ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
Karar günü:2/8/1967
Resmi Gazete tarih/sayı:25.10.1967/12734
İptal isteminde bulunan: Çetin Altan- İstanbul Milletvekili,
İptali isteminin konusu : Yukarıda adı geçen Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının
kaldırılması hakkındaki Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma Komisyonca
düzenlenmiş raporun kabulüne ilişkin olarak Millet Meclisinin 21/7/1967 günlü 144 üncü
birleşiminde verilen 242 sayılı kararın Anayasa'nın 11, 20. ve 79 uncu ve İçtüzüğün 178, 180. ve
öteki ilgili maddelerine aykırı bulunduğu ileri sürülmüş ve iptali için Türkiye Cumhuriyeti
Anayasa'sının 81 inci maddesi uyarınca Mahkememize başvurulmuştur.
I- OLAY:
Çetin Altan'ın 28/9/1966 günlü Akşam Gazetesinde çıkan, (Bornova Savcısı lütfen dinleyin)
başlıklı yazısında İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca komünizm propagandası ve görev dolayısiyle
hakaret ve tehdit niteliği görülerek Türk Ceza Kanununun 142 nci maddesinin l. ve 6 ncı fıkraları,
482 inci maddesinin son fıkrası ve 273. ve 191 inci maddeleri gereğince dâva açılmak üzere adı
geçen milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenmiş ve dosya Başbakanlığın
12/11/1966 günlü ve 6/2/9934 sayılı yazısı ile Millet Meclisine gelmiştir.
İşin Millet Meclisi Anayasa ve Adalet Karma Komisyonunun ihzarı Komisyonunda
görüşülmesi sonunda Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına 13/4/1967 günlü ve
3/483 sayılı raporla ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Millet Meclisinin Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu Karma Komisyon 28/6/1967
günlü ve 3/483-1 sayılı raporla İstanbul Milletvekili Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının
Anayasa'nın 79. uncu maddesinin 2 inci fıkrası ve içtüzüğün 178, 179 ve 180 inci maddeleri
gereğince kaldırılması gerektiğine çoğunlukla karar verilmiştir. Kararda, İhrazî Komisyonun
(Milletvekiline isnat edilen suçun sübutu halinde Anayasa'nın 68 inci maddesinde seçilme
yeterliğini yitirmiş olacağı ve bu maddede yazılı suçlardan dolayı da dokunulmazlığın
kaldırılmasının uygun düşeceği) yolundaki görüşünü benimsemekte ve dosya içindekilerden, Karma
Komisyonda yapılan inceleme ve görüşmelerle milletvekilinin savunmasından çıkarılan sonuç ve
suçun niteliği kararın gerekçesi olarak gösterilmektedir.
Millet Meclisi 21/7/1967 gününde Karma Komisyon raporunu kabul etmiş; bir başka
deyimle "Milletvekili Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermiştir, ilgili
milletvekili bunun üzerine Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Dilekçesinin Genel Sekreterlikçe
kaleme havalesi tarihi 24/7/1967 dir. Başvurma, Anayasa'nın 81 inci ve 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı
Kanunun 33. ve 26 ncı maddelerine göre, süresi içindedir.
III- İNCELEME :
İptal işlemini kapsayan dilekçe, hazırlanan raporlar, Millet Meclisi Başkanlığından ve
Adalet Bakanlığından getirtilen belge ve bilgiler, konu ile ilgili Millet Meclisi tutanak dergileri,
iptal istemine ilişkin Anayasa ve içtüzük hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü
ve düşünüldü .
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
2
1. Sözlü açıklama istemi :
Görüşmelere başlanırken dilekçedeki sözlü açıklama istemi üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 148 inci maddesinin son fıkrası ve 44 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin l inci fıkrası
sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgililerin çağrılması Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü
hallere hasretmektir. İptal isteminde bulunanın Karma Komisyondaki açıklamaları Mahkememize
getirtilen ses bantlarından dinlenmiş Millet Meclisinde söyledikleride tutanaklardan okunmuş
olduğundan kendisinin çağrılması gerekli görülmediğine oybirliği ile karar verilmiştir.
2. İnceleme sırası : .
Bundan sonra inceleme sırası üzerinde durulmuştur. Usule ilişkin itirazların esasa ilişkin
olanlardan önce incelenmesi tabiîdir. İptal isteminde bulunan, usule ilişkin iptal nedenlerini :
a. İhzari Komisyon ve Karma Komisyonun görevlerini süresi içinde yapmadıkları;
b. Karma Komisyonun Anayasa'ya uygun olarak kurulmadığı;
c. İhzari Komisyon üyelerinin İçtüzüğe uygun olarak tefrik edilmediği;
d. İhzari Komisyonun savunma almadan karar verdiği;
e. İşin sorumsuzluk açısından incelenmediği olmak üzere başlıca beş konu üzerinde
toplanmıştır. Bunlar arasında sonucu en başta etkileyecek nitelikte olan ve bu yüzden de incelemede
ilk sıvayı alması gerekli bulunan hiç şüphesiz ihzari Komisyonun ve Karma Komisyonun
kuruluşlarına yönelen itirazdır. Bu nedenlerle her iki Komisyonun kurulma durumlarının ilk olarak
incelenmesi uygun görülmüştür.
3. İhzari Komisyonun kurulusu :
Anayasa'nın geçici üçüncü maddesinde yeni içtüzükler yapılıncaya kadar, uygulanması
öngörülen Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 gününden önce yürürlükte bulunan
İçtüzüğün yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin 17 nci babındaki 178 inci maddesinde
Meclis Başkanının, Adalet Bakanlığından Başbakanlık aracılığı ile gelen dokunulmazlığın
kaldırılması istemini Anayasa ve Adalet Komisyonlarından kurulu bir Karma Komisyona havale
edeceği ve Komisyon Başkanının Kur'a ile beş üyeden kurulu bir İhzarı Komisyon tefrik edeceği
yazılıdır.
Olayda İhzarî Komisyonun Karma Komisyon Başkanı Başgil'in sürüp giden hastalığı
yüzünden görevini yerine getirmiyeceği sonucuna varılması üzerine 24/2/1967 gününde Karma
Komisyon Başkan Vekili Kırca tarafından, kur'a çekilmek suretiyle kurduğu anlaşılmaktadır. Bu
Komisyon işi 13/4/1967 günlü raporla sonuçlandırılmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılan bazı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin Güven
partisini kurmaları ve Güven Partisi Millet Meclisi Grubunun meydana gelmesi tarihi 12/5/1967 dir.
Demek ki, İzharî Komisyon için kur'a çekildiği 24/2/1967 gününde, Anayasa ve Adalet
Komisyonlarının seçildiği zamana göre siyasî parti gruplarının kuvvet oranlarında hiç bir değişiklik
yoktu ve Karma Komisyon Başkan Vekili Komisyona hangi parti adına seçilmişse o parti ile olan
ilişkisini devam ettirilmekte idi. Bir başka deyimle 24/2/1967 gününden 13/4/1967 gününe kadar
olan süre içinde, Anayasa'nın 85 inci maddesinin 2 nci fıkrasının yeniden uygulanmasını
gerektirecek bir durum ortaya çıkmamıştı. Bu itibarla iptal isteminde bulunanın, kur'a işini yürüten
kimsenin Karma Komisyona üye bile olamıyacağına göre başkan vekilliği edemiyeceği ve tutumun
Anayasaya ve içtüzüğe aykırı bulunduğu yolundaki iddiası yerinde görülmemiştir.
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
3
Öte yandan yukarıda sözü edilen 178 inci maddede kur'anın mutlaka Komisyon huzurunda
belirli kişiler tarafından çekilip sonucunun tesbit edilmesini zorunlu kılan bir hüküm
bulunmadığından bu işi başkan vekilinin Komisyonun, memur olan kâtibinin yardımı ile
görmesinde bir aksaklık ve aykırılık olmadığı ortadadır.
Şu duruma göre İzharı Komisyonunun kuruluşunda Anayasa ve İçtüzük hükümlerine
aykırılık bulunmadığına karar verilmesi gerekir.
4. Karma Komisyonun kuruluşu :
Karma Komisyonu meydana getiren Anayasa ve Adalet Komisyonlarının ikinci toplantı yılı
başında usulünce kurulduğu; 12/5/1967 de Güven Partisi Millet Meclisi Grubu teşekkül ettiğinde
siyasî parti gruplarının kuvvetleri oranında kendisini gösteren değişikliğin Meclis faaliyetlerine ve
bu arada komisyonların bünyelerine yansıtılmasının sağlanması gerekirken bütün siyasî parti
grupları temsilcilerinin Millet Meclisi Başkanının başkanlığında yaptıkları bir toplantıda, üçüncü
toplantı yılının başlamasına kadar Komisyon üyeliklerinin aynen muhafazası hususunda anlaşarak
kuvvetleri oranındaki temsil hakkından vazgeçtikleri; durumun 14/6/1967 gününde, 118 inci Genel
Kurul birleşimine sunulduğu ve itirazla karşılanmadığı için kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 85 inci maddesinin 2 nci fıkrasında İçtüzük hükümlerinin, siyasî parti
gruplarının, meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlayacak yolda
düzenleneceği yazılıdır. Bu aslında siyasi parti gruplarının meclislerin bütün faaliyetlerine
kuvvetleri oranında katılmalarını buyuran bir temel hukuk kuralıdır ve yine Anayasa'nın 8 nci
maddesi gereğince yasama, yürütme ve yargı organlarını idare makamlarını ve kişileri
bağlamaktadır. Bu kuralın siyasî parti gruplarının uyuşmaları veya Millet Meclisi Genel Kurulunun
kabulü ile bir yana bırakılması mümkün değildir. Aksine bir davranış elbette ki Anayasa'ya aykırı
olur.
Burada Anayasa'nın geçici 3 üncü maddesi üzerinde de durmak gerekir. Söz konusu
maddede yeni Anayasa'ya göre kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Millet Meclisinin ve
Cumhuriyet Senatosunun toplantı ve çalışmaları için, kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan İçtüzüğü hükümlerinin
uygulanacağı yazılıdır. Yeni içtüzükler yapılıncaya kadar meclislerin çalışmalardan kalmamaları
için verilen bu imkanın içtüzüğün Anayasa ile bağdaşmayan hükümleriyle birlikte harfi harfine
uygulanacağı anlamında değerlendirilip genişletilmesi düşünülemez. İçtüzük hükümleri ancak
Anayasa kuralları ile sınırlı olarak ve o kurallara uyarlıkları oranında bir uygulama yeri bulabilir,
içtüzükte öngörülmemiş (Anayasa'nın getirdiği yeniliklere ilişkin) konularda veya İçtüzüğün
Anayasa ile çelişen hükümlerinde Anayasa'ya uyar bir uygulanma yolunun tutulması gereklidir.
Aksine bir görüş İçtüzüğü Anayasa'ya eşit hatta Anayasa'dan üstün tutmak olur. Böyle bir görüsün
sakatlığı ise tartışılmayacak kadar ortadadır. Öte yandan bu görüş, çıkarılması bir süreye
bağlanmamış olan yeni içtüzüğe uzun bir zaman el sürülmemesi ve Anayasa kurallarının devamı
olarak ihmal edilmesi gibi bir tutumun müsamaha ile karşılanması sonucunu da doğurur ki, tartışma
konusu görüşe katılmaya bu nedenle de imkân yoktur.
Esasen İçtüzük konusunda şimdiye kadarki uygulamalar hep içtüzüğün öngörmediği veya
Anayasa ile çelişmeye düştüğü hususlarda Anayasa'ya uygun bir yön izlemiştir. Birkaç örnek
vermek gerekirse şunlar ileri sürülebilir. Anayasa'ya göre (Madde 85/2) siyasî parti grupları en az
on üyeden meydana gelir. İçtüzükte ise sayı ile sınırlama yoktur. (Madde 22/2-12/2/1954 günlü
içtüzükle değişik). Bu konuda tabiatiyle Anayasaya uyulmaktadır. Bütçeyi inceleyecek
Komisyonun Anayasada ongörüIen bünyesi (Madde 94/2) İçtüzüktekinden (Yukarıda değinilen
madde) farklıdır. Komisyon Anayasa'ya göre kurulmaktadır. İçtüzüğün Cumhurbaşkanının nutkuna,
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
4
kanunların yorumlanmasına ilişkin hükümlerinin (10, 11, 124 üncü ve 125 inci maddeleri)
uygulama yeri kalmamıştır; uygulanmaktadır. İçtüzükte siyasî parti gruplarının Meclisin bütün
faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlıyacak hükümler öngörülmemiştir. Oysa
komisyonlara üye seçilmeyi bu kurala göre yapılmaktadır. Hattâ Güven Partisinin kurulmasıyla
kuvvetler oranının değişmesi üzerine Komisyonların bünyelerinde değişiklik yapılmak konusu ele
alınmış; ancak bu iş parti gruplarının anlaşmaları ve Meclis Genel Kurulunun tasvibi ile üçüncü
toplantı yılının başına bırakılmıştır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.
Şu duruma göre İçtüzüğün (Madde 22-23), komisyonların her toplantı yılının başlangıcında
seçilmesine ve görevlerinin ertesi toplantı yılına kadar sürmesine ilişkin hükmü, bu süre dolmadan
komisyonda hiçbir değişiklik yapılamaz şeklinde yorumlanamaz. Buna göre siyasi parti gruplarının
kuvvetleri oranında değişiklik olur olmaz değişikliğin komisyonlardaki orana yansıtılması gerekir.
Bu yolun komisyon seçimlerini sıklaştıracağı, durumlarına kararsızlık vereceği ve işlerin
sürüncemede kalması sonucunu doğuracağı gibi bir kaygı iltifata değer değildir. Çünkü vakit vakit
parti gruplarından istifalar ve başka gruplara geçmeler olmakla birlikte böyle bir durumun grupların
kuvvetleri oranını değiştirecek bir niceliği bulması pek seyrektir. Zaten yapılarak olan da
komisyonların varlığına ve görev sürelerine ilişmeyen sadece üyelerinin kişiliklerinde değişiklik
öngören bir işlemden ibaret kalacaktır, bu işlemin çekilen bir komisyon üyesi yerine bir başkasının
seçilmesinden farkı yoktur. Kaldı ki mazeret olarak ne gibi sakıncalar ileri sürebilirse sürülsün,
bunların en ağırı ve haklısı dahi bir anayasa hükmünün ihmalini makbul gösteremez. Esasen sözü
geçen 22 nci maddedeki bir yıllık süre ile komisyonların bir yıl sonunda değiştirilmesi öngörülmüş
olup, süre maddi veya hukukî nedenlerle yıl içindeki değişikliği önlemek için konulmuş değildir.
Şimdi, Karma Komisyonunun Anayasa ya aykırı olarak kurulmuş bulunmasının, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına Millet Meclisi Genel Kurulu karar vereceğine ve olayda da bu
karar verilmiş bulunduğuna göre, sonucu etkileyip etkilemiyeceğinin tartışılmasına sıra gelmiştir.
İçtüzük hükümleri incelenince görülür ki yasama organı, dokunulmazlığının kaldırılması konusuna
özel bir önem vermektedir. Bu iş için tek komisyon değil iki komisyondan kurulu bir karma
komisyon görevlendirilmiş; bununla da yetinilmeyerek ayrıca bir izharî komisyon öngörülmüştür.
İzharî komisyona bütün evrakı incelemek ve ilgili milletvekilini dinlemek görevi verilmiştir. Karma
Komisyonun yasa tasarısı ve tekliflerini inceleyen komisyonlara göre, daha özel bir durumu da
vardır: Yasa tasarı ve tekliflerinin komisyonlarda belirli bir süre içinde incelenip
sonuçlandırılmaması halinde doğrudan doğruya gündeme alınarak genel kurulda görüşülmesi yolu
açık iken (İçtüzük, madde 36) yasama dokunulmazlığı konusunda böyle bir tutuma yer
verilmemiştir. İşin mutlaka İzharı Komisyonda ve Karma Komisyonda incelenmesi ve karara
bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Karma Komisyona tanınan özellik ve önem yerindedir. Dokunulmazlığın kaldırılmasına
Genel Kurul karar vermekle birlikte bu işi doğrudan doğruya yapamamakta ve kararın bütün
dayanaklarını karma Komisyon incelenmekte ve hazırlamaktadır. Öte yandan Karma Komisyon
sübjektif kararlar veren, bir başka deyimle, belirli kişilerin haklarını etkileyecek sonuçlara varan bir
topluluktur. Bu türlü topluluklarda ise kararlar kuruluşun yasaya uygun olup olmayışına göre hukuk
bakımından geçerli olur veya olmaz. Çünkü topluluğun bünyesi ile .çalışmalarının sonucu arasında
çok sıkı bir bağlantı ve ilişki vardır. Genel Kurul ise görüşmelerini, Karma Komisyonun kararı
üzerinde yapmağa zorunlu olduğuna göre Karma Komisyon kararının hukukî niteliği elbette ki
sonucu etkileyecektir. Gerçi Millet Meclisi Genel Kurulu Karma Komisyon raporunu reddedebilir.
Ancak, bu durum, Karma Komisyon raporunun, dokunulmazlığını kaldırılmasında taşıdığı önemi
yok edemez.
Özetlenecek olursa : Olayda Karma Komisyon Anayasa'ya uygun olarak kurulmamıştır. Bu,
komisyonun hiç var olmamasiyle birdir. Demek ki ortada İçtüzüğün 178, 179 ve 180 inci
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
5
maddelerinin öngördüğü Karma Komisyon yoktur. Böyle olunca Genel Kurulun görüşmelerine ve
kararına dayanak olan Karma Komisyon raporu hukuk bakımından geçerli sayılamaz. Oysa Genel
Kurul bu raporu 21/7/1967 günlü ve 242 sayılı Karariyle kabul etmiş ve ortaya Anayasa'nın 85 inci
maddesinin 2 nci fıkrasına ve İçtüzüğün 178 ve 180 inci maddelerine aykırı bir durum çıkmıştır.
Anayasa'nın 81 inci maddesine göre ise, Anayasa veya İçtüzük hükümlerine aykırılık durumu
yasama dokunulmazlığının kaldırılması kararlarının iptalini zorunlu kılmaktadır. Şu hale göre Millet
Meclisinin Milletvekili Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin 21/7/1967
günlü ve 242 sayılı Kararının iptali gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve Halit zarbun bu
görüşe katılmamışlardır.
5. Usule ilişkin öteki yönler:
Varılan sonuca göre usule ilişkin öteki yönlerin incelenmesi bu sonucu
değiştiremiyeceğinden ve komisyonların kuruluşu dışında kalan usul itirazları ancak daha sonraki
sıralarda yer alabileceğinden bunların incelenmesine yer olmamak gerekir.
Başkan İbrahim Senil, Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Salim Başol Hakkı Ketenoğlu, Halit
Zarbun ve Muhittin Gürün, usül yönünden ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık nedenlerinin tümünün
incelenmesinin konunun daha etraflı olarak aydınlatılmasına yararlı olacağı düşüncesi ile çoğunluk
görüşüne katılmamışlardır.
6- Esasa ilişkin yönler :
Kararın usül yönünden iptali öngörüldüğüne göre iptal nedeni karşısında esasa ilişkin
yönlerin incelenmesine yer olmamak gerekir.
IV- SONUÇ :
İstanbul Milletvekili Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması işinde :
1- İzharı Komisyonun kurulmasında Anayasa ve içtüzük hükümlerine aykırılık
bulunmadığına oybirliğiyle;
2- Karma Komisyonun (kurulmasında Anayasa'nın 85 inci maddesinin 2 nci fıkrasına
aykırılık bulunduğuna ve Millet Meclisinin bu Karma Komisyon raporunun kabulüne ve binnetice
Çetin Altan'ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin olan ve Anayasa'nın yukarıda sözü
geçen hükmüne ve dolayısiyle İçtüzüğün 178 ve 180 inci maddelerine aykırı görülen 21/7/1967
günlü ve 242 sayılı kararının Anayasa'nın 81 inci maddesi uyarınca iptaline üyelerden İhsan
Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve Halit Zarbun'un karşı oyları ile ve oyçokluğu
ile;
3- Usule ilişkin öteki yönlerin incelenmesine yer olmadığına Başkan İbrahim Senil,
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Hakkı Ketenoğlu, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün
muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
4- İptal nedeni karşısında esasa ilişkin yönlerin incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
2/8/1967 Gününde karar verildi.
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
6
Başkan
İbrahim Senil
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün
MUHALEFET ŞERHİ
Kararda : Karma Komisyonun Güven Partisinin kurulmasiyle siyasî Parti gruplarının
kuvvetleri oranında hasıl olan değişikliğe uygun olarak teşkil edilmemesinin, Anayasa'nın 85 inci
maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olup bu suretle içtüzüğün 178, 179 ve 180 inci maddelerinin
öngördüğü (Karma Komisyonun) var sayılamıyacağı ve bu nedenle de düzenlediği raporun hukuk
bakımından geçerli olamıyacağı cihetle Genel Kurulun bu raporu kabul ederek yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararının Anayasa'nın 81 inci maddesine göre iptali
gerektiği belirtilmiştir.
Bu görüşe aşağıdaki sebeplerle katılmıyoruz.
l- Anayasa'nın 85 inci maddesi, meclislerin çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklerin
hükümlerine göre yürütüleceklerini ve içtüzük hükümlerinin siyasî parti gruplarının meclislerin
bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlıyacak şekilde düzenlenmesi gerekeceğini
öngörmüştür.
Anayasa'nın geçici 3 üncü maddesi de, meclislerin içtüzükleri yapılıncaya kadar Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan içtüzük hükümlerinin
uygulanacağını göstermiştir.
Yeni içtüzük yapılmamış olmasına göre bu içtüzük Millet Meclisince uygulanmaktadır.
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
7
Anılan içtüzüğün 22 nci maddesi uyarınca toplantı yılı başında görevleri ertesi toplantı yılı
başına kadar devam etmek üzere komisyonlara üye seçimi yapılmış ve böylece komisyonlar
zamanında kurulmuştur. Bu suretle kurulmuş olan Anayasa ve Adalet Komisyonundan mürkkep
Karma Komisyon da İçtüzüğün 178 ve müteakip maddeleri gereğince Milletvekili Çetin Altan'ın
yasama dokunulmazlığının kaldırılması isteğini inceliyerek bu konuda düzenlediği raporu Genel
Kurula sunmuş ve Genel Kurulca da tasvip edilmiştir.
Anayasa'nın geçici 3 üncü maddesi ile yürürlükte bulunan içtüzük hükümlerine göre toplantı
yılı başında komisyonların kuruluşlarında (Siyasî parti gruplarının kuvvetleri oranında katılmaları)
ilkesinin Millet Meclisince gözönünde tutulduğu görülmektedir. Bu itibarla asıl üzerinde durulan ve
tartışma konusu olan husus, siyasî partilerin kuvvetleri oranında arada, toplantı yılı içinde hasıl olan
değişikliklerin nazara alınıp alınmıyacağıdır.
Anayasa'nın 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, siyasî parti gruplarının kuvvetleri oranında
Meclis faaliyetlerine katılmalarını sağlıyacak hükümlerin yapılacak içtüzüklere konmasını
emrekmektedir. Tüzüklerin yapılması ve değiştirilmesi ise belli usullere tabidir. Bu bakımdan
usulünce değiştirilmedikçe İçtüzüğün 22 nci maddesindeki süreye riayet edilmesi başka bir deyimle
toplantı yılı başında seçilmiş olan komisyon üyelerinin görevlerinin ertesi toplantı yılı başına kadar
devam etmesi gerekir. Bu devamlılığın komisyon çalışmalarında istikrarın sağlanması bakımından
lüzumu inkâr olunamaz. İçtüzüğün 22 nci maddesindeki hüküm bu maksatla konmuştur. Meclis
içindeki siyasî parti grupları kuvvetleri sabit değildir. Her zaman değişik sebeplerle bu kadronun
daralıp genişlediği bir gerçektir. Bu sebeple arada hasıl olan kuvvet oranı değişikliklerinin
komisyonların kuruluşuna etkili olduğunu kabul etmenin, komisyon çalışmalarını aksatması
sonucunu doğuracağından şüphe edilmemelidir. Kaldı ki;
Anayasa'nın 85 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm, demokratik siyasî hayatın
vazgeçilmez unsurları olarak kabul edilen siyasî partilerin Meclisteki gruplarının Meclis
faaliyetlerinin bîr kısmına katılmalarının engellenmemesi için konmuştur. Ortada böyle bir durum
yoktur. Aksine bütün parti grupları (Oranın) gelecek toplantı yılı başında nazara alınması hususunda
birleşmişler ve bu cihet Meclis Genel Kurulunca da kabul edilmiştir.
Şu hallere göre Anayasa'nın 85 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bir davranışın söz
konusu olmaması icabeder.
2- İçtüzüğün 32 nci maddesi uyarınca komisyonlar belli yeter sayı ile toplanır. Üyelerin
siyasî parti gruplarının kuvvetleri oranına uygun olarak toplantıya katılmış olup olmadıklarına
bakılmaz.
Yeter sayı olunca Komisyonun görüşmeye başlıyabileceğine ve karar verebileceğine göre
Karma Komisyonun kuruluşunun "kuvvet oranına göre" yeniden düzenlenmemiş olması, verdiği
kararın geçerli olamıyacağı sonucunu doğurmaz. Kaldı ki; Anayasa'nın 79 uncu maddesi yasama
dokunulmazlığının kaldırılması isteği konusunda Meclisteki siyasî parti gruplarınca görüşme
yapılamıyacağını ve karar alınamıyacağını öngörmüştür. Böyle olunca (Siyasî parti grupları kuvvet
oranının) Karma Komisyon kararına etkisini kabul etmek güçtür.
Bu itibarla olayda Karma Komisyonun var sayılamıyacağı ve verdiği kararın geçerli
olamıyacağı yolundaki çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.
3- Yasama dokunulmazlığının kaldırılması isteği hakkında karar verme tasarrufu tamamen
Millet Meclisine aittir. Bu bir yargı tasarrufu değildir. Yasama faaliyetinin önemi dolayısiyle
Anayasa'ca öngörülen ve (Takibat iznini) Meclisin karara bağlanmasından ibaret usuli bir işlemdir.
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
8
Karma Komisyonun ve onun teşkil ettiği İhzarı Komisyonun soruşturma yetkisi yoktur.
Herhangi bir delil toplamıyacaklar. İçtüzük hükmünce adlî merciden gelen soruşturma evrakı ile
ilgili milletvekilinin beyanlarını inceleyerek düzenledikleri raporda varılan sonucu belirteceklerdir.
Bu yönü ile İhzari ve Karma Komisyon işlemleri Genel Kurul çalışmasına bir hazırlıktan öteye
geçemez. Karma Komisyon raporunun belirtilen hukukî niteliği karşısında : Bu Komisyonun
kuruluşuna ilişkin itirazın yerinde olduğunun kabulü halinde dahi bunun Millet Meclisi Genel
Kurulunun kararına etkisi olacağını izah güçtür.
Öteki komisyonlarda kanun tasarı ve tekliflerinin belli süre içerisinde incelenip
sonuçlandırılmaması halinde doğrudan doğruya gündeme alınarak Genel Kurulca görüşme
yapılabildiği halde, yasama dokunulmazlığı için böyle bir tutuma yer verilmemiş olması, Karma
Komisyonun sübjektif kararlar veren bir topluluk olup Genel Kurulun görüşmelerini Karma
Komisyon raporu üzerine yapması gibi hususlar, kararda belirtildiğinin aksine sonuca etkili olan
hukukî dayanaklar değildir. Çünkü Genel Kurul Karma Komisyon raporunda varılan sonucu kabul
etmeyerek hilâfına da karar verebilir.
Bu nedenlerle, Millet Meclisince 21/7/1967 gün ve 144 üncü Birleşimde verilen 242 sayılı
kararın Anayasa ve içtüzüğe aykırı bir yönü bulunmadığından iptaline muhalifiz.
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Halit Zarbun
Üye
Hakkı Ketenoğlu
EK MUHALEFET ŞERHİ
1967/22 esas ve aynı karar sayılı Mahkememiz kararına karşı üç arkadaşımla vaki muhalefet
şerhine ektir.
Görüşüp birleştiğimiz gibi çoğunluk kararına aykırı bulur an sayın İhsan Keçecioğlu,
Celâlettin Kuralmen ve Halit Zarbun'la beraber imzaladığım muhalefet şerhindeki gerekçelerden
ayrıca aşağıdaki sebebe de yer verilmesi gerektiği inancındayım.
Çoğunluk, Anayasa'nın 85 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki (... içtüzük hükümleri, siyasî
parti gruplarını, meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarım sağlayacak yolda
düzenlenir...) hükmünün buyurucu olduğunu ve Anayasa'nın geçici 3 üncü maddesiyle yürürlükte
bırakılan 1957 den önce geçerli bulunan içtüzüğün Anayasa ile bağdaşmayan hükümlerinin;
yürürlükte sayılmaması gerektiğini ve uygulamanın da bu yolda olduğunu kararlarına esas kabul
etmişlerdir.
85/2 nci maddenin buyurucu olduğu bir gerçektir. Yalnız bu buyuruculuk ne ölçüde
olacaktır, çözümlenmesi gereken bir nokta budur. Şurası açıktır ki Anayasa'nın 85 inci maddesinin
ikinci fıkrası düzenleyici değil istikamet verici bir hükümdür. Madde hükmüne göre bu istikamet
(Doğrultu) içtüzükler yapılırken gözde tutulacak ve içtüzükler bu doğrultuya uygun olarak
düzenlenecektir. Bu Anayasa istikameti ise, imkânla ve 85 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen
(Türkiye Büyük Millet Meclisi ve meclisleri, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
9
hükümlerine göre yürütürler.) esasları ile sınırlıdır. İçtüzüklerin meclislerin çalışmalarını yürütme
amacı ile düzenleyeceği kuralı ortadadır. Binaenaleyh ikinci fıkradaki istikamet tayin edici hüküm,
birinci fıkraya hâkim olan meclislerin çalışmalarım yürütme amacını gerçekleştirecek ölçü ve
derecede olacaktır ve bu zorunludur. Meclis çalışmalarım güçleştirecek olan kuralların İçtüzüğe
konması Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve meclislerin düzenli ve süratli çalışmalarının
yürütülmesi amacına aykırı olacaktır, içtüzük ise bu amacı sağlamak içindir, güçleştirmek için değil.
Değişik sebeplerle sık sık siyasî parti gruplarının kuvvetleri oranında tahavvül olduğu, görülen
olaylardandır. Bu ölçüde komisyon üyelerinin değişmesi ve sık sık seçimlere gidilmesi meclisleri
fazlası ile meşgul edecek ve çalışmalarını aksatacaktır. Bunun içindir ki Anayasa'nın geçici 3 üncü
maddesi ile yürürlüğü kabul edilen İçtüzüğün 22 nci maddesi, komisyonların bir içtima yılı için
seçilmelerini öngörmüştür.
Denebilir ki İçtüzüğün bu hükmünün kabulü tarihinde 1961 Anayasa'sı bulunmadığı gibi
85/2 nci maddesine benzer bir hüküm de Anayasa kuralları arasında yer almamakta idi. Onun için
eski İçtüzükte komisyonlara bir çalışma yılı sürekliliği kabul edilmiştir. Anayasa'dan sonra ve
üyelerinin bir kısmı Anayasa'nın hazırlanmasında Temsilciler Meclisi Üyesi olarak bulunmuş olan
senatörler tarafından kabul edilmiş, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğüne de aynı ihtiyaç hâkim olmuş
ve 17 nci maddesinde komisyonların hizmet süresi iki yıl olarak kabul edilmiştir. Sebep ve âmiller
bir olunca 1961 Anayasa'sından önce ve sonra çıkarılmış iki içtüzükte birbirine benzeyen ve
Anayasa'nın 85 inci maddesine aykırı olduğu öne sürülen hükümler yer alabilmiştir. Cumhuriyet
Senatosu İçtüzüğünün 18 inci maddesinde Anayasa'nın 85 inci maddesinin ikinci fıkrasına uygun
olarak komisyonların kurulacağı yazılmış iken iki yıl içerisinde bu kuruluş şartlarının muhafaza
edileceği hususunda başkaca bir hüküm bulunmamıştır. Buna karşılık Başkanlık Divanındaki siyasî
parti kuvvetleri oranına kuruluşta riayet edileceğini bildiren hüküm yanında 5 inci maddesiyle bu
oranların korunması gereği de düzenlenmiştir.
Kaldı ki 85 inci maddesinin ikinci fıkrası ile parti gruplarının kuvvetleri oranında meclis
çalışmalarına katılmaları prensibini koyan Anayasa dahi aynı sebep ve zaruretlerle olacak ki bazı
hükümleri ile bu esasın dışına çıkmıştır.
Hiç şüphe yoktur ki yasama tasarrufunda en önemli görev meclisler genel kurullarınındır.
Bu kurulların çalışmak üzere toplantıları nisabım gösteren 86 ncı maddesi, bir evvelki maddenin
içtüzükler için koyduğu istikametin, parti gruplarını kuvvetleri oranında meclis çalışmalarına
katılması gereğinin dışına çıkmış ve meclisleri nüye tam sayılarının salt çoğunluğu ile toplanacağını
tesbit etmiştir. Dememiştir ki Genel Kurul toplantılarına siyasî parti grupları kuvvetleri oranında
katılırlar ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanılır.
Aynı maddede tesbit edilen karar nisabı da böyledir. O da partilerin meclislerin çalışmaları
hasılasını tesbit eden kararlara siyasî partilerin kuvvetleri oranında katılmaları mecburiyetini
yüklememiştir. Bu madde ile Anayasa, 85 inci maddenin ikinci fıkrasındaki içtüzük tanzimine ve
meclis çalışmalarına hâkim olacak esastan ayrılmıştır. Buna zaruret vardır. Çünkü Meclis, Genel
kurullarının toplantılarını parti kuvvetleri oranına bağlamak yasama organını işlemez ve meclisleri
de toplanamaz ve karar veremez hale getirmek olurdu.
Komisyonların toplantı ve karar nisaplarına Anayasa'da hiç yer verilmemiş ve içtüzüklere
bırakılmıştır. Senato içtüzüğü de toplanma ve karar nisabını Anayasa'nın 86 ncı maddesinde olduğu
gibi 85 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü ile mukayyet olmaksızın tanzim etmiş ve kuvvetler
oranında katılmayı şart saymamıştır.
Anayasa'nın 94 üncü maddesi de konumuza ışık tutacak hükümler taşımaktadır. Bu
maddenin ikinci fıkrasında Bütçe Karma Komisyonunun kuruluşu düzenlenmektedir. (... Bu
Esas Sayısı:1967/22
Karar Sayısı:1967/22
10
komisyonun kuruluşunda iktidar grubuna veya gruplarına en az 50 üye verilmek şartiyle siyasî parti
gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsili gözönünde tutulur.) denmekle kuvvetleri
oranının yalnız kuruluşta aranacağı esası belirtilmiştir.
Bu karma komisyonun özelliği, üyelerden 30 unun iktidar partisinden olması şarttır. Bu
komisyon kurulduktan sonra iktidarın değişmesi sebebiyle durumu Anayasa yönünden aydınlatmak
istiyen Meclis Başkanlığı Anayasa profesörlerinin görüşlerine başvurmuş ve profesörlerden çoğu
(30 kişilik iktidar kontenjanının bu deyişim ile sağlanması gerektiğini) ni bildirmiş ve bunun
yanında (Siyasi parti gruplarında değişiklik vukua geldikçe komisyonlar bir toplantı devresi için
vazifelendirilmiştir.) diyen mütalâalar da verilmiştir. Bütçe komisyonunda her halde iktidar
kontenjanı bulunmalıdır diyenler dahi (Bütçe karma komisyonları diğer komisyonlardan farklıdır.)
demek suretiyle Bütçe Komisyonlarından başka Meclis Komisyonlarının toplantı devresi için
değişmemesi gerektiği görüşüne katılmışlardır.
Anayasa'mızın hazırlanmasında esas olan çalışmalara göz attığımız zaman İstanbul
Komisyonunun ön tasarısının 80 ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Tasarı'sının 50 nci maddelerinde
konuya değinilmiş olduğunu görürüz. Bu maddelerde komisyonların, komisyon başkanlıklarının
nisbi temsil esasına göre kurulmalarını sağlayacak esasların, içtüzüklerdeki yer alması prensibine
yer verdiği görülmüştür. Bu tasarılarda da nisbi temsil esasının sadece kuruluşlarda
gerçekleştirilmesi gereği üzerinde durulmuştur.
Bunlar göstermektedir ki 85 inci maddenin ikinci fıkrası istikamet gösterici ve meclislerin
çalışmalarını yürütmek için düzenlenen İçtüzüklerin tanziminde bu amacı sağladığı ölçüde riayeti
zorunlu olan bir hükümdür. Çalışmaları yürütme gayesi ile bağdaşmayan hallerde 85 inci maddenin
ikinci fıkrası istikametine riayet zorunlu değildir. Meclis çalışmalarında istikrar ve kolaylık
sağlayan 1957 den önce yürürlükte bulunan İçtüzüğün 22 nci maddesi de bu sebeplerle Anayasa'nın
85/2 nci maddesine aykırı değildir. Aksi görüşe dayanan çoğunluk kararına bu sebeple de
muhalifim.
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Full & Egal Universal Law Academy