güvencesinin Türkiye emekçileri olduğuvurgulanmakta, demokrasinin ve sosyalizmin emekçi halkın eliyle inşa edileceği(m. 8) ifade edilmektedir.
SONUÇ.
DavalıSosyalist Parti "sınıflar ve devletler arasında paylaşım kavgalarına yolaçan üretim kıtlığının ve toplumsa) farklılaşmaların son bulacağı, insanlarındeğil yalnız araçların yönetileceği bir barış dünyasına ilerleyişinbilincinde" olduğunu ifade etmekte (m. 7) ve nihayet (Herkesten yeteneğinegöre ve herkese emeğine göre) ilkesini uygulayacağını (m. 48) açık ve seçikolarak söylemekte, sosyalist sektörün geliştiği planlı ekonomi ile piyasamekanizmaları arasındaki ilişkinin düzenleneceğini (m. 50) esnaf, zanaatkâr veküçük atölyelerin korunacağını, adım adım kooperatiflerde birleşmeyeözendirileceğini (m. 52) belirtmektedir.
Görüldüğügibi amaçlanan ve arzulanan rejimin, sosyalizmin ileri aşaması olarak nitelenenve (herkesin yeteneklerine göre çalışması, gereksinmelerine göre pay alması)esasına dayanan rejim olduğu kuşkusuzdur.
Builkeye Programın 48 inci maddesinde aynen yer verildiği biraz önce ifadeedildiği gibi gene programda belirlendiği üzere "Sosyalist Teori" yolgösterici olacak, işçi sınıfının evrensel teorisi uygulanacak, demokratik halkiktidarı gerçekleştirilecek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşu (m. 6) ve emekçileriniktidarı döne döne fethetmeleri (m. 7) sağlanacak; demokrasi de, sosyalizm deemekçi halkın eliyle inşa edilecektir. (m. 8)
Hernekadar"Demokrasi" kelimesi kullanılmışsa da amaçlanan demokrasinin neolduğu programını içerdiğinden anlaşılmaktadır.
Kurulmasıamaçlanan rejimde, uygulanmak istenilen teorinin gereği olarak tek sınıföngörülmektedir. İşçi (emekçi) sınıfının dışında diğer bir sosyal sınıf sözkonusu değildir.
Milletvekillerininve Meclis Üyelerinin aylıklarının hiçbir şekilde en yüksek işçi ücretininüzerinde olamayacağı (m. 11), Merkezi yönetimlerde görevli büyük memurlarınbelli dönemlerde işçilik yapmaları (m. 14) öngörülmüştür.
Sonuçolarak, Davalı Sosyalist Parti, işçi sınıfın şuurlanması ve sınıf mücadelesini,İşçiler Devleti ve diktatörlüğü kurulmasını amaçlamaktadır.
Amaçlananbu olgu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının başlangıç kısmı ile 14 üncümaddesine, Siyasi Partiler Kanununun 3, ve 78 inci maddelerine aykırıbulunmaktadır.
2820sayılı Siyasi Partiler Kanununun 78 inci maddesinde açıkça ifade edildiği gibi(Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu, Türk Milletine aitolan egemenliğin kullanılmasının belli bir sınıfa bırakılamayacağı - Temel hakve hürriyetlerin yok edilemeyeceği - özellikle siyasi partinin, sosyal bir sınıfındiğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamayacağına ve buamaca yönelik faaliyette bulunulmayacağına) dair hükümlere rağmen SosyalistParti, Programında yukarıda izah edildiği gibi işçi (emekçi) sınıfının diğersosyal sınıflar üzerinde egemenliğini ve mücadelesini öngörerek İşçiler devletive diktatörlüğü kurmayı amaçlamış bulunmaktadır.
Buitibarla;
1-Davalı Sosyalist Parti tüzelkişilik kazanarak faaliyete geçmiştir. Programınıaçıklamak üzere propaganda girişiminde bulunacaktır. Yasalar karşısındakidurumunun biran önce belirlenmesinde zorunluk olduğundan bu davaya önceliklebakılmasını,
2-Programı 2820 sayılı Siyasi Partiler kanununun 78 inci maddesine aykırı olanDavalı Partinin kapatılmasına aynı kanunun 101 inci maddesinin (a) bendigereğince karar verilmesini,
arzve talep ederim."
II-İLK SAVUNMA :
AnayasaMahkemesi'nin 23.2.1988 günlü ara kararı gereğince davalı partiye tebliğ edileniddianame örneğine karşı verilen 10.3.1988 günlü savunma, dilekçesindekısaltılmış biçimiyle :
A.Usul Yönünden :
1.Cumhuriyet Başsavcılığının, Siyasi Partiler Yasası'nın 9. maddesine göre,saptadığı eksiklik ve aykırılıkların giderilmesini ilgili partiden istemesi veisteğin yerine getirilmesi için 30 günlük süre tanıması gerekir. Kapatma davasıbu madde hükümlerine uyulmaksızın açılmıştır.
Öteyandan Yasa'nın 9. maddesi 2908 sayılı Dernekler Kanunu'nun 10. maddesi ile deparalellik taşımaktadır. Dernekler Yasası'nın 10. maddesinin 2. bendine göre :
"KuruluşBildirisinde, tüzükte, ...... kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiğitaktirde bunların giderilmesi geçici yönetim kurulundan yazı ile istenir. Buyazının tebliğinden itibaren otuz gün içinde, belirtilen noksanlıklartamamlanmaz veya kanuna aykırılık giderilmezse mahallin en büyük mülki amirininihbarı üzerine Cumhuriyet Savcılığı, derneğin feshi için ilgili mahkemeyebaşvurur."
Görüldüğüüzere derneklerin kapatılmasına ilişkin prosedür siyasi partilerinkapatılmasına ilişkin hükümlerle paralellik taşımakla birlikte DerneklerYasasında, "kanuna aykırılık" halinde dahi süre verilmeksizin kapatmadavası açılamayacağı öngörülmüştür.
Siyasipartiler "demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları" olarakkabul edildiğine göre, kuruluş aşamasında derneklerden daha zayıf bir konumagetirilmiş olamazlar. Kanun koyucunun, "kanuna aykırılıkların"giderilmesi için derneklere olanak tanırken siyasi partilere böyle bir olanaktanımadığı düşünülemez. Bu durum Anayasanın siyasi partilere verdiği önemle debağdaşmaz, denilmekte;
2.Yargılamanın CMUK'nun 387. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılması, buisteklerinin uygun görülmemesi durumunda Partiyi temsilen başkan ve hukukdanışmanlarının sözlü açıklamada bulunmak üzere çağrılmalar istenmektedir.
B.Esas Yönünden :
1.Kavram kargaşası yaratılmıştır :
Başsavcılıkİddianamesinde; parti programını değerlendirirken, programın bütününü dikkatealarak bir değerlendirme yapmamıştır. Kimi maddelerden kelimeler ve cümleleralarak bunları yorumlamak suretiyle suçlama yoluna gitmiştir.
Ayrıca,"işçiler sınıfının şuurlanması", "sınıf mücadelesi, "işçi(emekçi) iktidarı", "işçiler devleti", "işçidiktatörlüğü", "Ekonomik muayyenlik ve tarihi tekamül tezi","herkesin gereksinmelerine göre pay alması" gibi kavramlara programdahiç yer verilmediği halde, sanki programda varmış gibi partiye mal edilerek iddianameyeaktarılmış bulunmaktadır.
İddianameyegöre, programda yer alan "demokratik halk iktidarı", "işçiiktidarı"ndan başka bir şey değildir. İşçi iktidarı ise, işçilerdiktatörlüğüdür.
Demekki, Başsavcılığa göre, (Halk demek işçiler demektir) ve (iktidar demek,diktatörlük demektir); "demokratik" kelimesinin de bir 2nlamı yoktur.Başsavcılık, demokratik kelimesini, bu kavramdan çıkartmakta hiç bir sakıncagörmemiştir. Böylece bir kavram kargaşası yaratılmıştır.
2.İşçilerin, emekçilerin, halkın çıkarını savunmak, kapatma nedeni değildir.
İddianamede,programdan "Her somut durumda işçi sınıfının ve emekçi halkın çıkarlarınagöre düşünmeyi ve davranmayı ilke edinir. (Madde 9)
Emekçihalka bağlı kuşakların yetişmesi için çalışır." (madde 34) biçimindekiibareler aktarıldıktan sonra, "Siyasi partiler, siyasi temsilcileriniseçmek için örgütlenmiş seçmen ve yurttaş kümeleridir. Toplumdaki çeşitlibileşim ve çıkarları içerir ve yansıtırlar" denilerek, siyasi partilerintoplumdaki çeşitli bileşimleri ve çıkarları temsil ettikleri kabul edilmesineve "Çağdaş devlette siyasi partilerin bulunması zorunludur. Amaç hem kadrove hem de programlar açısından millete bir seçim sunmaktır. Esasen bu olmadanözgürlük olmaz" biçiminde görüş belirtilmesine karşın, emekçi halkınçıkarına göre davrandığı için Sosyalist Partiyi suçlamak hukuk mantığı ilebağdaşmaz.
Bütünpartiler, toplumdaki belli sınıflara hitap eder, onların çıkar ve menfaatlerinisavunarak iktidar olmayı amaçlarlar. Sınıf partisi olduklarını söyleseler desöylemeseler de durum budur. Sosyalist Parti de, işçilerin, köylülerin, tümçalışan ve emeği ile geçinenlerin çıkarlarını savunan bir partidir.
Atatürk,modern toplumlarda partilerin sınıf esasına göre kuruldukları gerçeğini şöylebelirtiyor: "Bir sınıfın menfaatini muhafaza için teşekkül eden siyasifırkaya mukabil, diğer bir sınıfın menfaatini muhafaza maksadıyla bir fırkateşekkül eder. Bu pek tabiidir" (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, 2.baskı, Ankara 1959, s. 97).
Sınıfesasına dayanan cemiyet kurma yasağı, 10.6.1946 günlü ve 4919 sayılı Yasa ileCemiyetler Kanunu'nun 9. maddesinde yapılan değişiklik sonucu kaldırılmıştır.Bu değişiklik TBMM'de görüşülürken İçişleri Komisyonu sözcüsü "1938'deçıkarılan 3512 sayılı kanunla sınıfsal derneklerin kurulmasının yasaklandığınıve şimdi bu tasarı ile yasağın kaldırıldığını, çünkü partilerin en önemlidayanaklarının sınıflar olduğunu" söylemiştir (10 Haziran 1946 günlü TBMMtutanağından sadeleştirilerek aktaran Mahmut Goloğlu, Demokrasiye Geçiş, KaynakYayınları, İstanbul, 1981, s. 51-52) .
Anayasa'nın68. maddesinde, sınıf esasına dayanan parti yasaklanmamış, "sınıfegemenliği" (sınıf tahakkümü) amacı güden parti kurulamayacağı hükmüöngörülmüştür.
SiyasiPartiler Yasası da, Anayasadaki bu duruma uygun bir düzenleme getirmiş, 78/bmaddesinde, siyasi partilerin, bölge, ırk belli kişi, aile, zümre veya cemaat,din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamayacaklarını veya adlarınıkullanamayacaklarını açıkça belirttiği halde, sınıfa dayanmak ve sınıf adıkullanmak konusunda hiç bir yasak getirmemiştir.
YargıtayCeza Daireleri Genel Kurulu'nda "burjuva sınıfını ortadan kaldırmak veyabu sınıfı tahakküm altına almak bahis mevzuu olmaksızın.......işçilerin siyasibir parti kurup bu yoldan haklarını ve menfaatlerini korumalarını tavsiyeetmenin" 142. maddeyi ihlal eden bir tarafını görmemiştir (Yargıtay CezaDaireleri Genel Kurulu, 3.6.1968, E. 1/39, K. 196 (Sadi Kazancı-Faruk Kazancı,İlmi ve Kazai İçtihatlar, Yargıtay Kararları, C. III, S. 97).
3."Sınıf mücadelesini öngörmek" kapatma nedeni olamaz. Her parti temsilettiği sınıfın çıkarını korumak için mücadele eder:
İddianamenin7. sayfasında, "İşçiler sınıfının şuurlandırılması ve sınıf mücadelesiöngörülmüştür" denilerek böyle bir bilinçlenme ve mücadelenin sınıfegemenliğine dayalı bir iktidar getireceği bildiriliyor.
Ancak,burada tartışma konusu yapılan "(İşçiler sınıfının şuurlanması ve sınıfmücadelesi) öngörülmüştür" şeklinde ibare parti programında yeralmamıştır. Öte yandan, sınıf mücadelesi, yalnız bilim ve düşün alanında değilyasalarca da kabul edilmiştir. Sendikal faaliyette bulunmak grev yapmak, toplupazarlık yürütmek gibi sınıf mücadelesi yasalarla düzenlenmiştir.
Nitekim,Anayasa Mahkemesi, TCK. 141. maddesi ile ilgili 26.9.1965 günlü kararında,"sınıf mücadelesinin hukuk sahası dışına çıkabilmesi yani "İçboğuşma" haline gelmesi durumunda, yasal sınırların aşılmış olacağınısöylerken, başlı başına sınıf mücadelesi yapılmasının yasalara aykırılıktaşımadığını doğrulamıştır. Buna göre, sınıf mücadelesinde yasal sınır "içboğuşma" haline gelinip gelinmediği, başka bir deyişle, bu mücadeledeşiddet ve ihtilâl yolunun kullanılıp kullanılmadığıdır.
Şüphesizki, TCK. 141. madde açısından belirlenen bu kıstas, paralel hükümlere taşıyanparti yasakları açısından da geçerlidir. Sosyalist Partinin programında ise"iç boğuşmanın" önerildiği söylenemez.
4.Sınıfların yok edildiği ve tek sınıfın öngörüldüğü iddiasının gerçekle veSosyalist Parti programıyla bir ilgisi yoktur :
İddianamede: "Kurulması amaçlanan rejimde, uygulanmak istenilen teorinin gereğiolarak tek sınıf öngörülmektedir. İşçi (emekçi) sınıfının dışında diğer birsosyal sınıf söz konusu değildir" denilmektedir.
Buiddianın ne Sosyalist Parti ile ne de programı ile bir ilgisi yoktur. Zira, SPprogramı bunun aksini kanıtlayan bir çok maddeyi içermektedir.
Birincisi,"tek sınıfın" olması demek artık sınıflar kalmamış demektir. Oysa SPprogramı incelendiğinde bir çok sınıfın varlığının programda yer aldığı ve busınıflar arasındaki ilişkinin düzenlendiği görülecektir.
"Demokratikhalk iktidarı" ile birlikte "işçi sınıfı önderliğin"den sözetmek , işçi sınıfı dışında başka sınıfların varlığını kabul etmek demektir.
İkincisi,"halk iktidarı" ve "emekçiler" kavramları kullanılmaktadır.Bu iki kavram da birden çok sınıfın varlığını içermektedir. "Halk"kavramı birden çok sınıfı kapsayan bir kavram olduğu gibi "emekçi"kavramı da sadece "işçi sınıfını" değil, bütün çalışan sınıflarıkapsar.
Üçüncüsü,Sosyalist Parti programında, işçi sınıfı dışındaki diğer bazı sınıfların dahakorunacağına dair açık hükümler de vardır. Örneğin, "zengin köylülük"sınıfının toprakları reform uygulaması dışında bırakılmaktadır. 35. maddede,"Toprağını modern yöntemlerle çağdaş ücret ilişkisiyle bizzat işletenzengin köylülerin toprakları, dağıtım kapsamı dışında tutulacaktır"denilmektedir.
Programın52. maddesinde "özel girişim" kabul edilmiş ve "esnaf, zanaatkârve küçük atölyelerin korunacağı" açıkça yer almıştır.
Görüldüğügibi, programda işçi sınıfı yanında zengin köylülük, esnaf, zanaatkâr, küçükatölye sahipleri, özel girişimciler vb. sınıf ve tabakalara da yer verilmiştir.
Yine"Demokratik Ekonominin Esasları" başlıklı 45. maddede: "Kendigücüne güvenen, dengeleri gözeten, planlı ve karma ekonomi inşa" edileceğibelirtilmektedir. Eğer "tek sınıf" söz konusu ise, hangi"dengeleri gözetecektir" ayrıca o durumda buna ne gerek vardır' Ozaman neden "karma ekonomi"'
Bütünbunlardan ve programdan anlaşılacağı üzere Sosyalist Parti Programının öngördüğü"Demokratik Halk İktidarı"nda ve "sosyalizm"de, "teksınıf" öngörülmemektedir.
5."Sınıf iktidarı"nın amaçlanması kapatma nedeni olamaz :
SosyalistParti Programında ne salt "işçi (emekçi) ne de "tamamen bir sınıfadayanan iktidar" öngörülmektedir. Kaldı ki böyle olsaydı dahi bu birkapatma nedeni olmazdı. İktidarın bir ya da birden fazla sınıfa dayanıpdayanmaması da kapatma nedeni olarak görülemez. Önemli olan, sınıfegemenliğinin öngörülüp öngörülmediğidir. Hernekadar iddianame "işçi diktatörlüğünden"bahsediyorsa da, bu görüşün parti programı ile bir ilgisi yoktur.
Anayasanın14. maddesinde, "kişi ve zümre" yönetimi yasaklanmıştır. Ancak,maddede sınıf sözcüğü yer almamıştır. Bu durumda Anayasada sınıf iktidarınıyasaklayan bir kural bulunmamaktadır.
Nitekim,Siyasi Partiler Yasası'nın 78. maddesinde sınıf iktidarı sözcüğü yeralmamıştır. SPY'nin 78. maddesiyle yasaklanan, sınıf diktasına dayalı olmayan"sınıf iktidarı" değil, sınıf egemenliğidir.
6.Demokratik halk iktidarını amaçlamak, kapatma nedeni olamaz.
İddianamede:"Sosyalist Partinin Programında değinilen ve tekrarlanan (demokratik halkiktidarı), işçi iktidarı, yani (işçiler diktatörlüğünden) başka bir şeydeğildir. Daha önce de değindiğimiz gibi, davalı Partinin amacı, (Demokratikhalk iktidarını) gerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşunageçmektir" (İddianame s. 9) Daha sonra: "Demokratik Halkİktidarı" deyiminin (proletarya diktatörlüğü) olduğu programın içeriğindenkuşkuya meydan verilmeyecek şekilde belirlenmiştir ( İddianame s. 11 ).
İddiamakamı, programdan, partinin amacı olarak demokratik halk iktidarınıgerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir."cümlesini aktarmaktadır. "Amaç" başlıklı 6. madde, bu kadar kısadeğildir. Madde bir bütün olarak okunup, değerlendirildiğinde, "demokratikhalk iktidarı"nın hiç de iddia edildiği gibi "işçilerdiktatörlüğü", anlamına gelmediği kolayca anlaşılır.
İddianamenin"amaç" diye aktardığı cümlenin de içinde yer aldığı paragrafı burayaaynen aktarmakta yarar vardır:
"SosyalistParti'nin amacı, ülkemizin Meşrutiyetlerle başlayıp, Milli Kurtuluş Savaşı veCumhuriyet Devrimiyle büyük bir atılım yapan, yüzyıllık demokratik devriminiişçi sınıfı önderliğinde kesin başarıya ulaştırarak demokratik halk iktidarınıgerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir:" (ProgramMd.6).
Buradaiki amacın yer aldığı görülmektedir: Birincisi, "Meşrutiyetlerle başlayıp,Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimiyle büyük bir atılım yapan,yüzyıllık demokratik devrimini işçi sınıfı önderliğinde kesin başarıyaulaştırarak demokratik halk iktidarını gerçekleştirmek" İkincisi ise,demokratik halk iktidarını gerçekleştirdikten sonra: "durmaksızınsosyalizmin kuruluşuna geçmek"tir.
Cumhuriyetdevriminin önderi, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Türkiye'nin siyasi rejiminitanımlarken "halk iktidarı", "halk hükümeti", "halkdevleti" kavramlarını kullanmıştır.
Atatürk,"Yeni Türkiye devleti bir Halk devletidir, halkın devletidir,"(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 13 Ağustos 1923, C. 1, S. 320) derken bunu enveciz biçimde ifade etmiştir.
Yargıtayve Askeri Yargıtay ise, çeşitli kararlarında işçi sınıfı önderliğinde, millidemokratik devrim amacını benimsemenin sınıf tahakkümü anlamına gelmeyeceğinikabul etmişlerdir.
Bugünekadar hiç kimse, "halk" kelimesinden "işçi (emekçi)" ve"işçi iktidarı", buradan da "(işçiler diktatörlüğü)", sonuçitibariyle de "demokratik halk iktidarı", eşittir "proletaryadiktatörlüğü" anlamını çıkarmamıştır. Zaten bunun çıkartılması da mümkündeğildir.
Oysa,demokrasi demek "halk iktidarı" demektir. "Halk"kavramından bu kadar tedirgin olmak yersizdir.
7."Sosyalist teorinin yol göstericiliği" ve "sosyalizm" amacıyasaklanmamıştır ve kapatma nedeni değildir.
İddianamenin4. sayfasında 9, 10, 11, 12 ve 13 sayıları ile numaralanmış bulunan alıntılar"Sosyalist Teori" ve "Sosyalizm" amacıyla ilgilidir.
Bualıntılarla İddia Makamı, Sosyalist Partinin "sosyalist" mirasa sahipçıktığını, "sosyalist teorinin yol göstericiliğini" benimsediğini,"İşçi sınıfının evrensel teorisini, Türkiye koşullarına yaratıcı birbiçimde uygulamak" istediğini, demokratik halk iktidarını kurmaklakalmayacağını "durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçeceği"ni,sosyalist demokrasinin özünde "emekçilerin iktidarı döne dönefethetmeleri, iktidarın emekçi karakterinin yaygınlığına ve derinliğinepekişmesi" olduğunun benimsendiğini, dolayısıyla "sosyalistteori"nin kabul edildiği ve "sosyalizmin" amaçlandığını, bununise, Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'ndaki parti yasaklamaları kapsamı içindeolduğunu iddia etmektedir.
SosyalistParti "sosyalizm" amacını benimsediğine göre "sosyalistteori"den hareket etmesi de doğaldır. Nasıl bir sosyalist teoriden hareketettiğini ise programının bütünlüğü içinde ortaya koymuştur.
Sosyalistbir partinin mücadelesine "kapitalist bir teorinin yol göstereceği"zaten düşünülemezdi.
Buradakisorunun püf noktası, birincisi, sosyalizm amacının parti "yasakları"kapsamına girip girmediğidir.
İkincisiise, programdan hareketle neyin amaçlandığının incelenmesidir.
"Sosyalizm"amacı "yasaklar" kapsamında değildir.
AnayasaMahkemesi TCK. 141 ve 142. maddeleriyle ilgili kararında :
"Sosyalizmitahakkuk ettirmek amacını güden partileri kurma ve bu amacın propagandasınıyapma hallerinin bu hükümlerin kapsamı dışında kaldığı..." (AnayasaMahkemesi, 26.9.1965, E. 1963/173, K. 1965/40, RG. 25.7.1967) nı ifadeetmiştir.
1960'lardanbu yana ülkemizde kendisini "sosyalist" olarak tanımlayan vesosyalizmi amaçlayan 17 siyasi parti kurulmuş ve faaliyet göstermiştir.
Yargıtaykararları da sosyalizm amacını yasal bulmaktadır. Yargıtay Ceza Daireleri Genelkurulu 3.6.1968 günlü, E. 1 /39, K. 196 sayılı kararında "sosyalistTürkiye" amacında yasaya aykırılık olmadığına karar vermiştir.
YineYargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.6.1969 günlü ve E. 1969/3100, K.1969/1846 sayılıkararında: "Cebri bir proletarya ihtilalinden, işçi sınıfının burjuvasınıfını ortadan kaldırması gerektiğinden söz edilmemiş" olmasına dikkatçekilerek, sosyalist devrim amacının savunulmasında bilimsel sosyalizm teorikrehber alan bir konuşmada suç görülmemiştir.
AnayasanınDanışma Meclisindeki görüşmelerinde, yalnız diktatörlük amaçlayan sistemlerinyasaklanması üzerinde birleşilmiş, Anayasanın sosyalizme, bazı üyelerindeyişiyle "demokratik sosyalizme" açık olduğu kabul edilmiştir.
Bütünbunlardan anlaşılan "Sosyalist Teori" yi kabul etmenin yasalaraaykırı bir yanı yoktur. Yasaların yasakladığı "sınıf egemenliği" nin,"Sınıf tahakkümünün" öngörülmesi halidir. Sosyalist Parti programıise, "bir sınıf egemenliği" veya tahakkümünü içermemekte, yöntemolarak "İhtilali" ve "diktatörlüğü" öngörmemektedir.
SosyalistPartinin sosyalist teoriden ne anladığı Onun Programında bakılarakanlaşılabilir. Başka sosyalist teorilerle SP'yi yargılamak hukuken mümkündeğildir:
İddianame,Sosyalist Parti Programı'nın nasıl bir sosyalizmi amaçladığını ve busosyalizmin "sınıf egemenliğini" öngörüp görmediğini programadayanarak incelememektedir.
İddianamede:"Bilindiği gibi ekonomide sosyalizmden söz edildiği zaman, üretimdekullanılan maddi üretim araçları kamu mülkiyetinde olan üretim, bölüşüm vetüketimin merkezi otorite tarafından hazırlanan planlara göre yürütülen birsistem anlaşılmaktadır." denildikten sonra ayrıca "sosyalist teori,özel mülkiyet ekonomik faaliyetlerin kişisel çıkar ve kâr motifine göre rekabetserbestisi içinde yürütülmesine karşı olduğundan, kamu mülkiyeti sosyalizmindayandığı temel kurumlardandır (iddianame, S. 9) denilmektedir. Bu yorumlarında Sosyalist Parti Programı ile bir ilgisi yoktur.
Zira,aynı sayfada alıntı yapılan Programın50. maddesinde "ulusal ekonomininKarma karakterinin KORUNACAĞI" açıkca yer almaktadır. "Karmakarakterin" anlamı açıktır. Bu özel mülkiyetin varlığının kabul edilmesidemektir. "Ekonominin doruklarına sosyalist üretim ilişkilerinin kumandaetmesi" ekonominin karma karakterini değiştirmez. Burda önemli olan, karşışeylerin "bertaraf edilmemesi"dir.
Kaldıki, Program'ın aynı maddesinde: "Sosyalist sektörün geliştiği planlıekonomi ile piyasa mekanizmaları arasındaki ilişkinin düzenleneceği"belirtilmiştir. Piyasa mekanizmasının serbest rekabeti (arz ve talep düzenini)kapsadığı bilinen gerçektir.
"Planlıekonomi"den bahsedilmesinin de kapatma nedeni sayılmasının imkanı yoktur.Türkiye bugün dahi 5 yıllık kalkınma planları yapan bir ülkedir.
Eğer,"kamu mülkiyeti sosyalizmin dayandığı temel kuramdır" sözü ile SP'nin"özel mülkiyet" düzenini ortadan kaldırdığı iddia ediliyorsa programkarşısında bunun dayanağı yoktur.
Zira,programın 35. maddesindeki köylüye toprak dağıtılacağının öngörülmesi,"toprağın genişliğinin", "toprak sahibinin ve ailesinin geçiminisağlayacak miktarın altında belirlenemeyeceği" hükmü ile yine aynımaddedeki, "zengin köylülerin toprakları, dağıtım dışında tutulacaktır"sözü, 27. maddedeki "yurttaşlar"ın, "sosyalizm döneminde","mülkiyet ve özel girişin haklarına sahip" olacakları hükmü ve 52.maddede düzenlenmiş bulunan "özel girişim" hakkı, yukarıdabelirttiğimiz, "karma ekonomi", "piyasa mekanizması"(serbest rekabet) ile birlikte düşünüldüğünde "özel mülkiyet"hakkının kabul edildiği açıkca ortadadır.
İkincibir örnek, iddianamede: "Bu devrede insanlar sıkı bir terbiye ileyetiştirilecek (herkesin yeteneklerine göre çalışması, gereksinimlerine görepay alması) esasını öngören sosyalizmin ileri aşamasına ulaşılacaktır"denilmektedir (İddianame,S.7.)
Buradada görülmektedir ki, İddia Makamı parti programını bir kenara bırakarak afakideğerlendirmeler yapmakta ve iddialar ileri sürmektedir. İddia makamınca sankiyeni bir program yapılmakta ve sonra da kendileri tarafından yazılan bukısımlar iddiaya dayanak yapılmaktadır.
SosyalistParti programının hiç bir yerinde yukarıdaki alıntıya rastlamak mümkündeğildir.
"İnsanlarınsıkı bir terbiye ile yetiştirileceği" gibi bir görüş programda yeralmamaktadır. "Gereksinmelerine göre pay alması" diye bir şey deprogramın hiç bir maddesinde yoktur. Programda ne kavram olarak ne de fikirolarak "sosyalizmin ileri aşaması" diye bir husus da yoktur."Demokratik halk iktidarı"nı gerçekleştirdikten sonra"durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmek" ten bahsedilmektedir.Yani programda sosyalizm amaçlanmaktadır. Bu amaç ise yasalara uygundur.
8.İddianamede her emekçi sözünün altı çizilmiştir.
İddiamakamı, iddianamenin 3, 4 ve 5. sayfalarında programdan alıntılar sıralamıştır.Ancak bazı maddeler bölünmüş, hatta bazı cümleler dahi bölünerek aktarılmıştır.Bu cümlenin Program maddesi içindeki anlamını yitirmesine neden olmuştur.Örneğin, programın 6. maddesinden: "Kazanımları emekçi halk yararınageliştirir" diye bir cümle aktarılmıştır. ( İddianame, S. 4). Bu haliyleneyin, hangi "Kazanımları" nın kast olunduğu anlaşılmamaktadır.Çünkü, bu alıntı uzun bir cümlenin küçük bir parçasıdır. Maddeyi okuduğumuzda,anlaşılmaktadır ki: "Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi'ninSultanlığın ve Halifeliğin kaldırılması, lâiklik, tekke ve zaviyelerinkapatılması, ağalığın, efendiliğin, paşalığın yasal planda kaldırılması, Latinharflerinin kabulü ve dilde demokratlaşma gibi, bağımsızlık, demokrasi veçağdaşlaşma yönündeki bütün kazanımlarını korur, bu kazanımları emekçi halkyararına geliştirir".
İddianameninbu cümleyi suçlaması çok talihsiz bir durum olmuştur. Milli Kurtuluş Savaşı veCumhuriyet Devriminin, bağımsızlık, demokrasi ve çağdaşlaşma yönündekikazanımlarını korumanın, bunları emekçi halk yararına geliştirmenin partiyasakları ile ilgili olmadığı gibi, tersine, takdirle karşılanması gereken birdurumdur.
İddianame,Program'ın 8. maddesinin ilk cümlesi olan "Sosyalist Partinin biricikgüvencesi, Türkiye emekçileridir." cümlesini suçlama nedeni yapabilmiştir.Emekçilere dayanan sosyalist bir partinin "biricik güvencesinin"emekçiler olmasından daha tabii ne olabilir. Kaldı ki bunun yasada yasaklanan"sınıf egemenliği" ile ne ilgisi vardır.
İddianamede8. maddeden devamla şu alıntıyı almıştır : "Parti emekçi kitlelerinin,kültürel ve manevi yönlerden alabildiğine gelişerek toplumumuzun her alandailerlemesine önderlik edecek, ileri unsurlar haline gelmeleri ve böyleceemekçilerin bütün kitlesiyle seçkinleşmesi ve sonuç olarak öncü ile kitlefarkının kalkması için çalışır. Sosyalist Parti, demokrasiyi de sosyalizmi deemekçi halkın eliyle inşa eder. En büyük üretici ve değiştirici güç, emekçihalkın kendisidir." ( İddianame, S. 7) .
Bualıntıda, İddia Makamının iddiasına dayanak olabilecek hiç bir unsur yoktur.Emekçi kitlelerin kültürel ve manevi yönden geliştirilmesinin ne mahzuruvardır. Bugün çağdaş toplumlarda bütün toplumun eğitilmesi, seçkinler halinegetirilmesi amaç değil midir' Gelişmemiş, geri toplumlarda, kitlenin bir kısmıgelişmekte, öncü haline gelmekte, ancak büyük çoğunluk, geri ve cahil kalarakkitleselleşmektedir. Emekçilerin bütün kitlesiyle seçkinleşmesinden korkulacakbir şey yoktur. "Öncü ile kitle farkının ortadan kalkması" demekbütün toplumun kültürel ve manevi bakımdan gelişmiş olduğunu gösterir.Sosyalist Partinin "demokrasiyi de sosyalizmi de emekçi halkın eliyle inşaetmek istemesi" onun tercihidir. Demokrasinin emekçi halk eliyle inşa edilmesi,katılım şekillerinin ve türlerinin çoğaltılarak halkın iktidarda söz sahibiolmasıdır. Bu demokrasinin amacıdır. "Demokrasiyi inşa etmek"isteğinin de kapatma nedeni olabileceğini düşünmek bile mümkün değildir.
"Enbüyük üretici ve değiştirici gücün emekçi halkın kendisi" olduğu isesosyolojik bir gerçekliktir. Emekçiler emeklerini ortaya koyarak topluma"ürün" verirler. Kömürü, demiri yer altından çıkartan, barajlar,gökdelenler yükselten, demiri dövüp her şekle sokan emekçilerin üretkenliğidir.
"Gençlikve Eğitim" başlıklı 34. maddeden de 17 numaralı alıntı yapılmıştır."Emekçi halka bağlı kuşakların yetişmesi için çalışır" cümlesikapatma davasının kanıtı olarak getirilmiştir. Gençliğin eğitimi ile ilgili birmaddede Sosyalist Parti "Gençliği geleceğin sahibi ve güvencesi"olarak gördüğünü, "özgür ve açık düşünceli, emekçi halka bağlı kuşaklarınyetişmesi için" çalışacağını açıklamıştır. Beş paragraflık bir maddedenbir cümlenin yarısını alıntılayarak suçlama inşa edilemez. Bu alıntıyı takipeden paragrafta nasıl bir eğitimin yapılacağı açıkca ortaya konmuştur."Lâik, bilimsel, demokratik bir eğitim gerçekleştirir" denilmektedir.İddia, işin bu yönünü incelememiştir.
9.Herkesten yeteneğine göre ve herkese emeğine göre" ilkesi tam istihdamhalinin hedeflenmesi ve "eşit işe eşit ücret" prensibinden başka birşey değildir:
İddianamededeğişik bir şekilde aktarılan ve önemle üzerinde durulan bu ilke PartiProgramının "Halkın Refahı" başlıklı IV. Bölümünde "EmeğinSeferberliği"ne ilişkin 48. maddede yer almıştır.
Bölümve madde başlıklarından da anlaşılacağı gibi, burada çalışma koşulları elealınmış ve çalışmanın verimliliğini sağlama amacıyla "demokratik halkiktidarı, işsizliğin ortadan kaldırılmasıyla birlikte (herkesten yeteneğinegöre ve herkese emeğine göre) ilkesine uyularak toplum ahlakının bozulmasınınönemli bir kaynağını kurutur." denilmiştir. Bu bölümden ve sözlerden amaç,emeğin seferberliğini sağlamak, üretimi ve verimi arttırmaktır.
"Herkestenyeteneğine göre ve herkese emeğine göre" ilkesi öncelikle herkese iş teminedildiği tam istihdam halini ifade etmektedir. Bu tam istihdam halinde de,herkesin kendi yeteneğine uygun bir işte çalıştırılması hedeflenmektedir.
İkinciolarak, bugün de sendikalarca önemli bir talep olarak ileri sürülen "eşitişe eşit ücret" ödenmesi ilkesi benimsenmektedir.
İştebu yolla, emeğin verimliliği artırılacak ve "halkın refahı"sağlanacaktır.
Böylebir amaçla söylenmiş sözleri, amaç dışında yorumlamak hukuki bir tutumdeğildir.
Helehele bu sözlerin "herkesin yeteneğine göre çalışması, gereksinimlerinegöre pay alması esasına dayanan ileri aşamaya ulaşılması amaçlananteoridir" gibi programda hiç yer almayan bir biçime dönüştürülerek, sonuççıkartılması, "tahrifat" niteliğindedir.
C.Sınıf Egemenliği Yasağı, Demokratik Devlet Anlayışı ve Sosyalist Parti Programı:
1.Yasa maddeleri :
Anayasa'nın68/5. ve Siyasi Partiler Yasası'nın 78. maddeleri . "Sınıf veya zümreegemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyiamaçlayan" partilerin kurulamayacağını belirtmektedir.
Anayasanın14/1. maddesinde ise aynı konu, "sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflarüzerinde egemenliğini sağlamak ....... amacıyla" Anayasa'da yer alan hakve hürriyetlerin kullanılamayacağı biçiminde yer almıştır.
Görülmektedirki, Anayasa ve SPK., değişik maddelerde birbirini tekrarlayan hükümlerle,siyasi partilerin "sınıf veya zümre egemenliğini" amaçlamasını ve buyönde faaliyette bulunmasını yasaklamaktadır. (Anayasa mad. 68., f. 5, mad. 69,f. 1 yoluyla mad. 14, f. 1 ve SPK., mad. 78/a).
2. Demokratikdevletin koşulları ve özellikleri :
Anayasanın"Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde düzenlenmiş bulunan"demokratik hukuk devleti"nin koşulları, klasik demokrasinin temelilkelerine tekabül etmektedir.
Demokratikdevletin koşulları, Anayasa bilimcilerince beş noktada sayılmaktadır:
1)Seçim ve temsil,
2)Genel ve eşit oy,
3)Azınlığın korunması ve çoğunluğun sınırlanması,
4)Devlete karşı bireysel temel haklar,
5)Yasalar önünde eşitlik,
(Bkz.Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Anayasanın Anlamı, S. 266, Anayasaya Giriş, 1968, S.59 vd.).
Görüldüğüüzere, "sınıf egemenliği kavramı", "demokratik devlet"ilkelerinin tersi unsurları içermektedir. Çünkü, "sınıf egemenliği"nin olduğu yerde, artık "seçim ve temsil", "genel ve eşitoy" ilkelerinden, "azınlığın korunması ve çoğunluğunsınırlanmasın" dan, "devlete karşı bireysel temel haklardan" ve"yasalar önünde eşitlik" ten bahsetmek mümkün değildir. Yok, eğer, builkeler mevcutsa, o zaman da sınıf egemenliğinden bahsedilemez.
3.Yasaklanan, sınıf egemenliği amacıdır :
Anayasave Yasa maddelerinden açıkca anlaşılmaktadır ki, "sınıf egemenliği"amacı yasaklanmıştır, yoksa sınıf iktidarı amacı değil. Bunun için egemenlik veiktidar kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir.
Egemenlik,devlet kudretinin sınırsız, bölünmez ve devredilmez olması niteliklerini ifadeeder.
Oysa,iktidar, günümüzde mutlak ve sınırsız değildir. Hukukla, hürriyetlerle vetoplumda oluşmuş çeşitli iktidar odaklarıyla sınırlıdır; bölünmez değildir.İktidar yetileri Anayasa tarafından devletin çeşitli organlarınapaylaştırılmıştır, devredilemez değildir. Seçimlerle değişmektedir. Bunedenlerle Anayasanın yasakladığı sınıf egemenliği hukukla ve hürriyetlerlesınırlı olmamak, iktidarı hiçbir organ ve toplumsal güçle paylaşmamak, başkasınıfların iktidar olma yollarını kapamak anlamına gelir.
Böylebir sınıf tahakkümü sistemi, yurttaşa tanınan hakları ve hürriyetleri belirlisınıflar için ortadan kaldıracak, bu sınıflara baskı ve diktatörlük uygulayacakonların tekrar iktidar olabilme haklarını ellerinden alacaktır. Böyleceiktidarın genel oyla belirlenmesi, hangi sınıftan olursa olsun bütünyurttaşların seçme ve seçilme haklarına sahip olması ilkeleri, bütün sınıflarınserbestçe partilerini kurarak siyasi hayatta etkili olabilme imkânları, çoğulcutoplumu belirleyen özellikler yok edilecektir.
Sınıfegemenliğini ya da sınıf tahakkümünü herhangi bir sınıf iktidarından ayıracakbaşlıca özellikler bunlardır.
Sınıfegemenliği özel olarak, siyasi iktidarın ve siyasi faaliyetin belli bir sınıfıntekeline alınması, toplumdaki diğer sınıfların ve partilerin yasal siyasihayatın dışına itilmesi, onlara iktidar olma hak ve imkanının tanınmamasıolarak tanımlayabilir. Bu nedenle sınıfların partileşmesini ve çoğulculuğuortadan kaldırmak amacının güdülmesi yasaklanmıştır. Diğer sınıflar üzerindetahakküm kurma hedefine yönelinmediği, hukuk devleti, çok partili çoğulcutoplum ve iktidarların seçimlerle değişebilirliği ilkelerine aykırı bir tutumalınmadığı sürece, sınıf iktidarını amaçlamak yasalara uygundur ve kapatmanedeni olamaz.
4.Sosyalist Parti Programı demokratik hukuk devleti kavramının bütün koşullarınıve özelliklerini taşımaktadır:
İddianamede,SP. programının tümü incelendiğinde, "işçi (emekçi) sınıfına dayalı ve busınıfın egemenliğinde bir iktidar, daha açık bir deyimle işçiler diktatörlüğükurulacağı"nın anlaşıldığı ( İddianame, S.7), Sosyalist Parti Programındadeğinilen ve tekrarlanan (Demokratik Halk İktidarı) nın "İşçilerdiktatörlüğü) nden başka bir şey olmadığı (İddianame, 5.9, 10),"Demokratik Halk İktidarı" deyiminin ise (proleterya diktatörlüğü)olduğu (İddianame, S. 11), "Sosyalist Parti ile bir sınıf partisininöngörülmüş olduğu ve işçiler devleti ve diktatörlüğünün amaçlandığı (İddianame, S. 11 ) iddia edilmekte ve sonuç kısmında şu hususa yerverilmektedir: "Sosyalist Parti programı, yukarıda izah edildiği gibi işçi(emekçi) sınıfının diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini ve mücadelesiniöngörerek işçiler devleti ve diktatörlüğü kurmayı amaçlamış bulunmaktadır"( İddianame, S. 13).
Program'ın"Demokrasi ve Özgürlükler" başlıklı II. bölümünde 26 madde, yeralmaktadır. Bu bölüm baştan sona demokratik hukuk devleti kavramınınkoşullarını doğrulayan "sınıf egemenliği" ve "diktatörlük"kavramlarının aksini ortaya koyan maddelerle doludur.
İktidarıngenel oyla belirlenmesi, hangi sınıftan olursa olsun bütün yurttaşların seçmeve seçilme haklarına sahip olması ilkeleri, bütün sınıfların serbestçepartilerini kurarak siyasi hayatta etkili olabilme imkânları çoğulcu toplumubelirleyen özelliklerdir.
Bubölümü incelediğimizde belirtilen özelliklerin hepsini görmek mümkündür.
İşe,en baştaki "İktidarın Kaynağı" başlıklı 11. madde ile başlayabiliriz.Programın 11. maddesinde "iktidarın kaynağı" şu şekildebelirlenmiştir :
"İktidarınkaynağının halkta olması Sosyalist Partinin demokrasi ilkesidir. Demokratikhalk iktidarı, millet meclisi ve bütün kademelerde yerel meclisler aracılığıylakullanılır. Meclisler doğrudan genel, çok seçenekli özgür seçimlerlebelirlenir. 18 yaşını bitirmiş bütün yurttaşlar seçme ve seçilme özgürlüğünesahiptir. Seçimlerde gizli oy, açık sayım ilkesi uygulanır.
Yurttaşlar,bireyler ve topluluklar olarak veya partiler kurarak tek başına ve listehalinde aday olma ve aday gösterme hakları güvence altındadır."
Bumaddede, çoğulcu toplumu belirleyen özelliklerin hepsi öngörülmektedir.Demokratik devlet kavramının "seçim ve temsil ilkesi" ve "genelve eşit oy" koşulları açıkca yer almaktadır. Seçimlerin "genel, çokseçenekli" olması, ayrım yapılmaksızın "bütün yurttaşlara seçme veseçilme hakkı", "partiler kurma" hakkı tanınmaktadır.
Budurumda, diğer sınıfların iktidar olma yollarının tıkandığından bahsedilebilirmi' Sınıf "egemenliği" nden, diğer sınıflar üzerinde diktatörlüktenbahsedilebilir mi'
Anayasanın10. maddesinde yer alan "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesi aynen SosyalistParti Programının 31. maddesinin birinci fıkrasında yer almıştır."Herkes"in "kanun önünde eşit" olduğu belirtilmiştir.
Programdadevlete karşı bireysel temel haklar da güvence altına alınmıştır: Programın 13.maddesi "Halk Yönetimin Efendisidir" başlığını taşımakta, "KitleGirişimi" başlıklı 22. maddesinde "dernek, kooperatif vesendikalarda" örgütlenme güvence altına alınmaktadır. "DüşünceyiAçıklama Özgürlüğü" başlıklı 15. maddede "herkese" tam birdüşünce özgürlüğü tanınmıştır. "Hiç kimseye, devleti, varolan toplumsaldüzeni eleştirdiği, yeni bir toplum düzeni istediği için cezaverilemeyeceği" belirtilmiştir. Görülmektedir ki "demokratik halkiktidarı" kendisine karşı olanlar üzerinde "egemenlik" ya da"diktatörlük" uygulamak bir yana, kendisini eleştireni cezalandırmayacağını,koruyacağını vaad etmektedir.
Anayasanın28. maddesinde yer alan "Basın Hürriyeti" programın 16. maddesindedüzenlenmiştir. "Basın özgürdür, sansür edilemez"denmiştir."Herkes, izin almaksızın basım ve yayın faaliyetinde bulunmahakkına sahiptir" denmiştir.
Yine"Vicdan Özgürlüğü ve Lâiklik" başlıklı 17. maddede: "Herkesvicdan, kanaat, dini inanç ve inanmama özgürlüğüne sahiptir" hükmükonmuştur. "Direnme Hakkı" başlıklı 18. maddede ise kendi yönetimialtındaki kamu idarelerinin yapacağı haksızlık ve baskılara karşı direnme hakkıtanınmaktadır. Bundan daha demokratik tutum olabilir mi'
"DilekçeHakkı" başlıklı 19. madde ile hiçbir kısıtlama getirilmeksizin"herkese" dilekçe hakkı tanınmaktadır.
"DiğerÖzgürlükler" başlıklı 20. maddede ise, "Demokratik halk iktidarı,halkın toplanma, gösteri ve yürüyüş düzenleme, dernekleşme, haberleşme, gezi veyerleşme özgürlükleri ile can ve mal güvenliğini, konut dokunulmazlığınıgerçekleştirir, gerekli olanakları sağlar ve güvence altına alır. Özel hayatıngizliliğine saygı gösterir" denmektedir.
Programın21. maddesi ile "sendika ve grev hakkı" tanınmakta: "Sendikalar,devlet ve iktidar partisinin emri altına alınamaz" denilmekte, "Tümçalışanların örgütlenme, sendika kurma, grev, dayanışma grevi, genel grev vesiyasal grev hakları güvence altındadır" hüküm getirilmektedir.
"Bilimve Sanat Özgürlüğü" başlıklı 23. maddede: "Herkes bilim, kültür vesanatı, özgürce öğrenme, açıklama, yayma ve bu alanlarda faaliyet vearaştırmada bulunma hakkına sahiptir. Bilim ve sanat devlet tekeline alınarakresmileştirilemez" hükmüne yer verilmektedir.
"Demokratik,Barışçı ve Evrensel bir Kültür" başlıklı 24. maddede ise; "SosyalistParti, toplum hayatında sorunları zor kullanarak çözen ve şiddeti kutsayan eskikültürün bütün temelleriyle tasfiyesi ve halk içinde barışçı, insana saygılı veşiddetli hor gören bir sosyalist kültürün yayılması için çalışır"denilmektedir.
"Mülkiyetve Girişim Hakkı" başlıklı 27. madde ile "yurttaşlara","mülkiyet ve özel girişim hakkı" tanınmakta, Anayasa'nın 35.maddesine paralel olarak: "Bu haklar ve kullanımları, ancak toplumyararına yasayla sınırlanabilir" denilmektedir.
"HakArama Özgürlüğü ve Yargı" başlıklı 28. maddede, herkesin "hak aramaözgürlüğü" ve "savunma hakkının" güvence altında olduğubildirilmekte: "Demokratik halk iktidarında düşünceye suç olmaz"denilmektedir. Bundan hemen sonra gelen 29. maddede ise, işkence yasaklanmakta,"Kimseye eziyet ve işkence yapılamayacağı" belirtilmektedir. 30.madde ise "kişi güvenliği" başlığını taşımaktadır.
Bütünbu alıntılardan, demokratik devlet kavramının seçim ve temsil ilkesi genel veeşit oy, azınlığın korunması ve çoğunluğun sınırlanması, devlete karşı bireyseltemel haklar ile yasalar önünde eşitlik ilkesi gibi bütün koşullarının programdamevcut olduğu görülmektedir.
Türkiye'ninyüzyıllık demokrasi tarihinde ve Anayasa geleneğinde demokrasi kavramı bellibir içerik kazanmıştır: İktidarın seçimle belirlenmesi, çok parti vehürriyetler.
İşteSosyalist Parti Programı, demokrasi kavramının ülkemizde kazandığı bu içeriğinede uygundur.
III.PARTİ GENEL BAŞKANI VE İKİ İLGİLİNİN SÖZLÜ AÇIKLAMALARININ ÖZETİ :
AnayasaMahkemesi, 15.3.1988 günlü ara kararıyla Sosyalist Pârti'nin, duruşma istemininreddine, sözlü açıklama isteminin kabulüyle partinin Genel Başkanı ve '1erkezKarar Yönetim Kurulunca seçilecek iki ilgilinin sözlü açıklamada bulunmak üzere31.3.1988 gününde mahkemede bulunmalarına karar vermiştir. Sözlü açıklama,davalı Parti Genel Başkanı Ferit İlsever, Av. Turgut Kazan ve Av. Ali Kalantarafından yapılmıştır.
Açıklamalar,yukarıda kısaltılarak alınan savunma doğrultusunda yapılmış, ayrıca ileri sürülengörüşler, aşağıya, özetlenerek alınmıştır:
Türkiyetoplumunda, Türk işçilerinin, köylülerinin bir partisi olmadığı, siyasalyaşamda çok sesliliğe olanak tanınmadığı takdirde, Türkiye'deki rejimin birburjuva diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı düşünülebilir. Bu durumdaemekçi sınıflar saf dışı bırakılmış, siyaset ve parlamento dışına sürülmüşolur.
PartiProgramımızın 1. maddesinde belirtildiği gibi, iktidarın kaynağının halktaolması, Sosyalist Partinin demokrasi ilkesidir. Demokratik halk iktidarı,Millet Meclisiyle bütün kademelerde yerel meclisler aracılığıyla kullanılır.Meclisler doğrudan, genel, çok seçenekli, özgür seçimlerle belirlenir.Seçimlerde gizli oy, açık sayım ilkesi uygulanır. Sonuç olarak, SosyalistParti, programda görüldüğü üzere, gerçek anlamda çoğulculuğu temsil etmektedir.
Demokratikhalk iktidarından neyin amaçlandığı Programın 13. maddesinde belirlenmiştir.Demokratik halk iktidarından, toplumun üstünde, dışında ayrı bir kuvvet değil,toplumun hücrelerine kadar ulaşmış, aralarda ve tabanda oluşmuş bir yönetimbiçimi anlaşılmaktadır.
SosyalistParti, Programının 24. maddesinde belirtildiği biçimde, sorunları zorkullanarak çözen ve şiddeti kutsayan eski kültürün bütün temelleriyle tasfiyesive halk içinde barışçı, insana saygılı ve şiddeti hor gören bir sosyalistkültürün yayılması için çalışır.
Demokratikhalk iktidarı, yönetimi altındaki herhangi bir kamu makamına karşıuygulayabileceği haksızlık ve baskılara karşı emekçilere birey olarak vebirlikte direnme hakkı tanır. Yönetim karşısında hataya maruz kalan insanlara,emekçi sınıflara direnme hakkı verilmediği takdirde, hakkını arama hakkınındemokratik içeriği sadece sözden ibaret kalır.
Demokratikhalk iktidarı, emperyalizmin Türkiye üzerindeki her türlü baskı, sömürü ve denetimineson verecek, ülkemizi kapitalist dünya sisteminin bir parçası olmaktankurtaracaktır (Prog. m. 38).
İlkdefa bir sosyalist parti, sosyalist olduğu için kapatılmak isteniyor. Henüzpartinin bir faaliyeti yoktur ki, bu faaliyetinden dolayı kusurlansın.Başsavcı, Program ve Tüzükten 18 alıntı ve değerlendirme yapıyor ve bunlardan,sınıf egemenliğinin amaçlandığını söylüyor. Ancak her hangi bir kanıtı yok.Demokrasi dahil, kimi kavramları, kendisine göre yorumlayarak, dikta . amacıgüdüldüğü sonucuna varıyor. İddianamede altı kez tekrarlanan, "herkesinyeteneğine göre çalışması, gereksinimi kadar pay alması" kim söylemiş,nerede söylemiş, programda böyle bir şey yok, sadece, programın 48. maddesinde,"Herkesten yeteneğine göre, herkese emeği kadar" deniliyor."Halkın Refahı" başlığını taşıyan bu bölüm, işsizliği önlemeyeyönelik öneriler getiriyor ve emeğe tam karşılığını vereceğim diyor. Emeğe tamkarşılığını vereceğim sözünden, "yeteneğe göre olmak, gereksinime görevermek, sloganı nasıl üretilir ve bir siyasî partinin kapatılması için"neden" olarak ileri sürülebilir.
Egemenlikbaşka, iktidar başka kavramlardır. Anayasanın 14. maddesi, "Devletin birkişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal sınıfınegemenliğini......" amaçlamayı yasaklamıştır. Anayasa "kişi vezümre" yönetimine olanak tanımıyor, yönetim iktidar anlamındadır. Ancak,maddede, egemenlikten söz edilirken sınıf sözcüğü kullanılmıştır. Başsavcılıkiktidar ile egemenlik kavramlarını birbirine karıştırmakta ve yanlışlık buradanmeydana gelmektedir. Egemenlik süreklidir, bölünmez; iktidar ise egemenliğinbelli bir alanda kullanma yetkisinden ibarettir.
60maddeden ibaret Programın 26 maddesi, genel ve eşit oya dayalı seçim, azınlıkgörüşlerinin korunması, iktidarın sınırlandırılması, düşünceyi açıklama, bilimve sanat özgürlüğü, grev hakkı gibi demokrasinin ortak sayılabilecekkurallarını içermektedir.
Programın26. maddesi, "Hiç kimse, siyasal görüşü, inanç, ırk ve cinsiyetiyüzünden..... işten atılamaz." diyor. Başsavcılık, 28. maddedeki"Demokratik halk iktidarı" deyiminin dikta olduğunu ileri sürüyor.Ancak, aynı maddedeki, "Demokratik halk iktidarında düşünceye suçolmaz." kuralını gözardı etmektedir.
Başsavcılık,İddianamede diğer sınıfların yok edilmesinin amaçlandığını ileri sürüyor.Halbuki Sosyalist Parti mevcut demokrasiden, daha ilerisini vaad ediyor.Programın"Köylüye Toprak ve Özgürlük" başlıklı 35. maddesinde,çağdaş, modern tarım yöntemi uygulayan zengin köylülerin topraklarının dağıtımatabi tutulmayacağı ve korunacağı belirtilirken, o yerdeki kapitalist üretimbiçimi de korunmuş olmaktadır.
Ayrıca,Program, dengeleri gözeten planlı ve karma bir ekonomiden söz ediyor; gelir veservete göre kademeli vergiyi, özel girişimin plan içindeki yerinin ve esnaf vesanatkârların desteklenmesinin düzenlenmesini öngörüyor. Bu kuralları hiçtartışmayan Başsavcılık, diğer sınıfların tamamen yok edileceğini ilerisürebiliyor.
Başsavcılık,"mirası tanımayanlar" diyor. Bu doğru değildir, parti programındamiras hakkının Anayasadan çıkarılacağından söz edilemediğine göre, miras hakkıtanınmayacağına ilişkin savda yerindelik bulunmamaktadır.
Sonuçolarak, Sosyalist Parti demokrasiyi savunmaktadır. Dikta ve egemenlik savlarınıreddediyoruz.
IV.CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NIN ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜ :
CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 21.4.1988 günlü. SP. 23-Hz. 1988/2 sayılı esas hakkındakigörüşünde, İddianamedekiler tekrar edilmekte, ayrıca aşağıdaki savlar ilerisürülmektedir :
SiyasiPartiler Yasası'nın dördüncü kısmındaki hükümlere aykırılıktan dolayı kapatmadavası açılabilmesi için, aynı Yasanın 9. maddesine göre daha önce uyarıdabulunmaya gerek bulunmamaktadır. Çünkü, Programda yer alan doktrin, o partininekonomik ve sosyal görüşüdür. Bu görüş uyarıyla değiştirilemez.
Programdakibir kaç cümle ve kelime alınarak "Bunlar yasaklanmamıştır, o halde siyasipartinin programı yasalara uygundur" denemez.
DavalıSosyalist Parti 1980 öncesi sosyalist partilerden her hangi birinin devamıolmadığını ifade etmekteyse de, bildirgelerindeki mesajlarla, program vetüzüğünün tümü incelendiğinde bu parti, yapısı, ideolojik görüşü, düşünülensistem ve amaçlanan rejim ve uygulama biçimi yani doktrin ve pratik bakımdan1980 öncesinde faaliyet gösteren yasadışı Türkiye İhtilâlci İşçi Köylü Partisi(TİİKP) ile ayniyet göstermektedir. TİİKP 1970 yılında illegal olarak kurulmuşve faaliyet göstermiştir. Bu partinin kurucularından Ferit İlsever, HüseyinAkar ile Hasan Ali Karşılayan, davalı Sosyalist Partinin de kurucularıarasındadırlar. Bu kişiler TİİKP'de eylemlere karışmış ve yargılanarak birliktehüküm yemişlerdir.
AnkaraSıkıyönetim 3 Numaralı Askeri Mahkemesinin 20.8.1974 tarih ve 1975/25 sayılıkararında, bu partinin (TİİKP) programında belirlenen son amacının, sınıflarınve devletin tamamen kalktığı, işçi ile köylü, şehir ile köy, kafa emeği ile kolemeği arasındaki aykırılıkların son bulduğu, herkesin yeteneğine göre çalışıp,ihtiyacına göre pay aldığı toplumu gerçekleştirmek olduğu; bu amaca ulaşmakiçin işbirlikçi burjuvasinin ve toprak ağalarının diktatörlüğünü yıkmak,proletarya önderliğinde, işçi ve köylü ittifakına dayanan halkın demokratikdiktatörlüğünü gerçekleştirmek, kapitalizmi bütünüyle ortadan kaldırarakproleterya diktatörlüğünü kurmak gerektiği ileri sürülmüştür.
SosyalistParti'nin ideolojisi, programının 3. maddesinde açıklanmıştır: "Sosyalistpartinin mücadelesine, insanlığın düşünce mirasından beslenen sosyalist teoriyol gösterir." denilmektedir. Sosyalist teori ile amaçlanan, işçisınıfının bilimsel Marksist, Leninist ideolojisini benimseyerek proleteryadiktatörlüğünü kurabilmektir.
SPProgramı ile TİİKP'nin görüşleri karşılaştırıldığında her ikisi arâsında açıkbir benzerlik bulunmaktadır. (SP) Programı, yasadışı (TİİKP) Programı vedüşüncesi doğrultusunda hazırlanmıştır. Amaç, yasadışı bu partiyiyasallaştırmaktır.
DavalıParti savunmasında, Programının tümünün dikkate alınarak değerlendirmeyapılmadığını, kimi maddelerden kelimeler ve cümleler alınarak bunların yorumusuretiyle sonuca gidildiğini ileri sürmekte ise de, gerçekte Programının tümüdeğerlendirilerek sonucuna ulaşılmıştır.
SosyalistParti, savunmasında, programda yer alan bazı müesseselere değinerek demokrasiyibenimsediklerini, hak ve özgürlükleri tanıdıklarını ifade etmektedir. Ancak(TİİKP) Savunma adlı kitabın 462 ve takip eden sayfaları incelendiğinde,Sosyalist Parti'nin programında yer alan müessese ve eylemlere burada da yerverildiği görülmektedir.
Marksist- Leninist düşüncede öngörülen demokrasi farklıdır.
SosyalistParti Programında ifadesini bulan demokrasi Marksist - Leninist düşüncedeifadesini bulan demokrasidir.
(TİİKP)Savunma adlı kitabın 462, 463. sayfalarında "Demokratik Halk İhtilali,Emekçi yığınlara Hürriyet" başlıklı bölümde :
"Halkınsöz, basın, toplanma, teşkilatlanma, siyasi düşünce ve kişisel hürriyetlerinibaskı altına alan bütün kanun ve engeller kaldırılacaktır." denildiktensonra aynen (Sömürücü sınıfların baskısından kurtulmuş olan halk, inisiyatifiele alarak kendi demokrasisini gerçekleştirecektir. Toplumun büyük çoğunluğunumeydana getiren milyonlarca emekçinin demokrasiye sahip olmasına dayanacaktır.
Halkkendi demokratik iktidarı altında, bütün haklarına sahip olacaktır. Çünkü ancakbu takdirde, gerçekten iktidarda olabilir, bütün eleştirilerini, taleplerini,görüşlerini her aracı kullanarak rahatça ortaya atabilir, kendi teşkilatlarınıkurabilir. Bu amaçla toplantı salonları, basın ve yayın araçları vb. gibi bütünkurumlar ve imkanlar halkın emrine verilecektir. Lenin'in açıkladığı gibi, eskitoplumda burjuvaziye ve toprak ağalarına ait olan en güzel binalarda toplantıyapma özgürlüğü, görüşlerini ortaya atma ve kendi çıkarlarını savunmak için enbüyük basım evlerinden ve kağıt stoklarından yararlanmak özgürlüğü, hepişçilerin, köylülerin, askerlerin ve bütün emekçi halkın olacaktır)denilmektedir.
Yasadışı (TİİKP) Programı ve özellikle Savunma adlı kitap incelendiğinde buhürriyetlerin hangi sınıf tarafından ve nasıl, hangi koşullarla kullanılacağıaçıkca saptanmaktadır.
SosyalistParti Programı'nın ( Demokrasi ve Özgürlük) bölümünde yer alan özgürlüklerinde, yukarıda değinildiği gibi, (TİİKP) nin öngördüğü şekilde ve öngörülen sınıftarafından kullanılacağı açıktır.
Sosyalistleregöre, Proleter Devrim siyasi iktidarın ele geçmesiyle son bulmaz, sosyalizminkurulmasına kadar devam eder.
SosyalistParti savunmasında, amaçlarının topluma "Demokratik Halk İktidarı" ve"Sosyalizm" öngören bir seçenek sunmak olduğunu, emekçi halkınseçeneğinin olmadığı koşullarda şüphesiz ki "Özgürlük" olamazdenilmektedir.
BaşkanFerit İLSEVER'in adının da bulunduğu (TİİKP) davası, Savunma adlı kitapta(Halkın bütün demokratik hak ve hürriyetlerine ve bunları kullanmak içingerekli maddi imkanlara sahip olması iktidarın bir azınlığın değil, emekçikitlelerin elinde bulunmasını sağlayacak, devlet yönetiminin yozlaşmasını vehalkı baskı altına almasını önleyecektir. Emekçi yığınların silahlanmasına veörgütlenmesine dayanan Demokratik Halk İktidarı gericilerin eski sömürü vebaskı düzenini geri getirme yolundaki bütün teşebbüslerini şiddetle ezecektir,denilmektedir.
SosyalistParti Programı'nın 6. maddesinde de "Demokratik Halk İktidarınınemperyalizme her türlü bağımlılığa son vererek orta çağ kalıntısı bütün ilişkive kurumları köyden, şehirden ve toplumun her alanından temizleyeceği ifadeedilmektedir.
Gene(TİİKP) Davası Savunmasında; (Bu devleti devrimle yıkmaktan başka kurtuluş yoluyoktur. Halkımız yüzyıllardan beri özlemini çektiği hürriyete karşı refahadevrimle kavuşacaktır.), (Silâha sarılmak ve zulme karşı isyan etmek, ezilenhalkın en tabii hakkıdır. Bu hakkı inkar etmek, halkı köleliğe mahkum etmeklebirdir).
BöyleceSosyalist Parti Kurucularının, demokratik halk iktidarı ve sosyalizmden nekastettikleri anlaşılmaktadır.
Birsınıf partisi olan Sosyalist Parti, savunmasında, "Devlete karşı bireyseltemel hakların güvence altına alındığını" ifade etmektedir.
Bireyseltemel hak ve özgürlükler, davalı Partinin benimsediği ideoloji gereği, Marksist- Leninist - Maoist ideoloji ışığında değerlendirilecektir. Bu konular İkinciDünya Savaşından sonra oluşturulan tüm "Halk Demokrasileri"Anayasalarında da yer almıştır; ancak Marksist ideoloji doğrultusundauygulanmaktadır; çünkü pratiği teoriden ayırmak olanağı yoktur.
SosyalistParti Genel Başkanı Ferit İLSEVER ve arkadaşlarının çeşitli ağır hapis cezalarıile cezalandırılmalarına neden olan yasa dışı (TİİKP) nin Programında da (Temelhak ve özgürlükler) başlığı altında aynen "Halkın söz, basın, toplanma,gösteri ve haberleşme özgürlüklerini baskı altına alan bütün ekonomik sosyal veyasal engeller kaldırılacak, halkın bütün temel özgürlükleri, can ve malgüvenliği ve konut dokunulmazlığı gerçekleştirilecek ve güvence altınaalınacaktır. Hiçbir yurttaş halk mahkemesinin veya halk güvenlik organlarınınkararı olmaksızın tutuklanamaz. İşkence yasaktır. Demokratik halk iktidarınınorganlarına dilekçe vermek ve şikayette bulunmak bütün yurttaşların hakkıdır.Demokratik halk devleti, çeşitli din, mezhep ve milliyetlerden yurttaşlararasında gerçek bir eşitlik ve birlik sağlayacaktır. Demokratik halk devleti,halkın dini inanç ve ibadet özgürlüğüne saygı gösterir, denilmektedir.
Sosyalistteorisyenler "insan özgürlüğü toplumsal bir sorundur. Halk, ancak sömürücüsınıfların yok edildiği ve üretici güçlerin, bir avuç kapitalisti değil tümtoplumu zenginleştirmek için hizmet gördükleri ve doğa üzerinde denetimlerinikuvvetlendirmeye ve artırmaya giriştikleri bir toplumda tam anlamıyla özgürlüğüyaşayabilirler" demektedirler.
Görüldüğügibi bütün özgürlükler, kendi görüş açılarına uygun olduğu taktirde vardır;kendi teorileri ve amaçları doğrultusunda oluşturdukları toplumda o toplumunkuralları içinde söz konusudur.
SosyalistParti Programı'nda belirtildiği gibi, emperyalizme her türlü bağımlılığa son verilecek,ortaçağ kalıntısı bütün ilişki ve kurumlar köyden, şehirden ve toplumun heralanından temizlenecek (m. 6), emekçilerin kendilerinin değişmesi ve geleceğikuracak ileri insan birikiminin oluşması için devrimci değişiklikleri yapacak(m. 8), (kendi görüşlerine göre) tam bağımsızlık ve gerçek demokrasi amacınınönüne dikilen gücü saptayıp tecrit edecek (m. 9) ve sosyalist ahlak vedeğerlere (m. 25) dayalı, sosyalist kültür (m. 24)'le yoğrulmuş, (kendine özgü)demokratik ve çağdaş bir toplum (m. 6) oluşturacak ve bu toplumdaki halka"Demokrasi ve Özgürlükler" başlığı altındaki haklar tanınacaktır.
DavalıParti, savunmasında, Programda serbest teşebbüs ve karma ekonomiden de sözettiklerini ifade etmiştir.
Programın44. maddesinde,
Demokratikhalk iktidarı, dış ticareti, büyük sanayiyi, banka ve sigortalarıkamulaştırarak halkın mülkiyetine geçirecektir. Madenler, sular, ormanlar vekıyılar halkın ortak mülkiyetindedir.
Programın36.maddesinde;
Ormanlar,göller, sular ve meralar köylünün ortak malıdır.
Bilindiğigibi, Marksist-Leninist rejimlerin bugünkü koşullarında, proletarya düzeniiçinde tüm üretim araçları ile ürünlerin mülkiyeti bütün topluma veya toplumunbütün çıkarlarının yararına olarak bir topluluğa mal edilmektedir.
Malsahibi toplumdur. Devlettir.
Sosyalistmülkiyet, Devlet mülkiyeti ve kooperatif mülkiyeti olmak üzere iki çeşittir veMarksist-Leninist rejimlerin hepsinde vardır.
Programın36. maddesinde;
Demokratikhalk iktidarı, kooperatiflere gerekli makine, araç, traktör, tarım ilacı, gübre,yem, tohumluk ve kredi sağlayarak yoksul ve orta halli köylüleridestekleyecektir.
Programın52. maddesinde;
Esnaf,zanaatkâr ve küçük atölyeler korunacak, adım adım kooperatiflerde birleşmeyeözendirilecektir.
Programın27. maddesinde;
Yurttaşlar,sosyalizm döneminde emeklerinin ürünü olan mülkiyet ve özel girişim haklarınasahiptir.
Programın50. maddesinde;
Büyükve toplumsal üretime, dolayısıyle ekonominin doruklarına sosyalist üretimilişkilerinin kumanda ettiği uzunca bir kuruluş dönemi boyunca ulusalekonominin karma karakteri korunur, denilmektedir.
Görüldüğügibi korunacak olanlar esnaf, zanaatkâr ve küçük atölyelerdir.
Mülkiyetve özel girişim hakları da yalnız emeklerinin ürünü ile kısıtlıdır. Tabiatıylamiras sözkonusu değildir.
Esasenbu tür bir mülkiyet ve özel girişim, Doğu Blokundaki "HalkDemokrasileri"nde de mevcuttur.
CumhuriyetBaşsavcılığı, sonuç olarak, kimi Yargıtay kararlarına da gönderme yaparakdavalı partinin programının Anayasaya ve 2820 sayılı Yasanın 78. maddesineaykırı olduğunu ileri sürmekte ve aynı Yasa'nın 101. maddesinin (a) bendinegöre kapatılması gerektiği yönündeki görüşlerini yinelemektedir.
V.SON SAVUNMA :
SosyalistParti Genel Başkanı; Başsavcılığın esas hakkındaki görüşünde kendisi ve ikiarkadaşıyla ilgili kişisel suçlamalara gidilmesi ve büyük oranda bu savlaradayanarak partinin kapatılmasının istenmesi karşısında, öncelikle busuçlamaları cevaplandırarak özetle: "Benim onbeş yıl önce Tİ İ KPdavasından yargılanmam, sosyalist partinin kapatılması isteğinin gerekçesiolarak getirilmektedir. Bu kişisel savların parti kapatma kararıyla ilgiliolmaması gerekir. Burada yargılanan üç TİİKP sanığı değil, 72 kişinin kurduğuSosyalist Partinin tüzük ve programıdır. Kaldı ki; onbeş sene sonra insanların düşünceve kanılarının aynı biçimde. devam edeceği ileri sürülemeyeceği gibi, kişilerinyargılandıkları konularda tekrar tekrar yargılanmalarının haklı bir yönüolamaz. Başsavcılığın esas hakkındaki görüşünün üçte birini bizimle ilgilikişisel suçlamalar oluşturmuştur. Bu görüşün öteki üçte birlik bölümünde de,TİİKP Programını, sanki, Sosyalist Parti Programıymış gibi ele alınarak vebenzerlikler aranarak suçlamaya gidilmiştir. Gerçekte Sosyalist Parti Programı,öncelikle sol partiler olmak üzere, bir çok siyasi partinin programıincelenerek hazırlanmıştır. Program'ın, başka bir sol partinin programına yeryer benzemesinden daha doğal bir şey olamaz. Ancak bu benzerlikler biçimseldir.Bu yöntemle gerçek anlaşılamaz. Sosyalist Parti, yeni bir partidir, 1980 öncesindekisosyalist partilerden her hangi birinin devamı değildir. Kaldı ki, sekiz yılönceki programlar artık eskimiştir. Çünkü, sosyalist teoride bazı yanlışlıklaryapıldığı 1980 öncesinde anlaşılmış ve sosyalist çizgiler yeniden gözdengeçirilmiştir.
SosyalistParti'nin, esas hakkındaki savunmasında; yukarıdakilere ekleyerek ileri sürdüğügörüşler ana başlıklar biçiminde, özetle, aşağıya alınmıştır.
A.Usul Yönünden :
1.İddia Makamı'nın, Siyasi Partiler Yasası'nın 9. maddesine yaklaşımı hatalıdır:
Siyasipartilerin "programlarını kendi siyasi görüş ve düşünceleri doğrultusundasaptamaları" gerektiği doğrudur. Ancak, bu Yasanın tanıdığı usuleuyulmaksızın bir siyasi parti hakkında kapatma davası açılmasının gerekçesiolamaz. Yasanın 9. maddesine göre siyasi parti programında istenendeğişikliğin, parti renk ve kişiliğini kaybettirecek nitelikte olup olmadığına,ancak, siyasi partinin kendisi karar verebilir. İsteği bu nitelikte görürsereddeder.
Kaldıki, böyle bir istek vuku bulduğunda, yapılması muhtemel değişiklik, iddiaedildiği gibi partinin renk ve kişiliğini kaybettirecek mahiyette değil,hakkındaki önyargıları izale edici nitelikte de olabilir. Salt önyargı veyoruma dayanan böyle bir davada bu husus daha da önem kazanmaktadır.
2.İddianamede yer almayan fiil ve vakalar, daha sonra saptanmış olsa bile odavada konu edilemez. Bunlar ancak yeni bir davanın konusu olabilir.
Cezayargılamasında bağlayıcı olmayan "netice-i talep"tir. Dava konusufiil aynı kalmak koşuluyla iddianın (netice-i talebin) değiştirilmesi her zamanmümkündür (CMUK, m. 257/1).
CumhuriyetBaşsavcılığının esas hakkındaki görüşünde, sosyalist parti kurucularınınamacının "yasadışı TİİKP'i yasalaştırmak" olduğu ileri sürülmektedir.Sosyalist Parti Programı, yeni iddia edilen bu fiille bağlantılı olarak elealınıp yorumlanmakta, Anayasaya ve Siyasi Partiler Yasası'na aykırılığındanbahisle partinin kapatılması istenmektedir. Bu sav, iddianamede zımnen dahiolsa ifade edilmeyen yeni bir fiile dayandırılmıştır. Bu durum, iddianıngenişletilmesinin de ötesinde yeni fiil ve suçlamalar getirilmesidir. Buna CezaYargılama Usulü olanak tanımaz.
B.Esas Yönünden :
Esashakkında mütalaanın yönetimi hukukî değildir :
Yargılamayakonu olan kitaplar değil Sosyalist Partinin programıdır: Başsavcılığın esashakkındaki görüşüne ekli dizi pusulasında belirtilen 9 adet belgenin hiç birisiSosyalist Parti tüzelkişiliğiyle ilgili değildir. Sosyalist Parti yeni birtüzelkişiliktir. Kendisine ait programı ve oluşturulmuş organları vardır.Davanın konusu bu tüzelkişiliğin programı ve organlarının kararlarıdır. Oysa,esas hakkında görüşe, Sosyalist Parti ile ilgisi bulunmayan kitap ve belgelerdayanak yapılmıştır.
SosyalistParti'nin Sosyalizm anlayışı "Sosyalist Teorisyenler" ve ilgisizkitaplara bakılarak değil, ancak programı incelenerek belirlenir:
İddiaMakamı, Sosyalist Parti'nin amacını, sosyalizm anlayışını, neyi öngördüğü,siyasi parti yasakları kapsamına giren bir durumunun bulunup bulunmadığınıprogramına bakarak değil, Esas Hakkındaki Mütalaaya ekli olarak sunulan kitapve TİİKP davası belgeleri ile "Sosyalist Teorisyenler" dediğikişilerin görüşlerine dayanarak açıklamaya çalışmaktadır.
İddiaMakamı bu açıklamaları ile Sosyalist Parti Programı yerine "sözü edilenkitaplardaki düşünceleri" yargılamaktadır.
Buyöntemin hukuki bir yanı yoktur. Zira, "sosyalist teorisyenler" budavada taraf olmadığı gibi, "Diyalektik ve Tarihi MateryalizminAlfabesi" isimli kitap da Sosyalist Parti tüzelkişiliğine ait bir belgedeğildir.
Başsavcılıkça,"İnsanlığın düşünce mirasından beslenen sosyalist teori" ile"Marksizm-Leninizm -Mao Zedung düşüncesinin" kastedildiği iddiaedilmektedir. Bu savın hukuken dayanılabilir bir yanı bulunmamaktadır. Zirainsanlığın düşünce mirası dendiği zaman, insan soyunun bugüne kadarki geliştirdiğibütün olumlu düşünce mirası anlaşılır. Bunu "Marksizm-Leninizm-Mao ZedungDüşüncesine" indirgemek kasıtlı ve politik bir yaklaşımı ifade eder.
İddiaMakamı "Sosyalist Teorisyenler" dediği kimselerin görüşleriniSosyalist Partiye maletmeye ve "programdaki deyimle" gibi sözlerle desanki "proletarya diktatörlüğü dönemi" diye bir şey programda daöngörülüyormuş gibi çağrışımlar yaratmaya çalışmaktadır. Sosyalist partinin"ideolojisi" öğrenilmek isteniyorsa yapılacak şey, onun programınıincelemektir. Programın, "ideolojik bağımsızlık" başlıklı 4. maddesikarşısında, Program dışında dayanak alınamaz.
SosyalistParti Programında "proletarya diktatörlüğü dönemi" diye bir dönem yeralmamıştır. Sosyalist Parti Programının çoğulculuğu, çok seçenekliliği ve gerçekanlamda demokratik bir toplumu öngördüğü programın bütünün ifade ettiği şeydir.
SP'nin71 kurucusundan sadece üçünün ondört yıl önce Tİ İ KP davasında yargılanmışolması Sosyalist Partinin kapatılma davasını haklı kılmaz.
Buüç kurucunun geçmişte yaptıkları ya da söyledikleri sosyalist partiyibağlamayacağı gibi, yalnızca bu kurucular hakkında açılmış bir ceza davasındadahi kanıt olarak ileri sürülemez.
Programda"diktatörlük" değil, "iktidar" sözcüğü kullanılmıştır.
İddiaMakamı Esas Hakkındaki mütalaasında, "demokratik halk diktatörlüğü"ile "Demokratik halk iktidarını" aynı görmektedir.
Önsavunmamız ve sözlü açıklamamız sırasında "egemenlik" (diktatörlük)ve "iktidar" kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerektiğini vebunun davamız açısından önemli olduğunu açıklamıştık.
Zira,Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'nda yasaklanan "sınıf iktidarı"değil, "sınıf egemenliği (diktatörlüğü)" dür.
Çünkü,egemenlik, devlet kudretinin, sınırsız, bölünmez ve devredilmez olmasıniteliklerini ifade eder. İktidar ise, günümüzde mutlak ve sınırsız değildir.Hukukla, hürriyetlerle ve toplumda oluşmuş çeşitli iktidar odaklarıylasınırlıdır, bölünmez değildir.
EsasHakkında Görüşte, Sosyalist Parti'nin "Marksist-Leninist-Maoist teoriyibenimsediği", "bu teoriye dayanan pratik öngördüğü" ilerisürülmekte ve "bu teori ve pratiğin sonunda ulaşılacak düzen (Proleteryadiktatörlüğü)ne dayanan bir düzen olacaktır" denilmektedir.
Buiddia tam bir soyutlama, delilsiz suçlamadır. "Teoriden" ve"pratikten" bahsedilmektedir. Partinin kuruluşunun 15. günü bu davaaçılmıştır. Hangi "pratikten" bahsedilmektedir' "Sonundaulaşılacak düzen (proleterya diktatörlüğü) ne dayanan bir düzenolacaktır." deniliyor. Bu neye dayanılarak söylenmektedir' Partiye aithangi belge ya da açıklama buna imkan vermektedir' Bu belirtilememiştir. Çünküböyle bir durum yoktur.
"Sosyalistparti programında yer alan müessese ve eylemlere (TİİKP) Savunma adlı kitaptada yer verildiği" iddia edilerek iki parti ve program arasında eşitlemeyapılmaktadır.
Üçüncüolarak da, programın "Demokrasi ve Özgürlükler" başlıklı bölümündekiözgürlüklerin "öngörülen sınıf tarafından kullanılacağı açıktır"denilerek Programdaki özgürlüklerin sadece işçi sınıfına tanınacağı, diğersınıfların bunlardan yararlandırılmayacağı iddia edilmektedir.
İddiamakamı, kıyas, karşılaştırma ve önyargılardan kurtulmuş olarak Sosyalist PartiProgramının "Demokrasi ve Özgürlükler" bölümünü okumuş olsaydı, hemenher maddenin başında, ya "herkes", ya da "yurttaşlar"sözlerinin bulunduğunu görecekti.
SosyalistParti TİİKP'nin yasallaştırılması girişimi değildir:
SosyalistPartinin üç kurucusunun TİİKP davası sanıklarından olmaları TİİKP'ninyasallaştırılması girişimi olduğunu göstermez. TİİKP davası 1971-1974 yıllarındagörülmüş ve kapanmıştır. 1803 sayılı Genel Af Yasası ile de hüküm veneticeleriyle birlikte davanın sonuçları ortadan kalkmıştır. İnsanın hayatınınbir dönemindeki bir fiilinden dolayı yargılanmış olması, o kişinin ömür boyusuçlu olduğuna karine oluşturmaz. Kaldı ki, Sosyalist Parti sadece bu üç kişitarafından değil, 71 kişi tarafından kurulmuştur.
SosyalistParti Programı ile TİİKP'nin görüşleri gerçek anlamda benzer değildir.
SosyalistParti Programı ile TİİKP belgeleri arasında çok uzun bir benzemezlikler listeside çıkarılabilir. Önemli olan, bir program maddesinde yer alan sözcüklerin neyebenzediği ya da benzemediği değil, programda yer alan hükümlerin Anayasa veSiyasi Partiler Yasası tarafından yasaklanan "sınıf egemenliğini" öngörüpgörmediğidir. Sosyalist Parti yeni bir partidir. Kendisini programıyla ilanetmiştir.
SosyalistParti Programı demokratik hukuk devletinin bütün koşullarını içermektedir :
Sosyalistparti programı demokratik ve özgür bir toplumsal düzen öngörmektedir.
SosyalistParti, halkla birleşmek, onlara çıkarlarının sosyalist seçenekte olduğunugösterebilmek çabası içindedir.
Sınıflarınyok edileceği savı doğru değildir: Programın 6. maddesinde, "emperyalizmeher türlü bağımlılığa son verileceği, ortaçağ kalıntısı bütün ilişki vekurumları köyden, şehirden ve toplumun her alanından temizleyerek, demokratikve çağdaş bir toplum kurulacağı" öngörülmüştür.
Programın35. maddesinin birinci fıkrasına göre ise, "Demokratik halk iktidarı,toprak ağalığını, aşiret reisliğini, beyliği, şeyhliği, tefeciliği ve buortaçağ kalıntılarının herhangi bir belgeye veya görgü ve göreneğe dayanan hertürlü örgüt ve organlarını kaldırarak Cumhuriyet programını kâğıt üzerindekalmaktan kurtaracak hayata geçirecektir."
İştetemizlenmesi öngörülen "ortaçağ kalıntısı ilişki ve kurumlar"bunlardır. Bu ilişki ve kurumlar, Cumhuriyet Devriminin halen yürürlükte olandevrim kanunlarıyla toplumun her alanından temizlenmesi öngörülen ilişki vekurumlardır.
İddiaMakamının, ortaçağ kalıntısı ilişki ve kurumların köyden şehirden ve toplumunher alanından temizlenmesini, işçiler dışında bütün sınıfların yok edilmesi,"bertaraf" edilmesi, anlamında yorumlamasını anlamak mümkün değildir.
Böyleanlamak "demokrasi"den ve "çağdaş"lıktan bir şey anlamamakolur. Atatürk'ün muasır medeniyet seviyesine yükselmek olarak hedeflediği şeybu "ilişki ve kurumlara" karşı yürütülen mücadelenin başarıyaulaştırılmasıdır. Çağdaşlık, modernlik ortaçağ ilişki ve kurumlarıylabağdaşmaz. Cumhuriyet Devrimi, bu ortaçağ ilişki ve kurumlarını hedef almakla"proleterya dışındaki sınıflara bertaraf" ını etmeye çalışmıştır'
SosyalistParti programının yapmak istediği, yasalarla kaldırılmış olan, ancak, toplumiçinde yaşamaya devam eden "ortaçağ ilişki ve kurumları"nın toplumiçinden de "temizleneceğini" ve bu yolla "Cumhuriyet programınıkağıt üzerinde kalmaktan kurtaracağını ve "hayata geçireceği"nisöylemiş olmasıdır (SP. Programı, M. 35).
Programın11. maddesi ile "yurttaşların ..... partiler kurma" ve bu partilerleseçimlere katılma hakları güvence altına alınmıştır (m. 11/2). Görüldüğü üzere,Sosyali5t Parti'nin karşısında başka partilerin de kurulması, iktidar yarışınakatılması ve seçimlerin sonucuna göre hangi partinin iktidar olacağınınbelirleneceği kabul edilmektedir.
Seçimlerin"Demokratik halk iktidarı kurulduktan sonrası" için öngörüldüğü,ondan önce ise sınıfların yok edilmiş olacağı iddiasının hiç bir mantıklı vegerçek yanı yoktur.
Programın"Demokrasive Özgürlükler" bölümündeki 11. ve diğer maddeleri "demokratik hukukdevletinin" bütün koşullarını taşımaktadır. Sosyalist Parti Programınınçok partili ve çok seçenekli bir sistemi öngördüğü açıktır.
SosyalistParti Programı'ndaki seçimin, TİİKP Programında da mevcut olduğu iddiası dagerçek dışıdır.
İddiaMakamı, Esas Hakkındaki Mütalaasında :
"Programın11 . maddesinde öngörülen seçim, yasadışı TİİKP'nin programında damevcuttur" iddiasında bulunmaktadır. Bu iddia, gerçeğe aykırıdır. İddiaMakamının kaynak gösterdiği TİİKP 1, Kongre Belgeleri kitabının 71. sahifesinebaktığımızda, TİİKP Programında:
"SiyasalHakları kaldırılmış bir avuç işbirlikçi burjuva ve toprak ağası dışında, 18yaşını bitirmiş her yurttaş seçme ve seçilme hakkına sahiptir"denmektedir.
SosyalistParti Programının 11. maddesinde ise:
"Meclislerdoğrudan genel, çok seçenekli, özgür seçimlerle belirlenir. 18 yaşını bitirmişbütün yurttaşlar seçme ve seçilme özgürlüğüne sahiptir. Seçimlerde gizli oy,açık sayım ilkesi uygulanır. Yurttaşların, bireyler ve topluluklar olarak veyapartiler kurarak tek başına ve liste halinde aday olma ve aday gösterme haklarıgüvence altındadır." denilmektedir.
Görülmektedirki, iki program maddesi arasında "18 yaş" dışında hiç bir benzerlikyoktur. Tersine, davamız yönünden iki programın seçim hükümleri birbirininzıddıdır.
SosyalistParti Programında "bütün yurttaşlar" seçme ve seçilme özgürlüğünesahipken, TİİKP programında "işbirlikçi burjuvazi ve toprak ağaları"denen bir kısım yurttaşlar "Siyasi haklardan", seçme ve seçilmeHaklarından yoksun bırakılmışlardır.
SosyalistParti Programında "meclisler doğrudan genel, çok seçenekli, özgürseçimlerle" belirlenirken, TİİKP programında böyle bir düzenleme sözkonusu değildir.
SosyalistParti Programında, çok partililik öngörülmüştür. "Yurttaşların, bireylerve topluluklar olarak veya partiler kurarak tek başına ve liste halinde adayolma ve aday gösterme hakları güvence" altına alınırken, TİİKP programı,tek parti düzenini öngörmektedir. TİİKP programına göre, başka partilerinvarlığı söz konusu değildir.
Görüldüğüüzere, demokratik hukuk devletinin kuralları yönünden iki program birbirininzıddıdır. Sosyalist Parti Programı demokratik hukuk devletinin bütünkoşullarını taşırken, Sosyalist Parti Programı'nda, "seçim ve temsililkesi", "genel ve eşit oy ilkesi", "çokseçeneklilik", "çok partililik" öngörülmekte iken, TİİKPprogramında bu ilkelere yer verilmemiştir.
Davayönünden önemli olan budur. İddia Makamı, Anayasa ve yasaların öngördüğü siyasiparti yasakları açısından programı incelemek yerine, TİİKP belgeleriyle şeklibenzerlikler arama gayretine girmiştir. Benzetme, kıyas, mukayese, faraziyeyoluyla hukuki sonuçlara varılamaz, olsa olsa politik sonuçlara varılır. Oysa,hukukçu kendi politik tercihlerini yasa ve hukuk kurallarının önüne geçiremezve onlardan hareket edemez.
Sosyalistparti programında bireysel temel haklar güvence altına alınmıştır: Bir partinin"ideolojisini", "özelliğini" onun programının belirleyeceğikabul edildiğine göre, incelenmesi gereken "Marksist-Leninist-Maoistideolojide", "bireysel temel hakların güvence altında" olupolmadığı değil, doğrudan Sosyalist Parti Programındaki durumun ne olduğudur.Önemli olan, Sosyalist Parti programının "Devlete karşı bireysel temelhakları güvence altına" alıp almadığıdır.
SosyalistParti programında, İddia Makamının iddiasının aksine, "Bireysel, temelhaklar" güvence altına alınmıştır.
Örneğin,Program'ın "Düşünce Açıklama Özgürlüğü" başlıklı 15. maddesinde:"Herkesin düşüncesini herhangi bir araçla açıklama özgürlüğünün güvencealtında" olduğu belirtildikten sonra: "Hiç kimseye Devleti, var olantoplumsal düzeni eleştirdiği, yeni bir toplum düzeni istediği için cezaverilemez......" denmiştir.
YineSosyalist Parti Programı'nda, "Basın Özgürlüğü" (m. 16) ,"Vicdan Özgürlüğü" (m. 17), "Direnme Hakkı" (m. 18),"Dilekçe Hakkı ve İş Güvenliği" (m. 26), "Mülkiyet ve GirişimHakkı" (m. 27), "Hak Arama Özgürlüğü" (m. 28), "İşkenceYasağı" (m.29), "Kişi Güvenliği" (m. 30), "Kanun ÖnündeEşitlik" (m. 31.) ile "Toplanma, Gösteri ve Yürüyüş Düzenleme, dernekKurma, Haberleşme, Gezi ve Yerleşme Özgürlükleri, Can ve Mal Güvenliği, KonutDokunulmazlığı" (m. 20) güvence altına alınmış ve "Özel HayatınGizliliğine Saygı Gösterileceği" hükme bağlanmıştır.
Veyine "En başta gelen hak, yaşama ve geçinme Hakkıdır. Devlet bütünyurttaşlarına yaşama ve geçinme olanaklarını ..... garanti eder. Hiç kimse,siyasal görüşü, inanç, ırk ve cinsiyeti yüzünden işsiz kalamaz, iştenatılamaz" (m. 26) denmiştir.
Bütünbunlar devlete karsı "bireysel temel hakların güvence altına alınması değilde nedir'
SosyalistParti Programı "Kanun önünde eşitlik" ilkesini öngörmektedir: Kanunönünde eşitliğin sadece işçi sınıfına tanınacağı iddiası doğru değildir.Sosyalist Parti Programının eşitlikle ilgili 31. maddesinin birinci fıkrasıAnayasanın 10. maddesinin birinci fıkrasından aynen alınmıştır.
Emekçihalkın çıkarlarını savunmak kanun önünde eşitliğe aykırı değildir. Emekçi halkaimtiyaz tanımak da değildir:
Diğerpartilerin, temsil ettikleri sınıfların çıkarlarını savunması nasıl doğalsa,Sosyalist Parti'nin de emekçi halkın çıkarlarını savunması doğaldır.
Kanunönünde eşitlik ilkesinin sınıf partisi olmakla çelişir bir yanı yoktur. Emekçiçıkarlarını savunmak emekçilere imtiyaz tanımak değildir. Hak ve çıkarlarınsavunulması başka, imtiyaz başka bir şeydir. İmtiyazdan bahsedebilmek için,diğer sınıflardan farklı ve ayrıcalıklı hak ve yetkilerin bir sınıfa tanınmasıgerekir.
Örneğin,seçme ve seçilme hakkının, siyaset yapma hakkının bir sınıfa tanınması, diğersınıflara tanınmaması gerekir.
Nasılki, bazı partilerin "kapitalist sınıfların çıkarlarını" savunma veyansıtma hakları varsa, Sosyalist Partinin de "emekçi halkınçıkarlarını" yansıtmak ve savunmak hakkıdır. Bu Anayasanın 10.maddesindeki "kanun önünde eşitlik" ilkesinin de bir gereğidir.
SosyalistParti Programı "Mülkiyet ve özel girişim hakkını" öngörmektedir: EsasHakkında Mütalaada, Sosyalist Parti Programı'nda, özel mülkiyetin ortadankaldırıldığı ya da sadece kooperatif ve devlet mülkiyetinin öngörüldüğü,mirasın da söz konusu olmadığı, bu şekilde Marksist-Leninist rejimin uygulanmakistendiği iddia edilmektedir.
OysaAnayasa ve yasalar bugün de mülkiyet ve özel girişime bazı sınırlamalargetirmişlerdir (AnY: m. 46, 47, 43, 169; Maden K., m. 4, Arazi K., m. 24, Çif.Top. K. , m. 6, 8) .
"Emeklerininürünü olan mülkiyet ve özel girişim Hakkı" nın kabulü miras hakkını daöngörür:
SosyalistParti Programı'nın 27. maddesindeki "mülkiyet ve özel girişimHakkının", "emeğin ürünü" ile ifade edilmesi "mülkiyet veözel girişim hakkının" özüne karşı bir durum değildir.
Atatürkde "ferdi mülkiyet" hakkını "emeğin mahsulü" ilebelirlemiştir.
Atatürk"Ferdi Mülkiyet"i şöyle belirlemektedir.
"Birinsanın emeği mahsulü olan herşeye sahip olması, devletin müdahale edemeyeceğiferdin yüksek haklarındandır. İnsan namuskarane, sahip olduğu mal ve mülküne,istediği gibi tasarruf eder..... (Prof. Dr. Afet İnan, M. Kemal Atatürk'tenYazdıklarım, S. 22 ve 31 ).
Görüldüğüüzere, Atatürk, "ferdi mülkiyetin" ancak "Namuskarane"kazanılmış "insanın emeği mahsulü" olabileceğini belirtmektedir.
Atatürk'ünbu cümlesindeki "mahsulü" sözü "ürünü" olarakTürkçeleştirilip aynen Sosyalist Parti Programının 27. maddesine alınmıştır.İddia Makamı tam da Atatürk'ten alınan bu sözleri hedef seçmiştir.
Nasılki, Atatürk bu sözüyle, "mirası ortadan kaldırmış" değilse, bu sözSosyalist Parti Programına girince de, miras hakkı ortadan kalkmaz.
Mülkiyetve özel girişim hakkının kabul edildiği bir programda açıkca "mirastanbahsedilmiş olmasa" da mülkiyet ve özel girişim Hakkının içinde"miras Hakkının" da bulunduğu tartışmayı gerektirmeyecek kadaraçıktır.
Kaldıki, Anayasa'da bulunan bütün müesseselerin siyasi parti programlarına yazılmasızorunluluğu yoktur. Ayrıca, niçin "miras hakkı" konusunda da bir maddeprograma koymadınız diye bir suçlama olamaz.
SosyalistParti Programı'nın 35. maddesinde toprak reformu düzenlenmiştir: "Toprakreformunun amacı, topraksız ve az topraklı köylüye toprak sağlamak"tır (M.35/2). "Toprağın genişliği toprak sahibinin ve ailesinin geçiminisağlayacak miktarın altında belirlenemeyecektir" (M. 35/6). Ayrıca:"Toprağını modern yöntemlerle ve çağdaş ücret ilişkisiyle bizzat işletenzengin köylülerin toprakları, dağıtım kapsamı dışında tutulacaktır." (M.35/7).
Bütünbunlar toprakta mülkiyetin yaygınlaştırılması değilse nedir'
SosyalistParti Programının 50. maddesinde belirtilen "ulusal ekonominin karmakarakterinin korunması", "piyasa mekanizmaları arasındaki ilişkinindüzenlenmesi", Programın 45. maddesinde "Demokratik EkonomininEsasları" olarak: "...... dengeleri gözeten, planlı ve karmaekonominin inşa" edileceğinin açıklanması, daha önce açıklananlarlabirlikte değerlendirildiğinde Esas Hakkında Mütalaadaki iddiaların yersizliğinigöstermektedir.
SosyalistParti Programının kanuna karşı hile olduğu iddiası programın yasalarauygunluğunun zımni itirafıdır:
İddiaMakamı Esas Hakkında Mütalaasında: "Siyasi Partiler Kanunu'nun koyduğukurallardan kurtulma amacı" güdülerek "programa, ifade ve fikirlerkapalı olarak yerleştirilmiştir" iddiası ileri sürülmüştür. Kanuna karşıhile iddiasının gerçekle bir ilgisi olmadığı gibi, hukuken de kabul edilebilirbir yanı yoktur.
Zira,siyasi partiler programlarıyla, yapacakları işleri, öngördükleri toplumsalprojeleri ilân ederler. Bu vaatleri temelinde destek bulur, güç toplar veiktidar olurlar. Yapmak istemediklerini ilan etmeleri saçma olur.
Barışçıyolu öngörseler de teorileri gereği zor kullanacaklar ve demokrasiyi ortadankaldıracaklardır, iddiası hiç bir hukuk sisteminde kabul edilemez :
Partininkuruluşunun yasallığını kabul edip amacın mutlaka hukuk dışı yollarlagerçekleşeceği faraziyesine dayanarak, yasal olarak kurulan örgütünfaaliyetinin yasadışı olacağını ileri sürmek, henüz işlenmemiş bir hukukaaykırı fiilden dolayı sorumlu tutmak olur.
BugünTürkiye'nin katılmaya çalıştığı Avrupa Topluluğu (AT) ülkelerinin bir kısmındaSosyalist Partiler (Fransa, İspanya vs.'de) iktidardadır. Bu partiler"teorileri gereği" demokrasiyi ortadan kaldırmamışlardır.
Sosyalizmkavramına, programda açıkca belirtilmediği anlamlar vermek, programının"Marksist-Leninist", "ihtilalci" düzeni savunduğunu ilerisürmek Sosyalist Partinin programını değil, üçüncü şahıs yorumunu ifade eder.
"Sürekliİhtilal"in öngörüldüğü iddiası bir fantezidir. İddia makamı Programın 7.maddesinden bir cümleyi, 24. maddesinden ayrı bir cümleyi, programın 25.maddesinden başka bir cümleyi alarak ve bunları birleştirerek kendine göre yenibir cümle yapmış, bundan da ihtilalin devam ettirileceği yorumunu çıkartmıştır."Esasen Marksist-Leninist-Maoist düşüncenin özü budur, devrim iktidar elegeçirildikten sonra da devam edecektir. "Mao'ya göre ihtilalsüreklidir", demek suretiyle programla ilgisi bulunmayan kaynaklardanhareketle bu sonuca vardığını ortaya koymaktadır.
Birkere, değişik maddelerden cümle parçaları alarak, arka arkaya sıralamaksuretiyle yeni bir cümle yapılması anlam çarpıtmalarına neden olmuştur.Maddelerin cümlelerini istenildiği şekilde parçalayarak yeni cümleler kurmak vebunu dayanılarak da yorumlar yaparak sonuçlara ulaşmaya çalışmak hukuken kabuledilebilir bir durum değildir.
Programın24. maddesinde hangi kültürün tasfiye edileceği "sorunları zor kullanarakçözen ve şiddeti kutsayan eski kültür" denmek suretiyle ortaya konmuştur.25. maddesinde de neye karşı çıkıldığı ve nasıl bir ahlakın yayılması içinçalışılacağı tek tek sayılmıştır.
SosyalistPartinin karşı çıktığı şey, "mal kaldırarak köşeyi dönme ruhu, havadankazanma, açgözlülük, kapkaççılık, vurgunculuk, başkalarının sırtına basarakyükselmek, post kapmak ve mevki düşkünlüğü" ile bunları "kışkırtan,kapitalist rekabet düzeninin ahlakı"dır. Savunduğu ise,"çalışkanlığı, paylaşma mutluluğunu insan ve doğa sevgisini, hoşgörüyü,barışı temel alan sosyalist ahlak ve değerlerin yayılması"dır.
"İktidarınkaynağının halkta" olması Anayasanın millet egemenliği ilkesine aykırıdeğildir:
İddiaMakamı, "İktidar ile egemenlik" kavramlarını birbirinekarıştırmaktadır. Bu karışıklıktan hareketle de "iktidarın kaynağınınhalkta olması"nı, "egemenliğin millette olması"nın karşısınakoymakta, sanki bu ikisi birbiriyle çelişen şeylermiş gibi ele almaktır.
Milletegemenliği fikrinin sahibi M. Kemal Atatürk'tür. Atatürk şunları söylemiştir:
"YeniTürkiye devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir" (Atatürk'ünSöylev ve Demeçleri, C. II, S. Baskı, S. 320),
"Türkiye,Cumhuriyet Usulü ile İdari olunur bir halk devletidir ( Falih Rıfkı Atay,Çankaya, 1969, S. 374),
"Kemalicesaretle diyebiliriz ki bu gün bir halk hükümetimiz vardır. Bu halkınmukadderatı artık ebediyen bu halkın elindedir." ( 16 Mart 1923,Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, S. 121).
Atatürk'ün"halkın Devleti", "halk hükümeti", sözlerinin "milliegemenlikle çeliştiğini söylemek herhalde mümkün değildir.
Programın11. maddesinde yer alan: "İktidarın kaynağının halkta, olması" bir"demokrasi" ilkesi olarak belirtilmiştir. Bu, iktidarın oluşmasınahalkın katılması anlamındadır. İktidar halktan kaynaklanmayacaksa o durumdademokrasiden bahsedilemez.
1Mayıs Marşı Suçlama Konusu Yapılamaz :
1Mayıs Marşı, yargılama konusu olmuş, gerek İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin11.12.1985 gün ve E. 1982/104, K. 1985/255 sayılı kararı, gerekse Silifke AğırCeza Mahkemesinin 1.3.1983 tarih ve E. 1982/105, K. 1983/33 sayılı kararlarıylaaklanmıştır. Bestekar Sarper Özsan, Sanatçılar Timur Selçuk ve Cem Karacaberaat etmişlerdir. Kararlar kesinleşmiştir. Ortada muhkem kaziye vardır (Ek. 5ve 6).
SosyalistParti Programı ile Anayasa karşılaştırıldığında, Anayasa'nın 33 maddesi ileprogram arasında pek çok müessese ve kavram benzerliği gözlenmektedir. Program,temel hak ve özgürlükleri, vatandaşlar arasında ayrım yapmaksızın Anayasayagöre daha kapsamlı düzenlemiş ve güvenceye bağlamıştır.
EsasHakkında mütalaaya ek olarak sunulan Yargıtay kararları savunmamızıdoğrulamaktadır. Başsavcılığın iddialarına emsal değildirler:
İddiaMakamı, bizim savunmalarımızı çarpıtmaktadır. Biz, savunmamızda, SosyalistParti Programında "sınıf egemenliğinin" (diktatörlüğünün)öngörülmediğini, çok partili ve çok seçenekli seçim ve toplum düzeniöngörüldüğünü savunuyoruz. Sosyalist Parti Programı ile Başsavcılığıngösterdiği Yargıtay Kararlarına konu olan yazılar birbirinin tam zıttıdır.Çünkü, söz konusu yazılarda "özel mülkiyetin tümden ortadankaldırılması", "proleterya diktatörlüğü" ve "tek partidiktatörlüğü" savunulmaktadır. Bu ilamlara konu olan yazılardaki içerikSosyalist Parti Programında söz konusu değildir. Bu nedenle, bu ilâmlarBaşsavcılığın iddialarına dayanak olamazlar.
AnayasaMahkemesinin çeşitli kararları da savunmayı doğrulamaktadır. Değerlendirme :
Özetlemekgerekirse, İddia Makamı Sosyalist Parti Programı yerine Sosyalist Partitüzelkişiliği ile hiçbir ilgisi bulunmayan, görüşüne eklediği belgeleriiddiasına dayanak yapmakta ve "sözü edilen kitaplardaki düşünceleri"yargılamaktadır.
Üçkurucunun 14 yıl önce TİİKP davasında yargılanmış olmaları, yargılama sırasındave savunmalarında söyledikleri Sosyalist Parti kapatma davasında delil vedayanak olarak alınamaz.
"Sınıfiktidarını" öngörmek de siyasi parti yasaklarıyla ilgili değildir.Yasaklanan sınıf "iktidarı" değil, sınıf "egemenliği"dir.
Zatensınıf partisinin kabulü, sınıf iktidarının da öngörülmesidir. "DemokratikHalk İktidarı"nı amaçlamak da yasaldır.
"Sosyalizm"amacı da yasaklar kapsamında değildir. Anayasa'da ve SPY'da "sosyalistteorinin yol göstericiliği" ve "sosyalizm" amaçlarıyasaklanmamıştır.
SosyalistParti "sosyalizm" amacını benimsediğine göre, "sosyalistteoriden" hareket etmesi doğaldır. Ancak, sosyalizm anlayışını programınınbütünlüğü içinde ortaya koymuştur. SP'nin sosyalizm anlayışını öğrenmek içinbaşka kaynaklara bakmaya gerek yoktur. Bu hukuki de olmaz.
SosyalistParti Programı çok partili siyasal hayatı, çok seçenekli ve özgür seçimleri,kısacası çoğulcu ve katılımcı bir toplumsal sistemi öngörmüştür.
SosyalistParti Programında iddianın aksine, "bireysel temel haklar" devletekarşı korunmuş "Bütün yurttaşlar" yönünden güvence altına alınmıştır.
SosyalistParti Programına göre "herkes" kanun önünde eşittir.
Böyleceprogram "hiç bir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz"tanınmayacağını ortaya koymuştur.
SosyalistParti Programı mülkiyet ve özel girişim hakkını öngörmektedir. Mülkiyet ve özelgirişim hakkının içinde "miras hakkı" da mündemiçtir.
Anayasa'nınve Siyasi Partiler Yasası'nın yasakladığı sınıf egemenliği, hukukla,hürriyetlerle sınırlı olmamak, iktidarı hiç bir organ ve toplumsal güçlepaylaşmamak, başka sınıfların iktidar olma yollarını kapatmak anlamındadır.
OysaSosyalist Parti Programı, (1) seçim ve temsil ilkesi, (2) genel ve eşit oyilkesi, (3) yasalar önünde eşitlik ilkesi, (4) azınlığın korunması veçoğunluğun sınırlanması ile (5) devlete karşı bireysel temel hakların güvencealtına alınması gibi demokratik hukuk devletinin bütün unsurlarınıtaşımaktadır. Artık bu durumda sınıf egemenliğinden bahsetmek mümkün değildir.
VI-DAVANIN EVRELERİ :
Dava,Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.2.1988 günlü, SP 23 Hz.1988/2 sayılıiddianamesiyle açılmıştır.
AnayasaMahkemesince; Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesinin onanlı bir örneğinin,davaya karşı diyeceklerini (ön savunmasını) dilediğinde dosyayı da inceleyerek,tebligatı izleyen 15 gün içinde yazılı olarak bildirmesi gerektiğinin davalıParti Genel Başkanlığına tebliğine ve tebligatın 7201 sayılı Yasa'nın 2.maddesi uyarınca memur eliyle yapılmasına 23.2.1988 gününde karar verilmiştir.
DavalıPartinin bu karar uyarınca süresi içinde verdiği 10.3.1988 günlü ön savunmada,davanın Siyasi Partiler Yasasının 9. maddesi hükümlerine uyulmaksızın açıldığıileri sürülmüş ayrıca, yargılamanın duruşmalı olarak yapılması istenmiş, buuygun görülmezse parti yetkilileri ve ilgililerin sözlü açıklamada bulunmaküzere çağırılmaları isteminde bulunulmuştur.
AnayasaMahkemesi, Mahmut C. Cuhruk, Necdet Darıcıoğlu, Yekta Güngör Özden, MuammerTuran, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mustafa Gönül, AdnanKükner, Vural Fuat Savaş ve Mehmet Şerif Atalay'ın katılmalarıyla 23.2.1988günü yaptığı toplantısında, ilk savunma geldikten sonra esas Hakkındakidüşüncesini bildirmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tezkereyazılmasına, Yekta Güngör Özden, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı ve MustafaGönül'ün "2820 sayşlı Siyasi Partiler Kanunu'nun 9. maddesi hükmüne göre CumhuriyetBaşsavcılığı'nca Siyasi Partiye herhangi bir uyarıda bulunulmadan açılmış olandavanın reddi gerektiği" yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla kararverilmiştir.
AnayasaMahkemesi, ilk savunmada yer alan duruşma yapılması isteminin reddine sözlüaçıklama isteminin kabulüne, 15.3.1988 gününde karar vermiştir.
Bukarar uyarınca, Sosyalist Parti Genel Başkanı Ferit İlsever ve Parti MerkezKarar Kurulu'nun 15.3.1988 günlü, 3 sayılı kararı ile görevlendirilen AvukatTurgut Kazan ve Avukat Ali Kalan 31.3.1988 gününde Anayasa Mahkemesi huzurundasözlü açıklamada bulunmuşlardır.
AnayasaMahkemesi'nin 31.3.1988 günlü kararı uyarınca, davalı Partinin dinlemesırasında verdiği dilekçe örnekleriyle birlikte sözlü açıklama çözümleriCumhuriyet Başsavcılığına yollanmış Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan21.4.1988 günlü esas hakkında görüş yazısı da son savunmalarını bildirmesi içinSosyalist Parti Genel Başkanlığına 22.4.1988 günü tebliğ edilmiştir.
DavalıParti, son savunmasını süresinde yazılı olarak sunmuştur.
VII-İNCELEME VE GEREKÇE :
Dosyadakibütün kağıtlar ve belgeler incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü :
A.İşin esasının incelenmesine geçilmeden, öncelikle aşağıdaki sorununçözümlenmesi zorunlu görülmüştür.
CumhuriyetBaşsavcılığınca, Siyasi Partiler Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca davalı SiyasiPartiye bir uyarıda bulunulmamış olması konusu :
22.4.1983günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 9. maddesine göre, CumhuriyetBaşsavcılığı, kurulan partilerin tüzük ve programları ile kurucularının hukukidurumlarının Anayasaya ve kanun hükümlerine uygunluğunu ve ayrıca, verilmesigerekli bilgi ve belgelerin tamam olup olmadığını kuruluşlarını takibenöncelikle ve ivedilikle incelemek durumundadır. Cumhuriyet Başsavcılığı, aynımaddeye dayanarak tespit ettiği noksanlıkların giderilmesini, lüzum göreceği ekbilgi ve belgelerin gönderilmesini yazı ile isteyebilecektir. Bu yetkininyaptırımını da, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasıoluşturmaktadır. Böylece, Cumhuriyet Başsavcılığının partilerin kuruluşunudenetleme görevinin içeriği ve sınırı belirlenmiş olmaktadır. Anılan .maddede,.kurulan partilerin tüzük ve programları ile kurucularının hukuki durumlarınınAnayasa ve yasa hükümlerine aykırı olması ve bunlarda noksanlıklar tespitedilmesi durumları birbirinden ayrılmış ve her ikisi değişik hukuki sonuçlarabağlanmıştır. şöyle ki; Cumhuriyet Başsavcılığınca tespit edilen noksanlıklarıngiderilmesi, lüzum görülen ek bilgi ve belgelerin gönderilmesi, yazı ileistenmedikçe, bu nedene dayanılarak siyasi partilerin kapatılmasına dairhükümlerin uygulanamamasına, yani yazılı istemin dava açmanın önkoşuluniteliğini almış olmasına karşın, kurulan partilerin tüzük ve programları ilekurucularının hukuki durumlarının Anayasaya ve yasa hükümlerine aykırı olmasınedeniyle kapatılmaları için dava açılması, 104. madde ayrık olmak üzere, böylebir önkoşula bağlı tutulmamıştır.
Öteyandan, Siyasi Partiler Yasası'nın 9. maddesinde Cumhuriyet Başsavcılığınanoksanlıkların giderilmesiyle ilgili olarak tanınan yetkinin yasayaaykırılıklara da teşmil edilerek bu hususun bir dava koşulu olarak kabuledilmesi, siyasi partilerin tüzük ve programlarındaki kimi hükümlerin, Yasanındördüncü kısmındaki "Siyasi Partilerle İlgili Yasaklar"a açıkçaaykırı olmaları durumlarında, bu koşul yerine getirilmedikçe, doğrudan 100. ve101. maddelerdeki nedenlerle kapatma davası açılmasına olanak vermeyeceğiniaçıkça ortaya koyar ki, bu durumun Siyasi Partiler Yasası'nın kabul ettiğiesaslarla çeliştiğinde duraksanamaz.
Birsiyasi parti yasalara aykırı olarak kurulmuşsa, bunu saptayacak ve gerekleriniyerine getirecek merci, her durumda Anayasa Mahkemesi'dir.
Bunedenlerle, Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun9. maddesi hükmü dairesinde bir uyarıda bulunulmamış olması, SosyalistParti'nin kapatılması için açılan davanın görülüp karara bağlanmasına engelolamayacağına 23.2.1988 gününde karar vermiştir.
B.Esasın İncelenmesi :
1-Kavram :
CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 15.2.1988 günlü İddianamesinde ve 21.4.1988 günlü esashakkında görüş yazısında, davalı Partinin, "işçi sınıfının milletin diğerkesimleri üzerinde egemenliğini ve sınıf mücadelesini öngörerek işçiler devletive diktatörlüğü kurmayı" amaçladığı ileri sürülmüştür. 2820 sayılı SiyasiPartiler Kanunu'nun 78. ve Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde benzer ifadelerkullanılması nedeniyle iddiada yer alan kavramlar üzerinde kısaca durulmasındayarar görülmüştür:
a.Sosyalizm :
İlkkez, 1803 de İtalyan İktisatçısı Giacomo Guilani tarafından kullanılan busözcük, tek bir doktrin değildir. Sosyalizm akımları, bir yelpazenin dilimlerigibi, değişik derecelerde sola açılmış durumdadır (AK İktisat Ansik. C.2,5.850). Bu nedenle tam olarak tanımlanamamakta ise de, "Üretim ve mübadelearaçlarının kollektifleştirilmesi yoluyla sosyal sınıfları ortadan kaldırarakinsan toplumlarının teşkilatlanmasında köklü bir reform yapmak amacını güdendoktrinlerin tümü" (Meydan Larousse, C.11, 5.471) biçimindeki bir tanımgenelde benimsenmektedir.
Marksizm,zaman ilerledikçe değişik yorumlara konu olmuştur. Ütopik Sosyalizm, HıristiyanSosyalizmi, Bilimsel Sosyalizm, Kişici Sosyalizm (insana saygılı sosyalizm) ,Reformcu Sosyalistler gibi. Reformcu sosyalistler, meşrû yollar sosyalistleriniktidara gelmesi için açıktır demektedirler. Bunlara göre sosyalist mücadele,parlamenter sistem içinde ve meşru zeminde yürütülmelidir. Bertrand Russel'agöre, "Sosyalizm demek, toprak ve sermayenin demokratik bir yönetimçerçevesinde ortak mülkiyeti demektir." (Meydan Larousse, C.11, 5.472).
Özellikleİkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bir kısım sosyalistler, propagandalarını teknikkonular üzerinde yoğunlaştırmışlar, refahın artmasıyla eski etkisini kaybedenmülkiyet ve servet konuları yerine, paylaşım ve yönetim sorunlarınaeğilmişlerdir. Demokratik sosyalistler, serbest seçimin ve karşıt görüşlüsiyasal partilerin bulunmasının erdemini vurgulamışlardır (EncyclopaediaBritanninca, C.20, S.888) . Demokratik sosyalizmi ve kişici sosyalizmibenimseyenler "totaliter komünizm" diye adlandırdıkları sosyalizmekarşı çıkmışlardır.
Sosyalistkuramcılar, sosyal olgu olarak işçi sınıfını ve öteki sınıfları inceleyerekgörüşlerini kapitalist düzende sınıflar arasındaki çelişki esası üzerineoturtmuşlardır. Marksist görüş kapitalist düzende iki temel sosyal sınıfınvarlığını kabul eder. Bunlar üretim araçlarının sahibi durumunda olan burjuvaziile Engels'in tanımındaki "geçim araçlarını herhangi bir sermayeden eldeedilen kârdan değil, tamamiyle ve yalnızca kendi emeğinin satışından sağlayan;sevinci ve üzüntüsü, yaşaması ve ölmesi, tüm varlığı emek talebine, dolayısıyleişlerin iyi gittiği dönemler ile kötü gittiği dönemlerin birbirlerinin yerinialmasına, sınırsız rekabetten doğan dalgalanmalara dayanan, tek sözcükle 19.yüzyılın çalışan sınıfı yani proletarya."dır (Marx-Engels, Seçme Yapıtlar,Cilt: I, S.98), (F.Engels, "Komünizmin ilkeleri", Çeviren MuzafferArdos vd. )
Hiçbirtoplumda kapitalist düzenin tam anlamıyla işlerlik kazanacağı önesürülemeyeceğine göre, bu iki sınıf dışında bazı ara sınıfların varlığısosyalist düşünürlerce de kabul edilmektedir. Ancak, onlara göre, tüm sınıflariçinde tek devrimci sınıf, işçi sınıfıdır.
b.Sınıf mücadelesi :
Diyalektikmetodla sınıf savaşımını sosyalistler şöyle açıklarlar. Doğada ve toplumda birilerlemenin varlığı kabul edilirse, ilerletici bir hareketin varlığınıbenimsemek de zorunlu olur. Marx'a göre, bu hareket bir çizgi üzerinde, mekanikbir biçimde kendiliğinden ilerlemez; karşıtlar arasındaki çatışmanın sonucuolarak zikzaklar çizerek ilerler. Tarihin incelenmesi bunu doğrulamaktadır.
Sosyalistgörüşe göre, diyalektik açıdan sınıf savaşımında üç temel öğesi; ekonomiköğelerin oluşturduğu ve belli bir üretim biçimi altında kendini gösteren"alt yapı", inanç ve ideolojilerden oluşan "üst yapı" vebirbirine düşman, karşıt "sosyal sınıflar"dır. Üst yapı, alt yapınınzorunlu bir yansımasıdır. Çünkü alt yapının arkasında, onun devamını sağlamakya da onu topluma egemen kılmak isteğinde bilinçli bir sınıf vardır. Üst yapısosyal sınıfı yerine göre, yürürlükteki alt yapıyı sürdürmek ya da yeni bir altyapı getirmek amacıyla kullanır. Yürürlükteki üretim biçimi içinde gelişen yeniüretim güçleri, bu güçlere uygun yeni bir üretim biçimi ve üretim biçiminebağlı yeni bir üst yapıyı da birlikte getirir. Böylece, yürürlükteki üretimbiçimiyle, getirilmek istenen üretim biçimi arasındaki çelişki, bu üretimbiçimlerinin yansımaları olarak, üst yapıda, ideolojik plânda da kendisinigösterir ve toplum, birisi varolan üretim biçimini korumaya; diğeri yeni birüretim biçimini getirmeye çalışan iki karşıt sınıfa ayrılır ve bu iki sınıfarasındaki düşmanlık gittikçe artarak, bir sınıf savaşımı, bir devrimkaçınılmaz duruma gelir. Öte yandan, Marksist kuramcılardan birisi olaraktanınan Kautsky, 1918 yılında yayımladığı Proletarya Diktatörlüğü isimlikitabında, barışçı bir tutum takınmış; sosyalizmin ancak devrimle gerçekleşeceğisavına karşı çıkıp, sosyalizme giden en emin, en kestirme, en kolay yolundemokrasi olduğunu öne sürmüştür. Kautsky şöyle demektedir: "Demokrasininolmadığı bir sosyalizm düşünmek imkansızdır. Çağdaş sosyalizmden sadeceüretimin sosyal örgütlenmesini değil, toplumun demokratik örgütlenmesini deanlıyoruz. Dolayısıyla, sosyalizm bizim için ayrılmaz bir biçimde demokrasiyebağlıdır. Demokrasisiz sosyalizm olamaz" (Karl Kautsky, ProleteryaDiktatörlüğü, Çeviren Ahmet EVRİM, Sosyalist Siyasal Düşünüş Tarihi, Cilt: II,S. 544).
İtalya'daMazzini ve Garibaldi, Karl Marx'ın görüşlerine karşı çıkarak, sınıfmücadelesini kabul etmemişlerdir (Meydan Larousse, Cilt: 11, S. 470).
c.Sınıf Diktatörlüğü :
Marksistanlayışta, kapitalist düzende, üretim araçlarını elinde bulunduran burjuvazi,egemen sınıf olarak nitelendirilip, bunların proleterya üzerindekiegemenliğinin yıkılması amaçlanır. Bu noktadan hareket edilirse, yapılacak birdevrimle, bu kez proleteryanın, ilk yıllarda diğer sosyal sınıflar üzerindeegemenliğinin kurulması devrimin başarısı için kaçınılmaz kabul edilir.
Marx'agöre sınıf savaşımı zorunlu olarak proleterya diktatörlüğüne götürür. Budiktatörlük tüm sınıfların ortadan kaldırılmasına ve sınıfsız bir toplumadoğru, bir geçiş dönemini oluşturur.
Leninve Engels tarafından da benzer görüşler ileri sürülmesine karşın, Kautsky,Mortov ve Luxemburg gibi düşünürler "Proleterya diktatörlüğünü"farklı biçimde anlamaktadırlar.
Kautsky'egöre, bir sosyalist üretim biçimini inşa etmek için gerekli temel,demokrasidir. Ancak, demokrasinin etkisiyle sosyalizm gerçekleştirilebilir. Herne kadar Marx, "proleterya diktatörlüğü" terimini kullanmaktaysa da,"gerçekte Marx bu ifadeyle bir yönetim biçimini değil, siyasal bir durumuanlatmak istemişti." (Karl Kautsky, a.g.e., S. 564).
"Proleteryadiktatörlüğünden, biz, onun demokrasi temeli üzerindeki yönetimden başka birşey anlamıyoruz" diyen Kautsky, diktatörlüğü, Sosyalist Partinin, halkçoğunluğunun muhalefetine rağmen, elde edilmek istenen bir egemenlik sağlamaaracı değil, gücünün ötesinde çözümleri, yorucu ve yıpratıcı olan bir takımgörevlerle partinin başa çıkabilmesi için, bir vasıta olarak nitelendirmektedir(a.g.e., S. 564-562).
Aynıkonuda Rosa Luxemburg "Genel seçimler olmaksızın, sınırsız basın vetoplanma özgürlüğü olmaksızın, özgür bir düşünce mücadelesi olmaksızın, herhalk kurumunda yaşam, ölüm yalnızca bürokrasinin faal unsur olarak kaldığıyaşamın bir taklidi halini alır." ( Rose Luxemburg, Rus Devrimi, ÇevirenNuri Çolakoğlu, Sosyalist Siyasal Düşünüş Tarihi, Cilt: 2, 5.669).
Luxsemburg,proleterya diktatörlüğünün nasıl olması gerektiği yolundaki görüşlerini deşöyle açıklamaktadır :
"Evetdiktatörlük, fakat bu diktatörlük, demokrasinin yok edilmesi değil , onsuz birsosyalist dönüşümün hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği, burjuva toplumunun iyimevzilendiği, haklarına ve ekonomik ilişkilerine karşı enerjik ve kararlısaldırılarla uygulanması biçiminde vardır. Fakat bu diktatörlük sınıfın işiolmalıdır, sınıf adına küçük bir yönetici azınlığın değil, yani adım adımkütlelerin etkin katılmasıyla gerçekleşmeli; onların doğrudan etkisi altındaolmalı, toplum eyleminin tam denetimi altında bulunmalı; halk kütlesiningelişen siyasal eğiliminden çıkmalıdır." (a.g.e., S.673).
2-Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası Hükümlerinin Sosyalist Bir PartininKurulabilirliği Yönünden İncelenmesi :
Yukarıdakiaçıklamalardan da anlaşılacağı üzere sınıf mücadelesi, işçi sınıfının devrimyoluyla iktidarı ele geçirip diğer sınıflar üzerinde diktatörlük kurması gibiyöntemler, devrimci sosyalist ya da komünist partilerin benimsedikleriyöntemlerdir. Bu tür partiler yanında' sınıf iktidarına yasal ve parlamento içiçalışmalarla ve seçimle ulaşılacağına inanan parlamenter demokratik reformcusosyalistler de vardır. Bugün bütün sosyalist partiler burjuva hükümetinekatılmayı kabul etmektedirler. Artık komünist partiler dahi (Arnavutluk ve Çinhariç), sosyalist bir partinin meşru yollardan iktidara gelebileceğinibenimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra özellikle Alman ve Avusturyasosyal demokrat partileri Marksizm'i reddetmişlerdir(Meydan Larousse, C.11,S.472). İskandinav sosyaldemokrat partileri ise vergi sistemleri ve sosyalönlemlerle sosyal adalete ulaşılacağı görüşündedirler.
"Sosyalizm'in"teoride ve uygulamada sürekli değişim içinde olması ve anlamındakideğişiklikler nedeniyle sosyalist bir partinin Anayasa ve yasalarla yasaklanıpyasaklanmadığı konusunu sadece adına bakarak çözüme bağlamaya olanak yoktur.Her somut olay, başlı başına değerlendirilip karara bağlanmalıdır.
Anayasanın69. maddesinin ilk fıkrasında, siyasi partilerin, tüzük ve programları dışındafaaliyette bulunamayacakları belirtildikten sonra, Anayasanın 14. maddesinegönderme yapılarak bu maddedeki sınırlamalar dışına çıkamayacakları, çıkanlarıntemelli kapatılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle konunun, öncelikleAnayasanın 14. maddesi, daha sonra ilgili öteki maddeler ve Siyasi PartilerYasası yönünden ele alınması gerekmektedir.
a)Anayasanın İlgili Kuralları :
aa)14. Madde :
Bumaddenin ilk fıkrasında, "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbiri,... Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal birsınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak ... amacıylakullanılamazlar." denilmektedir.
ab)68. Madde :
Bumaddenin dördüncü ve beşinci fıkraları şöyledir :
"Siyasipartilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezbütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine, demokratik ve lâikCumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.
Sınıfveya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı veyerleştirmeyi amaçlayan siyasi partiler kurulamaz."
b)2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun İlgili Kuralları :
ba)78. Madde :
Maddenin(a) bendinde, Siyasi partiler "... egemenliğin kayıtsız şartsız TürkMilletine ait olduğu ve bunun ancak, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkiliorganları eliyle kullanılabileceği esasını; Türk Milletine ait olan egemenliğinkullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı...hükmünü; ... değiştirmek ... amacını güdemezler veya bu amaca yönelikfaaliyette bulunamazlar..." denilmektedir.
Maddenin(c) bendinde ise siyasi partiler; "Sosyal bir sınıfın diğer sosyalsınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir türdiktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelikfaaliyette bulunamazlar." kuralı yer almaktadır.
bb)5. Madde :
Maddeninson fıkrasının ilgili bölümü şöyledir :
"Siyasiparti kurma hakkı, ... Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesiniveya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamakveya dil, ırk, din, mezhep ayırımı veya bölge farklılığı yaratmak veya sairherhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere veya herhangi bir diktatörlük türünedayanan bir devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamaz."
c)Açıklanan Kuralların Değerlendirilmesi :
2820sayılı Yasanın 5. maddesinin yukarıya alınan bölümü, kimi eklemelerle, temelhak ve özgürlüklerin kötüye kullanılamayacağına ilişkin Anayasanın 14.maddesinden alınmıştır. Aynı Yasanın 78. maddesinin (a) bendi de Anayasanın 14.maddesiyle büyük bir benzerlik göstermektedir. Maddenin (c) bendi ise,Anayasanın 68. maddesinin beşinci fıkrasına paralel olarak hazırlanmış, ancakbu fıkradaki "sınıf egemenliği" kavramı 78. maddenin (c) bendine,Anayasanın 14. ve 2820 sayılı Yasanın 5. maddesinin uygun olarak, "Sosyalbir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde" egemenliği biçimindealınmıştır. Gerçekte bu maddelerle anlatılmak istenenler, Türk Ceza Yasasının "Sosyalbir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmeye veya sosyalbir sınıfı ortadan kaldırmaya veya memleket içinde müesses iktisadî veya sosyaltemel nizamlardan herhangi birini devirmeye mâtuf ..." cemiyet kurulmasınıyasaklayan 141. maddesinin birinci fıkrasında daha ayrıntılı bir biçimdebelirtilmiştir.
Bumaddelerin tümünde, sınıf egemenliğinden ve sosyal bir sınıfın diğer sosyalsınıflar üzerinde egemenliğinden söz edilmektedir.
Siyasipartiler, toplumun belirli ya da çeşitli kesimlerinin çıkarlarını temsilettiklerine göre, toplumda çeşitli sınıflar bulunduğu gerçeği yadsınamaz.Nitekim Anayasanın 14. ve 2820 sayılı Yasanın 78. ve 5. maddelerinde"Sosyal bir sınıfın, diğer sosyal sınıflar üzerinde" denilerek,toplumsal sınıflar sosyal bir olgu olarak kabul edilmektedir. Sınıflarınvarlığı kabul edildiğinde, siyasi partilerin tabanlarını belirli bir sınıfaveya sınıflara dayandırmaları doğal olur. Böylece iktidarlar da, siyasal bilimaçısından belirli bir sınıfın ya da sınıfların iktidarları olabilirler. 1961 ve1982 Anayasalarında, sınıf gerçeğini ya da bunun iktidara yansımasını önleyicibir hüküm yoktur. Yasaklanan, bu iktidarın bir sınıf egemenliğini kurmakyolunda kullanılması ve bir tek sınıfın öteki sınıflar üzerinde egemenlikkurmasıdır. "Egemenlik" ve "İktidar" kavramlarıbirbirlerine karıştırılmamalıdır. Anayasanın 6. maddesine göre,"Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veyasınıfa bırakılamaz" ama, iktidar, bir süre için siyasal partiler yoluylaağırlıklarını duyuran zümre ya da sınıfların eline geçebilir. Bu maddedeyasaklanan, egemenliğin kullanılmasının sürekli ve değişmez bir biçimde birkişi, zümre veya sınıfa bırakılmasıdır.
Sınıfegemenliği, siyasi iktidarın ve siyasi faaliyetin belli bir sınıfın tekelinegeçmesi, toplumdaki diğer sınıfların ve partilerin siyasi hayatın dışınaitilmesi, onlara iktidar olma hak ve imkânının tanınmaması olaraktanımlanabilir. Anayasanın yasakladığı da budur. Diğer sınıflar üzerindetahakküm kurmak amaçlamadığı, hukuk devleti ilkesine, çok partili çoğulcusisteme ve iktidarların seçimlerle değişebilirliği kuralına aykırı bir tutumalınmadığı sürece, sınıf iktidarını istemek ya da bu yolda çalışmak yasalaraaykırı düşmez.
Yukarıdakiaçıklamaların ışığında Anayasada ve özellikle 2820 sayılı Yasanın siyasipartilerin hangi esaslara dayanamayacaklarını söyleyen 78. maddesinin (b)bendinde, "zümre", "cemaat" vb. yanında sosyal sınıftan sözedilmemesi karşısında, Siyasi Partiler Yasası'nda, sosyal sınıf esasına dayalıparti kurulmasını engelleyen bir kuralın bulunmadığı kabul edilmelidir.
Aynışekilde, iktidara geldiği takdirde sınıf tahakkümünü (egemenliğini)amaçlamayan, demokratik bir düzen içerisinde seçim yoluyla iktidara gelmeyibenimseyen bir sosyalist partinin kurulmasına anayasal ve yasal bir engel debulunmamaktadır. Nitekim, Siyasi Partiler Yasası'nın 96. maddesinde,kullanılamayacak parti adları arasında "sosyalist" sözcüğüne yerverilmemiştir.
3-Mevcut Kurallar Karşısında Davalı Partinin Durumu :
2949sayılı Yasanın 33. maddesine göre, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkindavalar, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanarak karara bağlanır.
BuYasanın 150. maddesi, tahkikat ve hükmün, yalnız iddianamede beyan olunan suçave zan altına alınan şahıslara hasredileceğini öngörmektedir.
Yineaynı Yasanın 257. maddesine göre, "Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesinegöre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir."
CumhuriyetBaşsavcılığının 15.2.1988 günlü, SP. 23 Hz. 1988/2 sayılı İddianamesiyle,davalı Partinin Proğramı'nın 2820 sayılı Yasanın 78. maddesine aykırı olduğusavıyla kapatma davası açılmıştır. Şu halde, davanın konusunun Sosyalist PartiProgramıyla sınırlı olması gerekir.
Esashakkındaki düşüncede, Sosyalist Parti Başkanının ve iki kurucu üyenin daha önceişledikleri suçlar üzerinde durulmaktadır. Dava kuruculara karşı değil, Partiyekarşı açılmıştır. Her ne kadar ceza yargılamasında, duruşma sırasında sanığınadli sicil kaydı okunursa da, tekerrür ve tecil hükümlerinin uygulanmasıaçısından gerekli olan bu işlemin sanık aleyhine delil olarak kullanılmasınaolanak yoktur. Ortada, adıgeçen kişilerin işledikleri suç bakımından kurucu üyeolamayacakları savını içeren bir dava bulunmadığına göre iddianın bu yönüyleilgilenilmemesi gerekir. Aynı biçimde, esas hakkındaki düşünceye, Türkiyeİhtilâlci İşçi Köylü Partisi ve Türkiye İşçi Köylü Partisine ait belgelerdenyapılan alıntıların davalı Partinin sorumluluğunu saptamada belirleyiciolmayacağı kuşkusuzdur.
Açıklanannedenlerle işin esasının incelenmesi, davalı Partinin programı üzerindeyapılacaktır.
a)Programın 1. maddesi :
"Adıve Niteliği
1.Sosyalist Parti, Türkiye işçi sınıfının, köy emekçilerinin ve sosyalistaydınların siyasal partisidir. Kısa adı SP'dir. Merkezi Ankara'dadır. Partininamblemi emekçinin elindeki Güneştir. Partinin marşı, 1 Mayıs Marşı'dır."
Anayasa'dave Siyasi Partiler Yasası'nda sosyal sınıflar öncülüğünde parti kurulmasınıengelleyen bir kural bulunmamaktadır. Aynı biçimde, 2820 sayılı Yasanın 96.maddesinde sayılan kullanılamayacak parti adları arasında "sosyalist"sözcüğü yer almamaktadır.
CumhuriyetBaşsavcılığı'nın esas hakkındaki görüşünde Sosyalist Parti'nin benimsediği 1Mayıs Marşı'nın "Gün gelir, gün gelir, zorbalar kalmaz gider-Devriminşanlı yolunda- Kül gibi savrulur gider." biçimindeki son kıtasına dikkatçekilmektedir. Savunma ekinde yollanan karar örneklerinden, bu marş nedeniyleaçılan iki davanın beraatle sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Aslında1 Mayıs, Chicago'da 1884 yılında toplanan İşçi Birliği Kongresi'nde günlükişgücünün 1 Mayıs 1886 dan itibaren 8 saat olmasının belirlenmesi ve buistekler kabul edilinceye kadar direniş kararı alınmasından kaynaklanmaktadır.Daha sonra, Uluslararası İşçi Kardeşliği Teşkilâtı'nın 1889 da Paris'tetoplanan kongresinde (II. Enternasyonal 1 Kongre) 1 Mayıs günü bütün dünyaişçileri için ortak Bayram günü kabul edilmiştir. Bu durumda 1 Mayıs Marşı'nınbir sınıfın diğer sınıflar üzerinde egemenlik sağlamasının aracı ve kapatmanedeni olarak düşünülemez.
b)Programın 2. maddesi :
DavalıParti programının 2. maddesinde "Tarihsel Miras" başlığı altında,Sosyalist Partinin yeni bir parti olduğu ve 1980 öncesindeki sosyalistpartilerden herhangi birinin devamı olmadığı belirtildikten sonra "...Türkiye işçi sınıfının bütün öncü unsurlarını ve sosyalist aydınları, yüzyılıaşkın işçi sınıfı hareketinin ve sosyalist akımın devrimci mirası ve geçmişhataların eleştirisiyle derinleştirilecek teorik kazanımlar temelindebirleşilir." denilmektedir.
CumhuriyetBaşsavcılığı'nın esas hakkındaki düşüncesinde, Sosyalist Partinin, 1980öncesinde faaliyet gösteren yasa dışı Türkiye İhtilâlci İşçi Köylü Partisi(TİİKP) ve 2533 sayılı Yasa ile feshedilen Türkiye İşçi Köylü Partisi ileayniyet gösterdiği, Aydınlık'la başlayan, (PDA), İşçi Köylü, (TİİKP), . Şafak,(TİKP) nin eylem kılavuzu ve teorisi bu kez davalı Sosyalist Parti'degerçekleştirilmeye çalışıldığı" ileri sürülmektedir.
DavalıParti, bu konuda, İddia Makamının, Sosyalist Partiyi kendi belgeleriylesuçlayamadığını, TİİKP davası belgeleriyle karşılaştırmalar yaparak TİİKP'nindevamı iddiasında bulunma yoluna gittiğini ileri sürerek, Programın birmaddesinde yer alan sözcüklerin neye benzediği ya da benzemediği, aynı olduğuya da olmadığının önemli olmadığını, ancak bu sözlerin Anayasa ve SiyasiPartiler Yasası'nda yasaklanan "sınıf egemenliği"ni öngörüpgörmediğinin önemli olduğunu savunmaktadır.
Programın2. maddesinde, davalı Partinin başka bir partinin devamı olmadığı açıkçabelirtilmektedir. Her ne kadar, söz konusu program ile yasa dışı Türkiyeİhtilâlci İşçi Köylü Partisi ve feshedilen Türkiye İşçi Köylü PartisiProgramları arasında kimi benzerlikler bulunmakta ve bu nedenle, SosyalistParti Programı'nın hazırlanması sırasında yasal ya da yasal olmayan sosyalistpartilerin tüzüklerinden yararlanıldığı akla gelmekte ise de; her partininprogramının kendisine ait olması, partilerin kendi programlarıyla öngördüklerisistem içinde bunlardan da objektif olarak yararlanmaları gerekliliğikarşısında başka partilerin programlarına benzerlikten söz edilerek sonucavarılamaz.
Programın2. maddesinin ikinci tümcesinde, tam açıklık bulunmamakla birlikte, XIX. ve XX.yüzyıllardaki işçi sınıfı hareketinin ve sosyalist akımın devrimci mirasının vegeçmiş hataların eleştirisiyle derinleştirilecek teorik kazanımlar yolununbenimsendiği anlatılmaya çalışılmıştır. Bir sosyalist partinin sosyalist öğretilerinyol göstericiliğinden ve sosyalist kültürden yararlanması geçmiş hatalarıneleştirisi ve kendi potasında oluşturmaya çalışacağı kişilikle yolunubelirlemeye çalışması yadırganamaz. Önemli olan, eylem ve davranışlarıylaAnayasa ve yasalara aykırı düşüp düşmediğidir.
c)Programın 3. maddesi :
"İdeoloji
3.Sosyalist Parti'nin mücadelelerine, insanlığın düşünce mirasından beslenensosyalist teori yol gösterir.
Parti,işçi sınıfının evrensel teorisini, Türkiye koşullarına yaratıcı bir biçimdeuygular. Büyük devrimlerin pratiğinde zenginleşen bu teorik hazine, dünyamızınyüzyıldır yaşadığı değişikliklerin başlıca ideolojik kaynağıdır. Parti, daimagerçeklerden hareket eder, teoriyi hayatın içinde arar, pratikte sınar vegeliştirir." biçimindedir.
Başsavcılıkesas Hakkındaki düşüncesinde, bu maddeyi tümce tümce ele almakta ve bu maddeyleTİİKP'nin 1. Kongre belgeleri ile "Savunma!' isimli kitaptan kimikarşılaştırmalar yaparak "Sosyalist teori"nin, TİİKP'nin benimsediğiideoloji, yani Marksist-Leninist ideoloji olduğu sonucuna varmaktadır.
Davalıparti bu konudaki savunmasında, insanlığın düşünce mirası dendiği zaman, insansoyunun bugüne kadar geliştirdiği bütün olumlu düşünce mirasınınanlaşılacağını, bunun Marksizm-Leninizm-Mao Zedung düşüncelerine indirgenemeyeceğini,Sosyalist teorisyenlerin görüşlerinin partiye mal edilemeyeceğini, SosyalistParti Programı'nda "proleterya diktatörlüğü dönemi" diye bir döneminyer almadığını, iddia makamının, programın yasalar karşısındaki durumunutartışmak yerine, genel olarak sosyalizmin yasalara aykırılığından söz ettiğiniileri sürmektedir. Davalı Parti, ayrıca, partisinin ideolojisininöğrenilebilmesi için, Programının incelenmesi gerektiğini belirtmektedir.
Sosyalistbir partinin, sosyalist teoriyi benimsemesi ve mücadelesinde sosyalist teorininyol göstericiliğinden yararlanması doğaldır. Ancak, benimsenen teori,parlamenter demokratik çoğulcu sistem anlayışından kaynaklanmalıdır. Sosyalistteorinin yol göstericiliği, programının diğer maddelerindeki amaç, temel ilkelerve öngörülen faaliyetlerle anlam kazanır. Davalı Parti Programının 11.maddesinde, iktidarın kaynağının halkta olmasını demokrasi ilkesi olarak kabulettiğine, parlamenter sistemi ve seçim esasını öngördüğüne, gizli oy, açıksayım ilkesini benimsediğine göre, Programında görülen, demokratik ilkelerebağlılıktır. Bu tür bir sosyalist teorinin yol göstericiliği o partininkapatılma nedeni olamaz.
Programınaynı maddesinde "Parti, işçi sınıfının evrensel teorisini, Türkiyekoşullarına yaratıcı bir biçimde uygular." tümcesi de, davalı Partininbazı teorileri katı kalıplar içinde değil; Türkiye koşullarına görebenimsediğini göstermektedir.
d)Programın 4. maddesi :
Üyelerininideolojik ve örgütsel bağımsızlık ruhuyla eğitilmelerine ve Sosyalist Parti'ninbaşka bir ülke ya da parti tarafından yönetilmemesine, onlara bağımlı olmanınkesin surette reddine ilişkin "İdeolojik Bağımsızlık" başlıklı bumaddenin Anayasa ve SPY'sına aykırı bir yanı bulunmamaktadır.
e)Programın 5. maddesi :
"SosyalistDevrimleri Savunmak ve Aşmak" başlıklı madde, "Sosyalist Parti,yaşadığımız yüzyılda tarihin tekerleğini döndüren sosyalist ve demokratikdevrimlerin ve ulusal kurtuluş savaşlarının, insanlığın özgürlüğe, refaha vebarışa ilerleyişine yaptıkları büyük katkıları savunur. Bununla birliktedevrimlerin ve sosyalizmi kurma deneylerinin taklit edilemeyeceğininbilincindedir. Parti uluslararası alandaki deneylerden ve teorik yeniliklerdenkavrayıp özümseyerek yararlanır.
SosyalistParti, bu anlayışla sosyalizm deneyimlerini olumlu-olumsuz yönleriyleeleştirir, Türkiye'de sosyalizmin kuruluşunu bu deneyleri aşma ruhuyla elealır." biçimindedir.
Başsavcılığınesas hakkındaki düşüncesinde, bu maddeye ilişkin olarak TİİKP'ylekarşılaştırmalar yapılmaktadır.
Davalıparti, savunmasında özetle, "İddia Makamı, Sosyalist Partinin Programı'nınyasaya aykırılığını, TİİKP davası belgeleriyle aradaki esaslı farkıgörmezlikten gelerek yaptığı karşılaştırmalarla, kavram benzerlikleri arayarakkanıtlama çabasındadır" demektedir.
Bumaddede de, Partinin, sosyalist devrimlerin insanlığın refahına yaptığıkatkılar savunulmakta, devrimlerin ve sosyalizmi kurma deneylerinin taklitedilemeyeceği ancak, uluslararası alandaki deneylerden yararlanılacağıbelirtilmektedir. Maddede, Anayasaya ve Siyasi Partiler Yasası'na aykırı biryan bulunmamaktadır.
f)Programın 6. maddesi,
"Amaç
6.Türkiye, emperyalist-kapitalist dünya sisteminin ezilen kutbunda yer alan,bağrında ortaçağ kalıntılarını barındıran bir ülkedir. Bugünkü aşamada, üreticigüçlerin özgürce gelişmesini engelleyen, emekçilerin refah ve mutluluğununkarşısına dikilen güçler; emperyalizm, işbirlikçi burjuvazi ve feodalkalıntılardır.
SosyalistParti'nin amacı, ülkemizin Meşrutiyetlerle başlayıp Milli Kurtuluş Savaşı veCumhuriyet Devrimleriyle büyük bir atılım yapan, yüzyıllık demokratik devriminiişçi sınıfı önderliğinde kesin başarıya ulaştırarak, demokratik halk iktidarınıgerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir.
Demokratikhalk iktidarı, emperyalizme her türlü bağımlılığa son verir, ortaçağ kalıntısıbütün ilişki ve kurumları köyden, şehirden ve toplumun her alanındantemizleyerek demokratik ve çağdaş bir toplum kurar, emekçileri refahakavuşturur.
SosyalistParti, Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi'nin, Sultanlığın veHalifeliğin kaldırılması, lâiklik, tekke ve zaviyelerin kapatılması, ağalığın,efendiliğin, paşalığın yasal planda kaldırılması, lâtin harflerini kabulü vedilde demokratlaşma gibi, bağımsızlık, demokrasi ve çağdaşlaşma yönündeki bütünkazanımlarını korur, bu kazanımları emekçi halk yararına geliştirir, demokratikhalk devriminin ve sosyalizme ilerlemenin tarihsel ' birikimi olarak değerlendirir."biçimindedir.
CumhuriyetBaşsavcılığı, esas hakkındaki görüşünde, 6. maddede geçen "ortaçağkalıntıları", "kurtuluş savaşı", "demokratik devrim"gibi kavramlarla ne amaçlandığını TİİKP kongre belgeler:i ve TİİKP'ye ait"Savunma"adlı kitaptan yaptığı alıntılarla açıklamaktadır.Başsavcılık, "Sosyalist Partinin görüşüne göre Kurtuluş Savaşımız veCumhuriyet kesin başarıya ulaşmamıştır. Çünkü, kendi deyimlerine göre,demokratik halk iktidarı gerçekleşmemiştir. Bu yoldaki görüş ve fikirler TİİKPkongre belgeleri ile "Savunma" adlı kitaplarda etraflı olarakaçıklanmıştır." demekte ve 6. maddeyle ilgili düşüncesinde şu sonucavarmaktadır:
"Programdaçok açık olarak ifade edildiği gibi (Demokratik Halk Devrimi) yapılacak,Sosyalist Parti iktidara el koyacak, 6 ncı maddenin 3 üncü fıkrasındabelirtildiği gibi (Demokratik Halk İktidarı) gerçekleştirilecek, emperyalizmeher türlü bağımsızlığa son verilip, ortaçağ kalıntısı bütün ilişki ve kurumlarköyden, şehirden ve toplumun her alanından temizlendikten, kendi anlayışlarınagöre, demokratik ve çağdaş bir toplum kurulduktan sonra programda öngörülenözgürlükler kullanılacaktır."
Başsavcılığıngörüşlerine karşılık olarak bu maddeyle ilgili savunma, özet olarak şöyledir:
Programın6. maddesinin birinci fıkrasında Türkiye'nin içinde bulunduğu durumbelirlenmiştir. Üçüncü fıkrada ise, bu duruma göre, nelerin yapılması gerektiğiaçıklanmıştır. Bunlar, birincisi, "emperyalizme her türlü bağımlılığa sonverileceği", ikincisi ise, "Ortaçağ kalıntısı bütün ilişki ve kurumları,köyden, şehirden ve toplumun her alanından temizleyerek, demokratik ve çağdaşbir toplum" kurulacağıdır.
"Ortaçağkalıntısı bütün ilişki ve kurumlardan" neyin kastedildiği ise aynımaddenin dördüncü fıkrasında ve Program'ın 35. maddesinin birinci fıkrasındaortaya konmuştur.
İddiaMakamının, "ortaçağ kalıntısı ilişki ve kurumların köyden şehirden vetoplumun her alanından temizlenmesini" işçiler dışında, bütün sınıflarınyok edilmesi, "bertaraf" edilmesi biçiminde yorumlamasını anlamakmümkün değildir.
SosyalistParti Programı'nın yapmak istediği, yasalarla kaldırılmış olan , ancak, toplumiçinde yaşamaya devam eden "ortaçağ ilişki ve kurumları"nın toplumiçinde de "temizleneceğini" ve bu yolla Cumhuriyet programını kağıtüzerinde kalmaktan kurtaracağını ve hayata geçireceğini söylemiş olmasıdır.Atatürk'ün çağdaş uygarlık seviyesine yükseltmek olarak hedeflediği şey, builişki ve kurumlara karşı yürütülen mücadelenin başarıya ulaşmasıdır.
Savve savunma gözetildiğinde, maddede geçen, "demokratik devrim","demokratik halk iktidarı" gibi kavramlara, başka bir partininprogramı ya da başka bir dava nedeniyle yapılan savunma esas alınarak anlamvermeye ve buna dayanarak Sosyalist Parti'yi sorumlu tutmaya hukuken olanakyoktur.
Maddeninikinci fıkrasında, ülkenin yüzyıllık demokratik devrimini işçi sınıfıönderliğinde başarıya ulaştırarak halk iktidarını gerçekleştirmenin vedurmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmenin Partinin amacı olduğubelirtilmektedir. Aynı fıkrada "...... ülkemizin Meşrutiyetlerle başlayıp,Milli Kurutuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimiyle bir atılım yapan, yüzyıllıkdemokratik devrimini" denilmek suretiyle "demokratik devrim"kavramı açıklanmaktadır. Üçüncü fıkrada yer alan "Demokratik halkiktidarı, emperyalizme her türlü bağımlılığa son verir, ortaçağ kalıntısı bütünilişki ve kurumları ...... temizleyerek demokratik ve çağdaş bir toplumkurar" biçimindeki tümceyle de "demokratik halk iktidarı"kavramına açıklık getirilmektedir. Programın 11. maddesinde, "... Demokratikhalk iktidarı Millet Meclisi ve bütün kademelerde yerel meclisler aracılığıylakullanılır" denilmekte, Programın "Halkın Refahı" başlıklı IV.bölümünde de, bu konuda neler yapılacağı maddeler halinde sayılmaktadır.Ayrıca, Anayasa'ya aykırı düşmeyen sosyalist bir partinin, kendi programındaöngörülen esaslar doğrultusunda sosyalizmi kurmayı amaçlaması da doğalkarışlanmalıdır.
Anılankavramların, bu anlamları içinde 2820 sayılı Yasa ile bağdaşmayan bir yönübulunmamaktadır. Maddenin sonuncu fıkrasında, ikinci fıkraya paralel hükümleryer almaktadır. Bu fıkrada, partinin demokrasi ve çağdaşlaşma yolundakikavramları demokratik halk devriminin ve sosyalizme ilerlemenin tarihselbirikimi olarak değerlendirdiği belirtilmektedir.
MaddeninAnayasaya ve Siyasi Partiler Yasası'na aykırı yanı görülmemiştir.
g)Programın 7. maddesi :
"Sosyalizm
7.Sosyalist Parti, sosyalizmin kuruluşu sürecinde, sömürünün, baskının veyabancılaşmanın bütün sınıfsal temellerini kaldırır, ideolojik ve kültürelkaynaklarını kurutur. İşçi ile köylü, şehir ile köy, kafa emeği ile kol emeğiarasındaki farkları adım adım yok eder. Dünya emperyalizminin varlığı veülkemizde üretici güçlerin bugünkü gelişme düzeyi nedeniyle sosyalizminkuruluşu geri dönüş tehlikelerini içeren uzun süreli bir dönemdir. Bu dönemboyunca, çeşitli toplumsal çelişmeler temelinde, sosyalizm ile kapitalizm vesosyalist ideoloji ile kapitalist ideoloji arasında mücadele devam eder.Sosyalist demokrasinin özü, emekçilerin iktidarı döne döne fethetmeleri,iktidarın emekçi karakterinin yaygınlığına ve derinliğine pekişmesidir.Sosyalist Parti, halk içindeki çelişmeler ile uzlaşmaz çelişmeleri her dönemdedikkatle ayırır.
SosyalistParti, kurulduğu günden başlayarak, kapitalizmin insanı ve doğayı yıkımauğratan, insanlığa barışı haram eden, bir avuç kapitalistin çıkarlarınınzorunlu kıldığı üretim ve tüketim hummasının eleştirisine büyük bir önem verir.Kapitalizmin karşısına üretimde, tüketimde, bölüşümde ve kaynak dağılımında,emekçi halkın refahını, her türlü sömürüden ve yabancılaşmadan kurtularaközgürce gelişmesini ve barışı gözeten bir emekçi seçeneğiyle çıkar. SosyalistParti, toplumsal ilişkileriyle, insan-doğa ilişkisiyle, felsefesi, ahlakı,refah ve mutluluk ölçüleriyle, kapitalizme gerçek anlamda alternatif birprogram geliştirir.
SosyalistParti, sınıflar ve devletler arasında paylaşım kavgalarına yol açan üretimkıtlığının ve toplumsal farklılaşmaların son bulacağı, insanların değil yalnızaraçların yönetileceği bir barış dünyasına ilerleyişin bilincindedir."biçimindedir.
Başsavcılık,bu maddeye ilişkin esas hakkında düşüncesinde, başlıca şu görüşleri ilerisürmüştür:
Bumaddede sosyalizmin niteliği belirtilmiştir. Amaçlanan sosyalizm, TİİKP ve TİKPProgramlarında da öngörülen "bilimsel sosyalizm" dir.
"DavalıSosyalist Parti Programı'nda;
Sosyalizminkuruluş sürecinden söz etmekte, bu süreç içinde yapılması öngörülen işlemleraçıklanmaktadır. Bu işlemlerin Sosyalist Parti ve Demokratik Halk İktidarıtarafından yerine getirileceği belirtilmektedir."
"(Savunma)adlı kitapta, sınıf egemenliğini sağlamak için gösterilen yolların tümü DavalıSosyalist Partinin Programında mevcuttur. Davalı, Parti, emekçilerindışındakileri silecek kökünü kazıyacak ve istediği toplumu kuracak, yanitabanını üretecek ve emekçilerin hak ve söz sahibi olduğu Demokratik Halkİktidarını kullanacaktır. Burada (iktidar) kelimesini kullanmış olmalarındanötürü yoruma kalkışmanın tutarsızlığı da açıktır. (Demokratik HalkDiktatörlüğü) olarak öngörülen deyimde diktatörlük yerine (iktidar) kelimesininkullanılmış olması sonucu değiştirmeyecektir."
DavalıParti ise bir maddeyle ilgili savunmasında, kısaltılmış biçimiyle şöyledemektedir:
"Programın7.maddesinde belirtilen sömürünün, baskının ve yabancılaşmanın ideolojik vekültürel kaynaklarının kurutulmasında ne mâhzur vardır' Yani, sömürü, baskı veyabancılaşmayı savunmamız mı beklenmektedir' Bugünkü iktidarlar dahi sömürüyü,baskıyı yabancılaşmayı koruyacaklarını ve iyi bulduklarını açıkçasöyleyememektedirler...
Bumaddelerin "ihtilalcilik"le bir ilgisi yoktur. Bütünlük içindeokununca anlaşılacağı üzere, bu maddelerde kültürel ve ahlâksal tercihler, hertürlü yozlaşmaya ve ahlâksızlığa karşı çıkılacağı fikirleri yer almaktadır.Bunlar ahlâk ve kültür politikalarıdır.".
Sosyalistbir partinin, sömürünün, baskının ve yabancılaşmanın sınıfsal temellerinikaldırıp, işçi ile köylü, şehir ile köy, kafa emeği ile kol emeği arasındakifarkları adım adım yok edeceğini söylemesi ve bunu programına almasıyadırganmaz. Önemli olan parti programının, özgürlükçü demokratik sistem içindeve bu an1ayşşla uygulanmaya konulması ve iktidar olunduktan sonra da çoğulcusistem içerisinde özgürlükçü niteliğin korunmasıdır. Nitekim, aynı maddedegeçen "Sosyalist demokrasinin özü, emekçilerin iktidarı döne dönefethetmeleri, iktidarın emekçi karakterinin yaygınlığına ve derinliğinepekişmesidir." biçimindeki ibarenin de aynı içerik ve aynı anlayışla elealınması gerekir. Burada, "iktidarın" elde edilmesi ya dafethedilmesinden söz edilmektedir. Her siyasal partinin, hukuken geçerliyollarla iktidarı elde etmek ve programını uygulamak amacının da olmasıdoğaldır. Anayasa'ya aykırı düşen bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde"sınıf egemenliğini" kurması, diğer sınıfları tam bir baskı altındatutarak, diktatörlüğe gitmesidir.
DavalıParti, bu maddede "sınıf egemenliğini" kuracağından söz etmemektedir.Diğer maddelerle birlikte düşünüldüğünde Programda verilen sözlerin demokratikbir sistem içinde yerine getirileceğinin amaçlandığı anlaşılır. Partinin henüzfaaliyeti görülmeden sırf Programdaki bu madde nedeniyle Anayasa'ya aykırıdüştüğü sonucuna varılamaz.
Aynımaddenin son fıkrası ise, Sosyalist Parti'nin geleceğe dönük özlemini ifadeetmektedir.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle programın 7. maddesi de Anayasaya aykırı görülmemiştir.
h)Programın 8. maddesi :
"KitleleriÖncüler Haline Getirmek
8.Sosyalist Parti'nin biricik güvencesi, Türkiye emekçileridir. Bu nedenle Parti,emekçileri, ülkemizin önündeki ufku açacak aktif bir siyasal güç haline getirmekiçin çalışır. Devrimci değişiklikler, yalnız emekçi halka çaresizlik ve acıveren bir sömürü ve baskı düzeninin son bulması için değil, emekçilerinkendilerinin değişmesi ve geleceği kuracak ileri insan birikiminin oluşmasıiçin de gereklidir. Parti, bu bakışla emekçi kitlelerin siyasal, kültürel vemanevi yönlerden alabildiğine gelişerek, toplumumuzun her alanda ilerlemesineönderlik edecek ileri unsurlar haline gelmeleri ve böylece emekçilerin bütünkitlesiyle seçkinleşmesi ve sonuç olarak öncü ile kitle farkının kalkması içinçalışır.
SosyalistParti, demokrasiyi de sosyalizmi de emekçi halkın eliyle inşa eder. En büyüküretici ve değiştirici güç, emekçi halkın kendisidir."
Sosyalistbir partinin, programını uygulamaya koyarken emekçilere güvenmesi, ezildiğinive horlandığını ileri sürdüğü emekçilere kimi haklar tanımayı ve onlarısiyasal, ekonomik ve kültürel yönden pekiştirmeyi amaçlaması ve bunuprogramında belirlemesi partinin kapatılmasını gerektirmez.
ı)Programın 9. ve 10. maddeleri :
"EnGeniş Güçlerle Birleşmek" başlıklı 9. maddede, Sosyalist Parti'nin, tambağımsızlık ve gerçek demokrasi amacının önüne dikilen gücü doğru saptayıpolabildiğince tecrit etmeye, birleşebilecek en geniş güçlerle birleşmeye,çelişmelerden yararlanmaya özen göstereceği, işçi sınıfı dışındaki halkgüçlerine ve örgütlerine kıskanç ve sekter davranmayacağı, onlarla kısırrekabete girişmeyeceği, halk içindeki çelişmelerin ve sosyalistler arasındakiçelişmelerin şiddet yöntemiyle çözülmesine karşı olduğu belirtilmektedir.
"KanatlıParti" başlığı altındaki 10. maddede ise, işçi sınıfı içindeki çeşitlieğilimleri kucaklayan teorisi ve programı çerçevesinde Parti'de kanatlarınoluşmasının kaçınılmaz ve yararlı görüldüğü, bununla birlikte Parti'ninkanatlarının ve üyelerinin topluma karşı, programı ve temel siyasetleri savunmasorumlulukları bulunduğu açıklanmaktadır.
Bumaddelerde partinin kapatılmasını gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.
GENELDEĞERLENDİRME :
Davalıpartinin 'ideolojik yapısı ve temel esasları büyük kesimiyle Sosyalist PartiProgramı'nın "Temel İlkeler" başlıklı I. bölümünde toplanmıştır.Kapatılma isteminin dayandırıldığı savların çok büyük kesimi de aynı bölümleilgilidir. Bu nedenle bu bölüm maddeler halinde incelenmiştir. Ancak 60 maddeve IV bölümden oluşan Programın öteki bölümleri de, partinin ideolojikyapısıyla ve kapatılma isteminin dayandırıldığı iddialarla ilgili olduğu orandagenel hatlarıyla ele alınarak sonuca varılmaya çalışılacaktır:
Programın,"Demokrasi ve Özgürlükler" başlıklı II. bölümünün "İktidarınKaynağı" başlıklı 11. maddesinde, iktidarın kaynağının halkta olmasıPartinin demokrasi ilkesi olarak gösterilmiştir. Aynı maddede, demokratik halkiktidarının, millet meclisi ve yerel meclisler aracılığıyla kullanılacağı,meclislerin doğrudan, genel, çok seçenekli, özgür seçimlerle belirleneceği, 18yaşını bitirmiş bütün yurttaşların seçme ve seçilme özgürlüğüne sahip olduğu,seçimlerde gizli oy, açık sayım ilkesinin uygulanacağı belirtilmiştir.
İddianamede,her ne kadar, aynı maddenin "Milletvekillerinin ve meclis üyelerininaylıkları hiç bir şekilde en yüksek işçi ücretinin üzerinde olamaz." ve14. maddenin "..... merkezi yönetimlerde görevli büyük memurların bellidönemlerde işçilik yapmaları ......" biçimindeki kuralları eleştirilerekbu kurallar işçiler devleti ve diktatörlüğü kurulması amacının kanıtı olarakileri sürülmekteyse de, demokratik halk iktidarını meclisler aracılığıylakullanacağını söyleyen bir sosyalist partinin, ideolojik anlayışını programınayansıtmasından işçi egemenliğine dayalı diktatörlüğü savunduğu sonucunavarılamaz.
Aynıbölümde, 15. maddede, "Demokratik halk iktidarı, herkesin düşüncesiniherhangi bir araçla açıklama özgürlüğünü güvence altına alır ve herkesedüşüncesini açıklayabilmesi için olanak sağlar ....."; 16. maddede,"Basın özgürdür, sansür edilemez....."; 17. maddede, "Herkes,vicdan, kanaat, dini inanç veya inanmama özgürlüğüne sahiptir ....."denilmektedir.
18.madde "..'... Demokratik halk iktidarı, yönetimi altındaki herhangi birkamu makamının uygulayabileceği haksızlık ve baskılara karşı emekçilere bireyolarak ve birlikte direnme hakkı tanır. Direnenler korunur." kuralınıiçermektedir. Bireysel özgürlükler yönünden önemli olan bu Hakkın, uygulamadaanarşiye neden olabileceği ileri sürülebilir. Ancak, direnme hakkı, tarihselsüreç içerisinde, İngiltre'de Büyük Özgürlük Fermanı (Magna Carta Libertatum,121 5 madde. 61 ); Haklar Dilekçesi (petition of Rights, 1628) ; Habeas-CorpusACT ( 1679) ; Haklar Bildirgesi (Bill of Rights, 1689) gibi anayasal belgelerde;Amerika Birleşik Devletleri'nde Virginia Haklar Bildirgesi (1776 mad. 3),Fransa'da, 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (Baskıya karşıdirenme, mad. 2) nde değişik ifadelerle; Federal Alman Anayasası'nın 20.maddesinde ise kimi koşullarla yer almıştır. Böylece "direnmehakkının" Anayasa hukukuna yabancı olmayan bir kavram olduğuanlaşılmaktadır.
Kaldıki, davalı partinin programında "direnme hakkı"ndan söz edilmesibireysel özgürlükle ilgilidir. Bu hak, bir sınıfın diğer, sınıflar üzerindeegemenliğini sağlamasının yolu biçiminde yorumlanarak parti kapatılamaz.
Programın21. maddesinde grev hakkı kabul edilirken, lokavtın yasaklamasına gidilmesikapatma nedeni olarak düşünülemez.
Programın24. maddesinde, "Sosyalist Parti, toplum hayatında sorunları zorkullanarak çözen ve şiddeti kutsayan eski kültürün bütün temelleriyle tasfiyesive halk içinde barışçı, insana saygılı ve şiddeti hor gören bir sosyalistkültürün yayılması için çalışır...."; 27. maddesinde "Yurttaşlar,sosyalizm döneminde emeklerinin ürünü olan mülkiyet ve özel girişim hakkınasahiplerdir. Bu haklar ve kullanılmaları, ancak toplum yararına yasaylasınırlandırılabilir." denilmektedir.
İddianamede,27. madde, "Görüldüğü üzere miras söz konusu değildir." biçimindeeleştirilmektedir.
Partiprogramında mirastan mutlaka söz edilmesi gerekmez. Kaldı ki, programda mirasHakkının yasaklandığı yönünde bir kural da bulunmamaktadır.
Programın28. maddesinde, "Demokratik halk iktidarında düşünceye suç olmaz";29. maddede "kimseye eziyet ve işkence yapılamaz"; 31. maddede"Herkes dil, ırk, milliyet, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî kanaat, dinve mezhep ayırımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir...." denilmesi ve bubölümde "Herkes" ve "yurttaşlar" sözcüklerinin sık sıkkullanılması, Programda, temel hak ve özgürlüklerin herkese ve tüm yurttaşlaratanındığı izlenimini vermektedir.
İddianamede,Programın 34. maddesindeki, "Gençliği geleceğin sahibi ve güvencesi olarakgören Sosyalist Parti, özgür ve açık düşünceli, emekçi halka bağlı kuşaklarınyetişmesi için çalışır." kuralı ile 48. maddedeki ".... herkestenyeteneğine göre ve herkese emeğine göre ......" ilkesi eleştirilmekte vekapatma istemine neden olarak ileri sürülmektedir.
Bumaddelerde de, Anayasanın 14. maddesine ve Siyasi Partiler Yasası'na aykırı biryan görülmemiştir. Çünkü, bir sınıf partisinin dayandığı tabana ayrıcalıktanımadan ve Anayasanın öngördüğü eğitim ilke ve kurallarını bozmadan, emeğiyleçalışan kesimden yana kuşaklar yetiştirmeye çalışmayı ilke olarak benimsemesi"bir sınıfın diğer sınıflar üzerinde egemenliğini sağlama" anlamınagelmez. Öte yandan "herkesten yeteneğine göre ve herkese emeğinegöre" ilkesi maddede tümce bütünlüğü içinde yani "Demokratik halkiktidarı, işsizliğin ortadan kaldırılmasıyla birlikte "herkestenyeteneğine göre ve herkese emeğine göre" ilkesini uygulayarak, toplumahlakının bozulmasının önemli bir kaynağını kurutur:" biçiminde elealınırsa, aynı nedenle, Anayasanın 14. maddesine aykırı düşmez.
Programın50. maddesinin ikinci fıkrasında "Büyük ve toplumsal üretime, dolayısıylaekonominin doruklarına sosyalist üretim ilişkilerinin kumanda ettiği uzunca birkuruluş dönemi boyunca ulusal ekonominin karma karakteri korunur. SosyalistParti, sosyalist sektörün geliştiği planlı bir ekonomi ile piyasa mekanizmalarıarasındaki ilişkiyi düzenlerken, ekonominin etkin işleyişini, çalışmanınözendirilmesini ve halkın ihtiyaçlarıyla üretimin arasında gerçek bağlantılarkurulmasını gözetir." denilmektedir.
İddianamede,ulusal ekonominin karma karakteri, ekonominin doruklarına sosyalist üretimilişkilerinin kumanda ettiği kuruluş dönemi boyunca korunacak, daha sonrasosyalist teoride öngörüldüğü gibi sosyalizmin ileri aşamasına geçilecektir,denilmekte ise de maddede aynı sözler bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir siyasipartinin Anayasadaki ilke ve koşullara aykırı düşmeyecek biçimde ekonomiktercihlerini belirlemesi mümkündür. Anayasa'da, ekonominin karakterinindeğiştirilemeyeceği yönünde bir kurâl bulunmamaktadır.
Anayasave Siyasi Partiler Yasası, sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerindeegemenliğini sağlamak amacıyla siyasi parti kurulamayacağını öngörmektedir.Programda bu kurala aykırı ibare ve deyimlerin yer aldığı söylenemez.
Yukarıdaayrıntılarıyla incelenen duruma ve açıklanan gerekçelere göre davalı SosyalistParti'nin programı Anayasa'nın 14. ve Siyasi Partiler Yasası'nın 5. ve 78.maddelerine aykırı görülmemiştir. Davanın reddi gerekir. Mustafa ŞAHİN ve İhsanPEKEL bu görüşe katılmamıştır.
VIII-SONUÇ :
Programı,2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 78. maddesine aykırı görülerek aynıKanun'un 101. maddesinin (a) bendi gereğince kapatılması istenilen SosyalistParti hakkında açılan davanın reddine, Mustafa ŞAHİN ve İhsan PEKEL'inkarşıoyları ve oyçokluğuyla,
1988. gününde kararverildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Mehmet Şerif ATALAY
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
EsasSayısı : 1988/2 (S. P. Kapatma)
KararSayısı : 1988/1
I.Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Sosyalist Parti'nin kapatılmasını öngören istemineilişkin ilk inceleme sonunda kullandığım ve kararda belirtilen "red"oyumun ayrıntılı gerekçesini, "Karşıoy Gerekçesi" olarak aşağıdaaçıklıyorum :
CumhuriyetBaşsavcılığı, Sosyalist Parti'nin Tüzüğündeki herhangi bir aykırılıktan ötürüdeğil, Programının 1., 2., 3., 6., 7., 8., 9., 10., 34. ve 48. maddesindesaptandığı bildirilen onsekiz aykırılık nedeniyle kapatma istemindebulunmuştur.
2820sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun, "Dördüncü kısımdaki yasaklara aykırılıkhalinde partinin kapatılması" başlıklı 101. maddesinin (a) bendininiçeriği, Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararı verebileceği hususlardan birininde, "Programın dördüncü kısımda yer alan hükümlere aykırı olması"bulunduğunu göstermektedir. Bu kuralın anlamı, Programın aykırılığı kesenkesbelli ise, Anayasa Mahkemesi kapatma kararı verecektir. Program, kuruluşta,Siyasi Partiler Kanunu'nun 8. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, İçişleriBakanlığı'na verilen bildiriye eklenir. "Uygunluk" ya da"aykırılık" gibi kişiden kişiye değişebilen göreceli bir durumdaBaşsavcılığın, hiç değiştirilemez ya da düzeltilemez sayarak AnayasaMahkemesi'ne başvurması, yasal bir olanağı ortadan kaldırıp, düzeltme durumunusağlamak yolunu izlemek yerine, en ağır cezayı istemesi, yerinde bir tutumdeğildir. Yasanın "Cumhuriyet Başsavcılığının partilerin kuruluşunundenetlenmesi" başlıklı 9. maddesi, kuruluşta yani İçişleri Bakanlığı'nabildirimi verip tüzelkişilik kazanmasından başlayarak programın Anayasa ve yasahükümlerine uygunluğunun öncelik ve ivedilikle inceleneceğini öngörmektedir.Nitekim, kapatma istemini içeren iddianame bu amaçla yapılan incelemeninürünüdür. Kanımca, programdaki bir aykırılık da, giderilebilecek birnoksanlıktır. Yasa, noksanlığın giderilmesi olanağını getirdiğine göre, buyolun izlenmesiyle aykırılıkların giderilip düzeltilmesini sağlamak, kapatmayıyeğlememek daha uygun düşerdi. Parti kurucuları, Yasanın 5. maddesindekiyasakları gözetmeden, onlara aldırmadan, aykırı amaçla haklarınıkullanmışlarsa, bu davranış programa yansımışsa, 9. madde uygulama alanınagirer. "Noksanlık" sözcüğünü salt bir somut - nesnel eksiklik, yoklukolarak dar anlamda düşünmek Yasanın amacıyla bağdaşmaz. Olması gerekeninolmaması gibi, olmaması gerekenin olması da ""noksanlık"kapsamına girer, düzeltilip giderilebilir. Anayasa ve Yasaya uygunluğu aranılıpincelenen programın noksanlığından bunları anlıyorum. Bu durumda Başsavcı,Sosyalist Parti'ye yazıyla durumu bildirmeli; buna karşın aykırılıkgiderilemezse 9. madde uyarınca dava açmalı ya da doğrudan, Yasanın 104.maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak adı geçen partiye ihtaryapılmasını istemeli idi. Uygulamada iki yolun da örneği vardır. Türkiye EmekçiPartisi'nin programındaki aykırılığın düzeltilmesi için Başsavcılık yazıylabildirimde bulunmuş, Parti gereğini yerine getirmeyince kapatma davası açmıştır(8.5.1980 günlü, Esas: 1979/1, Karar:l980/1 sayılı, Anayasa Mahkemesi (kapatmakararı). Daha sonra, Demokratik Sol Parti'nin Programı'ndaki aykırılıklarıngiderilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı, Yasa'nın 104. maddesi uyarıncadoğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur (28.2.1986 günlü, Esas: 1985/2,Karar: 1986/1 sayılı Anayasa Mahkemesi ihtar kararı) . Şimdiki Başsavcılıkisteminin, Yasa'nın "Siyasi Partilerle İlgili Yasaklar" başlıklıDördüncü Kısım kapsamındaki "Amaçlar ve Faaliyetlerle İlgili Yasaklar"başlıklı Birinci Bölümündeki 78. madde nedeniyle olduğu, bu yüzden"Yasanın dördüncü kısmında yer alan maddeler hükümleri dışında" kidurumlarda uygulanacak 104. maddeye dayanılamayacağı görüşü ileri sürülebilirsede, Tüzüğün amacı belirleyen 2. maddesinde Başsavcılığın saptadığı sakıncayıbulmak olanaksızdır. Ayrıca, Partinin sakıncalı, Yasa'nın 78/c maddesinde geçenbiçimde "... yönelik faaliyette bulunduğu" da kanıtlanmamıştır.Program, eylemin faaliyetin kanıtı olamaz. belki kaynağı olabilirse de programadayanan bir eylem açıklanmamıştır. Bu nedenlerle ilk inceleme kararına özetigeçirilen karşıoyumu açıklıyor, aynı doğrultudaki öbür karşıoy gerekçelerininbenzer bölümlerine de katılıyorum.
II.Anayasa Mahkemesi'nin bu dosyayla ilgili olarak aldığı kararda "redoyu" kullananlar arasında bulunmamın nedeni, başlangıçta ilk incelemedekullandığım red oyundaki görüşlerimde değişiklik olduğu anlamında değildir.Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 149. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince,siyasal partilerin kapatılmasına ilişkin davaları da dosya üzerinde inceler,2949 sayılı Kuruluş Yasasının 33. maddesi, bu tür davalarda ayrıca CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağını öngörmüştür. Kurulçoğunluğu, ilk inceleme kararını usul evresi sayıp yöntem yasasının 384. ve385. maddesi gereğince oy kullanılmasını gerekli gördüğünden -bu görüşüpaylaşmamakla birlikte sonuçtaki oyu kullandım. Türkiye'de sosyalist birpartinin kurulması Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'na göre olanaklıdır.Ancak, yürürlükteki kurallara aykırı durumda bulunmamak, yasal sınırlarıaşmamak gerekir. Programın içeriğini uygun bulmuş gibi görünen kararkarşısında, oy kullanma zorunluluğunu belirtiyorum.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1988/2 (S.P. Kapatma)
KararSayısı : 1988/1
Anayasamızın68, 69 ve 14. maddelerine göre, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmezunsurlarından biri olan siyasi partilerin, tüzük ve programları, Devletinülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, milletegemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.
Sınıfve zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı veyayerleştirmeyi amaçlayan siyasi partiler kurulamaz.
Siyasipartiler, tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamazlar; Anayasa'nın 14.maddesindeki sınırlamalar dışına çıkamazlar, çıkanlar temelli kapatılır.
2820sayılı Siyasi Partiler Kanununun 4. kısmında da siyasi partilerle ilgiliyasaklar 20 madde halinde ayrı ayrı düzenlenmiş ve özellikle 78. maddesindedemokratik Devlet düzeninin korunmasına yönelik hükümler ayrıntılı olarakgösterilmiştir.
CumhuriyetBaşsavcılığı davalı Sosyalist Partinin programında Marksist-Leninist-Maoistteorinin benimsendiğini, bu teoriye dayanan pratiğin öngörüldüğünü ve neticeolarak da proletarya diktatörlüğünün amaçlanmış olduğunu ileri sürerek yukarıdasözü edilen yasal hükümlere istinaden kapatılması talebinde bulunmuştur.
CumhuriyetBaşsavcılığı, esas hakkındaki düşüncesinde de davalı Sosyalist Partinin,kurucularından Genel Başkan Ferit İlsever ile Hüseyin Akar ve Hasan AliKarşılayan'ın illegal Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisinde eylemlerekarışmış bulunmaları sebebiyle yargılanarak hüküm giymiş kişiler oldukları,parti programındaki kelime, cümle ve sloganları değerlendirirken kuşkusuzkurucularının ve yöneticilerinin açıklanmış görüş, düşünüş ve ideolojileriyleeylemlerinin de gözönünde bulundurulması gereği üzerinde durularak davalıSosyalist Parti, her ne kadar 1980 öncesi sosyalist partilerden herhangibirinin devamı olmadığını ifade etmekte ise de; program ve bildirgedekimesajlar, program ve tüzüğün tümü incelendiğinde, Sosyalist Partinin yapısı,ideolojik görüşü, düşünülen sistem ve amaçlanan rejim ve uygulama biçimi, yanidoktrin ve pratik bakımından 1980 öncesinde faaliyet gösteren (TİİKP)'nin ve bupartinin kapatılmasından sonra yine aynı kişilerce kurulan Türkiye İşçi KöylüPartisi (TİKP) ile ayniyet gösterdiği vurgulanmıştır.
Savunmada" bu yöntemin hukuki hiçbir yanı yoktur. Zira bu yöntemle sosyalistpartiyi kendi program ve görüşleriyle değil, 71 kurucudan sadece üçünün 14 yılönce yargılandığı bir davanın belgeleriyle suçlama yoluna gidilmektedir.
İnsanhayatının bütününün yargılama konusu yapılması çağdaş demokrasilerde kabuledilmemektedir. Bu tür uygulamaya sadece Hitler Almanya'sında rastlanmıştır.
Davalısosyalist partinin programındaki kelime, cümle ve sloganları değerlendirirkenkuşkusuz kurucularının ve yöneticilerinin açıklanmış görüş, düşünüş veideolojileriyle eylemlerini de gözönünde bulundurma hususuna genel anlamda biritirazımız yoktur. Burada önemli olan, ne zaman ki görüşleri, ideolojileri veeylemleridir' 14 yıl önceye ait bir savunma ya da dava belgelerinin bugünküyargılamada dayanak haline getirilmesinin hukuken kabulü mümkün değildir.
Davalıpartinin tüzelkişiliği çerçevesinde, kuruluş ve kuruluş sonrasına ilişkin,kurucu ve yöneticilerinin açıklanmış görüşleri ve ideolojileri varsa bunlardavanın değerlendirilmesinde dikkate alınabilecektir. Ancak parti tüzelkişiliğiile ilgili bulunmayan bazı kurucu ve yöneticilerinin tarihte kalmış görüş veeylemlerinin bu yargılamada dikkate alınması herşeyden önce, bu üç kurucudışında kalan 68 kurcu üyenin irade ve kişiliklerini hiçe saymak olur. Çünkü,onlar, Ferit İlsever, Hüseyin Akar ve Hasan Ali Karşılayan'ın 14 yıl önceyargılandıkları davada belirttikleri görüş ve savunmaları etrafında birleşmeiradelerini ortaya koymamışlardır. Kurucuların üzerinde irade belirtipbirleştikleri sosyalist parti program ve tüzüğüdür. Bu nedenle sosyalistpartiyi sorumlu kılacak şeyler ancak sosyalist partinin program ve tüzüğüolabilir...." denilmektedir.
Sosyalistparti, kayıtlara göre 1 Şubat 1988 tarihinde yasal bildiri ve belgeleriniİçişleri Bakanlığına vererek tüzelkişilik kazanmıştır. Bu tarihten sonra, 15Mart 1988 tarih ve Esas: 1988/45, iddia 1988/36 sayılı iddianameyle, GenelSekreter ve Başkanlar Kurulu Üyesi Yalçın Büyükdağlı - Merkez Karar Kurulu veKurucular Kurulu Üyesi Ali Kalan - Başkanlar Kurulu, Merkez Karar Kurulu veKurucular Kurulu üyesi Yavuz Olagan - Merkez Karar Kurulu ve Kurucular KuruluÜyesi Nusret Senem - Merkez Karar ve Kurucular Kurulu Üyesi Hasan AliKarşılayan haklarında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde "sosyal birsınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis ve sosyal temelnizamları devirmeye . matuf. cemiyet kurmaya tevessül etmek ve komünizmpropagandası yapmak" suçlarından ötürü kamu davası açılmıştır.
SosyalistParti Ankara Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda partinin kurucular kuruluüyesi İsmet Karakul ile şahin Onut, Ali Kalan, Nusret Senem ve daha 7arkadaşları hakkında "Siyasi Partiler Yasasının 78/a maddesinde belirtilen"Siyasi Partiler Türk Milletine ait olan egemenliğin kullanılmasının bellibir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı.... hükmünü değiştirmek amacıgüdemezler, veya bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar, başkalarını bu yoldatahrik ve teşvik edemezler" hükmünü ihlalden, Türk Ceza Kanununun deyimiile (m.312/2) halkı sınıf ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığatahrik suçundan ötürü 20 Nisan 1988 günlü ve Esas: 1988/91, İddia: 1988/53sayılı iddianameyle Ankara Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmışbulunmaktadır. Görülüyor ki, bu savunma, teorik ve fantezi iddialardan ibaretolup, hukuki ve fiili gerçekleri yansıtmaktan ve inandırıcı olmaktan çokuzaktır.
CumhuriyetBaşsavcılığı, sosyalist partinin genel başkanı olan Ferit İlsever ilearkadaşlarının, yasadışı (TİİKP) davasındaki savunmalarını topladıkları veyayınladıkları "Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi DavasıSavunma"adlı kitapta ve (TİİKP) Birinci Kongre Belgeleri adlı kitapta yeralan fikir ve düşünceleri sosyalist partinin programında da benimsenmiştir....Teorileri Marksist-Leninist-Maoisttir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıve özellikle siyasi partiler kanununun koyduğu kurallardan kurtulabilmek içinprograma ifade ve fikirler kapalı olarak yerleştirilmiş, karma ekonomi, parti,seçim, özgürlük, eşitlik, mülkiyet, girişim hakkı, kişi güvenliği vs. gibideyimler maksadı gizlemek için konulmuştur" yolundaki değerlendirmesi,parti programına ve dava dosyasının içeriğine uygun düşmektedir. Zira, herhangibir hükmün objektif anlamını araştırırken, sözcüklerin taşıdığı anlamdan önce,o hükmün konunun bütünü içindeki yeri ve diğer hükümlerle olan ilişkisinin esasalınması ve ayrıca konulan hükümle izlenen amacın ne olduğunun saptanmasıgerekir. Ayrıca, yorumlamada gerçekçi ve uygulanabilir bir anlama varılabilmesiiçin gereğinde doğruluğu belli olmuş öğretiden, hukukun genel ilkelerinden,yerleşmiş mahkeme kararlarından yararlanılması ihmali caiz olmayan hukukesaslarındandır. Bu itibarla, kendine has üslubuyla ve yaşayan dildekianlamından farklı soyut ve kaypak kelime ve kavramları içeren program metninindaha önce muhakemeten somutlaştırılan ve ilgililerce de kendilerine aidiyetikabul ve itiraf edilen anlamlarına göre değerlendirerek amacı belirleyenCumhuriyet Başsavcılığının izlediği yol bizce en doğru olanıdır. Onun için"... Sosyalist Parti ile ilgisi bulunmayan kitap ve belgelerden esashakkında mütalâaya aktarılan alıntılar çıkarıldığı zaman geriye bir şeykalmamaktadır.... iddia makamı bu açıklamaları itiraf etmekte ve böylecesuçlama yöntemini ortaya koymaktadır.... bu yöntemin hukuki bir yanıyoktur..... Sosyalist Partiyi kendi belgeleriyle suçlamak mümkün olamamıştır.Bunun için zorlamayla, dışarıdan kanıtlar arama yoluna gidilmiştir. SosyalistParti programında varolan ve yasaya aykırı olduğu iddia edilen bir çok hüküm,bütün Avrupa ülkelerinin iktidar ya da muhalefet partilerinin programlarındayer almaktadır....." biçimindeki savunma' yerinde değildir. Keza, partikurucularının belgelerle sabit geçmişine değinilerek bazı yorumlar yapılmasınıhukuki güvenlikle bağdaşmayacak bir olaymış gibi nitelendirmekte isabetlideğildir.
Birsiyasi partinin programında yer alan konular, hiç kuşkusuz o siyasi partiningörüş ve düşünceleri olarak benimsenip ilan edilen kuralları yansıtır. Bubakımdan davalı partinin Anayasaya aykırı bir tutum ve davranış içinde olupolmadığının tesbitinde, tüzük ve programında açıklanan kuruluş amacının,çalışma ve yayılma düzeninin, propaganda ve telkin yönteminin bilinmesigerekir. Bu sebeple, programın dikkat çekici bazı maddelerinden seçilenalıntılar aynen şöyledir:
1-"..... Ülkemiz yedi yıldır bir sosyalist partiden yoksun bulunuyor. 12Eylül'de anarşi ve terörü önlemek, enflasyonu durdurmak gerekçesiyle iktidaragelenler neyi değiştirdiler' Halkın hangi derdine çare buldular' 7 yıldırişsizlik ve pahalılık katlanarak arttı, buhranın bütün yükü emekçilerin sırtınayüklendi..... demokratik hak ve özgürlükler kısıtlandı. Halkın her türlüörgütlenmesi baskı altına alındı. Düşünce özgürlüğü yok edildi. İşkence aldıyürüdü. Sosyalistler buhran koşullarında ortaya çıkan bütün toplumsalsorunların baş suçlusu ve sorumlusuymuş gibi gösterildiler..... Halkınsusturulduğu bir ortamda ağır bir sömürü ve baskı düzeni kuruldu. Sosyaldemokrat partiler de bu sömürü düzenine karşı inandırıcı bir seçenekoluşturamadılar. İşte, sosyalist parti bu gidişata dur demek için kuruldu.Partimizin hedefi demokratik halk iktidarını kurmaktır. Bağımsız ve demokratikbir Türkiye istiyoruz......
SosyalistParti, köyden, şehirden ortaçağ kalıntılarını kaldıracak milyonlarca köylüyüseferber eden bir toprak reformu ile demokrasiyi sağlam temellerineoturtacaktır. Sosyalist Parti ırkçı baskılara karşıdır......
Gençlikgeleceğimizin sahibi ve güvencesidir. Özgür, açık düşünceli ve emekçi halkabağlı kuşakların yetişmesi için çalışacağız........
Ülkemizdedemokrasinin de sosyalizmin de güvencesi emekçi halktır. Partimiz iktidarageldiği zaman herhangi bir haksızlık ve baskıya karşı emekçilere direnme hakkıtanır......
Partimiz,sosyalistlerin birliğinin yılmaz savunucusudur. Sosyalist Parti 2 yıldır sürenbirlik çabasının sonunda kuruldu. Partimizin kurulması bu yolda yeni biradımdır.
Bütünsosyalistleri, cezaevlerindeki ve yurtdışındaki bütün devrimcileri partimizinsaflarında birleşmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.
İşçiler,köylüler, bütün halkımız, aydınlık bir gelecek için, kendi ellerimizlesosyalizmi kurmak için, sosyalist partide birleşir." (sunuş bildirgesi)
2-".... Partinin marşı 1 Mayıs marşıdır." (m.1)
3-".... Türkiye İşçi sınıfının bütün öncü unsurlarını ve sosyalistaydınları, yüzyılı aşan işçi sınıfı hareketinin ve sosyalist akımın devrimcimirası ve geçmiş hataların eleştirisiyle derinleştirilecek teorik kazanımlartemelinde birleştirir." (m.2)
4-"..... Sosyalist Partinin mücadelesine, insanlığın düşünce mirasındanbeslenen sosyalist teori yol gösterir.
Parti,işçi sınıfının evrensel teorisini, Türkiye koşullarına yaratıcı bir biçimdeuygular. Büyük devrimlerin pratiğinde zenginleşen bu teorik hazine, dünyamızınyüzyıldır yaşadığı değişikliklerin başlıca ideolojik kaynağıdır." (m.3)
5-"... Sosyalist Parti, üyelerini ideolojik ve örgütsel bağımsızlık ruhuylayetiştirir. Kendi yolunu kendi çizer..... Dünyanın diğer ülkelerinin emekçipartileriyle ve demokratik, barışsever örgütleriyle ilişkilerinde ve görüşalışverişinde, bağımsızlık, eşitlik ve birbirine karışmama ilkelerini dikkatleuygular." (m.4)
6-".... Sosyalist Parti, yaşadığımız yüzyılda tarihin tekerleğini döndürensosyalist ve demokratik devrimlerin ve ulusal kurtuluş savaşlarının insanlığınözgürlüğe, refaha ve barışa ilerleyişine yaptıkları büyük katkılarısavunur...."(m.5)
7-"Türkiye, emperyalist-kapitalist dünya sisteminin ezilen kutbunda yeralan,bağrında ortaçağ kalıntılarını barındıran bir ülkedir. Bugünkü aşamada, üretiçigüçlerin özgürce gelişmesini engelleyen emekçilerin refah ve mutluluğunkarşısına dikilen güçler; emperyalizm, işbirlikçi burjuvazi ve feodalkalıntılar.
Sosyalistpartinin amacı..... yüzyıllık demokratik devrimini işçi sınıfı önderliğindekesin başarıya ulaştırarak demokratik halk iktidarını gerçekleştirmek vedurmaksızın sosyalizmin kuruluşuna geçmektir.
Demokratikhalk iktidarı, emperyalizme, her türlü bağımsızlığa son verir, ortaçağkalıntısı bütün ilişki ve kurumları köyden, şehirden ve toplumun her alanındantemizleyerek demokratik ve çağdaş bir toplum kurar, emekçileri refahakavuşturur..." (m.6)
8-"....... Sosyalizmin kuruluşu geri dönüş tehlikelerini içeren uzun -süreli bir dönemdir.....Sosyalist demokrasinin özü, emekçilerin iktidarı dönedöne fethetmeleri iktidarın emekçi karakterinin yaygınlığına ve derinliğinepekişmesidir...."(m.7)
9-"Sosyalist Partinin biricik güvencesi, Türkiye emekçileridir. Bu nedenleparti, emekçilerin ülkemizin önündeki ufku açacak aktif bir siyasal güç halinegetirmek için çalışır... Parti, bu bakışla emekçi kitlelerin siyasal, kültürelve manevi yönlerden olabildiğine gelişerek, toplumumuzun her alandailerlemesine önderlik edecek ileri unsurlar haline gelmeleri ve böyleceemekçilerin bütün kitlesiyle seçkinleşmesi ve sonuç olarak öncü ile kitlefarkının kalkması için çalışır.
SosyalistParti, demokrasiyi de, sosyalizmi de emekçi halkın eliyle inşa eder. En büyüküretici ve değiştirici güç emekçi halkın kendisidir." (m.8)
10-"Sosyalist Parti yüzyılımızın başında Cumhuriyeti kuran ve yüzyılımızınsonunda ülkemizi gerçek bir demokrasi haline getirebilecek birikimin oluştuğutoplumumuzun, her somut durumda, tam bağımsızlık ve gerçek demokrasi amacınınönüne dikilen gücü doğru saptamaya ve olabildiğince tecrit etmeye,birleşebilecek en geniş güçlerle birleşmeye, bütün çelişmelerden sonuna kadaryararlanmaya özen gösterir ... Her somut durumda; partinin çıkarlarına göredeğil, işçi sınıfının ve emekçi halkın çıkarlarına göre düşünmeyi ve davranmayıilke edinir..."(m.9)
11-"Sosyalist Parti, işçi sınıfı içindeki çeşitli eğilimleri kucaklayanteorisi ve programı çevresinde partide kanatların oluşmasını hem kaçınılmaz,hem de yararlı görür..."(m.10)
12-"... Özellikle merkezi yönetimlerde görevli büyük memurların bellidönemlerde işçilik yapmaları, buna karşılık işçilerin yönetime ve kültürelfaaliyete katılmaları gerçekleştirilecektir..."(m.14)
13-"... Demokratik halk iktidarı yönetimi haksızlık ve baskılara karşıemekçilere birey olarak ve birlikte direnme hakkı tanır. Direnenlerkorunur."(m.18)
14-"... Toplumsal gelişme ve özgürlüğün güvencesinin bilinçli halkgirişiminde gören demokratik bir kültürü yayar. Eski düzenin (kenara ittiğiyurttaşlara öncelik tanır..."(m.22)
15-"... Sosyalist Parti yaşadığımız toprakların tarihini Malazgirt savaşıylabaşlatan bağnaz milliyetçi kültürün karşısına ülkemizin tarihselderinliklerinden bu yana çeşitli kavimlerin katkılarıyla zenginleşmiş kültürkaynaklarımızı arayan, koruyan, o kaynaklardan beslenen demokratik, insan severve evrensel bir kültür politikasıyla çıkar. Türkiye'nin evrensel kültürzenginliğini yansıtan yer isimlerinin değiştirilmesine son verilecek her yerbilinen ve yerleşmiş ismiyle anılacaktır..."(m.24)
16-"Sosyalist Parti ... hoşgörüyü, barışı temel alan sosyalist ahlâkın vedeğerlerin yayılması ve kök salması için çalışır..."(m.25)
17-"Yurttaşlar, sosyalizm döneminde emeklerin ürünü olan mülkiyet ve özelgirişim haklarına sahiptirler..."(m.27)
18-"Herkes, dil, ırk, milliyet, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi kanaat,din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir.
SosyalistParti herhangi bir ırkın veya bölgenin diğerlerine hâkim veya diğerlerindenayrıcalıklı olmasına karşı mücadele eder..."(m.31)
19-"Gençliği geleceğin sahibi ve güvencesi olarak gören Sosyalist Parti,özgür ve açık düşünceli, emekçi halka bağlı kuşakların yetişmesi için çalışır.Demokratik halk iktidarı yaratıcılığı söndüren, emir kulları yetiştiren,ortaçağ düşüncesini canlandıran ve çocuklarımızı kurt sütüyle besleyerekarkadaşına çelme atmayı kışkırtan bugünkü eğitim sisteminin yerine-toplumsalekonomik ve kültürel devrimin ihtiyaçlarına cevap veren, lâik, bilimsel,demokratik bir eğitim gerçekleştirir..."(m.34)
20-"... Toprak işleyenin, su kullananın - ilkesini temel alan bir toprakreformu gerçekleştirecektir..."(m.35)
21-"... Sosyalist Parti, köylülerin yüzyıllardır acısını çektiği zaptiye vejandarma baskısının ve dayağının ortadan kaldırılmasının biricik güvencesiniköy güvenliğinin, bizzat köylülerin kendilerine bırakılmasında görür. Bunedenle jandarma örgütü kaldırılacak, köylük alanların güvenliğini sağlamakiçin köy meclislerinin ve köylü kurullarının emrinde köy güvenlik birliklerioluşturulacaktır. . ."(m.37)
22-"Demokratik halk iktidarı, emperyalizmin Türkiye üzerindeki her türlübaskı, sömürü ve denetimine son verecek, ülkemizi kapitalist dünya sistemininbir parçası olmaktan kurtaracaktır..."(m.38)
23-"... Orduyu siyasi iktidarda pay sahibi haline getiren Milli GüvenlikKurulu gibi kurumlar kaldırılacaktır. Rütbeler elbiselerin üzerinetakılmayacaktır..."(41)
24-"... Sosyalist Parti ... bütün ülkelerin işçilerinin dünya kapitalistsistemine karşı sosyalizm uğruna mücadelelerini destekler...
SosyalistParti, dünyanın herhangi bir köşesinde demokrasi, bağımsızlık veya sosyalizmuğruna mücadele edenlerin sığınma taleplerini kabul eder."(m.42)
25-"Demokratik ekonomide üretimin amacı, kapitalistlerin kârı değil, halkınihtiyaçlarının karşılanması ve refahıdır. Bu amaçla üretim birimlerinde, bütünişçilerin katılımıyla işçi komiteleri kurulur."(46)
26-"... Demokratik halk iktidarı, işsizliğin ortadan kaldırılmasıyla birlikte-herkesin yeteneğine göre ve herkese emeğine göre- ilkesini uygulayarak ,toplum ahlâkının bozulmasının önemli bir kaynağını kurutur. En büyük üreticigüç emekçilerin kendileridir."(m.48)
27-"İstihdam, üretim, yatırım ve tüketim hedefleri, emekçilerin doğrudan sözsahibi olduğu demokratik bir işleyişle saptanır ve planlı olarakgerçekleştirilir.
Büyükve toplumsal üretime, dolayısıy1a ekonominin doruklarına sosyalist üretimilişkilerinin kumanda ettiği uzunca bir kuruluş dönemi boyunca ulusalekonominin karma karakteri korunur..."(m.50)
Anayasamızınmetnine dahil olan başlangıç kısmının ikinci paragrafında, 12 Eylül 1980harekâtının Türk Milletinin çağrısı üzerine yapıldığına işaret olunmaktadır.
2429sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2. maddesiningerekçesinde aynen: "Halen Mayıs'ın birinci günü bahar bayramıdır. Bubayram uluslararası niteliktedir. Bazı ülkelerde işçi, bazılarında emek bayramıadı altında kutlanmaktadır. Yurdumuzda özellikle son yıllarda bu genel tatilgünü amacından saptırılmış ve anarşik mihraklarca toplum ve devlet düzeninisarsıcı mahiyette kutlanmış, yer yer büyük olaylara sebep olmuştur. Bugününgelecekte de aynı şekilde istismara sebep olacağı açıktır. Zaten geleneklerimizarasında yer almayan, milli ve dini bir özellik taşımayan 1 Mayıs'ın geneltatil günü olarak muhafazasına gerek görülmemiş ve bu nedenle yeni tasarıyaalınmamıştır." denilmektedir. Bu sebeple 1 Mayıs marşının partiye mal edilmesive sunuş bildirgesinde de proletarya ihtilalini ve iktidarını hedef alanları"Sosyalistler" gibi takdim ederek, iç savaşa dönüşme eğilimi gösterenanarşiyi durdurarak ülkeyi ve toplumu parçalanıp dağılmaktan kurtarmakamacıyla, 12 Eylül 1980'de girişilen askeri müdahale ile oluşan milli güvenlikyönetiminin kınanıp yerilmesi ve böylece vatandaşlar arasında kin ve düşmanlıkduygularının körüklenmesi, milli huzurun bozulmasına yol açacak nitelikteolduğundan, Anayasanın Başlangıç kısmına olduğu kadar, 2820 sayılı SiyasiPartiler kanunu'nun "siyasi partiler, Anayasanın Başlangıç kısmında yazılısebeplerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12Eylül 1980 harekatına ve milli güvenlik konseyinin karar, bildiri ve icraatınakarşı herhangi bir tutum, beyan ve davranış içinde bulunamazlar." diyenhükmüne de aykırıdır.
Anayasamızın"Kanun önünde eşitlik" tanımında "milliyet" sözcüğüne yerverilmemiş, davalı partinin programının 31. maddesinde ise "herkes, dil,ırk, milliyet.... ayırımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." biçimindebir tanım yapılmıştır.
Anayasamızın66. maddesinde "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesTürk'tür" denilmekte ve bu suretle Türk ulusundan sayılabilmenin tekşartının da "vatandaşlık" olduğu, din, dil ve ırk farklılıklarınabakılmayacağı ortaya konulmaktadır.
Anayasanın3/1 maddesinde öngörülen "dili Türkçe'dir" biçimindeki hükümde ırkı,dili ve dini ne olursa olsun her Türk vatandaşının resmi dili olarak Türkçe'yikullanmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun anlamı, öğretimin ve ulusal kültürünyalnızca Türkçe'ye dayanacağı, başka bir deyişle ülkedeki tek ulusal kültürünTürk kültürü olduğudur.
BöyleceAnayasa'nın 66/1 ve 3/1 maddesinde belirtilen "Devletin ülkesi vemilletiyle bütünlüğü" temel hükmü ile birlikte, "Türkmilliyetçiliğinin toplayıcı, birleştirici ve ayırıma yer vermeyen nitelikleriniortaya koymaktadır. Bu maddelerin Atatürk milliyetçiliğinden esinlenerekkonulduğundan şüphe edilemez. Atatürk milliyetçiliğinde ırkçılık ve azınlıkyoktur. Kültür, dil ve tarih esasına dayanır. Marksizme göre, millet vemilliyet duygusu bir yutturmacadır. Sömüren ve sömürülen sınıflar vardır.Milliyetçilik kapitalizmin ürünüdür. Bu sebeple bütün insanlığı bir rejim içinealmak, bir federasyon halinde yaşatmak davasını güder. Milliyet farkıgözetilmeden eşitlik ilkesini benimseyen ve dolayısıyla halkımızı sınıf vezümrelere bölmeyi amaçlayan sosyalist parti programı, Anayasanın Başlangıçkısmı 3. paragrafında yer alan Atatürk milliyetçiliğinin kimliğini inkâr ileonun tahribini öngörmüştür. Bu ilke Siyasi Partiler Kanununun 81. maddesiyleyasaklanan "Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültürveya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu...." ileri sürmek ve milletin milliyetçilik esasları içinde birleşmesininengellenmesi demektir.
Programındiğer maddeleri arasında serpiştirilen,
-Ülkemizi emperyalist-kapitalist düzene bağımlı kılan ve bu amaçlara hizmet edenNATO ve AET gibi örgütlerden çıkılması -- ulusal kurtuluş savaşı verenhalklarla dayanışma, savaşan örgütlerin desteklenmesi ve onlara sığınmahakkının tanınması -- Demokratik hak ve özgürlükleri ve özellikle işçisınıfının örgütlenmesini engelleyen ve kısıtlayan TCK'nun 141, 142 ve benzeriyasakların kaldırılması--Jandarma örgütünün kaldırılarak köy kurullarınınemrinde köy güvenlik birliklerinin oluşturulması, dolayısıyle milletin birbölümünü ele geçirerek kurtarılmış bölge misali, yürütülecek savaşıngüçlendirilmesi ereğinin güdülmesi -- İşçilere direnme hakkının tanınması, yanionlar için ihtilalin yaşamın tabii icabı sayılarak ayrıcalıklı ve egemen birsınıf yaratılmasının amaçlanması -- programının birçok maddesinde, öteden beriMarksist-Leninist ideolojiye alem olmuş sloganlara yer verilmiş olması gibi sebepler,sosyalist kılıfı giydirilen davalı partinin, Anayasanın yasakladığı bir yönetimsistemini benimsediğini göstermektedir.
AnayasaMahkemesi, Anayasanın Başlangıç kısmının 5. paragrafı ile 11. maddesinin açıkve kesin hükmü karşısında, genellikle kabul gören batı ölçülerine uygundemokratik bir toplum düzenini değil, Anayasada öngörülen hürriyetçi demokrasive bunun icaplarıyla belirlenen hukuk düzenini esas almak ve uygulamasını butemel üzerine oturtmak durumundadır. (6.10.1986 gün ve E: 1985/21, K: 1986/23sayılı kararımız. AMKD. S: 22/224)
Buitibarla, Anayasa Mahkemesi herhangi bir konunun Anayasaya aykırılık iddiasınıincelerken, yalnız ve ancak kanunilik denetimi yapmak zorundadır. Anayasayaaykırılığı belli olan bir kuralı, halin icabına uygunluğu yönünden ele almasıtaktirinde yetkisinin sınırlarını aşmış olur.
Yukarıdaaçıklanan sebeplerle, kurulu düzenimizi Marksizm-Leninizm ilkelerine göretasfiye ederek proletarya diktatörlüğü esasına dayalı sosyalist bir devletdüzenini getirmek amacıyla oluşturulduğu anlaşılan davalı Sosyalist Partinin,iddia doğrultusunda kapatılması gerekeceği inancıyla, aksi yönde kararıoluşturan çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN
KARŞIOYYAZISI
EsasSayısı : 1988/2 (S.P. Kapatma)
KararSayısı : 1988/1
Davakonusu Sosyalist Parti Programı'nın Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'nauygunluğu yönünden durum şöyledir :
1.a- (......... 12 Eylül'de "anarşi ve terörü önlemek, enflasyonu durdurmakgerekçesi ile iktidara gelenler neyi değiştirdiler' Halkın hangi derdine çarebuldular')
.................................................
".............ceza evlerindeki ve yurtdışındaki bütün devrimcileri partimizin saflarındabirleşmeye mücadeleye çağırıyoruz."
(Programınsunuluşu kuruluş bildirgesi)
b-"....... Partinin marşı 1 Mayıs Marşıdır." (m.1)
c-"Kavga'nın ufuklarında ......." ( 1 Mayıs Marşı)
Buradaüzerinde önemle durulması gereken husus 1 Mayıs'ın tarihi gelişimi, evrenselanlamı değil; Türkiye Devleti'nin zararına eylem yapanlar tarafından 12Eylül'den önce ne maksatla kullanıldığı ve 1 Mayıs Bayramı'nın kaldırılmasınedeni olmalıdır.
Bukonu, 2429 Sayılı Yasa'nın 2. maddesinin gerekçesinde "..... HalenMayıs'ın birinci günü bahar bayramıdır ........... Yurdumuzda özellikle sonyıllarda bu genel tatil günü amacından saptırılmış ve anarşik mihraklarcatoplum ve Devlet düzenini sarsıcı mahiyette kutlanmış, yer yer büyük olaylarasebep olmuştur. Bu günün gelecekte de aynî şekilde istismara sebep olacağıaçıktır ............." şeklinde açıklanmıştır.
Diğertaraftan "Kavga" çağdaş demokratik hukuk devleti düzeni ilebağdaştırılamaz. Türk Milleti yakın geçmişte bunun zararlarını ve acıneticelerini görmüştür.
Bunedenlerle yukarıdaki alıntılar Anayasa'nın başlangıç bölümünde yer alan, 12Eylül tanımlamasına, "....... birbirinin hak ve hürriyetine kesin saygı,karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihan dasulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine haklarıbulunduğu;" fikir, inanç ve kararıyla Anayasa'nın 2. maddesinde yer alanHukuk Devleti ilkelerine ve Siyasi Partiler Kanunu'nun 78., 90. ve 97.maddelerine aykırıdır.
2.a- "Sosyalist Parti, toplum hayatında sorunları zor kullanarak çözen veşiddeti kutsayan eski kü1türün bütün temelleriyle tâsfiyesi ve halk içindebarışçı, insana saygılı ve şiddeti hor gören bir sosyalist kültürün yayılmasıiçin çalışır.
SosyalistParti yaşadığımız toprakların tarihini Malazgirt Savaşıyla başlatan bağnazmilliyetçi kültürün karşısına ülkemizin tarihsel derinliklerinden bu yanaçeşitli kavimlerin katkılarıyla zenginleşmiş kültür kaynaklarımızı arayan,koruyan o kaynaklardan beslenen demokratik, insan sever ve evrensel bir kültürpolitikasıyla çıkar. Türkiye'nin evrensel kültür zenginliğini yansıtan yerisimlerinin değiştirilmesine son verilecek, her yer bilinen ve yerleşmişismiyle anılacaktır.
SosyalistParti, Türkiye'nin kültürel renkliliğini, komşularıyla ve tüm dünya halklarıylakültürel alış-veriş, dostluğu ve barışı güçlendiren bir zenginlik olarakdeğerlendirir." (m. 24) .
b-".......... sosyalist ahlakın ve değerlerin yayılması ve kök salması içinçalışır............." (m. 25).
Türkvarlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü sağlayan vazgeçilmezilkelerden biri de Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan birleştirici, toplayıcınitelikte ve millet yararına olan Atatürk Milliyetçiliğidir.
Türkkültürü ve Türk ahlakı ise Atatürk Milliyetçiliği'nin temel öğeleridir. Milliolan bu kültür ve ahlakın yerine başka kültür ve ahlakın geliştirilmesi,yayılmasına çalışılması, Anayasa'nın 2. ve Siyasi Partiler .Kanunu'nun 78., 81/b ve 90. maddelerine aykırıdır.
3."MADDE 31.- Herkes, dil, ırk, milliyet, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefîkanaat, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir.
SosyalistParti, herhangi bir ırkın veya bölgenin diğerlerine hakim veya diğerlerindenayrıcalıklı olmasına karşı mücadele eder.
Demokratikhalk iktidarı, Türkiye halkının barış, kardeşlik ve gönüllü birlik içindekendine özgür ve refahlı bir gelecek yaratmasının karşısındaki engeller olanırkçı baskı politikasının, bölgeler arası eşitsizliğin ve şovenizmintemellerini ve bütün belirtilerini ortadan kaldırır.
SosyalistParti, Türkiye'nin kültürel zenginliğinin ve tarihten gelen gerçeklerin ortayakonmasını ve tartışılmasını bile yasaklayan "Siyasal PartilerKanunu'ndaki" ve diğer yasalardaki hükümlerin değiştirilmesi için mücadeleeder."
Anayasa'nın10. maddesindeki renk yerine "Milliyet" kelimesi getirilmiş vekaldırılması için mücadele edilecek yasaklar üzerinde durulmuştur.
Konuüzerinde bir görüş belirlenebilmesi için tarihi gerçeklerin gözönündebulundurulması gerekir.
Bilindiğiüzere; Birinci Dünya Savaşından sonra ülkemiz yer yer işgal edilmiş, bütünolanaklarına el konulmuş ve çaresiz bırakılmış iken; Misak-ı Millî hudutlarıdahilindeki bütün vatandaşlarımız, akla, mantıki düşünce, sağduyu ve adaletedayanan Atatürk Milliyetçiliği görüşü doğrultusunda, uzun tarihi geçmiş veideal birliğine uygun şekilde beraber yaşama konusunda gösterilen ortak istekve hür irade ile Türk Milleti'nin oluşmasında tarihi yerini almıştır.
Yasama,yürütme, yargı ve idari görevlere gelişte, yerleşim ve çalışma hayatında, temelhak ve hürriyetlerde eşitliği kabul eden bu tarihi dayanışma, kaynaşma veoluşum Kurtuluş Savaşında zafere ulaşmayı, ülkesi ve milletiyle bölünmez birbütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmayı başarmıştır.
Atalarımızınbireyde ve toplumun bütün kesimlerinde gerçekleştirdiği bu kutsal tarihimirasın korunmasına yönelik yasaklamalar toplumun huzur, refahı TürkDevleti'nin güvenlik ve varlığı ile ilgilidir.
Bundandolayı söz konusu madde Anayasa'nın 2., 3., 10., 14., Siyasi PartilerKanunu'nun 78. ve 90. maddelerine aykırıdır.
4.a- ".................................................. emekçilere bireyolarak ve birlikte direnme hakkı tanır. Direnenler korunur." (m. 18).
b-".................................................. Lokavt yasaktır."(m. 21 ).
c-".................................................. "Toprakişleyenin, su kullananın" ilkesini temel alan bir toprak reformugerçekleştirilecektir................." (m. 35).
Budüzenlemeler, açıkca görüldüğü gibi Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukukDevleti ilkeleriyle, Siyasi Partiler Kanunu'nun 78. ve 90. maddelerineaykırıdır.
5.a- "..................................................
Orduyusiyasal iktidarda pay sahibi haline getiren Milli Güvenlik Kurulu gibi kurumlarkaldırılacaktır........................" (m. 41).
b-"..................................................
Bunedenle jandarma örgütü kaldırılacak............................." (m.37).
Yukarıdakitanımlama ve amaçların programda yer alması Anayasa'nın 2. ve 14. maddeleriyleSiyasi Partiler Kanunu'nun 78. ve 90. maddelerine aykırıdır.
6."..................................................
Dinlerhakkındaki bilgi, felsefe, tarih ve sosyoloji derslerinde verilir......."(m. 17).
PartiProgramında böyle bir görevlendirilmenin belirlenmesi Anayasa'nın 2., 24.maddeleriyle Siyasi Partiler Kanunu'nun 78. ve 90. maddelerine aykırıdır.
7.Programın 6/2., 6/3., 6/4., 7., 8., 9., 18., 21. ve yer yer diğer maddelerindede görüldüğü üzere bir sınıf vatandaşlara diğer vatandaşlara nazaran hak vehürriyetler itibariyle ayrıcalık, üstünlük ve hakimiyet durumu tanınmaktadır.
Millidayanışma ve birlik yerine bir sınıf vatandaş yararına yapılan bu düzenlemelerde Anayasa'nın başlangıç bölümünde yer alan temel ilkeler ile Anayasa'nın 2.,10. ve 14., Siyasi Partiler Kanunu'nun 78. ve 90. maddelerine aykırıdır.
Yukardaaçıklanan nedenlerle Sosyalist Parti'nin, Siyasi Partiler Kanunu'nun 101.amaddesi uyarınca kapatılması gerektiğinden aksi yönde karar oluşturan çoğunlukgörüşüne katılmıyorum.
Üye
İhsan PEKEL