ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
GENEL KURUL
Esas Sayısı:2016/6 (Değişik İşler)
Karar Sayısı:2016/12
Karar Tarihi:4/8/2016
I. KONU
1. Karar, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) “Yargı mensupları ile bumeslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3. maddesinin (1)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN ve ErdalTERCAN’ın hukuki durumlarının değerlendirilmesine ilişkindir.
II. SÜREÇ
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca anayasal düzeni cebir veşiddet kullanarak ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin olarakbaşlatılan soruşturma kapsamında Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN veErdal TERCAN’ın 16/7/2016 tarihinde FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesiylegözaltına alındıkları öğrenilmiştir.
3. Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 18/7/2016 tarihli ve E.368/1645sayılı yazılarıyla anılan üyeler hakkında 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 16. vedevamı maddeleriyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 17. ve devamımaddeleri uyarınca ön inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir.
4. Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 20/7/2016 tarihli ve 2016/15sayılı yazılarıyla disiplin işlemlerine esas olmak üzere Ankara CumhuriyetBaşsavcılığından anılan üyeler hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili bilgi vebelgeler talep edilmiştir.
5. Bu sırada 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasıyla “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milligüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğudeğerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi GenelKurulunun salt çoğunluğunca… meslekte kalmalarının uygun olmadığına vemeslekten çıkarılmalarına karar verilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayla ilgili bilgi vebelgeleri 23/7/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığına sunmuştur.
7. İçtüzük’ün 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinegöre hazırlanan ön inceleme raporu 24/7/2016 tarihinde Anayasa MahkemesiBaşkanlığına sunulmuştur.
8. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, ön inceleme raporunu görüşmek ve667 sayılı KHK ile getirilen yeni düzenlemeyi değerlendirmek üzere 26/7/2016tarihinde toplanmıştır. Genel Kurulun oybirliğiyle aldığı 26/7/2016 tarihli ve2016/5 Değişik İşler sayılı kararın hüküm kısmı şöyledir:
“1. Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN ve Erdal TERCANhakkında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi gereğincedeğerlendirme yapılmasına,
2. Değerlendirmede dikkate alınmak üzere;
a. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturmayla ilgilibilgi ve belgelerin ivedi şekilde (gizlilik dereceli olarak) gönderilmesininistenilmesine,
b. Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN ve Erdal TERCAN’ınyazılı savunmalarının alınmasına, savunmaları için tebliğden itibaren 5 (beş)gün (1.8.2016 tarihine kadar) süre verilmesine [kararverilmiştir.]”
9. Genel Kurul kararı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve anılanüyelere aynı gün yazılı olarak bildirilmiştir.
10. Anayasa Mahkemesi Üyelerinden Alparslan ALTAN 28/7/2016, ErdalTERCAN 31/7/2016 tarihinde yazılı savunmalarını Anayasa Mahkemesi Başkanlığınasunmuştur.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2/8/2016 tarihli ve2016/103606 sayılı yazısıyla soruşturmayla ilgili bilgi ve belgelerin 23/7/2016tarihinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderildiği bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
12. 1960’lı yıllarda Fetullah Gülen isimli kişi tarafından kurulanve yakın döneme kadar dini bir grup olarak nitelenen, “Gülen Cemaati”, “HizmetHareketi”, “Cemaat” ve “Camia” gibi isimlerle anılan bir yapılanmanınfaaliyetlerini eğitim ve din başta olmak üzere zamanla birçok alandagenişlettiği ve yüzü aşkın ülkede yaygınlaştırdığı bilinmektedir.
13. Bu yapılanmanın gerçek amacının devleti ele geçirmek olduğu, buamaçla tüm kamu kurum ve kuruluşlarında; özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK), mülki idare birimleri, yargı teşkilatı, kolluk birimleri, eğitimkurumları gibi yerlerde kadrolaştığı ve bu kişilerin devletin amaçlarındanziyade yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyette bulundukları iddialarıöteden beri kamuoyunda tartışılmaktadır.
14. Bu iddialar zamanla kamuoyunda tartışma konusu olmanın ötesinegeçmiş ve pek çok soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmiştir. Bu yapılanma,ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda “Fetullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) ve/veya“Paralel Devlet Yapılanması” (PDY) olarak isimlendirilmiştir.
A. Genel Olarak FETÖ/PDY’nin Yapısı ve Faaliyetleri
15. Açılan soruşturma ve kovuşturmalarda FETÖ/PDY’nin yapısı vefaaliyetleri hakkında genel olarak şu iddialar ileri sürülmüştür:
a. Yapılanmanın kendisine atfettiği kutsallığın doğal birsonucu olarak vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temel hak ve hürriyetler dedâhil olmak üzere her şeyin değer bakımından kendisinden sonra geldiğianlayışına sahip olduğu,
b. Eğitim ve din alanındaki faaliyetleriyle toplumdameşruiyet kazanmaya çalıştığı,
c. Bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlarve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusundayetiştirerek kadrolarını oluşturduğu,
d. İtaat ve teslimiyet temelinde oluşturulmuş ve üstte“kâinat imamı” olarak Fetullah Gülen’in olduğu kıta, ülke, eyalet, il, ilçe,semt, mahalle ve ev imamlarından oluşan dikey hiyerarşisinin bulunduğu,
e. Temel örgütlenmesinin imamlara bağlı zincirler şeklindeolduğu, yönetici üst kadro dışındaki her biriminin bağımsız hücreler şeklindeörgütlendiği, böylece her bir örgüt mensubunun en fazla bir üst sorumlusunu vebir altında bulunan örgüt mensubunu tanımasının sağlandığı,
f. Tüm mensuplarını sadakat ve bağlılık yönündensınıflandırdığı, en üst sınıfta bulunan mensuplarının yönetici olarakgörevlendirildiği,
g. Fetullah Gülen’in atadığı ve yalnızca kendisinin bildiğikişiler vasıtasıyla örgütün iç işleyişini denetleyen ve lidere rapor eden ayrıbir yapılanmanın olduğu,
h. Yöneticilerinin ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilikesasıyla yürüttükleri ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemlerikullandıkları, üyelerinin önemli bir bölümünün “kod isim” kullandığı, mensuplarınıntanınmayı önlemek amacıyla kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibigösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile mensuplarınınbağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu,
i. Mensuplarının gelirlerinin belli bir oranının “himmet”adı altında alındığı,
j. Yapılanmadan ayrılmak isteyen kişilere baskı uygulandığıve çeşitli yaptırımlarda bulunulduğu,
k. Fetullah Gülen’in “Her yerde olmalısınız. Her yerdedeğilseniz hiçbir yerde değilsinizdir.” talimatı gereği yapılanmanın baştaTSK, emniyet teşkilatı, Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) ve yargı organlarıolmak üzere neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarında; siyasi partiler,sendikalar, vakıf ve dernekler ile ticari kuruluşlar gibi sivil organizasyonlardaörgütlendiği,
l. Kamu görevlisi olan mensuplarının yapılanmaya olanaidiyetlerinin devlete olandan önce geldiği,
m. Yapılanmanın kamuda görev almak veya görevde yükselmekiçin yapılan sınavlarda sorulacak soruları önceden elde ederek mensuplarınavermek suretiyle kamu kurumlarında haksız şekilde kadrolaştığı ve mensuplarınınönemli görevlere gelmesini sağladığı,
n. Yapılanmaya dâhil olmayan kamu görevlilerinin kurumiçerisinde etkili olmalarını önlemek için, bu kişilerin itibarını sarsacakisimsiz ve imzasız ihbarlarda bulunulduğu, internet ya da basın aracılığıylayayınlar yapıldığı,
o. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmış olanmensuplarının stratejik birimlere (personel, istihbarat, özel kalem, bilişim,muhasebe vb.) yerleşmeye teşvik edildiği,
p. Her kurum ve kuruluş için belirlenen sorumlu bir kişiye(“abi”) bağlı olarak hiyerarşik bir düzende mevcut idari sisteme paralel biryapının oluşturulduğu,
r. Yapılanmaya dâhil olmayan kişilerle ilgili bilgilerinkaydedildiği ve bu kayıtların arşivlendiği,
s. Yapıya mensup kamu görevlileri vasıtasıyla kişiselverilerin, devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirildiği vearşivlendiği,
t. Toplumdaki karşılığı sınırlı olan yapılanmanın kamu kurumve kuruluşlarındaki mensuplarının oranının toplumsal karşılığı ilekıyaslanamayacak kadar yüksek olduğu,
u. Yapılanmanın, paralel bir devlet yapılanmasına dönüştüğü,devlet ve toplum üzerinde “vesayet” oluşturduğu,
v. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlarını(yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmeyi ve bundan sonra devleti,toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirerekoligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasalgücü yönetmeyi hedeflediği,
y. Ulusal ve uluslararası düzeyde siyasi ve ekonomikittifaklar kurduğu.
B. FETÖ/PDY’ye İlişkin Soruşturma ve Kovuşturmalar
16. Yukarıda belirtildiği şekilde yapılandığı iddia edilenFETÖ/PDY’nin yasadışı faaliyetlerine ilişkin geçmişten günümüze çok sayıdasoruşturma ve kovuşturma açılmış olup bunlardan bazılarına aşağıda yerverilmiştir:
a. Sıkıyönetim Mahkemesinde Fetullah Gülen hakkında laikliğeaykırı olarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi veya hukuki temel nizamlarınıkısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla propaganda yapmasuçundan kamu davası açılmış, mahkûmiyetine karar verilmiş, bu karar AskeriYargıtay tarafından onanmıştır (Askeri Yargıtayın 1973/146-272 sayılı kararı).
b. Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde Fetullah Gülenhakkında laik devlet yapısını değiştirerek, dini kurallara dayalı bir devletdüzeni kurmak amacıyla örgüt kurma suçundan kamu davası açılmış ancak21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenenSuçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine DairKanun gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir(Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2000/124 K.2003/20 sayılıkararı). Anılan davada, Genelkurmay Başkanlığı ile jandarma ve emniyetbirimleri tarafından gönderilen rapor ve yazılarda; Fetullah Gülen’in, kuruludevlet sistemine göre ve devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devletealternatif bir sistem kurmayı hedeflediği, her alanda devlete karşı alternatifbir yapılanma tesis ettiği, devlet içindeki bütün kadrolarda ve özellikleaskeriye, mülkiye, hukuk ve eğitim alanında teşkilatlanmaya özel önem verdiği,emir komuta zincirinde askeri disiplin içerisinde işleyen bir sistemininbulunduğu ifade edilmiştir.
c. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in19/1/2007 tarihinde İstanbul’da silahlı bir saldırı sonucu öldürülmesi olayınailişkin olarak FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen bazı emniyetgörevlilerinin cinayetin işleneceğini bilmelerine rağmen yapılanmanın amaçlarıdoğrultusunda önlemedikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır (İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/337 sayılı dosyası).
d. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen bazı kamugörevlileri hakkında, Başbakan’ın ev ve çalışma odalarını teknik cihazlarladinleyerek siyasi ve askeri casusluk yaptıkları iddiasıyla kamu davasıaçılmıştır (Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/412 sayılı dosyası).
e. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen bazı kamugörevlileri hakkında, yapılanmanın faaliyeti kapsamında işlendiği ileri sürülensuçların tespit edilmesini engellemek için delilleri yok ettikleri (Emniyet GenelMüdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığının bir projesinin kullanıcı bilgilerinisildikleri) iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2014/74480 sayılı soruşturması).
f. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen bazı kamugörevlileri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı, Başbakan,Genelkurmay Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başbakan Yardımcıları, Bakanlarve MİT Müsteşarı’nın da aralarında olduğu üst düzey devlet yetkililerineverilen ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafındanüretilen kriptolu telefonları casusluk amacıyla dinledikleri iddiasıyla kamudavası açılmıştır (Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/202 sayılı dosyası).
g. Dışişleri Bakanlığında 13/3/2014 tarihinde yapılan veDışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmayİkinci Başkanı’nın katıldığı gizli bir toplantının siyasi ve askeri casuslukmaksadıyla dinlenildiği ve bu ses kayıtlarının internet üzerinden yayınlandığıiddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/47602sayılı soruşturması). Bu eylemin FETÖ/PDY mensubu kişilerce gerçekleştirildiğiiddiası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769sayılı iddianamesinde dile getirilmiştir.
h. Hukuka aykırı olarak, MİT’e ait yüklerin bulunduğu biradet tırın 1/1/2014 tarihinde Hatay’da durdurulup aranmak istenmesi, üç adettırın ise 19/1/2014 tarihinde Adana’da durdurulup aranması ve MİT mensuplarıhakkında soruşturma başlatılması nedenleriyle ilgili jandarma personeli (Adana7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/161 sayılı dosyası) ve yargı mensupları(Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E.2015/1 sayılı dosyası) hakkında kamu davasıaçılmıştır. Bu eylemlerin FETÖ/PDY mensubu kişilerce anılan yapılanmanınamaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği iddiası Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı iddianamesinde ifadeedilmiştir.
i. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen kamu görevlilerihakkında, kamuoyunda “Kudüs Selam Tevhit Örgütü Soruşturması” olarak bilinensoruşturmanın bu yapılanmanın amaçları doğrultusunda yapıldığı, anılansoruşturmada birçok üst düzey kamu yöneticisi, gazeteci ve bilim adamının daaralarında olduğu çok sayıda kişinin telefonlarının usulsüz olarak dinlendiğiiddiasıyla kamu davası açılmıştır (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının2014/41637 sayılı soruşturması ve iddianamesi).
j. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen kamu görevlilerihakkında, siyasetçilerin ve üst düzey kamu görevlilerinin telefonlarınıdinleyerek gizli nitelikteki siyasi ve askeri bilgilere ulaştıkları iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/80080 sayılısoruşturması).
k. FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülen kamu görevlilerihakkında, İnsani Yardım Vakfının (İHH) Kilis ilinde bulunan bürosunun 15/1/2014tarihinde casusluk amacıyla arandığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (VanCumhuriyet Başsavcılığının 2015/4111 sayılı soruşturması).
l. FETÖ/PDY yapılanmasına mensup olduğu ileri sürülenkişilerin, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarında, sınavsorularını yapılanmanın mensuplarına önceden verdikleri iddiaları çok sayıdasoruşturmaya konu olmuştur (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/100074,2015/26827, 2015/156193, 2015/79801, 2015/80510, 2015/80526, 2015/80534,2015/18314, 2015/80555, 2015/80559, 2015/41561, 2016/3801, 2015/80539,2015/80550, 2015/166002, 2015/98865, 2015/70581, 2015/37022, 2015/39600 sayılısoruşturma dosyaları).
m. İstanbul’da yürütülen bazı soruşturmalarda tutuklubulunan ve FETÖ/PDY üyesi oldukları ileri sürülen çok sayıda şüphelinintahliyesine ilişkin kararlar veren iki hâkim hakkında, bu kararları yetkileribulunmadığı hâlde üyesi oldukları aynı yapılanmanın talimatıyla verdikleriiddiasıyla kamu davası açılmıştır (Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının21/9/2015 tarihli ve E.2015/29385 sayılı iddianamesi; anılan hâkimlerintutuklanmalarının hukuki olmadığına ilişkin bireysel başvurularının kabuledilemez olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı için bkz. Mustafa Başer veMetin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016).
n. FETÖ/PDY’nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen’in dearalarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütükurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma,zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklananmalvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarakkaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, elegeçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır (AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılıiddianamesi).
C. Milli Güvenlik Kurulunun FETÖ/PDY HakkındakiDeğerlendirmesi
17. Süreç içinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafındanFETÖ/PDY’nin milli güvenliği tehdit ettiğine, bir terör örgütü olduğuna vediğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair kararlar verilmiştir.
18. Bu bağlamda MGK Genel Sekreterliği tarafından Kurultoplantılarına ilişkin basın duyurularının FETÖ/PDY ile ilgili değerlendirmeyapılan kısımları şöyledir:
a. 26/2/2014 Tarihli Toplantı
“Ülkegenelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ve yürütülen çalışmalardeğerlendirilmiş; bu kapsamda halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizitehdit eden yapılanmalar ve faaliyetler görüşülmüştür.”
b. 30/4/2014 Tarihli Toplantı
“Ulusalgüvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar ve bunlara yönelik olarak alınantedbirler değerlendirilmiştir.”
c. 26/6/2014 Tarihli Toplantı
“Devletiçindeki illegal yapılanmalara yönelik olarak yürütülen adli ve idari işlemlerhakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.”
d. 30/10/2014 Tarihli Toplantı
“Milligüvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünümaltında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ileyürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
e. 30/12/2014 Tarihli Toplantı
“Paraleldevlet yapılanması ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadele hakkında Kurul’abilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
f. 26/2/2015 Tarihli Toplantı
“Paralel devletyapılanması ve legal görünüm altında faaliyet gösteren illegal oluşumlara karşıyürütülen ulusal ve uluslararası çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.”
g. 29/4/2015 Tarihli Toplantı
“Milligüvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşıyürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiş, mücadeleninkararlılıkla sürdürülmesine vurgu yapılmıştır.”
h. 29/6/2015 Tarihli Toplantı
“Milli güvenliğimizitehdit eden, başta paralel devlet yapılanması olmak üzere, tüm yasadışıoluşumlara karşı yürütülen mücadeleye kararlılıkla devam edileceği bir kez dahadile getirilmiştir.”
i. 2/9/2015 Tarihli Toplantı
“Paralel devletyapılanmasıyla, yurt içinde ve yurt dışında, illegal ekonomik boyutu da dâhilolmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceğibelirtilmiştir.”
j. 21/10/2015 Tarihli Toplantı
“Milligüvenliğimizi tehdit eden ve terör örgütleriyle işbirliği içerisinde hareketeden paralel devlet yapılanmasına karşı yürütülen kararlı mücadelenin çok yönlüolarak sürdürüleceği teyit edilmiştir.”
k. 18/12/2015 Tarihli Toplantı
“Paraleldevlet yapılanmasıyla yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olanmücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği teyit edilmiştir.”
l. 27/1/2016 Tarihli Toplantı
“Millîgüvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler ile … paralel devlet yapılanmasına …karşı yurt içinde ve yurt dışında sürdürülen mücadele etraflıcadeğerlendirilmiştir.”
m. 24/3/2016 Tarihli Toplantı
“Vatandaşlarımızınhuzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetlerkapsamlı şekilde görüşülmüştür. Bu çerçevede; … paralel devlet yapılanmasınakarşı alınan tedbirlerin uygulanması üzerinde durulmuştur.”
n. 26/5/2016 Tarihli Toplantı
“Vatandaşlarımızınhuzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülenfaaliyetler, terör ve teröristle mücadelede gelinen aşama, millî güvenliğimizitehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanmasına karşı alınantedbirler görüşülmüştür.”
D. FETÖ/PDY’nin Yargı Organlarındaki Yapılanması ve Faaliyetleri
19. FETÖ/PDY’nin bilhassa (yakın döneme kadar faaliyette olan) özelyetkili mahkemelerde ve savcılıklarda örgütlendiği, yargı ve emniyetiçerisindeki mensuplarının örgütün imamlarından aldıkları talimatlar uyarıncave örgüt çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri, bu kapsamda ciddi hukukisorunlar içeren uygulamalar yaptıkları kamuoyunda uzun süredirtartışılmaktadır.
20. Bu bağlamda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihliiddianamesinde, yargı içinde FETÖ/PDY’nin önemli bir kadrosunun varlığınısürdürdüğüne, yapılanmanın istediğinde her türlü hukuksuz kararı verecek veyargı eliyle kamu gücünü örgüt menfaatine kullanacak binlerce hâkim ve savcımensubunun bulunduğuna değinilmiş; son yıllarda kamuoyu tarafından yakındantakip edilen birçok olaya ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerininFETÖ/PDY’nin yargı teşkilatı içerisindeki mensuplarınca bu örgütün amaçlarıdoğrultusunda ve yargı imamları tarafından verilen talimatlar uyarıncayapıldığı, bu süreçlerde bilinçli olarak hukuka aykırı uygulamalarda bulunulduğuiddia edilmiştir. Bu kapsamda “Şemdinli”, “Ergenekon”, “Balyoz”, “AskeriCasusluk”, “Devrimci Karargâh”, “Oda TV” ve “Şike” davaları gibi kamuoyundayoğun tartışmalara neden olan birçok davayı başta TSK olmak üzere farklı kamukurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerini tasfiyeetmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırı davrandığınıdüşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullandığı ileri sürülmüştür.
21. Anılan davalarda yargılanan sanıkların önemli bir bölümüberaat etmiş, bir kısım davalarda yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmiş vemahkûmiyet kararları kaldırılmıştır. Bazı davalarda ise hukuki süreçler devametmektedir. Anılan davaların bir kısmındaki usulsüzlük iddiaları AnayasaMahkemesinin ihlal kararlarına da konu olmuştur (bkz. Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014; Yavuz Pehlivan ve diğerleri[GK], B. No: 2013/2312, 4/6/2015; Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK], B.No: 2014/253, 9/1/2015).
22. Yukarıda belirtilen iddialara ilişkin olarak FETÖ/PDY’yemensup olduğu ileri sürülen bazı yargı mensupları hakkında Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu (HSYK) tarafından disiplin soruşturmaları yapılarak meslektençıkarma cezaları verilmiş ayrıca adli mercilerce de soruşturma ve kovuşturmalaryapılmıştır.
23. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile hâkim vesavcıların kendi aralarından HSYK’ya üye seçmelerine imkân tanınmıştır. Bunagöre hâkim ve savcılar adli yargıdan yedi asıl, dört yedek; idari yargıdan üçasıl iki yedek üyeyi seçeceklerdir. Belirlenen seçim sistemine göre her birseçmen adli yargı için on bir, idari yargı için beş adaya oy verme hakkınasahiptir. 2014 yılında yapılan seçimlerde Yargıçlar ve Savcılar Birliği(YARSAV) ve Yargıda Birlik Platformu (YBP) seçimde destekledikleri adaylarınıaçıklamıştır. Bu iki yargı örgütünün desteklediklerinin dışında bazı adaylarseçime bağımsız olarak (bir başka adayla birlikte hareket etmeden) girdikleriniifade etmişlerdir. Seçim sonuçları incelendiğinde; seçime bağımsız olarakgirdiğini beyan eden ve hukuk çevrelerinde söz konusu yapılanmaya mensup ya dabu yapı ile irtibatlı olduklarına dair iddialar ileri sürülen adli yargıdan onaday binlerce hâkim savcıdan blok olarak oy almış, bunlardan ikisi HSYK yedeküyeliğine; idari yargıdan beş aday ise yüzlerce hâkimden blok olarak oy almışve bunlardan ikisi HSYK asıl üyeliğine seçilmiştir. Bu durum, kamuoyundaFETÖ/PDY’nin yargı organları içerisinde önemli ölçüde örgütlenmesinin olduğutartışmalarını yaygınlaştırmıştır.
E. FETÖ/PDY’nin TSK’daki Yapılanması ve Faaliyetleri
24. 15 Temmuz 2016 gecesi meydana gelen darbe teşebbüsünündaha iyi anlaşılması bakımından FETÖ/PDY’nin TSK’daki yapılanmasına,faaliyetlerine ve yapılanmanın ülkenin güvenliği üzerinde oluşturduğu risklereilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının darbe teşebbüsünden kısa süre öncedüzenlediği 6/6/2016 tarihli iddianamesinde yer verilen tespit, değerlendirmeve öngörülere özetle yer verilmesi uygun olacaktır. Bu tespit, değerlendirme veöngörüler şöyle özetlenebilir:
a. FETÖ/PDY’nin en çok önem verdiği kurumun TSK olduğu,
b. FETÖ/PDY’nin en fazla kadrolaştığı ve egemen hâle geldiğidevlet kurumunun TSK olduğu,
c. TSK’daki kadrolaşmanın uzun yıllar önce başladığı ve ilkyerleştirilen örgüt mensuplarının general veya albay rütbesine yükseldikleri,
d. FETÖ/PDY’nin subay ve astsubay olacak mensuplarını özelolarak yetiştirdiği,
e. 2003 yılına kadar yaklaşık dört yüz personelin bu yapıyamensubiyeti nedeniyle ilişiği kesilirken bu tarihten sonra bu sebeple ilişiğikesilen personelin bulunmadığı,
f. Yapılanmaya mensup olmayan personelin bazı soruşturma vedavalarla tasfiye edildiği ve bu personelin yerine örgüt mensuplarının terfietmesinin sağlandığı,
g. Özellikle bu yapılanmaya mensup olmayan askeri pilotlarınçeşitli yöntemlerle kurumdan uzaklaştırıldığı,
h. Kurmay subay kadrosunun önemli bir bölümünün FETÖ/PDYmensubu olduğu,
i. FETÖ/PDY’nin askeri yargıda egemen bir güç olduğu ve bunedenle yapıya yönelik soruşturmalardan netice alınamadığı,
j. TSK içerisindeki bu yapılanmanın ordu disiplinini bozacakve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak bir yoğunluğa ulaştığı,
k. FETÖ/PDY’nin kuvvet komutanlıkları, jandarma ve emniyetteşkilatları içindeki mensuplarından oluşan ve on binleri bulan devletten ayrıhiyerarşiye bağlı silahlı bir yapılanmasının olduğu,
l. FETÖ/PDY’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tarihiboyunca gördüğü en büyük, en tehlikeli ve en organize terör örgütlenmesiolduğu,
m. FETÖ/PDY’nin anayasal düzeni değiştirecek veya ortadankaldıracak silahlı güce ulaştığı ve bir askeri darbe yapabilecek tek organizegüç olduğu,
n. FETÖ/PDY’nin TSK içerisindeki etkinliğine dayanarakaskeri darbe ve iç savaş tehditlerinde bulunduğu,
o. FETÖ/PDY’nin darbe teşebbüsünde bulunma tehlikesinin açıkve yakın olduğu,
p. Bu tehlikenin gerçekleşmesi halinde bunun devlet içingerçek bir yıkım olacağı, ülkenin bir iç savaşa sürüklenebileceği, milyonlarcainsanın ölüp milyonlarca mültecinin ortaya çıkabileceği, devletin yeniden ayağakaldırılmasının mümkün olamayabileceği,
r. FETÖ/PDY’nin tasfiyesinin devlet için artık varlık yoklukmeselesi hâline geldiği.
F. 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Teşebbüsü ve Sonrası
25. Ülkemizde 15/7/2016 gecesi, TSK içerisinde örgütlenmişolan bir grup tarafından demokratik anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarakortadan kaldırma teşebbüsünde bulunulmuştur.
26. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan ilk açıklamada,anılan teşebbüse toplam 8.651 askeri personelin karıştığı, TSK’ya ait savaşuçakları dâhil otuz beş uçağın, otuz yedi helikopterin, yetmiş dört tanesi tankolmak üzere iki yüz kırk altı zırhlı aracın ve dört bine yakın hafif silahınkullanıldığı belirtilmiştir.
27. Teşebbüs sırasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi,Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât DaireBaşkanlığı, MİT yerleşkelerinin de aralarında bulunduğu birçok yere uçak vehelikopterlerin de kullanıldığı bombalı ve silahlı saldırılar yapılmış,Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast girişiminde bulunulmuş, Başbakan’ın aracınınbulunduğu konvoya silahla ateş edilmiş, Genelkurmay Başkanı’nın da aralarındabulunduğu birçok üst düzey askeri yetkili rehin alınmış, çok sayıda kamu kurumusilah zoruyla işgal edilmiş veya buna teşebbüs edilmiştir.
28. Darbe teşebbüsüne karşı koyan güvenlik görevlileri iletepki göstermek üzere sokaklara çıkan sivillere uçaklar, helikopterler,tanklar, diğer zırhlı araçlar ve hafif silahlarla saldırılmış, bu sırada(polis, asker ve sivil) iki yüz elliye yakın kişi hayatını kaybetmiş, iki biniaşkın kişi ise yaralanmıştır.
29. Teşebbüste bulunan grup, işgal ettiği TürkiyeRadyo-Televizyon Kurumu (TRT) aracılığıyla “Yurtta Sulh Konseyi” adına birbildiri yayınlamıştır. Anılan bildiride; TSK adına yönetime el konulduğu,siyasi iktidara görevden el çektirildiği, devlet yönetiminin kendilerincegerçekleştirileceği, vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşlarınmahkemeler önünde hesap vermesinin temin edileceği, tüm yurtta sıkıyönetim ilanedildiği, ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacağı ve yenibir anayasa hazırlanması temin edilene kadar kendilerince her türlü tedbirinalınacağı ifade edilmiştir.
30. Teşebbüs sırasında ülke genelindeki televizyonyayınlarının ve internet erişiminin kesilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarasaldırıda bulunulmuş; bazı özel televizyon kanallarının binaları işgaledilmiştir. Darbe teşebbüsü, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere anayasal organlartarafından reddedilmiştir. Cumhurbaşkanı’nın çağrısı üzerine halk sokağaçıkarak darbe teşebbüsüne tepki göstermiştir. Meşru devlet otoritelerinin emirve talimatlarına göre hareket eden güvenlik güçleri tarafından darbeteşebbüsüne karşı konulmuştur. TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partiler ilesivil toplum örgütleri darbe teşebbüsünü kabul etmediklerini açıklamışlardır.Basın yayın organlarının neredeyse tamamı darbe teşebbüsü aleyhine yayınlaryapmıştır. Yurt genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları darbe teşebbüsündebulunanlar hakkında soruşturma başlatarak güvenlik güçlerine teşebbüsekatılanların yakalanması emrini vermişlerdir. Nihayetinde kapsamlı ve güçlü birdirençle karşılaşan darbe teşebbüsü engellenmiştir.
31. Darbe teşebbüsü sonrası ülke genelinde FETÖ/PDY üyesiolduğu değerlendirilen çok sayıda askeri personel, emniyet görevlisi ve yargımensubu gözaltına alınmıştır. Ayrıca yargı mensupları dâhil binlerce kamugörevlisi görevden uzaklaştırılmıştır.
32. Milli Güvenlik Kurulunun 20/7/2016 tarihli ve 498 sayılıtavsiye kararı ile Anayasa’nın 120. maddesi uyarınca hükûmete olağanüstü hâlilan edilmesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, 20/7/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/7/2016 Perşembe günüsaat 01.00’den itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine kararvermiştir. Anılan karar 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
33. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 23/7/2016 tarihli ve 29779sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
34. Yetkili makamların yaptıkları sözlü ve yazılı açıklamalarile 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesinde darbe teşebbüsünün FETÖ/PDYmensupları tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Darbe teşebbüsüsonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında bu teşebbüse katıldıkları iddiaedilen bazı şüphelilerin ifadelerinde kendilerinin ve anılan teşebbüsünFETÖ/PDY ile bağlantısının olduğuna dair itirafta bulundukları kamuoyunayansımıştır.
G. Anayasa Mahkemesi Üyeleri Hakkındaki Ceza SoruşturmasıSüreci
35. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan 2016/103606 sayılı soruşturma kapsamında Cumhuriyetsavcısının 16/7/2016 tarihli yazılı talimatıyla Anayasa Mahkemesi ÜyeleriAlparslan ALTAN ve Erdal TERCAN’ın “Türkiye genelinde hükümeti devirmeye veanayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun hâlen işlenmeye devamedildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesi üyelerininyurtdışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle gözaltınaalınmalarına; konut, araç ve işyerlerinde arama yapılmasına karar verilmiştir.
36. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihli ve2016/595 sorgu sayılı kararıyla Anayasa Mahkemesi Üyesi Alparslan ALTAN’ındiğer bazı yargı mensuplarıyla birlikte”Silahlı terör örgütüne üye olma”suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmışöyledir:
“Şüphelilere isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, mevcutdelil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, Yargıtay ve Danıştay BaşkanlarKurulunun 17/07/2016 tarihli kararlan, arama ve el koyma tutanakları ve tümdosya kapsamı ile üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, üzerlerine atılısuçun CMK 100 maddesinde öngörülen katalog suçlardan olması, yasada öngörülenceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu, şüphelilerinkaçma ve delilleri karartma ihtimaline binaen adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK 100. ve devamı maddelerigereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA[karar verilmiştir.]”
37. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihli ve2016/437 sorgu sayılı kararıyla Anayasa Mahkemesi Üyesi Erdal TERCAN’ın diğerbazı yargı mensuplarıyla birlikte “Silahlı terör örgütüne üye olma”suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmışöyledir:
“Şüpheliler (…) Erdal Tercan, (…) üzerlerine atılı bulunanSilahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması, yakın ve somutbir tehdidin halen devam ediyor olması, Danıştay Başkanlık Kurulunun 17/07/2016tarih 2016/27 sayılı kararı, Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu’nun 17/07/2016 tarih244/A sayılı kararı ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun 17/07/2016 tarihlişüpheliler hakkındaki kararlan, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartmaihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağından CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5.maddesindeki tutuklama şartları kapsamında, isnat olunan suç ile orantılıolarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarıncaşüphelilerin AYRI AYRI TUTUKLANMALARINA [karar verilmiştir.]”
38. Öte yandan Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/8/2016tarihli ve 2016/4136 Değişik İş sayılı kararıyla Anayasa Mahkemesi ÜyeleriAlparslan ALTAN ve Erdal TERCAN’ın; taşınmazlarına, kara, deniz ve hava ulaşımaraçlarına, gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına, kıymetlievraklarına, varsa ortağı bulundukları şirket ve kooperatiflerdeki ortaklıkpaylarına, kiralık kasa mevcutlarına, banka ve diğer mali kurumlardaki tümdöviz ve hesaplarına, vadeli mevduat hesaplarına, vadeye bağlanmamış olsa bilemaaş hesapları dışındaki diğer hesaplarına ve maaş hesapları yönünden sonaldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamaları için kullanılmak üzere o ayiçerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan miktar üzerine tedbirkonulmasına karar verilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
39. Anayasa’nın Başlangıç’ının ilgili kısımları şöyledir:
“… Anayasa, …
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
…
Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin … karşısında korunmagöremeyeceği …
…
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarınınvatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”
40. Anayasa’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesi şöyledir:
“Türkiye Cumhuriyeti, … insan haklarına saygılı, …başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal birhukuk Devletidir.”
41. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır.”
42. Anayasa’nın “Egemenlik” başlıklı 6. maddesişöyledir:
“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz.”
43. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesi şöyledir:
“Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygunfiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî vemanevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce vekanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç vecezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadarkimse suçlu sayılamaz.”
44. Anayasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisinin “Kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisi verme” yetkisini düzenleyen 91. maddesişöyledir:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstühaller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikincibölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncübölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, CumhurbaşkanınınBaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasınailişkin hükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.”
45. Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nın “görev ve yetkileri”nidüzenleyen 104. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla TürkiyeCumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanınuygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlarauyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
…
b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:
…
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetimveya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
…”
46. Anayasa’nın “Olağanüstü yönetim usulleri”nden “Şiddetolaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulmasısebepleriyle olağanüstü hal ilânı”nı düzenleyen 120. maddesi şöyledir:
“Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak vehürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddîbelirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddîşekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan BakanlarKurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veyabirden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzereolağanüstü hal ilân edebilir.”
47. Anayasa’nın “Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme”başlıklı 121. maddesi şöyledir:
“Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarınca olağanüstü halilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazetede yayımlanır ve hemenTürkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisitatilde ise derhal toplantıya çağırılır. Meclis, olağanüstü hal süresinideğiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayıgeçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 incimaddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl vene suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği,görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstüyönetim usulleri, Olağanüstü hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanunhükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanırve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisceonaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.”
48. Anayasa’nın idarenin eylem ve işlemlerine karşı “yargıyolu”nu düzenleyen 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yoluaçıktır. …
…
İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsızzararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasınakarar verilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhalinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ileyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
…”
49. Anayasa’nın Anayasa Mahkemesinin “görev ve yetkileri”nidüzenleyen 148. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerinve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esasbakımlarından uygunluğunu denetler (Ek ibare: 7/5/2010-5982/18 md.) ve bireyselbaşvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımındaninceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaşhallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımındanAnayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.”
50. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı138. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna vehukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
…”
51. Anayasa’nın “Hâkimlik ve savcılık teminatı”başlıklı 139. maddesi şöyledir:
“Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçeAnayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veyakadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlükhaklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymişolanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarakanlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenlerhakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
52. 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü HalKanunu’nun 1., 2., 3. ve 4. maddeleri şöyledir:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı,
…
b) Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak vehürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddibelirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddişekilde bozulması,
Durumlarında olağanüstü hal ilan edilmesi ve usulleriyleolağanüstü hallerde uygulanacak hükümleri belirlemektir.
Madde 2 – Bu Kanun; olağanüstü hal ilanına … olağanüstü hallerinher türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağına, halin gerektirdiği tedbirlerin nasılve ne suretle alınacağına, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkilerverileceğine, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağına veolağanüstü yönetim usullerine ilişkin hükümleri kapsar.
Madde 3 – Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan BakanlarKurulu:
…
b) Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak vehürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddibelirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddişekilde bozulması hallerinde, Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü de aldıktansonra;
Yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde altı ayıgeçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.
Olağanüstü hal kararı Resmi Gazete’de yayımlanır ve hemenTürkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisitatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir.Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere,süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin bu maddenin birinci fıkrasının(b) bendi gereğince ilanından sonra; süreyi uzatmaya, kapsamını değiştirmeyeveya olağanüstü hali kaldırmaya ilişkin hususlarda da karar almadan önce MilliGüvenlik Kurulunun görüşünü alır.
Olağanüstü hal kararının hangi sebeplerle alındığı, bölgesi vesüresi, Türkiye radyo ve televizyonuyla ve Bakanlar Kurulunca gerekli görülenhallerde diğer araçlarla ilan edilir.
Madde 4 – Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanınınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığıkonularda Anayasanın 91 inci maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlıolmaksızın, kanun hükmünde kararnamemeler çıkarabilir. Bu kararnameler ResmiGazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayınasunulur.”
53. 667 sayılı KHK’nın ilgili maddeleri şöyledir:
“MADDE 1 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı,20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelindeilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadeleçerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul veesasları belirlemektir.
MADDE 3 – (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik KuruluncaDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa MahkemesiGenel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkındaYargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkındaDanıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında SayıştayBaşkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafındanbelirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslektekalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.Görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve hususi damgalı pasaportlarıiptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıflojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.
(2) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihteadli ve idari yargı hâkim ve savcı adayı olarak görev yapanlar, adaylıktageçirdikleri süreye bakılmaksızın Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimlerve Savcılar Yüksek Kurulunca mesleğe kabul edilmeleri halinde, hâkimlik vesavcılık mesleğine atanabilirler.
MADDE 4 – (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik KuruluncaDevletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolduğu değerlendirilen;
a) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı KuvvetleriPersonel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, GenelkurmayBaşkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır,
b) 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev veYetkileri Kanununa tabi personel Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleriBakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır,
c) 9/7/1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik KomutanlığıKanununa tabi personel Sahil Güvenlik Komutanının teklifi ve İçişleri Bakanınınonayı ile kamu görevinden çıkarılır,
ç) Milli Savunma Bakanına bağlı personel Milli Savunma Bakanınınonayı ile kamu görevinden çıkarılır,
d) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim PersonelKanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerineYükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır,
e) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan vevali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıylakamu görevinden çıkarılır,
f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ilebu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğermevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilenpersonel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı,ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerineilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır,
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğerkurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilenpersonel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamugörevinden çıkarılır.
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamuhizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarakgörevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlümütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiyekurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılangörevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında dabu fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silahruhsatları ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamukonutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bukişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
(4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele aitkadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattakikısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro vepozisyon için atama yapılabilir.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
A. Olağanüstü Hâl İlanına Neden Olan Olay ve Olguların AnayasalYönden Değerlendirmesi
54. Anayasa’nın Başlangıç’ında milletin iradesinin mutlaküstünlüğüne vurgu yapılarak egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine aitolduğu, egemenliği millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi vekuruluşun, Anayasa’da gösterilen “hürriyetçi demokrasi” ve “bunun icaplarıylabelirlenmiş hukuk düzeni” dışına çıkamayacağı ilkesel olarak belirtilmiştir.
55. Anayasa’nın 2. maddesinde “başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanma” ve “insan haklarına saygılı demokratik bir hukuk devletiolma” Türkiye Cumhuriyetinin temel nitelikleri arasında sayılmıştır.
56. Anayasa’nın Başlangıç’ında ilkesel düzeyde ifade edilenegemenlikle ilgili hususlara 6. maddesinde hüküm düzeyinde yer verilmiştir.Anılan maddeye göre egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti,egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, “yetkili organları eliyle”kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir “kişiye”, “zümreye”veya “sınıfa” bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ “kaynağını Anayasa’danalmayan” bir Devlet yetkisi kullanamaz.
57. Demokratik anayasal düzenin temel kurallarını vekurumlarını ortaya koyan Anayasa’nın Birinci Kısmında yukarıda konuyla ilgiliolanları belirtilen “genel esaslar”, İkinci Kısmında “temel hak ve ödevler”,Üçüncü kısmında ise “Cumhuriyetin temel organları” düzenlenmiştir.
58. Üçüncü Kısımda milletin, egemenliğini onlar eliylekullanacağı Cumhuriyetin temel organları; “yasama” erki yönünden Türkiye BüyükMillet Meclisi (75. ve devamı maddeler),“yürütme” erki yönünden Cumhurbaşkanıve Bakanlar Kurulu (101. ve devamı maddeler), “yargı” erki yönünden bağımsız vetarafsız mahkemeler (138. ve devamı maddeler) olarak belirtilmiştir.
59. Anayasa’nın Başlangıç’ında yer verilen ilkeler, 2.maddesinde sayılan devletin nitelikleri, 6. maddesinde düzenlenen egemenliğinaidiyeti ve kullanılma şekli ile Anayasa’nın sistematiği birlikte dikkatealındığında; “egemenlik”, “egemenliğin kullanılış şekli”, “milletin iradesi”,“demokrasi”, “hukuk devleti” ve “insan hakları” arasında birbirleriyle ayrılmazbağ kurulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre tüm medeni toplumlarda olduğu gibiegemenliğin kaynağı millet olacak, egemenlik -doğrudan veya dolaylı olarak-milletin iradesiyle yetkilendirilen organlar eliyle kullanılacak, milletiniradesi demokratik bir düzende ortaya çıkacak, egemenliğin yetkili organlareliyle kullanımı hukuk devleti ilkesi başta olmak üzere demokrasinin ilkelerineuygun ve insan haklarına saygı gösterilerek gerçekleştirilecektir.
60. Darbe teşebbüsü, egemenliğin kaynağı olmayan ve milletinegemenliği kullanmak üzere yetkilendirdiği organlar arasında bulunmayan birgrubun zorla demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeyekalkışmasıdır. Darbenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik anayasal düzen vemilletin iradesinin üstünlüğü ortadan kalkmakta, demokratik düzende millete -dolayısıylaonu oluşturan her bir bireye- ait olan egemenlik bir grup zorbanın elinegeçmektedir. Bu durumda demokrasiden ve hukuk devletinden söz etmek mümkündeğildir. Doğal olarak böyle bir düzende bireylerin temel hak ve hürriyetlerinigüvence altına alacak bir mekanizma da olmayacaktır.
61. Açıklanan nedenlerle darbe teşebbüslerinin, Anayasa’dabelirlenen demokratik toplum düzeninin olmazsa olmaz ilkeleri olan “egemenliğinmillete ait olması”, “egemenliğin yetkili organlar eliyle kullanılması”,“egemenliğin kullanılmasının, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfabırakılamayacağı”, “hiçbir kimsenin veya organın kaynağını Anayasa’dan almayanbir devlet yetkisini kullanamayacağı”, “demokrasi”, “hukuk devleti” ve “insanhaklarına saygı” ilkelerine açık ve ağır saldırı teşkil ettiği tartışmasızdır.Bu yönüyle demokratik bir toplumun karşılaşabileceği en ağır tehditlerdenbirinin, belki de en ağırının darbe teşebbüsleri olduğu söylenebilir.
62. Ülkemizde, çok partili siyasi hayata geçildiği tarihtenbugüne kadar birçok kez darbe yapılmış veya buna teşebbüs edilmiştir. Bunedenle Milletimiz, darbe teşebbüsüyle millet iradesini ve egemenliğinigasbedenlerin demokratik anayasal düzene ve insan haklarına karşı nasıl büyükbir tehdit oluşturduklarının en başta gelen tanığıdır.
63. 15 Temmuz 2016 gecesi TSK içinde örgütlenmiş bir grup,anayasal düzenin ortadan kaldırılması teşebbüsünde bulunmuş, bu teşebbüsdemokratik bir toplumun meşru tüm unsurlarının kararlı direnci sayesindeengellenmiştir. Başta egemenliği gasbedilmeye çalışılan Milletimiz olmak üzere,millet adına egemenliği kullanmaya yetkili organlar (Cumhurbaşkanı, TBMM,Bakanlar Kurulu ve yargı kurumları), demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarıolan tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, basın yayın organları vemeşru demokratik otoritenin emir ve talimatlarıyla hareket eden güvenlikgüçleri bu egemenlik ve demokrasi direnişini hep birliktegerçekleştirmişlerdir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de darbe teşebbüsününgerçekleştiği gecenin ilk saatlerinde çatışmalar devam ederken yaptığıaçıklamayla bu teşebbüsü “anayasal düzene karşı demokrasi dışı bir girişim”olarak tanımlamış ve açıkça reddetmiştir.
64. Darbe teşebbüsü, iradesini ve egemenliğini milletinelinden almaya teşebbüs edenlerin demokratik anayasal düzene ve insan haklarınayönelik tehditlerinin büyüklüğünü somut olarak ortaya çıkarmıştır. Teşebbüssırasında egemenliğin kayıtsız şartsız kaynağı olan millete, egemenliği milletadına kullanan organlara, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan basınyayın kuruluşlarına ve meşru demokratik otoritenin emir ve talimatlarıdoğrultusunda hareket eden güvenlik güçlerine saldırılmıştır. Bu kapsamdaegemenliğine ve iradesine sahip çıkmak için sokaklara çıkıp darbeye karşıgösteri yaparak temel haklarını kullanan silahsız bireyler -silah vebombalarla- katledilmiş ve yaralanmış, bu suretle başta yaşam hakları olmaküzere temel hak ve hürriyetleri yaygın bir şekilde ihlal edilmiştir.
65. Demokratik toplum düzeninin temel kurumlarından biri vemillet iradesinin doğrudan tecelli ettiği organ olan TBMM savaş uçaklarıyladefalarca bombalanmış, Devletin başı olan Cumhurbaşkanı’na suikast girişimindebulunulmuş, Başbakan silah kullanılarak taciz edilmiş, TRT’ye baskın yapılaraközgür yayın akışı kesilmiş ve silah zoruyla darbe bildirisi okutulmuş, ülkegenelinde yayın yapan bazı özel televizyon kanallarına baskın yapılarakyayınları durdurulmak istenilmiş, meşru otoritenin emir ve talimatlarıdoğrultusunda hareket eden çok sayıda polis ve askeri personel doğrudan hedefalınarak ya da çatışmalar sırasında şehit edilmiş veya yaralanmıştır.
66. 15 Temmuz 2016 gecesi meydana gelen darbe teşebbüsünündemokratik anayasal düzene karşı oluşturduğu tehdidin büyüklüğünüdeğerlendirmek bakımından, engellenmiş olan bu teşebbüsün somut olarak meydanagetirdiği zararların tek başına dikkate alınması yeterli değildir. Darbeteşebbüsünün kısa sürede engellenememiş olması ya da darbenin gerçekleşmesihâlinde oluşabilecek risklerin de değerlendirilmesi gerekir. Egemenliğin sahibiolan millet ve demokratik anayasal düzenin tüm unsurları, darbe teşebbüsünükararlı bir direnişle kısa sürede engellememiş olsalardı ya bir grup zorbanınmutlak egemenliğini kabul edecekler ve onun hiçbir demokratik denetime tabi olmayaniradesine tabi olacaklar ya da direnmeye devam edeceklerdi. Birinci ihtimal birmilletin demokratik açıdan ölümü anlamına gelecekti. Çok az sayıda kötülük,iradesi ve egemenliği gasbedilen bir milleti bu derece aşağılayabilir. İkinciihtimal olan çatışmaların uzaması ve yaygınlaşması, devlet otoritesinin, hattadevletin tamamen ortadan kalkması riskinin yakın, ciddi ve açık bir tehditolarak ortaya çıkmasına neden olacaktı. Son zamanlarda tanık olunan yakınçevremizdeki ülkelerin durumu, devlet otoritesinin ortadan kalkması hâlindebırakın demokratik bir düzende yaşamayı insanların en temel haklarının her günsaldırı altında olduğu bir düzensizlik ve kargaşa ortamının acı örnekleriolarak dünya kamuoyunun gözü önünde durmaktadır. Darbe teşebbüsünün, ülkemizinbirçok terör örgütünün açık hedefi olduğu günlerde gerçekleştirilmesi bu riskinağırlığını daha da artırmıştır.
67. Bütün bu değerlendirmeler birlikte ele alındığında, darbeteşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil, bununla sıkı bağıolan “milli güvenlik” yönünden de mevcut ve ağır bir tehdit oluşturduğuanlaşılmaktadır. Milli güvenlik, Anayasa’da ve insan haklarının korunmasınailişkin birçok uluslararası belgede, temel hak ve hürriyetlerinsınırlandırılması sebepleri arasında sayılmıştır. Özgürlük-güvenlik dengesininsağlanması modern demokrasilerin en önemli amaçlarından biri hâline gelmiştir.Çünkü güvenliğin olmadığı yerde demokratik düzeni sürdürmek ve özgürlüklerihayata geçirebilmek mümkün değildir.
68. Açıklanan nedenlerle şimdiden Türk demokrasi tarihinekara bir leke olarak geçen 15 Temmuz darbe teşebbüsünün demokratik anayasaldüzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine ve milli güvenliğe yönelik enağır saldırılardan biri, belki de en ağırı olduğu sonucuna varmak gerekir.
B. 667 Sayılı KHK Kapsamında Öngörülen Tedbirler
69. Anayasa’nın 5. maddesinde “Cumhuriyeti ve demokrasiyikorumak”, “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak”,“kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan engelleri kaldırmak” ve“insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak”devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
70. Darbe teşebbüsü fiilen engellenmiş olmakla birlikte buteşebbüsün demokratik anayasal düzene, temel hak ve hürriyetler ile milligüvenliğe yönelik oluşturduğu tehlikenin tamamen ortadan kaldırılması ve benzerteşebbüslerin önüne geçecek tedbirler alınması devletin sadece yetkisinde olanbir husus değil, Anayasa’nın 5. maddesi gereğince bireylere ve topluma karşıertelenemeyecek bir sorumluluğu ve görevidir.
71. Bazı durumlarda devletin, demokratik anayasal düzene,temel hak ve hürriyetler ile milli güvenliğe yönelik tehditleri ortadankaldırması olağan yönetim usulleriyle mümkün olmayabilir. Dolayısıyla butehditler ortadan kaldırılıncaya kadar olağanüstü yönetim usullerininuygulanması gerekebilir. Anayasa’da buna imkân tanımak üzere “olağanüstüyönetim usulleri” öngörülmüş olup bunlardan biri de Anayasa’nın 120. maddesindedüzenlenen “olağanüstü hâl ilanı”dır.
72. Anayasa’nın 120. maddesi uyarınca “Anayasa ile kurulanhür demokrasi düzenini” veya “temel hak ve hürriyetleri” ortadan kaldırmayayönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veyaşiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hâllerinde,Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK’nın da görüşünüaldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresialtı ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl ilan edebilir.
73. Nitekim darbe teşebbüsünün fiilen engellenmesinden sonraCumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK’nın da görüşünüaldıktan sonra 21/7/2016 tarihinde saat 01.00’dan itibaren geçerli olmak üzereyurdun bütününde doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine kararvermiş, bu karar aynı gün TBMM Genel Kurulu tarafından onaylanmıştır.
74. Olağanüstü hâl süresince, demokratik anayasal düzen iletemel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik tehditleri bertaraf etmekiçin Anayasa’da tanınan imkânlardan biri de 121. maddenin üçüncü fıkrasıuyarınca, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna“olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda” KHK çıkarma yetkisi verilmesidir.
75. Nitekim bu kapsamda Cumhurbaşkanı’nın başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu, 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK’yı çıkarmıştır. KHK’nın gerekçesişöyledir:
“15 Temmuz 2016 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içindekümelenmiş ve Milli Güvenlik Kurulu Kararıyla da terör örgütü olarak belirlenenFethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu, asker elbisesi giymiş hainler vebunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlartarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine darbeye teşebbüs etmeksuretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirilmiştir.
FETÖ/PDY mensupları tarafından yapılan kalkışma hareketiyle,cebir ve şiddet kullanılarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğüdemokratik hukuk düzeni ortadan kaldırılmaya ve yerine totaliter bir düzengetirilmeye çalışılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi yok edilmeye ve GaziMeclisin görevlerini yapmasının önüne geçilmeye cüret edilmiş, TürkiyeCumhuriyeti Hükümeti ortadan kaldırılmaya ve görevlerini yapması engellenmeyeteşebbüs edilmiş, masum sivillerin ve görevlerini yapan güvenlik güçleri ilekamu görevlilerinin canına kast edilmiş ve halkın oyuyla seçilmişCumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulmuştur.
…
Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasininve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbeteşebbüsünün tamamen sonlandırılması ve buna benzer bir müdahale girişimininyeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekildesürdürülebilmesi için, olağanüstü hal süresince birtakım ivedi tedbirlerinalınması zorunlu hale gelmiştir. Bu Kanun Hükmünde Kararname, oluşan toplumsalmutabakat da dikkate alınarak söz konusu tedbirlerin alınması amacıylaçıkarılmaktadır.”
76. KHK’nın genel gerekçesinden ve içerdiği düzenlemelerdenşu hususlar anlaşılmaktadır:
a. Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulutarafından, darbe teşebbüsünün “TSK içinde örgütlenmiş FETÖ/PDY mensupları,bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurlar”tarafından gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.
b. FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirildiği değerlendirilendarbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması ve benzer bir müdahale teşebbüsününtekrarlanmaması, genel olarak FETÖ/PDY’nin demokratik anayasal düzen ile temelhak ve hürriyetlere yönelik tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması, bukapsamda yapılacak mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesiamaçlanmıştır.
c. Bu amaç doğrultusunda FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veyairtibatı belirlenen eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, sendikalar, vakıflarve dernekler gibi tüm kurum ve kuruluşların kapatılması; terör örgütlerine veyaMGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilenyapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarlairtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensupları dâhil tüm kamu çalışanlarınınmeslekten veya kamu görevinden çıkarılması; bazı suçlara ilişkin soruşturma vekovuşturmaların etkililiğinin artırılması yönünde tedbirler öngörülmüştür.
C. 667 Sayılı KHK Kapsamında Yargı Mensupları ve Diğer KamuGörevlilerine İlişkin Öngörülen Tedbirler
77. KHK’nın 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslektensayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden(işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerinmeslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.Anılan maddelerde, görevine son verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdamedilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği de hükümaltına alınmıştır.
78. Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, 667 sayılı KHK’nınamacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyetibirlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmaküzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin tamamının tümkamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılması sonucuna ulaşılmak istendiğianlaşılmaktadır.
79. Buna göre KHK’nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülenmeslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesikarşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milligüvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum vekuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan venihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
80. FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamındaörgütlenmesi ve somut darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olması,potansiyel (olası) tehdidi var olan (mevcut) tehlikeye dönüştürmüş, demokratikanayasal düzeni sürdürmek bakımından olağanüstü tedbirler alınmasını zorunlukılmıştır.
81. Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milligüvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi birbağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması,demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği vesaygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim KHK’nın3. maddesinde yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasına ilişkin tedbiringerekçesi şöyle ifade edilmiştir:
“Anayasanın 139 uncu maddesinde hâkimlik ve savcılık teminatıdüzenlenerek azlolunamayacakları hükme bağlanmış ise de, aynı maddede meslektekalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalarsaklı tutulmuştur. Benzer düzenleme 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun44 üncü maddesinde de yer almaktadır. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilendarbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargımensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığıilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Anayasanın 138 inci maddesine göre Anayasaya,kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevialtındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbirbiçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde veideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesi en başta yargının saygınlığı vegüvenilirliğine zarar vermektedir. Devlet organizasyonu dışındaki başka birhiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığı,vatandaşların yine Anayasanın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önündebüyük bir engel teşkil etmektedir. Bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatlarıdeğerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağısakıncaları gidermek amacıyla, Anayasanın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasındatanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenleme yapılmaktadır.”
D. 667 Sayılı KHK Kapsamındaki Meslekten Çıkarma Tedbirinin AnayasaMahkemesi Üyeleri Yönünden Uygulanma Koşulları
82. KHK’nın 3. maddesinde sayılan yargı mensupları arasında“Anayasa Mahkemesi Üyeleri” de bulunmaktadır. Anılan madde uyarınca meslektençıkarma tedbirinin Anayasa Mahkemesi Üyeleri bakımından uygulanabilmesi için;
a. Üyenin, terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milligüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplara “üyeliği”, “mensubiyeti” veya “iltisakı” yahut bunlarla “irtibatı”olduğunun değerlendirilmesi,
b. Bu değerlendirmenin Anayasa Mahkemesi Genel Kurulununsalt çoğunluğunca yapılması gerekmektedir.
83. KHK’nın 3. maddesinde genel olarak “terör örgütlerineveya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna kararverilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmişse de madde gerekçesi dikkatealındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır.
84. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terörfaaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle Anayasa Mahkemesi Üyeleriarasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca devletin milli güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar”la bağkurulması yeterli görülmüştür.
85. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirininuygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya“mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklindeolması da yeterlidir.
86. Son olarak maddede, terör örgütleri veya MGK’ca devletinmilli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veyagruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulmasıaranmamıştır. Böyle bir bağın Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca“değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulunsalt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaatcezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslektekalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir.
87. KHK’nın 3. maddesinde bu kanaate varılabilmesi için bellibir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmemiştir. Bu kanaatin hangi hususlaradayanılarak oluşacağı Genel Kurulun salt çoğunluğunun takdirine bırakılmıştır.Burada önemli olan belli bir kanaate varılırken keyfilikten uzak durulmasıdır.
88. Şüphesiz yukarıda belirtilen bağın bulunup bulunmadığınailişkin değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaateulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
E. Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN ve Erdal TERCANHakkında Meslekten Çıkarma Tedbirinin Uygulanıp Uygulanmayacağına İlişkinDeğerlendirme
89. 15 Temmuz 2016 gecesi başlayıp ertesi gün belli bir saatekadar devam eden darbe teşebbüsünün planlayıcısı ve uygulayıcısının, uzunsüredir soruşturma ve kovuşturmalara konu olan, son dönemde MGK tarafından“millî güvenliği tehdit eden bir terör örgütü” olarak tanımlanan FETÖ/PDYolduğu yetkili makamlarca değerlendirilmiştir.
90. FETÖ/PDY’nin örgütlenmesi bakımından önem verdiğikurumların başında gelen TSK, emniyet teşkilatı ve yargı kurumlarında görevyapan çok sayıda askeri personel, emniyet görevlisi ve yargı mensubu hakkındadarbe teşebbüsü sonrası ülke genelinde soruşturmalar başlatılmış ve gözaltıtedbirleri uygulanmıştır.
91. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca anayasal düzeni cebirve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin olarakbaşlatılan soruşturma kapsamında Anayasa Mahkemesi Üyeleri Alparslan ALTAN veErdal TERCAN da “FETÖ/PDY üyesi” oldukları gerekçesiyle 16/7/2016 tarihindegözaltına alınmışlardır.
92. Anılan üyelerin farklı sulh ceza hâkimlikleri tarafındanyapılan sorgularının ardından 20/7/2016 tarihinde “silahlı terör örgütüne üyeolma” suçundan tutuklanmalarına karar verilmiştir. Sulh ceza hâkimliğitarafından 1/8/2016 tarihinde bu üyelerin malvarlıkları üzerine tedbirkonulmuştur.
93. Üyeler Alparslan ALTAN ve Erdal TERCAN, ceza soruşturmasıkapsamındaki ifadelerinde üzerlerine atılı suçu kabul etmediklerini beyanetmişlerdir.
94. Bu süreçte darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen olağanüstühâlin uygulanmasına ilişkin tedbirleri düzenleyen 667 sayılı KHK’nın 3. maddesiuyarınca Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından Üyeler Alparslan ALTAN veErdal TERCAN’ın hukuki durumlarının değerlendirilmesine karar verilmiştir.
95. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca yapılacakdeğerlendirmede dikkate alınmak üzere Üyeler Alparslan ALTAN ve Erdal TERCAN’ınyazılı savunmaları alınmıştır. Anılan üyeler savunmalarında FETÖ/PDY ileherhangi bir bağlarının bulunmadığını beyan etmişler; yöneltilen suçlamaylailgili somut bilgi ve belgeler kendilerine sunulduktan sonra yeniden savunmaimkânı verilmesini, isimlerini belirttikleri bazı tanıkların dinlenilmesinitalep etmişlerdir.
96. 667 sayılı KHK kapsamında yapılacak değerlendirme, adli suçveya disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturulması mahiyetindeolmayıp Anayasa Mahkemesi Üyelerinin belli bir yapıyla herhangi bir bağlarınınolup olmadığına ilişkin kanaatin oluşturulacağı bir süreci ifade etmektedir.Dolayısıyla KHK’nın amacı ve tedbirin niteliği ile somut olayın özellikleribirlikte dikkate alındığında ilgili üyeler hakkında mevcut bilgi ve belgeleregöre değerlendirme yapılması gerekmiştir.
97. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Üyeler Alparslan ALTANve Erdal TERCAN hakkında 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca yapacağıdeğerlendirme, anılan üyelerin MGK’ca devletin milli güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan MGKkararlarında ifade edildiği şekliyle (bkz. § 18) “Paralel Devlet Yapılanması”ile “üyelik”, “mensubiyet”, “iltisak” veya “irtibat” şeklinde herhangi birbağlarının olup olmadığına ilişkindir. Yukarıda ifade edildiği üzere budeğerlendirme için Genel Kurulun salt çoğunluğunda anılan üyelerle ilgilioluşacak “kanaat” yeterlidir.
98. Somut olayın yukarıda ifade edilen özellikleri, anılanyapı ile ilgileri olduğuna dair sosyal çevre bilgisi ve Anayasa MahkemesiÜyelerinin zaman içinde oluşan ortak kanaatleri birlikte dikkate alınarak,Üyeler Alparslan ALTAN ve Erdal TERCAN’ın KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralıfıkrası kapsamında söz konusu yapı ile meslekte kalmalarıyla bağdaşmayacaknitelikte bağlarının olduğu değerlendirilmiştir.
99. Durumları bu şekilde değerlendirilen üyelerin, temelgörevi demokratik anayasal düzen ile temel hak ve hürriyetleri korumak olanAnayasa Mahkemesinde görev yapmaya devam etmesinin yargının güvenilirliğini vesaygınlığını da zedeleyeceği açıktır.
100. Açıklanan nedenlerle Üyeler Alparslan ALTAN ve ErdalTERCAN’ın meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslektençıkarılmalarına karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM
Açıklanan gerekçeyle;
A. 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca,
1. Anayasa Mahkemesi Üyesi Alparslan ALTAN’ın meslektekalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına,
2. Anayasa Mahkemesi Üyesi Erdal TERCAN’ın meslekte kalmasınınuygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına,
B. Kararın ilgililere tebliğine
4/8/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ